All language subtitles for Dead.to.Me.S01E05.Ive.Gotta.Get.Away.1080p.NF.WEB-DL.DDP5.1.x264-TOMMY_tur

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian Download
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

NETFLIX ORİJİNAL DİZİSİ

www.OpenSubtitles.org ile bugün bağlantı kurun ve ürününüzün ya da markanızın reklamını burada yapın.

İyi düşünmüşsün. Haklı çıktın. Tatile ihtiyacım varmış.

-Değil mi? -Evet.

-Küçük bir tatil? -Evet.

Palm Springs? Kaçamak?

Karşılıklı Bağımlılığa Son.

Havuz başında kitap mı okuyoruz?

Aynen öyle.

Bittiği için Steve'le ilgili her şeyden kurtulmak istiyorum. Yine.

Kendi başıma olup başımın çaresine bakmayı öğrenmeliyim.

Tanrım. Omuzların yanmış.

-Halledelim. -Karşılıklı bağımlısın.

Değil mi?

-Bundan hoşlanmam tuhaf mı? -Hoşlanmana bayılıyorum.

Başka neden hoşlanıyorum?

Havuz kenarında plastik bardakta margarita içmekten.

Evet. Aslında, bir tane daha alabilir miyim?

Karşılıklı bağımlıdan susuz kalmama uyarısı.

Çünkü daha 11:30 ve ağırdan almalısın.

Hemen söyleyeyim. Bu, ağırdan alan hâlim.

Açık seçik belirtmek istiyorum.

Anne ne isterse onu yapar.

Ya? Anne kendine Anne mi diyor?

-Öyle diyor. -Ya.

Anne çocuklarını anneanneye bıraktı ve hiçbir şey yapması gerekmiyor.

Annenin yapması gereken çok şey var.

-Deme ya. -Jen? Judy?

Merhaba, Peder Wayne.

Cennetin Dostları Yas İnzivası'na gelebilmenize sevindim.

Yas İnzivası!

Umarım bu hafta sonu fırsatını değerlendirir

ve şifa veren atölye çalışmalarımıza katılırsınız.

Bu hafta sonu sizin için bir dönüm noktası olabilir.

Çok heyecanlıyım.

Kendi içimde bir yolculuğa çıkmak için sabırsızlanıyorum.

Yalaka.

Yasın her aşaması için özel seminerler var.

Bunca travmanın bir araya gelmesi çok kuvvetli bir şey.

Güzel zaman geçireceğiz.

-Evet. -Teşekkürler.

Güzel zaman gelip bu herife geçirse...

Bu hafta sonu sen de biraz katılsan iyi olur bence.

-Ya. -Koyver gitsin.

O zaman acını uyuşturman gerekmez.

Acı mı?

Bu eleman acı nedir bilmez.

Sadece neşe.

Ben galiba şeye gideceğim.

Öğlen "Kayıp Melekler, Hamilelik Kaybından Sonra Kendini Bulmak" var.

Sen de "Dullara Açılan Pencere"ye bakmalısın.

Ben dulluğumdan kaçmaya geldim, boğazıma kadar batmaya değil.

-Selam, hanımlar. -Merhaba.

-Size bir şey getirdim. -Ne o?

-Alın bakalım. -Aman Tanrım, Yolanda.

Şuna bakar mısın?

CENNETİN DOSTLARI

-Harika değil mi? -Öyle.

İşte karşınızda.

Güzelmiş.

Hafta sonu için tüyo var mı?

Ben "Şef Sue ile Tek Kişilik Pişirme"yi seviyorum.

Saçma sapan bir şeye benziyor.

DAP'a geliyor musun?

O da neyin nesi?

-Dullara Açı... -Hayır.

Dullara Açılan Pencere

"Bu atölye, dulların kalbinin penceresini, kaybedilen kişinin sevgisine

açık tutmaya odaklanır."

-Aşk ebedidir. -Evet. Adi herif seni boynuzlamadıysa.

O zaman iş değişir.

Evet, değişir.

Tanrı biliyor ya, bence bunlar yaslarından zevk alıyorlar.

Belki de oldukları yeri benimsiyorlar, o kadar.

Ben hayatıma devam etmeye hazırım.

Şehirde çok eğlenceli gey barlar var.

Dans etmeye gidebiliriz, bizi görmezden gelirler.

Çok eğlenceli olabilir.

Belki de.

Burada da bir yığın eğlenceli şey var.

