Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
English
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
Bu diziyi engelsiz.kanald.com.tr...
...adresinden izleyebilirsiniz.
Boşanmalarına karar verilmiştir.
Buyurun. Çıkabilirsiniz.
Anam gelmiş. Adliyenin önündeymiş.
-Anam mı gelmiş? -He, dayanamadım, diyor.
Anam gelmiş. Hadi çok oyalanma sen de.
Tamam abi, ben de geliyorum şimdi.
Yelda teyze.
Bir an korktum ama tahmin ettiğimden hızlı hallettik.
Hayırlı olsun Ayşe Hanım.
Hayırlı olsun Keremciğim.
Yemek sözünü unutmadın inşallah.
Sözüm söz, merak etme.
Nerminciğim, Kerem hiç sözünü unutur mu?
Unutmaz tabii ki. Çıkarsınız yemeğe.
-Ayşe! - Kerem, ne?
Senin şu an yüzün asık gibi mi?
Bence öyle değildir. Bayağı mutlu görünüyordun.
Öyle bana şimdi üzgün numarası yapma.
Gül gül, içinde kalmasın. Vallahi bak.
Senin gibi olayım yani?
Belli ki mutlusun.
Genelde bu aşamada konuşmalar bu şekilde olmaz ama...
Ee, peki ne şekilde olur Nerminciğim?
Kerem bana yemek sözünü unutma, olur mu?
Bu şekilde mi?
Neyse. Ben çıkayım da sizin sanırım konuşmaya ihtiyacınız var.
Kapıda bekliyorum Kerem.
Ayşe.
Boşanma kararını beraber aldık ve beraber uyguladık, değil mi?
Evet Kerem, bu kararı beraber aldık.
Ama sen daha önceden almış gibiydin.
Yani mahkemedeki hâline bakacak olursak.
Keşke bu kadar kandırmasaydın, oyalamasaydın...
...yani bu durumu uzatmasaydık.
Daha önce de boşanabilirmişiz.
Beni suçlama.
Beni olduğum gibi sevmeyen sensin.
Başka biri olmamı istedin ama ben o kişi değilim.
Öyle mi? Ben mi istedim bunu?
Sen de aynı şeyi istedin.
Sen de beni olduğum gibi sevemedim.
Beni hayatına giren o diğer kadınlara benzetmeye çalıştın.
Boğazlıyanlı Ayşe'yi sevemedin.
Sen diğer kadınlar gibi her şeye tamam diyen...
...yanında bir fifi köpeği istiyordun bence.
Yok artık.
Şirketimi, ailemi reddetmemi isteyen kimdi?
Hem de olmayan bir sebep yüzünden.
Ben öyle bir şey istemedim Kerem.
Sadece öyleymiş gibi yapıver dedim.
Ufacık bir şeyi abarttın. Gerçekten çok abarttın.
Ufacık bir şey?
Of of! İşte senin için ufacık, benim için büyük bir şey.
İşte aramızdaki fark bu.
Yine başladığımız noktaya geri dönüyoruz gerçi.
Hiçbir yere gelmiyoruz. Boşandık artık.
Sen yoluna, ben yoluma. İstediğin her şeyi yapabilirsin.
İstediğin gibi davranabilirsin. Özgürsün.
Sen şimdi artık şey olursun ya...
...bayağı disiplinli, çalışkan bir adam olursun, değil mi?
Sen alay edebilirsin ama aynen öyle yapacağım.
Çalışkan, disiplinli, yepyeni bir Kerem olacağım.
Aslına bakarsan ben öyle olmuştum zaten, biliyor musun?
Mesaiye kaldığım bir gece...
...adı Ayşe olan bir kızın iftirasına maruz kalana kadar.
Ya!
Çok okuma meraklısı bir kızdı o.
Okuyacağım, okuyacağım diye tutturan bir kızdı.
Gördük, çok güzel okudu.
Se...
Sen...
Sen görürsün Kerem.
Bu dediğin her şeyi sana tek tek yutturacağım, tamam mı?
Bundan sonra bambaşka bir Ayşe olacağım. Görürsün bakalım.
İyi. Ne güzel işte. Hayırlısı olsun.
Ayrıca böyle takım elbise giymeyle disiplin sahibi olunmuyor.
Dur, dur. Rıza, dur.
Hâlâ anlayabilmiş değilim. Bu iş nasıl bu hâle geldi?
Ee, bunun böyle olacağı belliydi zaten Muhsinciğim.
Ben bu kadar uzun sürmesine şaşırıyorum.
Sen zaten başından beri bu evliliğe karşıydın.
Şimdi otur kınalarını güzelce yak.
Ya böyle küslük falan da oldu mu ki?
Erkut, git söyle şuna, bak uzaklaşsın buradan.
Yemin ediyorum, o tokmağı alırım--
Tamam abi. Allah Allah!
Bir sürü adam var orada, onlar karışır. Sen bir dur.
Çal dayı, çal. Bugün benim bayramım dayı.
Bugün benim doğum günüm dayı.
-Ayşe Hanım! -Ayşe Hanım!
-Ayşe Hanım! -Ayşe Hanım, bir açıklama yapar mısınız?
Ayşe Hanım, boşanma sebebiniz çok merak ediliyor.
Bir şey söyleyecek misiniz?
Bir şey söylemeyeceğim. Farklı dünyalar, farklı kültürler.
Daha fazla bir şey söylemeye gerek yok.
Kerem Bey'in sizi aldattığı söyleniyor.
Öyle bir şey yok. Anlaşamadık.
Şiddetli geçimsizlik.
Ayrıca bundan sonra da ne soracaksanız Kerem Bey'e sorun. Lütfen çekilin.
Sen nasıl bir belasın?
Hah, gel yengem.
Kuzum benim.
Kerem geldi.
-Kerem Bey! -Kerem Bey!
-Kerem Bey! -Kerem Bey, bir açıklama yapacak mısınız?
Lütfen. Müvekkilim açıklama yapmak istemiyor.
Efendim, sizi İstanbul gecelerinde daha sık...
...göreceğiz anlamına mı geliyor bu ayrılık?
Arkadaşlar, ben işine odaklanmış bir yöneticiyim.
Magazin programlarında başkalarını takip edersiniz artık.
Teşekkürler.
Ne demek o?
-Rıza! Rıza! -Ne oluyor?
Tutun!
-Bırak, bırak! Bırak Rıza! -Ya abi!
Sökeyim mi ulan yüzünü senin, ha?
-Aman, aman. -Muhsinciğim.
Bir dakika. Çocuğu öldürecek.
Rıza, bari adliyenin önünde yapmayın.
Abi, ne yapıyorsun?
-Ama öldürecek çocuğu ya. -Ceyda! Ceyda!
Baba, karışma, karışma.
Ulan Sabri!
- Ya yenge! - Yenge, ne yapıyorsun?
- Rıza, bırak! - Abiciğim!
Rıza abi bak, kameralar var, yapma.
- Abiciğim! -Siz karışmayın!
Rıza, evladım, bırak. Başın belaya girecek Rıza.
Sen hâlâ ne yüzle çıkıyorsun benim karşıma be, ha?
Hâlâ ne yüzle çıkıyorsun benim karşıma?
Ayıp, ayıp be.
Rahmetli asker arkadaşımın oğlu olmasan sana söyleyeceğimi bilirdim ama...
Ne yapacaksın? Kahveyi elimden mi alacaksın? Hadi oradan be!
Yazıklar olsun!
Sonra gelip özür dileyeceksin benden.
He, he, özür dileyeceğim senden, he.
Abi, yapma, ayıptır. Söyleme öyle şeyler.
Ne yapmayayım ya?
Adam babamı öldürmüş, gelmiş bir de utanmadan konuşuyor!
Hadi yürüyün, gidin buradan!
Son nefesim de olsa Ayşe!
Yazıklar olsun sana be!
Size yardım edende kabahat zaten.
Tabii hepiniz iyilik meleğisiniz! Hepiniz iyilik meleğisiniz!
-Hadi oradan! Hadi oradan gidin be! -Ayşe!
Ne hâlin varsa gör sen de!
Baba, cevap verme, boş ver.
Ne cevap verme ya?
Tabii senin için bu tipik bir durum, değil mi? Tipik Kerem.
Cevap verme, kaç, kaç. Bence şu an itibarıyla kaçabilirsin.
O ne demek Ayşe? İnsanları ayırmaya çalışıyorum burada.
Sen de olayı nereye getiriyorsun!
Tabii, tabii.
Aman!
-Baba, boş ver. -Hadi yürüyün siz de, yürüyün!
-Şuraya bak ya. Şuraya bak. - Hadi, hadi. Hadi yürü.
Akıllanmayacak bu adam. Hiç akıllanmayacak.
Yazıklar olsun! Şu hâle bak!
Bizimle alakası yok efendim bunların.
Atsınlar hapse.
"Nereye kadar bu pembe rüyalar"
"Anlasana artık, ayrı dünyalar"
"Kalbin kırık olanlara"
"Aşktan öte köy yok"
"Anlat sen soranlara"
"Afili aşklar böyle mi başlar yol ortasında?"
"Yalancı taçlar başımda durmaz kötü kız olmazsan"
"Afili aşklar böyle mi başlar yol ortasında?"
"Yalancı taçlar başımda durmaz kötü kız olmazsan"
Ay, Samet, şuna bak, bak ne yazmışlar?
Gösterme, gösterme bana.
-Ya şuna bir bak. -Tamam.
Ne oldu, neredeydiniz, niye geç kaldınız diye sakın sormayın.
Son bir saat hayatım boyunca hatırlamak istemediğim saat olacaktır.
Babacığım, hiç merak etmeyin.
Biz her şeyi sosyal medyadan takip ettik zaten.
Ailecek TT olmuşuz.
Bu arama motoruna "Skandal" yazınca direkt biz çıkıyoruz.
Sen bayağı mutlu olmuşsun ünlü olduk diye, değil mi?
Yelda ablacığım, üzülme. İki güne unutulur.
Of, of! Niye böyle oldu bu işler?
Hepsi benim yüzümden oldu.
Herkesten tekrardan özür dilerim.
Ay, anneciğim, sen niye özür diliyorsun?
Sen üzme kendini, ne olursun bak.
Bak, insanlar böyle hatalar yapar. Ama önemli olan...
...hatalardan ders çıkarmak, değil mi annem?
Ne olur sıkma canını Kerem, ne olur annem.
Yoo, yoo, en büyük hata benim.
Ayşe'nin hiçbir kabahati yok. En büyük hata benim.
Çünkü Rıza denen adamı tepemin üstüne çıkardım.
İyilik ettik. Çok yüz verdik. Al, karşılığı bu işte.
İnsan gibi davrandık, karşılığını böyle gördük.
Ama yoo, bitti bundan sonra, bitti artık, bitti, yok, yok.
Ben şirkete gidiyorum.
Aha, ben babamla konuşayım geleyim.
Abi, çok üstüne gitme, boş ver.
Yok, yok, üstüne gitmeyelim artık. Ne olursunuz.
Bu konu burada kapandı artık. Biz önümüze bakıyoruz artık.
Hı...
Ay, Samet, yoksa ağlıyor musun?
Yok. Ne ağlaması canım? Öyle şey mi olur?
Ay, çocuk gibi ayol.
Neyse, artık önümüze bakalım, değil mi?
Bu boş işlerle çok uğraştık.
Benim küçük bir işim var. Sonra şirkete geçiyorum.
Samet, sen de git, eksik kalma.
-Gideyim, değil mi? -Git.
Lan oğlum bak, bu hâlâ bizi takip ediyor.
-Söyle şuna, bizi takip etmesin bak! -Tamam abi.
Abi, takip etmiyorum.
Benim de mahallem bura. Evime gidiyorum.
Lan Sabri, oğlum, sen de arka sokaktan yürü evine.
Allah Allah! Azıcık akıllı ol lan.
Oğlum, yürü, gitsene! Kime diyorum? İlla ben mi bırakayım seni evine?
- Tamam abi. - Rıza!
Sabri, bana bak.
Adağı keserseniz takım ciğerle ön budu ben istiyorum, ona göre.
İyi. Tamam.
Yemişken düzgün bir şey yiyelim. Ne kızıyorsun? Hadi yürüyün.
Gel kızım, gel anneciğim.
Bana bakın, bana. Bir buraya bakın hele.
Kimse yok oğlum. Kim nereye bakacak? Ne diyorsun?
Aha sonunda kafayı sıyırdı Rıza'm.
Hişt! Bir durun.
Çık dışarı, çık, çık.
Aa!
Bana bakın, bir daha bu mahallede...
...benim bacımın bitmiş evliliğiyle ilgili bir laf, söz...
...bir şaka, bir ima duyarsam...
...yemin ediyorum bu mahalleyi yakarım! Önce bu binadan başlarım!
Anlaşıldı mı?
-Anlaşıldı. -Anlaşıldı.
Hah. Hadi hayırlı günler.
Hadi içeri.
Kapat, kapat. Soğuk olur.
Hadi içeri siz de!
Kızım, kızım.
Nereye? Gel, gel.
Tuttum, tuttum, en sonunda patladım işte!
Zırlama lan!
Ayşe, oldu mu bu?
Bu ayrılık hiç oldu mu Allah'ını seversen?
Ulan ne güzel ucundan, kıyısından Yiğiter olmuştuk.
Bu final yakıştı mı şimdi?
Anne, ben odamdayım. Ne olur beni rahatsız etmeyin.
Beni rahatsız etmeyin.
Hadi, hadi.
Ne oldu buna?
Çocuk bayıldı.
Aa, Erkut yine bayıldı işte.
Bu da yeni çıktı ha.
Çekil lan!
Bir dakika.
Şöyle yaparsam aynı ada.
Evet.
Ah! Burgaz Ada o kadar iyi geldi ki.
Çok iyi geldi. Yani okulum olmasa asla geri dönmek istemiyorum.
Ve bazı insanlardan, yani herkesten uzakta...
...burada kendimi çok iyi, huzurlu, mükemmel hissediyorum.
Geri dönmek istemiyorum Burgaz Ada.
Hah.
Ve... Gönder.
Ah! Burgaz Ada o kadar iyi geldi ki.
Çok iyi geldi. Yani okulum olmasa asla geri dönmek istemiyorum.
Hiç gelmesen de hep orada kalsan keşke.
Hah. Bakalım video mu kimler izlemiş?
İyi.
Aa!
Ayşe, doğal davran, doğal davran Ayşe.
Ada be!
Huzur be!
Vay be!
Of! Kerem, ben o videoyu önceden çekmiştim.
Ee, yani ayrıca günün motivasyonu olsun diye koydum.
Ne olacak ki?
Sen de daha yüklenmeden videoyu izleseydin.
Hayır yani, bekleseydin de video yüklenseydi diyorum.
Ben başka hikâyelere bakıyordum, o önüme düşmüş.
Yoksa meraklısı değilim.
Eminim öyledir.
Sen de nispet olsun diye yüklememişsindir o videoyu.
Ben sana niye nispet yapacağım ki?
Kala kala sen mi kaldın?
Değişim başlamış. Saçlar değişmiş.
Hım. Sen de spora başladın galiba.
Göbeği eritmek için mi?
Ne göbeği be?
Ben her sabah burada koşarım zaten.
Sen şey yapsana Kerem, kulağını deldirsene.
Belki motosiklet de alırsın.
Yeni boşananlar öyle yapıyor. İstatiksel olarak onaylanmış.
Seni...
...bir daha görmeyeceğim için o kadar mutluyum ki tarif bile edemem.
Ben senin yerine tarif ederim. Seni bir daha görmeyeceğim için...
...Kerem'den boşanmış Ayşe kadar mutluyum.
Çok yani aşırı, aşırı çok.
Bir daha karşıma çıkma!
İstesek de istemesek de Ayşe ile muhatap olmak zorundayız Kerem.
Yeni sezon tanıtım kampanyası için de çekimlere başlamak zorundayız.
Marka yüzümüz de Ayşe.
Yani hiç öyle bakma. Bunu sen istedin.
Bir şekilde Ayşesiz halledeceğiz bu işi.
En fazla ne olabilir ki?
Anlaşmayı tek taraflı fes ederiz.
Tazminatını öderiz, olur biter.
Sözleşmeyi okumadığını tahmin etmiştim Volkan.
Ama biliyorsun o zamanlar biraz gergindik.
Sanıyorum Ayşe ile aramızda olan gerginlik yüzünden de...
...Kerem epey marjinal bir sözleşme hazırlamış.
Yani tamam. Şimdi bir boşanma olayı gerçekleşti.
Ama şimdi biz böyle özel bir meseleyi niye işe karıştıralım, değil mi?
Çünkü takdir etmek lazım, Ayşe işini çok güzel yaptı.
Yani diyeceğim o ki Ayşe işine geri dönsün.
Herkes kazansın. Nasıl?
Abi, o kadar kolay değil işte.
Yani Ayşe'yi birazcık tanıyorsam o eninde sonunda arıza çıkarır.
Kerem, acaba sen mi konuşsan?
Belki ikna edersin, kendi kendine ayrılır.
Konuşacağım. Bu işleri konuşacağım, zaten...
...babamın verdiği hisseleri de konuşacağım.
Bu marka yüzü meselesini de konuşacağım.
Siz merak etmeyin, ben hallederim.
Yani Ayşe arızadır ama parayla pulla işi olmaz.
Karışmayacağım diyordum ama dayanamadım.
Az önce Samet'in söylediklerini duydunuz mu?
