All language subtitles for karadedeler_olayi_-_2011_turk_sinemasi_korku_filmi_-_ok.ru

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic Download
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian Download
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish Download
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

Açın kapıyı! Açın!

Açın kapıyı!

Komutanım!

Ne oldu oğlum?

Bu ne lan?

Oğlum her yer kan içinde.

Ne olmuş burada?

Ah yavrum ya.

Yazı ne ya?

Tövbe estağfurullah.

Asker. Emredin komutanım. Bana çabuk oradan Arapça bilen birini bulun. Köylü,

asker, kim varsa çabuk.

Muhtarı da çağırın o da gelsin. Çabuk. Emredersiniz komutanım.

Bu kamera senin mi?

Siz 2006 yılında babanızı kaydettiniz.

Vefat etti.

Peki nasıl vefat etti?

İntihar etti babam.

Boşuna kusura olsun tekrar.

Sağ olun.

İntihar ettiğinde siz evde miydiniz?

Hayır değilim. Ben evliyim.

Eşimle oturuyorum ama zaten babamla annem boşanmışlardı. Yani uzun zamandır

babamdan ayrı oturuyorum zaten.

Boşanmışlardı. Neden ayrıldıklarını anımsayabiliyor musunuz? Babamın

sorunları yüzünden ayrılmak zorunda kaldılar.

Psikolojik sorunlar derken neyi kastediyorsunuz?

Babam köyden döndükten sonra kendisinde bazı rahatsızlıklar

başladı.

Yani sürekli bir takım yaratıklar, cinler gördüğünü, onu götürmek

söylüyordu.

Yani kendi kendine konuşuyordu, bağırıyordu.

Hatta bir ara tedavi görmesi için uğraştık babamı. İki ay kadar ruh ve

hastalıkları hastanesine götürdük. Fakat herhangi bir düzelme olmadı.

Asım 'la 80 'lerin sonunda Manisa'da 4 yıl kadar birlikte çalıştık.

Hatırladığım Asım 'ın bir külüstür mavi kamyoneti olduğu, o yıllarda hafta

sonları askerlikten bunaldığımızda, kalkıp balığa kuşa ava çıktığımızda, çok

güzel günlerdi.

Aradan bir iki sene geçtikten sonra yollarımız ayrıldı.

Ve bana Asım 'ın mağluden emekli olduğunu söylediler. Ya olacak işte.

aradan uzun yıllar geçti, Asım intihar etti dediler.

Hayretler içinde kaldım. Asım gibi sıcak, sevecen, yüreği insan sevgisiyle

amirine, memuruna, personeline çok iyi davranan, hayata tutkuyla bağlı bir

arkadaşımız nasıl intihar edebilir?

İnsanın kendi hayatına son vermesi için çok önemli nedenler olması lazım. Ve bu

nedenlerden hiçbirisinin Asım'da olmadığına inanıyorum.

Bence Asım intihar edecek bir adam değildi.

Buna kesinlikle inanmıyorum.

O zaman biraz da bu belgelerden bahsedelim isterseniz.

Bu kasetlerden, bu fotoğraflardan.

İsterseniz buradan da birkaç tane fotoğraf bakın siz kendiniz. Bu gazete

kutuları. Siz bunları babanızın vefatında, babasınızın özel kasasını

ulaştınız. Size biraz o günleri anlatabilir misiniz?

Yani babamın...

Defnedilmesinden sonra

evde

bir kasası olduğunu gördük. Daha önce böyle bir şeyden haberim yoktu benim.

Kasayı açtırdık.

İçinde bir takım zarflar.

İşte bir takım fotoğraflar ve üç tane işte üstünde kara dedeler olayı yazan o

zamana kadar benim de hiç haberimin olmadığı bir olay.

Kasetleri bulduk.

Peki biraz isterseniz kasetlerden bize bahsedin. Neler vardı mesela o

içinde?

Ne iş yapıyorsun sen?

Gazeteciyim. Nerede gazetecisin?

Köyünü biliyorsun değil mi Hakkı?

Biliyorum komutanım da neden?

11 gün kalmışsın oradan.

Evet komutanım. 3 gün önce de geri dönmüşsün.

Evet komutanım.

Niye gittin o köye?

Burada incin olayları falan varmış. Hayırdır?

Kamera. Abi kamera rahatsız oluyorsa.

Kapatayım istiyorsan. Yok yok. Kayıtta mı şimdi? Kayıtta kayıtta abi.

Söylesene abi ya.

Kendimizi toparlayalım ya. Yok abi.

Zaten top oynuyor buralarda. Bizi de kurtarırsın hali buralardan.

Eyvallah abi. Şimdi ben gazeteciyim abi. Şimdi buraya bir haber yapmaya geldim.

Ne haberi?

Cin abicin hikayeleri varmış bu köyle ilgili.

Çok önemli bir şey kardeşim.

Tamamen hurafe şeyler. Uydurma şeyler var.

Abartıyorlar diyorsun ya. Abartıyorlar ya. Zaten sessiz.

Toplasan köyde elli kişi kaldı.

Sen de şimdi gezip göreceksin.

Köyde kimse kalmamış arkadaşım. Sen gezip göreceksin diyorsun.

Ya bak bayağı geldiğimden beri kimseyi görmedim. Valla. Odun toplayan var ya

şey yapan var. 2 dakika oldu. Ben senelerdir buradayım. Ben de kimseyi

Peki bana kim yardım edecek? Bana kim iz yolu belli edecek? Sana bu konuda köy

muhtarı var. Ben şimdi seni meydana götürürüm. Oradan köy muhtarı olsun. O

yardımcı olur.

Kalacak yerde bulunur. Yatacak yer de bulun.

Misafirperverdir. O konuda ne aç kalırsın ne aç takılırsın. İçin rahat

Kalacak yer bunu bulamayız. Otel yoktur. Yani muhtar. Burası hep gördüğün ev

oteldir senin için. Hiç korkma.

İnsanlar kendi yataklarını sana versin. Sen rahat edersin. Hiç korkma.

Eyvallah abi. Çok sağ ol. Zaten köy meydanına da geldik. Ben seni şurada

indireceğim. Geldik mi?

Geldik şurası zaten. Hemen şurası.

Tamam.

Hemşerim!

Hemşerim! Oğlum köprüden... Hemşerim köprüden geçsene ya!

