All language subtitles for Chicago.PD.S12E10.1080p.AMZN WEB-DL DDP5 1 H 264-FLUX.tr

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
en English
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

- Nerede olacak? - Bilmiyorum. Daha karar vermedik.

Chicago'da olmazsa arkadaşlarım da gelebilir mi?

- Nerede olacak ki? - Belize.

Belize mi?

Belize'de evlenmemizi mi istiyorsun? Onu nereden çıkardın?

- TikTok'ta vardı. - Ne? TikTok mu?

Evet. Başka yerde evlenebilirsin,

tüm arkadaşlarım da gelebilir.

Annenle biraz daha az...

ondan istiyorduk.

Bir Miami bileti kadar.

Bu doğru olamaz.

Tamam.

- Her şeyini aldın, değil mi? - Evet.

Tamam mı?

Bak. Bilgisayarını unutma. Bugün seni almaya annen gelecek. Başımı belaya sokma.

Belize işini bir düşün.

Gerçekten.

Tamam, gerçekten düşüneceğiz. Tamam mı? Seni seviyorum. İngilizce'de iyi şanslar.

- Seni seviyorum baba. - Hoşça kal tatlım.

Belize mi?

Evet, galiba TikTok'ta falan görmüş, bu arada onu da konuşmamız lazım.

Evet.

Neyse, fiyatını falan bile öğrenmiş.

Arka bahçede evlenirsek çocuk hayal kırıklığına uğrayacak.

Müsait biri var mı?

Üçüncü duyuru.

- Bir kontrol talebi var... - Evet, öyle olacak.

- 134. Cadde. - Hey, kahve ister misin? Kendime alacağım.

Yok, istemem. Aslında,

bir saniye, tamam mı?

Öncelikli görevler.

Onu biraz beklemen lazım.

Komiserim, bir saattir bekliyoruz.

Boşa çıkan adamın olursa, lütfen gönderir misin?

Hey, merkeze ne kadar yakınsın?

On dakikaya orada olurum.

Neyse, devriyede personel eksiği var. Bir kontrole yardım edeceğim. Tamam mı?

- Olur. Komisere söylerim. - Tamam.

50-21 Ida, 134 numaradaki kontrol işine gidiyorum.

Anlaşıldı Ida.

Günaydın.

Polisler artık cipe mi biniyor?

Evet, bazılarımız.

Ben Memur Ruzek, 911'i sen mi aradın?

Evet, saatler önce.

Ev arka tarafta.

Durum kontrolü istemişsin. Öyle mi?

O ne, bilmiyorum.

911'deki kadına kavga ettiklerinden beri eve giren ve çıkan görmediğimi söyledim.

- Kim kavga etti? - Orada yaşayan çift.

Susmaları için gidip kapıyı çaldım,

orada yaşayan adam kapıyı açıp beni tersledi.

Tamam. Kavga ne zamandı?

Dünden önceki gece galiba.

Bu sabah gidip kapıyı çaldım.

O zaman evdeki her şeyin kırıldığını gördüm.

Buradaki mi?

- Evet. - Burada kim yaşıyor?

Adamın adı Peter. Diğerlerini tanımıyorum.

Kız arkadaşı ve iki kızı var.

Tamam, çok teşekkürler beyefendi. Bundan sonrasını ben hallederim. Sağ ol.

Chicago Polisi durum kontrolü. Kapıyı açın.

Chicago Polisi. Kimse var mı?

Chicago Polisi durum kontrolü.

Tanrım.

Merhaba.

Ben Memur Ruzek. Polisim.

Sen kelebek polisi misin?

Hayır, hayır. Chicago Polisi.

Al, şuna bak. Rozetim bu.

Gördün mü?

Havalı, değil mi?

Komşunuz iyi misiniz diye size bakmamı istedi.

İyi misin?

Yanına oturabilir miyim?

Bunlara bayılırım.

Neden bilmem,

ama izlemesi güzel, değil mi?

Evet.

Bir süredir burada mı oynuyorsun?

Bekliyorum.

Ne bekliyorsun?

Babamı.

Beklemeni mi söyledi?

Hayır. Ama beklememi isterdi.

Tamam, anladım.

Ben Adam.

Senin adın ne?

- Zoe. - Zoe, ne güzel bir isim.

Memnun oldum.

Zoe, birlikte bekleyebilir miyiz?

Bugün hava çok güzel,

dışarıda bekleriz diye düşündüm.

Hem senin iyi olmanı, güvende olmanı sağlarım.

Güvende olmanı çok isterim.

Senin için uygun mu?

Ne dersin ufaklık?

Tamam. Tamam.

Merhaba.

Kız nasıl?

Bilmiyorum. Kötüydü.

Onu bir ambulansa bindirdim, muayene için hastaneye gidiyor.

Ama çok... Kendini kaybetmiş.

Sekiz yaşında,

bir süredir içerideymiş.

Cinayetlere tanık olmuş mu?

Emin değilim,

çok konuşturamadım. Soru sormaya çalışınca, içine kapandı. Babasının kızacağını söyledi.

Yatak odası kapıları kapalıydı, en azından cesetleri görmemiştir diye umuyorum.

Evet, kim bunlar?

Burayı Peter Cassidy kiralamış.

Sekiz aydır burada yaşıyor, kirayı nakit ödüyor.

Park sahibi sabıka kaydı istememiş.

Şimdi Peter'ın evraklarını arıyor.

Peter'ın kız arkadaşı da varmış. Judith.

Ve iki çocuk. Sara ve Zoe.

Fotoğraf yok mu?

Hayır. Özel eşya hiç yok gibi.

Tamam. Oradaki bıçak, mutfaktaki sete uygun.

Tahmini ölüm saati?

İlk incelemeye göre, en az 36 saat.

Bu komşunun duyduklarıyla tutarlı.

Tamam, ne yani? Aile içi kavga büyümüş mü?

Çift kavga etmiş, çocuk arada mı kalmış?

Annenin yaraları saldırıyla tutarlı.

Çocuğunki kasıtlı gibi.

Peter hakkında bir ipucu var mı?

Henüz yok. Bir sürü Peter Cassidy var, kesin kimlik lazım.

Komşular siyah kamyonete bindiğini söyledi.

Duyuru yaptırdım.

Cinayet masası bekliyor.

Bunu paslamayacağız, değil mi?

Hayır.

Hayır, bu bizim.

- Hey. Bir sorun var. - Neymiş?

Park sahibi, Peter'ın evraklarını buldu, verdiği kimlik ve sosyal hizmet numarası bu.

Sorun şu, bu numara 20 yıl önce altı yaşındayken

Wyoming'de ölen bir Peter Cassidy'ye ait. Bu kimlik sahte. Hepsi sahte.

Tamam, peki faturalar?

Hepsi aynı isim adına.

Aslında kim olduğunu bilmiyorum.

- Tamam, DNA ve parmak izi testini hızlandırın. - Anlaşıldı.

Zoe'yle konuşmalıyız.

Tamam.

Tamam, Zoe iyi miymiş?

Tamam, güzel. Merkeze geldim.

Bir ricam var.

Oraya gidince onu da getir, olur mu?

Evet, sağ ol.

Baba?

Merhaba. - Adam.

Ne işin var burada?

İyi misin? - Evet, evet, tabii.

Evet.

Sürpriz yapmak istedim.

- Florida'dan mı geldin? - Evet.

Seni görmek istedim. Olur mu?

Tabii ki, evet.

Ama sürprizin işe yaradı, o kadar.

Bunlar senin mi?

- Evet, evet. - Tamam.

- Evet. - Yukarı çıkalım.

Tamam.

- Hiç beklemiyordum baba. - Evet, biliyorum.

Sürpriz ziyaret mi?

Evet, uzun zamandır görüşmedik.

- Disko Bob. - Merhaba!

- Emeklilik nasıl gidiyor? - İyi, iyi.

Bunları özledim ama. İşi özledim.

- Öyle mi? - Merhaba.

Ben Bob Ruzek. Memnun oldum.

- Merhaba, ben Kiana. - Bu adamın babasıyım.

- Geleceğini bilmiyor muydun? - Bilmiyordum. Yoksa söylerdim.

- Tamam. - Onu tanıyorum, bu iyi olmayabilir.

Devriye Zoe'yi getirdi.

İlk konuştuğu kişi bendim.

Sen git o zaman. O burada benimle takılır, Mack'i almaya birlikte gideriz.

- Öyle mi? - Evet.

İlk seninle konuştuysa, onun için daha iyi.

Baba, biraz işim vardı.

Bir sorguya girmem lazım.

Bir süre Mack ve Kim'le takılır mısın?

- Evet, çok isterim. - Olur mu?

Memnun oldum.

- Memnun oldum. - Sana kahve alalım Bob.

Burada olmak tuhaf, değil mi?

Babam orada beklememi isterdi.

Bak,

bazen anne babaların bile beklemediği şeyler olabilir.

Baban güvende olmanı isterdi.

Yanında olmasını isterdin, değil mi?

Ben de onu bulmaya çalışıyorum.

Bana bir şey söylersen, başın derde girmeyecek.

Bu baban mı?

Nerede olduğunu biliyor musun?

Hayır.

Tamam, peki.

Evde nasıl tek başına kaldın?

Oynamak için çıktım.

Eve geldim,

kimse yoktu.

Sen de bekledin mi?

Ne kadar bekledin? - Çok bekledim.

Gece oldu. - Gece mi oldu?

Uzun bir zaman.

Vay be.

Ondan önce annenle babanı kavga ederken gördün mü?

Hayır.

Sen beklerken,

annenlerin yatak odasına girdin mi?

Hayır, neden gireyim ki?

Bilmem.

Anneni veya babanı aramak için?

Hayır. Ama o annem değil.

Anneciğim. O yeni.

Tamam. Ne demek yeni?

Anneciğim yeni. Anne eskisi.

Sonra Ana ve Annem vardı.

Yani onlar farklı insanlar mı?

Bir sürü annen mi oldu?

Ve kardeş. Ama bir tek babam var.

Babanın adı ne?

Peter. Peter Cassidy.

Başka isimleri de var mı?

Dan.

Astronotken adı Joseph'ti.

Altın ararken Gerald.

Ve Peter, Peter Cassidy.

Zoe...

Diğer annelerin ve kardeşlerin şimdi nerede?

Kelebek bulutu yediler.

Şimdi hepsi öldü.

Kelebek bulutu mu?

Bilmiyorum. Ondan sonra sustu,

yani uydurdu mu, bilmiyorum ama babasını dolandırıcı gibi anlattı.

Anlattığına göre, en az dört ismi, bir sürü eşi var.

Onlardan çocuğu oldu mu, veya onunla tanışmadan önce

çocukları var mıydı bilmiyorum. - Şimdi yerini bilmiyor mu?

Hayır.

DNA ve parmak izi sonuçları çıktı.

Peter Cassidy'nin parmak izi sistemde yok, bu adam hiç tutuklanmamış.

Judith, Ohio'dan Judith Hill'le eşleşti.

Diğer kurbanı Judith'in kızı Sara.

Ama Zoe'nin DNA'sı hiçbiriyle tutmadı.

Nasıl yani?

Aile olarak eşleşmedi.

Onların çocuğu değil.

Bu Judith Hill.

Kızı Sara'yla birlikte 11 ay önce Canton, Ohio'da kayboldukları bildirildi.

- Şikayeti kim yapmış? - Judith'in ebeveynleri.

Peter diye yeni bir erkek arkadaşı olduğunu, birlikte kaçtıklarını söylemişler.

Adam onlara tuhaf gelmiş.

Ona güvenmemişler. Sadece bu fotoğraf varmış.

Peter Zoe'yi kızı olarak mı tanıtmış?

Evet.

Tamam. Tüm kayıp çocuk şikayetlerine bakın,

Zoe'yle eşleşen çıkabilir.

Peter'ın yerini öğrenene kadar elimizdeki tek ipucu bu kız.

Tamam, sabah onunla yeniden konuş.

Peki amirim.

Hey, çocuklar.

Babam geldi. Kim bütün gün onunlaydı. Artık benim de...

- Git. - Öyle mi?

Evet. Biz geç çıkarız.

Hadi git. - Sağ olun çocuklar.

Bana 21 oynamayı öğretti, odadan çaktırmadan kaçmayı da öğretecekmiş.

- Hayır, öğretmeyecek. - Pijama Mack. Hadi.

- İşte burada. - Hadi, hadi.

- Nasılsın? - Çok iyiyim.

- Bitti mi? - Evet.

Dava nasıl?

Giderek tuhaflaşıyor.

Zoe onun gerçek çocuğu değil.

Ne?

Evet, DNA'sı tutmadı.

Bence Zoe gerçek adı olmayabilir.

İsimsiz biri gibi.

- Ne yani, kaçırılmış mı? - Her şeyi düşünüyoruz.

Sabah tekrar konuşacağım.

Ona babam deyip duruyor.

Galiba buna inanıyor.

Böyle bir davam olmuştu.

- Öyle mi? - Yıllar önce.

Sokakta küçük bir kız buldum,

altı yaşında falandı.

Ayakkabılarında kan vardı.

Meğer tüm ailesi öldürülmüş.

O da oradaymış, kaçmış.

Meğer kızın babası ve yeni kız arkadaşı onu kaçırmış.

Mutlu bir aile istemişler

ve onu kaçırıvermişler.

Ne?

Aynen böyle bir davaya mı baktın?

Evet, neden? Niye öyle baktın?

Mack'in durumuna çok benziyor.

Biz de onu öyle bulmuştuk, değil mi?

Aynı şey.

Dede, kitap okumak ister misin?

Bir bölüm okuruz.

Evet. Evet, isterim.

Kesinlikle.

Kitabı okuyalım.

Hangi bölümü istersin?

Dün gece iyiydi, iyi uyudu.

Diğer çocuklar bugün okula gitti,

sizi rahatsız etmezler.

Bana ihtiyacı olursa buralardayım.

Tamam, sağ ol.

Çocuğum güzel resim yapamadığımı düşünüyor.

Ağaçlarım havuç gibi oluyormuş.

Ben kızımla altı yaşındayken tanıştım.

İnsanlar hep bunu unutuyor.

Birinin ailene girmesi için onu doğumundan itibaren tanıman gerekmez.

Babanla sen de öyle misiniz?

Babanla ne zaman tanıştın?

- Bilmiyorum. - Tanışmanızı hatırlamıyor musun?

Hayır.

Peki

yaşadığın yer?

Hep onunla o karavanda mı yaşıyordunuz?

Zoe, burada mı yaşıyordun? St. Louis'te mi?

Öyle mi?

St. Louis'te kiminle yaşıyordun?

Sherry.

Sherry, tamam. Sherry. Çok güzel.

Sadece Sherry mi? - Ve Meg.

Tamam.

Tehlikedeki Kayıp İnsanlar

Zoe, peki ya annen?

Bir de annen mi vardı? Neredeydi bu?

Angie ve ikizler mısır tarlasından çıkamadı.

Kayıp anne ve iki çocuğu, tehlikede olabilirler

Ama kelebek bulutu yiyip öldüler.

Gitmek zorunda kaldık.

Angie ve ikizler öldü mü?

Başka kiminle yaşadın Zoe?

Blair ve Grant.

Onlar da kelebek bulutu yedi.

Kelebek bulutu yemek ne demek?

Öyle ölünür.

Tamam, ben pek anlamadım.

Kelebek bulutu ne?

Kötü bir şey değil, acıtmıyor.

Onu yiyorsun, seni tıkıyor

ve cennete uçuyorsun.

Tamam.

Her seferinde Peter farklı bir isim kullanmış. Kalacağı yeri hep nakit ödemiş.

Hep bir ila üç yıl bekâr annelerle çıkmış,

hep aileleriyle arasını bozmuş, sonra kaybolmuşlar.

Onlardan hiç iz yok.

Zoe'ye göre hepsi ölmüş.

Onları öldürmüş.

Yani bir seri katil bulduk diyorsun.

Aynen öyle diyorum.

Tüm bu kadınlar, bu çocuklar, bir kalıba uyuyor.

Aileleriyle ilişkileri kötü, paraları yok, stres çok.

Peter burada çıkıyor, ihtiyaçlarını karşılıyor

ama teker teker bu kadınlar, bu çocuklar kayboluyor ve baştan başlıyor.

Adam.

Baban aşağıda.

Tamam, hemen geliyorum.

Hemen gelmen lazım. Otoparkta.

Bir şey... Hemen gelmen lazım.

Beyefendi, inmen lazım.

Sürekli aynı şeyi söyleyemem. Bu araba benim üzerime kayıtlı. Lütfen inin.

Hey. Patron, ne oluyor?

Arabamdan inmiyor.

- Git buradan! - Baba.

- Hey! - O benim babam, tamam mı?

Ben konuşayım.

Özür dilerim. Biraz izin ver, olur mu?

Sağ ol.

Ne yapıyorsun sen? Ne yapıyorsun?

- Devriye arabamı alıyorum. - Ne?

Nesi var bu insanların?

Hey, biraz bana bak.

Sarhoş musun? - Sar... Ne? Hayır, değilim.

Sadece ben... