Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Traditional)
Corsican
Czech
Danish
Dutch
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
NETFLIX ORİJİNAL DİZİSİ
Çaldığımız müzik hüzünlü.
Akan yaşlar, yanaklarımızda hüzün yolları açıyor.
Ama imparatoriçemizin bu dünyadan
ebedi neşelerden biri için ayrıldığını unutmayalım.
Bizi çok erken bıraktı.
Ama ruhunun, cennet bahçesinde
tüm tanrılarca gözetildiğini bilmek içimi rahatlatıyor.
Şimdi onu öteki dünyaya yolcu edecek
ateşi yakmak üzereyken
sizlerden tek bir şey rica ediyorum:
Onu benim gibi hatırlamanızı.
Roma'yı ve ailesini hayattan daha çok seven
bir kadın olarak.
Roma İmparatoru olduktan 14 yıl sonra
Marcus Aurelius karısının, tek oğlunun annesinin
yani İmparatoriçe Faustina'nın yasını tutuyordu.
ROMA İMPARATORLUĞU: KAN BAĞININ ÜSTÜNLÜĞÜ
ANLATAN SEAN BEAN
-Hazır mıyız? -Atlara su veriyorduk.
Yarın sabah ilk ışıkla Roma'ya dönmeye hazırlanman gerek.
Şu an cepheyi terk etmem uygun olmaz.
Bir hafta sonra gelirim.
Pomponius'a güven. Ve saldırı planımız da iyi.
Birazdan geleceğimi söylersin.
Baba?
Annem beni öğrenmem için yolladığında bunu ciddiye almadığımı biliyorum.
Ama şimdi hazır hissediyorum.
Hissetmek?
Hayır. Hazır olduğumu biliyorum.
Hiçbir şey bilmiyorsun.
Ben senin oğlunum.
Bırak deneyeyim.
Göreceğiz.
Marcus Aurelius'un vâris olarak Commodus'u seçmesinin temel sebebi
onun oğlu olduğu gerçeğiydi elbette.
Ve bunu göz önüne aldığı zaman da
bence Marcus'un kendi oğlunu görmezden gelmesi
son derece zor olurdu.
Aşırı sorunlu bir durum oluştururdu.
Bu eğitimin amacı sana öldürmeyi öğretmek değil.
Büyük bir liderin iç gücü vardır.
Oraya ulaşmak için kılıçla başlayacağız.
Ama bu, sadece bir başlangıç.
Başla.
Tekrar.
Marcus Aurelius, 17 yaşındayken günün birinde
imparator olmak üzere seçilmişti.
Ve o noktada, yıllar süren eğitim
ve hazırlığın ardından
ona ordu kumandanlıkları verilmiş ve tecrübe kazandırılmıştı.
Ve Commodus'un eğitimini de aynen bu şekilde tasarladı.
Ama Commodus'un onun yerine geçip bir gün imparatorluğu yönetmesi için
Aurelius, oğlunun taht için hazırlanması gerektiğini iyi biliyordu.
Bu, imparatorlukta uzun zamandır devam eden bir âdetti.
İmparatorluk kurulduğundan beri
bir imparatorun hükümdarlıktaki başarısı
orduyu kontrol etmesine bağlıydı.
Romalı askerlerin saygısını kazanmak isteyen imparatorun
yetenekli bir savaşçı olduğunu kanıtlaması gerekiyordu.
Bir babanın oğlunu savaş alanına götürmesinin
sorumsuzluk olduğunu düşünebiliriz de.
Ama Marcus Aurelius'un yapmaya çalıştığı şey
oğlunu askerlerine tanıtmaktı.
Commodus onun yerine geçtiğinde
kuvvet üssünün askerleri olacağını biliyordu.
Bu yüzden de askerlerin onu tanımasını ve onu kabullenmesini
sağlamak istiyordu.
Çok ilerleme kaydettin, Commodus.
Ama hâlâ çok yolun var.
Savaşta düşmanların gözüne bakıp sana silahla saldıracaktır.
Roma'da kelimelerle savaşmayı öğrenmelisin.
Çünkü yılanların inindesin.
