Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
English
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
COLE'S YAŞIYOR! NEW YORK'UN
EN ESKİ ALIŞVERİŞ MERKEZİ DEVİR TEKLİFİNİ ATLATTI
Ona sor.
Ona sor!
Ona baksana büyükbaba, ona sor.
Ryan, bu kadar yeter.
Üzgünüm, o...
Noel Baba olduğunuzu sanıyor.
Öyleyim.
Mutlu Noeller.
Mutlu Noeller.
Kahretsin. İmzasını almalıydım.
COLE'S DEVİR SAVAŞINI KAZANDI
GEORGE SEATON'IN 1947 TARİHLİ SİNEMA FİLMİNİN
SENARYOSUNDAN ESİNLENMİŞTİR
Sorun ne?
Noel Baba'n palto giyip bir fötr şapka takıyor.
İşte başlıyoruz.
O benim Noel Baba'm değil.
Evet.
Şimdi, at...
...tam yukarı kaldır ve aşağı indir!
Bilekte, görüyorsun.
Marifetini kapınca epey kolaydır.
Peki o zaman, neden sen...
Tamam babalık, hadi.
-Benim sıram. Kırbacı bana ver. -Ne içiyordun sen?
Isıtacak bir şey içtim.
-Şimdi bana kırbacı ver. -Alkollüsünüz bayım.
Evet ve siz de can sıkıcısınız. Kırbacı ver.
Bir şey söyleyeyim, bir yüz karasısın.
Şu anda kaç çocuğun seni izlediğinden haberin var mı? Ve içiyorsun.
-Bana kırbacı ver. -Sana bir şey söyleyeyim genç adam.
Bu kıyafeti giydiğinde
dünyadaki milyonlarca insan için büyük bir önemi ve
değeri olan bir şeyi temsil ediyorsun.
Şimdi, özensizce üretilmiş ceketini görmezden gelebilirim.
Ya da hatta saçma bir şekilde inanılmaz sakalını.
Hey!
Ya da belki sahtece doldurulmuş göbeğini.
Ama insan içinde sarhoşluğu tolere etmem.
Kendinden utanmalısın.
Bir polis gelebilir mi?
Çok güzel bir fikir. Memur Bey!
Dur bir dakika...
Bayan Walker!
Yardımınıza ihtiyacımız var.
Durum kontrolün...
Geçit töreninden değilseniz herkes gibi kaldırıma çıkmalısınız.
Bu adamın sarhoş hâlini bildirmek için sorumlu olan insanla görüşmeliyim.
Hadi canım...
Hayır! Sakin olun!
Sakin ol büyükbaba. Hadi ama.
Biraz yürüyüş yapalım mı?
-Tamam. -O adam bir soysuz.
Eski ofise girmenin zamanı geldi.
Burası biraz esiyor.
Geçit törenini izleyelim, tamam mı?
Hadi.
Tamam, yerleşelim.
-Tanrım. -Şu lanet kostüm oturursa...
Nasıl yapılır, şu adama gösterelim.
Mutlu Noeller herkese. Ve herkese iyi geceler.
Efendim.
Efendim, affedersiniz.
Merhaba. Ben Dorey Walker.
C.F. Cole's Alışveriş Merkezi Özel Projeler Sorumlusu.
Memnun oldum.
Aslında birkaç dakika önce sizi arıyordum.
Noel Baba'nızın sarhoş olduğunu gördüğünüze şüphe yok.
Biliyorum. Büyük bir sorun yarattı.
Yani burada ve televizyonda milyonlarca çocuk bunu izliyor
ve Noel Baba'yı görmeyi bekliyorlar ve şimdi Noel Baba'mız yok.
Bu berbat bir sorun.
Siz yapar mısınız?
Noel Baba'mız olur musunuz?
Ben mi?
Yani hiç tecrübeniz var mı?
Birazcık.
Harika, eminim iyi olur.
Sorabileceğiniz başkası yok mu?
Efendim, geçit töreni başladı bile.
Şu anda ya siz olacaksınız ya da Cole's'un Şükran Günü
geçit töreninde Noel Baba olmayacak.
Peki, bir dakika düşünebilir miyim?
Hiçbir şey için endişelenmeyin. Sadece... Kendiniz olun.
Hadi Dasher. Hadi Dancer. Hadi Prancer ve Vixen!
Hadi Comet. Hadi Cupid. Hadi Donner ve Blitzen!
Hey!
Mutlu Noeller!
Mutlu Noeller!
Bu Noel Baba harika.
-Bir sözleşme imzaladı mı? -Hayır, zaman yoktu.
Mryna, geçit töreninden sonra imzalatacak.
İşe alım belgelerini doldurtacak.
Ve sabah çalışmaya başlayacak.
Direttiği tek şart
kendi Noel Baba kıyafetini giyebilmesi.
-Kendi Noel Baba kıyafeti mi var? -Belli ki.
Berbatsa bizimkilerden birini giydiririz.
Eve gidiyorum.
Törenin kalanını izlemeyecek misin?
Hayır, sanırım bir gün için yetti. Teşekkürler.
-Sabah görüşürüz. -Tamam.
Güle güle.
Mutlu Noeller!
Susan.
Anne, hâlâ Bay Bedfordlardayım. Töreni penceresinden izleyebiliyoruz.
Rahat bir şey giy ve gel.
Not, Bay Bedford fırına hindi koydu.
Hindinin altını dikmeyi unuttuğunu söyledi.
İçi dökülecek.
Ama bir şey söylemememi söyledi.
Çünkü seni seviyor ve seni öpmek istiyor.
Ve dünyadaki en güzel kadın olduğunu düşünüyor.
Bu töreni yapmak ne kadar tuttu biliyor musunuz?
Bir milyon dolar.
İki milyon dolar mı?
1,6.
Ve muhtemelen büyük bir hata çünkü bir adam Cole's'u satın alacak
ve onu hurdalığa çevirecek.
Bu olmayacak. İki büyük banka devreye girip
Cole's'u kurtardı yani kaynaklarını kontrol etmelisin.
Ama Cole's onlara faiziyle birlikte geri ödemeli.
Noel'de birçok şey satmazlarsa
bunu unut gitsin ahbap.
Bence Noel Baba'dan, Noel'de Cole's'a faizsiz bir kredi vermesini istemelisin.
Buna ne dersin?
Güzeldi.
Ama biliyor musun? Olabilir. Yani Noel Baba inanılmaz şeyler yapar.
Bryan, biliyor musun?
Biliyorum.
-Neyi biliyorsun? -Sırrı.
Ne sırrı?
Noel Baba.
Uzun zamandır biliyorum.
O gerçek değil.
Kim söylüyor?
Annem.
Merhaba.
Sanırım sende benim olan bir şey var.
1,20 boyunda, kahverengi saçlı, 64 yaşında gibi konuşan biri mi?
Selam. Merhaba!
-Merhaba! -Merhaba!
Peki, ne düşünüyorsun?
-Güzel. -Öyle mi?
-Noel Baba geldi mi? -Hayır.
Yine Tony Falacchi mi?
-Hayır. Tony'nin gitmesi gerekti. -Çuvalladı mı?
-Evet. -Strestendir.
Ama biliyor musun? Yeni biri var.
Ve gerçek olan gibi görünüyor.
Belki öyledir.
Yemeğe hâlâ geliyor musun?
-Hâlâ davetli miyim? -Evet.
O zaman geliyorum.
Evdeki kameraları kaldırır mısın?
Eşyaları ben kaldırım, sen izlemeye devam et.
Tamam.
Bırak, geçit törenini izlesin. Hadi ama.
Noel Baba henüz geçmedi bile.
Peki, Noel Baba gelir gelmez
eve gelmeni istiyorum, tamam mı?
Tabii. Geçit töreninin sonu o zaten.
At dışkısı temizleyen adamların dışında görecek bir şey yok.
Ve bu, beni hiç heyecanlandırmıyor.
Merhaba! Mutlu Noeller!
-Alo. Evet efendim. -Jack.
Geçit törenini izliyordum.
Geçen yıldan büyük görünüyor.
Kalabalık tahmini ne?
Efendim, polisler bir milyonun üzerinde olduğunu söylüyor. Geçen yıl 750'ydi.
Pazarlama bir hediye dağıtsın.
Bedava bir şey.
Sabah Cole's'un dışında bir kalabalık görmek istemiyorum.
Bunu söylemeyi istemem Bay Landbergh ama...
Bu yıl Cole's'un mükemmel bir Noel Baba'sı var.
Bilmesem gerçeği bu derdim.
Bununla ilgilenin Bay Duff.
Bu küçük, görünürde önemsiz duygusal tarihsel uyumsuzluklar
şaşırtıcı şekilde etkili olabilir.
