Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
English
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
ÇEVİRİ: JAVAJAVA2002
HALK İÇİN SANAT
O. LATUNSKY
Mihail Bulgakov'un romanından uyarlanmıştır.
Yoldaş Latunsky, aç kapıyı!
- Bir şeyler yapın! - Kapıyı kırmak zorunda kalacağız.
Durun! Kapımı kıramazsınız!
- Burada neler oluyor? - Burayı su basıyor, olan bu!
Burası saygın bir mekan, lanet olsun!
Anne!
Korkma.
O sesler sadece sapanlarla oynayan çocukların sesi.
Hanımefendi, ama neredesiniz?
Ben burada değilim. Ben senin rüyanım.
Uzan, rahatına bak ve ben sana bir hikaye anlatayım.
Bir zamanlar bir kadın vardı.
Çocuğu yoktu ve hiç mutlu olmamıştı.
Başlarda sadece ağlıyordu, sonra bir gün onu öfke bastı.
Margarita çekici pencere kenarına koydu ve pencereden dışarı uçtu.
Aşağıda kaos hüküm sürüyordu.
İnsanlar bağırıyor ve çığlık atıp kaçışıyordu.
Cam kırıklarıyla dolu kaldırımda.
İnsanlar pencerelerinden bakıp neler olduğunu anlamaya çalışıyordu.
Yazmayı bırakamıyorsun, değil mi?
En azından aşk hakkında mı?
Bir bakıma. Ama fazlası var.
Hadi, uzan.
Aşk hakkında olması güzel.
Sen de içindesin, Praskovya Fedorovna.
Öyle mi?
Peki ya Doktor Stravinsky?
Elbette.
Onsuz nasıl yapabilirim ki?
Hastalarından biriyle kendi hikayesi var.
Acaba hangi hasta? Sakın sen olmayasın?
Hayır. Belli bir proleter şair.
Son zamanlarda pek çok şair kabul ediyoruz.
Burası akıl hastanesi değil de sanki...
Gorki radyoda burası için ne diyordu?
Sanki bir Yazarlar Birliği gibiyiz, değil mi!
Şşş, şşş. İşte böyle.
Okumama izin verir misin?
Hakkımızda neler karaladığını merak ediyorum.
Elbette. Biter bitmez. Uzun sürmez.
İşte böyle.
Şimdi dinlen.
Sakar kız.
Sen dinlen.
Sabaha güzel tedavilerimiz olacak.
İvan neredeyse uyuyordu ki...
...aniden kapı sessizce açıldı.
Ay ışığında saklanan gizemli bir figür balkonda belirdi...
...ve bir parmak İvan'ı uyardı.
Oturabilir miyim?
Mesleğin?
Ben bir şairim.
Adın?
- Bezdomni. - Aman Tanrım.
Ne, şiirlerimi beğenmiyor musun?
- Nefret ediyorum. - Benden ne okudun?
Neden buradasın?
Bir yıl önce Pontius Pilatus hakkında bir oyun yazdım.
Yani sen bir yazarsın.
Ben bir Usta'yım.
Onu benim için kendi elleriyle dikti.
Adın?
Artık bir adım yok.
Unuttum...
...hayatımdaki her şeyle birlikte.
BİR YIL ÖNCE
- Merhaba. - Merhaba.
PİLATUS
Şunu imzalar mısınız lütfen?
Çağdaş oyun yazarlığına bu kadar ilgi görmek güzel.
Gala.
Gala.
Sezonun en önemli prömiyeri değil mi bu?
Moskova'da biraz yeniyim. Ve ne tesadüf ki aktrisim...
...ve tiyatronuzda şansımı denemek istiyorum.
Burası tam olarak benim tiyatrom değil.
İyi günler.
Rahatsız ettiğim için üzgünüm, ama siz Yazarlar Birliği'nin bir üyesisiniz, değil mi?
Öyle sayılır.
Burada gerçek bir Amerikan caz grubu...
...bu gece üye kulübünde sahne alıyor.
Merhaba.
Doğru anladıysam, sizi davet etmemi istiyorsunuz, değil mi?
Merhaba.
Moskova kesinlikle sizin başkentiniz.
Kesinlikle.
Nöbetçi beklemekten bıkmış durumda, yoldaş oyun yazarı!
Merhaba.
- Müsaadenizle. - O zaman akşam görüşürüz.
Saat 8'de başlıyor.
Oyuncular provaya hazır.
Yönetmen burada mı?
Gelmiyor.
Merhaba. Yönetmen olmadan prova nasıl yapacağız?
Bir saniye içinde geliyorum.
Oyuncular repliklerini biliyor.
Ve soruları olursa, sadece düzeltin onları. Zaten o replikleri siz yazdınız.
Hegemon.
Galile'li suçlu.
Çekilin!
Sen halkı Erşalaim tapınağını yıkmaya çağıran Yeşua Ha-Nozri misin?
İyi insan, lütfen beni dinle.
Roma valisine Hegemon diye hitap etmelisin.
Anladın mı?! İlla seni döveyim mi?
Tamam.
Eğer daha uygunsa, Latince konuşabilirim, Hegemon.
Güzel.
Peki, tapınağın yıkılması için çağrıda bulundun mu?
Ve bir ayaklanma için çağrıda bulundun mu?
İyi insan... Yani, Hegemon.
Ben katiyyen tapınağı yıkmaya niyetlenmedim...
...ve insanları bu anlamsız eylemi yapmaya asla çağırmadım.
Sen bir yalancısın.
Tanıklarımız var.
Bu iyi insanlar, Hegemon...
...söylediklerimi yanlış anladılar.
Endişelenmeye başlıyorum...
...bu yanlış anlaşılmanın uzayacağından.
Deli numarası yapmayı kes.
Seni asmak için yeterli kanıtımız var.
Hayır, hayır Hegemon.
Bir kişi benim söylediğim her şeyi yazıp duruyor.
Bir keresinde parşömenine baktım ve şok oldum.
Yazdıklarının hiçbirini söylememiştim.
O zaman pazarda tapınak hakkında ne vaaz ettin?
Hegemon.
Eski dinin tapınağının yıkılacağını söyledim...
...ve yeni bir gerçek tapınak inşa edileceğini.
Gerçek ne ki?
Gerçek şu ki...
...öyle şiddetli bir baş ağrın var ki...
...korkakça ölümü düşünüyorsun.
İnsanlara olan inancını kaybettin.
Ama acın kısa süre sonra geçecek.
Görüyorsun işte. Geçti bile.
Ve bundan çok mutluyum.
Ellerini çözün.
Afedersiniz.
Neler oluyor?
Yoldaşlar, bir prova yaptığımızı görmüyor musunuz?!
Dekoru değiştirmemiz gerektiğini söylediler.
- Nasıl olur bu? - Dekorları yerine koyun!
Siz delirdiniz mi?
Ben Sovyetler Birliği Onur Sanatçısıyım!
Cevap bekliyorum.
Dekoru acilen kaldırmamız söylendi.
Kim söyledi?
İşte burada, Yoldaş Rimsky!
Tazelerinden.
- Grigoriy Danilovich! - Sorun değil.
Sahne işçileri biz prova yaparken dekoru sökmeye başladı.
Oyun, Halk Sanat Komiserliği tarafından iptal edildi.
- Ama neden? Tüm komisyonlardan geçtik. - Endişelenme.
Bugün iptal ederler, yarın geri koyarlar.
- Neden iptal ettiler? - Ben sadece mali işlerden sorumluyum.
Yoldaş Rimsky, lütfen!
Yoldaş Müdür Lihodeev'e sorman gerekecek.
- Ofisinde değil. - "İş gezisinde."
- Yine mi? - Yaklaşık bir haftadır görmedim.
- Onu nerede bulabilim? - 302 Sadovaya Caddesi.
Daire 50.
Çok teşekkürler.
Geber, beyaz pislik!
İntikam zamanı!
Yoldaş Sitnik'i hatırlayacaksın!
- Stepan Bogdanovich'i görmeye geldim. - Yoldaş Lihodeev burada değil.
Bana burada olduğu söylendi.
O Yalta'da. Burada değil.
Su...
Stepan Bogdanovich!
Kimseyle görüşmüyor!
Grunya! Su!
Mihail Aleksandrovich?
Benim de artık burada yaşadığımı nereden biliyordun?
Bilmiyordum. Lihodeev'i görmeye geldim.
Doğru ya. Artık aynı komünal dairedeyiz.
Tiyatro müdürün ve editörün aynı dairede.
- Senin için ne kadar uygun. - Ama kimseyle görüşmüyormuş.
Hayır, inan bana, neredeyse herkesle görüşüyor!
Dün burada öyle bir âlem vardı ki.
Hadi, gitmeliyiz. Konferans başlamak üzere.
Konferans mı?
Ha, şu.
Kısa süre önce taşındım.
Önceki kiracılar, ortadan kayboldular.
Siz burjuva aydınları da yakında kaybolacaksınız!
Sadece ikiniz için 3 oda var, ama yakında buna son vereceğiz.
Burası kötü bir daire! Çok kötü bir daire!
Annushka, zavallı.
Proletaryanın mücadelesini çok ciddiye aldı.
Mihail Aleksandrovich.
“Pilatus” iptal edildi.
Endişelenmene gerek yok.
Tiyatro ve edebiyat farklı devlet daireleri tarafından denetleniyor.
Yani oyun tiyatroda iptal edildiyse...
...bu sadece herkesin onu okumak isteyeceği anlamına gelir.
Ve neyse ki, dergimin bir sonraki sayısında yayınlanır!
Yazarlar Birliği Başkanı olarak sözüme güvenin.
Oyunun yayınlanmasıyla ilgili herhangi bir sorun yaşanırsa...
...bunu ilk öğrenen ben olurum.
Sovyet Yazarlar Birliği.
Teşekkürler Nastasia Lukinichna...
...Sovyet denizcilik hikayeleri koleksiyonu "Dümenci George"...
...hakkındaki raporunuz için. Okumak için sabırsızlanıyoruz.
Gündemimizdeki bir sonraki konu:
"Pilatus" adlı oyunun siyasi mesajıyla alakalı anlaşmazlık.
Yazarı sahneye davet ediyoruz.
Lütfen oturun.
Eleştirmen Osaf Semenovich Latunsky ilk konuşmacı olarak davetlidir.
Öncelikle, toplanan yazarlara şunu hatırlatmak isterim ki...
...bir Sovyet eleştirmeninin görevi, edebi eserlerin nesnel sınıf anlamını...
...ortaya çıkarmaktır.
Ve şimdi konuya gelirsek...
Devletin, ülkeyi zararlı gerici...
...ve dini önyargılardan...
...tamamen kurtarmak için politikalar uyguladığı bir dönemde...
...Sovyet Yazarlar Birliği üyesi...
...Pontius Pilatus ve İsa Mesih hakkında bir oyun yazarak...
