All language subtitles for Roman Empire Reign of Blood S01E02

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic Download
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali Download
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified) Download
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian Download
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English Download
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German Download
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian Download
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam Download
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

NETFLIX ORİJİNAL DİZİSİ

Çaldığımız müzik hüzünlü.

Akan yaşlar, yanaklarımızda hüzün yolları açıyor.

Ama imparatoriçemizin bu dünyadan

ebedi neşelerden biri için ayrıldığını unutmayalım.

Bizi çok erken bıraktı.

Ama ruhunun, cennet bahçesinde

tüm tanrılarca gözetildiğini bilmek içimi rahatlatıyor.

Şimdi onu öteki dünyaya yolcu edecek

ateşi yakmak üzereyken

sizlerden tek bir şey rica ediyorum:

Onu benim gibi hatırlamanızı.

Roma'yı ve ailesini hayattan daha çok seven

bir kadın olarak.

Roma İmparatoru olduktan 14 yıl sonra

Marcus Aurelius karısının, tek oğlunun annesinin

yani İmparatoriçe Faustina'nın yasını tutuyordu.

ROMA İMPARATORLUĞU: KAN BAĞININ ÜSTÜNLÜĞÜ

ANLATAN SEAN BEAN

-Hazır mıyız? -Atlara su veriyorduk.

Yarın sabah ilk ışıkla Roma'ya dönmeye hazırlanman gerek.

Şu an cepheyi terk etmem uygun olmaz.

Bir hafta sonra gelirim.

Pomponius'a güven. Ve saldırı planımız da iyi.

Birazdan geleceğimi söylersin.

Baba?

Annem beni öğrenmem için yolladığında bunu ciddiye almadığımı biliyorum.

Ama şimdi hazır hissediyorum.

Hissetmek?

Hayır. Hazır olduğumu biliyorum.

Hiçbir şey bilmiyorsun.

Ben senin oğlunum.

Bırak deneyeyim.

Göreceğiz.

Marcus Aurelius'un vâris olarak Commodus'u seçmesinin temel sebebi

onun oğlu olduğu gerçeğiydi elbette.

Ve bunu göz önüne aldığı zaman da

bence Marcus'un kendi oğlunu görmezden gelmesi

son derece zor olurdu.

Aşırı sorunlu bir durum oluştururdu.

Bu eğitimin amacı sana öldürmeyi öğretmek değil.

Büyük bir liderin iç gücü vardır.

Oraya ulaşmak için kılıçla başlayacağız.

Ama bu, sadece bir başlangıç.

Başla.

Tekrar.

Marcus Aurelius, 17 yaşındayken günün birinde

imparator olmak üzere seçilmişti.

Ve o noktada, yıllar süren eğitim

ve hazırlığın ardından

ona ordu kumandanlıkları verilmiş ve tecrübe kazandırılmıştı.

Ve Commodus'un eğitimini de aynen bu şekilde tasarladı.

Ama Commodus'un onun yerine geçip bir gün imparatorluğu yönetmesi için

Aurelius, oğlunun taht için hazırlanması gerektiğini iyi biliyordu.

Bu, imparatorlukta uzun zamandır devam eden bir âdetti.

İmparatorluk kurulduğundan beri

bir imparatorun hükümdarlıktaki başarısı

orduyu kontrol etmesine bağlıydı.

Romalı askerlerin saygısını kazanmak isteyen imparatorun

yetenekli bir savaşçı olduğunu kanıtlaması gerekiyordu.

Bir babanın oğlunu savaş alanına götürmesinin

sorumsuzluk olduğunu düşünebiliriz de.

Ama Marcus Aurelius'un yapmaya çalıştığı şey

oğlunu askerlerine tanıtmaktı.

Commodus onun yerine geçtiğinde

kuvvet üssünün askerleri olacağını biliyordu.

Bu yüzden de askerlerin onu tanımasını ve onu kabullenmesini

sağlamak istiyordu.

Çok ilerleme kaydettin, Commodus.

Ama hâlâ çok yolun var.

Savaşta düşmanların gözüne bakıp sana silahla saldıracaktır.

