Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
English
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
Ne yaptım ben?
Ne yaptım ben?
Ne yaptım ben?
Ne yaptım ben? Ne yaptım ben?
Ne yaptım ben?
Annem neredeyse ölüyordu, baba.
Ne yaşıyoruz biz, ne oluyor baba burada?
Hişt!
Tamam.
Sen gel bakayım böyle.
Annen iyi, yavrum. Birazdan gözlerini açacak ama...
...seni böyle görürse çok üzülür. Hadi şimdi yüzünü yıkayalım.
Sonra da Alaz'ın yanına geçelim, hadi.
Allah belasını versin onun ya.
Hepsi onun yüzünden.
(Serhan) Çağla!
-Yavaş! -Alaz Bey, müsaade eder misiniz?
Yok bir şey, pansuman yapıyorlar.
Neslihan teyze de iyi dedim ya anne.
Herkes iyi, merak etme. Ece'yle ilgilen sen.
Tamam Rüya.
Arada bir haber ver bana, tamam mı?
-Ara beni. -(Rüya ses) Tamam.
Tatlım.
Ececiğim, ne yapıyorsun kuzum burada?
Bunu dikebilir misin?
Annem çok üzülecek. Parçalanmış.
Tamam, söyleriz hallederler.
Şimdi konuştum Rüya ablanla. Annen çok iyiymiş.
Kuzum her şey çok yolunda, tamam.
Hadi gel çıkalım buradan, gel.
Geberteceğim o serseriyi!
Dua etsin anneme bir şey olmadı.
Alaz, Yaman olduğundan emin misin?
Yaman.
Yaman mıymış adı?
Siz ne ara tanıştınız da ismini öğrendin?
Yabani diyordun hatta lakabı, çok yakışıyordu.
-Alaz. -Evet Rüya.
O yabaniydi, eminim. Gördüğün gibi yakın temastaydım kendisiyle.
Tamam da Neslihan teyzeyle ne derdi olabilir ki onun?
Annemle değil onun derdi, bununlaydı.
Hepsi senin yüzünden.
-Kızım sakin ol. -Çağla!
Saçmalama bir sakin ol. Ne yapıyorsun?
Gidip evini bastınız. Arkadaşını dövdünüz...
...ne bekliyordun (Bip), ne yapacaktı başka?
Ne yaptın, ne yaptın?
Alaz senin derin ne oğlum? Niye yapıyorsun bize bunu?
Baba hak ediyordu dersini verdim sadece.
Annem bıçaklandı, aptal herif. Annem ya!
Dersini vermiş! Sen kimsin ya?
Senin yüzünden benim annem ölüyordu neredeyse.
Keşke sana soksaydı o bıçağı.
-Keşke seni gebertseydi. -Çağla, yeter!
Baba yemin ederim olayın bu kadar büyüyeceğini bilmiyordum.
Bil o zaman. Bir kere de hareket etmeden önce bir düşün, bir bil o zaman.
Yeter dedim çocuklar, hastanedeyiz.
(Serhan) Tamam, olan olmuş.
Bu konu hakkında tek bir kelime dahi duymak istemiyorum.
Ve bu konuştuklarımız burada, aramızda kalacak.
Kimse duymayacak özellikle de dedeniz, tamam mı?
-Ama baba... -Tamam mı dedim?
Bana uyar.
Tamam.
Rüya?
Evini bastığına göre adresini de biliyorsundur.
Alo amirim, adresini tespit ettik.
Adı da Yaman'mış baba.
(Serhan) Tamam. Adı, Yaman.
Yok, açmıyor. Kesin bir şey oldu.
Kızım endişelenme o kadar. Duymuyordur telefonunu, gelir birazdan.
Nerede? Hani yok, gelmedi. Sabah oldu. Haber de yok.
(Bip) vardı değil mi, çeneni tutamadın?
Sana sus, Yaman durmaz dedim. Bir kere dinleseydin...
Ne yapsaydım, yalan mı söyleseydim?
Söyleseydin. Söyleseydin sanki hiç yemediğin (Bip).
Ne yapacağız şimdi?
Yaman'a bir şey olursa ne yapacağız? Söyle.
Cesur nereye?
Eğer Yaman'ın kılına zarar geldiyse yemin ediyorum gider yakarım orayı.
Sonra da paşalar gibi yatarım.
Saçma sapan konuşma, otur şuraya. Bir de seninle uğraşmayalım.
Ben daha ne yapayım Asi?
Ne yapayım lan! Ne istiyorsun benden ne yapayım?
Keşke dilim tutulsaydı. Ağzıma, burnuma...
...gırtlağıma kaçsaydı dilim de konuşmaz olsaydım.
Tamam yedim bir (Bip).
Daha ne istiyorsun benden, ne yapayım ben?
Çay koy. Git hadi.
Hadi çay koy kahvaltı hazırla.
Hadi, hadi. Git kahvaltı hazırla bir işe yara.
Her şeyi ayağınıza bekliyorsunuz zaten.
Eşek var ya.
Hadi git, gitsene.
Yumurta var dolapta onu yap.
Gelecek.
Her zaman geldi şimdi de gelecek.
Geldi, geldi bile.
-(Polis) Gir içeri. -Ne oluyor?
-Ne oldu? -(Polis) Yat yere.
-Her yeri arayın. -Sen ne oturuyorsun hâlâ orada?
Amirim, sakat o sakat. Sakat, sakat.
Tamam, dur orada.
(Kadın polis) Rahat dur.
(Polis) Burası temiz. Kimse yok.
Yaman kim?
Yaman hanginiz lan?
Yaman yok burada.
Ne oldu amirim Yaman'a? Ne yaptı Yaman?
Ne yaptı amirim Yaman, ne yaptı?
Ne yaptı amirim Yaman, ne yaptı?
Ne yaptı?
Ne yaptı?
(Muhabir) Sağlık durumu nedir? Zanlının kimliği tespit edildi mi?
Kızımın durumu iyi.
(Eşref) Ufak bir operasyon geçirdi.
Şimdi narkozdan uyanmasını bekliyoruz.
(Kadın muhabir) Evde bıçaklandığı söyleniyor. Kim yapmış?
(Erkek muhabir) Neslihan Hanım'dan ne istemiş peki, neden yapmış?
Neden, niçini hiç önemli değil.
Serserinin biri evime girip kızımı bıçakladı.
Ama yakalanıp en ağır cezaya çarptırılması için...
...ne gerekiyorsa yapılacak.
Herkes yaptığının bedelini öder.
(Erkek) Toplantı bitmiştir arkadaşlar, teşekkür ederiz.
(Üst üste konuşmalar)
(Kadın muhabir) Neslihan Soysalan'ın yardım ettiği...
...sokak çocuklarından biri tarafından yaralandığı söyleniyor.
Oğlu Ali Soysalan'ın çocukken kaçırılmasının ardından...
...kendini kurduğu vakfa adayan Neslihan Hanım'ın...
...bir sokak çocuğu tarafından bıçaklanması manşetlere bomba gibi düştü.
(Erkek) Alo, neredesin?
Şimdi beni iyi dinle. Çocuklara haber ver hemen, ikinci katı kapatıyorsunuz.
Eşref Bey, doktorlar haricinde kimse girmeyecek, dedi.
(Gerilim müziği)
Tamam, yok bir şey. Neslihan teyze iyi.
Eğer anneme bir şey olursa...
...o (Bip) kimse alamaz elimden.
Alaz yapma.
Sana yemin ederim...
...öldürürüm onu.
Başkasını suçlamak...
...kendini suçlamaktan çok daha kolay değil mi?
Annemi ben bıçaklamadım, Rüya.
Niye bastın ya çocuğun evini?
Niye dövdün arkadaşını, ne yaptı bu çocuk sana?
Bunu yaptı Rüya.
Annemi bu hâle o getirdi farkındaysan, ben değil.
Neden bahsettiğimi o kadar iyi biliyorsun ki Alaz.
Hayır, bilmiyorum Rüya.
Benim annem ölüyordu ya. Sen neyden bahsediyorsun?
Yaptıklarının bir sonucu olduğunu anlatmaya çalışıyorum sana.
Kapındaki korumalara güvenme diyorum.
Benim korumaya falan güvendiğim yok.
Tamam mı?
Haddini bilmeyene kendim öğretirim.
İşte birileri de gelir...
...böyle bedel ödetir o zaman Alaz.
Dünya senin dedenin çiftliği değil.
Dedem seni çağırıyor. Bizimle konuşacakmış.
Gidip hemen yetiştirdin değil mi?
Tam senlik bir hareket çünkü.
Henüz değil ama beni biraz daha zorlarsan anlatırım.
Ben tek, siz hepiniz.
Gelin, hepiniz gelin.
Anne.
Çok özür dilerim.
İstemeden oldu, kazaydı.
Zarar vermek istemedim.
Eğer sen gerçekten...
...benim...
...annemsen...
...bilirsin beni. Yani...
...insan evladını bilmez mi hiç?
Ben kötü biri değilim.
Hiç olmadım sana yemin ederim.
Çok zorladılar...
...ama direndim.
Direndim anne.
O yüzden eğer ben...
...Ali'ysem senin oğlunsam...
...sakın benden şüphe etme olur mu?
Yemin ederim ben iyi bir çocuğum.
Ne işin var lan senin burada?
Kazaydı yemin ediyorum, kazaydı.
-Çık dışarı! -Kazaydı yemin ediyorum.
-Dinleyin beni. Konuşmamız lazım. -Polise anlatırsın o yalanlarını çık!
(Yaman) Dinleyin beni, konuşmamız lazım. Lütfen yalvarıyorum size. Lütfen!
Beni bıçaklayacaksın şimdi de?
-Ne o elindeki? -Hayır, yok bakın. Bakın.
Bakın.
Nereden buldun sen bunu?
Bu çocuk benim.
Aynısı sizin evinizde de vardı. O odada.
Şimdi her şey bitti...
...oğlum olduğunu mu iddia edeceksin para koparmak için?
Serseri, çık dışarı. Seni sahtekâr! Çık!
