Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
2025 Cannes Film Festivali Label Europa Cinemas ve SACD En İyi Film Ödülü
Sikeyim!
Hadi, yumruk at! Feint.
Geri çekilip durma, Cam.
Boşluğunu bul!
Güzel manevra.
Soytarılığı kes; hakemleri kızdıracaksın!
İşte. İşte böyle.
Evet, evet, aferin!
Boğ, boğ! İplere yapıştır! Aferin!
Kökle! Karaciğerine çalış!
Karaciğerine çalış!
Dur!
Harikasın! Aferin, Camille.
- Mavi, köşene git. - Aferin, Camille.
1...
...2...
Harikaydın. Muhteşem bir dövüştü!
- Buraya gel! - Beğendin mi, kanka?
Beğendim. Görmek istediğim tam da buydu, kanka.
Harika bir dövüştü amına koyayım!
Full paketim, ben, MY.
Bak, fritöz gibi oldum.
İşte şampiyonumuz! Yağlı kaslarını göster bakayım.
Hadi, kasları görelim beyler!
İşte bu!
- Sen de göster, kanka. - İşte bu!
- Camille için! - Teşekkürler, kardeşlerim.
WILD FOXES
Daha bitmedi! Her şey senin kafanda başlar ve biter.
Kafanda!
Sağ ol, Koç.
Senin başarın, benim başarımdır.
Başından beri kafa kafayayız kanka.
Geleceğin Avrupa şampiyonu.
Senin başarı benim başarımdır. Aynı kapıya çıkar.
- İşte oldu, hadi bakalım. - Sikeyim, çok kısa kaldım.
Geri çekil, geri çekil.
Teşekkürler! Çok iyiydin.
Vay be, Kondisyonun müthiş!
Bir dahaki sefere seni videoya çekmeliyim.
Beyler, 20 dakika ara verin lütfen. Biraz hava alın.
Cam, buraya gel lütfen, müdür seninle konuşmak istiyor.
Pierre, kaldır kıçını.
Federasyon, Avrupa Şampiyonası için tarihleri iletti.
- Ne zamanmış? - Haziran'da, Brüksel'de.
Fransa takımındaki koçun...
...onlarla birlikte hazırlık kampına katılmak istemediğini söyledi.
İstemiyorum, evet. Burada kalmak istiyorum.
- Emin misin? - Eminim.
Çok ısrarcılar da o yüzden.
Ayrıca, onların tesisleri bizimkilerden çok daha iyi.
Umurumda değil, tesislerle maç kazanılmaz.
- Doğru. - Öyle olsaydı bilirdik.
Her neyse, burada antrenman için ihtiyacın olan bir şey olursa, bana söyle.
Bogdan'a ya da bana söyle. Tamam mı?
İhtiyacım olan şey Matteo'nun kalması; böylece onunla antrenman yapabilirim.
Matteo için bir söz veremem; bir hata daha yaparsa takımdan çıkarılır.
- Onu uyarmıştık. - Doğru.
Koçun antrenmanları bok gibi, kanka.
Lastik yumruklamak için mi boks yapıyoruz?
- Boks budur, kanka. - Saçmalık.
- Bu Sırp yöntemi. - O Sırp mı?
Evet, Bogdan Sırp.
- Koçun saçlı halini görmek ister misiniz? - Ne? Hadi canım!
Onu Facebook'ta buldum ve bazı eski fotoğraflarını gördüm.
Saçlı fotoğraflarını!
- Facebook'a girmiş! - Kapa lan çeneni.
- Facebook mu? 40 yaşında mısın sen? - Hadi, göster bize.
Yok artık amına koyayım!
- Bunu salonun her yerine asmalıyız. - Herkes bunu görmeli.
Yakışıklıymış.
Bakın, dün konuştuğum kız, orada.
Güzel.
Aşırı güzel.
- Kızı buraya getir, kanka. - Beni gaza getiriyorsunuz, beyler.
Boş yer var.
Eğlenceliyizdir, göreceksin.
- Tamam, neden olmasın. - Kızı getiriyor!
Vay be, iyi kafaladı.
Abazan.
Hadi, kayın.
Bekle, bekle...
Hanımefendi için bir sandalye. Şimdi oldu.
- İyi mi? - Evet, mükemmel.
Senenin ortasında bölüm değiştirmek sıkıntı olmadı mı?
Hayır, hep besyo okumak istemiştim; bu yüzden mutluyum.
Anlıyorum. Adın neydi?
- Yas. - Doğru, Yas'tı.
- Sizlerinki ne? - Ben Pierre.
Ama burada MY olarak bilinirim.
Merhametsiz Yumruk veya Mariz Yardıran.
- Sen seç. - Ya da Malafat Yalayıcı?
Bu Camille, şampiyonumuz. Ve Matteo.
Coreb ve Naser.
- Biz klasik boks yapıyoruz. Ya sen? - Ben tekvando yapıyorum.
- Bacakların güçlü olmalı? - En azından seninkilerden daha güçlüdür.
- Eminim. - Tamam, anladım.
- Patates kızartmasını yemiyor musun? - Hayır, müsabaka için kilo vermem lazım.
- Yırtık bir kız, değil mi? - Oha!
Bu akşam ne yapıyorsun?
Sana ormanı göstereyim mi?
Bütün ağaçları tanırım, hepsine lakap bile taktım.
Teşekkürler, çok naziksin; ama başka bir planım var.
İnanılmaz bir şeyi kaçıracaksın.
Bunların dışında, mesela şeker, çikolata gibi bir şeyler nereden bulurum?
Yurtlardaki otomatlarda bulabilirsin.
- Tamam, teşekkürler. - Ne demek.
- Bunu hâlleder misin benim için? - Tamam, hâllederiz...
Kız arkadaşın seni resmen salladı.
Kapa çeneni; kız arkadaşım olduğunu hiç söylemedim.
Sıçtı batırdı!
Ezik, eline yüzüne bulaştırdın!
Kız seni umursamıyor bile.
- Sadece patates kızartmalarını istiyordu. - Sen konuşabildin mi? Ben konuştum!
- Sen konuşabildin mi? - Hiçbir şey yapmadın dostum.
- Yemeğini yedi, siktirip gitti. - Kapa çeneni.
Onlara gerçek bir ziyafet çekelim.
- Tavuk da alayım mı? - Hayır.
Acele et, fazla alma kanka.
- Bir tane daha. - Hayır, lütfen acele et.
Tamamdır.
Hayır, cafcaflı kazaklar hoşuma gitmiyor.
Çok gösterişli. Başka benzer kazakların var mı?
Anlıyorum dostum; ödünç alabilirsin, sorun değil.
