All language subtitles for [SubtitleTools.com] Jim Button and Luke the Engine Driver - Movie 2018 online

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish Download
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

www.OpenSubtitles.org adresinden tüm reklamları kaldırmak için bizi destekleyin ve VIP üye olun.

İyi Seyirler ****SlCKYKSN****

Liman yönünde.

Suda birşey var

Haydi yukarı çekin sizi tembel köpekler!

Haydi Çekiiin

Dikkatli olun.

Burada ne varmış?

Hey, Kaptan bunu görmen lazım!

Nereden geliyorsun?

Bu eski tekne kesinlikle bize pahalı bir ödeme yaptıracak

değil mi çocuklar ?

JIM BUTTON AND LUKE THE ENGINE DRIVER

Luk'un bulunduğu yerde bir makinist yaşardı

Buraya Morrowland adı verilirdi..

Burası çok küçüktü.

Sadece iki dağın tepesinden oluşmaktaydı.

Biri uzun, biri kısa.

Elbette evlerde bulunmaktaydı Morrowland de.

Normal biri ve dükkanı.

Ayrıca dağın eteklerinde bir istasyon ve trende vardı.

Ve Yukarıda iki tepe arasında,

birde kale vardı.

Huzurlu bir yaşam vardı, küçük Morrowland adasında

taaaaki bu güne kadar...

Evet, ve hikayemiz şimdi başlıyor.

Vahşi 13 ten bir paket gelir.

Bayan Grindtooth burada mı yaşıyor?

Bayan ne? - Bayan neee? O benim.

Siz Bayan Grindtooth? - Ben Bayan Neeee.

Bayan Grindtooth? - Majesteleri için yol açın!

Böyle bir konu olamaz

kim vergi ödemiyor ?

Eğer açmazsak

içinde ne olduğunu veya kime ait olduğunu bilemeyiz.

Vay be!

Bu nedir Majesteleri ?

Gerçekten, bu nedir ?

Hayatım boyunca gördüğüm

en güzel paket bu olabilir!

Ne demek istiyorsun?

Bunu yapanı bulursam,

Ona asla unutamayacağı bir dayak atacağım.

Bayan Whaat, Size bu paketin

içeriğine bakmanızı emrediyorum.

Çok isterdim Majesteleri! - Ama, bunu nasıl söyleyebiliriz ki?

Bu çocuğun bir isme ihtiyacı var.

Erkek mi, yoksa kız mı??

Belki biz yapabiliriz...

Ben bir kontrol edeyim Majesteleri.

Bir erkek!

Biz onu arayacak mıyız?

Pip...

Onu adı Jim olsun.

Ne düşünüyorsun?

Jim? Evet?

Cake!

İsterim!

Bunu yapamazsın. O bir Kral.

İyi günler, Bayan Whaat! - Mr. Sleeve, sizede iyi günler!

...veeeee çek.

İçeri girmek üzereyiz!

Tüneldeyiz.

Buraya gel Jim...

Bir dahaki sefere bozulursa sadece şunu yukarı çekersin.

Oh,

bir düğme (button).

Jim Button (Jim Düğme).

Bu çok güzel bir isim.

Teşekkür ederim, anne.

İyi günler, Bayan Whaat!

İyi günler, Mr. Sleeve!

Bu güzel yaz sabahında sizin için ne yapabilirim?

Canım, çok iyisiniz.

Oh evet.Siz benim için tamir yapın, ben de sizin için birşeyler ütüleyeyim.

Nerede şu parça?

1 pazar kıyafeti, 2 ipek kumaştan palto,

3 göbek bantları, 4 papyon,

veee 5 çift yün çorap .

Yün...

İçlik? - Evet.

Ne kadar büyüleyici. Jim!

Canım bunu depoya getir.

Ama Luke 'a yardım etmem gerek.

Luke iki dakika daha bekleyebilir.

Ve lütfen dikkatli ol,tamam mı?

Elbette, Mr. Sleeve.

Bu çocuk.

Eğer okuma yazmaya

motorlara harcadığı zamandan daha fazlasını harcasaydı...

Bizim Jim'imiz olmazdı. Doğru, Mr. Sleeve?

İyi bir noktaya değindin. İyi günler, Bayan Whaat.

İyi günler, Mr. Sleeve.

Wahşi 13...

Peki, Emma...

Bu sana iyi gelir.

Sabah, Jim!

Civatayı uzatırmısın?

Çekiç?

Tornavida!

Tamamdır, benim kızım.

Sanırım duş yapmalıyım.

Neden benim rengim siyah? Ve sen, Bayan Whaat, Mr. Sleeve

ve Kral Alfons benden farklısınız?

Bizler böyle doğduk evlat.

Yağ tenekesi...

Sadece numara yaptı, değil mi?

Ne? - Bayan Whaat benim annem.

Kim bilir, belki herşey bir numaradır, Jim.

Belki sen, ben, Ema gerçek değilizdir.

Ama Bayan Whaat'ın seni sevmesi gerçek O numara değil.

Luke, peki ben nereliyim?

İyi Sabahlar. - Luke, bu senin Kralın

12. çeyrek Alfons - Oh, Majesteleri.

Eğer mümkünse sizinle birşeyler konuşmak isterim.

Evet, hemen.

Kralla resmi bir görüşmem var.

Gitsem iyi olur.

Evet, haklı!

Arkam... Sevgili meslektaşım

İnsanlara oy kullanma hakkı verilmesi

hükümdarlar için ağır bir darbe oldu. Evet...

Sevgili meslektaşım.

Gitmem lazım.

İçeri gel!

Beni görmek istediniz, Majesteleri.

- Sevgili Luke.

Evet kesinlikle. Diz çök

Unut bunu, Formalitelere vakit yok.Lütfen otur.

Sevgili Luke.

Dinle! Söylemek istediğim... Dur!

Morrowland belki minicik olabilir,

ama diğer yerlerle aynı sorunları yaşıyor.

