All language subtitles for The Children 1980 DVDRip x264-CG

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish Download
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

" I LOVE YOU 80s "

Çeviri ve altyazı: ha46792...

Burası çok rüzgarlı.

- Üst tarafta her şey yolunda. Sen bir şey buldun mu? - Hayır.

Girişi ve çıkışı kontrol ettim.

Bir şey yok.

Hadi kontrol odasına dönelim o zaman.

Benimle kafa mı buluyorsun?

Paydos zamanı.

Evet, ama belki de gerçekten..

...basınç düşüşüydü. - Evet, belki fazla mesai öderler ne dersin?

Bak, o şişko kıçın nasıl olduğu hakkında hiçbir fikri yok.

Ama geri dönersek, bizi tekrar buraya

gönderecektir. Bunu tekrar yapmak ister misin?

Benim vaktim yok.

Bir bira alalım.

- Sen mi ısmarlıyorsun? - Tabii, ben ısmarlıyorum.

Güzel, hiç param yoktu.

Hadi gidelim. Manley mi, Rosie'ye mi?

Rosie'ye

Yeni bir araba alsan iyi olur.

Yemin ederim, bir gün bu lanet şirketten iyi bir zam alacağım.

YANKEE GÜÇ ŞİRKETİ KUZEY 1. BÖLGESİ

NÜKLEER ÜRETİM TESİSİ

ÇOCUKLAR (1980)

- Hoşça kal. - Hoşça kal, Janet.

- Şimdi ne yapacağız? - Biliyorum, ne yapalım?

Nasıl bugün iyi sattın mı?

Hayır, ama hala erken.

Eyaletler arası yol açıldığından beri pek araba yok.

Hayır, ama hala erken sayılır.

- Yine de arabalar... - Tanrım, şerif!

Akşam yemeğinde evde olacağım!

- Yani evde kimse yok mu? - Hayır.

- Yanlız mısın? - Evet.

Dr. Gould.

Rahatsız ettiğim için özür dilerim.

Sessiz ol, Kraliçe!

- Sessiz ol! - Bayan Button evde mi?

- Niçin? - Onunla konuşmak istiyorum.

Kendini iyi hissetmiyor.

Tommy okuldan eve geldi mi?

Hayır, neden sordunuz?

Çok garip. Okul otobüsü girişten 100 metre gerideydi.

- Kraliçe! - Fred ve çocuklar yoktu.

- Joyce? - Belki buraya gelmişlerdir diye düşündüm.

Joyce?

Kim var orada?

Sadece Şerif.

Sorun yok.

1 dakika içinde yanınızda olacağım.

- Başın mı ağrıyor? - Kapıda kim var?

Sadece Şerif. Birkaç dakika yardımıma ihtiyacı var.

Endişelenme.

Senden birkaç kodein almanı istiyorum.

Ve dinlen.

Tommy evde mi?

Yakında.

Tamam, gidelim, hadi.

Gerçekten endişe edilecek bir şey olduğunu sanmıyorum.

- Evet, yine de kendim bir göz atmayı tercih ederim. - Elbette.

Bu garip.

Öylece ortadan kaybolamazlar.

Şerif?

Şerif?

Bunlar Tommy'nin eşyaları.

Bugün yanında bunlar mı vardı?

Sanırım öyle.

Harry?

Harry, Ben Şerif Hart.

Cevap ver, Harry.

Lanet olsun Harry, cevap ver.

Evet, Billy?

- Hala MacKenzie'nin evinde misin? - Evet, efendim.

Ama ofise dönmek üzereydim.

Ne zamandır oradasın?

"Ne zamandır buradayım" mı?

Billy, yalnızca bir kaç dakikadır sohbet ediyoruz.

Lanet olsun Harry, bana düz cevaplar ver. Maaşını boşuna ödemek istemiyorum.

Okul otobüsünün oradan geçtiğini gördün mü?

Hayır, efendim.

Eyaletler arası yola hiç çıktın mı?

