Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
English
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
(Müzik)
(Müzik devam ediyor)
(Sokak gürültüsü)
(Müzik devam ediyor)
(Müzik devam ediyor)
(Sokak gürültüsü)
(Müzik devam ediyor)
(Araba çalıştı)
Hey, hey!
Hey, hop!
(Erkek) Ne oluyor lan burada?
Gel güzelim, gel. Gel bir tanem.
(Erkek) Ne yapıyorsun sen burada, çık!
Gel buraya, şuna bak yamyam gibi.
Geberip gideceksiniz açgözlülükten.
Hey! Gözü değil, karnı aç çocuğun.
(Erkek) Onu bana demeyeceksin, annesine diyeceksin.
Tabii, bulabilirsen.
Doğur doğur sokağa at. Ondan sonra benim başımı belaya soksun bu bebelerle.
(Erkek 2) Yürüyün gidin başımızdan!
Gel, bir tanem.
(Duygusal müzik)
Ohh!
Hadi.
(Erkek dış ses) Ben Yaman.
Bu gördüğünüz çocukların, büyümeyi başarmış hâliyim.
Adımı kendim seçtim.
-Hadi yürüyün lan, hadi yürü! -Ne bağırıyorsun?
(Yaman dış ses) Adım olmadan önce 'lan'dım, 'hişt'dim, 'hey'dim.
(Bip)! Adı olmayan sokaktaki bir hiçtim.
Yaman'ı, hiç olmaya tercih ettim.
Mecbur kalmadıkça kimseye bulaşmam.
Kimseyle konuşmam.
Mecbur kalmadıkça kimse de konuşmamızı istemez zaten.
Sessizce yok olup gitmemizi beklerler, gördükleri yerde.
Bizi yok saymayı seçerler.
Ama illaki...
...var olduğumuzu kabullenmek zorunda kalacakları anlar da gelecektir.
("Kaan Boşnak- Barbar" çalıyor) "Yolunuzdan geçmem"
"Ben bu (Bip) para versen içmem"
"Dalgalarım derindir"
"Dalarım vazgeçmem"
"Gülüşün bana oksijen"
"Göremezsem deliricem"
"Bebeğim gel bana sokul"
"Sana aşktan söz edicem"
"Gel güzelim bana gel sen"
"Doğruyu yanlışı bulsam"
"Ya da gönlüne asker gönderip"
"Barbar devletler kursam"
"Gel güzelim bana gel sen"
"Doğruyu yanlışı bulsam"
"Ya da gönlüne asker gönderip"
"Barbar devletler kursam"
(Şarkı devam ediyor) (Konuşmalar anlaşılmıyor)
"Geçtiğim yerlerden, fışkırdı ağaçlar"
"Çölün ortasındaki Nil gibi"
"Öyle ki sen anladın, kalbimi ağırladın"
"Ben de hiç düşünmeden sevdim seni"
"Gel güzelim bana gel sen"
(Kadın) Rüya! Rüya, Alaz nerede?
-(Rüya) Ne? -(Kadın) Alaz nerede?
Belasını arıyordur yine.
(Erkek) Kafamı açma, oğlum!
(Bağırıyorlar)
Bingo!
Tamam, tamam.
(Bip) zekâlı!
Oğlum sakin ol, sakin!
(Koruma) Gel bakayım benimle sen.
Ben mi? Emin misin?
Tamam, bu arkadaşı dışarı alıyoruz.
(Koruma) Kusura bakmayın, Alaz Bey. İyi eğlenceler.
Tamam oğlum. Şovunu da yaptın lan, hadi.
Oğlum, Eşref Soysal'ın torunu o. Sıkın biraz dişinizi.
(Kadın) Alaz, ne yapıyorsun?
Hiç sırası değil. Hiç sırası değil şu an, tamam mı?
Annem arıyor kaç saattir. Geç kaldık. Ne diyeceğim?
Yatsın, zıbarsın! Rahat bıraksın bizi.
-Rahat bıraksın. -Alaz!
Aşkım, tamam.
(Bağırıyor)
İnanılmazsın!
Oh!
(Erkek) Yapma böyle. Kızım!
Germe ortamı, bir sakin ol.
Eğlenmeyi öğrensene biraz beceremiyorsan da taklit et bari.
Canımı acıtıyorsun.
Çağla, git ötede ağla. Vallahi çekilmiyorsun.
-Rüya ne haber, nasılsın? -İyiyim, senden ne haber?
-İyiyim ben de. Nasıl gidiyor? -Vallahi, güzel gidiyor.
-Senin nasıl gidiyor. -(Erkek) İyidir ne olsun.
Rüya, hadi gidelim.
-Sebep? -Sebep, sebep, sebep...
Sıkıldım hadi.
Ben de senden sıkıldım, arkadaşım.
(Telefon çalıyor)
-Alo. -(Kadın ses) Çağla.
Niye telefonuna bakmıyorsun? Saatlerdir sizi arıyorum aklımı kaçıracağım.
Yok bir şey anne. Her şey yolunda.
-(Kadın ses) Alaz? -Alaz, iyi. Keyfi gayet yerinde.
Senin sesin bir tuhaf geliyor. Bir şey mi oldu?
Anne ne olabilir ki en fazla? Sadece eğleniyoruz işte.
Tamam, zaten saat çok geç oldu. Alaz'ı da al. Eve dönün, lütfen.
Tamam, hadi. Sen yat lütfen, tamam mı?
Alaz sana emanet, ona göre.
Tamam, Alaz bana emanet. Tamam. Hadi iyi geceler.
(Müzik)
Ne eğlenmesi bu saatte?
Şeytan diyor, git. Şunları kollarından tut, getir eve.
Büyüdüler onlar kuzum.
Bakarlar başlarının çaresine, yapma.
Ali de büyümüş müdür, Feride abla?
(Duygusal müzik)
(Kadın) Ali'ye sahip çıkamadım.
(Kadın) Çağla'yla Alaz'ın da durumu ortada.
Benden iyi anne olmuyor galiba.
(Duygusal müzik devam ediyor)
(Duygusal müzik devam ediyor)
(Hızlanıyor)
Alaz, yavaş. Midem bulanıyor zaten.
Alaz, yavaş! Önüne baksana.
(Gerilim müziği)
-Boğuluyorum. -Alaz, iyi misin sen?
Boğuluyorum, Rüya.
İyi misin, sen? Alaz, ne yapıyorsun?
-Al şunu. -Alaz, önüne bak!
Tamam, tamam.
(Bağırıyor)
Alaz, ne yapıyorsun? Yavaşla, önüne bak!
Uçuyoruz!
Alaz, sen uyuşturucu falan mı kullandın?
Alaz, durdur arabayı. İneceğim!
Nefes alamıyorum.
Alaz, neden soyunuyorsun? Saçmalama.
Alaz!
İşte bu!
Durdur arabayı! Alaz!
Alaz, dur! Alaz yapma. Alaz!
(Bağırıyor)
Alaz, nereye gidiyoruz biz? Neresi burası?
Tamam, dur bir nefes alalım.
Alaz bak yalvarıyorum. Eve götür...
Dur! Eve gitmek istiyorum, dur!
Dur, yeter artık. Midem bulandı. Durdur şu arabayı!
(Gülüyor)
-(Alaz) Nereye? -(Erkek) Ne oluyor lan, gece gece!
(Rüya öksürüyor ve kusuyor)
Ne yapıyorsun sen orada?
-Asıl senin ne işin var orada? -Pardon.
Sokağı kirletmekten iyidir. Çöptür diye düşündüm ama...
Çöp mü bu sence? Bir bak. İşim bu benim.
Tamam, neyse parası veririz. Ne olmuş yani?
Bir git gözünü seveyim.
Allah'ın yabanisi.
Bu arada erkek arkadaşına söyle...
...buralarda soyunanı öperler.
Alaz, ne yapıyorsun? Saçmalama.
Saçmalama, giy şunları üstüne. Ne yapıyorsun?
Alaz, kendine gel!
(Rüya) Bana bir bak. Bana bak, sus!
Alaz, kalk şuradan. Kalk, bana bir bak!
Bana bak. Bana bir bak.
Bak, bizi burada kesseler kimsenin haberi olmaz.
Ne olur giyin artık! Eve gitmek istiyorum.
Kim kesecek? Alaz'ı kim kesebilir?
Kim kesebilir Alaz'ı? Kim kesecek Alaz'ı?
Uyumayın lan!
(Alaz gülüyor)
Çağla neredesin?
Alaz delirdi. Bir şey kullanmış. Uyuşturucu sanırım, bilmiyorum.
(Rüya) Bilmiyorum. Neredeyiz bilmiyorum, Çağla.
-Çağla çok korkuyorum. -Bana bak, hey!
Bilmiyorum, Çağla. Bilmiyorum.
Şu kilidi açar mısın? Bunu gerçekten keserler burada.
(Gerilim müziği)
Hey!
Ben araba kullanmayı bilmiyorum.
(Gerilim müziği devam ediyor)
(Parfüm sıkıyor)
(Öksürüyor)
Pardon.
Sizden geliyor o koku.
-Efendim? -Artık ne içtiyseniz!
Bir de püskürtüyorsunuz üstünüze şampanyaları.
Bir yerden sonra o pahalı parfümleriniz kurtarmıyor tabii sizi.
Tabii, sen mis gibi kokuyorsundur mesleğin gereği.
-Ne? -Çöp topluyorsun ya hani.
Çöp değil o. Geri dönüşüm. Acaba hayatında hiç duydun mu?
Nereden geliyor bu öz güven, anlamadım ki.
(Navigasyon ses) Hafifçe sağdan devam edin.
Yavaşlasan mı biraz?
Konum sağdan diyordu, nereye gidiyorsun?
(Rüya) Nereye götürüyorsun sen bizi?
Durdur arabayı! Arabayı durdur! Durdur ineceğim!
İmdat!
(Rüya) İmdat, yardım edin! Adam kaçırıyorlar.
Durdur şu arabayı.
Dur!
(Navigasyon ses) Hedefe iki kilometre düz devam edin.
Artık bizi eve götürebilir misin?
(Müzik)
(Müzik devam ediyor)
-(Çağla) İyi misin? -(Rüya) İyiyim.
Rüya, Alaz nerede?
Bizimkiler bunu böyle görse benim (Bip)!
-Nasıl sokacağım ben bu hâlde eve? -Ne bileyim?
Buraya kadar getirebildiğime dua et sen.
Bu kim?
(Çağla) Hişt!
(Gerilim müziği)
-Hadi, hadi. -Hadi, yürü.
-Ne yapıyorsun? -Yürü, yürü. Yürü.
(Müzik)
Açma!
(Rüya) Geç.
Ne bekliyorsun? Yatırsana.
-(Çağla) Yavaş. -(Rüya) Sağ ol, ya!
Yaşıyorsa da öldü artık zaten.
Neyse tamam, gidebilirsin.
Pardon, bir dakika. Nerede bunun cüzdanı, Rüya?
-Anlaşıldı. Hesaplar yine benden. -Dur, dur. Bende var.
Yok, tamam. Ben hallederim.
-(Rüya) Tamam, uzatma Çağla. -Tamam, bir dahakine senden olsun.
-Nasıl olsa akıllanmaz bu. -Orası kesin.
-Al. -Al.
(Gerilim müziği)
(Gerilim müziği devam ediyor)
Kimsin sen? Ne işin var evimde?
(Kadın) Ne demek çok içti?
Ne içti de bu hâle geldi?
-Bilmiyorum. -Peki, bu çocuk kim?
