All language subtitles for The Young Visiters 2

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal) Download
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

TV-Rip: Burak ŞAHİN

1890’ın uzun yazında...

...genç bir hanım ilk romanını yazmaya karar verdi.

Kahvaltıyla banyo saati arasında günde bir bölüm yazıp...

...tam olarak on iki gün sonra...

...sağlam bir deftere yazılmış hâlde anne babasına verdi.

Bu genç hanımın adı Daisy Ashford’tı.

Ve kitabı dokuz yaşındayken yazdı.

"Üstümüze gölge eden bu ağacın tadını çıkaralım." dedi Bernard.

Kitaba Genç Ziyaretçiler ya da Bay Salteena’nın Planı adını verdi.

"Ne hoş Bernard." dedi Ethel...

Birkaç yıl sonra...

...bir yayıncı annesinin evrakları arasında...

...lavanta içinde yatan kitabı buldu.

Banyo vakti!

Bu güne dek kitabın baskısı hiç tükenmedi.

"Bay Salteena 42'sinde yaşlı bir adamdı ve...

...insanları misafir etmeyi çok severdi.

Siyah kıvırcık saçları, soluk mavi gözleri vardı ve...

...yakıştığını düşündüğü için her gün şapka takardı."

Son istasyon. Blackfriars.

"Doğu Dulwich’te yapayalnız yaşıyordu.

Hayatını paylaşacağı bir eş ve yardım edecek birini diliyordu.

Ama maalesef ikisi de olmuyordu.

Sonra bir akşam 7.39 treniyle evine dönerken...

...tüm hayatını değiştirecek bir olay oldu.

En büyük hayallerinden de öte bir şey."

-Beni dinler misin lütfen? Ethel! -Evet?

Gerçek beyefendiler, cemiyete karışanlar!

Lordlar, Dükler, vesaireler...

-Bul o zaman. -Bulmaya çalışıyorum, değil mi?

Neredeydi bu... Evet!

Cemiyet Sayfası.

İşte! Vikont Windlesham!

O mu cidden? Ve Dük... Aman Tanrım!

Ne yezit! Olur şey değil!

-Çok teşekkürler. -Rica ederim.

Bendeniz Angelique Monticue. Bu da kızım Ethel.

Alfred Salteena.

Baronet. -Baronet.

Evet. Markiz, kaleler ve... heybetli evler...

Pek hoş.

En âlâsından, üst mevkiden insanlar, kraliyet.

Aman Tanrım!

Evet, müsaadenizle randevu defterime bir bakayım.

Evet! Çok dolu elbette ama bir değişiklik yapmamak için...

...bir neden göremiyorum.

Şunu iptal etmem hiç sorun olmaz.

Evet, programımı tekrar düzenleyebilirim.

Böylesi tatmin edici oldu.

Böylece kararlaştırılmıştı.

Ethel Monticue, Bay Salteena’yı ziyaret edip...

...Doğu Dulwich’in tüm Dükleri ve soylularıyla tanışacaktı.

"Kesinlikle muhteşem." dedi, tüm neşesini etrafına saçarak ve...

...merdivenleri zıplaya zıplaya çıktı.

Muhteşem! Muhteşem! Kesinlikle muhteşem!

Muhteşem! Muhteşem! Kesinlikle muhteşem!

Rosalind!

Şimdi Rosalind, genç birini kalması için davet ettim yani...

-Ne zaman gelecek efendim? -Yarın. Yani...

-Yarın mı? -Doğru, evet.

Bayan Monticue. Ethel Monticue.

O yüzden misafir odasını hazırla. Yiyecek alışverişi yap.

Sabun vesaire de al ki banyo yapabilsin.

Emredersiniz efendim.

-Teşekkür ederim Rosalind. -Ben teşekkür ederim efendim.

Sevgili Lord Clark. Size yazabileceğimi düşündüm.

Umarım sakıncası yoktur. Bilmem hatırlar mısınız...

...yakınlarda bir toplantıda karşılaşmıştık.

Teşekkür ederim efendim.

Rosalind!

Kimse... -Henüz gelmedi efendim, hayır.

Teşekkür ederim Rosalind.

Ben teşekkür ederim efendim.

Rosalind?

-Şey yapayım mı? -Ne?

-İçeri alayım mı efendim? -Tamam. Güzel. Evet.

Zahmet olmazsa içeri al lütfen.

Emredersiniz efendim.

-Ben burada beklerim. -Pekâlâ efendim.

-Girin! -Bayan Ethel Monticue efendim.

Bayan Monticue. Sizi tekrar görmek ne kadar güzel.

-Bana Ethel deyin. -Ethel. Teşekkür ederim.

Umarım sen de bana Alfred dersin. Ya da istersen Alf.

Pekâlâ... Alf.

Tüm içtenliğimle Doğu Dulwich'e hoş geldin demek isterim.

İhtiyacın olan her şeyi istemekten çekinme lütfen.

Teşekkürler. Üstümü değiştirip, rujumu tazelemem lazım.

Bana kalırsa hiç gerek yok ama...

İlgilenir misin Rosalind?

-Buyurun Madam. -Bir de valizlerim lütfen.

Tabii, Bayan Monticue'nun yüzlerini taşır mısın lütfen?

Valizlerini lütfen Rosalind. -Emredersiniz efendim.

Buyurun Madam.

Oldukça küçük, değil mi?

Bay Salteena, Ethel’ın odasının valizlerine daha uygun...

...hâle getirilmesini istemesinin ardından...

...birlikte birkaç yudum sherry içtiler.

Ardından Ethel kütük gibi uyudu.

Diğer taraftan Bay Salteena...

...gözünü bile kırpmadan sabah olmasını bekledi.

-Günaydın Ethel. -Günaydın Alf.

Rosalind yumurtanı hazırlamış bakıyorum.

Evet, teşekkür ederim.

Söylememin sakıncası yoksa elbisen çok hoşmuş.

Maalesef kolları biraz kısaldı.

Bana kalırsa çok hoş görünüyor.

Nezaketinize teşekkür ederim efendim. Neyse...

-Evet Ethel? -Beylerin, cemiyetin ve...

...vesairenin arasına ne zaman karışacağız?

Karışmak mı? Bugün karışmaya başlarız diye düşündüm.

Peki nerede karışacağız?

Şey... Burada karışırız diye düşündüm.

Doğu Dulwich'te mi?

