Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
Ulusal Film Geliştirme...
...Şirketi Malezya (FINAS) özel teşekkürler.
Asil Malezya Polisine özel teşekkürler...
...Bu filmin yapımında iş-birliği ve rehberliği için.
Bu filmdeki isimler, olaylar ve hikayeler kurgusaldır...
...Kimseyle ya da herhangi bir olayla ilişkisi olmadan.
Benzerlikler tesadüfîdir.
POLİS
İçerideki tüm soygunculara...
...siz şimdiye kadar karşılaştığım en aptal soyguncularsınız.
Rehine almadan bir bankayı soymak!
Adamlarım ve ben içeri girip sizi haklamadan önce...
...dışarı çıksanız iyi edersiniz, akıl kıtları!
Dışarı çıkın!
Durun!
Teslim olun!
Saklan!
Siper al!
Büyük sözler söylüyordunuz hâni?
Senin kim olduğunu biliyorum.
Biz soyguncular mantar gibi biteceğiz.
Kaçımızı koparırsanız koparın,
tekrar büyüyeceğiz.
Tıpkı polisler gibi.
Seni şimdi öldürürsem hiçbir anlamı olmaz.
Her zaman senin yerini alan bir başkası olacak.
Benim köstebeğim olmaya ne dersin?
Sana istediğin kadar öderim.
Bana göz kulak ol, ben de sana olayım.
Basit... Başka kimsenin ölmesi gerekmeyecek.
Her şey yolunda.
Bankaların sigortası var, kardeş.
KUALA LUMPUR ÖZEL KUVVETLER
Hareket etme!
Ben polisim!
Seni tutukluyorum!
Lütfen, efendim.
Beni vurmayın, efendim.
Ben ne yanlış yaptım, efendim?
Rüşvet.
Mira.
Mira.
Rüşveti sana kim öğretti?
Bu, kötü...
Senin yaşında rüşvetten bahsetmek.
Bunu televizyondan öğrendim.
Rüşvetten kaçının. Rüşvet felâkettir.
Canım.
Amira'nın doğum günü yaklaşıyor.
Bunu nerede kutlayalım?
Sana bırakıyorum.
Sen ne düşünüyorsun?
Bununla sen ilgilen, ben öderim.
Amira'yı okula bırakabilir misin?
Acele işim var.
Hayâtım.
Amira'yı okula bırak, lütfen.
Benim faturaları ödemem gerek.
Önce onu okula bırakırsın, sonra da faturaları ödersin.
Bunda bir problem yok.
Polis 'Anarkis Çetesi'ni çökertemedi.
Soyguncular hakkında soruşturma...
Polis 'Anarkis Çetesi'ni çökertemedi.
Polis 'Anarkis Çetesi'ni çökertemedi.
Baba.
Beni okula bırakacak mısın?
Canım.
Her zamanki gibi
Senin için başka bir paket gelmiş.
Bu parayla ne yapıyorsun?
Bunu 'Bukit Aman'a veriyorum.
Sen ne yaptığımı düşünüyorsun?
Canım.
Faturaları ödemek için para lâzım.
Yatak odamızdaki çekmeceden parayı al.
Canım.
Ne var? Ne istiyorsun?
Amira'yı okula bırakamıyorsan, bâri onu okuldan sonra al.
Bana destek ol, ben de sana olayım.
Basit, ve hiç kimse ölmek zorunda kalmayacak.
Her şey yolunda.
'Anarkis Çetesi' soygunu, üç polisimizin
yaralanmasına,
altı kişinin ise olay yerinde
şehit olmasına neden oldu.
'Anarkis Çetesi' şu anda en çok aranan suç grubu.
Çok tehlikeliler.
Kurnaz ve zekî.
Onları yakalamakta strateji ve taktiğimiz ne kadar iyi olursa,
o kadar kurnazca kurtuluyorlar.
Sanki...
...kendi polis kuvvetimizde bir köstebek varmış gibi.
Çetede gizli görev alan biri var mı, efendim?
Bunun için, Yan'e sormalısın.
Ey!
Kıpırsarsan ateş ederim!
Kıpırsarsan ateş ederim!
ASİL MALEZYA POLİSİ
Senin sorunun ne?
Bu bir acemî mi?
Bir deneme yapmak istiyorum.
Yeter.
Hadi gidelim.
Çabuk.
Mal sâhibi kim?
- Ben oluyorum. - Dükkânı kapat.
Biz polisiz.
Tüm müşteriler, dışarı çıksın.
Tüm müşteriler, dışarı çıksın!
Benden ne istiyorsunuz?
Bu birime yeni katıldım.
Baş-komiser senin ortağın olmamı emretti.
Bu yüzden...
sana yardımcı olacağım.
Bir acemî, kıdemliye yardım etmek istiyor.
Ben yüzlerce vâkâyı çözdüm.
Sen kaç tanesini çözdün?
Az olsa da,
hiç olmazsa eskimiş değilim.
Sabah 7:15'te uyandın.
Gazeteni okurken ekmek yedin.
Sonra televizyonu izledin.
Gazeteyi buruşturup onu fırlattın.
Ne için?
Çünkü 'basın' seni utandırıyor?
Sen... iyi olduğunu mu sanıyorsun?
Benim hakkımda her şeyi bildin.
Cebinde çok para var.
Buna ne dersin?
Onların köstebeği olduğunu biliyorum.
Ama endişelenme, çünkü ben de köstebeğim.
Patronlarımız aynı.
Buraya niye gönderildiğimi bil-miyorum.
Belki sana yardım edebileceğimi
düşünüyor ve senin başarısız olmanı istemiyor.
Öyleyse sana bir anlaşma öneriyorum.
Ashraf her ay bana ödeme yapar ve
bunu seninle paylaşabilirim. Sorun değil.
