All language subtitles for Invasion.S03E10.720p.TR

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic Download
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English Download
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French Download
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

Oksijenimiz bitti. Hava çok zehirli. Dinlenmeliyiz.

Öyleyse dinlenin.

Senin dinlenmen gerek. Ben neye ihtiyacım olduğunu biliyorum.

Bu şekilde devam edemem.

Sen doktorsun, değil mi?

Artık değilim.

Bak, yaşadıklarını anlıyorum. Ben de bu savaşta ailemden insanlar kaybettim.

O yüzden katıldım. Ama ne için savaştığımızı unutma.

Daha önemli görevi korumak için.

Durmayacaklar.

O durmayacak. Biz de duramayız.

Yetişemiyorsa yetişemez.

O sadece bir insan.

Biz de insanız.

Bunu gözden kaçırırsan savaşı çoktan kaybetmişsindir.

- Bana lazım. - Bir saat oldu.

Ciğerlerim yanıyor.

Yeter!

- Ne yapıyorsun? Ona ihtiyacımız var. - Hayır! Yok.

Neye ihtiyacımız varsa onlar sağlayacak.

- Ama ciğerlerim... - Yeni dünyaya alışmaya çalışıyorsun.

Hissettiğin o ateş bunu bitirmek için ihtiyacın olan yakıt.

Havayı ciğerlerinize doldurun.

Çekin içinize!

Şimdi.

Nasıl hissediyorsunuz?

Yakıyor.

Güzel.

Bunun bir sebebi var.

Tüm bunların bir sebebi var.

Dışarıdaki düşmanlarımızın bile.

Kazanmalarına izin verirsek

ana gemiyi ve içindeki tüm sevdiklerimizi yok edecekler.

Ama onları durdurursak,

bu savaşı bugün kazanırsak

kurtarıcılarımıza layık olduğumuzu kanıtlamış olacağız.

Sonsuzluğunuzu kazanmaya hazır mısınız?

Bir arkadaş demişti ki, şu anda biraz delirmemek delice olurdu.

Ve bu...

Bu tamamen delilik.

Hey. Buraya döndüğün için korktuğunu biliyorum.

Hepimiz korkuyoruz.

Oraya gireceğiz, bizi labirentten geçirip merkeze götüreceksin,

bombayı atacağız, çıkacağız ve işimiz bitecek.

Girip çıkacağız.

- Trev? - Evet.

Bunu yapabilirsin.

Caspar'ı orada kaybettim.

Ben de kaybettim.

Sana geldim.

Ona orada ne olduğunu öğrenmek için dünyanın öbür ucuna uçtum.

Artık umurumda değil.

Gelecek için savaşıyorum Trev.

Hepimizin geleceği için.

Buranın dünyada olmak isteyeceğin son yer olduğunu biliyorum.

Ama oradakini yok edersek o zaman

belki de orada hâlâ dolaşan hayaleti yok edersin.

Verna, bunu görmelisin.

En fazla yarım mil gibi görünüyor.

Tek başına.

Anne sağlar.

Dağılın.

Ve ona her taraftan mı saldıralım?

Hayır.

Onu ben hallederim.

Halledebileceğinden emin misin?

Dağılın. Diğerlerini bulun.

İki kişilik ekip olun.

Gelecekler.

Gördüğünüz yerde vurun onları.

Sen.

Buraya gel. Yarana bakayım.

Son test.

Hâlâ bir şey yok. Isı sinyali yok.

- Bunun onların izi olduğundan emin misin? - Evet, eminim.

- Daha hızlı hareket etmeliyiz. - Yapamayız Aneesha.

Hey! Burada bir şey buldum.

Ayak izleri.

Bir grup buradan ayrılıyor.

Diğerleri iki kişilik takımlara ayrılmış.

- Ve tazeler, kenarları hâlâ keskin. - Hangisini takip edeceğiz?

Çok fazla var.