...dini bağnazlığı savunuyor.
Oyunda İsa Mesih adını...
...kullanmaktan çekinip Yeşua Ha-Nozri olarak değiştiriyor.
Bunu yaparken, Sovyetler Birliği'ne karşı...
...sert bir eleştiri yapmak için bir dönem eserinin arkasına saklanıyor.
- Müsaade var mı? - Henüz bitirmedim.
Lütfen oturun.
Bu Ha-Nozri'den alıntı yapmak gerekirse:
"Her türlü güç, halka karşı şiddettir."
Yazar bununla gerçekten ne demek istiyor?
Proletarya diktatörlüğünün gücü de mi şiddet?
Evet, bu şiddettir. Ama bu adil ve gerekli bir şiddettir.
Yoldaşlar! Ve böyle devam ediyor.
"Pilatus", siyasi olarak zararlı ve son derece tehlikeli bir eserdir.
Ki Sovyet edebiyatında yeri yoktur!
Bravo!
Haklısın!
Sıradaki konuşmacıyı sahneye davet ediyorum...
Yoldaşlar! Küçük bir doğaçlama!
Bir gün, yaşlı adam Pilatus, Narkomat'ta çalışmaya gitti!
Yoldaş Bezdomny, doğaçlamalar için vaktimiz yok!
Şiir okumalarına sadece belirlenen zaman dilimlerinde izin verilir.
Sadece bir tane daha!
Neden masallarda anlatılan Cennet'i arayasın ki, Kırım'ın güneşte parlayan bahçesi varken.
Sessizlik!
Madem konu açıldı, Kırım'a vaat edilen tatil gezileri ne oldu?
Peki ya konut sorunu…
Poprikhin, konut konusunda pazarlık yapmayı bırakacak mısın?
- Yoksa seni dışarı mı attırayım? - Pazarlık yapmayı bırakacağım.
Teşekkürler.
Şimdi, tartışmalara geri dönelim.
Boris Petroviç Miegel'i sahneye davet ediyorum.
Nasıl olur da "Pilatus" gibi gerici bir oyun...
...bir dergide yayınlanabilir.
Ve hatta önde gelen bir tiyatroda az daha sahnelenebilir?
Atasözünde dendiği gibi: "Balığın az olduğu yerde Pilatus bile balıktır."
Bizim görevimiz oyunu yasaklamak değil.
Bu sayede düşmanlarımız mutlulukla bizi işaret edip...
...Sovyetler Birliği'nde ifade özgürlüğü olmadığını iddia edemezler.
Bizim görevimiz yazara yardım etmek.
Onun yeteneğini emekçi halka hizmet etmeye yönlendirmek.
Yoldaş Lenin'in dediği gibi, “Akıllı kişi hata yapmayan değildir.
"Akıllı kişi, hatalarını nasıl hızlıca düzelteceğini bilendir."
Yoldaş Meigel, müsaadenizle?
Buyurun, Yoldaş Berlioz.
Öncelikle, bu oyunun basılmasına izin veren editör olarak...
...siyasi miyopluğum için...
...içtenlikle özür dilemek isterim.
Çok üzgünüm.
Dergiyi baskıdan çekmeyi öneriyorum.
Ve yazarla birlikte...
...oyunu ideolojik olarak doğru bir şekilde...
...yeniden yazmanın bir yolunu bulacağımızdan eminim.
Şimdi yazarımızın ne diyeceğini dinleyelim.
- Konuşabilir miyim? - Elbette. Devam et.
Şey... Oyunumu zaten yazdım.
Gerçekten.
Ama neden yeteneğini...
...Sovyet okuyucuları için gerçekten önemli olan konular hakkında yazmak için kullanmıyorsun?
Örneğin, proletaryamızın zaferleri.
Ben hiç fabrikada çalışmadım...
...hiç mezbahada bulunmadım...
...hiç buğday ekmedim.
Hiç deneyimlemediğim şeyler hakkında nasıl yazabilirim?
Bildiğim kadarıyla Antik Yahudiye'yi de hiç deneyimlemedin.
Ben bir tarihçiyim.
Peki, neden devrimin tarihi hakkında yazmıyorsun o zaman?
Korkarım o hikayenin benim versiyonumu beğenmezsiniz.
Yoldaşlar, bir doğaçlama daha!
- Kes şunu, Yoldaş Bezdomny! - Kısa olacak!
Sovyet şairi, İsa'yla ilgilenmez.
Bir pompada sonsuz güç bulur!
Elektrifikasyon, gazlaştırma, petrol üretimi bizim davamızın kalp atışıdır.
İlerleme dini. Ruhlarımız canlanır!
Yoldaşlar! Sessizlik!
Yoldaşlar!
Yoldaş!
Nereye gidiyorsun?
Dışarıya.
Her şeyi doğru yaptın, dostum.
Seni desteklemek istedim ama doğru anı bulamadım.
Güçlüydü.
Ya da aptalca. Diyalektiğe bağlı.
Kim takar diyalektiği.
Dinle, son çare olarak, onlara bir roman yazabilirsin.
Kolektif çiftlik hakkında. "Çavdar Nasıl Büyür" gibi.
Bunu bir haftada yazabilirsin. Biliyorsun, işler kötüye giderse.
Vay canına, burası tam bir tatil köyü gibi!
İnsanlar eskiden nasıl yaşıyormuş, inanılır gibi değil.
Tam bir keyif düşkünü.
- Adı ne? - Behemot.
Senin mi?
- Canı istediği zaman uğrar. - Tıpkı benim gibi.
Kafana dikkat et.
Benim o ortak dairede, artık bir tuvalet kullanma...
...programımız var. Düşünebiliyor musun!
Yaratıcı bir insan nasıl olur da...
...programlı bir şekilde tuvalete gidebilir ki?
Burası bir yazar için cennet gibi!
Bugünkü tasfiyeden sonra çocuk şiirleri bile çevirmeme izin vermezler.
Yani bu "cennetin" parasını nasıl ödeyeceğim, emin değilim.
Seni yıldırmalarına izin verme.
Onların gücü, bizim korkumuzda.
Herkes birkaç hafta içinde unutacak bunu.
Hiçbir şey olmamış gibi davranmalısın.
Mesela, bu akşam Sendika'nın lokantasına gidelim.
Bir şeyler olacakmış...
- Caz mı? - Caz...
- Doğru ya, onu içeri sokacağıma söz verdim. - Onu mu? Kimi?
Hırslı bir genç oyuncu.
Başkenti kasıp kavurma planları yapıyor.
- Benim favori tipim. - Benim değil.
Ekip için fedakarlık yap.
Biliyorsun, bana her zaman güvenebilirsin.
Ve şimdi Harlem Swing'i sunmaktan onur duyarız! "Hallelujah" şarkısıyla!
RESTORAN
Aloisy Mogarych. Senarist. Ve bu da Gala.
Tanıştığıma memnun oldum.
Lütfen!
- Şampanya? - Evet, lütfen.
Eğer çok içersem, karanlık tarafım ortaya çıkabilir.
Bu göze almayı istedğim bir risk.
Affedersiniz, kısa bir sohbet için...
Dinle, herkes konuşuyor.
Konferansta olanlara herkes şok olmuş halde.
Çoğu kişi senin yanında.
Ve şunu yapma fikri var.
Neyi yapma?
Devlet sansürüne karşı yürüyüş yapma. Yaratıcı özgürlük için!
Yarın saat 10'da. Yazarlar Birliği önünde.
Ama yarın 1 Mayıs gösterisi var.
Aynen. Şimdi değilse, ne zaman?
Tıpkı Dumas'ın yazdığı gibi: “Hepimiz birimiz için, birimiz hepimiz için!”
Kadeh kaldırmak istiyorum!
Yeteneklerimiz, sadece güzelliğimizle eşleşsin.
Oradaki Likhodeev mi? Tiyatronun müdürü olan?
Stepan Bogdanovich, evet. Onunla konuşmam lazım…
Yoldaş, lütfen üyelik kartını göster.
Bugünden itibaren kartınız geçersiz. Çıkış şurada.
- Ne demek istiyorsun? - Şu taraftan.
Teşekkür ederim.
Sen de yazar olmalısın?
Burası yazarlar için bir restoran diye duydum.
Ben bir yazarım.
Ve aksanından anladığım kadarıyla, Almanya'dan olmalısın?
Evet, Almanya'danım.
Burada ne yapıyorsun?
Sizin bu Sovyet deneyi meselenizi merak ettim.
Merakın iş için mi, yoksa ruh için mi?
Benim için ikisi de aynı şey.
Zor bir gün mü?
Oyunum iptal edildi.
Yazarlar Birliği'nden atıldım.
Ama onun dışında...
...her şey yolunda.
Bu neden başına geldi?
Bizim ülkede, dün izin verilen, yarın yasaklanıyor.
Yeni bir ülke hep yeni kurallar icat eder.
Peki ya halk?
- Onlar da mı yeni? - Yeni halk...
Halk eskisi gibi.
Ancak, bildiğim kadarıyla...
...insanlık tarihinde tek bir ülke bile...
...ateizmi devlet dini olarak yaymaya çalışmadı.
Bu durum değişmeli, sizce de öyle değil mi?
Birdenbire bunun bir yabancının gözünde nasıl göründüğünü fark ettim.
Şimdi de yukarıdan nasıl göründüğünü hayal et.
Ya da aşağıdan.
Ha, bundan harika bir kitap çıkar. Belki de sen yazmalısın?
Ateistlerin artık inanmadığı Şeytan...
...Moskova'yı şahsen ziyaret etmeye karar verir.
Kesinlikle ortalığı karıştırır.
Bugünlerde asla yayınlanamazdı.
Bu kitabı kimin için yazardım ki?
Belki de şimdi yayınlanmak için değil...
...sonsuza dek yeniden yayınlanmak için yazmalı.
Biliyor musun, sen bana kimi hatırlatıyorsun?
Profesör, geç kalıyoruz.
Geliyorum, Yoldaş Koroviev.
Hızlı bir tur için bana katılmak ister misiniz?
Afedersiniz, ama bugün olmaz.
Çok yazık. Sizinle konuşmak büyük bir zevkti.
Tekrar görüşmek dileğiyle. Bir süre Moskova'da olacağım.
Lütfen bize katılın.
Peki, herkes nerede?
Burada olacaklarını söylemişlerdi.
Hepimiz birimiz, birimiz hepimiz için... Kahretsin...
Muhtemelen sadece dün geceden sonra dinleniyorlardır.
Birkaç güne senin evine uğrayacağım.
Ve işte ben, bu Mayıs bulvarında yürüyordum...
...düşünceler zihnimde dönüp duruyordu.
Belki bir opera yazmama izin verilir mi? Bir libretto?
Bir opera librettosunu nasıl sansürleyebilirler ki?
Akademik çabalarımdan vazgeçtiğim için acı bir şekilde içerliyordum...