Bu fotoğrafın yarısı kendimi bildim bileli bende.
Çocukluğumdan kalan tek şey, bu fotoğraf.
Sizin de kayıp bir oğlunuz varmış. Belki de ben sizin oğlunuz olabilirim.
Sahtekâr, kes sesini!
(Serhan) Güvenlik! Güvenlik!
-Nereye? -Neslihan Hanım'la konuşacağım.
Uyansın ona da anlatacağım derdimi.
Bırak Neslihan'ı bakalım bundan sonra gün yüzü görebilecek misin?
Düş önüme!
Düş, yürü! Yürü.
Neslihan Hanım'la konuşmadan teslim olmayacağım.
(Serhan) Yakalayın şunu! Yakala!
(Güvenlik) Dur, dur!
-(Serhan) Yakala. -(Koruma) Dur dedim sana, dur!
(Serhan) Alaz!
(Çağla) Alaz, Alaz!
Dur!
Baba! Ne oluyor burada?
Tamam, tamam.
(Yaman dış ses) Anne.
-Ali. -Neslihan teyze...
Ali mi geldi?
Ali buradaydı.
Allah kahretsin!
Rüya değildi.
Rüya değildi.
Ne olur rüya değildi de.
Buradaydı.
Rüya değildi.
Rüya değildi.
Anne!
(Erkek) Eller yukarı!
Neslihan'ı eve getirmişler. Rahat battı tabii.
O ne Rüya?
-Yok bir şey. -Nasıl yok bir şey?
O şey değil mi o serserinin fotoğrafı değil mi?
Öylesine haberlere falan bakıyordum.
-Ver bakayım. -Anne.
Ver bakayım neye bakıyordun?
-Rüya ne bu? -Hiçbir şey.
Nasıl hiçbir şey kızım, ne yapıyorsun sen?
Ya o çocuk yani Yaman...
...Neslihan teyzenin kaçırılan oğlu olabilirmiş.
Ne?
Nereden çıktı ya bu saçmalık? Kim söylüyor bunu?
Kendisi söyledi.
Yani bana değil, Serhan amcaya dedi.
Hastaneye geldi kendini anlatmaya çalıştı.
Bir fotoğraf varmış bunda evde de aynısını görmüş.
Benim fotoğrafım, benim çocukluğum bu dedi.
Annesi olduğu için mi bıçaklamış Neslihan'ı?
Hayır. Alaz evini basınca...
Kazaymış, bilerek yapmamış.
Hadi oradan be! Pis sahtekâr.
Ne sahtekâr, ne biliyorsun da sahtekâr?
Önce bir dinle. Serhan amca da aynı böyle yaptı.
Neyi dinleyeceğim ya? Kızım sen saf mısın?
Pisliğin teki eve giriyor kadını bıçaklıyor...
...ondan sonra paçayı kurtarmak için.
Paçayı kurtarmak için olsa neden hastaneye gelsin anne?
Çünkü polisin peşinde olduğunu biliyor. Enseleneceğini biliyor.
Yazmış arama motoruna, öğrenmiş hikâyeyi yersen.
Ya oysa?
Ya gerçekten Ali'yse?
Kızım, Rüyacığım babasının...
...tanıyamadığını bir bakışta sen mi tanıdın aşkım?
Anne Allah aşkına şu fotoğrafa baksana bir. Çok benzemiyorlar mı?
Neslihan teyzeye söylesek.
Sakın. Sakın Nesli'ye böyle bir şey yapma.
Gel.
Bak defalarca umutlandı.
Defalarca yıkıldı benim arkadaşım.
Yeter, gözümün önün de aklını kaçırdı kadın.
Kimsenin dili varmıyor söylemeye ama ben söyleyeyim.
Aliciğimiz öldü.
Öldü o çocuk.
Fidyeyi aldılar, çocuk da bunu gördü.
Sağ bırakırlar mı?
Oğlu öldü ama benim güzel arkadaşım...
...kafasında öldüremiyor. Yani kabul edemiyor.
Olay bu. Bak...
...Serhan amcan kadar güçlü değil Neslihan.
Aklı pamuk ipliğine bağlı zaten dağılır gider.
Oynama ayarlarıyla.
Sakın. Bunun vebali sen de ben de kaldıramayız.
Hem zaten yani ufacık bir ihtimal olsa...
...Serhan bütün dünyayı ayağa kaldırırdı. O kadar düşkündü ki oğluna.
Yok, bu çocuk Ali falan olamaz.
Bu at hırsızı gibi bir şey.
(Duygusal müzik)
-(Alaz) Yavaş anneciğim. -Niye çıkıp geldin? Olur mu böyle?
Ben evde daha rahat edeceğim Feride abla.
-Kendimi biliyorum. -(Ece) Anne!
-Ay! -Kızım yavaş ama!
(Ece) Pardon.
İyiyim, tamam. İyiyim güzelim.
-Hadi gel odana -Yok, yok.
Hiçbir yere gitmem Feride Abla. Şurada yatacağım. Bırak.
İyiyim ben.
Çünkü yatak odasından olayları kontrol etmek biraz zor olacak.
-Aşk olsun. -Yavaş, yavaş.
-İyiyim. -Yavaş, hızlı yürüyorsun.
Yok, gayet iyiyim dedim ya size.
-(Neslihan) Şimdi tut. -(Feride) Gel.
-(Neslihan) Şimdi tut. -(Feride) Hoppa.
-(Feride) Rahat mısın? -Rahatım.
Anne bak, Yurdagül abla dikti. Biraz tipi kaydı ama olsun, üzülme.
Hâlâ abim kokuyor, eminim.
Ece.
Bizim şu anda derdimiz tavşan mı abin mi?
Anladım. Evet.
Tamam Müdür Bey, ben az sonra emniyette olurum.
-Evet, tabii. -Ne oldu dede? Bulmuşlar mı?
Kim bu?
Benim.
Ama o resim yarım. Kalanı nerede?
Devamı nerede? O resmin yarısı nerede?
-Salim abi. -Efendim?
Ben bir süre sende kalabilir miyim?
Olur lan. (Salim güldü)
(Erkek) Konuşsana oğlum. Nerede bu Yaman?
Amirim bilmiyorum dedim ya. Vallahi canına yazık.
-Boşuna uğraşıyorsun. -Canıma yazık.
Senin canına yazık değil mi?
(Erkek) Bak, buralarda sürünüyorsunuz.
Sen yerini söyle, bırakayım git.
Amirim, ben bilmediğim şeyi sana nasıl söyleyeyim?
Bildiğim yerden sormuyorsun ki.
Anlaşıldı.
Sen arkadaşının yerini söyleyene kadar ikimiz de bu odadayız.
(Kadın) Eve girmiş, kadını bıçaklamış. Sen hâlâ bu çocuğu mu koruyorsun?
Bakın, Yaman yapmaz. Onu tanıyorum, kimseye zarar vermez.
-Kesin başka bir şey dönüyor. -(Kadın) Ara, gelsin o zaman.
Ne işler dönüyormuş anlayalım.
-Telefonum yok. -Al, ara.
Tabii ki de numarası ezberimde değil.
-Nerede saklanıyor, onu söyle. -Ne bileyim nerede?
Bilmiyorum diyorum. Niye anlamıyorsunuz?
Bak Umut, Yaman abini seviyorsun, değil mi?
Çok. Kendimden bile çok.
(Kadın 2) O zaman bize onun yerini söylemen lazım.
Kaçtıkça cezası artıyor.
Sokaktadır.
(Kadın 2) Hangi sokaktadır çocuk?
Ne bileyim abla?
Yani biz sokak çocuğuyuz, bütün sokaklar bizim.
Hastanede miymiş?
Evet. Burnunun dibine kadar girmiş, odana girmiş şekerim.
Şaka gibi yani. Rezalet.
Evet, oradaydı.
Ama bu çocuğun kaçması gerekmiyor mu? Neden hastaneye gelsin ki?
Hasta çünkü. Ruh hastası.
Bizimle ne derdi varsa burnunun dibine kadar girmişti.
-Yetişemeseydim belki de... -Belki de önemli bir şey söyleyecekti.
-Ne gibi mesela? -Ne söyleyebilir canım?
Ben ettim, siz etmeyin diyecek, şikâyetinizi geri alın diyecek.
Özür dileyecek. Başka ne söyleyebilir?
Başlarım onun özrüne de kabahatine de. Serseri.
Dün gece az kalsın karımı öldürüyordu.
O çocuk beni öldürmek falan istemedi.
O gece olanlar biz kazaydı.
Niyeti bana zarar vermek değildi.
Başlama Nesli.
Seni değilse oğlunu bıçaklamaya girdi o zaman. Başka niyeti ne olabilir?
(Serhan) Mesela şey olabilir, para.
Ne de olsa çocuk, Neslihan teyzesinden harçlık almaya alıştı tabii.
Serhan bak, hangi sebeple olursa olsun evimize zorla girmesini...
...ya da oğlumuza saldırmasını falan haklı bulmuyorum.
Bunların hepsi eşkıyalık, bunu ben de biliyorum.
Ama o çocuk bana zarar vermek istemedi.
Ne bileyim? Kendini korumaya çalıştı, ben araya girince de...
...işte bıçakla... Aman, ne oluyorsa oldu işte.
Polise de böyle anlatmadın umarım.
Yaşanan neyse onu anlattım. Ne anlatacaktım?
Yaşanan sadece buydu yani.
Peki sen dün gece bizim ne yaşadığımızın farkında mısın acaba?
Benim, çocukların, babanın.
Bizi geçtim, öncelikle sen ne yaşadığının farkında mısın Neslihan?
Ölüyordun diyorum sana, ölüyordun!
Yok, gerçekten ben hiçbir şey anlamıyorum. Gerçekten hiçbir şey anlamıyorum.
Bana bir kahve yapın!
-(Hizmetli) Hemen efendim. -Hiç bana bakma. Haklı.
Çok haklı.
Sen de kaldın. Çık istersen.
Odada kalabalık olmasın, hasta odası.
Hadi.
Yok, gitmesin. Kal burada.
