Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
Göklerdeki Babamız,
Adın kutsal kılınsın.
Egemenliğin gelsin.
Gökte olduğu gibi, yeryüzünde de senin istediğin olsun.
Bugün bize günlük ekmeğimizi ver.
Göklerdeki Babamız, adın kutsal kılınsın.
Devam edin!
Dua etmeye devam edin!
Göklerdeki Babamız...
Kurtarabildiğim tek şey bu.
Verin o kadehi bana!
Kadehi bana ver! Seni cezalandıracağımı söylemiştim!
Dua etmek mi istiyorsunuz?
Hâlâ dua etmek istiyor musunuz?
Herkes sessiz olsun!
Hareket eden olursa vurulur!
SANDOKAN KORSAN PRENS
Sızıntı çok mu kötü?
Su seviyesinin üstünde ama ambar su alıyor.
Bir zincir oluşturup ambarı boşaltın.
Madenlere varmamıza kaç gün var?
Dört, belki üç.
Vardığımızda ne olacak?
Gece olmasını bekleyeceğiz,
alabileceğimiz kadar antimon alıp oradan ayrılacağız.
Tek umursadığın bu mu?
Merak etme çocuk. Anlaşmamızı unutmadım.
Kardeşini kurtaracağız. Söz veriyorum.
Diğerleri ne olacak?
Hangi diğerleri?
Dostumuz, madenlerdeki tüm köleleri kurtarmamızı bekliyor.
Cesursun küçük hanım.
Bakalım nasıl savaşıyorsun.
Teşekkürler Sarkar, artık gidebilirsin.
Anlaşmamız kardeşini kurtarmamdı, herkesi değil.
Ama Lamai böyle isterdi.
Kaptan!
Ne oldu?
Yanez'in ateşi sandığımızdan daha kötü.
Çözün onu.
REHİNE
Onu iyileştir. Nasıl yapılacağını bildiğini biliyorum.
Seni ölüme terk etmeliydim!
Onun yerine harika bir iş yaptın.
Şimdi de aynısını yapacaksın.
Tabii babanı tekrar görmek istiyorsan.
Yara enfekte olmuş ama bir çaresi var.
- Bir bitkinin küfü. - Bu küfü nereden buluruz?
Burada, bu ormanlarda. Yerliler kullanıyor.
Brooke'un bize yetişmesi için zaman kazanmaya çalışmadığını nereden bileceğim?
Doğru söylüyor.
Kabilemdeki şaman ben çocukken benim üzerimde kullanmıştı.
Ya bana güvenirsin
ya da arkadaşın ölür.
Seçim senin.
Artık gidebilirsin.
Sakın kötü bir şaka yapma kardeşim.
Hayal kırıklığına uğradım Kaptan.
Kızım, korsanlar tarafından kaçırıldı.
Kendi konsolosluğumdan, kendi evimden!
Yemin ederim, onları yakalayacağım ve Marianne'i kendi ellerimle getireceğim.
O zaman neden hâlâ buradasın?
Kaçmadan önce dümeni sabote etmişler.
İki saat içinde yelken açmaya hazır olacağım.
O adam,
hepimizi aptal yerine koydu!
Bunu tek başına yapmış olamaz. Biri ona yardım etmiş olmalı.
Sani.
Marianne'in hizmetkârı, o da hâlâ bulunamadı.
Parti sırasında onu burada korsanla birlikte gördüm ve...
Bu sabah, haritalardan biri kaybolmuştu.
Hangi harita?
Borneo haritası.
Her şeyi gösteren. Ticaret yolları, baharat ve tütün tarlaları...
Borneo'nun kuzeybatısındaki eski altın madenlerini gösteren harita mı?
Ve Sarawak'taki antimon madenlerini.
Rahatsız ettiğim için özür dilerim.
Majesteleri, tam da Kaptan Brooke'a teklifinizden bahsetmek üzereydim.
Ne teklifi?
Sultan, kızımı aramanıza yardım etmek için en iyi keşif askerlerini görevlendirecek.
Haji ve Timul, Borneo'yu avuçlarının içi gibi bilirler.
