All language subtitles for The.Manipulated.S01E01.1080p.WEB.h264-EDITH

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic Download
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali Download
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English Download
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

Mekânlar, kişiler, kurumlar,

durumlar ve olaylar kurgu ürünüdür.

Çocuk oyuncuların sahneleri

güvenli şartlarda çekilmiştir.

The Manipulated

Bir daha

öyle saçma laflar etme diye seni aşağı çekmek istiyorum.

Bekle biraz.

Senin için geliyorum.

The Manipulated

ASANSÖRLERİ SİPARİŞ TESLİMİ İÇİN KULLANMAYIN

Siparişiniz geldi.

Hızlıydı.

-Afiyet olsun. -Sağ ol.

Bunları da çıkarmamı ister misiniz?

Olur, çok teşekkürler.

-Afiyet olsun. -Sağ ol.

Nasılsınız?

Bu olması lazım. İyi günler.

Gidelim.

Taejin, akşam yemeği yedin mi?

Sana yemeni söylemiştim.

Düzgün ders çalışmak için yemen lazım.

Bu kez sonuçlar güzel olur mu?

Tamam.

-Lezzetliydi, değil mi? -Evet.

-Aman! Deli misin sen? -Kusura bakmayın.

İyi misin?

Hayır, canım acıyor.

Arka tarafta kanalizasyon çalışması var. Etraftan dolaşman lazım.

Tamam. Bu arada burası ne zaman self servis oldu?

Dün self servis makinesi kurdular.

-Bu, değil mi? -Ne?

Lanet olsun.

Gerçekten inanılmaz.

İşte bu!

Ne oluyor?

Delirdin mi? Çekilsene yoldan!

Yemeğin parasını ödemeniz lazım.

Bunun için.

-Öde gitsin. -Lanet olası…

Teslimat ücreti de ayrı.

Baksana.

O spor arabanın sahibiyle görüştüm ve yemeğin parasını aldım.

Parayı sonra sana atarım.

Tamam.

Pekâlâ. Benim kapatmam lazım.

Taejin!

Taejoong!

-Sonra görüşürüz. -Güle güle.

Çok lezzetli görünüyor.

Ye hadi. Neden sürekli öğün atlıyorsun?

Genelde buralara sipariş getiriyor musun?

Bugün özel bir işim vardı.

Kardeşinle ilgilenmek konusunda bir şikâyetin var mı peki?

O kadar çok var ki nereden başlayacağımı bilmiyorum.

Cidden.

Doğru ya. Dükkânın tasarımı nasıl gidiyor?

Göstereyim. Bak.

Yakında açılacağız. Bak. Çok güzel, değil mi?

Gerçekten zevkleriniz anneminkiyle aynı.

Böyle şeyler de kalıtsal oluyor mu?

Bunun nesi kalıtsal olabilir?

Annemi yardım ederken çok izlemiştim.

Sen o zamanlar yardım etmek yerine aylaklık ediyordun.

İyi, tamam. Ben aylaklığı bırakıp eve gideyim.

-Gitmeden önce şunu bitir. -YouTube izlerken yiyeceğim.

Saatten haberin yok mu? Ders vakti!

-Sınav tarihin yaklaştı. -Dırdır etmeyi bırak.

Beş saatçik izleyeceğim sadece.

Ne? Beş saat mi?

Saatten haberin var mı senin?

Neyse ne. Sınavı geçemezsen sen kaybedersin, ben değil.

Ben gidiyorum.

Sınavı geçeceğim. Kalmam, güven bana.

Ne demek kalmazsın?

Ben yokken sırf YouTube izlemiyor musun?

Ders de çalışıyorum. Ayrıca şuna biraz reflektör yapıştır.

-Gece görünmen zor böyle. -Tamam.

Bu arada

bu yıl annemin yıl dönümünde tekim.

Neden? Ben de gitmek istiyorum.

Hadi oradan. Senin önemli bir sınavın var.

Sersem seni. Git de ders çalış.

Hafta sonu uğrarım.

Tamam.

HESABINIZA 500.000 WON GELDİ PARK TAEJOONG

BİRLİKTE DERS ÇALIŞALIM HEDEF: BEŞ SAAT

Hadi başlayalım.

Hadi.

Öleceğim sanki.

Çok güzel.

-Bir dakika. -Ne oldu?

Aralıklı dikmeniz lazım.

-Neden? -Uzak olsunlar. Bırak.

-Nasıl yani? -Hayır, öyle değil.

Birbirlerine çok yakın dikmemeniz lazım.

Besini büyükleri alır, küçükleri ölüp gider.

-Ayrı olsunlar. -Tamam.

Biraz daha.

-Ben de çıkıyorum. -İyi mi?

-İyi. -Taejoong!

Bir dakika. Merdivendeyim.

Küçük saksı nerede?

Arkada depo var.

-Ama sanırım… -Geciktim, kusura bakmayın.

-Suji, hoş geldin. -Önce yemek yiyelim.

Acıkmaya başlamıştım.

-Yemek yiyelim. -Olur.

-Yemek. -Önce yemek.

Elektriği veriyorum.

Vay canına, çok güzel!

Çok güzel oldu.

Hesap bilgilerinizi atın, ücretlerinizi yatırayım.

Gerek yok. Arkadaş değil miyiz?

Arkadaş olsak bile gerekeni yapmamız lazım.

Kaç para vereceksin?

-100.000 won. -Sadece 100.000 mi?

-Ayıp. -Hadi ama.

-Göndereceğim parayı. -Bir şey gönderme.

-Çok güzel. -Evet.

Harika iş çıkardın.

Bugünlerde konsept kafeler moda.

-Fotoğraflar… -Kuryeliğe ne kadar devam edeceksin?

Bilmiyorum.

Burası düzene girene kadar sanırım.

Kredi faizi ödenecek daha.

Tüm gün çalışmak zor olmalı.

Taejin'in okulunu bekleseydim keşke.

Biraz acele etmiş olabilirim.

Ama seni sen yapan bu ya.

Öyle durup beklemenin bana hiç faydası olmadı.

Biz gidiyoruz.

-Dikkat edin. Sağ olun. -Görüşürüz.

İpleri eline alıp

elinden geleni yapmanı seviyorum.

-Ben seni daha çok seviyorum. -Yapma!

-Gidelim. -Tamam.

Ne?

Ne yapıyorsun?

Gitmiyor musun?

Gitmiyorum.

Burada kalabilir miyim?

SSU SALATA

Kapı kapanıyor.

Bekle! Lanet olsun.

YAPRAKLARININ KURUMAMASI İÇİN BU BİTKİ TAM GÜNEŞ ALTINDA DURMAMALI

Pardon delikanlı.

Yardım eder misin?

Bir saniye hanımefendi. Geleceğim.

Nereye götüreyim?

Şuraya çıkarır mısın?

-Oraya mı? -Evet.

Tabii.

TON BALIĞI & MAYONEZ

Pekâlâ.

Ne…

Alo…

Alo?

Alo? Çok şükür.

Ben telefonu kaybeden kişiyim. Neredesiniz şimdi?

Şeydeyim…

Belediye binasının önündeki marketteyim.

Kusura bakmayın ama telefonu buraya getirebilir misiniz?

Şu an çalışıyorum, o yüzden meşgulüm.

Marketin tezgâhına bırakayım.

Telefonu bana getiremez misiniz?

300.000 won veririm.

300.000 won mu?

Annemin bacağı sakatlandı, buradan çok uzaklaşamam.

Çok makbule geçer. Getiremez misiniz?

Tamam, adresi gönderin. Hemen geliyorum.

-Tamam, sağ olun. -Pekâlâ.

300.000 won mu? Uça uça gelirim.

Ne oluyor?

Lanet olsun.

Alo?

Alo? Geldiniz mi?

Evet, tünelin önüne geldim.

Neredesiniz?

Annem birden kötüleşti.

Tünelin içinde acil durumlar için bir telefon var.

Telefonu oraya bırakır mısınız?

Adresinizi verirseniz yanınıza getiririm.

Burası biraz tekinsiz duruyor.

Bir erkeğin evime gelmesini hoş bulmuyorum.

Lütfen telefonu oraya koyun.

Tamam, kutunun içine. Pekâlâ.

Anladım, teşekkürler.

Tanrım.

Neden böyle bir yer…

ACİL DURUM TELEFONU

Gidelim şimdi.

Vay arkadaş ya.

İnsan var burada. Düzgün sürmeyi öğrensene.

Ödüm koptu.

Anne.

Bugün yemeğini Taejin olmadan benimle yiyeceksin.

