Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bihari
Bosnian
Breton
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Interlingua
Irish
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Slovak
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tatar
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
LUIS ESTRADA'DAN "ÖLÜ KIZLAR"
JORGE IBARGÜENGOITIA'NIN ROMANINDAN UYARLANMIŞTIR
19 HAZİRAN 1960
CAÑADA HONDA, MEZCALA
-İyi günler efendim. -Merhaba patron.
Bize ulaşmanız iyi oldu.
-Ceset nerede? -Aşağıda.
Ama vadiden aşağı inmek lazım, kolay değil.
Evet, sorun olmaz.
Ha siktir, yine bir kız ölmüş.
Zavallıcık.
Vivanco, ambulans çağır. Savcı ve Adli Tıp da gelsin.
Pekâlâ akbabalar, fotoğraflarınız için iki dakikanız var.
Acele edin.
MEZCALA'DA BİR KIZ DAHA ÖLDÜ!
İKİ İNTİKAM
2 OCAK 1964
SIERRA DE GÜEMES, MEZCALA
Sizi destekliyoruz Bay Adolfo López Mateos.
6 Temmuz'dan sonra bile yanınızda kalacağız,
hatta 1 Aralık'tan sonra bile,
ulusun en ağır sorumluluklarını üstlendiğinizde.
Halkı hedefe ulaşmaya teşvik etmeyi sürdürmek için yanınızda olacağız
çünkü sizin yanınızda
Meksika halkının önünde hiç olmadığı kadar parlak bir gelecek var.
Patron.
Patron!
Benzin 12 peso etti. Kahvaltı için de avans alabilir miyim?
Tam bir belasın Escalera.
Al. Üstü kalsın, sonra hallederiz.
Tabii patron.
Bakar mısın?
Yeşil soslu chicharron, frijoles refritos ve yumurta alayım.
-Siz? -Aynısından Yüzbaşı.
Bana da aynısından canım. Bir de sütlü kahve.
Bayan Serafina, çalışmadan edemiyorsunuz.
Aynı anda her işe koşturuyorsunuz.
Ne diyebilirim ki?
Yıllardır bu işteyim. Can çıkar, huy çıkmaz.
BAŞKAN LOPEZ MATEOS İLE ÇAĞDAŞLIK VE SOSYAL ADALET
BAŞKANIM, SUYUMUZ ÇALINDI
Escalera, hadi!
Geldik, çatlamayın.
San Juan'dan geçip Meryem Ana'ya dua edelim.
Bu mesele ciddi. Bize göz kulak olsun.
-İyi günler. -Merhaba.
Beş.
Teşekkürler. Tanrı sizi korusun.
Teşekkürler.
Meryem Ana, mucizelerin saymakla bitmez. Bana hep göz kulak oldun.
Tanrı aşkına beni terk etme
ve yıllardır beni çılgına çeviren bu davada bana yardımcı ol.
İntikamımı almama yardım edersen
sana Concepción'un en güzel türbesini inşa ederim.
Baba, Oğul ve Kutsal Ruh adına. Âmin.
SALTO DE LA TUXPANA
İlki meydanın orada.
Teşekkürler.
Kasabada bir değil, üç fırın varmış.
Biri üç sokak ötede. Meydana doğru git, tarif edeceğim.
EN İYİ CAMPECHANA'LAR
LA GLORIA FIRINI
-İyi akşamlar delikanlı. -İyi akşamlar. Dört campechana.
Bu değil. Bir kadın var.
Ama campechana'lar lezzetli. İster misiniz?
LA FLOR DE LA TUXPANA FIRINI
-İyi akşamlar. -Merhaba delikanlı. Ne alırsın?
Burası olmalı Yüzbaşı.
Patronun verdiği fotoğraftakine çok benzeyen bir adam var.
Campechana'sı daha bile iyi.
Bu o.
Beni hatırlamadın mı Simón Corona?
Hatırlatayım o zaman piç kurusu!
