All language subtitles for Jingle.Bell.Heist.2025.720p.WEBRip.x264.AAC-[YTS.LT]_en

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English Download
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal) Download
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish Download
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

Downloaded from YTS.LT

Official YIFY movies site: YTS.LT

NOEL BABA'NIN MAĞARASI

PELÜŞ TİLKİ

NOEL ARİFESİ

NOEL BABA KUZEY KUTBU

Buna mecbur değilsin.

İkimiz birden her şeyi riske atmayalım.

Sabıkası olan benim.

Kasayı açabilecek olan da benim.

Biz ortağız.

Hazır mısın?

Hadi.

Sophia!

Sophia.

Sophia!

İKİ HAFTA ÖNCE

Hey! Burada çalamazsınız.

Bari parçayı bitirmemize izin verseniz?

Hayır! Toplanın. Gidin aşağı tarafta çalın.

Herkes şikâyetçi.

Sağ olun efendim!

- Dikkat etsene. - Pardon.

Hey.

- Mutlu Noeller. - Mutlu Noeller.

İKİ ODALI DAİRE

KİRALIK

Merhaba, şu iki odalı dairenizin fiyatını soracaktım da.

Pahalıymış.

Sorun değil. Sağ olun. Hoşça kalın.

Günaydın Lilly.

Selam canım.

- Orada görüşürüz. - Görüşürüz.

Geciktin Sophia.

Merhaba Ali.

Sabahladın mı?

Evet, şu tatilin bitmesi lazım.

Al bunu.

GREECO KAHVE

Biraz canlanırsın.

Sağ ol Soph.

Buradasındır dedim Eddie.

Ben de seni bekliyordum Sophia.

- Neil, nasıl gidiyor? - Harika.

Tamam, güzel.

Evet, işte böyle.

Alışverişe devam.

Harcamaya devam.

Noel'in asıl anlamı da bu zaten.

Noel Baba!

KUZEY KUTBU

Olamaz!

Eyvah!

Sophia, eleman eksiği var. Acaba sen...

O iyi değil!

Beni Noel Baba'ya götür!

Sıra bekliyoruz!

Pelüş Tilki istiyorum!

Tamam, duydum.

Üzerinde %100 kaşmir yazıyor ama kesinlikle karışım.

Üzerinde %100 kaşmir yazıyorsa mutlaka öyledir.

Menşesi Fas mı, Moğolistan mı, Shetland falan mı?

Pardon, aralarında fark var mı?

Farklarını bilmiyorsan burada çalışmamalısın.

Üzgünüm ama bu üründe iade yok.

İnanamıyorum.

Affedersiniz.

Hadi tatlım.

Burası günden güne kötüleşiyor.

Asıl kötüleşen insanlar.

Yoksa hep mi kötüydüler?

STERLING ALIŞVERİŞ MERKEZİ

Lilly, araba gidecek, kurabiye istiyorsan al.

Sen bir meleksin.

Bağımlısı oldum. Cidden bir sorunum olabilir.

Soran olursa tuvaletteyim.

- Eddie! - Merhaba Soph.

Bu harika görünüyor.

- Lilly bayılacak. - Benimle çıkar mı?

Dinle, eğer ona bir jest yapmak istersen şu anda arabanın orada.

Öyle mi?

- Kayıp eşya bırakacaktım da. - Tamam.

Bunu arkaya alsak daha iyi olur.

- Gerçek mi o? - Evet.

Neler kaybediyorlar.

Numara bile yok. Sadece "Wanda" yazıyor.

Ben hallederim. Ama bana kurabiye getirmeye söz verirsen.

Anlaştık.

- Kapı kilitlenecek. - İyi.

- Süpersin Soph! - Sen süpersin.

DOLAPODASI_H CANLI YAYIN

Sen güvenlik değilsin. Orada ne işin var?

KAYIP EŞYA

ZENGİN KARISI TASMASI

Ne...

YAYIN KESİLDİ

Hey!

Neden bu kadar sürdü?

Hallettim.

Bir şey yapmadın ki.

Sessizde kalmış.

- Yani şimdi düzeldi mi? - Yok, size yeni telefon lazım.

Tamir edildi. Garanti veriyoruz.

Şakaya bak.

DOLAPODASI_H

YAYIN KESİLDİ

ANASALON_F CANLI ANAKAT_A CANLI

Nick, kişisel bilgisayarını kullanmamanı kaç kere söyledim sana?

Özür dilerim.

Sophia, nerelerdeydin? Ortalık karıştı.

- Köpek tasması... - Umurumda değil.

Bay Sterling denetlemeye gelecek ve bir çocuk kusmuş.

Onu temizledim ben.

Hayır, başka bir çocuk.

İş başına.

NOEL SOYGUNU

ANNEM

Affedersin. Uyandırmak istemedim.

Hayır. Gel buraya bebeğim.

Bu fotoğrafa bayılıyorum.

Bugün bir kutuda geldi.

Neden buraya yollatıyorsun?

Yakında çıkıp Philadelphia'ya gideceğiz.

Benim memleketim Londra'ydı.

Burayı seviyorum.

- Bir süre kalabilirim. - Sadece "bir süre".

- Durumlar nasıl? - O söz bana ait.

Senin için endişeleniyorum.

Benim yüzümden hayatını erteliyorsun.

Evet, yaptığın çok ayıp.

Sadece...

Yirmili yaşların dolu dolu geçsin istiyorum.

Ben o yaşlarda partilerde geziyordum, aşk peşindeydim.

Çocuk doğuruyordun.

Aynen. En son ne zaman korunmadan seviştin?

Anne.

- Ev kadını programı açsana. - Tabii.

Biraz gözlerimi kapatacağım.

Sarhoş narasıyla mı uyuyacaksın?

Evet. İyi geliyor.

- Ben yalancı değilim. - Seninle konuşmak istemiyorum.

- İyi misin Nick? - İyiyim.

Takılalım mı?

Biraz işim var.

Umarım şu gece yapılan işlerden değildir.

En son tutuklanmıştın.

Sağ ol dostum. Hayır, normal bir iş.

Bak dostum.

Toparlan diye kalmana izin verdim.

Yani eğer başka işler yapıyorsan kiralamana izin vermem.

- Değil. - Ama bak, başka türlü işler yapıyorsan...

- "Ralph, yardım et" de, ortak olalım. - Tamam.