Yeter ki...
...sen kendi işini yap...
...ben kendi işimi.
Raj!
- Kevin! Siz iyi misiniz? - Ben iyiyim, efendim!
- İyi misin? - İyiyim, Efendim.
Buraya toplanmaları için birimlerimizi arayın!
Patlama olacağını biliyordun, değil mi?
Silâhını bırak!
Beni duymadın mı? Silâhını bırak!
Dikkat! Tüm birimlerin dikkatine!
Derhâl Jalan Laksamana'ya intikâl edin. Bir patlama gerçekleşti. Tamam.
Temiz!
Şimdi içeri girin.
İlerle!
Dışarı çıkın, şimdi!
Polisler nereye gitti?
Oraya yolla onları!
- Aa... - Aa... Ne var?
Tüm birimler derhâl Jalan Sultan Ismail'e ilerlesin!
Bir soygun gerçekleşti!
Hepiniz derhâl oraya gidin! EN KISA SÜREDE!
Evet, Efendim! Talimât Alındı.
Şimdi geri dönüyoruz.
DAMOFA BANKASI
Çabuk ol, çabuk!
Hay aksi!
Harekete geçin! Dışarı çıkın!
Geri çekilin!
Efendim!
Geri döndüler.
Soygun yerine gittiler!
Bu emri kim verdi?
Çabuk ol! Soyguncuların kaçmasına izin vermeyin!
Efendim, Yan'in emirlerini tâkip etmeliyim!
Hay Allah!
Ey, ne oldu?
Bu onların klasik taktiği, Efendim.
Tamam, gidin! Gidin!
Şunu hemen düzeltmeni istiyorum! Hemen düzelt!
Düzeltmek mi?
Umrumda değil! Hemen düzeltmeni istiyorum!
Yolu kapatın!
Herkesin dikkâtine! Gelen tüm trafiği durdurun!
Bir araç, muhtemelen şüphelilere ait, bankanın önünde.
İçeride kimse yok gibi görünüyor, Efendim.
Şimdi ne yapmalıyız, Efendim?
Merkez, araç patladı!
Jalan Ampang'da bir yangın var!
İtfaiyeyi çağırın! Yardıma ihtiyâcımız var!
Onları hemen arayın!
Zâyiat yok, Efendim. Bütün birimler güvende.
Yan nerede? Burada olması gerekiyordu!
Sâkin ol, kardeş. Sâkin.
Ne oldu?
Ben soyguncuların peşinden gitmeni emrettim, polis mêmurunun değil.
O senin yeni ortağın! Onu sana yardım etmesi için görevlendirdim!
O, Anarkis için köstebek!
Hâyır!
O sâdece rol yapıyor!
Senin mâsum olup olmadığını bilmek istiyor!
Bana çoktan söyledi.
Onu çöz! Onu hemen çöz!
Neden suçlu olduğumu düşünüyorsunuz, Efendim?
Şuna. Şuna bak.
Bu bir keşmekeş, banka soyuldu. Sen neredeydin?
Şüphelilerden birinin, bombalanan kafenin etrafında gizlendiğine dâir bir örnek buldum.
Dino! Üç gün önceki kamera kayıtlarını çıkar.
Çabuk!
Bakın.
O çantanın içinde bir bomba olduğu hakkında haber aldık.
Bu yüzden bölgeyi temizledik.
Örneklerinden biri daha!
Soyguncuları ne zaman yakalayacaksın?
Yan, seninle açık konuşacağım.
Bence...
...benden bir şey gizliyorsun!
Eğer o çöp tenekesinin içinde bomba olduğu doğruysa,
neden bomba imhâ birimini aramadın?
Operasyonel detayların gizli kalması gerekiyor, Azmi.
Sen değiştin.
Soyguncular mantar gibi bitiyor.
Ne kadar koparırsak hiç önemli değil, tekrar büyüyorlar!
O zaman, her zaman bu zehirli mantarları kaldıracağız,
böylece çocuklarımız o zehir yüzünden ölmeyecek!
Evet, haklısınız, Azmi Efendi!
Size daha önce söylediğim buydu!
Ve neye inandığım!
Ama hatırlamalısınız...
İnsanlar değişir.
Ve yollar da değişir.
Ne bakıyorsunuz? İşinize koyulun!
Şimdiye kadar, sivil zâyiat yok,
ama kasa boş.
Her şeyi boşaltmışlar.
Şimdi sivillerle röportaj yaptım,
bâzıları silâh sesi duyduğunu söyledi.
Fakat kendiniz görün,
hiç kurşun deliği yok.
İmkânsız.
Belki henüz biz bulamadık.
Olabilir.
İçeriye ilk girdiklerinde, hemen ön-büroya
saldırdılar.
Soygunculardan ikisi
banka müdürünü sürükledi ve
bu asansöre girdiler.
Ağzını kapat yoksa ben de seni vuracağım!
Haydi!
Haydi!
İçeri gir!
Kasa şifresini nereden biliyorlardı?
Banka müdüründe şifre yok.
Şifre her saat başı değişir.
Bu, soyguncuların şifreyi zâten bildiği anlamına gelir.
Kamyonetleri patladı.
Bu, araçları olmadan kaçtıkları anlamına gelir.
Çevre etrafına herhangi bir barikat kurduk mu?
Evet, bu alandan 1 km yarıçapa.
Tüm barikatlarda soyguncuların yüzlerinin çizimi var?
Evet.
Bu demektir ki hâlâ bu civardalar.
Ey! Ey!
Ey, ne yapıyorsun?
Raj, Kevin, burada kalın.
Ey!
Zul!
Zul! Bekle!
Suç mahalline geri dönmeni emrediyorum.
Ya dönmezsem?