-Ateş etmeyecek misiniz Yüzbaşı? -Hayır Çavuş. Ben arkayı kolluyorum.
POLİS
Ne buldunuz?
48 adet mermi kovanı bulduk efendim. Çoğu standart kalibrede.
Bayan Aldaco'nun kolunda sıyrıklar var.
Hem onda hem fırıncı Simón Corona'da yanıklar mevcut.
İkisi de hastaneye götürüldü.
SALTO DE TUXPANA SIHHİ BİRLİĞİ
ACİL
Bay Simón Corona, şüphelendiğiniz biri veya bir grup var mı?
Hayır, hiçbir şüphem yok efendim.
Kesinlikle eminim çünkü elinde silahla karşımda onu gördüm.
Tüm bunların tek sorumlusu Bayan Serafina Baladro.
Bayan Baladro'nun neden hayatınıza kastetmek istediğini biliyor musunuz?
İtiraf etmeye utanıyorum efendim.
Rica ederim.
İşin aslı, Bayan Serafina Baladro'yla üç farklı dönemde birlikte yaşadık.
Aramız bazen iyiydi, bazen değildi. Her çift gibi bir ayrılıp bir barıştık.
Aramızda kalsın, Bayan Serafina'nın tersi kötüdür.
Sonunda Veracruz'da onu terk ettim.
Sanıyorum ki bunun getirdiği hınç ve öfke üç yıl sonra bu patlamaya neden oldu.
Ya diğer saldırganlar, kim olduklarını biliyor musunuz?
Hayır.
Ama birini açıkça tarif edebilirim, olaydan önce campechana almıştı.
Ne uzundu ne kısa, ne genç ne de yaşlı.
Ortalama biriydi.
Ama saçları asker tıraşıydı.
Saldırganların ruhsatlı otomatik tüfeği ve .45 kalibrelik tabancayı
nereden bulduklarına dair bir fikriniz var mı?
Hayır.
Ama şunu söyleyebilirim efendim,
Bayan Serafina Baladro'yla yaşadığım dönemlerde
orduyla bağlantısı ve yakın ilişkileri olmuştur.
Pekâlâ Bay Simón, sizi haberdar ederiz.
Şimdi sakıncası yoksa ifadenizi imzalar mısınız?
Teşekkürler. Geçmiş olsun.
İzninizle.
Ve son olarak, mağdur
Serafina Baladro'yla farklı dönemlerde birlikte yaşadığını ifade etmiştir.
O esnada cinayet teşebbüsünün faili olduğu iddia edilen kişinin
Meksika Ordusu mensuplarıyla yakın ilişkide olduğunu tespit etmiştir.
Nokta.
Sayın Savcı, bu nedenle
Bayan Serafina Baladro ve suç ortaklarının tutuklanması için
gerekli işlemleri başlatmanızı saygılarımla arz ederim.
Teşekkürler Normita.
Belgeyi hazır olduğunda
Plan de Abajo'daki muhatabına iletilmek üzere eyalet savcısına gönder de
Serafina Baladro hakkında soruşturma hemen başlasın.
Elbette memur bey.
POLİS
Bay Simón Corona.
Lütfen benimle bölge savcılığına gelin.
Tabii memur bey.
Kızım, dükkânı sana bırakıyorum.
Tabii Bay Simón.
Plan de Abajo Savcılığı,
Bayan Serafina Baladro ile birlikte
gizli bir defin işlemine dâhil olmanızla ilgili ifadenizi istedi.
-Bir sorum var. -Buyurun.
Kendi rızamla mı, zorla mı cevap vereceğim?
Buraya rızanızla mı, zorla mı geldiniz?
Hayır, yok, zorla değil.
O zaman kendi rızanızla. Tabii ifade vermeme hakkınız var.
Cevap vermeden önce bir sorum daha var.
Serafina'yı yakaladılar mı?
Burada soruşturma açıldığı yazıyor.
