Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
[Müzik]
Downloaded from YTS.MX
Official YIFY movies site: YTS.MX
[Cırcır böceği sesi]
[Kapı açılma sesi] [Kapı gıcırtısı sesi]
[Kuş cıvıltısı sesleri]
[Kapı gıcırtısı sesi]
[Güvercin kanat sesleri]
[Kuş cıvıltısı sesleri]
[Köpek havlama sesi]
[Horoz sesi]
[Kuş cıvıltısı sesleri] [Güvercin kanat sesleri]
[Su sesi]
[Nefes sesi]
[Nefes sesi]
[Nefes sesi]
[Kamyon sesi]
[Gülme sesleri]
Emin! Emin!
[Emin] Ne var ulan?
[Gülme sesleri]
Yapmayın ulan!
Bak İso, Veysi; orospu çocukları!
Yapmayın ulan!
[Emin] Ya yapmayın ulan!
[Gülme sesleri]
Yapmayın!
-Emin! -Yapmayın ulan!
[Emin] Ananızı sikeceğim.
[Gülme sesleri]
[Emin] Ben sizi yakalamazsam.
[Gülme sesleri]
[Emin] Orospu çocukları! Kesin ulan!
Göreceksiniz ulan gününüzü.
[Gülme sesleri]
[Müzik - Aşık Mahsuni Şerif - "Çeşm-i Siyahım"]
♪İşte gidiyorum çeşm-i siyahım♪
♪İşte gidiyorum çeşm-i siyahım♪
♪Önümüze dağlar sıralansa da♪
♪Sıralansa da♪
♪Güldün Mahsuni'nin bedbaht haline♪
♪Mervan'ın elinden hey hey parelense de♪
[Nefes sesi]
Allah kahretsin!
Yine yetişemedim.
[Müzik - Kardeş Türküler - "Leyla"]
[Müzik - Kardeş Türküler - "Leyla"]
[Müzik devam ediyor]
[Müzik devam ediyor]
[Müzik devam ediyor]
[Müzik devam ediyor]
[Müzik devam ediyor]
Biraz fazla samimi olmuyor muyuz?
Samimiyet dostluğun; dostluk, edebiyatın müjdecisidir.
Yalancı. Kim bilir kaç kıza söyledin bunları?
Cevabını gözlerimde arasana.
[Seyirci] Ulan makinist nedir bu saçma sapan film anasını satayım?
-Saçma işte! -Saçmaysa seyretme o zaman, hıyar!
Seyretmeden saçma olduğunu nasıl anlayacaksın? Hıyar oğlu hıyar.
-Çık ulan dışarı -Konuşma ulan!
Otur ulan! Puşta bak hele.
[Sinema kadın ses] Merhaba, bu ne tesadüf!
[Sinema erkek ses] Gene mi sen?
[Kadın ses] Allah'ın kumsalını babanın malı mı zannettin?
[Erkek ses] Jale Hanım'a söyleyeceğim otomobilini çaldığını.
[Erkek ses] Ben vallahi şey...
[Erkek ses] Defolun be! Başka yerde girin denize!
[Erkek ses] Mahvettin beni, öldürdün!
[Kadın ses] Ne oluyorsun be?
Ana ağlama artık, yeter.
Vazifedir, gidip geleceğim.
Ben filme ağlıyorum.
Ay!
-Ne oldu kız? -Yok bir şey ana, hıçkırık tuttu.
Ana kurban olayım ağlama!
Askere gidiyorum, bunda bir şey yok.
[Nazif] Biz de gittik.
Hem benim askerliğimi yaktılar, ben 28 ay yaptım.
Niye yakmışlardı ki?
Boş ver. Karışık bir olaydır.
Ne karışığı be, sen kadınla yakalanmadın mı?
-Kadın mı? -Rıfat!
Ayıp oluyor, evli bir kadın hakkında nasıl konuşuyorsun?
Kadın bir de evli miydi?
Ulan evli olduğunu niçin söylüyorsun?
Söylemedim ki. Kendin söyledin.
Tamam ulan. Hadi filmini seyret. Hadi kız sen de.
Siz miydiniz? Hele şükür hatırlayabildiniz.
Sizi unutabilmek için kalbime zincir vurdum.
-[Rıfat] Ana! -Ben filme ağlıyorum dedim.
[Rıfat] Ana filmde ağlayacak bir şey yok.
Niye?
Ben biliyorum bunlar sonunda kavuşamayacaklar.
[Sinema kadın ses] Üzülme geçti, artık beraberiz.
[Sinema erkek ses] Ölünceye kadar sevgilim ol.
[Kuş cıvıltısı sesleri]
[Müzik - Hareketli]
[Kuş cıvıltısı sesleri]
[Müzik - Hareketli]
Yahu bu takma dişlere bir türlü alışamadım, Reis Bey.
Yemekler altına giriyor devamlı.
Sen çok ihtiyarlardın Casım baba.
Tahminim seneye ölürsün sen.
Şöyle güzel bir helva yemeyeli çok oldu.
[Gülme sesleri]
Sen öl pezevenk. Ben niye ölüyorum?
Ben hâlâ kendi dişlerimi kullanıyorum dedem.
Pezevenk!
Hiç münakaşa etmeyin.
Aranızda ay farkı var ben biliyorum.
Kim? Casım abi rahmetli Yusuf amcamın arkadaşıydı bir kere.
Ha siktir oradan! Yusuf öleli on sene olmuş.
İşte düşün, sen işi ağırdan alıyorsun canım.
[Gülme sesleri]
Vallahi Casım abi, sen fosil sayılırsın.
Bir gün bir müzemiz olursa seni girişine koyacağız.
[Gülme sesi]
Kusura bakmayın.
Herkes şaka yapınca bir tane de ben yaparsam
sempatik bir hava olur diye...
Rıfat. Yemeğin bittiyse git, arkadaşlarınla vedalaş istersen.
-Baş üstüne baba. -Yalnız arkadaşlarının anasına dikkat et.
Merak etme baba.
[Casım] Vay anasını.
Demek Rıfat da askere gidiyor ha.
[Casım] Zaman nasıl da çabuk geçiyor.
Ben mesela acemiliği İzmir Bornova'da yapmıştım.
Edirneli bir çavuş vardı.
Ya Casım abi, o zaman İzmir Osmanlı toprağıydı, değil mi?
Ne Osmanlısı ulan?
Askere gittiğinde daha Cumhuriyet kurulmamıştı ki!
[Gülme sesleri]
[Kuş cıvıltısı sesleri]
[Rıfat] Asiye!
Asiye kız!
[Cam şangırtı sesi]
-Rıfat sen ne yapıyorsun? -Şişt!
Annemgilin fotoğrafı!
Çabuk git buradan!
[Rıfat] Gidiyorum zaten.
[Kuş cıvıltısı sesleri]
Gidiyorum.
Biliyorum.
Beni bekleyeceksin, değil mi?
Bekleyeceğim.
Gelirken sana Ankara'dan ne getireyim?
Sen hediye almayı bilmezsin ki. Millet birbirine şiir bile yazıyor.
Senin işin gücün top oynamak.
Ben top oynamıyorum. Futbolcuyum.
-İleride inşallah... -Tamam. Başlama yine.
[Kuş cıvıltısı sesleri]
Nedir bu?
İçinde yaramın kabuğu var.
Yaranın kabuğu mu?
Seninle ilk buluştuğumuz gün düşmüştüm hani, kanamıştı.
Sonra yara kurudu. Ben de kabuğunu sakladım.
İkimizin yarasıdır diye.
[Kuş cıvıltısı sesleri]
Esasen çok saçmadır değil mi?
Ama olsun, düşündüm ki fotoğraf vermekten iyidir.
Fotoğrafa bakar, alışırsın.
Ama yara öyle değildir.
Etimden bir parçadır.
Ne zaman baksan, acırsın.
Ne o, yoksa taş kalpli Asiye ağlıyor mu?
Yo. Niye ağlayayım ki?
Hem bence de saçma bir şey.
İnsan sevdiğine yarasını verir mi?
-[Asiye] Anam beni arar şimdi. -Gider gitmez mektup yazacağım.
-İyi. -[Rıfat] Nasıl iyi?
İyi, işte.
Asiye, bir öpücük versene, kız.
Askere gidiyorum, kız.
Yok, öyle değil. Filmlerdeki gibi...
-...dudaktan! -[Asiye] Yok canım!
-[Rıfat] Gitmem yoksa.
Gitme.
[Kuş cıvıltısı sesleri]
[Müzik]
Orada yemek yeme, tamam mı?
-Ha? -Peki, anne.
Elinden gelse, tezkereye kadar sarılacak.
Hadi Siti, otobüs gidecek!
Yani her şeyi yeme. Senin bünyen zayıftır, dokunur.
[Ağlama sesi]
Bak bekle, önce birisi yesin.
Ona bir şey olmazsa sonra ye. Tamam mı?
-Hadi, Allahaısmarladık. -Hadi.
[Müzik - Duygusal]
[Kapı kapanma sesi]
[Müzik - Duygusal]
Al, canım.
Nasıl?
Ankara'da hep bunlarla işte, Fikri abin.
[Gülme sesi]
Geçen sefer gene gittik pavyona
içeri girdim, sahibi geldi. "Vay Fikri Bey, hoş geldin falan."
Dedim nereden tanıyor acaba? Meğerse künyeyi görmüş.
[Gülme sesi]
Allah'ım ya Rabbim. Dedim, Feri nerede?
Benim orada bir manita var. Feri Cansel'e benzediği için
ben Feri diyorum.
Asıl ismi Gülşen, arkadaşları da Münevver diyor.
Yalnız kaldığımız zaman da ben kuzu diyorum.
Ya o kadar güzel ki yani...
[Kamyon sesi]
Merhaba, Engin abi.
[Engin] Merhaba, Eminciğim.
Senin radyonu getirmiştim.
Al.
Çalışıyor mu şimdi bu?
Çalışıyor ki getirdik, kardeşim. Benim elimden hangi radyo kurtulmuş?
Ne ters cevap veriyorsun?
Ters soru soruyorsun.
Peki, borcumuz ne kadar?
Mesele değil Engin abi, senden alırız.
Bu şerefsiz dükkânda mıdır?
Ankara'nın neresindeydi, abi bu pavyon?
Ulus'ta, o heykel var ya, heykelin hemen yanı.
[Fikri] Çok da böyle ışıklı falan, parlak da bir girişi var.
Çok da güzel bir yer, pahalı bir yer.
Ne istiyorsun ulan, psikolojik deli?
Paramı istiyorum.
-Ne parası, ulan? -Geçen radyonu tamir etmedim mi?
Sen de şimdi git sonra gel demedin mi?
Devamlı geliyorum, gidiyorum vermiyorsun. Çocuk oyuncağımı bu? Vereceksin paramı!
Bana ne kabadayılık ediyorsun ulan, hıyar?
Temiz konuş Fikri Bey!
Ne diyorsun ulan sen?
Yürü ulan yürü, amına koyduğumun çocuğu!
Fikri abi, ne yapıyorsun?
Dur! Ne istiyorsun zavallı yetimden?
-[Fikri] Küfürlü konuşuyor ibne. -Önce sen küfür söylemedin mi?
[Emin] Paramı istiyorum kardeş, radyonu yaptım ya. Versene paramı oğlum!
Oğlum diyor pezevenk ya.
[Emin] Pezevenk sensin, orospu çocuğu!
-Fikri abi, dur hiç yakışıyor mu, sana? -[Fikri] Bırakın ulan!
-Deli manyak. -Seninle görüşeceğiz, Fikri Bey.
Ya bu kolumun burası çok acıdı.
[Ortam gürültüsü sesi]
[Korna sesi]
Ya hele bir dakika çekil.
Mahmut abi, ben buraya bazı şeyler yazdım. Onları alırsan.
Kablo, bobin falan çok mühimdir, unutmazsın değil mi?
-Tamam, daha yavaş. -Çok sağ ol abi.
Yapma Mahmut abi, şimdi şakanın sırası mıdır Allah'ını seversen ya?
Moralim bozuluyor. Hadi, bekliyorum. Tamam mı?
[Erkek ses] Lale sinemasında, bu akşam sinemaskop...
[Kapı açılma sesi]
Hoş geldin Reis Bey.
[Vedalaşma sesleri]
Hakkını helal et, baba.
Helâl olsun, oğlum.
Aslanım.
Güle güle, yakışıklı.
Geç.
-Allah yolunu açık etsin. -[Rıfat] Sağ olasın.
[Marş basma sesi]
[Müzik - Davul ve zurna]
♪Zap suyu derindir♪
♪Geçit vermiyor♪
♪Çağladıkça dağı♪
♪Taşı deliyor♪
♪Aldığı canı da♪
♪Geri vermiyor♪
♪Dileydim, dileydim♪
♪Dileydim, dileydim♪
[Su sesi]
♪Dileydim, dileydim♪
♪Dileydim, dileydim♪
♪Diley, diley, dileydim♪
Otobüs, askerleri götürüyor.
Bizim Rıfat da içindedir.
Zaten, bütün gençleri almışlar.
Niye, bu kadar çok adam aldılar, bu sefer?
[Ateş çıtırtısı sesi] [Su sesi]
[Sinema kadın ses] O kızlara okuduğun masalları tekrarlayacaksın.
"Beni ne kadar yanlış tanıyorsun."
"Sen o tekniği, diğer kızlara yap."
"Bak yemin ederim ki ben..."
"Ben içimden gelirse
şuram emrederse birini severim.
Ve bir kere de sevdim mi hiçbir şeyden çekinmem.
Ne yalan tanırım, ne yapmacık
Dobra dobra, erkekçe severim."
[Sinema erkek ses] Senin için çıldırıyorum...
Bir haftadır aynı filmi oynatıyor, pezevenk.
[Sinema kadın ses] Üzülme, hepsi geçti. Artık beraberiz.
[Sinema erkek ses] Ölünceye kadar sevgilinim.
[Erkek ses] Bir şey soracaktım sana.
[Çocuklar gülme sesi]
Ama Osman yalnız değiliz galiba.
Enteresan!
Aşk filmi güzel değil. Keşke dövüşlü olsaydı.
Bu da iyidir, belki birbirlerini ağızdan öperler.
Sus ulan, sapık!
Allah'ın belası 24 saat uyuyor.
Gule, uyan karpuz ziftlen.
Ana?
Zıkkımın kökü var, yer misin diyorum?
Yok ana, sağ ol.
[Sinema kadın ses] Abi, abi.
[Sinema erkek ses] Hay senin abine. Senin için çıldırıyorum, sana tapıyorum.
[Erkek ses] Yalvarırım artık bekletme.
[Çocuk çığlık sesi]
Kalk tosunum, kalk. Ağlama.
Bir şey olmadı ya? Ağlama oğlum.
İnin aşağı, it oğlu itler!
Damda mı yine bunlar?
[Gülme sesleri]
Ya film olduğunda her şeyi unutuyorsunuz.
Ben size demedim mi gece çocuklar ağaca çıkmayacak diye?
-Baba, ne oldu? -Zıkkımın kökü oldu!
Tamam, yerim biraz.
Ayriyeten, bu evde hiç kimse Latif'in sinemasını seyretmeyecek demedim mi?
-Gitmiyoruz ki, damdan bakıyoruz. -[Nazmi] Yok gitseydiniz!
Keratalar gelin karpuz yiyin.
-Selamünaleyküm. Hayırlı akşamlar. -Aleykümselam Şehmuz. Buyur.
Reis Bey, baktım bu akşam geçerken karpuz almadınız.
Dedim bu sefer de ben tatlandırayım ağızlarını.
Sağ ol Şehmuz ama almış bizimkiler baksana.
Hakikaten almışlar.
Olsun. Artık bunu da yarın gece yersiniz.
Demek bizim çıraktan aldılarsa...
Hayırlı akşamlar.
[Sinema kadın ses] Oya Hanım size olan aşkıma mani olacak beni...
Nereden aldınız bu karpuzu?
Nereden aldıysak aldık. Hesap mı vereceğiz?
Çaldınız mı ulan yoksa? Ha?
Hırsızlığa mı başladınız belediye reisinin ailesi olarak?
[Sinema kadın ses] Çaldıysam hırsızlıktan değil, çocuk için çaldık. Çalışır öderim.
Siz beni rezil mi edeceksiniz millete?
[Erkek ses] Rezil diye telakki ettiğiniz insanlar gururlu insanlardır.
Kalkın hadi! Film bitti. Hadi, kalkın, hadi eve!
[Sinema erkek ses] Evet, şimdi gidiyorum ama bir gün mutlaka döneceğim.
[Kapı açılma sesi]
[Ayak sesleri]
İso’yla Veysi, ne yapıyorsunuz? İyi geceler.
-Oy! -[Emin] İyi geceler.
Cereyan çarptı! Ne var ulan senin elinde?
Bir daha Emin abinize takılmayacaksınız. Böyle çarparlar adamı.
Hadi işinize!
[İso] Cereyan çarptı ulan.
[Fikri] Gördün nasıl araba sahnelerinde olaylar var. Hepsi sahtedir onun.
Mesela öpüşmeler de öyle.
Öpüşmelerde gerçekten öpüşmüyorlar yani.
Bak, şimdi Deli Emin'e ne yapacağım bak.
[Bisiklet zili sesi]
[Fikri] Deli Emin!
[Alkış sesi]
Ulan yapma ulan! Ulan...
[Gülme sesleri]
Manyak!
[Gülme sesleri]
[Cırcır böceği sesi]
Hanım, yat artık. Ne oluyor sana?
Çocuk askere gitti. Hepimiz gittik. Ne var bunda?
Ne bileyim, Rıfat daha çok küçük.
Ahmet bir daha gitse yine olur ama
Rıfat tek başına nasıl yapacak?
Ahmet keşke gitse hiç gelmese.
Onun gibi evlat olmaz olsun.
Rahmetli babam da en çok Rıfat'ı severdi.
Bu çocukta ağa mayası var derdi.
Aynı benim gibi derdi.
[Müzik - Duygusal]
Nazmi Bey, Ankara çok mu uzaktır?
[Müzik - Duygusal]
[Gürültü]
Kardeşim, bunu yolun ortasına niye koyuyorsunuz?
Yol bu çiçeğin tam üstünden geçiyor.
[Ahmet] Nasıl çarpmayayım ben.
Yani çiçeğe çarpmamak için, başka bir eve mi gideyim yani?
[Ahmet] Allah Allah!
[Kapı açılma sesi] [Kapı gıcırtısı sesi]
Dur! Dur!
Bir ses duydum.
Yahu bırak şimdi sesi, işimiz var.
[Gülme sesleri]
Yavaş! Sus! Yavaş!
[Gülme sesleri]
[Cırcır böceği sesi]
Enteresan!
Yıldızlar niye kayıyor?
Onu sordum ben.
Orası çok kalabalık olduğu için bazıları yere düşüyorlarmış.
Ondan kayıyormuş.
Kime sordun?
Bir arkadaşa.
[Osuruk sesi]
Niye osuruyorsun ulan ibne?
Bir şey olmaz. Açık havadır.
Öf be!
Açık havada bile kokuyor.
Püf...
[Gülme sesleri]
[Müzik]
[Sinek vızlama sesi]
[Horoz sesi]
Ay anam, anam!
[Kapı açılma sesi]
[Yılmaz] Anam ayağım aney!
[Ağlama sesi]
[Siti] Ağlama kurbanım, ağlama. Dur bakayım.
[Ağlama sesi]
Damda mı yattınız Allah'ın cezaları!
[Gülme sesleri]
Gülmeyin ulan siz de.
Dur bakayım.
Gule! Nafiz!
[Siti] Nafiz, koş babana haber ver. Çıkıkçı Şaban'ı bulsun.
-Ayağı kırıldı zavallının. -Peki ana.
-Yalnız donunu giymeyi unutma. -Ne donu ana?
Vallahi giymemişim. Nereden bildin ana?
Kaybol hadi, kaybol!
[Kapı kapanma sesi]
[Kuş cıvıltısı sesleri] [Ağlama sesi]
Ne oluyor ulan, ne bu gürültü?
-Yılmaz'ın ayağı kırıldı. -Hangi Yılmaz?
Oğlun, tanımazsın.
Hıyara bak!
Vah vah!
-[Siti] Çekil şuradan! -[Ahmet] Allah Allah!
Herkes de bize fırça atıyor.
Sanki ayağı ben kırmışım ha.
Gule! Kalk kahvaltıyı hazırla.
[Erkek ses] Dikkat, dikkat! Sayın halkımız
şiriklere kum dolduğundan mütevellit
su gelmemektedir.
Şikâyet mevzubahis olmamasını dolayısıyla, teşekkür ederim.
Ya gene ne diyor bu ya?
Kanallara kum dolmuş da sular o yüzden akmıyormuş.
Allah senden razı olsun Mikail Efendi.
Yani bunun bu anonsları olmasa vakit geçmeyecek ha.
Vallahi helal olsun ha. Şehrin her yerinden sular fışkırıyor
her tarafta ayrı bir dere var ama sular akmıyormuş.
Kıymetini bilelim, böyle Belediye Reisi kolay bulunmaz.
Belediye Reisi ne yapsın kardeşim? Müteahhit Fikri'nin orospu çocukluğudur.
Hop! Ne biçim konuşuyorsun sen?
-Fikri benim amcaoğlumdur, bilmiyor musun? -Reis Bey de benim dayım sayılır ama.
Tamam kardeşim, biz ona orospu çocuğu dedik mi?
Diyemezsin, çünkü değildir.
Benim Fikri abim orospu çocuğu mu yani?
Dua etsin ki senin amcaoğlundur.
Yoksa ondan iyi orospu çocuğu bulunmaz ha.
Hah, böyle adam gibi konuşun.
[Gülme sesleri]
Ne gülüyorsunuz kardeşim?
Fikri ben sana ne diyeyim bilmiyorum ki.
Ya kardeşim bir gram iş yapmış değilsin hâlâ gelmiş para istiyorsun.
Evet Fikri, müteahhitler ara sıra istihkak alırlar
ama bazen de iş yaparlar.
Sen iş sevmiyorsun, para seviyorsun.
Ben sizin şebekeyi iyi biliyorum.
Şehirdeki bütün ihaleleri bir şekilde alıyorsunuz ama iş yapmak yok.
Ya Sayın Başkan bu acı lafların beni rencide ediyor.
Merak etme Fikri, sen rencide olmazsın.
Sadece sen değil, benim tanıdığım hiçbir öküz, lafla rencide olmaz.
Ya kardeşim beş senede bir boru döşenmez mi?
Ya istihkakı zamanında alamıyoruz ki.
Bırak! Paraları karıya kıza yediriyorsun, bilmiyor muyum?
Ne karısı Reis Bey? Bir kuruş para yedirdiysem adam değilim ya.