Savaş alanında kendini kanıtladıktan sonra
Commodus babasıyla birlikte Roma'ya döndü.
Ama tahtla ilgili eğitiminin bitmesine daha çok vardı.
Marcus Aurelius artık Commodus'un, imparatorluğun siyasi sistemini
öğrenme vaktinin geldiğini iyi biliyor.
Senato da dâhil.
Yüzyıllar boyunca, Roma Senatosu otoriteyi sağladı.
Çünkü imparatorluğun en güçlü birimlerinden biri de Senato’ydu.
İmkânsızdı.
Bir imparator ne kadar güç kullandığını iddia ederse etsin
birinin başkalarının yardımı olmadan 50 milyon kişilik bir imparatorluğu
yönetmesi mümkün değildi.
İmparatorun, sivil yönetim koluna ihtiyacı vardı.
Ve o kolun, devlet yapılanmasının da
liderlerinin olması gerekirdi.
Bunun cevabı da senatoydu.
Elit sınıfa ait 600 erkekten oluşan
ve yetkileri nesillerden nesillere aktarılan
Roma senatosunun görevi hazineyi idare etmek, mahkemeleri yapmak
ve imparatora akıl vermekti.
Vakit ayırdığı için senatoya çok teşekkür ederim.
Tanrılar sizinle olsun.
İmparator.
Senatörler. Oğlum Commodus'u tanıyorsunuz.
-Elbette, elbette. -Senatörler.
İmparator, her şeyden önce tüm senato adına karınızı kaybetmenizden duyduğum
derin üzüntüyü bildirmek isterim.
Çok naziksiniz, senatör.
Ama unutmayın kaybettiğimiz sadece benim karım değil.
Çocuklarım annesini kaybetti ve Roma da imparatoriçesini.
Çok doğru.
- Yüce bir imparatoriçeydi. -Orası şüphesiz.
Bu, imparatorluk için çok zor bir zaman. Pek çok açıdan.
Bu yüzden maddi talebimi hafif biçimde sunmadım zaten.
Hazinenin sınırlarının gayet farkındayım ben de.
Bizler farkında olmanızla ilgilenmiyoruz, Sayın İmparator. Biz hesap soruyoruz.
Senatör Quintianus'un demek istediği
Senatör Quintianus gayet açık ifade etti.
Ama sizi temin ederim ki bunlar, barbar ayaklanmasının son çırpınışları.
Ve şüphem yok ki
senatonun yardımıyla kaçınılmaz zaferimiz daha çabuk gelecek.
Öyle bir zafer ki onu mümkün kılanlara
büyük kazanımlar sağlayacak.
Senatör.
Çok ilginç.
Hiçbirine güvenemezsin.
Roma'nın genişlemesinin ilk yüzyıllarında
senato kendini bir nevi devletin beyni olarak görüyordu.
İmparatorlar onlara bağlıymış gibi görünmek zorundaydı.
Ama her zaman senatörlerin fazla abartmasına
izin veremeyeceklerinin de farkındaydılar.
O yüzden imparator ve senatörler arasındaki ilişki sıklıkla çok zorluydu.
Roma'daki en nüfuzlu iki senatör olan
Cassius Dio ve Quintianus'un her ikisi de Marcus Aurelius'a hizmet ediyordu.
Ve İmparatorun askerî harcamalar için istediği fonu destekleyerek
kendi güçlerini ellerinde tutmak istediler.
Cassius Dio ve Quintianus'un ikisi de güçlü Romalı politikacılardı.
İkisi de senatördü.
Cassius Dio da aslen konsül olacaktı.
Quintianus da Germania'ya başarılı bir Roma seferi düzenlemişti.
İnsanlar liderlik, tavsiye ve yardım almak için onlara başvuruyordu.
İki adam da Roma siyasetinin kalbindeydi.
Aurelius için, senatoyla pazarlık etmek, oğlu açısından önemli bir dersti.
Ama tahta geçmeden önce
Commodus'un ona hükümdarlıkta yardım edecek bir imparatoriçeye ihtiyacı vardı.