Sadece bilgisayar tamir ediyorum Ralph. Matah bir şey değil.

Tamam.

Bak, bana karşı açık ol Nick.

Kuzenim istihbaratta diye mi susuyorsun?

Çünkü öyle olmayabilir. Belki adam smokin seviyordur.

Söylemediğim bir şey yok, tamam mı?

Pekâlâ.

Yirmi dakikaya Fortnite.

İyi ama hangisi daha çok "Arkadaşlıktan ötesini istiyorum" diyor?

- Hangisi? - Kesinlikle üstteki.

Belki de Gucci terlik almalıydım.

Mutlu Noeller.

Merhaba. Aradığınız bir şey var mı?

Evet, var.

Bunlardan daha kaliteli bir şeyiniz var mı acaba?

Bu tarafta gördüğünüz tüm ürünler saf altındır.

Peki elmas var mı?

Elmaslar şu tarafta.

Özel biri için Noel hediyesi mi?

- Niyetimin ciddi olduğunu göstereceğim. - Evet, elmas o işi çözer.

- Uzun ilişki mi? - Aslında yeniyiz.

Tamam. Hızlı biri.

- Bu kolyeler nasıl? - Aslında tasma bakıyordum.

Küçük bir köpeğe uygun.

Nerede bulurum acaba?

Üzgünüm, köpek tasması satmıyoruz.

Hiç mi yok? Yani arkada falan da mı?

Hayır.

Öyle mi?

Belki bu bulmanıza yardımcı olur.

Bay Sterling,

ürün güvenlik odasındaki kamera bozulmuş.

- Tamirci çağıracağım. - Uğraşma, ben hallederim.

Son gelen becerememişti. Bu kez bizzat ilgileneceğim.

Bu iş burada mı konuşulur? Alışveriş katının ortasında.

Benim bir odam var. Seni aptal.

Kahretsin.

DEPTFORD ŞEHİR MERKEZİ YARIN 08.00

DEPTFORD ŞEHİR MERKEZİ

Benden ne istiyorsun?

Geç kaldın.

Sterling'in kayıtları neden sende?

- Neden çaldın? - Önce ben sordum.

Senin görüntünü kayıtlardan sildim.

- Bunu neden yaptın? - Çünkü...

Tekrar girmeni istiyorum.

Birkaç yüz sterlin için değil, oradaki tüm ürünleri istiyorum.

Yok, ben almayayım.

O zaman ben de görüntüleri Sterling'e yollarım.

Büyük bir soygundan bahsediyorsun. Mümkün değil.

EHLİYET NICHOLAS O'CONNOR

GARANTİ VERİYORUZ! NICK O'CONNOR, ONARIM UZMANI

BİRA, ŞARAP, ALKOLLÜ İÇECEK

Üzgünüm! Biliyorum, geciktim.

- Özür dilerim. - İşten başımızı kaldıramıyoruz.

Herkes nerede?

Aşağıdaki yeni lüks kulüpte bu hafta fiyatları yarıya düşürmüşler.

Hain müşteriler.

- Sen hariç Bill. - Şerefe.

- Yarım bira? - Tabii.

Senin günün nasıl geçiyor?

Noel Baba'nın atölyesinde kusmuk temizledim. İki kere.

Yani her zamanki işler.

Annen nasıl?

Bugün gidemedim.

Çifte mesai yaptım. Ama daha iyi.

Sanırım. Öyle umuyorum.

Değilse ne yaparım, bilmiyorum.

Üzüldüm tatlım.

Kendine de zaman ayırmayı unutma.

Biraz konuşalım mı?

Olur.

Onu benzer vakalarda başarılı olmuş bir hematopoetik kök hücre nakli uzmanına

yönlendirmeyi düşünüyorum.

Tamam, olur, öyle yapalım.

Ücretsiz sağlık hizmeti sırası çok uzun, annen için geç olabilir.

Yani özel hastaneye gidip masrafları karşılamalısınız.

Üzgünüm, ben...

Tam olarak anlamadım.

Ücretsiz sağlık hizmeti için taşınmıştık biz.

Hâlâ ABD'deki hastane borçlarını ödüyorum.

Kiramız da çok pahalı.

Üzgünüm. Ben...

İyileşiyor dersiniz sanmıştım.

Çok üzgünüm.

Bir an önce arayıp süreci başlatmanızı öneririm.

Tamam.

TELEFON SERVİSİ

Yarısını alırım ama güvenliği sen uzaklaştıracaksın.

- Yirmi sterlin vardı. - Komisyon.

Hayır, bu iş yatar. Unutma, görüntülerin elimde Butch Cassidy.

Sterling, Nick O'Connor'ın tekrar soygun yapacağını öğrenince

birkaç yüz sterlini umursamaz.

Milyonlar çalan arsız bir hırsız.

Güvenlik sistemini kurduğun Sterling'i soymuşsun.

- Namım yayıldı, evet. - Aptalca.

Asıl aptallık kamera önünde üç kuruş çalmak.

- Cüzdanını çaldım. - Ucuz numara.

İçerideki adamın benim. Bensiz olmaz.

Ya da Sterling'i çağırırım.

Acele etmeliyiz. Kamera değişince avucumuzu yalarız.

- Biz mi? - Öyle görünüyor, evet.

Oraya girmemizi sağlarım.

Sen de güvenlikten kurtul. Anlaştık mı?

Anlaştık.

Pelüş Tilki!

Bu yıl çocukların bayıldığı bir oyuncak var, Pelüş Tilki.

Sen tükendiğini söyle, ben de dikkat dağıtayım.

PELÜŞ TİLKİ

Komik olmuşsun.

Mahkeme kararıyla bu AVM'ye girmem yasak,

açıklamama gerek var mı?

Görünmez Adam gibi giyinmek seni görünmez mi yapacak?

- Dikkatini topla lütfen. - İyi!

Bu oyuncakla olacak mı?

- Bana güvenmiyor musun? - Hayır, hem de hiç.

- Hazır mısın? - Evet.

Gerçekten elinizde hiç Pelüş Tilki kalmadı mı yani?

- Saçmalık bu. - Durun.

Pardon, Pelüş Tilki yok mu dediniz?

Arkaya baktınız mı?

Stoklarımızda Pelüş Tilki var.

İşte orada.

- Ben stokta olduğunu... - Dur. Bunu nereden aldın?