'Suç mahalline geri dön' dedim!
Ya reddedersem?
Zul!
Ey, Zul!
Ne yapıyorsun? Zul!
Ey!
Beni neden dinlemiyorsun?
Seni dövmemi mi istiyorsun?
Beni dinle!
Dur, amca!
Ey.
Dur! 'Dur' dedim!
O, onlardan biri değil.
Geri dön! Bankaya dön! O, onlardan biri değil!
Hemen dön ve bana bak!
Şapkanı çıkar!
Zul.
O, soyguncu değil, Zul.
Sana yalvarıyorum. O, soyguncu değil, Zul.
Lütfen, Zul. Sana yalvarıyorum. Lütfen.
Bana güveniyor musun?
Zul!
Hay aksi!
Ey!
Ne hâlin varsa gör!
Teslim olsan iyi edersin.
Zul!
Zul!
Silâhını indir.
Adam!
Zul!
Beni neden tutukladın?
Tutuklanırsam beni geri almayacaklar!
Bu çeteye katılmak kolay mı sanıyorsun?
Bu çeteye katılmanı kim istedi?
Seni akıl kıtı!
Ben gizli polisim!
Ashraf.
Özür dilerim.
Onun gizli polis olduğunu bilmiyordum.
Uzun zaman önce bundan şüphelendim.
Yâni bu sır mı?
Beni suçlayamazsın, onlar olduğunu bilmiyordum...
Sus lan!
Sâkin ol.
Hâyır, Mi. Bu, çok basit.
Daha önce yaptığımız gibi patronlarını yakalamak istiyorum.
Bu, basit! Onları tek bir yerde toplarız,
sonra da onları kuşatırız!
Ama senin yüzünden, onlar kaçtı!
Ashraf onlara toplantılarının yerini anlatmak üzereydi.
Plânımı berbât ettin!
Problem şu ki bilmiyordum.
Bilsen de bilmesen de...
...emirlerime uymak zorundasın!
Ey!
Uzaklaşmakta iyisin.
Ama cebindeki para hâlâ orada!
Yan!
Dinleyin!
Hepiniz biliyorsunuz, değil mi?
Her ay,
bu soygunculardan para alırım.
Ve onlardan her para aldığımda,
bunu soruşturma birimine delil olarak veririm.
Ve bugün, yine bir miktar para aldım.
Ama bugün, bu çocuk yüzünden pek çok sorun ortaya çıktı.
O, sâdece kötü şans!
Ve hepiniz, bakın, para burada!
Bugün aldığım para!
Raj, bunu sen al!
Soruşturma birimine verirsin!
Ne etkileyici bir performans ama! Etkileyici!
Etkileyici! Ne etkileyici bir performans ama.
Beni soruşturma birimine götür.
Parayı gerçekten teslim edip etmediğini görmek istiyorum.
Ey!
Yeter! O senin kardeşin, akılsız!
Senin neden umurunda? O benim kardeşim.
Nad, bu onun kardeşi, istediğini yapabilir.
Müdahâle etme. Önemli olan, payımızı almamız.
Sana söylemiştim, o adam bir gizli polis!
Ama bu onu korudu!
Bundan sonra tüm emirlerime uymanızı istiyorum.
Sence bu kolay mı?
Bu kadar mesâfe katetmek bizim için kolay mı?
Sana soruyorum, bu kolay mı?
Bütün bunları size ders olsun diye yaptım.
Çünkü sizi önemsiyorum.
Onun gizli polis olduğunu nereden biliyorsun?
Belki de az önce tutuklandı!
Ashraf!
Ashraf! Sâkin ol!
Silâhlarınıza boş mermi doldurmuştu, ahlat!
Tatmin oldun?
Sâdece biraz daha, Zal. Sâdece biraz.
Özür dileriz, hanımfendi.
15 dakika sonra kapanacağız.
- Teşekkür ederim. - Ricâ ederim.
Bağışla.
Pekî, durum nasıl?
Hâlâ devâm ediyor.
Sadece bu, şimdilik
bâzı problemler var.
Ne problemleri?
İletişim problemleri.
Külfetli, değil mi?
Eğer, her şey,...
...karanlıkta tutulmak zorundaysa.
- Teşekkür ederim. - Efendim?
Oldu, hoşça kal.
Âcil
bir durum çıktı.
Merkeze dönmem gerek.
Afedersin.
Aşkım.
Özür dilerim, ama
daha ne kadar böyle devâm edeceğiz?
Aşkım.
Gerçekten anlamanı umuyorum.
Yeni terfî ettim.
Söz veriyorum.
Biz evlendikten hemen sonra
her şey yoluna girecek.
Oldu mu? Söz veriyorum.
Sessiz olabilir misin? Hâlâ yapacak çok işim var.
Bana söz vermiştin, evlendikten sonra, bana daha fazla zaman ayıracaktın.
Ama sen değiştin. Evlâdımızı okuldan almak zor mu?
- Bu, zor mu? - Senin derdin ne?
Benim işim böyle, ne yapabilirim?
BUKIT AMAN
Neden beni aradın?
Yerine, neden Yan'i aramadın?
Yan'i aradım, ama cevap vermedi.
CCTV'den gelen görüntüleri seyrediyorum.
3 km'lik çevreyi gözden geçirdim.
Bu, tuhaf.
Bütün barikâtlardan nasıl sıyrıldılar?
Bence...
...yer-altı yolunu kullandılar.
Nerede olduklarına dâir bir görüntü buldum.
Ama bundan sonra, ayrıştılar.
Nereye gittiklerini öğrenebilir misin?
Şu görüntüyü getirsene.
Ey, Dino!
Uykuya dalma.
Hiçbir şey bulamıyorum.
Bu işte çok iyiler.