Ders çalışsın diye gelmemesini söyledim.

Kızmadın, değil mi?

Ama gerçekten bu çocuk kime çekmiş? Hiç akıllı değil.

Sınavı bir türlü geçemiyor.

O sınav gerçekten zor mu ya?

Tanrım.

Tamam. Yemek için teşekkürler.

-Biliyordum. -Hey.

Ne oluyor? Burada ne işin var?

Hediye bile getirmemişsin.

Ne?

Bana yemek ver. Karnım aç.

Ders çalışmanı söyledim.

Biri arkamdan konuşuyorken nasıl ders çalışabilirim?

Anne, yine kötü mü konuşuyordu?

Hayır, kötü konuşmuyordum. Senin için endişelendim sadece.

Günden güne aptallaşıyorsun gibi geliyor.

O ne demek ya? Beni dert etmeyi bırak.

Bana pilav yok mu?

Yok tabii. İki kişilik var.

Karnım gerçekten aç.

Yemek yemediğim için ders çalışamıyorum.

Bunu ye.

Ye hadi.

Peki sen?

Ben doydum.

İster misin?

Boş ver. Sen ye hadi.

Senin yüzünden yiyemiyorum.

Lanet olsun.

Hay aksi. Bu yağmur ne böyle?

Tamam.

Bir bakalım.

Tamam.

SUJI

SENİN GİBİ GÜZEL MİNİKLERE BAKIM YAPIYORUM

Kim o?

Bir dakika! Ne oluyor?

Bırakın beni!

-Tutun şunu! -Tutun!

Park Taejoong, tecavüz ve cinayet şüphesiyle tutuklusun.

Sessiz kalma ve avukat tutma hakkına sahipsin.

Söyleyeceğin sözler mahkemede aleyhine kullanılabilir.

Ben yapmadım!

-Kapa çeneni. -Durun!

Geldiler!

POLİS

Ceset neden vahşice kesildi?

Kurbana karşı kininiz mi vardı?

Bu kadını neden öldürdünüz?

Dün gece Hangang Nehri Tüneli'nde cesedi bulunan 20'lerindeki bir kadının

ölümüyle ilgili baş şüpheli şu anda polis gözetiminde.

Polis, tutuklanan Park'ı sorguya aldı.

Yetkililer kanıt toplamak için uğraşıyor.

Vahşice kesilen ceset incelenecek…

-Merhaba. -Hoş geldiniz.

Sonuçların çıkmasının uzun sürmesi bekleniyor.

Tavuklu salatanız.

-Polis… -Afiyet olsun.

…kesilen ve Hangang Nehri'ne atılan cesedin

planlı cinayeti gösterdiğine inanıyor.

MEŞGULSÜN GALİBA.

Polisten gelen açıklamaya göre tutuklu şüpheli Park…

Bak.

Dedektif, yemin ederim bu kadının kim olduğunu bilmiyorum.

Gerçekten tanımıyorum.

-Neden tanımadığın birini öldürdün? -O ne demek?

Neden birini öldüreyim? Cidden!

Burada bir yanlış olmalı.

Yemin ederim, onu öldürmedim. Kaç kere söyleyeyim?

Ne zaman çıkabilirim?

Sorgu sırasında burada kalman gerek.

Alakasız yere beni aldınız ve kalmamı mı istiyorsunuz?

Çok mantıksız.

-Nasıl bir hukuk bu? -Ciddi misin sen?

-Acil tutuklama olduğunu söylemiştim. -Bakın Dedektif.

Acil tutuklama olsa bile beni güç uygulayarak buraya getirdiniz.

Dükkânımı bile kapatamadan buraya geldim.

Hiç değilse gidelim de kapatayım.

Seni sersem. Bana bak.

Tatile çıktığını mı sanıyorsun?

Durumun ciddiyetini anlayamıyor musun?

O zaman birini arayayım.

Dükkânımla ilgili.

Orada bir sürü bitki var. Hepsi solup gider.

Evet.

Sorgu bitene kadar telefon kullanmasına izin vermeyin.

Emredersiniz.

Evet?

Tamam.

ADLİ SORUŞTURMA

İzin verin lütfen.

Ne…

Ağzınızı geniş açın lütfen. Hadi.

CİNAYET ŞÜPHELİSİ TUTUKLANDI

20'LERİNDE KADIN ÖLDÜRÜLDÜ

CESET PARÇALANAN CİNAYETİN ŞÜPHELİSİ TUTUKLANDI

Hey.