Roma'da kelimelerle savaşmayı öğrenmelisin.

Çünkü yılanların inindesin.

Savaş alanında kendini kanıtladıktan sonra

Commodus babasıyla birlikte Roma'ya döndü.

Ama tahtla ilgili eğitiminin bitmesine daha çok vardı.

Marcus Aurelius artık Commodus'un, imparatorluğun siyasi sistemini

öğrenme vaktinin geldiğini iyi biliyor.

Senato da dâhil.

Yüzyıllar boyunca, Roma Senatosu otoriteyi sağladı.

Çünkü imparatorluğun en güçlü birimlerinden biri de Senato’ydu.

İmkânsızdı.

Bir imparator ne kadar güç kullandığını iddia ederse etsin

birinin başkalarının yardımı olmadan 50 milyon kişilik bir imparatorluğu

yönetmesi mümkün değildi.

İmparatorun, sivil yönetim koluna ihtiyacı vardı.

Ve o kolun, devlet yapılanmasının da

liderlerinin olması gerekirdi.

Bunun cevabı da senatoydu.

Elit sınıfa ait 600 erkekten oluşan

ve yetkileri nesillerden nesillere aktarılan

Roma senatosunun görevi hazineyi idare etmek, mahkemeleri yapmak

ve imparatora akıl vermekti.

Vakit ayırdığı için senatoya çok teşekkür ederim.

Tanrılar sizinle olsun.

İmparator.

Senatörler. Oğlum Commodus'u tanıyorsunuz.

-Elbette, elbette. -Senatörler.

İmparator, her şeyden önce tüm senato adına karınızı kaybetmenizden duyduğum

derin üzüntüyü bildirmek isterim.

Çok naziksiniz, senatör.

Ama unutmayın kaybettiğimiz sadece benim karım değil.

Çocuklarım annesini kaybetti ve Roma da imparatoriçesini.

Çok doğru.

- Yüce bir imparatoriçeydi. -Orası şüphesiz.

Bu, imparatorluk için çok zor bir zaman. Pek çok açıdan.

Bu yüzden maddi talebimi hafif biçimde sunmadım zaten.

Hazinenin sınırlarının gayet farkındayım ben de.

Bizler farkında olmanızla ilgilenmiyoruz, Sayın İmparator. Biz hesap soruyoruz.

Senatör Quintianus'un demek istediği

Senatör Quintianus gayet açık ifade etti.

Ama sizi temin ederim ki bunlar, barbar ayaklanmasının son çırpınışları.

Ve şüphem yok ki

senatonun yardımıyla kaçınılmaz zaferimiz daha çabuk gelecek.

Öyle bir zafer ki onu mümkün kılanlara

büyük kazanımlar sağlayacak.

Senatör.

Çok ilginç.

Hiçbirine güvenemezsin.

Roma'nın genişlemesinin ilk yüzyıllarında

senato kendini bir nevi devletin beyni olarak görüyordu.

İmparatorlar onlara bağlıymış gibi görünmek zorundaydı.

Ama her zaman senatörlerin fazla abartmasına

izin veremeyeceklerinin de farkındaydılar.

O yüzden imparator ve senatörler arasındaki ilişki sıklıkla çok zorluydu.

Roma'daki en nüfuzlu iki senatör olan

Cassius Dio ve Quintianus'un her ikisi de Marcus Aurelius'a hizmet ediyordu.

Ve İmparatorun askerî harcamalar için istediği fonu destekleyerek

kendi güçlerini ellerinde tutmak istediler.

Cassius Dio ve Quintianus'un ikisi de güçlü Romalı politikacılardı.

İkisi de senatördü.

Cassius Dio da aslen konsül olacaktı.

Quintianus da Germania'ya başarılı bir Roma seferi düzenlemişti.

İnsanlar liderlik, tavsiye ve yardım almak için onlara başvuruyordu.

İki adam da Roma siyasetinin kalbindeydi.

Aurelius için, senatoyla pazarlık etmek, oğlu açısından önemli bir dersti.

Ama tahta geçmeden önce

Commodus'un ona hükümdarlıkta yardım edecek bir imparatoriçeye ihtiyacı vardı.