Bunun iki anlamı var. Ya yakalandı ya da yakalanmak üzeredir.
Tamam o zaman. Son soru, yemin ederim.
Yol kenarına bıraktığımız ölü kızı anlatırsam
Bayan Serafina Baladro'nun cezası uzar mı?
O ifade altı yılıma mal oldu.
Yol kenarına attığımız zavallı kız hakkında tek bildiğim
adının Ernestina, Helda ya da Elena olduğu.
ERNESTINA, HELDA YA DA ELENA VAKASI
Serafina'yla iki kez yaşadıktan sonra
onunla üçüncü kez Pajares'teki ana meydanda karşılaştım.
Onu ilk gördüğümde tanımadım.
Ama yaklaştıkça
dizlerim, ayaklarım, her yerim titremeye başladı.
Kendime sordum, onu hâlâ seviyor olabilir miydim?
Sonra aynı şey oldu.
O bana kabalık ederdi, ben kendimi suçlu ve pişman hissederdim.
Seyahat danışmanıyla yattığı
ya da yatağının altında başkasının çamaşırını bulduğum zaman gibi.
Ama her hâlükârda
Pajares'teki evrak işlerimin yanı sıra o karşılaşmayı düşünüp durdum.
Serafina beni hâlâ seviyor olmalıydı. Yoksa neden tokat atsın?
Ne oldu Simón? Pajares'te ne işin var?
Fırın için evrak işlerini takip etmeye geldim.
Saat ikide randevum var. Bekliyorum.
Ya sen? Kimi görmeye geldin?
Aynı şey.
Pedrones evinden bazı evraklar ama randevum saat birde.
Zamanımız var, istersen sana…
Aptala yatma Simón.
-Beni bir otele götür. -Olur.
Bana bir şans verseydi ona geri dönmek istediğimi söylerdim.
O sırada Serafina herhâlde 38 yaşındaydı.
Ama o gözler ve o ağızla küçük bir kıza benziyordu.
-Günaydın. Bir oda lütfen. -Saatlik mi, gecelik mi?
-Yarım gün. -Yarım gün.
ÖDEME ÖNDEN YAPILIR
Buyurun.
-Teşekkürler. -Hoş geldiniz.
COMERCIAL OTELİ İÇERİ BUYURUN
PORTALES RESTORANI
Benim gitmem lazım. Güya öğlen Pedrones'te olacaktım.
Calaca ve kızlar endişelenmiştir.
Ben de güya bugün fırına dönecektim.
Gidelim. Son otobüsü kaçırmayalım.
Hadi.
Teşekkürler.
Umarım otobüsü kaçırmam.
İÇERİ BUYURUN
Uyanıp eşyalarımı toparlasaydım ve Salto de la Tuxpana'ya gitseydim
Serafina'yla karşılaşmam,
başıma gelen ve unuttuğum birçok şeyden biri olurdu.
Ama alın yazısıydı.
O gün kaderim ebediyen değişecekti.
Artık arabam var, biliyor musun? Seni Pedrones'a götürürüm.
Bak sen şu işe Simón! Araba falan.
Ama Pedrones'e dün dönmeliydim.
San Pedro de las Corrientes'te Arcángela'yı göreceğim.
Oldu bil. Seni San Pedro'ya götürürüm.
Teşekkürler. Hadi kraliçem.
Bakın, kader bu kadar acımasız işte.
Tamirciye gitsem,
"Yedek parçayı bulamadık, araba hazır değil" dese
Serafina'yı otobüs durağına götürürdüm.
Birbirimize veda ederdik ve bunların hiçbiri olmazdı.
Ama araba hazırdı.
İlk denemede çalıştı.
İşte buradayım, önümde altı koca yıl var.
Bütün bunları gördüğünde için ısınmıyor mu?
Tabii Mezcala, Plan de Abajo'dan daha güzel.
Yapma Simón. Aklın fikrin memlekete dönmekte.
Bir şekilde hep beni bırakıp köyüne dönüyorsun.