...ve kendimi zorluklarla dolu bir hayata mahkum ettiğim için.
Ama Tanrı biliyor ki bunların hepsi edebiyat aşkımdandı.
1 Mayıs kutlu olsun!
Buradan geçebilir miyim?
Tverskaya Caddesi, geçit töreni sonuna kadar kapalı.
Bayrak? Çiçek?
Hayır, teşekkürler.
Belki de göç etme izni için o dilekçeyi tekrar verebilirim.
Neden eserleri SSCB'de var olamayan bir yazarı SSCB'de tutmak isterler ki?
- Geçebilir miyim? - Geçiş yasak.
- Ama ben o tarafta yaşıyorum... - Geçiş yasak.
Eğer bir yazar susarsa...
...o zaman gerçek bir yazar olmaktan çıkar.
Eğer gerçek bir yazar susarsa, yok olup gider.
O gün Tverskaya'da binlerce insan vardı...
...ama yemin ederim ki, o sadece beni gördü.
Bakışları tedirginlikten daha çok acı doluydu.
Güzelliğinden çok bu sıradışı hali beni etkiledi.
Gözlerinde daha önce hiç görmediğim bir yalnızlık vardı.
Çiçeklerimi beğendin mi?
Hayır.
Çiçek sevmez misin?
Severim, ama bunları beğenmedim.
Başka ne seversin?
Denizi. Gerçi hiç görmedim.
Hiç görmediğin bir şeyi nasıl sevebilirsin?
- Sen yazar olmalısın. - Evet, aynen.
Ya sen? Koruyucu bir melek mi?
Melek mi? Yok, daha çok cadıyım.
O gün anladım ki, hiçbir kadını onu sevdiğim...
...kadar sevmeyecektim.
Şehri dolaşırken ansızın farkettim bunu.
Ve sonunda Kremlin duvarına kadar yürüdük.
Dün görüşmüş gibi konuştuk.
Sanki yıllardır birbirimizi tanıyormuşuz gibi.
Bir yabancıya böyle şeyler söylemekten korkmuyor musun?
Doğruyu söylemek kolay ve hoş.
Şu anda yeni bir şey yazıyor musun?
Pek sayılmaz.
- Gerçi bir fikrim var ama... - Ama?
Asla yayınlanamaz.
Bu onu daha da ilginç yapıyor. Anlat bana.
Göletler, Moskova'daki en sevdiğim yerlerden biri.
Ama yakında burası da yıkılacak.
Düşünsene, tüm bu “büyük yapılar” tamamlandığında.
Her yerde devasa binalar olacak.
Ve hatta burada, eski Bronnaya'da, tramvay hatları olacak.
Hikaye burada, Yeni Patrikhane Göletleri'nde başlıyor.
Bir edebiyat dergisinin editörü, Mihail Aleksandrovich Berlioz...
...genç bir şair olan İvan Nikolayevich Ponıryov ile gezintiye çıkıyor.
Aynı zamanda Şair Bezdomny olarak da biliniyor.
Kremlin'den sonra...
...Patrikhane Göletleri'ne yürüdük.
Göletler mi?!
- Her şeyin başladığı yer orası! - Ne oldu ki?
Onunla orada tanıştım!
Danışmanla.
Her şeyi anlat bana.
Son derece sıcak bir gündü.
Susadılar ve birkaç soda almak için büfede durdular.
Ve işte, birkaç soda aldıktan sonra, onunla karşılaştılar.
Onunla mı?
İnan bana, İsa'dan çok önce...
...tarihte birçok başka tanrı oğlu vardı.
Berlioz yeni bir antoloji için...
...din karşıtı bir şiir sipariş ediyordu.
Ve şimdi ona bunu en iyi nasıl yazacağı konusunda ders veriyordu.
Bu antik çağ tarihçilerinin hiçbiri...
...İsa'dan tek bir kez bile bahsetmiyor. Oysa ikisi de onun yaşadığı varsayılan dönemde yaşadı.
Tek bir Doğu dini bile yok ki...
...orada bir Vesta bakiresi bir Tanrı doğurmasın.
Hristiyanlar...
...İsa'yı doğuran bir bakire uydurduklarında orijinal olmaya çalışmıyorlardı.
İsa hiç yaşamadı!
Şiirlerinde vurgulaman gereken şey bu!
Gözlerimi cidden açtın! Artık açıkça görüyorum...
...ve her şeyi yeniden yazacağım!
Afedersiniz.
Bağışlayın beni.
Kendimi tanıtmadan araya girdiğim için.
Ama bilimsel sohbetinizin konusu o kadar ilginç ki...
Oturabilir miyim?
Yanılmıyorsam...
...İsa'nın hiç var olmadığını söylüyordunuz, doğru mu?
Hayır, yanılmıyorsun, aynen bunu söyledim.
Ne kadar ilginç!
Ve siz de arkadaşınızla aynı fikirde miydiniz?
Yüzde yüz!
İnanılmaz!
O zaman ikinizin de ateist olduğunu söylemek doğru olur mu?
- Evet. Biz ateistiz. - Size teşekkür etmeme izin verin!
Ona ne için teşekkür ediyorsun?
Çok önemli bir bilgi için...
...ki bu, bir gezgin olarak benim için son derece ilginç.
Ama, size sormama izin verin, Tanrı'nın varlığının kanıtları ne olacak.
Ki, muhtemelen bildiğiniz gibi, en az beş tane var.
Eğer Kant'ın beş kanıtından bahsediyorsanız...
...o zaman onlar doğrulanabilir değil.
O Kant denen adam, o kanıtlar için Solovki gulagında üç yıl yatmalıydı!
- Ivan! Yapma... - Kesinlikle! Kesinlikle!
Tam olarak ait olduğu yer orası!
Ama beni rahatsız eden soru şu:
Eğer Tanrı yoksa, o zaman...
...insanın kaderini kim kontrol ediyor ve yeryüzünde düzeni kim sağlıyor.
İnsan kendisi kontrol ediyor, bu iki eliyle.
Ha, gülünç.
İnsan, kısa bir süre için kaderini kontrol edemez.
Yıllarca zaten edemez.
Yarın ne olacağını bile bilemez.
Diyelim ki akciğerlerinizde bir sarkom var.
Bununla bir şeyi kontrol ettiğinizi mi sanıyorsunuz?
Ya da daha kötüsü.
Bazen biri kayıp düşer, bir tramvayın altında kalır!
Bu durumda insanın kaderini nasıl kontrol ettiğini söyleyebilirsiniz?
Bakın, bir insan elbette ölümlüdür.
İnsanlar ölümlüdür, ama bu sadece sorunun yarısı.
Diğer yarısı ise insanın bazen aniden ölümlü olmasıdır!
Ve kimse bu akşam ne yapacağını kestiremez.
Şey, bu biraz abartı.
Akşamki planlarımı biliyorum.
Tabii, Bronnaya Caddesi'nde kafama bir tuğla düşerse...
Hayır, hayır, hayır.
Kafana tuğla düşmeyecek. Farklı bir ölümle öleceksin.
Yani, nasıl öleceğimi bildiğini mi sanıyorsun?
Kafan omuzlarından ayrılacak!
Tam olarak kim tarafından?
Düşmanlar mı? Hainler mi?
Bak, bu gece Sadovaya'daki daireme gideceğim...
- Hayır, bu imkansız. - Nedenmiş o?
Çünkü Annuşka çoktan ayçiçek yağı satın aldı.
Hatta sadece almakla kalmadı, döktü bile.
Ayçiçek yağının bununla ne ilgisi var?
- Ve Annuşka kim? - Misha. Misha.
Yoldaş, hiç akıl hastanesinde yattın mı?
Bu herif deli.
Elbette yattım, İvan Nikolayevich, hem de defalarca!
Adımı nereden biliyorsun?
İvan Nikolayevich, seni tanımayan yok ki.
Hangi sigarayı içiyorsun?
"Halk," mavi paket.
Buyur, al.
Ve sonra anladım ki, o kesinlikle bir casus olmalı!
Alman mısın?
Rusçayı gerçekten çok iyi konuşuyorsun.
Mesleğin ne?
Şu anda nerede kalıyorsun? Nerede kalıyorsun?
Sizin dairenizde.
Yani, gerçekten Tanrı ve Şeytan olmadığını düşünüyorsunuz, doğru mu?
Dinle, kes şunu!
Şeytan diye bir şey yok!
Pekala, bu gerçekten çok ilginç!
Size göre, hiç kimse yok!
Profesör, lütfen bir dakika Bay Bezdomny ile burada kalın.
- Hemen bir telefon edeceğim. - Tabii ki.
Ve sonra sizi evinize bırakacağız.
Evet, tabii ki, gidip telefonunuzu edin.
Ama bilin ki, Şeytan var.
Ve, bir veda isteği olarak...
...Tanrı'nın varlığının yedinci bir kanıtının da olduğunu bilin.
Ve bu yakında size gösterilecek.
Tamam, tamam.
Onu gözünün önünden ayırma.
Turnikeyi mi arıyorsunuz, efendim?
Şurada! Düz gidin, gitmeniz gereken yere varacaksınız.
Düz, düz.
Yolu gösterdiğim için bir onluk verir misiniz, efendim?
Çekil yoldan!
Kafa o kadar uzağa yuvarlandı ki, karanlık çökene kadar bulunamadı.
Yalan söylemiyordun. Gerçekten de iyi bir hayal gücün var.
Peki sonra ne oluyor?
Devamı... Şey... Henüz bulamadım.
Bu romanı yazmalısın.
Beni eve kadar geçirdiğin için teşekkür ederim.
Bekle.
Mansurovski Şeridi'ndeki iki katlı bir evin bodrum katında yaşıyorum.
- Giriş... - Ben evliyim.
Kapıdan geçiliyor.
Ama bu kitabı yaz. Yaz onu.
Bölüm 1.
"Asla yabancılarla konuşma."
Sıcak bir Moskova gününde güneş batarken...
...iki vatandaş Patrikhane Göletleri'nde dolaşıyordu.
Onlardan biri, gri bir yazlık kıyafet giymişti...
Bölüm 4. Takip.
İlk çığlığı duyar duymaz turnikeye koştum.
Ve bir an için o deli Alman'ı unuttum.
Bunun yerine, nasıl mümkün olabileceğini anlamaya çalıştım.
Az önce Berlioz'la konuşuyordum ve sonra o kafasını kaybetti!
Ne oldu?
- Yol açın! - Yol açın!
- Tramvayın önüne atladı! - Cesetten uzaklaşın!
Görünen o ki birisi buraya biraz yağ dökmüş.
O Misha! O Misha!
Defol buradan!
O... Oydu!
Onu öldürdü! Tutuklayın onu!
Dur! Yakalayın onu!
Dur!
Dur!
Yoldaşlar! Yardım edin!
Durdurun onu!
Dur!