Hiçbir şey bulamadıysak, o zaman bu ne?
Bu onların sığınağı değil.
Bu, kızın evi.
Sorun değil.
O yeri kontrol etmeme izin ver.
Yan ve adamları burayı birçok kez basmış.
Ama orada hiç kimse yokmuş! Herkes gitmiş.
O kızın elinde çok koz var!
Öyle mi?
Yoksa Yan seni yalânlarla mı besliyor?
Dino.
Şu anda neredesin?
Nad'in dâiresinden CCTV görüntülerini inceliyorum.
Zul onları tâkip ediyor.
Buna gerek yok.
Bunun yerine, Dato Meor'a ait bankaların tüm CCTV görüntülerini incele.
Eğer bir şey bulursan,
beni ara.
Pekî.
Ey! Kız çoktan gitti!
Neden beni tâkip ediyorsun?
Arkanı kolluyoruz, ahlat.
Yoksa öleceksin!
Dino. Bir şey buldun mu?
Nasılsın, Yan?
Ashraf.
Kızın nasıl?
O, iyi mi?
Tüm konuşmalarımız kaydediliyor.
Sana sâdece yârın Damofa Bank'ı
soyacağımızı söylemek istiyorum.
Jalan Ampang şûbesi.
Polisin orada olmayacağından emin ol.
Yarın sana 500 bin Ringit vereceğim.
500 bin Ringit, kardeş.
Baba.
Yârın benim doğum günüm.
Baba, sen de gelecek misin?
Annen nerede kutlamak istedi?
Çocuk Parkı Kafe'de.
Ama gel-emezsen sorun değil.
Anlarım.
Sana söyleyeyim, Endonezyalı kız en iyisiydi.
Tükürdüğmün gavatı!
Ey! Ey!
Kardeşim, çabuk!
Ey, Ey!
Ey!
Ey!
Pislikler!
YAŞLI BAKIM MERKEZİ
Beni en son ziyaret edişinden bu yana 5 yıl oldu.
Neredeydin?
Anne, biz
artık muvaffakız.
Eğer bilmek istersen,
artık zenginiz.
Polis seni arıyor, değil mi?
Yüzlerinizi televizyonda gördüm.
Başkomiser Azmi'yi arıyorum.
Randevümuz var.
Bu benim kızım.
Bu benim sağ kolum.
Soygun olayı ile ilgilenen kişiyi arıyorum.
Aa, Dato Meor.
Dato, toplantı odasına gidelim.
Sorumlu kişi benim.
Soyguncuları yakalamak bu kadar zor mu?
Yoksa, bankamın iflâs etmesini mi bekliyorsun?
Sabırlı ol, Dato Meor.
Hâyır. Şimdi bana dâvâ ayrıntılarını vermeni istiyorum.
Ne yaptığınızı görmek istiyorum.
Plânınızı görmek istiyorum.
İşinizi bi' düzgün yapamıyorsunuz.
İnsanlar artık, bankama güvenmiyor!
Maaşlarınız...
...her yıl benim ödediğim vergilerden. (haraç)
Bu, az bir para değil.
Milyonlar.
Lütfen! Bunu çabuk hâlledin!
Tamam mı?
Hayâl kırıklığı.
Soyguncuları yakalamak için elimizden geleni yapıyoruz, Dato.
Elbette.
Detayları istiyorum.
Detaylar.
Hâyır.
Onları sana veremem.
Çünkü yeni bir olay teorim var.
Benim teorim...
Dato.
...sen soyguncularla iş-birliği yapıyorsun.
Ne saçmalıyorsun sen?
Kendi bankamı soymak mı? Deli misin sen?
Bankalar sigortalıdır, değil mi?
Bankalarınızın kasalarının her birinin
şifresi her saat başı değişir.
Ve hafiyem bana, soyguncuların kasalarınızı heklemek için herhangi bir cihâz...
...kullanmadığını söyledi.
Sâdece şifreyi girdiler ve kasa açıldı.
Bir şey daha var;
bankadaki tüm hisselerini sattın, değil mi?
O zaman banka artık senin değil demektir.
- Ben... - Baba!
Bu.
Onlarla iş-birliği yaptıysam, şu an neden burada olayım ki?
Şimdi bize sordun.
Plânlarımız hakkında.
Onlarla iş-birliği yaptığıma dâir kanıtınız var mı?
Ağzından çıkanlara dikkât et.
Dikkât etsen iyi olur.
Hâyır, kanıtım olmadığı doğru.
Sen sâdece şüphelisin.
Eğer bir kanıtım olsaydı, hapisi çoktan boylardın.
Ama, şimdi, özgürsün.
Şimdilik.
Bunca zaman, sen çarşıya çıkarken,...
...seni şehirin bu kısmında hiç göremez oldum.
Bugün neden buradasın?
Neyin var, böyle karşıma çıkıyorsun?
Ne derdin var?
Yan.
Bana söyler misin?
Burada ne yapıyorsun?
CCTV'den, soyguncuların bu civarda
gizlendiğini gösteren bir bilgi edindik.
Bilgi mi?
Zul! Ne yapıyorsun?
Zul!
Silâhını bırak!
'Bırak' dedim!
Yeter! Raj, Kevin, silâhlarınızı indirin!
Onları indirin!
Neler oluyor, Zul?
Müfettiş.
Geçen gece onu gözetledim.
Soyguncu ve onun arasındaki konuşmayı dinledim.
Soyguncu, bugün Jalan Ampang şûbesinin
Damofa Bankasını soyacaklarını söyledi.
Burada değil!
Soyguncu neden Yan'e söylesin ki?
Anlamıyorum.
Yan.
Hemen araba bagajını açmanı istiyorum.
'Aç onu' dedim, Yan!
Tamam.