Roma imparatorlarına ve ailelerine baktığımızda

neredeyse tamamı görücü usulü evliliklerdir.

Yani bu kararların temelinde pek sevgi olmazdı.

Neredeyse hepsi, hatta Roma imparatorları tarafından

nesiller boyu yapılan evliliklerin hepsi

aslen siyasi ve hanedanlık amaçları içindi.

Roma imparatorluğunun sosyetesi çok aristokrattı.

Bu yüzden de bir eş seçerken

hele ki imparatorluktaki bir prens veya prensese seçiliyorsa

yüksek aristokratik prestije sahip olan birini seçmek gerekirdi.

Roma'daki en nüfuzlu ailelerden birinde doğan Bruttia Crispina

Marcus Aurelius'un en yakın danışmanlarından birinin kızıydı.

Ve imparator tarafından oğlu için stratejik bir eş olarak seçilmişti.

Bruttia Crispina çok güçlü bir aileden geliyordu.

Babası iki kez konsül olmuştu.

Ve zeki bir imparator Roma toplumunda, senatör sınıfından olan

en güçlü insanların desteğini almak isterdi.

Marcus o zaman biliyordu ki, kendi öldüğü zaman

Roma siyasetine yön verenler nüfuzlu kişiler de

Commodus'un yanında yer alıp ona destek verecekti.

Özür dilerim efendim.

Gecikmek istemedim ama işte buradayız.

Bu basit, özel, sosyal öğlen yemeği sayesinde

imparatorluk meselelerinden uzaklaşmak iyi oldu.

Bu buluşma, senatoda yapığım herhangi bir toplantı kadar önemlidir.

Sence de öyle değil mi Commodus?

Haklısınız.

Ama aynı zamanda çok da güzel bir gün.

Crispina'ya sarayın orkidelerini göstermek isterim.

Daha şarap alır mısınız?

Belki birazcık.

Evlilik, Commodus'u tahta bir adım daha yaklaştıracaktı.

İmparatorluk içindeki gücünü ve desteğini de sağlamlaştıracaktı.

Ama bu evlilik güç kazanmak isteyen herkes için bir tehditti.

Buna Commodus'un ablası Lucilla da dâhil.

Lucilla o dönemde muhtemelen Roma İmparatorluğunda

göz önünde olan en güçlü kadındı.

Ve Crispina da bir şekilde onun pozisyonunu gasp etmiş olabilirdi.

Birkaç ay içinde Crispina ve Commodus evlenecekti.

Hem de Roma İmparatorluğunda gelenek hâline gelmiş bir kraliyet düğünüyle.

Kraliyet ailesinin bir ferdi evlendiğinde

iki aile arasında bir anlaşma imzalanırdı.

Karşılıklı hediyeler verilir

ve evlilik, halk tarafından onurlandırılırdı.

Commodus ve Crispina için

bu düğün yeni basılmış sikkelerle hatırlanıyordu.

Ve de Roma'nın en iyi bestekârlarından birine yaptırılan şarkıyla.

Ama İmparatorluk, yeni imparatoriçesini kucaklarken

saraydaki herkes kutlama yapmıyordu.

Bu evlilik değerli bir ittifak doğurmuştu.

Ama imparatorluğun geleceği Roma'ya yerleşirken

yüzlerce kilometre ötede

Marcus Aurelius ve Commodus savaş alanında olmadığı için

Germen kabilelerine karşı olan savaş tırmanmıştı.

Roma ordusu karşılık vermekte zorlanıyordu.

Germen kabilesi olan Gotlar

batıya doğru ilerledi.

Bu da bir nevi bir domino etkisi yarattı.

Ve bu Germen kabileleri grubuyla

Roma İmparatorluğu arasında bir dizi savaş oldu.

Dağınık kabile grupları vardı.

Pers İmparatorluğu'yla uğraşmak gibi değildi.

Bir devlet ve bir orduyla uğraşmıyordunuz.

Kabileler ittifak kurup

birbirleriyle ters düşüyorlardı.

Bu nedenle de savaş çok uzun ve maliyetli olmuştu.