Her santimetresini. Güvenilir ve bilgilidirler.
Hizmetinizdeyiz.
Sana kızgın değilim Sani.
Kardeşin...
Bütün bunları onun için mi yapıyorsun?
Madenlere vardığımızda kaçmama yardım et.
Babama hayatımı kurtardığını söylerim,
o da kardeşini serbest bırakarak seni ödüllendirir.
Bunu bana borçlusun.
Sana her zaman ailemden biri gibi davrandım, tıpkı...
Kız kardeş gibi mi?
Ben İngilizlere satılmış kölelerin kızıyım.
Ve siz benim hanımımsınız.
Daha fazlası değil.
Kendi başınıza bitirebilirsiniz,
hanımım.
- Onu geri götürmeliyiz. - Burada kalamaz.
- Endişe etmeyin. - Burada işi yok.
Onu bırakalım.
Ne oldu kardeşim? Buradayım.
Eğer bunu atlatamazsam...
Saçma sapan konuşma.
Sen her zaman atlatırsın.
Yemin et...
Onları terk etmeyeceksin.
Onlar senin ailen.
Onlar bizim ailemiz.
İyileşeceksin.
- Bizi asmak istedi. - Bu çok saçma.
Yeter! Kaptan geldi.
Gitmesi gerekiyor.
Ne oluyor?
Kaptan, şeyle alakalı...
- İngiliz kız. - Bu hoşumuza gitmiyor Sandokan.
Bizi asacak bir adamın kızını neden tutalım ki?
Onu gemide tutmak bizi hedef haline getiriyor.
- Evet, hedef! - Haklı mıyım?
O genç kadın
bizim kalkanımız.
Eğer Royalist bizi yakalarsa
Brooke ateş etmeden önce iki kez düşünecektir.
Dinle, İngilizler nereye gittiğimizi bilmiyorlar.
Bence onu okyanusa atıp bu işi bitirelim.
Belki öncesinde onunla biraz eğlenebiliriz.
Çok az kuralımız var
ve onlar da çok açık.
Kadınlar kutsaldır!
Konsolosun kızı benim korumam altında!
Sakın ona dokunmaya kalkmayın.
Bu hepiniz için geçerli! Anlaşıldı mı?
Gemi denize açılmaya hazır.
Gitmek istediğine emin misin?
Bu kadın için bu kadar riske girmeye değer mi?
Evet.
Ona âşık oldun.
Yaptığım her şeyi
bizim için yapıyorum.
Bundan böyle
denizlerde dolaşmak zorunda kalmaman için.
Yani seninle gelmemi istemiyorsun?
Hayır.
Bu kez değil.
Burası yuvamız olacak.
Emirlerinizi bekliyorum Kaptan.
Korsanların kaçtığı gece nöbet tutan muhafız
- hangi yöne gittiklerini görmüş mü? - Görünüşe göre güneybatıya.
Daha fazla zaman kaybetmeyelim. Güneybatı!
Dümen sancak tarafına!
Yelkenler fora!
Hadi, çabuk olun!
Haji ve Timul, Royalist'e bindi.
Çok iyi.
Sen burada kal. Brooke'u araştır.
Majesteleri...
Eğer Brooke, Konsolos ve Kraliyet'le ilişkilerinizi tehdit ediyorsa...
Evet?
...neden ona kızı bulmasında yardım etmemiz gerektiğini anlamıyorum.
Haji ve Timul'u ona yardım etmek için gönderdiğimi kim söyledi?
Brooke o kızı eve getiremezse
Konsolos onu asla affetmez.
Burası iyi bir yer.
Affedersiniz.
Benim...
Şey yapmam...
Şey yapmam gerek...
Şey işte...
Teşekkür ederim.
Şu garip böcek...
Halkınız ona ne diyor?
Neden önemsiyorsun?
Hakkında yazılabilecek her şey ilgimi çeker.
Ne oldu?
Korsan bir yazar. İlk kez duydum.
O küfü kazımaya odaklan.
