All language subtitles for Dead.to.Me.S01E06.Oh.My.God.1080p.NF.WEB-DL.DDP5.1.x264-TOMMY_tur

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian Download
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian Download
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal) Download
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

NETFLIX ORİJİNAL DİZİSİ

Bunu yapmaları ne garip.

-Ne o? Mihrap yapmaları mı? -Bunca şeyi buraya koymuşlar.

Bu noktanın Ted için bir anlamı varmış gibi.

Sağ olduğu son yerdi.

Evet ama aynı zamanda ölü olduğu ilk yerdi.

Niye hep haç koyarlar ki? İllaki haç koyacaklar.

Küstahlık bu. Ted'in dinle minle ilgisi yoktu.

Hey, dur...

-Ne var? -Belki de orada bırakmalıyız.

Ne olur ne olmaz.

Ne olacak ki?

Var olmayan Tanrı cezamı mı verecek?

Yol kenarına ölü kocam için yapılmış bir mihrabın yanındayım.

Emin ol, cezamı bulmuşum zaten.

Bu da gidiyor.

Affet.

Erkek arkadaşın geliyor.

Erkek arkadaşım değil, sadece takılıyoruz.

Sağlıklı sınırları var.

Demek gerçekten oluyormuş.

Yok öyle bir şey.

-Olmaz. Hayır. -Peçeteye mi benziyor?

-Selam. -N'aber?

-Bunu yaptığın için sağ ol. -Tabii ki. Selam.

-Gelmen çok güzel. -Yardım edebilirsem sevinirim.

Ted'in cesedinin bulunduğu yer burası.

Mihrap hiç değilse bir işe yarıyor.

Kocamın nerede ezildiğini bulabilirim.

Onu kim buldu?

Shandy Adams. Kız okula yürüyormuş.

-Onu bir çocuk mu bulmuş? -Evet. Henry'nin sınıf arkadaşı.

-Yani on yaşında mı? -Dokuz.

Trafik kamerası yok. Burayı gören ev yok. Sabah 1'de mi oldu demiştin?

Evet. Sabahın 1'inde.

Görgü tanığı da yok sanırım?

Yok. Ama mutlaka polisin gözünden kaçan bir delil olmalı, değil mi?

Yani, sigara izmariti ya da arabanın bir parçası?

Eminim tepeden tırnağa aramışlardır.

İşe yarar deliller çoktan gitmiştir.

Doğrusu,

polisin tam olarak ne yaptığını bilemiyorum

çünkü benimle konuşmuyorlar.

Konuşmak zorundalar.

Ama tabii...

-Ortalığı birbirine kattım da. -Çok talepkârdı.

Öyle denebilir.

-Benden nefret ediyorlar. -Bu da doğru.

Peki.

O zaman ilk durağım Laguna polis karakolu olacak.

Belki başka bir polisle konuşurlar.

Shandy ile, yani onu bulan kızla

mutlaka konuşmuşlardır, değil mi?

Kızın hiçbir şeyi yoktu. Ertesi gün okula gitti.

Senin çocukların nasıl?

Bana bunu hep soruyorlar. Takdir ediyorum.

Ama şaşırtıcı derecede iyiler.

Evet. Çocuklar dirençli oluyor.

Oğlun uyuşturucu satıyor.

Aman Tanrım.

Çok üzgünüm. Hiç haberim yoktu. Charles, ne halt ediyorsun sen?

-Küçük bir iş kurmuştum. -Efendim?

Küçük işletmenin sorumluluk sigortası var mı?

Çünkü Tucker Tanner, Honda'sıyla annesinin serasına dalmış,

senin sattığın uyuşturucunun etkisindeyken.

Tucker iyi mi?

Neyse ki Tucker'ın ebeveynleri

acınız taze olduğundan anlayışlıydı. Yine de maddi sorumluluğunuz var tabii.

Yüce Tanrım.

Sera ne kadar da güzelmiş.

Peki...

Laguna Niguel'de satılık mülkünüz vardı. Değil mi?

Nasıl gidiyor peki?

Glenn nasıl?

Bilemiyorum. Temecula'ya taşındı.

Özür dilerim.

-Bilmiyordum... -Yo, artık çok daha mutluyum.

Değişmiş görünüyorsun.

-Artık gidebilir miyim? -Bir daha hiçbir yere gidemezsin.

Uyuşturucu satmak ha?

Nesin sen? Siktiğimin mafyası mı? Özür dilerim.

Ne tür madde satıyordun?

Uyarıcı, uyuşturucu, hidrokodon, lorazepam.

