Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
Doğu Avrupa
Komünizmin çöküşünden
sonraki 10 yıl
eskiden umut vardı
Şimdi orayı karanlık düşünceler yönetiyor
Şimdi orası kaçakçılığın ticari rotası
Uyuşturucular
Silahlar
Dünyanın dört bir yanından gelen servet avcıları
Suçlular, Bağımlılar, Kayıp Ruhlar
Artık bu bölgenin adı
Suç Ülkesi
- Her şeyi tamamladık. - Bu çok tehlikeli.
İçinde ne olduğunu biliyor musun?
Bunu birlikte yapabiliriz Andrew.
- Evet. Şehri terk etmeden olmaz. - Gideriz. Yeni bir hayata başlarız.
Bunu bir de Six'e sorayım. Her şey olabilir Vienna.
- Benim buna ihtiyacım var. - Biliyorum bebeğim, biliyorum.
Yani, bakalım Six buna ne diyecek.
Çılgın Six
Mao nerede?
- 10 dakika, sonra onsuz gideriz. - Vienna, 6 kişi olacak...
üçünü önceden biliyorsun, tamam mı? Tamam mı?
Dinle, kapıyı açtıklarında, çok iyi kontrol istiyorum.
Ona güvenmiyormuş gibi görünme. Doğal davran, yoksa şüphelenebilir.
Siz de güvenmeyin. Hiçbirimize bir şey olmasını istemiyorum.
- Şimdi eve gidiyorum. - Çok dikkatli ol, tamam mı?
Pekala Andrew, sen şimdi ön kapıya git.
Ben de pencereye geleceğim. Silah kullanmak yok. Tamam mı?
- Önce onlar başlamalı. - Orada küçük bir kutu olacak.
İçinde plütonyum var. Gözden kaçırmayın.
O mutlaka bizim olmalı.
Şunu yapalım.
Raul, iyi görünüyor.
Plütonyum.
Geciktin.
Zavallı köpeğim hasta. Doktor günde iki kere onu mutlaka...
dışarı çıkarıp gezdirmemi söyledi. Öyle dedi, değil mi?
Şimdi bize şu adresi verirseniz bu işi hemen hallederiz.
Adresi sana benim verdiğimi duyacak olursa beni canıma okur.
Sana şunu söyleyeyim dostum sen kendini düşünüyorsun...
belki sana da bir şeyler veririm. Bunun için her şeye sahibim.
Aman tanrım, Six.
- Diğerleri nerede? - Geliyorlar.
Hava almalıyım.
Sakın kımıldamayın. Sersem, duymadın mı?
Otur!
Pis serseriler.
- İşiniz bitti. - Öldürmek yok.
Geri çekil.
Seni serseri herif.
Tamam. Siz gidin şimdi parayı paylaştırın.
Ben geri döndüğüm zaman konuşuruz.
- Ne yapıyorsun sen? - Bu şekilde asla izini bulamazlar.
Bir anlaşma yaptık. Bırak onu.
Michel!
Kahretsin.
Pekala. Anlaşma yaptık. Başıma bir şey gelirse...
hemen yanınıza gelirim.
Tatlı kız, Michel hep böyledir.
Benimle gel.
Seni daha sonra bırakırlar. Bu gece sakın eve gitme.
Bu gece şehirden ayrılma. Pekala, hadi git.
Kendine dikkat et.
Utanma, arabaya bin.
- Özel bir şey ister misiniz? - Hayır.
48 saatin var.
Bak, böyle şeylerden korunmak için çok iyi para ödedik.
Bunu hallederiz. Tamam.
Anna, merhaba tatlım.
Yanımdaki arkadaşım Çılgın Six'i tanıyor musun?
- Çılgın Six? - Ailemde doğan altıncı çocuğum.
- Peki çılgın mısın? - Evet, biraz. Biraz.
İkinizin çok ortak yönü var.
- Benim yok. Bıraktım. - Öyle mi? Sahi mi?
Dostum üzgünüm, sanırım artık o sizin ligde oynamıyor.
Ama, seni ilgilendirmediğini söyleme.