- Bu Verna olmalı. - Bunu bilemezsin.

Kimsenin geri dönmesine, ayrılmasına izin vermeyecek.

Bu o.

Ana gemiye gidiyor.

Galiba burada bir şey buldum.

Ama bu...

Bu kesinlikle insan değil.

Bu ne böyle?

Avcı-katil değil.

Mitsuki'nin gördüğü uzaylılardan biri olmalı.

Her neyse taze değil. Çoktan gitmiş.

Bizi endişelendiren onlar.

Dağılalım ve...

Siper alın!

- Sam! - On bir yönünde iki nişancı var.

- Kalkma! - İkiden iki kişi daha geliyor.

Orada mı?

Onu görüyor musun? Verna?

Şekiller var. Bilmiyorum.

Samson!

Bilmiyorum.

Hey! Geri çekilin!

Ona ihtiyacın yok.

Silahsızım.

Arkadaşların,

bunu bana onlar yaptı.

Şu anda adamlarımın geri kalanını öldürüyorlar.

Ben yalnızım.

Tek ortak noktamız bu değil.

Değil mi?

Kim olduğunu biliyorum.

Güzel.

Ben de seni tanıyorum.

Hakkında her şeyi biliyorum Mitsuki.

Seni uzun zamandır tanıyorum.

Söylemeliyim ki

güçlerin beni büyülüyor.

Yeteneğin.

Onlarla iletişim kurman.

Onlar gibi olman.

Kendilerinden çok daha büyük bir şeyin parçası olduğunu bilmeyen

insanlarla dolu bir dünyada yaşamak zor olmalı.

Sana ne yaptıklarını biliyorum.

Boynundaki o yara izi.

Nereden geldiğini biliyorum.

Uzaylılar katil diyorlar ama biz gerçeği biliyoruz, değil mi?

İnsanoğlunun acımasızlığını biliyoruz.

Ben de uzaylıların öldürdüğünü gördüm.

İnsanlar kaybettim.

Hatırlamıyorum bile çünkü...

Ya sana şöyle desem...

Kaybettiğin her kim olursa olsun

geri alabilirsin?

Sevdiklerinin o geminin içinde olduğunu söylesem?

Ruhları hâlâ çok canlı.

Bu doğru değil.

- Onlar sadece anılar. - Ben buna inanmıyorum.

Ama inansaydım bile

en azından hâlâ onların anısına sahip olurdun.

Bu da şu an sahip olduğundan daha fazlası.

Öyle değil mi Mitsuki?

Vuruldum.

Tamam.

- Kötü mü? - Kurşun girip çıkmış.

Temiz ama dolaşımı kesmemiz gerek.

Tamam.

- Hazır mısın? - Evet.

Benimle kalın!

Hey.

Teşekkürler doktor.

Al.

Her şey yolunda.

İyi olacaksın.

İyiyim ben! Hadi!

Koru beni!

Nerede o?

Verna nerede?

Her yerde.

Yerini söyle.

Kurtuluş geliyor.

Bu da ne demek şimdi?

Gemiye gidiyor ve hepinizi durduracak.

Sen sadece testin bir parçasıydın.

Giriş yolunu nereden biliyor?

Anne sağlar.

Bize seninkilerden birini verdi.

Koş Jason!

Verna gemiye gidiyor

ve sanırım Mitsuki'yi almış.

Onu nereden biliyorsun?

Az önce söyledi. Mitsuki onun giriş yolu.

Uzaylılarla iletişim kurmasının yolu. Onun kazanma yolu.

Onu durdurmamız gerek. Buna bir son vermeliyiz.

İkimizin de amacı aynı.

Git hadi.

Seni korurum. Onları meşgul edeceğim.

Beni takip et!

Kozmik okyanus.

Bunu daha önce de yaptın. Burada tek başına hayatta kaldın.

Artık yalnız değilsin.

- Trev? - Efendim?

Yalnız değilsin.

