Afrikaans
Akan
Amharic
Armenian
Azerbaijani
Belarusian
Bemba
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Czech
Danish
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Portuguese (Brazil)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Somali
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
JOHN WICK BÖLÜM 3: PARABELLUM
Çeviren: mbuyukler24 İyi seyirler dilerim.
John Wick. Men edilme. 18:00'da yürürlükte olacak.
Umarım Bay Wick güvende olur.
Kuralları biliyordu ama çiğnedi.
Şirket sınırları içinde bir adamı öldürdü Charon.
Sizce başarabilecek mi?
Kellesine 14 milyon dolar ödül var...
ve şehirde bu işle alakalı herkes ödülden pay almak istiyor.
Bence şartlar eşit gibi.
Hastaneler sana yardım etmek için mi var sanıyorsun?
Hiç de bile! Seni iyileştirdikleri gibi öldürecekler.
Ama ben daha iyi bir yol biliyorum. Daha iyisi var. Daha iyisi...
Tik tak, Bay Wick. Tik tak.
Tik tak, tik tak.
Oyalanacak vakit yok, Bay Wick!
- New York Halk Kütüphanesi'ne. - Tamamdır.
Fikrimi değiştirdim.
Continental'e.
Kapı görevlisine teslim edebilir misin?
Peki Bay Wick.
Uslu köpek. Uslu köpek.
John Wick. Men edilme. 20 dakika içinde yürürlükte olacak.
- Nasıl yardımcı olabilirim? - Rus halk masalı.
Alexander Afanasyev. Narodnye russkie skazki, 1864.
- İkinci kat. - Teşekkürler.
"Kökeninizi göz önünde bulundurun.
Hayvan gibi yaşamak için değil...
erdem ve bilginin peşinde olmak için eğitildiniz."
Dante.
- Yorgun görünüyorsun John. - Ernest.
- Hâlâ zamanım var. - Bitmek üzere.
Kim, nereden bilecek ki?
Bunu yapmak istediğinden emin misin?
- 14 milyon dolar çok para. - Harcayamadığın sürece fark etmez.
Siktir!
John Wick. Men edilme. 10 dakika içinde yürürlükte olacak.
Bowery'nin men edilmeye saygı gösterdiğini herkese gösterin.
Yardım etmeyin. Hiçbir hizmet sunmayın.
Doktor! Doktor, ben Wick!
Bay Wick? Hayır, hayır, burada olmamalısınız. Süre dolmak üzere.
Doktor, lütfen. Hâlâ zamanım var.
- Hayır, yapamam. - Hâlâ beş dakikam var.
Lütfen.
Gir, gir.
Pekâlâ, otur bakalım.
Dur bakayım.
Kesik yarası.
Derin girmiş. Atardamarı kesmiş.
Al bakalım.
Pekâlâ
John Wick. Men edilme. Bir dakika içinde yürürlükte olacak.
Doktor.
- Doktor. - Bitmek üzere.
Beş saniye.
John Wick. Men edilme.
Yürürlüğe girmesine beş, dört...
Üç, iki...
Bir.
Üzgünüm Bay Wick.
- Kurallar. - Kurallar.
John Wick, 14 milyon dolar.
Açık ihale yürürlükte. Tüm hizmetler askıya alınmıştır.
Mesajlar gönderiliyor...
İşte başlıyoruz.
Üst rafta, sağda. Aynen.
Dört tane al. Enerji verir, acıyı da azaltır.
Bay Wick.
Zaman dolduğunda durduğuma inanmazlar.
- Ama durdun. - Anlarlar.
- Neyi? - İlacın yerini söylediğimi.
- Nereden? - Tam buradan.
Kaburgalarımın altından. Dikkat et, bağırsağıma...
Bekle! Bir tane yeterli olmayabilir.
Pekâlâ
Sakın soluk boruma...
İyi şanslar Bay Wick.
Sağ ol doktor.
- Bu o. - Evet, gidelim.
Kapıyı aç.
Kilidi vur.
- Bu o. - Evet.
Köşeye varmak üzere olduğunu söyle.
John Wick, açık ihale. 15 milyon dolara yükseldi.
