Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
Baba?
Çeviri: Dikistutmaz X: iapetos | Letterboxd: moandor
- Selam. - Günaydın.
- Uzun süre mi uyudum? - Hayır.
- Seni rahatsız ettim mi? - Etmedin.
- Hareketsiz kalmana gerek yoktu. - Uyanmanı istemedim.
Kahrımı çekmek zorundasın!
- Bize birer kahve ayarlayayım. - Aynen.
Çok teşekkür ederim.
- Stella? - Evet, benim.
Bu çok...
Merhaba.
Tanrım, aşırı zayıflamışsın!
Aşırı zayıfsın.
Yaşlanmışsın.
- Peki bu...? - Tristan.
Ben, Stella.
Roman, Leyla'yla tanış.
Aynı okuldaydık. Bu da Tristan.
Bu da Roman, babamın... hayat arkadaşıydı.
Burada olmanız harika.
Evet.
Hadi.
Ona çok benziyorsun.
Başlangıçta herkese öyle görünür.
Alışacaksın...
Herkes alışır.
Ben hariç herkes.
Nasıl öldü?
Beyin kanaması geçirdi.
Gece yarısı olmuş.
Ölmüş.
- Ve o, senin bedenindeydi... - Evet.
Maalesef.
Hadi.
Bu Ezra.
- Arkadaşım Leyla. Ve Tristan. - Merhaba.
Ezra yemekle, idari işlerle ve diğer her şeyle ilgileniyor.
- Hoş geldiniz! - Merhaba.
- Birer dilim keke ne dersiniz? - Almayalım, teşekkürler.
Belki birer içki istersiniz?
Bence, kalacakları yeri görmek istiyorlar.
Görüşürüz.
İşte burası.
Kafanızı vurmayın!
Pekâlâ...
Yatak yeni.
Eşyalarınızı bırakabilirsiniz.
Kirişlerin her yerinde kancalar var.
Şarap, senin için.
Evet... Burası, babamın inziva yeriydi.
- Her şey yolunda mı? - Yolunda.
Her şey güzel olacak.
Burada olman çok güzel.
- Leyla? - Efendim?
Nereye geldik böyle?
Teşekkürler.
Merhaba.
Değerli dostlarım...
Burada olmanız çok güzel.
Evet, böyle bir günde nereden başlasak?
Roman ve ben size, kısaca bir hoş geldiniz demek...
...ve başsağlığı dilekleriniz için teşekkür etmek istedik.
İnanın...
Bunun hep birlikte geçireceğimiz son yaz olduğunu düşündüğümde...
...ben de sizinle aynı duyguları paylaşıyorum.
Ama kimse, babamın yerini dolduramayacak.
Herkesin aynı fikirde olmadığını da biliyorum ama bu...
...buradaki son buluşmamız olacak.
Bugün burada ilk kez bulunanlar, hepiniz hoş geldiniz.
Ellerinizi kaldırabilir misiniz?
Hepiniz bu kadar mısınız? Evet! Evet.
Harika. Merhaba!
Hoş geldiniz... Burada kendinizi, evinizdeymiş gibi hissedin lütfen.
O hâlde... başlayalım.
Ve...
8.
- 8 numara. - Buradayız!
- Ve 11! - Biziz!
Daha önce, böyle bir kombinasyonumuz olmamıştı sanırım.
Deneyiminizi bizlerle paylaştığınızı görmek için, çok heyecanlıyız.
17...
- 17 numaralı çift. - Biziz.
9 numaralı çift.
Evet!
- Cezaevi çikolatası ister misiniz? - Ne, anlamadım?
Köfte demek istedi. Bu falafel gerçi...
Cidden mi?
Teşekkürler.
Mo, ne zaman ördek gibi yutkunsa, endişeli olduğunu anlıyorum.
Endişeyle alakası yok. Burada yemek yemenin başka yolu yok.
Şarap içtin mi? Kadehini uzat.
Teşekkürler, yeterli.
Çok zor yeniyor.
- Ben... - Bak nasıl da dalga geçiyor!
Aşırı hassas bir burnu var.
Kendinizden bahsetmek istemiyor musunuz?
- Peki, şey, ben Tristan. - Merhaba, Tristan.
Ve...
Müziği çok severim.
Ve tabii Leyla'yı da.
- Sen peki? - Ben Leyla.
Adım Leyla.
Peki ne işle meşgulsün, Leyla?
Ben...
Biraz ara verdim.
Evet... ara vermek önemlidir.
Hobilerin ve sevdiğin şeyler neler?
Dans etmeyi sever.
Harika dans eder.
- Leyla hep dans eder. - Evet.
Eskiden çok fazla spor yapardım.
Koşu, dağcılık...
- Dans... - Başka yok mu?
Şu an yok.
Vay anasını, ortam biraz sikikleşti değil mi?
Schimanski dostum! Hadi, eşleri değiştirelim.
Kalk, kalk, kalk!
Çok güzel bir kadınsın Leyla.
Teşekkürler.
- Çocuğunuz var mı? - Hayır, yok.
- Bizim 3 tane var. Görmek ister misiniz? - Sonra görürler.
Sonra gösteririm.
Eee, burayı beğendiniz mi peki?
- Kahvesi harika. - Kahve mi yok artık!
- Beni çekici bulursan, söylemekten çekinme. - Mon!
Moruklardan ziyade, siz gençlerle vakit geçirdiğimiz için mutluyum...
- Mon! - Ne?
- Yeter! - Ne yeter, ne dedim ki?
Bu kadar saçmalık yeter.
Bir şeylere önayak olmak için uygun ortamı yaratmaya çalışıyorum sadece.
Başın sağ olsun.
- Dönmene sevindim.. - Teşekkürler.
Buraya daha önce gelmiş miydiniz?
Ben değil, Fabienne...
...eski sevgilisi Roman'la gelmişti.
Nasıl buldun peki?
Tasviri zor.
Buradan nefret ettin, değil mi?
Ne?
- Hayır, etmedim. - Gerçekten mi?
Niye öyle düşündün ki?
Eğer bunu yapmak istemiyorsan, lütfen şu an söyle.
Öncelikle, beraber yeniden bir yere gittiğimiz için mutluydum.
Ama bunu yapmak istemiyorsun, doğru mu?
Sen istiyor musun peki?
Ben...
Şu an tam olarak emin değilim.
Bunun bana ne yardımı dokunabilir ki?
İlginç bir deneyim olacağını düşünmüştüm...
...ama, aptalca bir fikirdi işte. Lütfen eve gidelim.
Hayır, hayır, dinle...
Aptalca bir fikir değildi.
Çok mutluydun.
Eve dönmeyeceğiz.
- Dönmeyecek miyiz? - Dönmeyeceğiz.
- O zaman sorun yok yani? - Evet, yok.
Bunun tamamıyla tuhaf olduğu konusunda hemfikir miyiz?
- Tanrım, kesinlikle tuhaf! - Değil mi?
- Cidden çok tuhaf. - Aynen.
Yani, o çift...
- Mo ve Fabienne'i mi? - Aynen.
- Yani, Fabienne harika biri. - O öyle evet; peki ya adama ne demeli?
- Zararsız biri. - Değil. Tam bir karabasan!
Makara bir adam!
Kulağımın dibinde bağırdı. Sağırım ya.
Şimdi bizim onlar hakkında konuştuğumuz gibi onlar da bizim hakkımızda konuşuyor mudur?
- Senin hakkında belki, ben kusursuzum. - Sen...
- Evet, yani... - ...tam bir götverensin.
Niye hiç gıdıklanmıyorsun? Bundan nefret ediyorum!
Bana nasıl baktıklarını gördün mü?
"Değiş tokuş için harika."
"Onunla yer değiştirmek istiyorum!"
Oradaki değiş tokuşa en uygun şey bendim.
- Yapalım mı? - Yapalım.
Kim başlamak ister?
Ben başlayayım mı?
Ben başlayayım mı?
Erkekler.
