Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
"Özerk Trento vilayetinin prensi
ve Kutsal Roma İmparatorluğu Piskoposu
Prens Piskopos Francesco di Paullo'dan, yetim Marco'ya.
Sana emanet ettiğim Moena köyünden can sıkıcı haberler geliyor.
Köylülerin adamlarımdan birini canlı canlı yaktığını öğrendim.
Senden bilgi ve sonuç talep ediyorum.
Marco, unutma ki cömert kalbimin sana verdiği her şeyi
zalim dudaklarımdan çıkacak tek kelime geri alabilir."
Müstakbel kayınpederim prens değil şair olmalıymış.
Cevap verecek miyiz komutanım?
Evet, tabii ki.
Şöyle yaz.
Asil majesteleri,
Ekselansları, Güçlü Prens Hazretleri, hangisini tercih ederseniz,
buradaki otoriteniz sapasağlam duruyor.
Her şey yolunda.
Geldiler mi?
Hiç değişmemişler.
Hâlâ vahşi bir kurt sürüsü gibiler.
Ne yaptığını anlamıyorum Marco.
Kampımıza baskın yapıldı. Hem de kimin tarafından?
Hıyarın teki ve üç soytarı Türk.
Etrafına bak şövalye.
Ne görüyorsun?
Kuşatmaya hazırlanan bir ordu.
Şehre basit bir asker olarak dönmeyeceğim.
Muzaffer bir general olarak döneceğim.
-Kuşatmayı bugün başlatabiliriz. -Henüz değil.
Türkler acımasız düşmanlardır.
Onlarla çarpışmadan önce…
İçlerine sızıp kalplerini sökmemiz lazım.
Uyan ey gözlerim gafletten uyan.
…canadır inan.
Uyan ey
gözlerim gafletten
Hayrola? Niye çalışmıyor bunlar?
İlahisini beğenmemişler.
Duvarın bu gece bitmesi lazım.
-Biz o kazıklara dokunmayız. -Neden?
Şu iri kıyım üzerlerine büyü yapıyor.
Kazıklara üflüyor.
Onlara dokunan Müslüman olur.
-Ciddi olamazsın. -Bizi kandıramaz.
Decebal, sen de şunu söylemeden yap.
Uyan ey gözlerim gafletten, uyan
Beni dinle. Hayatlarınız tehlikede. Hadi iş başına.
Yeter!
Bana dokunamazsın.
Belki senin gibi savaşlara katılmadım ama 40 yıldır bu tarlaları sürüyorum.
Burası sanki sizinmiş gibi bağırıp çağırıyorsunuz,
bize emirler veriyorsunuz.
Bu köy bizim, sizin değil.
Bize yardım ediyorsunuz, eyvallah.
Fakiriz ama gururluyuz.
Ailelerimiz o kilisede 300 yıldır dua ediyor.
Biz orada söylediğimiz ilahileri biliriz.
Biz cahil köylüleriz.
Savaşmayı bilmeyiz.
Ama bizi çocuk gibi itip kakamazsınız.
Tabii ki çocuk değilsiniz.
Koca adamlarsınız ama öylece oturup bütün işi bir kıza yaptırıyorsunuz.
O bizden biri değil. O bir sciagurato.
Cellat!
Kes oyunu.
Affedersin.
Bekle.
Kampın yakınlarındayız.
Şunu tak.
Bunca yıldır hiç değişmemişsin.
Benden ne istiyorsun?
Nasıl bir soru bu?
Ben hep senin favorin değil miydim?
Bunu bütün köyün bilmesini ister misin?
O zaman iş başına.
Kime yaklaşıp öldürmen gerektiğini biliyorsun.
Öldüreceğin adam…
Pençe'nin kalbi.
Unutma.
Bir zamanlar onun da favorisiydim.
Yedder tepeden görmüş.
Kuşatmaya hazırlanıyorlar.
O zaman oyalanmayı kesin.
Herkes işine dönsün.
Sonra ne olacak?
Bizim elimizde köylüler ve çiftçiler...
Onların elinde deneyimli savaşçılar var.
Ama hayat sadece savaşmaktan ibaret değildir.
Sizi yenemezler.
Çünkü siz o hayat için savaşacaksınız.
Değil mi?
Yedder.
İşimiz bitince onu sen temizleyeceksin.