O bir casus!
İşte biletim.
Ne? Kaba olma!
Acıyor!
Dur!
Çatıda kedi!
Çatıda bir kedi var!
Kedi! Bir kedi var! Bir kedi var!
Dur! O bir casus!
Dur!
Yoldaşlar! Evinizde bir casus var!
Daha hızlı ve daha iyi, Sovyet sloganıdır, genç adam!
Yoldaşlar! Yoldaşlar!
Sessizlik!
Bırakın beni! Beni dinleyin! Herkes!
Ne yapıyorsun?
Sessizlik!
Bu şekilde giyinmişken nasıl tutuklanmamış?
O belirdi!
Kim belirdi, Yoldaş Bezdomnıy?
Danışman!
Ve bu danışman, Patrikhane Göletleri'nde Misha Berlioz'u öldürdü.
Misha'mızı öldürdü!
Mihail Aleksandrovich öldü mü?
Öldürüldü!
O danışmanı yakalamalıyız, yoksa daha çok kötülüğe sebep olacak!
- Bir sürü tarifsiz acılara! - Daha net olabilir misin?
Ne demek öldürüldü? Katil kim?
Danışman! Onu yakalamamız gerek!
Siz sadece şarkı söyleyip dans ediyorsunuz, ha. Tek yaptığınız bu!
Ne bakıyorsunuz?
Herkes beni dinlesin. Polisi arayın ve söyleyin...
...beş motosiklet ve makineli tüfek göndersinler.
Yoldaş Bezdomnıy, sakinleş!
- Sakinim ben. - Afedersin, Yoldaş Bezdomny.
Seni affetmeyeceğim!
Onları edebiyat dünyasındaki kardeşlerim olarak görmekle çok safça savranmışım.
İşte böylece kendimi burada buldum.
Ama her şeyin sorumlusu canım, sensin.
Ona karşı öyle davranmamalıydın.
Ama o kimdi ki?
Dün, Patrikhane Göletleri'nde, Şeytan'la karşılaştın.
İmkansız! Şeytan diye bir şey yok.
Affına sığınırım.
Onun yüzünden bir akıl hastanesindesin...
...ve hala yok diyorsun.
Başka ne yapabilirdi ki? Birinin onu hemen yakalaması lazım.
Zaten denedin. Bu kadar yeter.
Ne yapacağından endişelenmene gerek yok.
Böylesi bir karşılaşma yaşadığın için çok üzgünüm, keşke ben yaşasaydım.
Neden onunla karşılaşmak isteyesin ki?
Geliyorum!
Peki, bir şeyler yazıyor musun?
Evet.
Yeni bir bölümü bitirdim.
Sokağı yıkıyorlar. Sanırım artık her yerde böyle.
Bunlar da güller.
Afedersin, ama yol bu tarafta.
Aşağıda.
Burası biraz dağınık.
Çay ister misin?
Kahretsin, çay kalmamış.
Hiç çayım kalmamış.
- Okuyabilir miyim? - Tabii.
Şu an bir başlığın var mı?
“Karanlığın Efendisi” ni düşündüm.
Belki düşünmeye devam etmelisin.
Ya da “Büyük Şansölye”? Hala üzerinde çalışıyorum!
Ona neden Woland adını verdiğini biliyorum.
Goethe'nin Faust'unda Mephistopheles için kullanılan bir isim.
"“Hizmet ettiğim O Güç daima kötülüğü ister."
"Ama yine de daima iyilik yapar."
Seni rahatsız etmeyeyim.
Afedersiniz.
Kendimi tanıtmadan araya girdim.
İsa gerçekten vardı, biliyorsun.
Ama elinde hiçbir kanıt yok.
Her şeyi kendi gözlerimle gördüm.
Şöyle oldu: Sabah saatleri...
...bahar mevsimi ve Nisan ayının 14'ünde...
...Yahudiye Valisi, Büyük Herod'un sarayının kemerli geçidinden çıktı...
...kan kırmızısı astarlı beyaz peleriniyle.
Pontius Pilatus...
Cinayet, hırsızlık ve dine hakaret suçlarından tutuklanmış...
...dört suçlu Yahudiye'de zincire vurulmuş vaziyette.
Hepsi direklerde ölüm cezasına çarptırıldı.
Sinedrion, iki suçludan hangisini serbest bırakmayı öneriyor?
Var-ravvan mı, Ha-Nozri mi?
İnfaz Kel Dağ'da gerçekleşecek.
Suçluların isimleri:
Dismas.
Hestas.
Var-ravvan.
Ve Ha-Nozri.
Sen iyi bir şifacı mısın?
Hayır, ben şifacı değilim.
Neden herkese "iyi insan" diyorsun?
Herkesin iyi olduğunu mu düşünüyorsun?
Evet, bu dünyada kötü insan yoktur.
Ama bunlardan sadece üçü infaz edilecek.
Fısıh Bayramı şerefine...
...Sinedrion ve Roma devletinin...
...şöyle bir geleneği süregelmekte.
İğrenç hayatı kurtarılacak biri seçilecek!
Yüce Sezar çok cömerttir!
Sinedrion, Var-ravvan'ın affedilmesini talep ediyor.
Ama onların suçları birbiriyle kıyaslanamaz bile.
Biri azılı katil.
Ama Ha-Nozri sadece deli saçması vaazlar verdi.
Bugün çok bunaltıcı değil mi?
Sana ihanet eden Kiriatlı Yahuda'yı tanıyor musun?
Onunla tanıştım.
Çok nazik ve meraklı bir adam.
Ve serbest bırakılacak suçlunun adı...
İsteğimden sonra da fikriniz aynı mı?
Üçüncü kez tekrar ediyorum, Var-ravvan'ı affetmeye niyetliyiz.
Pazarda insanlara ne vaaz ettin?
Ben sadece şunu söyledim: "Her türlü güç, halka karşı şiddettir."
Ve bir zaman gelecek ki hiçbir otorite kalmayacak.
Ne Sezar, ne de İmparatorluk.
Var-ravvan!
Hikayen çok ilginç.
Ama İncil'de yazılanlar çok farklı.
Elbette. Ama bunların hepsini kendim bizzat gördüm. Ordaydım.
Gizlice, kimliğim gizli, tabiri caizse.
O yüzden, bunu kimseye söylemeyin, mutlak sır olarak saklayın.
Kedi biraz utangaçtır.
Yazarı kırmak istemeyenler genelde şöyle der:
“Buna çok emek harcanmış.”
Yahudiye'ye geçiş beklenmedikti.
Pontius Pilatus... Daha önce ondan bahsetmemiştin.
O hikayeyi "Pilatus" adlı oyunumdan aldım.
Birden orayla bir bağlantı gördüm. Hikayelerin karışımı iyi olur dedim.
Sence bu garip mi?
Kesinlikle garip.
Hikayenin nasıl biteceğini buldun mu?
Henüz değil.
Ama bir sonraki bölüm için bazı fikirlerim var.
Merhaba. Evet, benim.
Ne zaman?
Orada olacağım.
Tiyatrodan aradılar, bir an önce gelmemi istiyorlar.
Belki de oyunum tekrar sahnelenecek?
Sana oraya kadar eşlik etmeme ne dersin?
Sen de bana yol boyunca bir sonraki bölümü anlatırsın.
Bu yeni bölüm aslında tiyatro hakkında olacak.
Stepan Bogdanovich Likhodeev adıyla bilinen bir tiyatro müdürü...
...bir sabah dairesinde uyandı.
Dairesi tam burada. Bak.
Önceki kiracılar yakın zamanda ortadan kayboldu ve o da memnuniyetle taşındı.
Bu daire, bir süredir 'kötü daire' olarak ün salmış durumda.
Orada garip şeyler oldu.
İki yıl önce, insanlar ordan iz bırakmadan 'kaybolmaya' başladı.
Kaybolmak mı?
Ve bu bölüm, 'kötü daireden' Lihodeev'in gizemli kayboluşu hakkında.
Başı zonkluyordu. Midesi bulanıyordu.
Ve sanki bu mide bulantısı duyduğu sesten kaynaklanıyordu.
Sinir bozucu bir gramofondan gelen.
Titreyen bir elini kalçasında gezdirdi.
Pantolonunun üzerinde olup olmadığını kontrol etmek için.
Ama bu deneme sonuçsuz kaldı.
Grunya!
Grunya!
Ağrı kesici!
Günaydın sana, sevgili Stepan Bogdanovich!
Afedersin, bir dakika bekle.
İşte!
Bir hastalık için en iyi tedavi, hastalığın kendisidir.
Sosisler!
Afedersin.
Stepan Bogdanovich! Dün gece votkayı Porto şarabıyla...
...içtiğini söylemekte haklı mıyım?
Bir kazaydı.
Umarım artık adımı hatırlamışsındır.
Woland.
Kara büyü profesörü.
Dün gösterilerim için bir sözleşme imzaladık...
...ve saat onda burada buluşmak üzere sözleştik.
Ve gördüğün üzere buradayım.
Evet?
- Stepan Bogdanovich. - Evet, benim.
Dinle beni.
Ne?
Yanımda şu adam var. Hani şu sanatçı Woland.
Bu akşam tiyatrodaki performansını soruyor.
Merhaba.
30 dakika içinde orada olacağım.
Merak etme, Stepan Bogdanovich, o benim kedim.
Ve Grunya gitti.
Anlayacağın, onu yıllardır tatile yollamadığından yakındı.
Böylesi daha iyi.
Yapma, lütfen! Yoldaş!
Yoldaş! Yoldaş!
Kör müsün? Nereye oturduğuna bak! Alo!
Biraz şaşırmış görünüyorsun, sevgili Stepan Bogdanovich.
Ama seni temin ederim ki endişelenecek bir şey yok.
Bunlar benim maiyetim.
Ve maiyetimin yaşayacak bir yere ihtiyacı var.
Ancak, bu dairede bir kişi fazla gibi görünüyor.
Ve o fazla olan kişi, söylemeye cüret ediyorum...
...sensin.
Evet, o! Son zamanlarda iğrenç davranıyor.
Sarhoş oluyor. Kadınları taciz ediyor.
Güçlerini kendi çıkarları için kullanıyor. İş ahlakından eser yok.
Gerçi, nasıl iş ahlakı olabilir ki...
...en başından beri tamamen beceriksizse!
Devlet arabasıyla dolaşıyor!
Onun gibi birinin nasıl tiyatro müdürü olabileceğini aklım almıyor!
Eğer o müdürse, ben de piskoposum!
Piskopos gibi görünmüyorsun, Azazello.
Onu Moskova'dan def etmemize izin verir misiniz, Messier?
Şey, elbette...
Şşt! Şşt! Defol, şeytan!
- Sorun yok. Sorun yok. Sakin ol. - Ben neredeyim?
Doktor Stravinsky'nin klinikindesin.
Nerede?! Hangi şehir?