-Başlangıç olarak. -Peki sonra...

...ne zaman düklerle ve soylularla tanışacağız?

-Dükler ve soy... -Söz verdiğiniz gibi.

Kesinlikle. Şey...

Hepsini halledeceğiz. -Güzel.

-Affedersiniz efendim. -Rosalind.

Sana bizi rahat bırakmanı kaç kere söylemem lazım!

Emredersiniz efendim.

-Rosalind? -Evet efendim?

Elinde tuttuğun garip paketin ne olduğunu sorabilir miyim?

-Şimdi geldi efendim. -Görebilir miyim lütfen?

Emredersiniz efendim.

Paketler de pek tuhaflaştı canım.

"Sevgili Alfred.

Uzaklarda yalnız bir adam olarak kalemde beni ziyaret etmen için...

...seni davet ediyorum.

Her ne kadar insanları ve partileri sevsem de...

...pek fazla insan tanımıyorum.

Ve sana kutunun içinde kâğıda sarılı bir şapka gönderiyorum.

Bu arada belki de dünyanın en güzel yüzlü genç hanımı...

...seninle kalıyordur. Lütfen onu da yanında getir.

Saygılarımla Bernard Clark. Lord."

Vay vay! Bernard Clark!

Bernard Clark.

-Lord Clark. Eski bir dostum. -Lord Clark mı?

-Doğru, evet. -Deneyecek misin peki Alf?

-Anlayamadım? -Şapkayı.

Çok yakıştı Alf.

Şeridi yaşım için çok uçarı olmadı umarım.

Eğer ayarlarsam kalesinde...

...Bernard'la sohbet etmek ister misin Ethel?

Sen nasıl istersen.

Hoşça kalın efendim.

Büyük demliğin altına iki buçuk şilin bıraktım.

-Teşekkür ederim efendim. -Bronşitine dikkat et, Ethel.

-Rosalind. -Rosalind.

Emredersiniz efendim.

-Özür dilerim. Özür dilerim. -Trene geç kalacağız Alf!

-Evet, biliyorum. Deniyorum... -Araba bekliyor Alf!

Evet, biliyorum, teşekkürler. Sürücü!

Yeni Evliler

Şu taraf ne Alf?

-O taraf mı? -Evet.

-Birinci sınıf. -Biz neredeyiz o zaman?

İkinci sınıf.

İkinci sınıfta akşamüstü çayı servisi yapıyorlar mı?

Hayır, yapmıyorlar. Affedersiniz! Affedersiniz!

Bu tren Rickamere'e gidiyor, değil mi?

-Rickamere. Doğru, evet. -Güzel, güzel.

Genç arkadaşım ve ben birkaç günlüğüne...

...Rickamere Konağı'nda kalacağız da.

Lord Clark tarafından şahsen davet edildik elbette.

Lord Clark'ı tanır mısınız? Rickamere Konağı'nın sahibi.

Civar arazinin sahibidir.

Hepsi onundur. Pencereden gözüken inekler.

Şaşılacak bir şey yok.

Ne kadar zengin olduğu düşünülürse!

Rickamere İstasyonu! Rickamere İstasyonu!

Rickamere Konağı'na gidecekler insin lütfen!

Rickamere Konağı'na gidecekler!

Affedersiniz efendim. Rickamere Konağı'na mı geldiniz?

Evet, oraya geldim. Bu genç hanım da.

Beni takip edin lütfen.

Şu zeytin yeşili kaplamaya bak. Uşağın kıyafetiyle uyumlu.

Valizlerimizi getirecek mi? -Getirir.

Tıpkı düşündüğüm gibi.

-Bahşiş verecek miyiz? -Hayır, hayır.

Bu durumda kibarca teşekkür edeceğiz Ethel.

Peki ne zaman bahşiş vereceğiz?

Ayrılırken tuvalet masasına iki buçuk şilin bırakılır genelde.

-İki buçuk şilin mi? -İki buçuk şilin, evet.

-Bulup alıyorlar, öyle mi? -Evet, bulup alıyorlar.

-Ya bulamazlarsa? -Bulurlar.

-Peki ya bulamazlarsa? -Bulurlar Ethel.

Nasıl bulurlar?

Nasıl bulduklarını bilmiyorum ama bulurlar.

Bulamazlarsa da yapacak bir şey yok!

Ne kadar kalın bir kürk! Teşekkür ederim.

-Rica ederim hanımefendi. -Adın nedir evladım?

-Horace efendim. -Pek güzel Horace.

-Seyahatiniz nasıldı efendim? -Çok rahattı, teşekkür ederim.

İkinci sınıfta yolculuk ettik.

Bana sorarsan gayet yeterliydi. -Çok zekice efendim.

-Affedersiniz. -Evet hanımefendi?

-Lord Clark nasıl yolculuk eder? -Lord Clark mı hanımefendi?

-Yolculuğa çıktığında yani? -Birinci sınıfta hanımefendi.

Ve böylece görkemli bir biçimde giyinen genç ziyaretçiler...

...Lord Clark’ın devasa arazisinde ilerlediler ve kısa süre sonra...

...Rickamere Konağı’nın gizemli kuleleri göründü.

Rickamere Konağı’na hoş geldiniz efendim. Hanımefendi.

Teşekkür ederim...

-Minnit efendim. -Minnit.

Şapkanızı alabilir miyim efendim?

Lord Clark giymemi tercih eder bence.

-Pekâlâ efendim. -Teşekkür ederim.

Peki puronuz efendim?

Bay Alfred Salteena efendim. Ve bir hanım.

-Bak sen... Alfred? -Alf deyin lütfen.

-Alf, nasılsın? -Çok iyiyim, teşekkür ederim.

Bayan Monticue'yu takdim edebilir miyim?

Bu Bayan Monticue. Bu da Lord Clark.

Bernard. Tanıştığımıza çok memnun oldum Bayan Monticue.

-Ethel. -Ethel.

Bay Salteena'nın şapkasını al Minnit.

Pekâlâ efendim.

Teşekkür ederim Minnit.

Ne yazık ki parti ya da benzeri bir şey ayarlamadım...

...çünkü kimseyi tanımam.

Endişelenmeyin, ben de cemiyete pek karışmam.

-Size akşamüstü çayı getireyim mi? -Evet Bernard, nefis olur!

Değil mi Ethel? -Ancak zahmet olmayacaksa.