Nereye gidiyorsun Jonathan?
İKİ KURDUN HİKÂYESİ TARKOVSKY TİYATROSU
Kapalıyız.
Uzun zaman oldu.
Kemeri de.
Yolu göster.
- Görüşmek üzere. - Görüşmek üzere.
Tekrar!
Tekrar!
Jardani. Evine neden döndün?
Bunu bir cevapmış gibi sunuyorsun.
Hâlâ biletim var.
Son birkaç haftada sebep olduğun kaostan sonra...
biletin hâlâ geçerli mi sanıyorsun?
Ruska Roma'nın Yüksek Şura'ya bağlı olduğunu unuttun mu?
Yüksek Şura'nın her şeyin üstünde olduğunu unuttun mu?
Sırf seninle konuştuğum için beni öldürebilirler.
Beni, kapıma ölümü getirerek mi onurlandırıyorsun?
Jardani... Ne hâle geldin sen böyle?
Ben, Jardani Jovonovich.
Belarus doğumluyum.
Aşiretinin bir öksüzüyüm.
Bana yardım etmek senin borcun.
Sen borçlusun, ben ise alacaklı.
Runi, yeter!
Alacaklıymış. Hiçbir alacağın yok Jardani.
Öğrencilerim buraya geldiklerinde tek bir arzuları oluyor.
Acıdan uzak bir yaşam.
Onları bu çocukça düşüncelerden uzaklaştırmaya çalışıyorum.
Ama bildiğin gibi...
sanat acıdır.
Hayat ise acı verici.
Bir şekilde çıkmayı başardın.
Ama işte burada, başladığın yerdesin.
Tüm bunlar ne için?
Bir köpek için mi?
O sıradan bir köpek değildi.
Anıların canlandı mı?
Otur.
İstesem bile sana yardım edemem Jardani.
Yüksek Şura ölmeni istiyor.
Rüzgârla nasıl savaşabilirsin?
Dağları nasıl ezebilirsin? Okyanusu nasıl gömebilirsin?
Işıktan nasıl kaçabilirsin? Tamam, karanlığa gidebilirsin.
Ama karanlıkta bile onlar var.
Söyle bana Jardani, tam olarak ne istiyorsun?
Geçiş.
Nereye gitmek istiyorsun?
Kazablanka.
Cennete giden yol cehennemden başlıyor demek.
Öyle olsun. Biletini bana ver...
ben de yırtayım.
Tabii istediğin gerçekten buysa.
Bununla Jardani, biletin yırtıldı.
Artık asla eve dönemezsin.
Filikaya götürün.
Elveda.
Elveda.
Continental'e hoş geldiniz. Size nasıl yardımcı olabilirim?
YARGIÇ
Efendim, sizi görmek isteyen bir yargıç var.
Pekâlâ efendim.
Yönetici lobide.
Buraya John Wick için geldiniz herhalde.
Öyleyse bu işi çabucak bitirebiliriz.
Gitmesini söyledim, o da bunu reddetti. İşte bu kadar.
- Bay Wick kuralları çiğnedi. - Aynen öyle.
- Nerede olduğuna dair en ufak... - Yanılıyorsunuz.
Buraya Bay Wick için gelmedim.
Bay Wick kuralları bu otelde çiğnediği için geldim.
Continental topraklarında kan döküldü, değil mi?
Evet. Hatta bedeni de bu duvarlar arasında soğudu.
Görmek isterim.
Santino D'Antonio.
Yüksek Şura'nın yeni üyesi...
Continental'e sığınmışken John Wick tarafından öldürüldü.
Anlaşılan, 45 milimetrelik mermiyle.
Bay Wick'in yaptıklarından ben sorumlu değilim.
Yine de siz öyle istediniz diye şu an hayatta, değil mi?
- Evet. - Bay Wick'i uzun yıllardır tanıyorsunuz.
Hatta dost olduğunuz bile söylenebilir, değil mi?
Santino D'Antonio'yu gözünüzün önünde vurduktan sonra...
onu durdurmak ya da öldürmek yerine kenara çekilip, kaçmasına göz yumdunuz.
