All language subtitles for The Dressmaker (2015) (1080p BluRay x265 10bit Tigole)

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English Download
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam Download
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian Download
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal) Download
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian Download
so Somali
es Spanish
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

Geri döndüm, piç kuruları.

DÜŞLERİN TERZİSİ

Dungatar, Avustralya, 1951

T. DUNNAGE’IN MALI EL SÜRMEYİN

Üstündeki...

...Dior mu?

Bravo, Çavuş Farrat.

Kendi tasarımım, ama Dior’dan ilham aldım.

- Myrtle Dunnage. - Tilly.

- Büyümüşsün. - Sen de kocamışsın.

Acı; ama gerçek.

Bu sefer ne yaptım?

Kaliteli deri...

...nem ve küf nedeniyle tamir edilmez şekilde tahrip olabilir.

Annem nasıl?

Molly...

...bu aralar evden dışarı pek adım atmıyor.

Geleceğinden kimsenin haberi var mıydı?

Yakında öğrenirler.

Anne?

Keseli sıçan için mi geldin?

Onu alamazsın çünkü bizde kalmasını istiyoruz, değil mi?

Bayan Harridene’i hatırlıyor musun?

Öğretmendi hani?

Stewart Pettyman.

Onu hatırlıyor musun?

Sol, sağ, sol, sağ!

Bayan Harridene’in en sevdiği öğrenciydi.

Bayan Harridene! Üstümü lekeledi!

Mürekkeple üstümü lekeledi.

Ya Bay Almanac? Kimyacı?

Senin kim olduğunu bile bilmiyorum.

Günahkarlar.

Bay Almanac’ı ikimiz de hatırlıyoruz.

- Günde üç kez uygula. - Teşekkürler, Bay Almanac.

Haydi Myrtle.

Annen kahpenin teki, sen de piçsin.

Ya Belediye Başkanı Pettyman?

Oy vermeye nedenimiz var yani.

Bu deliğe neden geldin bilmem. Hiçbir şey yok ki burada.

Geldim çünkü...

...beni hatırlamana ihtiyacım var anne.

Anne?

Hatırla ki ben de hatırlayabileyim.

Neyi hatırlayacaksın?

Kızım olduğunu mu?

- Onu da. - Şansına küs.

Başka?

Ben cinayet mi işledim?

Ne?

Katil miyim?

Bu yüzden mi lanetlendim?

Cinayet işlediğini hatırlamıyor musun?

Hayır.

Yani bu kolayca akıldan çıkacak bir şey değil ki.

Biliyorum.

Katilsen ne olacak?

Buna hiç şaşırmazdım.

- Katil! - Kes şunu! Geri gel!

- İmdat! İmdat! - Yapma!

- Katil! - Molly!

İmdat! İmdat!

Katil!

- Bırak beni kaltak! - Hayır, hayır!

Senin şimdi... Molly, kes şunu!

Sadece banyo.

Leş gibisin ve kokuyorsun anne.

Tecavüz!

Kim Çatlak Molly’ye tecavüz edecek kadar kafayı yemiş olabilir ki?

Küçük topları olan bir kadın.

Mantıklı bir açıklamasının olduğunu biliyordum Barney.

Myrtle Dunnage geri dönmüş.

Çocukluğundan beri görmedim onu.

Çekilmişti.

Onu göndermişlerdi Barney.

Hepimizin iyiliği için.

Dunnybum eve dönmüş.

Tipi nasıl merak ediyorum.

Çavuş Farrat!

İçeride olduğunuzu biliyorum.

Sardunyalarım saldırıya uğradı!

Günaydın Beulah.

O yarım akıllı Barney McSwiney’nin...

...beni ambarın üstünden gözlediğininden eminim.

Elsbeth Beaumont da buradaymış.

Genç William Batı Avusturalya’dan geri dönmüş demek.

Oğlum...

...sonunda evine döndü.

Geleceğine başlamaya hazır ol.

Bayan A orada.

Hu huu, Bayan Almanac!

Ona biraz ilaç vererek yardımcı olamaz mısınız Bay A?

Müptela.

Tüm ihtiyacı Tanrının bağışlayıcılığı ve düzgün bir rejim.

- Ne? - Prudence.

Bay Almanac geliyor.

Durun bakalım! Tuttum.

Postanız burada.

Gert! Gert!

William geldi!

Pratt.

Değişmemiş.

Maceracı evlat dönmüş.

Gertrude, Windswept Crest hesabı.

Reggie Blood’ın sesi çok hoş değil mi?

Reggie’ye Dungatar’ın Perry Como’su diyorum.

Ama çok daha yakışıklısı, değil mi?

William döndü.

Seni evde görmek çok güzel William.

Ne?

Affedersin, Gert.

Birkaç bobin dikenli tel almak istiyordum, Bay Pratt.

Annenin iki yıldır ödemediği veresiye hesabı duruyor.

Yekunu 347 pound...

...10 şilin ve 8 pens ediyor.

William seyahatteydi. Bu aralar pek keyifli.

Hanım arkadaşı var mı?

Bizim Gert pek güzel ve uygun bir kız.

- Hammaddeleri, tuhafiyeciliği ve... - Anne!

...kurtların ve merinos koyunlarına dadanan parazitlerin...

...kökünü kurutan zehirleri bilir. - Korkarım William uygun bir eş için...

...buradan çok uzaklara bakmak zorunda kalacak.

Çatlak Molly’nin evinde artık kim kalıyor?

Kendisi. Nalları dikmediyse tabii.

Birileri yaşıyor, anne.

Ateş yakmışlar.

- Geri dönmüş! - Tanrım!

Katil dönmüş!

Irma, yastık!

Gazetenin dışındasın!

Evan gazetenin dışındasın!

Yarın yağmur yağacak.

Kesildiğinde pencerelerin temizlenmesi lazım.

Sürgülerle kapı kollarının da güzelce silinmesi gerek.

Tatlım!

Bir durum var...

...ve hallolana kadar evden ayrılmanı istemiyorum.

Ne oldu? Ne durumu?

Yani, büyük final bu hafta sonu.

Winyerp’li futbolcular pis botları ve iğrenç dilleriyle geliyor olacak.

Evime gelmiyorlar ya?

Hayır, hayır, sokaklara.

Evde güvende olursun.

Şimdi tatlım...

...toniğini al bakalım.

Uslu kız. Belki biraz daha alsan...

- Al bakalım. - Teşekkürler.

Yat bakalım tatlım. Başını yastığa koy.

- Dizlerin. - Onu göremiyorum.

Stewart’ın kazasından bu yana 25 yıl geçti.

25 yıldır oğlumu görmedim.

Tatlım?

Tatlım?

Haydi Teddy!

Haydi Teddy!

- Haydi Reggie! - Neredesiniz çocuklar?

Reggie!

Al topu Teddy!

Haydi Teddy!

Geçir Teddy!

Winyerp!

Haydi Teddy!

O kim?

Dışarda, dışarda!

Bakmayın ona!

Gözünüzü toptan ayırmayın! Reggie!

Şu kadına bakmayı kesin çocuklar! Haydi!

Farrat, git de durdur onu. Tutukla!