Merak etme Fikri, adam olmadığını herkes biliyor.
Reis Bey, Bedri Ağa'nın torunuyla konuştuğunu hatırlatmak isterim.
Bedri Ağa mı? Katırcı Bedri ne zaman ağa oldu?
Ne yani? Hayvan sever bir insandan ağa olamıyor mu?
Böyle bir kaide mi var? Katırları seviyordu rahmetli.
Fikri! İş yapmıyorsun bari benim çalışmama mani olma, hadi.
-Ya en azından bir avans alsaydık ya. -Fikri!
Ya tamam, kızma başkan. Yalnız benden de hizmet bekleme.
İşçiler bedavaya çalışmıyorlar.
O zaman git, yedirdiğin karılardan paraları al, işçilere dağıt.
Allah Allah, bir tutturdu karı meselesi ya.
[Kapı açılma sesi]
[Kapı kapanma sesi]
Ne oldu alabildin mi Fikri Bey?
Bırak Allah aşkına ya! Adam hizmet istemiyor ki.
Seçimlerde kendisi için çalışırken iyi.
İş paraya gelince kıvırıyor.
Bana da ihtiyacı olduğunu biliyor tabii, beni pohpohluyor.
Beni ne pohpohluyorsun kardeşim?
Yok benim dedem şöyle büyük ağaymış da.
Yok benim dedemin katırları kimsede yokmuş da.
Beni methetme kardeşim. Bana para ver.
Bir sigara ver Sezgin.
-Yoktur vallahi. -Ver ulan bir sigara.
Dur bakayım. Belki iç cebimde.
[Gülme sesi]
[Sezgin] Vallahi paketi attım zannediyordum.
Demek ki içinde çok az kalınca atayım diye düşünmüşüm
fakat atmamışım.
Üstünden de zaman geçince aklımda attım diye kalmış.
Hâlbuki atmamışım.
Hakikaten atmış olsam, aklımda bu kadar kalmazdı ha.
Hayret vallahi.
Evet, parayı alamayınca senin payın da bir dahaki sefere kaldı Sezgin.
[Fikri] Hadi eyvallah.
-Bak şimdi. -Sezgin!
-Buyur abi! -Saçın dökülmüş.
Ne dökülmesi? Benim alnım geniş.
Vay Sezgin abime bak! Nasılsın yakışıklı abim?
Git ulan işine, kıvrak.
-Babam içeride mi? -He.
-Peki, yanında kimse var mı? -Yok.
Sezgin abi!
Ne?
Boş ver önemli bir şey yok.
Konuş ulan, saçıma baktın ne oldu?
Yahu, önler biraz seyrelmiş gibi geldi de bana.
Siktir ulan kıvrak.
[Kapı açılma sesi]
Baba, Yılmaz damdan düştü.
Öyle mi? Çok mu gülüncüne gitti?
Yok baba, Sezgin abiye bir şaka yapmıştım da onun için...
-Geç onu. Nesi var Yılmaz'ın? -Ana, bu sefer galiba ayağı kırılmış dedi.
Git babanı bul, Çıkıkçı Şaban'ı alıp gelsin dedi.
-Tamam peki, kaybol hemen. -Tamam baba. Bir emrin var mı baba?
Var ama sana verip zayi etmek istemiyorum.
Bana bak! Sen işe ne zaman başlıyorsun?
Önümüzdeki ay inşallah.
[Kapı açılma sesi]
[Nazmi] İnşallah.
Reis Bey, Özel İdare Müdür’ümüz Basri Bey geldi.
-[Nazmi] Al içeri. -Baş üstüne.
Sezgin, yeni bir şampuan çıkmış diyorlar. Haberin var mı?
Duymadım Sayın Başkanım. Nasıl bir şey?
-Kıçına sürüyormuşsun... -Evet.
...oradakileri döküp kafada çıkarıyormuş.
Kıvırcık mıvırcık idare edeceksin artık.
[Gülme sesi]
İlahi Reis Bey.
[Kapı açılma sesi]
-[Nazmi] Hoş geldin Basri. -Sana öyle geliyor.
Şu anda fevkalade nahoş bir durum var.
-[Basri] Başımıza öyle bela açıldı ki... -Ne oldu, hayırdır?
Ne olacak, devletin gene belalı bir işi var.
Kimin başına saralım? Basri'nin tabii.
Kaymakam Bey bu işle bizzat benim alakadar olmamı emrettiler
ve hemen izine çıktılar.
Çok üzüldüm Basri ama yine de bir çay ısmarlayabilirim.
Sağ ol. Ama sadece benim için değil
kendin için de biraz üzülsen iyi olur.
Çünkü Kaymakam Bey senin bu işle ilgilenmekten
şeref duyacağını duyunca çok sevindi.
-Benim şeref duyacağımı nereden duydu? -Ben söyledim.
İyi halt ettin. Ne işiymiş bu?
Ya Ankara'dan bir heyet geliyor. Karşılama falan.
Ne heyeti?
Vizontele vericisi getiriyorlar.
[Nazmi] Ne?
Ya hani var ya. Gazetelerde açılış,
haberler, ajans, şarkılar, koro.
Ha! Ne diyorsun?
Demek sonunda bize de geliyor ha!
Ya, gözümüz aydın.
Ben senin sevineceğini biliyordum zaten.
İyi, iyi.
Yahu Reis Bey, nedir bu?
Vallahi ne olacak canım?
Hep duyuyoruz da
-radyonun resimlisidir işte. -Neyse, kolay gelsin.
Bak, bu hususta bir yardıma ihtiyacın olursa
devletin bütün imkanlarıyla ben senin yanındayım.
-Bunu sakın unutma. -Ne yardımı be, vazife senin değil mi?
Elbette. Sana yardımcı olmak elbette benin vazifem.
Hadi bana eyvallah.
[Kapı açılma sesi]
Radyonun resimlisi ha!
Ya bu resmen sinemadır.
Her evde bir sinema olursa
Latif perişan olur.
[Mikail ses] Dikkat! Dikkat!
[Mikail ses] Halka mahsus yerlerde sebze, meyve satanın vay haline!
[Mikail ses] Sonradan vay ben duymadım vay beni ikaz etmediler demeyin!
Ay!
Ah, ah ağlama. Ağlama yavrum, ağlama.
Kırılmamış çıkmış bu.
-Tamam mı şimdi yani? -Tamam Reis Bey.
-Bugün dikkat etsin yarın koşabilir. -Tamam.
[Siti] Allah razı olsun. Gel bir de saralım ayağını.
[Nazmi] Sağ ol, var ol, ellerin dert görmesin.
-Gözlükler de şahaneymiş ha Şaban! -Sağ ol, Reis Bey.
Babamındı şimdi ben takıyorum.
-Sonra da çocuklar mı takacak? -İnşallah.
Güle güle.
[Su sesi] [Kuş cıvıltısı sesleri]
-Yakaladım! Vallahi ben yakaladım! -Musto!
Nerede sen yakaladın? Ekmekleri ben doğramıştım!
Musto, Aykut! Bırakın onu!
-Neyi? -Kuşu oğlum. Beni mi kandırıyorsunuz?
Bahçeye gelin. Ot yolalım.
[Müzik - Hareketli]
[Kamyonet sesi]
[Nazmi] Geçmiş olsun Sıddık abi, hayırdır?
Sağ ol Reis Bey, dişim ağrıyor.
Kısmet olursa önümüzdeki ay çektireceğiz.
[Müzik - Hareketli]
Gel buraya, gel.
[Müzik - Hareketli]
Duyduğum doğru mu?
Ne duydun? İso, yavaş atın oğlum.
Üstüme kuma getirecekmişsin.
Kim söyledi?
Kim söylediyse söyledi. Cevap ver doğru mu?
Sana işlerde yardımcı olsun diye, Gülşen'im.
Yoksa başka bir şeyden dolayı değil.
Hangi işlerde? Asıl o işte sana bir yardımcı lazım.
Nasıl yani? Kızım ben iş derken...
Bak. Bir tane daha düşürdüler.
Kardeşim, siz beni batıracaksınız.
-Düştü. -Cevap ver, karpuzcu.
Vereceğim de bunlar bırakmıyor ki.
Al bu kavunu, akşam evde konuşuruz Gülşen’im.
Konuşmaya lüzum yok. Ben cevabımı aldım!
Bak şimdi güzelim kavunu...
[İso] Mesele değil Şehmuz abi biz yeriz.
[Şehmuz] İşinize bakın hıyarlar.
[Latif] Akşama kadar yetişmeyecek. Sonra kapının önünde aha böyle izdiham olacak.
[Latif] Yediye kadar hazır olacak ha haberiniz olsun.
[Veli] Yediye kadar hazır olacak ha haberiniz olsun.
Ya baba. O iş ne oldu?
Halledeceğim oğlum. Hadi bin arabaya.
Ulan siz de kaybolun.
Yürüyün ulan! Yürüyün diyorum!
[Gülme sesleri]
[Erkek ses] Vurguncular! Vurguncular! Bu akşam Lale sinemasında.
[Erkek ses] Çirkin kral Yılmaz Güney. Bu akşam Lale sinemasında!
[Erkek ses] Yan rollerde Fikret Hakan, Danyal Topatan
Figen Han, Hüseyin Zan.
Renkli Color sunar. Vurguncular!
Yılmaz Güney'in şahane filmi bu akşam Lale sinemasında.
-Kes biraz. -Vurguncular!
[Kapı açılma sesi]
[Çocuk sesleri]
[Kapı kapanma sesi]
Kolay gelsin Nazmi.
Ot mu yoluyorsun?
He, bu zararlı otlar, faydalı otların yeşermesine mani oluyorlar.
[Nazmi] Sizin bahçede yok mu bunlardan?
-Yok. -Öyle ya, sizinkiler evde.
Öyle bazı otlar vardır ki kolay koparamazsın ha.
Kökü derindedir.
Dert ettiğin şeye bak.
Biz de kökünden kopartırız, Latif.
Bir şey duydum doğru mu?
Sen duyduğuna göre yalandır.
Vizontele geliyormuş, öyle mi?
Ha, şu mesele.
[Nazmi] Ne o, hoşuna gitmedi mi?
Öyle sordum. Aslı var mıdır diye.
Var veya yok. Sen ne olduğunu biliyor musun?
Biliyorum tabii. İstanbul'da görmüştüm.
Lüzumsuz bir şey. Katiyen sinemanın yerini tutmuyor.
Orada dur Latif! Fazla yaklaşma.
Biliyorsun, bahçede zararlı ot istemiyoruz.
Veli, hadi gidiyoruz.
Bu akşam sinemada Yılmaz Güney'in filmi var.
İzdiham olacak gene. Ha, bir de damlara dikkat edin.
Bundan böyle beleş film seyretmek yok artık.
-Sinemanın yerini tutmuyormuş. -[Veli ses] Vurguncular!
[Nazmi] Hoşuna gitmedi deyyusun. Demek ki bu vizontele iyi bir şey.
[Veli ses] Lan sıpalar lan durun!
[Veli ses] Vurguncular!
[Su sesi] [Kuş cıvıltısı sesleri]
Dur. Siti Ana görecek.
Ya görmez.
[Siti] Nafiz!
Geldim ana!
[Kuş cıvıltısı sesleri]
-Ne var ana? -Gel şu telefonu aç.
[Saat tik tak sesi]
Olmuyor ana bin defa denedik. Bağlayamıyorlar.
-Ankara'yla konuşmak o kadar kolay mı? -Aç, hadi.
Alo?
Alo santral?
Alo!
Salih abi!
Alo ben Nafiz!
Rıfat’ı bağlasın.
Belediye reisinin evinden arıyoruz.
Salih abi, Ankara bağlayacaktın ne oldu?
Alo!
Daha bizim santralle konuşamıyoruz. Kaldı Ankara...
Ver şunu. Alo Salih!
Ulan şerefsiz az mı ekmeğimizi yedin? Bağlasana Rıfat'ı!
-Allah belanı vere! -Salih abinin ne suçu var?
-Ya sus! Alo, Salih! -Aman!
Rıfat! Rıfat!
Alo! Allah kahretsin!
♪Sev diye♪
Bunun resimlisi de güzel olur ha.
[Kamyonet sesi]
-Meyve yer misin? -Yemem. Nereden çıktı şimdi meyve?
Ne bağırıyorsun be? İnsan gibi soru sorduk.
Sorma! Zaten şeyim tepemde.
Allah'ın uğramadığı yere gönderilmişim.
Bitlis'te ayakkabı topuğum, Tatvan'da tırnağım kırılmış.
Saçım bozulalı 300 kilometre oldu. Sen bana meyve yer misin diyorsun.
İyi de bana ne bağırıyorsun? Ben mi verdim sana bu görevi, genel müdür müyüm ben?
Madem genel müdür değilsin, niye asılıyorsun bana?
Ne, ben mi asılıyorum?
Tabii, Cevat sen söyle asılmıyor mu bu bana?
Bazı şey tavırları var ama asılmak diyemeyiz.
Nasıl şey tavırlar yani?
Ya Tekin sen de ara ara karıyı şey yapıyorsun yani.
Karı mı? Tamam Cevat. Kes sesini!
Şu teybi de kapat.
1000 kilometredir aynı adamı dinliyoruz. İntihar edeceğim vallahi!
Böyle görev bir hanıma verilir mi kardeşim?
Ama ben biliyorum. Hepsi o Bünyamin alçağının başının altından çıktı.
Ben de her önüme gelenle sırf genel müdür yardımcısı diye yatamam ki.
Ayrıca kamyon arıza yaptı diye dört gündür fazladan çalışıyorum.
Bu gittiğimiz yerde bir dakika durmam! Haberin olsun.
Nasıl yani? Aletleri kurmayacak mıyız?
Hayır efendim! Tarif edersin kendileri kurarlar.
Hem sürgündeyim, hem bedava çalışıyorum. Yok öyle yağma!
[Tekin] Cevat şurada dur su içelim bari.
O cümlenin sonundaki bari ne anlama geliyor acaba?
Allah'ım sen sabır ver anlamına geliyor.
[Kuş cıvıltısı sesleri]
-Afiyet olsun beyler. -[Hepsi] Eyvallah!
-[Tekin] Bir su içecektik de. -O zaman tam yerine geldiniz.
Su içmek için en güzel çeşmedir.
Şehir merkezine daha çok var mı?
Ne için lazımdı? Bizim şehir merkezini pek soran olmaz da.
-Ankara'dan televizyon vericisi getirdik. -Öyle mi? Ne güzel.
Ne vericisi?
Beyefendi sudan daha güzel bir şeyimiz de var isterseniz.
Sağ ol. Bu saatte almıyorum.
İleri alalım saati.
[Gülme sesi]
Tekin Bey! Hadi, daha bekleyecek miyiz?
Versene şu rakıyı birader.
[Kuş cıvıltısı sesleri]
Bu kadın var ya manyağın teki kardeşim.
Katil olmam an meselesi. Bu bahsettiği Bünyamin Bey bizim genel müdür yardımcısı.
Bünyamin Bey'in karısı ikisini yatakta yakalayınca bu orospuyu buralara gönderdi.
Hepsi onun başının altından çıkıyormuş. Oysa karı onun altından çıkmıyordu.
Bütün mesele bundan ibaret işte.
Oh be, rahatladım. Hadi eyvallah.
[Kuş cıvıltısı sesleri]
Güzel içiyor adam.
Vallahi güzel içiyor.
Hadi otur.
[Mikail ses] Dikkat! Dikkat!
Bugün itibariyle şehrimize Ankara'dan bir heyet gelecektir.
Kendileri vizontele ile gelen kişilerdir.
Nerede kaldı bunlar Sayın Başkan?
Neredeyse gelirler, güzel kardeşim.
Ben size demiştim Sayın Başkan. Bir konuşma yapsanız iyi olurdu.
Ne diyorsun Sezgin?
Yapmasanız da olur. Bir kalabalık toplandı diye konuşma yapmak şart değil.
O zaman nerede üç kişi bir araya gelse, başkan konuşsun iyi vallahi.
Başkanın başka işi yoktu çünkü.
Sezgin, mikrofonu getir.
Baş üstüne.
[Mikrofon cızırtısı sesi]
Sevgili hemşerilerim.
Bugün şehrimiz açısından tarihi bir gündür.
Ne bakımdan tarihi bir gündür? Ne yani düşman işgalinden mi kurtuluyoruz?
[Gülme sesleri]
Birazdan Ankara'dan gelen çok önemli bir heyet
şehrimizde olacak
ve bu heyet bize son teknoloji icadı olan vizonteleyi getirecek.
Hepimize hayırlı ve uğurlu olsun!
[Alkış sesleri]
-Ne geliyormuş? -Vizontele.
Nedir o?
Ben Ankara'da görmüştüm galiba.
Nasıl bir şey, ne işe yarıyor?
Hiç hatırlamıyorum.
O kadar sarhoştum ki. Zaten yandaki karıya bakmaktan hiç izleyemedim.
Atma Recep, din kardeşiyiz!
Ya ne atacağım kardeşim!
Karı şarkıcıydı ya az kaldı plağı çıkıyordu.
Bu alet neyin nesidir Reis Bey? Duyan var duymayan var.
Bu radyonun resimlisidir.
-Nasıl yani? -Güzel kardeşim!
-Radyoda Zeki Müren şarkı söylemiyor mu? -Söylüyor!
İşte onu söylerken hem dinleyip hem göreceksiniz aynı anda.
Peki, Zeki Müren de bizi görecek mi?
-Vallahi orasını ben de bilmiyorum. -Eğer görürse iyi değil.
Ev halidir kardeşim, insan icabında donla geziyor.
Koskoca Zeki Müren'e karşı olur mu?
Zeki Müren hadi neyse şarkıcıdır.
Peki, ajans saatlerinde ne olacak?
Başbakan çıkar, Reisicumhur çıkar.
Evde de böyle kravat ile bütün gün oturamayız ki.
Ya saçma sapan konuşmayın be! Sinemada artistler sizi görüyor mu?
-Görmüyor mu? -Görmüyor!
İşte bu sinema gibi olacak.
Artık her evde bir sinema olacak.
Ve bilet almaya lüzum kalmayacak!
[Alkış ve ıslık sesleri]
İşte geliyor!
[Müzik - Hareketli]
[Kapı açılma sesi]
Şehrimize hoş geldiniz. Ben Belediye Başkanı Nazmi Doğan.
Hoş bulduk.
Sezgin, koç? Kurbanı getirsenize!
Aman, hiç lüzum yok.
Niye? Et yemiyor musunuz?
Hayır, yani yeriz de. Fazla kalmayacağız Sayın Başkan.
Biz hemen Ankara'ya döneceğiz.
Arkadaşlar malzemeleri indirirlerse.
Arkadaşlar! Çocuklar indirin malzemeleri!
Madem öyle yukarı buyurun. Ayran falan için, yemeğe geçeriz.
Hiç zahmet etmeyin Sayın Başkan, hemen Ankara'ya döneceğiz.
Olur mu ya? Hemen dönecek olan kişi buraya gelmez ki.
Zaten buradan Ankara'ya geri dönmek için bir torpil bulmak
en az bir yıl sürüyor.
[Gülme sesi]
Nasıl yani anlamadım?
[Nazmi] Ya ben öyle
tenzih ederim sizi. Şaka maksadıyla şey etmiştim de.
Şaka? Biçimsiz oldu.
Bence de şey oldu evet.
Tekin! Hadi kardeşim be! Muhabbetin sırası mı?
Ne muhabbeti İsmihal Hanım, Allah aşkına!
Manyak mıdır nedir bu?
Manyak değilse bile yorgun olabilir. Eğer bacımız bir ayran içerse...
-Yukarı Ayrancı? -[İsmihal] Ne?
Ankara'yı diyorum avucumun içi gibi bilirim.
Yukarı Ayrancı'dan mısınız?
Hayır.
Aşağı Ayrancı?
Hayır, kardeşim!
Ortada hani bir park var, oradan mı? Ankara'da.
Hayır, kardeşim! Hayır!
Fikri benim adım.
Yol yorgunu herhâlde kadın.
[Tekin] Götürüyorsunuz anteni.
Ne konuştun ulan karıyla?
Kim? Karı benimle konuştu.
Ankara'ya gelince ara falan, adresini verdi.
[Fikri] Dükkâna gidelim de yazalım.
Bağlantıyı böyle yapacaksınız. Anlaşıldı mı?
Zor değil yani. Ama sakın vericiyi yüksek bir yere dikmeyi unutmayın.
Görüntüyü yakalayınca sabitleyeceksiniz.
Hadi, kolay gelsin.
Şimdi güzel kardeşim. Bir dakika. Şimdi biz bunu, nasıl yani...
-[Tekin] Kayıver, İsmihal Hanım. -Anlamadım.
-[İsmihal] Kucağa mı oturayım? -[Tekin] Sanki hiç kucağa oturmamış da.
-[İsmihal] Ne dedin sen? -[Tekin] Şaka şaka.
[Müzik]
[Öksürük sesi]
Basri, şunu bu tarafa üflemesene kardeşim!
[Basri] Sen de içiyorsun.
Kendi dumanımı istiyorum, ağzından çıkanı değil.
[Nazmi] Sardın bu işi benim başıma.
Ya ben ne yapayım be? Devletin işi.
Devlet böyle böyle yapacaksın diyor.
[Nazmi] Abi tamam.
Neyse bulacağız bir çaresini.
Biz ne anlarız vizonteleden mizonteleden? Adamlar bırakıp gitti.
Bu işlerden anlayan bir adam lazım.
Yok ki. Nereden bulacağız?
-Aslında var ama... -Var mı? Kim?
-Emin. -Hangi Emin?
-Bizim radyocu deli Emin. -Ya git işine Allah'ını…
Sen benimle eğleniyor musun Reis Bey?
İşimiz o manyağa kaldıysa yandık.
Deli Emin... Tam buldun temiz adamı.
Radyonun resimlisi değil mi kardeşim?
Radyodan anladığına göre bundan da biraz anlar.
Ya sen ciddi misin?
Yani o deli mi yapacak bu işi?
Yahu, adam ayakkabıdan radyo yapıyor kardeşim.
Ya dedik ya manyak!
Hiç akıllı adam ayakkabıdan radyo yapar mı? Ayağına giyer.
Yok. Yapsa yapsa Emin yapar bu işi.
Yapamam kardeşim, ben nasıl yapayım ben ne anlarım o işlerden ya?
Gel etme Emin.
Sen bu işi yaparsın.
Ya bir bak şuna.
Ya Simo sen manyak mısın ya? Ben nasıl doğurtayım bunu ya?
Hem altı tane kızın yok mu?
Ya bu erkek doğuramıyor, ben erkek istiyorum.
-[Simo] Okuyup üflesen ne olur sanki? -Simo! Bu milletin uydurmasıdır.