Hadi şu karanlık geçidi bulalım, olur mu?

Bu, Caspar'ın yaptığı son şeydi.

Parçayla.

Caspar!

Geri fırladığında elindeydi ve...

İletişimi kesti.

Buradan akım geçmiyor, iletim yok.

Tüm sinirsel sinyaller ölü bir sinir gibi kesilmiş.

O yüzden karanlık.

İşe yarayacak. Bomba.

İşe yarayacak.

Elindeki o küçük parça bunu yapabiliyorsa...

Ben bir dâhiyim.

Bu yeni bir şey değil ama biraz vakit geçti.

Bombayı hedefe ulaştırmamız gerekiyor.

O nasıl?

Trevante?

Nasılsın?

Son koşuyu yapmaya hazır mısın?

İki yıl oldu.

İki yıl boyunca buradaydım.

Uyuyamadım.

Gözlerimi bile kapatmadım.

Çünkü tek yapabildiğim onları duymak, hissetmekti.

Şimdi hepsini hatırlıyorum.

Onları hâlâ hissedebiliyorum.

- Hâlâ onları duyabiliyorum. - Ben duymuyorum Trev.

Evet ama hâlâ buradalar.

Evet, buradalar.

Peki, onlar bizi bulmadan bu işi halletmeye ne dersiniz?

İki yıl. Trev...

Kendin söyledin.

İki yıl, seni öldüremediler.

Öldürmeleri gerekirdi çünkü ölmeyi hak ediyorum.

Evet ama ölmedin

ve buradasın.

Belki de bunun bir sebebi vardır.

Belki hayatta kalmanın bir sebebi vardır.

Sen hayatta kaldın Trev.

Ben de öyle.

Belki olanlardan sonra yine buluşmamızın bir sebebi vardır.

Onca zaman.

Belki de bunu, tüm bunları birlikte bitirmemiz gerekiyordu.

Tamam.

Pekâlâ evlat.

Hâlâ çocuk değilim ama evet.

Evet. Demek istediğimi biliyorsun.

Tamam. Hazırız Nikhil.

Hazırız Nikhil.

Nikhil, hazır mısın?

Nikhil?

Neler oluyor?

Sesimi dinle.

Bu tam olarak askerlerin üste yaşadıkları şey.

Burada benimlesin. Bizimle birliktesin.

Kapana kısıldı.

Bir anıya hapsolmuş.

Hop!

Nikhil.

Nikhil, uyan.

Nikhil!

Duydun mu?

Evet.

Evet.

Değişiyor.

Bu yeni bir sinyal. Yeni bir mesaj.

Ne diyor?

Dokunmayacak mısın?

Dokunursam zihnim...

Ben çok fazla şey görüyorum.

Kovan zihninin içini görebiliyor musun?

Tanrı'nın gücüne dokun.

Neden duruyorsun?

Zihnim bunu kaldıramaz.

Yeterince güçlü değil.

Sana bunu mu taktılar?

Bu tasarımı biliyorum. Dharmax'ten.

Avcı-katilleri böyle evcilleştirdiler, güçlerini azalttılar.

Ama şimdi sana yapıyorlar.

Daha da kötüsü. Sen kendine yapıyorsun.

Serbest kalman gerekirken kendini tutuyorsun.

Saldırın.

Sinyal bu. Mesaj bu. "Saldırın."

Kovan'ın tekrar tekrar söylediği şey bu.

Nikhil, sesimi dinle.

Burada benimlesin. Bizimle birliktesin.

Trev, bir şey söyle.

Trev, lütfen. Hadi. Yapmak zorundasın...

Hayır. Hayır.

Trevante, hayır.

Benimle kal. Trevante.

Trevante!

Dostum. İyi misin? Chavez?

Siktir!

Trevante? Bana geri dön.

- Lütfen. Sesimi dinle. - Bana yaklaşan ölür.

Sesimi dinle.

Yapma bunu. Bana geri dön!