Ne yapıyor bu ya?

Allah Allah!

Hemşerim! Muhtar emmi nerede?

Ben Hakkı!

İstanbul'dan geliyorum. Bana muhtar emmiyi göstersene.

Bana mı? Evet evet.

Allah Allah.

Hadi göster.

Kimse yok mu burada ya?

Adın ne?

Samet. Samet. Hakkı ben.

Nasılsın Samet?

İstanbul'dan geldim ben. Bana muhtar emmiyi göstersene Samet ya.

Samet burası nasıl bir yer böyle ya?

Samet!

Samet!

Nasıl bir yer burası ya?

Samet!

Allah Allah!

Ben Hakkı, muhtar amca.

Bir master yok değil mi? Kamerayla çekiyorum ben ama.

Merhaba muhtar amca.

Hakkı be.

Buyur Hakkı.

İstanbul'dan geliyorum da şimdi... ...benim bir haberim var. Burada bir şey

duydum ben.

Onunla ilgili seninle görüşmek istiyorum.

Göreşebileceğimiz bir yer varsa oraya geçelim. Tabii gel oğlum muhtarlığa

geçelim. Muhtarlıkta görüşelim.

Bu arada ben Hakkı muhtar amca.

Sağ ol oğlum.

Şimdi muhtar amca ben İstanbul'dan geliyorum.

Sizin buradaki olaylarla ilgili bir şeyi araştırmaya karar verdim ben. O yüzden

geldim. Tamam oğlum söyle.

Şimdi söyleyeyim mi bilmiyorum.

Hani konuşmak ister misiniz onu da bilmiyorum ama muhtar amca size birkaç

şey soracağım.

Olabilir mi?

Yani sorun olur mu? Siz de bana biraz yardım etseniz.

Anlatayım oğlum.

Tamam öyle bir dedikodu var ama.

Yani ben kendim görmedim. Burası köy yeri biliyorsun. Köy yerinde biri bir

söylüyor. Yedi köy duyuyor. Kendini götür. Ben de kalacağım bu arada.

Valla oğlum sen gel bu köyde yani eğer ki misafirsen gel bizim evde kal. Bizim

bir odayı sana kast edersen orada kalırsın. Birkaç gün konuşursun,

Eğer sen bunu... Nasılsın Hüseyin abi? Teşekkür ederim.

Hoş geldiniz. Hüseyin abi bu arkadaş... Hoş bulduk.

Bu arkadaş İstanbul'dan geldi.

Hoş geldiniz.

Çok sağ olun.

Saniye teyzeciğim, Hüseyin amcığım. Çok sağ olun. Teşekkür ediyorum. Hoş

geldiniz.

İstanbul'dan geldim ben.

Adım Hakkım.

Gazeteciyim ben kendim.

Şimdi muhtar böyle Hüseyin amcayla konuştum.

Muhtar böyle bana dedi ki saniye teyzeniz var. O sana bu cinlerle ilgili,

hikayeyle ilgili sana bir şeyler anlatacak dedi.

Ben de kendisine dedim tamam o zaman beni saniye teyzeye götür.

Getirdi beni buraya. Sağ ol.

Ne gördünüz? Sonrasında neler oldu? Bir anlatabilir miyiz?

Yavrum ben dışarı çıktım. Baktım bir soğuk rüzgar geldi.

Dışarıda yarım metre kar vardı.

İçerisinde üşümüştüm içeride. Odun almaya çıktım dışarı. Odun almaya

kapı açıldı. Kendi başına açıldı. Kendiliğine açıldı.

Ben de çıktım dışarı odun almaya.

Bir de baktım ki bir simsiyah göz iki metre boyunda kara beden.

Gelmiş kapıya dayanmış dışarı kapısına, bantol kapısına.

Çıkın buradan.

Buraların sahibi ben değilim. Çıkın buradan.

Buralar bizim.

Buradan çıkın gidin dedi bize.

Görmedim. Hüseyin Efendi dedim.

Çağırdım içeriye girdim. Dedim böyle böyle.

Bu da silahı aldı. Çıktı dışarı.

Karı dediği bu görmemiş. Ben gördüm. Bayağı da bir korktum. Elleri varmış.

bir şey çıktınız mı peki sonra?

Tekrar çıkamadım ben. Korktum bayağı. Hüseyin Efendi çıktı da bir şey

Ben dedi bir şey görmedim. Ama ben çok korktum. O kadar korktum. Ta çıkamadım

dışarı. Yine var, yine geziyor dediler.

Ben de bayağı bir korktum. Bir şey de ben de dedim ki durmayalım burada

Kapımıza yine gelir, yine gelir. Bakarsın daha çok korkulur bizi.

Buradan gidelim dedim yalvardım.

Bakalım ne yapacağız. Herhalde buradan gideceğiz oğlum.

Anladım teyzeciğim. Çok teşekkür ediyorum teyzeciğim. Çok sağ olun beni

ettiğiniz için burayı. Sen de çok sağ ol.

Evinizde aşkınız bana.

Siz de sağ olun evladım.

Hava soğuk diye camiye cemaati topladık. Hava soğuk diye kapıyı örüttük.

Kapıyı örttükten sonra bizim Ramazan var, Hüseyin var, bir de Ali Rıza var.

Onlar da dışarıdan kalmışlar.

Sonra bir ara kapının titrediğini duydum.

Kalktık ki kapıyı açalım.

Onlar dışarıda kaldı ya. Biz kapıyı içeriden zorluyoruz. Onlar da dışarıdan

zorluyoruz. Kitlediler herhalde. Yok kurban olurum. Kapıyı titremek falan

Caminin kapısı kilitlenir mi?

Biz uğraşıyoruz içeriden açmaya. Onlar uğraşıyorlar dışarıdan açmaya.

Sonra bir ara kapının titremesi durdu. Kapının titremesi durunca biz hemen

dışarıya çıktık.

Ne diyorsun abi?

Ses, sedalar yok. La Ali Rıza sirenden çıktın. Gene ses ver. Abi sen beni bu

Hüseyin abi, Ali Rıza abi, Ramazan abiyle görüştürebilir misin?

Ya kurban olduğum 15 gündür bu adamlar kimseyle konuşmuyorlar.

Köylünün ödü götüne karışmış. Şaşırmışlar.