Niye? Oturduğu için mi?

Terbiyesiz kız!

Merhaba.

Kıyafetin oyuncularımın dikkatini dağıtıyor.

Verevli kesimlerde sıra dışı bir yeteneğim olduğu doğru.

- Evet. Bak Myrtle... - Tilly’yi tercih ediyorum.

Tilly.

Bu piçlerin biz McSwiney’leri kasabadan kovmamasının tek nedeni...

...babamın tuvatlerini boşaltması...

...benimse futbolda kazandırıyor olmam.

Bu maçı kaybedersek, elimizde b.ktan başka bir şey kalmayacak.

Teşekkürler Teddy.

Mae’yle senin Molly’ye göz kulak olduğunuzu biliyorum.

Gidiyor musun?

Hayır, üstümü değiştireceğim.

Bana göz kulak oluyorsunuz, öyle mi?

Bisküvi?

Hayır, teşekkürler Molly.

Seni hatırlıyorum.

Ben Molly Dunnage.

Aynen öyle, hala hayattayım.

Zavallı karın ne alemde?

Irma olabildiğince iyi.

Yanlış hatırlamıyorsam, karın kapılara çarpıp dururdu.

Patlamış dudakları, morarmış gözleri...

Yardımcı olabilir miyim?

...kamburun çıkınca mucizevi şekilde kaybolmuş.

Tilly.

Döndüğünü duydum.

Bu kadar güzel olduğundan haberim yoktu.

Gertrude reçel yapmaktan ve kadın iç çamaşırlarından iyi anlar...

...saçını da kendi yapar.

Elbisen.

Bu kumaş.

Şu adam Winyerp Gazetesi’nden gelen fotoğrafçı.

Mavili adamımıza bir öpücüğe ne dersin?

Hayır. Hayır!

Öp beni. Öp beni.

Trollop.

Takımınızın sorunu deneyimsiz olması.

Bak, bizim çocuklar sezonluk profesyoneller.

Güzel bir kadın gördüler diye kendilerini şaşırma ihtimalleri az.

Gertrude Pratt.

Neyin var?

Duyduğuma göre futbolcuların partisi Cumartesi gecesiymiş.

Senin için bir şey hazırlayabilirim.

Bir elbise hiçbir şeyi değiştiremez.

Seyret ve öğren, Gert.

Seyret ve öğren.

Oh, ne şanslıyız. Üçüncü çeyrek başlıyor.

Taraflar değişecek.

Evet, düşmeye devam et!

Haydi Winyerp, daha iyi oyna!

Haydi! Uyanın haydi!

Siz geri zekalılar.

Dahice.

Yapmayın, bakmayın ona. Gözleriniz topta olsun!

Evet, evet. Çıkarın çocuklar! Çıkarın!

Evet, evet! Çıkar! Çıkar!

Evet! Dungatar kazandı!

Kocan bugünlerde epey yavaş, Irma Almanac.

- Sen nasılsın? - Molly Dunnage.

Sen de tekerlekli sandalyedesin.

Beni esir edenin hoşuna gidiyor da o yüzden.

Hala acıyor değil mi?

- Bayan Almanac, adım Tilly... - Kim olduğunu biliyorum, Myrtle.

Eve gelmen çok güzel.

Çok da cesurca.

Çavuş Farrat’ın söylemesine göre...

...Molly’ye yıllardır yemek gönderiyormuşsunuz.

Bundan bahsetme. Lütfen bundan bahsetme.

Sana özel pasta yaptım.

Zehirden söz etmişken.

Değişik bir kokusu var.

Senin gibi...

...güzel ve akıllı bir kızın neden geri döndüğünü söyler misin?

Affedersiniz.

Çabuk ol Irma. Kim bu ve kimi öldürdü?

Olanları hiç hatırlamıyor musun Molly?

- O bile hatırlamıyor. - Peki...

...demelerine göre o bir çocuğu öldürmüş, Molly.

Evan Pettyman’ın onu polis arabasına tıktığını...

...ve Çavuş Farrat’ın götürdüğü hatırlıyorum.

Getir şunu Dunnybum! Getir!

Onu çatıya fırlattı Stewart!

Dunnybum topunu çatıya fırlattı!

Dunnybum’ı yakalayın! Yakalayın!

Sen de!

Hiçbir yerde yok.

Buralarda bir yerde olmalı. Bulun!

Gert!

Gertrude, lütfen yardım et, lütfen!

Gert!

Gert! Lütfen Gert! Lütfen yardım et bana!

Bayan Harridene!

Bayan Harridene!

İmdat!

Hiç, hem de hiç kıpırmadan dur Dunnybum...

...yoksa bu gece evine gelir...

...annen olacak kaltağı öldürürüm.

O ölünce de...

...seni yakalarım.

Molly, acı yok.

Hiç yok hem de.

Bildiğin gibi ben de bir çocuk kaybettim Molly.

İlk kurbanındı değil mi?

Hayatta çocuğunu kaybetmekten daha korkunç bir şey yok.

İnsanı çıldırtmaya yeter.

Bilemem. Benim hiç olmadı ki.

Bu kim?

Onu nerden buldun?

Madam Vionet.

- Fransa’da yanında çalışırdım. - O da ölmüştür herhalde.

Hayır, hala yaşıyor.

Artık yaşlı bir hanım. Tasarımcıdır.

Beni Balenciaga’ya o önermişti.

- Bir başka kurban. - Bir başka tasarımcı.

Belki de.

- Dikiş dikmeyi o mu öğretti sana? - Hayır, sen öğrettin.

Ben dikiş bilmem ki!

Beni hatırladığını biliyorum anne.

Lütfen, sadece adımı söyle.

Haydi söyle! Adımı söyle...

Beni ele geçiremeyeceksin katil or.spu!

Adımı söyle! Söyle!

Söyle!

Stewart Pettyman.

Doğru.

Bir çocuğu öldürdün. Boynunu kırdın.

Artık bir katil, bir lanetli olduğunu bildiğine göre defol git!

Bölüyor muyum?

Hayır.

Hayır.

Lizzi Borden’la anılar yolculuğuna çıkmıştık o kadar.

- Bunu istiyorum. - Sana ne verirsem onu alacaksın.

İçeri gel.

15 şilin.

Bu... Bu çok fazla!

Kıçın da öyle.

Pazarlık etmeyi bilir misin Gertrude?

Bir haftalık alışverişini bedavaya veririm.

Bilgi.

Ne gibi?

O gün Stewart Pettyman’a saklandığım yeri sen mi söyledin?

Hangi gün?

Hangi gün olduğunu çok iyi biliyorsun.

Gertrude...

...seni o salonun en nefes kesici kızı yapabilirim.

Ben söyledim.

Özür dilerim Myrtle ama benim yerime sen yansan daha iyi olur diye düşündüm.

Anlaşmamızın bozulduğu anlamına mı geliyor bu?

Çıkar üstünü.

Katildi...

...şimdi de lezbiyen oldu.

Bütün şampiyonlar gider.

Şunu aç!

Teddy!

McSwiney, 5 Pound’una iddiaya girerim ki sende o cesaret yok!

5 Pound mu?

Korkma. Sadece fare o kadar, dostum!

