All language subtitles for [SubtitleTools.com] Sharpes Rifles - Movie 1993 online

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian Download
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish Download
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

Do you want subtitles for any video? -=[ ai.OpenSubtitles.com ]=-

Çeviri: Ushuaia

Portekiz 1809

Napoleon Bonaparte Avrupa'nın efendisidir.

Kardeşi Joseph ise İspanya tahtında oturmaktadır.

Yakında Wellington Lord'u olacak olan...

...İngilizlerin yeni komutanı Sör Arthur Wellesley,

Oporto şehirini Fransızlardan almış bulunmaktadır.

İspanya içlerine ilerlemeden önce ordusunu dinlendirmektedir.

Tamam.

Dikkat!

Tüfek omuza!

Selam dur!

Günaydın Hogan!

Günaydın Sör Arthur.

Tanrım! Lord Wellesley.

Gözler yerde.

İleri.

Geç olması hiç olmamasından iyidir Hogan.

Adın ne?

Sharpe. Çavuş.

İkinci tabur...

...95. tüfekli piyade efendim. - Sana borçluyum.

Kaderimi değiştirdin.

Senin kaderinde de lanet bir değişiklik olacak.

Sana yeni bir görev veriyorum Sharpe.

Şu andan itibaren 95. alayda teğmensin.

Binbaşı Hogan.

- Bay Sharpe ile tanış. - Tebrikler. Çok iyi seçim efendim.

Ona baktığım anda gördüm.

Evet pek bir şeye benzemiyor ama o doğuştan bir subay.

Ama takdir edersiniz ki Sör Arthur,

bir akıl hocasına ihtiyacı var.

Hogan, çek ellerini çocuğun üstünden.

Hogan bir subay, şeyde...

Benim emrimde.

Albayınıza bilgi verilecektir.

Yarası iyileşinceye kadar hafif görevler verilmesini isteyeceğim.

İkinize de iyi günler.

Hafif görevler efendim. Hafif görevler kesinlikle.

Beni dinle Sharpe.

Hafif görev merkezde züppelerle oturup büyüklük taslamaktır.

Sana başka bir görev bulmamı ister misin?

Güvenli olacaksa, efendim.

Aferin oğluma.

Yani bankacılar oralı değil diyorsun.

Korkarım öyle Sör Arthur.

Rothschild'ı bulmamız lazım.

Sharpe'ı Dunnett'ın arama ekibine dahil etmeyi öneriyorum.

Adamı daha bugün subay yaptım ve sen onu yarın dağlara yollamamı öneriyorsun.

- Sende hiç kalp yok mu Hogan? - Yok efedim.

Dunnett'in keskin nişancılarına komuta edecek birisine ihtiyacımız var.

Sharpe subayların içinde olmaktansa dağlarda olmayı tercih eder.

Sorunu biliyorsunuz Sör Arthur.

Bizden biri değil.

Lawford, onu bana gönder.

Teğmen Sharpe.

Aptal olma.

Teğmen Sharpe efendim.

Bu üniformayı nereden buldun Sharpe?

Binbaşı Hogan, efendim.

Bu nedir Sharpe?

- Bir şilin efendim. - Kralın şilini Sharpe.

Son şilinimiz.

Londra gecikti, ordu meteliksiz.

Çocuklara iki aylık maaşlarını borçluyuz.

Gelecek hafta üç aylık olacak.

Moralleri için iyi değil.

Bizim düzensiz İspanyol birliği nakit olmazsa dağılacak.

- Paran yetmezse ne yaparsın? - Parasız yaparım efendim.

Borç alırsın Richard.

Bir bankadan. Bizim bankacımız Londra'dan Nathan Rothschild.

Nathan'ın kardeşi James, Viyana'dan Lizbon'a kadar bankacılık hizmeti veriyor,

Boney'in* burnunun dibinde.

İki buçuk ay önce,

James banka poliçeleriyle birlikte...

...Viyana'dan yola çıktı.

Fransa'yı ve Pireneler'i geçip İspanya'ya ulaşacak ve...

...Casa Antigua isimli yerde bir buluşma gerçekleştirecekti.

James Rothschild hiç geri dönmedi.

- Ama... - Hayır!

James'in bir bankacı olduğunu ve savaş olan bir ülkede seyahat ettiğini söyleme.

James bir memur değil. Bunu daha önce yapmıştı.

Torrecastro'ya sağ salim ulaştığını biliyoruz.

Oradan da güneye yöneldi,

ve şimdi o dağlarda bir yerde.

Biz de bir arama ekibi göndereceğiz, komutan...

- Dunnett. - Binbaşı Dunnett olacak.

Bu Fransız işgali altındaki topraklarda...

...yüz mil ilerlemek demek.

İlgini çekti mi Sharpe?

- Fakat... - Güzel. Yarın ben önden gideceğim. Yalnız.

Bu daha az dikkat çeker ve bana araştırmaya katılan İspanyol ajanlarımla...

...bağlantı kurma şansı verir.

Yardıma ihtiyacım olma olasılığına karşı, Dunnett'a bağlı küçük bir özel birlik...

...bir gün arkadan gelecek.

Sen onların arasında olacaksın Richard.

Keskin nişancılara kumanda etmeni istiyorum.

Sör Arthur.

Komutandaki adamlar bu görev hakkında hiçbir şey bilmemeliler.

Yakalanma ihtimaline karşı.

Bu, sen ve üstlerin Binbaşı Dunnett ve Yüzbaşı Murray arasında bir sır olacak.

Ne olursa olsun içinizden birinin Casa Antigua'ya ulaşması lazım.

Onların kampını buradan yaklaşık üç mil kuzeyde bulacaksın.