Kirlilik, trafik sıkışıklığı ve aşırı nüfus.

Ve bunun bir çözümü yok. Sadece yapmalıyız.

Peki ne yapmalıyız?

Söylemedim mi?

Emma gitmeli.

Ancak yıllarca süren hizmetini ve sadakatini takdir ettiğimizi belirtmek için,

onu bu ödülle onurlandıracağız.

Morrowland Madalyası.

Emma gitmeli mi?

Benimde söylediğim buydu.

Asla!

Luke?

Emma veya Jim.

Ama Jim sadece bir çocuk! - Evet. Ama bu ne zamana kadar devam edecek?

Belki birgün evlenmek ve bir ev sahibi olmak isteyecektir...

Bunu düşünmemiz lazım, Luke?

Tren istasyonu ve rayları gittiğinde,

Jim'in istediği kadar

boş alanı olacak... Düşündüm de orada kalabilir.

Evet, ama... - Emma için, hurdalıkta güzel

sessiz bir yer bulacağız ve...

Orada hayatının geri kalanını huzur ve sükunet içinde geçirebilir.

Sonuçta o oldukça yaşlı.

Yani demek istediğim ben mükemmelim...

Mütevaziyim...

Pekala, her neyse.Luke?

Luke?

en onu bir çöp gibi dışarı atmak istiyorsun.

Sırf kral olduğun için,

istediğini yapabileceğini düşünüyorsun.

Ona iyi bir ders vermenin zamanı geldi.

Ne tür bir ders, Luke?

Trenlerin neden raylarda gezindiğini biliyor musunuz?

Yaniii rotaları öyle olduğu için.

Eğer şimdi ayrılırsak daha fazla ray kalmayacak.

Öyle ise Emma ve ben nereye gideceğimize karar verdik.

Hiçhimse bize ne yapmak istediğimizi söyleyemez.

Gitmek? Luke!

Sen bunu söylemek istemedin.

Ne yapmam gerekiyor? Kraliyet emirlerine karşı mı geleyim?

Bu bir ihanet olurdu.

Mutlaka bir yolu olmalı.

Bunun bir yolu olmalı.

Belkide haklıdır, Emma.

Morrowland hepimize yeterli olmayacak kadar küçüktür.

Hayır yaşlı kız. Bizi ayıramayacaklar.

Asla.

Ayrılıyoruz. Sen ve ben.İkimiz.

Bende sizinle geliyorum!

Ne?

İmkansız. - Ama sana yardım edebilirim.

Yeterince yerimiz yok. -Benim fazladan odaya ihtiyacım yok.

Yol çok tehlikeli! -Bayılırım tehlikeye!

iyi düşün, Jim.

Emma gitmeli o zaman senin için daha fazla yer olacak.

Eğer gidersen, Emme burada kalabilir.Hiç bir anlamı yok!

Ama sen ve Emma çok iyi arkadaşlarsınız.

Ve eğer Morrowland'dan ayrılmanızı izleyeceğimi düşünüyorsanız,

yanılıyorsunuz.Ayrıca başka birşey daha var.

Zaten dünyaya doğru gideceksek,

benim nereli olduğumu öğrenebiliriz.

Bu tehlikeli olabilir.

Bizi orada neyin beklediğini kimse bilmiyor.

Endişelenme!

Sana göz kulak olurum.

Tamam kızım.

Bekle beni, Luke! geliyorum.

Ben fikrini değiştirdiğini sanıyordum.

İlk önce yapmam gereken birşey vardı.

Hoşçakal dedin mi?

Jim Button, sen tanıdığım en iyi insansın.

Haydi, gemiye gel.

Hazır mısın?

Eveeet, sevgili Emma Haydi gidelim.

Ağlamıyorum,

gözlerimde sadece biraz duman kaçtı.

Hoşçakal, Morrowland.

We'd better not look back.

Ben,Luke ve Emma ayrıldık.

Ağlama, üzülme.

Muucccck, Seni seviyorum, Jim.

Dayanın!

Jim!

Luke!

Dayan, Jim!

Yardım edin!

Lukas, yardım et!

Jim!

yüz!

Haydi oğlum!

Yapabilirsin, dayan!

Dayan!

Neredeyse başardın, gel buraya!

Evet!

Gel bakalım!

Haydi, seni şuraya bağlayacağım.

Arkana bakma.

Duck!

Hey, Luke, uyan!

Luke, uyan!

Galiba cennete geldik.

Burası Mandala olmalı Efsanevi İmparatorluk.

Haydi, İmparatoru ziyaret edip ona iki makine şöförü

ve Emma gibi bir eski teneke kutuya ihtiyacı olup

olmadığını soralım.

Alınmak yok, yaşlı kız.

İlk önce sizi biraz düzeltebilecekmiyiz bir bakalım.

Birşey bulabildin mi?

Şişenin içinde bir mektup.

Sevgili yabancı.

Lütfen bulduğun bu mektubu babama götür.

Mmm birisi.

tarafından yakalandım..

... Başka birisi.

"Beni sattı....

... Grindtooth!

Bayan Grindtooth?

Buranın ismi Ejderha...

Ejderha birşey.

"Lütfen, baba, kurtar beni.

Li Si.

Bu gerçek birşey. - Li Si?

Bu da ne?

Belki bir isim.

Haydi oraya gidelim.

Bak, meşhur Mandala saç tezgahları.

100 saç kılı alıyorlar ve onları yaylara bağlıyorlar.

Ve kulak temizleyicileri var.

Müşterilerin omuzlarında dururlar,

ve kulaklarını küçük kaşıklarla temizlerler.

Luke! Şuna bak!

Ona bak!

Ve onlara! - Bunlar Mandalese halkının ünlü çocuklarının

çocuklarının,çocuklarının çocukları.

Bir başka tuhaflık daha.

Jim!

Prenses Li Si.

O Mandala prensesi.

Ona yardım etmeliyiz!