Sadece merhaba demek istiyorlar.

- 5 Pound mu? - Zahmetsiz para.

- Haydi Barney! Haydi! - Adam mısın, fare mi McSwiney?

Sence neyim Barney?

Atla Teddy!

Atla! Atla!

Farelere dikkat et.

Çok mu korkuyorsun dostum?

Haydi Teddy! Haydi Teddy!

Atla, atla, atla!

Sırt üstü McSwiney?

Sırt üstü!

Reggie Blood geliyor! Yolu açın!

Gelin çocuklar!

Neden hala bu aynayı istiyorsun bilmem. Pis bir şey.

İsterseniz evde temiz bir tane var.

Bırakayım mı?

Evet, yorgunluktan ölüyorum.

Selam.

Teşekkürler.

- Ne yapıyorsun? - Kapa çeneni.

Haydi bakalım Mol.

Haydi bakalım.

- Teşekkürler. - Sen kimsin?

Bayan Dunnage, benim, Barney.

Akraba mıyız?

Hayır!

Tanrıya şükür.

Sen de binsen Molly için daha güvenli olur.

- Düşsem çok hoşuna giderdi. - Saçmalama Molly.

Seni öldürmek istesem boynunu kırardım.

Bunu herkes biliyor.

Çekilmiştin.

Ben pek bilmiyorum.

Gerçek bir katil Dungatar’ı büyük finalde ezerdi.

Sen niye yapmadın?

Yok, eve şampiyon olmamıza yardım etmeye gelmediğine karar verdim.

Dönüşünün şu iki şeyden biri yüzünden olduğunu tahmin ediyorum.

Ya intikam ya da ben.

Bil diye söylüyorum, ikisi de ihtimaller dahilinde.

O zaman Cumartesi 8’de alayım mı seni? Futbolcuların partisi var ya?

Meşgulüm.

Peki bu gece nasıl? Winyerp’e sinemaya gideriz.

Aa! Ne oynuyor?

Gloria Swanson’lu Sunset Bulvarı.

Yine de... Meşgulüm.

Ne yapacaksın?

Cadı kazanını karıştırması lazım. Ama ben çok isterim.

Ona bu kadar kaba davranmamalısın.

O bizi sinemaya götürmek isteyen kibar bir genç adam.

Sinemaya götürmek istediği benim.

Git o zaman. Burada ayak altında dolaşmana bayıldığımı mı sanıyorsun?

Birdenbire ne yaptığımla bu kadar ilgilenmene sebep ne?

İlgilenmiyorum ki. Evde kalıp kurusan bile umurumda değil.

Hala gitmiyorum.

Benim için dönmedin ki sen. Onlar için döndün.

Tabii elbiselerini dik.

Şık olduklarını düşündür onlara. Senden yine de nefret edecekler.

Mezura.

Merkez çizgin gitmiş.

Baştan başlasan daha iyi.

O iğnelerin hepsini çıkar da baştan başla.

Derdin ne senin?

Olduğun yerde kal. Burası hala benim evim.

Molly.

Başı dertte mi? Şaşırmadım.

Tilly, arabada.

Ne?

Molly, neler oluyor?

- Ne? - Posta.

Keseli sıçanımı hatırladın mı?

Herkesin sevgilisi. Kayboldu.

Başına ne geldiğini biliyorum.

Tilly...

Yapılan bazı suçlamalar nedeniyle...

...kanunen bu sandığı derinlemesine incelemek durumundayım.

Neyle suçlanıyorum?

Chocolat en Poudre.

Çikolatalı süt.

Teşekkürler.

Seni böyle hatırlamıyorum.

Ben de seni böyle hatırlamıyorum.

Açıkçası...

...beni böyle hatırlamanızı tercih ederdim.

Meraklanma Çavuş. Bu gördüğümü unutabileceğimi pek sanmıyorum.

Payet ve pırıltılar konusunda üstüme yoktur...

...ajur dikişi de en az senin kadar hızlı yapacağıma bahse girerim.

Fermuarlar, büzgüler ve kopçalarda ise gerçek bir ustayım.

Fırfırlar hakkında ne düşünüyorsun peki?

Nefret ederim.

Ben de.

Keşke daha iyi bir aynamız olsaydı, Çavuş.

Dışarıda bir ayna ağacı var.

Dışarıda sahiden bir ayna ağacı var.

Bu kadar aynayı nereden buldun?

Gizli yaşamayı her zaman becermişimdir.

Ama...

...Stewart Pettyman öldüğünde...

...babası seni yollamamı istedi.

Sen de öyle yaptın.

Başta reddettim ama...

...durumumu biliyordu.

Neyi biliyordu?

Bir şekilde bir model üstünde çizdiğim tasarımları bulmuş...

...ki maalesef o model bendim.

İmza da bana aitti.

Onları bölge müfettişine göndermekle tehdit etti beni.

Her şeyimi kaybedebilirdim.

Evimi.

Kariyerimi.

Her şeyimi.

Bir gardırop için ihanete uğradım yani.

Çok ironik.

Cumartesi gecesi o zaman.

Kim bu?

Muhteşem.

- Hayır, o olamaz. - Öyle.

Ama çok güzel görünüyor.

O elbiseyi nereden bulmuş?

Gertrude bu.

- Bir aşk şarkısı çalabilir misiniz? - Tabii.

Tam eve gitmek üzereydim.

Seninkilere baksana.

Ne tatlı bir çift oldular.

Gert...

...film artisti olmuşsun.

İşte çıktı!

Girebilir miyim Joe? Ağlamam kesildi.

Yine iyiyim.

Joe, kızmadığını söyle.

- Patlamış mısır? - Tanrım.

Üzgünüm.

Baksanıza, gerçek bir arabada bile değiller!

Bir erkeğe mavi flanel kadar yakışan bir şey yoktur.

Mutlu yıllar.

Mutlu yıllar sevgilim.

Koş!

- Kapa çeneni! - Sen kapa.

- Sessiz ol! - Sapık! Çok ayıp.

Suratına baksana. Kimse ona bu sahnenin filmde olacağını söylememişti.

- Yarın anlatırsın. - Pekala.

Ver onu bana. Bıyık için ihtiyacım var.

Şimdi kapa gözlerini.

Mesele şu ki Joe, yalnızca tek başıma kalmak istemiyorum...

Kafana dikkat et.

Epey güçlüymüşsün.

Amerika’dan gelen yeni oyunu duydun mu Molly?

İsmi Güney Pasifik.

Kulağa...

...pek romantik geliyor.

Kesinlikle öyle, Molly.

Romantizmden nefret ederim.

Çok şaşırdım.

Biraz müzik ve bir fincan çaya ne dersin?

Nasıl reddebilirim ki?

- Macbeth. - Sever misin?

Muhtemelen senlik bir şey değil.

Bu yana doğru hain bir şey geliyor.

Ne b.ktan bir müzik bu?

Blues.

Bekleme müziği.

Evet, bilemiyorum.

Beğendim. Sesinde çok acı var.

Evet.

- Billie Holiday. - Tatile ihtiyacı var gibi duruyor.

O cep şişesi benim mi?