Harika.
Önümüzdeki iki hafta boyunca...
...farklı bir insan olmanın ayrıcalıklarını deneyimleyeceksiniz.
Totemleriniz yanınızda mı?
Evet.
Evet.
Bu şeyler bize, kim olduğumuzu anımsatır.
Ve bize, bizi tamamlayan kişinin kim olduğunu söylerler.
Şimdi ayin banyosunda...
...arınarak başlayacağız.
Vücudu mümkün olan en saf haliyle aktarmayı amaçlıyoruz.
Taraflardan birinin değiş tokuşu dilediği bir zamanda...
...iptal etme özgürlüğü olduğunu unutmamanız son derece önemli.
Kimse, herhangi bir açıklama yapmak zorunda değil.
Eğer içinizden biri, erken sonlandırmak isterse...
...Roman'a gitmeli...
...Roman da geri kalanınızı bir araya getirir...
...eski bedeninize dönersiniz.
Anladınız mı?
Peki, o hâlde başlayabiliriz.
Epididimisim çok fazla sperm üretiyor.
Bu yüzden her gün düzenli boşaltmak lazım, yoksa acı vermeye başlıyor.
Ama bu, senin de hoşuna gidecek.
İyi eğlenceler.
Görüşürüz.
Merhaba, Tristan.
Evet, kas-iskelet ve konuşma sistemleriyle bağlantı...
...biraz zaman alacak.
Baksana.
Birkaç saate orada olursun.
Ley-la...
Leyla.
Nerede...
- Leyla Nerede? - Leyla...
Seni, Leyla'nın yanına götüreyim.
Hissedebiliyor musun? Her şey eskisi gibi mi?
Şimdi böyle yaparsam hissedersin, tamam mı? Böyle daha mı çok hissediyorsun, daha mı az?
Şuna bak.
Burada bir benek var.
Ve burada da bir yara izi var.
- Neresi? - Burası.
Titret.
Her zamankinden daha yumuşaksın.
Çok hoşuma gitti.
- Sadece yağlı. - Hayır, hoşuma gitti.
Benim, benim, Leyla. Leyla.
- Hatırlıyorum. - Hatırlıyor musun?
Tanrım.
Kahve?
- Kahve, kahve, kahve, kahve? - Evet, lütfen.
Selam sana sevgili göbeğim. Söyle hadi.
- Selam sana sevgili göbeğim. - Aynen.
Ve şimdi de Mon gibi söyle.
Selam sana sevgili göbeğim.
- Ha ha. - İşte böyle!
Mon!
Bir şey hissetmiyor musun?
Leyla?
Tristan?
Ne oluyor?
Merhaba!
Birlikte bir şeyler yapalım mı?
Roman... müsaadeni rica edeceğim.
Yalnız devam edebilir misin?
Sorun olmaz değil mi?
Tamam güzel, teşekkürler.
Merhaba, Leyla.
- Fabienne'in bedeni sana yakışmış. - Teşekkürler.
- Tristan? - Mo.
Tristan.
- Bir şey mi istiyorsun, yoksa... - Tatlı birini göreyim dedim.
Çok heyecanlı gerçekten.
- Leyla yok mu? - Yok.
Güzel yermiş, değil mi?
Mo, bir sıkıntın yok değil mi?
Bu harika. Yani, baksana hâlime.
Dostum, hakiki bir Ferrari yapmışsın.
Nasıl çalınır hiç bilmiyorum...
- Ha, böyle... - Evet...
Şu an ne yaptığımı bilmiyorum.
- Onu elinden bırakır mısın, lütfen? - Tamam.
Harika.
Yani, Fabienne ve Roman bir zamanlar sevgiliydi.
Evet, buraya beraber geldiler.
Peki, sonra ne oldu?
Roman daha sonra ölesiye içmeye başladı.
Babam, Roman'ın desteğe ihtiyacı olduğunu hemen anladı...
...ve bedenini ona verdi.
- Neden? - Arınması için.
Bu beden, onun rehabilitasyon kliniğiydi.
Aynen öyle!
Sonra Roman, Fabienne'i terk etti...
...ve bir daha ağzına içki sürmedi...
...ve o zamandan beri burada.
Aynen.
Ne gülüyorsun?
Bir dakika... Baban, Roman'la sevgili mi oldu?
Sadece bedenlerini değiştiriyorlardı, birbirlerinin içini ve dışını biliyorlardı.
Çok tatlı bir ikililerdi.
Oo kahve mi var!
Harika.
- Fabienne'la aranız iyi mi? - Değil.
Bok gibi.
Hayatımda ilk defa, karnı kaslı genç bir Tanrı gibi görünüyorum.
Ama aramızdaki tüm sorunları da beraberimizde getirdik.
Üzüldüm.
Yine burada kalırız ve beraber biraz eğleniriz diye düşünmüştüm ama...
Yok.
- Evet... Tahmin edebiliyorum. - Öyle mi?
Kendinle biraz eğlenmen lazım, değil mi?
Yani, bilemiyorum...
Mon, Mon, Mon.
Özünde iyi bir adam, değil mi?
- Hoşuna gitti mi? - Hayır. Hiç gitmedi.
Ama...
- Hayır, hayır, hayır! - Hadi ama!
- Kes şunu, lütfen! - Hadi ama!
Hadi ama! Hadi, yapalım şu işi.
- Neyi yapalım? - Hadi yapalım.
Hadi! Hadi!
Mo, yapma. Rahat bırak beni, lütfen! Kes şunu!
- Kes şunu! Mo, kes şunu! - Neyi keseyim?
Durmazsan burnunu kıracağım!
Sen de benim gibi mi hissediyorsun?
Buraya gel, Tristan!
Dostum, ne yapıyorsun?
Kes şunu!
Olduğun yerde kal.
Hadi dostum, şu boku yeme şurada! Dostum... sokayım!
Tamam... tamam.
Tristan?
Selam.
Selam, Leyl...
Fabienne...
Marrant.
Müzik, beni buraya sürükledi.
Ve bir de baktım ki senmişsin.
Yaptığım şeye henüz müzik denmez. Bu sadece...
...amatörce bir şeyler işte.
Ne oldu?
Mo'yu elinde gitarla görmek çok tuhaf geldi.
Öyle mi?
Hassasiyeti, bir tank kadardır.
Doğru.
İşitme hassasiyeti de çok zayıf.
Ona bir şey söylediğimde beni dinlemediğini sanıyordum.
Hayır, işitme sorunu var.
Belki de bu yüzden bu kadar kaba.
- Oturabilir miyim? - Tabii.
Oraya ne oldu?
Düştüm.
Bakayım.
Yakışmış.
İlk varan kazanır.
Olmaz, benim...
- Mayom yanımda değil. - Gidelim. Bu kadar tıngırdattığın yeter.
Hadi!
Buraya dikkat...
Sağa.
Diğer elin.
Uzan!
Dalgalan.
Ve yine...
Devamını bilmiyor musun?
- Sonra kafandan geçir ve sola vur. - Vur.
Ve yatıyoruz. Hayır, sanırım böyle değildi.
Doğrul. Hadi yapabilirsin.
Ve öne zıpla.
Söylesene...
...insan kendi bedenindeyken...
...daha mı mutludur, yoksa daha mu mutsuzdur?
Babamın her daim söylediği gibi...
..."ben" adı verilen şey...
...çok ama çok kırılgan bir yapıdır.
Bunu tecrübe ettiğimiz için artık, biz de farklıyız.
Ama senin girdiğin, yepyeni bir beden.
Evet...
Kendi biyokimyasal ve hormonal sistemi var.
Tamamen farklı hissettiğin ve farklı düşündüğün, ortada.
Sahip olduğun beden sayesinde...
...şu anda olduğun kişisin.
- Selam. - Selam.
En son ne zaman...
En son ne zaman bu kadar iyi hissettiğimi hatırlamıyorum.
Biliyorsun, işte...
Son birkaç ay...