Babasını görmeliyiz, Luke!

Onun babası İmparator.

Hadi ama!

Acaba kıymetli beyler ne istiyorlar?

İki yabancı makinistiz İmparatoru görmek istiyoruz.

Lütfen beni affedin beyler,

ama korkarım imparator çok meşgul.

Fakat bu çok önemli! - Acaba ne zaman müsait olur?

Üzgünüm.Kudretli yöneticimiz her zaman meşguldür.

Şimdi,lütfen.

Kutsal durak Durun.

Belki ben sizlere yardımcı olabilirim.

Buradayım!

Ooo sen kimsin küçük adam? Benim adım Ping Pong.

Ben bay Shu Fu Plu'nun

32. çocuğunun çocuğuyum,

İmparatorluk Majestelerinin şefinin şefi.

beni affedin.Size onun onurlu

midesindeki gurultuyu duymanız için yardımcı olamayacağım.

Çünki biz açlıktan geberiyoruz!

Bu durumda İmparatorun kahvaltısını

size vermekten onur duyarım.

İmparator onu yemiyor mu? - Sadece üzüntü ekmeğini yer,

ancak biz fikrini değiştirebilir diye

kahvaltısını hazır tutuyoruz.

Ancak bugün de dokunmadı,

o yüzden size hizmet etmeme izin verin!

Belki o küçük adam bizi İmparatora götürebilir

Lakin o hala bir bebek...

Bağışlayın beni saygıdeğer yabancılar fakat ben bebek değilim!

Ben tam 368 günlüğüm

ve herzaman imparatorluk mutfağında çalışabilirim.

Peki orada ne var? -Mandala'nın bütün lezzetleri.

Yüzyıllık yumurta ile hazırlanmış sincap kulağı salatası,

şekerli solucanlar,

üstünde at toynağı gevreği olan ağaç kabuğu pudingi.

Ping Pong, eminin hepsi çok lezzetlidir,

ama senin önereceğin... daha basit bir şeyin yok mu?

Evet! - Tabiki!

Baharatlı gevrek bacaklı Haziran böceği,

yılan derisi yağı ve sirke ile

haşlanmış eşekarısı yuvası.

Tadını çıkarın.

Oooo hiç fena değilmiş.

Kurbağa gözbebekleri ile yoğrulmuş karınca köfteli havyar.

Nadir bir tat!

Leziz.

Fakat tereyağlı ekmek veya peynirli sandviç gibi bir şeyiniz yok mu?

Peynir? İğreeeeenç!

Tiksindiğim için beni affedin Şerefli yabancılar.

Peynir çamurlu sütten yapılmaz mı?

Kim böyle birşeyi yemek ister ki?

Mmmmmmm!

Senin için ne yapabilirim bi bakayım.

Bekle. İmparator neden sadece keder ekmeğinden yiyiyor?

Hiç kimse bu konu hakkında konuşmaz.

İmparator, sevgili Prensesi Li Si kendisine dönene kadar

sessiz kalma sözü verdi.

O kaçırıldı değil mi?

Kim yaptı? - Korsanlar diye söyleniyor.

Oops, kriket zamanı.

Bütün çocukların çocukları şişelerini alıyor.

Lütfen beslenmeme izin verin.

Gidebilirsin küçük arkadaş.

Jim, yapmalıyız...

Jim?

Belki de sayın misafirlerin onurlu kulakları,

işitmemiş.

İmparator meşgul. Şimdi gidin!

Ama buraya Prenses Li Si yi kurtarmaya geldik!

Hey, ahbap! Çocuğun söylediğini duymadın mı?

İmparatora söyle, Jim Button ve makinist Luke'un

kızı hakkında önemli bir haberi var.

Bu farklı bir konu.

Beni onurlu ellerinizden bırakacak kadar nazik olur musunuz?

Senin için kapıyı açmaktan memnun olurum.

Burada kimler var?

İmparatorluk Sarayı Muhafızlarının komutanı.

Ben buradaki en yüksek,

sıradayım.

Sadakat için yaşıyorum.

Yapamam.

İzle beni.

Ne yapmayı düşünüyorsun, Jim? Onu takip etmelimiyiz?

Sorduğun için sağol...

Majesteleri,genç arkadaşım ve biz sanırım...

Sen konuşuyorsun...

Mandarin İmparatorluk Şefi...

...Pi Pa Po.

İmparatorumuz vazgeçilmezdir.

Zamanımız var.

Ona kızıyla alakalı haberimiz olduğunu söyle.

Soru sormamıza izin ver...

Nerelisin?

Daha önce söylediğimiz gibi ikimiz...

Nerelisin? - Ve ne istiyorsun?

pasaportun var mı? - Veya kimliğin?

Kimliğin olmadan senin kim olduğunu nereden bileceğiz?

Hemen bizi ona götürmezseniz size kim olduğumu gösteririm!

İmparator Mandarin'e hakaret edecek kadar cesaretin var mı?

Komutan!

Onları derhal tutuklayın

Yakalayın onları!

Buraya gelin, çocuklar.

Luke!

teslim olun.

Onları zincirleyin!

Casusluk suçundan dolayı

ölüme mahkum oldunuz.

Cezayı temyiz etme hakkımız var.

Gerçekten yapmalısın.

Cezayı çekeceğiz!

Ben çok adeletliyim!

Kararım...

İtiraz reddedildi!

Kellelerinin vurulmasına!

Durun!

Majesteleri,bunlar çok tehlikeli casuslar - Yalancı!

Deneyimli makinistler olarak hizmetlerimizi sunmak için buradayız.

Ve prensesi kurtarmak için. - Haydi, Jim.

Onun nerede olduğunu bile bilmiyoruz.

Dokunma!

Sen bir hainsin!

Ellerimi üzerine koysam solucan gibi ezilirsin!

Ping Pong,sen gerçekten Mandalese'nin cesur çocuğunun çocuğusun.

Evet.