- İzninle, geri dönmem lazım. - İzin verildi.
Teşekkürler. Görüşürüz Çılgın.
- Bana Billy de. - Billy.
Sakın üzülme dostum. Aslında bu bir çift güzel, uzun bacak...
bütün bir gece boyunca senin olabilir. Buna değer. Değil mi?
İmparatorun nerede? Hemen dönerim.
Mao nerede?
- Sende bana ait bir şey var. - Çekil şuradan.
Her şey, geri dönecek.
Billy!
Vurulmuşsun.
Biraz sonra polisler ve ambulans gelir. Git!
Ne istiyorum biliyor musun?
Six'in yerini söylemeni istiyorum.
Bana söyleyeceksin.
Bana söyleyeceksin.
Lanet olsun, söyle bana.
Hayır, lütfen. Lütfen.
Umarım onu bulabiliriz.
- Dakota. - Ne?
Sadece deriyi sıyırmış. Yani iyi olacak.
Plütonyum olduğunu duydum. Herhalde onu sorguya çekeceksin?
- Ne zaman çekebilirim? - Yarım saat içinde ayılır.
Yemek yiyeceğim. Katılır mısın?
Hayır, sağol. Ben rejimdeyim. 9 aylık hamile bir kadın gibi...
görünmeye başladım. Senin ihtiyar adam nasıl?
İyi. Senin yapman gerekeni yapıyor. Boşveriyor.
- Neden sen Amerika'ya dönmüyorsun? - Bilmiyorum ama, bence...
bu şehir benim için mükemmel. Beyni bu kadar az ve...
silahı bu kadar çok olan insanların olduğu bir yerde hiç bulunmadım.
- Pekala. Sonra görüşürüz dedektif. - Görüşürüz. Git birilerini kes.
- Keseceğim. - Biliyorum.
Bunu mu arıyorsun?
Ona ihtiyacım var.
- Onu öldürdüler. - Hadi. Onu bana ver dostum.
Onu bıçaklamışlar dostum. Sen beni dinlemiyor musun?
- Onu kesmişler diyorum sana. - Tamam, pekala, tamam.
Dinle, parayı biliyorsun. Yani aldığım parayı...
Lanet olası serseri. Acınası bir durumdasın.
Dostlarını yüzüstü bırakıyorsun. Bu şeyi cenazesi satacağım.
- Bize biraz izin verir misin? - Tabii.
- Merhaba Bayan Anna. - Merhaba Bay Teksas.
Sana kaç kere söyleyeceğim? Kovboy şapkası takman...
- Teksas'lı olduğunu göstermez. - Biliyorum. Amerikalı serserisin.
Seni son gördüğümde erkek kardeşimi içeri tıkmıştın.
Doğru, tıkmıştım. Bazı insanlar içeri tıkılmak için doğmuşlardır.
- Kafan iyi miydi? - Bu sefer bela beni buldu.
- Bu şehirde hiçkimse büyümeyecek. - Ama sen büyüyorsun.
- Temiz misin? - 5 aydır.
5 aydır mı? Vay canına. Gözünün üstündeki o gümüşsü şey nedir?
Parlak duruyor. Şarkı söylerken güzel oluyor.
- Ben de gelip seni izleyeyim. - Orası hoşuna gitmez.
- Sen Betty Komo'yu seversin. - Betty Komo'yu severim.
Ben dünyanın iki bölüme ayrıldığına karar verdim.
Yani Neil Diamondd'ı sevenler, ve sevmeyenler. Ben sevmiyorum.
- Ben Neil Diamond'ı çok severim. - Bunu biliyorum.
Sormak zorunda olduğum bazı sorular var.
- Ben bir şey bilmiyorum. - Bence biliyorsun.
Olay sırasında şarkı söylerken birini uyarmaya çalışmışsın.
Bu bilgiyi nereden aldığını bilmiyorum.
- Kim bu Billy? - Billy.
Belki de Billy Joe şarkısını söylüyordum.
Hayır, sanmıyorum. O kötü bir şarkıdır...
hatta o kadar kötü bir şarkıdır ki sen asla söylemezsin.
