Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
Sokakları, bizim son zamanlarda yakaladığımız gibi zombilerle dolu.
- Alo? - Alicja' hanıma bir şey oldu.
- İnan ki o fentanil... - Bekle.
Tekrar et, sakince.
Detayını bilemem ama Alicja hanıma bir şey oldu.
- Ne? - Oraya gidin.
- Nerede yaşıyor? - Żytnia Caddesi, No:12, daire 8.
Ona bir bakayım.
Bir dört üç altıdan sıfır sıfıra ve Pomorzany'deki tüm birimlere.
Saldırı ihbarı, 12 Żytnia Caddesi, daire sekiz.
Kurban olduğu iddia edilen kişi Alicja Bochenek.
Yok artık!
Sıfır-sıfır, anlaşıldı.
Madejski, Kamińska, 118. Birim giriş yapıyor. En yakın biziz.
İki dakika içinde orada olacağız.
Alicja Bochenek, dün karakoldaydı.
Kontrol ettim. Ölmüş.
Bu çok boktan bir durum.
Ne zamandır buradasınız?
Bir kaç dakika.
Eldivensiz mi? Aferin size.
Her neyse, rüya takım geliyor.
Gelip şuna bir bak.
Kadın bir satıcıymış.
Ne?
Bak. Bir tasnif odası.
Fakir öğretmen ekstra paraya ihtiyaç duymuş.
Bu illeti çocuklara satmak iğrenç bir şey.
Ama karması onu yakalamış.
Nasıl gidiyor?
Muhtemel ölüm nedeni kan kaybı.
Ayrıca gözle görülür mücadele işaretleri de var.
Görünüşe göre merhum uyuşturucu paketliyormuş.
Önemli miktarda madde bulamadık.
Telefon, tablet ya da dizüstü bilgisayar gibi
diğer elektronik cihazlar da yok.
- Bu mantıklı. - Pek değil.
Şu tasnif odasına bir bakın.
Sanırım biri onu soymak istemiş.
Pekala, adli tabip yolda.
İşiniz bittince hepsini laboratuvara gönderin.
Alicja Bochenek, 33 yaşında, 150 no'lu lisede biyoloji öğretmeni.
Bu sabah dairesinde ölü bulundu.
Yüzünde çürükler vardı, burada bir kafa travması var.
Olay yeri incelemesi, düşüp başını masaya çarptığını
ve ölüm nedeninin bu olabileceğini gösteriyor.
Evinde cep telefonu ya da dizüstü bilgisayar bulunmadı.
O eşyalar çalınmış olabilir.
İlginç bir şekilde, yatak odasında blender, ısıtıcı
ve tartı gibi ev aletleri bulduk.
Uyuşturucu paketlemek için bir ev düzeneğine benziyor.
Belki de parasız bir keş
onu ziyaret etti, aralarında kavga çıktı ve sonuç bu oldu.
- Aynen öyle. - Bir dakika lütfen.
Bayan Alicja'yı tanıyordum. Olay yerindeydim.
Bence, biri cinayet sebebini kurgulamış gibi görünüyor.
Birileri tam da böyle görmemizi istiyor.
Tamam. Zawieja ve Woźniak.
Okula geri gidin
müdürle, diğer öğretmenlerle ve öğrencilerle konuşun
ve kurbana dair olabildiğince çok şey öğrenin. Tamam mı?
Trepa ve dedektif ekibi, Alicja Bochenek'in sabıka kaydına
ve uyuşturucu kaçakçılığına bulaşıp bulaşmadığına bakın.
Madejski ve önleme birimi, günlük görevlerinize dönün yani...
- Hizmet ve koruma. - Doğru.
Gözleriniz ve kulaklarınız açık olsun. Teşekkürler.
Gerçek hiç hoş değil, şehre inmiş fentanil.
Pekâlâ?
Ölüm nedenine dair bir teorin var mı?
- Ne? - Sence o bir satıcı mıydı?
Belki de bir kaç uyuşturucu bağımlısının elinde öldü, değil mi?
Woźniak. Sakin ol lütfen.
Hadi ama, Dedektif.
Bir teorin olmalı.
Şöyle söyleyeyim. Bildiğim tek şey hiçbir şey bilmediğim.
Ne güzel. Bu da bir şeydir.
Bir yerden başlamalısın, değil mi?
O sadece bir öğretmen değildi.
Öğrencilerinin hayatlarına dahil olurdu. Onları önemserdi.
Ailevi sorunu olanlara yardım ederdi. Bir nevi hamiydi.
- Onların listesini alabilir miyim? - Evet, tabii ki.
Düşmanı varmış gibi görünmüyor.
Hayır, herkes onu severdi.
Peki ya arkadaşlar?
Okulda yakın olduğu biriyle konuşabilir miyim?
Ona en yakın olan kesinlikle Grzegorz Lewandowski idi.
İngilizce öğretmeni.
Hoşça kalın.
- Hoşça kalın. - Hoşça kalın.
Hoşça kalın.
- Merhaba. Bay Grzegorz Lewandowski? - Evet, benim.
Biraz konuşabilir miyiz?
Neden? Yine bir şey mi oldu?
Çavuş Katarzyna Zawieja, Memur Tomasz Woźniak.
Müdür bize Alicja Bochenek ile yakın arkadaş olduğunuzu söyledi.
Bu doğru mu?
Evet, birbirimizi tanıyoruz.
Alicja Bochenek ile ilgili devam eden bir soruşturma var.
Maalesef soruşturmanın selameti açısından başka ayrıntı veremem.
İfade vermek üzere
karakola gelmenizi istiyoruz.
Elbette, oradaki dedektifler daha fazla bilgi sağlayacaktır.
Üzgünüm, söylediklerinizden pek bir şey anlamıyorum.
Bizimle gelecek misiniz?
- Elbette, ama ben... - Sorun değil.
Toparlanın, biz burada bekleriz.
Affedersiniz. Konu tam olarak nedir, söyleyebilir misiniz?
Sanırım bilmeye hakkım var, değil mi?
Dediğim gibi, bu durumda
size hangi bilgileri vereceklerine karar vermek dedektiflere kalmış.
Bizim görevimiz sadece sizi oraya götürmek.
Ayrıca, yanlış bir şey yapmadıysanız, korkacak bir şeyiniz yok.
Değil mi?
Dur. Kenara çek.
Üzgünüm, daha önce Kamil'den bahsetmedim. Sizi aramamı o söyledi
Sorun yok.
O uyuşturucu taşıyor
çünkü babasına bakmak zorunda ve...
Hepsi aptal Kuba'nın suçu çünkü onu bir doz almaya ikna etti.
Kuba hava atmak istedi.
Kamil onun fentanil olduğunu bilmiyordu. Amfetamin falan sandı.
Alicja hanıma olanları anlattım, o da onu bulmaya gitti.
Ve şimdi o öldü. Ve bilmem...
Peki, sence Kamil'in bununla bir ilgisi var mı?
Hayır, şu an berbat durumda. Onun için endişeliyim.
Olay üstüne kalır diye saklanması gerektiğini söyledi.
- Tamam. Kamil'in soyadı ne? - Pawlak.
Adresini hatırlıyor musun, araştırayım mı?
- Ne yapacağımı bilmiyorum. - Dinle.
Eğer Kamil sana ulaşırsa, ona numaramı ver.
Söyle beni arasın, ona ancak böyle yardım edebilirim.
Anlıyor musun? Tamam mı?
Buraya gel.
Çok cesursun.
Bu taraftan.
Selam. Emin ellerdesin.
Dedektif Müfettiş Trepa. Ceketinizi çıkarın ve oturun.
Ve kimliğiniz, lütfen.
Bana ne olduğunu anlatabilir misiniz?
Yakında her şey netleşecek.
- Mesleğiniz nedir? - İngilizce öğretmeniyim.