Kırmızı kıyafetli, melek gibi bir yaşlının planlarıma zarar vermesini istemiyorum.
Hallediyorum efendim.
Güle güle!
MUTLU NOELLER
İşte bakalım.
-Mutlu Şükran Günleri. -Mutlu Şükran Günleri.
Mutlu Şükran Günleri.
Bu, televizyondakiler gibi.
Ama bir erkek kardeş ve bir köpek gerek.
Ve Bryan baba olurdu.
Bay Bedford.
Bryan diyebileceğimi söyledi.
Sadece annen sorun etmezse.
Sorun değil.
Bryan baba olurdu, sen anne olurdun ve ya aşçımız olan
şişko birine ya da her zaman evimizde olan bir komşuya ihtiyacımız olurdu.
Bu çok ilgi çekici değil. Neden başka bir şey hakkında konuşmuyoruz?
Şef için.
Öyle denilebilirse.
Tam olarak öyle.
Sebzeler satın alındı. Tatlı da öyle.
Teşekkürler Susan.
Rica ederim.
Bu evde dua eder miyiz?
Büyükannem ve büyükbabam yoksa hayır.
Ben etsem sorun olur mu? Benim için gelenek sayılır.
Peki.
Önümüzdeki yiyecek için teşekkür ediyoruz. Ve sevdiğimiz insanların yakınlığı için.
Minnettarlıkla aldığımız bu hediyelerin
daha az talihli olanlarla paylaşılması için dua ederiz.
Amen.
Amen.
Pekâlâ.
Hadi yiyelim.
Tüm gün köle gibi çalıştım.
Gerçekten kendilerini aştılar.
BEDAVA
SAKIZ TABANCALARI
AÇIK
Çok güzel bir adın var.
Elflerimden biri, Daniel adında bir dostla evli.
-Noel'de ne istediğini biliyor musun? -Evet.
Yüzen ve şişen bir Peter Polliwog Devriye Kurbağası istiyorum.
Tanrım, kulağa harika geliyor.
Hayır.
Anne, Noel Baba'yla konuşabilir mi?
Evet, tabii ki.
Bir dakika.
Beni kötü göstermeyin. O şey, 70 dolar tutuyor.
Onlara yeni baktı.
Ne diyeceğim, Shopper's Express'te indirimdeler.
34,99 dolar.
Beş dolar para iadesiyle, yeterince makul, değil mi?
Evet. Teşekkürler.
Ama bir şey sorayım.
Cole's, ne zamandır insanları başka bir yere gönderiyor?
Bence çocukları mutlu ettikleri sürece oyuncakların
nerede satıldığının önemi yok.
Bu mağazadaki insanların da benim gibi düşündüğüne eminim.
Evet. Ruh budur. Teşekkürler Noel Baba.
-Teşekkürler. -Mutlu Noeller.
-Mutlu Noeller. -Mutlu Noeller.
Genç adam, çok iyi bir çocuk olursan ve annenin söylediklerini
tamamen yerine getirirsen
Noel'de bir Peter Polliwog'un olur.
-Güle güle Noel Baba. -Güle güle.
Güle güle Daniel. Mutlu Noeller.
Hadi o zaman. Hadi. Tamam.
Çık bakalım... İşte böyle, dizime. Peki bakalım.
Ne istiyorsun?
Patron sen misin?
Ben mağazanın genel müdürüyüm.
Çocuğum, Noel Baba'dan kusmuk tabancası istedi
ve ona vereceğini söyledi.
Umarım çocuk sever. Orada, asansörün yanındalar.
Ve pilleri ve kusmuk olmadan 90 dolarlar.
-Fiyatlar yükseliyor. -Belli ki İndirim Köyü'nde değil.
52,50 ve pilleri de veriyorlar.
Cole's'tan o kadar düşük fiyata inileceğine inanamıyorum.
-Evet. -Bu bilgiyi nereden aldınız?
-Noel Baba'nızdan. -Bizde onlardan yok.
Ama buradan çıkıp,
sağa dönüp sonra iki blok aşağı inerseniz...
Affedersiniz.
Noel Baba'nız herkese, gitmeleri gereken yeri söylüyor.
Sizde yoksa ya da fazla pahalıysa
insanları, düşük fiyatla alabilecekleri yere yolluyor.
-Ciddi misiniz? -Kesinlikle.
Efendim, müsaade edebilir misiniz?
Noel Baba'nıza, beni bir Cole's müşterisi yaptığını söyleyin.
Tuvalet kâğıdı ve muz hariç her şey için geleceğim.
Noel'de ebeveynleri, yüce paranın önüne koyan her mağaza
benim ticaretimi hak eder.
Bay Cole'a, Noel Baba'sına zam yapmasını söyleyebilirsiniz.
Bu mu? Bunu mu istiyorsun?
Seninle birlikte gelip genel başkana,
Noel Baba'dan aldığın bir fikri sunmamı mı istiyorsun?
Cole's'ta aradığınız şey yoksa
sizin için buluruz, sizi başka bir yere göndermek anlamına gelse bile.
Kulağa nasıl geliyor?
Batmak için harika bir yol gibi geliyor.
Kırsalda katalog çekimini yaptığımız evi biliyorsun.
-Onu satın almak istedin. -Evet.
Bu işe yararsa muhtemelen ikramiye alırız.
-Peki ya fikirden nefret ederse? -Daha kötü olmaz.
Mağazayı kurtarmazsak yöneticisinden hademesine, hepimiz işten çıkarız.
Yapalım.
Bunu... Beğendim.
Cesur, yenilikçi.
Victor Landbergh'i delirtir.
KAHVE
BİZDE YOKSA SİZİN İÇİN BULURUZ
NOEL BABA COLE'S'UN İŞ YAPMA ŞEKLİNİ
NASIL DEĞİŞTİRDİ
Neden?
Neden bunu düşünmediniz?
Bu kampanya başarılı olursa ve içten içe olacağını biliyorum,
Cole's çok para kazanacak.
Ne kadar para kazanırlarsa
onları satın almam o kadar zorlaşacak.
Bu konuda bir şey yapılmasını istiyorum.
Adını söylediğimde Noel Baba'yla konuşacaksın.
Birkaç dakika sonra Noel Baba'yı göreceksiniz.
Tamam, geç.
Bu, epey amaçsız bir etkinlik gibi görünüyor Bryan.
Biliyorum ama buradayken
uğrayıp yaşlı adama selam verelim diye düşündüm.
-Baksana. -Neden?
Sadece Noel Baba olması konusu için diyelim.
Ve ona inanmaman.
Bu yıl Noel'de hiçbir şey alamamayı riske atmaya değer mi?
Geçen yıl ona inanmadım.
Ve yine de annemden istediğim her şeyi aldım.
Evet.
Bedava şeker aldın mı?
Şeker tüketimimi sınırlamaya çalışıyorum.
-Şimdi Noel Baba'yı görebilirsiniz. -Tamam, hadi.
Git.
-Memnun oldum. -Güle güle.
Güle güle tatlım.
-Merhaba efendim. -Nasılsın?
Gelip dizime oturmak ister misin?
Güzel. Hadi çıkalım.
İşte böyle. Peki bakalım, adın ne?
Susan Elizabeth Walker. Sizin ne?
Benim mi?
Birçok adım var.
Kriss Kringle, Santa Claus, Noel Baba, Aziz Nicholas.
Hollanda'da olsaydın Sinterklaas olurdum.
Ya da İtalya'da La Befana.
Çok fazla dil bilmeliyim çünkü tabii ki
bildiğin gibi çok yolculuk yaparım.
Bu Rusça.
Bu Svahilice.
Annemin adı Bayan Walker.
Cole's Özel Etkinlikler Sorumlusu.
Geçit törenini yönetiyor.
İşlerin nasıl yürüdüğünü bilirim. Cole's'un bir çalışanısın.
Bu doğru.
Ama çok iyi bir Noel Baba'sın.
-Teşekkürler. -Sakalın çok sıkı yapışmış.
Genellikle mağaza Noel Babalarının sakalları çok gevşek olur.
-Doğru. -Ama seninki gerçekçi görünüyor.
Çünkü gerçek. Çek bakalım.
İkna oldun mu?
Güzel.
Bu sıradan Noel Baba kıyafeti değil, değil mi?
Hayır. Bu gerçek Noel Baba kıyafeti.
-Çok güzel. -Katılıyorum. Güzel.
Altın düğmeler, altın iplik.
Benim kadar gerçek.
-Gerçek olup olmadığını babana sor. -Nerede olduğunu bilmiyorum.
-O... -O benim arkadaşım, Bay Bedford.
Artık bir babam yok.