Yalta, Kırım.
Bugün Komite'ye gitmem gerek.
Kaç tane boş odamız var?
İki. 301 az önce boşaldı.
Pekala, peki canım, şapkanı çıkarmaya niyetin yok galiba.
Praskovya Federovna, bugün ona ekstra doz verin.
Bunaması ilerliyor...
...daha önce de söylediğim gibi.
Danışman yakalanmalı, yoksa öldürmeye devam edecek!
Bu yeni misafir de kim?
O bir şair.
Stepan Bogdanovich!
Yalta nasıl bu günlerde?
Neden Yalta?
Lihodey ne zaman alemde olsa...
...hep Yalta'ya iş gezisine gittiğini söylerdi.
Woland, Berlioz'a kıyasla Lihodey'e oldukça merhametliydi.
Lihodey hoşgörüyü hak ediyor.
Tiyatro'da olan şeylerin parçası olmamak için içiyor.
Demek olay buydu.
Çok üzgünüm.
Ama en azından şimdi romanına konsantre olabilirsin.
Akşama ne dersin?
Kahvaltı olmak zorunda.
Yeni bir bölüm dinlemek için sabah geleceğim.
Bu.
Bu.
Ve bu.
- Bu ne? - Maaşın, açıkçası.
Ne kadar nankör!
Genellikle, bir oyun iptal edildiğinde ödeme yapılmaz.
Bu hiç yoktan çok daha iyi.
Yarım yıllık çalışma için mi?
Bekle.
Ivan Sergeevich, buraya gel.
Onları bana ver.
Bu biletleri al. Prömiyer için.
- Teşekkürler, ama gerek yok. - Bu biletleri almak imkansız.
En azından iyi bir fiyata satabilirsin.
- Bunlar Gogol'un koleksiyon baskısı mı? - Evet.
Onları buraya, masamın üzerine koyabilirsin. Kirlenmesinler diye.
Teşekkürler.
Burada dur.
Harika bir baskı.
Sabahları akşam yemeği yiyebilecekken neden kahvaltı edelim ki?
Bu oldukça lüks.
Diyelim ki piyangoyu kazandım.
Dans etmeyi bildiğini hiç düşünmemiştim.
Hakkımda her şeyi bildiğini sanıyordum.
Sen cadı olduğunu söylememiş miydin?
Dikkatli ol.
Aile efsanesine göre, büyük büyükannem...
...Şeytan'la ilişkisi olduğu için yargılanmış.
Seni gece Moskova üzerinde uçarken hayal edebiliyorum.
- Süpürgeyle mi? - Olabilir.
Değerli Sovyet havacılığımız tarafından bilinmeyen uçan cisim sanılıp vurulurdum.
Onlar için görünmez bir cadı olurdun.
O zaman sen de beni göremezdin.
Hayır, seni görebilirdim.
Seni görürdüm.
Çıplak olarak.
Seni romanıma bir karakter olarak dahil etmeme ne derdin?
Tam olarak sen olmazdın.
Ama adı Margarita olurdu.
O zaman sevgilisi de, Pontius Pilatus hakkında bir oyun yazan bir yazar olmalı.
O iyi bir...
...yazar mı?
- O yazdıklarını beğeniyor. - En önemli şey de bu.
Onun bir kocası var, değil mi?
O, yükselen bir bilim insanı.
Ulusal öneme sahip bir keşif yapan.
O genç, yakışıklı, nazik biri.
Ve ona tapıyor resmen.
Ama o hiçbir zaman onu sevmedi.
Düğmelerde bana yardım eder misin?
Ve bir şey daha.
Yazarı tanıdığı gün...
...hayatına son vermeyi düşünüyordu.
Gitme zamanım geldi.
Ve çok geçmeden bu kadın benim gizli karım oldu.
Her gün öğlen geliyordu. Ve gün batımından önce ayrılıyordu.
Geldiğinde yaptığı ilk şey bir önlük giyip...
...dar koridorda kahvaltı hazırlamak oluyordu.
Tiyatronun yöneticisi tedirgindi.
Küstah telefon görüşmesinden sonra...
...kötü niyetli kişilerin kötü oyunlar oynadığına dair hiç şüphesi kalmamıştı.
Likhodeev'in ortadan kaybolması şaşkınlık yaratmıştı.
İlişkimizi kimse bilmiyordu, seni temin ederim.
Kocası bilmiyordu, tanıdıkları da bilmiyordu.
Mayıs fırtınaları başladığında...
...ve sular yarı kapalı kiler pencerelerimden aşağıya akıp...
...mütevazı evimi basma tehdidi oluşturduğunda...
...biz de şömineyi yaktık.
Yazdım durdum. O da okudu ve notlar verdi.
Hoşuna giden bazı ifadeleri şarkı söyler gibi yüksek sesle tekrarladı.
Şöhreti önceden öngördü, beni teşvik etti...
...ve bana Usta demeye başladı.
Bütün hayatının artık bu romanda olduğunu söyledi.
Birbirimizi o kadar derinden sevdik ki, hiç ayrılmaz olduk.
Kaderin bizi Tverskaya'da bir araya getirdiğinden emindik...
...ve sonsuza dek birbirimiz için yaratılmıştık.
"Pontius Pilate-izm". Bu ne?
Sovyet eleştirmenler eserime böyle diyor.
- Neden tüm bu eleştirileri topluyorsun? - Onlarla gurur duyuyorum.
Hakkımda yazılıyor olması bile güzel.
"Yazar kisvesi altında ikon karalayıcı."
- O. Latunsky. - O benim favorim.
"Gerici aristokratların bu çirkin apsesini ortadan kaldırmalıyız."
"Ki özlerini bir incir yaprağıyla zar zor gizliyorlar".
Onun nerede yaşadığını biliyor musun?
- Kim? - Latunsky.
Lavrushinsky Caddesi'ndeki Dramlit Binası.
Neden soruyorsun?
Margarita Nikolaevna, ne yapıyorsun?
Gidip Latunsky'nin camlarını kıracağım.
Çekiçle mi? Ya daha yüksek bir kattaysa?
Dinle, insan eleştirmenlere ve cellatlara asla alınmamalı.
Onlar aslında kötü insanlar değil. Sadece işlerini yapıyorlar.
Peki ne yapmayı öneriyorsun?
Onun hakkında komik bir skeç mi yazalım?
Aslında bu güzel bir fikir.
Senin kendi yöntemlerin var. Benim de kendi yöntemlerim.
- Margarita Nikolaevna! - Umarım evdedir.
İyi günler.
Tanıştırayım, Aloisy, kendisi bir oyun yazarıdır.
Ve senarist.
- Margarita. Benim... - Metresiyim.
Ve ilham perisi.
Merak ediyorum, böyle bir ilham perisiyle insan ne tür romanlar yazar?
Askerlerin önünde herhangi bir şey vazetmeye çalıştı mı?
Söylediği tek şey...
...insanın en kötü huyunun korkaklık olduğuydu.
Gizli bir yere gömülmeli.
Bu topraklar batıl inançlarla dolu...
...ve insanlar her gün Mesih'in gelmesini bekliyor.
Kesinlikle haklısınız.
Ve bir şey daha...
Kiryatlı Yahuda.
Yeşua'ya ihanet eden o mu?
Evet... O Yahuda'nın bu gece öldürüleceği bilgisini aldım.
- Bu gece mi? - Evet.
Bu yüzden senden bu konuda bir şeyler yapmanı istiyorum.
Kiryatlı Yahuda'yı 'korumalısın'.
Anlıyorum, ama bu gece...
Onun öldürüleceğine eminim. Bu gece.
Sana güveniyorum.
Daha sonra bıçaklanan adamın yanına çömeldi ve ölüp ölmediğini kontrol etti.
Birkaç saniye sonra ortada yaşayan bir adam yoktu.
Cansız beden, kolları açık bir şekilde yatıyordu.
O...
Bu aslında hiç de antik Yahudiye ile ilgili değil.
Günümüz ile ilgili.
İnsanlar aralarında böyle konuşuyor.
Bu şifreli kelimeleri kullanıyorlar.
Gizli Polis Şefi... Belli ki o...
Ve Pilatus...
Bak, meslektaşlarım neredeyse her gün stüdyomuzdan kayboluyor.
Artık kimse onlar hakkında soru bile sormuyor. Herkes korkuyor.
Belki de sadece hastalıklılar?
Her şey bizim 'kötü daire' deki gibi.
Senin yerinde olsam kimseye bunu okutmazdım.
Sen de dahil mi?
Dinle. Yeni senaryomu okumak ister misin?
Yani, açıkçası, sadece faturalarımı ödemek için yazdım.
Ama yine de bazı eğlenceli fikirleri olduğunu düşünüyorum.
Bir Kolhoz hakkında müzikal bir komedi. Daha çok Hollywood tarzında.
Dinliyor musun?
Evet. Ne hakkında?
Genç bir traktörcü, yerel bir grupta şarkı söyleyen sütçü kıza aşık oluyor.
Ve ansızın bir devlet teftiş heyeti geliyor.
Gerici burjuva çiftçileri tasfiye ediyorlar...
...ve sonunda herkes mutlu bir şekilde şarkı söyleyip dans ediyor.
Tamam, anladım.
Herkesin senin kadar asi olmaya gücünün yetmediğini anlamalısın.
Ödemen gereken nafakan yok.
Üzgünüm.
Hey, bende bu biletler var. Bu yeni oyunun galası için.
"Geleceğe Yolculuk" adlı müzikal bir komedi.
İlham olur sana.
Başka zaman. Sendikanın konferansına hazırlanmalıyım.
Geleceğe...
...Yolculuk.
İtiraf etmeliyim ki...
...buradaki kadar geleceğe yönelik bir bağlılık görmedim.
Gelecekte yaşıyorsan, bugünü daha az düşünürsün.
Çok haklısınız.
Davetiniz için teşekkür ederim.
Burası, farklı türden Sovyet vatandaşlarını tek bir yerde gözlemlemek için harika bir yer.
Asil bir fabrika işçisiyim. Yakında parti üyesi olacağım.
Ben Sovyetler Birliği'nin oğluyum.
Eski dünya yıkıldı.
Ama yenisi henüz inşa edilmedi.
Yeni dünyanın nasıl olacağını görmeyi çok istiyorum!
Büyük ülkemizin geleceğini görebilmek için hangi yıla gidelim?
30 Aralık 2022'ye ayarlayalım.
Ve işte gidiyoruz!
Büyük ve yıkılmaz Sovyetler Birliği'nin kuruluşundan tam 100 yıl sonrası.
Yoldaşlar, söyleyin bana, neredeyim?
Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği'nde.
Peki kaç cumhuriyet var?
Hepsi! Dünyanın tüm cumhuriyetleri.
Yoldaşlar, bana her şeyi anlatın! Bu gelecekte hayat nasıl?!