- Eline ne oldu? - Hiçbir şey. Lanet dikenler yüzünden.
Kutsal, Kutsal
Her Şeye Egemen Tanrı
Gök...
...ve yer...
...senin şan...
...ve şerefinle dolu.
Rab'bin adıyla...
...gelen...
...mübarek...
...olsun.
En yüce...
...kurtar beni.
Kurtar beni.
Her şey yolunda mı?
Bir şeyler ye. Sana iyi gelir.
Hayır, teşekkürler Kaptan.
Beni gerçekten sevmiyorsun, değil mi?
Sizden de hiçbir şey kaçmıyor.
Aynı tarafta olduğumuzu hatırlatabilir miyim?
İşte bu konuda yanılıyorsunuz.
Ben Krallığa hizmet eden bir askerim.
Sen ise tutkularına hizmet eden paralı bir askersin.
Seninle avladığın korsanlar arasında pek bir fark görmüyorum.
- Marianne öyle düşünmüyor ama. - Şey...
Ondan gerçekten ne istediğini anlayamayacak kadar genç çünkü.
İşte bu konuda yanılıyorsunuz Çavuş.
Göreceğiz.
Şu hâline bak!
Bir melek kadar güzelsin!
Aferin prenses!
Komik olan ne?
Bu, hanımefendilere uygun bir iş değil.
Ne yapıyorsun? Çek ellerini üstümden!
Şuna bak!
Belki de Kaptan kurallara uymaktan sıkılmıştır!
Önden buyurun Kaptan!
Bana dokunma, anladın mı?
Aklından bile geçirme!
Bunları giy.
Ne yapacaksın bana?
Saçın... Sana sürekli sorun çıkaracak.
Daha mı iyi?
Daha iyi.
Şimdi üzerini değiştirip işine dön.
Diğerleriyle mi?
Çık.
Batang Nehri'nin ağzını beklenenden daha hızlı geçtik.
Hesaplamalarıma göre korsanların gemisini antimon madenlerine ulaşmadan önce
Rajang Nehri deltasında yakalayacağız.
Kusura bakmayın Kaptan
ama korsanların gerçek hedefinin madenler olduğunu sanmıyorum.
Çavuş,
Konsolos'un haritasında tütün tarlaları ve altın madenleri de işaretlenmiş miydi?
Oraların hepsi Labuan'ın kuzeydoğusunda, beyler.
Korsan gemisi son görüldüğünde güneybatıya doğru gidiyormuş.
Bu adamlar korsan! Antimonun değil, sadece altının değerini bilirler.
Liderleri sıradan bir korsan değil.
Onu bir kez hafife aldık ve şu an bedelini ödüyoruz!
Hemen geri dönmeliyiz.
Yanılıyorsun! Daha da değerli zaman kaybedeceğiz!
- Konsolosun kızını tehlikeye attın! - Yeter!
Kaptan Brooke, Royalist'in komutası sizde.
- Teorinizin arkasında mısınız? - Hiç şüphem yok.
Pekâlâ o hâlde, karar verildi. Güneybatıya doğru devam ediyoruz.
Rajang deltasına kadar onları yakalayamazsak
yönümüzü değiştiririz.
Anlaştık mı?
Beyler...
- Beni yalnız bırakın. - Emredersiniz.
Kendinize dikkat etmelisiniz.
Elleriniz çok narin, hanımım.
Yeter.
Yoksa ne olur?
Bakın kim geri dönmüş!
Diğerlerine de söyle,
Yanez geri döndü!
Beni gerçekten korkuttun kardeşim.
Nasılsın?
Bu, hapishanede bana yumruk attığın içindi.
Bu gerekli miydi?
Bu da hayatımı kurtardığın için kardeşim.
Teşekkür etmen gereken kişi ben değilim.
Görünüşe göre hayatımı size borçluyum hanımım.
Rehinen olduğum sürece minnettarlığının hiçbir anlamı yok.
Sonsuza kadar olmayacaksınız.
Biz korsanız.
Fidyeci değiliz.
Bir gün için çok fazla heyecan yaşadın koca adam.