Dakota, senden her zaman hoşlandım.
- Biliyorum. - Amerikalı bir serseri...
olmana rağmen. Ama insanları ele vermek, kesinlikle...
benim tarzım değildir. Bunu biliyorsun.
Ayrıca sağlığım için de kötü olabilir.
- Şimdi evine git, bu iş bitti. - Gidecek bir evim yok.
Burada bile işler kontrolden çıkacak.
Hayatım boyunca işler kontrolden çıkmış durumdaydı.
Bak, biliyorum, beni burada tutamazlar.
Bu yüzden bir iyilik yap ve hemşireye işlemlerimi...
yapmasını söyle. Buradan hemen gideceğim.
Tamam.
- Seni kutlarım. - Ne için?
Bunca zamandır temiz olduğun için.
- Bu da bir şeydir, değil mi? - Kesinlikle öyle.
Dikkat et Julio. Bu köpeğe dikkat etmelisin, anladın mı?
Benim başka arkadaşım yok. Bu köpek benim dostum.
- Başka dostum var mı? - Hayır.
Başka dostum var mı? Başka dostum yok.
Tek dostumu öldürmek mi istiyorsun? Hasta, öldürmek mi istiyorsun?
- Özür dile. - Özür dilerim.
Benden değil aptal. Ondan. Abiju'dan.
Özür dilerim Abiju.
- Neler buldun bakalım? - Açıkcası anlamak için...
- zeki olmaya hiç gerek yok. - Herneyse, ne buldun?
Kadın, 23 yaşında. Bıçaklanarak ölmüş.
Kesmişler. Şehirde çalışan bir muhbirim var.
Bana Çılgın Six adında birinden söz etti.
Dünkü silahlı soygunu biliyorsun. Çılgın Six ve diğerleri ortakmış.
Çılgın Six. O önemsiz biri. Ona yaklaşan herkes...
korkuya kapılıyor. Kelsi Nuts'dan daha kötü durumda.
- Kelsi Nuts kim? - Bilmiyorum, o adamı hiç tanımadım.
Durum şu, Raul eğer 48 saat içinde malı geri alamazsa...
tarihe karışacak. Ben de bu işte Çılgın Six'i kullanmak istiyorum.
Uyuşturucu ve parayı bulması için onu kullanabilirim.
- Para için Dirty'yi ele verebilir. - Uzun zamandır ortağımsın.
Gülümsemeye başladın. Bu işi halledebilecek misin?
Zaten şu anda yapılacak pek fazla bir şey yok.
Billy.
Billy, orada mısın?
Benim, Anna, kulüpten.
Sadece ben varım.
- Burada ne işin var? - Seni nasıl bulacağımı...
- Jessy söyledi. - Tamam, özür dilerim.
Oturmak ister misin?
- Bacağın nasıl? - İyi galiba. Hissetmiyorum bile.
Neden senin peşindelerdi?
Ben bir İspanyolla çalışıyordum.
Ama paraya ihtiyacım olduğu için Dirty Mao'yu aradım.
Büyük işti. Gerçekten büyük. Ama gördüğün gibi iş berbat oldu.
Mao suçu bana attı. Ve insanlar öldü.
Vienna'yı onların öldürdüğünden kesinlikle eminim.
- Bir savaş mı olacak? - Küçük çapta.
Beni hala hatırlamıyorsun, değil mi?
Erkek kardeşimle iş yapardın. Jas.
Jas'ın kardeşi misin?
- Üzgünüm. - Böyle her şeyi unutmamalısın.
- Bıraktığını söylemiştin. - Bıraktım.
Ben bırakamam. Şimdi yapamam.
O halde tekrar başlarım.
- Burada olmalı, değil mi? - Takviye gerekmez mi?
Bana kalırsa arayıp... Lanet olsun.
Dikkat et!
Hadi. Hadi!
Sakın ölme McGrow.
Ben dayanırım.
Tanrım, canım yanıyor.
Hemen bırak o silahı!
Nereye gidiyorsun, dostum? Aslında o nereye gittiğini de bilmiyor.
- Seninle geliyorum Billy. - İyi seçim Anna.