Ben eğlenceli tek bir şey görüyorum.

Aman Tanrım, ben de gördüm.

Ama broşüre göre bu, iyileşme

ve kendini keşfetme zamanı.

Peki.

Kocama kalırsa ben ölmüştüm ve evli de değildik.

Bu da demek oluyor ki birileri dükkânın kapılarını açmaya hazır.

Dükkân dediğin de vajina.

Am.

"Kuku" diyeceksin sanmıştım.

-Hayatta öyle demem. -Diyebilirdin.

-Gerçekten mi? -Evet, kuku.

-Vegas Şubesi. -Vay be.

-Selam. -Vegas'tanmış.

Bak, dul var.

Yuh.

Bebek seminerim Çöl Rüzgârı balo salonundaymış.

-Sonra buluşalım mı? -Tabii ki.

Seni bırakabilir miyim?

Judy,

tek başına kalamayan ben değilim.

Haklısın.

Evet.

-Havuzdaki adam. -Neler oluyor?

-Merhaba. -Merhaba.

Selam.

Güzel tişört.

Ne kötü, hepimiz pişti olmuşuz.

Belki benimkini de öyle yapmalıyım.

Belki de yapmalısın, evet.

Büyük Soru'ya mı gidiyorsun?

Şey, tabii ya, kuşkusuz.

-Sana da yer tutayım mı? -Olur.

Tamam. Anlaştık.

-Ne oldu? -Onunla feci göz kontağı kurduk.

Aman Tanrım. Nasıl becerdin?

-Bu senin için çok iyi olacak. -Biliyorum.

İçkiyle girme.

Yas tutanlara, özellikle de sevimli olana saygıdan.

-Acayip seksi. Görüşürüz. -Aman Tanrım. Feci seksi.

-Ben şey yapayım... -Klasik bir yakışıklı.

Bebek şeyinde sana iyi eğlenceler. Pardon, eğlenceli değildi, değil mi?

Özür dilerim.

Merhaba. Ne var ne yok?

-Hadi bakalım. -Gitsene.

Gidiyorum.

Büyük Soru'ya hoş geldiniz.

Aslında on dört soru var.

İsa aşkına.

Burada, yanıtlaması güç soruları irdeleyeceğiz.

Pardon. Affedersiniz.

-Yastığıma bağırmak sağlıklı mı? -Merhaba.

Neden yemeden duramıyorum?

Kim öldü de buraya geldin?

Gözümün yaşı ne zaman dinecek?

Vay canına.

Bunu tüm dullara der misin?

Belki.

Sohbetin gidişatına bağlı.

Nasıl gülebilirim?

Karım öldü.

Yelkenli kazasında.

Tekneler.

Gülünce niye suçluluk duyuyorum?

Kocama araba çarpıp kaçtı.

-Bu konuyu nasıl... -Adım Jen.

...başka konuları?

-Jason. -Sevindim. Ben de Jen.

Ben de Jason. Yoksa sen...

Söylemiştin zaten.

-Travma sonsuza dek sürer mi? -Sarhoş musun sen?

Olabilirim.

Ne var? Pardon!

Travma sonsuza dek sürer mi? Belki.

-Direksiyon bizde. -Onu tanıyorum.

-Senin Rahibin mi? -Tanrım, hayır.

Bu aşırı iddialı olur.

Çok sancılı bir süreçti ve zorluk...

...sadece hamile kalmak değil, hamileliği sürdürebilmekti.

Aşkımızın simgesi olarak bir çocuk istesek de, bebek yapma mücadelesi

bizi neredeyse birbirimizden koparıyordu.

-Bunu yaşayanınız var mı merak ediyorum. -Var.

Merhaba, ben Judy.

İlişkim mücadeleyi kazanamadı.

Aslında onunla olmak istemediğimden değil, sadece...

Bu duygularla bir başıma kalmak istemedim.

Göstermelik bir soruydu.

Ya.

Şey. Özür dilerim.

Herkes bir şeyler paylaşıyor sanmıştım.

-Ben devam edeyim. -Tabii ki... Sağ ol.

Tüp bebek, aşılama, PGD'den sonra...

Hepsini denedim.

...doktorumuz belki de şansınız yoktur dedi bize.

Kötü şans mı? Şans çok yetersiz bir sözcük gibiydi.

Tam bu ıstırap bizi yok edecek gibiyken...

...son bir kez denedik. Ne oldu dersiniz?

Şansımız döndü.

