Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
Değerli misafirlerimiz, hepiniz düğünümüze hoş geldiniz.
Kimse oturmasın lütfen. Hepinizi piste davet ediyorum.
Bölüyorum ama hakikaten uyarıyorum, ağzıma boşalma.
- Tamam güzelim. - Söyleyeyim de.
- Tamam, ben uyarıyorum. - Tamam.
Vallahi olay çıkarırım. Vallahi...
- Tamam, çıkarıp durma! - Tamam.
Allah Allah!
İbne ya!
Vallahi çok güzel yapıyordun.
Sana söyledim ama değil mi?
Ya, tamam, abartma. Allah Allah!
Düğün hediyen olsun.
- Bak, altın tak... - Orospu çocuğu!
Parmak kadar sikin var! Sen kimsin sana düğün hediyesi vereyim?
- Ne diyorsun lan sen? - Anan versin.
- Yüzüme bakarak söylesene. - Çık ulan çık!
Ananı sikerim senin şimdi! Çık! Amına koyduğumun oğlu.
- Dur, tamam. - Ne diyordun? Ha?
- Abi, ne yapıyorsun? - Diz çök ulan!
- Diz çök! - Sakin ol Allah aşkına!
Elindeki patlar matlar. Özür dilerim abi.
Ben sana şunu takdim edeyim.
Ne yaptı? Vurdu mu?
Kolumu sıkıştırdı, bir de ağzıma boşaldı orospu çocuğu ya!
Git arabaya, çalkala ağzını. Geliyorum ben.
Arabaya git hadi!
Gerçekten çok özür dilerim.
Bu kadar problem olacağını bilsem yapmam abi.
- Alt tarafı... - Alt tarafı ne ulan?
Alt tarafı ağzına mı attırdın?
Kız istemiyormuş!
Bilemedim, özür dilerim.
Ben anlatacağım şimdi sana.
Aç ağzını.
Ağzını aç, ananı sikerim senin!
- Tamam abi. - Aç!
- Gerçekten özür dilerim. - Aç. Dur öyle.
- Abi, dur... - Anasını siktiğimin oğlu.
Abi yapma. Allah aşkına!
- Kıpırdama. Ha! - Abi, yapma abi.
Ha siktir!
Kaçma, ananı sikerim!
- Kaçmıyorum. - Kaçma!
- Kaçma. - Siktir.
- Nasıl, ha? Sevdin mi? - Allah aşkına abi! Al!
- Susadın mı? - Abi, Allah aşkına yapma! Ne olur!
- Parayı ver! - Al abi, tamam.
Önüne bak önüne!
- Mundar ettin böreği. - Niye ya?
Bol şekerli diyorum ama şey yapmıyorlar nedense.
Sefa abi, çay çek be.
Sen konuştun mu Apo'yla?
Konuştum.
Yokmuş bizim bütçeye göre ev.
- E? - Ne "E"?
Ben koltukta devam işte.
Çük kadar çanta. Fiyata bak ya!
Bakayım.
Anasının amı!
Tamam, kızım. Sıkma canını.
Bulacağız sana göre müşteri.
Ye böreğini hadi.
Eyvallah kardeşim, sağ ol.
Ulan...
- Yani... - Ne kıkırdıyorsun?
Kıkırdamıyorum.
Bak. Millete bak.
Yasemin, OnlyFans'çı bunlar.
- Ha. - Ne ha?
Sen istemedin ki!
Üç kuruşa milletin ergenine götümün fotoğrafını yollamam.
Onu mu diyoruz sana?
Ne diyorsun?
Millet ne güzel böyle kaliteli kaliteli fotoğraflarını yüklemiş.
Seksapelite dolup taşan görseller.
Anlatabiliyor muyum? Bunların her biri birer reklam aslında.
Öyle düşünmek lazım yani.
Potansiyel müşteri.
Beni de böyle çeksek koysak, mini mini.
Fotoğraflarını da mı ben çekeyim?
Gerekirse çekilecek abiciğim yani.