Zor hayat şartlarını severler.

Seni yarın şafakta bekliyorlar.

Bunu Yüzbaşı Murray'e ver.

Binbaşı Dunnet okullu bir subaydır Sharpe.

Benim subaylığa yükselişimi... Alaylı oluşumu...

...onaylamıyor olabilir.

Evet efendim.

Görgü kurallarını...

takmıyor olabilir.

Ama sen tavırlarına dikkat edeceksin.

Başüstüne.

İyi şanslar Bay Sharpe.

Şey Richard.

Şilin.

Yapacak mı Hogan?

Ya yapar, ya ölür efendim.

Teresa. Yukarı gönderin. Hadi çabuk!

Yukarı!

Yukarı.

Allez! Dikkat!

Dikkat.

Toplanın!

Toplanın.

Seçilmiş Adamlar Sharpe.

Bir grup çingene gibi gözükseler de,

Kral George'un ordusunun en iyi nişancılarıdırlar.

Asker.

Kimsin?

Teğmen Sharpe.

95. Tüfekli birlik.

Özür dilerim efendim, sizi iyi göremedim.

- Ya sen kimsin? - Isaiah Tongue.

Seçilmiş Adam efendim.

Seçilmiş Adam demek. Diğerleri nerede Tongue?

Ahırdalar efendim.

Geleni avlaması gerekirken uyuyan bir nöbetçi.

Tekrar yakalarsam avlanan sen olursun.

Sana ceza verebilirdi Çavuş.

Sanmam. Binbaşı Dunnet alaylı subaylardan hoşlanmaz.

Gel Isaiah. Harper'ı uyandırdığı zaman ne olacak görmek istiyorum.

Kalk!

Kalkın sizi tembel piçler!

Kalkın!

Hadi!

Verilmiş sadakan varmış dostum.

Bir subay olduğumu görmüyor musun sersem herif?

Ben de Napolyon Bonapart'ım zaten.

Yeni subayı gören oldu mu?

Binbaşı Dunnett onu bulmamı istedi.

Adın? Rütben?

Patrick Michael Harper. Seçilmiş Adam efendim.

Sen mi seçilmiş adamsın?

Göster bunu.

Bu ne?

İçki mi?

Tanrı içkiyi sevmez.

Ver de şunu kırayım.

Vay canına. Lanet olası bir Metodist.

Bu çok iyi bir brendi efendim.

Sabahın körü Harper.

Sen hangi cehennemden çıktın, kimsin?

Teğmen Sharpe efendim.

Bu görev emrim.

Sharpe? Sen şu Wellesley'in...

...rütbesini yükselttiği adam mısın? - Evet efendim.

Evraklar uygun efendim. Sharpe sınıf atlamış görünüyor.

Burada sökmez.

Rütbesiz askerlerle kavga ha!

- Olmayacak şey Sharpe. - Evet efendim.

Harper, bir subaya saldırdın.

- Bu kurşuna dizilme sebebidir. - Onu uyandırmıştım efendim.

Bir saldırgan olduğumu sandı. Benim hatam efendim.

Öyle diyorsan.

Fakat burada bazı standartlarımız var Sharpe.

Bir subay, soylu bir bey gibi davranmalıdır. Öyle olmasa bile.

- Evet efendim. - Artçı bir grup oluşturup...

...yürüyüşe geçiyoruz.

Tüm takım beş dakikada hazır olsun!

Söz gümüşse sükut altındır Cooper.

Bir şey mi dedim ki?

Tuhaf bir subay bu Sharpe.

O tam bir subay değil.

Tam bir piç ama.

- Adın? - Cooper. Efendim.

Nerelisin Cooper?

- Shoreditch efendim. - Önce ne iş yapardın?

Ticaret efendim. Bazı mallar filan...

...ve benzeri.

Bunlar başkalarının malları olmasın Cooper?

- Sen. - Daniel Hagman.

Cheshire bölgesi. Kaçak avcı.

O zaman iyi atıcısındır, öyle mi Hagman?

Evet iyiyimdir efendim.

Hadi o zaman.

Görelim.

Kralın üniformasını tahrif ettin Hagman.

Seni bundan sorumlu tutabilirim.

- Evet? - Harris. Oxfordshire bölgesi Wheatley'den.

Öncesinde?

Lordum Bacchus'un nedimi ve müzmin borçlusu.

İşe yaramazın tekisin yani Harris.

Yapabildiğin herhangi bir şey var mı?

Okuyabilirim efendim.

Isaiah Tongue, efendim.

Bunu biliyorum. Nerelisin Tongue?

Bilmiyorum efendim.

Sesini yükselt!

Bilmiyorum efendim.

Ya ailen?

Bilmiyorum efendim.

Önceki işin?

Ordu efendim.

Sadece ordu.

Sen niye burdasın Harper?

Seni mankafa İrlandalı!

Ya...

Seçilmiş Adamlar ha?

Pekala...

Sizi ben seçmedim.

Ama şunu unutmayın.

Hepinizi tanıyorum.

Siz ve sizin gibileri...

...hayatım boyunca çok gördüm.

En iyi bildiğim şey nasıl savaşılacağıdır.

Aranızda bu savaşta yan gelip yatacağını sanan varsa...

...şimdi tam zamanı.

Şimdi karar verin.

Hazır ol. Hizaya gir.

Sola dön, koşar adım!

Silah yerde!

Marş marş!

Dur!

Bölük dur!

Bu taraftan efendim.

Şafağı bekleyeceğiz. Çavuş Williams!

Efendim!

- Burada kamp kuracağız. - Başüstüne!

Evet beyler kamp kuruyoruz.

Fletcher, Jones, Edwards odun toplayın.

