All language subtitles for [SubtitleTools.com] Sharpes Company - Movie 1994 online

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian Download
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish Download
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

Do you want subtitles for any video? -=[ ai.OpenSubtitles.com ]=-

Çeviri: Ushuaia

Sharpe'ın Bölüğü

İspanya 1812 Napolyon Kuzey Avrupa'da meşgul iken...

...Wellington Portekiz'den yukarıya doğru İspanya'nın işgaline başlamıştır.

Wellington'un bunu başarabilmesi için...

...öncelikle iki büyük kaleyi ele geçirmesi gerekmektedir.

Güneyde Badajoz;

Kuzeyde Ciudad Rodrigo.

Aman Tanrım!

Kes! Kolunu kes!

Öldü mü?

- Bay Price sarhoş musunuz? - Evet öyleyim.

- Albay öldü mü? - Henüz ölmedi. Bir umut var.

Siz ikiniz, onu geri götürün. Geriye!

İçeri girdik! Duyuyor musunuz? Tezahürat yapıyorlar!

Ciudad Rodrigo'yu aldık!

Bana ölmüş gibi geliyor.

Kolunu mu kestiniz?

Sanırım öyle. Sanırım gördüm.

Yaşıyorsun.

Öyle. Ama istihkamcılar sayesinde değil.

Tırmanabilen adamlar sayesinde duvarları aştık.

Seni uyarayım. Badajoz kalesini almadan rahatlamak yok.

Albay Lawford kolunu kaybetti efendim.

Tek kolla bile olsa, hayatta kaldı.

- Artık oyunun dışında. - Aynen öyle.

O olmadan terfi etmek için umudum yok.

Hadi ama Sharpe.

Senin gibi yararlı biri her zaman gereklidir.

Peki ben neyim?

Lawford'un gitmesiyle Yüzbaşılığına göz yumulan biri.

Ben buyum işte.

Verilen ilk fırsatta hayvanca davranan bir ordum var.

Yağmacı, tecavüzcü ve sarhoş.

Fakat çok çaba gösterdiler ve onlara yağma sözü verildi.

Tanrı onları lanetleyebilir ben değil.

Badajoz onların cezasını verecek.

Badajoz sırada.

Buna istinaden Lordum, siper kazmak için elimdeki kırılmayan tek alet,

Fransızlardan aldıklarımız.

Fransızların daha iyi araçları olması utanç verici değil mi?

Askeri mühendislerin yapması gerekeni yapamam ki.

Adamları gediğe kadar sapasağlam getir, bir solukta fırtınanın ortasına at.

Bu kadar çok ölmelerine neden şaşırıyorsunuz?

Şaşırmıyorum Albay Fletcher.

Picton'u görüyor musun?

Süvarilerim ona Ayı ve Hırpaniler takımı diyor.

Lawford devre dışı kaldı. Kolunu katbetti.

South Essex için yeni bir komutana ihtiyacım var, General Picton.

Senin Hırpaniler Takımında böyle bir aday var mı?

Farklı mıyım?

Nasıl yani?

Bir bebeğim oldu.

Bebek mi?

Bir kız.

- Benim mi? - Bizim.

Kızdın mı?

Hayır.

Neden kızayım?

Askerlerin çocuklara ihtiyacı olmaz.

Adı ne?

Antonia.

Annemin adı.

- Peki şimdi nerede? - Badajoz'da.

Şehirde mi?

Üzgünüm ama hastaydı.

O halde onu oradan çıkarmalıyız.

Ama o hala bir bebek.

Ailemin olduğu tek yer Badajoz.

Teresa, onu oradan çıkarmalıyız.

Kuşatma yapıldıktan sonra kimse oradan ayrılamaz.

Evet.

Farklısın.

BANDO- Geride Bıraktığım Kız

Artık Sharpe'ın bir çoçuğu var.

- Değil mi Çavuş? - Öyle. Badajoz'da.

Tam da olunacak yer!

Onu yakında oradan çıkaracağız.

Sıradan çıkmak için izin var mı efendim?

Biraz önce akşam yemeğimi gördüm de.

Sıradan izinsiz ayrılıp yakalanırsa,

asılma olasılığı var.

Al bakalım.

Senin izin belgeni ne zaman vereceğim Teresa?

Bütün erkeklerin kızları olmalı.

Ağızlarından bal damlamasını sağlıyor bu.

Selam Senyor.

Benim bota sen bir çivi çakmak kaç para?

Ne dediğini anlamıyorum.

Bunu nasıl yapıyor bilmiyorum.

Dilini yuvarlıyor. Bir Portekizliymiş gibi sohbete dalıyor.

Hangi suçu işledin de kamçılandın?

Kimsin sen?

Asıl sen kimsin lanet olası?

Dersini almadıysan seni tekrar kırbaçlatabilirim,

ki görünüşe göre almamışsın.

Peki. Ben Hafif Bölük komutanıyım.

Sen?

Müteesirim. Ben Matthews efendim, Lizbon'dan gelen bir askerim.

William, South Essex'in bayraktarı.

Sharpe. Richard. 95incide Yüzbaşı.

South Essex'in komutanıyım, şu an için...

Özür dilerim efendim.

Sırtımı gördün Matthews.

Yapmadığım bir şey için kırbaçlandım.

Sık sık yapmadığın bir şey için suçlanacaksın.

Ama bir subay olursan asla kırbaçlanmazsın.

Yaptığın bir şey için bile.

Ben Harry Price.

Rahatsızlanmıştım da.

İçki yüzündendi, anlıyor musun?

Memnun oldum. Paranız var mı?

Birkaç altın lira mesela.

- Beş? - Yapma.

- Vermemeli miyim? - Sana senet verecek.

Bir kağıt parçası üstünde ödeyeceğine söz verecek sonra da Badajoz'da ölmeni umacak.

Bu söylenecek şey mi Richard.

Doğru ama değil mi, seni düzenbaz.

Neredeler William?

Askerler.

Onları kaybettin değil mi?

- Bulun onları bayım,onlara ihtiyacımız var. - Bulacağım!

Kıta dur!

Sağa dön!

Çavuş Hakeswill.

Konuşmaya izin var mı efendim?

Diyecek söz bulamıyorum efendim.

Ne büyük bir sürpriz.

Sharpie.

Sen daha ölmedin mi?

Ya Yüzbaşı Morris?

Binbaşı Morris, efendim.

Dublin'de bira ve keyifte, efendim.

Ve sen bana geldin.

Yol hiç bu kadar sürmemişti efendim.

Çaresizdim.

Sola dön. Marş marş!

Adamlarımdan birine parmağını sürersen Çavuş seni öldürürüm.

Ön sıra, bir adım öne.

Marş!

Hazırol!

Harbi çek!

Bay Matthews, şu sefili gözümün önünden çekin.

Hayır, kendim yaparım.

- Çavuş Hakeswill! - Emredin!

Gidebilirsin.

Teşekkürler efendim.

Lanet herif. Lanet olası herif.

Bunun adını alın Bay Matthews.

- Adın? - Black, efendim.

Şimdi... bacaklarını iyice ayır ve

bir ölü gibi yere uzan.

İşte böyle.

Anan kendini bir pezevenge satan...