Olmaz, sizi temin ederim. Çay lütfen Minnit.

-Elbette Lordum. -Muhteşem!

Sormamın mahzuru yoksa ne yiyeceğiz Bernard?

Ne yazık ki en ufak fikrim yok. Minnit?

-Efendim? -Ne yiyeceğiz Minnit?

-Yemek mi efendim? -Çayın yanında?

İki tür ekmek ve tereyağı efendim. Farklı tatlarda sandviçler...

...muhtelif kekler ve reçelli çörek efendim.

Mükemmel! Mükemmel!

Çayımızı beklerken...

...belki sizleri odalarınıza götürmeme izin verirsiniz.

-Zahmet olmayacaksa... -Bernard.

Bernard.

Senin odan burası olacak Alfred.

Küçük ama zarif bir oda. Soluk sarı.

Banyoya tırmanmak için basamaklar var, işe bak!

Güzel numara Bernard! Basamakları gördün mü Ethel?

-Bu da... -Ve isim işlenmiş tuvalet kapağı!

Evet. Ve bu da...

...sizin odanız Bayan Monti... Ethel.

-Bak Alf! Açılır kapanır lavabo! -Muhteşem.

Ve başını yıkamak için bir hortum şeyi!

Şuna bak Alf! -Büyüleyici.

Senin odan nerede o hâlde Bernard?

Benim odam birçok uzun koridorun sonunda.

Kasvetli bir zevkim olduğu için koyu kırmızı dekore edilmiştir.

Evet, gidelim mi?

Teşekkürler Minnit.

-Koyu Windsor çorbası efendim? -Çok teşekkürler.

Pek görkemli bir evin varmış Bernard.

Aile konağımız mı? İdare eder herhâlde.

Yemekten sonra istersen size konağı gezdirebilirim.

Çok hoş olur Bernard.

Teşekkür ederim.

-İyi misin Alf? -Çok iyiyim, teşekkür ederim Ethel.

Çatallar kafasını karıştırdı.

Her şey kontrol altında, teşekkür ederim.

-Parmaklarımızı kullanırız efendim. -Evet, biliyorum. Teşekkür ederim.

Sık sık burada balo düzenlemeyi düşünmüşümdür.

Balo mu?

-Birkaç kişiyle tanışabilirim. -Evet.

-Minnit? -Evet efendim?

-Tazeler misin lütfen? -Elbette efendim.

Şerefe.

Büyük annem Mary Anne Fudge.

Döneminde pek ünlüymüş. Neden bilmiyorum ama öyleymiş.

Ne etkileyici! Çok etkileyici bir konak değil mi Alf?

Evet öyle.

Büyük amcam Ambrose Fudge.

Kraliçe Victoria'nın uğursuz oğluydu.

-Uğursuz... -Evet.

-Peki neden... -Bundan bahsetmemeyi tercih ederim.

-Ya üzümlü hanım? -Adı Minnie Pilato'ydu.

Tullyvarden Kontuyla nişanlıydı ama iş nihayete ermedi.

O da Donanmadan bir yüzbaşıyla evlendi ve yedi çocuk yaptı.

Ne çok atan varmış Bernard!

Aynı soydan daha çok var.

Hepsi aynı soydan bu kadar çok atan olması ne muhteşem.

Değil mi Alf?

Evet.

Bir daha! Bir daha!

Günaydın efendim. İçeceğiniz.

Teşekkür ederim.

İsteğiniz bu yöndeyse banyonuzu hazırlayayım mı efendim?

Evet lütfen Minnit. Mahzuru olmayacaksa.

Pekâlâ efendim.

Ethel! Sabah çayımı yatakta içiyorum Ethel! Ethel!

Ethel.

Nerede olduğunu bir ihtimal biliyor olabilir misin...

Kahvaltı odasında kahvaltı ediyor efendim.

-Kahvaltı mı? -Lord Clark'la efendim.

Yeniden düşündüm de banyo yapmayacağım!

Doğruca kahvaltı odasına gideceğim.

Ben de kahvaltımı orada alacağım. Teşekkür ederim.

-Bir sabahlık efendim? -Evet, elbette. Şey...

Belki bu. Ya da...

-Leylak rengi, püsküllü olan lütfen. -Bence leylak rengi, püsküllü olan...

-Leylak rengi, püsküllü olan lütfen! -Elbette efendim.

-Günaydın Alf. -Günaydın Bernard. Günaydın Ethel.

Günaydın.

-Bernard? -Evet?

Seninle yalnız konuşabilir miyim acaba?

-Yalnız mı? -Evet, lütfen.

Bayan Monticue'dan hoşlandığım belli oluyordur.

Ve onu buraya evlenme teklif etme umuduyla getirdim.

Ama korkarım... korkarım... istediği seviyede değilim.

Benden daha çok hoşlanması için sanki daha...

Daha ne?

Hani derler ya, ben gayet iyiyim aslında.

Ama olması gerektiği gibi değilim Bernard!

Öyle olmak için her şeyimi verirdim!

Senin gibi Bernard!

Yüksek sınıftan insanlar arasına karışmak, sınıf atlamak için!

Kristal Saray'a gidebilirsin herhâlde.

-Kristal Saray mı? -Evet, birkaç Kont ve Baronet...

...hatta birkaç Düşes bile orada kalmakta.

Ve kendilerini ilerletmek isteyen öğrencileri kabul ediyorlar.

-Kendilerini ilerletmek isteyen! -Küçük bir ücret karşılığında.

Bu bana çok ideal geldi Düşes!

-Bernard. -Bernard.

Bak, ne yapacağım dostum Alf.

Orada yaşayan Clincham Kontuna götürmek üzere...

...sana bir tavsiye mektubu yazacağım.

Belki seni zımparalayabilir. -Zımparalamak mı?

Seni daha yakışır bir hâle getirebilir.

Ama ben de öyle olmak istiyorum zaten Bernard!

Daha yakışır olmak istiyorum! -Denemeye değer.

Teşekkür ederim Bernard! Ama ya...

-Ne? -Ethel?

Beni dinle Alf. Fazla açık sözlü davranıyorsam beni affet ama...

...bence acilen Clincham'ı ziyaret etmen gerekiyor.

Evlilik teklifinden önce.

Acilen, evet Bernard! Ama ya o nerede...

-Burada kalmaya devam edebilir. -Burada mı?

Evet. oldukça aktif, neşeli, güzel bir kız.