Lorazepam mı?

Evet. İyidir.

Peki.

Peki...

...belli ki cezalandırılması gerekiyor.

Ancak o iş Ted'indi, benim değil. Şimdi ne yapalım?

Normalde bunu kolluk kuvvetlerine ihbar ederdim.

Ama onun yaşadıkları yüzünden bunu yapmayacağım.

Bu defalık.

Teşekkürler.

Yine de onu iki hafta okuldan uzaklaştıracağım.

Belki o arada danışmanlık hizmeti alabilir.

Rahip Wayne'in kilisede sorunlu ergenler için bir grubu var.

Ona ceza lazım, işkence değil.

Hapları nereden bulduğunu öğrenmek faydalı olabilir.

Ona hapları nereden aldığını söyle, Charlie.

Olmaz.

Yapamam.

BEACH CADDESİ OCEAN BULVARI

Beni yanına aldığın için teşekkürler.

Polislerin nasıl dava çözdüğünü görmek çok etkileyici.

Sorun değil.

Yanımda biri olması güzel.

Yol kenarında kan revan içinde bir ceset bulmak, dokuz yaşında bir çocuğa

ne yapar?

"Ömür boyu iz taşır." diyeceğim.

Peki hayatında bir dönüm noktası olup

onu aşırı derecede şefkatli bir yetişkine dönüştüremez mi?

Hayır, sanmıyorum.

Dedektif Perez. Nasıl yardım edebilirim?

Beş dakikadan az zamanım var.

Eski Dedektif Prager. Bu da arkadaşım Judy Hale.

Bayan Hale'i tanıyorum.

Öyle mi?

Uzun hikâye. Zamanı yok. Seni görmek güzel.

Saçın bir harika.

Jen Harding adına buradayım.

Eminim sen de farkındasın, bir hayli sabırsızlanıyor.

Pardon. "Eski dedektif" mi dedin?

İzindeyim. Santa Ana Polisi.

Belki Pete Austin'i tanıyorsundur,

buraya 2012'de transfer oldu.

Bıyıklı, soğuk bir mizah anlayışı var.

Hayır.

Neyse. Bayan Harding'e yardım teklif ettim.

Belki sizinle bağlantıda kalıp bilgi aktarabilirim.

Biliyorsun, bu vaka aylardır çözülmedi.

Bize gereken yardım değil.

-Size ipucu lazım. -Öyle.

Ama yok.

Hadi ya, hiç mi?

Bayan Harding daha fazla bilgi istiyor, biliyorum.

Ama tanık, kamera kaydı ya da araba yoksa elim boş demektir.

Beyaz şarap içip kendince kanun arayan öfkeli bir dul hariç.

Yani, eski dedektif, birlikte çalışmak istiyorsan Bayan Harding'e

delilsiz çarpıp kaçma vakalarındaki çözme oranını

söyleyerek başlayabilirsin.

Oran tam olarak nedir?

Çünkü internet o konuda kararsız.

Yaklaşık yüzde sekizi çözülüyor.

Yüzde sekiz mi?

Çok düşükmüş.

Peki.

Al bakalım. Kaba sıçmam falan gerekirse söyle yeter.

O tavırların kime, torbacı kılıklı?

-Baban bilse ne derdi? -Muhtemelen hiçbir şey çünkü o öldü.

Biliyor musun? Bu sana tüm kuralları çiğneyip

piçin teki gibi davranma izni vermez.

Bak şu konuşana.

Peki. Hey! Taşak geçmiyorum ben.

Bilgisayar yok, telefon yok, televizyon yok.

Bu daha başlangıç çünkü şu an aklıma daha yaratıcı bir ceza gelmiyor.

-Aman, neyse. -Hayır, neyse değil. Dur. Hey!

Ok yaydan çıktı, ahbap.

Kendin kaşındın.

Beni çileden çıkartmakla hayatının hatasını yaptın.

Senden korkmuyorum.

Korkman lazım.

Bira mı o? Varsa ben de alırım.

Aslında bu Charlie'nin idrarı.

Başka yok ama eminim sana yapabilir.

Uyuşturucu mu alıyor?

Bilmiyorum. Ama sattığı kesin.

-Daha neler. -Evet.

Anlaşılan iyi ebeveyn Ted'miş, kötü olan benmişim.

-Bu doğru değil. İyi bir annesin. -Tabii. Sen de iyi yalancısın.

Rezalet.

Ayakta uyumuşum.

Ne yaptığını nereden bilecektin?

Haplar senin değil ya?

Değil.

-Şuna bak! -Çok mu resmi?