Size bu geleceği anlatan bir şarkı söyleyeceğiz!
Bütün gezegeni dolaşsanız da, kimsenin birbirine bu kadar eşit...
...olduğu başka bir ülke bulamazsınız.
Muhteşem ülkemizde...
...her şeyden yeterince var.
Her şeyi eşit şekilde paylaşıyoruz.
İhtiyacımız olan her şeye sahibiz!
- Pardon, kimsiniz? - İşte burada!
- Anlamıyorum. Neler oluyor? - Şunu okuyalım!
Bu, Bizzat Bir ve Tek'ten geliyor.
Hadi durma!
Yoldaşlar, programımızda ufak bir değişiklik oldu görünüşe göre.
Şimdi bir gösteri izleyeceksiniz. Bay Woland adlı ünlü bir sanatçıdan.
Woland! Woland! Woland!
Karanlık büyünün ustası.
Yoldaşlar, ama elbette hepimiz karanlık büyünün var olmadığını biliyoruz!
Bay Woland, aldatma ve kılık değiştirme konusunda çok yetenekli olabilir.
Ve bu, finalde açıkça görülecek.
Büyüsü ifşa olacak.
Karşınızda Bay Woland. Kara büyü seansıyla.
Söyle bana, iyi Koroviev'im...
...Moskova halkı önemli ölçüde değişti, değil mi?
Haklısınız, Efendim!
Vatandaşlar da şehir de değişti.
Şimdi de bütün şu şeyler var.
Ne deniyordu onlara... Tramvaylar, arabalar...
Ama bence buradaki daha önemli soru şu:
Vatandaşlar içten değişti mi?
Evet Efendim, bu en hayati sorulardan biri!
Lafı dolandırıp duruyoruz.
Seyirci sıkılıyor. Basit numaralarla başlayalım.
Basit bir numara!
Peki Efendim! Bravo, bravo!
Evet! İşte böyle!
Hiçbir şey görmüyor. Hiçbir şey duymuyor!
Top, top, uç ve insanlara neşe getir.
Hadi.
Uç!
Evet!
Para, para, para!
Daha, daha!
Yakala, yakala!
Para, para, para!
Sakın ha!
Çekinme!
Herkese yetecek kadar var!
- Alın! Alın! Alın! - Yalvarırım durun!
Ne yapıyorsunuz?
Durun! Kesin şunu!
Yoldaşlar! Yurttaşlar, az önce hepimiz...
...kitlesel hipnoz olarak bilinen bir gösteriye tanık olduk.
Para sahte ve bildiğimiz gibi kara büyü diye bir şey yoktur.
Yoldaşlar! Yoldaşlar!
Para gerçek!
Ama bu adamdan bıktım usandım artık!
Kimse ona konuşmasını söylemediği halde konuşuyor!
Sıkıcı yorumları gösterimizi mahvediyor!
Yoldaşlar! Onunla ne yapmalıyız sizce?
Onu tiyatrodan kovalım!
Evet, işine son verelim!
Kafasını keselim!
Ne?
Kafasını keseceğiz.
En sevdiğin yere geçelim! Şuraya, şuraya, şuraya hadi!
Hazır mısın?
Yakaladım! Yakaladım!
Kafa! Kafa!
Azazello, ne düşünüyorsun?
Saçmalamaya devam edecek mi?
Tanrı aşkına, ona eziyet etmeyin!
Affedin onu!
Ne diyorsunuz, Efendim?
Şey, buradaki insanlar aşağı yukarı eskiden oldukları gibiler.
Parayı seviyorlar.
Her zamanki gibi.
Hatta bazen şefkat bile duyuyorlar.
Tıpkı eski zamanlardaki insanlar gibi.
Tek değişiklik, konut sıkıntısının ahlaklarını bozmuş olması.
Dairemi alın yeter ki kafamı geri verin!
Tamam. Kafasını geri takın.
Bu berbat performansı durdurun!
Artık o sinir bozucu adamdan kurtulduğumuza göre...
...ve cepleriniz para dolup taştığına göre...
...hadi açalım...
...bayanlara özel butik mağazasını!
Merhaba, Moskova!
Mütevazı butiğimiz...
...Sovyet kıyafetlerinizi ve ayakkabılarınızı...
...Paris'ten gelen en son stillerle ücretsiz olarak değiştirecek.
Guerlain, Chanel ♪5, Mitsuko, Narcisse Noir.
Abiyeler, kokteyl elbiseleri.
Çekinmeyin ve butiğimize gelin!
Çekinmeyin!
Bravo! Bravo! Bravo!
Onu bir elmasa dönüştürün!
Ve kapanış!
Abrakadabra!
Abrakadabra! İşte!
Abrakadabra! İşte!
Ne istiyorsun?
Karım grip de. Onun yerine lütfen ben girebilir miyim?
İşte!
Afedersiniz Baylar ve Bayanlar!
Saat çok geç olduğu için mağaza kapanıyor.
Evet, evet. Anlıyorum. Üzücü.
Ama iyi haberlerim de var!
Mağazanın vitrinindeki her şey artık sizin.
Bırak beni, seni zorba ve küçük burjuva!
Bu yeni halkın paradan kurtulması, Tanrı'dan kurtulmasından zor olacak!
Her şeyi paylaşıyoruz. Her şeyimiz var.
Giyecek bir şeyimiz var. Yiyecek bir şeyimiz var.
Harikaydı!
Bu senin Margarita'n mı?
Öğlen 12'den 5'e kadar. Haftada beş kez.
Şüpheye düştüğünde şarkı söyle.
Şeytan topu yönlendirir, metalin düşmesine izin verir.
"Geleceğe Yolculuk" hakkında ne düşündün?
Çok emek vermişler.
Neden gittin?
İlham almak için.
Bu da ilham için mi?
Sayesinde yeni bir bölüm yazdım.
Okumamı ister misin?
Burada değil.
Mekân değişikliğine ihtiyacın var.
Dün gece bir rüya gördüm.
Garip, bilinmedik bir yer gördüm.
Yarı çıplak ağaçlar ve ağaçların arasında eğri büğrü bir kulübe vardı.
Sonra ahşap kulübenin kapısı açıldı...
...ve içinden sen çıktın.
Perişandın. Saçların dağınıktı, gözlerin hastaydı.
Elinle beni çağırdın.
Ve ben bataklıklar ve tepeler boyunca sana koştum.
Ve sonra da uyandım.
Sadece bir rüyaydı.
Margarita Nikolaevna?
Sensin!
Şapkanı gördüm ve anlayamadım.
- Gideceğini söylemiştin. - Natasha, o ben değilim.
Bana çok benzeyen başka bir kadın.
Ne dediğimi anlıyor musun?
Natasha. Ev işlerime bakan kadın.
Keşke buradan çok uzaklara uçabilseydik.
Deniz kenarına mı?
Herhangi bir yere, sadece ikimizin olacağı bir yere.
Her gün buraya geldiğimde paniğe kapılıyorum.
Bir gün gelip senin öylece kaybolduğunu görmek istemiyorum.
Kararımı verdim.
Seni hayatımdan çok seviyorum. Artık yalan söylemek istemiyorum.
Şimdi seninle burada kalırdım ama bunu bu şekilde yapmak istemiyorum.
- Ona açıklayacağım. - Bu doğru olmaz.
Benimle bir hayat, ızdırap dolu olur.
Benimle birlikte ölmeni istemiyorum.
- Tek sebebi bu mu? - Evet.
Hayatıma dair hatırladığım son şey, bir çatlaktan sızan ışığın...
...onun üzerinde parladığı, dağınık haldeki saç telleri...
...ve kararlılıkla dolu gözleri.
Yarın seninle olacağım.
Uçup gideceğiz.
Aerodromda benimle buluş.
Bunlar hayattaki son sözleriydi.
Seni seviyorum.
Sonra ne oldu?
Bu kadar. Bitiremiyorum.
Bekle, hayır! O...
Muhteşem! Bitirmek zorundasın!
Belki Woland'ın bundan sonra ne yapacağına dair bir fikrin vardır?
- Bana mı soruyorsun? - Evet.
Bilmiyorum.
Belki onun onuruna bir kutlama yapardı.
Ve tüm kötüleri ve kötü ruhları bir araya toplardı.
İlginç.
Bu gece nereye gideceğimizi biliyorum.
Romanın için harika olacak!
- Likhodeev'in partisine! - Hayır, hayır. Lütfen, hayır.
Gitmeliyiz! İlham için!
Yarınki seyahatten önce iyice uyumak istiyorum.
Roman yazmak için fedakarlık yapmak gerekir.
Harika bir roman yazmak içinse çok daha fazla fedakarlık gerekir!
- Hayır. - Gidiyoruz!
İyi akşamlar.
İyi akşamlar.
- Şifre? - Yalta.
Gala, canım, nereye gittin?
Stepan Bogdanovich, misafirleriniz geldi.
Gala kesinlikle bir vampir.
- Siyah havyarı sever misin? - Severim!
Keyfini çıkarın! Afiyet olsun!
Ne sürpriz!
Arkadaşım, çekinme!
Buyurun içeri geçelim.
Gala, misafirlerimize yardım et!
Yoldaşlar! Kadeh kaldırmak istiyorum!
Benim balom, kendi yasaları olan bir ülke gibidir.
Yaşasın yoldaşlar! Yaşasın!
Burası Berlioz'un odası, değil mi? Kendisi burada değil mi?
Ah, o bizi çoktan terk etti.
Kapıyı ben açarım.
Hector Berlioz'dan mı bahsediyorsun? Fransız besteci?
Paris'te, Montmartre mezarlığında gömülü.
Ve ben başka bir Berlioz tanımıyorum.
- Osaf, canım. - Stepan Bogdanovich!
Seni görmek güzel.
Nereye gidiyorsun?
Burada Kremlin duvarındakinden daha çok politikacı var.
Bunu tanıyor musun?
Devlet Halk Güvenliği Komiseri.
Doğru.
Şimdi bunun ne kadar ilham verici olduğunu anlamışsındır!
Kim gelmiş bak!
Seni görmek güzel!
- Bu taraftan. - Ben yetişirim.
Her şey sadece iş, kişisel hiçbir şey yok. Anlamalısın.
Gerçekten anlıyorum.
Şerefe!
Buyurun içeri.
Burjuvaziyi yok etmeye çalışan insanlar için...
...son derece benzer davranıyorlar. Sence de öyle değil mi?
Komünizmin böyle bir şey olduğunu düşünüyorlar.
Yoldaşlar! Size bir sürprizimiz var!
Bugün, yeni bir yıldız sizin için sahne alacak!
Lubov! Orlova diyeceğimi mi sandınız?
Hayır Yoldaşlar! O değil!
Lubov Bengalskaya! Lütfen, sahneye gel!
Baron Meigel. Yani, affedersiniz Yoldaş.
Çok ilginç bir hikayesi var.