-Seni engellemesin Bernard. -Hayır.

Eminim beni eğlendirebilir. Kendisini yani.

Sen şeydeyken... -Eğitimde.

Kesinlikle.

-Bu beni kurtarabilir Bernard! -Şansın varsa evet Alf.

Gelir gelmez seni bıraktığım için beni affet hayatım.

Ama şehirde acil bir işim olduğu haberi geldi.

Şu anda bunun nedenini açıklamam imkânsız.

Ama ileride anlaşılacağını umarım.

O arada Lord Clark nezaket gösterip...

...yokluğumda seni ağırlamayı kabul etti.

Teşekkür ederim Lord Clark.

Seni her zaman kalbimde taşıyacağım.

-Teşekkür ederim. -Hayır, onu...

-Özür dilerim. -Teşekkür ederim.

-Geri geleceğim Ethel. -Tamam.

Hoşça kal Bernard.

-Clincham'ın mektubunu aldın mı? -Clincham Kontu Bernard.

Ethel'a tek kelime etmek yok. -Tek kelime bile.

Güle güle eski dostum Alf. İyi şanslar...

Tanrı yolunu açık etsin.

Yolculuk için birkaç sandviç efendim.

Teşekkür ederim. Çok naziksin.

Hayır efendim. Oldukça sıradan bir durum.

Bay Salteena mutluluktan uçarak hemen yola çıktı.

Ethel’ın eli yakında elinde olacaktı.

Ve yolculukta midesi bulanmasın diye...

...yumurta yemediğine de çok memnundu.

Özel Dairelere Gider Kapıyı Çalın ve Bekleyin

-Evet? -Affedersiniz.

Evet?

Clincham Kontunu arıyordum. Eski bir dostundan mektup...

Çabuk! Çabuk!

-Affedersiniz. -Evet?

-Siz bir ihtimal o olabilir misiniz? -Kim?

-Clincham Kontu? -Pek sayılmaz, hayır.

Adım Edward Procurio. Dairelerin uşağıyım.

Yarı İtalyan'ım aynı zamanda.

-Nasılsınız? -Nasılsınız?

Lord hazretlerini nerede bulabilirim biliyor musunuz?

Koridorun sonunda. Sondan dördüncü kapı.

-Teşekkür ederim. -Dışarıda olabilir tabii.

Ama insan asillerin ne yaptığını hiç bilemiyor, değil mi?

Burada kalanları çoğu insandan iyi tanırım.

Muhtelif alışkanlıklarını bilirim.

Girin!

"Sevgili Clincham.

Karşında duran beyefendinin adı Alfred Salteena.

Alf olarak da tanınır.

Eski bir dostumdur ama yatağın sağında yattığı pek söylenemez."

-Hayır. -"Hatta bir kasabın oğludur.

Ama annesi Hyssops adlı düzgün bir ailedendir."

-Hyssops. -"Gördüğün gibi...

...o kadar da kötü sayılmaz ve deyim yerindeyse...

...toparlanmaya da çok isteklidir.

Sen umarım iyisindir. Saygılarımla Bernard Clark."

Toparlanmak istiyorsun demek.

Asillerle yakınlaşmak mı istiyorsun? -Aslında bu harika olur.

Mavi kandan olanların arasını karışmak mı istiyorsun?

Lordum, ben öyle bir varsayımda... -Benim damarlarımda da biraz var.

Ama bir sonraki hayatta bunun olma ihtimali nedir ki?

Bence böyle şeyler saçmalık. Sence de öyle değil mi?

Ben daha çok bu dünyayı düşünüyordum efendim.

-Viski? -Teşekkür ederim.

-Aklında nasıl bir meslek var? -Meslek mi Lordum?

Konumuna uygun bir mesleğin olmalı. Bir fikrin var mı?

Buckinham Sarayında bir şey olabilir mi?

Buckingham Sarayı demek.

Kraliyet Faytonunun yanında at binmek olabilir belki.

-Kraliyet Faytonu! -Hoşuna gider miydi?

Evet, kesinlikle asil Lordum!

Açık havayı ve asilleri çok severim!

-Galler Prensiyle konuşabilirim. -Galler Prensiyle...

Ama seni hemen uyarmalıyım.

Bu özel bir eğitimdir ve hiç de ucuz değildir.

-Biraz birikimim var. -Yanında mı?

Yanımda.

Teşekkür ederim. Muhteşem! Şimdi...

Kaldığın süre boyunca Alt Sınıf olarak bilinen bodrumda kalacaksın.

Doğru çatal bıçak kullanımı, Kraliyet Ailesine doğru hitap şekli...

...hizmetkârlarla konuşma gibi konularda ağır bir eğitim alacaksın.

Dilbilgisi için benimle konuşacaksın.

Birkaç öğüt vermek amacıyla...

...zaman zaman seni avlanmaya da götürebilirim.

Ayrıca ara sıra katılacağın hanım partilerim de olacak.

-Hanım partileri! -Ama bir konuyu iyice anlamalısın.

Eğitim sırasında evlenemezsin.

Hayır, buna gerek olmayacak. Teşekkür ederim.

Ben evlenebilirim ama sen evlenemezsin!

Benim göz koyduğum genç bir hanım var zaten Lordum.

Harika. Ve...

Gönlünü kazanıp evlenmeyi umuyorum.

Muhteşem. Ve...

Burada yaptıklarımın doğrudan sonucu olarak tabii...

Tamam, bu kadar yeter. Girin!

Evet, bu... Bu...

Bessie Topp efendim.

Bessie Topp. Evet. Bu Bessie Topp.

Bay Salteena'nın bavulunu Alt Sınıf'a götürür müsün Bessie?

Pekâlâ efendim. Teşekkür ederim efendim.

Oldukça utangaç ama pek hoş. Sence de öyle değil mi?

Şimdi eğitimin boyunca ikamet edeceğin Alt Sınıf'a gideceksin.

Benim bir çift Dük ve bir dul hanıma uğramam lazım.

Tekrar görüşene dek hoşça kal.

Bay Salteena istediği noktaya doğru yükselirken...

...Bernard Ethel’a kasvetli mülkünü göstermeye karar verdi.

Böylece neşeli bir sabah geçirdiler ve...

...Ethel biraz heyecanlanmaya başladı.

Ethel! Ethel!

Ve tüm odalar hakkında neşeli yorumlarda bulundu.