...hastalıklı bir domuz muydu?

Bay Sharpe, efendim!

Bayan Teresa, hanımefendi.

Benimle eğleneceğini sandı.

Devam edip onu gebertmek için izin var mı efendim?

Kalk.

Kalk ayağa!

Subayların öğünü mü o, efendim?

Portekiz fahişesi?

Gelirim var.

Kaç para, sayın fahişe?

Kapa çeneni ve dinle.

Üç kural var. Beni duyuyor musun Çavuş?

- Efendim! - Sharpe'ın kuralları.

Hafif Bölük için ben koydum. Bir: İyi savaş,

sıkı savaş.

İki: Ben söylemeden sarhoş olma.

Üç:Açlıktan ölmüyorsan ve düşmandan değilse, hiçbir şey çalma.

Şimdi doğrul, dik dur.

Silahlar olması gereken yerde, aşağıda. Dikkat!

Görüyorsun, bir subay seninle konuşurken hareket etmemen lazım.

Bunu bilmen gerekirdi.

Tabii bana vurmak istemiyorsan Obadiah.

- Obadiah mı? - Bir subaya vurursan ölürsün, Obadiah.

Ölürsün.

Ama o ölemez.

Boynunu görüyor musunuz? Bir kez onu asmayı denediler ama o ölmedi.

- Ben onu öldürebilirim. - Her savaş bunu dener.

Nasıl hazırolda duruyor görüyor musunuz?

Bir subaya asla karşı gelmez, değil mi Obadiah?

Bu yüzden onu severler.

Onu şimdi burada hiç düşünmeden öldürebilirim.

Fakat bunu kurbanlarının gözünün önünde yapmak...

...bir görevdir.

Çünkü Obadiah bir şeytandır.

Defol.

Dışarı.

Dışarı!

Gördüğüm en pislik İrlandalısın.

Harper!

Bırak onu!

Dikkat!

Kalk. Bırak onu.

Bay Sharpe?

Efendim.

Karımı tanıyor musunuz?

Hayır efendim.

O seni tanıyor. Saat yarımda benim çadırımda ol.

Olacağım efendim.

Evinde hiç tazın var mı Sharpe?

Yok.

Obadiah ve Morris denilen rezil bir subay,

yerli bir Hintliyi, ben onları durduruncaya kadar spor niyetine öldüresiye dövmüşlerdi.

Bu yüzden beni suçladılar ve kırbaçlandım.

Ona dikkat et Pat. Adamları yağmalar o.

Malzemeleri aşırır. Kemerleri, kılıç askılarını, çantaları.

Tüm kaybolan şeyleri Obadiah buldu. Ona ödeme yapmayan kırbaçlanmaya gider.

Sonra kadınlar...

Eşleri kendisine gelene kadar adamları döver ki ben buna tecavüz derim.

Onun gibileri daha önce gördüm.

Toz bulutunda yürüyen kötü bir adam.

Ortalığı karıştırdığı için her subaya itaat eder. Herkes için bomba işlemez biridir.

Biz hariç, alttan yükselenler, ona göre akıllı olanlar.

Biz öyleyiz.

Göreve hazır mısınız?

Düşmana gittiğimizde Teresa güvende olacak.

Yani şimdi de sizin için casusluk yapıyor öyle mi?

Wellington'un keşif subaylarından...

...birisi de siz değil misiniz?

Öyle olduğunu biliyorum. Badajoz'da.

Onun için hiç korkmuyorum. Sizin için korkarım.

Evlenelim mi, ne dersin?

Kızına fikrini soracağım.

Sor. Kızıma sor.

Biz orayı kuşatmadan onu şehirden çıkar, dikkat et Teresa.

Antonia.

O avlanmaz, Jack.

Bunu düşünmedim zaten, aşağıdan yükselmiş. Bu nasıl olmuş?

Lawford ona subaylık verdi. Ve Lawford bir aptal değildir.

Saat dörtte alaya özel teftişiniz olacak mı efendim?

Evet. Sen de bana katılabilirsin,

böylece artık kendilerine kimin kumanda edeceğini, niçin savaşacaklarını öğrenirler.

Sharpe'ı yüzbaşı olarak tutamam Jack. Artık olmaz, Rymer geldi.

Çavuşlarıyla dövüşüyordu!

Yapar efendim. Wellington ona bayılıyor olsa da.

Ben de Wellington'a bayılıyorum. Bazıları bayılmıyor.

Ben hariç. Talavera'dan sonra bu olamaz.

Wellington adamları duvarlara sürecek.

Bırakalım duvarları Fransızlar düşünsün. Başka yolu yokmuş gibi duvarı topa tutar.

- Sallanıyorsunuz bayım. - Sürekli şekilde efendim.

Daha düz durmaya çalış.

Bana olan, görüyorsunuz...

Rüzgarı çoğundan daha fazla yakalıyorum.

Fidan boylu oluşumdan efendim.

Bay Sharpe geldi efendim.

İçeri girmesini söyle, Price.

Price için ne yapmak istiyorsunuz efendim?

- Ben yaver vekiliyim... - Yaver olarak onu ister misiniz?

Hayır.

Artık değilim.

İçeri gir Richard.

Sharpe, otur.

Karımı görüyor musun? En büyük hayranlığım ve...

en derin şefkatim ona karşıdır.

O seni tutuyor.

Bana öyle yazdı.

Price.

- İçkici mi? - Savaşta bir damla içmez efendim.

Değil mi Jack, Jessica onu tutuyor.

Ona bunu söylüyorum ve şaşırarak mütevazılık yapıyor.

Fransız Kartalını ele geçirmen, memlekette yayılmış Sharpe.

Gazetelerde ve dergilerde haber olmuş.

Alay için ve senin için büyük bir itibar.

Efendim.

Fakat yine de seninle ne yapmalı? Ne yapacağız?

Subaylarım açısından şanslıyım ama çok fazla yüzbaşım var.

Yüzbaşılığın İngiltere'de reddedildi ama sen bölüğün için bunu kazandın.

Yani Sharpe,

Teğmenliğe geri dönüyorsun.

Şimdi, bu sabah gördüğüm neydi?

- Bir tartışma efendim. - Neyle ilgiliydi?

Bir kadına hakaret ile efendim.

Kimdi bu kadın?

Karım.

Bu hanım bizimle mi yürüyor?

Zaman zaman.

Bunun dışında ona görevler veriliyor efendim.

Bu güçte değil o.

- Nasıl bir görev? - Fransızları öldürüyor efendim.

Sekiz aylık bir kızım var, onu Badajoz'dan almaya gidiyor.

Fransızları nasıl öldürüyor?

Ona La Aguja derler. Yani İğne.

O bir partizan.

- Boğaz keser. - Yüce Tanrım!

Evlenmek için izin aldın mı?

Yağmur, Jack. Battaniyeleri içeri alacak birilerini bul.

Aman Tanrım. Otur, Sharpe.

Bana ne olacak efendim?

Ordunun kitabında buna uygun görülmesi mümkün olan...

...ve alttan yükselen bir subayla henüz karşılaşmadım.

Ancak bizden birisi, buna uygun birisi...

...subay olabilir.