Alicja Bochenek ile ilişkiniz neydi?
Ne demek "neydi"?
Bayım, Bayan Alicja'ya
en yakın kişi olduğunuzu öğrendik.
Bu yüzden ilişkiniz neydi diye soruyorum.
İş arkadaşı mı, arkadaş mı, sevgilisi mi, kocası mı?
Hangisi?
Tanrı'm, bilirsiniz, benim için kesin olarak söylemek zor
çünkü...
Aslında, birbirimizi uzun zamandır tanıyoruz.
İlk kez üniversitede tanıştık.
Her nasılsa birden dost olduk
ve birlikte gerçekten çok fazla zaman geçirmeye başladık.
Ama Alicja özgürlüğü seçti ve bağlanmak istemedi.
Kendine ve baktığı çocuklara zaman ayırmak istiyordu.
Ama yine de bir şekilde sorunları çözüp
gerçek bir çift olacağımıza inanıyordum, ama...
Tamam.
Dün gece akşam 8.00 ile sabah 6.00 arasında ne yapıyordunuz?
Evdeydim. Annemle birlikte. O hasta ve ben ona yardım ediyorum.
- Annenin adresi? - Wojska Polskiego Sokak, 18 numara.
- Yani annenizle mi yaşıyorsunuz? - Evet, annemle yaşıyorum.
Orada olduğunuzu teyit edebilir mi?
Evet. Teyit edebilir. Olay nedir, söyler misiniz?
Alicja tehlikede ise bilmek isterim.
Evet.
Üzülerek bildiriyorum ki Bayan Alicja ölü bulundu.
Dairesinde.
Anlamadım?
Tanık olarak sorgulanıyorsunuz.
Öldü mü? Nasıl öldü? Ben hiçbir şey yapmadım.
- Gelebilir miyim? - Bir saniye.
- Durum nedir? - Oraya iki birim gönderdik.
- Yeterli olmalı. - Tamam.
- Bunu arşivleyebilir misin? - Tabii.
- Teşekkürler. - Teşekkürler.
- Buyur. - Kuba Bosko'ya
uyuşturucu satmış olabilecek satıcıyı tespit ettim.
- Kim? - Kamil Pawlak.
Okul arkadaşı.
İlginçtir ki, o, ölen öğretmenin himayesi altındaydı.
- Nereden biliyorsun? - Bir öğrenciyi konuşturdum.
Tamam. Harika, teşekkür ederim.
- Trepa icabına bakacaktır. - Bu yüzden buraya geldim.
Trepa şu anda Alicja Bochenek'e yakın olan bir öğretmeni sorguluyor.
Yani, ben gidebilir miyim?
Tamam, git o zaman.
Teşekkür ederim.
- Ama, Zawieja... - Evet?
Artık asi davranmak yok. Anladın mı?
Tabii ki.
- Nasıl gidiyor? - Lewandowski sırılsıklam aşıkmış.
Reddedilmiş, istenmeyen. Bu bir cinayet sebebi, değil mi?
- Evet. - Evet.
Bütün gece annesiyle olduğunu söyledi. bu mazeret kontrol edilmeli.
Küçük bir zafer kazandım. Kinga, satıcıyı ihbar etti.
Okul arkadaşı Kamil Pawlak olduğunu söyledi.
Woźniak'la adresi kontrol etmek için onun evine gidiyorum.
Tamam. Güzel.
- Yani... - Hoşça kal.
Görüşürüz.
Her şey yolunda mı?
Benim bununla hiçbir ilgim yok, inanın bana.
Bayım, gerçeği aydınlatmak için elimizden geleni yapıyoruz.
Şimdi sakin olun ve lütfen evinize gidin.
Tamam mı?
- Woźniak? - Ne?
Hadi, yapacak işlerimiz var.
Kız sana bir şey söyledi mi?
Evet. Sana anlatırım.
Geldik.
Kamil, kapı açık!
Merhaba.
Bay Pawlak, polisten geliyoruz.
