Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
Selam, Teddy.
Şey, görüşmeyeli uzun zaman oldu biliyorum,
ama sadece bir sesini duymak
ve nasıl olduğunu öğrenmek istedim.
Bunun hiç de kolaylaşmadığının farkındayım.
Sanki birbirimizi bulmaya çalışırken
derin sulara gömülmüşüz ve boğuluyormuşuz gibi hissettiriyor.
Her geçen gün daha da derine batıyoruz.
Ve seni çok özledim.
Seni çok ama çok özledim.
Keşke şu an tam burada, yanı başımda oturuyor olsaydın.
Tam yanımda. Tam yanımda.
@desprite
E-Evet, anlıyorum.
Üzerinde çalışıyoruz, evet.
Biliyorum, bir veri sızıntısı...
...şu an ihtiyacımız olan en son şey.
Hayır, anlıyorum.
Evet, efendim.
Gayet açık, evet.
Şu an kontrol ediyorum.
Burnunuzdan derin bir nefes alın...
...ve kendi temponuzda ağzınızdan geri verin.
Bir kez daha, tam az önceki gibi.
Burundan içeri.
Karnınızı şişirin.
Ve ağzınızdan dışarı.
Hepsini boşaltın.
Nefes al...
...ve nefes ver.
Hepsini boşaltın.
Dışarı.
Burnunuzdan nefes almaya devam edin.
Ve her nefes verişinizde...
...vücudunuzu serbest bırakın.
Keşke şu an tam burada, yanı başımda oturuyor olsaydın.
Size yardımcı olabilir miyim?
Ah, buradaymışsınız.
Şey, konu neydi?
Şey, şöyle ki,
buralardaydık, mahalle sakinlerine
elektrik faturalarında nasıl tasarruf yapabileceklerini anlatıyorduk.
Ah, anlıyorum.
Tamamdır.
Bloktaki her eve uğradık
ve görünüşe göre...
...sıradaki şanslı kişi sizsiniz.
Şey, efendim...
İçeri girip size
son zamanlarda faturalarınıza yansıyan
o saçma sapan ücretleri açıklamak isteriz--
Aslında ben iyiyim, sağ olun.
Emin misiniz?
Evet. Hayır, teşekkürler.
Para tasarrufu yapmak istemiyor musunuz?
Hemen halledebiliriz.
İçeri geleyim de şunların üzerinden--
Ev sahibi ben değilim.
Kusura bakmayın.
Peki ne zaman döneceklerine dair bir fikriniz var mı?
Bilmiyorum.
Tamamdır.
Hiç sorun değil.
Sanırım başka bir zaman tekrar uğrarız.
Seni özledim. Sadece özledim...
Tam yanımda. Tam yanımda.
Seni çok özledim.
Hayır. Hayır, hayır, hayır! Dur! Dur!
Bunu neden yapıyorsun?
Lütfen!
Pislik!
Siktir!
Lanet olası...
Siktir!
Lanet olsun!
Ah, hayır, hayır, hayır. Hayır!
Kahretsin.
Normalden olsun.
Siktir!
Tamam.
Şimdi...
Pekala. Şey...
Şey...
Şey... şey...
Ah!
Ah! Tamam.
Kahretsin.
Lanet olası burun.
Kahretsin.
Bu gerçekten zorlayıcı.
Lanet olası burnumu kırdı.
Gitmem gerek.
Gitmem gerek, bebeğim.
Siktir!
Siktir! Siktir!
Siktir!
Hayır! Hayır, hayır, hayır.
Hayır, hayır, hayır!
Rogger'ın Oto Yıkama merkezine hoş geldiniz.
Lütfen yıkama tipini seçin ve ödeme yöntemini girin.
Kodunuz geçersiz.
Lütfen tekrar deneyin.
Rogger'ın Oto Yıkama merkezine hoş geldiniz...
Aynı şeyi söyleyip duruyor.
Her seferinde böyle oluyor.
Bak, parayı koyup duruyorsun ama--
Basman gereken bir düğme falan mı var?
Çünkü yaklaşık...
...dört dakikadır buradayım.
Tamam, işte başlıyor.
Bütün gece burada kalacağım sandım.
Ne yapıyorsun?
İn şu lanet arabamın üstünden!
Aman Tanrım!
Dur!
Defol git başımdan!
Hey!
Benden ne istiyorsun lan?
Sadece eşyalarımı geri istiyorum.