Hey!

- Bıraksana! - Hayır.

Hey! Ne yapıyorsun sen?

Beni ittin. Bovling oynarken sakatlanmıştım.

Sakinleş biraz.

Biri yardım etsin! Güvenliği çağırın!

Eddie'yi çağırayım.

Liam!

Hey! Onu ben aldım! Gel buraya!

Hey, nasıl gidiyor?

Vardım sayılır.

Eddie, mağaza katında olay çıktı.

- Hadi ama, durum ne? - İyi gidiyor.

Orada durum nasıl?

Adam Ren geyiğini devirdi.

Kamera hâlâ devre dışı. Hadi!

Bu nasıl bir...

Aklım almıyor.

Onca şey öylece kaybolmuş olamaz.

Biri aldıysa olur.

Onu soymak isteyen kaç kişi var ki?

Çok vardır.

İnsanlara şirin görünüyor ama adam aslında...

Pisliğin teki.

Aynı fikirdeyim.

Son siparişler!

- İster misin? - Yok, almayayım.

Sen kapatana kadar kalabilirim.

Seni metroya bırakırım.

Yok, sağ ol. Yolum uzun değil.

İyiymiş.

Ateşkes.

Tamam.

Ateşkes.

Görüşürüz Sophia.

Tamam, kapılar 10 dakika içinde açılıyor.

Hayır, tabela daha yüksekte olmalı.

Sophia, ne kadar da hızlısın ya! On dakikaya açıyoruz.

Tanrım. Siz hazırlanmaya devam edin.

Merhaba. Buyurun?

- Bay Sterling için gelmiştik. - Tamam.

- Bekliyor muydu? - Evet. Dedektif Jones.

- Orada ne oluyor? - Duymadın mı?

Depoda büyük bir soygun olmuş.

Tanrım.

Binlerce sterlinlik ürün gitmiş. Banka mevduatları da öyle.

Sterling'in kasasını da patlatmışlar mıdır?

Asistanı adamın ofisindeki kasada tam 500.000 sterlin olduğunu söyledi.

Özel otel ziyaretlerini oradan ödüyormuş, anlarsın ya.

Dedektif.

Konu açılmışken

mutfaktaki Frankie, Noel Baba'nın elfiyle yatıyormuş.

Şu pirsingli olan değil de diğeriyle.

Kesin Eddie'yle konuşacaklar. Olay esnasında vardiyası varmış.

Baş şüpheli.

Ama bu çok saçma.

Derdi ne?

- Dün Eddie'yle çıktılar. - Öyle mi?

Kimse bana anlatmıyor.

Hadi ama. Ben yapmadım. Benden şüpheleniyor olamazsınız.

Görüntüler silinmiş. Dolap bomboş.

Üst düzey bir iş. Profesyonelce.

Ben yapmadım, asla yapmam. Yıllardır tanırsınız.

- Hadi, izin verin onlarla konuşayım. - Hayır. Üzgünüm.

Eyvallah.

Bir terslik var. Hissediyorum.

Nick, aç kapıyı! "Yarı yarıya"ymış, hadi oradan!

Şey, o...

Nasıl, bilmiyorum ama sen yaptın.

Görüntüler silinmiş, kovulan adam bu işi becerecek biri değil.

Neden söz ettiğini anlamadım.

Bunu yapabilecek tek kişi var.

Baş şüphelim onu daha önce soymaya kalkan adam.

Bu kim? Suç ortağın mı?

- Ne? - Dostum, ortağın olayım demiştim.

Sana güvendiğime inanamıyorum. Beni neden oraya soktun?

Suçu üstüme mü yıkacaktın?

- Dostum. - Hayır!

Dinle, ben yapmadım.

Nick?

Babacığım?

- Gel tatlım. Baban meşgul. - Brianna, dur!

Bekle! İçeri gel tatlım. Hadi.

Ralph amcanın yanına otur, tamam mı?

Biz de annenle bir şey konuşup hemen geleceğiz, olur mu?

Tamam mı?

Fortnite bilir misin?

Öğretirim.

Sana her güvendiğimde...

- Sandığın gibi... - Hiç değil!

O zaman söyle Nick. Bu sefer neyi çalmadın?

Hadi. Bir kez olsun doğruyu söyle.

- Artık sana şans yok. - Biraz daha zaman ver.

Zaten aylar oldu Nick!

Aylardır toparlanıp kızının yanında olmanı bekliyorum.

Bu haksızlık.

- Bize baba lazım Nick. - Buradayım.

Okul arkadaşınla rezil bir öğrenci evindesin.

Bu rezil öğrenci evinizi seviyorum.

Daha çok bekâr evi.

Kendime ev tutacağım.

Çocuk bakımını da halledeceğim. Bana biraz daha zaman ver lütfen.

Birmingham'a gidiyoruz.

Maddie'nin hayatı burada. Seninki de burada.

- İşin de. - Uzaktan çalışırım.

İzin aldım bile.

Bri, lütfen.

Uzağa gitmen Maddie'nin hayatından çıkmam demek.

Suçu bana atma.

Suç dolu bir hayatı seçerek bunu sen yaptın.

Öyle değil, bak...

Artık sana inanmayacağım. Biliyorsun.

Bri, bak! Göreceksin.

Kendime ev tutacağım.

Bana biraz zaman ver, yalvarıyorum sana.

Kira sözleşmem ayın birinde bitiyor.

- Hadi tatlım. Gidiyoruz. - Babamla kalacağım sanıyordum.

Fikrimi değiştirdim. Hadi.

Ufaklık. Sarılalım mı? Olur mu?

Görüşürüz baba.

Gel Maddie.

Tamam, artık gitsen iyi olur.

Bak, üzgünüm ama düzgün bir adam işinden oldu,

polisler hâlâ etrafta ve...

- Yapmadım diyorsun ama mantıksız. - Neden, biliyor musun?

Maxwell Sterling'in dokunduğu her şey mahvoluyor da ondan.

Adam pislik, sahtekâr, ödeme yapmayı sevmiyor.

Bana da yapmadı.

Seni plan dışı bırakmadım ben.

Bir şey duydum, Sterling'in ofisinde yaklaşık 500.000 sterlin nakit varmış.

Ben güvenlik sistemini kurarken

Sterling'in o koca binada beni sokmadığı tek yer orasıydı.