Majesteleri, prensesi kaçıran korsanlar neye benziyorlardı?

Onurlu İmparatorumuz konuşmamaya yemin etti.

Lütfen beni takip edin dostlarım, hepsini açıklayacağım.

Prenses Li Si, iz bırakmadan kayboldu.

Ama sonra Sarı nehirde bir şişede bu notu bulduk.

Sayın imparator, ağlamayın.

En bilge adamlarımız bile ne anlama geldiğini bulamadılar.

Bir dakika.

burada.

Görünüşe göre birkaç farklı mektup yazmış.Aynı el yazısı.

Bakın, harfleri üst üste koyunca metin tamamlanıyor.

"Vahşi 13 tarafından kaçırıldı

ve Bayan Grindtooth'a satıldı.

diğer kız ve erkek çocuklarla beraber.

Ejderha şehrinde tutuluyoruz.

Vahşi 13ler beni bayan Grindtooth'a satmaya çalıştı.

İyi ama bu bayan Grindtooth kim?

Ve bu Ejderha Şehri nerede?

İmparatorun Bilgin Çiçeklerini

büyük taht odasına getirin

Adamızın en bilge adamlarından önce bildin.

Onlar kütüphanelerimizdeki tüm bilgileri akıllarında saklarlar.

Onlara herşeyi sorabilirsin..

İlk olarak Ejderha Şehri nerede?

İkincisi oraya nasıl gidilecek?

Hiç bir ölümlü insan bu soruların cevabını bilmiyor.

İyi bir başlangıç.

Söz konusu yerin

Kırmızı-Beyaz çizgili dağların arkasında olduğunu sanıyoruz.

Sarı nehirin derin bir mağaranın içinden geldiği yerdir orası.

Kimse onun kaynağını bilmiyor.

Kraliyet Coğrafyacısı,

harita!

Batı kapısını geçtikten sonra,

Harika Binler ormanına varırsınız.

Arkasında ise Kırmızı-Beyaz çizgili dağlar,

Dünyanın Tacı.

Onlar aşılamaz.

Biraz doğusunda, Alacakaranlık Vadisi bulunur.

Ürkütücü perili sesler vardır.

Vadinin ötesinde

Ayna Çölü denilen vahşi bir alan vardır."

Her zaman ama her zaman,

sürekli olarak,

buraya dünyanın sonu denir.

İyi ama Ejderha Şehri nerede?

Dünyanın sonunun ötesinde olmalı...

Evet orada olmalı.

Evet.

Jim, yaşlı çocuk, gerçekten yapmak istiyor musunuz?

Birisinin Prensesi kurtarması lazım.

Çöller, dağlar, ejderhalar...

Çok basit olmayacak Bunu biliyorsun değil mi?

Bu iki makinist için uygun bir iş değilse ne olabilir ki?

öyle ise karar verildi.

Tutun.

Bak, Harika Binler ormanı.

Bunlar Kırmızı-Beyaz Çizgili dağlar olmalı.

Dünyann tacı.

Ve tek gidiş yolu Alacakaranlık Vadisi.

Ben daha güneye gitmemiz gerektiğini düşünüyorum.

Anlıyor musun?

Birgün gerçek bir kaşif olacaksın.

Ama ben senin gibi makinist olmak istiyorum.

Bir makinist sadece kaşiflerin

keşfettiği yerlere gidebilir.

Bilgin çiçeklerin ne söylediğini hatırlıyor musun?

Vadide ürkütücü sesler olduğu ile alakalı.

Bana çok sessiz geliyor.

Bana çok sessiz geliyor...

O ne?

O ne? - Korkma.Sadece yankı yapıyor.

Korkma. Sadece yankı yapıyor...

O ne... O ne...

Bana çok sessiz geliyor...

Korkma...

Emma, hızlı gitmen gerek. Rüzgardan bile daha hızlı.

Emma, şşşşş. Sessiz!

Acil durum kodu Sadece ciddi tehlikede isen kullan!

Üzgünüm, yaşlı kız.

Jim, sıkı tutun!

Git, Emma!

Git! - Haydi, kızım!

Yapabilirsin! Devam et.

Haydi, Emma! - Emma, giit!

Yapabilirsin!

Evet! Bizi kurtardın Emma!

Başardık Luke! Başardık!

Emma başardı. Biz değil.

Yapmadın mı canım?

İyi misin? Emma?

Oh, Emma.

Zavallı Emma.

Luke?

Pistonu kırıldı.

Düzeltilemez mi?

Sadece içeriden,

ancak kazanı boşaltırsak, buradan asla kaçamayız.

Yapabileceğimiz hiçbir şey yok mu?

Birşey var.

Ama çok tehlikeli. Birisi kazanın içine girmek zorunda kalacak.

Oldukça küçük birisi.

Gerçekten küçük biri.

Hayır, hayır.Bu aptalca bir fikirdi.

Başka bir yol bulacağız.

Ama başk bir yol yok.

Sadece vazgeçmemizi bekliyor.

Ama pes etmeyeceğiz!

Bana ne yapacağımı söyle.

Altta bir vida var. Gevşetilmesi gerekiyor.

Üç tur yeterli,

sonra psitonu altına takabilirim.

Jim,

iyi şanslar.

Gidelim!

Haydi, gidelim!

Jim?

Jim, vidayı buldun mu?

Jim, çık oradan.

Jim!

Jim!

Jim, bunu bana yapma!

Emma, ona yardım et, ona yardım et!

Jim, çık oradan!

Anladım! - Yaptın!

Anladım! - Yaptın! İyi misin?

Yaptın!

Herkes iyi mi? - Evet! Evet!

İşte buradasın, seni küçük baş belası! Güzel!

Gel buraya.

Sen yaptın!

Geri döndün! -Evet.

Luke, bak.

Merhaba!

Sanırım yavaş yavaş deliriyorum.

Tam ihtiyacımız olan şey.

Emme unuttu.