Gitmeni ayarlayabilirim. Portekiz ve İspanyol ordusuna gidecek görevliler var.

Yeni bir Kurmay Birliği var.

Kalacağım efendim.

Güzel.

Badajoz'a saldırdığımızda Forlorn Hope'un komutasını isteyeceğim efendim.

Kesin ölümü mü?

Kesin terfiyi efendim.

Benim için tek yol bu.

Öyle olabileceğini görüyorum.

Karına saygılarımı ilet.

Sana bir iş bulacağım.

- Burada ne yapıyorsunuz? - Siper kazmaya gidiyoruz efendim.

Ben, Perkins, şu delikanlı ve er Clayton.

Onlara kürek götürüyoruz.

Çavuş Harper nerede?

Sadece biz varız. Ve o.

Kim?

Bak...şuradaki.

Buraya gel Çavuş.

Kim efendim? Ben mi?

Başüstüne.

Bir Seçilmiş Adam kürekle ne yapar Hakeswill?

Seçilmiş Adam mı efendim?

Bu nedir sanıyorsun?

Olur şey değil Teğmen, efendim!

O bir asker, işçi değil.

Seçilmiş Adamlar gizli görev dışında bir şey yapmazlar.

Ben hiç olmadım, Teğmenim!

Adamları harap ediyorsun.

Bundan zevk alıyorsun.

Tüfeğin nerede Hagman?

- Benden aldılar efendim. - Misket tüfeği verecekler efendim.

- Emirler. - Kim böyle bir emir verdi?

Yüzbaşı Rymer, efendim.

Sizin komuta etmediğiniz hafif bölüğe komuta eden beyefendi.

- Ne? - Kırmızı ceketlerinin içinde daha hoş...

ve düzgün görünecekler efendim.

Ne?

Yeşil ceketleri gidiyor mu?

Bizler gibi güzel görünecekler efendim.

Ceketini ilikle Hagman.

Üşütür müşütürsün.

Kımıldamayın alçak herifler! İşte Nosey geliyor!

Bu o efendim. Yüzbaşı Rymer.

Avlanmayı bilir.

Herkes hazırolda efendim!

Seni görebiliyorum Er Clayton! Bu sabah Fransızlarla...

- ...savaştığını sanıyordum! - Oh, sen misin Sal!

Ona iyi bakın Bay Sharpe. Onu bir bütün halinde istiyorum.

Devam et Sal, geldiği yerdekinden fazlası var onda.

Kaybol!

Binbaşı Nairn. Sizinle bir arkadaşlığım yok, bunu sizden istememeliyim.

Fakat Wellington ile benim için konuşun.

O beni destekledi. Beni levazım subayı yapmadı o.

Benim eş listelerine, erzak listelerine, saman ve ot yığınlarına,

kazma küreklere, şiltelere, listelere bakmama izin vermez.

Bu dokunaklı oldu.

Arkadaşlığa gelince...

lütfen bunu varsayın.

Forlorn Hope'un kumandasını bana verin efendim.

Sadece Salıdırı Bölüm Generali bunu yapabilir ki, o da yapmayacaktır.

Yarmada ilk kendisi olmak isteyecektir.

Ölmek isteği neden bu kadar rağbette anlamıyorum.

Bazıları çocuklarını bunu yapmaya teşvik ediyor.

Ölüm her zaman kesin değildir efendim.

Fakat terfi kesindir.

Benden alınamayacak bir rütbe istiyorum.

Eğer Badajoz'un duvarlarına ilk çıktığım için Yüzbaşı olursam, bu rütbe kalır.

Ben senin refakatinde gitmeliyim, değilse bunların hiçbiri kalmaz.

Beni destekleyecek misin?

Yoksa yeterince tevazun yok mu?

Rütbem daha fazla indirilemez efendim. Bölüğümü mahvettiler.

- O senin bölüğün değil. Başka bir tane bul. - Ben bir askerim efendim,

lanet bir memur değilim.

Getir götür, yiyecek taşı, kürekleri say, zahmetli talimler yap.

"Evet efendim, hayır efendim. Helanızı kazabilir miyim efendim?"

Bu askerlik değil.

Bu askerliğin daniskası! Sen askerliğin ne olduğunu sanıyorsun?

Lanet bir korsan gibi etrafta dolaşmak olduğunu mu?

Bakın efendim. Bizi o duvarlara doğru sürdüklerinde,

orada lanet olası memurlar yerine korsanlar olduğuna sevineceksiniz.

Fakat oraya nasıl varacağız Bay Sharpe? Listelerle.

Orada olduğunu nasıl belirteceğiz? Listelerle.

Öldüğünüzde, hastalandığınızda sizi listeler sayesinde eve yolluyorlar,

listelerle terfi ediyorsunuz.

Richard,

kadının o duvarların arkasında, çocuğun da.

Kızının hayatta olduğunu görmeden mi öleceksin?

Ya Teresa orada ne arıyor?

Oradan çıkmadı, artık çıkamaz da.

Ondan haberiniz var.

Elbette var.

Çıkmasına izin vermezdiniz.

Siz ve Wellington için casusluk yapıyor.

Öyle mi?

O zaman bunu haykırmasan iyi olur.

Forlorn'a gelince...

Wellington ile konuşacağım.

Hayır diyecek ve kimsenin evet dememesini sağlayacaktır.

Sana çok değer veriyor Sharpe.

İyi bir amaç için uygun olduğunu düşündüğü zaman ölmene izin verir.

Albay Fletcher, elimizdeki silahlarla orayı yarabilir miyiz?

Duvarları yeterince dövüyoruz Lordum, bir gedik açılacak.

Bir yokuş ve çevresinde altı metre derinliğinde bir hendek var.

Üstünde asıl duvarlar yükseliyor.

Çok yüksek.

Fakat silahlarınızla nişan alın Lordum. Durmaksızın ateşe tutabilirsiniz.

Durmadan dövün. Uygun gördüğünüzce ateş edin.

Burayı "zor" olarak derecelendiriyorum.

Lord Wellington'ın emrine göre, bölük komuıtanının izni ve,

benim onayım olmadan iki fersah öteden ekmek satın alamayacaksınız.

Fazla ilerleyerek tüm ekmekleri aldığınız biliniyor.

Bu şekilde yakalanan kişi,

erzak alamayacak, bahçeleri yağmalayanlar da ceza olarak sıradan atılacak.

Madam, kimsiniz siz?

- Bayan Clayton, efendim. - Burası bunun yeri mi madam?

Kusura bakmayın ama acıktığı zaman beslenmek istiyor.

Yani kusura bakmayın, aynı babası gibi!

Eminim öyledir.

Teşekkürler Bay Sharpe.

Efendim.

- Güzel giyinmiş değil mi? - Bu gösterişle bize ne yapmak istiyor?

Askeri kantin almadan ekmekleri sizin almanızı önlemek istiyor.

Karneye ihtiyacınız olduğunda bana gelin. Diğerlerini bahçelerden uzak tutun.

Size haber vermeyeceğim.

Sizin için endişeleniyor. İhtiyar sizi hırpalamasın sonra.

Sally emzirirken ona bakıyor daha çok. Sen de öyle!

Sana bakmayı umuyordum, Lil.

