Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Icelandic
Igbo
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
Bir zamanlar, Osmanlılar fethettikleri toprakların çocuklarını himayeleri altına alır,
onları yeniçeri adını verdikleri korku saçan askerlere dönüştürür,
bir zamanlar ait oldukları insanların üzerine salarlardı.
Marco Benedetti di Vicenza bu yeniçerilerden biriydi.
Kaçana dek.
Bu benim siyah ölüm pelerinim.
Çıkaracak olsam
ölürüm…
…ve yeniden doğarım.
Marco Benedetti di Vicenza.
Buraya gelmek için çok yol katettin.
Gelirken…
…ne günahlar işledin?
Bize dualarını itiraf et…
…ve bağışlanmayı dile.
Allahu ekber!
Yıllarca
her bir gün
dualarıma Allah'ın adıyla başladım.
Yıllarca çok uzaktaki bir
ülkede yaşadım.
Orada bir babam ve kardeşim vardı.
Onlara aile dedim.
O yere ev dedim.
Ailem bana silah verdi.
Bana öldürmeyi öğretti.
Yıllarca
babalarınızı ve oğullarınızı
kendi ellerimle öldürdüm.
Susun!
Ben dokuz yaşındayken…
…beni seven, Tanrı korkusu bilen bir ailem vardı.
Sonra bir gün beni evimden götürdüler.
Beni farklı bir ülkeye götürdüler.
Beni farklı bir aileye verdiler.
Bana farklı bir Tanrı verdiler.
Bana yeni bir isim verdiler.
Ve her gün bana kim olduğumu sordular.
Ben de her gün onlara aynı sözleri tekrar ettim.
Adım Mete.
Harputlu Berzan Bey'in emrindeyim.
Hasan Balaban'ın kardeşiyim.
Ölene kadar bir yeniçeriyim.
Onlara bu sözleri tekrar ettim.
Türkler Tanrımı öldürdüler.
Asla unutmayacağım.
Asla affetmeyeceğim.
Yıllarca her gece İntikam adında bir tanrıya dua ettim.
Ben Müslüman değilim, lordum.
İyi bir Hristiyan değilim.
Ne erkeğim ne de kadın.
Ben öfke ve nefretin büyüttüğü bir ejderhayım!
Ve emrinizde
dünyayı ateşe vereceğime yemin ederim.
Bana bu şovalyeliği bahşederseniz lordum,
size yemin olsun ki
bir zamanlar sevdiğim her şeyi öldüreceğim.
Marco Benedetti di Vicenza.
Türk öldüren.
Viyana Ejderi.
Trento Prens Psikoposu
Francesco di Paolo.
Seni burada…
…şövalye ilan ediyorum.
Cesaretin
ve sadakatin…
…sınanmak zorunda kalmasın.
Artık toprağı olan bir şövalyesiniz.
Tebrik ederim.
Çok daha fazlası olacağım.
Askerleri hazırla.
Şafakta köye gidiyoruz.
Neye bakıyorsun?
Eski sahibine bir faydası olmayacak.
Sanırım o bana ait.
Sahibini öldürdüğümü düşünürsek.
Atlardan biri bana lazım.
Sen şu…
Türk mü? Evet.
Sana bir şey yapmam.
Eyvallah.
Topo arkadaşımdı.
Bir sineği bile incitmezdi.
Yani tamam…
Ne istiyorsan al.
Senindir.
Ama herkes benim gibi değil. O yüzden pek ortalıkta gözükme.
-Sonuçta sen… -Evet. Burada kalmayacağım zaten.
Bir geceyi kaybettim bile.
O korkunç adamın peşine mi düşeceksin?
Trento'ya tek başına mı gideceksin?
O adi herif şehre döndü.
Derebeyine.
Adı da Marco gibi bir şeydi.
Trento?
Marco?
Evet.
Bana çok yardımın oldu.
Eyvallah.