Ben radyocuyum. Ne okuması, ne üflemesi ya?
Senin baban şeyhti Emin. Gerçi millet sana deli diyor ama
bence sen mübarek bir adamsın.
Seyit'in oğlunu nasıl iyileştirdin? Yürümeye başladı.
-Benim babam şeyh falan değildi. -Tövbe de Emin.
Peki, İso'yla Veysi'yi çarptığın da mı yalandır?
O elektrik şeysiydi ben kendi elime şey etmiştim onu.
O dediğin çocuğun da ayağı tutmuyordu.
Ben de ona bir tane koltuk değneği yaptım. İstersen sana da yapayım bir tane.
-Yapar mısın hakikaten? -He.
Peki, ben o değnekle nasıl yaparım çocuğu?
Ya Simo git işine, benim işim var kardeşim. Hadi ya, Allah Allah!
Alacağın olsun senin! Kalk kız! Kalk!
Çık dışarı yürü, Allah'ın belası!
Ya millet delirmiş ya! Benim babam şeyhmiş!
Benim babam, şerefsizin tekiydi!
O zamanlar kaymakamın bir kızı vardı ya.
-Ha. -[Ahmet] Leman.
Saçları ta buralarında.
Rüzgârda yürüdü mü sanki pelerin sahibi bir balerin gibi oluyordu.
[Müzik]
O gün de maça gelmiş.
Ben devamlı terliyorum.
Daha maç başlamadan ha.
Neyse, maç başladı. Hemen bir korner oldu.
Korneri bizim Rıfat atmıştı. Bir yükseldim topa
ikinci dakikada köşeye taktım topu.
[Alkış ve çığlık sesleri]
Alkış, kıyamet!
Bir döndüm. Bizim Leman ayağa kalkmış alkışlıyor.
[Öteki] Kaç sene kalmıştı o burada?
İki sene.
Giderken bana bir mektup bırakmıştı İzmir'e gelirsen ara diye.
Ben de beş sene sonra gittim.
Bulabildin mi?
Buldum. Hatta bir de çay içtik.
Ben, o, bir de kocası.
O ara golü yemişiz haberimiz yok anlayacağın.
[Müzik - Duygusal]
Burası için en güzel lafı Sadık Hoca söylemişti kardeşim.
Hangi Sadık Hoca?
Lisede edebiyat öğretmeni yok muydu, Afyonlu?
Tamam. Ne demişti?
Hayal kırıklığının başkenti demişti.
[Sinema erkek ses] Yeri göğü, iyileri ve kötüleri yaratan büyük Rab.
Senin Azraillerin ve cellâtların iki arkadaşımızı kana buladılar.
Ben de Cesi’ysem senin cellâtlarını kana bulayacağım.
Ben de Cesi’ysem senin yarattığın bütün
hainlerin ve zalimlerin kellesini ellerimle koparacağım...
[Siti] Nedir bu?
Vizonteledir hanım.
Ne işe yarıyor?
Dünyayı evimize getirecek.
Sebep?
Sebep?
Nasıl yani sebep?
Nasıl getirecekmiş?
Ben de bilmiyorum ama getirecek işte.
Sinema gibi hanım.
Artık her evde bir sinema olacak.
Tövbe tövbe.
Mela Hüseyin sinema için günahtır diyor. Bir de evin içine mi girecek?
O tipsize kalsa her şey günah.
Tövbe de, Reis Bey.
Sen oğlunu düşünme böyle şeylerle uğraş.
Rıfat'ımla bir kere konuşamadık bile. Telefon çıkmıyor.
Ya hanım, çocuk askere gitti ne var bunda?
Hepimiz gittik, ben dört sene yaptım.
[Siti] Nafiz! Hele gel bir daha telefon aç.
Vay canına dünyayı evimize getirecek bu.
Evet.
Bu işi yapsa yapsa
Emin yapar.
[Islık sesi]
[Gülme sesi]
Veli abi dövüşlü film ne zaman?
Siktir ulan!
Şerefsiz oğlu şerefsiz!
[Kekeler] Vi…
[Kekeler] Ne...
Vizontele diyor herkes. Aslı televizyondur ya neyse.
[Kekeler] Neyin nesidir bu?
Ya, şeytan işi bir şeydir.
Bak ben kendi hesabıma sinemada dinimizce haram olan hiçbir şeyi asla oynatmıyorum.
Ama bu alet her eve girecek Mela. Kimin ne oynatacağı belli olmaz ki.
Ben, bir Müslüman olarak vazifemi yaptım.
Sen de vazifeni yap, bütün milleti ikaz et. Tamam mı?
[Kekeler] Bi...
Hadi eyvallah.
[Kekeler] Bir çay içer misin?
[Nazmi] Ahmet!
Gelsene kahvaltıya, ayyaş herif.
[Kapı açılma sesi] [Öksürük sesi]
[Kapı kapanma sesi]
Geldim baba, ne kızıyorsun?
[Kuş cıvıltısı sesleri]
[Nazmi] Yüzünü gören cennetlik.
Her gece ziftlendiğin için.
Her gece içmiyoruz ki baba.
Bazı bazı, arkadaşlarla.
Bazı bazı ha?
İşe bile gitmiyorsun ulan.
Rica minnet işe soktuk, adam daireye uğramıyor.
Baba olmuyor kadınların yanında.
Vay! Zorunuza mı gitti beyefendi?
Evdeki kadınlar, çoluk çocuk çok umurundaydı.
[Nazmi] Seni bunun için mi evlendirdik?
[Saat tik tak sesi]
Evlendirirken bana mı sordun?
[Saat tik tak sesi]
Kalk ulan, kalk git buradan! Kalk hadi, kalk!
[Saat tik tak sesi] [Kuş cıvıltısı sesleri]
[Kapı kapanma sesi]
[Nazmi] Gülizar.
Sen de yemeğini ye kızım.
-Nafiz. -Buyur baba.
Radyocu Emin'i getir.
-Deli Emin'i mi? -Hadi oğlum!
[Kapı açılma sesi]
Hadi bakalım çocuklar.
[Kapı açılma sesi]
Niye götürüyorsun bunları Kuran kursuna? Ne anlıyor zavallı yavrular?
Tövbe de Reis Bey. Kâfir mi olsun çocuklar?
Hadi, yürüyün bakayım.
[Saat tik tak sesi]
[Kekeler] Düşün Siti, oğlun gidiyor.
[Kekeler] Yerine o şeytan aleti geliyor.
[Kekeler] Bu pis bir işarettir ha.
[Kekeler] O aletten derhal kurtulacaksın.
[Kekeler] Başımıza kötülük gelecek.
[Kekeler] Şerhen caiz değildir ha.
Allah'ım sen bizi koru ya Rabbim.
[Mela Kekeler] Evet çocuklar.
[Kekeler] Ben söyleyeceğim
[Kekeler] siz tekrarlayacaksınız.
[Kekeler] Elif.
[Kekelerler] Elif.
-[Kekeler] Be. -[Kekelerler] Be.
-[Kekeler] Et... -[Kekelerler] Et...
Ettehiyyatü.
[Hep bir ağızdan] Ettehiyyatü.
[Mela Kekeler] El...
[Kekelerler] El...
[Kekeler] Ci...
Ha...
[Müzik - Hareketli]
[Güvercin kanat sesleri]
[Müzik - Hareketli]
[Müzik - Hareketli]
[Su sesi]
[Müzik - Hareketli]
[Kuş cıvıltısı sesleri]
Yiyip içip sıçmaktan başka bir şey yaptığınız yok.
İçinizde takla atmayan güvercinler var. Kendini keklik zannedenler var.
Taklacı güvercinsiniz kardeşim. İçinizde, koca günü iki taklayla savuşturanlar var.
Hangilerinizden bahsettiğimi siz de çok iyi biliyorsunuz.
Ama isim verip, sizi arkadaşlarınızın içinde şey etmek istemiyorum.
Ama bu böyle gitmez kardeşim. Böyle gitmez.
Artık takla atmayana yem de yok.
Yeter be! Ben sizi her yere sıçasınız diye mi besliyorum?
Sen takla atma, o takla atmasın.
Kim takla atacak? Ben mi atacağım taklayı?
Bundan böyle takla yok, yem de yok kardeşim. Takla yok, yem yok.
Ya Emin abi, bu kadar üstlerine gitme. Onlar neticede kuş.
Ne yapıyorsun işe yaramaz?
Babam seni çağırıyor.
Baban mı? Hayırdır hocam beni niye çağırıyor?
-Reis Bey! -Reisliği beni alakadar etmez.
O benim öğretmenimdi. Cevap ver niye çağırıyor?
Ya siz de öyle bakmayın ya. Ya ama kızdırıyorsunuz beni.
Neyse. Alın hadi. Ama bak yarın bir takla atmayın vallahi bozuşuruz.
[Müzik]
[Kapı açılma sesi]
Hele o tekeri biraz sola doğru çevir.
Bunu mu?
-Bu aletleri nasıl yapıyorsun hayret. -Ustam öğretti.
Ben de değişik değişik yapıyorum işte.
Bir gün Cemil Usta'nın dükkânın önünden geçiyordum gel bu tornavidayı tut dedi.
Ben de bir tuttum, bir daha bırakmadım.
Çok iyi insandı rahmetli.
Hiç para vermiyordu ama çok iyi insandı.
♪İşte gidiyorum çeşm-i siyahım♪ -Çekil ulan. Çekil ulan, çekil!
Ya ne oluyor? Nereye gidiyorsun?
♪Önümüze dağlar sıralansa da♪
Ya Emin abi manyak mısın? Nereye gidiyorsun?
[Müzik - Hareketli]
♪Berbat haline♪
♪Mervanın elinde hey hey♪ Defolun buradan!
Devamlı gelip bu şeyleri buraya niye bağlıyorsunuz ya?
Neyse bu sefer yetiş...
Ya yine bitti Allah kahretsin ya!
Ya Emin abi, ne oldu ya?
[Nefes sesleri] [Kuş cıvıltısı sesleri]
Anamın en sevdiği türküdür bu.
Bazen radyoda çalıyorlar.
Ben de dinletmek için koşuyorum fakat bir türlü yetişemiyorum.
Ya türkü çok kısadır, ya mezarı çok uzağa yapmışım.
Bir seferinde, geçen sene, ben buradan geçerken çalmaya başladı.
Tam koştum anamın yanına geldim. Bu sefer de pil bitti.
Gerçi sonra bitmeyen bir pil yaptım da.
Nasıl yani, bitmeyen pil mi yaptın?
[Emin] Ne için çağırıyor hocam?
-Vizontele için. -O nedir?
Duymadın mı o aleti?
Alet mi, ne aleti?
Alet lafını duyunca deli oluyorsun değil mi?
-Bırak ulan gevezeliği. Ne aleti? -Aslında kimsenin bir şey bildiği yok.
Radyonun resimlisiymiş. Babam da dedi bunu yapsa yapsa...
Radyonun resimlisi mi? Resimli radyo mu?
-Yaptılar mı? -Evet.
Şerefsizim benim aklıma gelmişti, gerçek.
Yürü.
Allah'ım, yine koşuyor manyak.
Hanım nerede?
Ne, nerede?
Vizontele nerede?
Ben ne bileyim. Çocuklar belki almıştır.
Siti beni zıvanadan çıkarma. Aldın biliyorum.
-Beni öldürecek misin? Devletin aleti o. -Şeytanın aletidir o!
Mela söyledi değil mi?