Bir de fotoğrafçılığını yapayım tam olsun, amına koyayım.
Korumalığımı yapıyorsun.
Beş yüz defa anlattırma aynı şeyi sen de!
Ben sana site için fotoğraf yolladım hafta başında bir sürü.
Sen ne yaptın? Yükledin onları siteye?
Yüklemedin mi?
Mesajlara yanıt verdin inşallah. Mesajlara yanıt verdin mi?
Mesajlara da yanıt vermedin.
Allah seni... Fotoğrafçıyla konuşacaktın.
O fotoğrafçı, senin internet kafede...
Belki çekmek zorunda kalmazsın. Şey yaptın mı onu?
- Dağa kaçmış. - O kadar komik değil ki şu söylediğin!
Her şeyle ben uğraşmak zorunda kalıyorum.
Yasemin, bokunla kavga ediyorsun sabahtan beri.
Bizim üst düzey adam bulmamız lazım, sen farkında mısın bunun?
Bıktım 5.000 liraya milletin sikini ağzıma almaktan mahalle köşelerinde.
Börekçide konuşturduğun şeye bak.
İki haftadır duş kırık o evde.
Ben böyle çömelerek duş alıyorum o evde
ama her şeye para gidiyor.
Para oraya gidiyor. Tutamıyoruz.
Parayı tutamıyoruz elimizde ve ben öleceğim ya!
- Saçmalama. - Farkında mısın sen?
- Kızım, saçmalama. - Gideceğim genç yaşımda.
- Hayır. - Bunu fark etmiyorsun bile.
Yasemin, bana bak.
Olmayacak öyle bir şey.
Söz veriyorum sana, öyle bir şey olmayacak.
Tamam mı?
Açlıktan yapıyorsun kızım.
Ye şunu hadi.
Sikeceğim böreğini de çayını da!
Yasemin.
Sefa, bıraktım buraya.
Hadi be Kızım be!
Dayan be Kızım be! Dayan Kızım be!
Hadi Kızım be! Dayan Kızım be!
İkinizle de uğraşırım!
Bastır be!
Senin ananı avradını sikeyim ben jokey gibi!
Amına koyduğumun satılmış ibneleri!
Ne oldu Tufan? Yine jokey yarışı mı sattı?
Sattı tabii. Baksana, yalandan dinmiş ata ibne.
Son yüzü görüyor musun? Bütün atların dili dışarıda.
Bak Kızım'a! Nasıl kopup geliyor!
Ulan bırak! Dili dışarıdaymış!
Madem öyle, niye ilk düzlükte teki oynadın?
Kızım'ı tanıyorum ben abicim, tamam mı?
O hayvan kopar giderdi. Jokey amcıklık yapıyor.
Sen olsaydın alırdın yani?
Dört boy farkla bitirirdim bu yarışı.
Beygir de olsam basarım giderim diyorsun ha!
Beygir diyor ya!
Sensin ulan beygir. Ben bunun anasını tanıyorum.
- Arap atıydı. - Allah Allah.
Kralı gelse eline verirdi.
Anlamıyorsan aç bak.
Senin bindiğin atın yavrusu mu zamanında?
O.
Ben cezaevindeyken doğurmuş.
İşte o zaman birlikte olacaktık var ya, şimdi başka olurdu her şey tabii.
Uçtu bu beyler.
Anasını bilir...
Anasına kızına.
Anasına kısrağına.
Hayırdır, neye gülüyorsunuz?
Yok oğlum bir şey. Öyle dalga muhabbet.
Sen bak dalgana, keyfini çıkar.
Vallahi çok üzüldük Tufan.
Üzüldük Tufan'ım.
Siz taşak geçin diye mi anlatıyorum?
- Tufan tamam. - Dur bir dakika abi.
- Oyununuza bakın. - Sıkıntı yok.
- Bana bak bana. - Ha?
Benim boyumda, fiziğimdeki jokeyler milyonluk oldu.
Anladın mı?