Biraz daha dinlenmen lazım.
Harika bir gün geçir.
Sana aç olmadığımı söyledim.
Oh... Biliyorum.
Marianne için endişelisin.
Sen değil misin?
Saçmalama.
O benim kızım gibi, bunu biliyorsun.
Ama
onun doğasını inkâr edemeyiz.
Ne demek istiyorsun?
İsmail'le nasıl dans ettiğini,
onunla ne kadar rahat olduğunu
partideki herkes gördü.
Ama onun kim olduğunu bilmiyordu.
İsteyerek kaçmadığından nasıl emin olabiliriz?
Ne yazık ki canım,
o bize çekmemiş.
Ya annesi gibi
bir deliyse?
Sakın bir daha bunu söyleme!
Çık dışarı!
Göreceksin, hoşuna gidecek.
Diz çök. Diz çök dedim!
Yeterince açık ifade edemedim mi?
Bırak onu.
Yusuf emirlerime uymadı!
Gecenin bir yarısı paçayı kurtarabileceğini düşündü.
Bir korkak gibi.
Bugün şanslı günün!
Bana korkak mı diyorsun?
Elinden gelenin en iyisi bu mu?
Bu gece ölmeyeceksin.
Kuralları biliyorsun.
Cana can.
Neye bakıyorsunuz?
Çekilin yolumdan...
Çekilin yolumdan!
İçeri dönün!
Hepiniz canavarsınız!
Benim! Kapıyı açın.
Kusura bakma.
Uyuyordum.
Rajang deltasına ulaştık.
Korsanların gemisinden iz yok.
Seni geri dönmeye zorlayamam ama hanımıma bir şey olursa
sorumlusu siz olursunuz.
Şahsen.
Gemiyi döndür, kuzeydoğuya gidiyoruz.
Kuzeydoğuya gidiyoruz.
Emri iptal edin!
Emri iptal edin!
madenler
Madenler!
İşte oradalar! İskele tarafında!
Gel de babanın ilerlemesini gör!
Gerçek canavar kimmiş?
Bilmiyordum.
İngilizleri yargılıyorsun ama onlardan farklı değilsin.
Onlar antimon satın alıyor, sense çalıyorsun!
Hepiniz benim halkımın sırtından zengin oluyorsunuz!
Ne yapmak istiyorsun kardeşim?
Neden burada olduğumuzu unutma.
Onlar, onun halkı.
Biz, kendi halkımızı düşünmeliyiz.
Merak etme.
Ne yapmam gerektiğini biliyorum.
Onlara görünmeden gemiyi bir koyda saklayalım!
Girebilir miyim?
Sanırım sana bir özür borçluyum.
Marianne için endişeleniyordun.
Haklıydın.
Ona bir şey olursa...
Onu bulacağız Çavuş.
Ve Labuan'a geri götüreceğiz.
Güvende
ve sağ salim.
On yıl olmuştur...
Marianne daha çocuktu.
Halasıyla iskambil oynuyorduk.
Gerçek bir İngiliz hanımefendisinin Whist kurallarını
bilmesi gerektiğini ısrarla savunuyordu.
Marianne denemeye devam etti ama
sürekli kaybediyordu.
Halası ona şöyle dedi:
"Gerçekten çok şanssızsın.
Tıpkı zavallı annen gibi."
Sonra elini tuttu ve şöyle dedi:
"Annenin kader çizgisi de kısaydı.
Tıpkı yaşam çizgisi gibi."
Zalimce...
Marianne sakin kaldı.
Avcuna baktı
ve odasına çekildi.
Ama ertesi sabah
ortadan kaybolmuştu.
Bütün gün onu aradık. Yanımda bir müfreze vardı.
Konsolos adeta kahrolmuştu.
Karısı öldüğünden beri onu bu kadar üzgün görmemiştim.
Gece çöktüğünde umudumuzu kaybetmeye başlamıştık.
Bir hayvanın onu...
Sonra birden
karanlığın içinden çıktı.
Kanlı eli dışında iyiydi.
Yaralanmış mıydı?