Sana Noel'de verebilirim?
-Hiçbir şey, teşekkürler. -Hiçbir şey mi?
Annem bana hediye alır.
Çok aptalca ya da tehlikeli bir şey istemezsem...
Merhaba anne.
Günaydın Bayan Walker.
-Merhaba, sizi tekrar görmek güzel. -Teşekkürler.
Susan, bence bu adamın yeterince zamanını aldın.
Çok uzun bir müşteri sırası var ve öncelik onlardadır.
Tanıştığıma memnun oldum Susan.
Ben de memnun oldum.
Güle güle.
İnançsızlar.
Peki.
Noel Baba'yı görmesinin önemli olduğunu düşünseydim
onu seve seve götürürdüm.
İlginç, yaşlı bir adama selam vermesinde bir zarar görmedim.
Zararı var.
Ona Noel Baba olmadığını söylüyorum.
Sen onu buraya getiriyorsun ve binlerce saf çocuk görüyor.
Ve gerçek bir sakalı ve güzel bir Noel Baba kıyafeti olan
bir aktörle, hem de çok iyi bir aktörle tanışıyor.
Çocukların fantezi dünyasının tam ortasında oturuyor.
Peki, kime inanır?
Mitlere mi...
...yoksa anneye mi?
Dinle, biraz ökseotu aldım.
Neden evime dönüp denemiyoruz?
Hayır, sanmıyorum.
Tamam.
Buradayım. Yardım edebilirim. Yapman gereken tek şey, sormak.
Aslında bir şey var.
Susan'ı eve götürebilir misin?
Tabii.
DOĞUM YERİ KUZEY KUTBU
BAŞVURU FORMU İSİM
Seni görmeye gelmememin nedeni, Cole's'ta çalışıyor olmam.
Tek yapmam gereken kendim olmak.
İşte buradasın. İşte böyle.
İşte böyle.
Affedersiniz.
-İyi akşamlar. -İyi akşamlar.
Adım Jack Duff.
-Nasılsınız? -Çok iyiyim, teşekkürler. Alberta Leonard.
-Nasılsınız? -Memnun oldum.
Memnun oldum, ben Kriss Kringle.
Bay Kringle.
Shopper's Express alışveriş merkeziyleyiz.
Evet. Sizde Peter Polliwog indirimde.
Evet.
Evet, öyle.
Ana Noel Baba'mız olmanızı istiyoruz.
Dünya çapında 7000'den fazla mağazamız var ama bir numaralı adamımız olursunuz.
Hayal kırıklığına uğrattığım için üzgünüm ama Cole's'takiler beni tuttu.
Hatta bir sözleşme imzaladım.
-İzninizle, biraz geç oluyor. -Sizi bırakabilir miyiz?
Çok naziksiniz ama yürüyebilirim. Yani muhtemelen size ters olur.
Nereye gidiyorsunuz?
114'üncü sokak. Mount Carmel Yaşlı Bakım Merkezi.
-Tam o tarafa gidiyoruz. -Yolumuzun üzerinde.
Çok teşekkürler.
Güle güle Prancer.
Güle güle Dancer.
Peki söyleyin Noel Baba, bir adam dünyadaki tüm evlere
bir gecede nasıl girer?
Evet. Bu, rahatsızlık verici bir soru, değil mi?
Ama görüyorsunuz, zamanı yavaşlatabilseniz,
bir saniye bir yıl, bir dakika bir yüzyıl
ve bir saat, binyıl olacak kadar,
kolaylıkla başarabilirsiniz, değil mi?
Gerçi hatırlıyorum da nüfus patlamasından yüz yıl önce tüm hediyelerimi
dağıtabiliyordum ve geç bir akşam yemeğine, kestiremeye
ve Paskalya Tavşanı'yla bir tur golf oynamaya yetecek kadar zamanım kalıyordu.
Yeni Zelanda'nın kışları, bilirsiniz.
Çok teşekkürler.
İkinize de gerçekten çok teşekkürler.
Ve Mutlu Noeller Bayan Leonard.
Mutlu Noeller Bay Duff.
-Size de efendim. -Çok teşekkürler.
İyi geceler.
Tamamen aklını kaybetmiş.
Cole's'un böyle çatlak bir adamı olduğunu düşün.
Onlar için bir sorun olabilir.
Ne demek istediğini anlıyorum.
MOUNT CARMEL YAŞLI BAKIM MERKEZİ
"Paskalya Tavşanı."
COLE'SLU MUTLU NOELLER
Memnun oldum.
Güle güle.
Teşekkürler.
Sence o deli değil, değil mi?
Yani Noel Baba olduğuna inanıyor. Buna kesinlikle inanıyor.
Belki bu yüzden iyidir. Ne fark eder?
Hisse senetlerimize baktın mı? Uçtular.
Satışlar, son özel güne oranla yüzde 70 arttı.
Bir haftada bu şirket kurtuldu.
Ve bu adam yanlış bir şey yaparsa aynı hızla geri dönebiliriz.
-Ne yapacak? -Bilmiyoruz.
Tüm şirketin kaderi, son derece tutarsız, yaşlı bir adama dayanıyorsa
bence dönüşümüzü biraz erken kutluyorsun.
Endişelenmiyorum.
Merhaba ufaklık. Nasılsın?
-Gel. Peki. -O sağır.
Onunla konuşmanıza gerek yok. Sadece sizi görmek istedi.
Teşekkürler.
Sen çok...
...güzel, genç bir kadınsın.
Adın ne?
Sami.
Güzel bir isim.
Ne diyeceğim?
"Jingle Bells"i biliyor musun?
Zilleri şıngırdat Sonuna kadar şıngırdat
Tek atlı üstü açık bir kızağı Sürmek ne eğlencelidir
Çok güzel.
Hayatım, Noel'de ne istersin?
Bir oyuncak bebek ve bir ayı mı?
Onları alacaksın Sami.
Sana Mutlu Noeller diliyorum.
Teşekkürler.
Güle güle.
Güle güle.
-Yatağın dışında ne yapıyorsun? -Bir şey beni delirtiyor ve uyuyamıyorum.
-Aklında ne var? -Noel Baba.
Bay Kringle mı? Neden? Ne olmuş?
Bugün bir çocukla işaret diliyle konuştu.
Düşünceli davranmış.
Oyuncaklar ve çocuklar hakkında bu kadar şey bilmesi tuhaf.
Rusça ve Svahilice konuşuyor.
Epey eğitimli bir adam olmalı.
Bugüne kadar gördüğüm tüm Noel Baba resimlerine tıpatıp benziyor.
Evet, biliyorum. Onu bu yüzden seçtim.
Onun gerçek Noel Baba olmadığına kesinlikle emin misin?
Bunun hakkında konuştuğumuzu sanıyordum.
Ne olduğunu anlıyorsun.
Ya haksızsak? Son derece kabaca olur.
Haksız değiliz hayatım.
Ama tüm arkadaşlarım Noel Baba'ya inanıyor.
Senin yaşındaki çoğu çocuk inanır.
Ben neden inanmıyorum?
Çünkü gerçeği biliyorsun.
Ve gerçek, dünyadaki en önemli şeylerden biridir.
Gerçeği bilmek ve başkalarına ve daha da önemlisi, kendine her zaman dürüst olmak.
Ve mitlere ve hayal ürünlerine inanmak seni...
...üzer.
Benim yaşımdayken Noel Baba'ya inanıyor muydun?
Evet.
Mutsuz muydun?
İnandığım hiçbir şeyin gerçek olmadığı ortaya çıkınca...
...evet, mutsuzdum.
Bu konuda biraz daha düşünmem sorun olur mu?
Noel Baba'ya hemen inanmamak zorunda mıyım?
Buraya gel.
Ne istersen ona inanma hakkın var.
Sana gerçeği söyledim ama haksızsam
bunu memnuniyetle kabul ederim.
Ne diyeceğim.
Bay Kringle'dan, benden asla istemeyeceğin bir şey iste.
Ve Noel sabahı o elinde olmazsa
Noel Baba hakkındaki gerçeği net olarak öğrenmiş olursun.
Bu çok zekice bir fikir.
Teşekkürler. Şimdi, biraz uyuyabilir misin?
-Evet. -Öyle mi? Öpücük ver.
-İyi geceler. -Seni seviyorum.
Seni seviyorum.
-İyi geceler. -İyi geceler.
RESTORAN
MUTLU NOEL SEZONU
Barcı! Bunu doldur!
Hey! Bir bira daha alabilir miyim?
O Cole's'takiler bana sağlam kazık attı.
Geçen yıl onlara iyi iş çıkardım ve bu yıl
bana soylu yumruğu geçirdiler.