Balolarını burada verebilirsin Bernard!

Balolarım mı?

Maskeli balolar...

...kıyafet baloları...

...her türden birçok balo!

Yapabilirim! Yapabilirim, evet!

Ethel? -Evet?

-Düşünüyordum da... -Evet?

-Şeye ne dersin... -Neye?

Bir haftalık eğlence için Londra'ya gitmeye?

-Bir haftalık eğlence mi? -Evet.

-Kimle? -Sen ve ben.

Birkaç müthiş otel biliyorum.

Tiyatrolara, partilere gider...

...tam anlamıyla keyif sürerdik.

Evet, yapabilirdik. Ne güzel bir fikir.

Kristal Sarayı - Öğrenci Kuralları

-Ne muhteşem bir otel. -Evet.

Evet efendim?

Evet. İki odanız var mıydı acaba? Ben ve genç hanım için?

Kesinlikle var efendim, evet.

Birinci katta çok güzel iki odam var.

Dokuz ve on numaralar.

-Bence olur. -Elbette.

Dokuz numaralı oda efendim.

Ne hoş, büyük ve yumuşak bir yatak.

Evet.

Ne kadar büyük, değil mi Bernard?

Çok.

-On numara efendim. -Teşekkür ederim.

-Çok uygun efendim. -Uygun mu?

Dokuz numara için.

Teşekkür ederim, evet.

Hangisi istersin Bernard?

-Seçim senin Ethel. -Ben seçimine uymaya razıyım.

On numarayı alacağım.

Ben bu büyük yatakta kaybolurum Bernard.

-Evet. -Ne yapacağım ben?

-Keşke evli olsaydık. -Anlayamadım?

-Yok bir şey. -Ne dedin?

Bir şair aklıma geldi de.

"Büyük olaylar doğar Sıradan nedenlerden"

Çok hoş.

Aptal! Aptal! Aptal! Aptal!

Hadi! Hadi!

Artık gelebilirsin Bernard!

Nasıl görünüyorum?

Ethel!

Elini kaldır, şapkayı çıkar, gülümse ve tekrar tak.

Elini kaldır, şapkayı çıkar, gülümse ve tekrar tak.

Elini kaldır, şapkayı çıkar, gülümse ve tekrar tak.

Elini kaldır, şapkayı çıkar, gülümse ve tekrar tak.

Onunla kendinizi asmak ister miydiniz Bay Salteena?

Elini kaldır, şapkayı çıkar, gülümse ve tekrar tak.

Sağdaki küçük kaşık ordövrler için.

Sağdaki küçük kaşık ordövrler için.

Soldaki orta boy kaşık ilik kaşığı!

Soldaki orta boy kaşık ilik kaşığı!

İlik kaşığı Bay Salteena! -İlik kaşığı!

-Nerede? -Sol. Sağ.

-Sağda mı solda mı? -Sağda. Solda.

-Hangi boy? -Orta boy kaşık mı?

-Sağdaki küçük kaşık nedir? -İlik kaşığı.

-Ordövr. -Ordövr.

Soldaki orta boy kaşık?

İlik kaşığı Bay Salteena. -İlik kaşığı.

Bravo! Aferin sana.

Hayır Bay Salteena! Kâhyaya "Evladım." denmez!

Özür dilerim. Özür dilerim. Özür dilerim.

Evladım diye kâhya yardımcısına diyeceksiniz.

-Buraya gel evladım! -Buraya gel evladım!

Daha hükmeder bir tonla!

-Buraya gel evladım! -Daha.

-Buraya gel evladım! -Buraya gel evladım!

-Buraya gel evladım! -Buraya gel evladım!

-Buraya gel evladım! -Buraya gel evladım!

Buraya gel evladım!

-Hizmetçilere hükmedin! -Hizmetçilere hükmedin!

Buraya gel evladım!

Elini kaldır, şapkayı çıkar, gülümse ve tekrar tak.

Buraya gel evladım!

-Buraya gel evladım! -Bir daha!

Uyanın!

Hadi! Hadi!

Lord Hazretleri bu sabah bir kabul törenine gidecek.

Sizin de ona eşlik etmenizi istiyor.

Neye?

Kabul törenine. Pantolonunuz da pek lüksmüş.

İdare edeceğiz artık. Giyin! Giyin!

Kabul töreni nedir?

Galler Prensi tarafından üst sınıf insanlar için verilen bir parti.

-Galler... -Buckingham Sarayı'nda verilecek.

-Buckinam... -Saat tam 11.00'de.

-11.00... -Kravat!

Lord Hazretleri cömertlik gösterip kendi ipek çoraplarından bir çift...

...bir çift parlak ayakkabı ve en iyi dizbağlarından bir çift ödünç verdi.

Pantolon!

Dikilin. Makas!

Gümüş kâğıt!

İğne!

Şapka! Çabuk!

Kıyafet balosu mu bu?

Hayır, hayır. Onlar hep böyle giyinir. Siz bir de Lord Hazretlerini görün.

Saygıdeğer Clincham Kontu!

Ve Lord Hyssops!

Ne çok hizmetçi var!

Onu nasıl tanıyacağız Lord Hazretleri?

Tahtında oturuyor olacak. Çok hoş bir ermin pelerini ve...

...küçük ama pahalı bir tacı olacak.

Galler Prensi Bu tarafta

Burası.

-Jöle ve dondurma efendim? -Teşekkür ederim.

İzin verir misiniz? Özür dilerim. Affedersiniz. Affedersiniz.

Affedersiniz. Teşekkür ederim.

Günaydın sayın Başbakan. Günaydın Amiraller.

-Merhaba Clincham! -Size de merhaba Majesteleri!

Biraz kalabalık değil mi?

Dostum Lord Hyssops'u takdim edebilir miyim? Hyssops?

Nasılsınız Hyssops?

Sevgili Kraliçemiz nasıl?

Pek iyi değil ne yazık ki zavallı ihtiyarcık.

Her neyse! Gözlerden uzak bir bardak içki içelim mi?

İnsan saray hayatından bıkıyor!

-Çok haklısınız Ekselansları. -Evet.

-Çilek mi çikolata mı? -Çilek Ekselanslar.

-Çikolata lütfen. -Bana her zamankinden Twyning.

Kraliyet ailesinden olmanın birçok sakıncası var.

Doğru!

Gerçekten doğru!

Ne dedin Hyssops?