Gerçekten de bir Baron.
Ve söylentilere göre, ona bir seçim sunulmuş.
Solovki'deki bir ıslah gulagında üç yıl, ya da...
İyi akşamlar.
Buradasın demek.
Göç etmesine izin verilmesi için dilekçe veren yazar bu mu?
Dilekçesinde ne yazmıştı?
O zamandan beri, kültürel elitlerden gizli ajanlar işe alınmasının sorumluluğunu aldı.
Harika karakterler!
Bu, henüz çağrıldıklarını bilmeyen ölülerin balosu.
Beyler!
Şerefe!
Komünizme içelim!
Bu apartmanda başarılmış olan Komünizme!
Bravo!
Yaşasın Yoldaşlar!
Şöminede odunlar yandı.
Yağmur pencerelere vurdu.
İşte final buydu.
Muhteşem akşam için teşekkür ederim!
Artık bu romanı nasıl bitireceğimi biliyorum.
Belki de unutmadan aklındakini yazmalısın.
İyi fikir.
Eşyalarını toplamana yardım edeyim.
Küçük Pontius Pilatus'u da yanında götürmeyi düşünüyor musun?
Onun Pilatus olduğundan emin değilim. Kimse nasıl göründüğünü tam bilmiyor.
Bu, Yahudiye Valisi Pontius Pilatus.
Nasıl bu kadar eminsin?
Nasıl mı eminim? Onu gördüm.
Tıpkı şu an seni gördüğüm gibi.
Çok üzgünüm...
Romanın o kadar aklıma takıldı ki biraz Woland'ı oynamaya karar verdim.
Aç kapıyı!
Misafir mi bekliyordun?
Kapıyı kırın.
Belki de el yazmalarını istiyorlar.
Sovyet karşıtı propagandalarının kanıtlarını yakmaya çalıştın.
El yazman hakkında her şeyi biliyoruz. Ve içinde ne yazdığını da.
Yakmak zorunda değildin.
Yazarlar Birliği başkanının kafasını kesen tramvayı biliyoruz.
Ve Sovyet politikacılarının kötülenmesi hakkındakileri.
- Tüm bunları kim söyledi? - Sözümü kesme.
- Kim? - Şimdilik metresin diyelim.
Adı ne? Margarita mı?
Bu doğru değil.
Gerçek, bu klasörde olandır.
Onun güvenilmez olduğunu gördüğümüz ilk andan beri biliyorduk.
Yüzünden bile anlaşılıyor bizden olmadığı.
İsa'yı oynayacağımı bile bilmiyordum.
Kimi oynayacağını sanıyordun?
Yeshua'yı oynayacağımı söyledi.
Ben bir oyuncuyum. Ne söylenirse onu oynarım!
Karşı devrimci çetende başka kimler var?
Tiyatro müdürü Likhodeev de bunun parçası mıydı?
Bu romanı biliyor muydu?
Yakın zamanda onun mekanında değil miydin?
Onun bununla hiçbir ilgisi yok.
Profesör Woland beni oraya davet etti.
Soruşturmamızı engellemeyi bırak.
Yalnızdın, tanıklarımız var.
Gerçekte Profesör Woland diye biri yok.
Deli rolü yapmayı kesmezsen sana gulagı cennet gibi göstereceğim.
El yazman okundu.
Evet.
Bana söylenen tek şey tamamlanmadığıydı.
Bu romandan o kadar nefret ediyorum ki.
O roman yüzünden çok fazla acı çektim.
Artık ondan başka hiçbir şeyi umursamıyorum.
Margarita. Evet.
Hayatının tamamının bu romanda olduğunu kendisi söylememiş miydi?
Haklı da, Usta ve Margarita romanda birlikte olabilirler.
Tek yapman gereken onu bitirmek.
Romanı bitiremiyorum.
Yaktığımı gördün.
El yazmaları yanmaz.
Sen aslında kimsin?
Kimsin sen?
"“Hizmet ettiğim O Güç daima kötülüğü ister. Ama yine de daima iyilik yapar."
Goethe'nin dediği gibi.
Çok tehlikeli bir durumdasın.
58. Madde. Vatana ihanet ve casusluk.
Devlet içinde çalışmalarını takip edenler var.
Onlar...
...okşanmaya karşı değiller.
Aksine onlar okşanmak istiyorlar.
Anlıyor musun?
Seni Yazarlar Birliği'ne geri alacağız.
Sana ödeme yapacağız. Sana bir yazlık vereceğiz.
Şoförlü bir araba. Her şeyin olacak.
Fedakarlığın anlamsız.
Ama senin fedakarlığın değil.
Ne?
Yakında kurban edileceksin. Baloda.
Ne balosu?
Şeytan'ın Balosu.
Misafirler için ana çekim merkezi olacaksın.
Balonun Kraliçesi, Berlioz'un kafatasıyla kanını içecek.
Ne saçmalık bu! Ne diyorsun sen?
Woland seni zaten bekliyor.
Sen gerçekten delirmişsin.
Zorunlu tedavi.
Canım, daha önce hiç halüsinasyon gördün mü?
Peki ya romanında yazdığın o doğaüstü varlıklar?
Gerçekten onların var olduğunu mu düşünüyorsun?
Herhangi bir kanıtın var mı?
Hayatının tamamının bu romanda olduğunu kendisi söylememiş miydi?
Haklı da.
Usta ve Margarita romanda birlikte olabilirler.
Tek yapman gereken onu bitirmek.
Sana yardım edeceğiz.
Otuz miligram morfinle başlayalım.
Harika bir gece uykusu çekeceksin. Kendini çok daha iyi hissedeceksin.
- Senden bir iyilik isteyebilir miyim? - Nedir, canım?
- Bana kağıt ve kalem getirebilir misin? - Bu kurallara aykırı.
Teşhis. Dissosiyatif Kişilik Bozukluğu.
Paranoid şizofreni.
Bir elektrokonvülsif terapi kürü uygulayacağız.
100 voltla başlayalım.
Bölüm 1.
"Asla yabancılarla konuşma."
Sıcak bir Moskova gününde güneş batarken...
- ...iki vatandaş dolaşıyordu... - 140.
Bu senin o romanın için. Sayfaları bir arada tutar.
İyileşeceksin.
Sakla onu.
Bugünlük bu kadar yeter.
USTA VE MARGARİTA
Nerede olduğumu bilmiyor.
Ve asla bilemeyecek.
Ama burada olduğunu ona bildirebilirdin?
Onun bir akıl hastanesinden mektup almasını mı öneriyorsun?
Ona asla böyle bir adresten mektup gönderemem.
Sonra beni akıl hastası zanneder.
Bunu nasıl yaparım ki, arkadaşım?
Geçit töreninde görüşürüz, aşkım.
Onun mutsuz olduğunu bilerek nasıl yaşayabilirdim ki?
Bir, iki, üç. Sol, sol. Bir, iki, üç.
Sol, sol. Bir, iki, üç.
Aloisy?
Nerede o?
Neden bahsettiğini hiç bilmiyorum.
- O hayatta mı? - Nereden bileyim?
Romandan birine bahsettin mi?
İyi değilsin. Git. Git.
Git.
Nerede o?
Praskovya Fedorovna.
Romanımı bitirdim.
Senden son bir isteğim olacak.
Eğer bir kadın beni sormak için buraya gelirse...
...ona bu el yazmasını ver.
- Adı... - Margarita.
Ve sen Usta'sın.
Okudum.
Şimdi yat.
Sabah uyandığında iyi tedaviler olacak.
Veda etmeye geldim.
Artık senin komşun olamam.
Sözümü tutacağım ve bir daha şiir yazmayacağım.
Artık başka şeylerle ilgileniyorum, başka şeyler yazmak istiyorum.
Burada geçirdiğim sürede çok şey anladım.
Bu iyi.
Gerçekten iyi.
Duyuyor musun?
- Fırtına geliyor. - Hayır...
...bu benim çağrım.
Zamanı geldi.
Dolunay. Aynen o zamanki gibi.
Dolunay geldiğinde, uykusuzluk çekiyor.
Ve her zaman aynı şeyi söylüyor:
"Huzurum yok ve işim hepsinden kötü."
Uyuyamadığında hep bunu söylüyor.
Uyuduğunda ise, ay ışıklı bir yol görüyor.
Ha-Nozri ile o yolda yürümek istiyor.
Yapmaları gereken konuşmayı yapmadıklarını biliyor.
Artık romanını tek bir cümleyle bitirebilirsin.
Özgürlük.
Romanın seni şaşırtacak.
Anlayacaksın.
Çok üzücü.
Hayır, değil.
- Profesör Stravinskiy? - Evet.
Buraya nasıl girdin?
Dikkatimi çekmeyi başardın.
Burada bir hastanız var. Kendisi bir yazar.
Üzgünüm, sana yardımcı olamam.
Hasta isimleri gizlidir.
- Buraya nasıl girdin? - Onu görmem lazım!
- Lütfen... - Üzgünüm, yardımcı olamam.
Derhal git.
Ona çıkışı göster.
Onun burada olduğunu biliyorum!
Onu mahvettiniz, değil mi?
İşini hakkıyla yapan doktora hakaret etmek oldukça yaygındır.
Praskovya Fedorovna...
Bekle.
Bir dakika.
Ben onu yolcu ederim. Sen işine dön.
Sensin, değil mi? Margarita?
Adımı nereden biliyorsun?
Seni hemen tanıdım.
Sana bir şey vermem istendi.
Kim istedi?
Usta.
Onu görmem lazım, lütfen.
Margarita Nikolaevna...
...Vyacheslav Sergeevich aradı, treninin ancak yarın kalkacağını söyledi.
Günün geri kalanında izinlisin.
Teşekkürler, Natasha.
Sıcak bir Moskova gününde güneş batarken...
...iki vatandaş Patrikhane Göletleri'nde dolaşıyordu.
Aşkın şoku ikisini de fena çarpmıştı.
Tıpkı bir katilin boş bir sokakta kurbanına saldırması gibi!
Margarita parlak güneş ışığında gözlerini kıstı ve tam bir yıl önce aynı saatte...
...aynı bankta onun yanında oturduğunu hatırladı.
Önünde bir cenaze alayı belirdi.
Acaba bu tuhaf insan grubu kimi gömmeyi planlıyordu?
Mihail Aleksandrovich Berlioz.
Yazarlar Birliği başkanı.
Yani, bu insanların hepsi Yazarlar Birliği'nden mi?
Evet, öyle.
Eleştirmen Latunski'nin de aralarında olup olmadığını biliyor musun?
Görünüşe göre bu Latunski'den nefret ediyorsunuz.
Margarita Nikolaevna?
Bu akşam çok seçkin bir yabancı beyden...
...size bir davet iletmek için buradayım.
Ve kimse bunu öğrenmeyecek.
- Bu şansı kullanabilirsiniz... - Yani onun hakkında bilgi edinebilir miyim?