Roma imparatorlarına ve ailelerine baktığımızda
neredeyse tamamı görücü usulü evliliklerdir.
Yani bu kararların temelinde pek sevgi olmazdı.
Neredeyse hepsi, hatta Roma imparatorları tarafından
nesiller boyu yapılan evliliklerin hepsi
aslen siyasi ve hanedanlık amaçları içindi.
Roma imparatorluğunun sosyetesi çok aristokrattı.
Bu yüzden de bir eş seçerken
hele ki imparatorluktaki bir prens veya prensese seçiliyorsa
yüksek aristokratik prestije sahip olan birini seçmek gerekirdi.
Roma'daki en nüfuzlu ailelerden birinde doğan Bruttia Crispina
Marcus Aurelius'un en yakın danışmanlarından birinin kızıydı.
Ve imparator tarafından oğlu için stratejik bir eş olarak seçilmişti.
Bruttia Crispina çok güçlü bir aileden geliyordu.
Babası iki kez konsül olmuştu.
Ve zeki bir imparator Roma toplumunda, senatör sınıfından olan
en güçlü insanların desteğini almak isterdi.
Marcus o zaman biliyordu ki, kendi öldüğü zaman
Roma siyasetine yön verenler nüfuzlu kişiler de
Commodus'un yanında yer alıp ona destek verecekti.
Özür dilerim efendim.
Gecikmek istemedim ama işte buradayız.
Bu basit, özel, sosyal öğlen yemeği sayesinde
imparatorluk meselelerinden uzaklaşmak iyi oldu.
Bu buluşma, senatoda yapığım herhangi bir toplantı kadar önemlidir.
Sence de öyle değil mi Commodus?
Haklısınız.
Ama aynı zamanda çok da güzel bir gün.
Crispina'ya sarayın orkidelerini göstermek isterim.
Daha şarap alır mısınız?
Belki birazcık.
Evlilik, Commodus'u tahta bir adım daha yaklaştıracaktı.
İmparatorluk içindeki gücünü ve desteğini de sağlamlaştıracaktı.
Ama bu evlilik güç kazanmak isteyen herkes için bir tehditti.
Buna Commodus'un ablası Lucilla da dâhil.
Lucilla o dönemde muhtemelen Roma İmparatorluğunda
göz önünde olan en güçlü kadındı.
Ve Crispina da bir şekilde onun pozisyonunu gasp etmiş olabilirdi.
Birkaç ay içinde Crispina ve Commodus evlenecekti.
Hem de Roma İmparatorluğunda gelenek hâline gelmiş bir kraliyet düğünüyle.
Kraliyet ailesinin bir ferdi evlendiğinde
iki aile arasında bir anlaşma imzalanırdı.
Karşılıklı hediyeler verilir
ve evlilik, halk tarafından onurlandırılırdı.
Commodus ve Crispina için
bu düğün yeni basılmış sikkelerle hatırlanıyordu.
Ve de Roma'nın en iyi bestekârlarından birine yaptırılan şarkıyla.
Ama İmparatorluk, yeni imparatoriçesini kucaklarken
saraydaki herkes kutlama yapmıyordu.
Bu evlilik değerli bir ittifak doğurmuştu.
Ama imparatorluğun geleceği Roma'ya yerleşirken
yüzlerce kilometre ötede
Marcus Aurelius ve Commodus savaş alanında olmadığı için
Germen kabilelerine karşı olan savaş tırmanmıştı.
Roma ordusu karşılık vermekte zorlanıyordu.
Germen kabilesi olan Gotlar
batıya doğru ilerledi.
Bu da bir nevi bir domino etkisi yarattı.
Ve bu Germen kabileleri grubuyla
Roma İmparatorluğu arasında bir dizi savaş oldu.
Dağınık kabile grupları vardı.
Pers İmparatorluğu'yla uğraşmak gibi değildi.
Bir devlet ve bir orduyla uğraşmıyordunuz.
Kabileler ittifak kurup
birbirleriyle ters düşüyorlardı.
Bu nedenle de savaş çok uzun ve maliyetli olmuştu.
İmparator'un savaş danışmanı
ve saygıdeğer ordu lideri olan Pertinax
imparatora vekalet ediyordu.