- Ne, arabaları mı kastediyorsun? - Her şeyi kastediyorum, Harry.

Bir araba, bir Station Wagon, belki kamyon?

Hayır, burada hiçbir şey geçmedi.

Ne oldu, Billy?

Gould bölgesinden yaklaşık 100 metre uzakta okul otobüsünü buldum.

Motor hala çalışıyordu,

ama Fred ve çocuklar yoktu.

Kardeşin okuldan eve döndü mü?

Paul mü?

Hayır, henüz eve gelmedi.

Peki, şerif, şimdi biz otobüsü görmeden nasıl olduğu yere kadar gidebildi?

- Harry? - Şerif.

Eyaletler arası yola çık, bir yol bloğu kurun.

Kontrol etmeden bir şey buradan çıksın istemiyorum, anladın mı?

- Evet, efendim. - Buradan yaşayan kimse çıkamaz.

Elimden geldiğince bir kaç adam sana göndereceğim.

Pekala, Billy. Gidiyorum.

Hoşça kal.

Tommy?

Tamam, en azından otobüsü yolun ortasından çektik.

Hangi cehennem de olabilirler bilmiyorum.

Bu hiç mantıklı değil, biliyor musun?

Biliyorum.

- Seni eve götüreyim. - Hayır, sorun değil, yürüyeceğim.

Döneceklerdir.

Sabırlı olmaya çalışın.

Söylemesi yapmaktan daha kolay.

Tommy'nin kaybolduğunu öğrenince, Leslie bunu nasıl kabul edecek bilmiyorum.

Ona söyleme.

Bir şekilde bununla başa çıkacak.

İrtibatta olacağım.

Evet.

Teşekkürler.

Joyce?

Tommy?

Tommy?

Tommy?

Tommy?

Tommy?

Tommy?

Tommy?

Joyce.

Tommy!

Hank, bunlar sıska kuş.

Hadi, Molly, bu bir güzel kuş.

Sıska küçük kuşlar.

Molly, daha büyüğünü istiyorsan, birkaç ay beklemen

gerekecek. Bu şu anda oldukları kadar büyük

Evet, sanırım öyle. Peki, ne yapacaksın?

Merhaba Hank.

- Frank. - Şerif.

Şerif.

- Çocuklar. - Sonra görüşürüz, şerif.

Billy...

...durum ne kadar ciddi?

Molly, hiç bir şey bilmiyorum.

Yol üzerinde otobüsü çalışırken buldum.

- Evet? - İçinde kimse yoktu.

Lanet olsun!

Bu Fred gibi değil. O motoru çalıştırırken bırakmazdı.

Evet. Biliyorum.

- Tanrım. Neden acaba? - Hey, John.

- Çavuş Preston. - Selam, John.

Molly, bir kutu etere ihtiyacım var.

Bir kutu daha eter mi, John?

Arabanı ayarlatmak için neden gerçek bir tamirci bulmuyorsun?

Daha yeni çıkardım.

Neden yol kenarındaki gizlenmiyorsunuz?

Bugün değil.

Çocuklar bugün okula gitti mi?

- İşte, John. - Bugünler de pek fazla iş çıkmıyor ha?

Hayır, gerçekten.

- Johnny gitti. - Clarkie?

Clarkie soğuk algınlığıyla evde. Neden?

Ne oldu?

- Fred? - Seni işe yaramaz.

Dinle, eğer birkaç dakikan varsa, etrafa bir göz atalım.

Cathy'ye gidip ona haber vermeliyim.

Tamam, Bayan Shore'un evine uğrayıp Chandler'ın evine

gideceğim. Seni 10 dakika içinde evinden alırım.

Evet, 10 dakika iyi olur.

Tamam.

Cathy'ye endişelenmemesini söyle.

Evet, Cathy iyi olacak.

Ne boktan bir araba.

Fred, beni duyuyor musun?

Fred?

Bu ikinci, bana cevap ver.

Bayan Shore?