Buyurun.
Buna ihtiyacınız olacak.
Margarita Nikolaevna giyinme masasına oturdu.
Üzerinde bir sabahlıkla.
Ne söylemek istediğini bilerek notunu hızla yazdı.
Lütfen beni affet ve beni olabildiğince çabuk unut.
Senden sonsuza dek ayrılıyorum.
Beni arama, bunun bir faydası olmayacak.
Başıma gelen keder ve felaketler yüzünden bir cadıya dönüştüm.
Gitme vakti geldi. Elveda.
Bu gece, saat tam dokuz buçukta...
...kıyafetlerini çıkar...
...yüzünü ve tüm vücudunu bu merhemle ov.
Margarita parmağının ucuyla eline küçük bir parça merhem sürdü.
Oldukça güçlü bir bataklık çamuru kokuyordu.
Merhem kolayca yayılıyordu.
Margarita'nın sürmesiyle buharlaşması bir oluyordu.
Biraz ovuşturduktan sonra Margarita aynaya baktı.
Margarita Nikolaevna, her şey yolunda mı?
Nasıl...
GELECEĞE YOLCULUK
HALK İÇİN SANAT
HALK İÇİN SANAT
Kendimi tanıtayım. Benim adım Koroviev.
Işıkların neden yanmadığını mı merak ediyorsunuz?
Faturaları ödemediğimizi mi düşünüyorsunuz! Hayır. Hayır.
Efendim elektrik ışıklarını sevmiyor.
Lütfen!
Lütfen!
Beni asıl şaşırtan şey, bu alanın bu binaya nasıl sığdığı.
Bu en kolayı.
Beşinci boyutu nasıl kullanacağını bilen herkes...
...herhangi bir yeri istediği büyüklüğe genişletebilir.
İlk olarak balo kraliçesinin adının Margarita olması...
...ikinci olarak da balonun düzenlendiği yerin yerlisi olması bir gelenektir.
Umarım bu geleneği devam ettirmeyi kabul edersiniz.
Kabul ediyorum.
Buyurun.
Efendim, sizinle yatak odasında gayri resmi görüşeceği için özürlerini sunuyor.
İşte böyle.
Tamam.
Hadi, hadi.
Çekinmeyin. Lütfen.
Durum kötü Behemoth.
Ciddi ama umutsuz değil.
Lütfen, yatak odasına gelin.
Selamlar, Kraliçem.
Lütfen kusuruma bakmayın.
Selamlar, efendim.
Kan.
Kan her zaman dikkat çekicidir.
Margarita heyecanlıydı, başının döndüğünü hissediyordu...
...ve çevresinin sadece belli belirsiz farkındaydı.
Ama balo için hazırlandığı odanın siyah camdan ya da duman rengi taştan yapılmış olduğunu gördü.
Bu kolay olmayacak.
Hürmet çok önemli.
Hoşlanmadığınız biri olursa bunu aklınızdan bile geçirmeyin!
Bu hemen anlaşılır! Hiç kimse bunu affetmez!
Lütfen! Buraya basın.
Güzel ayağınızla buraya basın.
Evet, aynen böyle.
Konuklar nerede?
Gece yarısına on saniye kaldı.
Birazdan başlıyor.
Müsaadenizle Kraliçem...
...işareti vereyim mi?
Evet. Evet. Ver hadi!
Balo!
Sir Jacque ve eşi.
Kraliçem, kendisi oldukça ilginç bir şahsiyettir.
1450'de bir kraliyet metresini zehirlediğinde ün kazandı.
Majesteleri.
Çok teşekkür ederim.
Kraliçe memnun oldu.
Kraliçe memnun oldu.
Signora Toffana.
Napoli'nin genç ve çekici hanımları arasında son derece popülerdi.
Özellikle de kocalarından bıkmış olanlar arasında.
- Bir koca yük olamaz mı?! - Olur.
Signora Toffana onlara gizemli iksirler sattı.
Bu kadınlar daha sonra bu iksirleri kocalarının çorbalarına eklediler.
Ve bir gün sonra bu kadınlar kuş kadar özgürdüler.
Lütfen!
Kraliçe memnun oldu! Pekala!
- Majesteleri. - Memnun olduk!
Memnun olduk!
- Kraliçe memnun oldu! - Çok memnun olduk!
- İşte yeni konuklarımız! - Taze konuklar!
Bir bakan onlardan kurtulmak istedi.
Çünkü bazı sırları bildiklerinden emindi.
Bu yüzden sekreterine duvar kağıtlarına gizli bir zehir püskürtmesini emretti.
Çok memnun olduk, Kara Kraliçe.
Memnun olduk Kraliçe.
Kraliçe memnun oldu.
Bu ölüler nehrinin sonu yoktu.
Kaynağı olan kudretli şömine bu nehri beslemeye devam etti.
Böylece bir saat geçti ve ikinci saat başladı.
Margarita, hiç kimseyle ilgilenmiyordu. Ne düklerle...
...ne zehirleyicilerle, ne idam mahkumlarıyla, ne fuhuşbazlarla...
...ne gardiyanlarla, ne cellatlarla, ne muhbirlerle...
...ne hainlerle, ne de baştan çıkarıcılarla.
Tüm isimler kafasında karışmaya başladı.
Yüzleri tek bir leke halinde birbirine yapıştı.
Margarita'nın bacakları kendisini zar zor taşıyordu.
Her an gözyaşlarına boğulmaktan korkuyordu.
Bu da Frieda.
Bir kafede çalışırken, işvereni onu kilere kilitledi.
Ve dokuz ay sonra bir erkek çocuk doğurdu.
Bebeği ormana götürdü.
Ağzına mendil soktu ve sonra da onu gömdü.
Kraliçem, dolunay balosuna davet edildiğim için mutluyum.
Lütfen. Alın. Bu sizin mendiliniz!
Evet.
Lütfen.
Frieda! Benim adım Frieda!
Lütfen gidin. Lütfen!
Şampanya orada! İşte.
Koroviev eşliğinde, kendini yine balo salonunda buldu.
Ama artık salonda hiç dans yoktu.
Konuklar sütunların arasına çekilip ortayı açık bırakmıştı.
Görünmez bir saatin son vuruşuyla birlikte konuk kalabalığının üzerine sessizlik çöktü.
Sonra Margarita Woland'ı yeniden gördü.
Ah, Mihail Aleksandrovich.
Her şey gerçekleşti, değil mi?
Kafan bir kadın tarafından kesildi ve ben senin dairende yaşıyorum. Bu mutlak gerçek.
Ve gerçek, dünyadaki en inatçı şeydir.
Bir adamın kafası kesilince şu olacağından çok emindin:
Hayatı sona erecek, küle dönecek ve varlığı sona erecek.
Ama bu aptalca bir teori.
Benim teorim: Herkes inançlarına göre karşılığını alır.
Şimdi var olmama durumuna gireceksin.
Ve senin dönüştüğün kaseden içeceğim.
Kâse!
Kapı çalıyor!
Geliyorum! Geliyorum!
Buyurun.
Sizi Baron Meigel ile tanıştırmaktan mutluluk duyuyorum.
Herkes sizi bekliyordu! Hadi.
Lütfen.
Gelin!
Bu arada Baron, söylentilere göre...
...doymak bilmez bir merakınız varmış.
Dahası, şeytani diller "muhbir" ve "casus" kelimelerini telaffuz ediyor.
Ve sonunuzun çok yakın olabileceğini.
Bu yüzden, bunu hızlandırmaya yardım etmek için buradayız.
Bayanlar ve Baylar!
Sağlığınıza içelim!
İç!
İç! Sadece şarap.
Korkmayın Majesteleri...
...kan çoktan toprağa karıştı.
Ve döküldüğü yerde, asmalar çoktan büyüyor.
Lütfen, Kraliçem.
Oturun.
Buyurun.
Pekala, çok yorgun musun?
Hayır, Efendim.
Dolunayın gecesi bir kutlama gecesidir.
Bu yüzden, bana en yakın olanlarla yemek yiyorum.
Sen de misafirimsin.
İç lütfen.
İstediğin bir şey var mı?
Hayır. Bir şey yok, Efendim.
Ancak, hala bana ihtiyacınız varsa, istediğiniz her şeyi yapmaya hazırım.
Aferin! Doğru cevap bu.
Seni teste tabi tuttuk.
Asla kimseden bir şey istememelisin.
Asla ve hiçbir şey.
Özellikle kendinden daha güçlü olanlardan.
Zamanı geldiğinde, kendi istekleriyle vereceklerdir.
Peki, Margot.
Gecenin Kraliçesi olduğun için...
...ne istiyorsun?
Söyle, çekinme.
Çünkü soran benim.
Hadi, korkma.
Bir şey isteyebileceğim anlamına mı geliyor bu?
Elbette.
Frieda'nın çocuğunu boğduğu o mendili bir daha görmemesini istiyorum.
Yüksek ahlaki değerlere sahip biri misin?
Hayır, Efendim.
Frieda'yı istememin tek nedeni, ona umut verecek kadar dikkatsiz olmamdı.
Bu sayılmaz, Margot.
Kendin için ne istiyorsun...
...gururlu kadın?
Sevgilim Usta'nın geri gelmesini istiyorum.
Her şey eskisi gibi olsun istiyorum.
Arbat'taki o küçük bodrum katındaki yaşantımıza geri dönelim istiyorum.
Hiçbir şey asla eskisi gibi olamaz.
Ama deneyebiliriz.
Sensin.
Şüphe etme, benim.
Şimdi gerçekten de bir cadıya benziyorsun.
Ben bir cadıyım ve bundan çok memnunum.
Kimseye zarar vermiyorum, sadece bu primus ocağını tamir ediyorum.
Ve sizi uyarmalıyım ki bir kedi kadim ve dokunulmaz bir hayvandır.
Pekala, dokunulmaz konuşan kedi...
...gel bakalım buraya.
Remiz! Ateş et!
Her şey bitti.
Geri çekilin. Bu dünyaya veda etmeme izin verin.
Ağ!
Hadi!
Çıkarın şunu! Patlayabilir!
HER SOVYET EVİNE GAZ
Ne ilginç bir şehir, sence de öyle değil mi?
Ben Roma'yı tercih ederim, Efendim!
Akdeniz'den gelen kara bulutlar...
...Pilatus'un nefret ettiği şehri kapladı.
- Her şey tamam mı? - Tamam.
Vakit...
...geldi.
Vakit geldi.
Dinginliği dinle.
Dinle ve hayatında keyfini çıkarmana izin verilmeyen o şeyin keyfini çıkar.
Dinginliğin.
Ebediyen kötülüğü isteyen ve ebediyen iyiliği yaratan gücün bir parçasıyım.
USTA VE MARGARİTA
M.A. Bulgakov'un "Usta ve Margarita" adlı romanından uyarlanmıştır.
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.