Sana layık olmadığım için beni terk ediyorsun, patroniçeyim diye.
Serafina, seni bu yüzden terk etmedim. Sürekli memlekete dönmek de istemiyorum.
Neden sürekli çaresi olmayan şeylerin kavgasını verdiğini anlamıyorum.
Sonu ne olacak, biliyor musun?
Bu güzel günümüzü mahvedeceksin.
Hep böyle olurdu.
Ona güzel bir şey söylerdim, saçma sapan şeyler uydururdu.
Baksana, düşündüm de seni kardeşinin kapısında bırakayım.
Vedalaşır, yolumuza gideriz.
Beni kardeşi Arcángela'nın evinde yemeğe davet etti.
Açıkçası onu görmek istemiyordum.
Anlaşamıyorduk. Birbirimizi sevmiyorduk.
Lütfen gel de selam ver.
Ama tanrı teklif eder, şeytan diretir.
İlla arabadan inip
domuz gözlü patroniçe Arcángela'ya selam verecektim.
Hoş geldin Simón! Seni gördüğüme çok sevindim!
Ben de Arcángela. Buradan geçiyordum.
Hayatta bırakmam,
bunca zamandan sonra ortaya çıkmanı kutlamalıyız.
Bizimle yemek ye.
Yemek hazır, hayır demek olmaz.
Vay be, şu arabaya bak Simón!
İçeri park et de çocuklar zarar vermesin.
-Gidip kapıyı açın! -Tabii efendim.
Gel.
İçeri gir.
Salondan geçelim.
İzninizle.
Gel Simón.
Gel, yemek odasına geç de seni layığıyla bir doyuralım.
Geç Simón.
Kızlar, iyi tekiladan bir şişe getirin.
Otur Simón.
Döndüğüne çok sevindim.
Senden sonra kardeşim hep paspal adamlarla birlikte oldu.
Al.
Özel bir şişe. Sadece onur konukları için.
İç hadi.
Biz biraz konuşalım Simón. Sen rahatına bak.
Tek başıma açlıktan ölmeye geldiysem ben artık gideyim.
Kusura bakma Simón ama kardeşim Arcángela'nın başı dertte,
benden yardım istedi.
Ne oldu?
Kızlardan biri dün gece ölmüş.
-Zavallıcık, perişan hâlde. -Hangisi?
Ernestina mı, Helda mı, Elena mı, neyse. Fark etmez.
Tanımıyorsundur.
Arcángela cesedi ne yapacağını bilmiyor.
Cenaze evine götürün, törenden sonra da gömün.
O kadar kolay değil Simón.
Kız saldırıya uğradıktan sonra ölmüş.
Bölge savcılığı karışmadan tören, cenaze yapamayız.
O yüzden…
Lütfen benimle gel.
Yardımına ihtiyacım var.
Eğer yetkililer cinayeti öğrenirse işletmemizi kapatırlar.
Zavallı kızı bir müşteri öldürdü.
Diğerleri onu bu sabah bıçaklanmış hâlde yatarken buldu.
Onu derhâl çıkarıp Mezcala'ya doğru götürmek
ve yolda cesedi kimsenin bulamayacağı bir yere atmak istiyoruz.
Ama Escalera'ya ulaşamadık. Tanıdığımız tek güvenilir şoför o.
Bu yüzden bu kadar üzgünüm.
Cesedi taşımanıza arabamla yardım edebilirim.
Ama ben dokunmam.
Bunu söylediğim anda pişman oldum.
Escalera'ya söyle, ona ihtiyaç kalmadı! Siz de gelin de kızı taşıyalım!
Birkaç dakika önce
karnını doyurmayı bekleyen bir zavallıydım.
Şimdiyse Mezcala yollarında bir cesetten kurtulmaya söz vermiştim.
Arabayı şuraya çek. Bence burada bir yer uygundur.
Çok ağır!
Simón, yardım et lütfen!
Tamam.