İmparator'un savaş danışmanı

ve saygıdeğer ordu lideri olan Pertinax

imparatora vekalet ediyordu.

Ama Roma ordusu saflarını kaybederken

Marcus Aurelius'a yaşanan sıkıntılarla ilgili haber yolladı.

Sınırdaki istila ve Roma kayıplarının haberleri Roma'ya ulaştı.

Ve Aurelius ve Commodus ön cephelere dönmekten başka

şansları olmadığını biliyordu.

Marcus Aurelius'un hükümdarlığı sırasında

askerî seferler genelde tepkiseldi.

Bunlar fetih seferleri değildi, Roma'nın sınırlarını sağlamlaştırmak içindi.

Bunlar Marcus Aurelius'a zorla yaptırılıyordu.

ROMA SAVAŞ KAMPI GERMANIA

Birden çok cephede, birden çok orduya karşı savaşma durumu söz konusu olunca

Marcus Aurelius'un bir plan yapması gerekiyordu.

Batıya giden üçüncü Lejyon'la

doğuya giden yedinci Lejyon

onları kıstıracak. Tam burada.

-Emredersiniz. -Teşekkürler beyler.

Barbarlara bir şey vermem gerekecek.

Kolay pes etmez onlar.

Onları yenebilir miyiz?

Bunu savaş alanında anlarız.

Ya da bu korkaklar, saklandıkları yerden çıkmaya karar verirlerse anlarız.

Etrafımızı sardıkları doğru mu?

Etrafımızı falan sarmadılar.

Rahatsızlık verdiler

çünkü burada değildim ve karşı saldırı düzenleyemedim.

Eğer Roma'ya dönmemiş olsaydık, bu sıkıntıyı yaşıyor olmazdık.

Ama Roma'ya dönmeye mecburduk.

Dönmeye mecburduk.

Evet.

Evet, mecburduk. Ama olmasaydık

Bu, annemin suçu değil.

Benim adıma konuşma sakın.

Ne demeye çalışıyorsun peki?

Diyorum ki

Bağışlanmayı istemek için çadırına geldi.

Annen bir karar verdi.

Onu geri mi çevirdin?

Suçu benim üzerime yıkmaya kalkışma.

Baba. Baba!

Baba!

Yardım edin!

Bir anda düştü.

Yıllar boyu, savaş Roma İmparatorluğu'nun sınırlarını tahrip etmiş

ve bu da İmparator'u olumsuz etkilemişti.

Ama çatışmalar başladıktan neredeyse 10 yıl sonra

Marcus Aurelius bir başka ölümcül düşmanla savaşıyordu.

İmparatorluğa dalan ve insan nüfusuna zarar veren

bir şeyle mücadele ediyordu.

Yani, vebayla.

Tam 15 yıl boyunca Antonine Vebası, Roma İmparatorluğu'nu perişan etmişti.

Ve Romalılar'ın inşa ettiği yarım milyon kilometrelik yol

şimdi hastalığın yayılması için ideal bir güzergâh sağlıyordu.

Roma'nın en büyük güçlerinden biri

ölümcül bir zayıflık hâline gelmişti.

Antonine Vebası, 60'lı yılların ortasında Marcus Aurelius zamanında görülmüştü.

Etkileri çok çarpıcıydı.

Roma şehrinde her gün 2000 kişi ölüyordu.

Ve hastalıktan etkilenenlerin dörtte biri de belirtiler yüzünden ölüyordu.

Roma İmparatorluğu'nun iyi bir iletişim ağı vardı.

Ama bu, aynı zamanda hastalık da bu ağlarda ilerleyebilir demekti.

Bunun anlamı, her yeni hastalığın

halk arasında hızlı bir şekilde yayılabilmesi demekti.

Veba yüzünden beş milyondan fazla kişi öldü.

Ve Roma ordusu neredeyse tamamen yok oldu.

Babası hasta olduğu için

Commodus imparatorluğun kaderinin tehlikede olduğunu biliyordu.

Commodus

Bana iyi haberler ver.

Nehrin diğer tarafında bir kabile ordusu olduğu söyleniyor.