Onu buraya gömemezsin.
Burada ailelerimiz yatıyor. Al başka yere götür.
-Durun. -Benden uzak durun!
-Benden uzak durun. -Gloria.
Acını anlıyorum.
Hiçbir şey anladığın yok.
Topo'yu buraya gömemezsin.
Tanrı günahlarını affetsin
ama çocuk vaftiz edilmedi.
Kimin suçu bu?
Onu doğar doğmaz köyden atan sizsiniz.
Öyle deme.
Topo'yu hepimiz severdik.
Fare. Çocuğa "Fare" diyordunuz.
Ona bir isim bile vermediniz.
Şimdi de sanki gerçekten fareymiş gibi lağıma atmak istiyorsunuz.
Tanrı'nın yöntemlerine aklımız ermez.
Cennetin kapıları bu çocuğa kapalı diye Tanrı'yı sorgulayamayız.
Yüzünde leke varsa ne olmuş?
Sevgi dolu bir çocuktu o.
Gloria, gitmeliyiz.
O da dua ederdi biliyor musun?
Ben duymayayım diye sessiz sessiz.
Ne için dua ederdi biliyor musun?
Öldüğünde annesi ve babasıyla birlikte olmak için.
Lütfen yapma. Gitmeliyiz.
Lütfen, lütfen beni bırak da bu mezarı kazayım.
Ailesiyle birlikte olsun, lütfen.
Yargıç geliyor.
Seni arıyordu.
Bu durumdan seni sorumlu tutuyorlar diye duydum.
Bu iş bitsin diye seni teslim etmek istiyorlar.
Neler oluyor farkında değil misin?
Köy ikiye bölündü.
Lütfen, hemen gitmeliyiz.
Barbar geliyor!
Onu burada bırakmayacağım.
Bırakmayacağız da.
Burası onun evi değil.
Onun evi senin yanın.
Oğlum.
Hepinizden daha cesurdu.
Tıpkı annesi gibi cesurdu.
Askerler geldiğinde…
…benim oğlum olmadığını söyledim. Ve beni duydu.
Sadece onu korumaya çalışıyordum.
Ama yüzündeki ifade…
Onlara "O benim oğlum adi herifler" demeliydim.
Ona annelik yapmalıydım.
Yalnız olduğunu düşünerek öldü.
Biliyordu.
Hâlâ da biliyor.
Ölüm sizi ayıramaz.
Sen hep onun annesi olacaksın.
Allah hiç kimseye gücünün yetmediği bir yük yüklemez.
Rabbimiz,
unutur ve yanılırsak cezalandırma bizi.
Bizden öncekilerin yüklerini bizlere yükleme Rabbim.
Üstesinden gelemeyeceğimiz şeyleri boynumuza borç kılma.
Bizleri bağışla.
Amin.
Sen dur.
Ben onlarla konuşurum.
Artık kan dökülmesin. Topo'nun hatrına.
Ne istiyorlarmış?
Sandığımdan daha çok hayranım varmış.
Elimden bu kadarı geldi.
Aa, şövalyemiz gelmiş.
Ne konuşmaydı ama.
Çok etkileyici.
Senin için ne yapabilirim diye sorardım ama
yapabileceklerimi fazlasıyla yaptım zaten.
Yani bu güzel günde
sen benim için ne yapabilirsin Venedik Ejderi?
Viyana.
Doğru, Viyana.
Yola çıkmak için izninizi isteyecektim.
Bana verme cömertliğini gösterdiğiniz köyleri
bizzat teftiş etmek istiyorum.
Hangi köylerdi onlar?
Semeda, Forno, Sorte…
Ve Moena.
Güzel, tablo gibi
Moena.
Şu adamın…
Köpek isimli Macar şövalye.
Skeletwolf.
O Moena'ya gitmemiş miydi zaten?
Bir sorun mu var?
Hayır. Tam aksine…
Sadece size hizmet etmek için sabırsızlanıyorum.
