Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
Vah vah, bizim Oğuzhan 'ım iyice üşüttü galiba.
Kedisini kafeste gezmeye mi çıkarmış ha?
Keçiler kaçmış desene Esat ağabey. Yalnızlık zor şey. Sonunda insan
kalıyor işte.
Toplandınız gene. Olcay Hanım 'ı mı tekstürüyorsunuz? Ayıp.
Bir başına kadıncağız. Kedisinin derdi size mi düştü?
Hadi, hadi.
Al canım, al canım.
kıymalı. Çıkamadın şu mutfaktan bir türlü.
Olcay Hanım.
Buyurun efendim. Hoş geldiniz.
Hoş bulduk Müzeyyen Hanımcığım.
İnci 'yi çoktandır görmedim.
Özledim. Bir uğrayayım dedim.
Ne iyi ettiniz.
Buyurun.
Sabah hali. Ev biraz dağınık. Kusura bakmayın.
Estağfurullah efendim.
Ben yabancı mıyım?
Rica ederim efendim.
Hanımı görünce İnci de sevinecek.
Aaa!
Hanım kafese girmiş.
İnci! Önce Olcay teyzeye hoş geldin de bakalım.
Hoş geldin Olcay teyze. Hoş bulduk canım yavrum. Bak hanım sana geldi.
Ah ne iyi.
İnci. Çek elini kızım ısıracak.
Korkmayın. Çok huysaldır hanım.
Buyurun efendim oturun.
Faltonuzu alayım.
Teşekkür ederim. Zahmet oluyor.
Hoş gelmişsiniz Olcay Hanım. Hoş bulduk Fatma Hanım. Nasılsın? Fatma bize kahve
yap. Nasıl içersiniz efendim?
Orta olsun lütfen.
Bir orta bir sade. İnci.
Dikkat et kızım.
Tırmalamasın. Merak etmeyin.
Hanım kendini seveni bilir.
İnci 'yi de çok iyi tanır. Bizim orada kaç kere oynadılar ne güzel.
Kedileri çok sever.
Bütün hayvanları.
Ben de onun için getirdim hanımı.
Elinizde koca kafes. Buraya kadar ne zahmet ettiniz. Bizim yokuşu yormuştur
sizi. O kadar olacak artık.
Ben hanımı... ...inciye hediye etmek istiyorum.
Hey hanım benim olacak. Ne güzel değil mi anne?
Bu ne kıyafet?
Misafir önüne böyle çıkılır mı? Ne varmış?
Mutfakta iş yapıyordu.
Saygısızlık değil yani.
Tabii canım.
Ev hali.
Eline sağlık Fatma Hanım. Ne biçim kahve yapmışsın? Ne köpüğü var ne de...
Koyduğumda vardı.
Ta mutfaktan buraya köpük mü kalır?
İnci kedileri çok seviyor.
Düşündüm. Hanım onun olsun istedim.
Ne kadar ince düşünmüşsünüz Olcay Hanım. Ama İnci 'nin bu kadar değerli bir
kediyi kabul etmesi mümkün değil.
Onu ne kadar çok sevdiğinizi hepimiz biliyoruz.
İnanın hanımın bu evde bulunması... ...ona İnci 'nin bakması... ...beni de
sevindirecek.
Ananım anne ne olur.
İnci bırak o kediyi kızım. Sen şöyle kenara çekil bakayım.
Apartman katında kedi beslemek... ...çok zor Olcay hanım.
İnci kedi isterim diye... ...kaç defa tutturdu. Ama babası kesinlikle olmaz
dedi. Tüy döker etrafı paralar diye istemiyor.
İnci sen odana git kızım.
Özür dilerim Müzeyyen Hanım.
Sizi rahatsız etmeyi hiç istememiştim.
Anne, seninki geliyor.
Aa, o ne?
Kafesteki kedisi mi yoksa?
Kedisi ya, elinde kafes sokakta.
Kafayı hepten bozdu demek.
Merhaba Lütfiye Hanım. Merhaba Nesrin kızım. Misafir kabul eder misiniz?
Hoş gelmişsiniz Olcay Hanım.
Çoktandır göremedik sizi.
Nerelerdeydiniz?
Gemi tam hurdaya döndü kaptan. Her gün başka bir yerinden ses geliyor.
Ne oldu gene?
Adam borusu. İstim kaçağı yapmış.
Devamlı tıslıyor.
Her yolun bir sonu var.
Bittiği kadar gider emekler.
Bu gemi değil. Yüzenleş oldu kaptan. Daha ne zorlarlar anlamam ki.
Jilet olacak kıvama gelmiş artık.
Kömürle çalışan gemi mi kaldı?
Bunun derdini biz çekiyoruz.
Bunca yıl kullanmışsın. At gitsin çürüye.
Ver bize gıcır gıcır bir mazotlu gemi.
Değil mi kaptan?
Biraz kadir kıymet bile oğlum.
Yaşlandı diye hor görme garibi. Bunca yıl ekmeğini yedik.
Ekmeğini yedik ama çilesini de çekiyorum beş yıldır. Seninki beş yıl, benimki
otuz beş yıl.
Sen doğmadan önce tanıdın bu tekneyi.
Genç kız gibiydi o zamanlar.
O zaman öyleymiş.
Benim babam da pehlivanmış. Şimdi çişini tutamıyor.
Evet. Boşuna dememişler. Yaşlılık maskaralık.
Hoş geldiniz Olcay hanım. Hoş bulduk.
Yarım kilo dana kıyma istiyorum.
Köftelik mi dolmalık mı? Dolmalık ama yağsız olsun.
Yarım kilo da dana biftek.
Hanıma da her zamanki gibi biraz nevali. Ona da döküntülerden kıyma yaparız.
Bir değişiklik olsun. Hep ciğer hep ciğer. Biraz da kemik varsa kaynatır
ekmek ufalarım.
Kal Halil efendi.
Gene bekleriz Uriye hanım.
Hayırdır inşallah?
Kediyi kafese almışsınız.
Hanıma kapı arıyorum Halil Efendi.
Onu kedi seven iyi bir yere yerleştirmek istiyorum.
Size ne olmuş?
Durup dururken siz öyle kedisini başından savacak bir hanım değilsiniz.
Benim bildiğim.
Başımdan savacağım demedim.
Ona bakacak bir hayır sahibi arıyorum.
Bulmam biraz zor olacak Olcay Hanım.
Mahallenin sokakları kedi yavrusundan geçilmiyor. Artık kimsenin gözünün
kedimediği gördüğü yok.
O tahta evler zamanıydı.
Hayırlı akşamlar Rizeli.
Hoş gelmişsin kaptan paşamız, emriniz?
Ne soruyorsun be, emriniz?
Otuz yıldır öğrenemedin mi?