Bacağımdaki sakatlık olmasaydı balya balya para kazanıyordum.
Gelir sokardım o zaman ağzına.
Yine balya balya kazanıyormuşsun. Kız kardeşin güzel para getiriyormuş.
Amına koyduğum!
- Bıraksana! - Amına koyduğumun oğlu!
- Siktir! - Gel buraya!
Hayır kurumu muyum ben? Piç!
Stopaj mı gönderiyorsun, hayırdır?
Bu küsurat nedir anlamadım.
Tamam ya!
Aceleye geldi de işini görür.
Pardon!
Affedersiniz.
Yasemin Hanım, değil mi?
Size Jasmine.
Bir saniyeniz var mı? Sonuçları konuşmamız gerekiyor da.
Öyle mi gerekiyormuş?
Hasta ziyareti miydi ha?
Sen olmasan ne yapardı bu adamcağız?
Bilmiyorum ki ne yapardı!
Bu kıyafet ne? Sen delirtmeye mi çalışıyorsun beni?
Ne oldu? Beğenmedin mi yoksa?
Sen var ya... İnsanın başını belaya sokarsın.
Ya?
Peki, hastamızın durumu nasıl?
Değerleri stabil hâlâ.
Peki, hiç benden başka gelen giden oluyor mu?
Bilmiyorum. Umurumda da değil.
Hayır, açma.
- Açma! - Gökhan, lütfen.
Açma!
Alo?
Allah'tan şu silahın kaydı kuydu yok.
Sen kız kardeşine böyle mi sahip çıkıyorsun?
O kadar içeride yattın, aklın başına gelmedi mi senin?
Bana bak!
Bir daha karşıma gelirsen var ya, seni bu kız değil
sülalen gelse alamaz elimden, anladın mı?
Siktir git şimdi yürü! Çık!
Niye kapışmış yine bu?
Bu salakla dalga geçmişler.
"Jokey olacağım" falan demiş ifadesinde, bir sürü şey saçmalamış.
Allah'tan şikâyetçi olan yok.
Şükürler olsun yok!
Bir de onunla uğraşacaktık.
Sizden de Allah razı olsun.
Nasıl mücadele edeceğimi şaşırdım. Çok teşekkür ediyorum.
Var mı benim yapabileceğim bir şey?
Daha maaşı almadım. Alacağım olsun.
Ne zaman canınız sıkılırsa bana yazıyorsunuz,
maaşı beklemiyorsunuz. Çok kırılırım.
Arayacağım. Tamam.
Kaçayım ben, sizi meşgul etmeyeyim.
Siz de ne zaman canınız sıkılırsa arayın. Beklerim ben.
Maşallah.
Hani bir daha at yarışı oynamayacaktın sen?
Takılıyorum arada.
Takılıyorsun. Takıl bakalım.
Biz milletle sikişmesek seni öldürüp atacaklar bir köşeye.
Takıl bakalım.
Şükür mü edeyim eskortsun diye?
Şükret milletin bana borcu var diye.
İndir beni şurada.
Mahalleye gidiyoruz. İşim var.
Yasemin, zaten sinirliyim. Amına koyacağım şimdi ha!
Allah... Ne adamsın var ya!
Hareketlere bak ya!
Hiç güleceğim yoktu. Sen silahı da kaptırdın.
Nasıl koruyacaksın beni?
Bir o sike yarıyordun. Var mı bir planın?
Pezevenk keyif yapıyor!
Siteye yükledin mi fotoğrafları?
Yasemin, durdur şurada.
Ağdacıya gideceğim, işim var.
Ağdacıya mı götüreceksin beni?
Siktirtme ağdacını bana!
Bağırma bana!
- Rahatsız! - Çocuk gibi!
Götümden ayrılınca başıma bela oluyorsun, ayrılmayacaksın.
Götür ağdacıya.
- Geliyorum. - Götürüyorum.
- Geleceksin. - Ağda yaptıracağım.
- Eşek gibi bekle. - Tamam, bekleyeceğim.