Evde kimse yok mu?

Bayan Shore?

Bayan Shore?

Şerif Hart, ne kadar güzel.

Janet evde mi?

Senin için biraz genç değil mi Şerif? Daha 9 yaşında.

- Bayan Shore, lütfen. - En ufak bir fikrim yok.

Jack, hayatım, Janet'i evde gizlenirken gördün mü?

Hayır, tatlım.

Her zaman evin bir taraflarında gizleniyor.

Kızınız hakkında sizi korkutmak istemiyorum, Bayan Shore.

Okul otobüsünü mezarlığın orada buldum.

Çocukların hiçbiri içinde değildi.

Şoför Fred Mansfield da değildi.

Bana sorarsan Mansfield biraz bunak.

Muhtemelen onları doğaçlama yapıp pikniğe falan götürmüştür.

Janet bu sabah piknik hakkında bir şey söyledi mi?

Gerçekten en ufak bir fikirim yok.

10'dan önce hiç kalkmam.

Şimdi değil, aşkım.

Bize tam olarak ne anlatmaya çalışıyorsun, şerif?

Janet kayıp.

Ravensback'deki diğer tüm çocuklarıyla birlikte.

Kaçırıldıklarını düşünmüyorsun, değil mi?

Ne düşüneceğimi bilmiyorum.

Ravensback'te adam kaçırma.

Jack, ne kadar heyecan verici!

Bu...

Bu bir güzel parça, Bayan Shore.

Şerif, sanatla ilgilendiğini bilmiyordum.

Jack ve ben onu geçen yıl Roma'dan getirdik, değil mi hayatım?

Janet gelirse beni arayın.

Lanet olası.

Evet.

- Sorun nedir? - Sorun ne mi?

Yine lanet karbüratör.

Bir kere deneyelim.

Ebette.

Dene.

Eve gitmem lazım.

Neden seni bırakmıyorum? Chandler'a uğramam lazım.

- Kahretsin. - Bunu konuşmuştuk, 1 dakika sürmez.

Peki.

Seni iteyim.

Anne!

Ellen.

Baba!

Harry?

Yapamam.

Yani seni görmek için buraya kadar geldim ve sen beni öpmeyecek misin?

Yapamam.

Hadi Harry, öp beni.

Hayır.

Daha sonra.

O zaman ben eve gidiyorum.

- Şu saça bak. - Sen saçına bak.

- Onun saçına bak. - Evet, bende onu dedim.

Güzel saçları var.

Hoşça kal, Harry.

Şimdi yapamam, çalışıyorum.

Hoşça kal, Harry.

Öp beni, Harry.

Eve gidiyorum, Harry.

Hoşça kal, Harry.

Harry.

- Küçük tatlı şeye girdin mi? - Hadi.

- Doğruyu söyle, Harry. - Beyler beni rahat bırakır mısınız?

Eminim el işine razı olur, Harry?

Uzatma, Hank!

Anlat bize, Harry.

Evet, söyle bize, Harry.

Anlat bize, Harry!

Ben böyle şeyler yapmam.

Senin için yaparız.

- Değil mi, Hank? - Senin için yapardık, Hank.

- Eminim yaparsınız. - Kesinlikle haklısın, yaparız.

Şimdi, ne oluyor?

- Merhaba. - Sorun nedir?

Özür dilerim, ama korkarım kimseyi içeri alamam.

Belki bana sorun ne olduğunu söyleyebilirsin.

Hayır, efendim.

Sen benim kim olduğumu bilmiyorsun sanırım?

Hayır, efendim.

Ravensback'te yaşamayan hiç kimsenin girmesine izin verilmiyor.

Emirler.

Görünüşe göre Ravensbank'ta yenisin.

Ben Sanford Butler Jones.

Dee Dee Shore'un kim olduğunu biliyor musun?

Evet, efendim.

Neden Dee Dee'yi aramıyorsun, eminim her şey yolunda girecektir.

Onun numarasını bilmiyorum.