- Ali. Bay Sterling'e geldi. - Şuraya bırak. Biz çıkarırız.

Yok. Hallederim.

- Emin misin? - Evet!

- Kahve için sağ ol. - Her zaman.

Evet Bay Sterling.

Evet, bugün için onayladım.

Hoşça kalın.

Affedersiniz. Buyurun?

Bunlar Bay Sterling'e geldi. Aşağıdaydı. Ofisine bırakacağım.

- Buraya bırakabilirsiniz. - Seve seve götürürüm.

Olmaz, Bay Sterling teslimatlar konusunda oldukça titizdir.

Pekâlâ.

Çok özür dilerim! Olamaz. Tanrım. Yardım edeyim.

Of.

Ben havlu getireyim.

Çok iyi fikir.

Pilates hocanı doğum günüme çağırarak bunu başarmıştım zaten.

Senin 30 yaşındaki tenisçi neden geldi? Peynirli puf için mi?

Kapıları açık tutan şey bu ilişkilerdir Cynthia.

Biz köklü bir aile işletmesiyiz.

Öyle mi? Aile işletmesi miyiz?

Boşanmadığımız sürece öyle.

Zaten boşanmazsın, ayakkabı alma bağımlılığın var.

Tanrım, burada ne olmuş?

Sanırım sarayın yıkılıyor.

Bay Sterling.

Lulu!

Carter gelmeden burayı temizle.

Çok özür dilerim efendim. Hallediyorum.

Şu tedarikçi...

Çok özür dilerim.

Sen bu vazoya biraz su koy, ben de etrafı temizleyeyim.

Ben hallederim.

Tamam. Ben gideyim o zaman.

Madem alerjin vardı, benim dediğimi seçseydik.

Meyve sepeti mi?

Mesele alerjimin olması zaten. Olay bu.

- Sterling'in ofisinde ne buldun? - Gizli kapı var, bence kasa orada.

500.000 nakit de orada olmalı.

- Tuş takımında "Castorlock" yazıyordu. - Castorlock.

O kasalar banka kasası gibidir.

Ne yani? Vaz mı geçeceksin?

Hayır.

- Ya sen? - Hayır.

Sorun yok o zaman.

- Güzel. - Güzel.

Gizli kapıları bulmada ustasın.

Senin becerilerin teknik, benimkiler pratik.

Pekâlâ.

Dedem sihirbazdı.

Sihirbaz mı?

ABD'de sihirbazlık yapıyordu.

Annemle ben onunla yaşıyorduk.

Bildiğim her şeyi o öğretti.

Harika biriydi. Bana babalık etti.

Pekâlâ.

Ben içeri girmemizi sağlayacağım, sen de fark edilmememizi.

- Evet, sistemi ben kurdum, erişebilirim. - Harika.

Güvenlikten kaçtık mı oldu bitti. Nakit para.

Hayır, bitmedi.

Orada nasıl bir Castorlock kasa olduğunu öğrenmeden

o kasayı nasıl açacağımızı konuşamayız bile.

Tamam.

Önce Castorlock'ı araştırmalıyız.

Araştırdım. Castorlock sadece üst düzey müşterilerle çalışıyormuş.

Yeterince zengin görünürsem belki bilmemiz gerekenleri öğrenirim.

Merhaba.

Diane'le randevum vardı. Ben Chantal.

Diane'le görüşecektim. Ben Chantal.

Ceketinizi ve büyük şapkanızı alayım mı?

Teşekkürler.

Chantal.

Diane Barton.

Şapka yakıyor.

- Memnun oldum. - Ne arıyoruz?

- Acil demiştiniz. - Evet.

Tamam, erkek arkadaşım...

Yani nişanlım.

Tanrım, böyle demeye hâlâ alışamadım.

Geçen hafta bana Amalfi'de bir yatta evlenme teklif etti. İnanabiliyor musunuz?

Tekne sevmem. Midemi tuhaf yapıyor.

Anladım.

Neyse, kendisi İngiliz.

Ben de ABD'den bir sürü değerli eşya getireceğim.

Kıyafetler, takılar,

vefat eden amcamdan kalan eski değerli tüfekler falan.

Evet. Tabii.

Evet.

Yani saklanması gereken çok şey var.

Cynthia Sterling bana sizi önerdi.

- Sterling'leri tanıyor musun? - Evet.

Eski aile dostlarımız.

Cynthia eşinin ofisine harika bir kasa yaptığınızdan bahsetti.

Kaliteli bir işmiş.

Onlara yaptığınızın aynısını yapsanız yeterli olur bence.

Tüm bilgileri verdi mi?

Evet. Model, marka, işçilik.

O siparişi buradan bir açayım.

Sterling'in ofisindeki kitaplık aslında bir kapı.

Sterling kapı kodunu telefonundaki bir uygulamadan alıyor.

Uygulama 60 saniyede bir yeni bir altı haneli kod üretiyor.

Kodu almanın bir yolu daha var.

Evinde sakladığı yedek bir kumanda varmış.

Kumanda da uygulama ile aynı kodu alıyor.

Kapının ardında kasa duruyor.

Üçüncü seviye bir kasa. Castorlock'ın en güvenlisi.

Onu açabilirim.

Hadi oradan.

Dedem hem sihirbaz hem çilingirdi.

- Trapez de yapıyor muydu? - Tamam.

Tamam, planın ne? Dinliyorum.

Önce telefonunu ele geçirmeliyiz.

Ele geçirsek de açamayacağız.

Evet ama evindeki kumandadan da kod alınabiliyormuş.

Tamam. Yani sadece...

Sterling'in dairesine girip

orada olduğu söylenen küçük bir kumandayı bulup

yakalanmadan çıkacağız.

Evet.

Tamam.

Karısı.

- Kimin? - Sterling'in.

Cynthia Sterling eve genç adamları çağırmasıyla nam salmış.

- Dünyada olmaz. - Bir şey yapmana gerek yok ki.

- Kendini davet ettir, kumandayı al ve çık. - Daha iyi bir fikrim var.

Telefona veya kumandaya gelen kod doğrudan Castorlock sunucularından gelir.

Sunucularına sızıp

Sterling'in erişim kodunu kendime yollatabilirim.

Bunu yapabilir misin?

Sanırım evet

ama binaya girebilmemiz gerekiyor.

Baba!

Efendim tatlım.

Gelip benimle kaysana.