Bu imkansız. Ben oradayken doluydu.

Evet, ama uzun bir yol katettik,

bu sıcakta su buharlaşıyor.

Morrowland!

İşte orada Bayan Whaat!

Jim!

Ne zaman döneceksin?

Üzgünüm! Ben buradayım.

Biliyorum.Kaçmamalıydım...

Jim, bir sebebi olmalı.

Gitmeme izin ver!

Bayan Whaat! Ben buradayım! - Optik bir yansıma!

Şimdi oraya gidersen, asla geri dönemeyeceksin!

Ama az önce onu gördüm.

Bu hayal gücünün ürünü, Jim.

Çok susadım

Ben de.

Luke!

Jim! Dur!

Merhaba! - Dur!

Sen!

Dur!

Bunun bir serap olduğunu sanmıyorum! Koş Luke,koş!

Bekle, Jim, bekle!

Sana zarar vermek istemiyorum!

Bu bir oyun! Onu dinleme!

Lütfen artık kaçma!

Bizi yakalamak ve yemek istiyor.

Bundan o kadar emin değilim.

Ona yakından bak.

Çok yalnızım,

Arkadaşlık yapmaya ihtiyacım var.

Merhaba!

Herşey yolunda. İyice yakınıma gel.

Anlıyor musun? Korkma.

Kaçarsan işler daha da kötüye gider.

Bilmiyorum

benden kaçmadığın için teşekkür ederim.

Ah, kötü davranışlarım için senden özür dilerim.

Benim adım Tur Tur.

Adım Tur, soyadım , ise... Tur.

Peki ya sen?

Ben... - Bir çeşit serap mısın?

Ben sahte bir Devim.

Bakın,şimdi benden uzaklaşınca,

you are looking smaller and smaller, right?

daha küçük görüyorsunuz değil mi?,

Daha büyük ve daha da büyük.

Ama ben gevezelik yapıyorum,

uzun bir yolculuk yaptın, yorgun olmalısın.

Lütfen beni izle.

Sizi küçük vahama davet etmek

benim için büyük bir onur.

Emme'yı geride bırakamayız.

Onun hiç suyu kalmadı.

Endişelenmeyin. Vahamda bol bol su var.

Haydi. Emma'yı sonra alırız. -Haydi

Yemek için teşekkürler, Mr. Tur Tur.

Hikayenizi duymak için heyecanlanıyorum.

Her zaman sahte bir dev miyin?

Ben böyle doğdum, Mr. Jim.

Çocukken, kimse benimle oynamak istemedi.

Sadece ailem benden korkmuyordu.

Onlar harika ebeveynlerdi.

Öldüklerinde,

Kimsenin benden korkmayacağı bir yer aramaya başladım.

Ancak nereye gittiysem sonuç hep aynıydı.

Onun için artık çölde yaşıyorum.

Ölmeden önce

birileriyle konuşmayı çok istiyordum,

ve sen bu dileğimi gerçekleştirdin.

Ailemden beri, benden korkmayan tek insanlar sizsiniz.

Artık ne zaman yalnız kalsam,

hep sizi düşüneceğim.

Arkadaşların Jim ve Luke

Bu, biz arkadaşız mı demek oluyor?

Evet, elbette.

Elbette.

Size nasıl teşekkür edebilirm

Bize Ejderha Şehrinin yolunu gösterebilirsin.

Şey Ejderha Şehri, Sorrowland' ın başkentidir.

Sorrowland?

burası olmalı, Luke!

Postacı Morrowland ve Sorrowland'ı karıştırdı.

BU yüzden beni sana getirdi. - Evet.

Sorrowland'ın diğer adı ise Bin Volkan Ülkesidir.

Oraya giden tek yol var...

Siyah kayalar bölgesinden

Yüzlerce kilometre karanlık

Bize yolu gösterir misin?

Oraya mı gideceğiz??

Tek yolu bu...

Başka yol görmüyorum.

Siyah kayaların sırrı şu.

Çok siyahlar, bütün ışığı yutuyorlar.

Yanlış bir adımda hemen donarsınız.

Sağ ve sollarında büyük uçurumlar var.

Yoldan sapmamanız iyi olur.

En yüksek noktasına geldiğinizde rüzgarların inlediği ve fısıldadığı,

taştan bir kemerden, Ölümün Ağzından geçeceksiniz.

Lütfen beni unutma.

Hiç olur mu?

Teşekkürler, Mr. Tur Tur!

Hoşçakal!

Hadi gidelim kızım.

Emma'nın lambalarını açmalıyız..

Hepsi tamamdır.

Bu karanlıktan nasıl geçeceğiz?

Bu işi Emma'ya bırakalım.

Bir çok karanlık tünelden geçti o.

Bir yolunu bulur.

Neydi o?

Jim,daha büyük bir problemimiz var.

Kömürümüz bitmek üzere.

Ne kadar daha dayanır?

Bir saat bilemedin iki.

Sorun ne?

Emma yolu göremiyor.

Devam et Emma, yapabilirsin!

İşte böyle.

Eğer burada daha fazla durursak donarak öleceğiz.

Jim! Emma bitti.

Dışarıya çıkmalıyız

belki Emma bize yardım edebilir!

Bu intihar olur, Jim.

Çok soğuk.

Birşeyler yapmalıyız!

Bahse girerim şu anda Morrowland güneşlidir.

Ve Bayan Whaat pasta pişiriyordur.

Hey, Luke, kokusunu hatırlıyor musun?

Badem,bal ve badem ezmesi...

Badem ezmesine bayılırım.

Soğuması için pencere kenarına bırakır...

Bilerek oraya bırakır.

Otlanmayı ne kadar sevdiğini biliyor da ondan.

Sence farketmiş midir?

Birdaha asla böyle birşey yapmayacağım.

Üzgünüm, dostum.

Jim!

Luke! Bak!

Emma, bize şimdi yardım etmelisin.