Pompeianus ikinci Lejyonu karşıya yollayıp

dört ve beşi yedekte tutalım diyor.

Hayır. Söyle tüm askerleri yollasın.

Barbarların bize yandan saldırması için 150 kilometre yol gelmeleri gerek.

Biz onları alt edebiliriz.

Pompeianus her zaman fazlasıyla muhafazakârdır.

Baba?

Roma'nın tek imparatoru sen olacaksın. Tabii ben ölünce.

Ölmüyorsun.

Keşke bu doğru olsaydı. Senin iyiliğin için.

Hazır değilim.

Değilsin.

Ama eğer imparator yapmazsam, seni öldürürler.

Burada, benim yanımda olman gerekirken

kadınların ve kölelerin yanında büyüdün.

Güçlü olabilirim.

Buna mecbur kalacaksın.

Çünkü tahta geçtiğinde bile

peşine düşecekler.

Kim?

Hepsi birden.

Hayır, hayır, hayır. Generaller değil; onlar sadık askerlerdir.

İmparator olmayı hak ettiğini düşünen herkes peşine düşecek.

Bana söz ver.

Bu savaşı bitireceksin.

Tahta geçmesinden yaklaşık 20 yıl sonra

Marcus Aurelius, 58 yaşında öldü.

Roma İmparatorluğu tarihinde en meşhur olan hükümdarlardan birinin hayatı

yüzyıllar boyunca onurlandırılacaktı.

Ve felsefe konusunda yazdıkları da nesiller boyu okunacaktı.

Marcus Aurelius, iyi bir imparator olmasıyla tanınırdı.

Ayrıca imparatorluğa destek olup

onu askerî açıdan korumayı da kendine görev addetmişti.

Ama insanlarla da arası iyiydi.

Roma'ya büyük zaferler kazandırdı, insanlara para dağıttı.

Ve halkı da ona çok saygı gösteriyormuş gibiydi.

Roma'nın en büyük imparatorlarından birinin ölümünden sonra

Commodus, dünyanın en güçlü konumuna geçmesi gerektiğini çok iyi biliyordu.

Ve İmparatorluk yas tutarken

kraliyet ailesi geleceğe bakıyordu.

Marcus Aurelius'un tek oğlunun artık babasının mirasını

devam ettirmesi gerektiğini biliyorlardı.

Bu sınır boyunca dört çiftlik ve doğuya doğru iki köy demek.

Korkaklar.

Hemen karşılık vermezsek, bunlardan daha fazla görürüz.

Lejyonumuzu daha da zayıflatmış oluruz.

Güçlerimizi birleştirmemiz gerekiyor.

Bunu yapan hayvanlar, yarın tekrar saldırmak için ormana dağıldı.

Hayır. Ben size Tuna'yı geçelim ve iki kabile arasına girelim derim.

Rakamların lehimize olduğunu unutmuş gibisin. Tanrılar'dan bahsetme.

Bu savaşı kaybetmiş olabiliriz belki

-Savaşı kazanacağımızdan şüphem yok. -Yeter!

Toplanmak.

Dağılmak.

Neden burada olduğumuzu biliyor musunuz?

İmparator, elbette Roma'nın zaferi için buradayız.

Roma'dan yüzlerce kilometre uzaktayız.

-İmparator, babanız da -Babamın hislerini çok iyi biliyorum.

Elbette.

Neredeyse 10 yıl Commodus, savaşın, imparatorluğunu tüketişini izlemişti.

Ve babası ölünce

Roma'nın kaderini belirleyecek bir karar vermesi gerektiğini iyi biliyor.

Marcus Aurelius ölünce

Commodus kendini devam ettirmek istemediği

bir savaşın savaş bölgesinde buldu.

Bizim için Commodus'u babasının standartlarına göre yargılamak kolay.

Ama Marcus Aurelius sıra dışı bir imparatordu.

Standartları çok yüksek olan iyi bir hükümdarlık sergilemişti.

Ne var ki Commodus, yönetimle pek ilgilenmiyordu.

Ve savaşmakla da ilgilenmiyordu.

Yani Commodus görünüşe göre değişim gösteren

bir imparatorluğun eşiğinde oturuyordu

Commodus yakında tüm Roma ordusunun başına geçecekti.