Burası Moena.
Burası ana kapımız.
İlk savunma hattından sen sorumlu olacaksın.
Önce atlar için dışarıya kazıklar çakacağız.
Tahta çitlerden fazlası lazım bize.
Metal kıskaçlar yapıp birbirine bağlayacağım.
Siz ikiniz!
Bana daha çok demir getirin.
Dur bitireyim.
Okçulara nişan almayı sen öğreteceksin.
Ben onları hazırlarım.
Bırak.
Hasiktir.
Hedef alırken önemli olan hedef değil…
Hedefi vurmayı ne kadar çok…
…istediğindir.
Öyleyse, bugün bir Türk öldürmeyi ne kadar çok istiyorsunuz?
Decebal.
Bize bomba lazım.
Renklere dikkat.
Kırmızının yanında yeşil.
Saldır.
Nişan al.
İlk pozisyon.
Saldır!
Nişan al!
Şimdi gözümüz bağlı yapacağız.
Şaka yaptım.
Peder, kilise acil durum sığınağı olacak.
Ama en önemlisi, orası alarm kulemiz.
Hadi çabuk.
Hadi!
Hücum!
Hepsi çok güzel de
ben ne yapacağım?
Senin işin öldürmek değil, iyileştirmek.
Hanı klinik yapacağız.
Sen yaralılara bakacaksın.
Kafanı dışarıya çıkardığını da görmeyeceğim.
Marco saldırdığında hazır olacağız.
İnsanlar ölecek.
Ama zafer bizim olacak.
Çünkü biz birbirimiz için savaşacağız.
Umudumuz için savaşacağız.
Ciddiydim.
Masayı temizle.
Elda.
Decebal.
Biliyor mu?
Kim? Neyi biliyor mu?
Celladınız.
Senin de ona aşık olduğunu biliyor mu?
Ne diyorsun manyak şey?
Bugün yaptığı şeyi
senin için yaptı.
Buna aşk derim ben.
Ne fark eder ki?
Ben bir sciagurato'yum, o da boia.
Bu, bizim birliğimizin sembolü.
Ben,
Mete,
Balaban,
Yedder
ve Guido.
Bizi Pençe yapan nedir biliyor musun, Elda?
Nereden bileyim?
Çünkü birbirimizi seviyoruz.
İyice saçmaladın şimdi.
Öyle bir şey yok.
Var, küçük hanım.
Bak ve dinle.
Bogatyr savaşçılarıyla birlikte
uçsuz bucaksız bir bozkırdayım.
Korkuyorum ve titriyorum.
Osmanlılar geliyor.
Beni alıp götürecekler.
Seni kaçırdılar mı?
Kaçırdılar, küçüğüm.
Beni koca bir şehre götürdüler.
Orada bir kışla vardı.
Oğlanlarla doluydu.
Onlar da ailelerinden alınmış.
Her tarafımızda bıçaklar,
kılıçlar, hançerler, oklar ve yaylar.
Beni asla kabul etmeyecekler.
Çünkü tıpkı senin gibi…
…ben de sciagurato'yum.
-Lanetliyim. -Hayır, değilsin.
Bir gece karanlıkta…
dört küçük el, ellerime uzandı.
Beş çocuk birbirine kenetlendi.
Birbirimizin elini tuttuk
ve hiç bırakmadık.
Demek istediğim…
Guido!
Ne var?
Seni seviyorum kardeşim.
Ben de seni Decebal.
Yedder!
Evet, evet, ben de kardeşim.
Ben de sizi seviyorum deli herifler!
Yatın uyuyun, yarın çok iş var.
Sen lanetli değilsin.
Sevgiyi herkes kadar hak ediyorsun.
Ve
birini seviyorsan…
Ona söylemelisin.
Görünüşüne aldanma.
Yufka yüreklidir.
Hep birilerini kurtarmaya çalışır.
Ne zaman?
Bu gece.
Önce…
bıçağını bileyle.
Sonra üzerine zehri akıt.
Sonra zehrimizi Pençe'nin tam kalbine ver.
Bunlar gerçek Hristiyan çeliğinden yapılma.
Bunu çitin üzerinden fırlatırsan
zırhları deler.
Bak, ucunda demir yok.
Demir içinde.
Böylece hem daha hızlı hem daha ölümcül.
Bu kalkan Haçlı seferlerinde kullanıldı.
Türk gürzleri üzerinden sekerdi.
Sadece batırma, bir de çevir.
Çevirirsen ne kadar büyük oldukları fark etmez, ölür giderler.
Haçlılar böyle hileler bilmez.
O yüzden bize yenilip durdular.
O dokunduğun kılıç
Avusturya'nın en iyi demircisi tarafından dövüldü.
-Kim? -Ben, aptal herif. Ben yaptım.
Sana kılıcını bu işin ustası veriyor.
Bu mühim olaya gerekli saygıyı göstereceksin.
Çömel.
Tanrı bileğine güç versin.
Onu alıp öylece gidersen ustaya saygı göstermemiş olursun.
İstediğin bu mu?
Aferin. Gazan mübarek olsun.
Gunther, Gunther, yavaş, yavaş, yavaş.
Yavaş.
Büyük konuşmayı biliyorsun.
Gel bakalım, Yeniçeri.
Bakalım sırf lafta mısın.
Gardını al, El Turco.
Havada salla.
Düşmanın bir adım geriye atsın.
Şövalye darbesi!
Yuh.
Bu ne ya?
Bu, El Turco…
Bu topraklardaki en iyi demircinin dövdüğü son kılıç.
Yiğit bir Türk için yapıldı.
Beni bir daha öpmeye kalkarsan tokadı yersin.
Başladı.
Beklediğimden erken.
Tanrı hepimizi korusun.
Gloria.
Otlarını almak için eve gitti.
Ona gitme demiştim.
Git.
Ben hallederim. Sen git.
Moena halkı!
Silahlandıklarını görebiliyorum.
Saldırmaya hazırlar!
Sayıca bizden kalabalıklar
ve çok daha donanımlılar.
Bizi zayıf sanıyorlar.
Evlerimizi çalmaya geliyorlar.
Ama yanılıyorlar!
Biz savaşmayı biliyoruz!
Biz hayatımız boyunca…
soğukla, açlıkla ve hastalıkla savaştık.
Şimdi bir daha savaşacağız.
Ve bir kere daha birlikte savaşacağız.
Biraz dinlenmek istedim.
Burası dinlenilecek yer mi?
Korkmuyor musun?
Neden korkayım?
Üç harflilerden.
Ne üç harfi?
Cinler. Cin.
Onlar hakkında konuşturma beni.
Mezarlıklarda dolanırlar.
İnsanları ele geçirirler.
Tüylerim ürperdi.
Korkak seni.
Korkarım tabii.
Cesaret korkudan gelir, Elda.
Yine yapıyorsun.
Saçma sapan konuşuyorsun. Korkak insan cesur olamaz.
Korkuyorsan korkaksındır.
Korkmuyorsan aptalsındır.
Korkuyla yaşamayı öğrenmeden cesur olamazsın.
Korkarak yaşayamazsın.
Yaşarsın.
Bir arkadaş bulup ona ne kadar korktuğunu söylersin.
Siz öyle mi yapıyordunuz?
Pençe yani.
Hayır.
Ama keşke yapsaydık.
Biraz daha anlat.
Gloria!
Gloria!
Ne oldu?
-Çok zormuş. -Ne?
Aşk.
Aşk tam bir baş belasıymış.
Sessiz bir ok
birimizin kalbini deşti.
Ama ölmemiş ki.
Sizi kandırmış.
Gel.
Ben onları oyalarım.
Git yardım çağır.
Tamam.
Siktir.
Bana bakın pislikler!
Bir şey fark ettim. Sizden korkmuyorum.
Neden?
Decebal!
Özür dilerim.
Ölmek istemiyorum. Özür dilerim.
Sorun yok.
İyileşeceksin.
Yardım etmeye geldim.
Sen kimin tarafındasın?
Daha önce kimseyi öldürmedim ben. Hiç.
Sen cellat değil misin? Kelle kesmiyor musun?
O sayılmaz.
Onu ben yapmıyorum.
Benim elim yapmıyor.
O Tanrı'nın eli.
Benim değil.
Burada ne işin var? Beni takip mi ettin?
Hayır.
Köyde değildi.
Bakındım ama…
Kim orada değildi?
Elda.
Elda köyde değilmiş.
O da burada olabileceğini düşünmüş.
Ne alakası var bizimle?
Hani var ya,
şu başa bela şey.
Bir an için senin
hain olduğunu sandım.
Ben gidip haber vereyim.
Sağ ol Peder.
Affet beni.
Siz Hristiyanlar af dilemeden duramıyorsunuz.
Neyse ki yaran ciddi değil.
Sana yalan söyledim.
Hangi konuda?
Bunu kimseye söylemedim Decebal.
Neyi kimseye söylemedin?
Gerçekten sciagurato olduğumu.
Üzerimde bir lanet var.
Hayır Küçük Hanım.
Anlamıyorsun.
Sevdiğim herkes ölüyor.
Annem.
Annemi ben öldürdüm. Ben lanetliyim.
Perhan'a onu sevdiğimi söylersem o da ölür.
Gloria da ölür.
Sana yardım etmeye kalktım diye şimdi sen de öleceksin.
Git buradan.
Lütfen, lütfen git buradan.
Git buradan. Ciddiyim.
Benden uzak dur.
Ciddiyim.
Ben de sana bir sır vereyim.
Ben de sana yalan söyledim, Elda.
Dedim ki…
Marco sonuna kadar sessizliğini korudu.
Aslında…
O gün benimle konuşmuştu.
Evet. Evet, haklısın.
Ölmedim Decebal.
Bunu tek bilen sensin.
Benim adım Marco.
İtalyan bir ailenin oğluyum.
Başka biri olmaktan bıktım.
Ya eve gideyim, ya da işimi bitir de memleketimde can vereyim.
Beni yalnızca sen özgürlüğe kavuşturabilirsin, benim koca yürekli dostum.
Tamam.
Artık özgürsün.
Elveda eski dost.
Mete.
Seni seviyorum kardeşim.
Lanetli değiliz, Küçük Hanım.
Fazla koca yürekliyiz sadece.
Bu senin suçun.
O şeytanı serbest bırakmamalıydın.
İmdat!
İmdat!
Türk'e bir şey oldu!
Biri onu öldürmeye kalkmış!
İmdat!
Hasan.
Ne oldu?
Ne oldu?
Decebal.
Gizlice bir ekip girmiş.
Mezarlıkta kıstırmışlar.
Elda yaralanmış.
Decebal onlarla dövüştükten sonra kızı buraya getirmiş.
Peder bize haber vermeye geldi.
Tam o sırada.
Mezarlığı görmen lazım.
Hepsiyle kapışmış.
Sevdikleri için dünyayı yakardı.
Arkadan saldıran bir korkak yetmiş.
Çıkın.
Bizi yalnız bırakın.
Onu iyileştir.
Otlarını kullan, iksir yap, iyileştir onu.
Yapamam.
Gitmiş.
Decebal.
Kardeşim.
Senin suçun değil.
Benim suçum.
Yanında olmalıydım.
Değildim, ilgim dağılmıştı.
Aptal bir hayale kapıldığım için kardeşimin ölmesine izin verdim.
Çıkar şu çirkin şeyi.
Neden o?
Ona borcum vardı.
Asla ödeyemeyeceğim bir borç.
Decebal, Pençe'nin vicdanı
ve atan kalbiydi.
İşte biz o kalbi söktük.
Artık gidebilir miyim?
Hiç aklına gelir miydi…
günün birinde o küçük çocuğun…
…bu ejderhaya dönüşeceği?
Canım, bu gece benimle gurur duyardın.
Sevgilim...
Moena'da her şey
tam planladığımız gibi gidiyor.
O kadar çaresizler ki Türklerden ve cadılardan medet umuyorlar.
Zavallıcıklar bunun onları kurtarabileceğini sanıyor.
Elimizde bir ayaklanma var.
Geçmiş ve gelecek, bu küçük köyde bir araya geliyor.
Günahkarları cezalandırmanın...
ve geçmişime ait her şeyi yakıp yıkmanın tam da zamanı şimdi.
Hazır ol!
Bu daha başlangıç.
Sen ve ben. Birikte Trento'ya hükmedeceğiz.
Nişan al!
Bu dünyayı ateşe vereceğiz aşkım.
Ve o alevlerin içinde kendi yuvamızı kuracağız.
Orhan Yeniaras'ın El Turco adlı romanından esinlenilmiştir.
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.