-Mela Hüseyin dedi ki... -Ne dedi?
[Kekeler] "Bu şeytanın icadıdır" dedi değil mi?
-Tövbe tövbe. -Hanım vizontele nerede?
Reis Bey, başımıza bir uğursuzluk getirecek. Geri ver gitsin.
Siti elimden bir kaza çıkacak.
[Korna sesi]
Kolay gelsin Siti Ana!
Sağ ol Emin.
Kafandaki nedir?
Göz içindir. Hocam nerede?
-[Nazmi] Hoş geldin Emin. -[Emin] Hoş bulduk. Alet nerede?
Siti!
Ya kilerde, ocağın altında.
[Çığlık sesi] -[Siti] Sus ulan, sus!
Ya
ya şunun güzelliğine bak ya.
Vallahi helal olsun ya.
Hocam, şerefsizim ben bir gün bunu yapacaklarını biliyordum.
Vallahi de billahi de biliyordum.
Demek vericiyi yüksek yere koyun dediler.
Emin, yapabilir misin bu işi?
Bir açıp bakmam lazım.
-Neyi? -Vizonteleyi.
Nasıl açmak yani?
Tornavidayla açacağım, mekanizmaya bakacağım.
Dünyanın en değerli şeyi açılır mı? Deli misin?
Vallahi çoğu öyle diyor.
İhi!
[Kuş cıvıltısı sesleri]
Demek ki dalga buna dik bir şekilde geliyor.
Radyo gibi değil.
Vallahi bunu icat edenin elini öpmek lazım hocam.
Radyodaki sistemi değiştirmiş...
Yahu Emin çatlatma insanı! Yapabilecek misin?
Toplayalım, bakarız.
Toplayabileceksin inşallah.
Tabii canım. Kesin toplarız. Herhâlde.
Herhalde mi?
Hay Allah'ım, Basri haklı galiba.
Baba, hele bir gelsenize.
[Kalabalık konuşmaları]
-Ne oldu, ne var? -[Nafiz] Bak!
[Latif] En az bir metre daha yükselecek.
Ona göre.
En az bir metre daha yükselecek, ona göre.
Biz seyredemeyelim diye duvarı yükseltiyorlar.
[Nazmi] Vay şerefsiz vay!
[Emin] Şerefsiz oğlu şerefsiz. Ya hocam sen Reis değil misin?
Sinema sana bağlı değil mi?
-Vur kilidi kapısına, bitsin gitsin. -Olmaz öyle şey. Milletin eğlencesidir.
Kapatırsak ahaliye ceza vermiş oluruz.
Dur bakalım. Yarın Allah’ın izniyle vizontele açılışı yapalım yeter.
Latif için daha büyük ceza olmaz.
Tabii, vizontele olunca sinemaya lüzum kalmayacak değil mi?
Yarın merasim olacak. Üstüne doğru düzgün bir kıyafet giy, Emin. Böyle olmaz!
-Olmaz, değil mi? -Olmaz tabii.
Var mı ceketin?
Uzun kollu? Yok.
-Aldırayım mı sana? -Yok. Ben kendim ayarlayacağım.
[Müzik - Hareketli]
-Ne yapıyorsun tezgâhtar Yaşar? -Hiç.
Nasıl hiç? Hiç, bir iş değildir ki. Ne yapıyorsun? Hiç.
Hiç yapılır mı hiç? İhi!
-Fikri abim yok mu? -[Yaşar] Yok.
Zaten ben gelirken kendisini inşaatında gördüm. Biraz konuştuk.
Geçen gün bir münakaşamız olmuştu ya kendisiyle.
Aslında çok iyi bir insan, gerçek.
Sen hiç deyince, aklıma ne geldi tezgâhtar Yaşar?
Ne geldi?
-Vezirle Fil'in hikâyesini biliyor musun? -[Yaşar] Biliyorum.
-Vezirle karınca? -[Yaşar] Biliyorum.
Yalnız Vezir?
Bak bunu bilemezsin. Çünkü bunu ben de yeni öğrenmişim.
Gel sana onu anlatayım. Bir gün vezir saraya gidiyor.
[Emin] Böyle güzel bir takım var üzerinde.
-Ne yapıyorsunuz ulan, devrimciler? -İyidir Emin. Senden ne haber?
İhsan abi. Bir kurtaramadınız bizi ya!
Seni biz bile kurtaramayacağız.
Gelin de vizonteleyi görün. Bugün açılış yapıyoruz.
O iş sana kaldıysa. O elbiseyi nereden aldın?
Bir arkadaşın hediyesidir, İhsan abi. İhi!
Neredeyse savaş çıkacak. Milletin uğraştığı şeye bak.
[Çığlık sesleri]
Ulan kim yaptı ulan bu namussuzluğu?
Kim yaptı ulan bunu? Kim?
Baba! Duvarı yıkmışlar, bir de briketleri kırmışlar.
Duvarı yıktınız, bari briketleri kırmayın.
Briketleri kırmamış olsalar İhsan aynılarıyla yeniden yapar ama şimdi...
[Tokat sesi]
Hayır baba. Ben briket açısından söyledim.
Ne yapıyorsun, Berfinci?
Emin Bey kıyafet şahane. Hayırdır, düğüne mi gidiyorsun?
Bilmiyor musun kardeşim? Vizonteleyi ilk defa deniyoruz bugün, karşıki tepede.
Sen buna niye para veriyorsun ki? Zaten eriyecek. İhi!
[Kuş cıvıltısı sesleri]
Ana, yardım edeyim.
[Kuş cıvıltısı sesleri]
-Ya ana! Konuşsana ya! -Ne konuşacağım?
Ya kazayla kırıldı.
Bir fotoğraf yüzünden küsülür mü?
İnsanın başka fotoğrafı yoksa küsülür.
[Kuş cıvıltısı sesleri]
Ana, babayla konuştum.
-Neyi? -Müjdemi isterim.
Fotoğrafçıya götürecek.
-Ha? -[Asiye] Allah'ıma. Hadi hazırlan, çabuk.
Peki, nasıl oldu?
Dedim ki, anam fotoğrafı kırılınca çok üzüldü. Yenisini istiyor dedim.
O da kabul etti ha?
Yok, öyle deyince kabul etmedi.
Foto Enver'e yeni bir saat gelmiş.
Sen de onu takar, çektirirsin deyince hoşuna gitti.
[Asiye] Hadi hazırlan, çabuk.
Ben hemen giyineyim. Sen çamaşırları asarsın.
Tamam.
Ben vizontele şeysine gideceğim.
Gelmeden önce bize haber ver, tamam?
Ha, iyi.
Rahatım yerinde diyorsun? İyi, iyi. Rıfat
oğlum paran var mı?
[Siti] Paran var mı diyorum, kurban olduğum.
[Kuş cıvıltısı sesleri]
Ben şey için Nafiz abi
belki beni vizontele şeysine götürürsün.
Rıfat
seni çok özledim.
Tabii gideriz.
Alo Rıfat! Dur! Kapatma sakın, kurban olduğum. Dur.
Nafiz yürü.
-Telefon? -Gel benimle.
[Kuş cıvıltısı sesleri]
[Saat tik tak sesi] [Kuş cıvıltısı sesleri]
Alo!
Alo! Ben, Asiye.
Hamdolsun.
İyiyiz, çok şükür.
Annemgiller de iyiler. Hepimiz iyiyiz.
Sen nasılsınız inşallah?
[Saat tik tak sesi] [Kuş cıvıltısı sesleri]
Şey... Ben de.
Neresi?
Nerededir o?
Alo!
Alo!
Alo!
[Ağlama sesi]
Nazmi mi yaptı diyorsun?
Yapmadıysa, yaptırdı.
Siti yapmıştır. Ondan her şey beklenir.
Devenin nalı! Ne alakası var kadıncağızın?
Ne biçim konuşmak o?
-Ne dedim ki? -Kadıncağız madıncağız.
Hanım, herkes torun sahibi oldu.
Hâlâ kıskanıyorsun kız kardeşini be.
O, benim kardeşim değil.
Düğünümde, herkesin içinde
bu kimin düğünüdür bilen var mı dediğinde kardeşliğimiz bitti.
Sen esasında onu istiyormuşsun diye laf çıkartmıştı ya.
Hanım, 30 yıldır aynı mevzuu konuşuyorsun be. Yeter ya, yeter!
Sen de onu seviyordun.
Sevmesen şimdi kadıncağız madıncağız konuşmazdın.
Hadi hanım, git işine ya! Git işine be!
İşine gelmiyor değil mi?
Kes be karı ya!
Hadi Veli, gidelim bakalım
Nazmi Efendi'nin vizontelesi nasıl çalışacak.
-Hadisene oğlum! -Ya baba, o iş ne oldu?
Şu çocuğun işini bir halledemedin.
-[Veli] Hiç. -[Latif] Halledeceğim.
Halledeceğim.
Her şeyin bir zamanı vardır.
Benim duvarımı yıkmak ha?
[Kalabalık konuşma sesleri]
Ses kontrol. Deneme bir, iki.
Deneme kontrol bir, iki, üç. Ne yapıyorsunuz lan vatandaş?
[Gülme sesleri] [Emin] İhi!
Allah Allah! Bu takım elbise...
[Sezgin] Emin!
-Ne var lan sırma saç? -Bırak o mikrofonu.
Buyurun Sayın Başkan’ım.
[Emin] Buyurun hocam. Hazır.
Sevgili hemşerilerim.
Daha önce de söylemiştim ya.
İşte asıl tarihi gün bugündür.
Birisi de sormuştu, ne bakımdan tarihi bir gündür diye.
Söyleyeyim.
[Nazmi ses] Buraya gelen yabancılar bize hep şunu sordu.
Ya siz burada nasıl yaşıyorsunuz? Buranın nesini seviyorsunuz?
Çok zor buna cevap vermek.
İnsan memleketini niye sever?
Başka çaresi yoktur da ondan.
[Nazmi ses] Ama biz biliriz ki
bir yerde mutlu mesut olmanın ilk şartı
orayı sevmektir.
Burayı seversen, burası dünyanın en güzel yeridir.
Ama dünyanın en güzel yerini sevmezsen
orası dünyanın en güzel yeri değildir.
Buraya gazeteler iki gün sonra geliyor.
Biz duyduğumuz bir havadise şaşırdığımız zaman
büyük şehirdeki insanlar çoktan unutmuş oluyor.
İşte vizontele, buna son verecek.
İstanbul'daki bir hadiseyi, aynı anda gözlerimizle göreceğiz.
Yani vizontele, uzağı yakın edecek.
Ve burası, artık o kadar uzak olmayacak.
Hepimize hayırlı ve uğurlu olsun.
[Alkış ve ıslık sesleri]
Bravo!
Bravo Başkan!
Buyurun hocam, hazırız.
Hadi bismillah.
[Alkış sesleri]
[Sessizlik]
[Televizyon cızırtısı sesi]
[Latif] Bu nedir? Yoksa karıncalar film mi çevirmiş?
[Gülme sesleri]
Emin!
Hocam zannedersem başka bir tepeye gideceğiz.
[Televizyon cızırtısı sesi]
[Nazmi ses] Hepimize hayırlı ve uğurlu olsun.
[Alkış sesleri]
[Televizyon cızırtısı sesi]
Bu karıncaların filmi de amma uzunmuş be günlerdir devam ediyor.
[Gülme sesleri]
Çok beğenilince, devamını çevirmişler herhalde.