- Onu men ettim. - Ama kaçması için bir saat verdiniz.
Benim otelimde kuralları çiğnedi.
Sorun da tam olarak bu. Sizin oteliniz. Sadakatinize ne oldu?
40 yılı aşkın süredir hizmet ediyorum.
Şura'nın altında. Şura'ya hizmet ediyorsunuz.
Her şey Şura'nın altındadır.
Bağlılıklarınız olduğunu anlıyorum ama bunu göz ardı edemeyiz.
Şunu açıkça belirteyim... Buraya hükmünüzü vermeye geldim.
İşlerinizi halletmeniz için bir haftanız var.
Anlamadım?
Bu süre zarfında, yerinize geçecek kişi belirlenecek.
Kurallarımız var.
Bunlar bizi ayırır...
- Hayvanlardan. - Evet.
Evet. Yedi gününüz var.
Bu sırada, geçişinizle ilgili yardıma ihtiyacınız olursa...
beni 217. odada bulabilirsiniz.
Continental'de kaldığınız sürenin tadını çıkarmanız dileğiyle.
Sizi görmek isteyen bir yargıç var.
Görev kontrol merkezime hoş geldin!
Operasyonlarımın ana üssü. Bilgi buradan akıyor.
Bilgileri edindiğim sokaktan tüm dünyaya doğru akıyor.
Güvercinlerle mi?
Sen kanatlı sıçanlar görüyor olabilirsin bense interneti görüyorum.
IP adresi yok. Dijital ayak izi yok.
Bulamazsın, hackleyemezsin, izini süremezsin.
Hastalık kapabiliyor musun?
Yemeni önermem tabii.
Ne istiyorsun?
Yapmadığın yeri görmek istedim.
- Ne yapmadığım yeri? - John Wick'i öldürmediğin yeri.
Oldum olası ihalelerin isteğe bağlı olduğunu sanıyordum.
John Wick'le bir sorunum yok.
Yine de Şura'ya karşı kullanma niyetinde olduğunu bile bile...
John'a yedi mermi kapasiteli Kimber 1911 silahını verdin, değil mi?
Tam olarak bu Kimber 1911'i.
John Wick'e yedi mermi verdin, Yüksek Şura da sana yedi gün veriyor.
Peki bu yedi gün, tam olarak ne için?
İşlerini halletmen ve kuşlarına yeni bir yuva bulman için.
Yedi gün sonra tahtını bırakacaksın.
Tatlım benim.
Söylesene, Bowery nedir biliyor musun yargıç?
Elimi şöyle yaptığımda ne oluyor biliyor musun?
Hayır, tahttaki yerimi kimse alamaz.
Çünkü ben tahtın kendisiyim bebek. Ben, Bowery'nin ta kendisiyim!
Geceleri sokakta yürürken bakmaya dahi cesaret edemediğin her şeyin ta kendisiyim.
Bowery benimdir. Yalnızca benim.
Kuralların dışında olduğunu falan sanma. Kimse değil.
Yedi günün var.
Yeter!
Ne yazık ki bu arkadaşımız dokunulmaz.
Ama men edildi.
Anlaşılan yönetici onun için af çıkarmış.
Bay Jonathan, rica etsem benimle gelir misiniz?
- Kazablanka'ya hoş geldiniz Bay Wick. - Teşekkürler.
Bay Jonathan, güzel şehrimiz varlığınızla şereflendirilmeyeli uzun zaman olmuştu.
- Biriyle konuşmam... - Evet, Bayan Al-Ashwal'la. Sizi bekliyor.
İşte. Fas Continental'e hoş geldiniz.
Umarım hoşunuza gider.
Bu taraftan. Bayan Al-Ashwal hiçbir erkeği beklemez.
Bol şanslar Bay Jonathan. Bol şanslar.
Köpek sever misin John?
Sofia?
Sofia!
Mührünü taşıyanı öldüremezsin.
Öldürmedim ki. Sadece vurdum.
Güzel takımmış.
- Seni gördüğüme ben de sevindim. - Şuracıkta kafana sıkmam lazım.
Biliyorum.
Sakın yapma.
Men edildin John.
O mühür de...
hiçbir bok ifade etmiyor.