Bu gece güzel marmara içiremeyeceğim sana, gelmedi.
Ne demekmiş o?
Nasıl kımlanacağım ben?
İşte gel buyursa sarap dolu.
Ulan ne külüstür erisin be. İnsan iyi bir bakkalsa eğer... ...Tiryaki
müşterileri için... ...sıgarayı da içki de yedekler Belazoğlu... ...bir köşeye
saklar.
Bakalım sana ne güzel şeyler aldım.
Hadi.
Hayırlı akşamlar Olcay Hanım.
Kedinize deniz havası mı aldırıyorsunuz? Ah Necip kaptan.
Şakanıza hiç gülecek halim yok.
Ne oldu? Bir derdiniz mi var?
Bütün evleri kapı kapı dolaştım. Kimse hanımı istemiyor.
Hangi hanım? Hanım.
Benim hanım. Kedim yani.
Ya hanım demek bu kedi.
Onu verecek birini aradınız.
Öyle mi?
Aradım ama bulamadım.
Size yük mü oldu kedi?
Niçin vermek istediniz?
Ben artık gideyim Necip kapta.
Vakit geç oldu.
Güle güle efendim.
Devleti ikballe.
Güle güle.
Kurdele'de bir işe yaramadı.
Seni kimse istemedi.
Ben ölüyorum hanım.
Benden sonra sen ne yapacaksın?
Ben işin vehamet derecesini hissediyorum doktor.
Öyleyse neden cahil bir kadın gibi bunca zaman hiç tedbir almadınız?
Hiçbir doktora başvurmadınız?
Bunları geçen hafta konuşmuştuk.
Anlattım size.
Galiba hastalığıma inanmamak daha kolay geldi bana.
Olacak şey değil.
Bakın ilk ağrılarda kanamalarda başvurmuş olsaydınız... ...başka türlü
olabilirdi. Rahminizi alarak hastalığın yayılmasını önlerdik.
Kocamın ölümünden sonra da böyle ağrılar, kanamalar olmuştu. Ben yine
şey sandım.
Hadi çekinmeyin söyleyin.
Baktırmaya da utandınız değil mi?
Evet. Öyle herhalde. O zaman mevzi bir operasyonla bu temizlenebilecekken...
...şu anda büyük ölçüde barsaklara sıçramalar olmuş.
Bunun tedavisi hem daha meşakkatlidir... ...hem daha uzun zaman alır.
İşin sonu belli olduğuna göre...
Beni boşu boşuna hırpalamazsanız olmaz mı?
Yo, işin sonu belli demiyorum ben.
Allah'tan ümit kesilmez.
Ya tıptan?
Tıptan da tabii.
Elimizden geleni yapacağız elbet. Şu günlerde klinimizde boş yatak yok. Ama
boşalır boşalmaz sizi buraya almak isterim. Daimi kontrol için.
Ama Olcay Hanım, siz her müdahaleye karşı bayarsanız... ...tıp size nasıl
yardımcı olsun?
Gerekli zaman gelirim ben.
Ama eve dönmem şart. Yani belli bir süre için.
Evden ayrılmadan önce halletmem gereken bazı işler var.
Ailevi işler mi?
Öyle sayılabilir.
Kızınızla damadınız durumunuzu biliyorlar mı?
Hayır. Kimseye bir şey açmadım.
Herkesin derdi kendine yeter.
Elden gelecek bir şey yokken neden insanların huzurunu kaçırayım?
Neden insanlar çaresizliğe düşünce beni bir yük gibi görsünler?
Açıkça itiraf etmeden bir an önce gitse de kurtulsak diye düşünsünler.
Siz bana ağrı kesici ilaçlarımı verin doktor.
Ağrılara dayanamayacağım diye korkuyorum.
Hepsi bu.
Kazan borularının kaynağı tamam ama... ...her an başka bir yerinde su
koyuverebilir.
Koca zıfı kadar gemi dersene. Bizim gibi aynen.
Tüm saç aksam çürümüş.
Ne yapsak nafile.
Anlayacağın... ...çabalama kaptan. Ben gidemem diyor.
Daha ne kadar götürür sence?
Eh bir iki gün daha idare eder.
Sonrası Allah kerim.
Ah hanım.
Ben geldim ya. Bekledin mi beni?
Gel hanım.
Gel canım gel.
Acıktığını biliyorum.
Al. Gel hadi.
Alo. Cehra sen misin kızım?
Ülke yok mu?
Var mı?
Ben annesiyim.
Evet.
Ah canım. Sen misin?
Nasılsın? Oğlun nasıl?
Kocan nasıl?
Hepiniz iyisiniz. Allah 'a şükür. Ben... Yok.
Bir haberim falan yok.
Ben... Sadece sizden bir haber almak istemiştim.
Evet, işin vardır.
Tabii tabii, sokağa çıkıyordum.
Peki Ülkü.
Üzür dilerim, rahatsız ettim kızım.
Yok, sitem falan etmiyorum. Ben sadece hatırını da sormak istemiştim.
Hadi canım, ben uzatmayayım.
Hadi.
Güle güle.
Selam ederim.
Ne tuhaf.
Sen hiç değişmedin.
Benim için hep aynı kaldın.
Canan, hoş geldin. Yavrum.
Bugün dersiniz vardı.
Vardı tabii ya. Bekliyordum seni.
Ben çıkarırım lütfen.
Gel önce çayımızı hazırlayalım. Sonra çalışmaya başlarız.
Hanım sen burada mısın?
Gel bakayım bir okşayayım seni.
Bakın nasıl damayıştı.
Çevirmeye hiç itirazı yoktur.
Keşke benim de hanım gibi bir kedim olsaydı.
Ona iyi bakar mıydın?
Hem de nasıl bakardım. Hiçbir şeyini eksik etmezdim.
İstersen... ...senin de hanım gibi bir kedin olabilir.
Ah ne kadar çok isterim bilseniz.
Ama... Eve bir kedi almak için... ...şu annemi bir türlü razı edemedim.
Kedi sevmez mi annen? Evde olmaz diyor.
Babama kalsa bir tane alıp getirecek. Ama annem kızdı babama. Çocuklarla
uğraşmam yetmiyormuş gibi... ...bir de kedi derdi sarmayın başıma diye
Aldırtmadı.
İnci 'nin kitabına çalıştın mı? Çalıştım. Hem de çok sevdim.
Eğer İnci 'nin kitabını iyi çıkarabilirsen... ...Adnan Saygu 'nun
eserlerini de çalışırız birlikte.
Ne iyi olur. Ama biliyor musunuz... ...annem Türk bestecilerinin
hiç hoşlanmıyor.
Neden?
O sesler hoşuna gitmiyormuş onun. O hep Chopin, Beethoven çalayım istiyor.