Aman Tanrım.

Sizin de şansınız değişebilir.

Ama önce kendinize, sizde ve bedeninizde

kusur olduğunu söylemeyi bırakın.

Kendinizi suçlamayı bırakın.

Beni tekrar edin.

Kusurlu değilim.

Kusurlu değilim.

El ele tutuşun.

Tekrar söyleyin.

Artık konuşabilirsin. Tamam mı?

Kusurlu değilim.

Kusurlu değilim.

İnanana kadar tekrarlayın. Kusurlu değilim.

Kusurlu değilim.

-Hadi. -Kusurlu değilim.

-Evet. -Kusurlu değilim.

Kusurlu değilim.

Sindirecek birçok şey varmış.

Rahip Wayne'in yöntemi, bir şey söylemeden anlatmak.

Bilmem.

Hislerini yaşamaktan dem vurup duruyor ama bence

aslında üzgün kalmanı, bunun içinde boğulmanı istiyor.

Bundan para kazanıyor.

Onun yas grubundaydım ve zerre kadar faydasını görmedim.

Selam, Jen.

Merhaba.

Bence ne verirsen onu alırsın.

Ama ben ne bilirim ki.

Siktir.

Yakalandın.

Biliyorum ama yalan değildi.

-Aslında ben bir faydasını gördüm. -Öyle mi?

Bazen aptalca sorular soran tek kişi olmadığını bilmek güzel.

-Haklısın. -Değil mi?

Bir fayda sağladığına sevindim.

Bir şey içmek ister misin?

Margaritaları vasat

ama çok etkili olan bir yer biliyorum da.

Kusura bakma. İçemem.

Erkek erkeğe yoga sınıfına yazıldım.

Çok gey işi gibi geliyor.

Kötü anlamda değil.

Kusura bakma ama...

Yoksa gey misin?

Hayır. Değilim.

-Ya. -Erkek erkeğe.

Ah, erkekten erkeğe değil yani.

-Değil. -Ben yanlış duymuşum.

-Değil. -O yüzden dedim ya.

O başka bir ders.

-Hayır, erkek erkeğe. -Oldu.

Erkekler fiziksel ve duygusal olarak daha az esnek.

Ders iki konuya da eğiliyor.

-Anladım. -Ama muhtemelen görüşürüz.

Barda ya da Kara Yas-oke'de.

Benim de planım oydu.

Tabii.

Her ne haltsa.

Bu senin için, Burt.

Seni her gün özlüyorum, özellikle de bugün.

Yolanda?

Kara Yas Oke. Çaktın mı?

Ah, anladım.

-Gel bir içki alalım. -Çok zekice.

Sence Burt'ü özlüyor mu?

-Özlüyor. -Emin olamıyorum.

Alın.

-Hayata devam etmeye. -Evet.

Bu arada, kimi beğendin?

-Etrafına bakın. -Hayır.

-Tek bir içki içeceğim... -Ne?

...sonra odama çıkıp günlük tutacağım, meditasyon yapacağım

ve geceyi kendimle geçireceğim.

İyi. Sağlıklı ve sıkıcı ol.

Ama biriyle yatmana tam destek veriyorum.

Teşekkürler.

Yolanda gibi olmak istemiyorum.

-Ama çok iyi söylüyor. -Tanrım, gerçekten.

Evet. İnanılmaz.

Büyüleyici.

Tanrım. O burada.

Burada.

Tanrım. Yüzüm tekila içinde.

-Çok tedirginim. -Tedirgin olacak bir şey yok.

Var çünkü yanında elim ayağıma dolaşıyor.

Dürüst ol yeter... Bu arada, sana bakıyor.

-Öyle mi? -Evet.

Gördüğünü beğenmiş gibi mi?

-Ee? -Nasıl beğenmesin?

Çöpsüz üzümsün.

-Çok teşekkürler. -Bu işi oldu bil.

Tamam. Bu iş oldu. Evet.

Gidip onunla düzüşeceğim.

-Evet, aynen öyle. -Tamam. Oldu.

Onunla düzüşeceğim.

-Git onu yatağa at! -Tamamdır.

-Ama dikkatli ol. -Tamam.

Peki.

-Selam. -Merhaba, Jen.

Merhaba.

-Nasılsın? -İyiyim. Ya sen?

Çok iyiyim.

Çok iyiyim.

Bugün biraz taşkınlık ettiysem özür dilerim.