Bence sabahtan beri bu odada konuşulan...
...en mantıklı ve en sağduyulu fikirdi.
Babacığım, duyduk da Ayşe'yle boşandık biz.
Yani bitti. Her gün burada karşılıklı olmamız daha büyük sorunlar yaratır.
Lütfen, siz merak etmeyin. Ben halledeceğim.
Duymuşsun ama anlamamışsın. Sen bilirsin.
Baba.
Tamam. Toplantı bitti.
Alo, Yekta Bey? Kerem Yiğiter ben.
Pardon kardeş, sen bizim mahallemizde kime artistlik yapıyorsun?
Kornaya basmalar falan ha?
Merhaba Ayşe Özkayalı.
Merhaba da sen kimsin?
Ben Behçet. 'Beço Beat'.
Almanya'da yabancı, ülkemde Almancı.
Tamam da hâlâ aynı yerdeyim. Sen kimsin?
Bak güzel kız, ben Almanya'dan geldim.
Benim kuzen var orada, sana âşık.
Çocukluk aşkı. Seni seviyor, tamam mı?
Şimdi gel biz seninle gidelim, kahve içelim.
Ben sana onu anlatacağım.
Zaten iki gün sonra burada. Gelecek yani seni istemeye.
Beni istemeye?
Evet, anladın sen.
Yoo, ben hiçbir şey anlamadım. Bir şey anlamak da istemiyorum.
'Beço Beat', hadi arabana bin, hadi git güzel kardeşim.
-Hadi. -Tamam.
Tamam yenge. Sen nasıl istersen.
'Kein' problem, 'kein' problem.
Tamam, gidiyorum.
Ne kızıyorsun?
Kamera şakası falan galiba. Gerçek şaka, şaka olabilir bu.
Muhsin babacığım, merhaba.
İyiyim Muhsin babacığım. Sen nasılsın?
Ya kusura bakmayın, ben biraz şaşırdım sadece.
Olur. Tamam. Konuşalım tabii ki.
Tamam. Gelirim Muhsin babacığım.
Görüşürüz.
Uyanmadı mı bu kız hâlâ?
He, uyanmadı herhâlde, hâlâ uyuyor.
Hiç açmadı kapıyı.
Aa, dün size bir şey söylemeyi unuttum.
Öğretmenim sizi çağırıyor.
Niye? Yaramazlık mı yaptın?
Hayırdır kızım, ne olmuş? Ne istiyormuş?
Bilmiyorum. Söylemedi.
Gidince söyler.
Allah Allah! İyi. Tamam.
Gideriz bugün babanla.
Olur, gideriz.
Hani uyuyordu?
Ya daha dünyadan haberiniz yok! Hani uyuyordu bu kız?
Kızım, sen neredesin?
Kimsenin senden haberi yok. Ne yapıyorsun ne ediyorsun belli değil.
Abi, ne bağırıyorsun? Bir sakin ol sabah sabah.
Günaydın.
-Günaydın kuzum. -Günaydın yengem. Gel.
Kızım, soruyorum bunlara nerede bizim kız diye...
...uyuyor sanıyorlar seni. Olacak iş mi? Daha dünyadan haberiniz yok be!
Kapısı kapalı diye uyuyor sandık. Ne var yani?
Ha, siz beni uyutmaya çalışıyorsunuz ama ben uyumam.
Abi, niye uyutsunlar?
Koşuya çıkarken de senden izin alacak hâlim yok herhâlde, değil mi?
Yok da kızım, bir aynaya bakaydın en azından.
Yani artık mahalledesin. Altına bir 'aşortman' falan giyeydin.
Abi, ne olur, ne olur abiciğim, yapma bak. Hiç başlama.
Bak yemin ediyorum, kaçar giderim. Bu sefer de bulamazsınız.
Aynen. Kaçar.
İstediği yere kaçar hem de.
Hatta var ya, şu an kıta bile değiştirebilir.
Ne de olsa şirketin yüzde on hissesi hâlâ onda.
Değil mi Ayşe? Değil mi canım kardeşim benim?
-Haa. -Yok kuzum, yok, bir şey yok.
Abin dışarı çıkınca haber ver de merak etmeyelim diye, ondan diyor.
Edeyim anne, haberinizi vereyim ben sizin.
Ben şimdi odama gideceğim. Sonra duş falan alacağım.
Sonra okula giderim belki. Afiyet olsun.
Bravo be!
Aslanım benim!
Yuvası yıkılan kadının böyle yüzünde güller açmaz.
Bu kızın bir derdi var.
Belki de bizden çekiniyor, anlatamıyor.
Anne, bir de siz konuşun. Size açılır belki.
Yok ya.
Bir şeyi yok. Çok iyi maşallah. Çok iyi ya her şey.
He, maşallahı var. Ben başta demiştim Kerem'den ayrılınca...
...bu ne yapacak diye de vallahi hiç.
Yekta Bey, hoş geldiniz.
Hoş bulduk. Nasılsın?
-İyiyim. Teşekkür ederim. Siz nasılsınız? -İyi.
-Keremciğim. -Ha.
Sen şöyle geç otur bir yere, ben geliyorum. Sipariş vereyim.
-Merhaba. Hoş geldiniz. -Merhaba.
-Her zamanki gibi benim sevdiğim şekilde. -Tabii, tabii.
-İki porsiyon istiyorum, olur mu? -Olur.
-Peki. -Buyurun.
Evet.
Oh! Nasıl, güzel yer, değil mi?
Güzel, güzel.
Manzaramız da var.
Harika.
Evet, seni dinliyorum.
Başlıyorum.
-Yekta Bey, ben boşandım. -Hım.
Artık tamamen kendini işine adamış birisiyim.
Ve çok iyi hissediyorum.
Güzel.
Mutluysan doğru karar vermişsin demektir.
Eh, biraz zorlandım tabii ama yaptım, başardım.
Şimdi size kendimi teşekkür borçlu hissediyorum.
Kerem, burası tam 20 yıldır var.
Şu insanların yüzüne bir bak.
Herkes çok memnun görünüyor, değil mi?
Neden biliyor musun?
Çünkü çok lezzetli balık yapıyor.
Ve eğer fark ettiysen her kesimden insana hitap ediyor.
Yani fiyatları da uygun.
Ama bir şey daha yapıyorlar.
Sence ne olabilir?
Ee, balık dediniz.
-Kendisi tutuyordur. -Evet.
Başka?
Başka?
Çalışanlar güler yüzlü, samimiler.
Bu da önemli.
O da var tabii. Başka?
Başka...
Manzara mı? Manzarası güzel.
Soba, soba.
Benden bu kadar Yekta Bey.
Bir de bu işin dördüncü boyutu var Kerem.
Zaman.
Bu gördüğün adamlar bu işi bir gün, iki gün yapmıyorlar.
Aynı şekilde her gün yapıyorlar.
20 yıldır burada olmasının ve benim gibi birisini...
...müşteri olarak kazanmasının tek bir sebebi var.
O da sanatından bir gün bile fire vermemesi.
Anladım. Yani size teşekkür etmem için henüz erken diyorsunuz...
...yolun başındayım çünkü.
Aynen.
Salmadan, boşlamadan böyle devam edeceğim.
Kendi yanıtını kendin verdin.
Abim.
-Sağ ol. -Yekta Bey, afiyet olsun.
Teşekkür ederim. Sağ ol.
Şimdi buna mükemmel zamanlamayı da yazalım lütfen.
Peki hocam, notumu aldım.
-Afiyet olsun. -Afiyet olsun.
Rıza, hoş geldin.
Mekân benim lan. Sen hoş geldin.
Hoş geldim. Hoş haberlerle geldim.
Otur, anlatayım.
Anlat.
Rıza, sen hatırlarsın, bizim şu Almancı Necdet var ya...
...hani düğünde euro takmıştı.
Hani geçen gün de bir akrabası burada ileri geri konuşuyordu.
Az daha sen onu dövecektin hani.
-Ne anlatıyorsun dayı sen? -Sana hayırlı bir iş diyeceğim.
Bu Necdet'in oğlu koca delikanlı oldu.
Benden de rica ettiler...
Şimdi de Ayşe ve Kerem Yiğiterlerin boşanmasını konuşalım biraz.
Evliliğin bitmesinin nedeni başka bir kadın mı? Ne dersiniz?
Herkes Kerem Yiğiter diyor ama ben Ayşe Yiğiter'in...
...pardon artık Özkayalı dememiz gerekiyor.
Onun hayatında başka biri olduğu duyumlarını alıyorum.
-Hadi be. -Bizim Ayşe mi?
Hadi canım.
Allah, geliyor, geliyor.
Yandık vallahi.
Bir süre kahvede televizyon olmayacak.
Tamam mı? Hadi buyurun oyununuza.
-Sen ne diyordun dayı? -Yok Rıza, hiçbir şey demiyordum ben.
Hah, iyi.
Hoş geldin güzel kızım.
-Gel kızım. -Hoş bulduk Muhsin babacığım.
O kadar yaşanan olaydan sonra bana hâlâ baba diyebilmen ne güzel bir şey.
Çok tatsız şeyler yaşadık ama ben size hep inanıyordum.
Evet, aklım karıştı. Neyse.
Muhsin babacığım, sizin bendeki yeriniz hep ayrı kalacak.
Evladım, bir çay rica edelim.
Senin yerin de her zaman benim kalbimde öyle olacak.
Zaten seni biraz da onun için çağırdım buraya.
Ne oldu Muhsin baba? Dinliyorum.
Ayşeciğim, şirketteki varlığını devam ettirmeni istiyorum.
Siz ne kadar ayrılsanız da...
...dışarıdan bakıldığında gözlerinizde aşk yerine nefret görünse de...
...ben er ya da geç sizin barışacağınıza eminim.
Muhsin baba, biz Kerem'le bir araya geldiğimizde sadece kavga ediyoruz--
O zamana kadar her şeyin aynı şekilde devam etmesini istiyorum.
Şirkette hâlâ güvenilir bir kızımın olduğunu bilmek istiyorum.
Sen zaten orada olmak zorundasın.
Kendi ayaklarının üstünde durmak zorundasın. O şirket senin de şirketin.
Muhsin babacığım, çok teşekkür ederim.
Böyle düşündüğünüz için çok sevindim gerçekten.
Ama olmaz. Biz Kerem'le bu saatten sonra yüz yüze bakamayız.
Özür dilerim. Ben bütün ilişkimi kesip, her şeyi devredip...
...şirketi-- -Gençken hayatımızda hep...
...siyahlar ve beyazlar vardır. Grileri hiç görmeyiz.
Sen şimdi beni sadece dinle.
Siyah ya da beyaz deme, dinle.
Söylediklerimi aklının bir köşesinde tut.
Ondan sonra düşün, kendi kararını öyle ver.
Muhsin baba, ben sadece okulumu düşünmek istiyorum.
Başka hiçbir şey düşünmek istemiyorum artık.
Getir yavrum, böyle ver.
Teşekkürler.
Muhsin babacığım.
Feza, beni takip et sen.
Buyurun Kerem Bey?
Ayşe'nin menajeri Serpil Hanım'ı ara...
...görüşmemiz gerektiğini söyle.
Konu neydi diyeyim?
Konu, evet, diyeceksin ki...
...Ayşe'nin marka yüzü olmasıyla alakalı diyeceksin.
Sözleşmeyle ilgili diyeceksin, tamam mı? Çok acil ara...
...görüşmemiz gerektiğini söyle.
Kerem Bey, ne yapacaksınız?
Hayırdır Feza, bundan sonra her hareketimi sana danışıp mı yapayım?
Yok, öyle şey etmek istemedim ben.
Ya da boş ver, vazgeçtim. Tamam, ben hallederim, gidebilirsin.
Bana mı sinirlendiniz Kerem Bey? Çok özür dilerim gerçekten.
Sana sinirlenmedim. Tamam, hadi git.
Tamamdır.
Ahh, Ayşe Hanım ya!
Efendim Ceyda Hanım?
Ne oldu sana? Durgunsun biraz.
Muhsin babayla konuştum ya, ondan öyle biraz şey oldum.
Gonca, bizim kampüs var ya, kocaman böyle.
Hatta arkasında da küçük bir ormanı var. Baharda bayağı güzel olur oralar.
Şey dediler bana, Ayşe sen hiç kafanı takma...
...ilk dönemi yaz okuluyla halledebilirsin dediler.
Bakalım, bilmiyorum. Birkaç kişiyle de tanıştım.
Onlar da tatlılar yani, aynı bizim gibiler.
Her şey yolunda, hayat devam ediyor, mutlulukta 'forever' diyorsun yani.
Fotoğraf da paylaşmışsın, gördüm.
Yeldasız, Ceydasız, Hülyasız hayat cennet gibi. Tabii öyle.
-Keremsiz? -Niye sordun?
Güzelim, sen boşanalı bir hafta oldu.
Ama sen bunların hiçbiri yaşanmamış gibi davranıyorsun.
Gonca, Kerem hayatına devam ediyor, ben niye hayatıma devam etmeyeyim?
Elveda kuru kafa astronot.
Elveda pembe dosyalar. Kardeşim bak...
...çok güzel siparişler verdim. Burayı...
...şöyle ciddi bir patron odası gibi döşüyorum.
Spora başlamışsın.
Ne o? Ha, önemli bir şey değil.
-Öyle günlük koşu. -Ha.
Mesaj içeriği olmayan bir paylaşımdı diyorsun yani?
Bırak şimdi onu, bak sana ne göstereceğim. Bak, şuna odaklan.
Kardeşim bak şimdi.
Sana planımızdan bahsediyorum.
Sabah dokuz, akşam 10 işteyiz. Önceliğimiz her zaman iş.
Ama arada bir 'crossfit'e kaçıyoruz, tamam mı?
Kafa dağılsın, spor önemli çünkü.
Onun dışında üç haftada bir tatil yapıyoruz.
İyi dinlenelim ki yorulmayalım. Tatil de önemli.
Onun dışında sezonun bütün oyunlarına bilet aldım.
Tabii sadece sanat aktiviteleri değil, arada bir ne bileyim...
...halı saha yaparız, baskete gideriz, 'paintball', bowling. Anladın sen.
Yani demem o ki gündüz zihnimiz çalışacak...
...akşam da bedenimiz.
Sürekli bir aktiflik hâlinde olacağız.
Burası önemli. Hah, bir de şu var...
...2025'e kadar da...
...bütün tatil mekânlarına rezervasyon yaptırdım.
Hedefimiz beş sene içerisinde...
...65 ülke. Nasıl?
Vallahi 'bro', avukatım olmadan ben bu sözleşmeyi imzalayamam, kusura bakma.
Al işte, kimseye iyilik yaramıyorum. Yapmazsan yapma, ben yaparım.
Şurada güzel hayatın reçetesini hazırlamışım, sen beğenmiyorsun.
Reçete? Sen bununla iyileşeceğini düşünüyorsun yani.
Ben onu kaçırmışım kardeşim, kusura bakma. Aptallık etmişim.
Boş yapıyorsun Volkan.
Ne kadar çok pembe var bu odada ya!
Serpil Hanım arıyor. Menajerim.
Efendim Serpil Hanım?
İyiyim. Siz nasılsınız?
Şirkete. Tamam, birazdan geçerim ben şirkete. Hoşça kalın.
Ne olmuş?
Demek ki artık şirkete menajerim aracılıyla çağrılacağım. Güzel.
Kerem çağırıyormuş. Pardon, Kerem Bey.
Pardon, hesabı alabilir miyiz?
Gidelim bakalım. Görelim ne istiyormuş.
Erkut.
Bir dakika birader, ağzım dolu. Bir şey konuşacağız herhâlde.
-Tamam, afiyet olsun. -Bak güzel kardeşim...
...sana bir soru. Senin önünde bir tabak kuru fasulye var...
...bir de böyle haşlama et var. Hangisinden başlarsın?
Ben şey, haşlama seçeceğim.
Hah. Ben de haşlama seçeceğim.
İşte bak, düşün, senin kuzen bizim Ayşe'nin gözünde bu kuru fasulye gibi.
İkinci tercih yani. Anladın mı?
Benim 'ex' enişte ne yazık ki bu yıl da haşlamalığını kimseye kaptırmamış.
Ben anlamadım. Benim Türkçem yetmedi Erkut.
Bak şimdi güzel kardeşim, şöyle anlatayım...
...benim 'ex' eniştenin tekstil fabrikasından yalısına...
...binmek nasip olmadı ama...
...yatına, bin bir çeşit arabasına kadar hiçbir eksiği yok. Anladın mı?
Yani senin kuzen de...
...senin gibi böyle eli mikrofon tutan bir kardeşimizse bu iş yaş.
Erkut, sen biraz yanlış anlıyorsun galiba kardeşim.
Müzik benim tutkum, tamam mı?
Bizim ailenin işleri farklı. Müzik benim tutkum.
O benim için muazzam bir şey yani.
Bizim ailenin işleri şöyle, bizim 'bis'ler var Almanya'da, tamam mı?
Köln'de, Nürnberg'de, Stuttgart'ta, Mitte'de, tamam mı?
Ne anlatıyorsun oğlum sen? Ben anlamıyorum.
Ben sana diyorum ki... Benim ayda benzinime giden parayla...
...ben burada bir tane bina dikeceğim. Anlıyor musun?
Benim 'haus'larımı satsam...
...ben bu ilçeyi satın alırım Erkut.
Benim bütün ailem mallarını satsa...
...ben İstanbul'u satın alırım.
Bir dakika bir dakika, sakin ol.
Bana böyle tane tane anlat bakalım mal varlığını.
Tane falan yok Erkut. Bende euro çok, anladın mı?
'Kapiş'? 'Okay'? 'Schön'?
Senin kuzen de seninle aynı işimi yapıyor peki?
Onun işleri biraz daha iyi.
-Yapma ya. -Güzel.
Bütün kızlar ona hasta, biliyor musun?
Bayılıyor kızlar. Gördüklerinde ne kadar yakışıklı ama o Ayşe'yi istiyor.
-O Ayşe'yi seviyor. -Burada da var öyle bir tip.
Sen Almanya'ya gel Erkut, benim Kreuzberg'de dükkân var.
Almanya'da?
Almanya'da, Kreuzberg'de, yeri çok güzel.
Aynı böyle.
Biraz yemek yapıyor gibi, döner yok ama 'fast food' yani, tamam mı?
İşletirsin orayı, ben vereyim sana orayı.
Anlat sen. Ee?
-Ben yanındayım, tamam mı? -Biliyorum, yanımdasın.
Okula geç kalacağım diye gerildim işte.
Ayşe Hanım!
Kız.
Çok özledik sizi.
Ben de sizi özledim. Ne var ki özleyecek sanki?
Yaz, ara, görüşelim dışarıda. Dışarıda da görüşülüyor.
Öyle tabii de ne bileyim, sen varken burası çok başkaydı.
Kerem Bey de öyle.
Bazen masana bakıp ağlayasım geliyor.
Masa demişken...
...hayret, Ceyda masamı yakmamış, ben yakar diye bekliyordum.
Neyse, alışkanlık, eşyalarımı bırakayım bari.
Hadi o zaman, bitirelim şu işi.
Kerem Bey'in bir toplantısı var, seninle bir kahve içelim istersen.
Kahve mi içelim? Bence kahve içmeyelim.
Çünkü Kerem Bey'in benimle toplantısı var.
Ben tam vaktinde buraya geldim.
Yoksa okula geç kalırım, olmaz.
Bana göre de öyle ama biliyorsun.
Kim var ki içeride? O kadar önemli top...
Daha önce hiç görmediğim bir yüz.
Biz kötü senaryolar yazmayalım.
Buraya oturup sakin sakin bekleyeyim. Kötü fikirleri aklımıza getirmeyelim.
Yok Goncacığım, ne kötü fikri, ne senaryosu?
Ben de buraya herkes gibi iş konuşmaya geldim.
Buyurun.
-Merhaba. -Merhabalar. Nazmiye Hanım'la Rıza Bey.
Buse'nin velileri, değil mi?
-Hoş geldiniz. Oturun lütfen. -Böyle oturalım.
Hoş bulduk. Evet, Buse'nin velileri biziz.
İnşallah bir yaramazlık yapmamıştır Hoca Hanım?
Gerçi olur, damarındaki kanın yarısı bunun.
Nazmiye, bırak da Hoca Hanım konuşsun. Bir öğrenemedin dinlemeyi.
Şimdi bunlar Buse'nin bu hafta çizdiği resimler.
Bakın lütfen.
Resimlerden Buse'nin iç dünyasının karamsar ve kasvetli olduğunu anlıyoruz.
Biz konuşmaya çalıştık ama bize hiçbir şey söylemedi.
Ayrıca arkadaşlarına da öfkeli davranıyor.
Biz de okul yönetimi olarak endişelendik açıkçası.
Evinizde ya da ilişkinizde bir problem mi var?
Resimden nasıl anladılar onu?
Vallahi hocam, şimdi yalan demek gibi olmasın da...
...bizim evde hiç dert bitmez.
Ama biz Buse'mi leydi gibi yetiştirdik, değil mi? Gözünün içine baktık.
Tabii canım, öyle sinirlenecek bir çocuk değil benim çocuğum.
Niye böyle oldu ki acaba? Ne yapsak, bir doktora mı götürsek?
Çocuk ne görüyorsa onu yapıyor. Sen yanında bağır çağır!
Ondan sonra Buse böyle davranmasın.
Nazmiye, konuşturma beni Hoca Hanım'ın yanında.
Bu anamla izlediğiniz programlar ne?
Onlar ne? Yok, o onu kaçırıyor, o onu bilmem ne yapıyor.
-Çocuk onlardan etkileniyor. -Uydurma be, Allah Allah!
Hocam, söyleyin, iftira atmasın.
Nazmiye Hanım, Rıza Bey...
Buse eve geldiğinden ben televizyonu kapatıyorum.
Bırak Allah aşkına. Hoca Hanım, sabahtan akşama kadar izlediklerini bir görseniz...
...var ya, yemin ediyorum...
Benim size naçizane tavsiyem...
...birbirinize Buse'nin yanında böyle yargılayıcı davranmayın.
Sana diyor.
Bu sizin iletişim şekliniz olabilir ama Buse buradan...
...ayrılacağınız sonucunu çıkarabilir. -Demeyin.
Yok canım.
Lütfen Buse'ye rahat olabileceği, mutlu olabileceği bir ortam yaratın.
Birbirinizi sevdiğinizi gösterin ona.
Ben miyim o şimdi?
Bitmedi, toplantı bitmedi.
-Bitmeyen toplantı. - Ayy!
Ayşeciğim, seni gazlamak istemiyorum ama bana bile fenalık geldi.
Bu nasıl bir toplantıymış? Bir tuhaflık var kesin bunda.
-Volkan. -Ayşe, hoş geldin.
-Hoş bulduk. Ne haber? -İyi vallahi. Sen?
İyiyim. Bir şey diyeceğim. Benim 20 dakika önce burada toplantım vardı.
20 dakikadır bekliyorum. Lütfen patronuna söyler misin?
Eğer onunla toplantıya geçemezsem, okula geç kalacağım.
Okula mı başladın? Çok sevindim.
Okula başladı. İstersen müfredatını sayar ama...
...konumuz o değil canım. Sen dediğini bir yapsana.
O sohbet falan değildir, toplantı uzamıştır.
Biraz bekleyin, çıkarlar birazdan. Benim işim var şimdi.
Nasıl uzun sürmüştür? 20 dakika uzar mı bir toplantı?
Böyle profesyonellik de hayatımda hiç görmedim.
Kendi masamda oturamıyorum. Başkasının masasının ucuna oturmuş bekliyoruz.
Toplantıya giremiyorum. Kerem orada, ben burada.
Her şey çok garip. Gittikçe de garipleşiyor.
Bas git kızım ya! Ne duruyorsun?
Afakanlar bastı bana. Başlatmasınlar toplantısına da bir şeyine de.
Git sen. Niye bekliyorsun bu kadar?
Yok, gerçekten gitmek istiyorum.
Ama gitmeden önce Kerem'e iki çift lafım var.
Ben kendimi yiyeceğime Kerem kendini yesin.
Hah, Ceyda Hanım.
Ayşe Hanım'ın Kerem Bey'le toplantısı vardı. Bayağı bekliyoruz biz burada.
Gelen giden yok. Kimse bir şey söylemiyor.
Kerem Bey'e söyler misiniz, biz burada bekliyoruz.
Toplantısı uzamıştır. Ne var ki bunda? Normal bir şey.
Tabii doğal olarak herkes alışık değil bu duruma ama.
Siz burada beklemeyin, burada dikilmenize gerek yok. Bitince haber verirler.
Gel bir tanem, biz şöyle birkaç dakika daha bekleyelim.
Sakin sakin şurada. Tatlı tatlı bekleyelim.
Geldim.
Dernek olarak şeffaflık politikamız var.
Nakit para da kabul etmiyoruz. Paraya da dokunmuyoruz.
Burs verdiğimiz öğrencilerin isimlerini de, adreslerini de...
...dekontlarını da size yollayacağız.
Harika. Görüyor musun?
Benim zaten sizden yana hiç şüphem yoktu.
Hesabınızdan takip ediyorum sizi.
Bir şey söylememe izin verin.
Siz insanlığın ve ülkenin yüz akısınız.
Sadece kendimizi mutlu etmek için çabalıyoruz.
O da insanların yarasını sararak mümkün oluyor.
Ee şey, Kerem Bey, bölüyorum ama...
...Ayşe Hanım geldi de biraz acelesi varmış.
Evet Feza, bölüyorsun. Görmüyor musun, benim de misafirim var.
Söyle beklesin.
Ya siz söyleseniz.
Fezacığım! Çıkar mısın canım? Hadi!
Çıkarım.
Çıkarım.
Aha, bak, elleri ayrı çizmiş. Tabii ki elleri ayrı çizer.
Bir kere bile kızının yanında benim elimi tuttun mu?
Seni seviyorum dedin mi bana?
İlla lafla mı oluyor kızım? Ben daha sana ne yapayım?
Gururumu okşa. Allah Allah!
Canım de, aşkım karım de.
Ayımsın sen benim de.
İşte sen benim yüreğime doğan güneşsin de.
Diyemem ben öyle bayan lafları.
Ay, bayanın batsın!
Neyse.
Ne yapıyorsun lan? Nereye?
Kahveye gidiyorum.
Rıza, otur şuraya. Âşıklar gibi prova yapacağız. Otur!
-İyi. Hadi yap. -Hıh.
Bak şimdi, Buse içeri girdiğinde...
...sen şöyle kafanı böyle hafif eğeceksin...
...ondan sonra bir bana bakacaksın, bir Buse'ye bakacaksın, diyeceksin ki...
...ay, kraliçemle prensesim.
Hah, hadi yap.
Ay, kraliçemle prensesim.
Rıza, bana doğru oynar mısın?
Ay, kraliçemle prensesim.
Rıza ya, duyguyu ver.
Bir tık yüksek oyna. Bana geçmedi.
Ne diyorsun kızım? Ne geç...
Ne anlatıyorsun sen?
Rızacığım, âşıklar gibi davranacağız, sonra da dudaktan öpüşeceğiz.
-Çocuğun yanında? -He, çocuğun yanında.
Çocuğun yanında öpüşmedik diye böyle oldu işte benim kızım zaten.
Dudaktan öpüşmenin de provasını yapalım mı?
Gel.
Tamam o zaman.
Her şey için çok teşekkür ederim.
Biz teşekkür ederiz.
Ceyda Hanım da muhasebeye iletir zaten.
Her ay düzenli ödeme yaptığımızdan emin oluruz.
Peki, çok sağ olun.
Hah.
Ayşeciğim, çağıracaktım ben seni toplantı için.
Ee, daha bitmedi benim toplantım.
40 dakikadır bekliyorum Kerem Bey. Benim de işlerim var.
Ayrıca hanımefendi ayaklanınca toplantınızın bittiğini düşündüm.
Ayşeciğim, sen bırakıp gittiğinden beri buralar eskisi gibi değil.
Daha doğrusu olması gerektiği gibi.
Senin triplerinle, duygusal dengesizliklerinle uğraşacağımıza...
...çalışıyoruz biz, mümkünse. Müsaade edersen eğer.
Ceyda, sen de müsaade etsen de biz bir yalnız mı konuşsak?
Bir çıkar mısın lütfen?
Kerem.
Hayır, Ceyda kalıyor.
Ceyda Hanım, Ayşe Hanım'a sözleşmesini uzatın.
Önceden de konuyu anlatın ona.
Ben şu an Ceyda'nın bana hiçbir şey anlatmasını istemiyorum.
Bir şey anlatacaksan sen anlat.
Pardon, siz anlatın Kerem Bey çünkü başka türlü ben anlamam.
Ayşe, seni burada görmek istemiyorum artık.
Bak, başka bir şey isteseymişsin olacakmış.
Başka bir şey istemiyorum.
Sözleşmeyi fes ediyoruz. Artık marka yüzümüz değilsin.
Burada detayları var.
Tazminat için istediğin meblağı yazabilirsin.
Evet, Ayşe Özkayalı.
Meblağ kısmını boş bıraktık.
Sıfırlar konusunda cömert davranabilirsin.
Hani derler ya, bir an önce bu iş bitsin.
Üzgünüm Kerem Bey, Ceyda Hanım...
...ama beş yıl daha beni burada görmeye devam edeceksiniz.
İnternet sitenizde, posterlerde, yani her yerde beni görmeye devam edeceksiniz.
Ama kovabiliyorsanız kovun bakalım.
Hodri meydan.
Sen merak etme Kerem.
Ben bu işi hallederim. Bugün değilse bile yarın.
Ayşe Hanım, iyi misiniz?
Herkes bir beni dinlesin.
İki saniye işiniz bırakın, beni dinleyin.
Arkadaşlar, Ayşe...
Ayşe Özkayalı bundan sonra hiçbir ayrıcalığı yoktur.
Herkesle eşit şartlarda buranın bir çalışanıdır.
Kerem, ne oluyor abi?
Bir şey olmuyor.
Herkese ait olduğu yeri anlatıyorum.
Ben zaten burada herhangi bir çalışan gibiydim.
Öyle kalmaya da devam edeceğim.
Kendisinin kimseden farkı olmadığı gibi...
...pozisyonu ve görevi ne gerekiyorsa bundan sonra onu yapacak.
Zaten yakında da aramızdan ayrılacak. Anlaşıldı mı?
İyi.
Şunlara bak ya.
Şunlara bak, şun...
Şunlara bak.
Kerem'le Ceyda, siz ne yapıyorsunuz?
Şu yaptığınız şeylere bakar mısın?
Sen kimsin? Sen beni paranla...
...paranla sen beni başından atabileceğini mi zannediyorsun?
Sen kimsin ya?
Tamam, sakin ol.
Sakin ol kızım.
Şimdi sen ne istiyorsun? Ne istediğini unutma.
Sen her normal insan gibi işini gücünü yapmaya devam etmek istiyorsun.
Ama bunun alt metninde ne var?
Kerem'in hayatını zindana çevirmek var.
Ama bunu yaparken de ne yapıyorsun?
'Cool' oluyorsun. Sakinleş.
Sakinleş Ayşe.
Sakın! Sakın bir şey söyleme!
Tamam. Konuşmuyorum.
Bir şey demiyorum.
Gülme.
Mimik yapma, yapma.
Ayşe, çok özür dilerim.
Tutamadım kendimi çünkü böyle gergin anlarda bana...
...gülme geliyor.
Ya şimdi sen böyle fakir ama gururlu kız hâlleri yapıyorsun ya...
...o paranı istemem falan.
Yani sanki biz de senin hâlâ...
...hâlâ Kerem'in peşinde olduğunu anlamıyoruz sanıyorsun.
Ah sizin, ah sizin şu kurnazlığınız yok mu!
Ay, yine mi? Sakil sakil hareketler. Ne yapacaksın?
Yok, senin ateşin çıkmış Ceyda, yanakların kızarmış.
Ben sana yardım edeyim.
Ayşe, ne yapıyorsun? Şaşırmışsın sen! Saçmalama!
Yapma şunu!
Ayşe, yapma diyorum! Yapma!
Ya yapma! Yeter!
Sana yeter!
Sana yeter artık Ceyda.
Bir daha bu kadar kolay kurtulamazsın.
Ciddiyim.
Ruh hastası manyak!
Ayşe Hanım, Ceyda Hanım'ı gördünüz mü?
Hiçbir yerde bulamadım da.
Doğru yere bakmamışsın demek ki güzelim.
Ceyda Hanım...
Hadi görüşürüz.
Doktor var mı?
Ceyda Hanım, iyi misiniz? Ne oldu?
İyi gibi mi gözüküyorum? Saldırdı bana.
-Ayşe Hanım mı? -Başka kim olacak?
Sen onun buradan çıktığını gördün, değil mi?
Gördüm ama...
Ama ben bunun hesabını ona soracağım.
Kerem, bir iki dakikan var mı?
Ceyda, beş dakika sonra gelsen.
Olur.
Dur, dur, dur!
Senin üstün başın... Ne oldu sana? Bir otursana.
Ne oldu? Gel.
Çok kötü şeyler oldu Kerem.
Kim yaptı sana bunu?
Eski karın.
Nasıl ya?
Beni tuvalette sıkıştırdı.
O önce orada kovadaki pis suyu üstüme döktü.
İnanamıyorum! Sonra saçımı falan çekti.
Beni o küçücük alanda oradan oraya savurdu.
Buna inanamıyorum! Hiçbir şey yapamadım!
Hiçbir şey yapamadım!
Ne yaptığını sanıyorsun sen?
Ne diyorsun? Ne yapmışım ben?
Ceyda'ya yaptıklarını diyorum. Nasıl cesaret bu?
Hangi devirde yaşıyoruz?
Kerem, ne yaptım? Bir su fırlattım, o kadar.
O da hak etti ama. Artık burama kadar geldi.
Önce pis su atmışsın, sonra da dövmüşsün kızı.
-Daha ne olsun? -Ne?
Benim şirketimde böyle şeylere asla izin vermem Ayşe. Kendine gel.
Ne diyorsun Kerem? Ne dövmesi?
Hiç kimseyi dövmedim ben. Saçma sapan konuşma.
Ha, sen Ceyda'ya mı inanıyorsun?
O yalancıya mı inanıyorsun? Yalan söylüyor.
Bunları daha fazla duymak istemiyorum. Lütfen.
Bir daha da böyle saçmalıklar olmasın.
Umarım beni anlamışsındır.
Sen bana inanmıyor musun?
Konumuz bu değil. Su atmak da aynı şey.
Burası bir iş yeri ve ona göre davran diyorum.
Şu an bana haksızlık ediyorsun.