Gel de al, yakışıklı.

- Ver şunu bana. - Sen değil ya!

- Ver şunu. - Olmaz.

- Ver. Ver. - Seni terbiyesiz!

- Ver! - Çek ellerini üzerimden!

- Molly saçmalama. - Dikkat et, o yaşlı.

- Hastasın sen! - Ver şunu. Ver!

Bütün viskimi içmişsin Mol.

Çok da dertti.

Çay?

Evet, lütfen.

Ee, nerelere gittin bakalım?

Uzaklara.

Melbourne’a. Yatılı okula.

Sonra?

Londra’ya kaçtım.

Sonra İspanya’ya, Milan’a.

Sonunda Paris’e.

Sonra da eve döndün.

Bak Teddy, buradakiler bizi sevmiyor.

Molly ile ikimizi.

O çocuğun ölümü için asla bağışlamayacaklar beni.

Molly’yi de asla bağışlamayacaklar ki o hiçbir şey yapmadı.

Evet.

Barney’yi de sırf farklı biri diye götürmeye kalktılar.

Birileri okula geldi.

Koşup annemle babamı getirmem gerekti.

Sizi hatırlıyorum.

Reg ve Barney ile birlikte ambarın üstüne çıkışınızı buradan izlerdim.

Teleskobunuz vardı.

Uzaydan gelen roket var mı diye bakardınız.

Bir de Süpermen’e.

Beni korkutmuyorsun Tilly Dunnage.

İşin aslı, günün birinde bir adamı çok mutlu edeceğini düşünüyorum.

Tilly.

Ben sana bakarım.

İstersen.

Molly’yi yatırmam gerek.

Myrtle Dunnage’ı görmek istiyorum.

İstersin tabii.

Görmeni ben de isterim.

Sana baktığımızda neler çektiğimizi o zaman anlardın.

Geldin demek.

Çatlak annen...

Molly... İyi görünüyor.

Bu aralar iyi bakılıyor.

Ama bazı günler iyi, bazı günlerse o kadar değil.

Gertrude Pratt, partide giydiği elbiseyi senin yaptığını söyledi.

Doğrudur.

Ben de günlük bir şeyler yaptırmak isterim.

Mümkünse tabii.

Mümkün.

Ama bedelini ödemen gerek.

Gecelik ve iç çamaşırı istiyorum.

Yatağıma baharı geri getirmek için.

Teşekkürler.

İn bakalım.

Doğru yerde miyim?

İstasyon Oteli.

Ama istasyondan çok uzakta.

İyi misin Muriel?

Evet, iyiyim, teşekkürler canım.

Ampul patladı da.

Tilly’ye bir sandık daha geldi.

- Bu seferki nereden? - Paris.

- Milan? - New York.

İçi de pamuk ve tavuskuşu tüyüyle dolu.

Tavuskuşu tüyü mü?

Bilemiyorum tabii.

Yani bence öyledir.

Ama gerçekte ne olduğunu nereden bilebilirim, değil mi?

Gitsem iyi olur.

Kıyafetin?

- Bu bizim sırrımız. - Seni ilgilendirmez.

Buralı bir kız. Tepede oturuyor.

Değişiklikler ne olacak?

Pek değişiklik olmaz.

Olursa da kendim halledebilirim.

Dikiş diker misin?

Ben bir modacıyım.

Ve bir terzi.

Üstün nitelikli.

Atölyendekileri görmek isterim.

Sen beni atölyene sokar mısın?

İşlerimi yakında tanımaya başlarsın.

Beni buraya Evan Pettyman davet etti.

Karşılık vermeyeceklerini mi düşünmüştün?

Dungatar, şehre dikkat çekici terzilik yeteneklerini getiren...

...Bayan Una Pleasance’a hoş geldin diyor.

Öğle yemeğine biraz morina balığım var.

Ve bunları sana getirebilmek için hayatımı tehlikeye attım.

Hiç zahmet etmeseydin. Kimin bahçesinden?

- Belulah’ın mı? - Aslında Çavuş Farrat’ın.

Sabah şeriflerin hayrolsun, Teddy.

Çavuş, orada olduğunu fark etmemişim.

Yakışıklı olduğunu düşünüyorsun değil mi?

Bayan Pleasance Meclis Üyesi ve Bayan Pettyman’ın konuğu olarak burada.

Terzilik faaliyetlerine bir süreliğine kendilerinin evinde devam edecek.

Gelebilmenize çok sevindim.

Benim için büyük bir zevk.

Ne güzel bir gün!

Muriel! Çıkar ayakkabılarını! Çıkar ayakkabılarını!

- Sünger kek yaptım. Gerçek kremadan. - Ben alırım.

Gelsene Una. Utanma.

Le Salon’un büyük açılışına hoş geldiniz.

Dinleyin!

Stil ve edep.

Bazı tasarımcılar aralarındaki farkı görmüyor gibi, değil mi?

Una Pleasance.

Hangi ağaç kovuğunda buldular o kadını merak ediyorum.

Tam da beni sevmeye başlamışlarken.

Burada harcanıyorsun.

İyi atış. Pratt’in kapısını neredeyse tutturuyordun.

Ama buradayım işte.

Bence birlikte kaçmalıyız, Tilly.

Ne?

Evet.

Sen ve ben.

Dungatar’ı ardımızda bırakalım.

Burada kendileri ve kaderleriyle başbaşa kalsınlar.

Durup dururken birine seninle kaçıp gitmesini söyleyemezsin.

Barney’yi eve götürmelisin.

Diz çöküp yalvarmamı mı istiyorsun Till?

Pekala.

Seninle olamam, Teddy.

Lanetliyim ben.

Una’ya sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum.

Biraz daha ince gösteren bir şey bekliyordum.

Bu elbise tam senlik!

Ayakkabılarını çıkar. Şimdi süpürdüm.

Annemle görüşecektim.

- Evet. - Bu William!

- Aşağıda. - Anne? - Beni almasını söylemiştim. - Soldaki oda.

Buradayız William!

Ama gelini düğünden önce gelinlikle görmek uğursuzluk getirmez mi?

Saçmalık! Gelin bu kadar güzel görünüyorsa bir şey olmaz.

Buradayız William! Gel de geleceğine bak!

Halının kenarlarından yürü! Ortası yıpranıyor.

- Buradayız William. - Hayır!

- Orada! - William!

Neden gitti?

Orada! Orada işte!

Gertrude!

Arabayla yakalarız onu.

- Anne! - Kenardan!

Gert, gelinliğin.

Yani, fiyongu beğendim.

Fiyonk mu? Kesin seversin!

William burada!

Çıkar şunu üstümden, çıkar şunu!

Fermuarı yok. Üzerine dikmiş!

Demek öyle... Baba bana bir testere bul!

Anne, gelini törenden önce görmek kötü şans getirmez mi?

Gelinin bu kadar güzelse bir şey olmaz.

- Anne! - Alvin, kapıyı kapa!

- İtme beni, anne! - Affedersiniz dostlar, kapatıyoruz!

- Arkaya! Arkaya! - Koş Gertrude, koş!

- William! - Efendim?

Pardon, şu an hizmet veremiyoruz!