Peki ya baba?
Babam Alaturka meraklısın.
Annemle müzik konusunda hiç anlaşamazlar zaten.
Birinin sevdiğini öbürü sevmez. Bence İnce 'nin kitabı çok güzel.
Hele Afacan Kedi bölümünü çalarken hep hanımı düşündüm.
Peki bu bölümü baştan bir daha çal bakayım.
Merak etme. Geçti.
Bir de bir sancı geldi.
Yok daha neler. Her sancılandığında doktor getirmeye kalksa.
Ben alırım.
Hadi. Hadi sen çalmaya devam et. Hadi otur bakayım.
Ben dinliyorum seni.
Keşke bugün dersi uzatmasaydım.
Hastasınız diye çok üzüldüm.
Merak etme yok bir şey. Her neydi ise geldi geldi.
Alakmalıdık efendim. Çay için teşekkürler. Sağ ol yavrum.
Çalışmaya devam et.
Perşembeye bekliyorum.
Azrail bu evin içinde hanım.
Beni almaya geldi.
Ama nedense... ...bugün vazgeçti.
Merhaba Sirhan uşanım. Merhaba buyurunuz buyurunuz.
Aman efendim ne yapsam? Sıcak sular mı döksem? Soğuk sular mı döksem? Ne
Şöyle buyurun.
Nasılsın bakalım Sirhan uşanım? Şükür hanım.
Rahat oturun.
Nasılsınız?
Yorgunsunuz. Hastasınız biraz.
Yok. Ayaktayım çok şükür.
Yaşlıyım. Sen nasılsın Tiranuş Hanım?
Oğlundan haber alıyor musun?
Haber? Vay atlamış. Uzak. Anlaşılmaz haberler.
Tam Fransızko 'ya yerleşmiştir. Ufak bir şarküteri işine ortak olmuştur.
Belki de evlenmiştir.
Bilmem.
Sanki ben Bedros diye birini hiç doğurmamışım. O sanki İstanbul'da
Sanki buranın yabancısıdır.
Ne sesi, ne kokusu, ne yüzü uzak. Her şey uzaktır. Ama
kedilerin?
Kedilerin var.
Aldırma. Bedros burada, İstanbul'da da olsa... ...uzaksa sana San
kadar uzaktır.
Belki de öyle.
Allah ne deyse o olur.
Neyse, ne içeceksin? Kahve mi yapayım, çay mı? Yok, hiç zahmet etme.
Olmaz.
Hiç olmaz.
Eğer ki kedilerimden iğrenmez isen... ...bir güzel çay demledim. Birlikte
içeriz. Buralara kadar gelmiş iken bırakmam öyle.
Bizim gibi kaç kedi delisi kaldı ki?
kimsede insaniyet kalmamıştır hanımcığım.
Ev benim, bahçe benim. Kimseye bir zararımız yok. Lakin insanlar
düşmüştür. Gözü hep başkasında.
Siranuş 'un kedileri hepsinin derdi. Kimi karakola şikayet eder.
Kimi belediyeye mektup yazar. Ah ka polis gelir.
Ben polisten korkarım. Kaç kedin var diye sorar. Nasıl besliyorsun diye
Nereden buluyorsun diye sorar.
Ama en zoru Yeni bir oğlan peydahlandı buralarda. On iki yaşında bir çocuk.
Allah 'ım kimselere vermesin.
Kedi boğan.
Mahallenin çocukları onu deli Cengiz Bey 'i çağırır oldular.
Oğlan deli.
Bulduğu kedinin ya bacağını ayırır ya kuyruğunu keser. Benimkilere benimkilere
saldırır.
Manyak silahmış diye ardından bağırır. Başımıza taş yağdıracak.
Kimsenin haberi yok.
Neden çayınızı içmiyorsunuz hanımcığım? Bende de bir çene var. Sizi gördüm
dertlerim depreşti. Bana bakmayın da çayınızı için. Zahmet oldu Siranus
Teşekkür ediyorum.
Otur şuraya da beni dinle. Sana bir şey tanışmak istiyorum.
Hayırdır? Buyurun.
Uzak bir seyahate çıkmak zorundayım.
Allah hayırlar versin.
Şöyle... Belki Mısır 'a. Orada mallarımız kaldı biliyorsun.
Eh dünyalıktır. İnsan yaşadığı kadar o da lazım.
Ama hanımı düşünüyorum.
Onu kime bırakacağım?
Bütün masrafını diyorum.
Sana peşin ödesem.
Ona bakar mısın?
Bunun için mi sıkılıyorsun?
Çok nazik kadınsın hanımcığım.
Neden bakmayacakmışım?
Siren uçta kedi çok.
Haber eksik, haber fazla fark etme.
Onu senden aldığımda on on iki günlüktü.
Annesi bir trafik kazasında ölmüştü.
Dört yavru bıraktı. Biri size geldi.
Üçünü ben ağızlarına göz damlalığıyla sit akıtarak büyüttüm.
Biri hala bendedir.
Lakin dediğim gibi bir şey var ki nasıl desem.
Senin hanım yalnız yaşamaya alışmıştır. Prensesler gibi.
Acaba doğrum... ...bu kalabalıkta mutsuz olmaz mı?
Ama mecburum. Sokağa bırakamam ki.
Yok üzülmeyin. Ben almam değil mi oğlum?
Nasıl almam? Birçoğunu böyle almışımdır.
Getirirler. Aman Siranoş sana emanet. Döner dönmez hemen ararım seni.
Çocuk hasta bey kızı or. Çocuk kendini azıcık toparlasın. Adamın öfkesi geçsin.
Neler neler.
Sonra ne arayan olur ne de soran.
Unuturlar. Bırakırlar giderler.
Bak şu tekir. Şu huysuz bir bin.
Şu da samur.
İşte bunlar unutulanlardan.
İnsanlarda vefa kalmamıştır hanımcığım.
Ama sen başkasın. Bilirim ki döndüğün gün koşar hanımı almaya gelirsin.
Masrafını. Ne demekmiş masrafını? Ben senin bana ettiklerini unutabilirim hiç.
Ama uzun sürebilir.
Belki de... Hele git hayırlısıyla paranı kurtar. O zaman görüşürüz. O
zaman ciğer parasıyla falan olmaz.
Senden şu hayvancıklara güzel bir bakım evi isterim bilmiş olasın.
Allah 'a emanet olun.
Geçen giyişme ne olmuş biliyor musun? Birisi dansa kaldı. Ondan sonra kalkmak
istemedi.
Sizden atlatabilirsem. Yok canım. Evi takan kim?
Bizim Oktay sıkmaya başladı.
Daha ne kadar oldu ki Oktay 'la beraber?
Uzadı. İki ayı geçti. Birisiyle dans edersen hemen kampı çıkarıyor.
Sanki ona ait bir malmışım.
Kendimi biraz toparlayayım, yemeğini vereceğim.
Gel bakalım.
Suyunu da.
Neyin var Olcay? Neden bu kadar acı çekiyorsun?
Kemal! Sen!
Nasıl olur?
Buradansın! Seni görmeye geldim. Bana ihtiyacın var biliyorum.
Sana çok muhtacım.
Ama benim için ne yapabilirsin?
Konuşurum seninle. Seni dinlerim.
Bana her şeyi anlatmalısın.
Çok acıdayım Kemal.
Neyin var?
Ama her yanımı sarmış anlaşılan.
İşim bittik. Öyle anlıyorum. Kurtuluş yok.
Onu kimse bilemez. Sana kim bakıyor?
Kim? Kimse yok ki.
Kimsenin haberi yok.
Kimseye söylemedim.
Ülkü, kızımız. O nerede şimdi?
Sen giderken son defa Ülkü iki yaşındaydı.
Evlendi. Bir torunumuz var.
Ülkü seni aramıyor mu? Neden birbirinizden bu kadar uzaksınız?
Ah Ülkü. Çok işi var onun.
Hiç vakti yok benimle ilgilenecek.
Ona söylemen lazımdı her şeyi. O senin kızın.
Hastalığında ilgilenmesi lazımdı seninle.
Söylesem ilgilenirdi tabii.
Ama öleceğimi bilmesini istemedim. Ama yalnızlık da olmaz.
Yalnızlığın önemi kalmadı artık. Sen geldin ya bu bana yeter.
Bundan sonra hep geleceğim.
Ne iyi olur.
Ama beni böyle perişan görmemelisin.
Kendime bir çekim düzen vermeliyim.
Demek bu iş bu kadar ravi.
Maalesef öyle Necip kaptan.
İdareden yazılı emir geldi.
Teknik kuru raporu üzerine gemini çürüye çıkarmışlar.
Eee ne olacak şimdi?
Gelen emre göre gemi Halik... ...Kami altı tersane amirliğine teslim edilecek.
Senin işin oraya kadar.
Ondan sonrası gemi mezarcılarına ait.
Kafam karışık kusura bakma. Önemli değil. Ben bıraktım bu zıkkımı zaten.
Yahu Ragıp usta... ...inan içim yanıyor.
Benim için batmayan gemi yaşıyor demek ki.
Şuna bakıyorum da... ...orasını burasını nasıl paralayacaklar... ...aklım
almıyor. Neymiş?
Sızıntı yapıyormuş.
Yok mu bunun çaresi Ragıp usta?
Bu çürüme kanser gibi bir şey Necip kaptan.
Anlayacağın ömrün sonu demek.
Bunun da ömrü bu kadarmış.
Olca Hanım, buralarda ne yapıyorsunuz? Gemileri seyrediyorum.
Arada bir buraya gelip böyle gemileri seyrederim. Malum burası bizim gemi
hastanesi. Kimisi iyi edilip yeniden sefere çıkıyor. Kiminin durumu bizimkisi
gibi umutsuz.
Neyimiz umutsuz olan?
Bizim çatana çürümüş. İşi bitik dediler.
Peki ne yapacaksınız onu?
Emir aldık, mezarına götürüyoruz.
Anlayacağınız son seferi.
Bir son sefer yapmak isterseniz... ...buyrun gelin.
Hem de bir boğaz gezintisi yapmış olursunuz.
Madem öyle... ...geleyim bari.
Bakalım şu son sefer... ...nasıl bir şeymiş.
...ice zamandır boğazı denizden görmemiştim.
Bir dünya gidiyor... ...yeni bir dünya geliyor.
Bildik yalıların çoğu ortadan kaybolmuş... ...insanlarıyla birlikte.
Çok doğrusu Nolce... ...bence insanlık kayboluyor.
Ben cahil bir adamım... ...öyle alengiri laf beceremem.
Bence insanlık kayboluyor.
Efendilik yani.
Efendi olmayanın yalı nesine? Anlıyorum Necip Kaptan.
Çok iyi anlıyorum.
İşte onun için bu gemi... ...su koy verdim. Çünkü bu gariban çatana...
...efendiler devrinde yaşadım.
Limanda koca koca gemiler çattım. Ağır işçi mutlaktı. Ama efendice yani.
Adam gibi.
Şimdiki tekneler zevkü sefa vasıtası. Affedersiniz yani işleri... ...faişilik
gibi bir şey. Keyfe hizmet vermek.
Halim motor deriz ya onun gibi işte.
Hal böyle olunca... ...anlayacağınız bu efendi gemi... ...ben yokum arkadaş.
Bırakın artık yakamı. Bu dünya bana göre değildir.
Yani olacağının bu gemiye... ...hor bakmamak lazım. Bu şeyin çok yükünü
gariban. Ama efendice.
Biliyor musun Necip kaptan?
Ben bu gemiciyi ne zaman uzaktan geçerken görsem... ...bana geçmiş
hatırlatırdı.
Oh, uzun bacalı eski boğaz gemilerini ne çok severdim.
Sarı bacalarında büyük siyah rakamlar taşıyan... ...sirketi Hayriye vapurları
vardı. Hatırlarsın?
Ne diyorsun Olcay Hanım? Unutmak mümkün mü?
Boğazlı boğaz yapan onlardı.
Eee yedi, altmış sekiz güzel hisar, altmış beş saray burnu. Hele o baba
Yetmiş bir numara.
Buyurmaz mıydınız?
Tamam Necip kaptan, ben kullanmıyorum.
Onlar hep... Bu niye durur?
Ben genç kızken hep bir kaptanla evlenmeyi hayal ederdim. Ama öyle uzak
kaptanı falan değil. Şirkete hayriye vapuru kaptanı gibi.
Çok yaşayın ol canım. Bütün biz kaptanlar adına doğrultuyu iftihar
Sonunda bir kaptanla evlendi.
Ama... Rahmetli Yüzbaşı Kemal Bey. Dolup Narşili.
Onu hep saygıyla yardım ederiz.
Biz denizciler için...
Kemal Yüzbaşı... ...hadsizlik merkezine ulaşmıştır.
Peki kaptan... ...bu çatanadan ayrılınca ne yapacaksın?
Hiç bilmiyorum.
Belki bir süreçin... ...bir başka geliyor.
Belki tamirhanede bir başka işe koşarlar.
Ama herhalde Necip kaptanın da sonu...
İşte, son durağımıza gel.
Bu geminin hikayesi de bu kadardır.
Hatıradan ibaret kalan şehirde... ...gezintiler. Bu hafta çalışacağımız
bu. Cemal Reşit Rey 'in bu eserini çok severim. Öyleyse ben de seveceğim.