Ve güvendikleri de

imparatorluk sarayındaki en üst mevkilere terfi edecekti.

Bunlara en yakın dost ve eski köleleri olan Cleander ve Saoterus da dâhildi.

Tak tak. Evde kimse var mı?

İmparator?

Yok.

Kayalıklarda olmalı.

Kayalıklara dönelim.

Cleander ve Saoterus imparatorluk hanedanının fertleriydi.

Ve onlarla Commodus'un hayatında

tanıştığımız zaman farklı bir geçmişleri vardı.

Ama özünde her ikisi de imparatora yakın oldukları için statü kazanmış

aslında düşük statüden gelen insanlardı.

Commodus'un Cleander ve Saoterus güveninin altında

muhtemelen hayatı boyunca ona yakın oldukları

gerçeği yatıyordu.

Bırakın geçsinler.

Çadıra döneceğini sanıyordum.

Hayır. O çadıra yaklaşmak istemiyorum.

Bunu yapamam. Bu saçma sonsuz savaşa lanet olsun.

Ne söylediler?

Önemli olan söylemedikleri.

"Evet, imparator. Çok haklısınız, imparator."

Ne düşündüğümü umursamıyorlar.

Babam değilim ya, o yüzden de yokum.

Yaptıkları şeyi yapmaya devam edecek ve bana hiç saygı duymayacaklar.

Sen Roma imparatorusun. Sana saygı duymaları gerekmiyor.

İtaat etmeleri gerekiyor.

Keşke o kadar kolay olsaydı.

Çok zor olmasına da gerek yok.

Commodus, Roma halkı da tıpkı senin gibi.

Onlar da savaşın bitmesini istiyorlar.

Her gün bunu sokaklarda duyuyorum.

Sekiz yıl babanı uzak tuttu, şimdi aynı şeyi sana da yapacak.

-Biliyorum ama öylece bitiremem. -Seni görmeleri gerek.

Yeni imparatorun Roma'da olması gerekiyor.

Babama savaşı bitirme sözü vermiştim.

O generaller bunu biliyor. Ve her fırsatta bunu bana karşı kullanırlar.

Bitir o zaman.

Babasının arzularına ve askerî danışmanlarının tavsiyelerine rağmen

Commodus, Germen kabileleriyle olan savaşı bitirmeye karar vermişti.

Ve babasının ölümünden birkaç ay sonra

onun yokluğundaki ilk hamlesini yaptı.

İmparator, kusura bakmayın ama tekrar düşünmenizi tavsiye

Savaş bitti.

GERMANIA ÜST YETKİLİSİ

Barış antlaşması Germen kabileleri sınırdan uzaklaştığı için

imparatorluk için tarihî önem taşıyordu.

Ve binlerce düşman askeri, Roma ordusuna katılmaya zorlandı.

Ama Commodus için mücadelenin bitmesine daha çok vardı.

Roma halkı barışı kutlarken

ordu ve senato, anlaşmaya karşı çıkıyordu.

Commodus, babasının Germen kabileleriyle olan savaşını

devam ettirmemeyi seçmişti.

Tarihçiler, Commodus'un bu savaşı bitirişini yazarken

sıklıkla şehir hayatını özlediği için

ve onu savaş alanından uzak tutan lükse ve sefahate

ilgi duyduğu için, aceleyle Roma'ya

dönmek istediğini ifade ettiler.

Ama onun yerine bu güç oyununda kendine siyasi destek sağlamaya çalışan

birini görüyoruz da diyebiliriz.

Savaş nihayet bittiği için

Commodus ön cepheden ayrılmaya hazırlanıyordu.

Ve artık yuvasına

Roma İmparatorluğu hükümdarı olarak dönebilirdi.

BU DİZİ TARİHÎ OLAYLARA DAYANMAKTADIR.

BAZI KARAKTER VE DURUMLAR DRAM AMACI VE TARİH KAYITLARINDAKİ HATA

SEBEBİYLE DEĞİŞTİRİLMİŞTİR.

Altyazı: Mustafa Üneşi

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.