Çek.
İşte.
-Bir, iki, üç. -Üç.
Al Simón.
Benzin için 500 peso, iyiliğin için de bir şeyler ekledim.
Ama bizi ispiyonladığını öğrenirsem seni arar bulurum.
Anlaşıldı mı?
Sonra aramızda hallederiz.
İyi yolculuklar. Simón'u bulduğun için tekrar tebrikler.
Sonra Serafina'yla Pedrones'e gittik ve orada altı ay birlikte yaşadık.
Sonrasında onu üçüncü kez ve kesin olarak Veracruz'da terk ettim.
O işe yaramaz, beş parasız piç Simón Corona'yla
aslında neler olduğunu anlatayım.
Casa del Molino'ya geldiğinde tam anlamıyla bir hiçti.
Okuma yazması yoktu.
İri ve yakışıklı olduğundan dikkatimi çekti.
Pedro Infante'ye benziyordu.
-Kasaya baksana. -Merhaba, nasılsın? Seni görmedim.
-Tam miktarı biliyorum. -Hayır, teşekkürler.
Merak etme.
Selam koca adam. Gel hadi, dans edelim.
Olmaz hanımefendi. Hayır, iyi dans edemem.
Sorun değil, ben öğretirim.
Beni takip et, hemen kaparsın.
İşte. Çok da kötü değilsin.
Bana bir içki ısmarla.
Sizi yine hayal kırıklığına uğratacağım. Sadece 15 pesom var.
Neyse ki bugün şanslı günün. Buranın sahibi olan kadın senden hoşlandı.
On beş pesoyu ver, gerisi benden.
Picochulo, bize bir şişe tekila getir. İyisinden olsun. İki de bardak.
Otur.
Adın ne koca adam?
Nerelisin? Seni daha önce burada görmedim.
Adım Simón Corona.
Mezcala'lıyım. Salto de la Tuxpana diye küçük bir kasaba.
Hiç gitmiş miydiniz? Çok güzeldir.
Pedrones'a patronum için bir şey almaya geldim.
Ne iş yapıyorsun Simón Corona?
Fırıncıyım.
Çok iyi bir fırıncı.
Ben de Serafina'yım Simón.
Serafina Baladro.
Bugün şanslı günündesin
çünkü banyo yapıp göbek deliğindeki ekmek kırıntılarını temizledikten sonra
benimle yatağa geleceksin.
Açıkçası ilk kez çok heyecanlıydım. Simón iri bir adamdı ve penisi büyüktü.
Sert olmasına rağmen çok da nazikti.
Simón!
Simón!
Sakin ol.
Yavaşça. Evet, böyle.
Dans etmeyi öğrettiğim gibi bunu yapmayı da öğreteceğim.
-Böyle. -Böyle mi Serafina?
-Evet. -Böyle mi?
Evet.
Onu ben şekillendirdim. Ona öğrettim.
Simón bir yerlere geldiyse benim sayemdedir.
Onunla tanıştığımda vahşi bir hayvan gibiydi.
Ortak hayatımız başından beri düzensizdi. Daha ilk yıldan sorunlarımız vardı.
Tabii, kendine bir içki al.
Fazladan bir kız istemez misin?
-İki mi? -Evet! Olması gerektiği gibi.
-Hangisi? -Hangisi mi?
Şu işe bak!
Elinden geleni yap bakalım!
Tekrar şerefe!
Şerefe.
-Yine mi üzgünsünüz Bay Simon? -Evet Bayan Calaca.
Bazen memleket hasreti çekiyorum. Bir gün Salto de la Tuxpana'ya döneceğim.
Öyle demeyin Bay Simón. Bizi bırakmayın, sizi çok seviyoruz.
Günaydın Simón.
Bu sabah nasılsın?
Günaydınmış! Şaka mı bu? Saat öğlenin ikisi!
Başka ihtiyaç yoksa ben mutfağa döneyim.
İzninizle.