Biliyor musun? İnsan, insan bazen...
...karşısındakine fazla değer veriyor. Haddinden fazla değer veriyor.
Geriye bakınca da en çok buna üzülüyorum.
Kerem Yiğiter gecelere geri döndü.
Hay ben sizin yapacağınız haberi!
Yengeciğim, ne yapsınlar? Sonuçta büyük haber yani.
Eski 'playboy' Kerem Yiğiter yeniden bekâr, sahalara geri döndü...
...haberini yapmasınlar mı?
Yapsınlar abi, niye yapmasınlar?
Ayrıca benim umurumda bile değil, istediklerini de yazsınlar.
Tabii insan bir şey olur ama sen umursamıyorsan.
Hayır.
Ayşe, kız bak, aklıma ne geldi.
Bir tane Şakir amca vardı, hatırlıyor musun Şakir amcayı?
Ee?
Yenge, Şakir amca bize hep anlatırdı...
...Almanya, Berlin falan, bir şeyler derdi.
Biz de hep heves ederdik bununla.
Hatta Ayşe bir tutturmuştu, 'dan' 'schön'...
...millete Almanca teşekkür ediyordu.
Ben hiç öyle bir şey hatırlamıyorum abi. Anne, sen hatırlıyor musun?
Yok, vallahi ben de hiç hatırlamadım.
Neyse, keşke bir fırsat olsa da şöyle bir gitsek Berlin'e falan.
Görsek oraları ne güzel olur, değil mi?
Evet, vallahi ya! Hem de bu adı batasıca Kerem'i de artık görmemiş olursun!
Yeni bir hayat yani, rüya gibi, değil mi?
Abi, sana bir şey soracağım ya.
Sen acaba böyle siyah arabalı bir tanıyor olabilir misin?
Ee...
Bu mahallede dolanıp duruyor da siyah arabalı.
Siyah, araba alırken en çok tercih edilen renkmiş, biliyor musun?
Tabii tabii, siyah çok tercih edilir abi, haklısın.
Tamam lan, Allah Allah, tanıyorum!
Kız, çok malı mülkü varmış ya.
Ne olmuş yani yenge?
Ne yapayım? Öküz gibiydi karşıma çıkan kimse o.
Öküzün biriydi resmen.
Ben bir kardeşimin yanına geçeyim, özledim kız seni.
-Gel, gel Erkutcuğum. -Kızım, o kendisi değilmiş lan.
Bu, onun kuzeniymiş ya, vallahi, kuzen bu.
Abi, kuzeni ne ki kendi ne olsun? Allah Allah!
Öyle deme ya kızım, bu kuzen çok başka kuzenmiş.
Bir kere çocuk yani acayip yakışıklıymış.
Bir de ağzında, dilinde Ayşe de Ayşe, başka bir şey demiyormuş ya.
Abi, bana bak, onları uzak tutuyorsun benden.
Sakın bulaştırma. Sakın diyorum bak.
Kız, delirme ya.
Bak, böyle kısmet çıkmaz bir daha karşına.
Çocuk evlenmemiş, bir eksiği gediği yok. Hem daha genç.
-Daha ne istiyorsun ya? -Evet.
Genç, yani genç ne demek yenge? Ne oluyor genç olunca?
Ayşe, yengem, ben sana bir anlatayım istersen, dul kadın dediğin--
-Dul mu? -Evet, nesin sen? Dulsun.
-Allah Allah ya! -Evet, dulsun.
-Yaşlısı olur, çocuklusu olur. -Böyle tip tip adam gelir.
Daha benim aklıma neler geliyor da dilim varmıyor söylemeye.
Bence sen bu çocuğu bir gör, ondan sonra da al.
Ayşe Özkayalı'sın sen, aptallık etme.
Yenge, abi, yani...
...ben sizin özünüzde bu kadar bağnaz...
...bak, üstüne basa basa söylüyorum, bu kadar...
...bağnaz olduğunuza inanmak istemiyorum.
O yüzden ne olur şu televizyonu açar mısın? Sinirimi bozmayın benim.
Bir dakika kız, ne televizyonu?
Yenge, televizyonu açar mısın? Aç şu televizyonu ya!
Kalk sen de git abi şuraya.
İyi, al.
Magazin turumuz devam ediyor.
-Sesini de açayım da. - Aç yengem, aç.
Kerem Yiğiter öyle bir yakalandı ki. Az sonra!
İyi akşamlar.
-İyi akşamlar oğlum. -İyi akşamlar.
Hoş geldin abi.
Niye daha yemek hazır değil?
Açım kızım ben ya, saat kaç oldu!
Açım ulan, aç! Ben akşama kadar çalıştım, yemek niye hazır değil?
Çıldırma hemen ya, Allah Allah! Hazırlayacağız şimdi.
-Allah Allah. Açım diyorum sana, aç! -Tamam, sus!
Kız.
Halasının güzeli, gel.
Şey yapalım mı o zaman?
-Ben hazırlayayım, sen ye. -Tabii.
Naz... Nazlı'm, gülüm.
Aşkım.
Hatta ve hatta birlikte hazırlayalım hayatımın anlamı, değil mi?
Sonuçta biz hiç ayrılmayacak bir aile olduğumuz için.
Tabii, hadi.
Buse, kızım, hadi sen de gel bizimle.
Salataya yardım edersin.
-Ayran karıştırırız beraber. -Tabii.
Gel ki âlem bir mutlu aile tablosu görsün de yüzleri gülsün.
Ya, evet.
Biz sizin bu hâlinizi görünce buradan gülüyoruz zaten.
Tövbe tövbe.
Ben tuvalete gidiyorum.
Hadi git anneciğim.
-Dikkat et. -Aman, maşallah benim kızıma.
Allah! Ben ne yaptım ya? Niye atıyorsun?
Oğlum, niye dalga geçiyorsun çocuğun yanında lan?
Ulan Nazmiye, senin yüzünden soytarı olduk ite köpeğe.
Benim yüzümden niye? Ben mi dedim sana...
...böyle ayı ol da kızımızı üz diye?
Nazmiye bak, doğru konuş.
Nazmiye değil, aşkım diyeceksin ya!
Bekle, derim!
Hayatımda bu kadar gıcık bir kelime daha duymadım.
-Senin adın var, daha gıcık. Rıza! - Of, of!
Abi, yenge, ne yapıyorsunuz?
Kız şurada tuvalete gitti, yapmayın artık ne olur.
Buse üzülüyor görmüyor musunuz, farkında değil misiniz?
Tabii siz ne anlarsınız ki? Çocuk korkuyor, korkuyor.
Siz ayrılacaksınız diye korkuyor.
Siz anlamazsınız tabii, ayrılık ne bilmiyorsunuz ki.
Üzmeyin şu çocuğu artık, hayal kırıklığına uğratmayın ya.
Bu niye boş konuşuyor ya? Ne anlatıyor bu böyle büyük büyük?
Sen ne oturuyorsun? Hadi mutfağa.
Hadi!
Bir, iki.
Hadi.
Bir iki.
Bravo!
Yoruldum ama.
Hadi ama Kerem, sıkıldım.
Ne?
Ha.
Ne yapacaksın?
Bilmiyorum ki Nermin'e de söz vermiştim, ekersem ayıp olur.
Canım, benim bu gece acil bir işim çıktı.
O yüzden iptalim ben.
Başka sefere yapalım, tamam mı?
İyi, tamam.
Ve günün kazananı Nermin oldu.
Ama biliyordum kardeşim, bu kurt avukat Nermin'in...
...seni bu kızlara yedirmeyeceğine adım gibi emindim!
Tanıdığım ettiğim bir insan.
Başkasını çekemem.
Sen de haklısın.
Ne o? Kartlar yeniden mi dağıtılıyor yoksa?
Dişçi Aysel mi?
Yok be, babam. Çabuk eve gel diyor.
Hayda! Muhsin amcanın hamlesi oyunu değiştirir kardeşim.
O zaman galibiyet kupasını Nermin'den alıp...
...Muhsin amcaya veriyorum. -Yeter, goygoy yapma.
-Hadi ben gidiyorum. -Ben buradayım biraz.
Niye?
Bana bak, Gonca'ya yakalanma yine.
Bana bir şey olmaz kardeşim, biliyorsun.
-Ben uyarımı yapayım. -Tamam.
- Hadi görüşürüz. -Hadi 'bye bye'.
Susuzluğunu giderecek yetişkin içkileri biliyorum.
Bara gel, sana da göstereyim.
Su...
Gel.
-Kuzum. -Annem.
Eşyalarımı bir türlü düzenleyip yerleştirememiştim de...
...öyle şey yapayım dedim.
İyi yaptın, iyi yaptın.
Ben de kuzuma bir bakayım dedim ya.
Bak anne, yıllardan beri bakmalara doyamadın zaten, bak.
Analık öyle bir şey işte.
Evlatlarına bakarsın bakarsın da doyamazsın.
Gel bakayım Ayşe, otur şöyle bir yanıma.
Geldim.
Anlat bakayım. Nasılsın?
İyiyim annem, iyiyim işte.
-İyisin? -İyiyim anne.
Hatta galiba biraz fazla iyiyim.
Yani herkes garipsediğine göre...
Ama iyiyim işte, öyle.
Başka ne cevap verilir, onu da bilmiyorum.
Kuzum, sen Kerem'e âşıktın ya.
Böyle bu kadar çabuk iyi olunur mu?
Âşıktım anne.
Olunmaz mı?
Bak, oldu işte.
Bana değil de Ceyda'ya inanan, onun iftirasına inanan...
...bir adamdan ayrıldığım için gayet iyiyim. Oldu.
O ne ki?
Aman annem, boş ver.
Eskiden insanlar aşkın unutulmayan...
...vazgeçilmeyen bir şey olduğuna inanırlarmış ama...
...unutulan bir şey anne, vazgeçilen bir şey.
Ben bunu kitaplardan öğrenmedim üstelik, Kerem'den öğrendim.
Vallahi iyiyim ben annem, inan bana.
İyi Ayşe, tamam.
Sen öyle diyorsan öyledir kuzum.
Anne, öyle. Ben artık Kerem'i sevmiyorum.
Unuttum ben Kerem'i, yok Kerem.
-Tamam Ayşe. -Anne, dur ya!
Tamam Ayşe, tamam kuzum, tamam.
Tamam kuzum, tamam, gel otur.
Tamam.
Görüyorsun işte anne, iyi değilim ya.
Biliyorum annem, biliyorum.
Özledim Kerem'i, vallahi özledim.
Kötüyüm yani.
Onu düşünmek, onu özlemek istemiyorum ama...
Biliyorum kuzum, biliyorum annem.
Her sabah artık onu düşünmeyeceğim...
...artık onu özlemeyeceğim diye uyanıyorum.
Ama sonra hemen aklıma geliyor.
Böyle beynimin içine gömmeye çalışıyorum...
...gitmiyor bir türlü aklımdan.
Bunu kimseye anlatamıyorum da.
Ne yapacağım anne? Hep böyle mi olacağım?
Yok kuzum, yok, böyle olmayacaksın.
Hepsi geçecek.
Bak, eskiler aşk unutulmaz demişler.
Ama bu da gelir, bu da geçer de demişler Ayşe.
Öyle güçlüsün, atlatırsın diye değil...
...zamanla geçer Ayşe.
Sen bu gelgit akıllı anana güven, inan.
Çok iyi olacaksın Ayşe, hepsini unutacaksın.
Anlat bakalım Kerem Efendi, seni dinliyorum.
Neyi anlatayım baba?
Neden hiçbir şey yokmuş gibi davranmaya çalışıyorsun...
...ondan başlayabilirsin mesela.
Çünkü bir şey yok.
İnsan biraz bağırarak konuşur ya!
Duyan var, duyamayan var.
Hülya.
-Samet, ödümü kopardın ya. -Ne oldu?
Galiba Ayşe'yle barışın falan gibi bir şeyler söylüyor hain babamız.
Olayı daha tam anlayamadım, izin verirsen.
Zaten yaparsa babam yapar, aslan babam benim.
-Samet, sus, vallahi canını yakarım. -Tamam, dur.
Oğlum, ben ilk defa mı ayrılan sevdalılar görüyorum?
Kim acı çekmeden unutmuş ki sen unutasın?
Ne yapayım baba? O, acı çekenlerin sorunu.
Ben gayet iyiyim, bir şeyim yok benim.
Mesela küçükken boşanmayı felaket sanıyordum.
Siz boşandıktan sonra her şey bitecekmiş gibi geliyordu.
Ama artık bu bahaneyle o travmadan da...
...kurtulmuş oldum, öyle bir şey yokmuş yani.
Şu an gayet iyiyim, onu söylemeye çalışıyorum.
İyiyim. Ölmedim, kahrolmadım, kendimi...
...yerden yere atacak kadar öyle bir acı da çekmedim.
Bir şeyim yok.
Ben senin acı çekmediğine inanmıyorum.
Nasıl, benim sözüme inanmıyor musun?
Hayır. Sözüne değil, ben senin acını görmediğine inanıyorum.
Bazen bir yerin ağrır, o sırada kendini oyalayacak...
...bir şeyler bulursun, ağrını unutursun ama ağrı daha sonra...
...çok daha şiddetli bir şekilde ortaya çıkmak için gizlenmiştir.
-Böyle bir şey. -Anladım.
Ama önerini anlayamadım.
Öneri değil, tespitim var.
Sen çok iyi bir iş adamı oldun Kerem.
Senin gibi baba.
Hayır, benden de fazla.
Bütün duygularını unutup...
...tamamen kendini işine veren insanlardan oldun.
Baba, ben sadece şirketin iyi noktalara gelmesini istiyorum, o kadar.
Kahve için teşekkürler.
Müsaadenle.
Ayy!
Kim var orada?
Ee... Şey...
Süt babacığım, sıcak süt almaya gidecektik de biz.
-Süt. -Evet.
Benim ömrüm bu gelini adam etmeye yetmeyecek.
Gelin demişken sen Ayşe'yi işten çıkaracaktın da...
...o kalmaya devam edecekmiş. Ne oldu o iş?
Evet, öyle bir inadı var maalesef ama...
...ben o inadını kıracağım onun.
-İyi geceler. -İyi geceler.
Bana hayır dedi ama...
...demek ki söylediklerim kulağının arkasına küpe olmuş.
Aferin Ayşe be.
Erkut!
Vay! Kardeşim, ne yapıyorsun ya?
-İyiyim. Sen ne yapıyorsun? -İyi, iyidir ya.
Ne yaptın, konuştun mu Ayşe'yle?
Tamam dedi, 'okay' dedi mi? Vallahi benim telefonum susmuyor.
Sürekli arıyor 'cousin'.
Dur ya, bismillah! O işler öyle olmaz hemen.
Oğlum, ben bir iki gün sonra gideceğim.
Vallahi ben bu işi halletmezsem...
...benim 'cousin' beni öldürecek, mahvedecek.
Hay Allah, nasıl yapsak ya?
Tamam, gel konuşalım. Hadi atla, atla gidelim.
-Tamam, dur geliyorum. -Erkut, gel sen kullan.
-Ben mi kullanayım? -Sen kullan.
Aa, vallahi mi lan? Lan!
Vay be.
Tamam be, tamam. Efsane araba ya, bayılacaksın.
Ana! Çok güzel lan.
Allah!
Vallahi güzel ha. Gel, gel.
Şimdi ne yapıyoruz?
Bunu böyle bastık...
-Niye gitmiyor lan? -El frenini çekmedin çünkü.
Şimdi? Allah, ulan! Hey!
Hani az önce böyle acayip acayip yüksek şeyler çalıyordu.
Açsana onlardan yine.
Açayım ya rap müzik tabii ki.
Heyt!
-'Schön', beğendin. -Çok iyi, çok.
-Güzel. - Heyt be!
Ulan Erkut be. Nereden nereye lan!
Baban görse gurur duyardı be.
Bak ne göstereceğim sana. Bunlar var ya, işte bizim Almanya'daki evimiz.
Oha, o ne biçim ev lan!
Kesin bana da oda çıkar oradan bir tane.
Tabii ki çıkar, oda çok bizde. Ev çok.
Bu da yazlık ev.
Burada da Ayşe'yle 'cousin' oturacak.
Eğer Ayşe istemezse kafasına göre, gönlüne göre...
...nasıl isterse biz ona göre yeni bir tane eve çıkacaklar yani.
Tamam canım, başka ev açın ona, o başka ister, cinstir o.
Hay Allah be!
Ulan var ya, sizi Allah gönderdi yemin ederim.
Sarılacağım lan ben vallahi.
-Erkuş, ne yapıyorsun ya? -Allah! Pardon.
Sen çarpacaksın kaldırıma, arabaya vuracaksın.
-Tamam ya, kusura bakma. -Bu çocuk oyuncağı değil ki kardeşim.
Heyecan yaptım iyi mi?
Tamam, çok sinirlenmedim de birazcık sinirlendim.
Aa, Erkut abi!
Oğlum var ya, kankacığım, ben bu işi her türlü yapacağım.
Öyle de olsa yapacağım, böyle de olsa yapacağım be!
Neden biliyor musun?
Çünkü benim için en önemli şey kardeşimin mutluluğu.
Ben halledeceğim bu işi, sen rahat ol.
İşte bu kadar be! Çok doğru söyledin.
O zaman biz bunu güzel bir rap müzikle kutlayalım.
Üç, dört!