Selam.
Çavuş Katarzyna Zawieja, Memur Woźniak.
- Kamil Pawlak oğlunuz, değil mi? - Evet.
- Evde mi? - Hayır, neden?
- Dün gece evde miydi? - Evet, evdeydi. Neler oluyor?
- Alicja Bochenek. Onu tanır mısınız? - Tanırım.
- Ne kadar iyi? - Oldukça iyi.
Kaza sonrası eşim terk edip sosyal hizmetler oğlumu almak isteyince
Bayan Alicja... Bize çok yardım etti.
Mesele nedir?
Bu sabah onun cansız bedenini bulduk.
- Ne? - Tekrar soruyorum.
çünkü geldiğimizde, oğlunuzu bekliyor gibiydiniz.
Dün gece evde miydi, değil miydi?
- Evdeydi dedim. - Peki şimdi nerede?
Şu an nerede bilemem. Okuldadır.
Aslında okula gittik ve orada değildi.
İşte.
- Bir işi mi var? Nerede? - Taksi yıkıyor.
Taksileri nerede yıkıyor?
Bir nakliye şirketi olan Nova Trans'ta.
- Başka bir şey var mı? - Odasını görebilir miyiz?
Arama emri olmadan mı? Hayatta olmaz.
Kahretsin.
Kahretsin!
Nasıl göründüğünü biliyorum.
Deli gibi aşık, reddedilmiş.
Öfkeyle cinayet işliyor.
Ama bu benim oğlumun yapacağı bir şey değil.
Oğlum bir sineği bile incitmez. Bana inanıyor musun?
Oğlunuz şu anda nerede yaşıyor?
Çünkü bildiğimiz kadarıyla bu adreste kayıtlı.
Bilmiyorum. Üç ay önce taşındı.
Nereye?
Tüm yetişkin hayatı boyunca benimle yaşadı.
Sürekli taşınması, yuvayı terk etmesi için onu yüreklendirdim.
Ve sonunda taşındığında hiçbir soru sormadım.
Beni davet etmesini bekliyorum.
Etrafa bakmak isterseniz, buyurun.
Grzegorz'un odası koridorun sonunda.
Ama orada bir şey bulamazsınız. O yapmadı.
Bayan Alicja ile ilişkinizin
nasıl olduğunu bana anlatır mısınız?
Grzegorz, Alicja ile üniversitenin ilk yılında tanıştı.
Diyebilirsiniz ki, onlar hemen...
Çift bile oldular.
Ama bir süre sonra kız bunu istemediğini söyledi.
Ona yakın olmak için
aynı okulda işe bile girdi.
Gidin hadi. İşe koyulun.
Nasıl gidiyor?
Patron, seninle... Seninle konuşmam lazım.
- Girebilir miyim? - İçeri gel.
Nasıl gidiyor? Ne yapıyorsun?
Alicja vakasını inceliyorum.
Olay yeri fotoğraflarını inceliyorum.
- Peki ya o çocuk? - Kamil Pawlak evde yoktu.
Ama babası evdeydi. Tekerlekli sandalyede.
Evi Kamil'in geçindirdiğini
ve Nova Trans nakliye şirketinde çalıştığını söyledi.
Bizi resmen kovdu.
Resmen kıçımıza tekmeyi bastı.
Lewandowski'den ne haber?
Annesini ziyaret ettik. Mazeretini doğruladı.
Ama meğer bizim Öğretmen Bey'in başka bir dairesi daha varmış.
Annesi yerini bilmediğini iddia ediyor.
Ya da söylemek istemiyor.
Adresi arıyoruz.
Görevin onu bir yerden bir yere taşımak.
A noktasından B noktasına.
Bu o kadar karmaşık mı?
Bu da sana ders olsun.
Az önce bir ders aldın.
Başkasının malına dokunma.
Hayır.
Hayır, bu boktan işin canı cehenneme.
- Canı cehenneme, ben gidiyorum. - Dinle.
