Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
German
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Polish
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
NOTE Converted from .srt via srt2vtt: https://github.com/deestan/srt2vtt
(Jenerik müziği)
"Bu dizide Güneydoğu Anadolu ağzıyla konuşulmaktadır.
(Duygusal müzik)
(Duygusal müzik devam ediyor)
(Kadın dış ses) Bugün benim doğum günüm.
Gayrı geldi zamanı.
Büyüdüm, serpildim, serildim.
Güneş değdi tenime.
Dalından kopmuş bir meyve gibi kurumadan gayrı...
...özgür olmanın zamanı geldi.
(Duygusal müzik devam ediyor)
(Kadın dış ses) Bugün benim en mutlu birinci günüm.
Ben bugün liseden mezun oldum.
Yıllarca okumak için ağladım.
Ellerim, ayaklarım bağlandı ama yılmadım.
Bir yolunu bulup aldım diplomamı.
(Duygusal müzik devam ediyor)
(Kadın dış ses) İkinci en mutlu günüm Serhat'la evlendiğim gün olacak.
Gayrı ben de kocam olacak Serhat Yelduran gibi okuyacağım, üniversiteye gideceğim.
Bugün benim doğum günüm ey ahali. Duyduk duymadık demeyin.
(Duygusal müzik devam ediyor)
(Duygusal müzik devam ediyor)
(Kadın) Hocam.
Hoş geldin Yıldız. Ne çabuk geldin.
Hocam, sen bilmiyor musun ben kaç yıldır bu anı bekliyorum.
(Sessizlik)
Geldi mi gerçekten?
(Sessizlik)
(Duygusal müzik)
Ben şimdi lise mezunu oldum, öyle mi?
Aynen öyle.
(Duygusal müzik devam ediyor)
Sen beni gör. Sen şimdi gör, üniversiteye de gideceğim.
Göreceksin, bak üniversiteye de gideceğim.
Burada olsaydım seni çalıştırırdım ama biliyorsun, tayin işleri falan.
Hocam, sen ne yapacaksın daha? Yapacağını yaptın zaten.
Hem yakında düğünüm olacak.
(Duygusal müzik devam ediyor)
-Yıldız. -Efendim?
Seni kimse zorla evlendiremez, biliyorsun.
Hocam, zorla evlendiğim yok ki.
Bundan sonrası benim için daha kolay olacak anlamında diyorum.
Hem Serhat Yelduran bu toprakların adamlarına benzemez.
Adam koskoca doktor olmuş. Herhâlde karısının okumasına da karışmaz.
(Gerilim müziği)
(Gerilim müziği devam ediyor)
Sen... Sen bu evliliğe karşı değil misin?
Karşı mı?
Hocam, ben beşikten beri bu evliliği bekliyorum.
Bak, sen şimdi beni anlamıyorsun ama...
...bu evlilik benim ikinci baharım olacak.
(Gerilim müziği devam ediyor)
Allah'ım çok şükür. Allah'ım çok şükür.
Ben bütün gece koynumda bununla uyurum.
Allah senden de razı olsun hocam.
Allah ne muradın varsa versin. Hakkın büyük.
(Gerilim müziği devam ediyor)
Abi.
Ne oluyor burada?
Abi yanlış anlama sakın. Ben diplomamı aldım.
-Geç şöyle. -Abi bir dinlesen.
Geç şöyle!
Ulan çakal!
Ne dedim oğlum ben sana?
Benim kardeşimin etrafında dolanmayacaksın demedim mi?
(Öğretmen) Aşır, yanlış anladın.
Abi vallahi billahi yanlış anladın. Ben diplomamı aldım Metin Hoca sayesinde.
İki gözüm kör olsun başka niyetimiz yok. Metin Hoca...
Oğlum, biz bilmiyor muyuz okutmayı? Biz bilmiyor muyuz okutmayı?
Madem senin niyetin okutmak...
...ne diye orada burada gezip "Ben Aşır'la konuşacağım.
Gideceğim, Ziyan Ağa'dan kızı isteyeceğim." Ne atıp tutuyorsun?
Bak, sana bir şey diyeyim. Seni bir daha Yıldız'ın yanında yöresinde görürsem...
Oğlum...
Bak, senin rüyalarına girerim, anladın mı?
(Gerilim müziği)
-Yürü. -Sevmek suç mu?
(Gerilim müziği devam ediyor)
Hocam ne sevmesi, ne diyorsun sen?
-Seviyorum seni. -Kendini öldürteceksin.
-Bak, öldürürler. Sus. -Âşığım sana Yıldız.
Dur, dur abi! Abi dur! Abi dur, abi dur!
Abi dur, yapma. Abi kurban olayım yapma!
-Abi dur, ne olur yapma! -Bana bak.
Oğlum sen kimsin de ağa kızı seviyorsun?
Kimsin oğlum sen? Oğlum sen kimsin ağa kızı seviyorsun?
Abi kurban olayım yapma.
Hatırım için.
Yok.
Yok, hatır falan yok.
Sana tek bir şey daha diyeyim.
Dinle.
Serhat Yelduran, duydun mu?
Bu kızın sözlüsünün adı Serhat Yelduran.
Bundan başka bize uzanan her el...
...her söz namus.
Bundan da ötesi yok.
(Yıldız) Abi dur! (Silah sesi)
(Sessizlik)
(Gemi düdüğü çaldı)
Evet Nesibe Hanım, yayın için son beş, dört, üç...
...iki, bir, sizdeyiz. Yayındayız.
Efendim tekrar merhabalar. Programımızın bu bölümünde...
...ülkenin yetiştirdiği en önemli beyin ve omurilik cerrahlarından biri olan...
...Serhat Yelduran'la robotik cerrahi üzerine konuşacağız.
-(Nesibe) Hocam tekrar hoş geldiniz. -Hoş bulduk.
(Nesibe) Hocam başlamadan önce size bir soru sormak istiyorum.
Hiç yürüyemeyeceğini düşünen bir hastanız...
...bu yeni geliştirilen teknikle ayağa kalktığında ne hissediyorsunuz?
Gurur ama sadece mesleğimi iyi yapmış olmanın verdiği bir gurur.
Bizler bu yüzden doktor olduk. Hiç kimse bizden bu sorumluluğu almamızı istemedi.
Bunu biz seçtik, biz tercih ettik.
Ve karşılığında da galiba dediğim gibi sadece gururlanıyoruz.
Tam da bu noktada Mustafa Kemal Atatürk'ün...
..."Beni Türk hekimlerine emanet edin." sözü çok kıymetli hâle geliyor.
(Serhat dış ses) Sorumluluk duygusu.
Bizler için, yani Türk hekimleri için...
...bize güvenen insanları hayatta tutmak çok ciddi ve onurlu bir iş.
(Duygusal müzik)
(Mesaj geldi)
(Hareketli müzik)
(Serhat dış ses) Kendimi bildim bileli aklımdan çıkmayan tek bir soru var.
İnsan nereye aittir?
(Hareketli müzik devam ediyor)
(Serhat dış ses) Hatırlamadığın bir geçmişe mi aitsin mesela?
Ya da hatırlamadığın bir geçmiş...
...sana ait olabilir mi mesela?
(Hareketli müzik devam ediyor)
(Serhat dış ses) Yoksa rüyalara mı aitsin?
Niye gördüğünü bilmediğin ama sürekli kulağında bir çınlama gibi...
...gözünü kapattığın her an, içine düştüğün her karanlıkta gördüğün...
...o rüyalara mı aitsin?
Yardım et.
(Duygusal müzik)
(Duygusal müzik devam ediyor)
Yardım et.
(Duygusal müzik devam ediyor)
(Tıkırtı sesleri)
(Tıkırtı sesleri)
Anne ne yapıyorsun?
Etrafı topluyorum.
Anneciğim keşke gelmeden önce bir haber verseydin.
(Kadın) Sesleri duyunca korktum.
Bunlar çöp değil yalnız, benim çalışmalarım.
Tekrar mı konuşacağız bütün bunları? Yine o rüyayı gördün, değil mi?
Evet. Kahve yaptın mı?
Yapmadım. Şöyle oturur musun lütfen?
Anneciğim lütfen.
Lütfen, rica ederim oturur musun şöyle? Hadi.
(Duygusal müzik)
Babanla ben senin için çok endişeleniyoruz.
Neden anneciğim?
Kızım şu salonun hâline baksana.
(Kadın 2) İşini gücünü bırakmış, aynı çocuğun resmini çizip duruyorsun.
İyi hissettiriyor.
Evet ama Melekciğim, çizmeyi bırakmazsan rüya görmeyi de bırakamazsın.
Anneciğim, ben iyiyim. Ben gayet iyiyim.
Ne delirdim ne de psikolojim bozuk.
Hatta şimdi sana bunu kanıtlamak için bunların hepsini götürüp çöpe atıyorum.
Melek. Nereye gidiyorsun Melek?
Nereye gidiyorsun? Melek!
(Gerilim müziği)
(Serhat dış ses) Hiç unutmam, babam bir gün demişti ki...
...kim olursan ol, ne olursan ol...
...günü geldiğinde olmak istedikleri kişi olacaksın.
(Gerilim müziği devam ediyor)
-Ne yapıyorsun? -Çok özür dilerim.
Ne yapıyorsun? Ne yapıyorsun?
Çok özür dilerim.
Çok özür dilerim. İyi misiniz?
Kaldırımdan gittiğinizin farkında mısınız? Yaya yolu burası!
Biliyorum ama öbür taraftan gidince de polis ceza kesiyor.
Demek ki gitmeyeceksin arkadaşım.
Demek ki altındaki alet buraya uygun değil.
-Nerede gitmeye uygun pardon? -Evinin bahçesinde.
Farkındaysanız o oyuncak değil, elektrikli bir ulaşım aracı.
Sen gideceğin yere rahat rahat gideceksin diye...
...benim hayatım tehlikeye girecek, öyle mi?
Siz iyi misiniz? Asıl mesele o. Eğer izin verirseniz doktorum.
Dokunma. Sen doktorsun diye sakinleşecek değilim.
Allah Allah ya. Ne motoru kaldı ne scooterı.
Anlamadım ki burası yaya yolu mu otoban mı?
Ne yapalım? Yaya yolunda yürüyemiyoruz, bari uçmayı öğrenelim, değil mi?
-Abartma istersen. -Abartma mı?
Yarım metrelik kaldırımdan bir iş makinası geçmediği kaldı.
Ne kadar bencilsiniz ya. Herkesin kendi işi önemli.
-Doktorum dedim farkındaysan. -Yani?
Doktorların kaldırımı gasbetmek gibi bir lüksü mü var?
Elbette yok ama benim işim başkalarının iyiliğini düşünmek ya, o yüzden diyorum.
Az önce beni eziyordun, farkındasın değil mi?
Özür diledim. İstersen bir daha özür dilerim.
Özür dilerim.
Bakın, ben özür istemiyorum. Ben rahat bırakılmak istiyorum.
(Gerilim müziği)
(Gerilim müziği devam ediyor)
Ayrıca insanların özel eşyalarını karıştırmak çok ayıp.
(Duygusal müzik)
(Duygusal müzik devam ediyor)
Sabah sabah.
(Serhat dış ses) Eğer halefsen, demişti babam...
...kim olduğunun, nereye ait olduğunun bir önemi yok.
Çünkü gün gelecek, seni çağıracaklar.
Gün gelecek, köklerine döneceksin.
Eğer halefsen; yaşamanın, nefes almanın...
...ve hatta âşık olmanın bir bedeli olacak.
Makas ver.
(Duygusal müzik)
Koher.
(Serhat dış ses) Şimdi olsa ona şunu söylemek isterdim.
O topraklar beni esir etmek istiyor.
Sen olsan celladına kucak açar mıydın?
Bilmiyorum, belki de gitmek en iyisi.
Önce doğduğum topraklardan, sonra bu ülkeden gitmek.
Gidebildiğim en uzak yere gitmek.
Kimsenin beni tanımadığı, kimsenin beni aramayacağı bir ülkeye gitmek.
Hayırdır Nida? Ne bu acele? Ateş almaya mı geldin?
Duymadın mı Akif? Yıldız ağlamaktan helak olmuş.
Ne olmuş, ölmüş mü Metin Hoca?
Ölmemiş de adamı öldürmekten beter etmiş. Kulağını koparmış adamın.
Of, çok kötü olmuş.
Akif bir dur.
Metin Hoca da ayağını denk alsaymış Nida, Allah Allah.
Yıldız'a hâllenmek nedir ya?
Öğretmen adamsın oğlum sen, senin yerin belli lan.
Ağa kızını sana mı verecekler (Bip) zekâlı?
Senin meyhane arkadaşın değil mi? Deseydin ya adama.
Dedim. Dedim ama tam tersini söyledim.
"Memur adamsın oğlum. Git iste, senden iyisini mi bulacaklar?" dedim.
Ah! Akif, sen mi gaza getirdin adamı?
Allah seni!
Birileri Yıldız'a hâllenmezse bu nikâh işi uzayacak Nida.
Kan davası bana yaramaz.
Kardeşimi evereceğim ki bu nikâh işi bir an önce bitsin.
Ondan sonra köy, kasaba, hepsi bana kalsın.
Babam ağalığı sana bırakacak yani.
İyi.
Allah sıralı ölüm nasip etsin Nida.
Onun da sırası gelecek.
(Gerilim müziği)
Ne oldu kız?
Senin çocuklara mı benziyor yoksa?
Akif, saçma sapan konuşma yine!
Kaç kere söyleyeceğim sana? Çocuklar senden değil.
Seviyorum seni kız.
Sen beni sevmiyor musun?
Ben artık öyle boş hayaller kurmuyorum Akif, tamam mı?
Hadi, çıkıyorum ben. Geç kaldım, çıkıyorum.
Görüşürüz.
(Gerilim müziği)
Ağa da benim paşa da benim oğlum.
Hepiniz göreceksiniz.
(Gerilim müziği devam ediyor)
Hayırdır?
Neredeydin?
-Çarşıda az işim var demiştim ya. -Nasıl azmış bu?
Saatlerdir yoksun Nida.
Ne istiyorsun Aşır? Kuaförde nereme ağda yaptırdığımın detayını mı vereyim?
Bak, benim kafam zaten 56, beni delirtme.
-Git şu Yıldız'a bak, ağlıyor yukarıda. -Neden acaba?
Öğretmen adama kurşun atmak nedir? Gidip şikâyet etse ne olacak?
Ulan o adamın şikâyetin kralını etsin. O çakaldan mı korkacağım?
Bak, beni delirtme. Git, şu kıza bak.
-Babam duymasın ama. -Nida çık yukarı, kıza bak!
Beras.
(Kadın 2) Önüne baksana.
-Oy, sana kurban olayım. İyi misin? -(Beras) İyiyim.
-(Aşır) İyisin. -(Kadın 2) Buradan geçmeyin demedim mi?
Yıldız, yengem iyi misin?
İyiyim.
Kız, beni arayıp koştur koştur çağırdın ya.
O abime inandırıcı olsun diyeydi ama bak sakın.
Ya sabır ya Allah.
Ya sabır ya Allah deme.
Metin Hoca'nın bana yanık olduğunu biliyordum zaten.
Adama yazık oldu ama benim işime yaradı.
Bizimkiler bu bahaneyle biraz Yelduranların başına çökerler.
Yoksa o Serhat'ın geleceği yok.
-Yengem, bütün derdin o yani. -Evet, o.
Yoksa...
...ben bu diplomayı boşuna mı aldım?
-Kız, aldın mı diplomayı? -Aldım ya!
(Nida) Yıldız, Yıldız.
Adam okumuş, doktor olmuş. Ben yanında cahil mi kalayım?
Adam demeyecek mi bu kız ilkokul terk diye?
Kız senden korkulur var ya.
Bak gör.
Bu gelinlik de benim hayallerim de burada böyle çürümeyecek.
Ben önce o eve gelin gideceğim.
Sonra Serhat'la birlikte İstanbul'a gidip üniversite okuyacağım. Bak gör.
Gelinliğe bir şey olduğu yok zaten.
Maşallah, her gün başka bir yerini değiştiriyorsun. Gözün gibi bakıyorsun.
Daha var. Daha yapılacak şeyleri var.
Bak, herkesin dilinde olacak.
Urfa Urfa olalı böyle gelin görmedi diyecekler.
Göreceksin, hepsi olacak.
Olacak.
Hepsi olacak.
(Erkek) Türkiye'nin yetiştirdiği en iyi cerrah.
Serhat Yelduran'a kadeh kaldırıyorum.
Peki, o zaman son içkiler benden.
Pardon, özür dilerim, affedersiniz. Pardon, pardon.
(Duygusal müzik)
Şaka mısın sen?
Koskocaman şehirde ikide bir karşıma çıkıyorsun.
-Ne yapıyorsun, beni mi takip ediyorsun? -Evet.
Seni kafaya taktım. Sen nereye ben oraya.
Ama neyse, en azından şanslısın.
-Sana bir sır vereyim mi? -Verme.
Ben yarın sabah bu ülkeyi terk ediyorum.
-Oh. -Benden kurtuluyorsun. Temelli.
Çok şükür. Nihayet istediğim yerde istediğim gibi özgürce yürüyebileceğim.
Aynen öyle. Kaldırımlardan kaldırım beğen.
İyi misin?
İyiyim.
-Yenilerini ben ısmarlayayım mı? -Yani.
Bir zahmet.
-Aynısından? -Lütfen.
(Duygusal müzik)
(Duygusal müzik devam ediyor)
Onu görmesen iyiydi ya.
Çocukken çok sevimli sayılmam.
(Duygusal müzik devam ediyor)
Bu sen misin?
Evet.
İyi misin?
-Hayır. -Tansiyonun falan mı düştü?
(Duygusal müzik devam ediyor)
Sen osun.
Kim?
Rüyalarımdaki çocuk.
Gel, biz bir hava alalım seninle. Gel.
(Telefon çalıyor)
Sen iyisin, değil mi?
Aç, belki önemli bir şeydir. İyiyim ben. (Telefon çalıyor)
(Telefon ısrarla çalıyor)
-Kusura bakma. -Gerçekten iyiyim. Bak, buradayım.
(Telefon ısrarla çalıyor)
(Telefon ısrarla çalıyor)
Efendim abi?
-(Akif ses) Ne yapıyorsun oğlum? -İyiyim abi. Ne oldu, bir şey mi oldu?
Oğlum, sen ne zaman geliyorsun?
-Abi işlerim yoğun. Geleceğim bir ara. -Hâlâ bir ara diyor ya.
Oğlum bak, Kordağlılar iyice azıttılar. Abim, ben sana söylüyorum.
Yıldız'a hâllenen kim varsa hepsini vurmaya başladılar.
Bir an önce gelip nikâh işini halletmen lazım.
Abi şimdi gerçekten hiç sırası değil.
Oldu paşam. Ne zaman sırası?
Kapatıyorum şimdi, hadi.
Dediğimi unutma. Hemen gel, tamam mı? Hadi abiciğim.
"Ağlama yâr"
Evet hocam, hadi.
"Ağlama anam"
"Mavi yazma bağlama"
Ne olacak şimdi?
Hocam, pılını pırtını toplayıp buradan gideceksin.
Bak, bunlar adamı gömerler.
Yerini de kimse bulamaz hocam, ben sana söyleyeyim.
Akif, sen dalga mı geçiyorsun?
Sen söylemedin mi seviyorsan git konuş diye?
Hocam, ben sana "Al eline çiçeği git iste." dedim.
Git, adama dayılan mı dedim?
-Aşır bu, dayılan mı dedim hocam? -Demedin de...
(Akif) Tamam hocam, o zaman ne konuşuyorsun? Allah Allah.
Kocaman adamsın. Yol yordamı da sana ben mi öğreteceğim?
Gerçekten ne olur kusura bakma.
Sorun yok, değil mi?
Yo, bir şey yok.
-Arayan kimdi? -Abim.
O fotoğraftaki benden büyük olan.
Gitmek istemiyorsun, değil mi?
Veda etmek hiç hoşuna gitmiyor.
Medyum falan mısın?
Hissediyorum. Sadece hissediyorum ama her zaman değil.
Böyle kaybetme korkusu olan insanların yüzüne bir ağırlık...
...bir karanlık çöküyor.
Sen delisin. Güzel, olur. Tamam.
Bence insan ait olduğu yerde yaşamalı.
-Ama keşke öyle bir yer olsa. -Neden gidiyorsun?
Herkesin gitmek için bir sebebi var. Benim de var.
Ailen yüzünden.
Ailem yüzünden.
Onları en son ne zaman gördün?
Bilmem. Geçen zamanı çok düşünmüyorum.
Çünkü eğer düşünürsem mutlaka geri dönerim.
-Yani o kadar kötü. -Aslında değil.
O topraklar belki de benim için dünyanın en güzel yeri.
Ailemin olduğu yer.
Ama benim ait olduğum bir yer değil.
Sen nereye aitsin peki?
Keşke bilsem.
Sana yardım etmemi ister misin?
Nasıl?
Bazen unuttuğun bakışlar, yüzler vardır.
Ben o bakışları rüyamda görüyorum ve devamlı benden yardım istiyorlar ama...
...elimden hiçbir şey gelmiyor.
Ama hayatımda ilk kez elime bir fırsat geçti ve...
...ben rüyamda gördüğüm birisiyle karşılaştım.
Sence bu bir tesadüf mü?
Bence hiçbir şey tesadüf değil.
Bence de.
(Duygusal müzik)
(Yıldız bağırarak uyandı)
(Öksürüyor)
(Öksürüyor)
Allah Allah, Yıldız.
-İyi misin? -İyiyim ana.
-Ne oldu? -Tükürüğüm kaçtı.
İç bakayım.
Ne oldu? Rüya mı gördün?
Yok, rüya değil.
Karabasandı sanki, bilmiyorum.
Hayrolsun inşallah.
-(Yıldız) İyiyim. -İyisin.
İyiyim, yat uyu hadi.
İyi, hadi yat uyu o zaman. Besmeleni çek, uyu.
İyi, hadi ben gidiyorum.
Tövbe estağfurullah, Allah Allah.
(Duygusal müzik)
(Tramvay çanı çalıyor)
(Sokak ortam sesi)
("Nilipek - Geçmiyor Zaman" çalıyor)
"Sen ve ben"
"Gitmişiz sanki yüzyıllarca"
"Teybi bozuk bir arabayla"
"Uydurduğumuz oyunlarla"
"Sen ve ben"
"Ve kaybettiğimiz yollar"
"Etrafımızı izlerken"
"Kaçırdığımız çıkışlar"
"Vardık bir yere"
"Kim gelmişti bizden önce?"
"Tanıdık bir hikâye"
"Bir kâbustan"
(Korna çalıyor) (Fren sesi)
"Geçmiyor zaman"
"Gelmiyor o an"
Ambulans isteyelim.