Yani sana kazık attılar.
Seni kovmak için hiçbir gerekçeleri yoktu.
Her yıl töreni yöneten o kaşar...
üç gram aklı, 50 ton tavrı olan o üniversiteli çocuklardan biri...
Yerimi alması için sokaktan bir deliyi tuttu.
Bir deli mi? Bana onu anlat.
Yaşlı adam mı? Tam bir kaçık.
Yani şehirde ondan binlercesi var.
Doğrudur.
Ama hiçbiri işimi elimden almamıştı.
Tony, bu yaşlı adamla bir iletişimin oldu mu?
İletişim mi? Adam törene geldi ve önümde belirdi.
-Yani sana karşı saldırgan mıydı? -Bir bastonu vardı.
Bastonuyla kafama vurmaya çalıştı.
Sana bastonla vurmaya mı çalıştı?
Böyle demedim mi?
Tony, bu sana daha iyi hissettirecek.
Yapmanı istediğim küçük bir iş var.
TANRI'YA GÜVENİRİZ
Bu da ne?
Aklında nasıl bir iş var?
Göreceksin.
Sadece kendiniz olun.
Kamerayı düşünmeyin bile.
-İyi olacaksınız. -Peki.
Beni neden bu kadar büyüttüklerini bilmediğimi söylemeliyim.
Tatil sezonu ve siz Noel Baba'sınız, değil mi?
Çoğuna göre evet ama diğerlerine göre beyaz sakallı yaşlı bir adamım.
Evet ama yine de sezonun sembolüsünüz.
Sizce bir sahtekârım, değil mi?
Bence "sahtekâr" çok güçlü bir kelime.
Ama bana inanmıyorsunuz.
Noel'in, çocuklar için olduğuna inanıyorum.
Kızınız da bana inanmıyor.
Birçok insanın kurgu olduğunu kabul ettiği bir figüre inanmamanın
bir zararı olduğunu sanmıyorum.
Ama var.
Ben sadece alıcı bir takım giyen
ve neşeli bir hâli olan tuhaf bir figür değilim.
Bilirsiniz, ben...
Ben bir sembolüm.
Hayatlarımızın büyük bölümünü yöneten
bencil ve nefret dolu eğilimleri bastırabilen
insan becerisinin sembolüyüm.
İnanamazsanız...
İnançla hiçbir şeyi kabul edemezseniz...
...şüphenin hükmünde bir hayata mahkûmsunuzdur.
Sizden çok hoşlanıyorum Bayan...
Bayan Walker. İyi bir kadınsınız ve...
...bence benim için harika bir test olursunuz.
Siz ve kızınız.
Sizi inandırabilirsem...
...benim için umut var demektir.
İnandıramazsam...
...işim bitmiştir.
Gidelim mi?
Beş, dört, üç, iki, bir.
Ben Kriss Kringle.
Ve New York'taki Cole's alışveriş merkezindeyim.
Günaydın Amerika.
Hayır. Bay Kringle'ın zamanı son derece kısıtlı.
Üzgünüm. Bay Bedford üçüncü hatta.
Hayır, özel seans yapamaz. Bir saniye bekleyebilir misiniz?
Evet, bekleyin.
Selam Bryan. Belediye başkanının ofisi beklemede. Ne oldu?
Bu gece gerçekten iyi bir bebek bakıcısı ayarlayabilirsem
-alışveriş yapıp yemek yemek ister misin? -Emin değilim...
Bu gece Celia'ya ulaşabilir miyim, bilmiyorum.
Halledeceğim.
-Saat 07.00'de görüşür müyüz? -Emin değilim...
Tamam, iyi. 07.00'de. Güle güle.
Dur bakalım.
-Bu hangisi? -Bu Dancer. O biraz yavaş.
Görüyorsunuz.
Yiyeceklerle pek iyi değil.
-Evet. -Zavallı Dancer.
İyi akşamlar Bayan Walker.
İyi akşamlar Bay Kringle.
Okuldaki kimse buna inanmayacak, değil mi?
Bir bebek bakıcısı olacaksa kim daha yeterlidir?
Evet.
Evet.
Güzel, değil mi?
Noel'de istediğin bir şey gerçekten olmalı.
Sır tutmakta çok iyiyimdir.
Hadi, söyle bana.
Bu ne?
Tanrım.
Noel'de bunu istiyorum.
Bir ev, bir kardeş ve bir baba.
Tek istediğim bu.
Gerçekten Noel Baba'ysan
bana bunu verebilirsin.
Veremezsen
annemin söylediği gibi sadece beyaz sakallı iyi bir adamsın.
Susan.
Sırf her çocuk, dileğine sahip olamıyor diye
Noel Baba yok demek değildir.
Bunu söyleyeceğini düşündüm.
Öyle mi? Evet.
Yani bir ev, çok büyük bir istek.
Ve çok pahalı.
Ve bir bebek, yani bir bebek...
...neredeyse bir yıl...
Dokuz ay. Geç olursa daha fazla.
Erken doğumsa daha az.
Doğru. Ve baba...
Yani kimse kimseye bir baba veremez.
Noel Baba gerçekten Ren geyiklerini uçurabilip
insanların bacalarından giriyorsa ve milyonlarca oyuncak yapıyorsa
ve bir gecede dünyayı geziyorsa
birine bir ev ve bir kardeş...
...ve bir baba verebilir, değil mi?
Doğru. Evet. Sanırım verebilir.
O şeyleri hiçbir zaman alacağımı sanmıyorum yani önemli değil.
Belki bu kâğıdı alabilirim, değil mi?
-Tabii. -İyi geceler küçük melek.
İyi geceler.
-İyi geceler Susan. -İyi geceler Bay Kringle.
Noel'de bir aile.
Sanmıyorum.
Hayır, gerçekten...
-Çok kötü değildi, değil mi? -Harika zaman geçirdim.
Dışarı çıkmalısın. Senin sorunun bu.
İşi unutmalısın...
-İşlerini unutup benimle çıkmalısın. -Seni daha önce dinlemeliydim.
Niye dinlemediğimi anlarsın.
Sanırım bazen anlıyorum, bazen anlamıyorum.
Çok sabırlı bir adamsın.
Birçok adam, benimle birkaç aydan sonra gider.
Erkeklere karşı sert olduğunu kabul ediyorsun.
Hayır, sadece sert değilim.
Evet, kabul ediyorum. Dikkatliyim.
Ve hayatımın bu noktasında gerçekten hayal kırıklığına ihtiyacım yok.
Bir Noel hediyeni erkenden ister misin? Sana bir hediye aldım ve vermek istiyorum.
-Ne? -Erkenden ister misin?
Yani evet.
Bu ne?
Aç.
Bir nişan yüzüğü.
Sana...
...yanlış bir izlenim verdiysem
çok özür dilerim.
Ciddi misin?
Seninle evlenmek istediğime dair hiçbir işaret verdim mi?
Hayır.
O zaman söyle bana, böyle bir çıkarım yapman için aklına ne girdi?
Seni mutlu etmek için yapabileceğim her şeyi yaptım.
Kızını, benimmiş gibi sevdim.
Seni sevdim, karşılığında hiçbir şey almadım.
Karşılığında hiçbir şey istemedim.
Sana inandım.
Yani bu doğruysa...
...o zaman bir aptalsın.
-İyi akşamlar. Taksi lütfen. -Tabii ki.
-Bay Bedford. -Kriss.
-Bebek bakıcısı olarak gecen nasıldı? -Çok hoş.
-Evet, Susan iyi bir çocuk. -Evet.
Nefis.
Nasıldı?
Ona bir nişan yüzüğü verdim.
Pek hoşuna gitmedi.
Belki de zamanlaman çok da iyi değildi.
Hayır. Hiç de değil.
O... O mutsuz biri, değil mi?
Gerçekten yazık. Yani o çok kibar.
Ama duyguları konusunda inanılmaz dikkatli.
Dorey hakkında bildiğim şeyler, bir düzine konuşmanın parçalarının birleşimi.
Üniversitede evlenmiş, kocasının içki sorunu varmış.
Ve Susan doğduktan hemen sonra gitmiş ve o zamandan beri haber alınmamış.
İçinde bu...
Bu acı düşünceler var ve...
En kötü kısmı da Susan'ı yanında çekmesi.
Evet. Susan bununla baş ediyor. Yani...
Ama bana gerçekten inanmak istediği hissine kapıldım, anlarsın.
O iyi bir kız. Annesinin isteklerine bağlı.
Bunu kusur sayamam.
Ama tabii ki anneyi ikna edemezsem
çocuğu ikna etme şansım yok.
Bunu bana diş perisi söyledi.
Taksin geldi Kriss.