Bu senin kanın.
Bağlılığın.
Yardıma ihtiyacın olduğunda...
sana yardım ettim.
Otur.
Sana söylemiştim John.
Şu anda yönetimde olduğumun farkındasın değil mi?
Artık sahada değilim John.
Yani artık etrafta dolaşıp insanların kafasına sıkmıyorum.
Kimseyi öldürmeni istemiyorum.
Beni ona götür yeter.
- Kime? - Eski patronuna.
- Berrada'yı öldürmek istiyorsun? - Öldürmeyeceğim. Yalnızca konuşmam gerek.
Sana ne gibi bir yardımı dokunabilir ki?
Rehberlik edebilir.
Bak, bu oteli yönetmeyi kabul ettiğimde bir anlaşma yaptım.
Bu anlaşmaya göre Şura'nın kurallarına uymam gerekiyor.
Eğer sen onu öldürmeyeceksen o seni öldürecek.
Ve seni oraya götürdüğüm için büyük ihtimalle beni de.
Eğer bir hata yaparsam, bir düşman edinirsem...
belki de birileri kızımın peşine düşer.
Ve onu kurtarmak için neler yaptığını biliyorum John.
Ama bunu riske atamam. Üzgünüm.
Nerede olduğunu bilmek istiyor musun?
Hayır. Asla bilmek de istemiyorum.
Çünkü onu bulmaya çalışmayacağım konusunda kendime güvenmiyorum.
Bir parçam onu çok özlüyor.
Ve onu güvende tutmak için, her gün...
o parçamı öldürmek zorundayım.
Çünkü bazen...
sevdiğin şeyleri öldürmen gerekiyor.
Bu yüzden sana o mührü verdim.
Bu yüzden şu an burada oturuyorum.
Bu yüzden boku yemiş durumdayım!
- Sonuçlar. - Aynen öyle.
Sonuçlar.
En azından denemeni istiyorum.
İki türlü de ödeşmiş olacağız.
Hayır.
Bundan sonra ödeşmişten öte olacağız.
10 dakika sonra çıkıyoruz.
Ne istersiniz?
Yüksek Şura'yı bu kadar çabuk beklemiyordum.
Bir görev var.
Kuralları çiğneyip Şura'ya baş kaldıran biriyle ilgili.
John Wick'ten bahsediyorsun.
Öğrencilerim boş durmadı.
John Wick ve ona yardım eden herkes.
Hakkındaki hikâyeleri duymuşsundur.
Sırf geçen hafta bir sürü insanı öldürdü hem de bir...
Köpek için. Arabası için.
Duymuştum.
Görevle ilgileniyorum.
Hem de çok.
Balon balığı. Fazlasıyla ölümcüldür.
Soyasız.
Hizmet ettim, hizmetinizde olacağım.
Durun!
Dışarı!
Yüksek Şura ve Ruska Roma arasında karşılıklı anlayış vardır.
- Evet, ama sen John Wick'e yardım ettin. - Bileti vardı.
Bilet, Şura'nın üstünde değildir.
Kefaretin kanla ödenecek.
Şimdi...
yardım eden ellerini uzat ve sadakatini sun.
Hizmet ettim, hizmetinizde olacağım.
Eski günlerdeki gibi girmeyeceğiz.
Yalnızca konuşacağız.
İşin içinde sen varsan asla yalnızca konuşma olmaz John.
Gidelim.
Sofia.
Seni görmek çok hoş.
Köpekleri de tabii ki, harikalar. Sevebilir miyim?
Tabii ki.
Mükemmel.
Jonathan Wick.
Buraya kadar geldiğini duymuştum.
Gel bakalım. Konuşacak çok şeyimiz olduğuna eminim.
İtiraf etmeliyim, bana neden geldiğini merak ediyorum.
Söyle bakalım, beni öldürmeye mi geldin?
Hayır.
Bay Wick "assassin" kelimesinin nereden geldiğini biliyor musunuz?
Farklı görüşler var. Suikastçı manasına gelen "Assassin".
Haşhaşi. Hassan-i'nin takipçileri.
Haşhaş yiyiciler.
Hayır, teşekkürler.
Bazıları ise "Asasiyun" kelimesinden geldiğini savunuyor.
"İnancı olan ve inançlarına sadık yaşayan" manasına geliyor.
Şu parayı görüyor musun?
Bu tesiste basılan ilk para.
Karşısında ise, ilk mühür.
Bulmak hiç kolay olmadı, inan bana.
Bu paranın şu anda maddi bir değeri yok tabii ki.
Ticaret ilişkilerini temsil ediyor.
Sizin de kabul ettiğiniz sosyal bir sözleşme.
Düzen ve kurallar. Sen bu kuralları çiğnedin.
Yüksek Şura ölmene karar verdi.
Hayatın, yaptıkların yüzünden elinden alındığı halde...
neden buradan canlı olarak çıkmana izin vereyim?
Telafi etmek istiyorum.
Yaptıklarımın cezasını ödemek.
Şura'nın üstündeki kişi ile görüşmek istiyorum.
Bu köpek... Çok sevdim.
Söylesene, çok tüy döküyor mu?
Ara sıra.
Gittiğimde, büyüğünüze geldiğimi söylersiniz.
Yine de ölmemi isterse...
Kemiklerinin güneşin altında erimesini sağlatır.
Anlıyorum.
Ve ona bir seçenek sunabilirdim.
Üzgünüm Bay Wick.
Büyüğümüzün yerini söyleyemem.
Yanlış anladın. O, bulabileceği biri değildir.
İsterse o sizi bulur. Onunla konuşmak mı istiyorsun?
Çölün ucuna gidin, yukarı bakın.
Küçük Köpek takımyıldızını bul. Gökyüzünde aslanı takip eden bir köpek.
En parlak yıldıza doğru yürü. Ölene kadar yürü.
Sonra, yürümeye devam et.
Son nefesini verecekken o seni bulur.
Ya da bulmaz.
Minnettarım.
Teşekkürler efendim.
Sanırım beni iyi dinlemediniz.
Sosyal anlaşma.
Ticaret ilişkisi.
Büyük bir hediye aldınız. Arkadaşını ağırladım.
Karşılığında ne vereceksin?
Çok yumuşak, ama çok da vahşi.
Bu köpeği çok sevdim.
- Bende kalacak. - Anlamadım?
Hediyem bu olacak. Bana sadakatini böyle göstereceksin.
- Olmaz. - Olur, bu kadarını yapabilirsin.
- Hayır, köpeğimi alamazsın. - Pekâlâ.
Öyle olsun.
O zaman öldürürüm.
Üzgünüm Sofia. Bu sana ders olması içindi.
Yapma.
Sofia, yapma.
Köpeğimi vurdu.
Seni anlıyorum.
Gitmemiz gerek. Hemen.
Alın bakalım.
Öleceksin John.
Ya burada, bu çölde. Ya da yolda bir yerde.
Ama öleceksin.
Sonuçlar.
Sonuçlar.
Yola koyulsan iyi edersin.
Sofia.
Pekâlâ.
Kendini ifade ettin.
Sadakatimi kazandın.
Hatta götüne o kadar çok sadakat sokacağım ki ağzından çıkacak.
Fırsatın vardı.
Hazır konusu açılmışken...
sanırım şu an, o Yüksek Şura'dan aşağı inip...
kendinizi sikebileceğini söylemeliyim!
Not edildi.
John Wick'e yedi mermi verdin.
Kefaretin yedi kesik olacak.
Arada sırada orospu çocuklarını kesmen lazım.
Gözünü kapat tatlım.
Kral, öldü.
Kralımız çok yaşa.
İç.
Merak etme, silahın yerinde. İç lütfen.
Evladım, nasıl bu kadar kayboldun?
Kaybolmadım, seni arıyordum.
Mekândan bahsettiğimi mi sanıyorsun?
Başladığı yere geri dönmek için bu kadar uğraşan bir adam görmemiştim.
Söyle, Jonathan. Neden yaşamak istiyorsun?
Karım, Helen için.
Onu hatırlamak için.
Bizi hatırlamak için.
Sevdiğin kişinin hatırası için mi yaşamak istiyorsun?
En azından bunu hâk etmek için bir şans istiyorum.
Hayatını kazanmak için sana bir şans verebilirim.
Fakat, bu istediğin gibi bir yaşam olmayabilir.
Bizim için bir görevi tamamla, men edilmeni geri çekelim.
Açık ihaleyi kapatırız. Yaşamana izin veririz.
Fakat Şura'dan bağımsız bir şekilde değil, ona bağlı olarak.
Hayatının kalanında en iyi yaptığın işi yaparsın.
Seçim senin.
Ya şimdi, burada öl.
Ya da yaşamaya devam et ve ölülerini an.
Görev ne?
Yaşamanın bedeli başkalarının canıyla ödenecek.
İlki de Winston dedikleri adam.
- Ne? - Sadakat yeminini unuttu.
Görevini tamamlayana kadar...
açık ihale de men edilme de kaldırılmayacak.
Yani yaşamak ve hatırlamak istiyorsan...
yapman gereken seçim bu.
Hizmet edeceğim.
Hizmetinizde olacağım.
Pekâlâ, evladım.
Zayıflığını bir kenara bırak ve şuraya yeniden bağlılığını sun.
Bay John Wick.
Görmek istiyorum. Göster bana.
Teşekkürler.
Bağışını ve sadakatini kabul ediyorum.
Önündeki süreçte iyi şanslar diliyorum.
Zahir yola çıkman için hazırlanmana yardım edecek.
Ve Bay Wick.
Tekrar hoş geldin.
Ayrılmayın çocuklar.
Önünüzdeki ve arkanızdakinin elini sakın bırakmayın.
İşte, sen bu yüzden özelsin Bay Wick.
Ben durmazdım.
Seni tekrardan görmek güzel.
Yolculuğun nasıldı?
Continental'e mi gidiyorsun?
Senin adamın mı?
Öyleydi.
Güzel numara.
ÇIKIŞI TUTUN
KÖPRÜ KAPALI
Bayım! Silahınızı indirin.
Men edildi.
Siz de men edilmek istemiyorsanız...
silahınızı indirmenizi öneriyorum.
Yöneticiyi görmek istiyorum.
Tabii ki. Beni takip edin lütfen.
Oturun lütfen. Geldiğinizi haber vereyim.
Söylemem lazım, uzun zamandır seninle tanışmak istiyordum.
Büyük hayranınım, John Wick.
Şimdiye kadar da hayal kırıklığı yaşatmadın.
Bu o köpek mi? Seni seviyor.
Ben mi? Ben daha çok kedileri seviyorum.
Merhaba evlat.
İkimiz de aynıyız aslında. Aynı yetenekler bahşedilmiş.
- Aynı falan değiliz. - Evet, öyleyiz.
Hayır, değiliz.
Yönetici, idari salonda sizi bekliyor.
İkimiz de ölümün efendileriyiz.
Bay Wick.
Otur.
Bekle.
Uslu köpek.
Dikkatli ol Jonathan.
Burayı yalnızca özel durumlarda kullanıyoruz.
Karşındakinin masanın altında ne tuttuğunu görmek istediğinde diyelim.
Yolculuk nasıldı? Olaylı mı?
- Evet. - Tabii öyle olacak.
Önce seni öldürmesi için adam yolladılar şimdi de beni öldürmen için seni.
Bu yüzden burada değil misin?
Hizmet ettim. Hizmette olacağım.
Ama şüphelerin var.
Bu kişiselmiş gibi davranma hatasına sakın düşme.
Yapman gerekiyorsa...
sık bir tane kalbime.
Yüksek Şura işi bırakmamı istedi.
- Bir saat yüzünden mi? - Evet.
Continental'de beni öldürmeliydin.
- Belki de öldürmeliydim. - Kurallar ve sonuçlar.
Görünüşe göre herkes yaptıklarının sonuçlarının cezasını çekiyor.
İşi bırakmıyor musun?
Hayır.
- Bıraktığımı sanmıyorum. - Savaş olacak yani?
Yüksek Şura'yla savaşa mı gireceksin?
Mücadele diyelim. Beni vurmaya karar verirsen başka tabii.