Tamam, geliyorum. Hemen geliyorum.

Bak sen!

Büyüdüğünde ne olacaksın?

- Buz patencisi ve komedyen. - Buz patencisi.

Bir de komedyen mi?

- Evet! - Harika olurdun.

Hadi. Giy.

Hadi.

- Sorun yok. Hallederim. - Yine açıldı.

Kalsaydın bunu hep ben yapabilirdim.

Bu iş seninle olmaz. Senin evinde yatacağı bir yer bile yok.

Halledeceğim.

Hadi tatlım. Yeterince ekrana baktın.

- Bunu çantana koyalım. Vedalaş. - Sarılalım mı?

Seni seviyorum.

- Hoşça kal baba. - Güle güle. Görüşürüz.

Hoşça kal Nick.

ODYSYX'E HOŞ GELDİNİZ!

"CASTORLOCK GÜVENLİK ANA SUNUCUSU..."

SUNUCU TARANIYOR...

- Sen şimdi o kızla çıkmıyor musun? - Hayır.

Ama gelmemi istemiyorsun.

Bu Noel Baba etkinliği dostum. Kıyafetlerimiz falan hazır zaten.

Anladım. Peki, tamam.

Bir örnek giyinmiş büyük gruplar biraz acayip geliyor zaten.

Bir keresinde bir Shrek etkinliği görmüştüm.

Her yerde yüzlerce yeşil insan vardı.

Tek bir eşek yoktu.

Sadece Shrek'ler.

Sophia! Hazır mısın?

Bir dakika.

Hadi bakalım.

Evet.

TIBBİ SEVK

STONEBRIDGE TIP MERKEZİ ÖDEME TUTARLARI

Tamam!

- Ne yapıyorsun? - Düşmüştü de yerine koydum.

Ne oluyor Nick?

Annenle alakalı sanırım.

Sophia, bak.

Maddi durumunu düzeltmenin bu kadar riskli olmayan yolları da var.

Shrek buluşmasına katıldın mı hiç?

Gitsek iyi olur.

Ortak.

"Ortak" mı?

Hayır.

Amerika'da öyle diyorlar işte.

"Ne haber ortak?"

Tamam, görüşürüz.

"Ne haber ortak?"

- Castorlock Noel partisi mi bu? - Evet. Araya kayna.

Sen ne dersen o Noel Baba.

Şalter kutusu burada olamaz. Arka tarafa bak.

Bekle.

Şuraya ne dersin? Güvenliğin arkasındaki.

Evet, oraya gideceğiz. Adamdaki cüsseye bak!

Burada bekleyip gözleyelim.

Eşyalarını karıştırmamalıydım.

Annen için üzüldüm.

Ona yardım ettikten sonra kalan parayla ne yapacaksın?

Yaptığım her şey onun için.

Çok çile çekti.

Yirmi birinde hamilelik.

Hamile diye kovulmuş.

Tanrım.

Burada büyümüş ama tutunamamış.

Sonra Philadelphia'ya, dedeme taşındık.

Benim için her şeyden vazgeçti.

İyileşmesini istiyorum.

Eve dönsün istiyorum. Sevdikleriyle sofraya oturabilsin.

Ertesi gün her şey mahvolacak korkusu olmadan.

Şanslısınız ki berabersiniz.

Keşke Tahiti gezisi falan deseydim.

Hayır, yılın bu zamanı yağmurludur.

İşte fırsat.

TEHLİKE YÜKSEK GERİLİM

Noel Partisi'nden nefret ediyorum.

- Gitti. - Gitti mi? Peki.

- Evet. - Harika.

- Güzel. - Evet.

Tut şunu.

Tanrım.

Ne oldu?

Hiç. Sadece biraz fazla geldi.

Bunun böyle durması lazım.

- Tamam. - Bu elektriği keser.

Ben de kodları alacağım.

Anladım. Tamam.

Üç deyince gücü kes. Bir, iki, üç.

GİRİŞ REDDEDİLDİ

Olmadı.

- Emin misin? - Castorlock hâlâ devrede.

- Giremiyorum. - Tekrar dene!

Anlamıyorum. Güvenlik duvarı hâlâ etkin.

Neden, bilmiyorum.

Şuna bak. Işıl ışıl, korumalı.

Farklı bir şebekede olmalı.

Üzgünüm. Sisteme erişemedim.

- Başka bir yolu olmalı. - Sanmıyorum.

Çok tehlikeli. Boş verelim gitsin.

Boş mu verelim?

Daha önce yaptın. Halledebilirsin.

Sterling'i ben soymadım.

Ne?

Evet.

AVM'yi hiç soymadım.

Sterling ana kat güvenliğini artırmak için beni görevlendirdi,

ben de işimi yaptım.

Ödeme alacağıma polis kapıma geldi.

Kodlarınla soygun yapılmış dediler. Benim yazılımımla.

Neden büyük firma istemediğini sonradan anladım. Benim gibi...

Beni sömürmesi kolaydı.

Sterling soygun için sigortaya başvurdu.

Çalınan malları sattı, kârı ikiye katladı. Bana tuzak kurdu.

Ama suçu kabul ettin.

Kârlıydı.

Ceza indirimiyle iki yılda çıkardım. Evliliğim bozulsa da kızımı görebilirdim.

Herkes ben yaptım sandı. Bir yerden sonra pes ettim.

Bana inanmış olman hoşuma gitti.

Hırsız olduğum için olsa bile.

Brianna'ya söylediğimde

Sterling'in çalmaya ihtiyacı yoktur dedi.

Anladım ki öyle adamlar onun gözünde başarı timsaliydi,

bense...

Zavallı eziğin teki.

Sağ ol, ağır oldu.

Affedersin.

Üzüldüm. Korkunç bir durum.

Herkes güvenebileceği birini hak eder.

O an bittiğini anladım.

STERLING LONDRA 1920'DEN BERİ

Ne zamanlama ama.

Bu adamdan kaçış yok mu?

Şimdi ne yapacağım hiç bilmiyorum.

Ben de öyle.

Çok üzgünüm.

Sterling hayatını mahvetmiş, üzgünüm.

Misilleme yapsam iyi gelirdi.

Hem de nasıl.

Yarın ne yapacaksın?

Ne bileyim, belki soyabileceğimiz zengin bir enayi daha tanıyorsundur.