Bak sen.
Sen neymişsin.
İyi.
İznini aldın, şövalye.
Yaklaşabilir miyim, lordum?
Daha önce konuştuğumuzda
demiştiniz ki…
Söz vermiştiniz.
Diana ve ben…
Şövalye olduktan sonra ona teklif edebilecektim.
Onunla evlenmeyi…
Diana!
Gel canım.
Diana babasının kıymetli kızıdır.
Öyle değil mi Diana?
Diana çocukluğundan beri süt banyosu yapar.
Ben emrettim.
Öyle değil mi?
Evet efendim.
Diana'nın çarşafları
Hint kumaşından yapılır.
Kıyafetleri Paris'ten geliyor.
Onu her gün kendim…
…giydiririm.
Öyle değil mi canım?
Evet efendim.
Gittiğim her yere
o da benimle gelir.
Diana benim lekesiz, saf bebeğimdir.
Değil mi?
-Değil mi? -Doğrudur.
Evet.
Elbet ki o da bir gün gidecek.
Belki de bir şövalyenin kolunda.
Ama herhangi bir şövalye olmayacak.
Evsiz bir şövalye…
Parasız bir şövalye, ya da evsiz bir yetim olmayacak.
Kendi toprağını yöneten bir şövalye olacak.
Halkının sevdiği ve saygı duyduğu biri.
Ama en önemlisi…
En önemlisi ne Marco?
Size cömertçe...
...hizmet eden biri.
Peki o şövalye sen misin?
Olacağım.
Öyleyse Tanrı yardımcın olsun.
Dur, bekle.
Diana gideceğini duyunca sana bir mektup yazdı.
Sana vermemi rica etti.
Ben kimim ki iki genç aşığın arasına gireyim?
Sakın unutma.
Senin olan her şey benimdir.
Benim olan her şey de benimdir.
Tabii ben onları…
…vermeye karar vermezsem.
Harputlu Bey geliyor.
Yeniçeri İkinci Bölük, Pençe.
Şu andan itibaren azledildiniz.
Bundan böyle ordunun üzerinizde hiçbir hükmü yok.
Ne istediysen yaptık beyim.
Yaptık mı?
Ne istediyseniz hepsini yaptık mı?
Sizden son bir isteğim var.
Eğer ben dinlersem
yeminimi bozmuş olurum.
Ama siz benim yerime de yüreğinizi dinleyin.
Olur mu yiğitler?
Bizi kovmak için mi getirdi buraya?
Bizi kovmadı. Bize görev verdi.
Kalbimin efendisi,
bedenimin gerçek efendisi, geleceğimin mimarı.
Sadakatle, kalbimin senin için çarpmasını bekliyorum.
Benden beklediğin buysa, beni tanımıyorsun demektir aşkım.
Kalbim ne babama ne de sana ait.
Ve ben hep kalbimin sesini dinleyeceğim.
Bekaret kemerimin anahtarı sende mi?
Sende değil, sevgilim.
Savaşta ölmeye cüret edecek olursan canım,
mezarında dans ederim.
Bir hayalimiz var aşkım.
Git hayalimizi gerçekleştir.
Köylüleri as,
cadıları yak, Türkleri çarmıha ger.
Siz erkeklerin galip gelmesi için ne yapması gerekiyorsa git onu yap.
Ellerini masumların kanıyla kirlet.
Sonra bana gel.
Ve kanlı ellerle bana dokun.
Bana söz ver.
Aşkımız günah, ihanet ve ateşin içinden geçecek.
Ben kalbini sadece bir ejderhaya teslim edecek bir anka kuşuyum.
Birlikte ateşten bir yuva kuracağız.
Bunu vefat edenler için yakarız.
Ruhları serbest kalsın diye.
Gerçekten de cadıymışsın.
Senin ailende de cadılar olmalı.
-O çömlekte ne kaynatıyorsun öyle? -Buna "can helvası" denir.