Ne istiyorsun benden?
Lütfen.
Hadi ama!
Seni tanımıyorum bile.
Yo, aslında tanıyorsun.
Ne?
Bak bana.
Beni tanıyorsun.
Beni tanıyorsun.
Beni tanıyorsun!
Bana bak!
Lütfen.
Seni mahvedeceğim. Başlayalım!
Hadi!
Merhaba.
Merhaba.
Bunu daha fazla yapamayacağım.
Lütfen.
Benden ne istiyorsun bilmiyorum.
Lütfen.
Oh, ne istediğimi gayet iyi biliyorsun.
Sen neden bahsediyorsun be?
Pekala.
Tamam.
Hayır, bekle!
Lütfen. Neler olduğunu anlat bana.
Neden burada olduğunu biliyorsun, neden ben değil?
Bekle! Lütfen.
B-Bilmiyorum.
Kes şu saçmalığı artık adamım.
-Nedir bu? -Bu kadar yeter.
Şimdi bak...
Şey, benim vaktim bol.
Anladın mı? Ama sen, şey...
Eninde sonunda suya ihtiyacın olacak.
Yapma bunu.
Lütfen.
Bekle. Bekle!
Lütfen!
Lütfen, adamım.
Benden ne istiyorsun?
Hmm.
Oh. Ne kadar kabayım.
Hmm.
Görünüşe göre sana etrafı gezdirmeyi unutmuşum.
Seninki kadar güzel sayılmaz,
ama arabada uyumak için hava çok soğuk olduğunda
burası güzel bir kaçamak oluyor.
Özür dilerim. Tamam mı?
Ve...
...ne için özür diliyorsun acaba?
Her ne yaptıysam.
Sadece açım.
Ve biraz suya ihtiyacım var.
Aç mısın?
Beni burada aç bırakma. Lütfen.
Doğru.
Açlıktan öleceksin.
Tıpkı benim öldüğüm gibi.
Dizüstü bilgisayarda ne var?
Hiçbir şey.
İş için o.
İçinde bir şey yok.
Lütfen.
Tamam.
Suya ihtiyacım var.
Tamam.
Evet.
Tamam.
Ne yapıyorsun be adamım?
Şey, belki de sadece...
...giriş bilgilerini bana verirsin.
Bilirsin, belki ben de
Netflix hesabımı seninle paylaşırım.
Eğlenceli olurdu, değil mi?
Seni bulmamın ne kadar sürdüğünü biliyor musun?
Bilirsin, Guantanamo Körfezi'nde
mahkumları en sonunda konuşturan şey
sürekli ölüm tehdidi,
yiyecek eksikliği ya da açlık değildi.
Hayır.
Asıl mesele...
...gardiyanların çektiği o iğrenç fotoğrafların yarattığı utançtı.
Karakterin tamamen, sistematik olarak yok edilmesi.
Onları sonunda çökerten şey buydu.
Evet.
Pekala, bu yoldan gitmek istediğine emin misin?
Tek yapman gereken bana bazı cevaplar vermek, anlıyor musun?
Bu kadar basit.
Peki.
Nasıl istersen öyle olsun.
Tamam mı? Karar senin.
Ben hazırda bekliyor olacağım.
İyi uykular.
Selam Teddy.
Şey, görüşmeyeli uzun zaman oldu biliyorum,
ama sadece bir sesini duymak
ve nasıl olduğunu öğrenmek istedim.
Bunun hiç de kolaylaşmadığının farkındayım.
Sanki birbirimizi bulmaya çalışırken
derin sulara gömülmüşüz ve boğuluyormuşuz gibi hissettiriyor.
Ve seni çok özledim.
Seni çok ama çok özledim.
Seni çok özledim.
Keşke şu an tam burada, yanı başımda oturuyor olsaydın.
Tam yanımda.
Tam yanımda.
Tam yanımda.
Selam Teddy.
Şey, görüşmeyeli uzun zaman oldu biliyorum,
ama sadece bir sesini duymak
ve nasıl olduğunu öğrenmek istedim.
Bunun hiç de kolaylaşmadığının farkındayım.
Sanki birbirimizi bulmaya çalışırken
derin sulara gömülmüşüz ve boğuluyormuşuz gibi hissettiriyor.
Ve seni çok özledim.
Seni çok ama çok özledim.
Seni çok özledim.