Niye benim evimde?
(Rüya ses) Başka çarem yoktu. Yardım istedim.
-O getirdi bizi eve. -(Kadın) Rüya beni niye aramıyorsun?
Arasan hemen gelirim. Sokaktan adam toplamaya gerek var mı?
Kim bilir bu adam nedir. Psikopat mı? Size bir zarar verse.
Mecbur kaldım diyorum, Neslihan teyze. Yoksa benim ne işim olur bu yabaniyle?
(Çağla) Anne, tamam. Gitme kızın üstüne, yeter!
(Neslihan) Sen sus! Seninle sonra hesaplaşacağız.
Seni aradım. Eğleniyoruz, her şey yolunda dedin, değil mi? Hesabını vereceksin.
(Gerilim müziği)
(Gerilim müziği devam ediyor)
(Kapı açıldı)
(Neslihan) Adın ne?
Evin, ailen falan yok mu?
-Yoksa sen sokak... -Ben artık gidebilir miyim?
Oğlum ve arkadaşını çok zor bir durumdan kurtarmışsın.
Ben de senin için bir şeyler yapmak istiyorum.
(Neslihan) Neye ihtiyacın varsa.
(Neslihan) Okuman yazman yoksa vakıf başkanıyım ben.
-Sokak çocuklarını koruma vak... -Kimi, kimden koruyorsunuz tam olarak?
Bizi sokaklardan mı...
...yoksa sokakları bizden mi?
Bakın...
...biz bu kapılara daha önce çok dayandık.
Çocuk da değiliz zaten artık. Büyüdük.
O yüzden siz en iyisi bizi...
...beni bir salın artık, ben kaçayım.
(Neslihan) Bir dakika.
Ben yaptığın iyiliğin karşılığını vermek istiyorum.
En azından para vereyim.
(Neslihan) Tabii, kötü bir şey için kullanmayacaksan.
Ne gibi kötü bir şey mesela?
Mesela senin oğlunun kullandığı madde gibi mi?
Ne diyorsun sen?
Bizim ters bir alışkanlığımız yok diyorum.
Yani paramız olsa çok daha hayırlı işlere harcarız. Emin ol diyorum.
Saçmalama da ne kadar istiyorsan söyle. Sonra çek git buradan!
Ben para için değil.
Kızı o hâlde görünce yani...
Yoksa senin oğlun isterse donunu başına geçirip koşsun.
-İnan ki benim gram umurumda olmaz. -Bana bak...
...senin umurunda olmayabilir ama benim için çok kıymetli oğlum.
Ne kadar borcumuz?
Ne kadar istiyorsun?
(Müzik)
Evet?
Bin dolar.
Bin dolar, tamam.
Al, al.
Tamam mı?
Tamam.
(Müzik)
(Müzik devan ediyor)
(Müzik devam ediyor)
(Müzik devam ediyor)
(Müzik devam ediyor)
(Yaman dış ses) Sizden geliyor o koku.
Bir yerden sonra o pahalı parfümleriniz de kurtarmıyor tabii sizi.
Salak!
(Gerilim müziği)
(Feride) Neslihan, kuzum.
(Feride) İyi misin?
-İyi değilim, abla. -Ne oldu, ne oldu?
Alaz uyuşturucu kullanmış.
(Ağlıyor)
(Yaman) Şurada durabilirsin. Eyvallah.
Eyvallah.
Hop hop! Abi! Abi!
-Ümit abi. -Ne haber oğlum?
-Yaşıyorsun bu hayatı. -Ne yapacaksın? İşimiz bu.
Günaydın gençler. Üsküdar'da sabah oldu, uyan.
Alo? Kalk, kalk, kalk.
Hey! Alo? Kalk!
Kalk koçum, kalk, kalk, kalk!
Alo? Oğlum hadi lan hadi.
Bana bakın, bahar geldi. Cemre düştü, çiçekler açtı...
...kuşlar döndü. Ee, ne demişler? Her kışın sonu bahar oğlum.
Her kışın sonu bahar.
Bana bak, kalk lan. Kalk.
-Ne yapıyorsun ya? Allah Allah! -Abi iyi misin ya?
Umut ben sana ne demiştim?
-Ne demiştin abi? -O gün ben sana ne demiştim?
-Hangi gün abi? -Adını koyduğumuz gün oğlum.
Ne dedim ben sana? Adın gibi ol kardeşim.
-Umudunu asla kaybetme. -Aynen öyle.
Peki, Asi o haberi dolaba yapıştırdığı gün ne dedim ben size?
Ne demiştin ya? (Bip) mal ettin hepimizi sabah sabah.
-O parayı bulacağız... -Ve...
...Umut'u...
...ayağa kaldıracağız.
Bin dolar!
Buldum lan!
Buldum!
Allah!
Allah!
Allah! Allah!
"Lay lay lay, Umut ayağa"
"Lay lay lay, Umut ayağa"
"Lay lay lay, Umut ayağa"
-Dur, geliyorum. -"Lay lay lay"
"Umut ayağa"
-"Lay lay lay" -Dur, doktor bugün geliyor!
-"Umut ayağa" -Doktor bugün geliyor!
Hey, bir susun!
Doktor bugün geliyor. Konferans bugün.
-Tamam, toplanın hadi. Hemen çıkıyoruz. -Oğlum Cesur ne yaptın ya?
-(Cesur) Ne var oğlum, toplarız. -(Asi) Gel, giyelim şunları.
Aslanım benim.
(Müzik)
-Elinle alma, elini kesersin. -Peki efendim.
(Müzik)
(Müzik devam ediyor)
Baktım, bu dolap beygiri gibi dönüyor...
...artık ne zıkkımın dibini içtiyse uçmuş (Bip) zekâlı.
Bıraksaydın orada olduğu gibi, bizim yamyamlar...
...donunu da çekip alsalardı altından. -Lan oğlum, kızın aklı gitti zaten.
-Yazık. -Ay, aman ne yazık.
Takar, kafam kadar pırlantayı parmağına unutur gider.
(Asi) Ayrıca çoktan barışmışlardır bile.
Orası onun bileceği iş, bizlik bir şey yok.
Hişt, baksanıza bana.
Nasıl, yakıştı mı? Benzedim mi o zengin bebelerine.
Çok iyi oldun. Özellikle çorapların cuk yani. Bundan sonra böyle devam.
-Kızım kim görecek bu çorabı? -Salak.
Abi ayakkabılar benim olsun mu?
Oğlum sen önce hayırlısıyla ayağının üstüne bas da.
Sen nasıl konuşuyorsun, (Bip) sen? Allah Allah, bir sus.
Ne var ya ne yapacak, ayağına süs diye mi giyecek?
Oğlum senin dilini düğümleyip gırtlağına sokmak lazım. Ver lan şunu.
-Ver. -(Asi) Ver.
Güle güle giy, tamam mı? Çok yakında koşacaksın zaten bunlarla.
İnşallah abi.
Ee Umut, hadi kalk, bir koşu yetişelim madem. Geç kalıyoruz vallahi.
-Lan bak... -Şaka oğlum şaka. Allah Allah.
Bunlar da şakadan hiç anlamıyorlar.
Sen beni anlıyorsun ama, değil mi? Aslanım benim be.
Sen hiç somurtma. Sen hep gül, güzel kardeşim benim.
-Aslanım benim. -(Yaman) Zevzek bu çocuk ya...
...yemin ediyorum, bu çocuk zevzek.
Direkt, vallahi saf.
Lan, bu cüzdanı da bırakmış oğlum bunun içinde!
Allah, ne kadar güzel bir güne uyandık arkadaş biz.
-Kaç para var? -Ne yapacaksın kaç para var?
-Ne yapacağım ya, sordum. Allah Allah. -Cesur, ver şunu.
-Bir dakika abiciğim. -Cesur, Cesur!
Abi bir dur bir sakin ol ya. Bir dur, sağlamasını yapalım önce.
Sen bu veledi kurtarmasaydın bıçağı takmamışlar mıydı buna?
-Hiç şansı yoktu. -(Cesur) işte, aynen öyle.
Etti mi sana varan bir. Canını kurtardın yani, ipten aldın sen bu (Bip).
Bir dakika abiciğim bir dakika. Arabasını ne yapmışlardı, araklamamışlar mıydı?
-Çoktan parçalamışlardı bile. -İşte, etti mi sana varan iki?
Malını da kurtardın. Kıza ne yapmışlardı abi, en iyi ihtimalle?
Ya, nereden baksan dev hizmet yaptın oğlum sen.
Bu paraları kuruşu kuruşuna hak ettik biz, güzel kardeşim.
-Tamam, sen hak ettin yani. -Evet.
O yüzden anası bin doları gözünü kırpmadan attı önüme.
Yani biz, emeğimizin karşılığını aldık mı? Aldık.
Umut'un muayene ücretini bulduk mu? Bulduk.
Bak, biz hırsız değiliz oğlum.
Aynen abi aynen, biz hırsız değiliz. Biz safız abi biz iflah olmaz...
...(Bip) zekâlılarız güzel abiciğim. Aynen.
-Cesur. -Ne?
Oğlum taksi parası için aldım onu, vallahi taksi parası için aldım.
Ne yapacağız, bunca yol sırtımızda mı taşıyacağız bunu?
(Yaman) Sen az değilsin oğlum.
Halledeceğiz.
(Sevinçle bağırıyorlar) (Hareketli müzik)
Allah Allah!
Eller yukarı!
Vay, Salim abim.
-Al. -Oo, eyvallah.
Leblebi, dağıt. Ana, ne bu ya?
-Bunu bana versene. -Olmaz.
Umut kalk, ben bineyim. Kalk, in aşağıya in.
-İn lan in aşağıya. -(Cesur) Salim abi!
Sen ne yapacaksın tekerlekli sandalyeyi ya?
-Lazım. -Neye lazım?
Uçak motoru takacağım, uçacağım.
Abim sana araç ne gerek, sen uçuyorsun ya zaten.
-Nasıl uçuyorum? -Bayağı, pır diye.
-Hadi ya, versene. -Hadi hadi, geç kaldık.
Üzülme abi, yakında ihtiyacım kalmayacak.
-O zaman senindir. -Söz mü?
(Birlikte) Söz.
Umut Havaalanı.
(Neslihan) Kalk.
(Öksürüyor)
-(Neslihan) Bir duş al. -Ne oluyor ya?
Ke sesini! Sesini bile duymak istemiyorum.
-İkinizi de aşağıda bekliyorum. -Anne ben neden geliyorum, pardon da?
Aşağıda bekliyorum, dedim.
Ya anne!
(Alaz) Sabah sabah nereye gidiyoruz?
(Öksürüyor)
Hem bu odamın hâli ne lan böyle?
(Gerilim müziği)
-Kim yaptı lan bana bunu? -Var ya, az bile yapmış.
Ağzını burnunu dağıtsaymış keşke de kemiklerini kırsaymış.
-Kim? -Ara Rüya'yı, o anlatsın.
Rüya! Telefonum nerede benim?
Hiç boşun arama, varsa bir umut kaybettin sen onu dün gece.
-Rüya artık ölsen bakmaz senin yüzüne. -Ya, kes sesini!
Anlat, ne oldu dün akşam, hiçbir şey hatırlamıyorum zaten.
Kendini kaybetmişsin bu defa. Çırılçıplak yolun ortasında soyunmuşsun.
Kızı da abuk sabuk bir yerde bırakıp, manyak manyak hareketler yapmışsın.
Kız ne yapacağını şaşırmış. Ödü kopmuş.