Vefat edenler için yaparız.
Aç insanlar ve ihtiyaç sahipleri aynı kazandan yer.
Paylaşarak acımızı hafifletiriz.
Şu mor menekşeleri görüyor musun?
Yarın Topo'nun mezarına da ekelim.
-Bu da ayinin bir parçası mı? -Aile geleneği.
Öldürülen kadınlar için
mor menekşeler.
Bu arazi…
Ailemden tüm kadınlar burada yatıyor.
İki yüz yıl önce bir gün…
mor menekşeler yağmur gibi yağmaya başlamış.
Bu "şeytanın işidir" demişler.
Cadılıktır.
Tabii cadı falan yoktu.
Menekşeler, büyük büyükannemin işiydi.
Onları kendi elleriyle dikmiş.
Menekşe yapraklarının rüzgarda Moena üzerine yağmasını beklemiş.
O gün…
…baş engizisyoncu bunu öğrenip
özgür kadınlara tekrar acı çektirmek için buraya gelmiş.
Ama bilmediği bir şey varmış.
Bu bir tuzak mıymış?
Baş engizisyoncu senin kadar zeki değilmiş.
"Bizi neden
kandırdın deli karı?" diye sormuş.
Çünkü bunun köye son ziyareti olduğunu biliyormuş.
"Çünkü," demiş,
"Geleceğini biliyordum. İşte karşındayım.
Formaliteye gerek yok. Kendim yaparım.
Ama sen de benimle geleceksin."
O gün Moena'nın menekşeli cadısı
celladına sıkı sıkı sarılmış ve kendini ateşe vermiş.
Aynı alevlerde can vermişler.
200 yıl önce
biz huzur içinde yaşayalım diye kendisini feda etmiş.
Bir daha kimse buraya gelmeye cesaret edememiş.
Benim sıram gelene dek.
Sen ve ben…
…birbirimize sandığından daha çok benziyoruz.
O neden?
Senin annen de cadı mıydı?
Babam.
Berzan Bey.
Harputlu yeşil kuşaklılar soyundandır.
Harput Kalesi'nin koruyucusu.
Tıpkı babası ve onun babası gibi.
Yüzyıllar boyunca evlerini düşmanlara karşı korumuşlar.
Belli.
Seni iyi yetiştirmişler.
Yüzlerce yıllık gurur insana ağır gelebilir.
Çünkü kader geçmişimizi de belirler.
Ama evine dönüp kaderini baştan yazabilirsin.
Belki.
Kim bilir belki de...
…kaderimi şimdi baştan yazıyorumdur.
Burada, seninle.
Ya da belki de
kadere gereğinden fazla takılıyoruzdur.
Belki de sadece burası ve şimdi vardır.
Söylesene.
Gelenekleriniz
koruman altındaki bir kadına dokunmana izin verir mi?
Tövbe estağfurullah.
Vermiyor herhalde.
Kimsenin haberi olmasa bile mi?
Bize yasak.
Böyle ıssız bir yerde bile mi?
Dağın tepesindeki bir evde bile mi?
Neresi olduğu fark etmez.
İki yalnız insan birbirini bulsa bile mi?
Evet.
O zaman da olmaz.
Bu dünyada başka kimseleri kalmamış olsa bile mi?
Ülkeleri, arkadaşları,
aileleri bile olmasa.
Teselliyi
birbirimizde bulmanın nesi yanlış?
Günahsa ne olmuş?
Geriye kalan tek şey bizsek.
Affet beni Hasan.
-Hazır mısın? -Evet.
Hazırız.
Emrettiğiniz gibi şehrin eteklerinde.
Güzel.
Sevgili prensimizin ruhu bile duymadan şövalye birliğini savaşa götürüyoruz.
Sorun olur mu?
Tabii ki sorun olur.
Ama eski dostum,
kendine ateşten bir ev yapmanın bedeli budur.