Ama başlangıçta biraz zorluk çekebilirsin. Çünkü bu eserin oldukça
...kapalı bir karakteri vardır.
Olsun. Siz benim anlamama yardım edersiniz.
Cemal Reşit Rey bu eserinde... ...kaybolan İstanbul karşısındaki
...bazı... ...görsel sembollerden yararlanarak... ...seslerle ifade
Çetin bir iş. Başlayalım mı hocam? Başlayalım yavrum. İlk parça mezarlık.
Mezarlık?
Kapı çalındı, ben açayım mı?
Yok canım, sen çalışmana devam et. Ben bakarım.
Oh, Ülke.
Hoş geldin.
Yoksa beni görünce şaşırdın mı anne?
Aksine, sevindim.
Beni hatırladığın için.
İçeride Canan var. Piyano çalışıyorduk da.
Seni oturma odasına alayım.
geldi Canan. Biz yan odadayız. İsterseniz dersi bırakalım Olcay Hanım.
çalış bana devam et. Ben geleceğim gene.
Peki efendim.
Bunca yıldır piyano dersi vermekten bıkmadın mı?
Neden bıkayım?
Benim işim piyano öğretmenliği.
Zaten Canan'da kalan tek öğrenci. Benim için can yoldaşı gibi bir şey.
Kapımı çalan biri var hiç olmazsa.
Bana sitem mi ediyorsun?
Yok öyle bir niyetim.
Biliyorum herkesin derdi kendine göre.
Selçuk 'u niye getirmedin?
Çok özledim torunumu.
Selçuk babasında.
Bende değil.
Babasında mı?
Neden? Agah 'la bir süredir ayrı yaşıyoruz. Targın mısın?
Yok boşanmaya karar verdik sadece.
Boşanmaya mı? Ne kadar kolay söylüyorsun.
Kolay olmadı. Yani Agah 'ın kabul etmesi.
Sonunda anladı şükür.
Olacağı buydu.
Yürümüyordu. Peki Selçuk neden babasında?
Sen de değil de onda?
İki sebepten ötürü. Hatta üç.
Ben çalışıyorum. Bütün gün onunla uğraşamam.
Sen Selçuk 'a bakamazsın. Halin yok. Kendine bile bakamıyorsun.
Oysa babaannesi bakar.
Hiç değilse bir süre için.
Ayrıca... Evet?
Hayatımda bir başka erkek var anne.
Ne zamandır bunu sana açıklamak istiyordum.
Bir erkek?
Nasıl olur? Kocanın haberi var mı?
Var. Peki kim?
Ben tanıyor muyum?
Sanmam. Ender müzisyendir.
Ama onunki senin sevdiğin tarz müzik değil.
Kop yapıyor Ender.
Yani eğlence müziği.
Senin sanat anlayışın bugünün gençlerine bir şey ifade etmiyor.
Hocam!
Ben gidebilir miyim acaba?
Dur bakayım.
İzin verirseniz... ...notaları götürebilir miyim? Evde çalışmak
Tabii götürebilirsin yavrucuğum.
Kusura bakma canım.
Haftaya telafi ederiz.
Söylediklerine şaşırdım.
Üzüldüm.
En çok da Selçuk için. Onu ne yapacaksın?
Anası babası birbirinden ayrılan ilk çocuk Selçuk değil.
Durumlar belli olunca Selçuk yatılı bir okula gidecek.
Oğluna kendin bakamaz mıydın?
Çok zor.
Benim de çalışmam gerekiyor.
Ender 'le birlikte bir butik açmayı düşünüyoruz. Bunun için yardımına
var. Elimden geleni yaparım tabii.
Senin iyiliğin benim huzurum.
Bize destek olabilir misin?
Nasıl yani?
Butiği açmak için yeterli paramız yok.
Daha doğrusu hiç yok.
Agah'tan lafak almamda herhalde söz konusu olmayacak.
Benim bir kenarda birikmiş hiç param yok ki size yardım edebileyim.
Biliyorum. Zaten bu işi kurarken de seni düşünüyorum.
Öyle emekli maaşıyla piyano dersi vererek kıt kınat geçinmene gerek yok.
Baksana ev perişan halde. Her taraf kedi tüyü içinde.
Bir başıma bu kadar oluyor. Ne yapayım?
Bu evi satalım.
Eline geçecek parayla hem daha rahat yaşarsın... ...hem de bizim işimize
olursun. Devamlı da bir gelirin olur.
Yok, bunu benden isteme. Bu evi satamam. Bundan sonra kendimi başka bir düzene
alıştıramam. Halimden de şikayetçi değilim. Böyle diyeceğini biliyordum
Ender ısrar etmese bu zahmete hiç katlanmazdım.
Bugüne kadar seninle hangi konuda anlaşabildik ki?
Çünkü her seferinde lafa ben ben diye başlarsın.
Seni bildim bileli hep kendi dediğin olsun istersin.
Bir defacık olsun benim dediğimi yaptın mı?
Yanlış bir şey istiyorsan neden senin dediğini yapayım?
Hep aynı hikaye. Ben yanlışım sen doğrusun. Bu yanlışın doğrunun kıstasını
koymuş?
Madem o kadar doğrusun da neden böyle yapayalnızsın?
Bir miskin kediden başka kimsen yok.
Geldin demek.
Gene acımı çekiyorsun.
Hem çok.
Ülkü yüzünden mi?
Bunu istediğim gibi yetiştiremedim.
Git gide kopuyoruz birbirimizden. Artık çocuk değil. Bırak kendi hayatını
yaşasın. Bıraktım zaten.
Aslında içimde kimseye karşı bir yakınlık kalmadı.
İnsanlarla arana geçilmez duvarlar örmemelisin.
Örmüyorum ki. İşte canan var.
Kendi kızım ülkeden daha yakın bana.
Ama onun tek bağı sen değilsin. Kendi ailesi var.
Evet. Bu yüzden hanım benim için hayatta kalan tek canlı bağ.
Zavallı. Benden sonra ne olacak hali?
Bakacak bir kapı bulamadım. Kimse istemiyor.
Madam Sirhanuş 'a ver.
Onun evi kedi dolu.
Hanım ne yapar onların arasında?
Ama son çare bu herhalde. Senin yüreğin iyilik dolu olcay. Bu dünyada acı
çekmeden yaşaman imkansız. Bunun için ben de bir an önce sana kavuşmayı
özlüyorum.
Ama... Ama?
Hanımı bir kurtarabilsem.
Sonra. Benim için zaman yok artık.
Nasıl olsa bana geleceğini biliyorum. Bekliyorum.
Sen hiç değişmemişsin.
Sen hala gittiğin gündeki gibisin.
Ben sana hale geldim.
Beni bu halimle hala istiyor musun?