Nişan yüzüklerini, kuyumcuya geri götüren adamların
tezgâhtara ne dediklerini hep merak etmişimdir.
Artık bilmek istemiyorum.
Eminim, senin işinde bunu verecek şanslı bir adam bulabilirsin.
Yani...
Çok cömertçe ama...
Bence bu yüzük Bayan Walker dışında kimseye uymayacak.
Birini bulacağına eminim.
-Üzgünüm. -Sorun değil, atlatırım.
Peki, Susan?
Artık Noel'de ne istediğini biliyorum.
Ne yapabileceğime bakayım.
-İyi geceler. -İyi geceler.
Güle güle.
Hadi, şimdi senin sıran. Git.
Merhaba.
-Noel'de ne istiyorsun? -Bir bisiklet.
Affedersiniz efendim, lütfen çekilir misiniz?
Bu çocuklar için.
Seksi bir yardımcın var Noel Baba.
Gözüne pırıltısını veren o mu?
Çocuklar, oradaki adamı görüyor musunuz?
O gerçek Noel Baba değil. Kuzey Kutbu'nda bile yaşamıyor.
114'üncü sokaktaki bir bakımevinde yaşıyor.
O ne, biliyor musunuz?
Büyük, şişko bir sahtekâr!
Evet.
Bir sahtekâr.
Hey! Şapşal!
Evet seni uyuşuk.
Senin yaşında bir adam neden oyun oynuyor?
Yani yalnız, zavallı bir akıl hastası mısın?
Yoksa bundan biraz daha mı derin?
Karanlık bir tarafı var mı?
Bana bir şey söyle seni zavallı sakat yaşlı.
Küçüklere karşı bir şeyin mi var?
Başka bir şey için iyi değiller, değil mi?
O adamı durdurun!
Çabuk!
Bastonu ondan alın.
Onu yaralamak istemedim. Beni kışkırttı. Beni provoke etti.
Polislere sakla efendim.
Fena yaralanmış.
Bir dakika, sen...
-Cole's'un Noel Babası'sın! -Ne?
Cole's'un Noel Babası mı?
Bana iğrenç şeyler...
-Yolu açın lütfen. -Bizimle gelin.
Tamam, gösteri bitti.
-Geri çekilin. -Yavaş olun Memur Bey.
KRINGLE TUTUKLANDI
Sıradaki haberi okumadan önce
çocukları odadan çıkarmak isteyebilirsiniz.
Görünüşe göre New York'un en ünlü Noel Babası'nın kötü bir yanı varmış.
C.F. Cole's'un büyük tatil reklam kampanyasının ana parçası
bu sabah parmaklıklar ardına alındı.
Bay Kringle'ın yerinin alınması planlanıyor.
Ama sözcü, en azından bugünün anısına
34'üncü Cadde'deki mağazada Noel Baba olmayacağını söyledi.
...belli bir kışkırtma olmadan
bir yürüyüş bastonuyla ona art arda vurdu.
Polisler derhâl gelip Kringle'ı tutukladı.
...bugün çocuklarınızı mağazaya götürmeyi planlıyorsanız bilginize.
34'üncü Cadde'deki mağazada Noel Baba olmayacak.
Bu sabah son gülen, C.F. Cole's'un rakipleri oldu.
COLE'S'UN NOEL BABA'SI TUTUKLANDI
NEW YORK "NOEL BABA'SI" TUTUKLANDI
NEW YORK'TAKİ COLE'S NOEL BABA'SI TUTUKLANDI
KRISS KRINGLE, NEW YORK AKIL HASTANESİNDE
COLE'S'UN "NOEL BABA'SI" NEW YORK'TA TUTUKLANDI
SHOPEPER'S EXPRESS'TE BİR NOEL BABA VAR
Ben sadece alıcı bir takım giyen
ve neşeli bir hâli olan tuhaf bir figür değilim.
Ben bir sembolüm.
Hayatlarımızın büyük bölümünü
yöneten bencil ve nefret dolu eğilimleri bastıran insan becerisinin sembolüyüm.
Ve inançla bir şeyi kabul edemezsen
şüphenin hükmünde bir hayata mahkûmsundur.
Telefona Bryan Bedford'ı bağlayın.
Bryan.
Biliyorum. Gazeteleri okudum.
Ona yardım etmeni istiyorum.
Bellevue'da ve ne olduğunu bilmiyorum.
Ama o yalnız ve öyle olmamalı.
Cole's'un durumu ne? Avukatların bir fikri var mı?
Bu Cole's'la alakalı değil.
Bu, ona çok yanlış bir şey yapılan bir adamla alakalı.
Önemsediğin biriyle.
İnandığın... Biriyle.
AKLİ MELEKE RAPORU
YARGIÇ HENRY HARPER
Girin.
Sayın Yargıç, Ed Collins için bir dakikanız var mı?
İçeri gönderin.
Teşekkürler Colby.
Nasılsın Eddie? Senin için ne yapabilirim?
-Nasılsın? -İyiyim.
Cole's'un Noel Baba'sı için karar belgeleri.
Şok edici, değil mi?
-Medya bayram ediyor. -"Yaş bilinmiyor."
-Yaşlı bir adam mı? -Çok yaşlı Sayın Yargıç.
Bunun hepsini okumam gerekecek mi?
Hayır, kesin sonuç. Adam aklını kaybetmiş.
Hemen bitsin istiyoruz.
-"İstiyoruz" mu? -Victor.
-Victor mı? -Landbergh.
-Evet. -İşte.
Yani tabii ki adalet sağlanacak.
Tabii ki.
Adalet sağlanmak zorunda.
Her zamanki gibi.
Dünyayı para döndürür Eddie.
Evet, öyledir Sayın Yargıç. Kesinlikle öyledir.
Bu arada Bay Landbergh, bu bahardaki yeniden seçilme kampanyanızın
son derece farkında olduğunu söylememi istedi.
Desteğini hoş karşılayacağımı söyle.
Söylerim.
Girin.
-Bay Bedford sizi görmeye geldi. -Kim?
Bay Kringle'ı temsil ediyor.
İçeri gönder.
Sayın Yargıç, bu davada gereksiz bir acele var gibi görünüyor.
Sizin de istediğinizden emin olduğum gibi müvekkilimin haklarını korumak istiyorum.
-Bay Savcı, bu... -Bryan Bedford.
Ed Collins.
Sayın Yargıç uygun bulursa
tanık getirebileceğim resmî bir duruşma talep ediyorum.
Karar belgesini şimdi imzalayabilirsiniz.
Ama bugün bir ihraz emri sunacağım.
Duruşma yapacağız.
Perşembe sabahı 09.00.
Teşekkürler efendim.
Bay Collins.
Bay Bedford.
İhtiyarın avukatı olmadığını söylediğini sanıyordum.
Ne fark eder? Bir duruşma olacak, jüri yargılaması değil.
İkna olması gereken tek kişi sizsiniz.
Evet.
İyi günler yargıç.
Bir şey bilmek ister misiniz bayım? İnanmıyorum.
Bu adam tehlikeli değil.
Biraz sıyırmış olabilir ama o bir serseri değil.
Ve kendine Noel Baba demek istiyorsa Tanrı onu kutsasın.
Merhaba Kriss.
Merhaba Bay Bedford.
Böyle berbat bir günde seni dışarı çıkaran ne?
İhtiyacı olan bir dost.
Akıl muayenende bilerek kaldın, değil mi?
Neden...
...böyle bir şey yapayım?
Bilmiyorum.
Belki yeterince hizmet ettin.
Belki vereceğin her şeyi verdin.
Hayır.
O zaman neden yaptın?
Sana karşı olan suçlamalar düştü.
Vurduğun adam yaralanmadı.
Muayeneyi geçseydin buradan çıkarılabilirdin.
Kendimi rezil ettim.
İfade metnini okudum Kriss.
Onurunu savundun.
Tüm çocukların şerefini savundun.
Bu rezillik değildir.
Bu edepliliktir.
Deli, yaşlı bir adam olarak bırakılırsam
Noel Baba'nın iyi adı lekelenir.
Bu doğru değil.
Sen olmazsan Noel Baba olmaz.
O sensin.
Deli ya da değil, burada olsan da olmasan da Noel Baba'sın.
Sadece çocuklar inanırsa.
Ve nasıl bir Noel Baba'ya inanıyorlardı ki?
Artık bana bakamazlar.
Geçen gece olanı öğrendikten sonra.
Geçen geceyi düşün.
Olayı fotoğraflamak için bir adam vardı.
Vurduğun adam, yerini aldığın adamdı.
Bana bunu polisler söyledi Kriss. Polisler sana inanıyor.
Birçok insan inanıyor.