Pardon.

- Tanrım! - Civcivler!

Tilly! Prenses Elizabeth provaya gelmiş!

Mrytle! Yardım et bana!

Tilly! Gloria Swanson geldi.

- Gertrude Pratt’i görmek istiyorum. - Olmaz.

Neden?

Çünkü gelini düğünden önce gelinlikle görmek damada kötü şans getirir.

Anne! Dur!

Üstün nitelikli bir terzinin bunu biliyor olması gerek.

Gertrude!

Gertrude, benim.

Gert.

Kusura bakma Una.

Tilly’ye dönmeye karar verdim.

Bence o vücut tipimi anlıyor.

Kesinlikle anlıyor.

Olmaz.

Normalde öyle görünmüyor.

Kandırıyor seni, yavrum.

Seni cadı!

Bence şimdi gitmeliyiz anne.

O aptal bakkalın kızıyla evlenemezsin. O avam biri.

Burada ne işimiz var? William! Aman tanrım!

- Selam Teddy. - İyi günler dostum.

Önümüzdeki aya evleniyorum. Sağdıcım olur musun?

- Hayır! - Evet!

Neden?

Ben bir geleceğim olsun istiyorum. Bir hayatım.

- Hayatın var ya zaten. - O hayat benim değil!

Tabii dostum. Sağdıcın olurum.

Takım elbise gerekecek sana, ben öderim.

Biraz garip olur.

Bana garipliklerden bahsetme.

Çıkar üstünü.

Diğerleri çıkarıyor ya!

- Çıkarmamı istiyor musun? - Evet! - Hayır.

Böyle iyisin.

Müşterilere böyle demezsin ki.

Doğru dürüst iş çıkmasını istiyorlarsa...

...soyunup ölçülmeleri gerektiğini...

...çünkü bunun sadece onlara özel olarak üretilecek...

... bir sanat eseri olduğunu söyler. Anlıyor musun Tilly, seni dinliyorum.

Onlara her birinin farklı olduğunu söylüyor, aynı olmalarına rağmen.

Ya çok şişmanlar, ya çok zayıf. Sense bir içim susun.

Neyse...

...şu işe bak ki dahi kızımız onları gerçekten de farklı gösteriyor.

Kendileri gibi değil de, daha çok olmak istedikleri gibi. Değil mi?

Bana Tilly dedin.

- Ne zaman? - Şimdi.

- Asla demedim. - Dedin. Bu sabah da 2 kez dedin.

Yalancısın, yalancı!

Anladığım kadarıyla bu sahip olacağım en önemli kıyafet olacak.

Bu kıyafetle evlenebilirsin.

Evet, öyle.

Burada durumu gayet elverişli evde kalmış bir kızla...

...bir deli kocakarı hazır bekliyor.

- Pantolonumu da çıkarayım mı? - Evet! - Hayır.

Çocuğun hayatının en önemli günü. İyi görünmek lazım.

Pekala.

Defter.

Yani, bu onun fikriydi.

Güney Pasifik ha, Molly.

Haklısın, çok romantik.

Ense.

43 santim.

Gertrude Pratt’ınkinden çok daha az.

Göğüs?

Aslında hoşlandığım kız beni istemiyor, Molly.

Deli mi ki?

Lanetli olduğunu düşünüyor. 104.

Saçmalama, çok daha geniştir. Bakınca anlaşılıyor zaten.

Tekrar ölç.

Lanet diye bir şeye inanmam.

Bu kız ortaya çıkana dek ben de inanmazdım.

Rahat mı?

Evet.

107 santim.

Söylemiştim.

Ki bu da Gertrude Pratt’tan az.

Bel.

Ayrıca...

...o kızın tam bana göre olduğunu biliyorum.

Başkası olmaz.

84.

Bu da Gertrude Pratt’tan az.

Kendine de bir şey dik ve düğüne benimle gel.

- Kimse konuşmaz seninle. - İyi.

Biz de dans ederiz.

Onlar senden nefret ettikçe daha çok dans ederiz.

Ben seni korurum.

Gertrude’un düğünü beni mahvetti.

Müşterilerin hepsi o cadıya gitmek için bıraktı beni.

Una umutsuzluğa kapılma.

Beulah, Elsbeth ve ben hala seninleyiz.

Evan. Çabuk ol.

Çabuk, çabuk, çabuk!

Başım! Başım!

Tanrım.

Evan?

Belediye işleri.

Belediye işleri, tatlım.

Una?

Çok meşgulüm.

- Myrtle Dunnage’ı göreceğim. - Ne?

Gert’in düğününde giyeceğim elbise için.

Hayır, yapamazsın! Yapamazsın!

İşini şimdiye dek kontrol altına almışsındır.

Ayrıca Una da çok meşgul.

Hakkında duyduğum şeylere rağmen geldim buraya.

Hırkanı çıkarır mısın lütfen?

Ama senin işlerini beğenmeyen tek kişi bile yok...

...o yeteneksiz Una’nın tersine.

Böyle dediğimi Elsbeth’e söyleme.

Hayatta söylemem.

Hayal meyal hatırlıyorum ama sen gittin, annen kötüleşmeye başladı.

O sırayla olmadı.

Oğlumu kaybettim.

Biliyor musun? Stewart’ı.

Onu okuldan hatırlarsın belki.

Bir ağaçtan düşüp öldü.

O günü hatırlıyor musun?

Hayır.

Artık kimse Stewart’ı hatırlamıyor.

Ama ben hatırlıyorum.

Bu yüzden evden çıkmak çok zor geliyor.

Gittiğim her yerde bir zamanlar sahip olduğum şeyi görüyorum.

Bir zamanlar Stewart’ın yürüdüğü yerleri.

Artık kimse Stewart’ı hatırlamıyor.

Arkadaşları.

Babası.

Beulah bile.

Güney Pasifik!

Çalabilir miyim?

Lütfen.

Herkesten, özellikle Elsbeth’ten daha iyi görünmek istiyorum.

Böyle bir şey mi?

Belki?

Bu işte varsan ben de varım.

Bayan Pettyman...

...az önce...

...neden “Beulah bile” dediniz?

Stewart öldüğünde o yanındaydı.

Her şeyi gördü.

- Çavuş Farrat. - Tilly!

Marigold Pettyman beni görmeye geldi.

Bana Beulah Harridene’in ifadesini göstermen gerek.

Bu mümkün değil. Belge polisin malı.

Sana gösteremem.

Belki de ödünç verebilirim.

Gelinin annesi.

- Muhteşem görünüyorsun. - Teşekkürler.

Winyerp Gazetesi.

Biz Alvin ve Muriel Pratt’iz.

Gelinin ailesi.

Seni görmek güzel, dostum.

- Vay be, Marigold bu. - Marigold.

Tilly Dunnage yapmış.

Düğüne davetli değil misiniz Bayan Harridene?

Evan Pettyman’a aşık mıydınız?

Buraya girmeye iznin yok!

Çünkü bunun başka türlü bir açıklaması yok.

Okul bahçesinde...

...Stewart Pettyman’ın okuldan sonra oynamasını seyrediyordum.

Myrtle Dunnage konuşmak için yanına geldi.