Aslında hastaneye, annemin yanına gidip

Noel süsleri asacağım.

Gelmek ister misin?

Evet.

Evet, güzel olur.

KİRALIK İKİ ODALI DAİRE GEORGIANA CADDESİ, CAMDEN, LONDRA, NW1

2023 CAMPBELL ÇOCUK VAKFI

GÜNLÜK HABER BÜLTENİ

CYNTHIA STERLING CAMPBELL GALASI'NA DAVETLİ

CYNTHIA STERLING CAMPBELL GALASI'NA DAVETLİ

- Merhaba! - Selam! Merhaba.

Bunlar da ne?

Ortama Noel ruhu katmak istedim. Güya yani.

- Bayıldım. - Nasılsın?

- Ziyaretçi gelebilir mi? - Tabii.

Anne, bu Nick.

- Merhaba. - Merhaba.

Bir projede beraber çalışıyoruz.

Sizden çok söz etti.

Patronluk taslarken benden bahsedecek vakti bulabildi mi?

- Yani. - Patronluk taslıyor, değil mi?

O çok...

Yetenekli bir iş ortağı.

- Bak kutulardan birinde ne buldum. - Şuna bak.

Dönmüyor.

Evet. Sürekli döndürüp dururdun, ondandır.

- Doğru. - Öyle.

Bunu ona bale yaptığı dönem almıştım.

Ama dönmediği zaman uyumazdı.

Şu projenizden biraz bahsetsene Nick.

Bir sihir kampı projesi.

Evet, kızınız çok iyi numaralar biliyor.

Yakında buradan çıkacağım. O zaman yine seninle ilgilenirim.

Hadi o zaman.

Bu kasvetli ağaca biraz Noel neşesi katalım, olur mu?

Hadi Nick. Bir top al. Üç kişilik iş bu.

Hadi bakalım.

Tamam.

Eğik Pisa ağacı.

- İyi bir Noel esprin var mı Nick? - Yok.

Benimkileri söyleyeyim de pişman ol o zaman.

- En sevdiğini söyle. - Yılbaşında hangi babanın eli yoktur?

Bilmiyorum.

- Russell. - Çok iyi.

Buna bayılıyorum.

Anneni çok sevdim. Yaşadıklarınıza üzüldüm.

Keşke gerçek bir suçlu olsaydın.

Sonunda masum olduğuma inanan biri çıktı,

o da buna üzülüyor.

Maddie sana inanıyor.

Dört yaşımdayken annem beni babama götürdü.

Babam bana kızı olmadığımı söyleyip bizi evden kovdu.

Üzüldüm.

Maddie şanslı, sen yanındasın.

Aslında vazgeçmemiz iyi oldu. Kızın uzakta olsa bile özgür olacaksın.

Hem yakalansaydık

ben hapse girmeden annem beni kesin öldürürdü.

Yani bunu kullanmıyor muyuz?

CAMPBELL GALASI NICK O'CONNOR +1

Gala mı?

Bu biletler servet değerinde.

Umarım hâlâ kumandayı yürütmek istiyorsundur.

İyi ama nasıl?

Bak davetli listesinde kim var.

Sterling ve Cynthia her yıl o galada.

Biz de gideceğiz.

Beni eve atması için Cynthia'yı tavlayıp

kumandayı çalacağım.

- Delilik bu. - Senin fikrindi.

Tek sorun var.

Bana bir smokin lazım.

Hadi Nick. Hadi.

Tamam.

Kusura bakma. Dedemindi de.

Dur sana yardım edeyim.

İşte oldu.

Sağ ol.

Az daha unutuyordum.

Bununla seni duyabilirim.

Bu iş sende.

Çok güzel çocuklar.

Çok güzel. Teşekkürler.

Sterling beni tanımaz mı sence?

Ortama uyum sağlarsan kafasında bağdaştıramaz.

- İnanılmaz. - Harika başlangıç. Odaklan.

İşte Cynthia.

Sek martini, limon kabuklu.

Başlıyoruz.

Ona bir şey sor.

- Hadi Nick. Cazibeni kullan. - Böyle partileri sever misin?

Tabii.

Eğlenceli.

Bu mudur yani?

Evet, martini demek.

Hey, beni dinle.

Oraya gidip ne diyorsam onu yapacaksın.

Tamam mı?

Tamam.

Dediğimi tekrarla.

Onu biraz çalsam olur mu?

Onu biraz çalsam olur mu?

- Tabii. - Sorun değil.

Kaçmak istiyor gibiydin.

Kaçmak istiyor gibiydin.

İçki ister misin?

Doğaçlama yapma!

Seni tanıyor muyum?

Hayır, simam çok sıradandır.

- Ama ben seni görsem... - Ama ben seni görsem...

Hatırlardım.

Hatırlardım.

Bazı insanlar sözde özverilidir.

Bazı insanlar sözde özverilidir.

Ama kendilerini anlatmayı pek severler.

Herkes hakkında fikrin aynı mı?

Kocamı özetledin.

- Meşhur Maxwell Sterling. - Meşhur Maxwell Sterling.

Açıkçası aile işini devam ettirmek hayattaki en büyük sorumluluğum.

Bu yüzden bir şeyi hazır almak kendin yapmaktan daha büyük yük.

Bana petrol şirketi kaldığında ben de öyle hissetmiştim.

Babamdan kalmıştı.

Anladım.

O zaman anlarsın. Bu yüzden böyle akşamları severim.

Burada önemli olan para değil, daha çok...

- Topluma katkı. - Vergiden düşülen bağışlar.

- Vergiden düşmek harika. - Vergiden düşmek...

Şey, oradaki tabelada adının yazması harika bir his olmalı.

Gösterişten ibaret.

Tıpkı onun gibi.

Aramızda kalsın, kendisini pek sevmem.

Sen mi, ben mi?

İlk görüşte âşık olmuştum.

Cazibeli ve tutkuluydu ama sonra...

Gerçek yüzünü gösterdi.

Neden bırakmadın?

Güçlü adamlardan kolay kaçılmaz. Adın neydi senin?

Je m'appelle...

Archibald Dankworth.

Acaba biraz şu tarafa mı gitsek?

Söylesene, şu anda burada takıldığın biri var mı?

Şuradaki adamla randevudayım.

Fularlı olanla.

Gönül ferman dinlemiyor.

- İyi eğlenceler. - Memnun oldum Bay Sterling.