İşimiz bitince fazlası inanacak.
-Ne işimiz bitince? -Mahkemeye gideceğiz.
Perşembe, akıl hastanesine yatırılman konusunda duruşmaya çıkacağız.
Seni savunacağım.
Birlikte bir Noel Baba olduğunu ve senin o olduğunu kanıtlayacağız.
Hazırım avukat.
Şimdi kendimizi bu skandaldan uzaklaştırıp
reklam kampanyasına devam etmek için birkaç günümüz var.
Bayan Walker, görüşme hâlindeyiz.
Basın açıklamanızı okudum.
Bir avuç korkaksınız! Bu mağazayı yönetmeyi hak etmiyorsunuz.
Haddinizi aşıyorsunuz Bayan Walker.
Umursayan bir mağaza olduğumuzu insanlara anlatmak için milyonlar harcadık.
Peki, umursadığımız ne?
Kâr mı? Kendimiz mi? İşlerimiz mi?
Peki ya şimdi bize ihtiyacı olan bizden biri?
Peki, ne yapmalıyım?
Halkın, Kriss'e olan algısı, aklını kaybettiği ve tehlikeli olduğu
-yönünde. -Bunu değiştirmeliyiz.
Kriss'in yanında olursak
söylentilere ve skandal haberlerine meydan okursak
gerçeği zorlarsak kazanacak.
Mahkemeye, şehirdeki...
...en iyi avukatla çıkacak.
Ve o, Kriss'in deli olmadığını kanıtlayacak.
Tüm şirketin iyiliği için
bence hepiniz, Noel Baba'ya...
...inanıp inanmamaya...
...karar vermelisiniz.
COLE'S'TAN
GENEL BAŞKANIMIZDAN BİR MESAJ
İkinciyi getir. Hadi.
Son 75 yıldır Cole's, New Yorklu çocukları karşılayıp onlarla tanışması için
Noel Baba'yı 34'ücü Cadde'deki mağazamıza davet etti.
Cole's, Noel Baba'ya inanıyor.
Ve onun yanında duracağız.
New York ve dünya genelindeki çocuklara ve ailelere hizmet etmek dışında
hiçbir şey yapmadı.
Bize katılmanızı ve kendinize şu basit soruyu sormanızı istiyoruz.
Noel Baba'ya inanıyor musunuz?
SHUBERT SİNEMASI İNANIYOR
İNANIYORUZ!
DEMİR İŞÇİLERİ 542 LOKALİ İNANIYOR
IRV VE JOANN İNANIYOR
TEAMSTERS 237 LOKALİ İNANIYOR
BELEDİYE İŞÇİLERİ İNANIYORUZ!
İNANIYORUZ
REBECCA İNANIYOR
İNANIYORUZ
Nasılsın?
Kabul etmeliyim ki biraz rahatsızım.
İyi olacaksın. Tek yapman gereken, gerçeği anlatmak.
Gri kıyafetli kişilik kim?
O savcı.
Bilmem gereken bir şey var mı?
Evet, Noel Baba'ya inanmıyor.
Ayağa kalkın.
Oyez.
Bu mahkemede işi olanlar öne çıksın.
Sayın Yargıç Harper başlangıçta, yaklaşırsanız sesiniz duyulur.
Oturabilirsiniz.
Sayın Yargıç, Kriss Kringle'ın akıl hastanesine
nakil belgeleri masanızda.
Sayın Yargıç'ın izniyle ilk tanığı çağırmak isterim.
Bay Kringle, lütfen ayağa kalkar mısınız?
Sorun değil.
Günaydın yargıç.
Torununuz nasıl?
Geçit töreni.
Noel Baba'ya benzediğimi düşünmüştü.
Evet.
Sadece gerçekleri söyleyeceğinize yemin ediyor musunuz?
-Evet. Elimi İncil'e koyacak mıyım? -Hayır efendim, koymayacaksınız.
O zaman elimi kalbimin üstüne koyarım.
Yemin ediyorum.
Oturun lütfen.
Adınız ne?
Çok üzgünüm.
Kendimi tanıtmadım. Özür dilerim.
Siz Bay Collins'siniz. Ben Bay Kringle. Kriss Kringle.
Sessizlik.
-Kriss Kringle. -Evet, iki K.
Söyleyin Bay Kringle, Noel Baba olduğunuza mı inanıyorsunuz?
İnanmasam burada olur muydum?
Sadece "evet" ya da "hayır" Bay Kringle.
Noel Baba olduğunuza mı inanıyorsunuz?
Evet, tabii ki.
Noel Baba.
Bu kadar Sayın Yargıç.
Bay Bedford, tanığa karşı sorgulama yapmak ister misiniz?
Başka soru yok Sayın Yargıç.
-Yerinize geçebilirsiniz Bay Kringle. -Teşekkürler.
Bay Bedford, müvekkilinizin ifadesine göre
hâlâ savunma yapmak istiyor musunuz?
Evet Sayın Yargıç.
İlk tanığımı çağırmak isterim.
NYNEW SARI SAYFALAR
-Bize adını söyleyebilir misin? -Adım Daniel Lowry.
Peki, geçen yıl Noel'de ne aldın?
-Bir bisiklet ve... -Bisikleti sana kim verdi?
O.
-Adı ne? -Noel Baba.
-Noel Baba olduğuna emin misin? -Evet.
-Nasıl emin olabiliyorsun? -Çünkü Noel Baba'ya benziyor.
Başka nedeni var mı?
O çok iyi.
Ve Cole's'ta çalışıyor. Ve elfleri var.
Bir şey söyle Daniel.
O adam Noel Baba olabilir mi?
-Hayır. -Neden?
Çünkü Noel Baba'nın somurtkan bir suratı yoktur.
Sessizlik.
Başka soru yok.
Bay Collins, tanığa karşı sorgulama yapmak ister misiniz?
Hayır Sayın Yargıç, soru yok.
Şimdi hapse girmem mi gerek?
Hayır. Yerine dönebilirsin.
Sayın Yargıç, sıradaki tanığımı çağırmak isterim.
Bayan Rebecca Collins.
Sessizlik.
Sadece gerçekleri söyleyeceğinize yemin ediyor musunuz?
-Yemin ediyorum. -Oturun.
Çocuğunuz var mı Bayan Collins?
İki tane var.
-Kaç yaşındalar? -Dört ve yedi.
-Noel Baba'ya inanıyorlar mı? -İtiraz ediyorum Sayın Yargıç.
Neye dayanarak Bay Collins?
Mahkeme biliyor ki tanık benim eşim.
Bay Bedford, yalnızca beni utandırmak ve özel meseleleri mahkemeye açmak niyetiyle
ona kasten tacizde bulunuyor.
Sayın Yargıç, diğer birçok insan gibi Bay Collins'in
çocuklarına Noel Baba'nın olduğunu öğrettiğini göstermeye çalışıyorum.
İtiraz reddedildi.
-Devam edebilirsiniz. -Teşekkürler Sayın Yargıç.
Bayan Collins, çocuklarınız Noel Baba'ya inanıyor mu?
Evet.
Bu inanca doğalca mı kapıldılar yoksa bu inançla bir aile ferdi mi tanıştırdı?
Bir aile ferdi.
-Siz mi? -Evet.
Ve kocanız.
Evet.
Kocanız, çocuklarınıza Noel Baba'nın olduğunu mu söyledi?
Evet.
Tek seferden fazla mı?
Evet.
Bayan Collins, bu yıl çocuklarınızı
bir alışveriş merkezi Noel Baba'sı görmeye götürdünüz mü?
-Evet, götürdük. -Nereye?
-Cole's'a. -Yani çocuklarınız Bay Kringle'la tanıştı.
Evet.
-Ve onu Noel Baba olarak kabul ettiler. -Evet.
Bay Kringle'ın gerçekliği, çocuklarınız onunla tanıştıktan
önce mi yoksa sonra mı söz konusu oldu?
Evet, sonrasında oldu.
Peki, Bay Kringle'ın, Noel Baba olduğunu...
...kabul mü ettiniz yoksa ret mi ettiniz?
Yemin ettiniz Bayan Collins.
Aslında...
...kocam, onun gerçek Noel Baba olduğunu kabul etti.
Başka soru yok Sayın Yargıç. Teşekkürler Bayan Collins.
Mutlu Noeller.
Bay Collins, eşinize karşı sorgulama yapmak ister misiniz?
İtiraz ediyorum Sayın Yargıç. Alakasız ve konu dışı üstelik kesinlikle bir saçmalık.
Bay Bedford bu mahkemeyle alay ediyor.
Noel Baba diye bir insan olduğunu bile tesis etmedi.