"Alev sönsün artık"
-(Kadın 3) Hanımefendi. -(Kadın 4) Alo?
"İyileşmiyor yaram"
-(Melek dış ses) Bekle beni. -(Serhat dış ses) Anlamadım.
(Melek dış ses) Gitmeden önce benimle vedalaş.
(Serhat dış ses) Ya gelmezsen?
(Melek dış ses) Ne olursa olsun geleceğim.
-Çünkü... -(Serhat dış ses) Çünkü?
(Melek dış ses) Bence de hiçbir şey tesadüf değildir.
("Nilipek - Geçmiyor Zaman" çalmaya devam ediyor)
"Sen ve ben"
"Gitmişiz sanki yüzyıllarca"
"Teybi bozuk bir arabayla"
"Uydurduğumuz oyunlarla" (Ambulans sireni çalıyor)
"Sen ve ben"
"Ve kaybettiğimiz yollar"
"Etrafımızı izlerken"
"Kaçırdığımız çıkışlar"
"Vardık bir yere"
"Kim gelmişti bizden önce?"
"Tanıdık bir hikâye"
"Bir kâbustan uyanmadan hemen önce"
"Geçmiyor zaman"
"Gelmiyor o an" (Telefon çalıyor)
(Telefon çalıyor)
-Efendim Oğuz? -(Oğuz) Neredesin?
(Serhat) Havalimanına gidiyorum.
Oğlum, çok acayip bir şey oldu. Belki bilmek istersin dedim.
Ne oldu?
(Oğuz ses) Melek diye birisini tanıyor musun?
-Melek, hastaneye mi geldi? -Evet, trafik kazası geçirmiş.
-Durumu nasıl? -(Oğuz ses) Kritik, omurga hasarlı.
Sinir sistemi ne durumda bilmiyoruz.
(Gerilim müziği)
Yetiştim.
(Oğuz) Nasıl yani? Almanya işi ne oldu?
Sonra anlatırım.
İyi misin?
Ya bir şey ters giderse?
(Serhat) Ya onu kurtaramazsam?
İkiniz arasında bilmediğim bir şey mi oldu?
Oldu.
Âşık oldum.
(Duygusal müzik)
(Kadın) Yıldız abla!
Yıldız abla!
Kız Asiye, ne oldu? Ne bağırıyorsun?
Yıldız abla, gel gel. Gel, haber var, gel.
-(Yıldız) Ne oldu yine? -Çabuk toplayın onu, çabuk.
Dökmüş her şeyi oraya.
İlyas, İlyas o elindekini abim görürse sen biliyorsun ne olacağını.
-Ne oldu? -Yıldız abla gel, bak haber var.
-Ne? -Serhat Ağa.
Ne olmuş yine Serhat'a?
-"Beyin ve Omurilik Cerrahı Serhat..." -Aşağı.
-Neresi? -Aşağı in, aşağı in.
Tamam, bak buradan oku.
"Yurt dışına gitmek...
...yurt dışına gitmekten vazgeçti."
Ne olmuş?
Serhat Yelduran yurt dışına gidiyormuş.
O niye ki?
Benimle evlendirecekler diye herhâlde.
Bak abla, olayın üzerinden üç ay geçmiş. Ruhumuz bile duymamış.
Sen karışmasan olmaz mı?
(Asiye) Ana, olmaz olmaz. Yıldız abla dedi.
Her gün bakacaksın, aratacaksın dedi.
Damadın ensesinde ol dedi.
Ben o yüzden her gün bakıyorum.
Bir gazeteciliğin kalmıştı senin kız.
Bak, abla bak diyor ki çalışmak için gidiyormuş.
Ben okudum.
Koca doktora Urfa'da iş mi yok?
Öyle.
Çalışmak için gidiyormuş.
İyi ya işte derdi senden kaçmak değilmiş.
O bir yere gidemez.
O hiçbir yere gidemez.
Sen buraya geleceksin Serhat Ağa'm.
Benim yıllardır akıttığım gözyaşına sen buraya geleceksin.
Döndü abla, hemen bir börek açalım.
Ben bir kaynanama götüreyim bakalım. Bu işin aslı astarı neymiş.
Gelin olunca ne yapacaksın?
Kaynanan anlamayacak mı börekleri senin açmadığını?
Tek derdimiz bu mu kaldı?
Adam doktor olmuş, burada kalmaz.
Biz nikâhı basar, gideriz.
Sen, Yelduranlara hemen haber uçuruyorsun.
-Kevser'e mi? -Kevser'e.
Ben babamlarla konuşacağım.
(Gerilim müziği)
Kahvaltı mı abisi?
Evet abi, sofra hazır da.
(Aşır) İyi, tamam geliyoruz.
(Sessizlik)
Baba...
...başka bir şey daha var.
-Nedir? -Ne oldu kız?
Nedir kızım söylesene?
-Yelduranlar. -Ne olmuş?
Oğullarını yurt dışına kaçırıyorlarmış.
-Hangi oğullarını? -Abi hangi oğulları olacak, Serhat.
Müstakbel damadınız.
Sabah sabah ne diyorsun kızım?
Baba ben de şimdi gördüm.
(Hareketli müzik)
Kolay gelsin abi. Hele bir tane ver, tansiyonum düştü.
(Mesaj geldi)
Kim bana mesaj attı?
Bu Asiye sabah sabah bana niye mesaj atıyor?
(İrkildi) (Kürtçe konuştu)
Gülizar abla, Gülizar abla!
-Kız ne oldu? Ne bağırıyorsun? -Mesaja bak.
Aney! Sultan Hanım bunu görmesin.
-Sultan Hanım neyi görmeyecekmiş? -Yok, bir şey yok.
Kevser, neyi görmeyecekmiş? Gülizar abla!
(Nurgül) Kız, bana da söyleyin! Ne oldu?
-Ver bana. -Tamam.
Ne bağırıyor bunlar? Bekir Ağa'm kızacak.
-Bilmiyorum ki baba. -Gülizar!
(Hareketli müzik)
-Yusuf. -Hatçik.
-Sen yorulma, ben götürürüm. -Tamam.
Sağ ol.
(Hareketli müzik devam ediyor)
(Bekir) Gel.
Getir, getir. Şöyle bırak.
(Kuşlar ötüyor)
Hadi sen git, bekleme.
(Kapı kapandı)
(Kuşlar ötüyor)
(Telefon çalıyor)
(Telefon çalıyor)
(Telefon ısrarla çalıyor)
Alo? Hayırdır Ziyan Ağa, sabahın bu saatinde?
Uzun zaman oldu görüşemedik.
Bir hâlini sorayım dedim. Nasıl oldun, iyi misin?
İyiyim iyiyim, bir şeyim yok. Gün geçtikçe daha iyi oluyorum.
Birkaç güne ayaklanırım inşallah.
O zaman uğrar, seni bir ziyaret ederim.
Daha iyiysen şimdi uğra.
Hayırdır, ne acelesi var ki?
(Ziyan ses) Sen bir gel hele gel Bekir Ağa.
Gelirken de haberlere bir göz gezdir.
Senin oğlan Serhat...
...haberlere çıkmış.
İyi, tamam tamam. Uğrarım.
Kadı!
Kadı!
-Baba ne oldu? -Nerede bunlar?
Sesimi duyan yok mu?
Aşağıda mutfaktadırlar herhâlde baba.
Sen haberi duymadın mı?
Ne haberi? Ziyan Ağa aradı şimdi.
Serhat gazeteye mi çıkmış ne? Haberim yok. Nedir?
Hiç, şey vallahi baba şöyle internette...
...Serhat'ın haberini yapmışlar.
Benim bunu gözüm nasıl görsün? Sen hele bir anlat bakalım.
İşte bu Serhat, bir tane girmeyeceği bir ameliyata girmiş...
...bir tane hastanın hayatını mı ne kurtarmış.
-Ee? -O yüzden de...
...yurt dışına yerleşmekten vazgeçmiş.
(Gerilim müziği)
Vay, vay ki vay!
Oğlum, hele ara. Ara, sonuna kadar ara.
(Arama tonu) Açmıyor.
Açmıyor.
Vallahi Bekir Ağa'm duyarsa vallahi yandık.
Asıl Sultan Hanım duyarsa yandık Gülizar abla.
Evet evet, yandık.
(Gerilim müziği devam ediyor)
Bana derhâl o Serhat Efendi'yi bulun!
(Gerilim müziği devam ediyor)
Ana sakin ol, tamam.
Bak, aylar öncesinin mevzusuymuş zaten.
Gitse haberimiz olurdu.
Sen ara hele, benim şu içim bir rahat etsin.
(Gerilim müziği devam ediyor)
(Telefon çalıyor)
(Telefon çalıyor)
(Telefon ısrarla çalıyor)
Aradım, açmıyor işte ana.
Of!
Sabaha kadar orada burada gezeceğine karının koynunda yataydın...
...böyle esnemekten ağzın ikiye ayrılmazdı!
-Çaldır şunun telefonunu! -Allah'ını seversen bir sal beni ana.
Bak Kadı aradı, Yusuf aradı, ben aradım. Herkes aradı, açmıyor işte.
-Aradık hanımım. -Aferin aradınız.
Maşallah herkesin haberi var, bir benim haberim yok!
Çaldır o telefonu, açana kadar da çaldırmaya devam et!
Açtı açtı. Alo, Serhat?
-Bak, anam da burada. -Abi, müsait değilim.
O yüzden açmıyorum. Sonra arayayım mı ben seni?
Dur, dur, dur, bir dur! Bu yurt dışı meselesi ne?
-Habere çıkmışsın. -Yok öyle bir şey abi, yalan haber.
Yalan haber? Bak, yalan habermiş.
Konuşacaksan konuş.
Sesimi duymak isteyen kendisi arardı.
Ben konuşuyorum.
Siz niye öyle aval aval benim suratıma bakıyorsunuz?
Daha kahvaltı hazır değil, hadi hadi!
Yalan haber falan kimi kandırıyorsun abim sen?
Ne işler çeviriyorsun?
-Abi sonra konuşalım. -Oğlum bak, anam çok üzülüyor.
Ama artık buradasın değil mi hani bir yere gitmiyorsun?
Gitmiyorum diyorum, gitmiyorum. Tamam, buradayım.
Hadi ben kapatıyorum.
(Meşgul tonu)
(Gerilim müziği)
-Ne diyor? -Gitmiyor ana, işte onu diyor.
-Doğru söyle. -Allah Allah! Yalan borcum mu var?
(Bekir) Kadı! Lan Kadı!
Eyvah, kesin duydu.
-(Sultan) Ağam. -(Bekir) Nerede bu Kadı?
(Gerilim müziği devam ediyor)
Ağam, ağam iyi misin?
Kadı!
(Sultan) Kadı koş, ağa çağırıyor!
-Buyur ağam? -Neredesin sen?
Evin içinde de seni telefonla mı arayacağım?
(Kadı) Yok ağam, bir mesele vardı da onu şey yapıyorduk.
Bana bak...
...sen de üstüne insan gibi bir şey giy, gidiyoruz.
-Nereye? -Ulan, lafımı ikiletme!
Gidiyoruz dedim!
Dur ağam, nereye gidiyorsun? Ağaya bir kahve yapın.
-Hanımım, size de yapayım mı? -Yok, ben istemiyorum.
Allah aşkına kurban olayım, vakti mi şimdi dışarı çıkmanın?
-Yusuf. -Efendim baba?
Hadi gidiyoruz, ceketini giy.
Sen daha kahvaltı yapmadın, daha yeni ayağa kalktın.