Bir düşmanın elinden öleceğime bir dostun elinden ölmeyi tercih ederim.
Ben seçimimi yaptım. Seçim yapma sırası sende.
Ne seçimi?
Beni vurursan ruhunu satmış olursun.
Ama yaşarım. Ve onu anabilirim.
Ta ki Yüksek Şura'nın hizmetkârı olarak ölene kadar.
İmkânsızı başardın. Durdun, işi bıraktın.
Helen'i senden aldılar diye geri döndün.
Asıl soru, kim olarak ölmek istiyorsun?
Öcü olarak mı? Birçok insanın gördüğü son şey olarak mı?
Yoksa karısını sevmiş ve sevilmiş bir adam olarak mı?
Kim olarak ölmek istiyorsun Jonathan?
Bay Wick, tanıştığımıza memnun oldum.
Ben bir yargıcım.
İşi bırakmaya karar verdiniz mi?
Sanmıyorum.
Peki ya sen? Kafasına sıkacak mısın?
Hayır, sanmıyorum.
Pekâlâ.
Yönetim.
Bir tayini değiştirmek istiyorum.
Onay kodu?
Yargılama. 1-0-1-1-9-7-9.
Continental Otel'i, New York.
Yeni tayin nedir?
Yetkileri kaldırma.
İşleme koyuluyor.
Yönetici.
Dosya. New York Cotinental Oteli.
New York Continental Otel'in tüm yetkileri kaldırıldı. Güle güle.
Beyler, bu kurumun tüm yetkileri kaldırıldı.
Artık Continental topraklarında iş yürütülebilir.
Siz işi bırakmadığınız, siz de açık emri reddettiğiniz için...
ölümle cezalandırılıyorsunuz.
Yüksek Şura temsilcileri, ruhlarınızın...
bedenlerinizden alınması için buraya gelecekler.
İyi akşamlar beyler.
Bu sığınak artık güvenli değil.
Hizmetlerin bana hâlâ yasaklı mı?
Bu koşullar altında, ayrıcalıkların hemen geri verildi.
- Neye ihtiyacın var? - Silaha. Bir sürü silaha.
Kasayı biraz boşaltalım.
Unutmayın efendim. Bunlar Yüksek Şura'nın askerleri.
Seçimlerimizi dikkatli yapmalıyız.
- Neden? - Yokluğunuzda çok şey değişti.
- Ne gibi? - Zırhları baya geliştirdiler diyelim.
CONTINENTAL OTELİ DURUM: YETKİLERİ ALINMIŞ
2011 Combat Master'ı önerebilirim.
Dokuz milimetre mermili.
Dikkat dikkat, tüm konuklar.
Continental Oteli ilaçlama nedeniyle kapatılıyor.
Sıkıntılardan dolayı özür dileriz.
Lütfen en yakın çıkışa yönelin.
Dikkat dikkat, tüm konuklar. Continental Oteli...
Görünüşe göre durumlar lehine değişti.
İşini Continental topraklarında yürütebilirsin.
Ek destek için iyi adamlarımızdan bazılarını yollayacağız.
Güzel. Çok güzel.
8 gram ağırlığında, saniyede 450 metre mesafe kat ediyor.
Şakası yok.
- Teşekkürler. - Hadi başlayalım.
Charon, konuklarımız için ortamı ayarlar mısın? - Tabii efendim.
- Continental'i gururlandıracağına eminim. - Birazdan görüşürüz efendim.
Sen ise Jonathan, en iyi yaptığın şeyi yap.
Neymiş o?
Avla.
Barış istiyorsan...
savaşa hazır ol.
Winston!
Winston!
Daha çok ateş gücüne ihtiyacım var.
Zırh geliştirmeleri.
12 ayar çelik saçmalı kurşun. Zırh delici.
Seni benden başkası öldüremez.
Yalnızca benim kılıcımla öleceksin John.
Buna devam edebileceğini düşündüğünü biliyorum ama emin ol...
Tanıştığımıza memnun oldum, Bay Wick.
Sizinle dövüşmek bir onur, Bay Wick.
Yavaşlamış.