Stewart Pettyman’in kafasına tuğlayla vururken gördüm onu.

O belge polisin malı!

Nasıl aldın?

Belki de Çavuş Farrat’ı tuğlayla tehdit etmişimdir.

Ya da bir otrişle.

Rahatsız edici bir çatırtı duydum.

Şimdi, böyle bir şey olsa kesin hatırlardım.

Bu kadar “rahatsız edici” ve canlı bir çatırtıyı kim unutabilir ki?

Yerinde olsam bunu yapmazdım.

“Dur katil, dur!” diye bağırdım.

Myrtle Dunnage ise bana bakıp gülmekle yetindi.

Öyle mi?

Bu kadar neşeli bir çocuk olduğumu hatırlamıyorum.

Bundan sonra Myrtle Dunnage zavallı çocuğun...

...kırık boynuna darbe üstüne darbe indirmeye devam etti.

Beulah! Anlatım bozukluğu yapmışsın.

Yeni okulumdakilerin okuma yazma bilmediğimi söylemelerine şaşmamalı.

Benden korkuyor musun Beulah?

Ben 10 yaşındayken korkmuyordun ama.

Toplama işleminde hata yapsam ya da mürekkep damlatsam cetvelle vururdun.

Öyleyse, Stewart Pettyman’in zavallı kırık boynuna...

...darbe üstüne darbe indirirken neden durdurmadın beni?

Yapamadım!

10 yaşındaydım. Bunları yapmış olamam!

Senin yaptığını herkes biliyordu. Orada bir tek sen vardın!

- Sen de oradaydın. - Ne ima ediyorsun?

Ben mi?

Ben orada değildim!

Köşeyi döndüğümde zavallı Stewart Pettyman’in kafası bir tarafa...

...çarpılmış halde yerde yattığını...

...seninse başında dikildiğini gördüm.

Yalan söyledin.

Hiçbir şey görmedin.

Beni suçlayabilirdi!

- Kim? - Evan!

Evan Pettyman!

Oğlunu korumak benim görevimdi!

Ama sen, sen ve çatlak annen. Şeytansınız siz!

Neler yapabileceğinizi Tanrı bilir!

Şişko kıçını vurmaya çalış.

- Elsbeth. - Biliyorum.

Çok zarif.

Evet, gelinimin ailesi ticaretle uğraşıyor.

Sektörde giderek güçleniyorlar.

Ayakkabısının ucunda ve ateşledi!

Herkes çok güzel görünüyor.

Tilly’nin marifeti. Çok akıllı biri.

Adın nedir tatlım? Şerefe kızlar!

- Eğleniyor musunuz? Çok güzeller... - İyi günler Evan.

Hala eski numaralar peşindesin değil mi?

Yapma.

Doğru söylüyorum kızlar. Koşun, canınızı kurtarın.

Oğlunun ağaçtan düştüğünü mü sanıyorsun?

Yanlış.

Yalan söylemiş.

Yalan söylemiş. Beulah Harridene sana yalan ifade vermiş.

Bundan ben de şüphelenmiştim.

Şüphelendiysen beni asla göndermemeliydin.

Hakkın yoktu buna.

Onun da beni göndermeye hakkı yoktu.

Bir hakkı vardı.

Ne demek bu?

Babalık hakkı vardı.

Ne?

Evan Pettyman senin baban.

Ne?

Katil!

Marigold! Olay çıkarma.

Tanrı aşkına!

Ben yapmadım.

Katil!

Teddy dur!

Teddy! Sakin ol, Teddy!

Doğruyu, oğlunu öldürmediğimi söyle. Yapmış olamam.

Bu ifade baştan aşağı yalan.

Bu kadın deli!

Bak, sen bana inanıyorsun. Anlat onlara!

Tilly benim neye inandığımın önemi yok.

Olayı ben araştırdım. Buradaki herkesle konuştum.

Herkes sorgulandı...

...evlerinde, barda, arkadaşlarıyla.

Bu doğru Tilly.

Keşke öyle olmasaydı, ama işin aslı...

...oradaki tek kişi sendin.

Şikayetçi olmak istiyorum.

Kapa çeneni Pettyman, yoksa boynunu kırarım, tamam mı?

Vurdun bana McSwiney.

Tilly!

Till!

Tilly! Tilly, sen çekilmiştin.

Çekilmiştin Tilly.

Neden bana söylemedin?

Neden?

Asla geri dönmemeliydin.

Ama o çekilmişti!

Çekildin Tilly.

- Çekildin! - Kapa çeneni Barney!

Hayır! Çekildi!

Çocuğu gördüm! Onu gördüm! Kendisi yaptı! Gördüm!

Tilly çekildi, Teddy.

Üzgünüm dostum, üzgünüm. Sakin ol. Ne demeye çalışıyorsun?

O yaptı. Gördüm.

Yaptığını gördüm Teddy.

- Pekala, sakinleş, tamam mı? - O çekildi. Okulda çekildi.

Gördüm Teddy. Çocuğu gördüm.

O çekildi.

Yapma! Dur!

Seni böyle köşeye sıkıştırdı değil mi?

Bağıramayacağından emin oldu ve sana bir şey söyledi. Ne dedi?

Dedi ki, kıpırdama Dunnybum...

...yoksa bu gece evine gelip...

...annen olacak kaltağı öldürürüm.

Sonra o ölünce...

...seni yakalarım.

Seni bıraktı, ama kaçmadın.

Gözlerini kapayıp orada öylece durdun. Neden?

- Bekliyordum. - Ne için?

Neyi bekliyordun, Myrtle?

Ölmeyi.

Ölmeyi.

Stewart bir boğa gibi çocukların üstüne koşardı, hatırlıyor musun?

Kafasını eğip onlara doğru koşar...

...ve kafa atardı.

Bu sefer olmadı ama.

Bu sefer bir tek ikiniz vardınız.

Sen ölecektin ama ölmedin. Neden?

Çekildim.

- Çekildin. - Çekildim.

Barney her şeyi ambarın üstünden gördü.

Stewart taş duvara kafasını çarpıp, kendi salak boynunu kırdı.

...yalan söylediğini düşünüp onu yine yollarlar diye korktu.

Onun yerine seni gönderdiler.

Stewart Pettyman’ı sen öldürmedin.

Kendi kendini öldürdü.

Bence artık evlenmeliyiz.

Neden olmasın?

En çok nefret edecekleri şey bu olur.

Dungatar’da şaşalı bir düğün yapıp gözlerinin içine sokarız.

Sonra da gideriz.

Nereye?

Daha iyi bir yere.

Elsbeth, Beulah ya da Meclis Üyesi Pettyman’ın olmadığı bir yere.

Nefret ya da intikamın olmadığı.

Cumartesi danslarının daha iyi olduğu bir yere.

Çatlak anneme ne olacak?

Onu da götürecek miyiz?

Evet, neden götürmeyelim?

Saf kardeşimi bile götürürüz.

- Barney de var. - Evet, Barney’yi de alırız.

Bu evet mi demek?

Ee, Till.

Uzaylı ya da roket görüyor musun?

Yok.

Bak Teddy!

Bu bir kuş!

Bu bir uçak!