- İnce bir dille anlatmaya çalışmıştım da... - He, aynen...
Çaktırmadan araya sokuştur...
- Bitirdin mi? - Sonuncusunu takacağım.
- Rüzgârı kontrol ettin mi? - Evet, şu taraftan esiyor.
Hazır.
Tacchini'me dokunma.
Dokunmasana! Kes şunu!
Geldi.
Çok küçükmüş.
Manyak bir şey!
- Gördün mü? - Küçük götveren acayip yükseğe zıplıyor.
Hadi kanka, gidelim.
Hızlansana lan, hızlı yürü biraz!
Canıma okudun, kanka. Kıyafetim kirlendi.
- Onu, beş saniye önce şurada gördük. - Lanet olsun ona, soktuğumun tilkisi.
- Okuldan da kilometrelerce uzaktayız. - Ne diyorsun ya? Çok yaklaştık.
“Tilkimi bulacağım.” Seni ayrı tilkini ayrı sikeyim.
- Ya yürüsene, kanka! - Hay sikeyim, Tacchini'm.
- Dedim ya, onu gördüm, buradaydı. - Sikerler, oraya çıkmayacağım.
Matt!
Hop, Matt, hemen buraya gel kanka!
Sikeyim!
Matteo!
Çabuk, dayanamıyorum!
Geliyorum!
Neredesin lan?
- Seni göremiyorum. Neredesin? - Buradayım!
Camille! Camille, neredesin?
- İyi misin? - İyiyim.
- Yaptığım turnikeyi çıkardın mı? - Evet, merak etme. Çoktan çıkardım.
- Yüzünü yıkamak ister misin? - Hayır.
Emin misin? Ödünç kıyafet de verebilirim.
- Böyle iyiyim. - Fikrini değiştirirsen, şurada olacağım.
Camille?
Yaranı görmek için hoodie'ni sıyıracağım, tamam mı?
- Buraya bastırdığımda... acı var mı? - Var.
- Acıyor. - Acıyor demek?
- Sylvie, 0,5 morfin lütfen. - Tamam, hazırlayayım.
Hoodie'ni kesmek zorundayım.
- Makas alabilir miyim? - Tabii.
Her şey yoluna girecek, merak etme.
Şanslı, atardamarı zarar görmemiş.
Ama hızlıca ameliyata almamız lazım; temizleyip hazırlayın onu.
Hazırlıkları yapar mısınız, lütfen?
Camille, ayakkabılarını çıkarıyorum, tamam mı?
Ayakkabılarım olmaz, çıkarma.
- Neden? Çıkarmam lazım... - Ayaklarım kokuyor, ayakkabılarımı çıkarma.
Kokuya dayanabilirim. Sâkinleşmen lazım, tamam mı?
Her şey yoluna girecek.
Morfin enjekte ediyorum.
Seni sâkinleştirecek, belki de uykuya dalmanı sağlayacak.
Hadi, rahatla.
Aferin.
İşte böyle.
İşte böyle, rahatla, delikanlı.
Cam?
Merhaba?
Tatlım?
- İyi misin? - İyiyim.
- Ağrın çok mu? - Hayır, sıkıntı yok.
- Burada mı uyudunuz? - Evet.
- Harbi mi? - Seni yalnız bırakamazdık.
- Babam gelmemeli. - Biliyorum. Ona söylemedim.
- Kolum kötü mü? - Öyle görünüyor. Dinlenmen gerekiyor.
Tamam mı?
Yakında tekrar antrenman yapabilecek miyim?
- En az iki ay boyunca yapamazsın, üzgünüm. - İki ay mı?
Öyle söylediler, evet.
- Ama şanslısın, çok daha kötü olabilirdi. - Sikeyim...
- İçecek bir şey ister misin? - Olur.
Kurt gibi acıktım.
- Ne istiyorsun? - Yağlı bir şeyler...
- Çizburger mi? - Evet.
- Matt, her zamanki gibi, çift peynirli mi? - Evet, lütfen.
Anlaştık. Alıp geleceğim.
Birazdan görüşürüz.
- Beni çok mu uzağa taşıdın? - 1 kilometre kadar vardı...
Başka çarem yoktu; seni ormandan çıkarmam gerekiyordu.
Hiç hatırlamıyorum.
Tacchini eşofman altımı, hatta Fransa formamı bile alabilirsin.
- Harbi mi? - Harbi.
- Sağ ol, kanka. - Asıl sen sağ ol.
- Korkuttun beni. - Evet, ben de korktum.
Siktir, dikişler olmadan çok havalı görünüyor.
- Beğendin mi? - Harbiden de ateş ediyor.
- Kaç dikiş var? - Sanırım 50'den fazla.
- 52. - Evet, 52.
- Tam gangster işi. - Antrenmana ne zaman döneceksin?
- Yarın. - İki hafta sonra değil miydi?
Normalde öyle; ama doktor diğerlerinden iki kat daha hızlı iyileştiğimi söyledi.
- Her zamanki gibi. - Artist.
Sıralarınıza dönün.
- Oturun. - Mutant mısın nesin?!
- Harbiden, geri döndüğüne sevindim. - Evet, ben de sevindim.
Simon. Şema eksik.
Coreb, yazık oldu. Bir dahakine soruyu daha dikkatli oku.
“Saçmalık” mı?
- “Saçmalık” demedim. - Kaç aldım?
Beyler, antrenmandan sonra...
...okullar arası şampiyonanın ilk turu için kadroyu açıklayacağım.
Geçen sene ne oldu biliyorsunuz. Açıkçası, utandım.
İlk turda, veletler gibi elendik.
Nedenini de biliyorsunuz: Disiplin de hijyen de yoktu.
Bu sene bu değişecek. Tamam mı?
İyi haber şu: İlk turda Hemler Okulu ile, burada, sahamızda...
...kendi ringimizde dövüşeceğiz!
Bogdan Takımı'nın muhteşem geri dönüşü.
Aynen öyle, Bogdan Takımı'yız.
O yüzden beni utandırmayın. Şu ilk turu geçelim.
Kötü haberse, bu yıl kurallar değişti.
Sadece üç dövüş var; bu yüzden sadece üçünüzü seçebilirim.
Kimler?
Bilmiyorum, bütün gün antrenman yapacağız, hepinizi izleyip...
...en motive olanlarınızı göreceğim.
- Camille, dövüşmeye hazır mısın? - Tabii ki.
Okullar arası turnuva olsa bile, pek hevesli değilim.
Biliyorum Cam. Hadi, ortaya gel.
Bunu benim için tutar mısın?
- Coreb, onunla dövüşeceksin. - Neden onunla dövüşüyorum?
- Sadece antrenman. Hadi başlayalım. - Yedi saniyelik bir dövüş olacak.
- Kapa çeneni! - Senin fikrine ihtiyacımız yok, Matteo.
Hadi ama Coreb, erkek ol biraz.
Beyler, ringden çıkın. Pozisyonlarınızı alın.
Camille, Coreb, hadi!
Pierre, kaldır kıçını, hadi.
Beyler, hayvan gibi yumruk atmayın.
Başlayın.
Güzel. Evet!
Geri çekilme, Camille.
İplerden uzak dur, Camille.
Gardını al, Coreb.
İşte böyle.
Daha sert!
Geri çekilme. İplerden uzak dur.
Neden iplere dayanıyorsun?
Ayak mı yapıyor n'apıyor?
İplerden uzak dursana lan!
- Ah, kolum! - İplerden uzak dur.
Koluma vurma! Siktir git!
N'oldu?
Daha yeni döndüm ve psikopat herif yaramı hedef alıyor.
Hani hızlı iyileşiyordun?
- Kapa çeneni! - Herkes sâkin olsun.
Camille, nasıl bir ağrın var?
- Kolum yanıyor. Buz koyabilir miyim? - Evet, tabii, koy.
- İyi misin? - He.
- Onunla gidebilir miyim, Koç? - Hayır, burada kal.
- Neden? - Burada kal dedim.
- Tam nakavt edecektim amına koyayım! - Sâkin ol, Coreb.
- Sikeyim! - Sâkin ol, Coreb.
Naser, ringe çık, Camille'in yerine geç.
Aynı sertlikte devam et, harikaydın Coreb. Hadi.
- Efendim? - Neredesin amına koyayım?
- Et ağacındayım. - Neredesin anlamadım?
Et ağacındayım.
Çabuk buraya gel; soyunma odasında parti var.
- Seni seçti mi? - Evet, beni, MY'yi ve Naser'i seçti.
- Vay be dostum, aferin. - Ya sen, daha iyi misin?
- Revirde her şey yolunda mı? - Evet, iyiyim.
Emin misin? Biraz sıkıntılı görünüyordun.
- Yo, sıkıntılı değilim. - Ee, geliyor musun?
Açıkçası, Avrupa Şampiyonası'ndaki tüm rakiplerini iyice inceledim.
Seni zorlayabilecek tek kişi bu.
Tekniği iyi, hızlı.
Ve yumrukları da sağlam.
Hiçbir zaman doğrudan saldırmıyor.
Belarusluyu tanıyor musun?
Bak.
O da aynı derecede hızlı; ama...
...müsabakayı puan üstünlüğüyle kazanmaya çalışan bir tip.
- Endişelenme. - Hakemleri kullanarak seni yenebilir.
Unut gitsin, kanka. Benim işim bitti artık.
Dalga mı geçiyorsun? Koç'un senden tek istediği buydu.
Koç, sikimde bile değil, kanka.
Dur, dur, sana bir şey göstereceğim.
- Ne? - Bekle, göreceksin.
Al, şuna bir bak.
- 40 m², Paris'te. - Vay anasını, kanka.
- Bu ev benim olabilir mi? - Olur tabii! Ama maçı kazanırsan…
...ve elit sporcu statüsünü alırsan.
Evet, bunu Fransa koçu söylemişti.
Kanepeni buraya koyabilirsin.
- Of, çok güzel kanka! - Aynen ya.
Bu ara fazla dikkat çekme.
- Kuzenlerinle şüpheli işlere bulaşma. - Kafayı mı yedin?
Demiştim ya, o işlerden elimi eteğimi çektim.
Çek şunu, kokmuş sikik!
- Birlikte yaşayacaksak, buna alışmalısın. - Serseri!
Camille?
Beni mi aradın?
Hayırdır?
- N'oldu? - Kendimi çok kötü hissediyorum.
Sâkinleşmeye çalış.
Sâkinleşmeye çalış.
Ölecekmişim gibi hissediyorum.
Hayır, ölmeyeceksin.
Her şey yoluna girecek.
Rahatlamaya çalış.
Daha yavaş nefes al.
Nefes al. Rahatla.
İşte böyle.
Yavaş yavaş ağzından nefes ver.
Bu panik atakları uzun süredir yaşıyor musun?
Hayır.
Hayır, kazadan sonra başladı.
İstersen koçunla konuşabilirim.
Böylece yarın dinlenebilirsin.
Kesinlikle olmaz.
Pierre, lütfen soytarılığı bırak.
Hadi ama, bir dakika.
Aynen böyle. 15 tane.
7. Hadi.
8.
Hadi, 9.
- 9. - Ağrım var.
Devam et. Henüz bitirmedin.
10.
Bas, bas, bas. 11.
- Hadi, 12. - Yok, bittim.
- Bittim. Kaldır. - Altı üstü 30 kg.
Kaldırsana lan şunu!
Kaldır! Sikeyim, bırakacağım!
Yarrak kafalı! Çırpındığımı görmedin mi?
- Şaka yaptığını sandım. - Ağrım var dedim ya.
Kolum iyice siki tutsun mu istiyorsun?
- Bekle. - Koç!
Hep aynı şey, varsa yoksa Camille...
- Ağrım var dedim. - Hop, sıkıntı ne?
- Sıkıntı yok. - Yok mu?
Soyunma odasında konuşalım.
Niye bağırıyorsun, hayırdır?
- Üzgünüm, sinirlerim bozuk. - N'oldu, Cam?
Geri döndüğünden beri hiç motive değilsin.
Ortada bir şey yok. Ne olduğunu söyle bana.
Kolum işte, yine kolum.
Fizyoterapist, kolunun iyi olduğunu söylemişti hani?
- Söyledi, evet. - Doktora gittin mi?
Cumartesi gideceğim.
- Tamam, beni haberdar eder misin? - Tabii.
10 metreden düşüp hayatta kaldın; küçük bir komplikasyon seni durduramaz.
Aynen.
Sikeyim!
- Fares beni deli ediyor. - Niye?
Bugün antrenmanda deli gibi davranıyordu.
Sanki ben onun kum torbasıyım!
- Çok öfkeli. - Onun bu okulda yeri yok.
- Camille'in neyi var? - Kazadan beri kolu hâlâ iyileşmedi.
Ya bırak, ayak yapıyor, bir şeyi yok bence.
Saygılı ol, olay anında orada değildin.
Sâkin ol kanka. Büyütülecek bir şey yok.
- Sâkin ol Naser. - Hadi ama.
Ne? Öpeyim de geçsin istersen?
Ciddi misin sen?
Ne?
Şaka yaptık be!
Camille, en azından kokmuş ayaklarını yıka!