Keşke şu an tam burada,
yanı başımda oturuyor olsaydın.
Ama bunun artık mümkün olmadığını biliyorum.
Çünkü o Teddy...
...benim Teddy'm... artık yok.
Ve benim özlediğim de o Teddy.
Yanı başımda.
Seni çok özledim.
Yanı başımda.
Aman Tanrım.
Sen ne bok yedin böyle?
Zeki küçük herif seni, öylesin değil mi?
Ne halt ediyorsun sen?
Bu yeterince hayat mahvetti zaten.
Dur!
Şimdi ya şunu kırmak için beraber çalışırız,
ya da ben eski usul yöntemlerle kendi bildiğim gibi açarım.
Hayır.
Bekle. Dur.
Teddy Brimsval.
Bu isim sana bir şeyler çağrıştırıyor mu?
Hayır mı?
Hadi ama!
Benimle oyun oynama.
Kimin hakkında konuştuğun konusunda hiçbir fikrim yok.
O-O-Onun evini çaldın.
Hayatını mahvettin ve sahip olduğu her şeyi elinden aldın.
Sen-- Sen--
Onu hatırlamıyor musun?
Sen--
Hatırlamıyor musun?
Bu kişinin kim olduğunu bilmiyorum.
Tam karşında duruyor işte.
Biliyor musun, ben--
E-E-Eskiden çok şeye...
ç-ç-çok şeye sahiptim.
Parçası olduğum için şanslı hissettiğim bir hayatım vardı.
Bilirsin işte,
bana inanan bir eşim.
D-Destek.
İnanamayacağın kadar büyük bir destek.
Ama sen bunu benden aldın.
Bu...
Her şeyin bu kadar çabuk olması neredeyse komik.
B-B-Bir gün bile sürmedi.
Bilirsin, b-b-bir an her şey yolunda, hayatımı yaşıyorum.
Hayatımın baharındayım.
Sonra bir bakıyorsun, şak diye!
Tüm hesaplarım boşaltılmış,
son damlasına kadar.
O kadar hızlı oldu ki durumu bildirmeye bile vaktim kalmadı.
Ş-Şansım bile olmadı, ben--
B-B-Bundan zevk mi aldın?
Beni böyle mahvetmekten?
Her seferinde ben--
Telefonuma ne zaman bir uyarı gelse, hep kötü haberdi.
Sadece biri diğerinin ardınd--
Sadece... din.
Ev kredisi ödemesi gerçekleşmedi.
Ne?
Ha? O--
Banka araba ödememi almadı.
Din! Hesaplarımda karşılıksız çek var.
D-Din. Kredi kartları limiti aşmış. Ben--
Din.
Din.
Lanet olası din! Lanet olası din!
Durmak bilmedi.
Sonra tüm hesaplarım kapanmaya başladı.
Ve tüm-- Tüm giriş bilgilerim değiştirilmişti.
Dedim ki, neler oluyor siktir ya?
Sanki birisi,
resmen her şeyi tek tek elle değiştirmiş gibiydi.
Hiç şansım yoktu.
B-B-Birkaç hafta geçti
ve arabaya el konuldu ve--
Evet, bir--
konut derneğinden ihbar geldi.
Evi haczetmek için...
bankayla birlikte çalışıyorlar.
Evi açık artırmaya çıkardılar.
Tüm bu faturalardan kurtulmanın tek yolu
iflas başvurusunda bulunmaktı.
Karım, o--
Benim--
Tam yanımda.
Benim lanet--
Benim lanet karım--
Karım, o-- o-- h-h-her şey için...
h-h-her şey için beni suçluyor. Ben--
Ben--
O-- O--
Eve dönen ilk uçağa biniyor, adamım.
O--
O-- O gitti.
O gitti.
Ve en güzel tarafı ne biliyor musun?
Şey--
B-B-Başlıyorum--
Sosyal Güvenlik ofisinden, federallerden telefonlar almaya başlıyorum.
Fed'ler.
Dolandırıcılıktan soruşturma altına giriyorum.
Şey--
Görüyorsun ya...
birisi...
Sanırım kim olduğunu biliyoruz...
...tüm hesaplarıma girip beni devre dışı bıraktı.
Beni sahtekar gibi gösterdi. Onları geri almaya çalışıyordum.
Sanki silinmişim gibiydi.
Bütün hayatımı benden aldın.