Morris ve Brown nöbete geçin.

Bölük rahat!

Sen değil Sharpe.

Adamlarını alıp tepeye çık.

Yarın için arazi nasıl kontrol et.

Evet komutanı duydunuz.

Gördünüz mü? Gerçek bir subayımız olmadığı için bulaşıkçıymışız gibi kovulduk.

Gerçek bir subay değil o.

Asla yorgun görünmez.

Onu savunmasız yakalamak zor.

Köyde seni korudu.

Niye bu kadar uğraşıyorsun?

Sadece doğru kişi değil Cooper.

Bir subay olmaktan memnun değil.

Şu sözümü de unutma, bize uğursuzluk getirecek.

Yarın yaparız.

Dağlarda.

Vale.

Ateş hazır.

Savaş durumu!

Eğilin.

Eğilin yere!

Eğilmeyeni öldürürüm.

Bana tüfek verin!

Aman Tanrım!

Şurda saklanan İngilizlere bak.

Genç Perkins efendim.

Ses çıkarmayın.

Hayır! Hayır!

Perkins, hayatın pahasına bu flamayı koru.

Başüstüne efendim.

Asla vaz geçme Perkins.

Bir daha asla efendim.

O ikisi için geri döneceklerdir.

Kalkın! Devam ediyoruz.

Karanlığa kadar durmak yok.

İhtiyacımız olan adam bu.

Müttefiğimiz. Torrecastro'ya kadar.

Işığımı kesiyorsun kahretsin Hagman!

Özür dilerim efendim.

Ama Yüzbaşı Murray.

Durumu kötü efendim.

Harris.

Şunu bana anlat Harris.

Bu herif bizi nereye götürmeyi planlıyor?

Sorun olduğum için üzgünüm.

Bugün iyi iş becerdin Sharpe.

Ben görevimi yaptım efendim.

Kaybolduk.

Hogan'ın izini de kaybettik.

Casa Antigua yolunu...

...bulmaya çalış.

Bulacağım efendim.

Adamlarına karşı çok sert olma Sharpe.

Seni kırmadan bunu nasıl söyleyebilirim?

Gördüğün gibi bu çocuklar aralarından çıkmış bir subaydan hoşlanmazlar.

Subaylarının saygınlık sahibi...

...kendilerinden faklılaşmış...

...ayrıcalıklı biri olmasını isterler.

Senin kendilerinden biri olduğunu düşünüyorlar Sharpe,

lanetlilerden biri.

Ne kadar zor olacağını biliyoruz.

Üzgünüm.

Tabii ki...

Bilmiyorum.

Gitmeden önce bazı pratik tavsiyeler vermeye çalışıyorum sadece.

Oh, evet.

Patrick Harper'ı kendi tarafına çek.

Bu bir emir mi efendim?

Kılıcımı almanı istiyorum.

Belki bunu taşıdığını görürlerse adamlar...

Gerçek bir subay olduğumu mu düşünürler?

Hayır, senden hoşlanmış olduğumu düşünürler.

Teşekkür ederim efendim.

Ölmek için ne kadar aptalca bir yer.

Yüzbaşı Murray öldü.

Gömün onu.

Peki şimdi ne olacak?

Kaybolduk değil mi?

O halde Lizbon'a ve evimize doğru, güneye yöneleyeceğiz.

Bana verilen emir, kuzeye devam etmek.

Niye ki? Zaten buralarda ne arıyoruz?

Binbaşı Dunnett veya Yüzbaşı Murray'den emirlerini açıklamalarını istedin mi hiç?

Hayır ama tüm saygımla, ikisi de gerçek subaylardı.

Şimdi iksi de öldüler. Eve gitmekte utanılacak bir yan yok.

Şafakta kuzeye Casa Antigua'ya doğru yola çıkıyoruz.

Devam et Harper.

Biz sohbet ediyorduk.

Biz?

Ben ve çocuklar.

Ve?

Kuzeye gitmeyeceğiz.

Güneye gitmek istiyoruz.

- Evet. - Sizin lanet isteğinizi niye önemseyeyim?

Sen kendini kim sanıyorsun Harper?

İngiliz ordusunda şu lanet şey mi var sanıyorsun, d-d...

Demokrasi efendim. Yunancada demos sözcüğünden gelir. Anlamı...

Kapa çeneni Harris!

Dağılın.

Bakıyorum Yüzbaşı Murray kılıcını size vermiş efendim.

Yüzbaşı daima derdi ki, böyle bir kılıç Fransızlara Tanrı korkusu verir.

Güneye gideceğiz efendim.

Bizimle gelmenizi isteriz.

Ya gelmezsem?

Ve gidip Lizbon'da sizi rapor edersem?

İsyancıları kurşuna dizerler Harper.

En iyisi bizimle gelmeniz efendim.

Ya güneye giderim ya da beni öldürür müsünüz?

Öyle mi?

Pekala.

Çantamı ver Harper.

Seni İrlandalı pislik.

Hadi! Bitir işini!

- Harper - Hadi Harper

- Vur ona. - İşte şimdi elinde. Haydi.

Hadi, yakaladın onu.

Haydi Pat!

Haydi!

Haydi Bay Sharpe, efendim.

Devam!

Sen de kimsin?

Size kumandan Teresa'yı tanıştırayım.

Bu bölgede Fransızlarla savaşan gerillaların komutanı.

Peki ya siz bayım?

Ben Binbaşı Blas Vivar, Matamoro Kontu.

Pek Katolik Majesteleri, İspanya Kralı VII. Ferdinand'ın...

...Kraliyet Ordusunda Tümgeneral.

Ya siz bayım?

Teğmen Sharpe.

95. Tüfekli Birlik

Sadece teğmen ha?