Önce beni dinleyin.
Dato Meor'in dâirelerinden biri burada.
Dâire.
Bu soyguncular daireleri değil, bankaları soyuyor.
Bu binâyı kuşatmamız gerek.
Çünkü soyguncuların bu binâda olduğuna inanıyorum.
Bu yüzden herkese buraya gelmelerini emrettim.
Dikkat, tüm birimler! Jalan Ampang bankasındaki CCTV kapandı.
Alarm kesildi!
Yeter.
Bütün birimler derhâl oraya gitsin!
Gitme!
Emirlerime uy!
Bu dâvâdan sorumlu kişi benim!
Müfettiş!
Herkese burada beklemesini emret!
Yan.
Adamlarımın çoğu bu soyguncular tarafından öldürüldü.
Bütün bu paraya sâhip olan birinin emirlerini kabul edemem.
Bütün birimler Jalan Ampang'a ilerlesin! Zul, beni tâkip et.
- Devam et, hemen. - Evet, Efendim.
Efendim.
Parayı nereden buldunuz?
- Bunu size kim verdi? - Nereden bileyim?
Hazır ol.
Üç...
İki...
Bir. Dışarı çıkın, şimdi!
Destek istiyorum! Alarmı çalıştır!
Koş!
Zamri, soyguncular burada!
Siz buraya geri gelmelisiniz!
Müfettiş, onun sözlerine güvenme!
O, çok kurnaz! Bana güven!
- Polis! - 17. kat!
Yan ve adamları yakınlarda!
Ne demek istiyorsun? Her şeyin 'temiz' olduğunu söylemiştin!
Sana söyledim, eğer onları görürsen, sâdece ateş et!
Sâdece ateş et!
Polis!
Bu ne lan?
Bu Ashraf, karşı binâdan ateş ediyor.
Yanlış alarm!
Soygun yok!
Bu nedir?
Alarmın kesildiğini söylemiştin!
Afedersiniz, Efendim! Alarm bozuk olabilir. Soygun yok!
Rizal, hemen sabit-diski al!
Destek nerede?
Nereden bileyim?
Şunu tut.
Git hemen, seni koruyacağım!
Beni tâkip et, Nad!
Ey, acele edin, ahlatlar!
Sen git, seni buradan koruyacağım!
Git!
Nad!
- Nad! - Sâdece git! Ölmek mi istiyorsun?
Sâdece git!
Git!
Allah'ın sopası yok, Ashraf!
Ne hâlin varsa gör!
Bomba!
Raj! Kevin! İyi misiniz?
Ben iyiyim, Efendim!
- İyi misin, Raj? - İyiyim!
Kabul ediyorum, bu benim hatâm.
Özür dilerim.
Neden seni en başında kovmadım ki?
Bunun içinde ne var?
Siper al!
Silâhlarınızı bırakın!
İyi misin?
Efendim!
Raj, beni koru!
Yakaladım!
Geri çekil!
Ne hâlin varsa gör! ÖTEKİ! Bunu neden onlara verdin?
Hay aksi!
Rizal!
Rizal.
Yan, iyi misin?
Dato.
Evrak çantasında ne var?
Sanal-para.
Tüm hisselerimi sattıktan sonra Sanal-para aldım.
Ve hepsini bu sabit-diske aktardım.
Sanal-para.
O da ne?
10 yıl sonra, herkes öğrenecek.
Bu, şu anda önemli değil.
Daha da önemlisi, soyguncuların
bankalarıma saldırmadığını biliyorum.
Onlar şahsen bana saldırmak istediler.
Bunu neden o evde sakladın?
Başka nerede saklasaydım?
Kendi bankamda mı?
Dato, kimseden şüpheleniyor musun?
Çok fazla düşmanım var.
Bence bir 'iç adama' sâhipsiniz, bu...
Beni arkadan mı bıçaklıyor?
Kim?
Bunu nasıl böyle berbât edebilirsin?
Profesyonel olduğunuzu söylemiştin.
O sabit-diskte kaç yüz milyon olduğunu biliyor musun?
Biliyor musun?
Ben işimi yaptım, üzerime düşeni yaptım.
Bu plânı mahvetmek zorunda olan kim? Sizler!
Pekî, şimdi ne yapacağız?
Bana ne kadar ödeyeceksin?
Ne yapmak istiyorsun?
Artık sana ihtiyâcım yok.
Neden gitmesine izin veresin ki?
Ondan...
...şüphelendiğini söylemiştin.
Onu tutuklayarak hiçbir şey elde edemeyiz.
Kevin.
Her zamanki gibi onu tâkip et.
Onu gözletmek için Özel Şube'den yardım isteyin.
Evet, Efendim.
Yan, sana söylemem gerek.
Aslında bu, Dato Meor'ın onu ekibinize...
...dâhil etme önerisiydi.
Ama, telâşa gerek yok.
Onun öz-geçmişini inceledim.
O, temiz.
Bu yüzden kabul ettim.
Efendim.
Bu ekipten çıkarılmak istiyorum, Efendim.
Yan.
Evrak çantasını attım, çünkü çatışmayı durdurmak istedim.
Özür dilerim.
Vayy.
BMW Mİ? (gâvur yapmış)
Bu, nişanlımın arabası.
Benim arabam bozuldu.
Ey.
Ashraf'i gidip gördüğünde...
...selâmımı söyle, lütfen.
Merâk etme.
Seni artık rahatsız etmeyeceğim.
Sâdece sana küçük bir tavsiye...
Sen Rizal'ı öldürdün.
Ashraf'in kardeşini.
O yüzden, bunun yakasını bırakacağını sanmıyorum.
Tehlikedeyiz.
Tehlikede miyiz?
Yoksa sadece beni mi kastediyorsun?
İstediğini yap.