Yeter artık. Burnumuzun direği kırıldı!
Uğraşma onunla, kanka.
Camille?
- Şuradaki mavi boneli kızı görüyor musunuz? - Evet.
Şaka değil, kıçında Pikachu dövmesi var.
- Atma. - Yemin ederim.
Nereden biliyorsun?
Kanka, âşık olduğunda bu tür bilgileri öğrenirsin.
- İtalyan hatundan hoşlanmıyor muydun? - Birbirimizden elektrik alamadık.
Elektrik alamamış... Hayırdır entelektülel mi kesildin başımıza?
İki gün önce ondan hoşlandığını söylemiştin.
Öyle bir şey demedim. Nereden çıkardın bunu?
- Hadi, dökül bakalım, sorun neydi? - Dudakları çok inceydi.
- Komik olan ne? - Dudakları çok mu inceydi?
Harbi diyorum; öpüştüğümüzde hiçbir şey hissetmedim.
Sanki çenesini hissedebiliyordum.
Beyler, neden gülüyorsunuz...?
- Ufak at da civcivler yesin... - Yalan söylemiyorum.
- Ziyaaa. - Kolpacı mıyım ben ya?
Kolpacı Matteo.
- Saçmalamayın, beyler. - Hadi, uzayalım.
Kolpalayıp durma.
- Kolpacı Matteo. - Hayatın kolpa olmuş.
- Bu lakap sana yakıştı. - Kolpacı Matteo mu?
Yeni lakabın bu artık.
Kanka, tekvandocu kızı mı kesiyorsun?
- Hayır, sadece ağaçlara bakıyorum. - Ağaçlara mı, harbi mi?
Arıza olan kimmiş?
Artık ağaçlardan mı hoşlanıyorsun?
- Evet. - Meşe ağaçlarından mı hoşlanıyorsun?
- Evet. - Çam ağaçlarınından da hoşlanıyor musun?
- Nereye gidiyorsun kanka? - Demiştim ya, fizyoterapiye gidiyorum.
- Sıkıntı yok, koç biliyor. - İyi, takıl kafana göre.
Seni görebiliyorum.
Öyle mi?
Neden saklanıyorsun?
Ya sen, niye gizli saklı çalıyorsun?
Gizli saklı çalmıyorum; sadece kimseyi rahatsız etmek istemiyorum.
- Çaldığın parçanın adı ne? - Anonim bir parça.
Bana söylemek istemiyor musun?
Bu, Theo Charlier'ın “Üslup Etüdü N°2”si.
- Çok güzeldi. - Teşekkürler.
- Çalmaya devam edecek misin? - Yarım saat daha çalarım, sanırım.
- Sonrasında antrenmanım var. - Kalıp dinleyebilir miyim?
- İstiyorsan, tabii. - Teşekkürler.
- Hadi, göster bana. - Hayır, istemiyorum.
Çok gıcıksın, göster işte.
- Hem, sen bunu nereden biliyorsun ki? - Bütün okul biliyor.
- Göster işte. - İğrenç bulacaksın.
Kaçışın yok.
Sen beni trompet çalarken gördün; şimdi de ben senin yara izini göreceğim.
- Hiç alakası yok. - Uzatma. Göster işte.
Oha, çok fena!
- Dokunabilir miyim? - Tabii.
Harbi çok havalı.
Yara izlerine bayılırım.
- Benim de bir sürü var. - Harbi mi?
Evet. Bak, bu en sevdiğim.
- Nasıl becerdin bunu? - Çocukken, kardeşlerimleyken oldu.
Anladım.
- Dizinde de var, he? - He.
- Bu da mı kaza sonucu oldu? - Hayır.
Çocukken, babamın bana yaptığı bir şeyden...
Neden tekvando yapıyorsun?
Neden yapmayayım ki?
Çünkü tekvando senin tek odak noktan değil. Müzikle de uğraşıyorsun mesela...
İkisini de yapabilirim.
Ayrıca, tekvando eğitmeni olmak istiyorum.
- Öyle mi? - Evet.
- Yarışmalar umurumda değil. - Anlıyorum.
Gecikiyorum. Yarım saat çok uzun.
- Ama keyifli bir sohbetti. - Peki.
- Görüşürüz. - Yarın, aynı saatte?
Olur.
- Dirseğin nasıl? - Çok kolay incinebilecekmiş gibi geliyor.
Artık dayanıklı değilmiş gibi.
- Böyle ağrın var mı? - Var.
Genellikle bileğimin üstünde ağrım oluyor.
- Burada mı? - Evet.
Tamamdır... Al, bununla sil.
Ee?
Bak, geçen ay yaptığımız taramayı ve emarı tekrar kontrol ettim...
...ve ön kolunda herhangi bir sorun yok.
Ağrıyı açıklayabilecek herhangi bir lezyon görmüyorum.
- Öyleyse neden ağrıyor? - Yani...
Ağrının sebebini bilmiyorum.
Ama tıbben, böyle bir ağrın olması mümkün değil.
Bu tür kazalar travmatik olabilir.
Seni bir psikolog meslektaşıma yönlendireceğim.
Müsaadenle.
Ne diyor bu adam? Mal mıdır nedir?
Ne dediğini anlayabildin mi?
MY ve Naser senin hakkında ne diyor biliyor musun?
Ne diyor?
Kazadan beri korktuğunu.
- Ayak yaptığını. - Korkmuyorum.
Şaka yapmıyorum, kendine gelmelisin.
Nasılsın, Koç?
- Antrenmana bu saatte mi geliyorsun? - Cumartesi doktora gittim.
Tendinit olduğumu söyledi.
- Tendinit mi? - Evet.
- İki hafta! Ciddi mi? - “En az iki hafta”, dedi.
- Tamam, peki koşamıyor musun? - Yo, koşmamda sıkıntı yok.
- Tamam, yarınki kardiyo antrenmanına gel. - Gelirim, tamam.
- Git biraz dinlen. - Görüşürüz.
Camille?
- He? - Sahte rapor mu aldın?
- He. - Saçmalıyorsun kanka.
Bende ciddi bir sıkıntı var.
- Korkuyorum. Çok ağrım var. - Doktor, bir şeyin olmadığını söyledi.
Doktor üfürüyor.
- Kuruntu yapıyorsun. - Kapa lan çeneni.
Hadi ama, buraya gel, küsme kanka.
İğrendin mi?
Çok garip, iğrenç.
Yapma...
Arkadaşınla bunu uzun zamandır mı yapıyorsunuz?
Üç yıl olmuştur.
Rüzgârın estiği yöne doğru gitmeliyiz; böylece kokumuzu alamazlar.