...hiç de kolay geçmedi.
Ve üzgünüm çünkü...
Son birkaç yıldır, bunu kimseye anlatmadığım için üzgünüm.
Önemli değil.
Ben...
Kendimi git gide daha fazla soyutladım.
Kendimi...
...pek iyi hissetmiyordum.
Buraya ne oldu?
Benimle olmadığı zamanlardan kalma.
Bir geçiş süreciydi.
- Öyle mi? - Evet.
Nasıl hissettiriyor?
Hiçbir fikrim yok, ben...
Sanki tuhaf bir şeyler var.
Nasıl yani?
Her nasılsa...
...ağır ve acı verici bir şeyler.
- Sanırım sadece hayal ediyorum. - Hayır, hayır...
Kendini...
...kötü mü hissediyorsun, yoksa...
Biliyor musun...
...rüyamda...
...suyun altında olduğumu...
...ve artık nefes alamadığımı görüyorum. Ve...
Sudan çıkmaya çalışıyorum, ama çıkamıyorum.
Ve...
Yıllardır bu rüyayı görüyorum.
Bu rüyayı o kadar çok gördüm ki, artık hiç korkmuyorum.
Ölüm düşüncesi, bir şekilde...
...daha huzurlu gelmeye başladı.
Ve buraya geldiğimden beri, ilk defa farklı bir rüya gördüm.
Ve bu his, güzeldi.
- Güzeldi. - Evet.
Üzgünüm...
Aklıma çok güzel bir fikir geldi.
Öyle mi? Neymiş o fikir?
Bekle de gör, olur mu?
Bunun için üzgünüm.
- Ama yine de... - Ne?
Bu...
Lânet olsun.
Kendimle ilgili her şeyden nefret ediyorum...
Bu konuda yapabileceğim hiçbir şey yok. Uyum sağlayamıyorum.
Leyla'yı özlüyorum...
...çünkü...
...ben...
Duygularını ifade etmekte zorlanan tek kişi ben miyim?
Değilsin.
Tamamdır.
- Güzel oldu mu? - Gerçekten çok güzel oldu.
Tüm yaşlı erkekler makyaj yapmalı.
Şuraya bir bakayım.
Baban sana, bedenlerinizi değiştirmekteki amacını söyledi mi?
Söylemedi.
Gerçekten istiyordu.
Neden?
Bir beyin araştırmacısıydı, alanında bir dehaydı.
Kızının beyninde, anevrizma varmış.
Belki de biliyordu, kim bilir?
Kahretsin.
Saçmalığın daniskası.
Bunu neden yaptık ki?
Böyle bir şey yapmamalıydık.
- Sadece, eve dönmek istiyorum... - Tristan!
Artık buna devam etmek istemiyorum.
- Ne yapıyorsun? - Bunu daha fazla yapamayacağım.
Toparlanmalısın.
- Yapabilirsin. - Yapamam.
Yapamam.
- Selam. - Selam.
Eee...?
- Ne yapıyorsun? - Bavulumu hazırladım bile.
Görebiliyorum.
Sebep?
Çünkü...
...eve dönüyoruz, değil mi? Yani...
Anladım. Buna yeni mi karar verdin?
Hayır, ben...
Kalmak mı istiyorsun yoksa...?
Evet.
Ama sorun değil.
Peki.
Sorun değil.
- Leyla... - Bana neden söylemedin?
- Neyi? - Eski bedenine dönmek istediğini.
Üzgünüm, ama herkes istediği zaman bundan vazgeçebilirdi. Anlaşmamız böyleydi.
- Leyla, üzgünüm... - Tristan!
Burada, uzun zamandır hiç olmadığım kadar iyi olduğumu gördün.
Ve buna rağmen, eve dönmek istiyorsun.
Neden?
Leyla, ben...
- Roman, bedenini bana vermeyi teklif etti. - Ne?
Nasıl olacak?
Stella'nın babası öldüğü için...
...artık yaşamaktan haz almıyor.
Birbiriyle...
...sıkça beden değiştiren iki kişiydiler.
Her ikisi de...
...diğerinin ne durumda olduğunu gerçekten anlıyorsa...
...böyle bir çiftin birbirine ne derece yakın olduğunu bir düşün.
Ve...
...eğer onun bedenini alabilirsem...
...en azından içlerinden biri, bir süreliğine mutlu olabilir.
Ama Leyla...
...bu kadar mı mutsuzsun?
Bunu ciddi ciddi soruyor musun?
Leyla...
Leyla...
Sadece, evimize geri dönemez miyiz?
Olmaz.
- Selam. - Selam.
- İyi miydi? - Evet, çok iyiydi.
- Uzun zamandır yoktun. - Evet.
Yemekle aran nasıl?
- İyi. - Öyle mi?
Birlikte bir şeyler yapalım mı?
Ne gibi?
Bilmiyorum.
Belki benimle bir duş alırsın?
Daha yeni duş almıştım.
- Benimle mi aldın? - Leyla, lütfen.
Leyla... Dinle, lütfen!
- Bak... - Sorun değil.
Leyla... bu...
Al işte...
Tristan?
Senden bir don daha alabilir miyim?
Benimkilerden biriyle de takas edebilirim.
Tristan?
- Selam. - Selam.
- Otursana. - Teşekkürler.
- Şarap alır mısın? - Evet.
- Bize. - Çok teşekkürler.
Leyla...
Seni neyin etkilediğinin...
...ya da nasıl hissettiğinin...
...önemsiz olduğunu söylemek istedim.
Peki...
Nasılsın?
Gayet iyiyim.
- Öyle mi? - Evet.
Kendimi zapt etmeliyim, sürekli sikimle oynamamalıyım.
- Bu bir lanet. - Aynen.
Ve bu bıyıklar da başa bela.
Ama derinden gelen ses gayet yerinde.
Gerçekten güzel.
Kendimi iyi hissediyorum.
Ne güzel.
Bunun berbat olduğunu düşünüyorsun, değil mi?
Ne? Hayır, öyle düşünmüyorum.
Evet düşünüyorsun, bununla ilgili bir sorunun var.
Bu, o kadar da kötü değil.
Bu...
- Yani, bu çok tuhaf. - Biliyorum.
Ama sen iyiysen...
- Biliyorum... - ...ben de iyi olacağım.
- İçecek bir şey ister misin? - Şarap alayım.
Beyaz mı kırmızı mı?
Türü umurumda değil. Alkollü bir şey olsun yeter.
Teşekkürler.
- Bir kriz var mı sence? - Bilmem.
Küçük oğlanlara karşı zaafım var.
Evet, o...
Bir süreliğine gideceğim ve hemen döneceğim.
Tamam.
Selam!
- Sen ve Roman, ne iş? - Hayır, o... Leyla.
- Roman'la birliktesiniz sanmıştım. - Değiliz.
- Fabienne'e ne olduğunu biliyor musun? - Hayır.
Birlikte yüzmüştünüz, değil mi?
- Şey... evet. - Değil mi?
Orada, benim bilmem gereken bir şey oldu mu?
Olmadı...
Bir şey söyledi mi? Benim hakkımda bir şey?
Bizim hakkımızda?
- Hayır. Hayır. - Söylemedi mi?
Dinle.
- Yaptıklarım için özür dilerim. - Sorun değil.
- Özrümü kabul edebilirsin. - Sorun yok...
- Hayır, var. Özür dilerim. - Tamam, sorun var o zaman.
Ne zamandır Leyla'la birliktesin?
Biz 8 yıldır evliyiz.
Sekiz yıl sonra karşındakini gerçekten arzulamanın...
...ne kadar zor olduğunu biliyor musun?
Karşıdakinin artık seni çekmediğini fark etmeyebilirsin.
Etrafım hep güzel kadınlarla çevrili.
Burada, orada, her yerde güzel kadınlar var.
Ve hepsi Mo'nun bir parçasını istiyor. Ne demek istediğimi anlıyor musun?
Yani, bana bir bak...