Zul.
Bundan sonra dikkatli olmalısın.
Ashraf. Babana karşı kin besliyor.
Neden kin besliyor?
Çünkü ben Ashraf'in...
...yerinde olsam, kardeşimin kâtilini arardım.
Mutlu yıllar sana
Mutlu yıllar sana
Mutlu yıllar Amira
Mutlu yıllar sana
DOĞUM GÜNÜN KUTLU OLSUN AMIRA
Çabuk!
Haydi! Koş!
Amira, daha hızlı!
Çabuk!
Gidip kızınla eğlensene.
Eğer sâdece üzgün duracaksan, sen gelmezsen daha iyi olur.
Bu öğleden sonra, çatışmada neredeyse ölüyordum!
4 polis şehit oldu!
Ne yapmamı bekliyorsun? Mutluymuş gibi davranmamı mı?
Sâdece bir baba olmanı bekliyorum, hepsi bu.
Oynayın, Amira.
Amira.
Sâdece oyna.
Oynamaya devam et.
Baba!
Mira!
- Amira! - Mira!
Amira!
Mira!
- Şimdi tatmin oldum! - Lütfen! Yapma, lütfen!
Âileme zarar verme, lütfen!
İntikâm almak istiyorsan, yerine beni öldürebilirsin.
Ama lütfen, âileme zarar verme.
Sana yalvarıyorum, Ashraf.
Sana yalvarıyorum.
Ya benim âilem?
Ya benim âilem?
Kendi gözlerinle görmeni istiyorum.
Çocuğunuz sakat büyüyecek!
Yapma! Lütfen!
Sana yalvarıyorum! Sana diz çöktüm.
Beni öldürebilirsin.
Sâdece beni öldür.
Kızım!
Kızım nerede?
O, iyi. Yan!
Kızım!
- Kızım. - Yan!
Çocuğum nerede?
Diana.
O, iyi.
Doktorlar elinden geleni yapıyorlar.
Diana.
Diana?
Diana!
Ey.
Burada ne arıyorsun?
Sana soruyorum, burada ne arıyorsun?
Sana soruyorum, burada ne arıyorsun?
Sâkin olun, efendim!
- Kes sesini! - Sâkin ol!
Senin yüzünden, kızım böyle oldu!
Zul, hepsi senin hatân! Sen yandın!
- Zul! - Defol!
Kızımın böyle olmasının nedeni sensin!
- Yan! - Bu onun hatası!
Allah'ından bul!
Artık buna dayanamıyorum! Eve gitmek istiyorum!
Ey! Nereye gidiyorsun?
Neden seninle evlendim ki?
Böyle bir durumda, bunu nasıl söylersin?
Öylece çekip gidecek misin?
Sen nasıl bir annesin?
Önce kendine sorsana.
Sen nasıl bir babasın?
Efendim.
Sabırlı olun, Efendim.
Kızım.
Dino.
Yan'in geçen gece saldırıya uğradığı kafe yerini incele.
- Bu kim? - Bu mu? Dato Meor'in sağ kolu.
Kimi arıyorsun?
Nişanlım.
Senin nişanlın Dato Meor'in kızı, değil mi?
Mia, telefonu aç lütfen. Mia...
Ey, hemen nişanlımın konut alanı yakınlarındaki CCTV'yi denetle!
Sence her yerde CCTV var mıdır?
Ne bileyim? Sâdece denetle!
Mia.
Canım.
- Baba. - Evet?
Büyüdüğüm zaman, senin gibi polis olmak istiyorum.
Ama şimdi...
...bacağım gitti.
Senin gibi bir polis olmak istiyorum.
Senin sorunun ne?
Sorun mu? Raj, dışarı.
Sorun mu?
Benim sorunum ne?
Efendim!
Kapıyı açın, Efendim!
Ashraf nerede?
Bana onun nerede olduğunu söyle ya da öl!
Sana göstereyim.
İşin aslını.
Yan. Beni serbest bırakman gerek, Yan.
Nişanlımı bulmam lâzım. O, tehlikede!
Ancak şimdi korkuyorsun.
Korktuğunda ve etrafına baktığın zaman.
Ancak o zaman farkına varırsın.
Baştan beri onun köstebeği olduğunu biliyordum.
Çünkü onun tüm faaliyetlerini biliyordun.
Adamım gizlenmişti ama...
...sen onu açığa çıkardın.
Seni benimle dalaşmak için gönderdi, değil mi?
Yan, sen neyden bahsediyorsun?
Açıklamama izin ver, Yan!
Çünkü ben Ashraf olsaydım, kardeşimin kâtilini bulurdum.
Yan'in durumunda, onun âilesini bulup kızını vuracağım.
Yan, bu, farâzî bir şey.
Şâyet o olsam yapacağım şey buydu!
Eğer onun köstebeğiysem, neden o gece Nad'in evine gittim?
Adamlarım seni takip etti, ama kız orada değildi!
- Kıza kaçmasını söyledin, değil mi? - Oraya vardığımda, o çoktan gitmişti!
Nereye gittin?
Senin evine gittim!
Seni gözetledim!
Çünkü onunla iş-birliği yaptığını düşündüm.
Seni ve senin kızını evinizin önünde gördüm.
Bu, benim...
...kızımın doğumgünü partisinin yerini bilen tek kişi olduğunu gösteriyor.
Yan, Ashraf kurnazdır. Beni sonuna kadar dinlemelisin...
Bana yalân söyleme!
Yan!
Ashraf.
Hoparlöre geç.
Nasılsın, Yan?
Kızın nasıl?
Şimdi neredesin, zâlim?
O gün benim için diz çökmüştün, Yan.
Ama şimdi çok ukâlâsın.
Ama sorun değil.
Sana tekrar diz çöktüreceğim.