Sen tüm gece baş ucumda mı bekledin?
(Neslihan) Gel bakayım.
Gel.
Teşekkür ederim.
Dediğim gibi, ifadelerini aldık. Dışarıda olmaları işimize gelir.
(Erkek 2) Arkadaşlarıyla mutlaka iletişime geçecekler.
Eli kulağında, yakalayacağız. Bize güvenin.
Müdür Bey, elin oğlu evime girdi.
Torunumu darp etti, kızımı öldürmeye kalktı.
Benim içim mesele artık size karşı olan güven meselesi değil...
...onur meselesidir.
İnşallah siz benden önce bulursunuz.
Siz de arkadaşınıza söyleyin, bir an önce polise teslim olsun.
Evladı zarar görmüş bir babanın keseceği ceza...
...çok daha ağır olur.
Oldu. Çorba, çorba.
Hadi çorbaya. Geç, geç. Koş, koş. Hadi!
Yaman, çorba hazır. Hadi gel.
Hadi bakalım, gel. Çorbaları koyacağız.
(Salim) Oh. Bu kadar yeter, hadi.
-Rüya nereden öğrenmiş? -Odanın tuvaletindeymiş.
Ne olur söylememiş olsun Şebnem. Neslihan'a söylememiş olsun.
-Daha yarası iyileşmeden... -Tembih ettim, merak etme.
-Sen karışma dedim. -Kimse karışmasın.
Dedim ama Rüya bu. Tanıyorum kızımı. Meraklıdır, kurcalar.
Hem sana söyleyen karşısına çıkıp Nesli'nin yanında söylemeyecek mi?
Söyleyemeyecek.
Bir daha Neslihan'ın karşısına çıkmasına izin vermeyeceğim.
Bir daha kimse karımın karşısına çıkıp martaval okuyamayacak.
Aynı şeyleri bir daha yaşamayacağız. Başa sarmayacağız, tamam mı?
Burama kadar geldi. Yetti artık.
Test sonucu beklemek yok. DNA harflerini yan yana duymak bile istemiyorum.
Ya bu sefer doğruysa?
Ya gerçekten oysa?
Saçmalama Şebnem.
Bari sen saçmalama.
(Geçiş sesi) Bu çocuk benim.
Aynısı sizin evde de vardı.
Biri çıkıp Ali benim dediğinde allak bullak oluyorsun, değil mi?
Ya işte Rüya.
İşte o hissettiklerini binle, milyonla çarp.
Anne baba olarak o kadar çok boş umuda kapıldık ki.
Ya gerçekten oysa?
Ya yanılıyorsanız?
Keşke.
Daha önce o kadar çok yanıldık ki.
(Serhan) O kadar çok hayale kapıldık ki.
Yüzlerce ihbar, onlarca DNA testi. Sonra bir o kadar umut, heyecan.
Sonra yine hayal kırıklığı.
Hatta bir keresinde bir kadın gelmişti.
Olayın üzerinden yıllar geçmiş.
Yanında bir çocuk.
Ben buldum, büyüttüm dedi.
Neslihan o çocuğa öyle bir sarıldı ki...
Bırakmıyor.
Haksız da değil. Çocuk Ali'nin kopyası.
Ama benim içime sinmedi.
Niye biliyor musun?
Bakışları farklıydı.
Bir yerde okumuştum.
İnsanın bir tek bakışları, gözleri değişmezmiş.
Eğer gerçekten oğlum olsaydı...
...onu gözlerinden tanırdım.
Kesinlikle tanırdım.
Anlıyorsun, değil mi?
Salim abi hani internete giren televizyon yapacaktın?
Yapacağım ama önce uçan sandalye yapacağım.
-Uçan sandalye mi? -Evet.
Umut'un sandalyesi var ya, uçacak. Fırt diye uçacak.
Boş içme oğlum, ekmekle ye. Öyle tok tutmaz.
-Kiminki bitti? -Ben.
Eller yukarı.
(Salim) Çak. Çak.
Çak. Aferin. Şimdi leblebi zamanı.
Aç avuçlarını, aç.
Al, al, al.
(Salim) Sen sonra.
Cimcime, yanıma gel bakayım.
Bak, şimdi sana çok büyük bir görev vereceğim...
...ama ikimizin arasında kalacak, tamam mı? Kimseye söylemek yok.
Bak şimdi, ne yapacaksın biliyor musun?
(Polis) Bir şey var mı?
(Polis 2) Bir sıkıntı görünmüyor. Bakacağız.
Bu sivilleri de dikmişler kapıya.
-Hâlâ açmıyor mu? -Yok.
Telefonu kapatmış.
Aramış da çocuk. Açamadık.
(Asi) Belki bir şey isteyecekti, yardım isteyecekti.
Nasıl ulaşacağız şimdi?
O artık bize bir şekil ulaşacak.
Nasıl ulaşacak ki? Kapıda polisler var diyorsun.
Ne bileyim Asi? Ben de bilmiyorum! Bekleyeceğiz işte!
Evin de içine etmişler ulan! Ne sakladıysak (Bip) evinde!
Duvarlar kalmış, onları da yıksaydınız!
Bunu da gözümüzün içine baka baka kırdılar, yırttılar.
Nerede bunun içi?
Kopardılar.
(Umut) Yaman abimi bizden kopardılar.
Hiç gelmeyecek, bir daha eskisi gibi olmayacak, değil mi?
Hişt.
Ben gideyim, poşet falan alayım. Bir yerlerimize batacak.
Çek, çek.
Aa. Hayırdır kız? Ne oldu?
Konuşsana kızım.
-Ne bu? -Ne o? Ver bakayım.
Ver bakayım. Not mu bu? Ne bu?
No tabii. Leblebi külâhına yazarsak okumak kimsenin aklına gelmez demişler.
Tövbe tövbe. Küçücük kız be. Ne notu?
Eline ne oldu? İçeride ne oluyor?
Doğradım içeridekileri. Al.
Oğlum, sen benimle alay mı ediyorsun?
Estağfurullah Memur Bey.
-Cesur ne oluyor? -Tamam, yok bir şey.
-Eline ne oldu? Cam mı kesti? -Dur, bir şey yok.
Zaten leblebilerimi yere döktü. Kızcağız bana getirmiş ne güzel.
Bir avuç bir şeydi, yiyecektim onları.
(Asi) Ne leblebisi? Ne diyorsun? Kalk, içeri gir.
Kızcağız düşünmüş. Teşekkür ederim fıstığım.
Canım çekti benim de yiyecektim.
-Cesur gir içeri. -(Cesur) Dur, tamam. Geliyorum.
-Lan hâlâ topluyor. -Sen daha neye bakıyorsun abiciğim?
Ziyan mı edeyim bunları? Yiyeceğim, Allah Allah.
-Hadi güle güle. -Gir ya, gir.
Ne yiyorsun yerden topladığın şeyi?
Cesur helal, helal. Al, iç şunu Cesur.
Haber var.
-Yaman'dan haber var. -Ne haberi?
Leblebi işte. Kim verirdi bize bunları?
Salim abi! Yaman, Salim abinin yanında mı?
Yavaş be kızım. Bir de çık, bağır istersen.
Tamam, ne yapacağız? Nasıl gideceğiz? Zebella gibi dikilmişler kapıya.
Telefon.
-Burada. -At.
Alo?
Abim, senden bir ricam olacak.
("Barış Manço - Domates Biber Patlıcan" çalıyor)
"Domates, biber, patlıcan"
"Domates, biber, patlıcan"
"Domates, biber, patlıcan"
(Erkek 3) Domates, biber, patlıcan!
"Domates, biber, patlıcan"
"Bir anda bütün dünyam karardı"
Ne bu şimdi?
Domates, biber, patlıcan!
-Kıs şunu, kıs! -Ne alacaksın abi?
Domatesi 25, biberi 20 yaparım.
Yok kardeşim, bekleme yapma. Hadi devam et.
Patlıcan vereyim. Bak, güzel kabaklarımız var.
(Polis) Yürü diyorum, devam etsene.
-Almayacaksın, ne tutuyorsun o zaman? -(Polis) Neyi zorluyorsun?
Git kardeşim, az ileride sat diyorum.
Amirim biraz ilerisi sahil. Bu fiyata orada nasıl satarım?
Bin şu arabana, devam et.
Domates, biber, patlıcan! (Araba çalıştı)
Manyak.
"Domates, biber, patlıcan"
"Bir anda bütün dünyam karardı"
(Erkek 3) Domates, biber, patlıcan!
-(Polis 2) Bu nereden çıktı? -(Polis) Ne bileyim?
"Domates, biber, patlıcan"
"Domates, biber, patlıcan"
(Duygusal müzik)
-Anne. -Gel hayatım.
Ben de çok sıkılmıştım. Gel, beraber oturalım birazcık.
(Gerilim müziği)
Senin burada ne işin var? Çık dışarı.
-Çağla gel buraya. -Anne sakin ol.
Çağla gel buraya dedim!
-Çık evimden! Çık dışarı! -Anne bir dinler misin?
-(Neslihan) Serhan! -Anne dinler misin? O bir şey yapmadı.
-Serhan! -Neslihan teyze iyi misin?
Çabuk çık git evimden! Çık dedim! Bir daha kızımın yanına bile yaklaşma!
-Anne bir dinle. -Ne oluyor?
Neslihan teyze beni polise şikâyet etmiş sağ olsun.
Kızımı darbetmişsin. Ne yapacaktım?
Serhan bir şey yapsana. Çıkar şunu evimden.
İspat edin öyleyse. Bilip bilmeden beni polise şikâyet etmişsiniz.
Neyim ben? Karaktersiz falan mıyım? Çağla'ya neden zarar vereyim Serhan amca?
Tamam Rüzgâr, haberim var.
Halledecektim ama ona sıra gelemedi maalesef.
Haberin varsa niye bir şey yapmıyorsun?
Çıkarsana şu adamı buradan. Sana dışarı çık dedim!
Evimden dışarı çık!
Tamam. Rüzgâr, siz Rüya'yla dışarı çıkın. Hadi.