Şimdi ne oldu Simon? Yine mi üzgünsün?
Sence?
Dün sabah dörtten sonra geldin.
Müşterilere istediklerini vermek çok hoşuna gitmiştir.
Simón. Anla, bu benim işim.
Ben ilgilenmezsem nasıl yaşayacağız?
Asalak gibi yaşamayı seviyor muyum sence? Pezevenklik kanımda yok.
Sana destek olmamı sevmiyorsan kendine iş edin!
Barmene yardım eder, fişleri kızlara verirsin.
Olmaz dedim Serafina.
Ben garson, genelev bekçisi ya da fedai değil, fırıncıyım.
Simón benimle yaşadığı üç seferde de bir kez olsun çalışmadı.
Bir kuruş kazanmak için çaba göstermedi. Her masrafı ben, işimle ödedim.
Onunla çalıştığım yıllar boyunca Bayan Serafina'nın çok talibi oldu.
Ama en saygılısı ve kibarı Bay Simón Corona'ydı.
Bana "Bayan Calaca" derdi, kızlara da "genç hanımlar."
Bir şey isterken rica eder, "lütfen" derdi.
Odadan çıkarken de "Affedersiniz Bayan Calaca" derdi.
Günaydın Bayan Calaca.
Günaydın Bay Simón. Erkencisiniz. Geceniz nasıldı?
Yine memleket hasreti çektim.
Şu işe bak, dün gece rüyamda Salto de la Tuxpana'yı gördüm,
yıllar öncesinden bir sevgilimleydim.
Taşlık Nehir boyunca yürüyorduk.
Gün batımının altında, kuşlar cıvıldarken…
Çok güzeldi.
Bay Simón, memlekete dönmeye kafayı takmışsınız.
Bunu düşünmeyi bırakın, şu hâlinize bakın.
İştahım kesildi Bayan Calaca.
Ne haber Calaca?
Bay Simón nerede?
Avluda, yine üzgün. Kahvaltı bile etmedi.
Şimdi ne oldu Simón?
Pedrones'e ayak uyduramıyorum.
Bu konuyu düşündüm, Salto de la Tuxpana'ya döneceğim.
İstersen benimle gel.
-İş ne olacak Simón? -Kararımı verdim.
Öğleden sonra gidiyorum.
Artık haberin var.
Bunlar kıskançlık kavgaları değildi ki onlardan da çok yaşandı.
Bu kavgalar, Bay Simón arada sırada gitmek istediği içindi.
Üç kez uzun süreliğine gitti ve sadece iki kez geri geldi.
Ama gitmek isteyip gidemediği anlar daha çoktu.
Kesin olarak gidiyorum Bayan Calaca. Ama önce veda edip teşekkür etmek istedim.
Otobüsüm saat sekizde.
Kızlar, aşağı gelip veda edin!
-Görüşürüz hanımlar. -Güle güle.
Güle güle Bay Simón.
-Her şey için sağ olun Bayan Calaca. -Tanrı sizi korusun.
Teşekkürler.
Açın!
Kapıyı açın!
Geldim!
-İyi günler. -İyi günler.
Bay Simón Corona'yı arıyoruz.
Bay Simón bir süre önce gitti.
Görürseniz söyleyin, Pedrones karakoluna gelsin.
Hakkında tutuklama emrimiz var. Gelmezse sorumluluğu kendisine ait olacak.
Söylerim.
Burada kal.
Gözünü dört aç.
İÇERİ BUYURUN
Hâlâ oradalar.
Bay Simón, askerlerin onu beklediğini öğrenince
aylarca dışarı çıkmadı.
Şansı yaver gitmişti ama hep böyle olmadı.
Üç peso. Hay lanet olsun.
PEDRONES OTOGARI
Bir dakika.
Simón Corona, tutuklusun.
PEDRONES BİRİNCİ ASKERÎ BÖLGESİ
Simón Corona, banyoları yıkama sırası yine sende.
Söylenme ulan!