Belki de adamlarınızla kavga ettiğiniz için sizi terfi ettirmemişlerdir.

Bu adam bir isyancıdır bayım.

Lizbon'a götürülüp kurşuna dizilecek.

Tongue, onu bağlayıp ahıra götür.

İspanya ve İngiltere, biz müttefikiz.

Burada ne yapıyorsunuz?

Fransız hattının 100 mil gerisinde kaybolduğunuz yalanını söyleme bana Teğmen.

Casa Antigua köyünü arıyoruz.

Size bütün söyleyebileceğim bu.

Bir Fransız olsaydınız bıçağım size bilmek istediğim her şeyi söyletirdi.

Ama biz müttefikiz.

Müttefik mi? Müttefikler birbirlerinden sır saklar mı?

Aşıklar birbirlerinden sır saklarlar,

ama yine de sevişirler.

Belki... birbirimize yardım edebiliriz.

Müttefiklik bunun içindir.

Güzel.

Benim yolum da kuzeye Torrecastro kasabasına gidiyor.

Frazsızlara karşı savaşan direnişçilere hükümetimden önemli belgeler götürüyorum.

Casa Antigua köyü kuzeyde yolumuzun üstünde, yani birlikte gidebiliriz, benim komutamda.

Komuta onda sanmıştım.

Teresa dağlardan...

...güvenle geçmememizi sağlıyor.

Buradaki kıdemli subay benim.

Kumandam altında yürüyüşü kabul ediyor musunuz?

Evet

- Evet. - Sanırım adamların kabul ediyor.

Ne yapacağını adamlarına mı sorarsın?

Evet. Her zaman olmasa da, sorarım.

Sen sormaz mısın?

Yoksa yaptırıncaya kadar onları döver misin?

Anlaştık.

Ama sadece Casa Antigua'ya kadar.

Güzel.

Bir saat içinde gidiyoruz. Acele etmeliyiz.

Fransız Albay şafak sökünce arkamızdan öncü birliğini yollayacaktır.

Albay olduğunu nereden biliyorsunuz? Bir yüzbaşı olamaz mı?

Ya da binbaşı?

Tabii dün bizi seyrettiyseniz bilirsiniz.

Biz ölürken izleyip bir şey yapmadıysanız.

Üzgünüm.

Ben de öyle.

Şimdi dinleyin.

Burada sorumlu benim.

Ne onlar, ne de Harper.

Komuta bende.

Beni izleyeceksiniz.

Fransızca konuşabilir misin Harris?

Oui, certainement, je parle...

Yapacağım şu. İki tane tahta ve biraz zift istiyorum.

Hangman, bir fener, bir kilo barut, ve bir kilo da demir parçası istiyorum.

Cooper,

gözcülüğe devam et.

- Sen Perkins... - Efendim?

Yüzbaşı Murray için düzgün bir mezar kaz.

Başüstüne.

Dikkatli ol, oldukça akıllı biri.

Evet ama adamları onu sevmiyor.

- Dışarı! - Atın üstündeki şu sandık.

Gözlerini ondan hiç ayırmıyorlar.

Adamın sana eski evraklarla dolu olduğunu söylediğini duydum.

Eh, tam öyle değil.

Bilirsin, çok belge çok kağıt demek.

Ve kağıt ağır olur.

Ama sandığı tüy kadar hafifçe kaldırdılar,

Efendim..

Onu dışarı çıkar Tongue.

- "Girilmez" Fransızca nasıl denir Harris? - Défense d'entrer, sir.

Doğru. Benimle gel.

Girilmez

Bir dua oku Tongue.

Evet...

Evet diyorum.

Evet.

Fransız öncüleri efendim.

Bir mil kadar gerideler.

Takım sıraya gir.

Fransızlar efendim.

Bravo.

Albay sizi neden takip ediyor?

O sizi takip ediyor.

Tam takım bir Fransız süvari bölüğü mü?

Tam bir albay ile?

Hayır, onlar sizin peşinizdeler.

Neden?

Sandığın içindekinden dolayı.

Neden?

Çünkü sandık ağzına kadar kağıtla dolu ve albay da çok iyi bir okuyucu.

Bu yüzden mi?

Bana eşlik ettiğinizi sanmıyorum.

Bence ben size eşlik ediyorum,

amigos.

Şu yaşlı keçiyi yürüt!

Canlan evlat!

Başüstüne.

Yürüyün sizi piçler!

Kalk!

İdam mangası için kurtarıldın Harper.

Perkins bana önceden sıradan bir asker olduğunu söyledi, bir çavuşmussun.

- Öyleydim. - Garip.

İspanya'da subaylar asil olmalıdır.

Beyefendi.

Erdemli ama hoş bir beyefendi.

Üzgünüm yanlış adam Bayan.

Adamlarınla bu yüzden mi sorun yaşıyorsun?

Perkins söyledi değil mi?

Evet. Senin tam bir piç olduğunu söyledi.

Haklı.

Gerisini de iyi biliyorsunudur.

Annem bir fahişeydi. Bir genelevde doğdum.

Yetimhanede büyüdüm ve orduda ölmeyi umuyorum. Oldu mu?

Ama er Perkins General Wellesley'nin hayatını kurtardığını söyledi.

Ve şu İrlandalı, Harper,

diyor ki, İngilizler cesur bir adamı onurlandırmak istediklerinde,

ona "tam bir piç" derlermiş.

Askerlerin dedikodularını dinliyorsunuz bayan.

Evet öyle.

Gördüğünüz gibi,

iki kulağımız olmasına rağmen, sadece bir ağzımız var.

Yani iyi bir lider, bağırdığının iki katı da dinlemelidir.