Benim hakkımda çok şey biliyorsun.
Ben de senin hakkında her şeyi biliyorum.
Şimdi bu sırt çantasını al ve işe koyul.
Ve eğer bunu mahvedersen, önce babanın işini bitirir
sonra da senin peşine düşeriz.
Çabuk, çabuk!
Pekâlâ.
Sana mı gidiyoruz, bana mı?
Şu nakliye şirketine bir bakmaya ne dersin?
Bak. Çok yakın.
Asla değişmeyeceksin.
Beni bu yüzden seviyorsun, öyle değil mi?
Yanlış.
Burada bir saniye duralım. Yukarıdan bakmak için.
Bu iş nakliyeden ibaret değil gibi.
Yapma, bu adam Waldemar Novak. Biliyorsun sanmışım.
Yerel Rockefeller'ımız.
Her yerde bağlantıları var.
Parnica Kanalı'ndaki kirlilikten dolayı skandal çıktı.
Adam paçayı kurtardı.
Ama sanırım bugünlük kapalı.
Buraya gelip Kamil'i bizi beklerken bulacağımızı mı sandın?
Bu bazı şeyleri kolaylaştırırdı, sence de öyle değil mi?
Pekâlâ. Bunun hiçbir anlamı yok.
Hadi gidelim.
- Bekle. - Ne?
Bak.
Kahretsin. Onlar burada ne arıyor?
İşte Nowak geliyor.
Selamlaşıyorlar. İyi arkadaşlar gibi.
İlginç.
- Geç kalmadım, değil mi? - Hayır, iyisin.
Günaydın.
Selam.
Bütün gece burada mıydın?
Evet, öyle de denebilir.
Dün gece ikinizi Nova Trans'a getiren neydi?
Ne?
Dün gece Kamińska ile Nova Trans'a niye gittiğinizi sordum.
Çünkü sistemde bir rapor göremiyorum.
Oraya gittiğimizi nereden biliyorsun?
Alicja Bochenek vakasına karışan çocuk orada çalışıyor.
İşten sonra mekânı görmeye gittim ve sizi içeri girerken gördüm.
Bu yüzden olay nedir diye soruyorum.
Kırkına kadar kadın polissin.
Ama dedektiflik, ömür boyu.
Pekâlâ?
Sahibi bir vandallık eylemi bildirdi. Birisi birkaç taksisine zarar vermiş.
Hepsi bu, Dedektif.
Tanık yok, iz yok.
Sanırım sadece sigorta parası falan istiyor.
Şimdi ne olacak?
Güzel bir rapor yazacak mısın?
Geri döndüğünde yapacak. Hadi gidelim, Madejski.
Dedektif bugün pek iyi değil.
O arabaları bizim mahvettiğimizi aklına getirebilir.
İyi günler, Çavuş.
Bildiklerimiz şunlar: Kuba Bosko, aşırı dozdan öldü.
Kamil Pawlak'ın arkadaşıydı.
- Uyuşturucuyu da ondan aldı. - Evet.
Tekerlekli sandalyedeki aksi adam, Kamil Nova Trans'ta çalışıyor dedi.
Aynen öyle. Bu yüzden oraya gidiyoruz. Çünkü belki onu görürüz.
Eğer göremezsek, etrafa bakarız.
Patronla konuş, onu bu vaka hakkında sorgula.
Anladığım kadarıyla bu görevi sana Pietrzak verdi, değil mi?
Tabii ki.
Burada bekle. Onunla kendim konuşacağım.
- Hadi, işinin başına dön. - Tabii, patron.
- Günaydın. Bay Nowak, değil mi? - Nowak.
Çavuş Katarzyna Zawieja. Hasarlı taksiler için geldim.
Dün gece 911'i aradınız mı?
Burası biraz gürültülü. Ofisimde konuşabilir miyiz?
Elbette. Dün gece 911'i aradınız mı, aramadınız mı?
Aslında, hayır, aramadım.
Peki nasıl olur da devriye gelir?
Doğrudan Memur Madejski'yi aradım.
- Tanışıyor musunuz? - Evet. Birlikte futbol oynarız.
Araçlarım bir kulübün önünde hasar görünce, bildirmek için onu aradım.
- Hangi kulüp? - Liman.
Eminim polisle bağlantıları olan ve bunları kullanan
insanlara alışıksınızdır.
Ona bu durumda ne yapmak gerektiğini sormak istedim.
Tanık yok, haydutların maskeleri vardı, yani...
Anlıyorum. Peki arkadaşınız ne tavsiye etti?
Onun tavsiyesi, şikâyette bulunmaya karar verebileceğim yönündeydi.
- Kararınız ne? - Şikayette bulunacağım.
Ve sonra polis harekete geçecek, değil mi?
- Evet, bu doğru. - Evet.
Tamam. Kamil Pawlak.
Sizin için çalıştığını duydum.
Yapmayın, burada 60 çalışanım var.
Bana araba yıkadığı söylendi. Genç bir delikanlı.
Çocuklardan biri mi?
Taksi yıkayıp para kazanıyorlar. Yardım etmek güzel. Hepsi yasal.
Yani bakabileceğim bir iş sözleşmesi var mı?
Elbette.
- Pekâlâ. Bir kulübe gidiyoruz. - Hangi kulüp?
- Liman. - Neden?
Nowak, taksilerine kulübün önünde saldırıldığını söyledi
biz de kontrol edeceğiz. Anladın mı?
Affedersin Zawieja ama kendi başına soruşturma mı yürütüyorsun?
Hayır, yürütmüyorum. Sus ve yürü.
Sıfır sıfırdan üç iki bire.
Chrobry Rıhtımı'nda bir sarhoş var.
Müdahale gerekli.
Selam. İşletme sahibi burada mı?
- Evet. Beni takip edin. - Teşekkürler.
Merhaba.
Burası size ait, değil mi?
Merhaba.
Kulübünüzün önünde hasar gören taksilerle ilgili olarak buradayız.
Olayın nedenini tespit etmeye çalışıyoruz.
- Sizi buraya Nowak göndermiş. - Kimliğinizi gösterir misiniz?
Görevimiz şiddet ve vandallık eylemlerini önlemek..
Bu yüzden adamlarınızın taksileri neden tahrip ettiğini bilmek isteriz.
Taksi hizmetiyle ilgili sorunumuz olduğunu kabul ediyorum.
Sürücüler uyuşturucu kullanıyor, müşterilere yalan söylüyor.
Anlaşılan güvenlikten sorumlu elemanlar bıkmışlar
ve onlara bir ders vermişler.
Tamam. Nova Trans şirketi şu ana kadar şikayette bulunmadığı için
bu seferlik bir uyarı ile yetineceğiz.
- Kulübü ne zamandır yönetiyorsunuz? - Altı aydır.
- Ondan önce ne yapardınız? - Burada çalışıyordum.
Marek Lański için, değil mi?
Evet, burada müdürdüm.
Fırsat bulunca burayı satın aldım.
Eski sahibiyle iletişim halinde misiniz?
Onu en son buranın satış sözleşmesini
imzaladığımızda görmüştüm.
Bir daha hiç temas kurmadınız, nerededir bilmiyorsunuz, öyle mi?
Hiçbir fikrim yok.
Daha fazla zamanınızı almayacağız.
Tamam.
Baksana.
Artık bana neyi araştırdığını söyleyecek misin?
Lański denen adam kim?
Bizi duydun, buranın eski sahibi.
Palavrayı kes.
Marek Lański, ailesinin parası yerine
gangster hayatını seçen genç bir adam.
Kocamın araştırdığı kaçakçılık çetesinden. Tamam mı?
Demek Lański, Molski'nin çetesine mensup.
Bakıyorum da aradaki bağlantıyı kuruyorsun.
İkisi de İskandinavya'da bir yerde saklanıyor.
Ama eminim ki bu kulüp hâlâ onların elinde.
- Yok artık. - Ne?
İti an çomağı hazırla.
Arabaya bin.
Ne halt ediyorsun sen? Hiç şansımız yok.
Woźniak, ne budalasın.
Bu işten paçayı sıyıramayacağını göstermek için peşindeyim.
Bir dört üç altıdan sıfır sıfıra.
Başarısız müdahale ihbarı, bir motorlu teknenin takibi.
- Gövde numarasını biliyor musunuz? - Maalesef bilmiyorum.
- Selam. - Selam, Zawieja.
Aneta, hayatım, bize biraz izin verir misin lütfen?
- Tabii. - Teşekkür ederim.
Hayatım mı?
Sadece herkese eşit derecede nazik olmaya çalışıyorum.
Boş versene. Kim Szczecin'e dönmüş bil.
- Kim? - Marek Lański.
- Şaka yapma. - Cidden. Woźniak ile Nowak'a gittim.
Arabaları Liman Kulübü önünde hasar görmüş
ve bu kulübün eski sahibi...
- Lański. - Lański.
Kulübe gittik. Pek bir şey değişmemiş, sahibi dışında.
- Biz çıkarken tekneyle kim geldi? - Lański.
Lański. Bizi gördü ve kaçtı. Ben de onu arabayla kovaladım.
- Woźniak kızdı. Kaza yapacaktım. - Tamam, Kasia. Sakin ol.
- Anlıyorum ama sakin ol. - Şimdi olmaz.
Ama Szczecin'e niye geri döndü?
- Molski de dönmüş müdür? - Bir fikrim yok.
Madejski ve Kamińska'yı
Lewandowski'nin yeni evine götürüyorum.
Dediklerim umurunda değil mi?
Lewandowski'yi hâlâ hatırlıyor musun? Alicja'nın katil zanlısını.
Tahmin et ne oldu? Adresini bulduk
ve ne gariptir ki aynı sokakta yaşıyorlarmış.
Gidip oraya bakacağım.
Görüşürüz.
- Selam, Kasia. - Selam.
Onlar komşuymuş.
Bay Lewandowski! Polis!
Açın kapıyı!
Kimse yok mu?
- Temiz. - Temiz.
Pekâla.
Kendine bir gözetleme noktası kurmuş.
Fotoğrafçı.
Dizüstü bilgisayar ya da sürücü yok. Evi boşaltmayı başarmış.
Yine de her şeyi deşmemiz gerekiyor.
Aynen öyle.
- Nasılsın? - Sence nasılım?
Kızımı 12 aydır görmedim.
Yabancılar arasında kısılı kaldım.
Çalışamıyorum. Yaşayamıyorum.
Nefes alamıyorum. Hiçbir şey yapamıyorum!
Buradan çıkmama yardım edeceğine söz verdin
sonunda çocuğumu görecektim. Ne oldu?
Şimdi bunu yapıyorum.
Molski ile çalışan genç bir adam Szczecin'de ortaya çıktı.
Marek Lański.
Bizi kızına götürebilecek birkaç kişiden biri.
İşte biraz para ve bir telefon.
Lański veya Molski sana ulaşmaya çalışırsa, beni ara.
Sonra ne olacak?
Buradaysan nedeni o, anlasana!
Çocuğunu kaybetme nedenin.
Molski, hapiste çürümesi gereken
acımasız bir suçlu.
Çocuğunu geri istiyorsan, onu feda etmelisin.
- Kasia? - Buradayım.
- Çocuğum, beni çıldırtacaksın. - Özür dilerim.
Randevuma geç kalıyorum.
Hania banyo yaptı. Janek'in karnı doydu.
O yeni bir palto mu?
Bu mu? İnternetten aldım.
- Yasak mı? - Hayır, yasak değil.
- İyi eğlenceler. - Teşekkürler.
Anne, yanımda yatar mısın?
Evet. Önce çamaşır makinesini bir başlatayım.
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.