İleri geri konuşuyordum....

-...ve çok salakçaydı. -Yo, hayır.

Espri yapmaya çalışıyordum...

-Hayır, hiç sorun değil. -Değil mi? Peki.

Seninle flört etmeye çalışırken elime yüzüme bulaştırdım.

Kocam öldüğünden beri kimseyle flört etmedim.

Galiba sarhoşum diye itiraf ediyorum bunu.

-Yine mi? -Hâlâ.

Benimle flört etmek istemen beni onore etti.

-Gerçekten mi? -Evet.

Çok güzelsin.

Düzüşmek ister misin?

Ne dedin sen?

Düzüşmek ister misin, dedim.

Kusura bakma. Duyamadım.

Şey, pardon. Ben...

Dans etmek ister misin?

-Şey, tabii. Evet. -Güzel.

Bir an düzüşmek ister misin diye sorduğunu sandım.

Harikasın.

-Odana mı gideceksin? -Evet.

Peki.

-Hesabı alabilir miyim? -Tabii.

Bu, kaybettiğim en yakın dostum için.

Teşekkürler.

Çok iyiydin.

O şarkıya bayılırım.

Sağ ol.

Öyle demen büyük incelik.

Bence oraya öyle çıkman ve içinin dışının bir olması

gerçekten eşine az rastlanır bir şey.

Senin gelip bunu söylemen gibi.

Hiç kimseyle konuşmayı planlamıyordum.

Ama şarkının beni gerçekten etkilediğini söylemek istedim.

Yüreğime dokundu.

Öyle mi?

Evet.

Sakalın da bir harika.

Bana asılıyor musun?

Asılmamı ister miydin?

Evet, hem de çok.

O zaman asılıyorum. Belki de.

Gömleğini çıkar.

Ah, evet.

Vücudun akıl almaz.

Sağ ol.

Karım tekneden düştüğünde onu kurtaracak kadar güçlü değildim.

Peki.

Bir fikrim var.

Konuşmayalım, tamam mı?

Bana uzandı ama onu yukarı çekemedim.

Tamam.

Bir daha asla zayıf olmayacağıma dair yemin ettim.

Ama neyi değiştirir?

O asla dönmeyecek.

Üzgünüm.

Çok üzgünüm.

Kafayı ağırlık çalışmasıyla bozdum.

Sonra da diyetle. Kendimi her şeyden mahrum bırakarak yaşıyorum.

Bir sürü şeyden uzak duruyorum.

Evet.

Çantamı gördün mü?

Özür dilerim.

Gitsen iyi olur.

Biliyorum. Çantamı da o yüzden arıyorum zaten.

-Merhaba. -N'aber?

Nasıl gitti?

Gitmedi. Girebilir miyim lütfen?

Nick'le takılıyorduk da.

Nick de kim?

Kendine odaklanacaksın sanıyordum.

Öyle yapıyorum.

Ama o da bana odaklanmak istiyor.

Anladım.

Ama hazırlıksızım.

Nasıl yani?

Aşağılar. Kukum.

Kuku dedin yahu.

Dedim. Farkındayım.

-Seksi değil ha? -İğrenç bir sözcük.

-Yanında söyleme de. -Yok.

-Peki. -Nasıl bir manzaradan söz ediyoruz?

Balta girmemiş orman.

Ya.

Koyver gitsin, bebeğim.

-Cidden mi? -Evet.

Sağ ol.

Odayı bir dakika kullanayım mı?

-Muhtemelen bir dakikayı geçer. -Tamam. Anladım.

Dikkatli ol.

Peki.

İğrenç.

Vay be.

Hafta sonumun böyle geçmesini hiç beklemiyordum.

Ben de.

Peki.

Sana da uyarsa yavaştan almak isterim.

Sabah benden hoşlanmanı istiyorum.

Aman Tanrım. Çok tatlıydı bu.

Bu replik değil. Ben zampara değilim.

Çok sağlıklı sınırların var.

Çok mu demode?

Bence çok seksi.

Ama yavaş deyince ne kadar yavaş olduğunu tanımlaman gerek.

Tanımlamamız gerekiyor mu?

Yani sadece öpüşecek miyiz yoksa başka her şeyi yapacak mıyız?

Benim mesleğim...

...çok incelikli düşünmemi...

...acele etmeyip işimi layığıyla yapmamı...

...ve hizmet ettiğim herkesi memnun etmemi gerektiriyor.