Nereden çıktı bu dışarı çıkmak? Sırası mı şimdi?
(Gerilim müziği)
Ziyan Ağa aradı.
Şu sizin içeride konuştuğunuz mevzuyu haber vermek için.
Evet, tabii. Hemen de duymuşlar.
Ben Serhat'la konuştum.
Öyle bir şey yokmuş, yalan habermiş.
Sen oğlunu tanımıyor musun?
Kaç yıldır ne varsa bu topraklarda kaça kaça bir hâl oldu.
Uzaklaşamadı bir türlü.
Sebebi belli değil mi?
Çocuk hazır değil.
-Kariyer yapacak benim oğlum. -Ne kariyeri be!
Sabır, sabır, sabır bir yere kadar! Sabırlar tükeniyor bak!
Bak işte bütün bunlar onun işareti.
Tövbe ya Rabb'im. Kurban olayım Allah aşkına içimi karartma.
Zaten sabaha kadar kötü kötü rüyalar görmüşüm.
İçini karartacak ne var bunda?
Oğlunu gurbete göndermiyoruz, evlendireceğiz.
Ne olursa olsun, başbakan da olsa...
...o gelip bu topraklarının başında duracak.
Hem bu topraklarda Yıldız'dan iyi kısmet de bulunmaz.
O gelip, toprağın başında duracak da...
...Akif ne olacak? -Gebersin it!
İnsan oğluna, evladına öyle şey der mi?
Benim dediğimden olacak iş değil.
O kendi her gün zıkkımlandığı şeyden başını yiyecek.
Tamam, daha bu mevzuyu uzatmayın. Konu kapandı tamam, bitti gitti.
-Ben gidiyorum. -Ya kahve, kahven geldi?
-Bırak, kahveniz de sizin olsun. -Bekir Ağa'm.
Ben arabadayım, çocuklara söyle gelsinler.
Tövbe ya Rabb'im. Götür götür.
Hayırlı sabahlar.
-Sonunda evin yolunu bulabildin. -Evdeydim zaten.
-Nasıl evdeydin? -Üf, şey de uyudum. Arabada.
Arabada?
-Sızdın yani? -Of!
Neyse ne Nurgül ya!
Uzatma, bir takım çıkar bana.
Babam bekliyor. Bir yere gidecekmişiz.
Nereye bilmiyorum.
Dünürlerinizi ziyarete gidiyorsunuz.
Keşke arada bir yanımda uyusaydın da...
...torunları olursa belki gelin gelin diye ölmezlerdi.
Of! Kimsenin kimse için öldüğü yok!
Saçma sapan konuşma, ver şunu!
(Gerilim müziği)
Sanki benim yüzümden torun olmuyor.
(Gerilim müziği devam ediyor)
(Kuşlar ötüyor)
-(Erkek) Selamünaleyküm Ziyan Ağa. -(Ziyan) Aleykümselam.
-(Erkek) Nasılsın? -(Ziyan) Sağ ol. Sen nasılsın?
-İyi. Aşır, sen nasılsın yeğenim? -İyi abi, sağ ol.
Eyvallah.
-Hoş geldiniz. -Hoş bulduk.
(Kuşlar ötüyor)
(Gerilim müziği devam ediyor)
Hoş geldin Bekir Ağa?
Hoş bulduk Ziyan Ağa.
(Ziyan) Uzun zaman oldu.
Yani düğüne derneğe de gelmeyince yüzüne hasret kaldık.
Yaşlandık artık. Düğün dernek kafamız kaldırmıyor.
Beras! Hadi lan, gidin ötede oynayın hadi.
Maşallah aynı babasına benziyor.
Kızım ne bakıyorsun? Babanın elini öpsene.
(Gerilim müziği devam ediyor)
Berhudar ol kızım.
Hoş geldiniz Bekir Ağa.
-Sen de hoş gelmişsin Akif oğlum. -Hoş bulduk.
Var ol Meryem Hatun, var ol.
Hele gelin içeri geçelim.
Hava sıcak burada nefes tüketmeyelim.
Hoş geldiniz ağam.
(Fısıltıyla) Bana benziyor.
(Gerilim müziği devam ediyor)
Epeydir gelinini görmedin.
Büyümüş, değil mi?
Evet, büyümüş maşallah.
20'sini çoktan geçti.
O kadar oldu mu?
Gerçi Serhat da 30'unu geçti.
Zaman geçiyor Akif oğlum, zaman geçiyor.
Ama bu topraklarda hiçbir şey değişmiyor.
(Akif) Ne gibi?
Konuşulanları duymuşsundur Akif abi. Baba onu anlatıyor.
Ne konuşuluyor?
Vallahi sözde...
...seni öldürmemizi istiyormuş Bekir Ağa.
(Gerilim müziği)
Evlilik yoksa kan davası başlar.
Ağamın halefi de Serhat olduğundan...
...onu yurt dışına kaçırmış.
(Gerilim müziği devam ediyor)
Biz de seni vuralım, konu kapansın.
Akif evladım, biz dedikoduyla iş yapmıyoruz.
Evlatlarımıza kıymadığımız için bu kararı aldık.
(Ziyan) Kan dökülmesin diye.
Şimdi niye cayalım?
Öyle değil mi Bekir Ağa?
Biz bir söz verdiysek...
...tabutumuzun başında herkes hakkını helal etsin diye verdik.
Ne dediysek o, olacak.
Ben de onu diyorum Bekir Ağa. Zaman geçiyor.
Ömür geçiyor.
Son gördüğümde...
...sen bastonu taşıyordun.
Şimdi baston seni taşıyor.
(Gerilim müziği)
Eğer bu düğün olmadan...
...benden ya da senden birine bir şey olursa...
...sonrasını kimse bilmiyor.
Devir bizim devir değil Bekir Ağa.
Biz de farklı bir şey demedik Ziyan Ağa.
(Ziyan) Ama daha neyi bekliyoruz?
Bak Bekir Ağa, ben dedikodulara aldırmam.
Ama Aşır aldırıyor.
(Gerilim müziği devam ediyor)
Ben inanmam, o inanıyor.
Bana bir şey olursa, bunu kim tutacak?
Yeter Ziyan Ağa. Bak...
...o zaman bir söz verdik.
Ben kimsenin lafıyla hareket eden bir adam değilim.
Serhat benim evladım.
Söz verdiğimizden bu yana da...
...Yıldız da benim öbür evladım.
Kimsenin kimseden kaçtığı yok.
Kimsenin kimseden korktuğu da yok.
Bu evlilik olacak dediysem olacak, o kadar.
Olacak da ne zaman?
Zamanı gelince.
(Gerilim müziği)
Zamanı gelince Ziyan Ağa.
(Gerilim müziği devam ediyor)
(Kuşlar ötüyor)
(Kuşlar ötüyor)
(Duygusal müzik)
Ben bu anı neden hayal edemediğimi anladım.
Neden?
O kadar güzelsin ki...
...hayal edemiyormuş insan, olmuyor yani yapamıyorsun.
-Gerçekten mi? -(Serhat) Gerçekten.
(Duygusal müzik devam ediyor)
Sen de çok güzel görünüyorsun.
Yaptık bir şeyler.
İyi ki girdin hayatıma.
İyi ki o gün bana çarptın.
Sen bana çarptın.
İyi ki o gün bana çarptın. İyi ki bana kalmak için sebep verdin.
Ben çok heyecanlıyım. Sen de heyecanlı mısın?
Değilim.
Aşk olsun.
Bak bakalım heyecanlı mıyım.
-Öleceğim kızım heyecandan. -Tamam, ikna oldum.
Oldun mu? Tamam mı? İkna mısın?
Hadi geç kalacağız, çıkalım.
Dur, bir dakika. Şu bacağımı kapatmam lazım.
Ne?
Doğum lekem.
Çok yakışıyor sana, bırak kalsın.
(Duygusal müzik)
(Duygusal müzik devam ediyor)
Emine abla.
-Efendim Yıldız? -Bak, buraların ölçüsünü aldın da...
...hep pot durdu bunlar, tam al. -Hele bakayım.
Alıyorum Yıldız alıyorum da sen sürekli zayıflıyorsun anam.
-(Emine) Böyle olmaz, tamam mı? -Sen merak etme.
-Yakında düğün var. -(Emine) Maşallah.
(Oğuz) Hadi çal!
(Hareketli müzik)
(Hareketli müzik devam ediyor)
(Çocuklar hep bir ağızdan) Deli Sevde, deli Sevde!
Deli Sevde, Deli Sevde!
Deli Sevde, Deli Sevde!
(Gerilim müziği)
Git sen hele o malzemeleri getir.
Babana rahmet.
(Gerilim müziği devam ediyor)
Sevde Kadın?
-(Sevde) Döşek nerede kız? -Ne döşeği?
Döşek mi kaldı? Ta geçen baharda geldin en son.
Ne var yani bahardan sonra yaz yine. Çok mu uzak?
-Nasıl, neresi? -Ebenin!
Döşek nerede diyorum kız? Döşek nerede? Getir döşeğimi.
Bu ne?
O süslü Sultan, niye benim yerimi çiçeklerle doldurmuş?
Saksı mıyım ben?
Sen geç hele bir soluklan, bir nefes al.
Biz yaparız hemen oraya döşeği, gel. Gel otur, gel.
Gel sen, geç böyle. Bir soluklan.
Geç şöyle, tamam.
-Hoş geldin Deli Sevde. -Hoş bulduk deli Hatcik.
Aa! O da bana deli diyor.
Benim nerem deli?
-Benim nerem deli? -Buran, buran.
Ee, ne yaptın? Buldun mu çocuğunu?
Kız, ne diyorsun sen? Öyle şey sorulur mu kadına?
Ayıp ayıp! Yürü sen hadi mutfağa!
Kız yürü dedim!
Kusura bakma Sevde Kadın, o hepimizden cahildir.
(Kevser) Aklı da kıttır biraz.
Yüzü gülüyorsa aklı ona yetiyordur.
(Kevser) Sen boş ver onu. Nasılsın, iyi misin? Hoş musun?
Ne iyiyim ne de hoşum! Açım!
Tamam, dur ben hemen sana bir şeyler hazırlayıp geleyim.
(Sevde) Tamam, hadi.
(Gerilim müziği)
(Gerilim müziği devam ediyor)
Çekil çekil, ben yaparım. Git tabakları getir bana.
Kız bu ne telaş? Az sakin.
-Yemek dolduracağım. -Allah Allah.
Gene niye gelmiş bu uğursuz?
Vallahi bilmiyorum ki. Yıllardır böyledir hanımım, biliyorsun.
Hani ne geliyorum der ne gidiyorum.
Sıkma canını hanımım.
Geçen de geldi gitti, bir uğursuzluk olmadı.
Gülizar, hurafelere inanacak değilim.
(Sultan) Benim canım başka bir şeye sıkkın.
Çıkardınız mı döşeğini? Yine kalacak mıymış?
Evet vallahi hanımım, ilk onu istedi. Kalıcı bu belli.
Oy Allah'ım ya Rabb'im!
Kız abla, kondurmuyor da korkuyor bence.
Niye, niye ki?
Deli Sevde'nin nesinden korkacak?
Kız, Deli Sevde öyle bir anda çıkıp geldi mi...
...hissediyor derler.
-Neyi? -Neyi olacak, ölümü!
Kevser, canım benim...
...yapmasan mı artık kızın yanında?
Zaten yarım akıllı, korkudan onu da kaybedecek.
(Gülizar) Kız, sen de böyle şeylere inanma.