Bakamazsın. Sen bir babasın, kendimi asla affetmem, bu utanç verici.

- Ama bana kirli gömleklerini ver. - Ben aldım onları.

Fransızları birlikte susturduğun hanımın sanırım güzel dikiş dikiyor.

Bir keresinde bir Fransız subaya bunu yapmak zorunda kalmıştım, istemeden tabii.

Senin suçundu.

- Talavera'dan sonra terk edilmiştik. - Ben mi yaptım?

Ben değil heralde. Pis İspanyolların aldıkları Fransız eşlere..

...yaptıkları gibi yarı çıplak geri gönderilmediğimiz için şanslıydık.

- Bizi istemediler gerçi çamaşırlarımızı da! - Ama olabilirdi de.

Ama Clayton'a söylemeyin Bay Sharpe.

Bilseydi daha ateş edilmeden ölürdü!

Clayton.

Tören için kemerimi beyazlat.

Onu rahat bırak Obadiah.

Karının memelerini gördüm Clayton.

Ellerimi o memelere koyacağım, evet.

Uyarıyorum. Obadiah ayaklandığında bir hayvan gibi olur.

Madam, nereye gitseniz sizi izliyorum.

Mösyö, size çok fazla minnettarım.

Arkadaşlığınızdan çok memnunum.

Evet?

Başka hiçbir şeyden bu kadar zevk almıyorum.

Böyle bir onuru hak etmiyorum.

Dikkat!

Bu adamlar ne arıyor burada? Farklı giyinmişler.

- Bunlar South Essex'ten değiller mi? - Düzgün giyinmemiş adamı bir mil öteden...

...seçebilirsiniz efendim.

Kemerler yeşilli adamlar için bir örnektir.

Kemeri olmadığı için birini kırbaçlayabilirsiniz efendim.

Düşmanın önünde.

Perkins! Öne çık!

Çok çevik. Yerine geç!

Aferin oğlum. Gözüm üstünde.

Ne kadar yazık efendim. Kırmızıları giyip hızla koşabilecekken,

böyle bir üniformanın içinde harcanan iyi bir delikanlı.

- Bu görev sizin, Çavuş. - Yapacağım ve bizimle gurur duyacaksınız.

Bayraktar, görev al!

Çocuklarımdan birine bir daha böyle bir şey yaparsan,

kıçında taşıdığın o keskin şeyle burnunu koparırım.

Hızlı ol Paddy, sırada sen varsın.

Ne yapıyorsunuz?

Afedersiniz efendim. Oynuyordum sadece.

Gel de yararlı bir şey yap.

Toplamları doğru almış mıyım kontrol et.

- Okula gittin değil mi? - Evet efendim.

Al bunu, seni de Sal'i de sıcak tutar.

Göz atamaya mı geldiniz efendim?

Badajoz.

Tanrım. Oldukça yüksek değil mi?

Ne yapacağız?

Tepelerine çıkacağız.

Obadiah'dan ne haber?

Aynı dediğiniz gibi. Asla yanlış adım atmıyor.

Yüzbaşı Rymer onu çok tutuyor.

Perkins'i kemeri kayıp diye suçlamayı denedi.

Aşağılık, Sally Clayton'ı zorlamaya kararlı.

Ama onu hizaya getiririm.

Al.

Aziz Patrick Günü.

Tanrı İrlanda'yı korusun.

Büyük adamsınız.

Bir İngiliz olarak.

Gece ısınacaklar.

Hiç evlendin mi Patrick?

Bir kızın oldu mu hiç?

Yemin ederim, kendimi gülümserken yakalıyorum.

Teresa niçin şehirden çıkmadı?

Orada, o evlerden birinde.

Dünyada sevdiğim herşey orda, ama hangi evde bilmiyorum.

Lanet olası Nairn!

Bu onun işi.

Kapıyı sürgüle.

Öldürdüm onu. O domuzu öldürdüm.

Kimi?

Gereral Phillipon'un mühendisini.

Neden?

Bir daha bana hiçbir Fransız el süremeyecek.

Gitmen gerek.

O benimle güvende.

Seninle mi?

Fakat sen Fransızlar kadar İngilizlerden de nefret edersin.

Onu burada bırakamam.

Çocuk hasta.

Bir İngilizin piçi bile olsa,

yine de benim kanımdan o.

Bana sıcak su getir. Ve yazı kağıdı.

Bu Wellington'un ilgisini çekecek.

Kaz. Kazmayana yemek yok!

Subay geliyor çavuş.

O subay değil. Teğmen Bey Sharpe'ı bilirim.

Ben ve Sharpie böyleyiz. O benim şu kadarcık üstümde.

Tabii, tabii.

Çük, çük...kat!

Bu tembel piçlere nasıl kazılacağını göstermeye mi geldiniz efendim?

Devam edin Çavuş.

Vay, hala hayattasın ha Çavuş?

Seni yıkılmaz adam ilan ediyorum.

Yıkılmaz adam! Yıkılmaz adam!

İleri, ileri.

Yıkılmaz! Yıkılmaz!

Hakeswill bu kazıda yer almamalıydı.

Taburda olması daha gösterişli olurdu.

Öyle mi? Fakat o bana çok faydalı oluyor.

Çavuş Harper daha fazla olurdu.

Evet ama Hakeswill ondan kıdemli.

Evet, daha büyük bir kese ile benden kıdemli olmanız gibi.

Bunun için maaşınızı kestireceğim. Sizi sefil imansızlar!

- Kazmaktan nefret ediyorlar. - Siz etmez miydiniz?

Hiç kazı yapmadım.

Bakın efendim, bu adamlara döğüş için iki şey öğretilir.

Sıçrayıp koşmak ve tek atışta öldürmek.

Onlar Tüfekli Er.

Bana tüfeklerinizle dakikada sadece iki atış yapabildiğiniz söylendi.

Evet. İcabında üç. Her neyse.

İyi nişan alınmış her atış bir Fransızı öldürür.

Eminim haklısınız.

Kazmaktan nefret ediyorlar.

Bölüğünün kumandasını satın aldığım doğru. Ve aramızda...

- Silahınız var mı? - Hayır. İstiflememiz emredildi, bıraktık.

Kazmak daha kolay olur diye. Bu ne böyle?

Fransızlar. Kazdığınız yerleri doldurmaya geliyorlar.

Onlarla savaşamayız.

Geri! Geri!

Niye gülüyorsunuz?

Kazılmış bütün lanet yerleri dolduruyorlar.

Ve biz Tüfekli askerler, onları durdurma şansımız yok!

- Bir şey yapamaz mıyız? - Ne? Ne?

Şüpheniz varsa toplan çağrısı yapın!

Lanet olsun!

Kayıp var mı?

- Kayıp var mı? - Kazma küreğe sahip olun!

Kazma kürekleri almalarına izin vermeyin!

Kazma küreği alın!

Elbette.

Haydi gidip alalım onları.

Hepsi zimmetli biliyorsunuz.

Hepsi listeli.

Biliyorum. Tamam.

Haydi!

Günlerini gösterdik ha?

Kazmanın fiyatı şimdi ne kadar ha?

- Kaçın, sizi alçaklar. Kaçın! - Güzel ha?