Korkudan kimsenin ağzına bıçak açmıyor. Sen nasıl görüştüreyim? Ama bugün bizim

caminin imamı dedik ki bunlar camiye gelmiyor. Hiç olmaz dedik kahvede bir

toplantı yapalım. Bu akşam biraz sonra kahvede toplantı var.

Sen gel onlar mutlaka orada olurlar. Ben söylerim. Artık konusundan göreceksen

gene sen yaparsın yapabileceğini.

Allah -u Teala yeriyle göğü yarattı.

Melekleri ve cinleri de yarattı.

Melekleri semada işaret etti. Cinleri yeryüzüne gönderdi. Ama bu şöyle değil.

Hepiniz ne olduğu bilinmeyen ama varlığını bildiğiniz şeytan cin

kendinizi koruyor.

Unutmayın ki karanlık şeyler karanlık yerlerde büyür, beslenir ve korkular

yaratırlar.

Yahu bu köyde olanlar yüzünden taksiyeci geldi.

Jandarma geldi ama bizi bulamadılar.

Neymiş efendim?

Merve'den hukuk yumruğumuz sabaha kadar.

Yahu meczup bu adam yahu.

İmam efendi, imam efendi.

Sana kaç kere söyledim. Benim aklımda yalan konuşma diye.

Çıkma. Gel bakalım.

Gel.

Koşmayın. Nereye?

Koşmayın. Nereye?

Koşmayın. Nereye? Kaçmayın.

Herkesi alacaklar.

Herkesi alacaklar. Önce bir dakika durun. Önce beni alacaklar. Amcacığım ne

yapıyorsunuz? Seni de alacaklar. Seni de.

ailesiyle ilk gün geldim köye.

Vallahi indim. İlk Samet diye bir çocukla karşılaştım.

Yani bir anda kostüm arkasından falan bulamadım. Bir anda kayboldu.

Köy boş.

Yani hani delikleri gibi böyle ıssız bir yer.

Muhtar amcayla karşılaştım. Sonra muhtar amca beni odasına götürdü. Orada biraz

konuştuk muhtar amcayla.

Bu arada tabii.

İstemem ama.

Haber alamayacağım. Çünkü burada telefon falan bulmak zorunda. Gerçi muhtarın

odasında telefon var mıydı?

Neyse benim yarın bir telefon bakmam lazım.

Nasıl İstanbul'da haberleşeceğim onu bulmam lazım.

Saniye 'ye, Ninev 'e görüştüm.

Hüseyin amcayla görüştüm.

Saniye 'nin de iki metrelik falan böyle bir goril benzeri.

Kırmızı gözlü bir şeyden bahsetti.

Kara dedeler mi?

Kara dedeler miymiş? Öyle bir şeymiş.

Kara dedeler.

Kara dedeler olayı.

Afili ismi olur ha.

Tam böyle manşete koyulacak isim. Kara dedeler olayı.

Neyse bakalım.

Gidiyoruz kıyamete.

Hakkı bir gol bir oldu ama bakalım inşallah bir şeyler bulacağız.

Bu arada eğer olur ki sen de izlersen bu görüntüleri sana da buradan çok

selam ediyorum.

Şimdiden özledim seni yani.

Ne?

Ne soracaksın bana?

Benim evimin kapısını yaktılar bunlar. Kapısını yaktılar.

Hadi ya. Gece gelip atı bağlayıp kaçıyorlar.

Gece kaçıyorlar.

İlekler süt vermiyor.

Tavuklar yumurtlamıyor. Karılar hamam ile kalmıyor burada ya. Ya daha ne

ya? Kim yaptı kapını?

Onlar.

Kimler? Emmi neredeler?

Emmi.

kim kim bunlar emmi nasıl ya ne oluyor bu ne ya bu ne

ya

burası

cennet gibi ya

Kim o?

Burada bir şey var ya. Bu ne ya? Allah aşkına ya.

Beni Mustafa amca gönderdi.

Hasan.

Selamünaleyküm Hasan abi.

Ben Hakkı.

İstanbul'dan geldim de.

Muhtar amca beni buraya yolladı.

Hoş bulduk.

Ayşe abla bana bir şey anlatacakmış da.

Olayla ilgili. Bir gidelim isterseniz orayı bana gösterin.

Yaşadığınız yeri.

Muhtar amca bana biraz bahsetti ama siz de bir orada anlatırsanız bana. Olayın

geçtiği yerde.

Bir gidelim bakalım o zaman.

Ben geçen bakkaldan gelmiştim. Bakkala gittim.

Dönüştüm. Tam buraya geldim. Bu ağacın dibine. Evet. Bu ağaç mı? Bu ağaçtı.

Ağaçın burunlar geldi.

Evet. Ağacın dibine gittim. Baktım kan damlıyor.

Kan damlıyor. Yukarı baktım. Üç tane ceset.

Üç tane ceset. Hemen gittim eve kuşa kuşa haber verdim buna. Evet. Bu

haber verdim.

Ondan sonra işte tekrar bunu aldım geldim buraya.

Baktım ne ceset var ne bir şey var. Yok mu olmuşlar? Yok olmuşlar.

Bu bana inanmadı.

Sen gördün mü?

Bana bir atıcı geldi.

Evet. Kepen gibi suratı. Evet. Korktu. Böyle böyle dedi. Ceset var. Kan var

dedi. Ben çifteyi aldım. Koştum. Geldim de. Geldim de ne ceset var ne kan var.

Yalnız yerde işte bir izler vardı.

Evet. Domuz izi mi?

Çakal izi mi?

İzler vardı.

Babaş amca!

Bak ne böyle ya.

Dayı.

Evet.

İkinci günümüz.

Bugün hemen evine karşılaştım.

Bugün biraz daha sakindi ama yine bost bost bakıyordu öyle.

Yani biraz dedim niye böyle yapıyorsun?

Bahsettim.

Gatlıcı oğlumdan bahsettim.

Adam bu mu bu mu bakıyor.

Yani bir deli gibi bakıyor.

Hem şey dedi.

Kapısının

Karadere 'nin kapısını yaktığını söyledi.

Saniye abla da onu söylemişti.

Ağız birliği mi yapıyorlar?

Anlayamadım.

Çözemedim.

Saniye abla çok inandırıcı konuşuyordu. Kadın yaşamış sanki. Gerçekten.

Mehmet emmi garip. Bir sinirli.