-Ee? -Ne e'si be?
Sonra ne olmuş Çağla sonra ne olmuş?
Sonrası elemanın biri seni paketleyip eve getirdi canım.
Bir dakika bir dakika, kimmiş o eleman? o hâlde dövmüş mü beni?
-Konu bu mu ya? -Kızım...
...kim bana el kaldırabilir, üstelik Rüya yanımdayken?
-Ne kullandın sen dün gece ne kullandın? -Lan sana ne sana ne?
-Sen soruma cevap ver. -(Çağla) Aynen. Bana ne, değil mi?
Bence de bana ne? Ama sayende bana ne olmuyor işte.
Annem senin yüzünden beni de uyuşturucu testine götürecek.
-Ne? -Var ya, keşke annemin...
...karnındayken yeseydim seni, keşke boğsaydım da...
...kordonunu boynuna dolasaydım keşke.
(Gerilim müziği)
Allah kahretsin!
(Gerilim müziği)
Bana bak, ne yapıp ne edip beni bu durumdan kurtaracaksın.
Duydun mu beni? Ben kan falan vermeyeceğim.
Sana ne oluyor? Sen ne saklıyorsun, dökülsene.
-Anne. -Geçin arabaya.
-Anne bir konuşsak mı? -Deden bakıyor.
Sebebini açıklayabileceksen sabaha kadar tartışabilirim seninle.
-Geç arabaya geç. -Ablacığım, abiciğim...
...size de günaydın. Evet, yine ölmedim, çok iyiyim.
Ece iner misin? Yine tepelerdesin, in. Yorma kendini, diyorum.
Kahvaltını et, ilaçlarını da iç. Hadi, gir içeri kızım.
Anne ben artık okula geri dönmek istiyorum.
Şimdi değil sonra. Tamam mı? Hadi, geç içeri. Geç, göreyim.
(Gerilim müziği)
(Gerilim müziği devam ediyor)
(Erkek) Serhan Bey.
Bir soru sorabilir miyiz Serhan Bey?
Mucize Doktor'la röportaj yapmak istiyoruz efendim.
(Üst üste konuşmalar)
Arkadaşlar konferans başlamak üzere. Sadece tek bir soru alabiliriz.
Mucize Doktor, diyorlar kendisine. Astronomik muayene ücretlerine rağmen...
...randevularının aylar öncesinden dolu olduğunu öğrendik.
-Yalnız bu soru değil, soru alalım. -Gerçekten mucizeler yaratabiliyor mu?
(Serhan) Kendisinin tüm randevuları dolu arkadaşlar.
Sağ olsun, bizim ricamızı kırmadı...
Anne, anne bu saçmalığa artık bir son verir misin lütfen?
Gerçekten bu sefer, büyük saçmalıyorsun.
-(Kadın) Günaydın hocam. -Günaydın.
Uyuşturucu falan kullandığım yok benim.
-O zaman korkacak bir şeyin de yok. -Keşke beni bir salsan artık ya keşke.
Anne ben Alaz'dan ayrı bir canlıyım, farkındasın değil mi?
-Ben niye her seferinde... -Yürü Çağlacığım yürü.
(Gerilim müziği)
(Serhan) Siz kantine gidip çay için.
-Evet, ne oluyor burada? -Annemin bir düğmesi varsa...
...basıp durdurabilir misin? Çünkü durmuyor.
-Neslihan ne yapıyorsun hayatım? -Uyuşturucu testi yapacakmış.
-Ne? Bir dakika, sebep? -Sebep; dün gece oğlumuzun...
...çırılçıplak bir hâlde bir başkasının sırtında eve gelmesi.
Üstelik de bu hâlde.
Sence yeterli bir sebep mi?
-Kim yaptı oğlum bunu sana? -Bilmiyorum ki baba.
-Bilsem hesabını soracağım da. -Hesap mı soracaksın?
Sen de Rüya da hayatınızı o çocuğa borçlusunuz.
Sağ salim sizi eve getirdi. Teşekkür edeceğine hesap mı soracaksın?
Biraz içkiyi fazla kaçırdım, kendimde değildim, hatırlamıyorum...
Konuşma artık. Eğer o çocuk olmasaydı farkına bile varmayacaktım.
-Bir de beni mi ispiyonladı beni sana? -Sen kullandın yani?
-Hayır canım, lafın gelişi sadece. -Kalk, kalk oradan. Hadi.
-(Neslihan) Otur Çağla, sıra sende. -Hayır ya, istemiyorum, diyorum.
Konunun benle ne alakası var ayrıca? Dün gece uyuşturucu kullanmış gibi...
...bir hâlim var mıydı sence benim? -Tamam, kullanmadıysan...
...zaten onu anlayacağız. -Korkuyorum ya iğneden. Fobim var.
Çağla saçmalama, yeni yeni icatlar çıkartma.
Geç şuraya, dedim sana geç.
(Neslihan) Aç şu kolunu aç.
Aç şu kolunu. Aç kolunu, dedim. Amma nazlandın. Üf!
(Gerilim müziği)
-Bunlar ne? -Ya, bir şey yok.
Çıkart üstünü başını, her yerine bakacağım.
Anne ne yapıyorsun babamın önünde ya?
Tamam, Serhan sen Alaz'ı alıp çıkar mısın?
Sen beni en son ne zaman çıplak gördün ki?
Üç yaşında falan mıydım? Banyomu bile Feride teyze yaptırıyordu...
...hatırladığım kadarıyla. -Çağla!
-(Neslihan) Çekil. -Bir dakika, sakin olur musun lütfen?
Kızım...
...kim yaptı kızım bunu sana?
Bizimle her şeyi paylaşabilirsin. Korkmana hiç gerek yok. Tamam mı?
Çağla...
Rüzgâr mı?
Yok artık ya, daha neler. İyice kafayı yediniz ama artık siz.
Ufacık çarpsam morarıyor. Tenim hassas herhâlde, bilmiyorum.
(Çağla) Fark etmiyorum bile. Bir bakıyorum, böyle.
-Şiddet falan gördüğüm yok yani. Relaks. -Ne kadar zamandır oluyor bu?
-Kendimi bildim bileli anneciğim. -Neden bana söylemiyorsun?
Sormadığın için olabilir mi mesela?
Nasılsınız, iyi misiniz? Var mı bir ihtiyacınız? Ama yok.
Çünkü sen nasıl olduğumuzla değil, ne yaptığımızla ilgilendiğin için.
-Bitti. -Güzel.
Bir de arabanı garaja çektirdim.
Bundan sonra şoförle gidiyorsun okula.
Baba ne olursun bir şey yap artık. Yoksa kendimi keseceğim.
(Gerilim müziği)
Neslihan sakin olur musun? Çocukların üzerine fazla gidiyorsun.
Sana kalsa her gün parti yapabilirler.
Görüyorsun değil mi eğlence anlayışlarını?
Gençler, eğlensinler. Sana izin verme, dedim.
Çocuk içkiyi fazla kaçırmış, o kadar. Bir serserinin lafıyla.
Serhan göz bebekleri iğne deliği kadardı.
-Alaz uyuşturucu almış. -Sesini yükseltme!
Burası bizim hastanemiz, farkında mısın?
Kendi hastanemizde kendi çocuklarımıza uyuşturucu testi yapamayız.
-Duyulursa büyük skandal. -Duyulmadığı sürece...
...hiçbir sıkıntı yok yani, değil mi? Çocuklarımız sessizce...
...kendilerini öldürsünler. Hiçbir şeyin anlamı yok.
-Ben bunu mu diyorum Neslihan? Sadece... -Neyi diyorsun?
Neslihan!
Ee, babacığım?
Efendim sizi hiç beklemiyorduk, sürpriz oldu. Hayırdır?
Şu Mucize Doktor'u bir de ben dinleyeyim, dedim.
Ne anlatıyormuş, maharetleri neymiş...
...bir de biz öğrenelim, dedik.
(Serhan) Estağfurullah efendim, size kim, ne öğretebilir ki?
Hayırdır, sabahleyin erkenden kaçırır gibi çıkarttın çocukları evden?
Bu yüzden mi, hasta mı oldular?
Yok, gayet iyiler çocuklar gayet iyi.
Öpeyim dede.
(Alaz) Ben de öpeyim dedeciğim.
(Gerilim müziği)
Serserinin biri önünü kesmiş, cüzdanını istemiş...
...Alaz da tabii karşı çıkınca olan olmuş. Biz de pansumana getirdik.
-Geçmiş olsun. -Sağ ol dede.
-Kan tahlili için sebep ne peki? -(Kekeleyerek) O şey... Tamamen rutin.
-Uzun zamandır ihmal etmiştik. -İyi etmişsiniz.
Annelik babalık ihmale gelmez.
Sonuçları ağır olur sonra.
(Gerilim müziği)
Ben, ben hallederim baba.
(Gerilim müziği)
A'dan Z'ye her şeylerine bakılsın.
-Sonuçları da direkt bana gönderin. -Hemen efendim.
Bravo Neslihan bravo.
(Gerilim müziği)
Siz ne duruyorsunuz burada? İkinizi de gözüm görmesin.
Özellikle de seni.
Yürü.
(Gerilim müziği)
Sana bir defa soracağım Alaz.
O tahlil sonuçlarında bizim canımızı sıkacak...
...herhangi bir şey çıkma ihtimali var mı?
Baba...
...ben... -Allah kahretsin!
Neden böyle yapıyorsun oğlum?
Neden bana bunu yapıyorsun Alaz?
Annene kızıyorsun, tamam.
Beni neden cezalandırıyorsun?
Deden beni ezmek, üzerime basmak için fırsat kolluyor, görmüyor musun?
Ve sen her seferinde ısrarla o adama karşı beni mahcup ediyorsun.
Yaptığın her hatanın faturası bana da kesiliyor.
Senin hata yapma lüksün yok.
Benim seni savunacağım, tutunacağım tek bir dal olsun, ver artık.
(Gerilim müziği)
Canım kızım, sen de bana yalan söylemiyorsun, değil mi?
(Gerilim müziği)
Baba...
...ilk ve sondu, bir daha olmayacak.
Tamam, geç arabaya.
(Gerilim müziği)
Ne oluyor? Çocuklar niye buradaydı sabah sabah?
Neslihan'a sor, zıvanadan çıkmış yine.
-Ne oldu yine? -Uf!
Çocuklara uyuşturucu testi yaptıracakmış.
Ay, yok artık daha neler!
Canım sen de niye sıkıyorsun canını?
Bırak, yaptırsın. Nasıl olsa bir şey çıkmayacak.
Alaz pozitif çıkacak. Dün gece ilk kez denemiş.
Saçmalama!
O zaman belki Rüya da...
Zaten son zamanlarda tuhaf tuhaf davranışlar.
Dün de deli deli hareketler. Ben de mi bir test yaptırsam?
Sakın, bir Neslihan bize yeter. Bir de seninle uğraşmayalım.
Yalnız Neslihan'la kıyaslamazsan sevinirim, anneliğimi.
Tahlil sonuçlarını Eşref Bey'e göndereceklermiş.
-Yani? -Yani...
...halletmem gereken büyük bir kriz var. İzninle.
(Gerilim müziği)
Benim cüzdan nerede?
Yardım ediyorum ayağına cüzdanı çarptı.
İşin yoksa kartlarla uğraş şimdi.
Bir de anneme niye ispiyonluyorsun lan beni? Neden lan neden?
-Bağırma başımda. -Sana ne oluyor ya sana ne oluyor?