-Rüzgâr hadi. -(Neslihan) Çık dedim!
Yüzsüz! Kızımın yanına bile yaklaşmayacaksın artık.
Seni okuldan da attıracağım!
Pislik herif!
(Kapı kapandı) Çağla.
Sen her şeyi çok biliyorsun, değil mi anne?
Kendi kendine araştırdın, gizemi çözdün, beni kurtardın. Bravo!
Çağla.
-Yalan mı baba? -Tamam. Şimdi herkes sakin oluyor.
Gel şöyle, otur.
-Sen de otur lütfen. -(Neslihan) Tamam.
Her ne olduysa başından sonuna apaçık annene anlatmanı istiyorum.
Kulüpte kavga çıktı, arada kaldım. Hepsi bu, bu kadar.
Beni anlayacağını bilsem gelir anlatırdım ama işte.
Hangi kulüp bu?
Önünden bile geçmenizi istemediğim kulüp, öyle değil mi?
Al işte baba, bak. Yine başladı.
Oraya gitmeyeceksin, onunla görüşmeyeceksin!
Çağla niye anlatamıyorum? İyiliğiniz için.
Sizin iyiliğiniz için yapıyorum.
İyiliğim mi?
Sen benim iyiliğimi mi istiyorsun?
O zaman bana annelik yap.
Benim bir dedektife, bir gardiyana...
...ya da her ne yapmaya çalışıyorsan bu saçmalıklara ihtiyacım yok.
Benim korkmadan, çekinmeden, beni yargılar mı diye düşünmeden...
...konuşacağım bir anneye ihtiyacım var.
Anne, kavga çıkabilir.
Kolum morarabilir, kafam kırılabilir.
Bunun çözümü en korkunç senaryoyla Rüzgâr'ı polise şikâyet etmek...
...ya da hemen yasak koymak mı?
Bence sen benim boynuma ip bağla anne. Bir ip bağla, sen gezdir beni.
Ben seni anlamıyorum zannediyorsun ama anlıyorum.
-Ben de genç oldum. -Anlamıyorsun.
Hiçbir zaman anlamadın ki.
Hep nasihat, hep uyarı.
Düşünsene, biz seninle en son ne zaman anne kız bir şey yaptık?
Mesela bir yere oturup kahve içtik, kuaföre gittik.
Ya da ne bileyim? Bir derdin var mı diye sordun mu bana?
Varsa yoksa kontrol.
Ben boğuluyorum artık anne, ben boğuluyorum.
Rüzgâr bana bir şey yapmadı.
Kavga çıktı, Rüzgâr beni kurtardı.
Çocuğa teşekkür etmeni de özür dilemeni de beklemiyorum.
Ama senin yüzünden Rüzgâr'ı da kaybetmeyeceğim.
İfademde de ne diyeceğimi duymuş oldun.
Ben mi suçlu oldum şimdi?
Söyleseydin! Kavgaya karıştım, ondan kolum morardı deseydin.
Söyleseydi ne değişecekti Neslihan?
Anlayacak mıydın gerçekten?
Çağla'yı dövdüm Rüya. Kız arkadaşımı düzenli aralıklarla dövüyorum.
Bu mu? Ne duymak istiyorsun?
Vallahi yapsan şaşırmam desem?
Çünkü psikolojik şiddette gayet iyisin.
Annemle konuştum. Babam zaten her şeyin farkında.
Tamam, halloldu yani.
-Özür dilerim, benim... -Bunu baştan düşünecektin Çağla!
-Annen polise gitmeden önce halledecektin. -Kız özür diledi ya.
Tabii! Başıma belayı sarıp ondan sonra özür dilerim Rüzgâr.
Geçmiş olsun 'bro'. Annen gayet iyi. Hatta o kadar iyi ki...
...kendi derdini unutmuş, benim başımı belaya sokmaya çalışıyor!
Ben Çağla'nın kollarını mor görünce...
...tahlillerde de bir şey çıkmayınca yalan söylediğini düşündüm.
Rüzgâr'ı falan koruyor olabilir.
Ben çocuklarıma güvenmeyi, inanmayı seçiyorum.
Ne anlatıyorlarsa o.
(Serhan) Benim kızım akıllıdır.
Gerçekten öyle bir şey yaşamış olsaydı bizden önce Rüzgâr'a tekmeyi o vururdu.
Bu arada...
...Alaz da o zehri bir kere kullanmış.
Tahlillerden haberin var yani.
Bana hiç inandırıcı gelmiyor.
Ne zaman bitecek Neslihan?
Efendim?
Vicdan azabın diyorum.
Ne zaman bitecek?
Kendini ne zaman affedeceksin?
Ya da beni.
Oğlumuzu alamadım ya.
Fidyeyi teslim ettiğimiz gün...
...Ali'yi almadan dönme demiştin bana.
Olmadı.
Başaramadım.
Ali benim de oğlum, değil mi Neslihan?
Farkındasın, değil mi?
Ben de oğlumu kaybettim.
Bir kere bile ağlamadın demiştin bana.
Ağlayacak fırsat verdin mi ki?
Sen benim oğlumun yasını tutma hakkımı elimden aldın.
"Güçlü ol Serhan.
Karın kötü, sen iyi ol. Dik dur.
Belli etme. Sarsılma.
Çocuklar var. Çocukların sana ihtiyacı var Serhan."
Ama ben de oğlumu kaybettim.
O kaybolan çocuk benim de evladımdı.
Ayakta kalmak zorunda olan neden hep ben oluyorum Neslihan?
(Serhan) Tamam.
Ben de bırakayım o zaman. Sallamayayım.
(Serhan) Küstüm artık, oynamıyorum diyeyim.
Çocuklar, ben artık size babalık etmiyorum.
Ne hâliniz varsa görün diyeyim. Onlarla hiç ilgilenmeyeyim, anlamayalım.
Ne dertleri var, ne istiyorlar, ne hayal ediyorlar hiç sormayayım.
(Serhan) İstersen odalarına kilitleyelim, başlarına da birer koruma verelim.
Öyle yaşasınlar, mutsuz olsunlar.
Yok olmasınlar ama yaşasınlar. Yeter ki onları kaybetmeyelim.
Öyle mi?
Ben de kendimi ve ailemi diri diri toprağa sokayım.
Öyle yaşayalım.
O zaman kendini affedecek misin?
Beni affedecek misin?
O zaman her şey düzelecek mi?
Oğlumuz...
...geri gelecek mi?
Erken ayaklanmışsın.
O gece...
...sana daha kötü bir şey olsaydı diye düşündüm.
O bıçak iki santim daha derine girseydi...
Geçti gitti baba.
-Merak etme, iyiyim. Üzülme. -Üzülmeyeyim mi?
Seni kaybetmeye dayanamazdım.
O kadar güçlü değilim.
-Eğer o çocuk... -Baba.
-Kazaydı, geçti.
Kızım eğer sana daha kötü bir şey olsaydı kaza olmasının önemi olur muydu?
O çocuk senin evine girmiş, oğlunu darbetmiş.
Seni bıçaklamış, yaralamış.
Annesi babası yok diye onu masum mu sayacağız?
Sokaklarda büyüdü diye af mı edelim?
Biliyorum, o gördüğün çocukların...
...her birini Ali'nin yerine koyuyorsun.
Ben de öyle.
Nerede anasız babasız bir çocuk görsem...
...torununu kurtaramadın, bari bunu kurtar, diyor vicdanım.
Bu benim Ali'ye olan borcum.
Kim bilir, belki de sokaktaki çocuklardan biridir Ali.
Belki ellerinden kurtulmuştur.
Belki sokaklara düşmüştür. Dayanmıştır, direnmiştir.
Belki bir gün çıkar geri gelir.
Ama Ali dönmeyecek kızım.
O yardım etmeye çalıştığımız çocukların hiçbiri Ali değil.
Kızım.
Biz Ali'yi yaşatacağız diye bu koskoca evi aldık...
...içindekilerle beraber diri diri toprağa gömüyoruz.
Şu çocukları ne hâle getirdik görmüyor musun?
Gel...
...biz artık torunumu defnedelim.
Hayır.
Baba.
Ali öldü kızım.
Hayır.
Öldü.
Başımız sağ olsun.
Hayır.
-(Cesur) Yaman! -(Asi) Yaman!
Takip edilmediniz, değil mi? Polisleri nasıl atlattınız?
Yok, biz orayı hallettik. Merak etme.
Ne oluyor Yaman?
Neslihan Soysalan'ı sen mi bıçakladın?
Kazaydı. Kazara oldu.
Nasıl kaza oldu oğlum?
Bak, biliyorsun bende de geri vites yok da bu iş bir başka.
Polis her yerde seni arıyor.
(Cesur) Hadi polisi geçtim, Soysalanların da hepsi senin peşinde.
Eğer polisten evvel seni bulurlarsa var ya...
Tabii ki teslim olacak, değil mi Yaman? Gidip doğrusu neyse anlatırsın.
Evimi bastılar dersin, cinnet geçirdim dersin.
-Hayır. -Nasıl hayır oğlum?
Bizi duymuyorsun galiba lan. Bunlar seni yaşatmaz diyorum.
Nereden baksan polisin yanı yine en güvenli yer.
Cesur haklı. Nereye kadar kaçmayı düşünüyorsun Yaman?
Oğlum cebimizde dolmuş parası mı var? Kaçmak kolay iş mi?
Aynen öyle. Şimdi kalkıyorsun, paşa paşa teslim oluyorsun.
(Asi) Her şeyi anlatıyorsun, tamam mı? Hadi kalk.
-(Cesur) Hadi. -Hadi. Teslim oluyorsun, gidiyoruz.
-Bir saniye. -Hadi.
(Yaman) Beni bir dinleyin lütfen.
Eğer teslim olursam anne...
Neslihan Hanım'a bir daha ulaşamam.
Ona gerçeği anlatamam.
Onu inandıramam.
Gerçek neymiş oğlum? Neye inandıracaksın?
Gerçi Serhan Bey de bana inanmadı ya zaten.