Millete çene çalacak hikâye lazım.
Allah'tan başak kimse bilmez ecelin ne zaman geleceğini.
Hadi bakalım, şunu götür.
(Gerilim müziği)
(Sessizlik)
(Sessizlik)
Baba niye bu kadar gerildin ki?
Hani orada benim hakkımda söyledikleri yüzündense...
...hiç kafana takma.
Baba, ben zaten ağalık falan istemiyorum.
Ağalık istemiyorum diye ortada gezinirsen...
...kimse seni ağa yerine koymaz.
Marabaya maraba gibi davranırlar.
(Öksürüyor) Baba, iyi misin?
-Baba, baba? Su ver. -Buyur ağam.
Yusuf sağa çek, sağa çek! Sağa çek, aç şu camları!
(Akif) Çek sağa, şu camı da aç.
(Gerilim müziği)
(Bekir öksürüyor)
(Gerilim müziği devam ediyor)
Deden verdi bu adı sana.
(Bekir) Akif olsun ki sebat etmeyi bilsin diye.
Ağa dediğin sebat etmeyi bilir.
Ama sen ne oldun?
Cıvık Akif.
Ellerim terliyor baba.
Ondan öyle diyorlar, başka bir anlamı yok.
(Bekir) Lan, ağa oğluna lakap takıldığı nerede görülmüş?
Onların demek istediği şu.
Seni sevmiyoruz, sana saygı duymuyoruz diyorlar.
Ne yapayım baba, ben de böyleyim işte.
Koskoca adam oldun.
İnsan bir sevdiğinin, hoşuna giden şeyin peşinden gider.
Senin ne var? Anca orada burada âlemlere git.
(Bekir) Hiçbir şey vermedin. Bir torun bile veremedin.
Bir torun bile vermedin.
-Baba, yetmez mi? -Yetmez lan, yetmez!
-Oğlum. -(Bekir) Ulan, ulan bana bak!
İş kuracağım dedin.
Elimizde avucumuzda ne varsa hepsini yolladık.
Bir senede bütün parayı batırdın.
Ne oldu, kumar oynamışsın. Peşine mafya düşmüş.
Seni öldürüyorlardı, ellerinden zor aldık.
Ama ne oldu, karşılığı ne? Hiç.
Evleneceğim dedin, seni evlendirdik.
Karının yüzüne bir kere bakmadın.
Bıkmadın mı boynumuzu yere eğdirmekten?
Ne istiyorsun oğlum sen, ne istiyorsun?
Ne istedin de sana veremedik?
Bakma lan yüzüme boş boş! Söyle, konuş!
Ne konuşayım baba?
Sen bir güne bir gün bana güvendin mi?
Bir kere, bir kere sırtımı sıvazladın mı?
Şimdi bunun arkasına sığınıp her gün içiyorsun, öyle mi?
Torun torun dedik, iyi ki torun yapmamışsın.
O da senin gibi cıvık olurdu.
(Gerilim müziği)
(Bekir öksürüyor)
(Gerilim müziği devam ediyor)
Madem öyle...
...o Kordağlılar kafamıza sıkmadan...
...getirebiliyorsan getir o halefini de sana bir tane torun yapsın!
Ulan, ne demek getirebilirsen?
O kadar malın var, mülkün var, toprağın var, servetin var diyorum!
Ama iki tane oğlundan habersizsin!
-Sen de kendine ağa mı diyorsun? -Yeter ulan!
Aman aman!
Dur oğlum, dur. Şimdi gitme.
(Gerilim müziği)
Çekil şuradan!
(Gerilim müziği devam ediyor)
(Kuşlar ötüyor)
(Puhu kuşu ötüyor)
(Kuşlar ötüyor)
(Çarşı ortam sesi)
Kız, kaldır kafanı şu telefondan. Önüne baksana.
(Çarşı ortam sesi)
Aa! Abla!
-Ne oldu? -Serhat Ağa.
Ne oldu Serhat'a?
Kız, ne oldu?
O kızın fotoğrafını beğenmiş.
-Hangi kızın? -Bu hayatını kurtardı diye...
...haberi çıkmıştı ya, işte o kız. Bak.
Ver hele şunu.
Abla, beğenme.
(Gerilim müziği)
Bu hastası değil mi? Tanıyor olabilir. Al şunu.
-Evet. -Artık şunun peşini de bırak.
Bırak mı? Abla, sen de bir bırak diyorsun bir bırakma diyorsun.
-(Asiye) Ben anlamadım. -Şimdi de sus diyorum işte hadi yürü!
(Çarşı ortam sesi)
-Kız acele et, yürü biraz. -Tamam.
Şu öğle sıcağı bastırmadan girelim, işlerimizi halledelim.
(Sessizlik)
(Duygusal müzik)
Seninki daha hoş.
-Giyemedikten sonra... -Abla, niye öyle diyorsun?
Neyse. Hadi yürü, bakalım. Bak, Muzaffer abi yeni bir şeyler getirmiş.
-Gidip bir bakalım. -İşte! Abla, sana bundan bahsediyordum
-Bu ne? İçim karardı. -Niye? Sana yakışmaz mı?
Gel hele gel, şu bordoya bak.
(Kadın) Muzaffer abi, kolay gelsin. Haftaya görüşürüz olur mu?
Hayırlı işler.
Şuna bir bak! Bak, ne güzel işlemişler.
Kolay gelsin Muzaffer abi.
Oo! Yıldız, kızım. Hoş geldin.
Hoş gördük. Vitrini doldurmuşsun. İşler kesat herhâlde.
(Muzaffer) Bunların hepsini yeni aldım.
Bende güzel mal çok uzun kalmaz, bilirsin.
Aman, senin bu havaların! Sanki bir tane elbise satan dükkân var.
Başka dükkân biliyorsan oraya gitseydin.
(Kadın) Abla! Abla bak, kanatlı.
Bak şimdi.
Sen Ziyan Ağa'nın kızını kovuyor musun?
Ee, sen başlattın.
Ben takılıyorum.
Çocuklara söyle de şu vitrindekini çıkarsın, bir deneyeyim.
-Bu nasıl? -Gelinliği mi?
Yanındaki.
-Yeşil olanı. -Sen onu ne yapacaksın ki?
Gelinlik kızlar kınada giyer.
-Niye, ben evde mi kaldım Muzaffer abi? -(Muzaffer) Vallahi öyle diyorlar.
Senin Serhat yurt dışına kaçmış, evlendi falan diyorlar.
Siz beni mi çekiştiriyorsunuz?
Kızma canım, kızma.
-Abla. -Kızarım.
Benim namusumu ağzınıza sakız etmeyeceksiniz.
Yaşınızdan başınızdan utanın be!
Akşama kadar eliniz iş tutacağına benim dedikodumu mu yapıyorsunuz?
-Yavaş kızım, yavaş. Tövbe tövbe! -Tövbe sana lazım, bana değil.
Yeter! Hadi git dükkânımdan!
Bu kadar namusuna düşkünsen sahip çıksaydın.
Aa!
Yere batsın, senin de dükkânın da!
Abla!
Yürü.
Abla dur.
-Ana vallahi ben bir şey yapmadım. -(Aşır) Kalın lan burada.
Çakallar! (Üst üste konuşmalar)
Dışarıda işe yaramamışlar, burada işe yarayın.
Ağam.
Abi, kurban olayım bak beni bir dinle.
-Haklıyım diyorum. Abi haklıyım. -Haklı mısın?
-Bu kaçıncı haklılık Yıldız? Gel. -Beni dinle.
-Yıldız bak, derdini babaya anlat. Yürü. -Beni dinle.
-Abi ne yapacağım? Kurban olayım... -Yıldız, yürü. Yıldız.
Yürü, canımı sıkma.
(Gerilim müziği)
(Ziyan tokat attı)
(Gerilim müziği)
Vur baba.
Daha vuracaksan vur.
-Ama yalvarırım önce bir beni dinle. -Seni ne dinleyeceğim kız?
Çarşıda onun bunun kafasını yarmak nedir?
Sen eşkıya mısın?
Gerekirse eşkıya da olurum.
Adam herkesin gözü önünde benim namusuma laf ediyor.
Milletin diline düşmüşüz baba! Hiç mi görmüyorsunuz?
Hiç mi duymuyorsunuz?
Eğer sizin lafınız Yelduranlara geçmiyorsa...
...namus benim namusum.
Hiç kimseye laf ettirmem...
...kendim sahip çıkarım.
-Defol içeri kız! -Baba...
Bir daha da benim haberim olmadan bu konaktan bir adım atarsan...
...senin o bacaklarını kırarım!
Defol!
(Gerilim müziği)
(Gerilim müziği)
Baba bu kız haklı.
Biz iyice milletin ağzına sakız olduk.
-Bak bizim bir şey yapmamız lazım. -Ne yapacağız?
Biz nasıl millete rezil olduk...
...rezil edelim.
Aklında ne varsa kan dökmeden yapmamız lazım.
Eğer bir kere kan dökülürse...
...önünü alamayız. -Kan dökmeyeceğim.
Yakacağım.
-(Erkek) Vah, vah, vah! -(Kadın) Herif, herif ne oldu?
-(Erkek) Depo yanıyor kadın, depo! -(Kadın) Eyvah!
Çabuk! Oğlum hadi arabalara, hadi!
Yusuf! Yusuf!
-İtfaiyeyi aradınız mı? -Aradım. Hadi, hadi!
(Üst üste konuşmalar)
Kimin eve geldiği var sanki!
(Üst üste konuşmalar)
(Nurgül) Baba yetiş! Yetiş!
Depoda yangın çıkmış!
Depo yanıyor. Belli ki biri bizimle uğraşıyor.
-Kim bizimle uğraşıyor ağam? -Ne bileyim? Ben bir gidip bakacağım.
(Sultan) Sen nereye gidiyorsun? Yanan yanıyor zaten. Sen mi söndüreceksin?
Kadı, arabayı hazırlayın.
(Çınlama sesi) (Kalp ritim efekti)
-Baba! Baba! -Ağam!
-(Sultan) Ağam, ne oldu? -(Nurgül) Baba!
-(Sultan) Ağam! -(Nurgül) Baba!
(Hep birlikte) Ağam! Ağam! (Üst üste konuşmalar)
(Sultan ağlıyor)
(Telefon çalıyor)
(Telefon ısrarla çalıyor) (Telefonun sesini kıstı)
(Gerilim müziği)
(Serhat) Efendim abi?
-Bir şey mi oldu? Hayırdır bu saatte? -Oldu.
Babam kalp krizi geçirdi.
(Gerilim müziği)
-Öldü mü? -Yaşıyor.
Ama doktorlar sabaha kalmaz, hazırlıklı olun diyor.
Hemen gelmen lazım.
(Yaşam destek cihazı çalışıyor)
(Akif) Geliyor ana.
Ne zaman?
Yarın ilk uçakla gelecek.
(Gerilim müziği)
Ne dedin?
Babam ölüyor, hemen gelmen lazım dedim.
-Allah etmesin! -Başka türlü gelmezdi, biliyorsun.
Bir an önce gelsin de şu işi halletsin.
Bugün ekinleri yakan yarın gelir, bütün konağı yakar.
(Gerilim müziği)
Gidecekse de o karısını alsın, öyle gitsin.
Hiç öyle bakma ana. Hiç öyle bakma.
Serhat'ın kalmayacağını ikimiz de biliyoruz.
(Gerilim müziği)
(Melek) Sevgilim.
İyi misin?
Bir şey mi oldu?
(Gerilim müziği)
Babam...