Yarasına pansuman yaparken ne olduğunu anladım.
Bir kaza değildi.
Elinde, avcu boyunca uzanan
düz bir kesik vardı.
Hayat çizgisini uzatmış.
Marianne böyledir.
Onu mutlu edebilirim, Çavuş.
Mükemmel bir konyak Kaptan.
Labuan'da bize verilenlerden daha iyi.
İyi geceler.
Yaralanmışsınız.
Önemli değil.
Asıl önemlisi,
sen nasıl hissediyorsun?
Daha iyiyim.
Sayenizde hanımım.
Seni iyileştirirken
uykunda konuştun.
Uygunsuz bir şey mi söyledim?
Dua ettin.
Latince.
Tanrı'ya inanıyor musun?
Sadece uyurken.
Annem de Katolikti.
Meryem Ana'ya çok bağlıydı.
Öyle miydi?
Ben çocukken öldü.
Sandokan seni dinliyor.
Sana güveniyor.
Lütfen beni bırakmasını iste.
Artık bana ihtiyacınız yok.
Hanımım...
Lütfen...
Afan?
Murut halkından bir Dayak erkeği arıyorum.
Murut halkından bir Dayak erkeği arıyorum.
Hayır.
Orada.
Orada.
Afan...
Afan...
Afan.
Benim.
Beni tanımadın mı?
Sani...
Gemi bizim.
Sarkar, Yusuf, Girobatol... Yelken açmaya hazır edin.
- Diğerleri, benimle gelsin. - Ne yapmanın peşindesin?
Köleleri serbest bırakmanın.
Köleleri serbest bırakmak mı? Ne zamandan beri hayırsever olduk?
Antimonları alıp buradan defolup gidelim derim.
Yusuf haklı.
Değerli zamanımızı boşa harcamış oluruz.
Benim dediğimi yapacağız.
Sandokan, Sultan'ın adamları bizim için bile çok kalabalık.
Köleleri serbest bırakırsak bizimle birlikte savaşırlar.
Yanez bunu kabul etmez.
Yanez burada değil.
Anneciğim!
Royalist!
Sandokan!
Brooke...
Buradan gitmeliyiz.
Tanrı aşkına! Antimon ne olacak?
Yakında buraya varırlar. Bu geminin yükü çok ağır.
Açık denize ulaşamadan bizi yakalarlar.
Bu gemiyi dikkat dağıtmak için kullanacağız.
Royalist, antimonu kurtarmak için peşine düşecektir.
Bu da bize kaçmak için zaman kazandıracak.
Dümenine kim geçecek?
Bu bir intihar görevi.
Cana karşı can.
Girobatol...
Diğerlerini gemimize geri götürün. Sarkar, Sambigliong, benimle gelin.
Gidip Sani'yi alalım.
Gitmeliyiz! Brooke geliyor.
Onları almadan gitmeyeceğim.
Kalırsan ölürüz ve onları kimse kurtaramaz.
En azından kardeşimi...
Hayır, Sani.
Ya hepimiz ya hiçbirimiz.
Ben kaçarsam diğerleri benim yüzümden bedel öder.
Git.
Benim için endişelenme.
Geri döneceğini biliyorum.
Sana güveniyorum. Seni bekleyeceğim.
Seni bekleyeceğiz.
Hayır, Afan, hayır...
Hayır...
Afan... Hayır!
Afan...
Afan...
- Çok geç kaldık! - Hâlâ onlara yetişebiliriz.
Adamlarına, gemi hızlanmadan peşine düşmelerini emret.
Güvertede sadece bir kişi var.
Diğerleri nerede? Korsanların gemisi nerede?
Ne olmuş yani? Antimonu çalıyorlar! Onları durdurmalısın.
Onlar aptal değil...
Bu kadar ağır bir yükle bizden kaçamayacaklarını biliyorlar.
Geldiğimizi görmüş olmalılar.
Sence Marianne o gemide değil mi?
Korsanların gemisini bulmalıyız. Gemiyi bulursak, Marianne'i de buluruz.
- Her yerde olabilir. - Yakınlarda.