Gerçekten de çok doğru sadık kraliyet efendim...

Adın ne demiştin?

Lord Hyssops ekselansları.

Hyssops mı?

Hyssops.

Neden morardın Hyssops?

Ekselansları... İtiraf etmeliyim ki ben Lord Hyssops değilim.

Adım Alfred Salteena ekselansları!

Salteena! O zaman hizmetkârlarıma...

...neden kendini Lord Hyssops olarak yutturdun?

-Annesi bir Hyssops'tı ekselansları. -Ya babası?

-Naçizane bir kasaptı ekselansları. -Kasap mı? Senin mesleğin nedir?

-Demir ustası Ekselansları. -Demir ustası mı?

Clincham? -Ekselansları?

-Açıklar mısın lütfen? -Elbette Ekselansları.

Karşınızdaki bey deyim yerindeyse yorganın sağ tarafında...

...bir yer kazanmayı çok istiyor Ekselansları.

Anlıyorum.

Ben de ona sosyetenin kurallarını öğretiyordum.

-Ne kadar naziksin. -Bir dostuma iyilik ediyorum.

-Nasıl gidiyor peki? -Konu şu ki ekselansları...

...Saray'da iş var mı biliyor musunuz acaba diye merak ediyorduk.

Saray'da iş demek. Hoşlandığın bir şey var mı Salteena?

Ben, eğer açık bir pozisyon varsa...

...Kraliyet Faytonunun arkasında gitmesini önermiştim.

Kraliyet Faytonunun arkasında gitmek demek. At binebilir misin?

-Rüzgâr gibi gider, değil mi Alf? -Çok iyi!

Başbakan'la bu konuyu görüşürüm.

Binlerce kez teşekkür ederiz Ekselansları.

Gerçekten de binlerce, binlerce kez teşekkürler asil hukuki tazım.

Umarım yüce şahsiyetinizi kızdırmamışızdır Ekselansları.

Hayır, hiç de değil! Bu takdire şayan bir fikir Clincham.

Bak, ne diyeceğim Salteena? Sen bence Lord Hyssops olarak kal.

-Anlayamadım? -Hoşuna gider miydi?

Mükemmel! Lord Hyssops o hâlde! Çok güzel. Benim gitmem lazım.

Greenwich Arşidüşesinden vals sözü almıştım.

Hadi ben kaçtım!

Lord Hyssops!

Bir haftada asiller katına yükseltildin!

Hayatımda böyle bir şey duymamıştım!

Bu bir zafer Salteena! Beni duyuyor musun? Bir zafer!

Beni dinle!

Ne yapacağız, biliyor musun? Bir parti vereceğiz!

Kocaman bir parti! Kutlamak için! Buna ne diyorsun?

-Parti... -Herkesi davet edelim!

-Evet... -Bernard'ı davet edelim!

-Bernard, evet! -Çok iyi!

-Ethel'ı davet edelim! -Ethel'ı, harika! Ethel kim?

-Müstakbel karım. -Ethel demek?

Biraz hafifmeşrep galiba. Hadi Ethel'ı da davet edelim!

Partide ona evlenme teklif edebilirim!

Tabii ki edebilirsin Alf! Çok iyi fikir! Partide ona evlenme teklif et!

-Tanıştığımızı sanmıyorum. -Affedersiniz?

Adım Leydi Gay Finchling.

Kocam bir generaldi ama öleli birkaç yıl oldu.

Bir kadril dansı yapalım mı?

Ne yazık ki eskisi kadar tez değilim. Dizbağlarım da biraz...

Dans ve eğlence çok güzel ama...

...ona sahip olmadan asla mutlu olamayacağım!

Yalnız olduğumuz her gece...

...tüm erkeklerin gözlerinin ona takıldığını görüyorum!

Onu bir başkasına kaptırmadan bugün evlenme teklif etmeliyim!

Uyan Bernard! Uyan! Bir davetiye geldi!

"Saygıdeğer Clincham Kontu...

...Lord Bernard Clark ve Bayan Ethel Monticue'yu..."

...bu ben oluyorum; "Kristal Saray'daki konutunda...

...özel bir toplantıya içtenlikle davet eder."

21 Temmuz 1898'da Saat tam 20.00'da!

Bu gece Bernard! -Bu gece...

Tam zamanında geldi! Clincham Kontu Bernard!

Orada başka bir sürü Dük ve Kont olacak, değil mi Bernard?

Bir sürü insan! -Olacak, evet. Evet.

Konu şu ki orada kimler olacak, bilmiyoruz.

Geri geleceğim Ethel.

Yani herhangi birileri olabilir. Anlıyor musun?

Belki... Belki başka zaman... -Özel bir toplantı Bernard!

Ben daha önce hiç özel bir toplantıya katılmadım!

Aslında ben günü sayfiyede geçiririz diye düşünmüştüm.

Sayfiyede mi?

Evet, evet. Windsor'da seni kayıkla gezdirirdim.

Sen de sana aldığım o güzel beyaz elbiseyi giyerdin.

Yosunlu bir kıyıda öğle yemeğimizi yer...

...çevremizi kuşların cıvıltısı ve inek kokularıyla doldururduk...

Çok hoş olurdu Bernard. Bana aldığın yeni beyaz elbisemle...

...seninle nehirde gezintiye çıkmayı çok isterim ama...

...nehir ve kokan ineklerden sonra...

...Climpsham Kontunun toplantısına gidemez miyiz?

Başka birçok kont var...

Ama ben bu Kont'la tanışmak istiyorum Bernard!

Clinchcomb Kontu'yla tanışmak istiyorum!

Toplantısına gitmek istiyorum.

Ama vakit olmayacak! Vakit olmaz ki!

Windsor'dan dönmemiz lazım!

Üstümüzü değiştireceğiz! Daha...

Şu anda Windsor'a gitmek istemiyorum!

Ne?

Şu anda Windsor'a gitmek istemiyorum!

Ama...

Şu anda hiçbir yere gitmek istemiyorum!

-Sorun ne Ethel? -Birden çok mutsuz oldum.

-Lütfen mutsuz olma Ethel. -Oldum ama.

-Mutsuz olmanı hiç istemem Ethel. -İstemez misin?

Asla.

-Hiç mi? -Hiç.

O zaman neden ineklere, sonra da toplantıya gidemiyoruz?

-Gidebiliriz. -Pardon?

-Gidebiliriz. -Gidebilir miyiz?