[Gülme sesleri]
[Televizyon cızırtısı sesi]
[Kuş cıvıltısı sesleri]
Herhâlde bu sefer konuşmaya lüzum yok. Kimse...
-Hadi açın şunu, açın! -Baş üstüne.
[Motor sesi]
[Nazmi] Emin vizontele yanıyor! Hay senin kafana uyanın...
[Bağırma sesleri]
Ulan canım vizonteleyi yaktın!
[Nazmi] Kurtarın ulan vizonteleyi! Dikilip durmayın!
[Nazmi] Çetin suyu getir!
[Nazmi] Vizontele yanıyor!
[Nazmi] Ulan yaktın güzelim vizonteleyi!
[Nazmi] Vizontele yanıyor ulan durmayın öyle!
[Gülme sesleri]
Yahu olacak şey değil ya.
[Gülme sesleri]
Bir görsen vizontele bir alev almış, her tarafı duman kaplamış.
Ya Reis Bey benim akrabamdır ama bizi de rezil etti ya.
Millet, Vizontele Başkan diyor.
Güzel isimdir ha.
Vizontele başkan.
Ya oğlum oradan bana biraz sıcak su getirin.
Ben ona dedim, yahu bu alet çalışmaz.
Kendini millete rezil etme dedim ama beni dinlemedi.
Ben de dedim! Ankara'dan teknik bir eleman getirttirelim dedim.
O gitti deli Emin'in peşine takıldı.
Yaktı devletin vizontelesini.
Kaymakam Bey gelince şimdi ben ne diyeceğim?
Basri Bey, şimdi bu vizontele yandı ya.
Bundan böyle, yanık türküler seyredeceğiz öyle değil mi?
[Gülme sesleri]
Bakın, ben sizleri bilirim ha. Gene reyinizi ona atarsınız.
Yok, yok.
O da yanıyormuş neredeyse.
[Gülme sesleri]
Ne konuşuyorsunuz ulan şehrin en temiz ayıları?
Vizontele yangınından bahsediyoruz.
Oho! Vizontele daha çok yanar oğlum.
Sinemaya benzer mi? Ben en çok sinemayı severim.
Sinema başka bir şey.
Mesela, o bir tane uzun boylu artist vardı, neydi o?
-Tarık Akan. -Tarık Akan! O kadar uzun boylu değil.
Benim burama geliyor, İstanbul'da gördüm.
Sinema işte bunlar.
Bak mesela bir olay daha var.
Sene, geçen sene.
Beyoğlu'nda yürüyorum bir tane ince bıyıklı artist vardı. Kimdi o?
-Ayhan Işık. -Ayhan Işık!
Tam önümde gidiyor, arkasındayım. Siz tabi Beyoğlu'nu bilmiyorsunuz.
Dükkânın arkasından döndüm, yürüyorum böyle.
-Turist Ömer'deki kimdi? -Sadri Alışık.
Hah, Sadri Alışık! İnce bıyıklı.
Ben bu Ayhan Işık'ın arkasından bağırdım.
Turist Ömer, Turist Ömer dedim.
Dönüp bakmadı adam, hayret.
Demek ki Sadri Alışık'ın arkasından bağırsan
Ayhan Işık, Ayhan Işık diye, o da bakmayacak.
Bunlar garip şeyler işte, sinema...
Hadi sıhhatler olsun.
-[Fikri] Nasılsın Necati? -İyiyim.
[Köpek havlama sesi]
[Kuş cıvıltısı sesleri]
[Müzik]
[Sinema erkek ses] Bay Cesi siz ne düşünüyorsunuz?
[Cesi ses] Biz çok adamın kafasını kopardık, Leoni.
İyi akşamlar.
Hoş geldin Veli, nasılsın yavrum?
Ne istiyorsun ulan?
Beni babam gönderdi.
Dedi, damda oturan herkes bundan böyle bir bilet parası verecek, dedi.
Parayı al, biletleri ver sonra da geri gel dedi.
Bundan böyle, öyle damda bedava film seyretmek yok dedi.
-Veli? -Ne yapayım teyze? Babamın emridir.
Defol git ulan buradan! Hadi! Para mara yok! Hadi!
O zaman ben gideyim babama diyeyim ki
böyle böyle dediler.
Evet, öyle diyeyim. İyi akşamlar.
-[Emin] Ne istiyor? -Bilet satmaya gelmiş beyefendi.
Öyle mi?
Biçimsiz Veli, sen para mı istiyorsun?
Gel ben sana biraz para vereceğim gel. Gel ulan.
Emin!
Yapma ulan yapma!
Yapma ulan!
Veli eğer seni yakalarsam...
[Kapı açılma sesi]
[Emin] Siktir!
Tamam Siti Ana, siz seyretmenize bakın.
Şehmuz sana dolma getirdim.
Acıkmışsındır diye.
Dolma, bu saatte?
Dolmanın saati mi olur?
Ben düşündüm ki, sen başka bir kadın almak istediğine göre
bunda benim de bir kabahatim olabilir.
Kabahat mi, nasıl yani?
Yani, kendime bakmıyordum ne zamandır.
İki senedir aynı sutyeni giyiyordum mesela.
Ama bugün gittim yenisini aldım.
Görmek istersin diye düşündüm.
Sutyen mi, burada mı?
He, işte burada!
Burada mı göstereceksin demek istedim.
-Ne yapıyorsunuz burada? -Şişt!
Ulan ayıp değil mi ulan, şerefsizler?
Gelin, içeri! Hadi, hadi! Terbiyesizler ya!
Yaptıkları şeye bak ya!
[Müzik]
[Kuş cıvıltısı sesleri]
Hocam hele bir dakika gelsene.
-Ne var? -Bak şimdi, bu niye yandı biliyor musun?
Çok fazla ısındığı için yandı ama Emin buldu çaresini.
-Nasıl? -Bak şimdi, seyret.
Şimdi bu çalıştığı zaman da bu pervaneyi yapmışım, o da çalışacak.
Bunu soğutacak o zaman hayatta yanmaz.
Pervaneyi de bir aküye bağlayacağım
hem aküyü şarj edecek hem bunu soğutacak.
Yalnız bize bir akü lazım, acil.
Nereden bulsak acaba?
Kapat şunu.
-Ne oldu? -Tamam, bitti bu iş.
-Nasıl yani bitti bu iş? -El âleme rezil olduğumuz yeter!
Adımız Vizontele Başkan'a çıktı, artık uğraşamam.
Tamam, ne yaptıysak olmuyor.
Ankara'dan bir teknisyen yapar.
Olur mu hocam, şimdi vazgeçilir mi?
Bu milleti pişman etmek boynumuzun borcudur.
Bilhassa da bu Latif'i. Ayriyeten ben nasıl yapacağımızı da buldum.
-Nasıl yapacağız? -Bunlar vericiyi yükseğe koyun dediler ya.
Koyduk ya kardeşim, çıkmadığımız tepe kalmadı.
-Ve netice alamadık. -Evet.
Demek ki daha yüksek bir yere çıkacağız.
Daha yüksek?
En yüksek!
[Nazmi] En yüksek?
[Müzik]
Artos'a?
Delirdin mi ulan sen?
Vallahi bunda bir şey yok, bir akü bulduk mu biz...
Yo ben delirmedim.
Bugüne kadar oraya çıkan olmadı. Tamam bitti unut bu işi!
Yarın Ankara'ya gönderiyorum bu vizonteleyi.
[Müzik] [Kuş cıvıltısı sesleri]
[Müzik - Hareketli]
Nafiz, bu ana vericiyi götürmüyoruz, o sana emanet ha.
Baba Artos Dağı'na mı çıkacaksınız hakikaten?
Evet Nafiz Bey, bir şey mi var?
-Yok da... -[Siti] Reis Bey delirdin mi?
Artos Dağı'na bu yaştan sonra nasıl çıkacaksın?
-İnin bakayım aşağıya siz de! -Ya baba Allah'ını seversen vazgeç!
Konuşma!
Sayın Başkan, bu iş için yaşınız müsait değil kanaatimce.
Neyse ki senin yaşın çok müsait.
-Efendim, anlayamadım? -Sen de geliyorsun.
Ben de mi, nasıl yani?
Sırma saç, sen de geliyorsun. İhi!
Yapma ulan, yapma!
[Kapı sesi] [Marş basma sesi]
[Gülme sesi]
Allah sana akıl fikir versin Reis Bey, ben daha ne diyeyim?
Artos'a çıkacakmış! Bu iyice manyaklaştı.
Baba o iş ne oldu, kurban olayım ya?
Ulan başlayacağım işinden, tamam dedik ya!
Sen de hep tamam diyorsun...
Kes ulan kes, daha bir bilet satamadın!
Hadi, atla arabaya başla işe.
Akli dengesini kaybetti. Bunu şikâyet etmek lazım.
Böyle belediye başkanlığı yapamaz kardeşim.
Allah Allah!
[Kapı açılma sesi]
Araba çalışmıyor.
Baba, akü yok!
Şarjı mı bitmiş ulan?
Tabii, farları açık bırakırsan öyle, olur böyle!
-Baba, akü komple yok, çalmışlar! -Vay!
Kaputu açmışlar, bir de aküyü çalmışlar.
Kaputu açtınız, bari aküyü çalmayın.
Aküyü çalmamış olsalar hani...
Ne dedi, ne dedi?
Deli Emin dükkâna geldi dedi, Fikri abim
git dedi dükkândan dedi istediğin dedi, takımı al dedi.
Hani radyodan dolayı kendisine borcumuz vardı ya, ona mahsuben.
Ona mahsuben?
Evet, abi.
-Sen de bunu yedin? -Evet, abi.
Çay söyleyeyim mi abi?
Yok, ben söylerim çayı, sen içeri geç.
İçeri geç!
İçeri geç!
Ulan amına koyduğum!
Bak Şemsi, sen gözünü kesinlikle vizonteleden bir yere ayırmayacaksın.
Ne yapmayacaksın? Vizonteleden gözünü bir yere ayırmayacaksın.
Hani olur ya, bir yerden yayın gelir
bir şey görürsen hemen haber vereceksin.
-Anlaşıldı mı? -Baş üstüne Reis Bey.
Atla arabaya.
Aküyü nereden buldun?
Boş ver hocam, bir arkadaştan hediyedir.
Reis Bey, Allah'ın aşkına...
Sakın bir şey söyleme Basri, bu iş benim için artık bir izzet-i nefis meselesi.
Artos ise Artos, değilse, bu iş Himalayalara kadar gider.
İhi!
Ne diyeyim Reis Bey, Allah yardımcınız olsun.
Yayını yakalayınca ateş yakacağız dağda.
-[Nazmi] Ahali hazır olsun kutlamalara. -Peki Reis Bey.
[Gülme sesi]
Bak. Reis iyice delirdi, dağa gidiyor.
Emin manyağı, seninle görüşeceğiz elbise hakkında.
[Emin] Zaten dar geldi, getirip değiştireceğim. Hayırlı işler ihaleci.
İhi! İhi!
[Müzik - Kardeş Türküler - "Artos"]
[Müzik - Kardeş Türküler - "Artos"]
[Müzik devam ediyor]
Yolumuz buraya kadar. Bundan sonra yaya gideceğiz.
[Müzik - Kardeş Türküler - "Artos"]
[Su sesi]
[Müzik - Kardeş Türküler - "Artos"]
[Müzik - Kardeş Türküler - "Artos"]
[Ateş çıtırtısı sesi]
Herkes bin tane laf söylüyor babam hakkında.
Tutturmuşlar şeyh diye.