Özür dilerim Bay Sharpe.

Bir kemik kadar kuru.

Her seferinde ateş eder, evet eder.

Tüfek itibarını tamamlar Hagman.

Teşekkürler Bay Sharpe.

Yağ efendim.

İşin sırrı yağı harcamak değil.

General Wellesley'in dediği gibi.

Evet.

Lanet olası diz!

Eski bir yara Hagman.

Yağmur canına okuyor.

Evet. Ambalaj kağıdı ve parafin yağı dik başlı bir bacak için tek çaredir.

Benim de kolum öyle,

bir Fransız askerle hesaplaşırken oldu.

Kahretsin! Bu olay..

...Vimieiro savaşı sırasındaydı.

Kapışmayı...

o kaybetti,

...başı boynundan ayrılıp uçtu.

Yağmurlu günlerde çok kötü kaşınır.

Parafin yağı ve kahverengi kağıtdan...

...daha işe yarar bir şey görmedim.

- Evet. - Evet.

Güzel bir kadın değil mi?

Evet.

Hiç bir kadını sevmedin mi?

Hayır.

Parasını ödeyince olmuyor.

Yani onun gibi bir kadınla hiç karşılaşmadın.

Bence onu unutmalısın. Çünkü gördüğün gibi...

...artık o bir kadın değil.

Salamanca'daki en iyi öğrenciydi.

Babasının toprağına, eve gelmişti.

Genç, mutlu ve umut doluydu.

Kız kardeşi ve annesine kitap okuyor, müzik çalıyor,

bazı soylu beylerin elini tutarak...

evlilik teklif etmesini beklerken gülüyordu.

Ama bunun yerine Fransızlar geldiler.

Saklandı ve bütün yapılanları izledi.

Babasını kör ettiklerini gördü.

Annesine ve kardeşi Maria'ya tecavüz ettiklerini...

...kendilerini öldürmeleri için Fransızlara yalvardıklarını gördü.

Kardeşini bıraktılar,

ama annesini öldürdüler.

Sonunda ona da tecavüz ettiler.

Fransızlar gittikten sonra annesini gömdü.

Ve mezarı başında,

Fransızları öldürmeye...

...and içti.

Artık müzikle uğraşmıyor.

Kitap okumuyor. Gülümsemiyor. Şarkı söylemiyor.

Tepelerde at sürüp,

Fransızları avlıyor,

ve ölmeyi umuyor.

Ama bugün...

...onu gülümserken gördüm.

Sana gülümsedi.

Bu neredeyse kalbimi kırsa da,

bunun için teşekkür ederim.

İyi geceler.

Bu biraz hüzülü.

Bayan Teresa için çalacağım.

"Salamanca."

- Kim var orda? - Sharpe. 95. Tüfekli birlik.

İlerle seni göreyim.

Geç dostum.

Sakin ol Cooper.

Size bir şey sorabilir miyim efendim?

Böyle pis dövüşmeyi nerde öğrendiniz?

Seninle aynı yerde Cooper.

Cumartesi geceleri batakhanelerde.

Evden çok uzaktayız efendim.

Ev hiç bir zaman uzak olmadı Cooper.

Evet efendim.

Olmadı.

Bu takıma gönüllü mü katıldın Cooper?

Hayır, tam değil efendim.

Bir yargıç tarafından...

...davet edildim.

# İşte tüm yargıçlar ve jüriler elveda diyor

# Adalet ve Old Bailey** de öyle

#Beni koydukları için Kral George'un ordusuna.

# Elveda yaşlı İngiltere.

# Artık dolaştığım denizler yok

# Kırmızı, beyaz ve maviye selam duran.

# Yaşlı Kralın anlaşmasını sundukları için bana

# Artık elveda sana yaşlı İngiltere.

# Elveda

Seni kim çözdü Harper?

Bayan Teresa efendim.

Elindeki ne?

Küçük yabani bir kuş.

Uçmuyor mu?

Hayır.

Bana güveniyor.

Onu kafese koyacaksın ama,

hava soğuk.

Kafeste kırıntı bulacağını biliyor.

Yabani canlıların özgürlüğü sevdiğini sanırdım.

Açlıktan ölme özgürlüğü özgürlük değildir efendim.

İngiliz ordusuna bu yüzden mi katıldın Harper?

Belki.

İngiltere üniforması giyen bir İrlandalı olmak...

...kolay olmasa gerek.

Sizinki kadar zor değil efendim.

Bir asilzade üniforması giyip subayların arasında yürümek daha zor olsa gerek.

Çok pis dövüşüyorsun Harper.

Siz de öyle efendim.

Günaydın Bayan Teresa.

Günaydın. Günaydın Teğmen.

Günaydın bayan. Umarım iyi uyumuşsunuzdur.

Güven içinde uyudum.

Teşekkür ederim.

Şimdi uğruna pis dövüşmeye değer bir kadın var efendim.

Bu adam bir mahküm.

Casa Antigua'ya gidiyorlar.

Tehlike kokusu mu aldın?

Fransız süvarilerinin kousunu alıyorum.

Terlemiş at ve çürümüş eyer kokusu.

- Buradalarmış. - Saçma. Casa Antigua hemen önümüzde.

Benim kendi insanlarım onlar, bizi uyarırlardı.

Duman.

Köy yanıyor!

- Benim köyüm, gidelim, yürüyün! - Hayır, bu bir tuzak olabilir.

- Köye giden sadece bu yol mu var? - Evet.

Önden gözcü göndereceğim. Bırakın bu işi adamlarım yapsın. Bunun için eğitildiler.

- Dediğini yapın Binbaşı. - Cooper!

Gözcüler ileri. Canlanın!