Belki sınıf resitalinde giyersin.

Sorun değil. Diğer seçenek de çok iyi.

Tamam.

Sonuç ne?

Tertemiz.

Sıçmışım böyle işe.

Bir çocuğu öldürebilirdi yahu.

Birini öldürdüğünü düşünsene.

-Kasıtsız cinayet olurdu sanırım. -Evet de...

Hayatını kesinlikle mahvederdi.

Bir de bunun vicdan yükü var.

Çok ağır olurdu.

Kurbanın ailesini saymıyorum bile.

Ama onun umurunda değil.

-Ne yapacaksın? -Umursamasını sağlayacağım.

Nasıl?

Şöyle,

İyi bir anne onu terapiye götürür,

konuşmasını sağlardı. Ama bu çok vakit alır. O yüzden

-ödünü kopartacağım onun. -Anne?

Yakışmış mı?

-Hem de çok. -En çok bu yakıştı.

En azından o var.

-Mükemmel bir çocuk. -Öyle.

İçlerinde açık farkla en iyileri o. Abartmıyorum.

Biliyorum. Sağ ol. Kesinlikle babasının müzik genlerini almış.

Kilisemin çocuk korosuna girmeli.

Tabii. Ben ölünce.

Shandy Adams hangisi?

Ön sırada, solda duruyor. Şu.

Yazık kıza.

Biliyorum. Annesi ona Shandy adını koymuş.

Bir de o elbiseyi giydirmiş.

Yazık.

-Kendini nasıl da kaptırmış. -Çok tatlı.

Ne bu be?

Yanlış yapıyorsunuz geri zekâlı salaklar.

Tüm gösterinin içine ettiler.

Hepsi salak koronun suçu!

Siktir.

Bu ne yazık ki münferit bir olay değil.

GÜÇLENDİRME TEŞVİK

Henry işler istediği gibi yürümeyince çok çabuk öfkeleniyor.

İyi ama niye bundan benim haberim yok?

Söylerdim ama bağlantıda olduğum kişi Ted'di.

Sen hiç güncellemedin.

Çok ilgili bir babaydı...

Elimden geleni yapıyorum.

Onu hepimiz çok özlüyoruz.

Teşekkürler.

Aman Tanrım.

Koluna ne oldu?

Otobüs çarptı.

Aman Tanrım. Sadece kolun mu yaralandı?

Evet.

Dalağım yırtıldı, kuyruk sokumum kırıldı

ve kulak zarım da patladı.

Merhaba, Shandy.

Merhaba!

İçeride çok iyiydin.

-Kendini hemen belli ediyordun. -Biliyorum.

Henry'nin babasını bulduğun için yaşadıklarından dolayı

çok üzgünüm.

Eminim seni çok korkutmuştur.

İyi misin?

O sabah yalnız mıydın?

Tuhaf bir şey gördün mü?

Evet, ölü biri. İğrençti.

Öyle mi?

Evet çünkü bacağı ters dönmüştü.

Yüzünün yarısı vardı. Diğer yarısını biri ısırmış, çiğnemiş, sonra kafasına

geri tükürmüş gibiydi. Sonra da arabayla üstünden geçmiş gibi.

-Çok sarsıcı olsa gerek. -Muhteşemdi.

Eve gidip resmini çizdim ama annem zorla çöpe attırdı.

Evet çünkü hastasın.

Özür dilerim. Ona bu öyküyü anlatıp durmamasını söyledim.

Detayları çok canlı anlatıyor.

-Etkileyici. -Rahatsızlık verici.

Hangi psikopat seninki?

Ah, Henry. Annesinin arkadaşıyım.

Bir tür.

-Ben Judy. -Ben de Ally.

Ben de Jen nasıl diye uğramak istiyordum. Adamı yakaladılar mı?

Hayır.

Hiç kanıt yok, o yüzden.

Duyduğuma üzüldüm.

Evet. Çok yazık.

Peki. Hadi...

...bu tatlı hanımı yalnız bırakalım.

İzninle.

Onunla o kadar konuşman şart mıydı?

Niye gösteriyi durdurup çocuklara bağırdığını anlamıyorum.

Anne.

Tek yapacakları bir pedal tondan okumaktı.

Ama herkes gösteriş yapıp melodiyi söylemek istiyor.

Herkes doğal soprano olamaz.

-Pardon. Pedal ton ne? -Sürekli tekrarlanan bir nota.

Tek bir notayı öğrenip söylemeleri lazım.

Bir tane aptal nota.

Onu bile yapamıyorlar mı?

-Sen kendi kısmını doğru söyledin mi? -Yapma anne.

-Üzgünüm. -Çok iyi olsun istedim.

Onların hatalarından sorumlu olmak istemedim.

Ama tatlım,

insanlar sadece senin hata yaptığını düşündüler.

-Özür dilerim. -Tamam.

Seni anlıyorum.

İyi örnek olamadım.

Ama şunu bil.

Artık direksiyon annende.

Tamam mı?

Odandan çıkma. Tamam mı?

Açın! Polis!

Charlie Harding!

-Selam. -Tamam. Başlıyoruz.

Charlie nerede?

Neler oluyor? Anne?

Merhaba. Hayrola?

Olduğunuz yerde kalın hanımefendi. Duvara yaslan. Hemen!

Eller duvara, bacaklar aralık.

-Bu onun ödünü patlatacak. -Tanrım. Benimkini patlattı.

Anlayamıyorum memur bey.

Okul, ihbarda bulunmayacağını söylemişti.

Birisi bulunmuş.

Charlie başını büyük belaya sokmuş.

Sadece arkadaşlarıma satıyordum. Yemin ederim.

Ben üstünü aramadan önce,

ceplerinde bilmem gereken kesici nesne var mı?

-Yok. -Yok mu?

Var. Uğurlu kalemim.

Ya, uğurlu kalem.

Anne, bir şey yapamaz mısın?

Hayır, yapamam.

Senin çantan mı?

-Sakın... -Bana "sakın" deme, evlat.

-Tanrım. Harika yapıyorsun. -Feci seksi.

Çantanda bulmamı istemediğin bir şey mi var?

Yasa dışı madde olabilir mi?

Yoksa hap falan?

Bu da ne be?

-Yüce İsa. -Hasiktir.

-Senin tabancayla ne işin var? -Silahı nereden buldun, Charlie?

Babaannemden çaldım.

-Emniyeti kapalı. -İsa aşkına.

Tamam. Oyun buraya kadar.

-Bu çok daha ciddi. -Sorun yok.

Bu şeyi ne zamandır dolu hâlde çantada gezdiriyorsun?

Birini öldürebilirdin.

Özellikle de kendini.

Yemin ederim kullanmayacaktım. Bir şey olursa diye aldım.

Ne olursa diye?

Bilmiyorum. Kötü bir şey. Özür dilerim.

Bir tanem.

-Üzgünüm. -Tamam, geçti.

Bunu görmemiş olalım, olur mu?

Bunu yapabilir misin?

Evet çünkü çok nüfuzlu bir kadınım.

Birisi vurulabilirdi.

Tanrım. Bilmez miyim.

Eli silahlı, aptal bir çocuk kadar tehlikeli şey yoktur.

İyi misin sen?

Aynısı oldu.

Ortağım Lucas'a.

-Aman Tanrım. Çok üzgünüm. -Sağ ol.

Sana kendini iyi hissettirecek bir şey yapabilir miyim?

Belki bir şeyler düşünebilirim.

Önce silahtan kurtulmalıyım.

-Evet. Lütfen. -Anında ve güvenle.

Peki, yarın öğle yemeği?

Evet, çok iyi olur.

Üniformayla gelebilir misin?

-Çünkü o da çok iyi olur. -Tamam. Bir bakayım.

-Peki. -Tamam.

Kötü bir şey olursaymış. O ne demek yahu?

Bilmiyorum.

Ah, bebeğim. Niye kendini güvende hissetmiyor ki?

Çocuk olmak korkutucu.

Özellikle de gecenin yarısında baban elinden alındıysa.

Haklısın.

Babamı hiç tanımadım, o yüzden kaçığın tekiyim.

Ben babamı tanıdım, o yüzden sapasağlamım.

-Cidden mi? -Hayır, tam cadıydım. Annem nefret ederdi.

Silahı olmak zorunda mıydı? Silahlardan nefret ediyorum.

-Senin de kasada silahın yok mu? -O Ted'in.

-Lorna onu Noel'de hediye etti. -Yok artık.

-Hediye çorabına koymuş. -Olamaz.

-Aman Tanrım. Silaha bayılıyor. -Biliyorum.

Ne yapacağım ben?

Korunduğunu, gözetildiğini, güvende olduğunu ona hissettirebilmeliyim.

İyi bir ebeveynden beklenen budur, değil mi?

Bence Tanrı'nın insanlara yaptığı bu.

Onlara güven veriyor ve daha yüce bir güç olduğunu hissettiriyor.

Uydurmaca olsa bile.

O yüzden mi şunu sakladın?

Fırlatıp atmak doğru gelmedi.

Her telden çalıyorsun.

Her türlü yardıma açığım.

İlaçlar Ted'indi.

Charlie'nin sattıkları. Ted'indi.

-Hepsi mi? -Evet.

Sence bir sorunu var mıydı?

Tüm kalbimle söylüyorum ki bilmiyorum. Ben...

...varsa bile görmedim.

İnanılır gibi değil.

Aynı çatıyı paylaş ama neler yaşadığını ruhun duymasın.

Yani Ted yığınla hap alıyordu.

Aldatıyordu.

Sabahın 1'inde koşmaya çıkıyordu. Kim yapar ki bunu?

Belki de depresyondaydı ve kendini o arabanın önüne attı.

Mümkündür.

Ailesine bunu yapması büyük haksızlık.

Ama belki içi acı doluydu.

Ya da pişmanlık.

-Sürücüye bunu yapması haksızlık. -Değil mi ya?

Uyuşturucu etkisiyle, araba gelirken

yola çıkmış olması daha büyük olasılık.

Bir şey diyeyim mi?

Her buluşmamızda Ted'den söz etmemiz gerekmiyor.

Tabii ki.

Seninle olmayı seviyorum, Judy.

Bana kendimi iyi hissettiriyor.

Bana da iyi hissettiriyor.

İyi ama Ted yola çıktıysa bu, sürücünün hatası sayılmaz, değil mi?

Evet.

Kurbanın sarhoş olduğu,

tökezleyip yola çıktığı,

sürücünün de çarptığı vakalar var mı?

Tabii ki. Eğer arabayı durdururlarsa.

Bak, çarpmak suç değildir. Kaçmak suçtur.

-Anladım. -Ama bu hiçbir şeyi değiştirmiyor.

Niye?

Çünkü bizi bir arabaya götürecek delil yok.

O yüzden, kişiye götürecek araba da yok. Araba yoksa suç da yok.

Araba yoksa suç da mı yok?

Araba yoksa suç da yok.

Peki, tüm hayatınızı, kaderinizi değiştirecek

bir seçimle yüzleşince ne yaparsınız?

Tek bir kötü karar verince ömrünüzün geri kalanını

kazdığınızı bile bilmediğiniz bir çukurdan çıkmaya harcarsınız.

Önümüzdeki on cumartesi boyunca

iyi bir kararı neyin oluşturduğunu tartışacağız.

KUTSAL ARMONİLER

Evet.

Hadi, hadi, hadi.

Çok güzel, Elisa.

Mucizelere inanıyorum

Nereden geldin

Seni kutsal şey Kutsal şey seni

Demek buradasın.

Geldiğin için

Gayet iyiler, değil mi?

-Evet. -Koreografi biraz demode.

Yapma anne, ortalığı yakıyorlar.

Yakıyorlar.

Mucize demişken, meleklerim gelmiş.

Çok sevinme. Gidiyorduk.

Muhteşemler.

Ah, belki de biri Kutsal Armonici olmak istiyordur.

Gerçekten mi?

Onların düzeyinde değilim ama çok çalışırım ve çok istiyorum.

Grup sürekli erkek çocuk arayışında, Henry.

Hayır. Hayır, hayır.

-Niye? Anne. -İşine karışmak istemem ama

bu ona iyi gelecek. İzin vermezsen kötülük etmiş olursun.

-Denesek olmaz mı? -Lütfen? Hadi. Her şeyi yaparım.

Lütfen. En azından deneyemez miyim?

İyi, tamam.

-Yolun açık olsun evlat. -Sağ ol. Hadi gidelim!

Seni kutsal şey

Merhaba, Ally.

Çat kapı geldiğimiz için kusura bakma.

Shandy ile Ted'in cesedini bulduğu sabah hakkında biraz sohbet ettik de.

Bedeni de, yeter.

-Olur. -Peki.

Özür dilerim.

Shandy'nin göstereceği bir şey var.

Ver şunu.

Ted'in kaza geçirdiği yerden küçük bir hatıra almış.

Şimdi bir de çocuğumun sosyopat olduğu gerçeğiyle boğuşacağım.

Nedir o?

Bir far parçası olabilir.

Olabilir.

Belki polisin çarpan arabayı bulmasına yardım eder?

Aman Tanrım.

Çok üzgünüm.

-Bay Harding'in kadavrasına saplıydı. -Bedenine.

Teşekkürler.

Eğer kahve falan içmek istersen...

Araba yoksa suç da yok.

Alt yazı çevirmeni: Barış Emre Alkım

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.