Kim bu adam?

Bilmiyorum, pezevenk gibi görünüyor.

Alo, Dee Dee?

Merhaba hayatım. Dinle, geciktiğimiz için üzgünüm,

ama burada küçük bir yanlış anlaşılma yüzünden takıldık kaldık.

Bir polisle karşı karşıyayız.

Yapar mısın hayatım?

Çok teşekkürler. Hemen geleceğiz.

Bayan Shore.

Evet, hanımefendi.

Tanrım, o orospuyu becermek istiyorum.

Normalde bu olurdu.

Bunu yapardım.

Evet, hanımefendi.

Siz öyle diyorsanız, hanımefendi.

Hoşça kalın.

Sanırım geçebilirsiniz.

Ölmek istiyormuş gibi davranıyor.

Yanından geç şunun hemen.

Bayan Peterson?

Bayan Peterson, elmalarınızı getirdim.

Bayan Peterson!

Ne yaptığına baksana pislik.

Senin neyin var, Paul?

Kes şunu!

Senin neyin var, Paul? Kes şunu!

Kes şunu dedim.

Senin neyin var, Paul?

Neyin var? Kes şunu!

Suzie?

Suzie?

Paul, Tanrı aşkına!

Baba.

Baba.

Selam söyle olur mu?

İçeri gelmiyor musun?

Barikat için gitsem iyi olur. Harry ne durumda bakmalıyım.

İçeri gelmeni istiyorum.

Cathy, kendini daha iyi hissedecektir.

- Peki. - Mükemmel.

Harry, Harry. Ben şerif.

Birkaç dakikaya gelirim. Freemont'lardayım.

Cathy?

Evde kimse yok mu?

Baba.

Nasılsın, serseri?

Annen sana kızgın.

Öyle mi? Onunla başa çıkmamız gerekecek.

- Nerede o? - Stüdyoda çalışıyor.

O zaman gidip onu bulalım.

Cathy?

Cathy?

Neredeydin?

Baba, Jenny nerede?

Tatlım, Billy Hart dışarıda.

Clarkie, yukarı çıkıp dişlerini fırçalar ve yatmaya hazırlanır mısın?

Şerifi görmek istiyorum.

Hemen, lütfen.

Hadi evlat. İşini bitirir bitirmez onu göreceksin.

Lanet olsun!

Seni aramayı denedim.

Lanet araba yine bozuldu.

- Billy de beni bırak zorunda kaldı. - Sorun değil.

Jennifer yanında mı?

Hayır.

Okuldan sonra doğruca eve gelmesi gerekiyordu.

Bu öğleden sonra onun portresi üzerinde çalışacaktım.

Tatlım, Ravensback'lı çocukların nerede olduğunu bilmiyoruz.

Sen neden bahsediyorsun? Otobüsü geçtim.

Doktordan eve dönerken gördüm.

- Çocuklar içinde miydi? - Tabii ki içindeydiler.

Yani...

Billy otobüsü eski mezarlığın yakınında bulmuş.

Boşmuş.

Boş mu?

John?

Selam, Cathy.

- John söyledi okul otobüsünü boş bulmuşsun. - Üzgünüm.

Onları sağ salim bulacağız.

Ha, Billy?

Merhaba!

- Merhaba Şerif. - Clarkie, Clarkie., yatma vaktin geldi.

Hayır.

- Biraz daha ayakta kalabilir, değil mi? - Buna ne diyorsun?

Tamam.

Bakın, aç olan var mı? Akşam yemeği için rosto yaptım.

- Hayır, hanımefendi. - Hayır, tatlım.

Ben varım.

Sen mi?

Pekala, gidip seni besleyelim.

- Pekala. - Hadi, şampiyon.

Beni mutfağa kadar takip et.

Şerif Hart'ı arıyorum.

Şerif? Ben Molly.

Cevep ver, Billy.

Billy Hart'ı Arıyorum.

Hadi cevap versenize.