Telefon. Telefonu buldum. Bütü amcada telefonum varmış.

Aradım patronla konuştum.

Sağolsun birkaç günde kalmama izin verdi.

O pek güvenmiyor bana ama.

Iskartacağız bir şeyler inşallah.

Seninle aradım.

Evinin telefonunu kimse açmadı.

Öğlen saatine denk gelir diye aradım. Yemeğe ama.

Neyse. İnşallah da bir daha olmasın.

Hani... Ya köy bayağı ısır.

Bayağı garip bir yer böyle hani.

Bayağı endere.

Menüden sürekli kumduk yiyor.

Tam zaman sürekli kumduk veriyor.

Hani onlar yedikleri kumduktan bir şey var anlamadım.

Bir şey var bu işte.

Sözlerimi tanıdım.

Kara dedeler olayım.

Güzel güzel bu iş güzel.

Kara dedeler olayım.

Ama inşallah daha iyi şeyler bulacağım yarın.

Aleyküm selam. Sağ ol sağ ol. Ne cini bu oğlum ya?

Abi burada cin var ya.

Nerede? Oğlum ne cini lan? Abi görenler var.

Abla mı?

Oğlum burada cin yok ya.

Ama görenler var bak. Kim görmüş? Saniye nene, Ayşe abla, Mehmet emmi. Ya bırak

ya hepsiyle konuştuk. Abi vallahi hepsi görmüş ya. İki gözüm önüme attın ki

görmüşler ya. Ya oğlum tamam görmüş görmüş diyorlar. Ben kaç gündür

biliyor musun? Kaç gündür buradayım. Geziyorum. İnciğini cincini araştırıp.

Yok oğlum hiçbir şey yok. Bak geçen gün burada Ahmet usta çalışırken.

Adamı tekme takat ne biçim dövdüler biliyor musun? Her biri masmor gitti eve

böyle. Ya biri dövmüştür. Cin bin mi dövmüş ya? Abi vallahi cin dövmüş ya.

onu bunu bırak da şimdi bana söyle.

Sen kamerayı seviyor musun?

Abi ben çok severim kamerayı. Bakıyorsun oradan gördüm.

İzliyorsun beni.

Var mı kameran?

Yok abi babamızın parası yok ki biz ne yapalım.

Tamam bana edebiyat yapma şimdi.

Sen ne yapıyorsun peki?

Kamera istiyor musun? Kamerayla falan çekim yapmak bir şey yapmak. Çok isterim

abi. Benim bir aylak kardeşim var. Biz onunla çekiyoruz. O bugün hasta zaten.

Bak abi ben de böyle çekeyim.

Gerçek de çekmek ister misin?

Tabii abi kim istemez ki ya.

Dur o zaman bekle bak şimdi.

Al şunu.

Elini oraya koy tamam mı?

Şimdi bak şuraya basacaksın.

Dur oğlum dur. Bak şuraya basacaksın. Zaten kayıtta. Tamam abi tamam.

Kayıtta. Tamam abi.

Vay be.

Abi be bir karate yap da izleyelim be.

Ulan bak kimseye söylemek yok yani. Tamam abi. Tamam abi tamam.

Bak şimdi bak.

Harekete bak.

Güzelmiş mübarek be.

Allah Allah.

Tam burada böyle beyaz yüzde de vardı.

Şu tarafa doğru gitti. Hüseyin arasında kayboldu. Sen de kapıyı yedin galiba.

Sen de şeyler gönderdin.

Allah Allah.

Yağmur da çok arttı ya. Sen ne edersin?

Gel abi gel şuraya.

Hazır mısın gidelim? Koşalım ya.

Aman kestirmeden gidelim. Valla uslandık bayağı.

Burası neresi ya?

Bosturuyor.

Fındık mı?

Bu ne ya?

Bu ne ya?

Bilmiyorum ki.

Tavuk falan mı kestiler?

Öyle dedim.

Allah Allah.

Ulan nereye götürüyorsun lan beni? Şimdi yakalanmayalım birine.

Bakayım.

Aklarım lan, sen de ne yaptın ya?

Ver bir kere.

Koşalım, koşalım.

Allah Allah.

Bu kim?

Amcamın. Haa.

Merhaba amca.

Merhaba, hoş geldin.

çocukla karşılaştım.

Çocuk çok enteresan. Burada gördüğüm en akıllı çocuk yani.

Bu zaten çok fazla çocuk görmedim ama farklı bir çocuk.

Kamerayı çok sevdi. Kamerayı gösterdim buraya.

Onunla konuşurken hatırladım.

Beyaz atlı bir adam gördüm ben.

Böyle bir anda önüme çıktı.

Ve kayboldum.

Gittim peşinden.

Hani bağırdım çağırdım yok.

Yani anlamıyorum şaka mı yapıyorlar ya da başka bir şey mi var? El birliği mi

yapmışlar? Hani sanki herkes bir şeyler haberdar.

Çünkü aynı şeyleri söylüyorlar. Saniye Ağzılı olsun işte Mehmet Emin olsun.

Kara dedeler diyorlar. Hani ben Beyaz Atlı yani. Nesi kara dede bu?

Hani kimi bilmiyorum ama bunda bir Çapanoğlu var gibi geliyor bana.

Bu arada yenge bana çok iyi bakıyor.

Yani tarhana yaptı, tarhanam mükemmeldi. Kendi kurutuyormuş.

Hani seninle tarhanamı gördüm. Ne bir şey ama.

İnşallah yaparız sen yine.

Havuz soğuk.

Bilmiyorum buradan bir şey çıkacak mı ama.

Hani korktum ben de korktum ama canım zıplamaya başladı açıkçası.

Hani... Yani bir şey göremiyorum ama herkes... Bir kere beşten sonra insanlar

sokakta olmuyor.

Hani bomboş.

Hani... Cin diyorlar ya, in cin top oynuyor.

Yok, cin falan görmedim.

Ama... Yani benim kafama takılan Sahneye abla. Sahneye abla çok ciddi bir

şekilde koskoca kadın. Niye yalan söylesin yani?

Kocası var mevanda.

Böyle bir şey amaçları nedir onu da bilemiyorum ama.

Sıkıldım artık yani. Bu macera gibi bir şey oldu. Hani iki üç gün tatil yaptım.

Tamam mı?