Dediğim zaman, "Git!"

bütün gücünle düdüğünü çal, tamam mı?

İşaretleri takip et.Git!

Buhar karlara dönüyor. İşe yarıyor. Daha fazla!

Düdüğünü çalmaya devam et!

Kar yolumuzu görünür yapıyor.

Jim, sen bir dahisin!

Ölümün Ağzı.

Biraz daha manevra.

Haydi buradan gidelim.

Biraz daha, sonrası yokuş aşağı.

Haydi!

Haydi , Emma! - Evet!

Emma!

Emma! - Evet! Başardın!

Evet! Biz yaptık!

Evet!

Gittikçe ısınıyor. - Evet.

Hadi, gidelim buralardan!

Burası Bin Volkan Ülkesi olmalı.

Öyle görünüyor.

Dikkat!

Orada!

İçeri girin, siper alın! Emma, kendine dikkat et!

Kim bir ejderhanın huzurunu bozmaya cesaret etmiş bakayım?

Kımıldama, Jim! - Kaçabileceğin kadar uzağa kaç

aksi takdirde seni yiyeceğim...

Ateş.

Ben varolan korkunç,en korkunç

kana susamış ejderhayım!

Merhaba? Size korkunç,en korkunç biriyim dedim vaaaaay ...

Evet, anladım.

Benden korkmadınız mı?

Korkmalı mıyız ?

Vuuu büyük rezalet!

Ne kadar da ayıp!

İnsanlar bile benim gerçek bir ejderha olduğumu düşünmüyor,

ne kadar talihsiz bir gün!

Gerçek bir ejderha olmadığını kim söylüyor?

Gerçek ejderhalar artık Ejder Şehrine girmeme izin vermiyorlar,

çünkü annem bir su aygırıydı ve ben yarı ejderim.

Su aygırı mı?

Evet, babamın gözleri biraz bozuktu da.

Gerçek ejderhalar yarım ejderin hiçbir şeye yaramayacağını söylüyorlar.

Bazen haklı olduklarını düşünüyorum.

Kendi ateşimi(yanardağ) bile yakamıyorum!

Bakalım!

Makinistler ateş yakma işinde ustadır.

Tabii, neden olmasın.

Ama eğer bana numara yapıyorsanız...

Ben...Ben...Neyse, boşverin

Fırın işte orada. Ben nepomuk bu arada.

Burası çok hoş Nepomuk.

Bunu söylemen büyük kibarlık. - Yatağın nerede?

Kömür yatağında uyumayı tercih ediyorum.

Öyle olunca her sabah kirlenmekten korkmuyorum.

İnsanlar kendilerini yıkar, biz ise tam tersi,anladınız mı?

Hayır?

Umarım ne yaptığınızı biliyorsunuzdur.

Yaaaaniii?

Oh, kulağa hiç hoş gelmiyor.

Sıkıntıyı görüyorum. - Sıkıntı mı?

Havalandırma tıkanmış. -Havalandırma mı?

Bana aletlerimi getir.

O seste neydi?

Herzaman zor işler beni mi bulur?

Sakın birşeyleri kırma

Tamir edebildin mi?

Şimdi düzeldi.

Havalandırmanız kapalıymış.

Bundan doalyı baca tıkanmış. - Yanlış olan ne idi??

Demek kusuru vardı? Oh!

Volkanım yeniden tütüyor!

Çok teşekkür ederim!

Bana yardım ettiniz. Bir dileğiniz var mı? Her ne olursa?

Çok küçük bitane lava? - Eminim iyi olurdu.

Emma için biraz kömür verirsen çok memnun oluruz.

Kömür?

Çekinmeyin, fazlasıyla var.

Nepomuk, Ejder şehrine gitmemiz lazım.

Oraya nasıl gidebileceğimizi söyler misin?

Bir haine mi benziyorum?

Hayır, bu imkansız, size gizli girişten bahsetmemeliyim.

Biz ejderhalar bunu yapmamalıyız!

Ama düşününce... bana yardım ettiniz..

Evet, bu Sorrowlandda ki yarı ejderhalar için çok önemlidir.

Tamam, tamam yapacağım! Oldukça ikna edicisiniz!

Eh, kolay olmadı.

Ben çetin cevizim.

Oradaki yüksek yanardağı görüyor musun?

Ejderhaların şehri onun içinde.

Çoook büyük!

Ejderhaların kalanları orada

dünya onlar için çok tehlikeli bir hale geldi.

Peki şehre nasıl gireceksiniz?

Sadece bir girişi var ve gece gündüz korunuyor.

Gerçek bir ejderhadan başka kimse içeri giremez.

Gerçek bir ejderha neye benzer?

Gerçek bir ejderha ateş püskürtmeli, diğer hayvanlar gibi olmamalı.

Korkunç ve korkutucu olmalı, aynı bunun gibi...

Tamam, durun.

Ya da böyle.

Dur, beni korkutuyorsun

Gerçekten mi? - Korkudan altımı ıslatacağım.

Emma ateş ve duman çıkarabilir,

ama asla senin kadar korkunç olamaz, Nepomuk.

Dürüst ol, gerçekten mi?

Tabi eğer kostüm giymezse.

Evet , giyinmeyi severim.

Oraya gidiyoruz

Oh, yaşasın!

Gerçek ejderhalar beni görmeden buradan gitsem iyi olur.

Bahtınız açık olsun!

Hey, Nepomuk! -Evet?

Sen hayatımda gördüğüm korkunç, en korkunç yarı ejdersin.

Gerçekten mi? Teşekkür ederim!

Bundan sonrası sana kalmış,

benim güzel ejderha kızım

Dikkat!

Gerçekten ejderha olmayıp girmeye çalışanlar ölümle cezalandırılacaktır.

Kim 0?

Oh,

Ne kadar güzel birçift parlak göz.

O ne ses!

Ve ne kadar güzel bir koku!

Seni sevdim..

Söylesene, nerede yaşıyorsun?