Onlara gösterdik.

Size efendim diyeceğim.

Lanet olsun.

Efendim. Eşya ile ilgili isteniyorsunuz.

- Kim istiyor beni? - Albay.

Bay Sharpe'ı isteyen geyşa da kim?

- Richard, sana sorsam... - Ne?

Forlorn Hope'un kumandasını alırsan beni de yanına alır mısın?

- Hayır. - Alın Richard, efendim! İsim yapabilirim.

Forlorn Hope'a alınanlar isimleri yazıldığı anda ölü adam olurlar.

Duvarda ilk gediği onlar açar,

ilk onlar ölür, mayın veya topla ilk onlar parçalanır.

Bu nedenle onlara Forlorn yani Umutsuz derler.

Ama bu muhteşem bir şey öyle değil mi?

Ve yararlı. Bazıları da ölmez.

Yararlı olmasa niye yapılsın?

Birisinin önde olması gerekiyor.

Subayların eşyaları soyuldu Sharpe.

- Neyin kayıp Jack? - Sadece gümüşü almışlar gibi.

Altın veya mücevher bulamazlardı.

Teğmen Price küpelerini kaybetmiş, öyle diyor.

Onları kendim takmıyorum efendim. Annem için hediyeydi.

Ciudad Rodrigo'da rastladım onlara.

Sen yük sorumlususun Sharpe. Hangi cehennemdeydin?

- Valizini getir. - Kesinlikle hayır efendim.

Yüce Tanrım! Sen bir subaysın. Neyin kayıp ona bak.

Kahretsin gitmiş!

Saatim ve gözlüğüm.

Gümüş bir kapağı var görüyorsunuz. Yıllardır ailedeydi.

Dürbünüm. Lord Wellington vermişti.

Ya öyle mi?

Özel bir işareti filan var mı? Tanıyacağın herhangi bir şeyi?

Üstünde vidalı bir pirinç levha var.

O kadar.

"Şükranlarımla, AW.

23 Eylül" yazılı.

Sana verdi ha?

Evet, güzel güzel.

Şimdi işin var. Sende olduğunu kim biliyordu?

Sanırım...

Evet, işin var genç adam.

Ne diyorsun Jack?

Hiçbir şey bulunamayacak.

Dürbünün için üzgünüm.

Öyle mi? Minnettarım.

Mahkum barakası gibi kokuyor!

Efendim.

Lanet olsun Harper.

Bunun için kırbaçlanacaksın.

Seni divanı harbe gönderebilirim.

Karımın portresini nereye attın, seni pislik?

İşin tamam Sharpie.

Piç kurusu.

Karına aşık oldum Clayton. O küçük fahişeye.

Onu alamayacaksın, ayrıca o bir fahişe değil.

Badajoz'da ölmeni beklemeyeceğim.

Tombul dizlerinin üstünde bana gelip kendisini almam için yalvarana dek...

...seni her gün döveceğim.

Mutlu olmamı istiyorsun değil mi anne?

Sırtını açtığını göreceğimi hiç sanmazdım.

- Albay Windham karısını seviyor. - Öyle olmalı.

Fakat nerede olduğunu söyleyemem çünkü ben almadım.

Patrick, senin yapmadığına yemin ettim.

Verdiğiniz destek için teşekkür ederim efendim.

- Kırbaçlanacak olman rezillik. - Gerçekten öyle.

Bir adamın kırbaçlanması her zaman utanç vericidir.

Ama en kötüsü rütbemin alınmış olması.

Ona alışmıştım.

Rütbemi geri alacağım.

Sizin yanınızda.

Forlorn Hope'u alırsanız, beni isteyecek misiniz?

Aptallık etme.

Yaşamak istiyorsun değil mi?

İsteyecek misiniz?

Artık beni dinlemiyorlar.

Fakat büyük duvarlara kesinlikle bensiz çıkmayacaksınız.

Alırsam gelirsin.

Hırsızlığı Hakeswill yaptı.

Biliyorum.

Kaç kırbaç yemiştiniz?

200.

Bu hiçbir şey elbette.

Maidston'da bir subayın sofra takımını çalan şaşı bir hırsız 800 yemişti. Tek seferde.

Sonra yürüdü gitti.

Gerçi bakışını biraz düzeltse iyiydi,

çünkü tam da Vimiera'da bir top mermisinin üstüne yürüdü.

Ben de kalkıp yürüyeceğim.

Eminim 25'den sonra hiçbir şey hissetmiyorsundur.

Hissediyorsun Patrick.

- Ben hissettim. - Hayır, hissetmezsiniz.

Doksan üç... Doksan dört.

Doksan beş... Doksan altı.

Doksan yedi.

Doksan sekiz.

Doksan dokuz.

Yüz. Bitti efendim!

Harper, buraya gel.

Efendim?

Sen cesur bir adamsın.

Seni böyle selamlıyorum.

Teşekkürler efendim, teşekkürler.

- İyi misin? - Tanrım, felaket acıyor!

Daha fazla dayanamazdım.

Söylemiştim.

Dağıtın herkesi Başçavuş!

Onları kaybetmiştim Jack. Sence geri kazandım mı onları?

- Sanırım efendim. - Onları kaybetmek bir kazanç değil Jack.

Fakat ne yapabilirdim, adam bir hırsız.

Efendim, rat-a-tat-tat ile ne demek istiyorlar?

Tüfekli erlerin uyarı sinyali.

Fransızlara Wellington buralardayken yoldan çekilmelerini söylüyor.

- Böylece canın yanmaz. - Tüfeklier pozisyonunu satın alabilir miyim?

- Alabilirsin. Paran varsa. - Evet var, var.

Ailemin parası var. Biz çok zenginiz.

Ben bir vikontum aslında.

İşte böye, anlıyor musunuz?

O halde yap, William.

Büyüdüğün zaman.

Teresa artık asla çıkamayacak.

Bir sürü iyi adam ölecek.

Bir yüzbaşı yeterli olur.

Kesinlikle, Sharpe.

Ben terfi istemiyorum. Sen istiyorsun ve bunu biliyorlar.

Ensemde duyduğum her nefesten ediyorum.

Beni içmeye sevk ediyor.

Halen bir ayyaş değilim.

Hayır Richard, onları görüyorum. Beklediğini biliyorlar.

Harry, tek sahip olduğum şey...

...terfi umudu. Başka hiçbir şey beni sürükleyemez.

Sen ve senin türüne bu doğuştan verilmiştir.

Kızımın iyiliği için, iyi şekilde yetişmesi için rütbe almalıyım.

Forlorn Hope bir şans, bunu kullanacağım.

Bunu yaparak onun yüzünü hiç görmeden ölebilirim.

Şimdilik toplar infilak edene kadar ateş edecekler.

Top yivleri eriyecek, çok fazla ısındılar.

Badajoz ise Rymer'ın kıçı kadar sağlam.

- Saat tam sekiz. - Minnettarım.

Geldiği için ona minnettarım, Nairn.

Hayatımı kurtaran şeyi görüyor musun?

Bir santim daha içeri girseydi,

ölmüş olurdum.

Günaydın Albay Fletcher.

Geldiğiniz için minnettarım Lordum. Ben size gelemediğim için lanet olsun.