(Gerilim müziği devam ediyor)
(Melek ses) Serhat, ne zaman indin?
-Şimdi indim. Birazdan arabaya bineceğim. -(Melek ses) Nasılsın?
-Babandan bir haber var mı? -(Serhat ses) Yok, hâlâ bir haber yok.
-O yüzden direkt hastaneye gidiyorum. -Anladım.
Melek, senin sesin niye böyle?
-İyi misin sen? Ne oldu? Bir şey mi oldu? -İyiyim.
Öyle çok önemli bir şey yok.
Sen anlat bakayım. Ne oluyor?
Zor bir geceydi.
Böyle kötü rüyalar falan.
(Melek ses) Yanımda sen olmayınca böyle oluyor işte.
Çok uzun süre kalmayacağım. Hemen döneceğim.
-Serhat, geri geleceksin değil mi? -Tabii ki geleceğim.
(Melek ses) Ne bileyim, böyle içimde kötü bir his var.
Onca yıl sonra gidince sanki bir daha hiç geri gelmeyeceksin gibi hissediyorum.
Aşkım benim ait olduğum yer, senin yanın.
Unuttun mu?
Keşke ben de seninle gelseydim.
Asıl eğer sen gelirsen geri dönmek için bir bahanem kalmaz.
Tamam, artık benim kapatmam lazım.
Tamam. Kendine dikkat et.
-Sakın beni habersiz bırakma. -Veririm, merak etme.
(Müzik)
(Müzik)
(Yusuf) Ağam, hoş geldin.
-Yusuf? Tamam tamam. -Ağam alayım.
-Nasılsın ağam? Yolculuk nasıldı? -İyi iyi.
Oğlum sen bayağı büyümüşsün, koca adam olmuşsun.
Tabii ağam, askerliğimi bile yaptım. Buyur.
-(Erkek) Hoş geldin ağam. -(Erkek 2) Hoş geldin ağam.
-Öne Yusuf, öne. -(Yusuf) Ağam...
-Tamam. Eyvallah. Eyvallah. -Buyurun ağam.
(Müzik)
(Müzik devam ediyor)
Ben valizleri alıp geliyorum.
(Müzik)
Ağam, hoş geldin.
Ağam, hoş geldin.
(Müzik)
(Sevde) Sonunda geldin!
(Müzik bitti)
-Sevde teyze? -Gel hele, gel şöyle.
Oradan yüzünü seçemiyorum.
Seçemiyorsun, seçemiyorsun da ta oradan beni nasıl tanıdın?
Ee, alacaklıyım ya ondan tanıdım.
Bana bir can borcun var, unuttun mu?
Unutmadım, unutmadım tabii de...
...ben o borcu sana nasıl ödeyeceğim, onu bilmiyorum.
Sen bilmiyorsun ama ben biliyorum.
-Sen iyi misin? -Bilmem.
Doktor sensin.
Sence iyi miyim? (Gülüyor)
İyisin iyisin.
Ee, bizim ahali nerede?
Yukarıda, babanın yanındalar.
Hadi sen de geç. Seni bekler.
-Sen buradasın değil mi? -Evet. Şimdilik buralardayım.
(Gerilim müziği)
-Kaç diyor? -12/8.
-Normal, değil mi? -Evet.
-Abla! -(Sultan) Serhat?
Oğlum! Oğlum!
Anan kurban olsun sana!
(Derin nefes alıp veriyor)
(Müzik)
-Hoş geldin oğlum. -İyi misin?
Ben iyiyim de işte, onun da durum öyle.
-(Kadın) Hoş geldin Serhat oğlum. -Serhat, kurban.
Durumu nasıl?
(Erkek) Durumu stabil hocam.
Klopidogrel, Atorvastatin ve asetil salisilik asit uyguladık.
İşte ilaçlarını aldı, öyle yatıyor.
Arada bir gözlerini açıyor ama kimseyi fark ettiği yok.
-Dosyası burada mı? -Evet.
Bak hele, bak Allah aşkına. Dağ gibi adam nasıl böyle küçücük kaldı!
(Yaşam destek cihazı çalışıyor)
(Gerilim müziği)
Babam niye burada anne?
-Ne bileyim oğlum? -Abim dün akşam aradı...
...durumu kritik dedi.
-Tabii. -(Serhat) Babam niye burada?
Oğlum, bir ara gözünü açtı; beni eve götürün diye tutturdu.
Ne yapalım? Biz de bütün hastaneyi eve taşıdık, mecbur.
Daha yeni yoldan geldin. Açsın. Bir kendine gel.
Hele gidin bir sofra falan hazırlayın. Hadi.
-Hadi, hadi, hadi. Gel. -Sen de güzel karnını doyur.
Zaten hemşire, baban kendine geldiğinde bize haber eder.
Gel hadi kurban, sen bir yemek ye. Hadi. (Kapı kapandı)
Gel anne kurban, gel yemeğini ye.
Abim nerede?
Babanın eksik ilaçlarını aldırmaya gitti.
(Kapı açıldı)
(Akif) Vay, benim ağam gelmiş! Vay benim paşam gelmiş!
-Ağam sen hoş geldin. -Bana neden yalan söyledin?
Ne yalanı?
-Bana niye yalan söyledin? -Oğlum ne yalanı?
Babam ölüyor dedin, yetiş dedin!
Evet. Dün gece ölecek gibiydi ama bu sabah toparladı.
Ağam tamam, öyle bakma. Allah Allah! Anam ısrar etti.
Abartma Serhat, abartma.
Oğlum kimseye çaktırmadan geldin. Kolundan tutup nikâha götürecek değiller.
Ben o meseleyi mi diyorum?
-(Akif) Oğlum neyi diyorsun? -Onu mu diyorum?
Oğlum ne diyorsun? Sakin ol. Allah Allah! Bir abine sarılmıyorsun.
Abim.
Keçilik yapma oğlum.
(Keçi taklidi yapıyor) (Serhat gülüyor)
(Akif keçi taklidi yapıyor)
(Akif) Gel.
(Müzik)
-Oğlum zayıflamışsın. -Yok bir şey yapmadım, aynı.
Doktor Bey; sabahları aç karnına yarım ciğer, yarım yürek yiyeceksin.
Ondan sonra iki hafta sonra kontrole geleceksin.
Sende bir değişiklik var.
-Sen sevgili mi yaptın? -Bağırma. Ne bağırıyorsun?
-Bağırma, duyacaklar şimdi. -Tamam oğlum, tamam. Dur. Sen dur.
Bak anama bakıp geleceğim, sonra gidiyoruz tamam mı?
-Nereye? -Daraldım Serhat.
Vallahi billahi daraldım.
Bak, 'welcome to hell'. Of!
("Anonim- Urfalıyam Dağlıyam" çalıyor)
"Urfalıyam dağlıyam"
"Urfalıyam dağlıyam"
"Bahçalıyam bağlıyam" (Islık çalıyor)
"Ağam da şimdi gelir" (Şarkıya eşlik ediyor)
"Paşam da şimdi gelir"
-(Akif) "Serhat da şimdi gelir, vay" -(Erkek) Çıkalım ağam.
"Ağam da şimdi gelir"
-"Paşam da şimdi gelir" -Tamam.
Hadi oğlum. "Güzel de şimdi gelir, vay"
-Tamam, hadi oturalım. -Oynamıyorsun ki sen.
Oo!
Gel ağam, otur.
Eyvallah.
(Erkek) Oğlum!
(Akif) Hadi bakalım.
"Ağam da şimdi gelir"
"Paşam da şimdi gelir"
"Serhat da şimdi gelir" Vay, vay, vay!
-Hadi abim. -Başka bir emriniz var mı abi?
-Başka bir emrimiz yok. Hadi. -Afiyet olsun.
Hadi abim. Hoş geldin.
Hadi bakalım. Hoş bulduk.
("Anonim- Urfalıyam Dağlıyam" çalıyor) (Gerilim müziği)
'Ehlen ehlen'!
Kimler gelmiş! Kimler gelmiş!
Haber etseydin.
Adamı havaalanında karşılardık.
Hoş geldin. Afiyet olsun.
Sağ olasın. Gel beraber olsun derdim Aşır...
...ama bugün abi kardeş gecesi.
Öyle babam, öyle.
Ben geçerken bir uğrayayım dedim.
Serhat Yelduran geldi dediler.
Şöyle dünya gözüyle bir göreyim dedim.
Emin olayım istedim.
(Gerilim müziği)
Sen beni tanımadın.
Ben Aşır.
Yıldız'ın abisi.
(Gerilim müziği)
Eyvallah.
Sen nasılsın Cıvık?
-Bekir Ağa nasıl oldu? -Düzgün konuş.
(Gerilim müziği)
Burada herkes ona öyle der.
Biz yabancı mıyız?
Akraba sayılırız. Sen bizim damatsın.
Sen herkes misin?
Yıldız'ın abisi...
...Ziyan Ağa'nın oğlu, öyle mi?
Bak oğlum.
Sen nasıl bir ağanın oğluysan...
...benim abim de öyle bir ağanın oğlu.
Yaşça da senden büyük.
Öyle herkesin ne dediğini umursamam.
Ama senin ne dediğini önemserim.
O yüzden...
...benim abimle düzgün konuş.
(Gerilim müziği)
-Akrabalığa gelince... -Abim.
Abi bir dakika.
Biz seninle akraba değiliz...
...olmayacağız da.
Ben yarın dönüyorum.
Bir daha da gelmeyeceğim.
O öyle senin için pek de akıllıca bir karar olmaz.
Tamam, tamam Abim! Serhat, Serhat, Serhat.
-Sen ona tasalanma. Tasalanma. -Serhat.
Serhat sakin ol. Bana bak.
Bana bak. Bir bana bak. Tamam, sakin ol.
Serhat. Serhat, abim.
Sakin ol.
Aşır, abim bak.
Kardeşim uzun yoldan geldi, tamam mı?
Babam rahatsız. Şimdi sırası değil.
Haklısın abi.
Saygısızlık ettim.
Kusura bakma.
(Gerilim müziği)
("Anonim- Urfalıyam Dağlıyam" çalıyor)
Abim. Abim.
Abim, hadi oturalım. Tamam sakin ol.
Tamam oğlum, sakin.
("Anonim- Urfalıyam Dağlıyam" çalıyor)
Abi kusura bakma, ben böyle şimdi böyle senin yanında da...
Tamam, sıkıntı yok.
(Müzik)
(Silah sesi)
(Müzik devam ediyor)
Serhat! Serhat!
Serhat konuş, aç gözünü!
Serhat, aç gözünü.
Ne olur bırakma beni, Serhat!
Bırakma beni!
(Müzik)
(Uğultulu sesler)
(Müzik devam ediyor)
(Müzik bitti)
(Su sesi)
(Gerilim müziği)
(Gerilim müziği devam ediyor)
Hadi.
Bu gece hasret giderin.
Yarın hep beraber eğleniriz.
Ağalar.
(Gerilim müziği)
Serhat.
Serhat.
Serhat, oğlum. Abim. Abim.
Tamam oğlum.
("Anonim- Dön Beri Beri" çalıyor)
"Gel gülüm gel di gel gel"
Bütün ekinleri yaktılar.
-Bütün hasat gitti. -Yaktılar derken?
Kimse üstüne almıyor da yakan belli.
-Abim, bize mesaj veriyorlar. -Bize ne mesajı veriyorlar abi?
Bu evlilik bir an önce olsun diyorlar.
Olmaz o iş.
-Sebep? -Olmaz o iş.
Tamam oğlum, sebep ne?