Binbaşı değerli sandığının ve er Harper'ın korunmasını sana bırakıyorum.

Teresa, adamları al ve benimle gel.

- Miguel, Paco, burda kalın. - Diğerleri gelsin.

Carlo, José!

Sandığı almaları için yeterince zaman yarattık.

Bir İrlandalı olduğunu söylüyorsun, bir mahkum.

Seni Lizbon'a götürüp vuracak olan...

İngiliz köpeklerine niye sadık kalıyorsun?

Valla lafı ağzımdan aldın.

Sana yardım edebilirim.

Sandığı bana ver.

Tabii.

Olur.

Ama benim ne çıkarım olacak?

Zengin olacaksın.

Ya vermezsem?

Öleceksin.

Şimdiye kadar söylediklerinin en iyisi buydu.

Kimsiniz? Burada ne arıyorsunuz?

Adım George Parker, karım Agatha ve yeğenim Louisa ile seyahat ediyoruz.

Metodist misyonerleriz.

Etrafta bizen birileri var mı?

Söyleyin Binbaşı, niye Albay sizi kanyondan uzaklaştırmaya çalışıyordu?

- Uzaklaştırmak mı? - Evet. Fransızcam iyidir.

Adamlarına sizi kanyondan uzaklaştırmak için köyü ateşe vermelerini söylediğini duydum.

Sandık. Sandığı kaybettiniz Binbaşı.

Sana yüz altın gine vereceğim,

ve güven içinde Amerika'ya gidiş.

Güzel olurdu.

Fakat İngilter Kralının bana borcu var, geçen ayki maaşımı ödemedi.

O piç bana bir şilin bile borçlu olsa Amerika'da huzur bulmama imkan yok.

Bir şilin için öleceksin yani.

Bunun için imza attım.

Yapmak zorundasın o zaman.

Bunun için güzel bir gün.

Misket tüfeği var, sadece bir atış yapabilir.

İçinizden biri ölecek.

Diğeri bu keseyi alacak.

Rapor ver bakalım piyade Harper.

Mezarcı gibi giyinmiş şu eski dostla karşılaştım efendim.

Yanında iki adam daha vardı.

- Benden sandığı istediler. - Eee?

Ufak bir tartışma yaşadık efendim.

Piyade Harper,

yüzünde barut yanığı var.

Bu tüfeğin yarım doldurulmuş olduğunun belirtisidir.

Yaygın bir hata.

Acemiler için anlaşılabilir,

onlar bazan savaşın kızışık anında harbilerini boşaltırlar.

Ama bir Seçilmiş Adam için bu affedilmez.

Buna horuzu yarım kapama denir! - Evet, üzgünüm efendim.

Sıraya gir Harper.

Başüstüne efendim.

Çok teşekkürler efendim.

Dur.

Subayının sana bir onur ödülü vermesini istemez misin?

Verdi zaten.

Bana sıraya gir dedi.

Teğmen Sharpe,

bence şimdi komutayı almanız iyi olacak.

Eğilin!

Bu adamlar ölümünüze susamış Binbaşı.

Bana söylemek istediğiniz bir şey var mı?

Emirleriniz nedir?

Sandığı açın ve bana neler olduğunu anlatın.

Üzgünüm, Torrecastro'ya varıncaya kadar olmaz.

Benim görevim Casa Antigua'da biriyle buluşmak.

Ama ya burada değillerse...

Vatandaşlarınızın Torrecastro'ya kadar korumanıza ihtiyaçları olacak.

Doğal olarak,

komutan subay olduğum için arabayla seyahat edeceğim.

Gerçek bir subay gibi.

Sonra anlaşıldı ki benim zavallı amcam Metodizmi Katolikler arasına yaymak...

...amacıyla kullanılması için küçük bir miras bırakmış.

İrlanda'da iyice yaygınlaştı, İspanya'da da olmalı.

Bu yüzden buradayız.

Bayan Parker ve ben tohumları atıyoruz.

Metodistlerin sigara içtiğini bilmiyordum.

Ciğerlerime iyi geliyor.

Üzgünüm.

Yapamam.

Henüz olmaz.

Üzgünüm.

Baba...

...oğul ve kutsal ruh adına.

Erat!

Doldur.

Onlar ne için yaşıyorlar artık biliyorum Cooper.

Bir manastırda yenilen yemek...

benim Metodist damak tadıma biraz Papacı geliyor sevgili Binbaşı.

Başkeşiş bir Sistersiyan, fakat buna rağmen uygar biri.

Kadeh kaldıralım.

Fransızları öldürmeye!

Fransızları öldürmeye!

Siz niye içmediniz?

Bu dilekten hiç hoşlanmam Binbaşı.

Ben bir askerim, katil değil.

Başka bir şeye kaldıralım o zaman.

Torrecastro'ya güvenli bir yolculuğa.

Torrecastro'ya.

Sevgili Bayan Parker, Torrecastro hakkında size bir hikaye anlatsam...

...gülmezsiniz değil mi? - Hikayelere bayılırım.

Tam bir İspanyol ruhunuz var.

Afedersiniz.

Görev beni çağırıyor. Nöbetçilere göz atmalıyım.

İzninizle bayanlar.

Ne zaman verceksin mangırları

Diyor Old Bailey çanları

Zengin olduğum zaman

Diyor Shoreditch çanları

Siz misiniz o efendim? Güzelmiş.

- Maymuncuğunu bana ver Cooper. - Maymuncuk mu? Ama onu aldılar.

Almışlardı. Ama Newgate hapisanesinden çıktığında bir tane daha edindin.

- Konutanın istediği o. - Hadi.

Geri alabilir miyim efendim?

Güven bana.