Evet dedektif, bu kadar.
Six kaçmış, bir polis vurulmuş.
- Nereye gidiyoruz? - Kalan son arkadaşımın yanına.
Yanında biri var. Sakın yanımdan ayrılma.
- İyi misin? - Fena sayılmaz.
- Buradan gitmek istiyorum Six. - Kendini kurtarman lazım.
Dakota. Çok üzgünüm.
Biliyor musun, son yakalandığım zaman gitmek istemiştim.
Belki de korkuyordum. Düşündüm de kafamı temizler...
belki de bunu bırakırım. O zaman sadece iki günümüz vardı.
O duvarı tırmanırken o yüzbaşıyı öldürdüler.
Ve sonra geri döndük. Sadece üç saat içinde...
gidebileceğimiz yere gidebilirdik. Aradan beş yıl geçti.
- Belki geri dönmelisin. - Belki.
Ben de Amerika'ya gitmek isterim.
Jas bana ne der biliyor musun? Hindistancevizi. En sevdiği meyvedir.
Mavi beyaz bir çilek. Poposunu tekmelemek istiyorum.
Evet, o da çürümüş üzüm gibi. Susuz misket limonu.
Galiba, sigara içerken ben de susuz limon gibiydim.
Susuz limon olduğunu sanmıyorum. Cool Aid diye bir içki olduğunu da.
Hayır, sanırım Amerikan Cool Aid'di.
Özel promosyonu yapılan bir şeydi. Evet.
Haklı olabilirsin.
Sen iyi birisin.
Biliyor musun, ben uyuşturucu olmadan yapamam.
Biliyorum.
Ama umurumda değil.
Hadi gidelim.
Merhaba. Gelsene. Gel hayatım. Şöyle güzel bir çay istiyorum.
Ve biraz da meyve suyu. Ayrıca köpeğim için de bir şeyler getir.
Abiju için. Ama bu sefer iyi bir şey olsun...
- yani köpeğime uygun bir şeyler. - Tamam.
İşte.
- Bu da köpek için. - Jessy?
- Evet? - Şarkı söyleyen...
- şu güzel kız nerede? - Dün gece onu görmedin mi?
Senin için özel biri galiba?
Hadi.
Neyin var senin?
Ben tekrar başlayamam.
Çık git buradan.
Vienna öldü. Dirty Mao bizi kazıkladı.
Ne olduğunu bile anlamadım.
Hayatımızdan geriye bir şey kalmadı.
Elimizde bir o mal vardı, şimdi o bile kalmadı.
Hayatımızın kolay olması gerekirdi ama değil.
Daha karmaşık oldu. Her şey bitti.
Biz sanki kaybolduk.
Artık işimiz bitti Six.
Her şeyi kaybettik.
Ölüyor. Doktor çağırın!
Benim komik suratlım.
Komik suratlı. İşte, içkinin adı buydu.
Sıkılmış limon konur. Bilirsin, şu üzümlü olan. Komik surat.
- Sen neden bu kadar iyisin sanki? - Ben sadece haber verdim.
O adamlar peşimdeydi.
- Nerede? - Şehirde.
Sen iyi misin?
Kızımla birlikteydim. Onunla beraber...
- Kızın mı? - 5 yaşında kızım var.
Annemin yanında kalıyor. Ama onu Viyana'ya götüreceğim.
Bence orası daha güvenli. Şarkı söylemeye de devam edebilirim.
- Bizimle gelmek ister misin? - Bunun yararı olmaz.
Benim bir işim yok. Sana ayak bağı olurum.
Ateşin düştükten sonra biz gelip seni alırız.
Beni yanında istediğinden emin misin?
Uyuşturucudan vazgeçmek istiyorum. Çok kötü.
Güzel. Senin için geri döneceğiz.
Buradan gidelim Six.
Kendine dikkat et.
Anna'yı kaçırdılar.
- Lanet olsun. - Ne yapıyorsun?
- Ne işin var burada? - Saklanıyorum. Aman tanrım.
Raul Anna'yı kaçırdı. Malını istiyor.