Fransızlar bir baraj yaptılar.

Köprünün kemerlerini doldurarak suyun akışını kestiler.

Sonuçta çamurlu suda yürüyoruz.

Suyu serbest bırakmak için patlatıp bir delik açmayı planlıyoruz.

Yaranız nasıl Albay Fletcher? Duyduğuma göre kazma kürek kurtarıyormuşsunuz.

Yapmam lazım, çünkü bende yok.

Fransızlar geri getirilen her kürek için bir gümüş lira teklif ediyorlarmış.

Seninkini böyle mi aldın?

Cebimdeydi Lordum. Kurşun ona çarptı.

Şimdi ölüydüm.

Bunları gerçekten halletmem lazım Lordum. Çok yorgunum.

Her sabah saat sekizde geleceğim Albay Fletcher.

Minnettarım Lordum.

Hayır Lordum, Düşmana hiçbir şey satmam.

Hayır, hayır!

İngilizlere kaçmak istiyorsa ona yardım ederiz.

Bunu götürmek zorunda.

Belki o zaman, hepimizin Fransızlardan yana olmadığını,

ve bunu onlara göndererek hayatımızı tehlikeye attığımızı anlarlar.

Bir içki ister misin?

Benim için bir şey yapman gerek.

Nedir söyle.

Tüfek omuza!

Sağa dön!

İleri marş!

Cezanın ardından görev için formda mısın?

Çavuş tarafından verildiğine göre, efendim.

Çok iyi.

Güzel, güzel.

O elindeki ne?

Yedi namlulu.

Top gibi ateş eder.

Londra'lı Bay Nock.

Nöbetçi görevi için son derece kullanışlı bir silah efendim.

Son derece kurallara aykırı efendim.

Onda olmaması lazım, subay silahı efendim.

Bana Bay Sharpe verdi efendim.

Cezalandırma için ismini alayım mı efendim?

Ne?

Hayır, hayır, Tanrım, hayır.

Şunu bana ver, Er Harper.

Almalıyım değil mi efendim?

Ne? Evet.

Ona ihtiyacın yok Harper.

Sağol Paddy.

Bunlar neden var?

İhtiyacımız olan şey yerine veriyorlar. Üç araba dolusu var daha.

Bunları başka şeylerle değiştiremez miyiz?

Kim yararlı bir şeyi yemek kabıyla takas eder ki?

Zor bir soru efendim.

- Sana hat nöbeti görevi verilmedi mi? - Evet efendim.

O zaman koru orayı, lanet olsun. Bizle Fransızlar arasında sadece siz varsınız.

- Gerçekten mi efendim? - Şükürler olsun ki, hayır.

Sana nöbet görevi veriliyor, bana hiçbir şey.

Tüm tabura gözcülük görevi verilirken ben birine dahi komuta edemiyorum.

Yaptığımız bu mu Richard? Ne yaptığımızı söyleyebilir misiniz efendim?

Bana göre hepimiz ne yacağımızı bilmez haldeyiz.

Her zaman bilirsin William. Nasıl bulacağın senin kendi meselendir.

Fakat daima bilirsin.

Fakat bana kimse söylemez. Bana söylemek, anlatmak için...

...sabırları yok.

O halde ben söyleyeyim. Yapılacak küçük şeylerden biri bu.

Bizim görevimiz, gece boyunca gözcü muhafız sağlamak.

Dış hatta devriyeler ve nöbetçiler.

Bize sürpriz yapmalarını engellemek.

Bunu yapmaları ne kadar zor olsa da.

Sana verilen göreve dönsen iyi olur.

Hayır, hayır. Nasıl öğreneceğim?

Tehlikeli mi?

Her görevin bir tehlikesi vardır, William. Öğrenirsin.

Nöbetçilerin dışarı çıktığını pek sık göremezsiniz efendim.

South Essex bu gece tüm ordu için muhafızlık yapacak.

Evet. Sıra bizde.

Siz niçin kaygılanıyorsunuz?

Gece olduğunda istihkamcılar bombaları sallayacaklar.

Set havaya uçucak, saplanıp kaldığımız sudan kurtulacağız.

Orada çok gürültü olacak.

Matthews, efendim.

Bizim genç Matthews, efendim.

Kaybol William.

Burada olmaması gerekiyor, fakat zararı yok.

Burada ne yapıyorsunuz?

Beni suçlamamalısın Sharpe. Teresa kendi kendinin komutanıdır.

Dilediği zaman Badajoz'dan çıkacaktır.

Bu keşmekeşte oradan çıkacak bir adamınız var değil mi? Kim?

Kaybol dedim William.

Seni temin ederim Sharpe...

Olsa bana söyler misiniz?

Lanet olsun hepinize.

Sizin casusluklarınız ve casusluk numaralarınıza.

Çavuş, bu adamları sol kanata yolla.

Çavuş, bu adamlar düzenli aralıklarla sağ kanattaki nöbetçilere katılsınlar.

Sharpe! Ne yapıyorsun?

Kim var orda?

Dışardaki nöbetçiler.

- Harper nerede? - Yukarıda solda efendim.

Eğilin efendim.

- Patrick. - Dolanan Fransızlar var. Voltigeurlar.

Harris benimle, Cooper kendi başına, Perkins ve Hagman arkadalar.

- En uzaktaki nöbetçiler biziz. - Harris.

Sizi duyuyorum. Konuşmasanız iyi olur.

Bizi duymayı bekleyen birkaç Fransız var.

Sessiz olun efendim, yoksa bizi duyacaklar.

Binbaşı Nairn'ın casuslarından biri çıkıyor.

Söylemedi ama casusları var.

Rymer nerede? Burada olması lazımdı.

Fişekler.

İngilizler!

Ateş!

Bunlar ne yapıyor? Aptallar!

İstihkamcılar seti havaya uçurdular.

Teresa artık gelecektir.

Lanet olası aptal, Cooper! Vurdun onu!

Teresa!

Kızım hasta ve tek yaptığın ağlamak.

Topla kendini.

Geri dönün Bay Matthews!

Lanet.

Sana ateş etti. Sana ateş etti.

Sana ateş etti!

William.

Tanrım, Tanrım.

Her şey bunun için miydi?

Ölü bir Fransızda bulundu.

Teresa sana yazmış.

Okuyabilirsin.

Bilmem gereken bir şey yazıyorsa bana söyleyeceğine şerefin üstüne yemin et.

Sharpe.

Kanaman var.

Gelişini izlemek için, her sabah kızını kollarıma alıyorum.

Geldiğin zaman söyleyeceğim şunları söylemek için:

"Bak Antonia, şu yeşil ceketli, büyük kılıçlı adam...

...senin baban.

Wellington'u ve bizim için savaşıyor.

Kalan onurumu ve çocuğumu Fransızlardan ve gerekirse İngilizlerden de...

...korumak için savaşacağımdan emin olabilirsin.

Benim için korkma ama yanımda olmak için acele et.

Ve hayatta kal Richard, hayatta kal."

Casa Moreno meydanda, katedralin yanında, önünde iki portakal ağacı var.

Hala yaşıyor musunuz Bay Sharpe?