Maymuncuğunu borç isteyen birine güvenmen zordur efendim.

Demek...

Torrecastro'ya kadar bekleyemedin.

Pekala hikayeyi öğrenecesin.

Bundan bin yıl önce,

Müslümanlar Roma'ya ilerlerken bütün İspanya'ya yayılmışlardı.

Atalarım bu dağların sert kayalıklarında, Torecastro dediğimiz bu yerde durdular.

Onlar çok kalabalıktı, biz azdık.

Çok ölü verdik.

Atalarımdan biri ölürken...

İspanya'nın azizi Sant'lago'yu, St James'i çağırdı.

Sant'lago geldi. Kanlı bir sancak ve parlayan bir kılıçla birlikte.

Ve binlerce işgalciyi öldürdü.

Onun bayrağını alıp kana buladık ve Sant'lago'ya bağırdık:

Fırtınanın oğlu! Savaşın oğlu!"

Bayrak.

Bu kanlı bayrağı,

Sant'lago'nun sözünü tutması için gerekeceği güne kadar,

...tam bin yıldır ailem muhafaza ediyor.

Ne sözü?

İspanya'nın işgali durumunda bayrağını Torrecastro üstünde yükseltirsek...

...tekrar geleceğine dair verdiği söz. - Sadede gelin Binbaşı.

Torrecastor'da Fransızların sadece küçük bir garnizonu var.

Kasaba halkı bu efsaneyi biliyor

ve inanıyor.

Küçük kilisenin üstüne bu bayrağı asarsak,

insanlar Fransız işgalcilere baş kaldıracaktır.

Baş mı kadıracaklar? Bir direğe asılı bir bez için mi?

Siz aklınızı mı kaçırdınız Binbaşı?

Hayır, bu bir efsane Bay Sharpe.

İnsanlar buna inanıyor.

Bayrağı asar asmaz,

Sant'lago ateş ve kılıçla gelecek.

Ama bayrağı asmak zaman alacak. Ve onu dalgalandırmadan önce...

Fraznsızlar kılıçlarıyla gelecekler.

Kesinlikle.

İstediğimiz de bu.

Fransızları def etmek için bayrağı asmamıza yardım edecek misiniz?

Bize yalan söylediniz Binbaşı.

Siz de bayan.

Bizi buldunuz ve kendinize eşlik ettirdiniz,

kendiniz için savaştırdınız.

Peki niçin?

Aptalca bir hurafe için.

Bir sandıktaki bir bez için.

Bir bez değil, İspanya'nın son bayrağı.

Size de bayrağınıza da lanet olsun bayım.

Askerlerimle şafakta yola çıkıyoruz.

Güneye doğru bayım.

İyi geceler hanımefendi.

Teğmen Sharpe!

Beni gördüğüne şaşırdın mı Richard?

Çok büyük bir iş başardın.

Fakat yarın şafakta,

ajanımın da yardımıyla,

Kumandan Teresa ile yani, ki zaten tanıştığınızı sanıyorum,

Binbaşı Vivar Sant'lago'nun bayrağını şapelin çatısına asıncaya kadar,

Torrecastro şapelini ele geçirip...

korumanızı istiyorum.

Torrecastro'yu ele geçirmek mi?

Altı adam ve birkaç başıboş İspanyolla mı?

Mümkünü yok.

Size asıl görevimizi hatırlatabilir miyim efendim?

- Kayıp bir beyefendiyi bulmak. - Henüz değil Richard.

Şimdi görevimiz Torrecastro.

İspanya uyuyan bir kaplan.

Torrecastro halkının bir saatliğine bile direniş göstermesi,

şok etkisi yapacak ve tüm İspanya'yı sarsacaktır.

- Gidebilirsiniz bayım. - Direniş mi?

Direğe asılı bir bez için insanların savaşıp öleceğine gerçekten inanıyor musunuz efendim?

İnan Richard.

İnan.

Batıl bir inanç için Torrecastro'ya gitmeyeceğini biliyordum.

Ben de senin gibiyim. Bakirelere, kutsal mumlara filan inanmıyorum,

ama İspanya'ya inanıyorum.

İspanya ve Richard Sharpe arsında seçim yapmak zorundaydım.

- Başka seçeneğim yoktu. - Sen görevini yaptın.

Şimdi ben de görevimi yapmalıyım.

Onu korursan Torrecastro'da bir mum yakacağım Kutsal Ana.

Niçin ona daha önce söylemediniz?

Sırtındaki yük yeterince ağır.

Ayrıca,

yaptığı keşif yolculuğunu mehvederdi.

Kabzayı yere daya.

Namluyu doldur, kurşunu tükürükle.

Parmağınla yerleştir.

Harbiyi çek, yuvasına sok.

Geri çek, deliğine geri koy.

Geriye al, artık atışa hazır.

- Beni mi istediniz efendim? - Evet.

Teresa'nın bir planı var.

Büyük oranda durumu lehimize çevirebilir.

Ne düşündüğünü bilmek istiyorum, kararı sana bırakacağım.

Söyleyin.

Torrecastro'daki savunma güçlü.

Dışarıdan saldıramayız.

Ama içeri girmenin bir yolu olmalı.

Ben sıradan bir İspanyol gibi önden gidip, bu yolu bulacağım.

Hayır! Bunu yasaklıyorum.

Sakin ol sevgili oğlum.

Sakin ol. Kararı sana bırakacağımı söylemiştim.

Son söz senin.

Tamam boşver.

Yasaklıyormuş.

Kim olduğunu sanıyor?

Benim kim olduğumu düşünüyor?

İyi akşamlar Çavuş Harper.

- Beni çavuş mu yapmak istiyorusunuz? - Bir iğne iplik bul.