Şuraya.
- Bunu nereden biliyorsun? - Biliyorum işte.
Şunu al, şunu al...
Ağacın arkasına geçeceğiz.
- Nereye? - Buraya işte.
Göreceksin, et için atladıklarında çok güzel oluyor.
Beni buraya neden getirdiğini söyleyecek misin?
Hiç psikolojik ağrın oldu mu?
Üzgün olduğundaki gibi mi?
Hayır.
Ne gibi peki?
Fiziki bir yaran olmadığı hâlde ağrın olması gibi.
Seninki de öyle mi?
Sâkinleşmek için çay içmek istemediğinden emin misin?
Eminim.
Hadi, al şunu. En azından ellerini ısıtır.
Biraz daha kalabilir miyim?
Burayı odan hâline getirmeye başladın.
- Kaça patladı? - Beleş, abimin arkadaşı yaptı.
Benim için önemli olduğunun farkında.
- Annen sıkıntı çıkarmaz mı? - Eve gidince öğreneceğiz...
Acıttı mı?
Sonundaki F harfi acıttı, ne yalan söyleyeyim.
Göster bakayım.
Harika olmuş kanka. Kuzenimin kolunda da aynısı var.
- Gördünüz mü, o anlıyor. - Hatunlar buna bayılıyor!
Aynen, daima MY!
Eve bu hâlde gitsem, annem parmaklarımı köpeğe yedirir.
Beyler, lütfen başlangıç çizgisine geçin.
Önce biraz su için.
Pierre, o saçma sapan gözlüğü çıkar.
- İyi misin? - İyiyim.
- Sorun yok değil mi? - Yok, yok.
Cam, hadi, buraya gel.
- Rüzgâr direncini azaltmak için. - Harika.
Çizgiye geçin.
14 kilometre, 35 tur yapacağız. Grup halinde kalın, tamam mı?
Hadi! Pierre, yerine geç.
Hafif tempoyla başlayın.
Yetiştik sonunda!
Hadi, koca oğlan.
Hop, hadi, koş!
- Cam, saldırsana! - Siktir git.
Mızmızlığı artık sinirime dokunuyor.
- Kapa çeneni. - Ne, çenemimi mi kapayayım?
Cam, n'apıyorsun amına koyayım? 15 tur var daha.
- Cevap ver. - Duruyorum, kendimi kötü hissediyorum.
- Ne dedin? - Kendimi kötü hissediyorum.
Ne zamandan beri 10 km koşamıyorsun?
Duruyorum dedim. Bittim.
Canımı sıkıyorsun. Git duş al, sonra konuşuruz.
Siktir...
Matteo, yapma!
- Delirdin mi lan!? - Bırakın beni!
Naser, seni eşek sudan gelinceye kadar döveceğim!
- Dostum, ne yapıyorsun sen? - Soktuğumun eziği!
Sokak serserisi misin sen, ha?
Sokak serserisi misin?
Sanki başın yeterince belada değilmiş gibi.
- Matt'i gördünüz mü? - Evet, müdürle görüşüyor.
Senin yüzünden, merak ediyorsan.
- Ne yapıyorsun? - Oturuyorum.
Hayır, siktir git; yemeğimi seninle yemek istemiyorum.
Ne dinliyorsun?
Babamın sık sık dinlediği müzikleri.
- Benimle birlikte dinlemek ister misin? - Olur.
Bekle, baştan başlatacağım.
Bir keresinde babamın arabada bunu dinlerken ağladığını görmüştüm.
Çok garipti.
Ne hakkında?
Bilmiyorum, ama hoşuma gidiyor.
Kavga benim yüzümden çıktı, değil mi?
Evet.
Harbiden de son zamanlarda çok acınası bir hâl aldın.
Aferin şampiyon! Muhteşemsin, Matteo!
...3...4...
- Sayımdan sonra üzerine git, soluk aldırma! - ...5, 6, 7, 8...
Hadi, Matteo.
İşte böyle. Aferin.
İşte bunun için yaşıyorum amına koyayım. Bunun için!
- Sağ ol! - Muhteşem.
Seninle gurur duyuyorum.
- Kazandın, kazandın Matteo. - Harikaydın kanka.
- Hakem, kimin kazandığını biliyoruz. - Kaldır kolunu!
Hadi, hadi...
Ve maçın galibi, puan farkıyla...
...kırmızı köşe!
- Kavga için özür dilerim. - Sorun değil, kanka.
Matt!
- Buraya gel, kanka. - Aferin, şampiyon!
Bogdan Takımı! Bogdan Takımı!
“Kutu Patlatma” vakti!
Gel, sen de katıl.
Hadi, hadi, hadi...
Naser! Naser! Naser!
Coreb! Coreb! Coreb!
Ben, ben, sıra bende.
Camille! Camille! Camille!
Yine kendini yaralayacak amına koyayım!
Yavşak!
- Utanç verici. - Harbiden de...
Komik mi sizce?
- Sâkin ol, bir şey yok. - Sâkin ol, Cam.
- Bu komik mi? - Sâkin ol, ortamı sikip atıyorsun.
Deme ya?
- Senin iyiliğin için. - Eğlenceli mi buluyorsun?
- Ver şunu bana. - Senin iyiliğin için, dostum.
Sikeyim!
Hayır, hiç de komik değildi.
Çok kötüydü.
Ben bir şeyler yemeye gidiyorum, beyler.
Hadi, yemekhaneye dönün.
- Ne oldu? - Memnuniyetsiz bir komşunun eseri işte.
Okul dışından kimse yokken bir duyuru yapacağım.
Komşularımızdan çok sayıda şikayet aldık.
Bu nedenle, ormandaki tilki nüfusunun kökünü kazımak için...
...önümüzdeki Perşembe günü bir av organize etmeye karar verdik.
- Matteo, seni rahatsız mı ediyorum? - Özür dilerim, müdürüm.
O gün, 16:00-20:00 arasında odalarınızda kalacaksınız.
Lütfen!
Bay Boulers'ın çalacağı alarm...
...avın ve sokağa çıkma yasağının başlama işareti olacak.
Yeter!
Sessiz olun. Sessiz olun!
Yorumlarınıza ihtiyacım yok.
Bundan sonra onları beslemeyi bırakın.
Bu yüzden okul bahçesinde bu kadar çok tilki var.
Camille?
Maçımın videosunu bana gönderir misin?
Camille?
- Dağılabilirsiniz. Teşekkürler. - Camille?
Videonu sildim.
Gir.
- Beni mi görmek istemiştiniz? - Evet.
Otur, lütfen.
- Ayakta dursam... - Oturmanı söyledi.
Seni cezalandırmak için burada olmadığımızı anla.