Mutlar amca geleceğim ben şimdi birazdan. Bir işim var.

Tamam mı?

Geliyorum ben birazdan.

Tamam.

Bak çağırıyor.

Börek yapmış.

Böyle de yiyeceğiz. Hani en güzel şey ne dersen yiyin yiyin.

Yemekleri yani hani.

Onun dışında.

Vallahi bilmiyorum Kore'de de olayı.

Enteresan. Gerçekten enteresan.

Özledim seni bak ha.

Çıkmadın aklımdan. Bugün arayamadım ama yarın arayacağım.

Mehmet emmi!

Selamun aleyküm Mehmet emmi!

Emmi!

Emmi!

Mehmet emmi!

Selamun aleyküm abi!

Mehmet emmi!

Lan ne kadar karanlık burası ya.

Emmi neredesin?

Mehmet emmi.

Selamünaleyküm.

Mehmet emmi.

Nerede bu adam ya?

Demedim mi?

Abi neredesin ya?

Bu resim ne mi ters değil miydi ya?

Abi dalga mı geçiyorsun benden neredesin ya?

Ravus!

Tamam abi.

Tamam abi.

Tamam abi. Tamam abi.

Tamam abi.

Dandik. Bu ışığı şöyle yapıyorsun.

Açılıyor. Tamam.

Şöyle yapıyorsun.

Bak birazcık bozuk.

Kapandı.

Tamam mı?

Tamam abi.

Arkadaş burada bir şey olduğu yok. Bak abicim ben yarın gidiyorum. Tamam.

Tamam mı? Kamerayı iyi öğren.

Senden şunu istiyorum.

Geldiğimde en az beş tane cin yakalayacak. Tamam mı abicim? Tamam. En

tane cin olacak. Bir hafta sonra geleceğim. Eğer bir tane cin olmasın o

seninle buluşacağız. Tamam mı? O zaman külahları değişiriz.

Tamam.

Evet.

Hava iyice soğudu.

Millet benimle konuşmaz oldu.

Kamerayı gösteriyorum. Kameraya bakmıyorlar.

Kapat diyorlar. Çekme diyorlar.

Bir tek muhtar amcayla konuşuyorum. Bir derdin işte.

Yani ben de sıkıldım artık bu işten.

Bir hevesle geldim ama yani hani hevesim kursam da kaldı.

Bir şey bulamıyorum.

Mehmet emmi daha da garipleşti.

Saldırmaya başladı.

Çekiniyorum yani adam hiç tekin değil.

Hani sıkıldım artık bu hengameden.

Yani kamerayı artık erdince bırakırım.

Hani anlıyor akıllı çocuk.

Bir hafta sonra falan da geri alırım ben kamerayı.

Yani buradan bir şey çıkacağını zannetmiyorum.

Yani insanlar zaten kayboluyor ortada. Kimse benimle konuşmuyor.

Kamerayı gören sanki öcü görmüş gibi kaçıyor.

Anlamadım ya.

Yani üzüldüğüm şey bu kadar zaman harcadım burada.

Hayır.

Yani.

Neyse artık.

Bakalım bir hafta sonra gelip aldığımda.

Anlayacağız anlayayı koyayı.

Ulan Mehmet Emre.

Sıtkım sıyrıldı senin yüzünden ya.

Üç Şubat günü evi aradı.

Babamı sordu. Evde yok dedim.

Sesi çok tuhaf geliyordu yani. Korkmuş gibiydi sanki.

Sonra...

Ben ona sordum, sen neredesin dedim.

Hala köydeymiş, köyde olduğunu söyledi. Gözaltına alınmış.

Sonra serbest bırakmışlar.

Ama sesi çok tuhaf.

Nefes nefese geliyordu sanki.

Yani sesi onun sesiydi.

Ama sanki başka biri konuşuyor gibiydi.

Çok korktum. Sonra zaten hat kesildi.

Hala bekliyoruz.

Kardeşimin aramasını bekliyoruz. Annem de bekliyor. Ben de bekliyorum. Babam.

Hakkı. Tamam mı?

Evet komutanım.

Hakkı seni bu saate niye buraya getirdin biliyor musun?

Bilmiyorum komutanım.

Ne iş yapıyorsun sen?

Gazeteciyim. Nerede gazetecisin?

İstanbul. İstanbul.

Köyünü biliyorsun değil mi Hakkı?

Biliyorum komutanım da.

Neden? 11 gün kalmışsın orada.

Evet komutanım.

Üç gün önce de geri dönmüştün.

Evet komutanım.

Niye gittin o köye?

Haber vardı yani.

Bir haber yapmak için gittim komutanım. Ne haberi yapmak için gittin?

Komutanım ben bir şey buldum. Bu köyle ilgili.

Enteresan bir şey.

Ne oldu?

Cin.

Yani cinler varmış bu köyde. Eee?

İşte kataballıları.

Köylüler şeyini, rahatını bozuyormuş. Geceleri sokağa çıkıyormuş köylüler.

Köylüler görüyor muymuş bunları?

Gördükleri söylüyorlar. Sonra sen de haberi araştırmak için söyledin.

Evet, koltuğum. Ama neden ben onları soyutuz ben anlamadım koltuğum?

Röportaj yaptığın kasetleri izledim.

Köylüler gayet inanmış gözüküyorlardı senin bu bahsettiğin şeyleri anlatırken.

İnanıyorlardı zaten.

Muhtarla konuşmuşsun.

Konuştum. Erdişle konuşmuşsun.

Konuştum komutanım. Başka kiminle konuştun? Düşün bakalım.

Komutanım bir rapor toparlar.

Sakin ol, rahat ol.

Bu da biz bileyiz.

Şimdi komutanım ben muhtarla konuştum. Köye gittim muhtarı buldum. Muhtara

sordum. Bunu yani işte böyle böyle bir şey varmış dedin. Evet. Zaten hemen bana

Mehmet 'le midem falan bahsettin. Ne?

Mehmet efendim. Evet.

Başka?

Bir iki teyzeyle daha konuştum. Tamam sonra?

Şimdi onlar bir şeyler anlattılar. Kapı yandı. Bir tanesi kapı yandı dedi.

Ne bileyim ben inandım.

Yani sanki yaşamışlar gibi anlatıyorlar ama benim zamanım yoktu. Ben de hani bir

gün, iki gün, üç gün, dört gün, beş gün bekledim ama artık hani on bir gün oldu.

Her gün yani.

Her gün diye bir şey vardı. Muhtar yanıma vermişti.

Erdi işte beni gezdirdi işte.

Dağ tepe gezdik onunla. Yok komutanım hiçbir şey yok. Bulamadın gel İstanbul

mı döndün?

Abartmadıdır dedim hani köylüleri abartmışlardır. Köylük ya.

Peki. Erdi işte aran nasıldı?

Çok iyiydi komutanım.

Çok iyiydi. Sağolsun bana çok yardım etsin.

Defterlik mi yaptı köyde sana?

Defterlik gibi komutanım. Yani hani bana gösterdi. İnsanlarla tanıştırdı.

Sonra?

Sonra komutanım...

Ben dönmek istedim.

Muhtar bana dedi bir iki gün daha bekle. Hani bir şey olacak.

Ama benim işimin gücüm var dedi.

Erdoğan işte kamera falan seviyor.

Yani orada gördüm eline kamerayı aldı.

Zeki de çocuk.

Benim kameram onun kadar.

Var o zaman sen de kalsın kayıt yaparsın.

Kamerayı ona bıraktın gittin. Sen şeyler çekersin diye.

Evet komutanım. Ama ben anlamıyorum komutanım neden mi?

Bana bunları soruyorsunuz. Benim işim bu. Benim işim şu anda bu.

Anlıyorum komutanımdır. Neden?

Erdinç 'e kamerayı verdin. Sonra tekrar İstanbul 'a döndün.

Evet komutanım.

Erdinç bir şeyler çektikten sonra sana bunu gönderecek miydi?

Gönderecek miydim?

Muhtar mı söyledi sana Erdinç 'e kamerayı vermeye? O ısrar etti kablomu.

dedin? Ben de. Olur dedim. Nasıl da kamera etkili kameraydı. Ben onu alıp

etmiştim. Hani heva olsa da bir şey olmazdı. Çocuk pişmişti.

İyi bir şeyler yapar diye düşünüyorum.

Bir şeyler çeker yakalar diye düşündün değil mi?

Yani komutanım.

Yakalamış kardeş yakalamış.

Yakalamış mı?

Ne yakalamış komutanım? Ben geliyorum hemen bekle sen beni.

Tamam komutanım.

Yani benim o son kaseti seyrettikten sonra

gerçekten çok kötü oldum yani hayatıma...

O kadar allak bullak oldu ki her şey. İşimden ayrıldım, çalışamıyordum.

Yani son kaset diğerlerinden diğer ikisinden farklı mıydı? Evet.

Son kaset yani çok kötüydü.

Anladım bahsetmek istemezseniz. Yok yok hayır bahsetmek istemiyorum.

Oğlum buraya Vahdidi gelmişti lan. O verdi.

İyi bir dur be.

Ömer dur sen de sonra.

Erdinç.

Ömer dur dedim. Sen sonra çekersin işim var.

Nasıl lan güzel mi? Güzel çok güzel ya.

Ben o kadar kimseye vermem Erdinç.

Evet oğlum Kemal. Ne zaman verdiler?

Evet sevgili seyirciler. İşte burası evimizin en güzel yemeklerinin piştiği

Mutfağımız.

Bu babamın 3 tane domuz vurduğu tüfek. Evet işte bu da babamın 3 tane domuz

vurduğu tüfek. Ömer 'in dediği gibi.

Bu bizim ışıklar gidince kazanması yanıyor.

Aynen evimizde ışıklar hep gidiyor.

Burada da tuvaletimiz var.

Onun ön tarafında kiler var ama babam orada bizim görmemizi istemediğimiz

şeyleri satmıyor.

Ana! Oğlum resimler! Resimler sert dönmüş. Oğlum resimler sert dönmüş lan!

Acaba anne mi yaptı namaz kılarken? Olabilir oğlum.

Kıbrılık bir tarafta ya. Gel lan gel bir anneme bir soralım ya.

Ters donmuş içeride ya.

Gel bir girelim bakalım.

Abi.

Ne var lan?

Oğlum resimler ters donmuş. Eskende gelmiş.

Kim renk yaptı lan?

Bu evde biri mi var ya?

Ulan var ya mis gibi de.

Kuru fasulye koptu ha.

Belki mercimek çorbası onu bilir ne biliyor. Hadi lan oradan. Sen nereden

biliyorsun yemeğin kokusunu?

Ulan amma da güzel gezi ki ya.

Bari şimdi de çok canım çekti ha.

Uf oğlum.

Fazil 'e turşunu su da yapmış lan annem.

Hadi oğlum gel lan gel.

Anneme bir yardım edelim.

Hadi yürü.

Aldır bakayım.

Yani o ne giriyor?

Güçte kıyamette yıkarıp da kurutamayız oğlum. Çıkartın.

Şimdi şu kasetlerin bir kopyasını alayım da... ...sen öldükten sonra izleriz

artık.

Kızım elinize sağlık. Allah razı olsun. Afiyet olsun baba.

Hanım çok lezzetli olmuş. Teşekkür ederiz. Ellerinize sağlık.

Elhamdülillah.

Ömer sen al dedim annem.

...kamera sevdasını al dediler bu akşam... ...Erdik 'le beraber... ...okul

işleri nasıl gidiyor oğlum... ...ödevlerinizi yaptınız mı? Yaptık baba

Doğru mu söylüyorsunuz?

Hadi lan sen ne yapıyorsun?

Ne oluyor böyle?

Sırt pırt kesiliyor, sırt pırt kesiliyor.

Allah Allah.

Şu ışıkları bir yak.

Tamam yak o zaman kameralı hadi. Yak kameranın ışığı da.

Altyazı M .K.

Bana dedi ki bir dedi seni hasta yapacağız dedim. Ben dedim hasta olmam

Ondan sonra oğluma çağırdım. Oğlum dedim böyle böyle dedim ben buraya kadar

geldim dedim. Hasta oldum herhalde ben dedim çarpıldım dedim. O da dedi ki anne

ben seni hocaya götüreyim dedim doktora. Yok oğlum dedim ben bu evde bir yantili

bacaklarımı gördüm dedim.

Onlar beni çarptılar herhalde dedim.

Yantili ağzıyla koca gözle koca kulaklığı genel dedim.