-Elbette. -Evet!

Merak etme, hemen hazırlanırım çünkü dün gece banyo yaptım.

Şu anda uzun uzun yıkanmaya ihtiyacım yok.

-Çok hoş görünüyorsun Ethel. -Teşekkür ederim nazik efendim.

Zarif kırmızı rujumu beğendiniz mi? -Hem de çok, evet.

Yemek yemek ister misin Ethel? -Henüz değil Bernard.

Beni gezdirmen çok hoşuma gidiyor. -Güzel.

Biraz daha beklemenin senin için mahzuru olur mu Bernard?

Hayır, elbette olmaz Ethel.

Bana şarkı söyle Bernard.

-Sadece bir şarkı biliyorum. -O zaman onu söyle.

Değmiyor olsam bile...

Tanrım, açlıktan öldüm Bernard. Hadi pikniğimizi şimdi yapalım.

Hadi şurada yapalım.

Biraz daha içecek bir şeyler ister misin Ethel?

Hayır, teşekkür ederim. Tıka basa doydum.

O hâlde üstümüze gölge eden bu ağacın tadını çıkaralım.

Tamam. Ben biraz gözlerimi kapatacağım galiba.

-Ethel! -Ne?

-Yok bir şey. -Kimdi o?

-Bendim! -Ne yapıyorsun?

-Sadece sitem ediyorum. -Anlayamadım?

-Ethel! -Ne?

Sana karşı hissettiğim tutku çok yoğun.

Seni gördüğüm anda itibaren gece gündüz arttı!

Bernard! Bu çok ani oldu!

Hayır, hayır! Bu durumun korkmadan üstüne gitmeliyim!

-Ne zaman? -Şimdi.

Ah Ethel, benimle evleneceğini söyle bana!

Benimle evlenmelisin Ethel! -Seninle evlenmek mi?

Hayır dersen kendimi bu çamurlu nehrin...

...kıyısına vurmak zorunda kalacağım! -Yapma Bernard. Yalvarırım!

O zaman sen de beni sevdiğini söyle Ethel!

Seni seviyorum Bernard! Seni delicesine seviyorum!

Seni tutkuyla seviyorum! Erkeksi vücudun ve...

...yakışıklı aydınlık yüzünle sen benim için bir tanrı gibisin!

-Öyle miyim? -Evet Bernard!

-O zaman evlen benimle Ethel! -Seninle evleneceğim Bernard!

-Evlenecek misin? -Evleneceğim!

Benim müstakbel gelinim! Benim müstakbel gelinim!

Bernard! Bu mistik kelimeleri duyacağımı hiç sanmıyordum!

Ethel? Ethel! Ethel!

Bekle! Şu hoş kokulu nehirden...

...gerçek aşkımın solgun kaşlarına sürmek için su getireceğim!

Bayıldın sevgilim.

-Beni Gaierty Oteline götür. -Zevkle sevgilim.

Önce yiyecekleri toparlayıp kayığı çözeyim.

-Ya sonra Bernard? -Evet sevgilim?

Clinchcoomb Kontunun toplantısına!

Ama ben sandım ki... Şartlar gözü önüne alındığında...

...yalnız kutlarız diye düşünmüştüm... -Bernard!

-Clincham Kontunun toplantısına! -Nişanlandığımızı açıklarız!

-Evet. -Düklerin ve leydilerin huzurunda!

-Evet! -Evet!

-Bir düğme daha lütfen Bessie. -Bir düğme daha mı efendim?

-Bir düğme daha, evet. Lütfen. -Bir düğme daha...

Özür dilerim. Teşekkürler.

Tetiği çekiyorsunuz ve bom! Bitiyor, sonra parti veriyorsunuz!

Genç ziyaretçileriniz geldi efendim.

Bernard! Harika! Peki bu kim acaba?

Sizi Bayan Monticue'yula tanıştırabilir miyim?

Büyülendim! Mahzuru yoksa söylemek isterim, kesinlikle büyülendim!

Lütfen bana Ethel deyin.

İyi şanslar Alf.

Boğazım kurudu Bernard! Bir kadeh içki alabilir miyim?

-Elbette... -Budur işte! Hadi birer kadeh al!

Küçük Ethel'a ben göz kulak olurum Bernard.

Hadi, sen git eski dostum.

Beni herkesle tanıştırır mısınız lütfen?

Bir beyefendi var ki...

İşte! Tam da lafının üstüne! Mükemmel! Bayan Monticue.

Size hatırlıyor olabileceğiniz bir beyi takdim edebilir miyim?

Lord Hyssops! -Merhaba Ethel.

-Lord Hyssops mu? -Yakın zamanda bahşedilen bir unvan.

Hem de Ekselansları Galler Prensi tarafından.

-Döneceğim demiştim Ethel. -Tüm bunlar nasıl oldu peki Alf?

Hayır, hayır hayatım! Bu Lord...

Ben onun Doğu Dulwich'li Alfred Salteena olduğunu biliyorum.

Evet ama herkese duyurmanın da alemi yok canım.

-Şaşkına dönmüş gibisin hayatım. -Evet Alfred!

Lord Hazretleriyle Kristal Saray'a şöyle bir uğramıştık ve...

...o sırada Ekselansları Galler Prensi ile tanıştık.

Bodrum katında bir dairem var. -Neler karıştırdığın belli oldu.

-Hem iyi bir nedenim de var Ethel... -Merak ediyorsan söyleyeyim...

...ben de Knightsbridge'deki Gaierty Oteli’ndeydim!

Knightsbridge'deki Gaierty Oteli’nde mi?

Evet. Şiştin mi?

Benim seni nezaketle davet ettiğim Rickamere'den ayrılıp...

...gezip tozdun yani! -Evet!

Zavallı Bernard'ı da kasvetli evinde yapayalnız bıraktın şüphesiz!

Keyfinin yerinde olmasına sevindim! -Teşekkür ederim!

Son zamanlarda biraz solgun görünüyordun!

Senin havasız çevrende olunca şaşmamalı!

Söylesenize Kontum, tanışabileceğim başka dostlarınız var mı acaba?

Evet... elbette... Ben şimdi... Albayım! Nasıl...

-Ne yaptım, bilemiyorum Ethel! -Ne anlamda Alf?

Seni bu kadar öfkelendirmek için.

Birden kaçıp asalet unvanı alman bence çok gizemli bir şey.