(Gerilim müziği)
Ben evliyim zaten.
Evli misin?
Resmî nikâhla mı?
Hani bildiğimiz evlilik yani.
Vay ben ölmüşüm!
Ah, ben ölmüşüm!
Allah'ıma ben ölmüşüm!
Oğlum sen kafayı mı yedin lan?
-Bu duyulursa ne olur sen biliyor musun? -Ne olur abi? Duyulursa ne olur?
Lan oğlum bak, önce beni vururlar, sonra babayı vururlar...
...ondan sonra da seni vururlar. Anladın mı?
Senin o karıyı sağ bırakırlar mı, bak orasını bilmiyorum.
Oğlum toprağın üstünde hüküm sürecektik, şimdi toprağın altında yatacağız!
Toprak, toprak! Hâlâ toprak deyip duruyorsun!
Altından maden çıkmaz, üstünde ağaç yetişmez.
Verimsiz, çorak arazi! Hâlâ toprak deyip duruyorsun!
Lan oğlum senin o verimsiz dediğin arazi var ya...
...oradan yüzlerce ailenin karnı doyuyor. -Ne karşılığında?
-Güç ulan, güç! -Güç. Bu neyin gücü abi Allah aşkına?
Toprağa sahip olmanın gücü.
Hani sen gider yanlışlıkla birinin toprağına girersen...
...tedirgin olursun ya. -Ee?
İşte bu tedirginliğin gücü.
(Gerilim müziği) ("Anonim- Dön Beri Beri" çalıyor)
"Çıkmaz kalemle yazdım vefamı"
Evlenmiş!
Serhat ben senin yapacağın işi...
...abim ben senin yapacağın işi!
Bak, sinirden ellerim terliyor.
-Bunun çözümü var biliyorsun değil mi? -Ben hâlimden memnunum.
Hem burada lakap öyle kolay kolay alınmıyor.
Sen biliyorsun.
Eyvallah.
("Anonim- Dön Beri Beri" çalıyor)
Evliliğine.
-Sağlığımıza. -Ölmez, sağ kalırsak...
...inşallah, inşallah abim.
-Kız çok güzel. -O kesin.
Kesin.
(Köpek havlıyor)
(Aşır) Sen çık, biz hallederiz. Çık.
Abi, hoş geldin.
Vallahi ben hoş geldim de...
...sen pek hoş gelmedin. Hayırdır, bu ne surat?
Yelduran gelmiş.
-Serhat. -İyi.
Ambarı o geri dönsün diye yakmadık mı?
Adam geri dönmüş de ben gideceğim diyor.
Nikâh falan benim umurumda değil diyor.
Hele şunu bana iyice anlat.
-Ne dedi? -Ben yarın döneceğim dedi.
Yıldız'la evlenmem dedi.
Ben sana bir şey söyleyeyim mi?
Bak bu söz falan bu adamın umurunda değil.
Bizim bir şey yapmamız lazım.
Adam şimdi gideceğim demiş. Nikâhı zorla mı kıyacağız?
Gerekirse zorla kıyacağız. Git, ananı çağır bana.
Adamları da topla. Sabah hepsi hazır olsun.
Bana müsaade, amca.
Belli ki sizin geceniz uzun.
-Bir emrin var mı? -Gidiyor musun?
Benim görüşüm belli, Aşır.
Ben babamın kanına kan istiyorum.
Ama siz kendi aranızda bir anlaşma yaptınız, bitti.
Benim boynum kıldan ince. Ailenin reisi sensin amca.
-Hadi iyi akşamlar. -Sağ olasın.
(Gerilim müziği)
(Köpek havlıyor)
Dalyan abi.
Gidiyor musun?
Evet.
-Artık gideyim. Geç oldu. -Tamam.
-Babamlar ne diyor? -Ne hakkında?
Yelduranlar hakkında konuşmadınız mı?
Konuştuk.
Vallahi bu düğünün olacağı yok. Gideyim, hepsini vurayım dedim...
...kanımız yerde kalmasın, biliyorsun.
Abi.
Abi, sen ne diyorsun?
(Gülüyor)
Niye bu kadar korktun?
Serhat'ı çok mu seviyorsun?
Seviyorum.
Yanlış anlama.
İnsan...
...görmediğini, tanımadığını bu kadar sever mi?
Yakından herkes sever.
Önemli olan uzaktan sevmek değil mi?
Öyle.
Öyle.
Ama...
...kavuşamadıktan sonra...
...uzak olmuş...
...yakın olmuş...
...ne hükmü var ki?
Ben sevdiğime kavuşacağım.
Sen hele bir sabırlı ol. Hemen kan dökmeye ne gerek var?
İyi.
Sen mutlu olacaksan...
...ben beklerim.
(Duygusal müzik)
Beklerim.
(Sessizlik)
(Bekir) Serhat.
Oğlum.
Oğlum.
(Müzik)
Aynı memlekette bizi yüzüne hasret bıraktın.
Baba...
Serhat.
Ben artık yolun sonuna geldim.
Doktorlar ne der bilmiyorum ama...
...benim bu bedeni taşıyacak hâlim kalmadı.
Artık bir halef seçme vakti geldi.
Ne yapalım?
Bu topraklar, konak ağasız mı kalsın?
Kalmaz baba. Abim var.
(Gülüyor) (İnliyor)
Bırak şu Akif'i.
Akif olmaz.
Halefim sensin. Ağa da sen olacaksın.
(Gerilim müziği)
Bu toprakların ağası olacaksın.
Beni anladın mı?
(Gerilim müziği)
-Baba, bunları daha önce konuştuk. -Sana soru sormuyorum.
Halef olacaksın.
Akif'e iki tavuk versem, sabaha midesinde bulurum.
(Öksürüyor)
Yıldız'la evleneceksin.
Bu konağın ağası sen olacaksın.
(Öksürüyor)
İyi misin?
(Serhat) Su?
Ver.
Yavaş yavaş.
Tamam.
Gel şöyle.
İyi misin?
Baba ben doktorum, biliyorsun değil mi?
Ağalık ederken...
...bu insanların da ihtiyacı var, yardımcı olursun.
Neyse. Bunları konuşmanın ne yeri ne zamanı.
Sen güzelce dinlen, iyileş. Ondan sonra tekrar konuşuruz.
Serhat, bu yorgunluk dinlenmekle geçmez.
Eğer sen şimdi çekip gidersen...
...burası yangın yerine döner.
(Bekir) Tarihimiz, her şeyimiz yok olup gider.
Ben bir söz verdim.
Ta o zaman seni halef seçtim.
Sen şimdi Yıldız'la evleneceksin.
Bana getirip el öptüreceksin.
Bundan sonra bütün bu topraklara ağalık edeceksin.
Ben gideceğim diyorsan...
...son sözüm şudur...
...benim mezarımın yanına herkes için bir mezar kaz.
Daha diyecek bir şeyim yok.
Şimdi ister git...
...ister kal.
(Müzik)
(Telefon çalıyor)
Alo?
Melek, bir şey mi oldu yavrum? Bu saatte aradın.
-Anne ben Urfa'ya gidiyorum. -Urfa'ya mı gidiyorsun?
Ne oldu bir şey mi oldu?
-Kötü bir rüya gördüm. -(Kadın ses) Ne rüyası?
Anne, Serhat'ın bana ihtiyacı var.
Sadece haber vermek için aradım. İnince sizi ararım, tamam mı?
Dur, sakın. Tek başına gidemezsin.
-Biz de seninle geliyoruz. -Anneciğim ne gerek var? Çocuk muyum ben?
Melek lütfen. Bu konu tartışmaya kapalı.
Ben seni tek başına oraya gönderemem. Bekle, seni almaya geliyoruz.
Tamam mı? Kapat. Hilmi.
Hilmi kalk. Kalk Hilmi kalk.
-Yatıyorsun. Yattın kaldın. -Ne oluyor Nergis?
Ne olacak? Duymuyor musun? Nerede bunun şeyi?
Bir rüyanın peşine düşmüş, Urfa'ya gideceğim diyor.
Ben onu tek başına oralarda bırakamam. İçim hiç rahat değil.
Bunca yıl sonra, o kadar şey yaşadıktan sonra Urfa'ya mı döneceğiz?
-Ya gerçeği öğrenirse? -Nergis kimden öğrenecek?
-Nasıl öğrenecek? -Bilmiyorum ama benim içim rahat değil.
Ben onu orada tek başına bırakamam. Sen gelsen de gelmesen de ben gidiyorum.
Ailesiyle arası iyi değilmiş de bilmem neymiş de!
Ben bu Urfa meselesinin bizim karşımıza çıkacağını biliyordum.
Hilmi!
Geliyor musun, gelmiyor musun? Onu söyle.
-Geliyorum Nergis. -Aferin Hilmi.
-Sakin ol biraz. -Tamam olurum.
(Müzik)
Kurban olurum! Yolun açık olsun. Uğurlar olsun.
Bir laf edemedik Serhat'ım, az daha kalsaydın.
-Bir sonrakine artık. -2035 falan inşallah.
-Allah korusun. -Ben doktorla konuştum.
Aman onlar tamam demeden babam ayağa kalkmasın.
Baban da bizi çok dinlerdi zaten.
Hadi Serhat. Hadi gidiyoruz oğlum.
-Hadi eyvallah. -Hadi.
Görüşürüz Sevde teyze.
(Gerilim müziği)
(Gerilim müziği devam ediyor)
Tövbe tövbe. Tövbe bismillah.
(Gerilim müziği)
Kimse bir yere gitmiyor.
-Herkes diyeceklerimi dinlesin. -Siz delirdiniz mi?
-Hayırdır? -(Erkek) Şimdi damat.
Duydum ki gidiyorsun. Ve görüyorum ki gidiyorsun.
-Sana mı soracağım? -Hişt!
Tamam. Tamam. Tamam.
Bir sakin olalım, olur mu?
Şu silahları bir indirelim.
O silahlar bir tek şartla iner.
-Ziyan Ağa! -Ne?
Bahçemden içeri elini kolunu sallaya sallaya giremezsin.
Hele de şu elinizdeki silahlarla.
Sana saygım var Sultan kişi.
Bekir Ağa'ya da.
Bize bir söz verdiniz. Namus sözü.
Şimdi ya o sözünüzü yerine getirir, namusumuzu temizlersiniz...
...ya da... -Ya da?
Ya da ne?
(Gerilim müziği)
Serhat.
-Anne, dur. -Dur oğlum.
Şöyle arkaya geç sen.
Ne yapıyorsunuz?
Tövbe ya Rabb'im.
(Gerilim müziği)
Ne yapıyorsun?
(Ziyan) Ne yapacağımı sormadın mı?
Eğer bu nikâh olmayacaksa...
...önce Yıldız'ı...
...sonra seni vuracağım.
Sonra kim kimi vurursa.
Sonra sağ kalan yoluna devam edecek.
Ziyan Ağa, dur. Hemen celallenme.
-Bir çözümü elbet vardır. -Bunun çözümü falan yok.
Kararını ver damat. Ya nikâh...
...ya da kan.
-Sıkacaksan sık! -Serhat.
Ama yapamazsın.
(Silah ateşlendi) Bir daha söyle.
Hadi bir daha söyle.
Tamam, Serhat evlenecek.
-Gel Serhat. -Abim!
Ne yapıyorsun Serhat?
Ne zaman isterseniz o zaman nikâh olacak.
Başka zaman değil.
Şimdi.
(Sultan) Ziyan Ağa, sen delirdin mi?
Şimdi burada nikâh kıyılır mı?