Molly, Şerif Freemont'larda yapabileceğim bir şey var mı?

Gould'un yerine gitsen iyi olur.

Leslie az önce aradı. Öylesine histeri krizine kapılmıştı ki.

Sonra hat kapandı.

Tamam, Molly, kontrol edeceğim.

Beyler burada kalmaya devam edin, tamam mı? Gould'ların evine gidiyorum.

- Elbette, Harry. - Pekala.

İyi ellerdesin. Burada durumla ilgileniriz.

Suzie'yi buraya gönder, Harry!

Lanet olsun, şuraya bak!

- Molly, cevap ver. - Evet, Harry?

- Çocukları buldum. - Şükürler olsun. İyiler mi?

Korkmuş görünüyorlar.

Şahin Harry yine işi halletti!

Şahin Harry’miş!

Küçük ukala.

Tanrım, biraz içkiye ihtiyacım var.

Şerif Hart'ı arıyorum.

Şerif Hart'ı arıyorum.

Şerif?

Billy?

Biraz kahve almaz mısın?

Teşekkürler Cathy.

- Billy, Billy? - Artık endişelenmeyi bırak.

Onları bulacağız.

Şerif Hart'ı arıyorum.

Şerif?

Ben Molly.

- Ben Şerif, Molly. - Billy, sana ulaşmaya çalışıyorum!

Freemont'ların telefonu bozuk olmalı.

- Evet, hala buradayım. - Harry Timmons çocukları buldu.

Nerede?

Onları buldu mu?

Gould'ların oralarda.

Cathy, Harry Timmons, Gould'ların oarda çocukları bulmuş.

Tanrıya şükür!

Bekle 1 dakika, seninle geliyorum, Billy!

- İyi misin? - İyi olacağız.

Arabada kal, John.

Harry?

Kutsal, Tanrım!

Sakın ona dokunma!

Ona ne olmuş böyle?

O ölmüş.

Dostum...

Burada kalmak ister misin?

- Ne? Hayır, hayır... - O zaman gidelim.

Dr. Gould'u hemen buraya getirmek istiyorum.

Bekle 1 dakika, Bill.

Böyle bir nasıl olmuş olabilir?

Bilmiyorum.

Ama lanet olası şeyi kesinlikle öğreneceğim.

Gel!

Acele etmelisin.

Evde ışıklar yanmıyor.

Neden karanlık?

Bu taraftan.

Dikkat et!

Dobermanları var ve gerçekten çok saldırgan.

Kilitli.

Dr. Gould?

Bayan Button?

Merhaba, merhaba kimse yok mu?

Burada olmalılar.

Mutfak kapısını deneyelim.

- Şuradaki mi? - Evet.

Açık.

Köpek olabilir oraya girmem.

Onu kapatmış olmalılar. Şimdiye kadar havlardı.

O, yani, o...

O, her neyse.

- Köpek olduğunu sanmıyorum. - Adımına dikkat et!

Işık düğmesini ara.

Bu değil...

Bekle biraz.

Dr. Gould?

Bayan Button?

Merhaba?

Görünüşe göre yataktalar.

Kimse yok.

Bunu her ne yaptıysa, Billy ve Harry'ye de yaptı.

Lanet olsun, telefon çalışmıyor!

Billy, çocuklar ne olacak?

Hedef tahtasına döndü, Billy. Az önce ölü bir köpeği vurdun.

Gidelim buradan.

Hemen buraya yardım çağıracağım.

Molly!

Kapıyı aç Molly, Ben Şerif Hart!

Pekala. Pekala şerif, pantolonunu sıkı tut.

Nelly ahırda.

Tanrım.

Çocuklar güvende mi?

Peki ya Fred'im?

- O ahmak nerede? - Lanet olsun, hat kesik!

Söyle bana, dostum. Onları buldun mu?

Harry Timmons öldü.

- Leslie Button da öyle. - Ne?

Nasıl?

Hiç böyle bir şey görmedim.

- Yanmışlardı. Feciydi. - Tanrım!

Korkunçtu.

Bu 12 numaralı. av tüfeğini alıyorum, Molly.

Birkaç kutu mermiye ihtiyacım olacak.

Ama çocuklar?

- Fred? - Ondan hiç bir iz yok.

- Anlayamıyorum! - Beni eve götür, Billy.

Hemen.

Ben de biraz mermi alsam iyi olur.

İyi olacak mısın?

Herhangi biri buraya girmeye çalışırsa, kıçını krallığa götüreceğim.

Her şey delilik.

Kayıp çocuklar, ölü bir şerif yardımcısı var.

Telefonlar çalışmıyor, burada ne haltlar dönüyor?

Bu da ne?

Janet?

Bu Janet Shore, Billy.

Janet?

Janet, Janet, iyi misin?

- Janet? - Janet, diğer çocuklar nerede?

Janet, Jenny nerede?

Janet.

Ben Şerif Hart.

Beni duyuyor musun?

Janet, iyi misin?

Janet?

Şoka girmiş gibi görünüyor, Billy. Onu eve götürmeliyiz ha?

Doğru.

- Hadi. - Hadi, tatlım.

Janet?

Buradan gir.

Kafana dikkat et.

Janet?

Janet, iyi misin tatlım?

Billy?

Annesini hemen dışarı çıkarsan iyi edersin.

Evde kimse yok mu?

Dee Dee?

Janet'i bulduk.

Dee?

Merhaba?

Orospu çocuğu!

Hadi, hadi, hadi.

Jackson?

Billy?

- Bana saldırmaya çalıştı, John. - Ne?

Cathy yalnız, beni eve götürmelisin!

Ne demek, "bana saldırmaya" çalıştı?

Bilmiyorum, boğazımı sıkacak gibiydi.

Anne?

Anne?

Çocuklar!

Şerif, Şerif, çocukları buldum!

Burada dükkanına önündeler!

Sizi gördüğüme sevindim çocuklar.

Gidelim Billy!

Bayanlar, baylar kelimemiz ayak: A- Y- A- K.

- Evlat, gerçekten heceleyebiliyor musun? - Hayatına bahse girebilirsin.

Groucho Marx. hayatına bahse girebilirsin.

Komedi yarışması serisi Hollywood'dan üretilip taşındı ve size getirildi...

Daha yeni başladım. Sadece cumartesi günü çalışıyorum.

Ne satıyorsun, dambıl mı?

Hayır, önemli sporlar malzemeleri satıyoruz. Futbol kaskı ve...

Futbol kaskları mı?

Gizli kelimeyi söyledin.

Gizli kelimeyi söyledin, futbol kaskı dedin,

yani 50 dolardan, yani, 50 dolar alacaksın işte..

50 dolar alacaksın işte.

Frank, nerelisin?

Krakow, Polonya.

- Doğduğum... - Polonya'da mı yaşıyordun?

Evet, efendim.

1949'da Polonya'da doğdum ve 3 yıl boyunca Rus

işgali altında Polonya'nın doğu kesiminde yaşadım.

Polonya’yı ne zaman terk ettin?

Üzgünüm.

Cathy?

Neler oluyor John? Çıldırdın mı sen?

- İyi misin? - İiyiyim!

- Clarkie nerede? - O yatakta uyuyor.

John? Billy, neler oluyor burada?

Jenny nerede?

Onu bulamadık.

Pekala.

Biriniz bana buralarda neler olup bittiğini söyleyecek mi?

Jennifer'ı bulamadık.

Bunu zaten biliyorum.

Tatlım, Tanrı aşkına, Harry Timmons öldü.

Nasıl?

O vurulmuş.

Tatlım, bize kahve yap, olur mu?

John, lütfen.

Lanet kahveyi yapar mısın?

Ona bundan daha fazlasını bahsetmekten korkuyorum, Billy.

Sen daha iyi bilirsin.

Haberler.

Bu bir WAKV haberidir.