Bana şafakta bir çavuş lazım.

Asla gerçek bir çavuş olamam efendim.

Ne olmuş? Ben de gerçek bir subay olamam.

Olacaksınız efendim. Büyük bir...

...öldüren subay olacaksınız.

Öldüren subay mı?

Tanrı sizi seviyor efendim. Bunu bildiğinizi sanıyordum.

İki tür subay vardır efendim.

Öldüren subay,

ve katil subay.

Öldüren subaylar, sizi yanlışlıkla öldüren yoksul yaşlı heriflerdir.

Katil subaylarsa sizi bilerek öldüren çılgın ve kötü yaşlı heriflerdir.

Bir sebep için, bir ülke için, bir din için.

Hatta belki bir bayrak için.

Binbaşı Hogan'ı görüyorsunuz ya efendim.

İşte ona katil subay derim.

Teresa!

Oh, şu Hogan.

Tam bir katil subay.

Kahretsin Hogan! Keşke ben de orada olsaydım.

Ben de öyle.

Ben de öyle ama öncelikli görevimiz Bayan Parker'ı korumak.

İşte benim kızım Teresa.

Senin için daha iyi bir şeyim var.

Tanrım!

Hayır!

Bay Sharpe, efendim.

Teğmen Sharpe.

95. Tüfekli Birlik

Albay De L'Eclin.

Bu kasabanın garnizon komutanı onuru benimdir.

Size Ekselansları...

Motamoro Kontunu takdim edeyim.

Kardeşimi tanırsınız. Binbaşı Blas Vivar.

Bir Kontu tanımak şerefine eriştim.

İspanya'nın kendisi gibi,

Kont ünvanı da aramızda anlaşmazlık konusudur.

Neden?

Siz bir İspanyolsunuz.

Niçin ülkenize ve kardeşinize karşı savaşıyorsunuz?

Politika. Ben afrancesado...nasıl denir,

...bir Fransız destekçisiyim. - Neden?

Bonaparte aklın ışığını getiriyor.

İki İspanya var Teğmen.

Kardeşimin İspanya'sı bir manastır. Sessiz ve batıl.

Benim İspanya'm,

ilim ve irfanın sarayıdır.

Bir İspanyol olsaydınız,

...hangisini tercih ederdiniz Teğmen? - Ben ne bir keşiş, ne de bir prensim.

Yani bir meyhaneyi tercih ederim.

Teslim olmanız için 30 dakikanız var.

Size önerim,

kılıcınızı teslim edin,

ve adamlarınıza misketlerini yere bırakmalarını emredin.

Biz misket tüfeği kullanmayız.

Tüfek kullanırız.

Adamlarımın hepsi birer keskin nişancıdır.

Biz onlara Seçilmiş Adamlar deriz.

- Asla ıskalamazlar. - Bayrağı asmanızı engelleyeceğim.

Ama bir çok adam bir hurafe için...

...ölecek.

On dakika beyler.

On dakika.

Hagman.

Perkins!

Küstah piç!

- Hangisi Cooper? - Solda saat üç yönünde.

Bu ona gösterir.

Sant'lago, İspanyanın azizi,

Seçilmiş Adamlara yardım et.

Gömülürken rahip istemiyorum.

Kardeşim.

Sant'lago

İşte benim oğlum!

St James!

St. James!

De L'Eclin.

Ateş etmeyin. O benim!

Kim ateş etti?

Ben efendim.

Seninkini ona ver Harper.

Seçilmiş Adam Perkins.

Sana bir tüyo Perkins.

Onu geri ver.

Binbaşı Hogan'ın emriyle bir ayaklanmanın başlatılması için...

...yeterince süre Torrecastro'da kaldım efendim.

Görevimin tamamlandığını ve

başka emirlerinizi almak için geri dönmenin iyi olacağını düşündüm efendim.

Lanet işi gayet iyi yaptın Sharpe.

Napolyon Torrecastro yüzünden korkunç öfkelenecek.

Kafalar kopacak.

Moralleri bozulacak. Bu çok iyi.

Çünkü gelecek ay İspanya'yı geçip Mareşal Victor'a lanet bir dayak atmaya kararlıyım.

James Rothschild için üzgünüm. Sanırım...

...ülkeden ayrılmıştır. - Tam tersine efendim.

Kendisi burada, bu odada efendim.

Bankeriniz Sör Arthur.

Nasıl bildiniz?

İspanya'da bulamayacağınız çeşitten bir Türk tütünü kokuyordunuz.

Manastırda domuz etine dokunmadınız.

Arabada İbranice konuştuğunuzu hatırlamıyor musunuz?

Bayım asil bir insansınız.

Bir beyefendisiniz.

Bayrak konusunu biliyor muydunuz efendim?

Maaşlarınız için hayatınızı riske atacağınızı biliyordum,

...bir hurafeye güvenemezdim tabii.

Gitme zamanı geldi.

Buraya kadar Richard.

Hayır.

Sör Arthur çok memnun.

Öyle diyorsanız efendim.

Diyorum ama cebimde üsteğmenliğe terfi belgen yok.

Wellesley orduyu İspanya içlerine götürüyor.

Borazanlar, savaşlar, torbalar dolusu zafer olacak.

Yanımda ol Richard, iyi bir yerde olduğunu göreceğim.

Siz beni ölü göreceksiniz efendim.

İşte benim oğlum!

Aferin Pat. Aferin.

*Boney: İngilizlerin Napolyon'a verdikleri küçümseyici ad.

** Old Bailey: Londra Ağır Ceza Mahkemesi

www.OpenSubtitles.org adresinden tüm reklamları kaldırmak için bizi destekleyin ve VIP üye olun.

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.