Sayın Yargıç, Bay Collins'ten, Noel Baba olmadığına dair kanıt sunmasını istiyorum.
Sayın Yargıç, Bay Bedford'ın
sorusuna uygun bir karşılık hazırlamak için yarına kadar ara istiyorum.
-Bay Bedford, itirazınız var mı? -Hayır Sayın Yargıç.
Bu mahkemeye yarın saat 09.00'a kadar ara verilmiştir.
Yuttu.
Yeterince kızdırırsam saldırganlaşacağını biliyordum.
Mahkemede Noel Baba'nın var olduğunu ya da senin o olduğunu kanıtlamamız imkânsız.
Ama Bay Collins'e, var olmadığımı kanıtlama fırsatı vermedin mi?
Kesinlikle. Göreceksin, çok ileri gidecek.
En iyi savunmamız, Collins'in kendini bitirmesi.
Anlıyorum.
Ama bana bir söz vermelisin.
-Sadece söylediğimde konuşacaksın. -Söz veriyorum.
Güzel. Hadi.
Merhaba. Ben...
Kriss için yaptığın her şey için teşekkür etmek istedim.
Salondaydım. Beni gördün mü, bilmiyorum.
-Hâlâ uzun bir yol var. -Bence başaracaksın.
Umarım başarırsın.
Aklımda birkaç numara var.
Geçen hafta konusunda...
Özür dilerim.
Ciddiyim. Gerçekten özür dilerim.
Ben sadece...
Korkmuş muydun?
Evet.
Yani...
Kalıcı hasar yok.
-Ben... -Evet, gitmeliyim.
-Susan'ı okuldan almalıyım. -O nasıl?
İyi. Sanırım seni özlüyor.
Selam söyle.
Peki...
Gerçekten vardı.
Aziz Nicholas, diğer adıyla Noel Baba,
Anadolu, Likya, Mira'da, bir dördüncü yüzyıl piskoposuydu.
Doktor Hunter, Kilisenin, Aziz Nicholas'a karşı tutumu nedir?
O tanınan bir aziz.
Evet ama 1969'da, Papa VI. Paul'un
resmî olarak Aziz Nicholas gününün kutlanmasını kaldırdığı doğru değil mi?
Bu doğru.
İsteğe bağlı bir anma günü yapıldı.
Derecesini düşürdüler.
Özünde, Kilise, Aziz Nicholas'tan uzaklaştı.
Şimdi, onun türevi, seyreltilmiş, seküler figürü olan
Noel Baba'dan da uzaklaşacakları mantığa uymuyor mu?
Öyle sanıyorum.
Teşekkürler Doktor Hunter.
Ama Kilisenin netleştirmediği konu...
Başka soru yok.
Sorun değil Kriss. Sadece seni sinirlendirmeye çalışıyor.
Albay.
-Kuzey Kutbu'na hiç gittiniz mi? -Evet efendim.
1972'de ve bir kez daha 1984'te.
-Bölgeyi keşfettiniz mi? -Geniş kapsamlı.
Herhangi bir yerleşim, hayvan ağılı, ambar, fabrika kanıtı buldunuz mu?
Hayır efendim.
Hiçbir kanıt yok mu?
Hiç efendim.
Bir şey söyleyin albay.
Sizce oradaki Bay Kringle gibi bir bireyin o yaşanılmaz bölgede
dünyadaki 1,7 milyar çocuğun her biri için
en az bir tane oyuncak üretecek kadar büyük bir yerleşim kurması mümkün müdür?
Hayır efendim.
Ama beyefendinin, fabrikalarımı görmesine imkân yok.
Görünmezler.
Kriss, lütfen otur.
Ama Bay Collins tamamen yanılıyor.
Fabrikalarım, fiziksel dünyada yoklar.
Onlar hayaller dünyasında.
Bırak, avukat olayım.
Her zaman bunun tamamen anlaşıldığını sanıyordum.
Sayın Yargıç, izninizle sıradaki tanığımı çağırmak istiyorum.
-Bay Collins, bu nedir? -Bu bir Ren geyiği Sayın Yargıç.
Bunu biliyorum ama mahkeme salonumda ne yapıyor?
Mahkemenin, Bay Kringle'ı, Ren geyiğini uçururken görmesini isterim.
Sana yem atıyor. Sinirlenmeni istiyor.
Deli gibi davranmanı istiyor. Bunu unutma.
Bay Kringle, bekliyoruz.
Merhaba.
Yerine getirmeyi çok isterdim Bay Collins
ama bu Ren geyiğini uçuramam.
Ben de öyle sandım.
Yalnızca Noel arifesinde uçar.
Evet, tabii ki Bay Kringle. Başka soru yok Sayın Yargıç.
Öyleyse lütfen biri şu tanığı...
Hayvanı çıkarabilir mi?
Sayın Yargıç, New York eyaletinin, popüler bir miti
tahrip etme gibi bir isteği yok. Ama bu dava, mitolojiyle alakalı değil.
Bir adamın, o adamın, Kriss Kringle'ın akli yeterliliğiyle alakalı.
Bu salondaki herkes
kendilerine karşı tamamen dürüst olursa
kanıtlara göre Bay Kringle'ın maalesef deli olduğu sonucuna varır.
New York eyaletinin kanunlarının yeminli bir koruyucusu olarak,
bir vatandaş olarak ve bir baba olarak isteğim,
iyilik ve cömertlik figürü olan
Noel Baba maskesine bürünen ve bunu
yalnızca kâr için yapan Bay Kringle'ın...
Bu doğru değil!
Sayın Yargıç.
Bay Kringle yorum yapmaktan kaçınacak yoksa salondan çıkarılacaktır.
Otur Kriss.
Sayın Yargıç, Cole's alışveriş merkezinin bir hayır kurumu olduğunu bilmiyordum.
Öyleyse
mahkemeden ve Bay Kringle'dan seve seve özür dilerim.
Bence de öyle Sayın Yargıç.
Şimdi, sözüm kabaca kesilmeden önce söylediğim gibi
isteğim Sayın Yargıç,
New York'un çocuklarının artık tehlikede olmaması için
Bay Kringle'ın eyalet bakımına alınması.
Hey seni koca pislik!
Bay Kringle, dünyadaki en iyi adamdır!
Kimseye zarar vermedi!
Sessizlik!
Sessizlik!
-Otur. -Sessizlik!
Sessizlik!
Söyleyecek başka bir şey yok Sayın Yargıç.
Kriss, otur. Neredeyse bitti.
Sorun değil.
Bay Bedford, kapanış açıklamasında bulunmak ister misiniz?
Sayın Yargıç, birçok insan Bay Kringle'a inanıyor.
Milyonlarca çocuk da dâhil.
Onu karşı karar verirseniz kimsenin inancını değil
inandıkları adamı yok etmiş olacaksınız.
Bay Kringle kendini düşünmüyor. Öyle olsaydı burada olmazdı.
Bu kötü durumda olmasının nedeni, kendini çocuklar için feda etmeye gönüllü olması.
Akıllarında, onlar için yarattığımızdan çok daha iyi bir dünya yaratmak için.
Bu, Bay Collins'in belirttiği gibi bir maskeye bürünmeyse
o zaman Bay Kringle, çocukların inanma hakkını korumak için,
o maskeyi korumak için,
kendini yargılanmaya açık bırakmak için,
özgürlüğünden vazgeçmeye gönüllü.
Bu mahkeme Bay Kringle'ın, söylediği kişi olmadığına, Noel Baba olmadığına...
...inanırsa mahkemeden
hangisinin daha kötü olduğuna karar vermesini istiyorum.
Gülümseme yaratan bir yalan mı...
...yoksa gözyaşı akıtan bir gerçek mi?
Söyleyeceklerim bu kadar.
Bu konudaki fikrimi, yarın saat 12.00'de bildireceğim.
O zamana kadar mahkemeye ara verilmiştir.
-Avukat. -Merhaba yargıç.
Beklediğiniz için teşekkürler.
Oturun.
Ben bu davaya nasıl girdim?
Müvekkiliniz aleyhinde karar vermek istemiyorum.
Ama şartlara göre aksini nasıl yapacağımı bilemiyorum.
Aslında olmadığı birisi olduğuna inanan bir adam, tanımı gereği rahatsızdır.
O tehlikeli değil. Bir tehdit değil.
O kürsüde New York eyaletinin bir temsilcisi olarak oturup
Noel Baba'nın varlığını beyan edemem.
Bunu ifade edemem.
Ne kadar istesem de.
İnanın Bay Bedford
bundan çıkma yolum olsaydı
bunu yapardım.
Üzgünüm.
Her şey para, değil mi?
Kriss Kringle'ı ne mahvetti biliyor musunuz?