Ama Roma ordusu saflarını kaybederken
Marcus Aurelius'a yaşanan sıkıntılarla ilgili haber yolladı.
Sınırdaki istila ve Roma kayıplarının haberleri Roma'ya ulaştı.
Ve Aurelius ve Commodus ön cephelere dönmekten başka
şansları olmadığını biliyordu.
Marcus Aurelius'un hükümdarlığı sırasında
askerî seferler genelde tepkiseldi.
Bunlar fetih seferleri değildi, Roma'nın sınırlarını sağlamlaştırmak içindi.
Bunlar Marcus Aurelius'a zorla yaptırılıyordu.
ROMA SAVAŞ KAMPI GERMANIA
Birden çok cephede, birden çok orduya karşı savaşma durumu söz konusu olunca
Marcus Aurelius'un bir plan yapması gerekiyordu.
Batıya giden üçüncü Lejyon'la
doğuya giden yedinci Lejyon
onları kıstıracak. Tam burada.
-Emredersiniz. -Teşekkürler beyler.
Barbarlara bir şey vermem gerekecek.
Kolay pes etmez onlar.
Onları yenebilir miyiz?
Bunu savaş alanında anlarız.
Ya da bu korkaklar, saklandıkları yerden çıkmaya karar verirlerse anlarız.
Etrafımızı sardıkları doğru mu?
Etrafımızı falan sarmadılar.
Rahatsızlık verdiler
çünkü burada değildim ve karşı saldırı düzenleyemedim.
Eğer Roma'ya dönmemiş olsaydık, bu sıkıntıyı yaşıyor olmazdık.
Ama Roma'ya dönmeye mecburduk.
Dönmeye mecburduk.
Evet.
Evet, mecburduk. Ama olmasaydık
Bu, annemin suçu değil.
Benim adıma konuşma sakın.
Ne demeye çalışıyorsun peki?
Diyorum ki
Bağışlanmayı istemek için çadırına geldi.
Annen bir karar verdi.
Onu geri mi çevirdin?
Suçu benim üzerime yıkmaya kalkışma.
Baba. Baba!
Baba!
Yardım edin!
Bir anda düştü.
Yıllar boyu, savaş Roma İmparatorluğu'nun sınırlarını tahrip etmiş
ve bu da İmparator'u olumsuz etkilemişti.
Ama çatışmalar başladıktan neredeyse 10 yıl sonra
Marcus Aurelius bir başka ölümcül düşmanla savaşıyordu.
İmparatorluğa dalan ve insan nüfusuna zarar veren
bir şeyle mücadele ediyordu.
Yani, vebayla.
Tam 15 yıl boyunca Antonine Vebası, Roma İmparatorluğu'nu perişan etmişti.
Ve Romalılar'ın inşa ettiği yarım milyon kilometrelik yol
şimdi hastalığın yayılması için ideal bir güzergâh sağlıyordu.
Roma'nın en büyük güçlerinden biri
ölümcül bir zayıflık hâline gelmişti.
Antonine Vebası, 60'lı yılların ortasında Marcus Aurelius zamanında görülmüştü.
Etkileri çok çarpıcıydı.
Roma şehrinde her gün 2000 kişi ölüyordu.
Ve hastalıktan etkilenenlerin dörtte biri de belirtiler yüzünden ölüyordu.
Roma İmparatorluğu'nun iyi bir iletişim ağı vardı.
Ama bu, aynı zamanda hastalık da bu ağlarda ilerleyebilir demekti.
Bunun anlamı, her yeni hastalığın
halk arasında hızlı bir şekilde yayılabilmesi demekti.
Veba yüzünden beş milyondan fazla kişi öldü.
Ve Roma ordusu neredeyse tamamen yok oldu.
Babası hasta olduğu için
Commodus imparatorluğun kaderinin tehlikede olduğunu biliyordu.
Commodus
Bana iyi haberler ver.
Nehrin diğer tarafında bir kabile ordusu olduğu söyleniyor.
Pompeianus ikinci Lejyonu karşıya yollayıp
dört ve beşi yedekte tutalım diyor.