Sadece anlamak istiyoruz.
Gösterir misin?
Nedir bu?
Sağlık raporum.
Bu sabah Matteo, bana bunun sahte olduğunu söyledi.
- Açıklamak ister misin? - Matteo zırvalıyor.
Doktorunu aradım...
...raporun sahte, senin de tamamen sağlıklı olduğunu doğruladı.
Sıkıntın ne senin?
Beş yıldır yoğun bir şekilde antrenman yapıyoruz.
Avrupa Şampiyonası altı hafta sonra ve sen şimdi kendini sabote ediyorsun.
- Aklından ne geçiyor? Delirdin mi? - Bogdan, sâkin ol.
Camille, bir sorunun varsa, bize söylemenin şimdi tam zamanı.
Yoksa, okul psikoloğuyla mı konuşmak istersin?
Yo, sıkıntı değil.
O zaman, bize sorunun ne olduğunu söyle.
Neden antrenmanlara gelmiyorsun?
Yemin ederim, kolum çok ağrıyor.
- Ağrıyor mu? - Yalan söylemiyorum.
Okulda kalmak istiyorsan, bir önerim var.
Yarın sabah salona 8'de değil, 7'de gel.
Ve problemini birlikte çözelim.
Biliyorsun, ağrı, profesyonel sporun bir parçasıdır.
Sporcular ağrı çekerler ve bunu aşarlar.
Sakatlık bu denklemi değiştirmez.
- Anlıyor musun? - Anlıyorum.
- Yarın salona kaçta geleceksin? - Sabah 7'de.
Aferin.
- Bu rapor meselesini unutacağım. - Teşekkürler.
Sorun yok, gidebilirsin.
Baksana, Camille?
- Yarın sabah iyi haberler duymak istiyorum. - Tamam.
Bu bir kuruntu, sadece bir kuruntu...
Evet, güzel.
Kuvvetli vur.
Sağ kolunla. Sadece sağ kolunla vur.
Ağrıyan kolunla. Evet, böyle.
Sadece sağ kolunla. Güzel.
- N'oldu, ağrıyor mu? - Hayır.
Güzel.
Aferin, ağrıyı kafandan sileceksin.
Güzel, ağrıya alış.
İşte böyle, indir kroşeyi.
Ağrıyan kolunla indir kroşeyi. Güzel.
- Merhaba, Koç. - Merhaba, Koç.
- Pekâlâ, beyler. - Merhaba, Koç.
Ben Cam'le işimi bitirirken, siz de ısınmak için biraz ip atlayın.
Hadi, Camille.
Hadi, Cam. Henüz bitirmedik.
- Yani o, kuzenimin arkadaşı, anladın mı? - Anladım.
Yüzüyorduk, bir döndüm ki kız yok ortada.
Geri dönmüş.
O gece onu gördüm; ne dedi biliyor musun kanka?
“Seni göle kadar neden takip ettiğimi biliyor musun?”
Ben de “Neden?” diye sordum.
“Sevişebilelim diye gölün diğer tarafına geçmek istedim.” dedi.
“Sevişebilelim diye” mi dedi?
- Sonra n'oldu? - Sonra tuvalette seviştik.
Suyun içinde kalmak için, çaktın mı?
- Kuzeninin kız arkadaşlarına takılıyorsun. - Aynen!
Onlara gerçeği söyle.
Hangi gerçeği? Neyden bahsediyorsun?
- Neyden mi bahsediyorum? - Evet, neyden?
Sen sadece babanın...
...senin bakir olmandan utandığı için parasını ödediği bir fahişeyle sikiştin.
- Babamı bir daha asla ağzına alma. - Sâkin ol. Git.
Sen gerçekten de harika bir arkadaşsın.
Neredesin, 10 dakikadır seni bekliyorum.
- Saç bakımını mı yapıyordun? - Hayır.
Bu sabah yaptığın şeyden çok gurur duyduğumu söylemek istedim, Cam.
- Ciddi diyorum. - Sağ ol.
Gerçekten, bu beni mutlu ediyor.
Ve bence bir sonraki okullar arası turnuvada da mücadele etmelisin.
Çünkü Avrupa Şampiyonası yaklaşıyor...
...ve fiziksel olarak buna hazır olup olmadığını görmek istiyorum.
Çıldıracak.
Onun için çok önemli bir maç.
Sen olsan ne yapardın?
Koç maça senin çıkmanı istemiş.
Sporda böyle şeyler olur. Kankan bunu atlatacaktır.
Muhtemelen...
- Tamam, hazır mısın? - Bitirdin mi?
Evet, sanırım.
Dön de bakayım.
- Gülmeyeceksin, tamam mı? - Yok, yok, bakayım.
Tamam, hadi bakalım.
1, 2, 3.
- Gülüyorusun. - Hayır, gülmüyorum.
Tam olarak göremedim.
- Olağanüstü olmuş. - Dokunma.
Dokunmayacağım.
- İyi mi, değil mi? - İyi.
Ee, niye bakıyorsun o zaman?
- Bakmıyorum. Peki, neden makyaj yaptın? - Instagram'daki bir yarışma için.
Bir dakika boyunca trompet çalarken kendimi videoya çekmem lazım.
- Beni çekmek ister misin? - Tabii ki.
Ödül ne?
Yani, bir orkestrada çalarak bir filmin müziğinde yer alabilirim belki.
- Gerçekten mi? - Evet, harika olurdu.
- Ne, bir aksiyon filminde mi? - Bilmiyorum, belki.
- Öyle mi? - Evet, belki.
Harika olurdu, çok mutlu olurdum.
Ama 500 katılımcı var ve sadece 10 kişiyi seçiyorlar.
Ve bu 10'da sadece bir trompetçiye yer var.
- Gidip hatunla taşak geçsene. - En iyi besteyi ben aldım.
Charlier'ın çalışması; beş yıldır bununla uğraşıyorum.
- Camille, baksana. - Seçilmemem saçma olur.
- Buyur? - Bekle.
Senin kız makyaj yaptığında çok seksi oluyor.
Ne diyorsun, götveren?
Onu bırakın! Sen kim olduğunu sanıyorsun?
- Engelli bir birey. - Uza!
Bana böyle dokunduğunda, seni öpmek istiyorum.
Sikik psikopat...
Sikeyim...
Yas, Yas, iyi misin?
Sikeyim ya! Ne sikime güvenip kafa atıyorsun bana!
- Neren kanıyor, Yas? - Manyak kaşar!
İşte böyle, kendi iyiliğin için, siktir git.
Cam'in bamya aletiyle oynuyor olabilirsin; ama hakiki bir erkeğe karşı hiç şansın yok!