Neden? (Bip) dün akşam. Sen neden ağlıyorsun?
Aynen, en birinci mağdur sensin. Şampiyonsun Alaz, bravo.
(Gerilim müziği)
-Senin ceketin nerede? -Arabada unuttum galiba.
Cüzdanı vereceksin ya, iste gitmişken. Çok yakışıyor sana.
Öyle mi? Eyvallah.
Lan, vallahi keyfin beyde yok. Az kalk da biz oturalım lan, yorulduk.
-Gel, gel otur. -Bana bak...
...beni kucağına oturtacak adam daha anasının karnından doğmadı aslan.
Oğlum gülme sen de şuna. Bak, sen gülüyorsun diye şımarıyor bu.
Bu garip bugün gülmesin de ne zaman gülsün be oğlum?
Hişt, bana bak, bu Mucize Doktor seni ayağa kaldıracak ya...
-Hadi inşallah. -İşte ondan sonra...
...ben seni hayatta oturtmam, haberin olsun.
Bütün getir götür işlerimi sen yapacaksın bundan sonra.
Ona göre. Bunca zaman yattığına say lan.
Ne gülüyorsun oğlum, ciddiyim lan. Vallahi yorulduk.
Git lan, git dinlen o zaman.
İyi, ben eve gidiyorum o zaman. Yatarım azıcık.
İyi, hadi defol. Durduğun kabahat.
Bak, kalbimi kırıyorsunuz ama. Sonra atarım kendimi şu yola...
...kıyarım canıma, çok ağlarsınız arkamdan.
Bir üzülürüm bir üzülürüm var ya.
İyi, eyvallah o zaman. Hakkınızı helal edin.
Cesur ne yapıyorsun oğlum, Cesur? (Fren sesi)
(Asi) Bir yürü ya!
-Abi ne yapıyorsun sen ya? -(Şoför) Bir çekil ya!
-Ya, yine mi bu? -Kim?
Seni paketleyen eleman işte.
(Cesur kahkahayla gülüyor)
-(Cesur) Ne var be ya, Allah Allah? -Hangisi?
-Şu uzun olan. -(Yaman) Oğlum aklımızı aldın.
Ne oldu ama umurumuzda değiller falan? Ne oldu?
-Tamam, bekleyin burada siz. -(Şoför) Alaz Bey?
-Bekleyin, dedim. -(Çağla) Alaz lütfen, bir dur artık.
-(Bağırarak) Ya, bir bekleyin! -(Şoför) Ama Alaz Bey...
Tamam, bırak. Karışma, gidip yesin dayağını da rahatlasın.
(Cesur gülüyor)
-(Asi) Gülme. -(Yaman) Sen dümdüz bir salaksın.
Tamam, ne abarttınız . Hadi yürüyün geç kalacağız.
Sohbetiniz bittiyse şu cüzdanı alayım.
(Gerilim müziği)
Anladım, tamam, parayı yemişsiniz.
Sıkıntı yok, kartlar önemli zaten. Hadi.
(Gerilim müziği)
Kostüm pek de yakışmamış ama...
...senin olsun, kalabilir.
Tamam, sen osun. Yok yok, tamam.
Al sen kıyafetlerini, hatırası vardır oğlum.
Al, al kıyafetlerini. Aynısı vardır sende. Giyer giyer (Bip)...
...kızı nasıl bıraktığını hatırlarsın. -Ne diyorsun lan sen?
Bir adım daha atarsan seni buraya gömerim.
Abi ne olur bir gönder gelsin ne olur.
-(Alaz) Abisi, kardeşin mi yoksa? -Aynen.
Nasıl yani? Hep birlikte böyle sokağa mı atmışlar sizi?
Yok, biz kardeşlerimizi sokaktan seçeriz.
Kan bağı değil, can bağıyla. Bilmem anlatabildim mi?
Sen de gel al şunu. Götür yatağına geri yatır.
Belli ki kafası daha yerine gelmemiş.
(Gerilim müziği)
Dua et, bir daha görüşmeyelim.
Ayıp ediyorsun ama her zaman bekleriz.
(Gerilim müziği)
Hişt!
(Gerilim müziği)
Sen de annene dua et.
(Gerilim müziği)
Hadi devam et.
(Gerilim müziği)
Aferin benim abime.
Aferin abime. Ne oldu abim, verdin cüzdanını ne oldu abim?
Daha mı delikanlı adam oldun? Daha mı erkek oldun şimdi, ne oldu?
-Ne biçim konuşuyorsun oğlum sen? -O biçim konuşuyorum abi.
Çatır çatır yiyecektik o paraları biz. El âleme (Bip) poz keseceğim diye...
...al, elde var sıfır yine. -Oğlum para senin mi benim mi lan?
Nasıl yiyecektin o parayı nasıl geçecekti boğazından?
Yemişim senin fakir ama gururlu edebiyatını.
-Seni var ya ben... -(Bağırarak) Yeter!
Hop!
Yeter ya!
Bugün güya benim en mutlu günüm.
Yaman abi niye kavga ediyorsunuz ya, niye kavga ediyorsunuz?
Bugün mü abi, bugünü mü seçtiniz ya?
(Yaman) Yok.
Yok oğlum, sen ne bakıyorsun bize ya?
Oğlum, ne olacak lan bizim kavgamızdan? Kardeşiz lan biz, kardeş.
(Cesur) Asi, sen ne diyordun biz kavga edince, kardeş kardeşe bir şey yapıyordu?
Kardeş kardeşi bıçaklamış, sonra dönmüş yine kucaklamış.
Hah, aynen.
-Tamam, barışın o zaman. -Tamam.
Elimi öpsün o zaman.
-Yok ya? -Öpeceksin tabii lan, büyüğün o senin.
(Cesur) Ne belli lan büyüğüm olduğu, kafa kâğıdımız mı var...
...doğum tarihimiz mi belli sanki, belki benim en büyüğünüz?
Akıl yaşına göre hesaplıyoruz ya canım, unuttun galiba.
O zaman benden de küçük.
(Bip) bacağına ha!
-İyi bayramlar. -Ne bayramı be?
Deliye her gün bayram.
Gel lan buraya, gel. Tabii bugün bizim bayramımız oğlum.
(Yaman) Umut'umuzun bayramı. Umut ne yapacak?
-Ne yapacak? -Ne yapacak?
Yürüyecek. O zaman...
(Hep bir ağızdan) "Lay, lay, lay"
"Umut ayağa"
(Müzik)
(Telefon çalıyor)
(Kapı açıldı)
1000 dolar.
Bu mu muayene ücreti bu adamın?
-Adam dünyaca ünlü bir doktor baba. -Ünlü?
Neyiz biz damat, şarkıcı mıyız, artist miyiz?
Doktorun ünlüsü olmaz, kabiliyetlisi olur.
Bu saçmalığa derhâl son vereceksin.
O şovmeni de geldiği yere geri göndereceksin, hemen, derhâl.
O şovmen sayesinde bütçemizdeki açığı kapatıyoruz.
Bilmem farkında mısınız.
Hastanenizi ayakta tutmaya çalışıyorum.
Her şeye rağmen.
Her şeye rağmen?
(Serhan boğazını temizledi)
Vakıf adına sokak çocuklarına verdiğimiz amme hizmeti malum.
Yılda bir ücretsiz check up, haftada bir ücretsiz muayene.
15 yıldır binlerce sokak çocuğu bu hastanede tedavi gördü ücretsiz.
-Buna rağmen hâlâ ayaktayız. -Buna rağmen değil.
Bunun yüzü suyu hürmetine ayakta duruyor bu hastane.
Peki.
Ee...
Bütçedeki açığı nasıl dengeleyeyim istersiniz?
Var mı bir öneriniz babacığım?
O senin işin damat. Biz doktoruz, sense idareci.
Damat.
Sana sadece kızımı değil, soyadımı da verdim.
Oğlumu bir çırpıda silip attım.
Sana koskoca bir imparatorluk emanet ettim.
Eğer bu emanete sahip çıkmazsan...
...verdiklerimi tek tek geri almasını da çok iyi bilirim.
(Eşref) Henüz ölmedim çok şükür.
(Gerilim müziği)
(Asi) Hadi, hadi hızlı!
Ya kızım tek beygirli motor bu kadar gidiyor, Allah Allah. Bizimki de can be.
Geldim geldim, hadi.
Oğlum arabaya bak lan, bu neymiş böyle?
-Buyurun. -Buyurduk.
Ücretsiz muayene çarşamba günleri gençler.
Ama bizim günümüz bugün be abiciğim. Bizi izlemeye devam edin yani.
Eyvallah.
-Kolay gelsin. -Sağ olun.
Bizim çocukların tahlil sonuçları çıktı mı?
Efendim, numuneler henüz geldi.
Hım.
Size zahmet sonuçlar çıkar çıkmaz doğrudan bana getirin.
Sonra da sistemden derhâl silin.
Ancak Eşref Bey'in kesim talimatı var. Yani bizzat onu kendisine vermemizi...
Çocukların babası Eşref Bey değil, benim. Ayrıca bu hastaneyi ben yönetiyorum...
...Eşref Bey değil, değil mi?
Sonuçları sadece bana getiriyorsun.
Kolay gelsin.
-Ücretsiz muayene için çarşamba günleri. -Tamam, sünmesin abiciğim mevzu.
Ya biz şu Mucize Doktor'a... Neydi adı?
Michael bir şeydi, Amerikalı doktor. Bugün hasta bakımı için gelecekti.
Onun için geldik.
-Üzgünüm, hasta alamıyoruz. -Hayırdır, sebep?
(Yaman) Ya bir dakika, dur, sakin ol.
Bizim muayene ücretimiz tam, bize zaten 1000 dolar demişlerdi.
Biz de tam getirdik yani, sayabilirsiniz.
Randevular aylar öncesinden doldu.
Tamam şöyle yapalım. Siz bizi sıraya ekleyin...
...mutlaka bugün gelmeyen olur, biz bekleriz.
-Gerekirse en son gireriz, sıkıntı yok. -Mümkün değil.
Bak, güzel kardeşim benim, şimdi birkaç saat öncesine kadar...
...benim bu parayı bulmam da mümkün değildi ama bak buldum.
Arkadaşım mümkün değil diyorum sana.
Lan ne mümkün değil lan, ne mümkün değil?
Parasıyla değil mi oğlum, ne mümkün değil?
Bak, biz muayene olmadan hiçbir yere gitmeyeceğiz, tamam mı?
Ben bu parayı bulduysam sen de bir yolunu bulacaksın lan!
-Bak kardeşim... -Bak kardeşim bak kardeşim yok!
-Beni delirtme! -Doktor, doktor!
Hah.
Doktor doktor! Bak, bir kardeşimi getirdik. Hasta, hasta.
Bir dakika, bir dakika, bir dakika!
'Help! Help! It is Umut. No' bacak. 'No' yürümek. Bak, 'help, help'!
(Kadın) Güvenlik! Biriniz yardımcı olabilir mi?
-Çık dışarı! -Lan!
Bırak!
Lan, lan!
(Üst üste konuşmalar)
(Gerilim müziği)
(Yaman) Lan!
Bırak lan! Umut!
Umut!
(Hüzünlü müzik) (Üst üste konuşmalar)
(Yaman) Umut!
Umut!
Lan! Umut!
Umut!
(Yaman) Bırak lan!
Atın bunları dışarı, derhâl!
(Yaman) Bırak lan! Umut!
Umut!
-Bırakın beni! Bırak! -Umut!
Bırakın lan!
Durun! Ne oluyor burada?
(Müzik)
(Neslihan) Eşkıya mısınız siz, hastaneye mi basıyorsunuz...
...bu ne rezillik böyle?
Konuşsana çocuğum, konuşsana!
Ne istiyorsunuz siz, derdiniz ne sizin?
Kardeşim ayağa kalsın istiyoruz.
(Hüzünlü müzik)
Bak şu çocuğa.
Dön bak.
Hâlâ gülümsüyor, gördün mü?
Çok mu memnun hâlinden sence?
(Yaman) Çok mu mutlu?
Peki niye gülümsüyor bu çocuk?
Neden sırıtıyor hâlâ?
Ben üzülmeyeyim diye, ben. Çünkü benim yüzümden geldi bu hâle.
Ben rahat durmadım, ben gittim kafa tuttum bizi çalıştıran o şerefsize.
Eğeceksin başını dedi, eğmedim, öpeceksin elimi dedi, öpmedim.
Çalacaksın dedi, ben çalmam dedim.
Günlerce aç, susuz bıraktı beni.
Umut dayanamadı bana bir bardak su getirdi diye...
...ben de o suyu içtim diye...
...dövdü çocuğu.
(Hüzünlü müzik)
El kadar çocuğu duvardan duvara fırlattı.
(Yaman) Ama o çocuk var ya, bir kere bile bana surat asmadı.
Ben vicdan azabı çekmeyeyim diye.
Ama ben bazen yürüyebildiğim için bile suçlu hissediyorum kendimi.
Şu öbür çocuk var ya Cesur, yıllarca sırtında taşıdı Umut'u, kamburu çıktı.
Bir kere dönüp de bana abi bu benim yüküm değil, abi bu senin yükün demedi.
Şu öbür kız var ya, bir kere ya, bir kere bile of çekmedi.
Bebek gibi yedirdi, içirdi, her şeyi yaptı Umut için.
Ya biz çok bir şey istemiyoruz, gerçekten çok bir şey istemiyoruz.
Bir umut ya, sadece bir umut.
(Hüzünlü müzik)
(Yaman) Tek kurşuna dokunmadım.
Belli ki sen çok önemli birisin.
(Yaman) Bak, yalvarıyorum sana.
Git kiminle konuşacaksan konuş.
O doktor eğer gerçekten bir mucize yaratabiliyorsa...
...Umut'u da muayene edecek, etmek zorunda.
(Hüzünlü müzik)
Mucizeler sadece sizin hakkınız değil.
(Hüzünlü müzik)
O doktorun mucize falan yarattığı yok.
O sadece insanların parasını alıp, umutlarını çalıyor.
(Neslihan) Ama biz elimizden geleni yaparız.
Ondan çok daha iyi doktorlarız.
(Duygusal müzik)
(Duygusal müzik devam ediyor)
-Özür dilerim. -Yok, hayır.
Çok özür dilerim, gerçekten çok özür dilerim.
Aman, tamam.
Aman.
(Duygusal müzik)
Koş, koş Salim.
Ne yapıyorsun be Salim abi?
Koş Salim.
Koş Salim, koş.
(Hareketli müzik)
Ne güzel oldu bu be.
Bize de mi çözecek ya birer tane?
-Ya. -Yeh!
Ama en çok benim yakışıklıma yakıştı.
-Lan! Oğlum lan! -İtmeyin ya!
(Çocuk Umut dış ses) Hadi Yaman abi, biz kazanacağız, hadi.
(Çocuk Yaman dış ses) Kazanacağız aslanım. Sen sıkı tutun, tamam mı?
(Çocuk Cesur dış ses) Sona kalan ebe olur, ben karışmam.
(Çocuk Umut dış ses) Sona kalan ebe.
Sona kalan ebe.
Koş, koş!
(Yaman) Asi!
Hile yapıyorsun kız!
Kız bekle! Lan nereye?
Gel lan buraya!
(Çocuk Asi dış ses) Cesur dur, yakalayacağım sizi. Durun.
Sona kalan ebe olur. Hadi Yaman abi.
-Hadi. -Bu sefer ben kazanacağım Yaman.
-Hiç şansınız yok. -(Umut) Hadi Yaman abi, biz kazanalım.
Hadi, koş, koş, koş.
(Asi) Cesur, durun! Yakalayacağım sizi!
Cesur, durun!
(Cesur) Ne yavaş koşacağım kızım? Ben kazanacağım.
(Umut) Hadi Yaman abi, koş. Ebe olacaksın, hadi koş.
(Cesur) Hadi Yaman, koşsana, yakalarsın belki.
(Asi) Hadi Yaman, hadi.
(Çocuk Umut dış ses) Aslanım be, biz kazandık be.
Biz kazandık hadi, biz kazandık.
Biz kazandık!
(Duygusal müzik)
Hop!
-Ya! -(Asi) Yetiş, yetiş.
(Umut) Ya bu kadar basıyor bu, olmaz ama böyle.
Gel yakışıklı, gel. Sen kazandın.
-(Umut) Kim ebe? -Sen.
(Gülüyorlar)
-Hadi eve. Hava çok sıcak. -Hadi.
Sen de bir ayağa kalk, sonra geçersin bizi.
Senin var ya kafanı gözünü ha!
Ya ne var be? Allah Allah! Bir şey mi dedik?
Hadi, hadi.
-Gel. -(Umut) Abi, buraya bir rampa lazım.
-Cesur, tut lan. -Geldim geldim.
Hop.
(Serhan) Oğlumuzun yüzünü gözünü dağıtmış.
Üstüne bir de para vermişsin ödül gibi.
Yetmemiş çocuk kalkmış hastanemizi basmış serseri.
Sen kalkmışsın arkadaşını tedavi edeceğiz falan.
Dünya kadar tetkik yaptırmışsın.
Akülü sandalye hediye etmişsin.
Son model.
Çocuk yürüyemiyordu Serhan, ne yapsaydım?
Oldu.
Böyle mi yapacağız? Bunlar taşkınlık yaptıkça biz böyle alkışlayacak mıyız?
Aferin çocuklar diyeceğiz. İstersen bir de ödüllendirelim, para verelim.
Al çocuğum zıkkımlan daha sonra gel yine benim başıma musallat ol, öyle mi diyelim?
Bizden aldığı parayla senin tabirinle bir şeyler zıkkımlanan o çocuklar değil...
...bizim kendi oğlumuz.
Benden 1000 dolar istedi.
Ne kadar istiyorsan, ne kadar lazımsa dedim.
1000 dolar dedi.
Ve o çocuk o parayla yemedi içmedi, o parayla koşa koşa...
...bizim hastanemizde dolandırılmaya geldi.
Dolandırılmaya geldi, çok güzel bizim hastanemize? Bravo!
Ya ne peki?
Mucize Doktor'muş! Abrakadabra hokus pokus! Ne yapacaksa acaba?
Yok ya ben yaranamayacağım size, ne sana ne babana.
Ben gece gündüz buradayım.
Çalışıyorum.
Yeri geliyor uyumadan çalışıyorum.
Babanın kurduğu o imparatorluk nasıl hâlâ ayakta acaba hiç düşündün mü?
Baba kız bitmeyen hayır işleriniz hangi paralarla yapılıyor?
Ve bu para nedense hiç bitmiyor neden acaba?
(Serhan) Nereden geliyor bu değirmenin suyu hiç düşündün mü?
Saçtığınız parayı yerine koyduğum için ben kötü oluyorum...
...siz hayırsever oluyorsunuz, öyle mi? Hadi be!
Serhan, sen neyi anlamıyorsun? Ben neyim?
Sokak Çocukları Koruma Vakfı başkanıyım, değil mi?
Ve ben bizim hastanemize bu çocuklara umut tacirliği yapıyormuşum.
Ben umut tacirliği falan yapmıyorum. Eğer satmaya çalıştığım bir umut varsa...
...o çocuklar benim müşterim değil, tamam mı?
Vakıf dedin açtık, ücretsiz muayene diyorsun, yapıyoruz.
Ee? O çocuk da bir zahmet gelecek polikliniğine...
...girecek arkadaşlarıyla sıraya, olacak muayenesini...
...ilacı varsa alıp gidecek, bu kadar basit.
Boyunu aşan hayaller kurmayacak. Öyle mucize peşinde falan koşmayacak.
Tabii. O çocukların mucize için umut etme hakları bile yok, öyle değil mi?
-Ee, yapma! -Ne yapma?
Ne yapma?
O çocuklardan biri bizim çocuğumuz olabilirdi.
(Serhan) Ama değil.
Beş kuruş almadan tedavi ettiğin...
...bütün kaynaklarını, varını yoğunu, sevgini, ilgini, vaktini...
...ailen yerine harcadığın o çocuklar senin çocuğun değil!
Benim de değil! Yeter!
Bak, ben bu tiyatrodan iyice sıkıldım, tamam mı?
Bu bitmek bilmeyen vicdan azabından beni de çocuklarımı da azat et.
Yalvarıyorum sana.
(Hüzünlü müzik)
(Hüzünlü müzik devam ediyor)
(Kadın) Tatlım.
Yedin bitirdin ya.
Kendini de aileni de yedin bitirdin.
(Kadın) Değiyor mu Neslihan, değiyor mu?
Yani anne babasının bile umursamadığı sokak çocukları bunlar.
Sen sokak çocuğu mu dedin? Biz ne yapıyoruz?
Şebnem, bak, biz yazdık bunu.
"Sokak çocuğu diye bir şey yoktur. Sokaklar çocuk doğurmaz." diye biz dedik!
Keşke yıllardır hiç kaçırmadan katıldığın vakıf toplantılarında...
...ne giyeceğine kafa yorduğun kadar ne yaptığımıza da kafa yorsan biraz.
Keşke sen de kendine kızgınlığının faturasını ailene, çocuklarına...
...arkadaşlarına kesmekten vazgeçebilseydin, değil mi arkadaşım?
-Şebnem, yapma -Ya her şeyin var, her şeyin!
Zengin bir baban, anlayışlı bir kocan, dünya güzeli üç tane çocuk.
Dört!
Benim dört çocuğum var.
Ama sen sahip olduğun şeyler yerine sahip olamadığın tek şeye odaklan...
...ve hayatı kendine zehret.
Aynen böyle devam et, aynen böyle arkadaşım.
(Gerilim müziği)
Rüya.
Rüya.
Sabahtan beri arıyorum, mesaj atıyorum, niye cevap vermiyorsun?
Rüya.
Ne oluyor Rüya, ne oluyor?
Yok bir şey.
Ne olabilir ki?
Ben dün gece Alaz Bey'le normal, sıradan, rutin bir gece geçirdim sadece.
Tamam, bu sefer biraz çizgiyi aşmış olabilirim, kabul.
Biraz?
Yolun ortasında çırılçıplak soyundun Alaz.
Ne güzel işte, manzaranın tadını çıkarsaydın bari.
Biliyor musun komik bile değilsin artık.
Çocukken yaptığın bu saçmalıklara gülüyorduk.
Ne bileyim en azından zararsızdın.
Büyüdükçe sevimsizleştin.
Tamam, biraz alkolü fazla kaçırdım ama bitti gitti, uzatmaya gerek yok.
İkimizin de boğazını kesebilirlerdi dün gece Alaz.
Biz ne kadar ucuz atlattık, farkındasın değil mi?
Normalde karşıma çıksa yolunu değiştireceğim yabaninin tekiyle...
...eve döndük ya biz!
Sen arkada baygın yatıyordun. Çocuk bana bir şey yapmaya çalışsa...
...senin ruhun duymayacaktı!
Sana kaç kere söyledim araba kullanmayı öğren diye?
Her seferinde gidiyoruz, yiyoruz, içiyoruz, aynı problemler yaşanılıyor.
Direksiyona geçseydin muhtaç kalmazdık böyle işte.
Ne bakıyorsun, yalan mı?
Ben bir şey fark ettim, biliyor musun?
O yabani senden çok daha düzgün bir adammış meğer.
Ben boşuna korkmuşum ya dün gece.
Çocuk beni senden korumaya çalışıyormuş da işte ben anlamamışım.
(Gerilim müziği)
(Erkek ses) Efendim Alaz Bey.
Ameleyi evine sen mi götürdün?
(Erkek ses) Evet efendim.
-Bekle beni. -(Erkek ses) Tamamdır efendim.
Oha!
Ya, Allah Allah!
Yalnız bu kadın bayağı kanatsız melek çıktı.
Bunun oğlu kime benzedi acaba? Babasına falansa demek ki...
Aman bunun arabası varmış ya. Allah Allah.
Yapacağım rampasını beklesin.
Ah!
-Ah! Ulan... -Gel, gel.
-Gel, gel. Yıktın yine. -Dur, dur, bir dakika.
Buz koy, gel.
Bak, bu da buradan bakıyor tipine (Bip)!
Soyguncu çıktı ya lan bu da.
'Oh my god! Oh my god!' Salak!
Yok ama yok. Ben bunu yazdım listeye, keseceğim bir ara hesabını.
O zaman...
"Yaz dostum"
"Lay, lay, lay"
"Güzel sevmeyene adam denir mi?"
"Lay, lay, lay"
"Yaz dostum"
"Lay, lay, lay"
"Selam almayana yiğit denir mi?"
"Lay, lay, lay"
"Yaz dostum"
"Lay, lay, lay"
"Altı üstü beş metrelik bez için"
"Lay, lay, lay"
"Yaz dostum"
"Lay, lay, lay"
"Boşa geçmiş ömre yaşam denir mi?"
"Lay, lay, lay"
"Yaz tahtaya bir daha"
"Tut defteri, kitabı"
"Sarı çizmeli Mehmet Ağa"
"Bir gün öder hesabı"
Oğlum kadın almadı parayı geri. Dedi ki bu da özrümüz olsun size.
Ne diyorsun oğlum, bütün bu para bizim mi şimdi?
-Aynen öyle. -Hepsi, kesin?
-Kesin. -Ne yapıyoruz peki abi?
Şey mi, ne alıyorduk? Yatak alalım mı, yatak?
Ne diyorduk ona ya, rahat olandan? Adı neydi lan? Ortopedik miydi neydi?
-Çamaşır makinesi alalım. -Ya bir dur kızım ya.
-Neyimiz var da neyimizi yıkayacağız? -Lan niye bana yıkatıyorsun o zaman?
-Ha. -(Yaman) Şofben. Sıcak suyumuz olur hem.
Oğlum koktuk soğuk sudan korkumuzdan ya.
Abi kaç kere yıkanıyor zaten?
Alalım bir tane yatak, rahat rahat yatalım işte.
(Bip) bu yatakta yatmaktan, belimiz tutuldu ya.
-Bak, çocuğun bacakları da tutmuyor. -Seni var ya!
-Tamam, tamam. -İkisine de yeter belki.
Bir dakika, hangi ikisine, yatakla şofben mi?
Çamaşır makinesiyle şofbene.
Bu yatak listeden niye çıkıyor ya? Ben bunu anlamadım.
Oğlum sen de bir destek atsana lan.
Lan sen (Bip) mısın? Düne kadar yerde yatıyorduk, neyin ortopedik yatağı? (Bip)!
Tamam, bölüşelim abi o zaman parayı. Kim neye yettiriyorsa yani.
-Bence de. -Televizyon?
-Televizyon. -Ya ne?
-Ver lan. -Yok.
-Ver, ver, ver! -Ya oğlum bir dakika ya! Ne oluyor be?
Konu kapandı.
İyi ama bölüşseydik bari be.
-Ha. -Ha.
Ne sırıtıyorsun lan?
(Müzik)
(Gerilim müziği)
(Gerilim müziği devam ediyor)
-(Cesur) Asi? -(Asi) Efendim?
Şunun sandalyesini bitpazarında okutsak, yemin ediyorum...
...hem çamaşır makinesine yetiririm ben hem de yatağa.
Çok doğru bir şey söyledin. İn lan aşağı.
-Ya! Bırak! Hayır, vermem! -İn lan aşağı!
Oğlum bir de ne biçim tutunuyor ha. Ah! Isırma lan!
-Lan bıraksan! -Vermem!
Gıdıkla, gıdakla bunu, gıdıkla.
Ya bırak! Ya abi bırakın! Nefes alamıyorum bırakın!
(Asi) Oğlum sen...
Hoppa! Yakaladım! Götür sat sandalyeyi, sat, sat.
-Abla ne olur bırak. -Biz gidiyoruz.
Abla ne olur bırak, abla!
Ablası ya kıyamam ben buna getir şunun emziğini, ağlayacak.
Oy kıyamam ama umurumda değil. Hadi ben gittim.
-Asi abla, ne olur bırak abla, ne olur ya! -(Cesur) Lan bırak!
(Alaz) Hoş bulduk.
Sen hayırdır lan, yolunu kaybettin gene?
Oğlum bir hoş geldin demek yok mu ya? Her zaman bekleriz diyordun.
İlla dayağımı yiyeceğim diyorsun.
-Alfanız nerede, yok mu? -Ne oluyor lan size?
Yoksa sizi yalnız mı bıraktı? Tüh.
Yok! Ben varım vekaleten.
O zaman seni bekletmeyelim.
Cesur dur!
(Üst üste bağrışmalar) (Aksiyon müziği)
Tamam yeter.
(Aksiyon müziği)
Tamam, bir şey yok, tamam.
-Bak bana, tamam, bak... -Bırak!
-Abi! -(Asi) İyi misin?
Bana bak, Allah aşkına bana bak.
Beni bir sal!
Abi iyi misin?
-Cesur nereye? -Nereye olacak, Yaman'ı bulmaya!
Bizim yamyamları toplasın, bunlara iadeiziyaret yapacağız.
Ben bu bebenin (Bip) kan almazsam bana da adam demesinler lan.
Ben bunu anasından doğduğuna pişman etmezsem...
...bana da Cesur demesinler.
Yaman duyarsa o çocuğu öldürür
Ona gerek kalmayacak, sen merak etme.
O çocuğa bir şey olursa annesi Umut'u tedavi etmez!
Kadın bize yardım edecek!
Belki de artık bu çocuk yürüyecek.
Lan biz yıllardır bunun için uğraşmıyor muyuz?
Tek hayalimiz bu değil miydi, bu çocuğun yürümesi?
Bak, bu bizim ilk ve son şansımız, bunu iyi değerlendireceksin.
Yaman duyarsa ne olur? Ne olur? Yerinde durur mu?
Gider öldürür çocuğu. Lan kim çocuğuna zarar veren birine yardım eder?
-Söylesene! -Ben bunu nasıl yutayım Asi?
Ben bunu nasıl yutayım?
Herifler ordu gibi geldiler, bir tane adama saldırıyorlar lan.
Hak mı lan bu? Ulan ben bunu nasıl yutayım?
Yutacaksın!
(Duygusal müzik)
(Asi) Biz bugüne kadar neleri yuttuk!
Umut için son umudumuz için bunu da yutacaksın lan!
(Duygusal müzik)
(Duygusal müzik devam ediyor)
(Müzik)
Rüzgâr!
Küs değiliz, değil mi? Ben dün gece istemeden...
Durduk yere keyfini kaçırdım.
Şu an istesen de keyfimi kaçıramazsın Çağla.
Var ya uzun zamandır bu kadar iyi vakit geçirmiyordum.
Ah!
-Çok iyi geldi be. -Ne iyi geldi?
Siz nereden geliyorsunuz?
Geçen gün elemanın teki size mesele olmuş ya...
...o meseleyi çözdük işte. -Çözdük derken?
Çözdük derken, ziyaret ettik diyelim.
Neyse, ben elimi yıkayıp geliyorum.
(Gerilim müziği)
-Sen iyi misin? -İyiyim, bir şey yok.
Hop! Oğlum biri el atsın lan!
Belim koptu, Cesur!
Kime diyorum, alo!
(Duygusal müzik)
Ne oldu?
(Yaman) Oğlum kötü bir şey mi oldu, söylesene.
Asi ne oluyor? Cesur nerede?
Yattı o biraz, içeride.
-Hayırdır bu saatte? -Dur.
Yeni yattı çocuk. Yemek hazır olsun ben onu uyandırırım, dinlensin.
Bir dakika.
Bu ikisi televizyon yüzünden kavga etti, değil mi?
Oğlum siz var ya adamın hevesini kursağında bırakırsınız.
Tamam, söz, ben size çamaşır makinesi de alacağım, yatak da alacağım.
Siz benim ne zaman bir söz verip de tutmadığımı gördünüz?
-Söz diyorum, söz. -Yemek...
Yakışıklı!
Bana bak.
Ben şu televizyonu var ya, şuraya çakayım, en çok bu ikisi sevinecek.
Ama sen bunları kafana takma, tamam mı? Söz mü?
Oh!
Asi Hanım'ın meşhur yemeklerinden bir tanesi yine, mis gibi koktu.
Oh!
(Yaman) Bana bak, sana bir şey diyeceğim...
...bizim şu Hayri amcanın çanak çatıdaydı, değil mi?
-Evet. -Ben bir koşu gideyim, bakayım geleyim...
...tamam mı? -Tamam.
Umut'um, yakışıklım. Bana bak, gül oğlum, gül biraz.
Aslanım benim, geliyorum hemen.
(Duygusal müzik)
(Duygusal müzik devam ediyor)
(Duygusal müzik devam ediyor)
(Serhan dış ses) Sevgili konuklar...
...sokak çocukları adına bu katılımınız için hepinize çok teşekkür ediyorum.
Sayenizde o çocukların yüzleri gülmeye devam edecek.
İyi ki varsınız.
Vakıf başkanımız, aynı zamanda çok değerli karım Neslihan Soysalan'ı...
...konuşmaları için sahneye davet ediyorum.
(Alkışlıyorlar) (Hep bir ağıdan) Bravo!
(Neslihan) İyi akşamlar. Hoş geldiniz.
(Boğazını temizledi) (Fotoğraf çekiliyor)
Ali Soysalan Sokak Çocukları Koruma Vakfı adına bu gece...
...Sokak Çocuklarını Koruma Vakfı adı...
(Fotoğraf çekiliyor) (Gerilim müziği)
Biz kimi kimden koruyoruz?
Bu soruyu bana dün gece bir sokak çocuğu sordu.
Bizi mi sokaklardan koruyorsunuz...
...yoksa sokakları mı bizden koruyorsunuz, dedi.
Ben cevap veremedim.
Aranızda cevap verecek olan var mı acaba?
(Duygusal müzik)
Ben de öyle tahmin etmiştim.
Biz 15 senedir ne yapıyoruz Allah aşkına?
Dün gece bu çocuk, oğlum çok kötü bir durumdaydı...
...onu eve getirdi, sağ salim olarak. Ve ben teşekkür bile etmedim.
Sen ettin mi oğlum?
(Neslihan) Çağla?
(Neslihan) Rüya?
Etmediniz. Ben de etmedim.
Ama para teklif ettim, vicdanımı rahatlatmak için.
(Neslihan) Çünkü bir an önce verdiği hizmetin karşılığını verip...
...evimden göndermek derdindeydim.
Çocuklarımı ondan uzak tutmak istedim.
Tıpkı onun dediği gibi, onu sokaklardan değil...
...kendimi, çocuklarımı ondan korumak istedim.
Oysa bize yardım etmişti.
Galiba artık bir gerçeği kabul etmek zorundayız.
Bu çocuklar hiçbirimizin umurunda değil.
(Neslihan dış ses) Hiçbirinizin.
Biz sadece vicdanımızı rahatlatmaya çalışıyoruz.
Bu çocuklar sokakta bize bulaşmasınlar, ayağımıza dolaşmasınlar istiyoruz.
Bütün bunları onun için yapıyoruz.
Hepimiz ikiyüzlüyüz.
(Duygusal müzik)
(Neslihan dış ses) Neyse, ben lafı daha fazla uzatmak istemiyorum.
Her sene olduğu gibi vicdanımızı rahatlatacak yardımı toparlayalım.
Daha sonra da bu çocukları Allah'a emanet edelim.
Hep yaptığımız gibi. Teşekkür ederim.
(Gerilim müziği) (Fotoğraf çekiliyor)
(Gerilim müziği devam ediyor)
(Gerilim müziği devam ediyor)
(Duygusal müzik)
Rüya.
Hadi.
(Duygusal müzik)
(Duygusal müzik devam ediyor)
(Duygusal müzik devam ediyor)
Baş tarafa koy. Masanın en başına koyacaksın. Hadi.
Günaydın!
-Günaydın canım. -Günaydın.
-Oh, geç hadi. -Dedem nerede?
Odasında kahvaltı edecekmiş.
Sen dün gece ilaçlarını aldın mı? Kontrol etmedim.
Aldım, sakin.
Yine harika bir sabaha uyanmışız bakıyorum, yüzünüzde güller açıyor.
Annem sağ olsun.
-Dün gece sayesinde bayağı eğlendik. -İzledim. İnternete düşmüş.
Ama güzel kafaydı sanki, ben beğendim açıkçası.
Test sonuçları çıkmış.
Ece'nin.
Ablacığım, abiciğim, beni bu kadar düşündüğünüzü bilmiyordum vallahi.
Sağ olun, var olun.
Sonuçlar gayet iyi, daha da iyi olacak, tamam mı?
-Evet, gözümüz aydın o zaman. -Ben çıkıyorum, gel.
Bugün abinizin doğum günü.
Yaşıyor muymuş hâlâ?
Bari bu sefer doğum gününe gelecek mi kendisi?
Siz akşam evde olun. Geç kalmayın.
Ben demirbaş evdeyim. Beklerim.
Başlayacağım abisine de doğum gününe de.
(Duygusal müzik)
(Duygusal müzik devam ediyor)
(Kapı vuruldu)
(Duygusal müzik)
Aa! Kahvaltınıza hiç dokunmamışsınız.
Beğenmediyseniz ben size hemen istediğiniz bir şeyler hazırlatayım.
İştahım yok Feride, al götür sana zahmet.
Bugün Ali'nin doğum günü, tabii.
O gün parkta ne yapmıştı, bir daha anlatsanıza.
Hani tek başına çocuklara girişmiş bu.
-Kaç, üç çocuk mu vardı karşısında? -Ne üçü?
Altı, yedi varlardı.
Bunu öldüreceklerdi, ellerinden zor aldım.
Oğlum senin zorun ne, dedim.
Dede, kuşun yuvasını dağıttılar, dedi.
Bu kuşun birini kedi kaptı yedi diğerini de annesi terk etti gitti.
Oğlum sen bir kuşun canı için kendi canından mı geçtin, dedim.
(Duygusal müzik)
Feride bunları dinlemekten sıkılmadın mı? Sana bu hikâyeyi kaçtır anlatıyorum.
Hayır.
Hiç sıkılmadım.
Devam edin lütfen.
Kuşu aldık işte, eve getirdik, veteriner çağırdık.
Kendi elleriyle baktı.
Sonra saldı gökyüzüne, gitti.
Daha beş yaşındaydı.
Bu öyle merhametliydi, öyle vicdan sahibi.
Bildiğin gözü kara.
Umut 15, 16 yaşında.
Küçükken yediği bir dayak sonucunda...
...felç olmuş. Bu çocuğun belden aşağısı felç.
(Kapı açıldı) (Serhan) Pardon.
(Neslihan) Sokak çocuğu olduğu için doktora da görünememiş tabii.
Bakın, burada.
Devam edin lütfen, ben burada yokmuşum gibi.
Şöyle, aslında çocuk birkaç defa hastanemize gelmiş.
Fakat yapacak bir şey olmadığını söyleyerek...
...çocuğu geri yollamışız maalesef. Ben tüm bunların aksine...
...elimizden ne geliyorsa yapmak istiyorum.
Hep beraber oturalım, inceleyelim...
...Umut için umut var mı bakalım. Ne diyorsunuz?
(Erkek doktor) Önce detaylı tetkikler yapmak lazım tabii.
Ne gibi hocam? Tomografi, MR gibi mi?
Tabii. Şimdi travmatik omurga hasarı sonucu felç kalmış hastalarda...
...malum önce omurga ve omurilikteki sinir köklerindeki hasarı...
...tespit etmek lazım. Kök hücre tedavisi denenebilir.
Şüphesiz, evet.
(Erkek doktor) Kayıp yüksekse sinir aktarım ameliyatı denenebilir.
Bu yeni bir tedavi yöntemi mi hocam? İlk kez duyuyorum.
-(Doktor) Yurt dışında sonuçlar alındı. -Öyle mi? Bir bakalım.
Ardından yoğun bir fizyoterapi süreci.
Tabii. O ne kadar sürer hocam?
-(Kadın doktor) İki sene kadar. -İki sene, güzel.
Sonuç olarak ben yapılacak bir şeyler var gibi algılıyorum.
Umut var yani, öyle diyebiliriz, değil mi?
Umut var tabii, umut hep var.
Umut, fakirin ekmeği Neslihan.
Ne yaptığını sanıyorsun?
Sen doktor musun? Konsültasyonda ne işin var?
Al, bak, benim işim bu.
Senin ısrarla devam ettirdiğin bu saçmalığın...
...ortalama maliyeti bize tam 170 bin dolar.
Bir insanın hayatı söz konusu, bir çocuğun hayatı söz konusu.
Ve ben doktorum, bu yaptıklarım az bile.
Bize bu az bile.
Bulmuşlar seni yumuşak karınlı, bu çocuklar daha çok (Bip) bizi.
Bu daha başlangıç, evet, doğru.
Sana ne Serhan, ben senin paranı mı harcıyorum?
Ayrıca dert etme.
Bir izahat yapmak gerekirse babama ben yaparım.
Bu arada...
...çocukların tahlil sonuçlarını babana vermişler.
Umarım bu defa anneliğinin izahını yapabilirsin.
Gerçi o seni her zamanki gibi affeder.
Senin yaptığın hataların bedeliniyse...
...yine biz öderiz.
(Duygusal müzik)
Ben ve çocuklar.
O doğum gününe Ali gelmeyecek.
(Serhan) Ali eve dönmeyecek.
Boşuna insanları ayağa dikme, olur mu?
(Duygusal müzik)
(Duygusal müzik devam ediyor)
(Kapı vuruldu)
-(Asi) Yaman! -Ne?
-Kapıya bir baksana. -Tamam, tamam, geldim.
(Hızlıca nefes alıp veriyor)
Asi! Asi ne oluyor?
Kim geldi?
Beyler, kim geldi oğlum?
(Rüya) Selam.
Habersiz geldim ama adresini şoförden aldım.
Hayırdır?
-Yine çok kibarsın. -Sevgilin yok mu? Tek mi geldin?
Alaz benim sevgilim değil.
-Bize ne? -Az önce, sevgilin, dedin ya.
Geldiğinden haberi var mı, diyorum.
Ben bir yere giderken kimseden izin almıyorum.
-Sordum mu? -Evet, sordun. Haberi var mı, dedin ya.
İşte, haberi var mı, diye sordum. İzin alıyor musun, diye sormadım.
-Asi. -Ne?
Evet, buyur?
Ben sana bunu getirmiştim.
-Ne oldu buna böyle? -Kuru temizlemeye götürdüm ama...
...rengi attı sanırım, kusura bakma.
Yok, o onun orijinal rengidir. O pislikten koyulaşmıştır.
Neyse, tam zamanında oldu, iyi de oldu.
Ben de banyo yapmıştım temiz temiz.
-Zahmet olmuş, yormuştur seni banyo. -Bak şimdi.
-O zaman ben... -O zaman sen gel, otur abla...
...bir çayımızı falan iç. -Evet.
Yok, bu ortam onu açmaz.
Şimdi bizim ev ona kokar.
Bir zahmet camları aç da havalandır o zaman.
İçkileri kaldırın gençler, kendisine dokunuyor.
-Oo! -Bu arada sen şöyle mi geçsen?
Kendisi evimizin en temiz ve en yeni eşyası olur da.
(Umut) Çok da rahat.
Senin gözüne ne oldu lan?
Kafayı tahtaya çarptı ya. Sana buz koy dedim, değil mi?
Aynen. Geçer oğlum, bir şey olmaz.
Neyse, tanıştırayım, Umut.
-Memnun oldum. -Asi.
-Bu da Cesur. -Memnun oldum.
Ben de çok memnun oldum.
Rüya.
-Rüya. -Senin adın ne peki?
Yabani.
Ya da Yaman, sen hangisini tercih edersen.
Memnun oldum Yabani.
Şu an ne oluyor, ben anlamadım.
-Herkese benden çay geliyor Asi. -Benden de.
-(Cesur) Asi. -Ne?
Ben bu gözle mi kalkayım koyayım, bana yazık değil mi?
Ben de kalkamıyorum.
Hadi canım benim.
(Müzik)
(Müzik devam ediyor)
(Müzik devam ediyor)
(Müzik devam ediyor)
(Sokak ortam sesi)
Buralardan taksi geçmez. Mecbur caddeye kadar yürüyeceğiz.
-(Erkek) Hayırlı işler Yaman. -Ahmet abi hadi.
Bunlar tuhaf tuhaf ne bakıyor, anlamadım ki.
Ne tuhaf?
-Bakışları sanki şeymişim gibi. -Yabaniymişsin gibi mi?
Sen hep böyle misin?
Nasıl mıyım? Yabani mi?
Anlaşıldı, sanırım sen bu kelimeyi daha yeni öğrendin...
...böyle cümle içerisinde kullanarak pratik falan yapmaya çalışıyorsun ama...
...işte cümleler basit, hep iki kelimelik. Biraz geliştirmen lazım.
Öyle mi?
Tamam.
Bir yabani bir yabaniye gel beraber yabanileşelim demiş.
Yabaniyi yabanileştirip de mi saklasak, yabanileştirmeyip de mi saklasak?
O kitapların hepsi senindi, değil mi?
Bizim.
Bizim hayatımızda benim diye bir şey yok.
Benim olan her şey bizim. Onların olan da.
Ama onlar okumuyor anladığım kadarıyla.
Yok.
Ben o gece için teşekkür ederim.
Esas ben teşekkür ederim.
Niçin?
Ceket için.
Şaka mı yapıyorsun?
Senin yardımının yanında bu gerçekten önemli mi?