-İmamı çağırdım. Geliyor. -Ne?
Tamam, ben kardeşimle iki dakika konuşayım.
-Bize izin verin. Gel gel. -Abi.
Gel gel. Yürü.
Gel şöyle gel.
Yürü oğlum.
-Serhat'a geleceğimizi haber verdin mi? -Vermedim anneciğim.
Kızım olur mu böyle baskın yapar gibi?
Eğer haber verseydim...
...ne yapar eder gelmemem için beni ikna ederdi.
O zaman şimdi ara kızım.
Hadi. Binin şu taksiye.
Tamam baba, takside ararım.
İmam nikâhı çok iyi fikir.
Nikâhı kıyarsın, sonra şehirde istediğin gibi yaşarsın.
Arada bir burada olman yeterli.
İstersen Melek'i de al getir buraya sonra.
-Yıldız'la kuma olup yaşar giderler. -Ne kuması?
Öyle bir şey yok. Melek...
-Melek benim karım. Melek benim karım! -Sus, sus.
İlla Yıldız'a dokunacaksın diye bir şey yok.
Melek'e söylersin, kan çıkacaktı...
...savaş çıkacaktı, bizi öldüreceklerdi dersin.
Sen bizi kapısında üç koruması olan zengin aile mi sanıyorsun?
Biz Fırat'ın bir yakasından öteki yakasına kadar hükmediyoruz.
-Dünya değişir, biz değişmeyiz. -Değişecek işte değişecek!
-Değişecek! -Sus! Sus!
Ne senin cenazeni kaldırmaya...
...ne de kendimi toprak altına koymaya niyetim var.
Anlıyor musun?
Herkes sakin olsun.
Herkes sakin olsun. Tamam.
Herkes sakin olsun.
Bu nikâh yapılacak.
Tamam. Ama önce şu silahları indirin.
Yusuf, indirin. İndirin oğlum silahları.
Tamam mı damat?
(Gerilim müziği)
Ben önce Yıldız'la konuşacağım.
-Yok ya? -Sen sus!
(Gerilim müziği)
-Konuşsun. -Baba.
Yalnız.
Kaldırın kızı, çözün önce.
-(Ziyan) Çöz. -Baba.
Çöz.
Çöz.
Sonra da biz işimize gücümüze bakalım.
Davulsuz zurnasız nikâh olmaz değil mi?
Aşır, git eve. Anneni al getir.
Herkes buraya gelecek.
-Muhtara kadar al gel. -Baba.
Ben buradayım oğlum.
Bu düğünün dönüşü yok.
(Gerilim müziği)
(Sultan) Gülizar, de haydi.
Hazırlıklar başlayın.
Üstünüze başınıza dikkat edin.
Her şey Yelduranların şanına yakışır biçimde olacak.
Her tarafa haber salın.
Düğünümüz var.
De hadi! Hadi! (Zılgıt çekiyorlar)
Duvağını çıkar, yüz yüze konuşalım.
-Gerdekten önce olmaz. -Gerdek falan yok Yıldız.
Şu duvağı çıkar.
(Müzik)
O kadar emin olma Serhat Ağa.
Bu nikâh kıyılacak.
İmam nikâhı olmuş...
...resmi nikâh olmuş, hiç fark etmez.
Bugün senin karın olacağım.
Ve emin ol benimle birlikte senin de hayatın çok değişecek.
Bana hiç öyle bakma.
Ben yıllardır bu sözün eziyetini çekiyorum.
Bu eziyet bitecek Serhat Ağa.
Yenisinin başlamayacağını nereden biliyorsun?
Başlarsa başlasın.
En azından yol artık benim yolum.
Düşsem de kalksam da...
...yol artık benim.
Sen de bana bu yolda yardım edeceksin.
Yardım?
Ben zaferi görmeden...
...sana saadet yok. -Ne istiyorsun benden Yıldız?
Ben hakkım olanı istiyorum.
Ben kadınlığımı istiyorum.
Özgürlüğümü istiyorum, insanlığımı istiyorum.
Ben artık hakkım olanı istiyorum.
Bunları da bir tek sen verebilirsin Serhat Ağa.
-Ağa deyip durma bana. -Ağasın.
-Ağa deyip durma bana! -Ağasın, ağa olacaksın.
Ben de ağa karısı olacağım.
Eğer bu yolda benim yanımda duracaksan...
...sen de Serhat Ağa olacaksın.
Senin derdin ne?
Ben sana derdimi anlatayım.
Sen İstanbul'a gittin, okudun.
Doktor oldun.
Ben ortaokuldan sonra sırf okumaya devam etmek için yedi kere evden kaçtım.
Yedisinde de kestiler önümü.
Babam en son çare ayaklarımdan ahıra bağladı beni.
Günlerce yemek vermediler.
Ben bilmiyor muydum ayağıma bağladıkları iple kendimi boğmayı?
Ha?
Ölüm buralarda kime çare olmuş ki bana olsun?
Sonra bir haber geldi.
Serhat Yelduran okumaya şehre gidiyor diye.
Ben hırsımdan sabaha kadar ağladım.
Ağladım, isyan ettim.
Ama o gece kendime bir söz verdim.
O Serhat gelecek dedim.
Serhat gelecek benim devrim başlayacak dedim.
Şimdi benim derdimin ne olduğunu anladın mı?
Sözse söz.
Nikâhsa nikâh.
Ben nasıl yıllarca bu sözün eziyetini çektiysem...
...senin de bu nikâhtan başka çaren yok Serhat Ağa.
(Gerilim müziği)
(İmam) Bismillahirrahmanirrahim.
(Kur'an okuyor)
(Kur'an okuyor)
(Arapça dua ediyor)
Allah'ım, huzurunda nikâhlarını kıymış olduğumuz bu genç kardeşlerimizi...
...bir ömür boyunca mesut ve bahtiyar eyle.
Akıllarından saygıyı, kalplerinden sevgiyi eksik etme.
(İmam) Bu kardeşlerimizin aileleri arasındaki...
...birlik ve beraberliği, dostluk ve kardeşliği nasip eyle.
Bu kardeşlerimize...
...vatana millete faydası dokunacak hayırlı evlatlar nasip eyle.
Günahlarımızı affeyle, dualarımızı kabul eyle.
Âmin.
'Ve selamün alel murselin velhamdülillahi rabbil alemin.'
El-Fatiha.
(Gerilim müziği)
(Zılgıt çekiyorlar) (Tef çalıyor)
(Serhat dış ses) Döndüğün yer evin, baktığın yer toprağın...
...yeşerdiğin yer sevdan olacak demişti babam.
Çünkü bu ona göre kaderdi.
Ve kaderin önüne kimse geçemezdi.
Nasıl ki hiçbir karşılaşma tesadüf değilse...
...halef olmak da bir seçim değildi.
Halef olmak...
...kaderdi.
Belki de babam biliyordu, evet bir söz vermişti.
Ama o sözü vermeseydi de biliyordu.
Bir gün davul zurna eşliğinde el öpeceğimi biliyordu.
(Hareketli müzik)
Fakat bilmediği şey oğlunun kim olduğuydu.
(Gerilim müziği)
Hayırdır Akif?
Ne istiyorsun?
Nikâh bitti, eğlence başladı.
Onu haber edeyim dedim. Bir de sana bakayım dedim baba.
İyi misin?
İyiyim.
Sen iyisin ama...
...ben iyi değilim baba.
Vicdan azabı çekiyorum.
Sende vicdan ne arar?
Doğru diyorsun.
Bugüne kadar yaptığım hiçbir şeyden pişman olmadım.
Ama sana yaşattığım şeyler için özür dilerim.
Senin istediğin gibi bir...
...evlat olamadım.
(Yöresel müzik çalıyor)
Bismillah.
Bir yastıkta kocayın.
Hayırlı uğurlu olsun.
(Yöresel müzik çalıyor)
(Yöresel müzik çalıyor)
(Yöresel müzik çalmaya devam ediyor)
(Yöresel müzik çalmaya devam ediyor)
(Yöresel müzik çalıyor)
Ama merak etme, bundan sonra her şey farklı olacak.
İyi.
Benim o günleri görmeye ömrüm yetmez.
Affet beni. Özür dilerim.
Tamam Akif.
Beni affettin mi?
Git işine gücüne bak Allah aşkına.
-Baba, beni affettin mi? -Tamam Akif.
-Baba beni affettin mi? -Uzatma git hadi.
Baba.
Beni affettin mi?
-Beni affettin mi? -Tamam Akif.
Sormuştun ya...
...neyini eksik ettim diye.
Sevgini eksik ettin baba.
(Gerilim müziği)
(Tıbbi cihaz uyarı veriyor)
(Tıbbi cihaz uyarı veriyor)
Baba.
(Gerilim müziği)
(Gerilim müziği devam ediyor)
Çok sevdiğin...
...halefinin düğününü bile izleyemiyorsun.
Çünkü o gerçek bir düğün bile değil baba.
Niye biliyor musun?
Oğlun zaten evliymiş.
Ya!
Senin halefin...
...nikâhına çağırmamış.
Buradan gideceğim dedi.
Buraya ait değilim dedi.
Ben ikna ettim imam nikâhına.
Bundan sonra sana olacakları söyleyeyim baba.
Bundan sonra ne kan davası kaldı, ne düşmanlık.
Yarın Serhat ilk uçakla gidecek.
Bütün bu diyar bir tek kişiye kalacak.
Bana!
(Gerilim müziği)
Ben kazandım baba.
Ben.
Sen bana güvenmedin.
Ama ben kazandım.
(Gerilim müziği)
Ben kazandım.
(Yöresel müzik çalıyor)
(Yöresel müzik çalmaya devam ediyor)
Bu ses içeriden mi geliyor?
Cenaze evine geldik derken, davul zurna karşıladı bizi.
Durun bakalım, anlarız şimdi.
-Buyurun. -Merhaba, biz Serhat'a bakmıştık.
Serhat Ağa'mın mı konuklarısınız?
Ağa derken?
Serhat Yelduran.
Tamam, burası.
Tamam o zaman. Biz onun konuklarıyız.
Öyle mi? Alın oğlum bavulları.
Kusura bakmayın, buyurun.
Ağam misafirlerin geleceğini söylemedi. Yoksa biz sizi karşılardık.
İçeride bir kutlama falan mı var?
Tabii. Düğünümüz var.
Düğün kimin?
Serhat Ağa'm evleniyor.
(Gerilim müziği)
Sakin.
-Melek sakin ol. -Bir dakika.
Bir dakika.
Sık sık.
(Silahlar ateşleniyor)
Baba?
Sakin Melek! Melek!
-Melek! -Bir dakika.
(Gerilim müziği)
Hayırdır hanımım? Kimdir bunlar?
Ne bileyim ben? Şu gün bir bitseydi, gelen gelene!
(Gerilim müziği)
-Melek! -Sakın Serhat.
-Sakın! -Melek.
Melek.
Benim kim olduğumu merak ediyorsunuz, değil mi?
(Gerilim müziği)
Ben Melek Yelduran.
Serhat Yelduran'ın eşiyim.
(Gerilim müziği)
(Gerilim müziği devam ediyor)
Bu dizinin ayrıntılı altyazısı NOW tarafından...
...Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.
www.sebeder.org
Ayrıntılı Altyazı Çevirmenleri: Eylül Yılmaz - Gülay Yılmaz
...Nilsu Hozanlı Tuncer - Şeyma Yalçın
Editör: Ela Korgan
(Jenerik müziği)
(Jenerik müziği devam ediyor)
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.