Tamam anne dedi sonra ben o arada geldim buraya işte üç kere gurufi okudum.

Gurufi okudum ondan sonra onlar arkamdan kayboldular.

Nereye gittiler bilmemiş. O arada kayboldu. Biliyorsunuz bu evde sesler

Peki sen eve giderken sana böyle kara dede yanarsın. Ha böyle hareket ettiler.

Böyle yine hareket etti. Tak üstüme böyle gelecekmiş. Hareket etti. Böyle

tane geçemezsin dedi. Bir tane yapamazsın dedi. Geçemezsin buradan

geçerim dedi. Benim yolum burası. Yolun değil dedi. Üç kere gurufu okudum.

Gurufu okuyunca bunlar bacak ezdi. Bir de bak kocaman dişli yine. Koca saçlı

yine. Kocaman büyüklü yine bir adamlar. Ben korktum ama. Çok korktum.

Ömer!

Korkutmuşsun şirinler seni korkuttu. Maga bir şey olmaz.

Çekme lan. Bir dakika bir dakika Mehmet emmi. Atın filmini çekiyorum ya.

Bu atın böyle ıslak olmanın nedeni de ne? Onlar gece biniyorlar. Senin işin

değil.

Gece gece atın mı binini?

Hadi lan oradan. Hadi lan oradan. Atıl ben o anlarda şey yapıyorum lan.

Hadi lan oradan salak.

Ateşimizden geldi.

Burada neydi öyle ya?

Ya her merak etmesem de yapamam ya.

Sen uğraşamam şimdi.

Sen de var et. Sanki yanında ben olmasam sende bir kere çıkaracağım.

Oğlum o asıl odun onundaki ne?

Ömer.

Oğlum aynı Hüsnü teyzenin Ateşi Kara dedelerden mi lan?

Kaçıyor kaçıyor baba kaçıyor gördün mü? Oğlum bak sen sus.

Oğlum ne bu kamerayla nereye böyle bu şekilde? Tuvalete gidiyorsun baba

yok. Oğlum tuvalete giderken bari kamerayı bırak elinden ya. Ya baba

zaten ışıkları. Tuvalette gerekli daha.

Oğlum ya.

Sakın gelmeyin ha.

Ne kameram mı oynadı?

Işık mı oynadı? Yok oğlum burada kimse gelmedi. Ne kamerası ya?

Valla geldi orada ışık oynadı ya. Herkes oldu yerde oturuyor oğlum.

Oğlum ne lan o zaman Ali?

Manyak mısın oğlum sen? Ne yiyeceğim lan komutanım? Burada kafa yiyeceğim ya.

Buradan geldi sandalye o taraftan. Geldi oraya vurdu. Oradan sonra buraya geldi.

Ben anlamıyorum komutanım. Bunun ne işini var burada? Otur şuraya.

Otur şuraya. Otur şuraya tamam sakin ol.

Senden başka kimse yok oğlum.

Ben yarım saatlik kapıyı parçalıyorum.

Yarım saatlik kapıya vuruyorum.

Bağırıyorum çağırıyorum. Sandalye oradan geldi. Bağırma. Bağırma.

Pistol.

Komutanım bir şey var diyorum ya. Kapıyı yiyeceğim, kalbimi yiyeceğim. Komutanım

bakın bir şey var.

Kameraya bak. Kameraya bak komutanım. Kamerayı kayıt.

Çekmiştir, yüzük çekmiştir.

Komutanım yemin ediyorum.

Yemin ediyorum komutanım. Allah belanı versin. Oğlum manyaksın abi.

Sessiz ol.

Sessiz ol.

Sessiz ol.

Ekmek kuranç yapsın. Ekmek kuranç yapsın.

Haklı buraya geldi. O oraya gitti.

Pardon bir şeyler seslendim.

Haklı. Sessiz ol.

Bu kamera senin mi?

Benim kamera.

Benim.

Bir şey var diyorum ya. Bir şey var diyorum abi bak. Bir şey var ya.

Ne bileyim diyorum. Bir şey var abi. Gidelim buradan ya. Tamam.

Tamam.

Tamam.

Tamam.

Tamam.

Tamam.

Tamam. Tamam. Tamam. Tamam. Tamam. Tamam.

Burada ne dönüyor bilmiyorum ama beni iyi dinle, tamam?

Sakin ol.

Erdin İçtahil tam yedi kişi öldü.

Ne diyorsun sen abi? Ne diyorsun sen abi ya? Erdin İçtahil yedi kişi öldü.

Annesi, babası, kardeşi, dedesi, nenesi hepsi öldü. Abi benim günahımda gündeyim

bak abi.

Sabahın içinde her şeyi kaydetmiş.

Senin kameranda her şeyi kaydetmiş.

Abi benim kameram... Ben ne yaptım abi Allah aşkına ya? Kamerayı çocuğa verdim

ya.

Bahattin. Bahattin. Hepsiz ol. Beni dinle.

Benim seni buraya getirmem esas nedeni ne biliyor musun?

Arapça bilen asker var mı dedim. Birini

getirdiler. Ulusal bir çocuk.

Okuttum.

Abi bak günahıma giriyorsunuz abi. Yapmayın Allah aşkına. Ben Arapça galiba

geliyorum.

Tamam tamam sakin ol.

İstanbul 'a gidiyorum abi.

Tamam koçum sakin ol. Tamam kardeşim.

Bak şimdi.

Tamam mı? Ses sol.

Ben sana orada bir kaset izleteceğim.

Bak. Ses sol. Ben sana orada bir kaset izleteceğim.

Bak ama seni şimdiden uyarıyorum. Beni iyi dinle.

İçeride gezeceklerin hayatım boyunca yani çok kötü görüntüler.

Ben meslek hayatım boyunca böyle şeyler görmedim.

Yani kolay kolay konuşacağını sanmıyorum.

Karısı geldi karakola. Şikayette bulundu. İki gündür iki gündür iki çeşme

alıyor. Ben çıktım kahveden.

Girdim. Kahveye sordum. Kahve içerdim. Bütün gün kahvede oturuyorsunuz zaten.

Bir şey yaptığınız yok.

Adam nerede? Adam yok. Bu adam sizi korkmuyor değil mi kardeşim? Siz biliyor

musunuz bu adamları?

Komutanım yaklaşık biz bu adamı 3 -4 günden beri hiç görmedik. Ne namaza

canlı ya da kahveye geldi. Ben hiç piyasada görmedim.