Yani, hayatında hiç üşümediysen değil.
Umarım arkadaşın iyileşir.
Arkadaşım değil, onlar benim ailem.
Peki ya gerçek aileleriniz?
Gerçek olan yanında olandır. Gerisi yalan dolan.
-Seni sokağa mı bırakmışlar? -Kim bilir.
Pardon, ben sadece anlamaya çalışıyorum. İnsan çocuğunu neden...
Ben eğer bir gün olur da anlarsam sana anlatırım. Olur mu?
İyi olur.
Çünkü ben de babamın neden beni bırakıp gittiğini...
...hâlâ anlamaya çalışıyorum.
(Müzik)
Bir dakika.
Hop! Gel abi, gel!
Yabani...
...bir ara bana araba kullanmayı öğretebilir misin?
Bende ehliyet yok.
Bende var.
Araba da yok.
Bende var.
Anlaştık o zaman.
Anlaştık.
(Müzik)
(Müzik devam ediyor)
Ben anlamadım şimdi. Cesur niye gelmedi?
Benim bunu aklım almıyor Asi.
Çocuk üşütmüş. Dünden beri keyfi yoktu zaten.
Yatacak, dinlenecek. Hasta. Ayrıca şimdi bizim derdimiz bu mu yani?
Hem bakalım kadın ne diyecek, ne olacak? Sonuçlardan ne çıkacak? Allah Allah!
Bir dakika! Senin hâlâ bir şüphen mi var? Bu çocuk buraya sandalyeyle girecek...
...yürüyerek çıkacak. Ne, değil mi lan?
-Aynen. -Keşke o işler o kadar kolay olsa.
Sen kimsin? Hayırdır?
İncelemek ister misin? Okuman var mı?
Ne ki bu?
Arkadaşının hastaneme olan maliyeti. Ortalama 170 bin dolar.
Bildiğim kadarıyla sizde 1000 dolar vardı. Eğer hâlâ kaldıysa!
Üstü ne olacak?
Kimse bize para falan demedi, değil mi?
Şey... Siz bir çekilir misiniz? Biz Doktor Hanım'ın kendisiyle konuşalım.
O Doktor Hanım dediğin benim karım.
Gözünü patlattığın çocuksa oğlum.
Karımdan kopardığın o 1000 dolar da benim, bu hastane de benim.
Bana bak! Doktor Hanım bize bir söz verdi; bizi yukarıda bekliyor, tamam mı?
Zaten geç kaldık, biz bir gidip kendisini görelim.
(Serhan) Karımın duygularını yeterince sömürdünüz.
Üzgünüm ama umutsuz bir vaka için onca parayı çöpe atamam.
İyi yerinden bakın. Mesela o sandalye de benim ama...
...karımın hediyesi olarak size bırakıyorum.
Şimdi gidin, başka kapıda ağlayın, hadi.
Bir dakika! Neslihan Hanım! Neslihan Hanım!
-Bırak. -Neslihan Hanım! Abi bir dakika!
Abi ne olur gidelim. Yalvarırım gidelim abi.
Abi bir dakika! Söz verdi bana. Bir dakika!
Abi ne olur gidelim. Abi!
Ne olur gidelim, yalvarırım gidelim. İstemiyorum abi.
Sandalyeyi de istemiyorum, tedavi olmak da istemiyorum.
Ne olur gidelim abi. Hadi indir beni şundan abi.
Ne olur, yalvarırım götür beni abi.
Asi abla ne olur... Ne olur gidelim abi. Yalvarırım gidelim.
(Umut) Hadi götür beni abi.
(Duygusal müzik)
(Duygusal müzik devam ediyor)
(Duygusal müzik devam ediyor)
(Duygusal müzik devam ediyor)
Ah, ah...
(Kapı açıldı)
(Gerilim müziği)
(Gerilim müziği devam ediyor)
Kim yaptı bunu?
-Tamam abi, yok bir şey. -Cesur...
...Yok bir şey, ne demek oğlum?
-Konuşsana lan! Sana bunu kim yaptı? -(Asi) Yaman.
Benim kardeşime bunu kim yaptı?
Senin kurtardığın (Bip)! Biz de mecburen yuttuk.
Tamam, bitti gitti. Değdi mi bari Asi?
(Cesur) Beni susturduğuna değdi mi?
Bu çocuğun sandalyesi nerede?
Bu çocuk niye kucakta geliyor abi?
Lan birisi bana değdi desin. Yemin ediyorum helali hoş edeceğim lan!
Helali hoş edeceğim. Birisi değdi desin.
(Cesur) Biriniz değdi deyin lan! Değdi mi abi? Biriniz değdi deyin.
Değdi mi abi?
-(Asi) Yaman... -(Cesur) Yaman!
-Yaman. -Yaman bir dur.
Yaman! Yaman dur! Yaman dur! Yaman!
(Asi) Yaman!
(Gerilim müziği)
Eşref Bey inmek üzere.
Baba şu tahlilleri alamadın mı sen?
Yemin ederim dedem beni öldürecek!
(Kapı kapandı)
(Gerilim müziği)
(Neslihan) İyi akşamlar, baba.
(Gerilim müziği)
Susuz kalmışsın. Su içilecek.
Sen de güneşe çık azıcık.
Neslihan D vitamini takviyesi yapın. Sen takip et.
Tabii, baba.
Dede.
Dedesinin gülü! (Eşref gülüyor)
Sen benimle gel bakayım böyle.
-Saçların çok güzel. -Teşekkür ederim dedeciğim.
Ah...
İşte bu!
Gerçek sonuçları dedene göndertmedim yüreğine inmesin diye.
Yarından itibaren uyuşturucu tedavisine başlıyorsun.
Senin tahlillerin temiz çıktı.
Ama Rüzgâr'ı polise şikâyet ettim. Sen de gidip ifade vereceksin.
(Gerilim müziği)
Getir canım.
Getir kızım.
(Müzik)
(Müzik devam ediyor)
Hadi bakalım.
Önce dilekler.
Umarım bir dahaki doğum gününe gelip kendisi üfler.
Yaşıyorsa dönsün, gelsin artık.
Öldüyse de cesedini bulalım artık.
-Mümkünse. -Alaz!
Efendim, dede?
Ali yok, Alaz burada. Buyur, dinliyorum.
Yahu Ali yok artık.
Biz varız. Ben varım.
Elinde tek erkek torun ben kaldığım için gerçekten çok üzgünüm.
Sana benzemediğim için.
Bir torunda her neyse bende olmadığı için gerçekten çok üzgünüm ama...
...elinizde kalan bu. Yani malzeme bu.
Bir şey soracağım. Sen benim doğum günümü hatırlıyor musun?
Ya da annem hatırlıyor mu? Anne sen benim doğum günümü hatırlıyor musun?
Babam hatırlatmasa...
...hanginiz biliyor?
Ya da gözünüzde hangimizin değeri var?
Üçümüzü topladınız, bir Ali etmedik be!
(Duygusal müzik)
Ama benden bu kadar, tamam mı?
Benim bu saçmalığa artık tahammülüm yok.
Yüzünü bile hatırlamadığım ölü bir abinin...
...hayaletiyle yaşamak istemiyorum ben artık.
Abin ölmedi.
-Kaçırıldı. -Sahip çıksaydın o zaman...
...kıymetli oğluna. -Alaz...
...odana çık.
Derhâl.
(Müzik)
(Müzik devam ediyor)
(Hareketli müzik)
Selamünaleyküm.
Ne işin var lan senin burada?
Gel.
(Hareketli müzik)
(Odada yüksek sesle müzik çalıyor)
Bunların hepsi yenecek, hadi.
(Hareketli müzik)
(Gerilim müziği)
İzninizle.
(Gerilim müziği)
(Gerilim müziği devam ediyor)
Öyle değil, böyle basılır lan!
Öyle değil, böyle basılır!
(Gerilim müziği)
(Sessizlik)
(Duygusal müzik)
(Geçiş sesi)
Neredesin oğlum?
Ali.
Ali!
(Yasemin) Neredesin? (Geçiş sesi)
(Yasemin dış ses) Ali!
(Yasemin dış ses) Ali!
(Yasemin dış ses) Ali!
(Gerilim müziği)
(Yasemin dış ses) Ali! (Geçiş sesi)
Ali!
Ali!
(Geçiş sesi)
(Yasemin dış ses) Ali!
(Yasemin dış ses) Ali!
(Yasemin dış ses) Ali!
(Geçiş sesi)
Ali! Ali! Ali!
(Geçiş sesi)
Ali!
(Geçiş sesi)
(Gerilim müziği)
(Gerilim müziği devam ediyor)
(Duygusal müzik)
(Duygusal müzik devam ediyor)
(Duygusal müzik devam ediyor)
Ne işin var senin burada?
(Gök gürledi)
-Kimse yok mu? -Hayır...
-Alaz sakın! -Sen kimin evinde kimin öldüreceksin!
Yapma. Yapma.
(Üst üste konuşmalar)
Hayır! Alaz sakın! Alaz!
Öldürürüm lan seni! Öldürürüm!
-Yapma! -Öldürürüm lan seni!
-Öldüreceğim lan seni! -Alaz sakın! Alaz!
(Alaz) Öldürürüm lan seni! Öldürürüm lan!
Yapma!
Öldüreceğim!
(Gerilim müziği)
Ah...
Anne...
Anne...
(Bilge Kotkay - Yürüyorum Dikenlerin Üstünde" çalıyor)
"Karanlık bir gece"
Anne iyi misin?
"Yol görünmüyor"
"Yürüyorum dikenlerin üstünde"
Anne! Anne!
"Kara çalı bana aman vermiyor"
"Yürüyorum dikenlerin üstünde"
Alaz Bey eline bıçak aldı.
-Ne? -Ne bıçağı?
Çabuk yetişin!
Dayan anne biraz.
Baba!
Baba ambulans çağır!
Ne oldu burada?
(Alaz) Ambulans çağırın. Dede ambulans çağır.
Anne!
(Eşref) Tamam, sakin ol.
Ne olur ambulans çağır. Ne olur ambulans.
"Yürüyorum dikenlerin üstünde"
Çabuk ilk yardım çantasını getirin! Feride hemen ilk yardım çantasını getir.
"Yaralıyım üstünde"
Anne!
(Alaz) Anne!
(Bilge Kotkay - Yürüyorum Dikenlerin Üstünde" çalıyor)
(Şarkı devam ediyor)
"Güneş erken doğup şafak sökmüyor"
"Gökteki bulutu söküp atmıyor"
(Geçiş sesi)
"Ay karardı bize ışık tutmuyor"
Anne.
"Yürüyorum dikenlerin üstünde yaralıyım"
"Üstünde yaralıyım"
"Üstünde"
Bu dizinin ayrıntılı altyazısı FOX TV tarafından...
...Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.
www.sebeder.org
Ayrıntılı Altyazı Çevirmenleri: Ayhan Özgören - Belgin Yılmaz...
...Bülent Temür - Çağıl Doğan - Ece Naz Batmaz
Editör: Ela Korgan
"Işık tutmuyor"
"Yürüyorum dikenlerin üstünde yaralıyım"
"Üstünde yaralıyım"
"Üstünde"
"Yürüyorum dikenlerin üstünde yaralıyım"
"Üstünde yaralıyım"
"Üstünde"
"Yürüyorum dikenlerin üstünde yaralıyım"
"Üstünde yaralıyım"
"Üstünde"
"Yürüyorum dikenlerin üstünde yaralıyım"
"Üstünde yaralıyım"
"Üstünde"
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.