O nedenle bence artık dostluğumuzu bitirsek iyi olacak.

Ama Ethel...

Sen artık bir Düşesle falan evlenmeyi de istersin şüphesiz!

Ben bir Düşesle falan evlenmeyi istemiyorum Ethel!

Gerçekten mi?

Ben bir gün seninle evlenmek istiyorum Ethel!

-Ben bunu bilmiyordum Alf. -Ama ben biliyorum Ethel!

Seni her zaman sevdim ve şu anda da delicesine seviyorum!

-Ama ben seni sevmiyorum Alf. -Anlayamadım?

Seni sevmiyorum Alf.

Ama beni bu amaçla ziyaret ettiğini sanıyordum.

Hayır.

-Evlensen belki bir gün... -Ne?

-Beni sevebilirsin. -Aslında hayır Alf. Özür dilerim.

Yine de sorduğun için teşekkürler! -Ama bu çok büyük bir acı Ethel!

Sensiz hayatımın hiç tadı olmayacak! -Alfred!

Bir gün bu kötü sözlerine pişman olacaksın Ethel!

Erkek gibi davran lütfen! Alfred!

Adım Alfred değil! Ben artık Lord Hyssops'um!

Ve bunu sadece senin için yaptım Ethel!

Seni hep sevgiyle hatırlayacağım Alfred.

Bu da hiç olmamasından iyidir herhâlde.

Evet. Seni gördüğüme sevindim Alf.

En azından başkasıyla nişanlı değilsin. Yoksa bu acıya dayanamazdım.

Evet.

Bak, kimi buldum! Bu Ethel olmalı!

Kesinlikle haklısın. Çok hoşmuş!

Benim adım Leydi Gay Finchling hayatım.

Kocam Hindistan'da mı neydi ama birkaç yıl önce öldü.

Lord Hyssops! Orada ne yapıyorsunuz?

Bir an için evlenme teklif ediyorsunuz sandım!

Ama böyle bir şey kabul edilemez!

Çünkü bakın şimdi kimle tanıştım. Lord Clark! Nişanlınız!

Merhaba eski dostum Alf.

-Nişanlı mı? -Doğru, evet.

Bu ne büyüleyici bir yaratık genç adam.

Evet.

Sana yazmadığım için özür dilerim. -Hayır.

-Durum biraz karıştı. -Evet.

Yine de... Çok iyi iş çıkarmışsın Clincham.

-Ne demek, eski dostum! -Çok iyi toparlanış.

Sence de öyle değil mi Ethel? -Çok.

Her neyse... Polka yapmak ister misin Ethel?

-Olur. -Çok güzel.

-Gidelim mi? -Neden olmasın?

-Lord Hyssops? -Hiç sanmıyorum. Teşekkür ederim.

-Leydi Gay Finchling? -Teşekkür ederim!

Bayan Ethel Monticue Lord Bernard Clark'la...

...10 Ağustos saat 14.30'da St. Paul Katedralinde evlenecek.

Burada olanlar arasında...

...bu iki insanın evlenmesine bir "yani" olduğunu....

...mani olduğunu bilen varsa...

...şimdi konuşsun.

Sen Ethel Mable Monticue...

...Lord Bernard Clark'ı eşin olarak kabul ediyor musun?

Ediyorum.

Ya sen Lord Bernard Clark...

...Ethel Mable Monticue'yu eşin olarak kabul ediyor musun?

Ediyorum.

O hâlde Tanrı'nın birleştirdiği bu iki insanı kimse ayıramasın!

Düğünlerinin ardından Bernard ve Ethel balayına çıktılar.

Orada birlikte oldular ve saçları çıkmış bir oğulla döndüler.

Güzel, kilolu bebeğin adı Ignatius Bernard’dı.

Altı çocukları daha oldu. Dördü erkek, üçü kız.

Bazıları da ikizdi.

Ve Ethel oldukça kilo aldıysa da Bernard onu hep sevdi.

Bernard. Dik dur!

Ignatius! Kes kıpırdanmayı!

Ve neredeyse ölene dek mutlu yaşadılar.

Büyük bir evleri oldu ve birçok parti verdiler.

Ya Bay Salteena?

Bay Salteena nihayet Kontun yardımı ve...

...Galler Prensinin lütfu sayesinde...

Kalkın Lord Hyssops! Sizi Kraliyet aracının bakıcısı ilan ediyorum!

...ruhunun açlığını çektiği işe kavuştu.

Bekle. Sakin. Sakin.

Böylece Alfred atı üstünde yağmur çamur dinlemeden...

...Majestelerine gururla hizmet etti.

Sonra bir gün...

Çok güzel Alf. Umarım burada mutlusundur.

Ben artık gitmeliyim. Hoşça kal eski dostum.

Hoşça kal sevgili Alf!

Clincham Kontu birden Leydi Gay Finchling’le evlendi.

Ve onun Northumberland’deki büyük konağına taşındılar.

Hoşça kal!

Ve Kont eski günlerin hatırına dairesini ve...

...ihtiyaç duymayacağı birkaç eşyayı Alfred’e bıraktı.

Günler, aylar geçti.

Asiller arasındaki egzotik hayat tarzına rağmen...

...Bay Salteena gittikçe daha da yalnızlaştı.

Sonunda artık bekâr hayatına dayanamayacağına karar verdi.

Bacaklarım artık at binmeme izin vermiyor.

O nedenle Majestelerinden izin aldım ve...

...Doğu Dulwich'teki eski evime dönüyorum.

Doğu Dulwich mi? Pekâlâ efendim.

Şeyi merak ediyordum... Başka bir şey olmazsa...

...ve senin için zahmet olmayacaksa...

...benimle gelme şerefini bana bahşeder misin acaba?

Ve Alfred ölene dek Bessie’yle kaldı.

Evde bebek gürültüsü olmadığı sürece mutluydu da.

O zamanlar Ethel Monticue’yu hayal ediyor ve...

...kendisini bir saniye olsun sevmemiş olmasına rağmen...

...keşke onunla evlenebilseydim diyordu.

Ama Ethel yıllar önce onu ziyarete gelmemiş olsa...

...anlattığım bu maceraların hiçbiri gerçekleşmeyecekti.

Ve kendisi de onu gerçekten seven Bessie Topp’la tanışamayacaktı.

Keşke bunu bilseydi.

Son. Yazan Daisy Ashford. Dokuz yaşında.

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.