Size özel bir haber sunmak için programa ara veriyoruz.

Şimdiye kadar, okul çağındaki çocukların Tri-State bölgesinde

gizemli bir şekilde kaybolmalarına dair bir açıklama yapılmadı.

Lanet olsun!

- Massachusetts Eyaleti Polisi... - Her yerde oluyor, Billy.

Ebevnlerin çılgına dönmesine rağmen, hala yetkili makamlarca bir açıklama yapılmadı.

- Sheffield, New Berlin, Salisbury, Hillsdale, - Tanrım!

Barrington ve Canton.

- Burada olanları bilmiyorlar. - Başka bir olayda,

Kuzey bölgesi nükleer tesisi basınç düşüşü nedeniyle

ana hattı 1 bugün kapatma zorunda kaldı...

Tatlım!

Jenny?

Jenny, hayatım, sen misin?

Anne.

Cathy, hayır!

- Ne? - O bizim kızımız değil.

- Ama çağıran, Jenny'di. - Cathy, dediğimi yap.

Duydun mu?

Jenny orada mı?

Ben de öyle düşünüyorum.

- Başka bir çıkış yolu var mı? - Hayır.

Gidelim.

- Baba! - Jennifer.

Baba.

- Jenny. - Bekle.

Aman Tanrım!

Gidelim!

Git! Git!

Çık dışarı, git buradan!

Git!

Jenny.

Gel, hadi.

Cathy, bana biraz buzlu su getir, çabuk.

Acele et, Cathy!

Geliyorum.

İlk yardım çantasını getirsene.

Billy, ateş ettiğinde, o çocuğu vurdun mu?

- Evet, ama etkisi olmadı. - Olması gerekir.

Nasıl oldu anlamadım.

Clarkie'yi kontrol ettin mi?

Git bak.

- Yap şunu! - Tamam.

Pencereleri ve kapıları kilitleyeceğim.

Billy?

Aman Tanrım!

Lanet olsun! Sürekli ayağa kalkıyorlar!

Hayır!

Onlar sadece çocuk!

Aman Tanrım.

Cathy, sen ne yaptın?

Onlar çocuk siz delirdiniz mi?

Çocukları vuruyordu!

Cathy, sence bunu elime kim yaptı?

Jenny.

- Hayır. - Jenny'di!

Hayır!

Evet!

Lanet olsun, evet!

Billy?

Cathy.

Selam, Paul.

Burada ne yapıyorsun?

Bu sensin, Paul.

Clarkie!

Hayır.

Lütfen.

Lütfen.

Hayır.

Hayır!

- Hayır. - Cathy!

Cathy, yapma!

Hayır, lütfen!

Lütfen.

Yapma.

O öldü.

Clarkie ölmüş.

Onu gördüm.

Yatak odasında yerdeydi.

Clarkie öldü.

Tanrım!

Üzgünüm, Billy.

Sana zarar vermek istemedim.

Cathy, ben iyiyim.

Billy,

Clarkie öldü.

Tanrım.

Şimdi ne yapacağız?

Bizi teker teker yakalamalarını mı bekleyeceğiz?

Kanamıyorlar.

Elleri!

Tanrım, eğer seni ele geçirirlerse...

Mermilerin üzerlerinde hiçbir etkisi yok.

John, onların ellerini kesmeliyiz!

Orası savunmasız oldukları yer.

Jenny nerede?

- O da onlardan biri, Cathy. - Hayır.

Jenny bizim kızımız.

O bizim kızımızdı.

Hala benim için öyle.

Bana ne yaptığını unuttun mu?

John, John, sakin ol, John!

Şu ana yapabileceğimiz en iyi şey...

...beklemek. - Beklemek mi?

Belki hepsi geçer.

Ne, ne, çocukların başına her ne geldiyse...

...belki zamanla geçer.

- Ne diyorsun Billy? - Belki...

John, lütfen!

Jenny bizim tek kızımız.

O bir şey, Cathy.