Bu Süpermen!

Olamaz.

O şu an yanında duruyor...

...ölümlü erkeklerden fersah fersah fazla güç ve yetenekleriyle.

Korkusuz.

Korkusuz.

Lanetime ne olacak?

Sana demiştim, lanete inanmam.

Göstereyim.

Ne yapıyorsun?

Bu karanlıkta ambardan atlamayı düşünmüyorsun herhalde.

Tabii ki hayır. Bunu ancak küçük çocuklar yapar.

Ambarın içine atlamaksa gerçek erkeklerin işi.

Hayır, yapma!

Hayır. Yapma!

Ya boşsa?

Hayır, buğday dolu. Kamyonlar bu sabah boşalttı.

- Fare mi onlar? - Evet.

Hayır Teddy, yapma.

Hayır, bak... Hayır, hayır, hayır, yapma!

“Artık lanetli değilim” de.

- Lütfen yapma. - Söyle.

Yapma.

- Teddy... - Söylemedin.

Ted...

Teddy!

Çok komik.

Teddy.

Pekala söyleyeceğim.

Teddy.

Artık... Artık lanetli değilim!

Lanet filan yok, Teddy.

Teddy!

Teddy!

Kimse yok mu? Teddy!

Kimse yok mu? İmdat!

Teddy! Teddy!

Yardım edin! Teddy!

Teddy yine ne yaptı?

Ambara kocaman bir delik açmışlar, anne!

Buğdayın uçuşuna baksana!

Buğday değil o, Barney, süpürge darısı.

Hayır, Teddy darının üstüne atlamaz.

Bunu biliyorsun.

Hayır!

Hayır, Teddy oraya atlamaz.

Darının içinde boğulursun!

Teddy!

- Dostum! - Barney neden ufaklıkları yürüyüşe çıkarmıyorsun?

Babanla benim Çavuş Farrat’la konuşmamız gerekiyor.

Ambara delik açmaları 3 saat sürmüş, Mae.

İçerde çok fazla kalmış.

Boğulmuş.

Hayır!

Teddy!

Teddy!

Hayır!

Teddy!

Teddy!

Cenaze Çarşamba günü.

Babasından ya da çocuklardan yardım isteyemedim.

Kasabadan kimsenin ona dokunmasını istemiyorum.

Gel haydi.

Yıkayıp, kıyafetini giydiririz.

Güzel oğlum.

- Onu, o kadın öldürdü. - Lanetli o.

Lanet annesinden geçmiş.

- Bence çocuğu o itti. - Çavuş Farrat’ın onu hapse atmalı.

Teddy’yi öldüren sizlersiniz.

Ona olan aşkının, nefretinizden büyük olduğunu kanıtlamaya çalışırken öldü.

Bunu kim kanıtlamaya çalışsa ölürdü.

- Bedava mı? - 10 şilin.

12 şilin.

Müsait olduğunda...

...eminim ki başladığı şeyi bitirecek çünkü Teddy yanlış düşünüyordu.

Kendi başınıza bırakılamazsınız.

Ya da kadere.

Asıl lanet sizsiniz.

Durdurulmanız gerek.

Bu nedir?

Yaz Drama Festivali.

Winyerp Dungatar’a karşı.

En iyi oyun, en iyi set tasarımı, en iyi kostüm.

Winyerp’in kıyafetlerini kim dikecek merak ediyorum.

Şükürler olsun ki Una sizinle.

Bana bir şey dik. Neden olmasın?

Onlara kıyafet dikiyorsun, kendi annene neden dikmeyesin?

Anne.

Aynen böyle, pratik bir şey.

Eğlenmeye uygun.

Ayrıca yemek yemeni istiyorum, Myrtle.

Babanla 20 yaşındayken tanıştım.

Çok saftım.

Onun eve geldiğini hatırlamıyor musun?

Hayır.

Onunla evlenecek kadar da saf değildim.

Seninle pek konuşmazdı.

Erkek çocuk değildin sonuçta.

Bizi huzur içinde bırakacağını düşünüyordum.

Marigold.

Babası Belediye Başkanıydı...

...öldüğünde de tüm serveti kızına kaldı.

Evan...

...onun ayaklarını yerden kesti.

Zavallı Marigold.

Baban...

Baban seni canımı yakmak için gönderdi.

Geri döndüm.

- Geri döndüm... - Benim için.

Çünkü sana ihtiyacım olduğunu düşündün.

Aslında senin bana ihtiyacın vardı.

Ne güzel hazırlanmışsın Molly. Evi de döşemişsin.

Atıştırmalıklar ve incecik kesilmiş salatalıklı sandviçler var.

Bu Dungarat Sosyal Komitesi.

Yaz Festivali’ni hatırladın mı?

Dungatar Macbeth’i oynuyor...

...ve kostümleri senin dikmeni istiyorlar. Zavallı Una.

Hayır, Una Leydi Macbeth rolüne seçildi.

Hem baş aktris hem de kostümcü olması mümkün değil.

Tabii ki olmaz. Atıştırmalık?

Myrtle.

Kasaba asla unutmayacak...

...ama yarışmayı kazanmamızı sağlarsan belki seni affedebilirler.

- Yönetmen Trudy. - Kim?

Ben. Bana artık herkes Trudy diyor.

Ne istediğimizle ilgili bazı fikirlerimiz var.

Teşekkürler Trudy.

Bu barok.

Hayır, Shakespeare. Onu duymuşsundur.

Katmerlen dert, üzüntü, katmerlen!

Ateş yan! Kazan fıkırda!

Bataklık yılanının kaburga eti, kazanda kayna da piş.

Piyesler ne eğlenceli!

İçimizdeki en iyiyi de en kötüyü de çıkarıyorlar, öyle değil mi?

Anlaştık o zaman?

Hayır.

Size pahalıya patlar demek istiyor.

Nakit. Peşin.

Yoksa William bir yıl daha beklemek zorunda kalacak...

O aşağılık salaklara kostüm dikmektense ölmeyi yeğlerim!

Nasıl yaparsın?

Onları buraya nasıl davet edersin?

- Seni ölüme terk ettiler. - Ama hala hayattayım.

Beni senden alıp uzaklara gönderdiler.

Ama artık döndün.

Dur artık.

Dur. Dur.

Dur.

Seni yolladıklarında neredeyse ölüyordum.

Ama sonunda bu lanet yere geri dönmemeni umarken buldum kendimi.

Buradan uzakta olman daha iyi oldu.

Seni göndermeseler benimle bu tepenin başında...

...saklanmak zorunda kalacaktın.

Bunun yerine yaratabiliyorsun.

İnsanları dönüştürebiliyorsun.

Bu çok güçlü bir şey.

Kullan onu.

Onlara karşı kullan.

Bir planım var, Myrtle.

Çok hoş görünüyorsun Molly.

Sen körsün Irma.

Kızım gerçekten sihir yaratıyor.

Ama tekrar başlayabilmek için paraya ihtiyacı var.

Bu yüzden bu mektubun Winyerp’e varması gerekiyor.

Postaneye götürsem oradaki piçler göndermez bunu.

Kekleri yavaş ye, Irma.

Onları Tilly’ninkinden biraz daha sert yaptım.

O çok genç biliyor musun?

Acıyı bizim gibi kavrayamıyor.

Görüşürüz eski dostum.

Molly?

Molly!

Alvin!

Tanrım, düştüğünde bir yerini kırmış olmalı.

Acısını dindirecek bir şey veremez miyiz?

İnmeye karşı bir şey veremezsiniz. Bu Tanrının takdiri.

Ama acı çekiyor!

Yakında komaya girer, sabaha da ölmüş olur.

- Seni alçak bunak! - Tamam, geçti.

Anne? Aman Tanrım.

Anne? Anne, geçti. Anne geçti.

Aman Tanrım.

Zavallı Molly.

Hayır, hayır, hayır!

Hayır, bu olmaz. Hayır, bu olmaz!

Kendini üzme, Till.

Bundan nefret ederdi. Nefret ederdi.

Sevmiyor musun? Çıkarırım.

Tüm bu şarkılar...

...zararlı ve edepsiz.

Zavallı Molly’nin başının belaya girmesine şaşmamalı.

Tüm bunlar ikna edici popüler şarkının ve bir zamparanın suçu.

Artık...

Artık şarkı söylemek yok.

Molly öldü.

Onlarsa hayattalar ve ben acıyla kıvranmalarını istiyorum.

Şimdi Beulah...

...kondüktör Melbourne’a vardığınızda bir anons yapacak...

...ve bir hemşire seni sanatoryuma götürmeye gelecek.

Yani bir uzman.

Beulah çöp atarken ayağının takıldığını söylüyor...

...Prudence ise onun içkili olduğunu düşünüyor.

Ve Gert, yani Trudy diyor ki...

Sarhoş olmak günahtır, bu yüzden Tanrı onu cezalandırdı.

Irma, yastık!

Duramıyorum!

Uyanın Bayan A! Tatlım!

O yaptı!

Tepedeki kadın!

Bu kokuyu biliyorum. Haşhaş.

Vali Pettyman’e söyleyeceğim.

Tilly, Bayan A’ya uyuşturucu vermiş.

Bunun için hapse girecek!

Tilly Dunnage?

- Mektubunuzu aldık. - Mektubumu mu?

Ve kabul ediyoruz.

Neyi?

Biraz aşırıya kaçan koşullarınızı. Ama en iyisi sizsiniz.

- Winyerp Drama Kulübü... - Yani biz!

Kostümlerimizi sizin yapmanızı istiyoruz.

Bu sizin imzanız değil mi?

Tilly Dunnnage, Çatlak Molly’nin sevgili kızı...

Horrie, üniformanı giysen daha rahat etmez miydin?

Hayır, düğümlerden hep nefret etmişimdir.

Ama kendi ellerimle pişirip, kendim gibi keş arkadaşlarıma yasadışı...

...yollarla sunduğum esrarlı keklere ve haşhaşlı tatlılara bayılırım.

Torbacılığımın yanında...

...sapıklık suçum da var...

...ki kendi imzamı taşıyan şu kişisel eskizlerin de bunu...

...açıkça ortaya koyacağını umuyorum. - Çavuş Farrat!

Aman Tanrım.

Tilly, öyle görünüyor ki kader sonunda beni eline geçirdi.

Ama sen hiçbir şey yapmadın ki.

Evet, yaptım.

Sana. 25 yıl önce.

Belki sonunda işleri düzeltebilirim.

Seni tanıdığıma mutluyum, Tilly Dunnage.

Hayatımı kelimelerle anlatılamayacak derecede zenginleştirdin.

Haydi Horrie.

Fransız kadife çiçekleri.

Ne istiyorsun?

Sana bir hikaye anlatmak.

Tatlım?

Tatlım.

Hasta mısın?

Hastaydım Evan...

...sen beni hasta ediyordun.

Ama Tilly Dunnage beni iyileştirdi.

Molly’yi takip edip, onu da tıpkı beni kullandığın gibi kullandın.

Pek çok ilişkin oldu değil mi Evan?

Stewart’ı o öldürdü.

Bunu biliyor muydun?

Yeni arkadaşın.

Yani Tilly...

...senin kızın...

...oğlunu mu öldürdü?

Hamile kalmamış olsam seninle hayatta evlenmezdim.

Canavarsın sen!

Düş bakalım, Marigold. Bayıldın mı?

Kahrolası baş ağrısı krizlerinden birini daha geçir!

Tüm paramı çaldım!

Kafan yerinde değil, ilaca bağımlısın.

Doktor tüm bunları biliyor.

- Raporluyum. - Doğru ve seni istediğimde kapattırırım.

Ama Marigold, bu çok yanlış.

Evet.

Ama kafam yerinde değil.

Bunu herkes biliyor.

Tıpkı seninle Una Pleasance’ı bildikleri gibi.

Tanrım!

Tamamen anlayacaklardır.

Kan kaybından öleceğim.

Eninde sonunda.

Lütfen! Üzgünüm!

Üzgünüm! Lütfen Marigold, üzgünüm. Üzgünüm.

Benim kadar üzgün olamazsın.

Bu salak kostümler kimin fikriydi?

Bu ne cüret!

- Sen alt tabakadan birisin... - Hakkında...

...ne düşündüğünü tam olarak biliyor.

Trudy?

- Oyuncularını kontrol et! - Kapa çeneni be!

- Gertrude... - Trudy!

- Trudy. - Yoksa herkese senin...

...ne mal olduğunu söylerim.

- Elsbeth, kovuldun! - Ne?

İYİ ŞANSLAR DUNGATAR

Beni kovamazsın. Yapımcı benim. Her şeyin parasını ben verdim!

İn otobüsten!

Evan nerde?

Ben eve gidiyorum!

Okullu üç küçük kızız, Her okullu kız gibi şımarığız.

İliklerimize kadar sevinçle doluyuz, Okullu üç küçük kızız.

Bize her şey neşe kaynağı.

Bana bir program bulun!

Winyerp Drama Kulübü: Mikado.

Kostümler...

...Tilly Dunnage...

O kaltak!

- Çok iyiler. - Kapa çeneni!

...artık lanetli değil.

Bir küçük kız gelindir. İki küçük kızla devamı gelir.

Üç küçük kız hepsi eder.

Okullu üç küçük kız. Okullu üç küçük kız.

Okullu üç küçük kız. Okullu üç küçük kız.

Bakın millet! En iyisi hala biziz.

Evan nerde?

Reggie, Meclis Üyesi Pettyman nerede?

Öldü.

Hayır, ikinci perdenin ilk sahnesine kadar ölmüyor.

Hayır, gerçekten öldü. Marigold öldürdü.

Onu götürdüler.

İskoç oyunu.

Yolculuk nereye hanımefendi?

Paris’e.

Bu tren Hay, Ouyen ve Birchip’ten geçerek Melbourne’a gidiyor.

Melbourne o zaman.

Bir yerde yangın çıkmış.

Evet.

Dungatar’da.

Pislikleri yakıyorlardı, değil mi?

Biraz abartmışlar galiba.

Hayatında böyle pislik görmüş olamazsın.

DÜŞLERİN TERZİSİ

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.