Güya o şeyh olunca ben de öyle sayılıyormuşum.
Millet de bir karar veremedi ha hocam. Yarısı deli diyor, yarısı şeyh.
Ya ikisi aynı şey mi? İhi!
İşin aslı öyle değil ben biliyorum.
Asker olarak gelmiş buraya
millete de yutturmuş hocayım diye, herkesi üflemiş.
[Emin] Annem inanmış, herkes de.
Zaten annem inanmasa ben olmayacakmışım.
Yani senin anlayacağın bizimkine de biraz üfürmüş hafiften
sonra da tüymüş. İhi!
Aslında piçlik iyidir hocam hiç akraban olmuyor, şahane bir şey.
Şimdi benim bir kardeşim olsaydı, bin tane dert çıkaracaktı başıma.
Hakikatten doğru söylüyorsun.
Emin, sana bir kız bulsak mı, artık vakittir ha?
Ha, yok hocam sağ ol, benim bir sevgilim var.
Yapma yahu, kimmiş o?
Danimarka'da kendisi.
-Nerede? -Danimarka, bir ecnebi memleketi.
-Ne yapıyor orada? -Oralıdır kendisi.
Nasıl tanıyorsun Allah'ın Danimarkalısını?
Bir sene turist olarak gelmişti ben de gezdirdim kendisini
işte o illa tutturdu, illa ki geleceksin Danimarka'ya diye.
"Kuşlarım var nasıl geleyim?" dedim.
Kim bakacak onlara?
Sen şimdi kuşlar yüzünden mi gitmedin Danimarka'ya?
Ben gidersem ölürler.
Gerçi o çok ısrar edince dedim dur bakalım.
İşleri ayarlayabilirsek gelirim dedim.
Önümüzdeki sene kesin gideceğim herhâlde, yani galiba.
Emin.
Milletlerarası çalışıyormuşsun haberimiz yok.
[Gülme sesleri]
Sağ olasın.
Ya aslında benim ona karşı bir şeyim yok tabii.
Misafir olduğu için, o beni sevdi.
Biz ceviz yiyorduk.
Neyse o beni sevdi, ben de onu sevdim.
-Ne zaman oldu bu? -Ceviz yerken.
Aslında benim hiçbir suçum yok hocam.
O ne yaptıysa, ben de aynısını yaptım.
[Kuş cıvıltısı sesleri]
Yapma Kristin, ne yapıyorsun?
No Kristin! Kristin! Kristin no!
[Nazmi] Vay be, ne zaman gelmişti kız buraya?
Beş sene önce.
Adı neydi?
Kristin, ama C ile yazılıyor. Cristin şeklinde.
Hayırlısı olsun bakalım.
Hadi kalkalım artık, yoksa geç kalacağız.
Hadi arkadaşlar, kalkın hadi.
Neye bakıyorsun ulan salak? Kapalıdır.
Git işine be, Reis Bey'in emridir.
[Müzik - Kardeş Türküler - "Artos"]
[Müzik - Kardeş Türküler - "Artos"]
Yürüdükçe saçların da gürleşiyor ha, Sezgin.
İlahi Sayın Başkan sizin bu şakalarınız olmasa...
Tüh! Allah kahretsin.
Ayna cehenneme gitti. Artık saçların durumunu benden soracaksın. Bak dökülüyor.
Emin fazla konuşma.
[Emin] Yürü hadi sırma saç, yürü.
[Müzik - Kardeş Türküler - "Artos"]
[Müzik - Kardeş Türküler - "Artos"]
-Hazır mısın, Emin? Akşam oluyor. -Hazırım hocam. Bir dakika.
Allah'ım yardım et bize. Biliyorsun bu son şansımız. Rezil olduk el aleme biliyorsun.
[Nazmi] Hadi bismillah.
[Motor sesi]
[Televizyon cızırtısı sesi]
-Çıktı. Vallahi açıldı! -Çıktı bu!
[Nazmi] Emin çıktı! Çıktı Emin!
Çıktı, başardık!
[Müzik - Hareketli]
Durun bir dakika.
[Farsça konuşma]
Ne diyor bu?
Farsça konuşuyor.
Sebep?
Vallahi hocam zannedersem, bu İran vizontelesidir.
Demek ki orada da var.
Ha siktir be!
Pardon, Sayın Başkan'ım.
Lafı ağzımdan aldın da onun için baktım.
Siktir ulan be!
Niye çıkmadı Emin bu?
Hani en yüksekte çıkardı.
-Ben de anlamadım hocam. Belki de başka... -Sus Emin Allah’ını seversen sus!
Sayın Başkan doğru söylüyor, Emin.
En çok sen sus. Senin yüzünden geldik buralara.
Fazla konuşma ulan sırma saç.
Hocamın yanında kafamı bozma seni de gönderirim aynanın yanına.
Affedersin hocam.
[Müzik - Davul ve zurna]
Ne oluyor be?
Allah Allah! Kimin düğünüdür acaba?
Şemsi, o ateşi söndür. Millete zannedecek ki...
Boş ver yaksın. Yoksa gece donarız soğuktan.
[Rüzgâr sesi] [Alev çıtırtısı sesi]
[Müzik - Davul ve zurna]
[Müzik - Davul ve zurna] [Alkış sesleri]
[Basri] Başkan! Ne oldu, ne oldu?
Çıkmadı. İran vizontelesi çıktı.
-Ateş yaktınız. -Üşüdük.
[Emin] Az kalsın donuyorduk ya.
[Cırcır böceği sesi]
[Köpek havlama sesi]
[Televizyon cızırtısı sesi]
"Bartın'da kına gecesi."
Çıktı Reis Bey! TRT Çıktı!
Koşun ulan! Yürüyün.
[Müzik]
[Nazmi] Nerede oğlum TRT?
[Çığlık sesleri]
[Müzik - Hareketli]
[Cırcır böceği sesi] [Ayak sesleri]
Hoş gelmişsiniz.
Hoş gelmişsiniz.
-Hayırlı olsun Başkan. Nerede? -[Nazmi] Sağ ol. İçeride.
Sağ ol yeğenim.
Hepimize hayırlı uğurlu olsun.
Başkanım hayırlı olsun.
[Nazmi] Sezgin estağfurullah.
[Nazmi] Hoş gelmişsiniz.
Zahmet ettin Şehmuz. Hoş geldin.
Bugün işler çok kötüdür baba. Herkes vizonteleye gidiyor.
Olur mu öyle şey? Birkaç kez giderler sonra geri gelirler.
İlk heves. Merak ediyor millet.
[Kapı açılma sesi]
[Kapı kapanma sesi]
[Karışık fısıltılar]
[Şehmuz] Kavunu kestirmedik ama.
-[Casım] Hadi Başkan aç şunu. -Açalım Casım abi.
Daha önce denedik çıkıyor ha.
Emin, hadi aç bakalım. Hadi Bismillah.
Nafiz.
-[Spiker] İyi akşamlar. -İyi akşamlar.
[Spiker ses] TRT Haber merkezinin hazırladığı haber bültenini sunuyoruz.
Sayın seyirciler, TSK'nın gerçekleştirdiği
Kıbrıs çıkartma ve indirme harekâtı başarı ile devam ediyor.
[Spiker ses] Başbakan Bülent Ecevit Türk hükümetinin bu konudaki
kararını, bu sabah saat 06.30'da şu sözlerle açıkladı.
Bu şekilde insanlığa ve barışa büyük bir
hizmette bulunmuş olacağımıza inanıyoruz.
Öyle umarım ki kuvvetlerimize ateş açılmaz
ve kanlı bir çatışmaya yol açılmaz.
Biz aslında savaş için değil barış için ve yalnız
Türklere değil, Rumlara da barış getirmek için adaya gidiyoruz.
[Spiker ses] Girne kıyılarında mevzilenen Deniz Piyade Alayı
Rum milli muhafızlarının tank saldırısını başarı ile püskürttü.
[Spiker ses] Çıkan çatışmada Rumlar ağır kayıplar verirken
iki Subay ve üç erimiz şehit düştü.
Şehitlerimizin isimleri şöyle
Yüzbaşı Kerem Uçan. Teğmen Azmi Gündoğdu
ve şehit erler Reşit Suveren, İskender Ergin ve Rıfat Doğan.
[Saat tik tak sesi]
[Sessizlik]
[Müzik - Kardeş Türküler - "Zemar"]
[Müzik - Kardeş Türküler - "Zemar"]
[Ağlama sesi]
[Müzik - Kardeş Türküler - "Zemar"]
♪Bitti m'ola da Şam elinin hurması♪
♪Gitti m'ola da ala♪
♪Gözün sürmesi♪
♪Bağdat'ın Basra'nın♪
♪Telli turnası♪
♪Turna yardan haber♪
♪Geldi eğlenme♪
♪Turna yardan haber♪
♪Geldi eğlenme♪
[Müzik - Kardeş Türküler - "Zemar"]
[Kuş cıvıltısı sesleri]
-[Emin] Ya ana dur! [Kapı açılma sesi]
-Nerede? -Ne nerede?
Oğlum nerede?
Paşa aradı bugün. Nazmi Bey dedi
evladımızla ne kadar gurur duysanız azdır dedi.
Rıfat hakiki bir kahramandı.
Kıbrıs'taki şehitlikte evladımıza yakışır bir kabir yaptırdık. Vatan sağ olsun dedi.
[Kuş cıvıltısı sesleri] [Horoz sesi]
Koskoca paşa herkesi arar mı?
-Sevdirmiş kendini komutanlara. -Siti Ana diyor...
-Gözüne girmiş. -...ben illa bakacağım.
[Emin] Ya Siti Ana! Siti Ana!
Siti Ana. Kurban olayım yapma.
[Emin] Ya yazıktır alete. Siti Ana aletin ne suçu var?
[Emin] Kurban olayım bana ver onu. Siti Ana!
[Kuş cıvıltısı sesleri]
[Kuş cıvıltısı sesleri]
[Kuş cıvıltısı sesleri]
[Kapı açılma sesi]
[Kuş cıvıltısı sesleri]
Dede!
Baba!
Biz gidiyoruz.
Babamgile.
[Ağlama sesi]
[Tükürme sesi]
[Kazma sesi]
Nerede bu millet kardeşim?
Televizyonda Brezilya'nın maçı var.
-Vay! -Bitsin gelirler Latif Bey.
[Gürültü sesleri]
[Kuş cıvıltısı sesleri]
Başı bu tarafa gelse, doğrudur herhalde ha?
[Müzik - Davul ve zurna] [Alkış sesleri]
Bir dakika, bir dakika. Gel ulan.
Damadın amcasından,
yani benden
bir adet Phillips marka televizyon.
Alkışlayın.
[Alkış sesleri]
Çalın lan!
Hadi halay, hadi. Hadi çalın ulan.
[Müzik - Davul ve zurna]
Puh!
[Müzik - Davul ve zurna]
[Müzik - Davul ve zurna] [Alkış sesleri]
Hey, hey!
[Müzik - Davul ve zurna]
[Rüzgâr sesi] [Kuş cıvıltısı sesleri]
[Kuş cıvıltısı sesleri]
[Müzik - Aşık Mahsuni Şerif "Çeşm-i Siyahım"]
♪İşte gidiyorum çeşm-i siyahım♪
[Güvercin kanat sesleri]
♪İşte gidiyorum çeşm-i siyahım♪
♪Önümüze dağlar sıralansa da♪
♪Sıralansa da♪
[Müzik - Hareketli]
[Müzik devam ediyor]
[Müzik devam ediyor]
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.