Gloria.
-Gloria nerede? Ona ne yaptın? -Gloria'ya asla zarar vermem.
Doğduğu günü bilirim.
Nerede o?
Onu götürdüler.
Topo'yu gömmeye geldiğinde karar çoktan verilmişti.
Rudolph ve adamları buraya geldi.
Gloria…
O…
Gloria teslim olacağını söyledi.
Onu Derebeyine verecekler.
Buna izin veremem.
Gidiyoruz.
Gloria'yı da alıp bu köyden defolup gideceğim.
Sen kim olduğunu sanıyorsun ve neden hâlâ buradasın?
Gloria'nın sana ihtiyacı yok.
Başının çaresine hepimizden iyi bakar.
Sakın onu bulmaya çalışma.
-Beni durduracak mısın? -Ben değil.
Gloria.
Sen umurumda bile değilsin Türk.
Bu dağ başında geberip gitsen
kargaların ciğerini yemesini seyrederim.
Gloria'nın peşine düştüğünü görürlerse, onu oracıkta yakarlar.
Onu kurtarmak için bir plan yapacağım
ama ortalıkta görünmemen lazım.
Bu köyden defol git.
İstediğin için ya da benden korktuğun için değil.
Gloria öyle istediği için.
Evine dön.
Evine, ailene dön.
Beni bir daha görmeyeceksin ama bir şartım var.
Neymiş?
Sen demircisin değil mi?
Bütün silahlarına, aletlerine ihtiyacım var.
Beni yolmaya mı çalışıyorsun küstah herif?
Neyin var neyin yok getir demirci.
Neyin peşindesin Türk?
Doğru mu söylemiş bu orospu çocuğu?
Ana babayı karıştırma.
Küfür dediğin kişisel bir şey.
Ok yok, mızrak yok.
Sadece hançerlenmişler.
Bu Balaban'ın işi.
Bunu da cesetleri gömmesi için geri göndermişler, belli.
İyi de bu adamların Mete'yle ne bağlantısı var?
Balaban niye bunları avladı?
Siz nereye?
Sen adamı konuşturana dek köy köy dolaşıp kardeşimizi bulmaya.
Geliyorlar!
Geliyorlar!
Geliyorlar!
Çanı çalın!
Çanı çalın!
Köyün yarısıyla düşman olduk.
Ya haklılarsa?
Ya büyük bir günah işliyorsak?
Günahlarımızı dert edemem Peder.
O kadın kızımın doğmasını sağladı.
Ama gerekirse onu ateşe kendim atarım.
Senin aksine ben kötü olmaktan korkmuyorum.
Neden o zaman?
Ben bu köy için korkuyorum.
Bana kötü bir şey olmayacak.
Ama bir cadıyı yakmazsam onun yerine
yanan bizim halkımız olacak.
Beni bu korkutuyor.
Köyümüz için yaptıklarını hiç unutmayacağım Gloria.
Öyle bir unutacaksın ki.
Mahkeme şehirde gerçekleşecek.
Biz de orada olacağız. Senin lehine ifade vereceğiz.
Bir iki haftaya hepimiz bu olanlara güleceğiz, göreceksin.
Yargıç, senin sayılarla aran iyidir.
Engizisyon mahkemelerinde kaç kadın beraat etti?
-Ezberden bir şey söyleyemem... -Bence ezberin gayet iyi durumda.
Sıkıntı sayıda.
Sıfır, hiç.
Peder, neden sadece kadınların cadılıkla suçlandığını merak ettin mi hiç?
-Nereye varmak istiyorsun çocuğum? -Tanrınız erkek olduğu için.
Ve erkekler, tanrı bile olsalar, kadınlardan ölümüne korkar.
Kadınlardan korkmu…
Gidelim.
Uzun sürdü sadık kurdum…
ama sonunda yuvamızdayız.
Lordum, köyümüze hoş geldiniz.