Neye inanacaklar Yaman?
Onların...
...Soysalanların kayıp oğlu olduğuma.
(Alaz dış ses) Üçümüzü topladınız, bir Ali etmedik be.
Yüzünü bile hatırlamadığım ölü bir abinin...
...hayaletiyle yaşamak istemiyorum ben artık.
Korkmadan, çekinmeden, beni yargılar mı diye düşünmeden...
...konuşacağım bir anneye ihtiyacım var.
Kendini ne zaman affedeceksin? Ya da beni.
(Serhan dış ses) Oğlumuzu alamadım ya.
Biz artık torunumu defnedelim.
Ali öldü kızım.
(Asi) Beş yaşındaymış.
Kaybolduğunda doğum günüymüş.
Kaybolmamış. Kaçırılmış.
Fidye istemişler...
...ama sonra çocuğu teslim etmemişler.
Tamam. Gidelim, anlatalım böyle böyle diye.
Ben zaten anlattım.
Gerçi yakalandım ama...
...hastanede Neslihan Hanım'ın yanındaydım.
Durumu iyi mi diye kontrol etmek istedim. Sonra kocası geldi.
Baban yani.
Kızım bir dur Allah'ını seversen. Delinin biri çalıyor, biri oynuyor.
Sen bir sus.
-Ne dedi? -Dinlemedi bile.
Ama Neslihan Hanım onun gibi değil.
Onunla da bir konuşayım, inanmazsa kendi bilir zaten.
Ama önce onunla konuşmam lazım.
Sonra gider teslim olurum zaten.
Abiciğim gözünü seveyim. Senin kafan falan mı güzel?
Bak oğlum, bu fotoğrafın tamamı, yani yanında Neslihan Hanım olanı...
...çocuk odasındaydı diyorum! Beni anlıyor musun?
(Bip) senin fotoğrafını! Oğlum bunun sen olduğu bile belli değil.
Belki çöpün kenarında falan buldun.
Ben hiçbir (Bip) hatırlamıyorum demiyor muydun?
Ya o bensem? Ya o kayıp çocuk bensem?
Yani bu durumda...
...daha merhaba bile diyemeden anneni bıçaklamış oldun, öyle mi?
Kızım hadi bunun kafa gidik, sana ne oluyor?
Sen inanma. İlla muhalefet. İnanma.
Peki, tamam lan. Hadi yürüyün, polise gidiyoruz o zaman.
-Anlatırsın derdini, böyle böyle dersin. -Olmaz!
Daha ağzımı açmadan beni içeri tıkarlar.
Neslihan Hanım'la konuşmadan olmaz!
Oğlum polise derdini anlatırsın, kadını çağırırlar, görüştürürler işte.
Görüştürmezler.
Adam, karımın yanına yaklaşmayacaksın dedi.
Serhan Soysalan müsaade etmez!
Ne (Bip) yiyeceksin madem? Delirtiyorsun adamı.
Ne yapacaksın Yaman?
Tek bir şansım var.
Tek atımlık bir kurşunum.
Ya boş...
...ya da dolu.
Neslihan.
Emin misin?
Geç bile kaldım.
Beraber toplayalım mı?
Gelsenize çocuklar.
Gelin.
Eyvah. Ağlama faslı.
Aslında sakin görünüyor.
Ben giriyorum o zaman.
Gel.
Alaz, sen de gelsene oğlum.
Ben sizi yıllardır bir umuda tutunup...
...acı çeken bir anneyle yaşattım.
Ne büyük haksızlık, değil mi?
Her an ağlamaya hazır...
...modunuzu aşağı çeken.
-Oldukça da sıkıcı. -Hişt, Çağla.
İstediklerini söyleyebilirler.
Sizden özür dilemeyeceğim...
...çünkü özür dileyerek telafi edebileceğimi sanmıyorum.
(Neslihan) Ama bir karar aldım.
Artık umut etmek yok.
Ali gelecek diye beklemek de yok.
Yeterince yas tuttum.
Size de tutturdum.
Ben siz de evet derseniz her şeye yeniden başlamak istiyorum.
Ne bileyim? Eksik olan ne varsa telafi etmek.
Özgürüz yani.
Ben varım.
Ama ben de eski ben değilim.
Elimden geleni yapacağım.
-Daha ne diyeyim ki? -Özgürsünüz de.
Makul ve mantıklı olmak kaydıyla uygun saatlerde...
(Hep bir ağızdan) Anne!
Ama.
Özgürsünüz.
Hişt, Rüya. Rüya, benim Yaman.
-Bak... -Bırak! Bırak!
Lütfen beni dinle. Lütfen benden korkma. Lütfen beni dinle.
Bak, sana zarar vermeyeceğim. Ben kimseye zarar vermedim.
Kendimi korumaya çalışırken oldu, kazaydı.
Sana yemin ediyorum hepsi kazaydı.
Bak, beni dinle. Dinle, sonra ne yapacaksan yap.
Rüya, yardımına ihtiyacım var.
Üçe kadar sayıyorum, hemen buradan gitmezsen bağırırım.
-Bir, iki... -Bak, ben o çocuk olabilirim.
Kaçırılan oğulları. Adı Ali'ymiş.
Bak. Bak, bu çocuk.
Kendimi bildim bileli bu fotoğraf bende. Aynısını evde de gördüm diyorum.
Hastanede adama anlatmaya çalıştığım şey tam olarak buydu.
Sen de oradaydın, beni duydun.
-Sen de mi inanmadın bana? -Ben sana niye inanayım?
Serhan amca inanmamış, ben sana niye inanayım?
İnanmasa bile Neslihan Hanım'a bir şey söyledi mi?
Kulağına bir şey geldi mi Rüya? Sen de mi bir şey demedin?
Neslihan teyze ölmediğine şükrediyor. Kadının karşısına geçip ne diyeceğim?
Senin bıçaklayan çocuk şimdi de oğlun olduğunu söylüyor mu diyeceğim?
-Ne diyeceğim? -Tamam, ben söylerim.
Ben söylerim. Şunu al, ona götür yeter ki.
Ona de ki Yaman senin oğlunun nerede olduğunu biliyormuş.
Sadece seninle iki dakika bir şey konuşmak istiyormuş, de.
Sana yalvarıyorum Rüya.
Benim onunla konuşmam lazım. Lütfen.
Kadını bıçaklamışsın ya.
Ona yine zarar vermeyeceğini nereden bileceğim?
-Sana bir zarar verdim mi? -Yaklaşma.
O gece sizi aldım, evinize getirdim. Aksine, size bir zarar gelmesin diye.
(Yaman) Sizi o gece başınıza bir iş gelmesin diye getirdim.
Sen geldin, evimi gördün, hayatımı gördün.
Beni tanıdın Rüya, beni gördün. Az çok tanıdın beni.
Bana bir bak. Bana bir bak.
Gözüme bak.
Gözümün en içine bak.
Ne görüyorsun?
Neyim ben?
Eli bıçaklı, yalancı, sahtekâr bir herif miyim ben?
Kalbine sor şimdi.
Kalbine sor. Eğer bu herif tehlikeli diyorsa bağır.
Bağır, polis gelsin, beni buradan alsın götürsün.
Ama ben hiçbir yere gitmiyorum Rüya.
Karar senin.
(Eşref) Ailemin hayatı söz konusu Müdür Bey.
Bu serseriyi derhâl yakalamalısınız.
Eşkali daha önceki birkaç vukuatla eşleşti.
-Bu ilk suçu değil zannediyorum. -Şaşırmadım.
-Ne yapmış peki? -İki basit yaralama, bir darp.
Ama peşinen konuşmamak lazım.
Bilmediğimiz, adliyeye intikal etmemiş suçları da olabilir.
Rüya, kızım.
Bir şey mi oldu?
(Polis) Etrafını sarın. Siz ikiniz arka tarafa.
Neslihan teyze.
Bu fotoğrafı nereden buldun?
Bu fotoğrafı nereden buldun?
Bak çocuk.
Sana son kez soruyorum.
Bu fotoğrafı nereden buldun?
(Neslihan) Bu fotoğrafın sende ne işi var?
Ali'yi nereden tanıyorsun?
(Neslihan) Bak.
Bu fotoğraftaki çocuk...
...benim oğlum Ali.
Bu fotoğrafı nereden buldun?
Bu fotoğrafı nereden buldun?
Ali'yi tanıyor musun?
Konuşsana.
Benim fotoğrafım bu.
Bu çocuk benim.
-Kıpırdama, rahat dur. -Tamam, ben rahatım. Sıkıntı yok.
-(Alaz) Bunun burada ne işi var lan? -(Serhan) Sen karışma Alaz.
-Abi dur. -Oğlum sen hâlâ belanı mı arıyorsun?
-Tamam, dur. -Selamünaleyküm beybaba.
Oğlum siz neyin peşindesiniz lan?
Ne işiniz var burada? Korkak abin yok mu senin?
Alaz.
Bak delikanlı, bu yaptığının bedeli çok ağır olacak. Hem de çok ağır.
Senin canın sağ olsun be beyamca.
Kendimi bildim bileli...
...bu fotoğraf benimle.
Kim verdi...
...kimden aldım bilmiyorum.
Kim yırttı...
...nasıl yırtıldı bilmiyorum.
Ama çocukluğuma dair...
...elimdeki tek şey o fotoğraf.
Onu biliyorum işte.
Belki de fotoğrafı buldun.
Olabilir.
Belki de bu sen değilsin.
Olabilir.
Belki de o gece aldın, şimdi beni kandırıyorsun.
Sakın.
En ufak yanlışında kafana odunu yersin.
Neslihan teyze, polisi çağırayım mı?
Bütün bu soruların cevabını bulmak istemiyor musunuz?
Bekle. Bekle.
Artık cevaplar sizde.
Buradayım!
Ben Yaman!
-(Polis) Dur! -(Yaman) Teslim oluyorum.
Dizlerinin üstüne.
Ellerini başının üstüne koy.
"Bugün aramadım ama bilir o beni"
"Çok uzaktayım ama"
"Görür o beni"
"Eve dönemedim ama bulur o beni"
"Bana acımadı ama"
"Sever o beni"
("Pinhâni - Bilir O Beni" çalıyor)
"Bugün aramadım ama bilir o beni"
"Çok uzaktayım ama"
"Görür o beni"
"Eve dönemedim ama bulur o beni"
"Bana acımadı ama"
"Sever o beni"
"Karşıma geçsin, göğsüme vursun"
"Ben soru sormam, o bana sorsun"
"Kim daha yorgun, kim daha üzgün?"
"Bilir o beni, bilir o beni, bilir o beni"
"Karşıma geçsin, göğsüme vursun"
"Ben soru sormam, o bana sorsun"
"Kim daha yorgun, kim daha üzgün?"
"Bilir o beni, bilir o beni, bilir o beni"
("Pinhani - Bilir O Beni" çalıyor)
"Karşıma geçsin, göğsüme vursun"
"Ben soru sormam, o bana sorsun"
"Kim daha yorgun, kim daha üzgün?"
"Bilir o beni, bilir o beni, bilir o beni"
"Karşıma geçsin, göğsüme vursun"
"Ben soru sormam, o bana sorsun"
"Kim daha yorgun, kim daha üzgün?"
"Bilir o beni, bilir o beni, bilir o beni"
"Bugün aramadım ama bilir o beni"
"Bana acımadı ama sever o beni"
Sen erken mi kalktın?
Pek uyudum sayılmaz. Gece olanlardan sonra...
Burnumuzun dibine kadar girmiş. Yine sana bir şey yapabilirdi.
Sahi sen gece gece bahçede ne yapıyordun?
Hava almaya çıktım.
Kulaklık da vardı.
Polis hareket edince öyle fark ettim.
Anladım. Rüya?
Çok korktu tabii çocukcağız, o da korktu.
Neyse. Hadi bakalım, kalk.
Güzel bir kahvaltı yapalım, kendimize gelelim.
Tamam.
-Bugün işimiz çok. -Tamam.
Daha savcıya gidip ifade vereceksin.
O serseriyi ait olduğu yere gönderelim de hepimizin içi rahatlasın.
Lan sen bunların oğlu çıkarsan...
...bari hastanelerinde bedava estetik olalım.
Ben şeyden istiyorum, karna baklava dilimi yapıyorlar ya...
...onlardan istiyorum ben.
-Hadi bakalım. -Nereye?
Nereye olacak be oğlum? Kopmaya!
Önce buradan sağlık kontrolü, oradan savcılık...
...sonra günün ilerleyen saatlerinde de cezaevi.
Sabaha kadar dans!
Cesur! Oğlum biraz ciddi mi olsan?
Eğer sen bunların oğlu çıkmazsan biz sittinsene içerideyiz abiciğim.
Nasıl? Yeterince ciddi oldum mu?
Artık cevaplar sizde.
Neslihan teyze.
-Girebilir miyim? -Gel canım.
Rüyacığım, kimseye bir şey söylemedin değil mi?
-Hayır, ben kimseye bir şey söylemedim. -Tamam.
-Ama zaten... -Zaten ne?
Hastaneye geldiğinde Serhan amcaya da söyledi.
Serhan'a mı?
Üzülmeyin diye söylememiştir.
İnanmadı ki zaten Serhan amca.
Peki bana bir şey söyledi mi?
Başucumda beklemiş ya. Bir şey söylemedi mi?
Ben kötü biri değilim dedi.
Eğer annesiysen bunu bilmeliymişsin.
Sence o gerçekten Ali olabilir mi Neslihan teyze?
Bilmiyorum.
Ben hep hayal kurardım.
Eğer...
...büyümüş hâliyle gelse tanır mıyım diye.
Ne bileyim, sokakta orada burada görsem tanır mıyım diye.
Merak ederdim, elini, yüzünü tanıyabilir miyim acaba?
Demek ki tanıyamazmışım.
İnsanın evladını tanıyamayacak kadar uzak kalması ne acı.
DNA testini yaptıracak mısınız?
Korkuyorum.
Eğer Ali'yse, bunca zaman sokaklarda mıydı yani?
Biz aynı şehirdeydik ve ben mi onu bulamadım?
Sana bir şey daha itiraf edeyim mi?
Onun oğlum çıkmasından ayrıca korkuyorum.
Sokaklarda, suça karışmış bir çocuk.
Ev basıyor, hoyrat.
Yaman buraya nedensizce gelmedi Neslihan teyze.
Diyelim ki o Ali değil, bizim için bir yabancı...
...yine de doğrusu öyle değil.
Ne peki?
Önce Alaz, yanına Rüzgâr'ı falan da alıp Yaman'ın evini basmış.
Yaman o sırada evde değilmiş.
Cesur'u, bu kapıya gelen arkadaşını, önce bunlar bir güzel dövüyorlar.
Sonra Yaman öğrenince de...
Gerisini biliyorsunuz zaten.
Ah Alaz, ah!
Her taşın altından çıkmak zorunda sanki! Ah oğlum.
Rüya.
-Günaydın. -Günaydın.
Günaydın canım.
Hadi gidelim mi artık?
Savcılığa gideceğim, ifade vereceğim, bir sürü işimiz var. Hadi.
Anne, sen ağladın mı?
Hayır.
Polen zamanı ya, alerjim. Hadi.
Eve girme sebebin, birisini öldürmek değilse niye bıçak taşıyordun?
Bıçak benim değildi. Alaz'ın elindeydi.
Kendimi korumak için aldım.
Yani onun elinden aldın.
Sonra ne olduysa kazara oldu zaten.
Bir başkasının evine gece yarısı sessizce girme sebebin neydi peki?
Alaz Soysalan'la ufak bir mevzumuz vardı diyelim.
Ufak bir mevzu.
(İsmail) Haneye tecavüz, darp ve bıçaklama yaralamaya sebep...
...ufak bir mevzu öyle mi?
(Kapı vuruluyor) (İsmail) Girin.
Savcı Bey.
Ben Neslihan Soysalan.
(İsmail) Merhaba Neslihan Hanım, hoş geldiniz.
Dışarıda beklemenizi rica edeceğim. Şu an ifade alıyorum.
(Erkek) Çok pardon Sayın Savcı'm.
Yalnız, müvekkilimin anlatacakları soruşturmanın seyrini değiştirebilir.
İşte annem. Anne!
Geçmiş olsun.
Kim serbest bıraktı lan bunları?
-Alaz! -Ne oluyor lan!
-Kim söktü lan senin ipini? -(Serhan) Alaz.
Yakayı kurtardım sanma. Ben seni bulacağım oğlum!
Seni var ya bulup öldüreceğim lan (Bip).
Tamam, geç yerine, geç. Geç.
Bunlar elini kolunu sallayarak nasıl çıkıyor anne? Ne oluyor?
Şikâyetimi geri aldım.
Ne demek geri aldım?
Gidelim Yaman. Yolda anlatırsınız.
-(Alaz) Dede. -(Serhan) Baba...
...sizin haberiniz var mıydı bundan?
Sen aileni al çık.
Dede, o serseri evimize girip annemi bıçakladı.
Bunu cezasız bırakmayacağım de bana.
Bir şey yapmayacak mısın?
Tamam oğlum, bırak.
-Benim ufak bir işim var. -(Neslihan) Tamam baba.
Dede bir şey yap, dede!
Hadi gidiyoruz.
O herif evinize girip seni bıçakladı. Ne oluyor, ne yapıyorsun sen?
Adam toplayıp insanların evini basarsan olacağı budur.
Senin bundan haberin var mıydı?
Evet, vardı, konuştuk. Uyardım.
Uyardın. Güzel.
Benim ifademi değiştirtmeye de çalıştın. Bravo Serhan!
-Neslihan, yapma. -Ne yapma?
-Anne! -Sen sus, sen ağzını bile açma.
Neslihan yeter.
Biz dün gece ne yaşadık?
Bütün o konuşmalar yalan mıydı?
Hani bu sefer her şey farklı olacaktı?
-Bunun o konuyla hiçbir ilgisi yok. -İlgisi mi yok?
Yine bir sokak serserisini çocuklarına tercih ediyorsun.
Kimseyi çocuklarıma tercih ettiğim yok.
Sadece doğru davranmaya çalışıyorum.
-Bunları evde konuşalım. -Ben gelmiyorum.
-Neslihan. -Siz gidin.
(Asi) Yaman, bu adamın aklına uyup niye bindik biz bu arabaya?
(Yaman) Plakayı görmedin mi?
S, Soysalanlar'ın plakası.
Bence bir şey olmaz yani.
Bizim araba diyorsun yani.
(Asi) Bir şey diyeceğim.
Kadın test yaptırmış olmasın? Belki oğlu çıktın, o yüzden.
Tabii ya, o yüzden kadın topladı bütün çocuklarını, bastı gitti.
Bizi de bir güzel paket ettiler burada.
Yaman, sen Neslihan Hanım'la konuştun mu? Sana bir şey söyledi mi?
Ne olduysa savcıya anlattı işte.
Bana bir şey demedi.
Gerçi suratıma bile bakmadı ya zaten.
Çok güzel! Demek ki polise bırakmayıp...
...kendileri kesecekler bizim cezamızı. Harika.
Dua bileniniz var mı? Ben bir tane biliyordum, onu da unuttum.
Benim yerime de ediverin diyecektim.
Ben inmek istiyorum.
Sizin küçüğün hastalığını araştırdım biraz.
Antalya'da çok iyi bir hastane var.
Başhekimi de alanında uzman bir cerrah.
Ver.
(Erkek) Buyurun efendim.
Size üç gün süre.
Bu şehirden gideceksiniz.
Benim tavsiyem Antalya.
Orada hem çocuğun tedavisini yaptırırsınız...
...hem de bu mevsim güzel olur.
Tek şartım, İstanbul sınırlarına bir daha girmeyeceksiniz.
(Cesur) Tabii canım.
Ben zaten oldum olası Antalya'da yaşamak istemiştim. Değil mi Asi?
Ya sen delikanlı?