Şimdi senin evdeyim.
Hoş bir evin var.
Ama karın daha da hoş.
Diana!
Diana, telefonu aç!
Diana, aç!
Yardım edin!
Efendim, Zul kaçtı!
Herkes dikkât!
Bir şüpheli sorgulama odasından kaçtı!
Dur!
Diana!
Diana!
Diana!
Diana!
Diana!
Allah.
Aman Allah.
Aman Allah...
Aman Allah!
Aman Allah.
Mia, lütfen telefonu aç.
Mia, aç lütfen.
Silâhını bırak!
- Raj. - Efendim.
Kevin hastanede Amira ile ilgileniyor.
Destek olarak da iki adam yolladım.
Raj, burada kal.
Evime göz kulak ol.
Yan.
Ashraf'in öz-geçmişi hakkında bir şey öğrendik.
Annesi bir rapor sundu.
Şu an nerede olduğunu da biliyoruz.
- Nereden biliyorsunuz? - Bukit Aman'ı aradı ve bize anlattı.
Nerede yer aldığını.
Belki bir tuzaktır.
Biliyorum.
Ama yine de oraya gitmeliyiz.
Herkese oraya gitmesini emrettim.
Mia.
Sana gerçeği anlatayım, Zul.
Bu kadın kim? Kim bu?
Ahlat! Bu kadını kim içeri aldı?
Bana daha ne kadar yalân söylemek istiyorsun?
Neden bana yalân söylüyorsun?
Ey, senin sorunun ne?
Benimle evleneceğine söz verdin, değil mi?
Ey, seninle evlenmeyi kim ister ki?
Sen bir sürtüksün.
Sen bir pisliksin, hıyar!
Anne! (Emraahım)
- Ashraf! - Arabanı çaldılar, Dato!
Sen ve senin çocukların aynısınız, değil mi?
- Pislik! - Ne hâlin varsa gör!
Montofon ineği!
Hâddini bil, kadın!
Ne yapıyorsun?
- Ne yapıyorsun? - Benimle dalaşmak mı istiyorsun?
Benle ne cüretle böyle konuşursun?
Yapma!
Anne!
Anne!
Pis kadın!
Benimle evlenmek mi istiyorsun?
Benimle bu kadar çok mu evlenmek istiyorsun?
Elbisesini çıkar!
Yapma!
Annenizle nasıl evlendiğimi görün!
Hay aptal!
Birisini öldürmeme yardım edersen,
söz veriyorum,
istediğin kadar çok araba çalacağım.
Ücretsiz!
Avukatta, Ashraf'in araba hırsızlığı yaptığının kanıtı vardı.
Avukatı bir uzlaşma sunar:
ya alehte tecâvüz dâvâsını geri çekersin
ya da çocukların bir ıslah-evine gönderilir.
Dâvâyı geri çekeceğim.
O günden itibaren...
Bu dünyayı değiştireceğime...
...kendime söz verdim.
Elimden geldiği kadar. Bir Bat-man olamasam da...
Şimdi anladın, değil mi?
Polise bunu neden anlatmadın, Dato?
Tamam.
Tamam.
Doğru.
Bu doğru. Geçmişte,...
...iyi birisi değildim.
Hayvandım.
Ama kendime yeni bir sayfa açtım.
Günâhlarım için tövbe ettim!
Zul, bu dünyâ çok adâletsiz.
İşte bu yüzden bu dünyayı düzeltmek, adâleti sağlamak için bunu görev edindim!
Seni buraya neden getirdiğimi biliyor musun?
Çünkü en başından beri, kendimi sende gördüm.
Biz, biriz ve aynıyız!
Kötülükle savaşmak için hiç bitmeyen...
...bir arzumuz var. Ama sende bir problem var.
Sen körsün!
Gerçek düşmanın kim bilmiyorsun.
Bu yüzden bugün, sen, Yan ve polisin...
...şu zamana kadar koruduğu zâtın...
...yüzünü görmenizi istiyorum.
Bu şeytanı korudun ancak beni tutuklamak istiyorsun?
Neden?
Ben ne yanlış yaptım?
Ey, sâdece gerçeği söylemek istiyorum.
Ama sen bir kâtilsin, Ashraf.
Bir sürü kişiyi öldürdün.
Polisleri bile öldürdün.
Her savaşta fedâkârlık vardır, değil mi?
Zul, sende yetenek var. Bana katılmanı istiyorum.
Birlikte onlarla savaşacağız. Gerçek düşman onlar, ben değilim!
Zul...
Zul, Yan gibi olma.
Yan'i bana katılmaya iknâ etmek için her şeyi denedim.
Ama Yan'in bir problemi var. O, güçsüz.
Seni ve Yan'i yönlendirdiğimi îtîraf ediyorum.
Onun araba bagajına para çantasını ben koydum.
Ama bu, bu dünyanın ne kadar bozuk olduğunu gösteren bir deneme sâdece!
Dünyâ, yalânlarla kolayca kandırılır.
Gerçek düşman kimmiş görmüyor musun?
Sen üşütüksün, bunu biliyor musun?
Sen üşütüksün.
Hâyır, Zul.
Hâyır, biliyorum...
Sana anlatmaya çalıştığımı anladığını biliyorum, tamam?
Çünkü ne düşündüğümü anlıyorsun.
Sen anlarsın, ama Yan anlamaz.
Gözlerini açmaya çalış...
...ve Yan'a bak. Sence o, iyi bir adam mı?
Âilesini ihmâl edecek...
...kadar işine kilitlenmiş.
Bu iyi mi? Hâyır.
Hâyır. O benim için kötü adam.
Ne?
Yan küçük bir hatâ mı yaptı demek istiyorsun?
Benim yaptığımsa büyük bir hatâ mıydı?