Mesaim bitmek üzere,

beraber bir yürüyüşe çıkarız.

Ne dersin?

Utandın mı?

Fazla konuşkan değilsin.

Yoksa benden daha iyi olduğunu mu düşünüyorsun?

Defol buradan, kaba kertenkele.

Evet.

Ne kadar utanç verici.

Böyle güzel bir şey.

Eski sokak

133...

Hiç çocuk görmüyorum,

ejderhaların çocukları bile yok.

Muhtemelen bu yüzden Sorrowland(üzüntü ülkesi) diyorlar.

İşte burada!

Eski sokak!

Bayan Grindtooth. Üç kere vurun.

Misafirler sevilmez.

Siz!

Söylemek için neyi bekliyorsun?...

Altı kere sekiz ne yapar?

Altı kere sekiz.Yani...

42?

Otur!

Yanlış!

Ve şimdi, sen,

yedi numara!

Hadi!

Altı kere sekiz!

Söyle!

Ooo...

mmmm...

Çabuk ol!

Princess Li Si! Bu o!

Kim fısıldıyor?

Sana durmanı söyledim!

Yedi numara!

Buldum!

Otuzbeş?

Aptal çocuk!

Sekiz numara!

Tahtaya gel ve bize

doğru cevabı söyle!

Haydi!

Bekliyoruz!

Altı kere sekiz 48!

Sana cevabın

kırk olduğunu söylersem?

sonuç değişmez ki, 48.

Çok akıllı olduğunu düşünüyorsun değil mi?

Neler öğrendiğini

çoktan unutmuşsun?

Söyle bana,

yaratılışın yüce efendileri kimler?

Ejderhalar?

Buna gerçekten inanıyor musunuz?

Elbette!

O zaman yanılıyorsunuz!

Yaratılışın geçek lordları

hamamböcekleridir.

Afetler ve orman yangınlarında hayatta kalabilirler.

Onlarda ejderhalardan kurtulacaklar.

Ne söylersen söyle!

Küstah!

Senin kibirli haline yeterince katlandım!

Cezalandırılacaksın!

Evet!

Dur! - Kim bu?

Kimsin?

Bu ne cüret?

Kimsin?

Ben Jim Button,

buraya Princess Li Si'yi kurtarmaya geldim.

ve diğer tüm çocukları da! - Duydun mu?

Sessizlik!

İnsanların çocuklardan daha iyi

olduğunu mu düşünüyorsunuz?

Bizi avlayabileceğinizi, değiştirebileceğinizi,

yok edebileceğinizi düşünüyorsunuz.

Ama biz ejderhalar senden daha akıllı ve güçlüyüz.

Nerelisin evlat?

Ailen kim?

Bilmiyorum.

Bebekken bir kutu içerisinde Bayan Grindooth' a gönderildim.

Bayan Grindtooth benim!

Seni Vahşi 13 lerden çok büyük bir paraya satın aldım!

Ama bana teslim edilmedin.

Ama bu, kaçırıldığım anlamına geliyor.

Nereden geldim?

Ben kimim? 895 Ve ailem nerede?

Sen hiç kimsesin!

Sen benimsin!

Dikakt et!

Bekle!

Neredesin?

Hey!

Dur!

Uzaklaşma!

Acele et.Yapabilirsin. Daha hızlı!

Acele et! Çabuk ol!

Evlat, bak,

yolculuğun sonuna geldik

Li Si, burada! Hadi!

Acele et!

Ne yapıyorsun?

Koltuklarınıza dönün!

İnanamıyorum!

Oh, Hayır!

Oh, Hayır!

Bekleyin...

Luke! - ... and see!

Kaçabileceğini düşünüyor musun?

Evet!

Ne diyor?

Jim, Tekrar uyanmadan önce onu bağlamalıyız.

İşte!Zincirler!

İyi fikir.

Bunu al!

Sıkı!

Babana şişe içinde

gönderdiğin mesajlar... Onları nereye fırlatıyordun?

Okulun arkasındaki Sarı nehire.

Şişedeki mesaj Mandala'ya ulaştıysa,

bizde yapabiliriz.

Bayan Grindtooth 'u ne yapacağız?

Onu burada bırakırsak alarmı çalıştırabilir.

Endişe etme,

Eminim yaşlı alabalık dünyayı görmek ister.

Çabuk!

Haydi!

Bekleyin!

Emma! Haydi, Emma!

Dikakt edin! Eğilin!

Orada herşey yolunda mı?

Evet!

Bana çok benziyorsun.

Nerelisin?

Aslan ve Fillerin ülkesinden.

Peki Bayan Grindtooth sizi nasıl yakaladı?

Korsan gemisi geldiğinde okyanusta yüzüyordum.

Onları gördüğümde

kafamın üzerine çoktan bir ağ atmışlardı bile.

Korsanlar beni yakaladığında kanoyla balık tutuyordum

Evet, o korkunç korsanlar!

Dayanın. Zor olacak.

Evet!

Başardık gibi görünüyor.

Sonraki durak, Mandala! - Evet!

Baba?

Baba!

Li Si!

Li Si! Li Si...

Li Si!

Benim küçük Li Si'm!

Li Si'm geri döndü.

Li Si!

Majesteleri yine konuşmaya başladı. Yaşasın!

Yeniden konuştu!

Ping Pong. Neler oluyor?

Majesteleri beni Mandarin'in baş şefi yaptı.

Baba, beni Jim kurtardı.

Çok minnettarım.Senin için ne yapabilirim?

Bırak benim le evlensin!

Evlenmek için biraz genç değil misin?

buna daha sonra karar verebilirsiniz! -Mükemmel bir fikir!

Peki, tamam.

Oyuncaklarımla oynamak ister misin?

Evet, elbette.

Bin taneden fazla var,

ve sizi her biriyle tanıştıracağım!

Sevgili çocuklar.