- Keko. - Keko siksin seni.
- Yakma şu sigarayı! - Sigaranı sikeyim!
Utandı!
Her sike utanan bir adamsın. Seninle niye uğraşıyorum?
Niye çalışıyorum ki? Allah'ın kekosu!
- Keko siksin seni! - Sikerim o kepçe kulaklarını!
- Kepçe siksin seni! - Vurma!
- Ben de mi vurayım? - Arabanı sikeyim senin!
Kırdın her yeri!
Ulan yavaş! Yavaş ya, yoldun iyice!
Abla, amma söylendin ama ha!
Sen bu kızı iyi ki kovmuşsun.
Yoksa burada saç baş milletle kavga ederdi bu el yavaşlığıyla.
Götümüzü yırtıyoruz burada güzelleş diye.
Beğenmiyorsan kendin yap.
- Orospuya bak! - Sen var ya...
O... Neredesin?
Senin ağzına sıçarım bak!
Doğru düzgün konuş.
- Kaltak! - Bir durun be!
Çan çan, şişirdiniz iyice kafamı!
Kafam almıyor artık söylediklerinizi!
Kızdırdın Naloş'u.
Kızınca ne yapıyor? Parçalıyor. Veririm bak.
- Çok konuşuyorsun sen ha! - Bak, ne diyor sana!
Sen ne yapıyorsun kız orada? İşler nasıl?
Vallahi sorma ya!
Yani bok gibi.
Benim böyle düzenli, kaliteli bir müşteriye ihtiyacım var.
Kaliteli adamın bizimle işi ne ya? Saçmalama.
Bırak, boş ver. Kim çağırıyorsa git. Parana bak.
Her çağırana gidilir mi?
Katlayıp koysunlar valize!
Ciddi söylüyorum. Ortalık sapık kaynıyor.
Siz de dikkat ediyorsunuz.
Hayatım, esas para da o sapıklarda oluyor ama.
Var mesela bizde bir tane.
- Erdem Bey. - Erdem Bey.
Ender diyesim geliyor adama bazen nedense.
Adamın olayı ne, biliyor musunuz? Abla-kardeş fantezisi.
- Oha! - Ne?
Vay şerefsiz!
Siz... Kardeş kardeş...
Evet.
Bakma, ben başta istemiyordum da beni de bu karı ikna etti.
Ama çekiyor altına arabayı.
Vay, yakışır!
Ne sandınız? Çekeceğim tabii.
Çekecek tabii. Kaşar.
Sık. Sık iyice.
Çekerken kopsun, sen de kurtul ben de.
Bu şekilde "kopmak" falan deyince benim daha çok orayı sıkasım geliyor abla.
İyi. Tamam.
Ne oldu kız o senin beş para etmez kardeşin?
Hani ev bakacaktı?
Taşınıyor musunuz? Ne oldu, ne evi? Anlamadım.
- Yok be. - Buraları beğenmiyor haspam.
Gidecekmiş, kraliçe ya!
Ablacığım...
Öyle mi dedim sana ya?
Nereye kız? Saçmalama. Kiralar olmuş anasının amı.
Otur oturduğun yerde.
Öyle değil.
Tufan'la evleri ayırmam lazım.
Artık bıktım yani! Dayanamıyorum onunla aynı evde.
Ben sabah Tufan'ı gördüm.
Yüzü gözü... Kavga mı etti o yine? Ne oldu?
Ne yapmış? Bir anlatsana ya!
Allah aşkına.
Tufan'ın da bir bokunu bilmeyiver. Benim kremim nerede?
Hayır, sen karışmıyorsun.
Ben bunları evereceğim bak!
- İstiyor musun sen kız? - Dur şimdi!
Vallahi yapayım ben sizi. Bıktım ya!
Atsan atılmaz, satsan satılmaz.
Milletin anasından babasından toprak arsa miras kalır. Bana bu kaldı.
Yolda gelirken yine böyle girdik birbirimize.
Yolda indirdim onu.