...ben hızlı yaşayan ve tercih edilen biriyim. Bu bir gerçek.
- Kadınların istediği de bu. - Aynen, çok sağlıklı bir kişisel imaj.
- Anlamadım? - Yok bir şey.
- Sürekli lafı ağzında geveliyorsun. - Sen bana bakma, devam et.
- Kadınların istediği bu. - Öyle mi?
Ama ben istemiyorum.
İstemiyorum, çünkü ben iyi bir adam ve iyi bir babayım.
- Çok iyi bir babayım. - Onu bilemem.
Ama libidom da çok yüksek.
Bunu sen de hissettin.
Ve o bana bunu anlatırken... sanki...
Kulağa çok güzel geliyordu.
Sadece yeni bir şey denemelisin, ama uyumlu şekilde.
Onu kaybedemem. Demek istediğimi anlıyor musun?
- Merhaba. - Merhaba.
- Benim sandalyeme oturmuşsun. - Doğru.
Teşekkürler.
- Ne istiyormuş? - Hiçbir fikrim yok!
Tanrım...
- Seni öptü mü yani? - Evet.
Peki sen ne yaptın?
- Ne demek ne yaptım? - Sen de onu öptün mü?
Hayır.
- Öpmedim. - Kendinle dalga geçiyorsun!
Ya da Mo ile.
Tanrım!
Öyleyse neden beni öpmüyorsun?
Senin için
Sonsuza dek ve senin için
Bana ne dediğin önemsiz
Bugün nerede yattığın da umurumda değil
Senin için defalarca yalan söyledim
Ve gökkuşağını büküyorum
Senin için
Hep senin için
Sonsuza dek ve senin için
Senin için güldüm
Senin için ağladım
Yağıyorum
Ve senin için parıldıyorum
Gökyüzünü senin için maviye boyadım
Senin için
Sonsuza dek ve senin için
Sonsuza dek ve senin için
Hep senin için
Senin için
Sonsuza dek ve senin için
Bana ne dediğin önemsiz
Senin için defalarca yalan söyledim
Ve gökkuşağını büküyorum
- Sen de istiyor musun? - İstiyorum.
Çabucak eve gidelim.
Hadisene!
Nerede kaldın o zaman? Hadi çabuk!
- Her şey yolunda mı? - Evet.
Yolunda...
- Bunu nasıl yapacağımı hiç bilmiyorum. - Ben de.
- Nasıldı? - İyiydi.
- Öyle mi? - Evet.
- Senin için peki? - Tarifsizdi.
Öyle mi?
Bir insanın sahip olabileceği tüm şans...
...hayatı boyunca karşısına...
...bir kere mi çıkar sence?
Karşısındakiyle aynı anda?
Bunu bildiğimi sanmıyorum.
Şu an tam da öyle hissediyorum.
- Bu çok güzel. - Evet.
Çok güzel.
Leyla...
Bir dakika bekle.
Bir dakika bekle, sana...
...bir şey söylemem lazım.
Ben...
Fabienne'in...
...senin bedeninde olduğunu biliyordum...
...çünkü o zaman onunla yatmıştım.
Üzgünüm.
İsteyerek yapmadım. Ben...
Kafam çok karışmıştı.
Sorun değil.
- Nasıl yani? - Evet, sorun değil.
Yani...
...yattığın, benim vücudumdu...
...onu kıskanabilir miyim, onu bile bilmiyorum.
Şu anki durumumuzu seviyorum.
Evet.
- Tristan? - Efendim?
Seninle uzaklara gitmek istiyorum.
- Nereye? - Uzak bir yere.
Adadan uzağa.
Sonsuza kadar böyle kalmak istiyorum.
Seninle birlikte.
- Bunu nasıl hayal ediyorsun? - Bilmem.
Vapura ihtiyacımız var...
Hayır onu değil, bedenini nasıl hayal ediyorsun?
Umurumda değil.
- Umurunda olmayan ne? - Bilmiyorum.
- Bunu seninle tartışmak istedim. - Sen ciddi misin?