Sizden uzağa gidelim diye mi bu kadar para?
Para, çocuğun tedavisi için.
Ama benim senden istediğim...
...ailemden uzak durman.
Yoksa?
Yoksa üç gün sonra beni kapında bulursun.
Bak, bu sefer kavgayı torunum başlattı diye sustum.
Ama bir dahakine seni elimden kızım bile alamaz.
-Gidiyoruz. -(Eşref) Evlat!
Ben adamı bir kere uyarırım.
Ben de bir kerede duyduğumu anlarım Eşref Bey.
Üç gün sonra.
Yaman bir konuşsaydık.
Arkadaşınla konuş. Onu ikna et.
Teklifim üç gün için.
Üç güne kadar eğer hâlâ o evdeyseniz, çatınızı başınıza yıkarım.
Yürü.
(Cesur) Yaman!
Polisler seni ararken yırtıp aldılar o kısmı.
Olsun, tekrar çekiliriz değil mi abi?
Çekiliriz tabii yakışıklım. Sen iste yeter ki.
(Cesur) Ev değil ki çöplük (Bip), çöplük.
Ne oluyor birader? Bir sıkıntın mı var?
Var birader sıkıntı. Yeşil tişörtümü arıyorum.
Hangi yeşil ya?
Kızım, kaç tane yeşil tişörtüm var benim zaten?
Orası burası yırtık, rengi solmuş olan var ya, onu arıyorum.
1500'üncü defa giymek için arıyorum.
Giyip gururlu gururlu gezeceğim mahallede.
Birader diyeceğim, bizim önümüze bir çanta para koydular...
...ama biz almadık, diyeceğim. Neden?
Çünkü biz fakir ama gururlu gençleriz diyeceğim.
Oğlum, adam bizi satılık mıyız diye yokladı.
Ben satılığım abi.
Ben satılığım abi, hatta o kadar da etmem, söyleyeyim.
Üçümüzü topla, yine o kadar etmeyiz.
Ulan hadi bizi boş ver. Bu çocuğa ne olacak, hiç düşünmedin mi?
O para, bu çocuğun tedavisine de yeterdi, hepimize de yeterdi.
Ama neymiş? Gururluymuşuz! Yemişim senin gururunu.
Mesele para mı lan?
Mesele para lan tabii. Mesele her zaman paraydı oğlum.
Lan, açlıktan ağzımız kokuyor, sen farkında değil misin?
Bu çocuk hasta be. Bu deliğe ev demeye bin şahit ister!
Çocuk, ailesini bulmuş olabilir. Sen neyin derdindesin ya?
(Bip) buldu, şimdi konuşturacaksın beni! Kadın, babasına bile bahsetmemiş.
(Cesur) Adam bir çanta para koydu lan (Bip) gidelim buradan diye.
Kadın bizi o yüzden içeriden çıkarmış ya birader.
Defolup gidelim buradan, cehennem olalım diye.
Cesur! Yeter bak, sus artık.
Tamam lan, tamam (Bip). Yine ben sustum. Sustum!
Elinde nereden bulduğunu bile hatırlamadığın bir tane fotoğraf.
Bak, bak dertlen sen. Ne güzel hayal abi.
Güzel hayal tabii Sosyalanlar'ın oğlu olmak, çok güzel hayal.
Ama bize uzattıkları para var ya, gerçekti abiciğim.
'Cash'ti, parmaklarımın arasındaydı, hepimizi de kurtarırdı.
Şimdi senin hayaline kaldık. (Bip) var da almıyorsun parayı.
Yeter!
Oğlum...
Otur.
Oğlum Ali, çok güçlü bir çocuktu.
O yüzden öldüğüne hiçbir zaman inanmadım.
Sokakta bile olsa, dayanır dedim. Buna inandım.
Nasıl?
Nasıl oldu yani?
Olayı soruyorum.
Kaçırılmış ya hani.
Ben internette pek bir şey bulamadım.
Parktayken kaçırıldı.
Yalnız mıydı?
Hayır. Ben vardım.
Telefonla konuşuyordum. Öyle saçma bir muhabbetti ki.
Hayat çok garip.
Eğer o telefonla konuşmasaydım şimdi belki de...
Sen geçmişe dair bir şey hatırlıyor musun?
Yok.
Silik yani.
Ama...
Ama ne? Devam et.
Dün internette eski haberlere bakarken...
...bazı şeyler gelmeye başladı gözümün önüne.
Ne gibi şeyler?
Biri eliyle ağzımı kapatıyor, bir bagajdayım.
Gördüklerimden mi etkilendim...
...yoksa gerçekten hatırlıyor muyum, kafam çok karışık.
Çok karışık.
Belki de uyduruyorum, bilmiyorum.
Gerçi zaten...
...yakında öğreneceğiz.
Şimdi ne konuşsak boş. DNA testinin sonucu gelince...
...kesin bir şey biliyor olacağız, değil mi?
Bak, ben çok kandırıldım, bana çok yalan söylendi.
Neredeyse her hafta bir tane ihbar alıyordum.
Kaç tane test yaptırdım, sayısını ben bile hatırlamıyorum.
Belki de ben de...
...hapse girmemek için sana yalan söylemiş olabilirim.
Olamaz mı?
Olabilir.
İnsan neye inanıyorsa, doğrusu odur.
Hani derler ya, anneler hissedermiş...
...evladı olup olmadığını.
Sen hiçbir şey hissetmemişsin ki.
Hani gerçekten bir inancın yoksa...
...teste falan da gerek yok yani.
Şey...
Ben Ali olabilirim dediğim için şikâyetini geri çektiysen...
...git, ne istiyorsan yap yani sıkıntı yok.
İnan ki bozmaz beni.
Onun için yapmadım.
Kazaydı.
Sen böyle olsun istemedin.
Şikâyetimi çektim çünkü...
...sen iyi bir çocuksun.
Eyvallah.
Yaman.
-Yaman nereye? -İşe.
Tamam, dur. Acelesi yok işin. Konuşalım, sonra gidersin.
-Yaman. -Şimdi değil, sonra.
Hayır, şimdi konuşacağız Yaman.
Zaten dünden beri hiçbir şey söylemedin.
Bu şekilde gitmene izin vereceğimi mi düşünüyorsun?
Asi, bak konuşursam kalbinizi kıracağım.
Kimsenin kalbini kırmak istemiyorum, tamam mı?
-O yüzden gideyim ben. -(Asi) Kır.
Kır hadi, bekliyorum. Nasıl kırıyormuşsun kalbimi? Hadi.
Asi!
Bir dök içini. Bağır, çağır, bir rahatla.
Sonra nereye istiyorsan git. Bir şey söylemeyeceğim.
Ama ortada barut gibi dolanma. Ona buna çatacağına gel, bana çat.
Sinirini, öfkeni benden çıkar.
Asi, beni bir sal.
Cesur, sen üzülme diye öyle söyledi.
Tamam, biliyorsun dan dun konuşuyor. Ağzının ayarı yok.
Ama seni sevdiği için, düşündüğü için. Boşa ümitlenme diye.
-Boş bir hayale kapılıp sonra... -Sonra ne?
Ne sonra?
Hayal kırıklığından ölür müyüm Asi?
Lan benim kemiklerimi kırdılar, ben ölmemişim!
Hayal kırıklığından mı öleceğim? Neyim ben?
Neyim ben kızım? Ben ana kuzusu muyum?
Ben sokak çocuğuyum kızım.
Salak salak konuşuyorsunuz!
Asıl sen salak salak konuşuyorsun. Şu dediklerine bak.
Sokak çocuğu olunca üzülünmüyor mu?
Yok mu bizim kalbimiz?
Ben bir tek neye üzülüyorum, biliyor musun?
Ben yıllarca o fotoğraftaki ele anne demişim.
Yıllarca o fotoğraftaki eli hayal etmişim.
Yahu bir umut be! Şu kadarcık bir umut be!
Onu da kursağımda bıraktınız. Ben ona üzülüyorum.
Kızım belki de ben...
Kızım siz niye böyle yapıyorsunuz?
Gel buraya.
Çünkü seni çok seviyoruz.
Asi, tamam.
Bırak.
Bırak beni gideyim, tamam mı?
Kimse bana inanmadı zaten.
Belki de Cesur haklıdır, biliyor musun?
Bir gideyim kafamı toplayayım, olur mu?
Hadi eyvallah.
Yok baba, iyiyim. Hastaneye geldim.
Pansumanımı değiştireceğim, eve geleceğim.
Tamam, sen merak etme.
Hadi görüşürüz.
Tatlım...
...hayrola? Sekreter burada olduğunu söyleyince şoka girdim vallahi.
Arkadaşım sen daha yeni bıçaklandın, farkında mısın?
Tamam, işkolik olduğunu biliyoruz da abartmasan mı acaba?
Hadi, hemen toplanıyorsun. Hadi evine git, dinlen.
Hımm...
'Okay'.
Ne oldu?
Bir şey yok. İyiyim aslında.
Değilsin.
Tamam, o zaman sabah kahvelerimizi söylüyorum. Sonra...
...konuşuyoruz.
Ne o, hayal mi kuruyorsun?
Dalga mı geçiyorsun?
Beni burada gördüğünü kimseye söylemezsen sevinirim.
Dalga geçmek için söylemedim ben.
Kendimi senin yerine koyuyorum da...
...eğer gerçekten bu ailenin çocuğuysam...
...bütün bu başıma gelenler gelmemiş olsaydı...
...nasıl bir hayatım olurdu; bunca derdi, sıkıntıyı boşuna mı çektim diye...
...ben de kurardım. Sorardım yani, normal.
En kazık soruyu atlıyorsun ama.
Diyelim ki, ben bu kadar güçlü bir ailenin çocuğuyum.
Bunca sene beni nasıl bulamamışlar?
Çok aramışlar, Yaman.
Neslihan teyze hâlâ senin...
Yani oğlunun doğum günlerini kutlar.
Hep bir gün geleceğini, geri geleceğini...
Ali.
Ali Soysalan.
Hakikaten...
...ne zamandı o çocuğun doğum günü?