İşini ne kadar ciddiye alıyorsun?

Doğal kadın.

Bir şey değil.

Güzel bir gece, değil mi?

İsa aşkına.

Arkamdan sinsice yaklaşıp durma.

Pardon. Kafa dinleyecek bir yer arıyordum da.

Biraz stres atmam lazım.

Benim de.

Bak, istersen ben...

Yok, rahatsız olma.

Hiç gerek yok.

Birlikte de tek başımıza olabiliriz.

Mahzuru yoksa içebilir miyim?

Yok.

Ben içebilir miyim?

Bak sen.

Paylaşalım mı?

Sanatçısın.

Sayılmaz, kendim için resim yapıyorum.

-Şu küçük kızı da sen mi yaptın? -Evet.

O zaman sanatçısın.

Sence ürkütücü değiller mi?

Öyleler.

Ama aynı zamanda güzeller.

-Sağ ol. -Bir şey değil.

Bana arkadaşını anlat.

Hani şarkıyı armağan ettiğin.

Lucas.

Evet. Lucas.

Evet. Şey...

...biz...

...birlikte çalışıyorduk. Ortaktık.

-Çok üzüldüm. -Sağ ol.

Dul olmak nasıldır ya da çocuk yitirmek

neye benzer bilemem ama...

...en iyi dostunu kaybetmeyi adım gibi biliyorum.

-Berbat bir şey. -Evet. Çok zor olmalı.

O öldüğünden beri işe dönmedim.

Nasıl oldu?

Görev başında.

Pardon.

Sen ne iş yapıyordun?

Daha önce söylediklerim için özür dilerim.

Ukala olduğumu düşünüyorsun.

-Hiç öyle düşünmüyorum. -Birazcık.

Belki birazcık.

Özür dilerim.

Kötü niyetli değilsin, biliyorum.

Bak, işimi de beni de

çok ciddiye almadığını biliyorum.

-Bunu kişisel olarak alma. -Almıyorum.

Alaycılığı yasla başa çıkma yolu olarak kullandığını biliyorum.

Sen ilk değilsin.

Evet ama en iyisiyim.

Orası doğru. Çıtayı yükselttin.

Takdir edilmek güzel.

Seni gerçekten takdir ediyorum.

Beni aldatıyormuş.

Kocam.

Ölmeden önce.

Daha yeni öğrendim.

Çok üzüldüm.

Evet. Ben de.

Bunu bilmek sana ne hissettirdi?

Ondan nefret ettim.

Buna hakkın var.

Ondan nefret etmek istemiyorum.

Bunların hiçbirini hissetmek istemiyorum artık.

Jen...

Onu bağışlamam gerektiğini, ancak böyle atlatabileceğimi biliyorum, ama...

Gördün mü? Seni dinliyorum,

sadece uygulamayı sevmiyorum.

Belki de öldüğü için onu affedemiyorsun.

-Ölmeyi o istemedi ki. -Orası doğru.

Ama birisi o sayfaları kitabından yırtıp aldıysa

hikâyenin nasıl biteceğini bilemezsin.

Haklısın.

Belki de sana söyleyecek ya da senden özür dileyecekti.

Ya da terk edecekti.

Terk etti zaten.

Evet.

İster inan ister inanma. Duyduğum şey...

...onu gerçekten çok sevdiğin.

Evet.

Evet.

Sigaran var mı?

Yok.

Tüh.

Aman Tanrım.

Hey.

N'aber?

İyi misin?

Değilim.

Gecen nasıl geçti?

Seninkinden iyi geçmiş olabilir.

Kendimi toplamalıyım, Judy.

-Peki. -Oğullarım için.

Peki.

Bundan kaçış yok.

Nereye gidersen seninle geliyor sanki. Bilirsin işte.

Evet.

Berbat bu.

Keşke öyle hissetmeseydin.

Hissediyorum ama.

Çünkü birisi hayatımı paramparça etti.

O kişiden nefret ediyorum.

Merhaba.

Merhaba.

Bu, arkadaşım Jen.

Genelde bu halimden daha iyi görünürüm.

Merhaba, arkadaş.

Bu Nick.

Merhaba, Nick.

O bir polis.

Dedektif.

Hiç çarpıp kaçma vakası çözdün mü?

Evet.

Alt yazı çevirmeni: Barış Emre Alkım

www.OpenSubtitles.org adresinden tüm reklamları kaldırmak için bizi destekleyin ve VIP üye olun.

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.