Burası sizin değil, benim köyüm.
Tabii ki efendim. Köyünüze hoş geldiniz, demek istedim.
Kısa bir süre önce burada talihsiz bir olay oldu.
Barbar bir Türk adamlarıma saldırdı.
Evet, saldırdı efendim.
Aynı barbar, bir çocuğu bağlayıp öldürdü.
Evet, öyle oldu.
Tek bir Türk adamlarımı asla yenemez.
Tam yakalanacakken
köyün cadısı askerlerime
büyü yaptı.
Siz öyle diyorsanız.
Ben öyle diyorum.
Sen ne diyorsun?
Derebeyimizsiniz. Siz haklısınız.
Çok sıkıcısın.
Söyle.
O yanındaki
köyün rahibi mi?
Evet efendim. Ben Peder Angelo Pinchi.
Peder Angelo Pinchi.
Peki...
…ben kimim?
Siz Marco Benedetti di Vicenza'sınız.
Doğru.
Ama ben kimim?
Siz…
-…köyün… -Ben bu köyün kurtarıcısıyım.
Türk'ün yerini söyleyin de sizi kurtarayım.
Onu kovaladık efendim. Köyden def ettik.
O zaman cadı. Cadı nerede?
Burada.
Onu sizin adaletinize teslim ediyoruz.
Askerler, alın şu kadını.
Komutanı koruyun. İleri!
O kadını alamazsınız.
Silahlarınızı alın!
Toplanın! Toplanın!
Gloria.
Durun!
Essalamu aleykum, Mete.
Aleykümselam kardeşim.
Yaklaş, yakından göreyim seni.
Artık benim topraklarımdasın.
Benimle konuşurken
benim dilimi kullanacaksın.
Komutanım, ne yapıyorsunuz?
Adamlarının hayatını kurtarıyorum.
Merak etme, kardeşim Hasan silahsız bir adama dokunmaz.
Kırım'daki o gün…
seninle birlikte...
toplam...
50 asker kadar mı öldürmüştük?
Daha fazla.
Olabilir.
Mızraklar, oklar...
Atlar için bataklık boyunca uzanan ipler...
Eminim ormanda da tuzaklar vardır.
Daha fazlası.
Niye Mete?
Ailemden çok, hayatımdan çok sevdim seni.
Kullandığın dile dikkat.
Bana hain dediler.
Beni sürgün ettiler.
Benden sevdiğim her şeyi ve herkesi kopardın.
Neden Mete?
Çok basit.
Şu anda ağladığın her şey var ya,
ben yıllarca o cehennemde yaşadım.
Ben olmanın nasıl bir şey olduğunu anla istedim.
Ben de sana bunu ödetmezsem.
Geç bunları Hasan.
Ciğerini biliyorum senin.
Söylesene.
Merak ettim.
Tüm bunlar...
şu kız için mi?
Şanslısın Gloria.
Balaban severse ölümüne sever.
Benimle konuş.
Onunla değil.
Sana da söz verdi mi?
Sana bir şey olmayacağını söyledi mi?
İşte insana böyle hissettirir.
Onun yanında sana hiçbir şey olmayacakmış gibi.
Bana bak Mete.
"Seni koruyacağım" diyecek.
"Seni asla bırakmam."
Kanma.
Ne derler bilirsin, Hasan.
En ağır cezaları kardeşlerin verdiğini söylerler.
Sen de öyle yaptın.
Ona son bir kere sarılayım.
Merak etme, ondan sonra tamamen senin.
Mete!
Mete!
Bırak oyun oynamayı.
Sen ve ben bu işi kılıçla bitirelim.
Ah Hasan.
Bunca yıldan sonra
en sonunda...
kalbinin nerede olduğunu anladım.
Bitirmek mi?
İyi de kardeşim, oyun daha yeni başlıyor.
Orhan Yeniaras'ın El Turco adlı romanından esinlenilmiştir.
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.