Ben senin ruhunla ilgiliyim. O güzelliğini muhafaza ettiği için
Alo?
Agah, sen misin oğlum?
Yok bir şeyim.
Sesim mi?
Önemli değil, üşütmüşüm herhalde.
Rahatsız etmek ne demek?
Selçuk 'u mu getireceksin? Ne güzel.
Tabii, bekliyorum.
Ne zaman gelirsiniz?
Hemen şimdi mi?
Pek güzel, pek güzel.
Tabii oğlum, bekliyorum.
Güle güle.
Değil mi?
Buyurun. Hoş geldiniz.
Merhaba anne.
Hoş geldin güzel oğlum.
Özledim seni. Beni özlemediniz mi? Hoş geldin oğlum.
Nasılsınız anneciğim? İyi iyi.
Yorgunsunuz. Biraz da zayıflamışsınız.
Üşüttüm dediniz ama... ...sizi iyice sarsmış.
Geçer, hepsi geçer. Gelin bakalım.
Selçukcuğum ne kadar büyümüşsün maşallah ben görmeyeli.
Selçuk size veda etmeye geldi büyükannesi.
Öyle mi?
Küçük beyi okuması için İsviçre 'ye götürüyorum.
Aman ne iyi.
Ben istemiyorum baba.
Sonra isteyeceksin.
Okulunu çok seveceksin.
Beni sizce diye bilmiyorum.
Senin okulunda Fransızca konuşuyorlar. Ve sen Fransızcayı çabucak öğreneceksin.
Şimdi çok çabuk öğretiyorlar yabancı dilleri.
Demek karar verdiniz gitmesi için.
Hanım hiç büyümemiş.
O da hastalandı mı yoksa? Yok. Allah korusun.
Selçukcuğum. Sen burada bizimle sıkılacaksın.
Hadi gel ben seni piyano odasına götüreyim.
İster misin?
Peki gidelim.
Gel canım gel oğlum.
Gel sen otur burada. Ben sana dedenin albümlerini vereyim bak onlara.
Zahmet etmeyin. Hiç zahmet olur mu?
Ben senin gemi resimlerini ne kadar sevdiğini biliyorum.
İşte. Bak.
Bunlar hep dedenin donanma resimleri.
Teşekkür ederim. Siz babamla konuşun ben albümlere bakarım. Ah canım ne
anlayışlısın.
Güzel oğlum benim.
Ülkü sanırım olanları anlattı size.
Evet. Maalesef.
Yalnızca anlattı. Her zamanki gibi.
Beni dinlemeyi kabul etmeden.
Kendinden başka kimseyi dinlemez o.
Eşler arasında zaman zaman geçimsizlikler olabilir.
Ama bugüne kadar hiçbir meselenizi getirmediniz bana.
Bu seferki sıradan bir geçimsizlik değil.
Ülkü şimdi...
Madem ki biliyorsunuz, genç bir gece kulübü çalgıcısıyla yaşıyor. Kötüsü bunu
gereksiz bir açıklıkla, hiç kimseden çekinmeden, hiç kimseye saygı duymadan
yapıyor. Ayrılmaktan başka yapacak şey yok artık.
Yazık, yazık Selçuk 'a.
Yani tabii sana da.
Ona da.
Çünkü ben Ülkü 'nün her şeyi yıkıp geçmesinin kendisine bir yararı
sanmıyorum. İnanın çok üzüldüm bu duruma oğlum.
Elimden ne gelir bilmem ki.
Ülkeye ben genç kızken söz geçiremedim.
Babasız büyüdüğü için belki de.
Şimdiden ne söylesem faydasız.
Ben de sizden bir şey beklemiyorum zaten.
Yalnız durumu bir kere olsun açıkça konuşalım dedim.
Tabii yerinde olur.
Selçuk 'u alıp götüreceğim.
Biraz uzaklarda olsun.
Burada çok kırılabilir.
Size söylemek zorunda olduğum bazı şeyler var.
Beni kıskançlıkla ya da başka bir şeyle suçlamayın.
İnanın sizi de düşünerek konuşuyorum.
Ülkünün evini aldığı adam maalesef çevresinde kopuk ve serseri bir olarak
tanınıyor.
Belki ülküyü zengin bir kadın sanıyor, bundan yararlanmayı kuruyor. Bunu
sizinledim. Benden evi satmamı istedi.
Aman sakın ha.
İnanın ülkede bir iyiliği olmaz bunun.
İlgine teşekkür ederim evladım.
Hep benim derdimi konuştuk. Siz ne alemdesiniz?
Sizi unuttuk sanki. Kendi derdimizin kuyusuna düşerek.
Sağlığınız nasıl?
Sizi yorgun ve keyifsiz görüyorum.
Yok. Sana öyle gelmiş. Yok canım.
Anne. Lütfen.
Bir şey saklıyor gibisiniz.
Ben sizi hep gerçek annem gibi görüyorum. Hep öyle gördüm.
Eksik olma evladım.
Yaklılığın, yalnızlığın izleridir o gördüğün.
Alakana teşekkür ederim.
Genelde bir şikayetim yok şükür Allah 'a.
Ah canlarım. Seni bir daha göremeyeceğim.
Gel bir güzel sarılalım. Anne anneyi bir öp, bir sık kollarının arasında.
Ama ara tatilde geleceğim. Babam öyle söyledi. Sizde de kalacağım, babaannemde
de. Annemde kalmayacağım ama.
Güzel oğlum benim.
Güzel güzel oku.
İyi adam ol.
İyi.
Bir insan için bu her şeyden daha önemlidir.
Hadi canım.
Güle güle.
Güzel güzel çalış.
Peki anneane.
Güle güle ağlam.
Hoşça kal.
Selamun aleyküm. Aleyküm selam.
Selamun aleyküm kaptan. Aleyküm selam.
Gel otur gel.
Ne o bacası tıkanmış çatana gibi... ...tozurdayıp duruyorsun.
Bırak Allah 'ını seversen. Hayrola Erenler?
Senin felsefende bu da hayırsa.
Gemi çüreğe çıkarıldı.
Sayende kaptanın iplerini çözdüler.
Yakında emekli kadrosuna alınacaktır.
Ne var bu saydıklarında?
Yukarıdakinin kanunu bu.
Efe halinden sual olunmaz.
Doğarsın, yaşarsın, ölürsün. Bir senin gemin çüreğe çıkmadı ya bu dünyada.
Ferikinlerden bu yana kim bilir kaçıncı seninki.
Ve sen kim bilir kaçıncı kaptansın böyle açıklar livasına yazılan.
Zor be Erenler.
Barışacaksın. Başa çıkamadığın her olayı kabul edeceksin.
Barışacaksın. Çare yok.