Kapıya bakma.

Kapıya bakma.

Orada bir şey var.

Orada kal.

Dur dedim yoksa onu öldürürüm.

Kocamı öldürdün.

Onu benden aldın.

İnsan hayatı sonludur.

- Biz sonsuzluk için savaşıyoruz. - O zaman kendi hayatını ver.

Yeğenini feda ettiğin gibi kendi hayatını feda et.

O seni bir anne gibi sevdi ve sen onu bir hiç uğruna öldürdün.

Olacakları göremiyor.

Her şeyi görüyorum.

Tüm yalanlarını görüyorum.

En başından beri.

Bir adım daha atarsan onu öldürürüm.

Sonra da ben seni öldürürüm.

Aileni kurtarmak istiyorsan yolu bu Aneesha.

Yeni dünyada hep birlikte olabilirsiniz.

Etrafına bak!

Dünyamızı öldürüyorlar.

Sadece onlara layık olduğumuzu göstermeliyiz.

Neye layık olduğumuzu?

Kaybettiklerimizle yeniden bir araya gelmeye.

Sadece kendimizi kanıtlamalıyız.

Ve sonra onları geri alabiliriz.

Sonsuza dek bizimle birlikte olabilirler.

Bütün mesele bu, değil mi?

Birini kaybettin

- ve tüm bunları uydurdun, böylece... - Ben bir şey uydurmadım.

Ben gördüm...

Görmek istediğini gördün.

Yalanlar uydurdun çünkü gerçeği kaldıramadın.

Beni tanımıyorsun.

O bakışı biliyorum.

O acıyı biliyorum.

Neredeyse unutuyordum...

Ta ki sen hepsini geri getirene kadar.

O tetiği çekmeyeceğini de biliyorum

çünkü o gemiye girmenin tek yolu o.

O kadar körsün ki gözünün önündekini göremiyorsun.

Mitsuki, ona nereye gideceğini söyledin mi?

Giriş yolunu?

Hadi gidelim.

Mitsuki, gidelim.

Onları durdurmak zorundayız.

Sana zarar vermeyecektim.

Sesimi dinle. Lütfen.

Sadece sesimi dinle.

Yapma bunu. Bana geri dön.

O kelimeleri biliyorum.

Gerçek değil.

Bu gerçek değil.

Her zaman sana ulaşmanın bir yolunu bulmayı başardım.

Şimdi de sen bana ulaşmanın yolunu buldun.

Tıpkı Manş Tüneli'nde söz verdiğin gibi, hatırladın mı?

Öldüğünü gördüm.

Evet, bir parçam öldü.

Hayır, bunlar onlar. Bu...

Bu gerçek olamaz.

Neden olmasın?

Ben komadayken bana ulaşmıştın.

Neler oluyor?

Elimi tuttuğunda hayatta olduğumu hissedebiliyordun.

O an...

Sana bir mesaj gönderiyordum.

Vazgeçmemeni söylemek için her şeyimle sana ulaşıyordum.

Bırakmamanı.

Ve sen elimi tuttun.

Tuttun.

Saatlerce.

Seni hâlâ hissedebiliyordum.

Hiç bırakmadın Jam.

Şimdi de buradasın.

O gitti mi?

Seni bıraktı mı?

Neden onu vurmadın?

- Nişan alamıyordum. - Neden onu haklamak için beni vurmadın?

Sen düşman değilsin Mitsuki.

Ona bakma.

Lütfen bakma.

Hop.

Caspar, onlara yardım edebilir misin?

Çok güçlü.

Onu durduramam.

- Bana nasıl yardım ediyorsun? - Çünkü birbirimize bağlıyız Jam.

Sen ve ben hep öyleydik.

Bunu hiçbir şey durduramaz.

Caspar, lütfen.

Bunu durdurmanın bir yolu olmalı.

Çok güçlüler.

Uzaylılar,

zayıflıklarımızı biliyor.