Bu yüzden mi hapise atılmam gerek? Bu mudur?
Ağzın iyi laf yapıyor.
Niye? Çünkü kendini iyi hissetmek istiyorsun.
Pekî, işin aslı nedir, Ashraf?
Gerçek şu ki sen bir soyguncusun!
Kâtilsin! Bunu biliyorsun?
Ama bu, insanlığın iyiliği için!
Ben adâleti sağlamak istiyorum.
Adâleti sağlamak istiyorsan, doğru şeyi yap.
Onu mahkemeye götür!
Onu mahkemeye mi götüreyim?
O, hapise girer sonra da herkes mutlu mu olur?
Bu o kadar basit mi? Söylemesi kolay.
Ama gerçekler öyle değil!
Anlamıyor musun?
Bu dünyâda güç; PARA'dır. (AB-D, İNG zenginleri, âileler)
Ve değiştirmek isteyip de değiştireceğim bu!
Zul, bunu kendi gözlerimle görmüştüm.
Dünyâdaki zûlüm ve pislik, rezâlet!
Sâdece burada durup izleyemem!
Sence her şeyi intikâm uğruna mı yaptım?
İntikâm mı?
Bence, yaptığım şeyin...
...hiçbir anlamı yok. Bu sâdece eğitim.
Ancak bundan sonra,...
...daha büyük ve daha anlamlı bir şey yapacağım!
Bu dünyâyı değiştireceğim.
Bana katılmanı istiyorum, Zul.
Dünyâyı değiştirmemizi istiyorum!
Tamam.
Tamam.
Sana katılacağım.
Tamam mı?
Pekî.
Sana katılacağım.
Zul.
Fevkâlâde, Zul.
Ne hâlin varsa gör, Ashraf!
Sence ben bu kadar aptal mıyım?
Beni kandıramazsın!
Polis seni bulacak!
Yalnızsın.
Kaybedeceksin!
Merâk etme.
Polisi buraya gelmesi için aradım.
Ashraf!
İçeride olduğunu biliyorum.
Yerin etrâfını kuşattık!
Kaçış yok!
Teslim olsan iyi edersin!
Hemen teslim ol!
Geldiler.
Devâm edin.
Adâletin batsın!
Zul!
Zul!
Zul!
Ashraf!
Yeteneğin var.
Ama hâlâ eğitime ihtiyâcın var.
Hızlı!
Zamri!
Orada işler nasıl?
Devâm edin!
Zul!
Bana katılmalısın, Zul!
Senin düşmanın ben değilim!
Ashraf!
Ashraf. Ona zarar verme lütfen.
İstersen beni öldürebilirsin!
Sen ölemezsin, Zul.
Çünkü bu hesâbı kapatman gerek!
Ama nişanlın ölmek zorunda.
O, kötülüğün kızı.
Ashraf, lütfen, sana yalvarıyorum!
Ashraf!
Silâhını bırak!
Dinleyin!
Bana bir helikopter verin hemen!
Yoksa bu kız ölecek!
Ashraf!
Ashraf!
Ashraf, ne yaptın sen?
Bu kadar yeter. Aman Allah!
Yan, onu neden buraya getirdin?
Ashraf, bu kadar yeter!
Onu böyle görmeye üzülmüyor musun?
Ne hâlin varsa gör, Yan!
Ashraf!
Ashraf! Sana yalvarıyorum!
Ashraf, lütfen.
Silâhını indir, lütfen.
Bana bir helikopter verin hemen!
Yoksa onun kafasına ateş ederim!
Ashraf!
Ashraf, evlâdım, yapma!
Etme...
Üçe kadar sayıyorum.
Ashraf!
Bir!
Ashraf, bekle!
Ashraf, bekle.
Ashraf. Etme.
- İki! - Ahlat, ona bir helikopter getir!
'Getir' dedim!
Ona bir helikopter getir!
Ashraf.
Üç! - Tamam!
Helikopteri buraya yollayın.
Ashraf.
Yan, görüyorsun.
Bana karşı her zaman kaybedeceksin.
Kaybettin.
O delikanlının aklını karıştırdın.
Tıpkı benimkiyle uğraştığın gibi.
Ama aslâ kazanamayacaksın.
Ashraf.
Hâyır.
Hâyır.
Mia!
Ashraf!
Mia!
Ashraf.
Ashraf...
Zulkifli.
Bir ziyâretçin var.
Nasılsın, Zul?
Affet, senden şüphelendim.
Ben mükemmel değilim, Zul.
Fark ne?
Umarım burada huzur bulabilirsin.
Sen...
Şu an yaşadıklarını ben de yaşadım.
Biliyorum hâlâ aklı başındasın.
Onun sözleri seni korkutmamış.
Çünkü soyguncular mantar gibi bitecekler, Zul.
Tekrar büyüyeceklerini biliyorsan onları neden koparasın ki?
Çocuklarımız onlar tarafından zehirlenmesin diye!
Bu bir kazanma ya da kaybetme meselesi değil!
Bu, kendi probleminiz için savaşmakta ısrarcılığınızdır!
Tamam, Zul.
Söz veriyorum, her hafta seni ziyâret edeceğim.
Sen kendine gelinceye kadar.
Ben doğru yolu seçtim.
Ama neden bu kadar acı verici?
İçinde yaşadığımız bu dünyâda...
...sâdece mutlu olmak istiyoruz.
Yan.
Yan, bu bizim hikâyemiz.
Pekî gerçek?
Öyle değil, Zul.
Bu dünyâ, kötülük yapanlar tarafından yok olmayacak;
Bu dünyâ, kötülüğü seyredip hiçbir şey yapmayanlar tarafından mahvolacak.
Tercüme: teSir 08-05-2018
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.