Nick.

Neredesin?

Benim de kalbim kırıldı.

Şunu söyleyebilirim,

akışına bırakırsan sonrası daha kolay oluyor.

Bir kere yandıysan tekrar denemek zor gelebilir

ama gözünü karartman gerek.

Şansını denersen

sana bir şeyler hissettiren biriyle tanışabilirsin belki.

İyi şeyler.

Ne istiyorsun?

İstediğin şeyin o olduğunu söyle.

Gidelim buradan.

Tamam, o da olur.

Eşin eve gelmeyecek mi?

Hayır.

Bu ayki metresi Chelsea'de gazeteci.

Herkes bildiği hâlde

aile şirketiymişiz gibi hepimizi yanında gezdirmeye bayılıyor.

Ama benim de sırlarım var.

Senin de var.

Sanırım.

Senin sırrın ne?

Ne isterdim, biliyor musun?

Lavaboyu kullanmayı.

Üst katta.

Yatak odasının yanı.

Marş marş.

Bu iş sandığımdan fazla ciddiye bindi. Kadın dünden hazır.

İnsanların hep yaptığı şey.

Kolaysa sen yap.

Kadınlara ilgi duysa olurdu ama iş sende. Kumandayı istemiyor musun?

Belki de gerek yoktur. Belki de kasayı açmanın başka yolu vardır.

Dinle Nick, üstüne gelmek istemem

ama şimdi yeni plan yapmanın sırası mı?

Tamam.

Burada kumandayı almanı bekliyorum, bir şeyler düşün işte.

Sophia?

Archie!

Archibald.

Archie!

- Archibald Dankworth! - Evet!

Evin muhteşemmiş.

Maxwell'lere en iyisi yakışır.

Bunların hepsi eksiklerini örtmek için göz boyama.

İşi yürüsün diye her şeyi yapar.

Bu uğurda kimi ateşe atacağı hiç önemli değil.

Zaten biliyorsun, değil mi Nick?

Anlayamadım.

Hadi ama. Oraları geçtik artık.

Seni tanıdığımı biliyordum.

Sterling'i soymakla suçladığı kişisin.

Sana gerçek yüzünü gösterdi.

Ama o öpücük çok vasat olsa da

hapse giren biriyle birlikte olmamıştım hiç.

Aslında olmuştum.

Olmuştum.

Yaramaz.

Merhaba.

Saat 22.00'deki masözüm habersiz mi geldi?

Yukarı gönderin.

Partide bizi izleyen arkadaşın olmalı.

Yaramaz Nick.

Gelmemeliydim, biliyordum.

Neden geldin peki?

Panik olmuştun.

Panik olmadım.

Demir gibi bacağıyla beni sıkıştırıp büyücü gibi kimliğimi ortaya çıkardı.

Büyücülükten değil.

Sen kulağıma tatlı sözler fısıldarken

arkada bir Amerikan aksanı yankılanıyordu.

Beni mi duydun?

Bu tatlı sersem banyomda bunu dillendirene kadar

sadece şüpheydi.

Şimdi aşağıdaki güvenlik ekibimi arayıp

birinin beni sıkıştırdığını söyleyeceğim.

- Sapkın bir... - Sapkın mı?

...mükerrer suçlu

ve Amerikalı biri.

Ya da...

Size bunu verebilirim.

Bunu niye yapasın?

Çünkü parayı benimle bölüşeceksiniz.

Nasıl yani? Anlamadım.

Eşini soymak mı istiyorsun?

Artık layığını bulmalı, ben de hakkım olanı almalıyım.

Hâlâ alacak bir şeyler varken.

Planı anlatıyorum.

Noel arifesinde yapacağız.

Pekâlâ, yapıyoruz yani.

Evet.

Evet.

Sonra hiç olmamış gibi

güzel hayatlara yol alacağız.

Şerefe.

Baba!

Mutlu Noeller tatlım.

Hediyeleri açalım mı? Ne dersin?

Gir hadi. Geliyorum.

Ne?

Harika, değil mi?

Noel pijamaları.

"Kızağın üstüne atladı, ekibine ıslık çaldı...

...ve hepsi deve dikeninin tüyleri gibi uçuverdi.

Gözden kaybolurken duydum,

'Herkese Mutlu Noeller!' dedi.

Sonra iyi geceler diledi."

Bayıldım. Sağ ol bebeğim.

Sağ ol canım. Mutlu Noeller.

Sana da.

Bugün seni beklemiyordum.

Bu sende kalsa olur mu?

ANNEM

Zamanını bilirsin.

- Umarım aklın başındadır. - Göreceğiz bakalım.

Ben çıkıyorum dostum.

Tamam kardeşim. Görüşürüz.

Beni yenebileceğini sandın demek.

Arabanız aşağıda sizi eve götürmek üzere bekliyor.

Misafirleriniz 20.00'de gelecek.

Ayrıca eşiniz fikrini değiştirmiş. O da gelecekmiş.

Harika.

Sayın müşterilerimiz. Sterling 10 dakika sonra kapanacaktır.

Mutlu Noeller!

Merhaba, buyurun?

- Bitti. - Evet, seneye kadar.

Evet. Görüşürüz.

Mutlu Noeller.

Sana da. İyi geceler.

İyi geceler kızlar.

Başardık!

Hadi. Eve git Sophia.

Bitti sayılır. Mutlu Noeller.

Mutlu Noeller.

- Yok. - El atayım mı?

Gerek yok. Hallediyorum.

Mutlu Noeller Lu.

Mutlu Noeller!

Sana da.

O Eddie'nin miydi?

Evet, sanırım. Zavallım.

Verecek misin?

Al bir tane.

- Ofiste daha var. - Keşke söylemeseydin.

- Görüşürüz. - Evet, görüşürüz.

Hey, Leo. Bu taraf tamam dostum.

Buna mecbur değilsin.

İkimiz birden her şeyi riske atmayalım.

Sabıkası olan benim.

Kasayı açabilecek olan da benim.

Biz ortağız.

Hazır mısın?

İşte Ali gidiyor.

İşte Leo.

O zaman merdivenlere.

Hadi.

Sophia!

Sophia.

Sophia!

- Biri kapatmayı unutmuş olmalı. - Evet.

Bu akşamki Noel filmi Batman Dönüyor'muş.

- Noel filmi değil o. - Noel filmi.