Beni dinle.

Onlardan biri oldu.

Jenny'yi kaybetmektense ölmeyi tercih ederim.

Jenny'yi kaybetmektense ölsem daha iyi.

Hayır, hayır. Öyle deme, Cathy. Hayır, hayır.

Sakın söyleme, sakın söyleme.

- Sakın böyle bir şey söyleme. - John.

Hayır, hayır, hayır.

Sorun yok.

Sarıl bana.

John! Çabuk o kılıcı getir!

Chandler kızı.

Bununla 2 oldu.

Tamam, hepsini haklayalım.

Arkamızdan kapıyı kilitle, Cathy.

Beni duyuyor musun?

Kapıyı kilitleyeceğim.

- Billy, balta. - Anladım.

Çok dikkatli ol.

Her yerde olabilirler.

Kapı kilitli mi?

Hayır.

Kontrol edelim.

Bunu halledelim.

Tamam, ben burada kalacağım.

Lanet olsun!

Bir şey var mı?

Hayır, bir şey yok.

Peki ya dışarısı?

Buraya asla giremezler.

- Emin misin? - Burada yoklar, Billy.

Tamam, gidelim.

Dikkatli ol, tamam mı?

Tanrım!

John,

işte oradalar.

Hepsi ahıra gidiyor.

Şimdi onları yakaladık.

Baba!

Baba!

John, onu dinleme!

John!

Ravensback'ten Şerif Hart.

Orada kimse yok mu?

Beni duyan var mı?

John?

Cathy?

Bebek yüzünden.

Ne?

Şimdi bana yardım etmelisin.

Tamam. Tamam.

Tamam, buraya gel.

Sadece sakin ol.

İşte başlıyoruz, sorun yok.

Sakin.

Evet, bebeğim.

Evet.

Ne kadar yakın olduğunu düşünüyorsun?

Çok yakın.

John, beni dinle.

Git biraz su kaynat

ve çok havluya ihtiyacımız olacak

ve kordonu kesmek için bir bıçağı sterilize et.

Hadi, iyiyim.

Ben iyiyim.

- John, canım, John? - Evet, iyi misin? Cathy?

- Her an olabilir. - Tamam.

Gerçekten çok iyi gidiyorsun.

Tamam, şimdi it, şimdi, bir sonraki adım it...

Tamam, işte geliyor, Tamam. Sakin, sakin tatlım, ıkın, ıkın.

Biraz it. Biraz it biraz, hadi, işte bu. Sakin ol, işte bu.

İt, it, it hadi.

Sakin ol, işte bu, işte bu.

Hadi, yapabilirsin, hadi. İt, it, it.

Tamam. Tamam, kafasını görebiliyorum.

Kafasını görebiliyorum. Neredeyse.

Sakin ol, işte bu. İşte bu.

İşte bu. Neredeyse bitti, Cathy.

Bir kez daha, Cathy. Bir kez daha.

Evet, evet, evet, evet.

- Sakin ol, nefes al. - Sorun yok.

- Nefes al, nefes al. - Evet.

- Evet, evet. - Seni seviyorum, Cathy. Seni seviyorum.

Ben de seni seviyorum, John.

Tamam, tamam, işte geliyor. Tamam, hadi.

İt, it, it.

Tamam, işte böyle, işte böyle, Cathy.

İşte bu, işte bu, işte bu.

Kafası çıktı, başardın, Cathy.

Bir kızın oldu.

İyisin.

İyisin. İyisin.

Bir daha! Bir daha, bir daha ve bitti!

Hadi, bunu yapabilirsin. Evet, bu kadar Cathy. Cathy, bir daha, hadi, it!

Tamam. Tamam, tamam.

İşte bu, tamam.

Cathy.

- Cathy, o da bir kız - Tanrım.

Tatlım.

Dur, Evet, evet., evet.

10 parmak, 10 ayak parmağı.

ÇOCUKLAR (1980)

Çeviri ve altyazı: ha46792...

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.