Hayır. Söyle tüm askerleri yollasın.
Barbarların bize yandan saldırması için 150 kilometre yol gelmeleri gerek.
Biz onları alt edebiliriz.
Pompeianus her zaman fazlasıyla muhafazakârdır.
Baba?
Roma'nın tek imparatoru sen olacaksın. Tabii ben ölünce.
Ölmüyorsun.
Keşke bu doğru olsaydı. Senin iyiliğin için.
Hazır değilim.
Değilsin.
Ama eğer imparator yapmazsam, seni öldürürler.
Burada, benim yanımda olman gerekirken
kadınların ve kölelerin yanında büyüdün.
Güçlü olabilirim.
Buna mecbur kalacaksın.
Çünkü tahta geçtiğinde bile
peşine düşecekler.
Kim?
Hepsi birden.
Hayır, hayır, hayır. Generaller değil; onlar sadık askerlerdir.
İmparator olmayı hak ettiğini düşünen herkes peşine düşecek.
Bana söz ver.
Bu savaşı bitireceksin.
Tahta geçmesinden yaklaşık 20 yıl sonra
Marcus Aurelius, 58 yaşında öldü.
Roma İmparatorluğu tarihinde en meşhur olan hükümdarlardan birinin hayatı
yüzyıllar boyunca onurlandırılacaktı.
Ve felsefe konusunda yazdıkları da nesiller boyu okunacaktı.
Marcus Aurelius, iyi bir imparator olmasıyla tanınırdı.
Ayrıca imparatorluğa destek olup
onu askerî açıdan korumayı da kendine görev addetmişti.
Ama insanlarla da arası iyiydi.
Roma'ya büyük zaferler kazandırdı, insanlara para dağıttı.
Ve halkı da ona çok saygı gösteriyormuş gibiydi.
Roma'nın en büyük imparatorlarından birinin ölümünden sonra
Commodus, dünyanın en güçlü konumuna geçmesi gerektiğini çok iyi biliyordu.
Ve İmparatorluk yas tutarken
kraliyet ailesi geleceğe bakıyordu.
Marcus Aurelius'un tek oğlunun artık babasının mirasını
devam ettirmesi gerektiğini biliyorlardı.
Bu sınır boyunca dört çiftlik ve doğuya doğru iki köy demek.
Korkaklar.
Hemen karşılık vermezsek, bunlardan daha fazla görürüz.
Lejyonumuzu daha da zayıflatmış oluruz.
Güçlerimizi birleştirmemiz gerekiyor.
Bunu yapan hayvanlar, yarın tekrar saldırmak için ormana dağıldı.
Hayır. Ben size Tuna'yı geçelim ve iki kabile arasına girelim derim.
Rakamların lehimize olduğunu unutmuş gibisin. Tanrılar'dan bahsetme.
Bu savaşı kaybetmiş olabiliriz belki
-Savaşı kazanacağımızdan şüphem yok. -Yeter!
Toplanmak.
Dağılmak.
Neden burada olduğumuzu biliyor musunuz?
İmparator, elbette Roma'nın zaferi için buradayız.
Roma'dan yüzlerce kilometre uzaktayız.
-İmparator, babanız da -Babamın hislerini çok iyi biliyorum.
Elbette.
Neredeyse 10 yıl Commodus, savaşın, imparatorluğunu tüketişini izlemişti.
Ve babası ölünce
Roma'nın kaderini belirleyecek bir karar vermesi gerektiğini iyi biliyor.
Marcus Aurelius ölünce
Commodus kendini devam ettirmek istemediği
bir savaşın savaş bölgesinde buldu.
Bizim için Commodus'u babasının standartlarına göre yargılamak kolay.
Ama Marcus Aurelius sıra dışı bir imparatordu.
Standartları çok yüksek olan iyi bir hükümdarlık sergilemişti.
Ne var ki Commodus, yönetimle pek ilgilenmiyordu.
Ve savaşmakla da ilgilenmiyordu.
Yani Commodus görünüşe göre değişim gösteren
bir imparatorluğun eşiğinde oturuyordu
Commodus yakında tüm Roma ordusunun başına geçecekti.