Çavuş bacağımdan bir mermi çıkardı biraz önce.

Topalladığını sandım.

Al.

Hatıra.

Piştov kurşunu. Bacağımı almış olabilirdi Sal.

Otur, Sharpe.

Wellington'un kurmayı Binbaşı Nairn'i tanıyor musun? Tanıyorsun elbette.

Seni istedi.

Evet efendim.

O Kolordu Kurmayı. Bir istihkamcı.

Dün gece yardıma ihtiyaçları vardı. Senin hatan değil.

Bir subayımı kaybettim ve sen bacağına bir kurşun yedin. Yürüyebiliyorsun değil mi?

Senin suçun değil.

Söylemiştim, biraz önce.

İyi şanslar.

Elimi kabul etmeyecek misiniz bayım?

Nasıl el uzatılıyor efendim?

Benden kurtulmak istiyor, yine de elinizi uzatıyorsunuz. Bu nasıl oluyor?

Aramızda hiçbir şey olmadığı için uzatıyorum.

Cesaretine hayranım. Söyle ona Jack.

Yüzbaşı Rymer için bu imkansız. Kumandasına izin vermiş olsan bile sen buradayken...

...bu bölüğü elinde tutamaz. Senin hatan değil Sharpe.

Hiç değil. Hiç değil.

Fırtınanın getirdiği bir sürü yüzbaşılık olacak.

Onlara bu bakış tarzına katlanamazlar.

Badajoz'dan sıçrayan başka bir kurşunla...

...ölmeni umacak tek bir yüzbaşım yok.

Kimse seni suçlamayacak. Senin suçun değil.

Hiç senin suçun değil.

Sıkacak mısın elimi? Adil şekilde.

Ben de elimi uzatıyorum.

Bir beyefendi gibi sıktı elimizi.

İyi bir çavuş dünyanın tuzu biberi.

Fakat onları terfi etmeye alışmaktan beni koru.

Olacak şu, adamakıllı asker olacaksınız.

South Essex'in parlak kırmızı ceketlerini üstünüze çekeceksiniz.

Kıymetli tüfeklerinizi teslim edecek,

düzgün kıyafetlerinizle uygun misket tüfeklerini kuşanacaksınız.

Sonunda bir asker gibi olacaksınız.

Bunu göreceğini sanmıyordun değil mi Anne?

Benden nefret ediyorsunuz değil mi?

Ben sizden nefret ediyorum.

Ediyorum evet, onlardan nefret ediyorum.

Kim söyledi bunu? Duydum.

Deli mi?

Hayır, ben deli değilim.

Bilmediğim bir şey değil.

Şimdi akıllı olun, size emir verdiğimde,

dikkat edin. Bölük...

Dikkat!

Kafamın arkasında gözüm var inanıyorum buna efendim.

Demek o yüzden fırıldak gibi dönüyorlar.

Adamları rahat bırak Çavuş.

Bölük, rahat!

- Şu tüfek doldurulup sıkıştırılmış Çavuş. - Efendim?

Biliyor muydun Çavuş?

Ben mi? Hayır, asla efendim.

- Bu senin değil mi Çavuş? - Hayır, benim değil efendim.

Onun.

Er Harper'ın.

Başka kaç tanesi dolu acaba?

Öldürülemez olduğun söyleniyor, Çavuş Hakeswill.

Öyle biliniyor.

"Benimle gelin evlatlarım, çünkü ben ölmem.

Sonsuza kadar yaşayacağım, çünkü bir kez asmaya çalıştılar beni,

fakat yapamadılar."

Buna inanabilirdim.

Öldürmeye çalıştığın biri olmasaydı Çavuş Hakeswill...

..fakat yapamadın.

Bu kim olabilir acaba Çavuş.

Sen ölü birisin Obadiah.

Size söz veriyorum, ceketlerinizi geri alacaksınız.

Tüfeklerinizi geri alacaksınız.

Ve beni geri alacaksınız.

Geri döneceğim.

Gedik geçilebilir durumda mı?

- Evet efendim. - Lordum gedik hakkında fikir belirtmek için

- ...yeterliliğinden kuşku duyarım. - Kendisi oradaydı. Oradaydın değil mi?

Bütün gece orada yerde yattı.

Evet.

Çok erken.

Yarın Badajoz'a saldırıyoruz.

Bir gününüz var.

Efendim.

Forlorn Hope'un kumandasının bana verilmesini rica ediyorum efendim.

Bence sen bir serserisin Sharpe.

Fakat benim tarafımdasın, benim serserilerimden birisin. Ölmeni istemiyorum.

Nedenlerimi sunabilir miyim efendim? Beni baskı altında bırakıyorlar.

Şehirde bir karım var.

Ve bir çocuğum.

Yanlarında olmak için içeri ilk girenlerden olmak istyiyorum.

Çünkü şehri yağmalayacasınız efendim.

Forlorn Hope'a verilmeyeceksin. Bunu onaylamıyorum. Hayır.

Ciudad Rodrigo'nun ele geçirilişindeki olaylara dikkat edin.

O şehrin sakinlerini her çeşit...

hakaret ve zarar verildi. Badajoz'da bu davranışların...

...tekrarı olmayacak.

Sivil mülke yapılan her çeşit saldırı,

layık olduğu gibi ve süratle ölümle cezalandırılacaktır.

Yakalanan failler suç mahallinde asılacaklardır.

Pis bir suça bulaşırsanız...

Biliyorum ki bulaşırsınız...

Seni görüyorum Clayton.

Aşırıya giden alçakları oldukları yerde ipe dizeceğim,

senin gibi adi serserileri de.

- Benim gibi mi? Niye ben? - Kapa çeneni Clayton.

İleri marş!

Bölük dağıl!

Hırsızlık yapmayın, yerli halkı öldürmeyin,

ve temel arzularınızın pantolonunuzdan çıkmasını engelleyin, yoksa asılırsınız.

Seni bir arkadaş olarak görüyorum.

Çok naziksin Richard. Umarım öyleyimdir.

Çavuş Harper.

Bildiğiniz gibi Teresa Badajoz'da.

Ölebilirim. Ben yapamazsam onu siz koruyun.

Koruyacağım Richard.

Bana güvenebilirsin. Ayrıca söz veriyorum...

...merdivene çıkmamı sağlayacaktan bir damla fazlasını içmeyeceğim.

Kesin Nişancılara da güvenebilirsin.

Teresa katedralin yanında bir evde.

Bana yazdı, iki portakal ağacı varmış.

Onu bulmak için söyleyebileceğim bunlar.

Bana bir harita çizmişti ama artık bende değil.

Ciudad Rodrigo'yu hatırlıyor musunuz?

Kadınlara acımasızca davranıldı.

Hatta bazıları çocuklarıyla öldürüldü.

Onun üstünü soyacağız, böylece çıplak kalacak.

Obadiah onun hatununa sahip olmalı Anne.

Ben ölmem çünkü sen beni kurtardın.

Anne, ah anne.

Anne.

Bir şeye sahip olmalı Anne...

değilse Sharpie'nin fahişesini beklemekten patlayacağım.

O Dünyaya bakar, Dünya titrer

Tepelere dokunur, tepeler tüter

Tanrıya ilahiler söyleyeceğim, yaşadığım sürece. Hep beraber.