Mutluluk kalplerimize geri döndü

Sizlerin de ailelerinizi

görmek istediğinizden eminim.

Şef!

Çocukların İmparatorluk Filosunu kullanmasına izin verilsin.

Herkesi kendi ülkesine geri götürün.

Yaşasın!

Saygı değer arkadaşlarım,hemen gelmelisiniz!

Ne oldu? - Ejderha...

Bilgin çiçekleri ölmek üzere olduğunu düşünüyor.

O ölüyor. Duydunuz mu? Bayan Grindtooth ölüyor.

Bak, Luke.

Sağolun.

Ne için ?

Beni öldürmeden

yendiğin için.

Şunu bil ki

kötü olanlar mutlu olamaz.

Biz ejderhalar sadece

birileri bizi yenene kadar kötüyüz.

Bu her 1000 yılda bir olur,

ve ardından harika birşey başlar...

Ama sen ölmeyeceksin değil mi?

Oh, lütfen, ölme!

Üzgünüm.

Tüm sırları

ve gizemleri bilen

Altın Bilgelik Ejderha'sına dönüşeceğim .

Yakında,

derin bir uykuya dalacağım.

O sırada hiç kimse bana dokunmasın.

Bir yıl sonra,

uyanacağım.

Yeniden doğacağım.

Oh, Bayan Grindtooth,

uyumadan önce size bir soru sormak istiyorum.Cevaplar mısınız? Lütfen!

Çok yorgunum.

Ama belki son bir soru...

Jim bunu hakettin. Sor.

Bayan Grindtooth, Luke Emma ve Ben

Morrowland' da birlikte nasıl gidebiliriz? Bana bunun cevabını verebilir misiniz?

Ama sen her zaman nereli olduğunu bilmek istedin!

Artık değişti.

Lütfen bu soruya cevap verin.

Gün batımında yelken açın.

eve dönüş yolculuğunuzun ikinci günüde,

öğlen,

321 derece batı boylamında

ve123 derece kuzey enleminde,

yüzen bir adaya rastlayacaksınız.

Ama acele etmelisiniz

yoksa kaçıracaksınız

ve birdaha asla bulamayacaksınız.

Lütfen beni affedin. Altın nehrin suları

ateşimi söndürdü.

Çok harikayım..

yoruldum.

Bayan Whaat! Bayan Whaat!

Oh, Jim,

Sesini rüyalarımda sürekli duyuyordum.

Ama artık uyanıkken de duymaya başladım.

Benim, Bayan Whaat! Jim!

Bayan Whaat! Geri döndüm!

Bayan Whaat, bu benim, Jim!

Jim!

Jim.

Kral Alfons, Mr. Sleeve! geri döndü!

İstila!

Saldırı! Herkes güverteye!

Herkes Morrowland için görevini yapsın!

Majesteleri! Mandala İmparatoru resmi bir ziyaret için burada!

Resmi ziyaret mi?

Oh, evet. Tacım

ve yırtıcı kuşum... Yani âsam!

Gelin.

Döndün, ne kadar güzel

Majesteleri için yol açın!

Luke, Jim, Emma!

Beni affedebilecek misiniz?

Elbette ,Majesteleri!

Sizi affediyorum. Emma ve Jim' de öyle.

Aman Allah'ım.

Nasıl olabilir?

Yüzen bir ada!

Altın Bilge Ejderha bize nerede bulabileceğimizi söyledi.

Oh, evet, doğru, evet.

Majesteleri,

Krallığınızı bu adaya kadar genişletmeme izin verin..

Sevgili Luke, isteğin kabul edilmiştir

bundan dolayı kendime Morrowland ın Kralı Diyeceğim.

Yeni Morrowland'a Afiyet olsun.

Majesteleri, Mandala İmparatoru ve kızı Prensen Li Si.

Pardon? -Mandala İmparatoru.

Burası çok güzelmiş, Kral Alfons.

lütfen bana Alfy diyin.

Sizi ve büyüleyici çayınızı kız içmeye davet edebilir miyim?

Hayır, aslında ... Pastamda kale yemek için!

Bu harika olurdu!

Beni takip edin.

Bang, bang. -Bang, bang. - Evet! Bang, bang.

Vivat!

İmparator evine döndü, ama Li Si Morrowland'da

Kral Alfons'la biraz daha kaldı.

Tabiki biraz sıkıştılar ama kimsenin umurunda değildi.

Küçük Prenses Morrowland'ı çok sevdi.

Bang!

Hızlı olun!

Dört hafta çarçabuk geçti,

artık veda etme zamanı gelmişti.

Hoşçakalın!

Yakında tekrar bekliyoruz

Hoşçakalın! - Sonra görüşürüz!

Evet yakında görüşürüz!

Sakın üzülme dostum.

Bu gemi artık düzenli olarak buraya gelip gidecek.

Jim,

bana bir iyilik yap ve Emma'yı kontrol et?

Tamamdır, Emma?

Luke, şuna bak!

Bu küçük bir Emma!

Başka bir tuhaflık daha.

Endişelenme ısırmaz.

Yakında Emma kadar büyük olacak. O zaman bir makiniste ihtiyacı olacak.

Onun için bir isim seçtin mi?

Molly.

Evet, bu hoşuma gitti. Molly için, M.

Tekrar böyle bir macera yaşayalım mı?

Birgün, kesinlikle.

Jim? - Evet, Luke?

Neden Bayan Grindtooth'a gerçekten bilmek istediklerini sormadın?

Cevabını zaten biliyorum

Sizler benim gerçek ailemsiniz.

Ve Morrowland benim evim.

Ve böylece mutluluk ve barış iki dağlı adamız,

Morrowland' a geri döndü.

Ve Jim ile Luke

yakında bilinmeyene doğru başka bir seyahate çıkacaklarını onayladılar.

Hala araştırmak istedikleri birçok gizem vardı.

*******SlCKYKSN************

Watch Online Movies and Series for FREE www.osdb.link/lm

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.