Kız, istiyorsan ben yapayım ha sizi!
Yattığı yeri bilir en azından.
Hayrını görürsün.
Sen görürsün belki de hayrını bu çocuğun.
Ay, üstüme gelmeyin ya!
Abla! Ah, ablacığım!
Abla!
Bir sonrakinde şey yapalım, sen beni sik!
O şekilde daha az acır.
Kendiminkiyle bu kadar uğraşmıyorum.
Nankörler!
Ya sen de biraz uğraş Naloş ya!
Yazık yani Latif abiciğime!
Latif abinin sikini martılar aldı götürdü.
Ne zaman yanına yanaşsam, şöyle bir işve cilve yapsam
"Ekonomi kötü" deyip kaçıyor.
Dürzü pezevenk! Sanki maliye bakanı!
Sen onu bana göndersene bir.
Al, tepe tepe kullan!
Abla vallahi ellerin uğurlu geldi.
- İki tane müşteri bağladım. - Deme!
- Ha. - Hadi gözün aydın.
- Benim iş de bitti. - Sağ ol.
Al şu kremleri sür.
- Tamam. - Parlasın.
Hayrını gör.
- Sıcacıksın. - Senin için daha yeni temizlettim aşkım.
Hoşuna gitti mi?
Çok iyi geldi.
Toplantıdan önce birini sikmem şarttı.
Çok mu önemli toplantın?
Çok! Birazdan bu masada buranın genel müdürü...
- Bu masada mı? - Yönetim kurulu başkanı, halkla ilişkiler.
Ne kadar yarak kürek varsa hepsi bu masada oturacak.
Bir tane patronların.
Patronların da mı burada olacak?
Evet, patronlar da geliyor.
Birkaç milyon kaybettik.
Azar yiyeceğiz.
Kötüymüş ya.
- Üzüldüm bebeğim. - Kötü
ama inan sikimde değil.
Bana koymaz
çünkü bunların hiçbiri adam değil.
- Hiçbiri adam değil. - Hiçbiri değil. Sen adamsın.
Seninki en büyüğü.
Hiçbiri karısını böyle sikemez.
- Her hâlde sikemez. - Sikemez.
Hasan Bey'in dalgayı gördüm geçen.
Taş çatlasın 13, 14 santimdir.
O da kalkınca yani!
Bitik yani bitik.
Çıkar göstereyim diyor benimki de.
Vur masaya.
Karı nasıl sikilirmiş, en büyük sik kiminmiş
burada hepsi görecek.
- Geliyor. - Ah!
- Geliyor! - Evet, boşal hayatım.
- Geliyor. - Evet.
Çok güzel. Evet.
Çok güzel oldu.
Ben böyle çekiyorum ama çekmemde bir sorun yok, değil mi?
Yo.
Zaten kimseye izletmem.
Kendim izlerim arada.
İzlersen çağırmanı tercih ederim.
- Aşkım. - Efendim, aşkım?
Bak, duydun mu?
Ne dersin? Bir daha çağıralım mı?
Çağırırız tabii ya!
Baksana, muhteşem bir şey bu ya!
Hatta hiç gitmesin, hep bizimle kalsın.
Ama beyefendi, neler söylüyorsunuz böyle?
Karınız bizi izliyor.
İzlesin, ne olacak?
Aralasana bacaklarını.
Neymiş şu muhteşem şey, bir de ben göreyim.
Hadi, yalasana.
Aç değil miydin?
Emredersin aşkım.
Bu akşam bizimle kalsana.
Aramızda uyursun.
Ama bu çok pahalı bir istek.
Ne kadar pahalı?
Hayatım, ben kaçtım.
Tamam canım.
- Görüşürüz. - Görüşürüz.
- Memnun oldum. - Ben de.
Bu peynirden yemediysen dene, yoksa hayatında büyük bir eksiklik kalır.
- İtalyan. Dene mutlaka. - Muhakkak.
Lezzetli şeyleri sever.