Ben senin gibi riyazat, seyahat, ibadet,
çilehanelerde pişip olmadım. Dünyadan daha mükemmel bir çilehane var mıdır
Sen de bu dünyanın çocuğusun.
İhsan, kaptan abine kallavi bir yandan çarptı getir.
Benden olsun.
Oldu Poyraz baba.
Ne oldu Poyraz baba?
Gah eterim yerler gibi, gah akarım seller gibi diyorsun.
Bu sabah bizi hiç görmüyorsun öyle mi?
Eyvallah Erenler.
Bu sabah Necip kaptanla beraber estirip tozduruyoruz.
Kaptanını emeklilere eyvallah ettirmekle meşgulüm Erenler.
Mazur görüle.
Gel kızım, gel yavrum.
Notaları getirmiştim efendim.
Hadi çıkart bas onu bakayım.
Çalıştın mı? Sevdin mi hatıralardan ibaret kalan şehirde gezintileri?
Biliyor musunuz?
Önce çok zor geldi. Ama çalışınca sevdim.
Bambaşka bir değiş. Anneme de çaldım. O da beğendi mi?
Hayır, annem hiç beğenmedi. Bu müzik adeta ölüm kokuyor dedi.
Sana nasıl geldi?
Bilmem, nasıl desem.
Bana sanki büyülü bir masal gibi geldi.
Surlar, sarnıtlar, eski sokaklar, mezarlık. Kaybolan güzellikler için
bir acı sanki. Siz ne dersiniz?
Belki annen de sen de haklısınız.
Ben İnci 'nin kitabını da çok seviyorum. Bana artık böyle parçalar vermeyecek
misiniz çalışmak için?
Vermek istiyorum.
Ama yaşlandıkça sağlığım bozuluyor. Sana yeterince yararlı olamıyorum.
Yok hayır.
Sana diyorum başka bir hoca bulsak... ...daha doğru olacak.
Sonra hak etmediğim bir parayı da... ...kabul etmek istemiyorum.
Ama ben sizin çizdiğiniz yolda... ...devam etmek istiyorum.
Bana Türk pesicilerini sevdirecek başka piyano hocası var mı? Madem o kadar
seviyorsun... ...işte... ...bunların hepsi senin.
Erkin, Saygun...
Akses. Ben de Türk bestecilerinin ne kadar piyano eseri varsa hepsini sana
hediye ediyorum.
Hocam nasıl olur? Ben böyle bir hediyeyi kabul edemem.
Edeceksin çünkü inanıyorum ki benden çok daha iyi değerlendireceksin.
Benden sana son nasihat.
Başkalarına aldırma.
İnandığın gibi yaşa. Yüreğin neyi doğru buluyorsa o yolda yürü.
Çok çok. Çok teşekkür ederim. Bunların hepsine çalışacağım. Bir gün gelip size
çalacağım. Dur yavrucuğum öyle sarılma hastayım ben. Neyse.
Olsun bana geçmez. Geçse de olsun.
Aman Allah korusun. Bir şey daha vardı.
Ne vardı?
Babam Ankara'dan dönmedi hala. Onun için ders paralarını getiremedim.
Hiç önemi yok.
Gel kızım.
Gel güzellim.
Acıktın değil mi?
Biliyorum. Şimdi sana yemek vereceğim.
Doydun değil mi?
Ah canım.
Yazık ki bu saltanat bitecek.
Ben iyi değilim hanım.
Senden ayrılmak zorunda kalacağım.
Biliyor musun? Artık Madam Sirhanuş 'un kedisi olacaksın.
Siranuş 'u arıyorum.
Nerede Madam Siranuş? Madam Amerika 'ya gitti.
Amerika 'ya mı?
Ne zaman?
Oğlu geldi götürdü.
Peki kediler?
Onları ne yaptı? Bana bıraktıydı.
Buranın kapıcısıyım ben.
İyi de para verdiydi ama bakamadım ben. Günlerce marıl marıl bağırdılar
durdular. Apartmandakiler belediyeye şikayet etti.
Bir gün geldi belediyenin adamları... ...kedileri zehirlediler.
Zehirlediler mi?
Hepsini mi?
Hepsini ya. Lehklerinde toplayıp götürdüler.
Apartmanın içinde kedi mi olurmuş?
Nakin ol abla.
Gittiler.
Gitti garipler.
Zavallıcıklar. Son ümit kapısı da kapandı hanım.
Sıramış yok.
Gitmiş. Ya kedicikler?
Aman yarabbim. Ne feci?
İnsanlık diye bir şey kalmamış.
Dünyanın sonu geldi herhalde.
Ne yapacağımı hiç bilemiyorum.
Karıya bak, kediyle konuşuyor. Üşüdük herhalde. Bakalım derdi neymiş. Bakalım.
Sen ortalık...
Neyin var babaanne? Kediyle mi konuşuyorsun?
Konuşacak kimse olmayınca... ...kediyle de... ...köpekle de hatta toprakla...
...taşla da konuşur insan.
Ne anlatıyordun kediye anne?
Artık insanlık kalmadı diyorum.
Ondan mı kafet içinde tutuyorsun kediyi? Bizde satışa çıkarttın sandık. Niye
satışa çıkartayım?
Postumdan kürk yaka yapsınlar diye.
Postu fena değil.
Kaç para istersin buna anne?
Bırakın. Evlenmeyin hanımı. Bizim işimiz kediyle. Ne oluyor aslanlar?
Hiç ne olsun ki? Hanım anne kediyi satışa çıkarmış. Pazarlık ediyorum.
Ne satışı?
Aklınızdan zorunuz mu var sizin?
Çekilin başımdan.
Yazık sana iyilik de yaramıyor. Hadi bakalım yola devam aslanlar.
Bir şey yapmadık ki konuşuyoruz. Hadi dedim.
Gidelim.
Ne oldu Olcay Hanım? Sizi rahatsız mı ettiler?
Dünya ne terbiyesiz olmuş.
İnsafsızlık, acımasızlık herkese bulaşmış. Canınızı sıkan bir şey mi var?
Öldürmüşler.
Hepsini öldürmüşler.
Kimi öldürmüşler Olcay Hanım?
Nasıl da kıymışlar Allah 'ım. Kim yapmış?
Belediye. Belediyeciler öldürmüş hepsini.
Belediyeciler kimi öldürmüş?
...Madame Siranuş 'un kedilerini... ...bir tane bırakmamışlar. Madame
'un kedilerini mi?
Evet. Hanımı Madame Siranuş 'a bırakmak için gittim.
Siranuş 'un çok kedisi vardır.
Hepsi de bakar.
Hanıma da o bakacaktı. Ama oğlu gelmiş... ...Siranuş 'u Amerika 'ya
Belediyeden bütün kedileri zehirlemiş.
Kandar herifler.
Demek mesele bu.
Feci. Feci.