Eve girdiğin gün.
Bu durumda sen Başak burcu oluyorsun. Eğer Ali'ysen tabii.
Ne halt edermiş ki bu Başak burcu?
Zeki, güvenilir, dürüst, kararlı.
İyi aile reisi olur derler ama aşkta zorlarmış insanı.
Neyse ki bu zamana kadar aşka falan zaman ayıracak fırsatımız olmadı.
Bu arada sana çok teşekkür ederim.
-Niçin? -Beni dinlediğin için.
Bana kendimi anlatma fırsatı verdiğin için.
Ağzımı kapatmıştın.
Bir tek kulaklarım açıktaydı, mecburen dinledim.
Eyvallah.
Ne demek! Her zaman bekleriz.
Ne işin var lan senin burada?
Alaz...
Oğlum sen hangi cesaretle bu sokağa geliyorsun (Bip)!
-Alaz! -Derdin ne oğlum senin?
Nedir lan senin bu Soysalan sevdan? Nüfusumuza mı alalım ulan seni?
-Alaz dur, onu ben çağırdım. -Sen karışma, çekil.
Alaz ben çağırdım diyorum, niye inanmıyorsun?
Ben çağırdım.
İnanmıyorum, tamam mı?
Alaz!
Bu semt, bu sokak yasak lan sana! Kalk, kendini savun lan!
-Kaç lan! -Alaz Bey!
-Alaz dur. -Alaz Bey polisi arayayım.
Polisi arama.
Alaz!
-Alaz Bey! -Bir şey olmamış gibi gidemezsin lan!
Hiçbir şey olmamış gibi gidemezsin öyle, anladın mı?
-Alaz belki de o senin... -Hayır!
-(Alaz) Öldürürüm lan seni! -Alaz!
Öldürürüm lan seni! Öldürürüm lan!
-Alaz Bey! -Tamam, bırak.
-Alaz Bey! Alaz Bey! -Alın şunu, içeri götürün! İçeri!
-Tamam. -İçeri!
Bırak.
Sen de. Hadi.
Bak çocuk...
...sabrımı zorluyorsun. Beni zorlama.
Defol.
Defol dedim.
Defol git hayatımızdan.
(Neslihan) Bunu bana o çocuk verdi.
Yaman.
-Çocukluğundan beri ondaymış. -Ee?
Ben oyum diyor.
-Ben Ali'yim diyor. -Nesli ne olur...
...lütfen inanmadım de.
Yani...
Yani inanmadım tabii ki ama...
...bak, Yaman bana saçını kesip verdi. Kendinden o kadar emin ki.
Ne bileyim, insan...
Ya oysa...
...ya doğru söylüyorsa diyor. -Tatlım, buraya Soysalan yazınca...
...çıkan görseller bunlar. Çat diye bunlar çıkıyor.
Gördün mü? Bu fotoğraf bunlardan biri değil mi? Bakayım.
Bu. Bu fotoğrafın bir çıktısını alıp karşına çıkan herkes...
...senin oğlun olabilir.
Lütfen babama filan bir şey anlatmadım de.
Umarım adamı yine umutlandırmadın?
Bu saçma sapan iddiayı burada kapatıyoruz...
...ve bir daha asla konuşmuyoruz. Lütfen.
Şebnem...
Kapandı.
(Şebnem) Kızım ben sana insanların özel meselelerine karışma demedim mi?
Ben bir şey demedim. Olanı söyledim sadece.
Önce Alaz gidip çocuğun evini bastı.
Çok güzel yaptın, aferin! Senin yüzünden bütün aile birbirine girdi.
DNA testi yapılınca Ali olduğu çıkarsa peki?
Allah'ım delireceğim! Sen nereden biliyorsun DNA meselesini?
Biliyorum işte.
O çocukla Neslihan'ı sen buluşturdun tabii?
(Şebnem) Bravo, Rüya! Aferin kızım! (Şebnem alkışlıyor)
Allah'tan Neslihan senin kadar salak değil de...
...DNA testi filan yaptırmayacak.
-Kendi mi dedi? -Sana ne!
Bu konu seni niye bu kadar alakadar ediyor, anlamıyorum?
Ne yapıyorsunuz? Sesiniz dışarı kadar geliyor.
Siz neyi paylaşamıyorsunuz?
Ali Soysalan'ı bulacakmış dayısı!
(İç çekti)
Hayda! Rüya...
...niye böyle yapıyorsun sen?
Sittinsene önce kaybolmuş, gitmiş çocuk. Niye insanların yarasını deşiyorsun?
Ben bir şey yapmadım, dayı.
Biz bir dışarı çıkalım. Bir dondurma yiyelim mi?
Hayır, hiçbir yere gitmiyorsunuz!
Benimle Neslihanlara geleceksiniz.
Bu insanlarla aram senin yüzünden bozulsun...
...bak bakayım ben sana ne yapıyorum! Git, üstüne bir şey giyin.
Surat asma. Neslihan teyzende de Serhan amcanda da özür dileyeceksin.
Surat asma dedim!
Sen üşüdün mü? Gideyim, sana bir şal getireyim.
Ah, güzel arkadaşım bizi nasıl korkuttun!
Ama Allah'tan geçti. Atlattın.
Bence bunu kutlamamız lazım. Bir dakika, ben içecek bir şeyler getiriyorum.
İtiraz istemem. 'Okay'? Hemen geliyorum.
Bakıyorum Neslihan'ı kaybetme korkusu aşkını alevlendirmiş.
Belki ikinci nikâhı kıyarsınız!
Arkadaşım senden çok daha iyi birini hak ediyor.
-Çok sahtekârsın. -Şebnem sen gelmeden içtin mi?
Hayır. Sadece bu sahte mutlu aile tablonuzu görünce...
...keyiflendim diyelim.
Hiçbir sahtelik yok Sayın Finans Uzmanı!
Her şey ilk defa olması gerektiği gibi. Çocuklarım mutlu.
-Karım, Ali defterini kapattı. -Kapattı?
-Evet. -Siz öyle sanın Sayın Hastane Müdürü!
Yaman denen çocuk Neslihan'a ulaşmış. Bir tutam da saç vermiş.
Bugün yetişmesem karın DNA testi yaptırıyordu.
Abla bu ne?
Dünden patates vardı. İki de yumurta kırdım.
Aslında omlet yapacaktım ama yağ az olunca biraz şey oldu...
Ama tadı güzel.
Vallahi güzel. Tamam, ekmek arası yapalım.
Ekmek kalmamış.
Ben bir koşu alırım.
Paran var mı?
Var.
Paramız anca bir ekmeğe yeter zaten!
Cesur ileri gidiyorsun, başlatma parasından!
Çocuk annemi buldum dedi, bir heyecanlandı...
...onu da burnundan getirdin. Ne yapıyorsun sen?
Siz rüya görüyorsunuz kızım.
Neymiş, Yaman Soysalanların kayıp oğluymuş!
Ulan azıcık lafınızı çalıştırın! Bunların (Bip) sürüsü gibi adamı var.
Eğer bu çocuk gerçekten onların çocuğu olsaydı...
...iğne deliğinde olsa bu çocuğu bunca sene lak diye nokta atışı çıkartırlardı.
Uyanın da balığa gidelim be! Boş kovalıyorsunuz ikiniz de.
Birader hayırdır bu saatte?
Tamam, bu kadar yeter.
Bana bak.
(Serhan) Yüzüme bak.
Senin gibi kaç tane dolandırıcı, üçkâğıtçı kapımıza gelip...
...ben sizin oğlunuzum, dedi. Haberin var mı?
Yüzlerce.
Benim saf karıcığım da hepsine inandı.
Bak...
...oğluma bulaştın.
Karımı bıçakladın.
Şimdi de ben Ali'yim diyorsun.
Ölümüne mi susadın lan sen?
Derdin ne oğlum senin?
Ölümüne mi susadın sen?
Ah...
Bu sana son uyarım.
Ailemden uzak duracaksın. Özellikle de karımdan.
Bir daha karşımıza çıkarsan...
...hayatını mahvederim.
Sen benim bırak oğlum olmayı...
...kapımdaki köpeğim olamazsın.
Bu hâlâ kalkmadı mı kızım?
Asi üç gün dedi bu moruk. Mühlet doldu.
Şunu kaldır, ikna et. Bir şeyler söyle, (Bip) gidelim buradan.
Kes artık lütfen!
Kızım sen beni duymuyorsun, dinlemiyorsun galiba?
Eşref denen adamın şakası yok, Asi. Herifler kapımıza dayanacaklar.
Konuş, şunu ikna et; defolup gidelim. Canımızı kurtaralım be!
-Tamam. -Hadi.
Yaman kalk hadi.
Akşam da bir şey yememişsin. Tepsi burada koyduğum gibi duruyor.
Hadi kalk, kahvaltı edeceğiz. İtiraz istemiyorum, hadi.
(Cesur) Yaman!
Hadi kalk oğlum. Kendini toparla; bir şey yapalım, bir şey düşünelim.
Lan gelecekler, kafamıza sıkacaklar!
Oğlum hadi bizi düşünmüyorsun, bari şu çocuğu düşün lan!
Geçmiş olsun. Asi, Umut'u al, kendinizi banyoya kilitleyin.
Ben diyene kadar da çıkmayın. Hadi bakma suratıma.
Asi ne olur, hadi git.
Bu sefer dayak yemek yok lan! Ya öleceğim ya öldüreceğim artık!
Sen de hiç rahatını bozma abiciğim. Ben buradayım nasılsa.
Hadi, Asi hadi! Suratıma bakıyorsun hâlâ!
-Geç içeri! -Cesur...
Geç, kilitle.
Hiçbir yere gitmiyoruz.
Burası benim evim. Bu çocuklar benim ailem.
Hiçbir yere gitmiyorum.
Ali...
Ali...
(Kadın muhabir) Neslihan Soysalan'ın oğlu Ali Soysalan bulundu.
Anne oğul seneler sonra kavuşuyorlar.
(Erkek muhabir) Ali Bey neler hissediyorsunuz?
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.