Hiç görmedim. Hiç görmedim. 4 -5 yıl. Sen görmedin.

Komutanım daha önce geldi gitti.

Dengesiz bir adamdı. Son zamanında ben de görmedim.

Nasıl dengesiz bir adam? Dengesiz. Burada köyünün uzunluğu kaçırılıyor.

Daha önce nereden almışlar?

Zamanında yok.

Birinin uzun anamızda mı göz bitti? Zamanında niye haber vermiyorsunuz

Adam içinde atılıyor. Karısı çiçek gibi bir insan gelmiş iki gözü iki peşme

ağlıyor. Yaşlı kadın altmış yaşında adam nereye gidecek kardeşim?

Öyle bir şey hiç duymadık komutanım. Ama şu an nerede olduğunu bilmiyoruz. Daha

önceden komutanım geldiği zamanı geldiği zamanı kahvede aklımızın önü boğduğu

zamanlar oldu. Ama son zamandır yok.

Var mı kimseyle husumeti?

Hayır efendim.

Alacağı borçüstü vereceği yok diyorsunuz. Hayır efendim.

Adam da yok diyorsunuz ortada.

Peki ülkeye yabancı biri geldi mi son günlerde bir şey oldu mu?

Gazeteci Hakkı Tezirisi geldi.

O da araştırdı o da gitti.

Bu kalabalık nereden çıkıyor? Namazdan çıkıyorlar.

Sen ne yapıyorsun lan oradan?

Hiç ya şey Almanya'dan dayım kamera getirir de bana ne olur. Kapat oğlum şu

kamerayı kapat lan.

Kezban. Kezban burada.

Medya da orada.

Ne oldu kızım sana öyle?

Neyin var?

Allah Allah.

At yok ya.

Atın nal izleri de var ama.

Su içtiği kovası da orada.

Hediye kızım.

Anne.

Gel sen.

Gel sen.

Bir yerde cin görmüşüm. Neresi orası?

Ağırda gel gidelim oraya.

Gece saat iki buçuk.

Odun olmaya gidiyoruz yengenle birlikte.

Elektrik elimizde.

Elektriğin duvara yansımasıyla birlikte top gibi bir şey böyle peydoldu.

Işık nereye gider sordu orayı.

Gece saat on bir buçukta ben şurada oturuyorum gecenin.

Köpek de burada yatıyor.

Köpek burada havlayarak kalktı. Sanki insanın ayaklarına salarmış gibi.

İki üç kere böyle saldı.

Ya yenge sen de anlatsana bir şeyler.

Abim hanım gibi hanım daha iyi anlatsın.

Gece üçte gördüm. Gece üçte oduna gittim. Tek başımaydı.

Girdiğimde içeriye şöyle siyah beyaz gibi şöyle bir pop duvarda böyle şekil

şekil almış geziyordu.

Acaba dedim birisi benimle oyun mu oynuyor dedim.

Dışarıya çıktım baktım. Tekrar girdim içeriye. Aynı şekilde hareket ettim.

Çıktım. Aynı şekilde köpek yine hırlıyordu.

O korkuyla ben kapattım zaten kapıyı. Yine geçtim.

Ki bunu yengemler dahi görmüyor. Burada inekler var, inekler de huzursuz.

Bir de, bir de, bir de saat iki buçuk, üç arası ben

yatakta tuvalete kalktım.

Ve bunu bizim köyden görenler çok.

Millet abla da görmüş, annesi görmüş.

Annesi inanmamış Millet ablaya. Demiş, anne sen dalga geçiyorsun.

Geçen akşam konuştum, böyle böyle bir olay var dedim.

Ben inanmadım rüya dedi. Demek ki doğruymuş dedi. Bu arada bir şey

Çıtır çıtır bildim evden. Zaten çıtır çıtır sesler geliyor gecenin çıtırında

içinde. Bir ayak sesleri var.

Gecenin çıtır çıtır çıtır.

Sesler neye benzedi yenge? Acayip acayip. Ayak sesinde bir an kesiliyor.

Gördünüz mü peki?

Görmedim sesi.

Onun gibi.

Hızlı hızlı yürüyor. Sessiz geliyor.

Çıtır çıtır sanki böyle deprem olacakmış gibi. Ama şey anlamıyorum.

Yağmur yağıyor mu? Yok yok hayır.

Yazın yaz günü yağmurun ne iş var sıcakta? Oğlum Ömer lan bunlar herhalde

banyodan girseler diyeceğim ama yani duvardan da mı geçebiliyorlar lan acaba?

Çin her yerde.

Çinin nereden çıkacağını bilebilir misin?

Allah bunlar artık cin mi şeytan mı onu biz bilemeyiz ama.

Şeytan sana gözükür cin gözükmez.

Nerede bu adam ya?

Mehmet emmi!

Mehmet emmi!

Mehmet emmi neredesin?

Ulan evden hiç bir kadar uzaklaşmamıştım ya.

Nerede bu adam ya?

Baba!

Kamerayı bulun hemen bizi sattın.

Yardım edin.

Neredesin oğlum?

Rahat kaç.

Sen karanlık olduğunu görmüyor musun?

Hadi bağırma çocuğa. Oğlum bağırma çocuğa. Ben gibi yerin top oynamayı

kaldırdım.

Ömer sen de yemeğini bitir.

Oğlum ne sinirli oynamam oyna.

Gel yemeğini oğlum.

Emine abla gel sen üzülme. Gel yemeğini.

Emine abla biz arkadaşlarımızla birlikte aramaya çıkarız. Bu etimize ulaşırız.

Gelin gelin.

Erdi! Erdi!

Açın kapıyı! Açın!

Açın kapıyı!

Komutanım!

Ne oldu oğlum?

Oğlum bu ne lan?

Oğlum her yer kan içinde.

Ne olmuş burada Allah korusun ya?

Ah yavrum ya.

Oğlum yazı ne ya?

Tövbe estağfurullah.

Asker! Bana çabuk oradan Arapça bilen birini bulun. Köylü, asker, kim varsa

çabuk! Muhtar 'ı da çağırın, o da gelsin. Çabuk!

Ecdadını siktirdim ya. Tövbe estağfurullah. Şu çocuğa nasıl kıydınız

Oğlum kaç kişi var lan burada?

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.