"Almanya'dan geldim, Ömer ve Ayşe--"
Ya da şimdilik yapmayalım, mahalleye geldik zaten, gürültü olmasın.
Ben bir kızla konuşayım, oğlum, zaten sonra...
...çok rap yaparız ya.
Ayşe! Ayşe, uyan kız!
Kız kalk, kalk ulan, kalk!
Kalk, düğünümüz var ya, kalk!
Abi, ne yapıyorsun? Ne biçim giriyorsun odama!
Ne düğünü, ne diyorsun sen?
Ayşe, kalk lan, hadi bak, ne diyeceğim sana.
Şu Behçet var ya, sen onun kuzeniyle evlen be.
-Behçet. -Evet.
Behçet mi?
-Şu Almancı olan mı? -Evet.
Abi, seni Allah kahretmesin!
Ne Behçet'i, neden bahsediyorsun hâlâ?
Niye lan?
Ne demek niye? Sen hâlâ o işi mi kovalıyorsun?
Yok Behçet falan, evlenmeyeceğim ben kimseyle.
Kızım, kovalanmayacak gibi değil ki. Yemin ederim değil.
Bak Ayşe, bir fotoğraflar gördüm, inanamazsın.
Bir evleri var, üf! Ulan bir sürü iş yerleri var, çok güzel lan.
Ev ve iş yeri fotoğraflarına bakıp beni mi evlendireceksin?
Kardeşini evlendirecek misin yani? Helal olsun gerçekten sana!
Ayrıca böyle biri var mı ortada, onu bile bilmiyoruz daha.
Sabah sabah! Keşke şu çocuğun bir fotoğrafına baksaydın.
Bakarsın ya sen çocuğa, ne olacak? Behçet'in kuzeni işte.
Aynı onun gibi, yani böyle efendi, uslu, yakışıklı çocuktur.
Yakışıklı olmasa ne olur?
Her şey tip mi kardeşim ya?
Kusura bakma da ben o Behçet'i biraz gördüm...
...tabii uzun uzun konuşmadık da.
Yani gördüğüm kadarıyla gayet ne olduğunu anladım.
-Yok, öyle değil. -Öyle abiciğim.
Ayrıca kuzenini yollayıp benimle evleneceğini düşünen de...
...bence daha da 'tır. Nokta, bitti.
Nokta değil vallahi, virgül. Konuşalım şunu ya Ayşe.
Bana bak abi, yemin ediyorum şimdi giderim Rıza abime, derim ki...
...Erkut abim beni tanımadığım insanlara evi güzelmiş...
...fotoğrafları varmış diye veriyor diyeceğim.
Nikâhımı kıydı, yüzüğü falan da taktı diyeceğim. Benim sinirimi bozma.
Çekil ya. Böyle demezsem ben de Ayşe değilim.
Hayır ya Ayşe, dur ya, saçmalama Allah aşkına çocuk gibi.
Dur bir konuşalım, deme öyle.
Abi, çıkıp gider misin şu odamdan? Benim sinirimi bozdun. Çık git!
Bırakamam, vallahi yapamam.
- Abi! -Ne? Söyle.
Söyle güzel kardeşim, söyle ama güzel bir şey söyle. Evlenelim de--
Abi, çıldırtacaksın beni, bir git ya!
Gitmiyorum, hadi bakalım.
Telefonun çalıyor.
-Ayy! -Ne diyor?
Alo? Efendim, ne?
-Ne çekimi sabah sabah? -Ne çekimi ya bu saatte?
Kızım, ne çiziyorsun anneciğim?
Bunu çizdim. Güzel olmuş mu?
Olmuş.
Olmuş tabii, çok güzel olmuş canım prensesim, güzel kızım.
Çiz sen, çiz.
Aklımı kaçıracağım ya.
Ya, of! Ne yapsak olmuyor. Ne yapacağız?
Ulan Rıza, hepsi senin yüzünden.
Alo? Hoca Hanım, merhaba.
Böyle sabah sabah aradım, kusura bakmayın da.
Yani biz Rıza'yla aşkımızı Buse'nin gözüne gözüne soktuk...
...bir türlü inanmadı ya.
Ne yapacağız? Ne olur bir akıl verin, gözünüzü seveyim.
Aynen devam diyorsunuz yani?
Ha.
Aşkım ya, uyanamadım daha.
Bir beş dakika daha uyuyacağım aşkım.
Başardım. Bir kadın beni davet etti ve gitmemeyi başardım.
Bilseydin benimle gurur duyardın Goncacığım.
Ama bilmesen daha iyi tabii.
Ben uyandım. Dincim, hem de çok mutluyum. Niye?
Çünkü beraber uyandık.
Ya sen sabah sabah bir sevgi pıtırcığı olarak mı uyandın?
Ne bu sevinç?
Çok mutluyum Gonca, hem de deli mutluyum şu an.
-Öyle mi? -Evet.
Tanıdığım bir kadın, adını biliyorum, hatta sevgilim diyorum.
'Level' atladım resmen. İlişki dünyasında bir markayım.
Niye böyle mutlusun? Günaydın.
Günaydın.
Hatta şimdi sana kahvaltı hazırlıyorum. Neden?
Çünkü ben böyle bir erkeğim. Sevgilisiyle akşam eve gelip...
...onunla beraber uyuyup, uyanıp, ona kahvaltı hazırlayan bir erkeğim.
-Oley! -Sen de geç kalmıyorsun.
-Çekime yetişmemiz lazım. -Oley.
-Hazırlayınca çağır beni. -Tamam.
Kabul etsen var ya Ayşe...
...hiç böyle dertlerin olmayacak, biliyorsun değil mi?
Ne iş derdi, ne para derdi.
Oturursun evinde, kocanın parasını yersin, hem de Avrupa'da lan.
Gerçi senin daha zenginini ziyan etmişliğin var ama...
Ulan bunu ziyan etme be, bunu harcama kızım.
Bunun kıymetini bil be!
Abi, ne olur bir sus.
Sus gözünü seveyim, sus.
Zaten cinlerim tepemde. Ne olur.
Ne olur yapma ya, bu da kafa!
Sustuk, tamam. Ben sanki çok mutluyum.
-Bence çok güzel oldu. -Ayşe Hanım...
...Kerem Bey çekim için yapılan makyajı görmek istedi.
İyi. Gelsin, görsün o zaman, buradayım zaten.
Odasına gitmenizi istedi.
Öyle mi istedi bey oğlu?
Patron değil mi canım? Profesyonel davranmam lazım.
Ayşe, profesyonel davran, sorun çıkartma.
Patronumuz öyle istediyse öyle yapalım, gidelim odasına.
Bravo kız! Vallahi çok takdir ettim. Hadi kalk, yürü.
Abi, sen gelmiyorsun, ben gidiyorum.
Beni gıcık etme artık ya, otur şurada.
Allah Allah!
Benim de şu enseleri bir toplayalım.
Senin yüzün hep böyle miydi?
Bu makyaj normalde güzel durur ama seni biraz...
...seni biraz yaşlı göstermiş.
Bir sağına dönsene.
-Ne? -Bir sağına dön ya.
Bakayım.
Yaklaş bir, gel.
-Olmamış. -Beğenmedin mi?
Beğenmediniz mi?
Beğenmediniz mi Kerem Bey?
-Beğenmedim, çirkin olmuş. -Sensin be çirkin!
Ayşe, iş yapıyoruz burada.
Makyajına söyledim ayrıca, kişisel algılama bunu.
Kişisel algılamıyorum, öyle bir anda ağzımdan çıktı.
Ne yapsınlar Kerem Bey, değiştirsinler mi?
Tabii ki değiştirsinler. Sonra da bana göstermeye gel.
Kıyafetini de değiştir. Onu önceden onaylayacağım ben.
Olur.
Bu elbise aslında bizim öne çıkarmak istediğimiz bir parçaydı ama...
...senin vücudun bunu niye böyle bir...
Sana olmamış bu elbise.
-Söyle değiştirsinler. -Peki.
Bu ne?
Bu kombin olmuş mu sence? Söyle, başka şeylerle değiştirsinler.
Değiştirsinler, olur.
Bir, iki, üç...
-Bu nasıl Kerem Bey, beğendiniz mi? -Beğenmedim.
Beğenmedin mi? Neyini beğenmedin?
Kafanı kaldırıp bakmadın bile. İnsan bir önce bakar.
Hişt, sakin ol Ayşe, sakin ol.
Bu da senin işinin bir parçası.
Ama diyorsan ki ben bunları çekemem, böyle giy çıkar yapamam...
...bak, kapı orada, gidebilirsin.
Sen bana işkence etmeye çalışıyorsun, değil mi?
Ne işkencesi Ayşe, ne diyorsun? İşimi yapmaya çalışıyorum.
Sana işkence ediyor olsam bana bu soruyu soramazdın bile.
Lütfen Kerem, yeter artık, bırak beni diye yalvarıyor olurdun.
Demek yalvarıyor olurdum. Tamam o zaman, işimizi yapalım.
Ben de işimi yapmaya gidiyorum şimdi.
Aferin.
Yalvarmak neymiş ben sana göstereceğim.
Volkan, ne oldu? Beni çağırmışsın.
Yok 'bro', ben çağırmadım.
Ne oldu, ne istiyorsun?
Merhaba Kerem Bey. Ayşe çekimde...
...bazı sıkıntılar yaşadığından bahsetti.
Bu sıkıntıları çözene kadar da çekime devam etmiyorum...
...çekimi durduruyorum.
Benim hiçbir şeyden haberim yok. Ne gibi sıkıntılarmış onlar?
Kerem Bey, sizinle yaptığımız anlaşmaya göre--
Kaç saattir kıyafet giyip çıkarmaktan çekime başlayamadık bir türlü.
Ayrıca bunların hepsi kendi ürünleri ve bir türlü beğendiremedim.
Tamam, rutin işleyiş.
Hayır, değil Kerem Bey.
Evet, değil. Ayrıca makyajımı beğenmiyor.
Sürekli makyajımı yeniden yapmamı istiyor.
Yanaklarım tahriş oldu Serpil Hanım.
Ben şu an dava açsam davayı kazanırım, o derece.
Kazanamazsın da neyse.
Ne istiyorsunuz?
Bizim bir sözleşmemiz var Kerem Bey.
Sözleşmenize göre Ayşe'nin çekimlerini...
...isteğinize göre uzatamazsınız.
Yani belli bir saati aşması hâlinde...
...Ayşe çekim gününü de değiştirme hakkına sahip.
Sözleşmenin şartlarından haberdarım.
Ne istiyorsun şimdi, çekimi iptal etmek mi, günü değiştirmek mi?
Çekimi iptal etmek istemiyorum, bu kadar insan kaç saattir bekliyor.
İstediğim tek bir şey var, özür dile.
Ne için?
Beni küçük düşürdüğün için, bana işkence ettiğin için...
...Ceyda'ya inandığın için ve yaptığın her şey için özür dile.
Hâlâ çekimden mi bahsediyoruz?
Çekimden bahsediyorum. Özür dile Kerem.
-Özür dilerim. -Kerem, duyamıyorum.
Pardon Kerem Bey, duyamıyorum. Bir daha özür diler misin?
Seni çekimde zorladığım için çok özür dilerim.
Oldu mu, tamam mı?
Evet Serpil Hanım, bu benim için yeterli.
Teşekkür ederim, görüşürüz.
Evet, artık başlayabiliriz, hazır olduğumuza göre.
Canım ya, şöyle bir önümüzdeki ay...
...Avrupa seyahatine falan mı çıksak?
İşte yapalım bir çılgınlık ya, yapalım yani, güzel bir şey olsun.
Efendim?
Yok, yok, o kadarına Muhsin'i ikna edemem de...
...ama yani böyle güzel bir şey için de uğraşırım.
Canım, ben seni yarım saate arayacağım.
Hadi hoşça kal, görüşürüz.
Aa! Hoş geldin Melahatciğim.
Hoş bulduk Yelda Hanım.
Gel bir öpeyim ya.
Hayırdır, hangi rüzgâr attı seni?
Geç, geç otur.
Hayır, hayır Yelda Hanım.
Direkt hemen konuya gireceğim.
Bu bizim çocukları diyorum, güçlerimizi birleştirsek de...
...bunları bir araya getirsek ha?
Şimdi yani Melciğim, ne gerek var ki böyle bir şeye, değil mi?
Yapmayalım böyle bir şey.
Anam, sen de biliyorsun, bunlar severken ayrıldılar.
Biz bunları bir araya getirelim, bu iki inatçı keçiyi...
...sonra onları yola getiririz.
Yok, yok. Bence hiç gerek yok.
Niye öyle dedin?
Bak Melciğim, bak, canım benim.
Seni çok severim, biliyorsun. Sen böyle doğru, hakikatli bir kadınsın.
Malum tabii, iyi de bir annesin. Kızını da düşünüyorsun tabii.
Ama bence Ayşe'nin iyiliği için...
...söyle ona, Kerem'i unutsun, şirketten de çekilsin.
Ne diyorsun sen Yelda Hanım?
Ayşe'yi diyorum ayol, yani artık...
...Kerem diyorum, kendi hayatına bakıyor diyorum.
Ayşe'yi çoktan unuttu diyorum.
Hayır yani, kız üzülmesin diye söylüyorum.
Üzülmesin Ayşe.
Niye üzülsün ki benim kızım?
Benim kızım da hayatına devam ediyor.
Okula gidiyor, bir işi var.
Yani yuva kurmak zordur, yıkmak da öyle de.
Ben sen de benim gibi düşünüyorsun sandım, onun için geldim.
Ama şunu bilin, benim kızımın bundan sonra senin oğlunla hiçbir işi olmaz.
Uğurlar olsun.
Aa! Ay, bu Mel kesin bir iş açacak başımıza.
Başlayabiliriz abi.
Oo, güzel.
-Tamam, yeterli o. -Güzel, kesebiliriz.
Kapat, kapat.
Tamam Ayşe, diğer kombine geçebiliriz.
Güzelmiş.
Off!
-Keremciğim. -Ne var?
Oo, Nermin.
Kusura bakma, öyle bir an ne var dedim de iş tartışması yüzünden biraz gerilmiştik.
Ben de buralardan geçiyordum.
Hazır buradayken muhasebeye faturayı bırakayım dedim. Sana da bir uğradım.
Ne güzel tesadüf, biliyor musun?
Benim de aklımdan sen geçiyordun.
Aa! Aklından mı geçiyordu?
Bu tesadüf değil, anca yalan olur.
Otursana, biraz sohbet edelim.
Tamam.
Nasıl işler, keyfin yerinde mi?
-Sakin ol şampiyon? -Ne diyorsun abi be?
Kızım, kıskançlıktan gözün döndü, sakin ol diyorum biraz.
Ben mi? Ne kıskanacağım ya? O beni kıskanıyor, ben kıskanmadım ki.
Tamam Ayşe, devam edelim mi çekime? Hadi.
Kızım, anasının sarı şekeri, bak...
...biz babanla el ele tutuşuyoruz, görüyor musun?
Rıza.
Kızım, anan da ben de çok mutluyuz yani.
Değil mi? Mutluyuz yani biz.
Evet.
Biliyorum.
Ay, yavrum! Bak nasıl içine içine atıyor, aynı anası.
Annem, kurban olduğum...
...bak, bizim boşanacağımızı düşünüp...
...eğer böyle içten içe, derinden derine kahroluyorsan, olma yavrum.
Yoo, olmuyorum.
Sizin boşanmayacağınızı biliyorum.
Ee, ne çizip duruyorsun o zaman bunları? Vallahi etlerini çimdiklerim.
Millet de bizi iki gündür boşanacak sanıyor.
Kızım, bu resimler psikolojide o manaya geliyormuş da.
Onu diyor annen yani.
Evet, onu diyorum.
Ben sizi çizmiyorum ki.
Ayşe halamla Kerem abimi çiziyorum.
Allah iyiliğini vermesin ya!
Dur, ben geliyorum.
Ama güzel olmuş kızım resimler, yine de sen çok şey yapma, tamam mı?
Alo, Hoca Hanım, merhaba.
Biz şimdi Buse'yle konuştuk. Bir sıkıntı yok yani.
Yoo, yoo! Eminiz, eminiz.
Tabii, şimdi bizim Rıza'yla yani ne sosyal çekimimiz ne cinsel çekimimiz eksik.
Evet.
Ah Nazmiye ah!
Tamam, tamam. Hadi kolay gelsin. Selametle.
Hallettim.
Oha artık ya! Yuh! Oha!
-Ne oldu ya? Öpüştüler mi? -Hayır.
Bizden mi rahatsız oldun?
Evet, rahatsız oldum Kerem. Pardon, Kerem Bey.
Konsantrasyonum bozuluyor.
Karşımda vır vır konuşup duruyorsunuz.
Hayır, ne konuştunuz ki bu kadar, onu da anlamadım.
Ayrıca iş yapıyoruz burada, değil mi? İş yapıyoruz, iş.
Gel, biz odaya geçelim.
Ayşe rahat rahat çalışsın, biz de rahat ederiz.
Nereye?
Yani sonuçta burada iş yapıyoruz dediğim gibi, bakman lazım...
...izlemen lazım, onaylaman lazım. Burada bu çekimde şu an yanımızda...
...yanımda ve burada bulunman lazım.
Çünkü sonra beğenmiyorsun, bir daha bir daha giyiniyorum.
Bir sürü şey oluyor, uğraşıyorum yani.
Ayşe, şuna seni kıskanıyorum...
...gözümün önünden ayrılmanı istemiyorum diyemiyorsun da...
...öyle lafı dolaştırıp duruyorsun.
Alo?
Ayşe, şununla bir konuşsana.
Abiciğim, bir git, şu anda...
Allah Allah!
Ayrıca alakası bile yok. Ne sen ne senin diğer takıldığın insanlar ve...
...diğerleri hiçbiri umurumda değil. Hiçbiriniz umurumda değilsiniz.
Umurunda değilmiş gibi davran o zaman.
Sana...
Güzel kardeşim, ne yapayım ya? İkna edemiyorum kızı.
Evet, Nuh diyor peygamber demiyor Ayşe, ne yapayım yani?
Ne demiyormuşum? Ne yapmıyormuşum abi?
Dur bir!
Behçet bu, Behçet.
Bunun kuzeni tutturmuş...
...sen halledemiyorsan ben geliyorum o zaman Türkiye'ye, demiş.
Atlamış, bugün geliyormuş.
Bu arada, yarına mıydı, ondan sonraki güne miydi neydi bu çocuğun bileti...
...yakmış bileti. Paraya bak lan. Bugüne bilet almış, geliyormuş.
Uça uça geliyormuş. Ayşe'yi isteyeceğim, diyormuş.
Ne istemesi ya?
Bildiğin kız isteme 'ex' enişte. Bizim kızı istemeye geliyorlar da yine.
Daha boşanalı on gün olmadı. Millet sıraya mı girmiş?
Ne bileyim artık.
-Ver telefonu. -Al, konuş şununla.
Alo? Behçet.
Tamam, akşam buyurun gelin istemeye, beliyoruz.
Evet, evet. Doğru duydun. Bekliyoruz, akşam buyurun gelin.
Çıkın, çıkın gelin. Hadi görüşürüz. Abim sana detayları verecek şimdi.
Helal kız sana.
Alo? Tamam lan, dur, ben sana veriyorum şimdi, konum atıyorum.
Görüşürüz 'ex' enişte.
Devamına bakamayacağım galiba.
'Bro'...
...iyi misin?
İyiyim, çok iyiyim.
Duydunuz Ayşe'yi, hadi, hemen bitirin çekimi de...
...bak misafirleri gelecekmiş akşama, yetişsin. Hemen çıksın gitsin.
Teşekkürler Kerem Bey.
Hah, getirdin mi?
-Ayşe Hanım'ın sözleşmesi Kerem Bey. - Teşekkürler. Çıkabilirsin.
Evet, Ayşe Hanım...
...bana bu sözleşmeyi hatırlamayacaktın. Bunu sen istedin.
Afiyet olsun.
Abim!
Abim benim! Allah! Abim benim!
Ne bağırıyorsun oğlum kuyruğuna basılmış kedi gibi?
Abim, çok mutluyum. Vallahi bak, sana şu kadar söyleyeyim...
...bugün bizim geri kalan hayatımızın başlangıç günü.
Erkut, ne diyorsun oğlum? Bağırıp bağırıp durma, ne söyleyeceksen adam gibi söyle.
Ayşe'yi istemeye geliyorlar abim.
Lan!
Abi, abi, dur, Allah'ını seversen.
Senden boğazımı saklayacak değilim. Ne zaman istersen sıkarsın.
Ama şimdi bugün günü değil yani.
Şu kızı istesinler, bir verelim...
...sonra söz, ben kendim getireceğim sana boğazımı.
Oğlum, bu kız daha yeni boşandı, ne istemesi, ne evlenmesi?
Ulan, senin gibi abi de kardeş de olmaz olsun. Gel lan buraya!
Abi, sakin ol. Allah Allah!
Ayşe kendi istedi, ben bir şey demedim.
Erkut, bak, sen konuştukça benim avucumun içi kaşınıyor.
Bir de yalan söyleme lan! Gel lan buraya, gel!
Bir de utanmadan yalan söylüyorsun, terbiyesiz!
Kim bilir kimlerle numara çevirdin de Ayşe'yi başkasına vermek için...
...ne numaralar yaptın sen.
Ne numara çevireceğim abi, ben öyle şey yapar mıyım?
Ayşe kendi istedi diyorum. Bak, bu zayıfın arkadaşı var ya...
...onun bir oğlu varmış Behçet. Onun kuzenine istiyorlar Ayşe'yi.
Ben de Ayşe'ye sordum, tamam, olur, istesinler, dedi.
Oo!
Durun lan siz de! Gel lan buraya, yalancı herif.
Abiciğim, bana inanmıyorsan ararsın Ayşe'yi, sorarsın.
Ara, sor, sor.
Ara abi, ara.
Ara bakayım Rıza, ara, doğru muymuş.
Ara abi.
Ara bakalım ne oluyormuş.
Arıyorum lan, eğer dediğin gibi değilse var ya...
...ölümlerden ölüm beğen Erkut. Siz de kendinize kefen seçmeye başlayın.
Hadi bakalım.
Rıza abi arıyor.
Aman, Rıza abi beklemez, ara verelim.
Alo? Merhaba abiciğim.
Alo? Ayşe.
Bacım, bu Erkut geldi, istemeymiş bir şeymiş, saçma sapan şeyler söylüyor.
Bu senin canını sıkmadı, değil mi yine?
Evet abiciğim, doğru. Akşam beni istemeye geliyorlar.
Bacım, sen ne diyorsun, senin daha boşanman gündemden düşmedi.
Hah!
Bak, emin misin?
Evet abiciğim, kararlıyım ben. Gelsinler, istesinler.
Kızım, bak, benim cinlerim yavaş yavaş gelmeye başlıyor.
Kızım, sen daha boşanalı ne kadar oldu!
Bak, emin misin? Tanımayız etmeyiz!
Tanışırız. Yani insanlar kim kimi tanımıyor ki biz de tanırız birbirimizi.
Herkes bir tanışmış olur zaten, istemenin amacı bu değil midir?
İnsanların birbirini tanıması.
İyi, peki madem.
Ama bak, gözüm tutmazsa vermem, ona göre.
Tabii abiciğim, gözün tutmazsa vermezsin sonuçta.
Zaten vermezsin gözün tutmazsa abiciğim.
Kapattı.
Ne oldu? Hayır, ne oldu? Sorun ya, ne oldu?
Ne oldu Rıza Özkayalı?
Doğru söylüyormuş abi.
Adam haklı.
Haklıyım tabii, haklıyız herhâlde.
Yakayım mı lan bu kahveyi? Uslu uslu oyununuzu oynayın.
Şimdi hiç öyle sinir yapma Rıza Özkayalı, hiç.
Şu kardeşini bir tanı artık. Bir tanı be!
Benim yalan söylediğim, milleti kandırmaya çalıştığım nerede görülmüş?
Bir tane Erkut var, bir tane! Kıymetimi bilin!
Ölüp gitsem üzülürsünüz ha!
Abi, ben senin ne düşündüğünü biliyorum, rahat ol.
Sabri'yi düşünüyorsun değil mi sen?
Lan bir de o vardı.
Otur, sakin ol.
O iş bende. Ben çözüyorum, merak etme.
Hişt, yakışıklı, abime bir kahve yap. Hadi bakalım.
-Yaptığını farkındasın, değil mi? -Farkındayım, farkındayım.
Canım, sen boşanalı bir hafta oldu.
Tanımadığın bir adamla evlenecek misin, ne yapacaksın?
Gonca, saçmalama. Tabii ki evlenmeyeceğim.
Ee, yani hobi olsun diye mi çağırdın adamları?
Kerem o istemeyi basacak.
Yani âşık Kerem senin başkasıyla evlenmene izin vermeyecek, onu diyorsun.
Yani aşkından değil ama gururuna yediremediği için...
...ondan boşanır boşanmaz başkasıyla evlenme fikrini...
...kendine yediremediği için gelecek ve istemeyi basacak.
Tamam, plan çok güzel. Bayıldım, harika.
Kerem gelmezse ne olacak peki?
O iki arada bir derede ben bunu da düşündüm.
Kerem gelmezse B planı devreye girecek.
B planı. Neymiş bu B planı?
İki eli kanda da olsa çalışacak bir plan.
Basit ama etkili.
Hop! Kadir abi!
Kadir abi. Bekle, bekle abim.
Bekle.
Hayırdır, ne oluyor?
Abiciğim sorma, mevzu çok mühim.
Senin nasıl bir mühim mevzun olabilir ki?
Abiciğim, bu akşam Ayşe'yi istemeye geliyorlar.
Sabri'ye mukayyet ol. Ne kendi başını ne Rıza abimin başını derde sokmasın.
Peki, Sabri'nin haberi var mı bundan?
Orasını ben bilmem abiciğim.
Söylemesi benden, zapt etmesi senden artık.
Ulan ne bitmez çilem varmış benim.
Bu kızın ne acelesi var ki? Allah Allah!
İnsan biraz bekler, biz de rahat bir nefes alırdık.
Vallahi abiciğim, sen Sabri'yi zapt et, başka bir şey demeyeceğim.
Yoksa Rıza abim hepimizin birden ümüğünü öyle bir sıkar ki...
...oksijenimiz yetmez, o rahatsız nefesi de alamayız.
-Tamam mı abiciğim? -Tamam, tamam.
Bakarım ben bir çaresine, tamam.
Bak, ben insani görevimi yaptım. Kim yapar bunu abi?
Bir kıymetimi bilin artık. Ölsem üzülürsünüz.
Ayşe'm, nasıl oldum? Güzel mi?
Sen her hâlinde yakışıklısın Sabri.
Bak ya!
Bak, laflara bak. Nereden buluyorsun sen bu lafları?
Ayşe!
Alo? Ayşe, Ayşe'm.
Alo? Sabri, ne yapıyorsun?
Ayşe'm, ben de tam seninle sohbet ediyordum.
Ben...
Sabriciğim, sen istiyorsan benimle sohbetine devam et, ben kapatayım.
Yok, yok. Benim kafam karıştı bir anda öyle sen şey yapınca.
Yoksa canlısı varken yani... Sen söyle ya, söyle.
Sabri, akşam beni istemeye geliyorlar.
Hayır ya!
Hayır ya, hayır! Kerem, değil mi?
Kerem, değil mi? O itin tadı damağında kaldı, değil mi?
Off! Sabri, saçmalama, bir kendine gel!
Kerem niye bir daha istesin beni? Kerem değil tabii ki.
Nasıl Kerem değil?
Ayşe, ben daha yeni bir tanesinden kurtuldum.
Bak, ikinci ayrılığa ben dayanamam Ayşe. Kim o zaman, söyle, kim?
Almanya'dan görücü geliyormuş. Şu an yoldalar.
Gitsin, geri gitsin. Ben alırım biletini.
Almanya'dan geldiyse gitsin. Bana ne ya!
Gidemezler Sabriciğim. Bak, şu an yoldalar, geliyorlar.
Uçakta, geliyor yani, Türkiye'ye geliyor.
Sabri, bu akşam onların beni istemesini engelle...
...gerisini ben hallederim, tamam mı?
Tamam Ayşe, sen bir kapat.
Ne yapayım?
Kapat, kapat. Benim plan yapmam lazım, hadi.
Al. Kapattı.
İyi. Ne dedi? Ne oluyor şimdi?
Yani kapat, ben bir plan yapayım, dedi ama bakalım.
İnşallah bu B planına kalmazsın. Yani Sabri'ye kalmazsın.
Ama yani en olmadı...
...evlenirsin adamla canım, ne olacak yani.
Gonca, saçmalama. Tabii ki işe yarayacak.
Ayrıca Sabri'yle evlenirim daha iyi.
Sabri yavaş yavaş bu hikâyenin ana karakteri olma yolunda ilerliyor mu?
Sabri'nin yolu gibi.
Evet, lensi değiştirdim. Hazır mıyız? Bitti mi muhabbetiniz?
-Teşekkür ederim. -Afiyet olsun.
Yelda teyzeciğim, çok meraktayım.
Mesajınızı alır almaz geldim. Anlatsanıza.
Canım benim, aslında ben bu meseleye hiç karışmayacaktım, hiç girmeyecektim ama...
...bugün Melahat geldi.
Kerem'le Ayşe'yi barıştırmak istiyormuş.
Galiba Ayşe, Kerem'e hâlâ âşık ve belli ki Kerem'i unutması da çok kolay olmayacak.
Biliyorsun, Ayşe daha önce Kerem'in aklını çelmişti.
Canım benim, sen bu süre içerisinde hep Kerem'in yanında ol, olur mu?
Böyle arkadaşça, dostça. Ama çok da üstüne gitme.
Böyle Ayşe onu bunalttıkça sen ona nefes ol.
Çünkü yani biliyorsun, Kerem aşkına rağmen özgürlüğünü seçti.
Ayol, çocuğum böyle kendi olmak istiyor, özgür olmak istiyor.
Bu da ne demek oluyor?
Yani bir kadın ona özgürlüğünü verirse, onun kalbini kazanır, değil mi ama?
Yelda teyzeciğim, siz biliyorsunuz, ben her zaman Kerem'im yanındayım.
Ama siz de çok merak etmeyin. Çünkü Ayşe'nin...
...bu saatten sonra Kerem'in aklını karıştırabileceğini sanmıyorum.
Kendini yamayacak başka birini bulmuş çoktan.
Na-nasıl yani?
Yelda teyzeciğim, Ayşe'yi istemeye geliyorlarmış, inanabiliyor musunuz?
Şirkette duymayan kalmamış, herkese duyurmuş.
Çok içten söylüyorum, umarım her şey Ayşe'nin gönlüne göre olur da...
...o da bizim hayatımızdan sonsuza kadar çıkar gider.
Hah! Kerem Bey, Yekta Bey geldi. Odanızda sizi bekliyor.
Yekta Bey mi?
Tamam, sağ ol.
Yekta Bey, bu ne sürpriz.
Umarım güzel bir sürpriz olmuştur.
Güzel tabii. Buyurun, oturun.
Şirketle ilgili bir durum mu?
Yoo, hayır.
Ben buradan Asya ve Uzak Doğu'daki ortaklarımızı ziyarete gideceğim.
Gitmeden önce de seninle son bir kez sohbet etmek istedim.
Ne güzel, çok mutlu oldum.
Aslında sohbetten çok, ben sana bir hediye vermek istedim.
İyice meraklandım.
Kariyerimin ilk yıllarından beri bazı deneyimlerimi...
...bazı anekdotları ve alıntıları bu deftere not aldım.
Ve artık bu defter senin.
Yekta Bey, ne diyeceğimi bilemiyorum.
Çok teşekkürler. Çok incesiniz.
Bir şey değil.
Üniversiteden mezun olduğumda iktisat hocam verdi bana bu defteri.
Çok işime yaradı gerçekten.
Sonrasında da ben bütün deneyimlerimi, tecrübelerimi, bazı alıntıları...
...bu deftere kaydettim.
Ama bugüne kadar bu defteri kimseye vermek içimden gelmemişti.
Senin işine çok yarayacağı için sana vermek istedim.
Artık o defter senin Kerem.
Çok özel bir hediye bu.
Bundan sonra da defterin devamını sen doldur...
...ve senin gibi hak eden birisine devret.
Hiç merak etmeyin, hakkını vereceğim.
Peki.
Görüşürüz.
Yekta Bey, çok sağ olun tekrardan.
Bu arada başın ne zaman sıkışırsa, tesadüfen bir sayfayı aç ve oku.
Mutlaka sana faydası olacak bir şeylerle karşılaşacaksın.
Görüşmek üzere.
-Görüşürüz. İyi yolculuklar. -Sağ ol.
"Her zaman öngörülemez ol.
Rakibin ne yapacağını asla tahmin edemesin.
Dinlenirken çalışıyor gibi, çalışırken dinleniyor gibi görün.
Zayıfken güçlü, güçlüyken zayıf gibi görün.
Düşman seni uzakta bekliyorsa sen onu kalesinde vur.
Bazen olunacak en avantajlı yer, fırtınanın tam göbeğidir."
-'Bro', çekim bitti mi? -Bitti abi.
-Ayşe nerede? -Giyiniyor, odada.
Şimdi kendine bir paravan bul da saklan bakalım.
Abi, kız...
Neyse.
Ne yapıyorsun? Kerem, kapıyı çalsana.
Çok pardon, gerçekten.
Ama şirket benim ya, kapıyı çalmam gerektiğini düşünemedim.
Ne istiyorsun? Çekimi uzatacaksan kusura bakma ama çıkmam lazım.
Bak, eşyalarımı falan, her şeyimi hazırladım.
Yok canım, yapar mıyım öyle şey?
Mutluluklar dilemek için geldim.
Teşekkür ederim.
İyi, söyleyeceğin bittiyse çık.
Bir tek şeyi merak ediyorum, sen görücü sevmezdin.
Şimdi koşa koşa gidiyorsun. Hayırdır?
Gördüğüm kadarıyla sen de hazırlanmışsın. Galiba çıkıyorsun erkenden.
Daha hava kararmamış. Son aşkın Modamu'yu erken mi terk ediyorsun Kerem?
Hayırdır?
Akşam bir görüşmem var, ona hazırlanacağım.
Hiç şaşırmadım.
Şimdi beni istemeye geliyorlar ya, aman, hemen randevu ayarla kendine.
Tamam mı? Çıkar mısın artık lütfen?
Son bir şey daha.
Kahveleri dağıtırken kaçmaya kalkma sakın...
...bir daha benim gibi enayi bulamazsın.
Soğuk espri. Çıkar mısın artık?
Tekrardan mutluluklar.
Eğer ki bu yoldan dönecek olan olursa...
...o ki hiç âşık olmamıştır.
Eğer ki ikinci bir adam daha bu sevdaya engel olursa...
...bilin ki bu sevda hiç olmamıştır.
Lan felaket adamsın ha Sabri.
Acayip bir adamsın yani.
Gün Ayşe'yi kurtarma günüdür Sabo.
Artık Ayşe'yi ikinci defa kaybetmek yok.
Kaybetmek yok!
Kaybetmek yok! Artık kaybetmek yok!
Kaybetmek yok!
Nermin, koş! Anahtarı getir, çabuk, yakaladım.
Senin bir delilik yapmana engel oluyorum.
Baba, Ayşe aradı beni, Ayşe aradı. Baba, gitmem lazım benim.
Eminim aramıştır.
Sabri yetiş, beni istemeye geliyorlar, kurtar demiştir, değil mi?
Vallahi öyle dedi.
Hadi at odaya Kadir.
Kapat.
Açın ya! Kapıyı açın!
Anne, kaç defa dedim sana, bu kız iyi değil.
Şunu bizim doktora bir gönderin dedim.
Rızacığım, Allah Allah! Öküz altında buzağı arama, iyi işte.
Nasıl iyi ya, nasıl iyi?
Ben bile iyi değilim, o nasıl iyi olabiliyor?
Ay, buna düştü tasası, yedi bitirdi kendini.
Kız, cimcime bak, bu enişten de boş değil, bunu da seversin.
Sevmeyeceğim işte, sevmeyeceğim!
Erkut, bak daha şimdiden elin adamına enişte deyip de beni delirtme.
Rıza haklı, haklı, bu kız iyi değil.
Ne yapıyorsun oğlum sen?
Ayakkabımı temizliyorum anne.
Evde giyeceğim bu ayakkabıyı, ev ayakkabısı bu.
Vallahi bak, ısrar etmeyin ha, bütün gün bunu temizledim.
Elimde kalacak, sonunda o olacak.
Değil diyorum işte, bu kız iyi değil. Değil ya!
Allah Allah! Normal Ayşe'nin yapacağı hareketler mi bunlar?
Bu kız boşanalı daha on gün olmuş.
Ayşe hiç tanımadığı bir adamı eve çağırır mı? Hiç Ayşelik hareket mi bu?
Ah Rızacığım, dul olmak çok zor, dulluk çok zor.
Hele böyle gençsen, güzelsen.
Bir de böyle bizim gibi mahallelerde yaşıyorsan.
Vallahi bak, Allah göstermesin. Sana bir şey olsun...
...40 çıkana kadar şöyle bir beklerim, etrafıma bakarım.
Senen dolunca da artık başımı bağlarım.
Sonuçta küçük kızımız var, laf söz olmasın.
Kız, sus! Çocuğu hemen öldürdü, gömdü, Allah korusun.
Bırak anne, bırak. Ben bunun zevzekliklerine alıştım zaten.
Benim derdim Ayşe. Diyorum size, bunlar normal Ayşelik hareketler değil.
Aa! Nasıl hareketlermiş onlar abi?
Ne o elindeki? Ne yapıyorsun sen?
Bir git.
-Ne yapıyorsun kızım sen? -Abiciğim, ne yapayım...
...mutluluğumu takipçilerimle paylaşıyorum.
Bak Ayşe, güzel kardeşim, ben artık seni anlamıyorum yani.
Hadi Kerem ne cins bir şeymiş falan, bunları bir kenara bırakalım da...
...yahu daha sen boşanalı on gün oldu bacım.
Bu nedir? Önce bir dur, bir dinlen, bir kafanı dinle...
...bir acını çek. Bir sakin ol.
Yok abi, ben vallahi çok iyiyim. Bak, gayet iyiyim.
Oh! Her şey geçti, bitti.
İyi, güzel.
Demek bayağı kandırdın bizi yani, gözümüzün içine baka baka.
Vallahi ben seni bayağı âşık sanıyordum.
İşte âşıktım, oldu bitti, geçti. Neyse abi, sen hâlâ neyi soruyorsun?
Ayşeciğim, boş ver, boş ver.
Bunlar senin böyle direkt hayata adapte olmanı...
...doğrudan böyle ileriye, geleceğe bakmanı algılayamıyorlar güzel kardeşim.
Olay bu ya, sen boş ver.
Hem de ne ya, Allah Allah! Kızcağız yapmış evliliğini, yüzde onunu almış.
Ondan sonra şirketin reklam yüzü olmuş.
Oradan da kazanacak parasını her ay, yıllarca.
Bir de Almancı talibi var, daha ne olsun? Ah be Ayşe, aferin.
Helal kız sana.
Yakışıyor mu şimdi bu laflar sana?
Yakıştırıyor musun kendine bu lafları Ayşe?
Hadi tamam, şirketin yüzde onunu, şirketin yüzü olmayı bir kenara bıraktım.
Seni tanımayan bir adam seni istemeye geliyor, bu Ayşe'ye yakışıyor mu şimdi?
Ne tanımıyorsun abi? Nereden çıktı tanışmadıkları, bunlar tanışmış.
Şeyde, mahallede buluştunuz, değil mi? Söylesene kız.
-Abi, ne diyorsun ya? -Sen ne diyorsun?
-Ne diyorsun oğlum sen? -Bunlar buluşmuş diyorum.
Allah!
Ne diyorsun lan, ne buluşması?
Aa! Evlenecekler, flört edip buluşmasınlar mı?
Buse, hadi kalk, kalk halacığım, Erkut amcanın odasına koş.
Ne flörtü oğlum, ne flörtü?
Bu kız boşanalı daha bir hafta olmadı. Ayşe, ne diyor bunlar?
Bıraksana çocuğu oğlum, mosmor oldu.
Abi, flört yok. Yolda karşılaştık.
Öyle takip etmiş beni, ayaküstü konuşmak zorunda kaldım. Flört falan yok.
Ayrıca onunla da değil, kuzeniyle karşılaştım. Çocuk kim, görmedim bile.
Ben niye kimsenin kuzeniyle karşılaşmıyorum yolda?
Beni niye kimse takip etmiyor yolda Ayşe?
Oha! Daha neler, seninle mi flörtleşecek herif?
Erkut, sus.
Abi, flört falan yok, flört yok.
Normal sıradan bir isteme işte.
Bak, işte duydun. Hadi.
Bırak.
Ne hâliniz varsa görün be, ne hâliniz varsa görün. Karışmıyorum ben.
Çekil. Yok, öyle de deme abi.
Şey olarak düşün, ben laf söz olmasın...
...biri bir şey demesin diye istemeye gelsinler dedim.
Aman, sen yine çok şey yapma gülüm...
...yani artık genç kız değilsin, dulsun bir de.
Kur yuvanı git sen, boş ver.
Of! Yenge, sen de ne diyorsun, ne yapıyorsun? Sen bir sus.
Zaten benim istemelerim olaysız geçmez.
Kesin Sabri falan gelir. Sabri gelir.
Yoo, o iş halledildi, rahat olun.
Sabri hayatta gelemez. Gittim direkt Kadir abiyle konuştum.
Sabri tamam, evden çıkamaz o.
Burada camdan falan hiçbir yerden giremez içeri.
-Ne demek Sabri yok abi? -Yok işte kızım.
Sabri senin saadetine mâni olmayacak şekilde...
...kontrol altına alındı. Allah Allah!
Sen bunları düşünme güzel kardeşim.
Bugün senin en mutlu günün.
Ya da en mutlu günün iki.
Aslan abim, şu yakışıklılığa bakın şu adamın.
Ah!
Hepsini kaldırmışlar ya, hepsini ya!
Hainler! Ayıramayacaksınız beni Ayşe'mden!
Vallahi Ayşe bu sefer de o Almancıyla evlenir, beni teğet geçerse var ya...
...tüm Anglosakson camiayı yakarım ha!
Tüm İskoçya'yı buraya yığarım ha!
Vallahi kıracağım lan kapıyı.
Doğru bir şey mi yaptık acaba?
Deli gibi bir şey oldu bu.
Kadir, beni duyuyor musun?
Yemek hazır efendim, buyurun.
Hadi o zaman.
Kerem nerede ya? Tam yemek üstü nereye kayboldu?
Babacığım, ben onu gördüm, mesaj atıyordu, sonra fırladı odasına gitti.
Vallahi Hülya, harikasın, bu kadar ayrıntıya ben bile hâkim değilim.
Ee, gönül gözüyle bakıyorsun da ondan.
Pardon da babacığım, ben hangi gözle bakıyorum?
Bazen haset gözle baktığın oluyor.
Ya babacığım, olur mu öyle şey?
Baksana, kalbinin güzelliği gözlerine vuruyor Hülya'mın.
-Ne o hanım, niye gerginsin böyle? -Ay, ne bileyim Muhsin.
Şimdi böyle Kerem elinde telefonla hızlı hızlı çıkıyor falan deyince...
...böyle ben bir panik yaptım vallahi. Bu çocuk bir şey yapmasın?
Allah Allah, ne yapacak çocuk? Ne oldu?
Hah, geldi işte bak.
-Afiyet olsun. - Sağ ol.
Oo aslan kardeşim, bu ne şıklık böyle.
Çok önemli bir iş görüşmem var, oraya gidiyorum.
Oo, yalandan kim ölmüş Kerem? İki dirhem bir çekirdek ne iş görüşmesi?
Kerem, anneciğim, vallahi ben senin gözüne bakınca anlıyorum bak, ona göre.
Sakın bana yalan söyleme. Sen oraya gitmiyorsun, değil mi?
Nereye?
Ayşe'ye. Hayır yani, hiç söylemiyorsun da yani.
Ayşe'yi istemeye geliyorlarmış.
Aa! Skandal!
Hiç önemsemediysem demek ki.
Hangi Ayşe, nasıl? Yani bizim Ayşe'yi mi?
Hangi Ayşe? Hangi Ayşe, ne Ayşe'si olabilir?
Senin Ayşe, o yerlere göklere sığdıramadığın Ayşe.
Ya niye bu iş böyle ya? Kerem, kardeşim, sen bir an önce git.
Saçmalama Samet.
Bak vallahi boşandım diyen Ayşe senin kadar ağlamadı.
Abi, o şımarıklıktan yapıyordur böyle.
Hatta sırf inat olsun diye böyle bir işe kalkışmıştır.
Ne diyorsun lan sen?
İnat olsun diye insan kendine görücü çağırtır mı?
Ya, bak görüyor musun?
Senin o yere göğe sığdıramadığın insanlar bak neler yaptılar.
Bunların içi çiğmiş, içi.
Ayol daha on gün olmadı. Ayıp ya, ayıp yani!
Allah Allah, ne yapmaya çalışıyor bu kız ya?
Neyse, ben kaçayım, iş beklemez.
Keremciğim, annem, gözünü seveyim bak. Ne olur böyle sinirlenip de...
...sakın oraya gitmeye kalkmayasın, olur mu anneciğim ha?
Anneciğim, iş dedim. Halletmem gereken çok önemli işler var.
Niye inandıramıyorum?
Ay, babası, bak Allah aşkına bak, oğlumun güzelliğine bak.
Yakışıklılığına bak, anneciğim, annem.
Gel öpeyim anneciğim, hadi gel.
Bana bak, sen şimdi ne kızlar bulursun. Hınzır.
Onların ne canını yakarsın, değil mi annem?
İş anne, iş! Hadi size afiyet olsun.
-İki lokma bir şey ye de öyle gidersin. -Ama iş beklemez.
Ya hey! Kime diyorum ben?
Ay, bir sus.
Sus, benim oğlum büyük bir savaştan çıktı, sus artık Muhsin, Allah aşkına yani.
Gitsin çocuk kafasını dağıtsın, şöyle biraz ferahlasın.
Ne eğlenmesi ya? Çocuk kötü, görmüyor musun?
Kız da kötü, kendine görücü çağırtmış. Kötü bunların hâli, görmüyor musun sen?
Öyle, öyle yani.
Vallahi ben o kızı bilemem ama benim oğlum çok iyi.
Bak, bak, çocuğumun gözlerine fer geldi ayol, fer geldi.
Böyle bir canlandı, kendine geldi benim evladım.
Atlattı ya bu işi. Vallahi atlattı Kerem artık.
Mesela bazı insanlara şimdi bazı şeyler yakışıyor, değil mi?
Mesela benim oğluma çapkınlık yakışıyor.
Neydi o böyle evliyken, âşıkken ki falan o hâlleri ayol?
Böyle böyle boynu bükük gezip duruyordu. Bak, bak çocuğuma.
Allah Allah, anneye bak, anneye.
Ay, vallahi onu kız anneleri düşünsün Muhsinciğim.
Benim yapacak bir şeyim yok yani. Hadi, hadi afiyet olsun.
Olsun vallahi, olsun.
-Söyle 'bro'. -'Bro', müjdemi isterim.
-Acelem var biraz, söyle hemen. -Ya bırak şimdi aceleyi falan.
Kardeşim, bu daha önemli.
Siz boşandıktan sonra ben bir fazla üzüldüm ya.
Bir de spordan sonra gidip kızla takılmadım ya...
...abi, ben bir karar verdim, evlenme teklif ediyorum abi.
Oo, hayırlısı olsun kardeşim, hayırlısı olsun.
O zaman ben kapatıyorum, hadi iyi geceler.
Dur, dur, dur! Kapatma, kapatma.
'Bro', bu gece tam 12'yi bir geçe...
...Gonca'nın karşısına çıkıp evlilik teklifini ediyorum abi.
Niye 12'yi bir geçe diye sor.
-Volkan, gerçekten acelem var, niyeymiş? - Tamam ya.
Yarın Gonca'nın doğum günü çünkü kardeşim.
Hım, ne güzel, aferin, aferin sana.
Dediğim gibi hayırlısı olsun, hadi ben kapatıyorum.
Dur dur, bir dakika ya.
Bir şey diyeceğim ha.
Sakın böyle serserilik yapıp, gidip de şu Ayşe'nin isteme olayını basma ha.
Ya da bas ya. Bas anasını satayım ya.
Bas, siz de barışın, siz de evlenin, herkes evlensin.
Tamam Volkan, hadi sen de kendi işine bak, hadi.
Dikkat et ha.
Hadi bakalım.
Gonca, gülme. Gonca, gülme, aşk olsun kızım, gülme ya.
Ay, sinirlerim bozuldu, ne yapayım ya?
Gonca.
Gonca, başıma açtığım derde bakar mısın? Ben ne yaptım?
Ben ne yapıyorum, isteme bekliyorum. Giyindim, hazırlandım, isteme bekliyorum.
Beni istesinler diye bekliyorum. Kızım, ben ne yaptım ya?
Yani bu da bir deneyim sonuçta.
Öyle düşünmek lazım galiba.
Ayrıca Rıza abi seni çat diye onlara verecek değil ya canım?
Tabii canım, vermez.
Zaten beni onlara vermeye kalksa da ben eski Ayşe değilim.
-Gitmem. -Herhâlde yani.
Zaten Kerem gelecek.
Gelsin, görsün, kıskansın, delirsin diye yaptım ben bunu.
Gelecek, görecek, kıskanacak, bitecek. Ondan sonra konu kapanacak.
Yani sen hâlâ eminsin Kerem'in geleceğinden?
Eminim tabii canım.
O öyle yarım ağız gülümsedi ama ben onu gözlerinde gördüm.
Onun gözlerinde o kıskançlığı gördüm.
O gözlerinden ateş çıkıyordu kıskançlıktan.
Gözleri alev alevdi böyle.
Atlayayım ya.
Tüm çarşafı yorganı almışlar, atlayayım.
Lan!
Hah.
Vallahi artık çektiği kadar yani, ne yapayım?
Bu uğurda ölürsem de namım yürür be.
Kim sevdi lan bu kızı benim kadar?
Ay, yeminle vallahi bunların arabası daha güzel ha.
Geldiler mi? Kalkın kalkın, kalkın ya, hadi.
Ama bunların bir tane, Kerem abinin bir sürü vardı.
Sus kız.
Tabii tabii, bir tane var ama kuzen ne yaptı, biliyor musunuz?
Erkut kardeşim gel istersen sen sür arabayı, dedi.
Belki gerçek damat arabayı üstüme yapacak.
Ulan var ya, Kerem bir kere elletmemişti bile be.
Doğru diyorsun yengem, vallahi bak.
Onlarla biraz aramız mesafeli gibiydi ya, bunlar böyle bizim içimizden yani.
-İçimizden çıkmış gibi. -Aynen öyle olacak.
Size şu kadar söyleyeyim, Almanya'yı var ya...
...komşu kapısı yapacağım.
Zırt pırt gidip geleceğim, gidip geleceğim.
Hatta adımın önüne Hans bile koydurabilirim.
Hans Erkut Özkayalı. 'Schnell, schnell'.
Ne vuruyorsun ya?
Oğlum, ne biçim konuşuyorsun annemin yanında!
Ne biçim konuşuyorsun sen ya!
Adını Hans yapacakmış! Türk çocuğusun sen. Terbiyesiz.
Ama benim gözlerim seçmedi karanlıktan damadı.
Ya adam kapıda, kapıyı açarsanız seçer herhâlde.
Açsanıza kapıyı artık.
Ayşe, gülüm, geldi senin iki numara, hadi.
Bu çocuğa da kuzen kuzen dedik, adını bir türlü öğrenemedik ya.