Bizi nereden vuracaklarını, inciteceklerini biliyorlar.

Yapabileceğin bir şey olmalı.

Özür dilerim.

- Her seçeneği denedik... - Hayır, oğlum için öyle deme.

O bu dünyaya geleli daha iki yıl oldu.

- Senden bir şey yapmanı istiyorum. - Biz...

Elimizden geleni yaptık.

En çok korktuğumuz anılar.

Gömmeye çalıştığımız her şey.

Hop.

Bu daireleri ben yönetiyorum

ve burada kumar oynandığını biliyorum.

Burada kumar yok efendim.

- Biliyorum dedim. - Yapma.

Bahisleri kim topluyor, öğrenmek istiyorum.

Ve lanet paramı istiyorum.

Dediğim gibi, neden bahsettiğinizi bilmiyorum.

Kim o? Sen misin?

- Baba. - Çocukları korkutuyorsun.

- Evden çık. - Baba?

- Evden çık. Çık! - Hey!

Pia!

- Pia! - Anne...

Anne.

Onlara ulaşmadan önce onu durdurmalıyız.

Yardım edecek misin?

Sen düşman değilsin Mitsuki.

Ne olduğumu bilmiyorum.

Bana bak.

Sen haklıydın.

Biz uzaylılar gibi değiliz.

Birlikte düşünmüyoruz.

Birlikte savaşmıyoruz

ve birlikte iyileşmiyoruz.

Ve zayıflığımız var.

Anne.

Ne yaptın sen?

Para için...

Ne yaptın?

Pia?

Ama birbirimiz için denemeye devam ediyoruz.

Benimle savaş.

Birlikte savaşabiliriz.

Tamam mı?

Bana söylediği son şey buydu.

Clark'ın.

"Denemeye devam et."

Denemeye devam edeceğimize söz verdik.

Gidelim.

Geliyor musun?

Mitsuki?

Özür dilerim.

Yaklaşıyorlar.

Burada nasıl hayatta kaldın?

Şimdi ne diyorsun?

Saldırın...

Saldırın...

Nikhil.

Mitsuki.

Hayır, hayır.

Mitsuki.

Hayır. Üzgünüm.

Bunu yapamayız. Ben bunu yapamam.

Bunu yapmana izin veremem!

Siktir git!

Siktir git!

Mitsuki!

Mitsuki, uyan! Mitsuki!

Uyan!

Özür dilerim!

Mitsuki.

Bu gerçek mi?

Beni kurtarmaya mı çalıştın?

Mitsuki.

Neden bana söylemedin?

Bir

önemi olur muydu?

Evet, olurdu.

Artık çok geç.

Herkese ihanet ettim.

Her şeyi yok ettim.

Lanet olsun.

Caspar, hayır.

Caspar, hayır.

Burada öldüğünü...

...hatırlıyor.

Dediğim gibi,

zayıflığımızı biliyorlar.

Hiç gömmediğimiz şeyleri.

Hayatıma devam ettim sanıyordum.

Cidden öyle sanıyordum.

Sonra Trevante'yi gördüm ve her şey geri geldi.

Buraya, sana yaptıkları için burayı yok etmeye geldim.

Geleceğini biliyordum.

İnanmayı hiç bırakmadım.

Senin bana inanmayı bırakmadığın gibi.

Şimdi görüyorum.

Ben her şeyi görüyorum.

Gömemediğim şey sensin.

En zor anımsın Casp.

Benim zayıflığım sensin.

Jam?

Seni hiç unutmadım.

Hiç unutmadım.

Jam?

Jam,

ne yapıyorsun?

Ne yapıyorsun?

Jam.

Seni bırakıyorum.

Güle güle Caspar.

Lanet olsun.

Mitsuki!

Onlara yardım etmem gerek!

Koş Mitsuki!

Oraya vaktinde varamam.

Bu...

Mitsuki.

Onları uzaklaştırıyor.