-Tanrım. -Geldi.

O ne?

Ömrümde çok şey gördüm ama bu bambaşka.

-Ne oluyor? -O ne?

Kelepçe takman şart mıymış?

Hiç çıkarmıyorlar mı?

İyi misin?

Yüzün bembeyaz olmuş.

Ben iyiyim. Yok, iyi değilim.

Ama sizi görmek biraz iyi geldi.

Bir şey isteyebilir miyim?

Çiçek dükkânımın sahibini biliyor musunuz?

Dükkândaki çiçeklerle ilgilenmesini ister misiniz?

Telafi edeceğimi söyleyin.

-Taejoong… -Buradaki insanlar dinlemiyor.

Ben yapmadım, diyorum ama dinlemiyorlar.

Taejoong.

Dışarıda olan bitenleri bilmiyorsun

ama iş çığırından çıkıyor.

Bütün kişisel bilgilerin sosyal medyaya sızdırıldı.

Deli herifler ya.

Ne diyorsunuz?

Çok dert etme.

Evet. Her şey hallolur. Güçlü dur, tamam mı?

Ne diyorsunuz ya? Neden kişisel bilgilerim sızsın?

GEBER KATİL

BATI MAPO KARAKOLU

Yarın çıkarsın.

-Çok dert etme. -Çıkar mıyım?

Yine ne var?

Beni ne zaman çıkaracaksınız?

Alçak herif. Hâlâ aklını başına almadın mı?

Ben yapmadım, dedim.

Beni neden buraya tıktınız? Niye?

Senin yapmadığına inanmak zorunda mıyız?

Yapmadıysan

kanıtla o zaman.

Kanıt mı? Size söyleyip duruyorum. Neden dinlemiyorsunuz? Niye?

Sırf polissiniz diye bunu yapabileceğinizi mi sanıyorsunuz?

Buradan çıktığımda bunlar yanınıza kalmayacak. Lanet olsun.

Tanrım…

Psikopat herif.

Lanet olsun.

Akla hayale sığmayacak seviyedeki şiddetli suçların yaşandığını görüyoruz.

Profesör, sizce bunlar neden yaşanıyor?

Kötü aile geçmişi,

kötü eğitim ve istikrarsız meslek gibi sebeplerle

topluma ayak uyduramayan birinin öfkesini ifade etme şekli diyebiliriz.

GEÇİCİ OLARAK KAPALI

DAVA YETKİLENDİRME SÖZLEŞMESİ (CEZAİ) SONG SUJI

Durumu inceleyip yeni bir görüşme ayarlayacağım.

Tamam. Teşekkür ederiz.

-Haber veririm. -Güle güle.

O adam kim?

Avukat. Suji getirdi.

Ne kadar çabuk karşılık verirsek o kadar iyiymiş.

Boş boş beklemek de iyi değil zaten.

Bunları nereye koyayım?

Öyle bırak. Sonra ayarlarım ben.

Çok iş olacak. Birlikte yapalım.

Onları dükkândan mı getirdin?

Evet, gazeteciler gelip duruyor ve herkes sürekli bakıyor.

Buraya getireyim dedim. Taejoong da endişeli…

Taejoong'u gördün mü?

Bugün görüşmeye gideceğim.

Anladım.

Seni görmesi Taejoong'a iyi gelir.

Evet.

Başına çok iş açtım.

Kusura bakma.

Bunun neden benim başıma geldiğini bilmiyorum.

Başka diyeceğin var mı?

Söylemek istediğin

başka bir şey yok mu?

Suji, ben…

Ben yapmadım. Yemin ederim.

Bu sözleri duymaya çok ihtiyacım vardı.

Öyle bir şeyi asla yapmayacağını biliyorum.

Elimden ne geliyorsa yardım edeceğim.

Yani dayan, tamam mı?

Yani kurbanın öldüğü sırada

başka bir şey yaptığını kanıtlamamız yeter mi diyorsunuz?

Evet.

Karşı kanıt sunmak olabilecek en iyi yöntemdir.

Ama…

Ölüm zamanı net olarak belirlenmedi.

Bay Park Taejoong'un

iki gününü zaman çizelgesi olarak çıkarmak mümkün mü, emin değilim.

Lütfen. Yapabileceğimiz bir şey yok mu?

Hayır, mümkün.

Taejoong mesai yaptığında çok çalışır.

Tek bir saniyesini bile boşa harcamaz.

Doğru. Bütün siparişler kaydediliyor.

Haklısınız. Gidip kontrol edelim.

-Tamam. -Kontrol edip haber veririz.

-Görüşürüz. -Tamam.

İFADE PARK TAEJOONG

HANGANG NEHRİ CİNAYETİ DOSYASI

İddiaları ısrarla reddettiniz.

Görüşünüz değişti mi?

Kanıtlayacağım.

-Ne? -Sayın Savcı.

Yapmadığım bir şey için neden yargılandığımı bilmiyorum.

Ama masum olduğumu kanıtlayacağım.

Sonra… Evet, naengmyeon.

Not kâğıdı, fotoğraf ve harita getirin. Böyle şeyler getirin.

-Ve fişleri. -Tamam, getirelim.

Ayın 20'si sabah 08.00'den bir sonraki gün 22.00'ye kadar.

Evet. Sipariş kayıtlarını gönderir misiniz?

Hepsini.

Evet.

Öğlenden 15.00'e kadar.

Yeonmi-dong'daydım. Dowon Restoran, Maria Pizza, Byeol Kahve.

Ne olur ne olmaz diye fişleri mutfak çekmecesine koyarım. Hepsi orada.

Ben bakarım.

-Bu. -Fişler.

Odamda bir sürü fişi vardı.

-Harika. -Bir sürü gerçekten.

Nasıl düzenleyelim?

Zamana göre sıralayalım. Bu öğle yemeği.

Bu akşam yemeği.

-Öğle yemeği. -Öğle yemekleri bende değil.

Evet.

-Merhaba. -Efendim?

-Bu kişiyi tanıyor musunuz? -Evet.

Taejoong'un siparişinin fişi duruyor mu?

-Dikkat edin. -Teşekkürler.

-Aldın mı? -Evet.

DİLEKÇE

Bu iyiliğiniz için teşekkürler.

Haberleri duyunca çok şaşırdım. Asla öyle bir şey yapmaz.

Teşekkürler.

Zamanı söyleyin.

Uyan bir şey var mı?

TAEJOONG'UN OLAY GÜNÜNDE YAPTIKLARI

14.00 ile 14.30 arasında bir şey yok.

Tamam.

-14.00 mü? -Evet.

Bende de yok.

Çok tuhaf.

Yarım saat kayıp.

Hadi, dikkatli düşün.

Bir dakika. Saat kaçta dışarı çıktım?

Evet, hatırladım.

Öğle yemeğinden sonra motorum bozuldu, Kyungho tamir etti.

İşte bu.

Burada.

-Haklısın. -Evet, bu.

Bunun fotoğrafını çekeyim.

Yapmayın, fotoğrafa gerek yok.

Bu şeyin bir kopyasını veririm.

-Teşekkürler. -Çok sağ olun.

OLAYDAN ÖNCEKİ GÜN OLAYIN OLDUĞU GÜN

Bunların hepsini nasıl yapabildiniz?

Vay canına.

Siz fenaymışsınız.

Bunu yaparken

Taejoong'un deli olduğunu fark ettim.

-Evet. -İnsan hiç dinlenmeden çalışır mı?

Böyle bir karşı kanıt varken iyi bir savaş verebiliriz.

Hatta bence kazanabiliriz.

Bunları almamın bir sakıncası var mı?

Yok, alabilirsiniz.

-Sonra getiririz. -Evet.

-İyi iş çıkardınız. -Tebrikler.

-Tebrikler. -Yardımınız için sağ olun. Cidden.

-Bir şey değil. -Lafı bile olmaz.

Hiç değilse düzgün yemek yeseydi.

MAHKEME SALONU

Ayağa kalkın.

Herkes otursun.

Sanık Park Taejoong'un ilk duruşmasına başlayacağız.

Dosya 2020Godan98374.

-Suçlamalar… -Endişelenmeyin.

A, cinayet. B, cesedi parçalama. C, cesedi ortadan kaldırma.

Görebildiğiniz gibi sanık Park Taejoong,

tek bir dakikasını bile boşa harcamadan hayatını sürdüren

sıradan bir Koreli gençtir.

Dilekçe mektupları bile çevresinde ne kadar sevildiğini gösteriyor.

Bu zaman çizelgesinde gördüğümüz önemli bir nokta da

savcılığın iddialarına rağmen Bay Park'ın cinayeti işlemesi,

cesedi parçalayıp ortadan kaldırması fiziksel olarak imkânsızdır.

Basitçe söyleyeyim, bunları yapabilecek vakti yoktu.

Hepsi bu kadar.

Savcılık devam edebilir.

Sanık, lütfen tanık kürsüsüne oturun.

TANIK KÜRSÜSÜ

Savunma tarafının söylediği gibi

biz de olay gününde sanığın hareketlerini takip ettik.

Sanığın her beş dakikada bir kaydedilen GPS verileri bu şekilde.

Savunma tarafının sunduğu zaman çizelgesine uyuyor.

Sanığın çok çalışan

ve içten bir delikanlı olduğu hususuna itirazım yok.

Kore Anayasası'nın 27'nci maddesi, dördüncü paragrafı

"Suçluluk kararı çıkana kadar bütün sanıklar masumdur." der.

Şüphe durumunda sanığın lehine karar verilir.

Şahsen

sanığın masum olmasını

gönülden umuyorum.

Masum olabilirsiniz

ama kafama yatmayan bazı noktalar var ve bunları açıklarsanız sevinirim.

Bunu yapabilir misiniz?

Evet.

Şimdi, ilk endişe noktam,

sanığın

kurbanın evine sipariş götürmesi gerçeği.

Elbette sipariş götürürken kurbanın evine de gitmiş oluyorsunuz.

Sonuçta kadın aynı bölgede yaşıyordu.

Ama sipariş zamanlamasında bir tuhaflık sezdim.

Sanığın motorunun

kurbanın apartmanına varmasıyla ayrılması arasında

yaklaşık yedi dakika var.

Burada, "Üçüncü kata sipariş teslim edildi." yazıyor.

Ama yedi dakika bunun için biraz uzun değil mi?

Sanırım Çin bebeği bitkisi yüzünden oldu.

-Çin bebeği bitkisi mi? -Evet.

Çin bebeği bitkisi yarı gölgeyi seven bir bitkidir.

Bu bitkinin fazla güneş almaması gerek.

O apartmanda yanlış yere koyulan bir Çin bebeği bitkisi vardı.

Yani yerini değiştirmek ve biraz besin vermek iyi olur dedim.

Bu yüzden biraz uzun sürdü çünkü bir mesaj bıraktım.

Anladım. Tamam.

Sıradaki soruya geçiyorum.

Sanığın hareketlerini takip ederken

buraya denk geldik.

KANIT VİDEOSU 1 - SANIĞIN HAREKETLERİ

Pardon delikanlı. Yardım eder misin?

O sırada domuz ayağı teslim ediyordum

ve yaşlı bir kadın benden valizini taşımamı istedi.

Ben de kadının valizini

yokuşun başına kadar taşıdım.

Acaba o valiz

bu muydu?

Sanırım evet.

Çok tuhaf.

Bu valiz,

cesedin bırakıldığı konumun yakınında bulundu.

Adli Tıp analizine göre ceset o valizde taşınmış.

İtiraz ediyorum.

Tamam, katılıyorum.

Sırf valiz renk olarak benziyor diye

sanığın cesedi taşıdığını söylemek yanlış.

Dahası, sanığın valiz taşıdığı tek görüntü

o görüntü.

Başka hiçbir yerde görünmüyor.

Tabii ki sadece kör noktalardan geçebilirsiniz

ama o yoldan yüzlerce kez geçmeden

bütün yerleri nereden bileceksiniz?

Sıradan bir insan için imkânsız bu.

Sanık tarafının itirazını destekliyorum.

Ama neden kurbanın telefonunu aldınız?

Hayır, yaşlı kadın sadece eşyalarını taşımamı istedi.

Bay Park Taejoong, kurbanın telefonu neden sizdeydi?

Telefon mu?

Hayır, telefon bende değildi.

Öyle mi?

KANIT VİDEOSU 2 SANIK, KURBANIN TELEFONUNU TUTUYOR

Bu…

Ben orada yemek yiyordum ve arkamdaki telefon çalıp durdu.

Sonra açtım ve iade ettim.

Bıraktığınız yer orası mı?

Evet. Hatta bunun için para da aldım.