Bu koylardan birinde.
Sultan, bir parti yükünün kaybolmasını kabul etmez!
Marianne, senin lanet yüklerinden daha önemli!
O kargo gemisini takip et. Açık denize ulaşmadan durdur onu.
- Emredersiniz Kaptan. - Brooke...
Ne yapmak istiyorsun?
Filikayı indirin.
- Filikayı indirin! - Hadi! Acele edin!
İşe yarıyor...
Orada dur!
Sakın kıpırdama.
Sandokan...
Değil mi?
- Kaptan! - Marianne nerede?
Silahlarınızı indirin beyler!
Yoksa Konsolos'un kızı ölür.
Brooke...
Silahlarınızı indirin!
Brooke!
Brooke!
Brooke!
Aferin.
Kız arkadaşının hayatını kurtardın.
Ama düğün biraz daha bekleyecek.
Singapur'da görüşürüz,
James.
Muhteşem bir gece geçir.
James...
Altın yok, o lanetli taşlardan biri yok...
Hiçbir şey yok! Bundan bıktım.
Çok fazla risk aldık. Hepsi boşuna!
Ve şimdi,
Singapur'a eli boş olarak geri dönüyoruz.
Eli boş dönmüyoruz.
Elimizde o var!
Fidye mi isteyeceksin?
Konsolos, kızının ağırlığı kadar altın ödeyecek.
Ondan, antimondan kazanacağımızdan
çok daha fazlasını kazanacağız.
- Çok riskli. - Onu geri götürmeliyiz.
Bu kez
gösteriyi biz yöneteceğiz.
Bildiğimiz ve kontrol ettiğimiz bölgede.
Ben sizinleyim Kaptan.
- Ben de. - Ben de.
Ben de.
- Singapur! - Singapur'a!
- Singapur'a! - Singapur'a!
İşe dönelim!
- Bu ne cüret? - Mutlu musunuz hanımım?
Yakında evde olacaksınız.
Beni soğukkanlılıkla vurmak üzereydin ve arkadaşın da buna izin verecekti.
Ama buradasınız ve sızlanıyorsunuz.
Bunu yapabilmeniz için hayatta olmanız gerekir.
Sözde bir zamanlar Tanrı'nın hizmetkârıydın.
Artık kimsenin hizmetkârı değilim.
Terfi ettim.
- O adam sana ne yaptı? - Sandokan mı? Bana mı?
Sandokan'a bildiği her şeyi ben öğrettim.
O zaman seni yanlış anlamışım. Asla inançlı biri olamazmışsın.
Tanrı'ya yakardığımda inancımı kaybettim.
Yakarışıma cevap vermedi. İşte o zaman anladım.
Şimdi dua etmek ister misin? Başka kımıldayan olursa vurulur!
Herkes sessiz olsun!
Şimdi dua etmek ister misiniz?
Tanrı bizi terk etti.
Gidelim.
Gidelim!
Eğer bir Tanrı varsa dikkati birazcık dağınık.
Leydi Guillonk...
Kullanılan karakterler ve sembolizmalar hayal ürünüdür.
Hiçbir yerel halkın kabile teamüllerini temsil etmek
ya da benzetmek gibi bir amaç söz konusu değildir.
Bu tür sembolizmaların ve ait oldukları toplumların
kültürel, ruhani ve tarihi önemini biliyor ve saygı duyuyoruz.
Bu bölüm; profesyonellerin gözetiminde,
güvenlik önlemleri altında çekilmiş olan
potansiyel olarak tehlikeli sahneler içermektedir.
İzlediğiniz eylemleri taklit etmeye veya yeniden canlandırmaya çalışmayın.
Bu dizi kurgusal bir eserdir.
Anlatılan olaylar ve karakterler tamamen yazarların hayal gücünün ürünüdür.
Yaşayan veya ölmüş gerçek kişilerle
veya gerçek olaylarla herhangi bir benzerlik tamamen tesadüfidir.
Bu bölümün çekimleri sırasında hiçbir hayvana zarar verilmemiştir.
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.