Dur yenge, dur, açma. Dur üstüme başıma bakayım.
-Nasılım? -Dayaklık.
Hadi çocuklar ya, misafirler geldi.
Tamam, gelecek Kerem, gelecek, hadi gel.
Hadi kız, hadi hadi!
Açıyorum.
- 'Yo yo'! -Ne yaptın ya?
Gel hadi, gel gel.
Ben geldim, beni tanıyorsun zaten.
Gel gel.
İyi akşamlar.
Şey, o benim amcam, Necdet.
-Necdet amca, öpeyim elini. -Estağfurullah evladım, estağfurullah.
-Sen yoksa damadın babası mısın? -Baba benim, evet.
O zaman sana sarılayım ya, gel.
Ver üstün, ver. Ver bana, ver ya, ver, rahat et.
Ver, ver, ver. Çıkar, çıkar, hah. Şöyle rahat et ya.
Buyurun, buyurun.
'Willkommen, willkommen'.
'Danke'.
Ben alayım, alayım onu. Sen ver paltonu, hadi.
Terlik vereyim, terlik tabii.
Buyur, buyur abi, gelin.
Hah, bu da benim meşhur kuzen Ömer.
Merhabalar, beni kabul ettiğiniz için teşekkür ederim.
Hay maşallah. Ver yengem, ver, sen taşıma.
Aman estağfurullah oğlum. Buyur buyur, geç.
Estağfurullah kardeş, hoş geldin, geç.
Al yengem, terlik sana da vereyim, al.
- Hadi. - Buyurun, buyurun.
Geçin hadi. Hadi bakalım, hoş geldiniz.
'Willkommen' tekrar.
Ben tabii Almancayı konuşuyordum çat pat ama unuttuk şimdi.
Zamanla artık böyle gide gele, gide gele öğreniriz, değil mi?
Kızım, bu çocuk hiç fena değilmiş.
İnsanlar duyacak, rezil olacağız Gonca. Tuhafsın, hadi.
Hadi gel.
Kız Ayşe, otur hadi.
Gel.
Evet, şükür kavuşturana.
Tekrardan 'hallo'.
Hadi bakalım, hakkımızda hayırlısı.
Kızım, çocuk yıkılıyor.
Gonca, abartsaydın istersen. Eli yüzü düzgün diye sen de.
Sadece eli yüzü düzgün değil ya. Çocuk iyi yani.
Oturuşu kalkışı, bir şeyleri.
Geri zekâlı kuzeni gibi değil en azından.
Evet, o salak kuzeni gibi değil de...
Hayır, kuzeni böyleyse bunda da vardır bir defo.
Of, hadi Sabri, hadi Sabri.
Bu da benim ilk araba. Sıfır alırım hep.
Oo!
-Baba, sırası mı şimdi bunun? -Ne yapayım oğlum?
Direkt isteyelim mi kızı?
Yok babacığım, ben öyle bir şey demedim de hani...
...belli ki Rıza abinin pek ilgi alanı değil arabalar.
Baba, bana anlat ya, bana anlat. Ben bayılırım öyle şeylere.
Bakayım mı? Kurcalıyorum ha telefonu.
-Kreuzberg'de. -Vay!
Rıza abi, sen kahve işletiyorsun hâlâ, değil mi abi?
Ben hatırlıyorum da bir kere izinliyken gelmiştik, rahmetli dedem getirmişti.
Hatta oralet içmiştim abi ben.
-Maşallah, senin de hafızan kuvvetliymiş. -Fena değildir abi.
Çok iyiymiş ya. Mesela şimdi biz...
...oradan alsak bir araba, nasıl getirtiriz?
Yani getirtmek istesek nasıl oluyor o iş?
Bizim hakkımız var, değil mi amca?
Biz alacağız ya Erkut. İstiyorsan alacağız sana araba.
İsterim tabii ya.
Bakarız ya, kolay o iş. Hele bir akraba olalım da.
Tabii tabii.
Ya sabır.
İcap etmez. Gerekirse biz kendimiz hallederiz.
Ya parayı dert etme Rıza sen. O halledilir.
Denizde kum, bunda para.
Bak, bu da bizim 'imbiss'lerden biri. Şimdi biz bunlara kardeşlerle ortağız.
Bu ilkinde bunda işte Behçet duruyor. Bunda ben duruyorum.
Bunlardan da üç tane var bizde.
Ne bu ya? 'Imbiss' ne ki?
Biz bunlara 'imbiss' diyoruz da siz ne diyordunuz ya?
-Büfe baba, büfe. -Hah, siz büfe diyorsunuz.
Siz niye büfe demiyorsunuz. Biz hep büfe diyoruz, siz de büfe deyin.
Doğru ya.
Ben bunların...
Tabii canım, yani 'imbiss' olduğunu, büfe olduğunu biliyorum.
Benim de büfe demem lazım. Tabii, haklısın. Büfe.
- Kaynaştık şimdiden. -Evet ya. Büfe deyin ya.
Abi, senin de başını ağrıttık. Babam muhabbet olsun diye söylüyor.
Eyvallah kardeş, alışkınım ben. Var benim etrafımda böyle bir iki tip.
Aslan abim benim.
Kahve ne oldu Nazmiye?
Evet ya, gelsin alalım artık, ha?
Alalım derken?
Şey, isteyelim diyecekti abi, isteyelim. Hani onun biraz Türkçesi kötü ya.
Alınma sen ne olur.
Şey ama senin Türkçen iyi. Sen az mı kaldın Almanya'da?
Yok efendim, ben orada doğdum. Ama ben bunu biraz kafaya taktım.
İnsan ana dilini düzgün konuşmalı diye düşündüm.
Orada biraz zor oldu ama çok kitap okuyarak bunu aştım diyebiliriz.
Hım, aferin, aferin.
Bravo vallahi.
Ne oluyor şimdi, alacak mıyız kızı, almayacak mıyız?
Ayşe, gülüm, hazır mı kahveler?
Abi ya, bu herif çok sevimli değil mi? Baksana şuna, maşallah ya.
Rap de yapıyor ha. Müzik onun için bir tutku.
Tutku.
Yapmasa şaşardım zaten.
Ayşe, kızım, hadi kahveleri bekliyoruz.
-Anne, gitmiş olmasın Ayşe? -Kız!
Nereye gidecek?
Allah'ım bu gece sağ salim bitsin. Sen bana yardım et ya Rabb'im.
Kim gidecek, nereye gidecek?
O kadar uzun bir hikâye ki. Tam bir sezonluk.
Biz bir kaynaşalım, akraba olalım iyice, ben size zamanı gelince anlatacağım.
İnşallah.
Nereye kaçıyor ya, nereye gidiyor?
Cama dört kat silikon çektim, hayatta çıkamaz buradan.
Sizin atınız var mı, atınız?
-At? -Zenginler hep ata biner ya.
Daha alamadık da alacağız canım, kolay onlar.
Tabii canım, atsız olur mu ya?
Ben bir kahvelere bakayım.
Ben de bakayım, şimdi şey olmasın.
Oh, buradaymış.
Kız, Ayşe Ayşe diye sesleniyoruz, niye cevap vermiyorsun?
Konuşmaların gürültüsünden duymadık ki hiçbir şey.
Allah muhabbetinizi artırsın yenge.
Hişt, kızım, çocuk on numara ha.
Ah be abim, ah be! Kerem için de aynısını diyorsun, ne oldu?
Hâlâ diyorum, hâlâ diyorum tabii.
Lan sen Kerem'e dönecek ol, ben bunları hemen şutlarım, kovayım mı?
Saçmalama sen de ya.
Yani iyiler bak, kötü değiller, iyiler.
Ama bir Yiğiter zenginliği de yok açıkçası be.
Vallahi ben de arada kaldım.
Bunlara da daha yakın gibiyiz, ne yapacağız?
Ne yapalım, bence biraz susalım. Çünkü içerideler, duyacaklar.
Hadi içeri geçelim.
Abi, buradalar buradalar, getiriyorlar kahveyi.
Hadi hadi.
Hadi kızım, oyalanma sen de hadi.
Sen mi dağıtsan kahveleri ya?
Kız, seni istemeye geldiler herhâlde, değil mi?
Hadi, hadi hadi.
Sağ ol.
Yavaş.
Sağ ol anneciğim.
Sağ ol gülüm, eline sağlık.
'Danke'.
Ver koyayım.
Hadi Sabri, hadi. Hadi Sabri.
Kızım, hiç boşuna bekleme, gelmeyecek bence.
Gelseydi bu saate kadar gelirdi. Yolda başına bir şeyler gelmiştir onun.
Yok yok, biri gelecek. Ben biliyorum, hissediyorum.
Benim hislerim kuvvetlidir, ben yanılmam.
Dua et, Rıza abi seni şak diye vermesin onlara.
Biraz beklesin, azıcık düşünelim falan desin.
Artık gelelim lafın özüne.
Hah.
Efendim, ziyaret sebebimiz belli. Allah'ım emri, peygamberimiz kavliyle...
...kızımız Ayşe--
Kapı çalıyor.
Erkut, kim oğlum bu alacaklı gibi çalıyor kapıyı?
Kalk aç bak.
Siz devam edin, ben hallederim. Devam edin.
Ay, vallahi Sabri manyağı bu.
Yok canım, Sabri değildir. Değil mi Erkut?
Yok abi.
-Hoş geldin. - Hoş bulduk.
Gelsene.
Bu kadar erken beklemiyor muydun yoksa?
Geldin ya, önemli değil.
Ben bir üstümü değiştireyim, makyajımı tamamlayıp geleyim.
Ya da tamamlamasam mı acaba?
Sen nasıl istersen, kendini nasıl rahat hissediyorsan.
Tamam, ben hazırlanıp geliyorum.
Evet.
Yanımda ne kadar güzel, ne kadar şık olursan o kadar iyi.
Senin ne işin var burada? Hadi oğlum, hadi evine.
Hişt, lan bana bak. Lan!
-Seni niye saldılar lan? -Salmadılar abi, ben kaçtım ya.
Siz Ayşe'yi sevmediği birine verirken ben durabilir miyim?
Kaldı mı böyle bir şey bu devirde ya?
Oğlum, saçmalama. Sabriciğim, hadi evine, hadi lan.
Sabri, bak oğlum, görüyorsun, misafirlerimiz var oğlum.
Rıza, yapma, infazın var ya.
Yapma oğlum, yapma, kurbanın olayım ya.
Ben şimdi 'polizei' çağıracağım ya. Sen ne yapıyorsun?
FBI'ı çağır lan, INTERPOL'e haber ver. Kim durabilir benim karşımda?
-Abi, kim bu adam? -Artık ölü bir insan kardeşim.
Ay, Rıza! Yapma, bak infazın var. Bak, Alman vizesi vermezler.
Sana da aşk olsun abi.
Şu kızı herkese verdiniz, bana vermediniz. Benim neyim eksik be?
Ulan Sabri! Hişt, tamam tamam.
Sabri, çık dışarı.
Erkut, elini kana bulama.
Aa!
Aa, elini tuttum.
Ayşe, yürü, gidiyoruz.
Sabri, ne yapıyorsun? Abartma be, bırak şu elimi, bırak.
Sen benim evimde benim bacımın elini mi tuttun ha?
Abi, dur dur. Abi dur, senin infazın varmış.
Aa, gel lan.
Ha, gel lan.
Dur abi, sen açıl. Açılın bir.
Gel lan buraya.
Şimdi bir tane vuracağım ben sana.
Oh.
Vay.
Kreuzberg'de biz Ömer'le birlikte kursa gittik, tamam mı?
Orada öğrendik. O benden daha iyi. Daha iyi dövüşür.
Teyze bak, nasıl serdi adamı. Sen korkma, tamam mı?
Evet, gördüm, serdi ya.
Oh, eline sağlık.
-Maşallah. İyisin, iyisin. -Yok abi, estağfurullah.
-Zamanında gittik. -Yok yok.
Sabri.
Ben de severim bu kavga dövüş işlerini ama senin tekniğin var yani.
Hişt!
İyisin, iyisin.
Benimki daha kara düzen. Teknik şeklinde değil yani.
Yok be abiciğim ya, sen de şimdi kendine haksızlık etme.
Benim abim de yeri geldiğinde şiir gibi adam döver vallahi.
Ay, vallahi kocam diye söylemiyorum, döver.
Abilerim, abi!
Sabri bayıldı, bir şey yapacak mısınız? Ya öldüyse, ya bir şey olduysa?
-Ne yaptın Sabri'ye? -Ha, yok Ayşe...
...Hanım, merak etmeyin, iki saate kendine gelir.
Hım?
Bir şey yok ya bunda. İki saate kendisine gelir bu, değil mi?
Helal olsun ha. Ben onu götürürüm, siz ona bakmayın.
Hah, tamam tamam. Ben onu götürür, bırakırım bir yere.
Bak, bak, hiçbir şeyi yok. Gülüyor bak, gülüyor.
Dur ben bunu salayım dışarı.
-Götür bunu, götür. - Hadi bakalım.
- Ben bunu salar gelirim. -Sal bunu, sal.
Oluyor ya, bizim evde böyle şeyler oluyor bazen.
Geçin. Hadi kahvemizi içelim, hadi buyurun.
Hadi hadi, geç geç.
- Yok bir şey, yok. -Evet evet.
Ayşe, Ayşe.
-Çok güzel olmuşsun. -Teşekkür ederim.
Senin böyle kıyafetle falan pek işin olmazdı ama evlilik değiştirmiş seni.
Yok, hâlâ eski Kerem'im.
Bu gece özel bir gece.
Ama önce ufak bir işimiz var, onu halledelim...
...sonra bütün gece bizim, tamam mı?
Tamam.
O zaman halledelim şu işi de geceyi yemeyelim.
Buyur.
-Sabri'yi ne yaptın oğlum? -Abiciğim, ben hallettim o işi.
Tamam ya, artık kapatalım bu tatsız mevzuyu.
Meczup ya, bizim mahallenin meczubu. Yazık.
Deli ya, vallahi yazık.
Biz mahallece hep onu böyle seviyoruz, eğliyoruz onu, yazık.
İşte bak, yüzü burada bak. Zayıf abim anlatsın, anlat abi.
Öyle öyle, küçükken anası onu...
...salıncaktan düşürmüş derlerdi. Öyle de gitti bu çocuk.
O zaman tadımızı kaçırmayalım.
Yani ben zaten Rıza abinin, Melahat annenin...
...ve Ayşe Hanım'ın söylediğine bakarım. Gerisi beni çok ilgilendirmez.
Eyvallah kardeş.
Güzelim, seni bu çocuğa verirler, hazırlan, yolcusun.
Yok hayatım, süvariler yolda, ben güveniyorum.
-Dörtnala geliyorlardır. -Hadi bakalım.
Geliyordur, geliyordur.
Allah'ım sana ne günah işledim de bana bu çocuğu verdin ya Rabb'i.
Sabri, oğlum.
Allah'ım oğlumu öldürmüşler, buraya atmışlar...
...kendileri içeride eğleniyorlar.
Sabri, oğlum!
Oh!
Allah'ım sana şükürler olsun yaşıyor. Sabri, kendine gel oğlum.
Evet, nerede kalmıştık?
Hah.
Hişt!
Ayşe dediler.
Biri Ayşe dedi, duydunuz mu?
Yok ya, ben duymuyorum bir şey.
Tekrar baştan alıyorum. Allah'ın emri, peygamberin kavliyle...
...kızınızı--
Kapı çaldı ama. Kapı çaldı, duydunuz mu?
Ayşe demediler ama kapı çaldı.
-Duyduk duyduk, gülüyorsun. -Ha, yok.
Deli geldi yine.
Yok, yani dışarıdan müdahale olmadan imkânı yok uyanamaz.
Uyanır o manyak ya, uyanır.
Uyanır da ben şimdi öyle bir bayıltacağım ki uyanamayacak.
Sen dur, sen dur, ben onun bir ciğerini sökeyim.
Durun! Belki o gelmemiştir.
Rıza!
Aa, sen miydin?
Sabri çoktan gelmiş. Berk'e de haber verdiğini sanmıyorum.
-Başka birini bekliyorsan bilemeyeceğim. -Ne diyorsun sen Kerem?
Ayrıca bu kadının benim evimde ne işi var?
Şirketin marka yüzü olmaya devam kararında inat ettin ya...
...inadına devam et.
Bu sözleşmeyi bana iyi ki hatırlatmışsın.
Çünkü bu sözleşmeye göre...
...sen bırak evlenmeyi, benden habersiz adım bile atamazsın.
Şimdi...
...ya sözleşmeni fes edersin ya da evlenemezsin.
Bu dizinin sesli betimleme, ayrıntılı altyazı ve...
...işaret dilini kapsayan erişimi Kanal D tarafından...
...Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.
www.sebeder.org
Sesli Betimleme Metin Yazarı: Emine Kolivar
Seslendiren: Emine Kolivar
Ayrıntılı Altyazı Çevirmenleri: Hatice Başpınar - Büşra M. Koçak...
...Nuray Ünal - Özgür Deniz Türk - Tugay Çiftci
İşaret Dili Çevirmeni: Oya Tanyeri
Son Kontroller: Zerrin Yılmaz Çınar - Beliz Coşar - Samet Demirtaş
Teknik Yapım: Dağ Prodüksiyon ve Yeni Gökdelen Tercüme
"Afili aşklar böyle mi başlar yol ortasında?"
"Yalancı taçlar başında durmaz kötü kız olmazsan"
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.