Ve şimdi, şimdi h-h-her gün
sadece-- sadece--
o kadar l-l-lanet olası bir amansızlık ki.
Sanki şuradakiyle savaşmak zorundayım, sadece--
kendimi devam etmeye ikna etmek için. Ben--
Evet. Bunu sen yaptın.
H-H-Her şeyi söküp aldın.
Hayatımı.
Gitti.
Ve şimdi sıra sende.
Hayır, bekle.
Tüm sırlarının onun içinde olduğunu biliyorum.
Her bir isim,
tüm veri tabanın.
Lütfen...
yapma bunu.
B-B-Bunu yaklaşık üç yıl önce
söyleyebilmeyi çok isterdim.
Bu kadar saçmalık yeter.
Bekle!
Kişisel değildi.
Şaka mı yapıyorsun sen?
Beni mahvettin işte.
Ü-Üç yıldır gerçek bir yatakta uyumadım.
Kişisel... değil miydi?
Özür dilerim.
H-H-Hadi ama adamım.
S-S-Sadece dur.
Sizin gibilerden biriyle hiç karşılaşmadım.
Bizim gibilerden mi?
Tanrım, b-b-bırak bu işleri.
Seni görmek zorunda kalmak,
yüz yüze.
Özür dilerim.
Yani bu şimdi--
Her şeyi-- her şeyi düzeltecek mi?
Ö-Özür dilediğin için mi?
Anlamıyorsun.
Şimdi de birbirimizi anlamamız mı gerekiyor?
Evet, yani, l-l-lanet olası bir şaka gibi.
Senin için üzgün değilim.
Öyle mi sandın?
Hayır.
Hayır. Şimdi senin...
benim gibi olmanın nasıl bir şey olduğunu...
hissedecek olmana üzülüyorum.
N-N-Neden--
Neden bahsediyorsun sen?
Senin hiçbir fikrin yok...
benim gibi birinin her gün neler yaşadığı hakkında.
Benim gibi biri her gün dışarı çıktığında
bir hedef olup olmadığını merak etmek zorunda kalıyor.
Görünüşüm yüzünden.
Hadi oradan.
Köşeyi her döndüğümüzde kurban olmayacağımızdan
emin olmak zorundayız.
Sırf birileri bizi bekliyor diye.
Senin gibi birileri.
Bak, b-b-bekle biraz.
Tam bir pislik olabilirim,
ama lanet olası bir ırkçı değilim.
Fark etmez.
Senin halkın öyle.
Kültürümüzü baskılıyorlar...
görünüşümüzle alay ediyorlar,
sonra da bizi günah keçisi ilan ediyorlar.
Bunun benimle hiçbir alakası yok.
Bu nasıl adil olabilir?
Adil mi?
Bizi toplama kamplarına kapattığınızda adil miydi?
Tamam, kes şunu.
Peki ya Çin virüsü yüzünden
suçlandığımızda?
Ondan önce de SARS vardı.
Tamam. Kes şunu. Ben--
Peki ya oğlumu
öldürdüklerinde adil miydi?!
Bu işler hiçbir zaman adil olmadı, Teddy.
Yani bütün mesele bu mu?
Mesele her zaman buydu.
Lanet olası hiçbir fikrin yok.
Her gün...
senin o lanet aklını başından alacak şeyler görüyorum.
Fotoğrafına bile bakamıyorum.
Buna gücüm yetmiyor.
Peki ya ne için?
Onu tamamen rastgele bir şekilde
benden aldılar.
Kimsem kalmadı artık.
Ben--
Bunun başına gelmesine üzüldüm.
Ama bunu b-b-ben yapmadım, tamam mı?
Öyleyse-- Öyleyse neden ben?
Birinin bedel ödemesi gerekiyor.
Siktir.
Neden ben?
Sen bir veri ihlalinin parçasıydın.
Beni siber güvenlik analisti olarak
işe alan bir şirkette.
Peki o veri ihlaline kim sebep oldu?
Ha? Hmm?
Yaptığın şey bu...
değil mi?
Doğru ya.
Şu koca şirketlere...
yardım etmen için,
o yüksek teknoloji güvenlik sistemleri için işe alınıyorsun.
Sonra birkaç yıl geçiyor...
her şeyi kimin yerle bir ettiğine dair hiçbir fikirleri olmuyor.
O sensin işte.
O şirketlerin hiçbiri bizi umursamaz.
Onlar için görünmeziz biz.