Leyla, bunun tartışılacak ne yanı var ki?
Bak ne diyeceğim?
Söylediklerimi unut gitsin. Aptalcaydı.
Hayır, anlamıyorum. "Umurumda değil" de ne demek?
- Bunu neden yapıyorsun? - Ne yapıyorum ki?
Fabienne'i sikiyorsun...
...beden değişimini bana sormadan iptal ediyorsun.
Benim ne hissettiğim umurunda değil, değil mi?
Çok da sikimdeydi, aynen.
Öyle mi? Pekâlâ...
...o zaman "nasıl hissediyorum" sen söyle, hadi!
Tek bildiğim... buna ne cevap vermem gerektiğini bilmediğim.
Tristan, sen de oradaydın.
Görmedin mi?
Her şeye karşı hissizleştiğimi görmedin mi?
Başka kimseyle görüşemediğimi... Artık çalışamayacağımı...
Yıllardır beraber yatmadığımızı...
Bunların farkına varmadığını, söyleyemezsin.
İyi de Leyla, bu çok normal.
Sadece kötü bir dönem.
Kendimi bildim bileli, kötü bir dönemden geçiyorum!
İyi değilim.
Anlıyor musun?
Ve sadece, bunun artık sona ermesini istiyorum.
Peki bu bedene girdiğinde, sorunların düzeldi mi?
Evet.
Leyla.
- Böyle olmaz. - Neden olmasın?
Peki sen gerçekte kimsin şimdi?
- Biz neyiz peki? - Mutluyuz.
Tristan, benimle geliyor musun?
Roman?
Roman?
İyi misin?
Her şeyimi kaybettim.
Bitti.
Hayatımın bir anlamı kalmadı.
Bekleyin!
Tristan!
- Merhaba. - Ezra...
- Yardım etmemi ister misin? - Memnun olurum.
Eee?
- Son günün iyi geçiyor mu? - Evet, iyi.
- Ya senin? - Bilmiyorum.
Nasıl yani?
Herkes birbiriyle beden değiştirir ve sonra evine gider.
Burası çok ıssız olacak.
- Üzücü, değil mi? - Üzgünüm.
Evet.
- Teşekkürler. - Lafı mı olur.
- Leyla'yı buralarda gördün mü? - Görmedim. Hoşça kal.
Güle güle.
Leyla!
Roman!
Ne yapıyorsun burada? Delirdin mi?
Şişeyi ver!
- Ben hâllederim. - Dokuz yıldır içmiyor.
Bana bırak.
Ben hâllederim dedim! Seninle ilgilenmeyi seviyorum.
Aksi takdirde tekrar dırdırını dinlerim.
Ah evet, seni zavallı kurban.
Eğer bu bir evlilikse, her iç savaş da bir evlilik sayılır.
Ayağa kalk! Hadi, yürüsene!
Fabienne, baksana...
- Leyla'yı gördün mü? - Hayır, görmedim.
- Her şey yolunda mı? - Yolunda.
Eğer senin ve benim aramdaki bir şeyse... Bir sorun varsa...
- Üzgünüm. - Seninle bir ilgisi yok.
Bu sadece onun o olması ve benim de ben olmamla ilgili.
Tanrım, buraya iki kere geldim ve ikisinde de evliliğimi yıkarak ayrıldım.
Harika, Fabienne. Gerçekten harika.
Leyla'ya iyi davran. Beni dinlediğinden daha iyi dinle onu.
Neler oluyor orada?
Kahretsin! Aman Tanrım...
Leyla!
- Ne oldu? - Her şey yolunda.
- Ne oldu? - Her şey yolunda.
Sadece yüzerken fazla açılmış.
Pekâlâ.
Buradayım. Buradayım. Gel hadi.
Kalk. Yardım edeyim.
Hadi!
Leyla, lütfen! Bunu yapamazsın.
Leyla, istediğin bu mu?
Gerçekten bunu mu istiyorsun?
Çeviri: Dikistutmaz X: iapetos | Letterboxd: moandor
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.