Ve güvendikleri de
imparatorluk sarayındaki en üst mevkilere terfi edecekti.
Bunlara en yakın dost ve eski köleleri olan Cleander ve Saoterus da dâhildi.
Tak tak. Evde kimse var mı?
İmparator?
Yok.
Kayalıklarda olmalı.
Kayalıklara dönelim.
Cleander ve Saoterus imparatorluk hanedanının fertleriydi.
Ve onlarla Commodus'un hayatında
tanıştığımız zaman farklı bir geçmişleri vardı.
Ama özünde her ikisi de imparatora yakın oldukları için statü kazanmış
aslında düşük statüden gelen insanlardı.
Commodus'un Cleander ve Saoterus güveninin altında
muhtemelen hayatı boyunca ona yakın oldukları
gerçeği yatıyordu.
Bırakın geçsinler.
Çadıra döneceğini sanıyordum.
Hayır. O çadıra yaklaşmak istemiyorum.
Bunu yapamam. Bu saçma sonsuz savaşa lanet olsun.
Ne söylediler?
Önemli olan söylemedikleri.
"Evet, imparator. Çok haklısınız, imparator."
Ne düşündüğümü umursamıyorlar.
Babam değilim ya, o yüzden de yokum.
Yaptıkları şeyi yapmaya devam edecek ve bana hiç saygı duymayacaklar.
Sen Roma imparatorusun. Sana saygı duymaları gerekmiyor.
İtaat etmeleri gerekiyor.
Keşke o kadar kolay olsaydı.
Çok zor olmasına da gerek yok.
Commodus, Roma halkı da tıpkı senin gibi.
Onlar da savaşın bitmesini istiyorlar.
Her gün bunu sokaklarda duyuyorum.
Sekiz yıl babanı uzak tuttu, şimdi aynı şeyi sana da yapacak.
-Biliyorum ama öylece bitiremem. -Seni görmeleri gerek.
Yeni imparatorun Roma'da olması gerekiyor.
Babama savaşı bitirme sözü vermiştim.
O generaller bunu biliyor. Ve her fırsatta bunu bana karşı kullanırlar.
Bitir o zaman.
Babasının arzularına ve askerî danışmanlarının tavsiyelerine rağmen
Commodus, Germen kabileleriyle olan savaşı bitirmeye karar vermişti.
Ve babasının ölümünden birkaç ay sonra
onun yokluğundaki ilk hamlesini yaptı.
İmparator, kusura bakmayın ama tekrar düşünmenizi tavsiye
Savaş bitti.
GERMANIA ÜST YETKİLİSİ
Barış antlaşması Germen kabileleri sınırdan uzaklaştığı için
imparatorluk için tarihî önem taşıyordu.
Ve binlerce düşman askeri, Roma ordusuna katılmaya zorlandı.
Ama Commodus için mücadelenin bitmesine daha çok vardı.
Roma halkı barışı kutlarken
ordu ve senato, anlaşmaya karşı çıkıyordu.
Commodus, babasının Germen kabileleriyle olan savaşını
devam ettirmemeyi seçmişti.
Tarihçiler, Commodus'un bu savaşı bitirişini yazarken
sıklıkla şehir hayatını özlediği için
ve onu savaş alanından uzak tutan lükse ve sefahate
ilgi duyduğu için, aceleyle Roma'ya
dönmek istediğini ifade ettiler.
Ama onun yerine bu güç oyununda kendine siyasi destek sağlamaya çalışan
birini görüyoruz da diyebiliriz.
Savaş nihayet bittiği için
Commodus ön cepheden ayrılmaya hazırlanıyordu.
Ve artık yuvasına
Roma İmparatorluğu hükümdarı olarak dönebilirdi.
BU DİZİ TARİHÎ OLAYLARA DAYANMAKTADIR.
BAZI KARAKTER VE DURUMLAR DRAM AMACI VE TARİH KAYITLARINDAKİ HATA
SEBEBİYLE DEĞİŞTİRİLMİŞTİR.
Altyazı: Mustafa Üneşi
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.