Tanrıya ilahiler söyleyeceğim

Yaşadığım sürece.

Yakında bitecek, Jack.

Umuyorum ki hayatta kalırsın.

Aynı şeyi sizin için diliyorum efendim.

Sana müteşekkirim, Jack.

Müteşekkirim sana.

Konuşmama izin var mı efendim?

Bizim için şarkı söylecek misiniz?

Haydi neşelenin çocuklarım

Dümen kırdığımız zafere

Fazlasını eklemek için bu harika yıla

Köle değil özgür adamlar olarak onurlandırılmaya

Kim daha özgürdür ki çünkü, dalgaların oğulları kadar?

Meşedendir gemilerimiz bizim Meşeden yapılmıştır adamlarımız

Daima hazırız biz

Sakin olun çocuklar siz

Sharpie'nin fahişesi orda anne. Fazla beklemeyecek.

...ve yine

Görmeyiz hiç düşmanlarımızı

Ama dileriz orada olsunlar

Onlar görmez bizi asla Ama isterler olalım uzakta...

En iyisini diliyorum efendim.

Size ve South Essex'e.

Adamlarımın Keskin Nişancılar olarak ölmesine izin verecek misiniz?

Yeşil ceketleri içinde size hizmet etmelerine?

Onlar gururlu adamlar.

Gururlu adamlara ihtiyacınız var.

Ne sizi ne de Yüzbaşı Rymer'ı yüzüstü bırakmayacaklar efendim.

Biliyorum Sharpe.

Biliyorum sen de bırakmayacaksın.

Bırakın yeşil ceketlerini giysinler, bunun anlamı çok büyük onlar için.

Teşekkür ederim efendim.

Teşekkürler.

Teşekkürler efendim.

Ben, Ben Perkins, Seçilmiş Adam,

kalan her şeyimi Seçilmiş Adam Daniel Hagman'a bırakıyorum.

Aynı şekilde Ben. Al, bu da senin.

'Arps, nalları dikersem,... Bunu anladın mı Clayton?

Evet.

...bana iat herşey senindir.

Kabızlık dahil mi?

Evet kabızlık da.

Tanrı hepimize acısın.

Buraya iki.

Buraya dört.

Buraya bir.

Üç buraya. Üç.

Dur. Kimsin?

Forlorn Hope.

Yaklaş Forlorn, kendini tanıt.

Bay Sharpe. Adım Benedict.

Richard.

Size arazide rehberlik edip gediğin yerini göstereceğim.

Teşekkürler.

- Gidelim mi artık? - Nezaket gösterirsiniz Bay Sharpe.

Tanrı sizinle olsun.

- İleri Forlorn. - Cesur çocuklarım benim.

Bırakın gitsinler!

Görüyorum ki onur nişanını şimiden takmışsın.

Bunu çok görmüyorum doğrusu.

İşte sizin gedik.

Santa Maria.

Her zaman şanslı oldum.

Şimdi kılıcmı çekiyorum.

Hazır mısınız?

Goward, Ciudad Rodrigo'da Forlorn Hope'a liderlik etti ve hayatta kaldı.

Şimdi bir Yüzbaşı oldu.

Onu tanıyor musunuz?

Hayır.

İleri!

Haydi çocuklarım! Talavera'yı hatırlayın!

Dağılmayın çocuklar!

Dağılmayın!

Hatta kalın çocukla!

Anne!

Anne!

Kanatlarını açıp beni kaldır.

Ölüyorum!

Kalksana!

İleri çocuklarım! İleri!

Bu çok zalimce bir iş. Zalimce!

Oh, Jack! İşin bitti!

Faydasız!

Bana tutunun.

Adam öldü. Yüzbaşı Rymer öldü.

- Bay Sharpe, beni duyuyor musunuz? - Sizindir.

- Bölük sizindir! - Ne yapacağız efendim?

Gediğe tekrar saldırma emrini veremez, Fletcher.

Habercileri 4. ve hafif birliklere gönderin. Toparlanıp tekrar saldırmalarını söyleyin.

Başüstüne Lordum.

Ben oraya gidiyorum.

Hiç biriniz gelmek zorunda değilsiniz ama ben gidiyorum nedenini söyleyeyim.

Çünkü Fransızlar bize gülüyorlar. Duyuyor musunuz onları?

Ben duyuyorum. Bize gülüyorlar.

Badajoz'da keyifleri yerinde ha?

İşte buna tahammül edemem.

Alçaklar. Bize gülüyorlar.

Geliyor musunuz?

Bunu sen al, Daniel.

- Bildiğim en iyi nişancı sensin. - Başüstüne.

Çıldırma zamanı!

Haydi!

Burada öleceğim!

Çocuklar!

Girdik! Tanrıya şükür içerdeyiz.

Hayır, lanet olsun! Bitti artık!

Şavaşı kazandın.

Tanrım. Adam teslim olmuştu.

- İçerideyiz. - Hanımınız efendim.

- Bayan Teresa. - Teresa.

Kim var orda? Richard?

Hayır, benim. Harry Price.

Richard sana ilk ulaşanın seni korumasını söyledi.

Bak, benim.

Richard nerede?

Ne oluyor?

Çavuş Hakeswill, Eğlenceni bozmak istemem ama bu hanım...

Affınızı diliyorum efendim.

Hayır!

Her seferinde bir kez baylar.

Tam hedefe saplayıp sonuna kadar itin.

Harper!

Bu senin fahişen mi Sharpie?

İzlemek ister misin?

Dokunma ona!

Annen mi bu, Obadiah?

Şuna bak. Her zaman bununla konuşur.

Bu anneciğin mi Obadiah?

Hayır!

Lanet!

Tamam, tamam.

Tuttum onu.

Gördüm onu.

Tuttum.

Beni hiç tanımayabilirdi.

Asla tanımayabilirdi beni.

Geceyarısında hala Badajoz'da bulunan her adamı ağaca asın.

Clayton.

Hala sıcak.

Sen cesur bir adamsın, Sharpe.

Jack Collett öldü. Onu severdim.

Rymer gitti.

Ceplerim toz ve çakıl parçalarıyla dolu.

Hafif Bölüğümü alabilirsin Sharpe. İster misin?

Evet efendim.

Efendim.

O sevgili yüzü görmek.

Bu yerde.

Bu saatte!

Neredeydi?

Çavuş Hakeswill'de.

Çavuş Harper.

Sizden özür dilerim.

Elimi sıkar mısınız?

Onur duyarım efendim.

Yapmadığı bir şeyden dolayı kırbaçlanan ilk adam değilim.

Fakat sonuncu olduğumu umarım.

Evet evet.

Söz veriyorum.

Geçtik ateşten ve dumandan

Kurşundan ve bombadan

Vardık cehennemin yüksek duvarlarına

Ama dayanacak ve kalacağız

Tepeler üzerinde ve uzaklarda

Tepeler üzerinde

Ve okyanusta

Flandra, Portekiz ve İpanya boyunca

Kral George emreder, biz itaat ederiz

Tepeler üzerinde ve uzaklarda

Watch Online Movies and Series for FREE www.osdb.link/lm

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.