İşte gördüğün gibi, gayet sıkıcı bir çiftiz aslında.
Bütün çiftler sıkıcı.
Çok pardon, öyle demek istemedim.
Yani, çift olmak biraz sıkıcı bir şey sanki.
Aslında mükemmel bir şey
ama gerekli dopingi sağlayabiliyorsa.
Doğrudur, ben...
Bilemiyorum tabii bende olmadığı için.
Hiç uzun ilişkin olmadı mı?
Yani.
Tabii, erkekler için zor olmalı senin gibi bir profille sevgili olmak.
Kaç yaşındasın?
- Yirmi dört. - Okul falan?
Lise terkim.
Yani isterdim aslında ama...
Atıldım okuldan.
Neden?
Biraz popüler bir kızdım.
Erkekler falan çok peşimdeydi o dönem.
Bir de olaylı bir dönemdi ya.
Abim hapse girdi.
Bir de annemi kaybettik biz.
Çok erken yaşta, kalpten.
Ya baban?
Çok affedersin.
Ay, benim oğluşum uyanmış!
Benim onu hemen almam lazım
ama senin para işini çözmek için de benim bir bankaya uğramam gerekiyor.
- Beraber çıkalım mı? - Tabii, olur.
Öncesinde iş yerine uğrayacağım. Benimle gelirsin.
- Seni de bırakmış olurum. - Tamam.
- Tamam. - Aynen.
Şey yapayım ben...
- Hadi, hazırlan. - Aynen.
Sizin galeriniz falan mı var?
Evet, küratörüm ben.
Yani, sergiler düzenliyorum.
Özel koleksiyonları özel müşterilere ulaştırıyorum.
Sen ilgilenir misin resimle?
Yani, benimki tam ilgi sayılmaz tabii ama çok severdim ben lisede resim yapmayı.
Hatta lisedeki öğretmenim baya desteklerdi beni.
"Sen bu işin peşini bırakma kızım."
- Ya! - Aynen.
Sonra sektör değiştirdim diyelim.
Hayat çok garip, değil mi?
Öyle.
Biraz da boktan
ama seviyorum ben ya.
Bak, ne diyeceğim?
Elimde yeni eserler var.
Hepsini ben kendim yerleştirdim dün.
Senin de gelip bir bakmanı isterim.
Belki fikir falan verirsin.
- Ben mi? - Evet.
Ne dersin? Hadi!
Bunun yeri burası değil ki.
Ben hemen geliyorum.
Sen bir bak, incele. Tamam mı?
Ulan sikik, parayla sikişiyoruz diye
her istediğinde yarağını atabileceğini mi zannediyorsun sen?
Yemin ediyorum, bir sonrakine sana dava açacağım oğlum!
Bir sonrakinde seninle mahkemede görüşeceğim orospu evladı seni!
Bir resim galerisinde bu tarz küfürler duymayalı
uzun zaman olmuştu.
Performans sanatı diyelim.
Koray Cemil Aytunç ben.
Yasemin Jülide Aktaş ben de.
Jasmine derler ama.
Sahne adı gibisine.
Yasemin daha güzel değil mi?
Yo, Jasmine güzel.
Biz bundan devam. Üç isim olunca seçmek daha kolay oldu.
Üç tane olunca söylerken havalı oluyor, değil mi?
Arka arkaya böyle.
Şey...
En havalısı tek isme düşmek galiba.
Çok ünlü olmanız lazım teke düşmek için.
Ha, şimdi anladım.
Buraya hangi rüzgâr attı seni?
Vallahi bizim bir Nalan Hanım vardı.
Neyse.
- Buranın sahibi de değil. Buranın... - Küratör.
Küratör. Evet.
Nalan Hanım.
Onun vesilesiyle.
Şimdi anladım.
Dün geceki kaçamak sensin.
Bu akşam programın var mı Jasmine?
Yavaş amına koyayım, koğuşa mı giriyorsun?
Pardon.
Niye geldin?
Ne yapıyorsun akşama? Nerede olacaksın?