Güç, açgözlülük ve bu.
Öfke ve ithamlar ruhunuzu dindirebilir ama Bay Kringle'a faydası olmaz.
Avukatından acı bir kapanışa ihtiyacı yok.
Bir mucize gerek.
TANRI'YA GÜVENİRİZ
NOEL BABA'YI YOK ETMEK: VERGİLERİNİZ İŞ BAŞINDA
NOEL BABA: YARGI ESNASINDA KAFAYI MI ÜŞÜTTÜ?
NOEL BABA BATTI MI?
BUGÜN ÖĞLE SAATİNDE...
NOEL BABA'NIN YARDIMINIZA İHTİYACI VAR
Ayağa kalkın.
Oturabilirsiniz.
Kriss Kringle davasında kanıtları dinlemiş olarak
ben, Yargıç Henry Harper, New York eyaletinin bir temsilcisi,
bugün, 24 Aralık günü, üzülerek karar vermeliyim ki...
...yıl...
Size bir Noel kartı vermem mahkemenin hoşuna gider mi?
Muhtemelen sizi bir daha göremem.
Tabii tutuklanmazsam bu da Noel arifesi olduğu için
ve alışılmadık şekilde yatağa erken gideceğim için pek olası değil.
-Çok teşekkürler genç hanım. -Rica ederim.
Ve...
Mutlu Noeller.
Size de Mutlu Noeller.
Ne yapıyordun?
MUTLU NOELLER SUSAN
Mutlu Noeller.
Bu gerekli olmayacak.
Kürsüye yaklaşan genç hanım
bana bir Noel kartı ve bunu verdi.
Bir dolar.
Ama hemen ona iade edilecek.
Ama bana bu banknotu vererek bana bunun Amerika Birleşik Devletleri hazinesi
tarafından piyasaya sürüldüğünü ve hükûmet
ve Amerika Birleşik Devletleri
halkı tarafından desteklendiğini hatırlattı.
Nesnenin incelenmesi sonucunda
"Tanrı'ya Güveniriz." ifadesini göreceksiniz.
Ve Tanrı'nın varlığını kanıtlamak için burada değiliz.
Ama görünmez olduğunu
ve var olduğunu kanıtlamak için buradayız.
Federal hükûmet, Tanrı'ya güveniyor.
Bunu yalnızca inançla yapıyor.
Hükûmeti yönlendiren, halkın isteğidir.
Ve bu banknotun üzerindeki işlemeye neden olan
o büyük varlığa olan inançtı ve hâlâ öyle.
Şimdi, Birleşik Devletler'in hükûmeti, para birimine, üst bir varlığın
gerçekliğine dair fiziksel bir kanıt olmaksızın
Tanrı'ya olan güvenlerinin deklarasyonu olarak
para birimini piyasaya sürebiliyorsa
o zaman New York eyaleti
halkın kolektif inancının benzer bir gösterimiyle
Noel Baba'nın varlığını ve Kriss Kringle olarak vücut bulduğunu kabul edebilir!
Dava kapanmıştır.
Dava kapandı!
Noel Baba kazandı!
Tüm suçlamalar düştü. Kriss Kringle özgür.
-Hey! Buna ne dersiniz? -Evet!
Haklısın Kriss. Her şey çocuklar için.
Evet.
-Tebrikler avukat. -Teşekkürler.
-Mutlu Noeller Bay Kringle. -Mutlu Noeller Bay Collins.
Teşekkürler.
Çocuklarım...
...bu gece eve uğramayı unutmamanızı hatırlatmamı istedi.
Unutmam, söz veriyorum.
3133 Brompton Yolu, Stamford'da büyük beyaz evde yaşıyoruz.
Evet. Çok iyi biliyorum.
Peki...
Neyse. Mutlu Noeller.
Bay Collins.
Umarım o eski televizyon antenini indirmişsinizdir.
Geçen yıl ona takılıp pantolonumu yırttım.
Affedersiniz.
Kriss, özgürsün.
Herkesi inandırdın.
Herkesi değil. Hâlâ inandırmam gereken birkaç kişi var.
Özellikle biri.
Affedersiniz.
-Tebrikler Bryan! -Senin için çok sevindim.
Çok teşekkürler Bayan Walker.
-Harika iş çıkardın hayatım. -O adamın arkasını tekmeledin.
-Günü o kurtardı. -Yani...
Tebrikler Bryan.
Teşekkürler Dorey.
Mutlu Noeller.
Sana da.
Gitmenize izin vereyim.
Mutlu Noeller.
-Ve bol şans. -Mutlu Noeller Bayan Walker.
Ve sana da Mutlu Noeller genç hanım.
Ve çok teşekkürler.
Mutlu Noeller Bay Kringle. Mutlu Noeller Bryan.
Bay Bedford!
Affedersiniz.
Tekrar, çok teşekkürler.
Seni asla unutmayacağım.
Ve geçmişteki tüm yolculuklarımda
ve gelecekteki yolculuklarımda
daha iyi bir arkadaş bulamayacağım.
Teşekkürler Kriss.
Mutlu Noeller.
Mutlu Noeller Bryan.
Eve kadar taksi paylaşalım mı?
Eve mi?
Bu gece değil.
Biraz meşgul olacağım.
Doğru.
-Bay Kringle! -Bay Kringle!
NOEL BABA YAŞIYOR!
Bu benim yüzümde patlayacak, değil mi?
Kazanacağımı düşündüğümden fazlasını kaybettim.
Çok baskı vardı efendim.
Yani Noel Baba'yı tımarhaneye atmak
zorunda kalmakla karşılaşınca yargıcın ne yapacağını kim bilebilirdi?
O Noel Baba değil.
Herkesin neyi var?
Noel Baba yok!
İNANIYORUM
GECE TÖRENİNDEN SONRA BENİMLE ST. FRANCIS'TE BULUŞ
BRYAN'A ACELE!
-Biri mi evleniyor? -Bildiğim kadarıyla hayır.
Bunu sen mi ayarladın?
Hayır. Sen ayarladın.
-Ben mi? -Yapmadın mı?
-Yapmadım. Sen? -Ben yapmadım.
-Sen yaptın. Biliyorum, sen yaptın. -Hayır.
-Evet, sen yaptın, değil mi? -Hayır.
Ben yapmadım.
Peder.
Hazır mısınız?
Ne için?
Evlenmek için.
Tanrım!
Sana bir şey söylemeliyim.
Noel'de ne aldın?
Bay Kringle'dan ne istediğin umurumda değil.
Susan, bu yüzden eve gitmiyoruz.
Katalogdaki eve gidiyoruz, değil mi? Ona, istediğimi söylediğim ev.
Ona bir resmini gösterdim ve onu aldı.
Bana vereceğini söyledi.
Bir ev, büyük bir hediyedir Susan.
Bay Kringle böyle söyledi.
Hayatım, eve kar yağdığı için ve çok güzel olduğu için...
...gidiyoruz.
Ve Bay Shellhammer, önümüzdeki yılın Noel kataloğu için
fotoğraf çekmek istediği için.
Bu da bence çok cesurca.
Bugün tatil.
Bu sadece bir bahane.
Bunları Bay Kringle yaptı.
Çok üzgünüm anne. Çok yanlış anladın.
Biliyordum!
-Herkes nerede? -İkramiye aldın.
-Ne demek istiyorsun? -İsimlerimiz posta kutusunda.
Dün gece Bay Kringle'dan bir telefon aldım.
Kocanızla bir ev aradığınızı söyledi.
Çok ısrarcıydı.
Evlendiniz mi?
-Evet, dün gece. -İnanamıyorum.
Tebrikler.
Bu planlanmış mıydı?
-Hayır. -İnanamıyorum!
Bay Kringle burada olmak istedi ama yurt dışında.
Bay Kringle.
Ev satılık, tamamen döşeli ve eminim artık karşılayabilirsin.
Hepimiz ikramiye aldık senin ve Bay Kringle'ın sayesinde.
Biliyordum.
Teşekkürler Donald.
Ne diyeceğimi bilmiyorum. "Mutlu Noeller." dışında.
Mutlu Noeller.
Güle güle.
Bu, Kriss'ten istediğim ev ve bunu bana verdi.
Ve bana bir baba verdi.
Ve üçüncü şey...
Sanırım onu beklemem gerek.
Ama verecek, değil mi?
Kriss bir şey vereceğini söylediyse yolda olduğuna eminim.
Sanırım şüphe yok. O gerçek.
Yeni odama bakmaya gideceğim. İzninizle.
-Susan. -Ne?
Bay Kringle'dan başka ne istedin?
Bir erkek kardeş.
Görüşürüz.
Alt yazı çevirmeni: Sezer Örnek
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.