- Yas, bekle. - Soktuğumun kaşarı!
Gerçekten, şimdi yapmak mı istiyorsun?
Evet, sıkıntı değil. Bu akşam göndermem gerekiyor.
Çatıda yapmak istediğine emin misin?
Evet, böylece o orospu çocukları da duyabilir. Hepsinin amına koyayım.
- Çekime başladığında haber ver. - Başladım.
Merhaba, ben Yasmina Mazi.
Theo Charlier'ın “Üslup Etüdü N°2”sini çalacağım.
Beyler, telefonlarınızı kaldırın lütfen. Bir duyurum var.
- Moladayız, koç. - Biliyorum.
Hadi, telefonlarınızı kaldırın ve doğrulun.
Okullar arası şampiyonanın ikinci turunda...
...Fransa'nın en iyi antrenman merkezlerinden biriyle eşleştik.
Bu yüzden, belirlediğim ilk kadroyu değiştireceğim.
Pierre, seni tutuyorum.
- Seninle birlikte Coreb de olacak. - Ne?
- Bir de Camille. - Taşak mı geçiyorsun?
- Bu saçmalık! - Neden Matt değil?
Kazadan sonra adam gibi dövüşmeye götü yemiyor.
- Harbiden de öyle. - Bunu hak etmiyor.
Bizi bir sonraki tura Matteo taşıdı.
Kimin dövüşmesi gerektiğini en iyi ben bilirim, değil mi?
İkisi birbirleriyle dövüşsün. O zaman anlarız.
- Harika bir fikir. - Haklı.
Pierre, memnun değilsen, seni Naser ile değiştiririm, tamam mı?
Eklemek istediğin bir şey var mı?
- Konuşsana. - Konuşsam ne olacak ki?
- Sonuçta, kararı Koç verir, değil mi? - Aynen öyle, Matteo. Teşekkürler.
İstersen üzerinde konuşabiliriz. Gitmek istediğinizden emin misiniz?
Tamam, devam edelim.
Başlangıç olarak, ringde on tur koşun.
Hadi, kımıldayın. Zaten sinirliyim.
Şimdiden çok zaman kaybettik.
Etrafında dönmeyi kes, lanet olsun!
Mesafeni koru. İşte böyle.
Üstüne git.
Hadi ama beyler, sesiniz çıksın biraz!
Camille! Camille!
- Kanaması var. - Devam et, Camille.
- Kanaması var! - ...4... Lütfen!... 5...
- Kanaması var! - Bir şey olmaz, Camille.
- ...7... - Maç bitirilmeli.
Köşene geç, lütfen.
- Kanaması var. - Farkındayım, Camille.
Birkaç yudum iç.
- Niye çekilmiyor? - Bilmiyorum.
Çekilmiyor işte. Tamam mı?
- Kolun ne durumda, iyi mi? - İyi.
- Cam, benimle misin? - Evet.
Cam, harikaydın. Birinci raunt, ikinci raunt, inanılmazdın.
Üçüncü rauntu da halledersen kazanırız.
Takım coşar. Bir sonraki tura geçeriz.
- Maç bitirilmeli. - Cam, odaklan. Siktir et, maç devam ediyor.
Üçüncü raunt var. Başarırsan kazanırsın.
Anladın mı?
Hadi, şampiyon.
Hadi, Camille!
Hadi, Camille!
Sen bir canavarsın, kanka!
Hadi, Camille. Mücadelene odaklan.
Çekiliyorum.
- N'oluyor? - Camille?
Ne yapıyor, çekiliyor mu?
- Ne yapıyorsun kanka? - Çekiliyor.
- Ne yapıyorsun? - Bekle, Camille!
- Bir şey mi oldu? - Artık dayanamıyorum.
Camille, götveren, buraya gel!
Kırmızı köşe müsabakadan çekildi. Kazanan, mavi köşe!
Bu da neydi böyle amına koyayım, Camille?
Niye çekildin? Kazanıyordun.
- Üzgünüm. - Camille?
Kasten yaptın. Bana bak, kasten yaptın, değil mi!
Kasten yaptın!
Coreb de kaybetti, sadece Camille değil.
- Kasten yaptın amına koyayım! - Sâkin ol.
O orospu çocuğunu savunmayı bırak!
Sen her şeye sahipsin; bizimse hiçbir şeyimiz yok! Sikeyim!
Sâkin ol, dışarıda konuşalım.
- Kim o? - Girebilir miyim, başım büyük belada.
Buyur, gir.
- Odamı mahvetmişler. - Ne yapmışlar?
Yatağıma işemişler, korkak yavşaklar.
- Burada uyumak ister misin? - Sıkıntı olmaz mı?
Hiç de bile; kardeşlerimle uyumaya alışkınım.
Bugün niye maçtan çekildin?
- Kasten mi kaybettin? - Hayır.
Hayır, panikledim.
Koftinin teki gibi.
Buna katılmıyorum.
Hareketlerin, yumrukların...
...çok etkileyiciydi.
Diğerlerinden çok farklısın.
İstersen çok ileri gidebilirsin.
Ama insanlar beni sadece bunun için seviyor.
Uyuyalım mı?
Olur.
Kolunu ver.
Pekâlâ.
Müdürün açıkladığı gibi, odalarınızda kalmanız gerekiyor.
Koridorlarda kimseyi görmek istemiyorum.
Okul bahçesinde, hele ki ormanda kimseyi görmeyeceğim.
Fazlaca ateş edileceğinden dolayı tehlikeli olacak.
Ayrıca, istisnai olarak, yemekhane kapalı kalacak.
Yemek tepsilerinizi odalarınıza getireceğiz.
Bu da istisnai bir uygulama.
Can sıkıcı olduğunun farkındayım.
Ancak belediyeyle ilişkilerimizi düzeltmek için bunu yapmak zorundayız.
- Cam? - Size güvenebilir miyim?
Dikkatli ol, canına okumak istiyorlar.
Duymakta zorluk çekenler için tekrar edeyim.
Odalarınızda, tek başınıza, kapınız açık şekilde kalacaksınız.
Koridorlarda kimseyi istemiyorum; hele ki dışarıda hiç kimseyi istemiyorum.
Bay Boulers'ın talimatlarına uymayanlar...
...birkaç saatlik cezadan daha fazlasını alacak.
Bunu, size sıkıntı vermek için değil, sizi güvende tutmak için yaptığımızı...
...hepinizin anladığını umuyorum.
Tüm bunlara reğmen, iyi akşamlar diliyorum. Hadi, hepiniz odalarınıza dağılabilirsiniz.
Yakalayın, yakalayın!
Kaldırın.
Kes lan sesini!