- Nasıl? - Noel'de geçiyor.

Öyle çok film var.

- Noel filmi değil. - Ne demek değil?

Batman Dönüyor kesinlikle Noel filmi.

- Püsküller var. - Olmaz.

- Baston şeker var. - Normal bir Noel filmi izleyelim.

Şimdi açıyorum.

Zaten Noel filmi dostum.

Tamam. At ağzına da sus.

- Hazır mısın? - Evet.

Altı, iki, dokuz,

sıfır, sekiz, dört.

Kilit yok.

Nasıl açacağız?

Hoş geldiniz Bay Sterling. Lütfen DNA örneği paylaşın.

DNA. Tanrım.

Ne yapacağız?

Her şeyi düşünmüştüm.

Kameraları, kodları. Kasanın türünü biliyordun.

- Açabilirim dedin. - Sabit kalın.

- Ne yapıyorsun? - Sabit kalın.

- Hayır. Sophia, dur. - DNA örneği alındı.

İşleniyor.

Söylemediğim için üzgünüm.

Annem burada çalışıyordu.

Sonra onu hamile bırakıp kovdu.

Hak talep etmemesi için onu tehdit etti.

Benim hak talep etmemem için.

DNA onaylandı.

Burada böyle duracak mıyız

yoksa senden çaldıklarını geri mi alacağız?

- Hey! - Ne?

Sonuncuyu aldın!

Lulu ofisteki sepetlerde çok var demişti.

- Biraz trüf çok iyi olurdu. - Çok fenasın.

- Pazartesi diyete başlarım. - Seneye başlarsın.

Geçen seneki gibi.

Evet.

Güvenlik merdivenlere gidiyor.

- Gitmeliyiz. - Tamam.

Kim var orada?

Hadi!

Kımıldamayın!

Leo, yukarıda acil durum var!

- Leo, yukarıda acil durum! - Geliyorum!

Hey! Açın şunu! Hadi ama!

Ne yapacağız?

Hey! Durun! Kımıldamayın!

- İçeri geliyorum! - Yukarı çıkıyor.

- Ne yapıyorsun? - Çatıdan kayıp hediyelere dalacağız.

- Hayır. Şaka herhâlde. - Ya şimdi ya hiç Nick.

Hadi Nick!

İyi misin?

Bu yapı daha sağlamdır diye düşünmüştüm.

Hâlâ oradalar mı?

Sanırım.

Ne halt edeceğiz?

Kapatmamışlar bile.

Merhaba Bay Sterling.

Lütfen DNA örneği paylaşın.

Sabit kalın.

DNA örneği alındı.

- İşleniyor. - Vay canına.

Çok havalı.

Yeterince havalı değil.

Ölmediyseniz

etrafınız sarıldı.

- Dışarı çıkın! - Buradan çıkmalıyız.

Arkadan git, ben dikkat dağıtayım.

Hayır. Ne? Hayır.

Burayı soymanın bedelini ödedin.

Bana güven ve hemen git buradan.

Seni burada bırakmam.

Payımı anneme verirsin.

Maddie'nin yanında ol.

Görüşürüz.

Artık layığını bulmalı, ben de hakkım olanı almalıyım.

Hâlâ alacak bir şeyler varken.

Ama amacım birkaç yüz bin sterlin değil.

Her şeyi istiyorum.

Bana yardım ederseniz ikiniz de ömür boyu rahat edersiniz.

Nasıl?

Maxwell çalıntı malları Peckham'da kaçak bir depoda tutuyor.

Sigortadan para alınca onları satıyor.

Onları kasaya koyun.

Sterling kasayı açtığında polis orada olup mücevherleri görmeli.

Aramayı tam zamanında yapmalısınız.

Aramayı yapalım mı?

- Alo. - Bay Sterling, ben güvenliktenim.

Biri ofisinizdeki kasayı soyuyor.

Anlamıyorum.

Gelin biraz yürüyelim Bay Sterling.

Sen diğerini yakala!

Lanet olsun!

Buraya kadar.

Her şey bitti.

Polis şu an yolda.

Ali.

Lütfen, benim.

Kasadaki mücevherleri Sterling çaldı.

Onu kaybettim. Diğeri yanında mı?

Eddie'yi suçlayan Sterling'di.

Ali, cevap ver.

Burada değil.

Teşekkürler.

Dışarı getiriyorum.

Tamam millet. Biraz yer açın.

Bay Sterling, tutuklanmanız hakkında ne diyeceksiniz?

Açılın lütfen.

Açılın.

Yolu açın.

Bir dakika bekle.

Sadece bir gör.

Tek istediğim bu.

Eğer gitmezseniz güvenliği çağırıp sizi binadan attırırım.

O benim kızım değil.

Dinle. Sen ve ben. Biz birbirimize yeteriz.

Biz takımız.

Hadi. Gel buraya.

Polis, Noel arifesinde Sterling AVM'de bir soyguna müdahale etti.

Maxwell Sterling'e ait özel kasada

milyonlarca sterlin değerinde çalıntı eşya bulundu.

Sterling tutuklandı.

Soygunları kendisinin planladığı ve sigortadan para aldığı,

güvenlik Eddie Morris'i suçladığı iddia ediliyor.

Ancak planın

AVM'ye güvenlik sistemi kurduktan sonra milyonları çaldığı gerekçesiyle

hüküm giyen taşeron Nick O'Connor'la başladığı düşünülüyor.

Sembolik bir şey.

Kendime ev tutacağım.

- Maddie'yle her neredeyseniz. - Sağ ol.

Nick O'Connor aleyhindeki suçlamaların düşmesi bekleniyor.

Cynthia Sterling'in,

Sterling'in tüm mağazalarını ve mal varlığını alacağı tahmin ediliyor.

Kimler gelmiş.

Noel'de çalışıyor musun?

Kimmiş çok çalışan?

Bütün sabah ailemleydim. Benim Noel'im böyle.

Buna gerek kalmadı.

Sanırım kalmadı.

Söylesene.

İyi misin?

İyiyim.

Tamam o zaman.

Güzel hediyeler aldın mı?

Evet.

Evet, bayağı kârlı çıktım.

Ama bölüşmem gerekecek.

Tüh be.

Umarım iyi biriyle bölüşürsün.

İyi biri.

Alt yazı çevirmeni: Duygu Mengioğlu

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.