Pırıl pırıl yapacaksın.
Size müteşekkirim Yüzbaşı.
-Bir iyilik daha isteyeceğim. -Söyleyin.
Hizmetinizdeyim, biliyorsunuz.
Simón'u bırakın.
Dövmeyi bırakalım mı?
O dikkafalı aptal dersini almıştır.
-Nasıl isterseniz. -Teşekkürler Yüzbaşı.
Juvencia! Nicolasa! Çabuk gelin!
Yüzbaşını odanıza götürüp krallar gibi muamele edin.
Calaca'ya söyleyin, müesseseden.
İhtiyacınız olan her şey için bana güvenin Bayan Serafina.
-Şerefe. -Şerefe.
Gidelim.
Böyle buyurun.
Hoş geldiniz Bay Simón. İyi ki döndünüz.
Sizi rahatsız etmek istemem ama ne yaptınız?
-Ordu neden peşinizde? -Bayan Calaca.
Çok az insanın bildiği bir sırrım var.
Benden çekinmeyin.
Lakabımdan anlaşıldığı gibi ölü biri gibiyim, tek kelime etmem.
İster inanın ister inanmayın, ben asker kaçağıyım.
Gençken süvari birliğine yazıldım
ama işin aslı o zor hayata alışkın değildim.
Görevimin bitmesine üç ay kala onları bırakıp kaçtım.
Of be Bay Simón.
En son 60'ların ortasında
Bayan Serafina onu geri getirdiğinde daha sakindi.
Söylentilere göre bir suça bulaştıkları için böyleymiş.
Ama aslında nedenini bilmiyorum.
Şerefe.
Bakın kimler gelmiş. Kim bu?
Kimmiş bu gelen?
-Gidelim mi? -Olur.
-Benimle dans eder misin? -Elbette.
Öyle güzelsin ki…
Simón!
-Çok lüks. -Bunu beğendin mi?
Simón'la yaşadığım üç dönem arasında üçüncüsü en iyisiydi.
Ernestina, Helda ya da Elena'yla olanlar bizi yakınlaştırdı.
Hem o da çok değişti.
Eskisi kadar söylenmiyordu. Ben de daha tutkulu ve daha âşıktım.
Beni Veracruz'a götür Simón.
Hep okyanusu görmek istemişimdir.
Nereye istersen aşkım.
O kadar aptaldım ki aşkımız hiç bitmeyecek sandım.
Öyle mutluydum ki okyanusu bile görmek istemiştim.
Aptal gibi birikimimden 3,000 peso aldım.
Korkunç bir şeye bulaştığımı baştan bilmeliydim.
18 ARALIK 1960 VERACRUZ
LİMAN OTEL
-Merhaba. -Merhaba.
Gecelik ne kadar?
Duruma göre değişir. Kaç gecelik?
Dört ya da beş. Bilmiyoruz.
Size iyi bir fiyat vereyim. Gecelik 60.
Buyurun.
Tamam. Birinci kat.
-Hoş geldiniz. -Teşekkürler.
Çekil üzerimden Simón! Bu kadar yapışkan olma!
Öldüm sıcaktan!
Üstümden çekilmesini söylediğime pişman oldum.
Kendime sürekli şunu sordum, "Ya Simón başkası için beni terk ederse?"
Veracruz baştan çıkarmalarıyla bilinir.
Simón!
Simón, lütfen beni affet.
Üzgünüm.
Merak etme Serafina. Önemli değil.
Hadi, üstümüzü değiştirip günün tadını çıkaralım.
Şerefe Serafina. Bize.
Şerefe Simón, aşkımıza.
Bir şey sorabilir miyim?
Ne istersen.
Beni bırakmayacağına söz verir misin?
Yemin ederim.
Simón, böyle âşık olacağımı hiç düşünmemiştim.
Keşke hayat hep böyle olsaydı.
Denizle fotoğrafınızı çekeyim.
-Hayır, teşekkürler. -Hadi Simón.