Adamla görüşeceğim. İşim var.
Ne ayak? Nasıl bir tip?
Baya zengin. Bizim kasa aslında tam.
Yaşlı. Olsun.
Yaş?
Altmış, yetmiş vardır. Ne yapacaksın? GBT mi bakacaksın?
- Kızım, sormayalım mı? - Sorma.
Serhan'lardan silah işini çözdüm. Çıkışta haber ver, beraber gideriz.
Ben çok geçe kadar kalırım, haberin olsun.
Tamam, ben de geç bekliyorum. Bir şey olmaz.
İyi.
Ne bakıyorsun ya?
Çalmadın, değil mi? Başımıza bela olur.
Kızım, istedin aldık.
Allah Allah!
Çakma tabii amına koyayım.
Ben para mı sıçıyorum? Var mı öyle bir şey hayatımızda?
Yok.
Adam birebir dedi işte. Hiçbir şeyi beğenmiyorsun.
- Hayır, çok beğendim. Olur mu? - Siktir git.
Çok beğendim. Takarım ki ben bunu.
Hep bunu takarım artık.
- Kızdırdı mı seni? - Kızdırır.
Genelde kızdırır. İşi o.
Neyin oluyor ki senin? Niye yanında tutuyorsun?
Bir bakıma aslında her şeyim.
Başlarda pezevenkliğimi yapıyordu. Şimdilerde korumam
ama üvey abim yani.
- Tek ailem. - Annenle baban?
Kral, biz sevişmeyecek miyiz?
- Sevişmeyeceğiz. - Niye?
Geçti artık benden.
E, hap map?
Öyle şeyler kullanmıyorum.
Ben seni istiyorum sadece.
Nasıl yani?
Nasıl desem?
Heyecanını,
enerjini,
güzelliğini,
tazeliğini.
Beni genç hissettiriyor böyle şeyler.
Sen her istediğinde seni öpmek,
seninle uyumak,
seni mutlu etmek,
hediyeler almak falan.
Daha sayayım mı? Bunlar yani istediklerim.
Yok, yok. Ben anladım zaten. Bu baya sugar daddy'lik.
Sen adını ne koymak istersen koy.
Ben sadece seni mutlu etmek isteyen biriyim.
Jasmine?
İyi misin?
Kalbim.
- Doktor çağırayım mı? - Yok.
Çantamda. İlacım...
Geçiyor.
Oluyor böyle.
Normal.
Bana sarılır mısın biraz?
Kusura bakma, gecenin içine sıçtım.
Biliyorum ama işte...
İşte ben ölmek istemiyorum ya!
O ne demek?
Yani...
Annemin rahatsızlığı.
Genetik kalp.
Bende de var.
Böyle çarpıntılar, nöbetler çok normal. Oluyor ara ara.
Ama asıl
nakil gerekiyormuş.
Yoksa...
Yoksa ne?
Yoksa ölecekmişim.
Peki, şimdi ne yapılması gerekiyor?
Listeye yazılmak gerekiyor, değil mi? Organ nakli için.
Yazıldım geçen sene ama onu bekleyemem.
Biliyorum, az vaktim kaldı.
Onun için ben de başka bir aday buldum kendime.
Nasıl?
Tanıdığım bir doktor ölmek üzere olan yaşlı, kimsesiz bir adam ayarladı bana.
Onun hastane masraflarını karşılıyorum her ay.
Doktora da para ödüyorum.
Kalbi başkasına vermesinler diye.
Kendi şansımı kendim yaratmaya çalışıyorum ben de.
Belki biraz yaşarım diye.
Belki mutlu olurum,
annemin yaşında ölmem diye.
Böyle pamuk ipliğine bağlı bir plan yaptım kendime.
Nasıl?
Ben çok üzüldüm.
Bu çok karanlık bir durum.
Değil mi?
Ama üzülme.
Zaten yaseminler karanlıkta açar.
Alt yazı çevirmeni: Begüm Hanağasıoğlu plint.com
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.