MARKET KAMERASI

Kurbanın telefonunu,

cesedin bırakıldığı yerin

sadece birkaç metre yakınlarında kime teslim ettiniz?

Bilmiyorum. Yani…

Onunla görüşmedim. Bir erkeğin eve gelmesini istemiyormuş.

Sayın Sanık.

-Neden yalan söylüyorsunuz? -Hayır.

Yalan söylemiyorum. Doğruyu söylüyorum.

Gördüğünüz koordinatlar

öldürülen kurbanın GPS verilerinden alındı.

Sanığın hareketleriyle

neredeyse bire bir uyuşuyor.

Bunu nasıl açıklarsınız? Telefonu iade etmediniz galiba.

Tüm gün yanınızda taşımışsınız gibi görünmüyor mu?

Bilmiyorum. Emin değilim.

O zaman bir şey daha göstereyim.

Saha araştırmamızda

kurbanın öldürülmesi muhtemel bir yer tespit ettik.

Bölgede acil adli denetleme talep ettik

ve sonuçlar da bu duruşmadan önce çıktı.

Hâkim Bey, bu kanıt bizimle önceden paylaşılmamıştı.

Bunu hariç tutalım.

-Reddedildi. Devam edin. -Tamam.

Bay Park Taejoong,

ben hâlâ sizden yanayım ama kanıtların hiçbiri sizden yana değil.

MUHTEMEL CİNAYET LOKASYONU

Kurbanın cesedi, yaşadığı evin apartmanında yer alan

başka kattaki boş bir evin banyosunda

vahşice parçalara ayrılmış.

Failin ölüm zamanını manipüle etmek için

cesedi sıcak suya koyduğuna inanılıyor.

Dahası, kurbanın cesedinin içinde

faile ait sıvılar bulundu.

Raporda yazana göre spermin kime ait olduğunu söyler misiniz?

Hayır…

PARK TAEJOONG, KURBANIN KANIT ÖRNEĞİ

Yedi dakikanızı bitkiye mi verdiniz?

Suyu ısıtmaya gitmediniz mi yani? Bunu yapmak da yedi dakika sürer.

Ben…

Ben yapmadım.

Ben değildim.

Ben yapmadım!

Kurbana karşı en ufak bir suçluluk duygusu hissediyorsanız

en azından neden yaptığınızı söyleyin.

Ne sebeple böyle korkunç bir şey yaptınız?

Sayın Savcı, ben yapmadım.

Ben değildim.

-Herkes yerine. -Ben değildim!

-Hâkim Bey, ben değildim! -Herkes yerine!

Ben değildim. Durun. Bırakın beni!

Bırakın beni. Hâkim Bey, ben değildim.

-Ben yapmadım. -Bay Park'ın bahsettiği bitki var ya?

Meğer hiç orada olmamış. Orada kimse bitki bakmıyormuş.

O bitki hayal dünyanızdan mı geldi?

Hâkim Bey. Hayır, durun. Ben yapmadım.

Bırakın. Ben yapmadım! Sayın Savcı, o ben değildim!

Ben değildim!

-Sessizlik! -Ben değildim!

-Ben yapmadım! -Duruşmaya ara verilecek.

Avukatın dosyayı bıraktı.

Taejin hâlâ başka avukatları arıyor

ama kolay değil.

Şansımızın yüksek olduğunu söylemişti.

Ceza tarihi yaklaşıyor.

Suji.

Üzgünüm.

Çok üzgünüm.

Bileğini göster.

Ne?

Sana verdiğim bilekliği ne yaptın?

Ne?

Takıyordum ama…

Nerede?

Nerede?

Bilmiyorum. O kadar kendimde değildim ki…

Ama ne oldu ki?

Neden?

Neden takmıyorsun? Neden?

Taejoong.

Senin yapmadığını biliyorum.

Öyle bir şey yapmayacağını biliyorum.

Ama…

Bilmediğim başka bir yanın varsa…

Suji, ne diyorsun sen?

Avukatın söylediğine göre

daha hafif ceza almak için

pişmanlık göstermen lazımmış.

Sen söyle.

Beni bekleme, de.

Ben bekleme konusunda iyi değilim.

Suji.

Ben yapmadım, tamam mı? Yemin ederim.

Suji, lütfen beni bırakma.

The Manipulated

Alt yazı çevirmeni: Samet Konuksal

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.