Bu gece onunla kulüpte buluşacağım.
Bence bunu yapmamalısın. Şu haline bak.
Önemli değil. Çünkü benden bir bela geleceğini ummaz.
Kötü tahmin. Yardım ister misin?
Sakın utanma, hadi.
İyi kız.
Burası Dirty Mao'nun deposu.
Yemek ister misin?
Merak etme, ben hallederim. Her şey kontrol altında.
Seni sonra ararım.
Mal nerede?
Canın cehenneme.
- Bana hemen söyleyeceksin. - Nerede dedim?
Mal nerede?
Sana nerede diyorum? Lanet olası mal nerede?
9 saniyen var. Nerede dedim?
Lanet olası!
Lanet olası herif, nerede diyorum.
Sana nerede diyorum. Ölmek mi istiyorsun?
Ölmek mi istiyorsun? Bana yerini söyle.
Evet, hadi vur beni. Yapmanı istiyorum.
Ama vurmadan önce, birkaç şey söyleyeceğim.
50 yaşını geçtim. Dün yediğim sandviçten bile daha...
bayat durumdayım. Her zaman canım yanmıştır.
42 tane kemiğim kırıldı, iki kere vuruldum, tutulacak...
tek yerim yok. Ama asıl acı veren ne biliyor musun?
Benim oğlumu kaçırdılar. Oğlumu kaçırdılar.
Bu yüzden, umurumda bile değil.
Eğer yapmak istiyorsun, hadi yapalım.
Raul sevgilimi kaçırdı. Değiş tokuş istiyor.
Raul mu? Ben Raul'a bir ateşin bir kova suya güveneceği...
kadar bile güvenmem dostum. Seninle geliyorum.
Dirty Mao berbat biridir.
Bir işe yaramaz.
- Buna ihtiyacım var. - Six'e soralım.
- Selam. Her şey hazır mı? - Seni arıyordum.
Tekrar başlayamam.
O malı istiyorum.
- Malım nerede? - Mal arabada.
Evet. Biraz sersemlemiş durumda. Ama çok iyi vakit geçirdi dostum.
- Şu anda da durumu gayet iyi. - Bırak onu.
Hadi. Erkek arkadaşına git. Her şey yolunda.
Bir vuruş daha ister misin?
Evet dostum, hepimizin boş istekleri var.
- Hadi, yapalım. - Hadi, ben hazırım.
Tahmin ettiğim gibi. Hadi halledelim.
Sizi uyarıyorum, beyler. Bu işi daha iyi halledebiliriz.
- Aman tanrım. Polis bizi enseledi. - Bu saçmalığı keselim.
Şu işi bitirelim. Hadi, başlasana.
Tarzını çok seviyorum dedektif. Tarzını gerçekten çok seviyorum.
Bu yarışmayla ilgilendiğin için sağol.
Filmlerdeki gibi olmuyor. Çekilsen iyi olur.
Böylece kimse vurulmamış olur.
İhtiyacın olabilir. Raul'u öldürüp herkesi kazıklamaya...
karar verdiğine göre, belki birileri peşine düşebilir.
- Bunu neden yapıyorsun? - Bu parayla baştan başlarsın.
Belki kendine gerçek bir iş bile bulursun.
Hoşçakal.
Niye ağlıyorsun? Köpeği vurmadım ki.
Hadi, gidelim buradan. Önümüzde çok uzun bir yol var.
- Hayır, ben seninle gelemem. - Dinle...
Hayır, gelmem. Kaybederim.
Hayatımızı birlikte geçirebiliriz. Bizim için planlarım var.
Çok yorgunum.
Gidip temizlenelim.
- Köpeğin bir adı var mı? - O yeni ortağım. Katil.
Bütün bunlara geri dönemem. Annem kızımla ilgilenebilir.
Uyuşturucu almam.
Seni görmeye geleceğim, canlı orkestra mı?
- Hala Betty Komo'dan söylemiyorum. - Ben yine de geleceğim.
Temiz olabilirim.
Al.
Dostluğun için teşekkürler.
Kendine iyi bak.
Yapabileceğimi söylemiştim.
dima360
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.