Kendisine doğru.

Bize şans veriyor.

Öyleyse gidip işlerini bitirelim.

Gelin ve beni alın.

Gidelim.

Bir hiç uğruna öldü.

Kocam.

Onu öldürdün, hepsini bir hiç uğruna öldürdün!

Onlar daha iyi bir dünya için öldü.

Onun için hepiniz öleceksiniz.

Caspar.

Burası onu kaybettiğim yer.

Burası onu bıraktığımız yer.

Geçmiş geçmişte kaldı Trev.

Evet, bunu olabildiğince çabuk geçmişimize gömmek istiyoruz.

O zaman gidelim buradan.

Mitsuki'yi almamız gerek.

O şeyleri bizden saklıyor.

- Onlara yaklaşırsak onlar... - Onsuz gitmiyorum.

Onu tekrar bırakmayacağım.

Tamam.

Tamam. Her şey yolunda.

Yürüyün.

Mitsuki!

Mitsuki! Neredesiniz?

Mitsuki!

Mitsuki!

Mitsuki!

Ben buradayım!

Mitsuki!

Mitsuki!

Ölüyor.

Başardık.

Mitsuki.

Mitsuki.

Mitsuki!

Zihnini aç.

Onun ne olduğunu hiç hatırladın mı?

Her şeyi içine al.

Güneş ışığını özleyeceğim.

Özgür olabilirsin.

Bunu yapmayı sevmediğini biliyorum.

Yani seni seviyorum.

Mitsuki.

Buradan hemen gitmeliyiz.

Buradan gitmeliyiz. Hadi, hadi.

Her şey bitti Verna.

Her şeyi mahvettin.

Sadece kız kardeşimi görmek istedim.

Durumumuz nedir?

Birliklerimizin avcı-katilleri

tekrar durdurduğuna dair Kuzey Afrika'dan raporlar var.

Doğu sahilindeki WDC güçleri de aynı şeyi doğruluyor.

Ana gemi artık iletişim kurmuyor.

Tüm sinirsel ağları çöktü.

Avcı-katiller kendi başlarına çalışıyor.

- Sinyal yok. - Kovan zihin yok.

Merkezî komuta yok.

Şimdi adil bir savaş oldu.

Efendim.

Ölü bölgede bazı hareketler tespit ediyoruz.

Isı sinyalleri. İnsan.

Bizimkiler mi?

Emin değilim.

Ön saflardan yeni bilgiler alıyoruz.

Görünüşe göre savaşın yönü değişti ve insan güçleri...

İlk zafer Tianjin Vilayeti'nden bildirildi.

Askerlerimiz istilacıları geri püskürtmeye başladı.

Geçit alanlarına yakın bölgelerdeki hava zehir seviyeleri

yıllardır ilk kez düşüyor gibi görünüyor ve insanlığa...

Takviye kuvvetler iki ve beşinci geçit alanlarına ulaştı.

Askerler bir grubu

geçide kadar geriletmeyi başardı.

DSK yetkilileri uzaylıların

artık tek başlarına savaştıklarını doğruladı.

Son bilgiler avcı-katillere karşı

kovan zihni bağlantısının yokluğunda uygulanan stratejinin

şimdiye dek başarılı olduğunu gösteriyor...

Komutan Cole göreve hazır efendim.

Binbaşı Cole demek istiyorsun.

Altıncı kuadranttan iz yok efendim.

Aramaya devam edin.

Orada bir yerlerde olmalı.

Efendim, belki de biraz uyumalısınız.

Onu bulana kadar olmaz.

Anne!

Çok üzgünüm.

Baban bunu almanı istedi.

Onu hepinize yazdı.

Bitti mi anne?

Bilmiyorum.

Ama ne olursa olsun

bunu birlikte atlatacağız.

Hadi gidelim.

DÜNYA - 1. GÜN, İSTİLA SONRASI

Alt yazı çevirmeni: Orhan Cevher

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.