Beş yıldır emekliydi.
Ama yine de o, John Wick.
Göreceğiz.
Görüşmek üzere.
John, inanılmazsın.
Yorulmuş, sayıca eksik...
ve kesinlikle acı içindesin.
Yine de tüm öğrencilerimi yendin.
Seni öldürmek zorunda olmasaydım...
iyi arkadaş olabilirdik.
Hadi bitirelim şu işi.
Gördün mü? Aynıyız işte.
Müzâkere yapmayı öneriyorum.
Müzâkere iyi olur.
Pekâlâ
Oyun başlıyor mu efendim?
Aynen öyle.
John.
İyi dövüştü, değil mi?
Evet.
Beni kafaya takma John.
Sadece nefesimi toplamam gerek.
Sana yetişirim John.
Hayır, yetişemezsin.
Siz beyler, bunun yalnızca ilk dalga olduğunun farkındasınızdır.
Yalnızca müdahale ekibiydi.
Buna istediğiniz kadar devam edebiliriz ama yalnızca bir şekilde sonlanabilir.
Uzun sürecek savaşın en iyi yol olduğuna emin misiniz? - Uzun süreceğini kim söyledi.
Continental'i alabilirsiniz, bundan şüphem yok.
Ama elinizde tutmak, işte o bambaşka bir mesele.
Bağlılıklarım bu binanın çok ötesinde.
Biz Yüksek Şurayız.
Biz de...
New York'un ta kendisiyiz.
Pazarlık mı yapıyoruz?
Sanırım yapıyoruz.
Müzâkere mi?
Müzâkere.
Ne yapmamızı öneriyorsun?
- Gücümün bende kalmasına izin verin. - Şura'nın altında.
40 yılı aşkın bir süredir sektörümüze düzen ve istikrarın..
Bir göstergesi oldum ve hizmet ettim.
Şimdi de haddimi aştığımı kabul ediyorum...
ve yeniden Yüksek Şura'ya sadakatimi sunmak istiyorum.
Winston.
Yalnızca gücünü gösteriyordun bu yüzden Continental'i elinde tutmana izin veriyoruz.
Yüksek Şura sadakatini kabul ediyor.
Peki ona ne olacak?
John Wick'i ne yapacağız?
Ölmesi gerek.
- Üzgünüm Jonathan. - Winston!
Başka yol göremiyorum.
Pekâlâ beyler.
Continental'in yetkileri geri verilecek.
İkinize de iyi günler.
İyi oynadınız efendim.
Sizce ne zamana yeniden açılmış oluruz?
Çok zaman alacağını sanmıyorum.
- Bay Wick gitmiş. - Gerçekten de bir facia.
Yanlış anladınız. Şu anda sokakta değil diyorum.
- Pek olası gözükmüyor. - Yine de doğru.
Kurtulursa yaratacağı yankıları tahmin ediyorsundur herhalde.
Şuranın altında da üstünde de.
Bay Wick'in bizi bir gece ziyarete gelmesi ikimizin de isteyeceği son şeydir.
İkimizin de selameti için bu durumun icabına bakarsınız, değil mi?
Kesinlikle. Ne kadar uzağa gidebilir ki?
Öcü.
Nasılsın John?
Benim kadar kötü görünüyorsun.
Johnny, Johnny, Johnny.
Beni duyabiliyorsan elini kaldır John.
Ha siktir. Parmağını koparmışlar. Çok kötü, değil mi?
Amına koyduğumun John Wick'i.
Yaşlı otelini geri aldı, olan sana oldu demek.
Onu suçlayamam. Yerinde olsam ben de aynı şeyi yapardım.
Ama bu Yüksek Şura saçmalığı...
Yedi kesik.
Bütün pis işler Yüksek Şura'nın altında hallediliyor.
Bir kralı kesiyorsan sapına kadar kestiğinden...
emin olman gerektiğini öğrenecekler.
Pekâlâ...
Söyle bakalım John.
Nasıl hissediyorsun?
Çünkü ben çok kızgınım.
Sen de kızgın mısın John?
Kızgın mısın?
Evet.
Çeviren: mbuyukler24 @mbuyukler24
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.