Gülümse.
Tamam, sıra sende.
Yakışıklı seni!
Beni seviyor musun Simón?
Tüm kalbimle.
Hisselerimi Arcángela'ya satmaya karar verdim.
Genelevlerden ebediyen uzak duracağım.
Çok istediğin o fırını alman için parayı sana vereceğim.
Salto de la Tuxpana'da yaşayacağız.
Şimdi üzerime çıkıp benimle hiç sevişmediğin gibi seviş.
Kimseyi bu kadar sevmemiş gibiydim.
Simón'la aşkımız sonsuza dek sürecekti sanki.
Bu yüzden ona açıldım.
Simón,
emin olmasam da sana bir itirafım var.
Aramızda sır olmamalı.
Söyle Serafina.
Seni yakalayıp hapse atsınlar diye askerlerini eve yollatması için
Yüzbaşı Zarate'ye ricada bulunan bendim.
Beni terk etmeye çalışma diye.
Ama inan bana Simón, bunu sana olan sevgimden yaptım.
Kızdın mı?
Hayır.
Bir şeyler yiyelim. Açlıktan ölüyorum.
Çok geç olmadı mı?
Açık bir şey buluruz.
Giyin de gidelim.
Öyle aptaldım ki ona her şeyi anlattım.
Kendi kendime şöyle dedim, "Her şeyi bok ettin aptal Serafina!"
İşemem lazım.
Bardan bir şişe de rom alırım, odaya götürürüz.
Cüzdanını versene, belki param çıkmaz.
Beni burada bekle.
Birbirimizi gözden kaybedip kaybolabiliriz.
Söylediğin yerde bekleyeceğim Simón.
KADINLAR GİREMEZ
Bir süre sonra endişelenmeye başladım.
Başına bir iş mi gelmişti?
Bacardí alırken ölmüş müydü?
Durun!
Selam güzellik!
Tek başına nereye böyle bebeğim?
-Merhaba. -Merhaba.
Birlikte olduğum adam geri geldi mi?
Koşup bavulunu aldı ve aceleyle arabasına bindi.
Çeki sorduğumda öfkeyle sizin ödeyeceğinizi söyledi.
Bunu hak etmeyen birine karşı dürüst olduğum için böyle olmuştu.
O an intikamımı planlamaya başladım.
Simón Corona benim değilse kimsenin olmayacaktı.
Beni hatırlamadın mı Simón Corona? Hatırlatayım o zaman piç kurusu!
Geber köpek!
Geber köpek!
Benim olmayacaksan kimsenin olmayacaksın!
Sakin olun patron.
Alın, bunu için. Kâbuslara iyi gelir.
İşte orada Calaca.
İşe yaramaz herif orada.
Piç kurusu ölmüyor!
Orada kimse yok.
Ateşten sanrı görüyorsunuz.
Hayaletler görüyorsunuz.
Simón, geri dön.
Beni bırakma.
Yemin ederim, bana dönersen seni öldürmeyeceğim, seni affedeceğim.
Yalvarırım Simón.
Dön bana.
Bunu kafana sok Serafina.
Simón Corona geri dönmeyecek.
Yapma Arcángela.
Tek istediğim o piçten intikam almak!
Simón Corona benim olmazsa kimsenin olmayacak.
Bak Serafina.
İşin başında durmanı istiyorum. İki işi tek başıma yapamam.
Ama o orospu çocuğu bedel ödesin diye sana yardım etmeye hazırım.
Plan ne?
Her yerde onu aramak ve gebertmek.
Canını cidden yakmak için gerçek bir silah lazım.
Simón Corona'yı öldürmem gerek ve bunu derhâl yapmalıyım.
Aradığın adam bende. Ona kesinlikle güveniyorum.
Sana Bedoya'dan bahsetmiş miydim?
Adamımız o.
Yüzbaşı Hermenegildo Bedoya.
Alt yazı çevirmeni: Ezgi Acar
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.