Bu yüzden onların kökünü kurutuyorsun, ha?
Sadece şartları eşitliyorum.
Masum insanlar araya girse bile öyle mi?
Evet. Onlar da kurban gidiyor.
Kimse masum değildir.
Hmm.
Peki ya oğlun?
Sakın o lanet ağzını açma!
Biliyor musun...
tüm bunlardan sonra, yaşadıklarımı
anlamaya başlamam bile
aylarımı aldı.
Ta ki veri ihlalleri hakkında
bir sürü hikaye ortaya çıkmaya başlayana kadar...
ancak o zaman...
taşlar yerine
oturmaya başladı.
Görünen o ki...
benim buralarda
siber güvenlik vakalarında büyük bir artış olmuş.
Tüm kurbanlar...
seslerini yükseltmeye başladı.
Ve hepsinin hikayesi benimkiyle aynıydı.
Mm-hmm.
Hepsi silinmişti.
Bütün kimlikleri...
...tamamen buhar olup uçmuştu.
Seni böyle buldum işte.
Kurbandan kurbana, evden eve gezdim,
mahalledeki hemen hemen her arabaya takip cihazı bıraktım.
Ama sonunda,
doğru arabayı doğru eve kadar takip etmeyi başardım.
Sana küçük bir ziyaret yapmam gerekiyordu.
Seni ben seçmedim bile.
Sen sadece rastgele bir isimdin.
Tek yapmam gereken senin imzanı bulmaktı.
Ve sonra oyun bitti.
Tamamen şans işiydi.
Hani senin halkının benimkini seçmesi gibi.
Sen sadece yüzü olmayan bir fırsattın.
Yüzü olmayan bir fırsat mı?
Bana bak, seni orospu çocuğu!
Tam buradayım işte. Hmm?
Evet, gerçek dünyada,
o lanet klavyenin arkasına saklanamazsın!
Sen benimle uğraştın, ben de şimdi seninle uğraşıyorum.
Hayır.
Hayır, yapma!
Bunu hak etmek için ne yaptığımı
ne zamandır merak ediyorum, biliyor musun?
Ha?
Yapma!
Ve şimdi bana bunu hak etmediğimi mi söylüyorsun?
B-B-Ben sadece... rastgele, yüzü olmayan bir fırsat mıyım!
Siktir git!
Sadece seni özledim.
Seni çok özledim.
Tamam.
Hadi ama.
Orospu çocuğu.
Hadi.
Hayır. Hayır. Hadi ama!
Yılların emeğini yok edebileceğini mi sanıyorsun?
Beni mahvedebileceğini mi sandın?
Oyunumuz bu mu yani?
Seni lanet olası pislik.
Selam, Teddy.
Şey, biliyorum epey oldu,
ama ben, şey,
sadece seni kontrol etmek
ve nasıl olduğunu görmek istedim.
Seni çok özledim.
Keşke tam burada, yanımda oturuyor olsaydın.
Ama bunun artık mümkün olmadığını biliyorum.
Çünkü o Teddy...
benim Teddy'm... gitti artık.
Ve benim özlediğim Teddy o.
Arabasında uyuyan...
hayatının mahvolmasından sorumlu tuttuğu kişiyi
bir deli gibi takip eden o değil.
Bunu çok ileri götürdün.
Ve bu benim Teddy'm değil.
Üzgünüm.
Teddy, ben-- artık yapamıyorum.
Neden seni arıyorum onu bile bilmiyorum.
Sadece-- Keşke beni kendi halime bıraksan.
Üzgünüm. Üzgünüm.
Onları d-d-değiştirdim.
Ben... onları değiştirdim.
Sen ne halt ediyorsun lan?
Tüm-- Tüm sırların.
Neden bahsediyorsun sen?
S-Senin hard diskin.
Sen benim hard diskimi yok ettin.
Benim lanet hard diskim nerede?
Senin bütün veri tabanınla birlikte.
Neden bahsediyorsun sen?
Onlar-- Onlar artık yüzü olmayanlar değil.
Sen ne bok yedin böyle?
Sen ne halt ettin?
Seni aptal herif!
Bunun sadece seninle benim aramda bitmesi gerekiyordu.
Bu ne lan böyle, adamım?
Bu ne sikim bir şey?
Onlar-- Hepsi senin için geliyorlar.
Sadece tek bir...
seçeneğin kaldı.
Kaç!
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.