Dumlupınar battığında kocamı kaybedelim.
Beni böyle sarsan bir durumla karşılaşmadım. Senin başka derdin yok mu
Hanım? Ne var bunda bu kadar üzülecek?
Sen ne diyorsun Necip kaptan?
Anlamıyor musun? Kedileri öldürmüşler.
Kedi için insan kahreder mi kendini? Sokaklar kedi dolu. Bir işe yaramaz
hayvanlar. Ben zaten oldum olası hiç hoşlanmam bu nankör mahluklardan.
Ben de senden hiç hoşlanmıyorum Necip kapıdan.
...bu kadar öfkeleneceğini ne bileyim... ...hani meseleyi hafifletmek için öyle
söyledim ama... ...kaş yapayım derken göz çıkardık... ...fena oldu... ...bir
çuval inciri berbat etmek derler ya... ...öyle işte... ...kadının gözü...
...kediden başka bir şey görmüyor... ...manteline bastın desene...
...ne demesin Erenler... ...ne demesin...
Olcay hanıma karşı hep efendi olayım dedim ama... ...gene de açık verdik.
Cahillik işte.
Hadi can, muhabbete.
Senin Olcay hanıma nice zamandır tutkun olduğunu bilmez değilim.
Devasız aşkın tıgahırı bunlar.
Devasız yani.
Doğru söyledin.
Onun kocası bir deniz subayıydı. Savaş gemisi kaptanı.
Bense... ...işte öyle bir çatana kaptan.
İşe bak.
Ama gene de yıllar yıllık gözüm... ...ondan başkasını görmedi.
Yoksa ben de evlenir... ...ev bak sahibi olur... ...anam rahmetli olmadan...
...eline bir torun kundağı verir... ...veremez miydin?
Geçmiş zamanı geri getiremezsin Necip kaptan. Olan olmuş bir kere.
Elbette telafi etmenin bir yolu vardır.
İkiniz de yalnız birer cansınız.
Ama gel gör ki... ...bu canlar bir olmuyor.
Bir yerde bir yanlışlık var.
Ama nerede?
Ne yapıyorsun Olcay?
Geliştiğini biliyordum.
Onun için hazırlanmaya çalışıyorum.
Süslenmene gerek yok.
Çok perişanım.
Beni böyle görmeni istemiyorum.
Utanıyorum. Ben senin kocanım. Çekinme.
İçim çürüdü. Korktuğumu hissediyorum. Ne kadar temizlensem kurtulamıyorum bu
kokudan. Ülkü seninle hiç ilgilenmiyor değil mi?
Öleceğimi bilmediği için bana küstü. Bilseydi başucumda beklerdi mirasıma
için. O kadar kötü mü Ülkü?
Kim bilir. Belki de ben kötüyüm.
Muhakkak olan değer verdiğimiz şeyler aynı değil.
Her zaman olduğu gibi sen kendi değerlerine inanıyorsun. Vazgeçmek de
istemiyorsun herhalde. Evet öyle.
Bunun içinde hiçbir şeyimi ona bırakmayacağım.
Kedime bakmaları için her şeyimi bir hayır cemiyetine
bağışlayacağım.
Kızına karşı böyle bir şey yapman doğru değil.
Hanımı açıkta bırakmaz o.
Umarım öyle yapar.
Biliyor musun ben bu hayvancığa nasıl bağlandım?
Son yıllarda benim yalnızlığımı paylaşan tek varlık oydu.
Bu dünyada artık yeri kalmayan bir hanımefendi.
Zaman zaman onda kendimi görür gibi oluyorum.
Öyle iyi yetiştirilmiş ki... ...ne yazık ki artık sokakta... ...ona hiç hayat
hakkı kalmamış. Bu gerçeği değiştirmeye... ...bizim gücümüz yetmez
Sen gittikten sonra... ...her şey öyle değişti ki... ...seninle yaşadığımız
dünyadan... ...pek az şey kaldı.
Bu evden dışarı her çıkışta... ...bu yeni dünyanın... ...git gide bir
yabancısı... ...olduğumu hissediyorum.
Seni özlüyorum.
Ben de seni yanıma almaya geldim.
Buna hazırım. Senin yanına geleceğim için de seviniyorum.
Yalnız bir şeyden endişeleniyorum.
Nedir o?
Biliyor musun? Hiç dua etmeye alışmadım.
Tanrı 'ya nasıl yakarılır bilmiyorum.
Bu dünyadan ayrılırken dua etmem gerekmez mi?
Merak etme arkandan senin için dua edenler çıkar.
Gidelim artık.
Kimse yok herhalde. Belki kedisine yemek almaya gitmiştir. Ne olur baba
bekleyelim biraz.
Ne kadar bekleyebiliriz ki kızım? Benim işim gücüm var.
Ben beklesem? Yok.
Birlikte geldik birlikte döneriz. Şunları kapıya bırakalım.
Yok çalıyor cevap vermiyor.
Kedisini gezmeye çıkarmıştır.
Her seferinde sokağa çıkmış olamaz.
Kaçtır arıyorum.
Çiçekleri Canan 'la babası bırakmış. Bugün ayın yirmi yedisi.
On bir gün önce.
Bu kapıda o günden beri açılmamış.
Ortada bir gariplik var.
Annem kediyi evde bırakıp bu kadar uzun zaman... ...hiçbir yere gitmiş olamaz.
Sende anahtar yok mu? Yok.
Ben bir yolunu bulup içeri gireyim. İyi olur.
Seni tanıması kısmet değilmiş.
Adli tıba telefon edelim.
Alo.
İstihbarat mı?
Hanımefendi adli tıbbın telefonunu rica edecektim.
Evet.
Bir saniye hanımefendi yazayım bir saniye.
Evet. Teşekkür ederim. Teşekkür ederim.
Bismillah.
Bir bu kaldı.
İçimin derinliği.
Görmeyi çok istediğim ama göremediğim okyanusların derinliği.
Elimde bir bu kader kaldı.
Ocağım gidince hayatta son bağımda koptu.
Ecel gelene kadar bu sefil gövdeyi taşıyacağız.
İpi billah sivri güya.
Eğer gönül tellerin sevdiklerine sıkı sıkıya bağlıysa, bağlar kopmaz.
Ve ölüm bir yok oluş değil, bir evden başka eve geçiştiraz.
Gözlerini kapat.
Beni göremezsin. Ama ben varım.
Buradayım. Görmeyen ben.
Gönül gözlerini açık tutarsan, al gözünü seyreyim. Ki dünyayı da görürsün.
Haydi hu, erenler. Hiç büyüdüm.
Hadi iyi geceler.
Eyvallah. Güle güle.
Biliyorum.
O şu anda bize bakıyor.
Diğerden bizi seyrediyor.
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.