Siktirin gidin lan!
- Tuvalete götürün. - Yürü!
Hadi, hadi...
Sopayı al.
- Bırakın! - Kolunu tutun.
Hadi, hadi.
Hadi, Matteo. Koluna sertçe vur.
- Çabuk, Boulers bizi bulmadan. - Ağrıyor!
- Hadi, acele et. - Kasten yapmadım.
Her şeyi mahvettin. Kapa çeneni!
Acele et, Matteo. Vursana amına koyayım!
- Seni de mi dövelim? - Bağırıp durma.
- Kasten yapmadım. - Siktir lan!
- Vursana, Matteo! - Sen vur. Beni okuldan atarlar.
Vursana amına koyayım!
Defolun buradan, defolun!
Orospu çocuğu!
Bu da ne?
Ne yapmaya çalışıyorlar?
Hadi, koş!
Koş!
Buraya gel, şerefsiz!
Orada dur.
Dövüşmek mi istiyorsun?
Amacın bu mu?
Dövüşemezsin.
Kafayı mı yediniz? Burada ne işiniz var?
Avın sürdüğünü bilmiyor musunuz?
Gir.
Koçun geldi.
Avrupa şampiyonasına katılmak istiyorum.
Bana koçluk yapmaya devam etmeni istiyorum.
Onlara korkmadığımı göstermek istiyorum.
- Ağrın ne olacak peki? - Anlamadım?
Orada da aynı boku yemeni istemiyorum.
Doktor bir şeyim olmadığını söyledi; yani bir şeyim yok.
Katılabilirim.
Kavgayı kimin başlattığını bilmiyorum.
Hiçbirinin ağzını bıçak açmadı.
Görünüşe göre, oğullarınız şiddetli bir kavga etmiş.
Ve bu, okulun felsefesine hiç uymuyor.
Özellikle de seçtikleri spor dalı göz önüne alındığında.
Utanç verici bir durum.
Camille, seninle başlayacağım.
Dün gece Bogdan'la yaptığın yapıcı konuşmanın ardından...
...seni okuldan atmamaya karar verdik.
Avrupa Şampiyonası yaklaşıyor ve antrenmana ihtiyacın var.
Koçuna teşekkür edebilirsin.
Bana kalsaydı, çoktan okuldan atılmış olurdun.
Pierre, sokağa çıkma yasağına uymadığın için bir ay süreyle okuldan uzaklaştırıldın.
En ufak bir hatanda, bu uzaklaştırma kalıcı hale gelir.
- Anlaşıldı mı? - Öf...
Hele bir eve gidelim, göreceksin gününü!
Matteo, cezanı biliyorsundur herhalde.
Sana yardım etmeye çalıştım, çok hoşgörülü davrandım...
...ama buraya kadar.
Bugünden itibaren okulla ilişiğin kesildi.
Eşyalarını alıp gidebilirsin.
Hepinizin amına koyayım!
Camille, otur lütfen.
Röportaja başlayacağız, meslektaşım mikrofonunu ayarlayacak.
- İngilizce mi Fransızca mı tercih edersin? - Fransızca.
O zaman Fransızca yapalım.
Şu anki aktif boksörlerden sana ilham veren isimler var mı?
Hayır, profesyonel boksörleri tanımıyorum, maçları izlemiyorum.
Stratejini nasıl tanımlarsın?
Bir stratejim olduğunu sanmıyorum.
Yine de bence harika bir stilin var.
Çok defansif.
Çok fazla darbe alıyorsun. Fazla kaçmıyorsun.
Şey gibi dövüşüyorsun...
Ağır siklet gibi.
- Ağır siklet gibi mi? - Evet, aynen.
Oysa aslında oldukça hızlısın.
Sadece, nakavtla maçı çabucak bitirebilmek adına...
...rakibime çok sert vurabileceğim doğru pozisyonu arıyorum.
Anladım.
Son bir soru.
Boks yapmaya neden ve kaç yaşında başladığını bana anlatır mısın?
Sekiz yaşında başladım.
Kendimi savunmayı öğrenmek istedim.
Okulumda bir kulüpte boks yapan bir çocuk vardı, beni de yanında götürdü.
Devam ettik ve hatta arkadaş olduk.
Finale kaldığını duydum! Helal!
Geri çekilip durma!
Geri çekilmesene lan! İplerden uzaklaş!
İşte bu.
Yor onu. Jab'ını kullan!
Lanet iplerden uzaklaş!
Geri sür onu, geri sür!
İplerden uzaklaş, Camille!
Uzaklaş!
Yor onu.
Boşluklarından gir.
Gardını düşürme, Camille.
Siktir...
1... 2... 3...
- ...4... - Hadi, Camille!
...5...6...7...
Devam edebilecek misin?
Saldır.
Hadi, karşılık ver, lanet olsun!
- İyi misin, ağrın var mı? - Sıkıntı yok.
Bu bir kuruntu, sadece bir kuruntu...
Cam?
Cam! Bana bak.
İlk iki raundu kaybettin.
Onu nakavt edemezsen, işimiz biter.
- Kaybederiz. - Farkındayım.
Değilsin! Bana bak.
Elimden kurtulamaz. Yoruldu.
Nakavt et onu.
Edemezsen kaybederiz.
Tamam mı, anladın mı?
Camille?
Hadi be kanka!
Gün senin günün!
Savaş!
Saldır.
İşte bu, aferin.
Devam et, boğ onu.
Etrafında gezinmesine izin verme.
Saldır, saldır! Yor onu.
Canımı sıkma, Cam!
- Saldır amına koyayım! - Hadi, Camille.
İşte bu! Aferin! Aferin!
İşte bu!
1...2...3...4...5...
Devam edebilecek misin?
- Hadi, Camille. - Hadi!
Bitir işini!
Saldır!
Hadi, bitir işini artık!
Aferin.
Açı değiştir!
Aferin, Camille!
Yumruğuna sağlık!
Kazandı!
Başardın, Cam'im.
Başardın, şampiyon.
Başardın.
Başardın lan!
- İyi misin? - Yüzümün hâlini görmüyor musun?
- Buraya nasıl geldin? - Kuzenimin Mercedes'iyle.
- Sana ödünç mi verdi? - Evet.
Kanka, ehliyetin bile yok.
Ehliyete gerek yok, sadece dolu bir depo yeter.
Törene gitmeyecek misin?
Buradan bir an önce gitmek istiyorum.
Seni eve bırakmamı ister misin?
Hayır, trenle dönmek istiyorum.
- Emin misin? - Evet, sıkıntı yok.
Senin.
Çeviri: dikistutmaz X: iapetos Letterboxd: moandor
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.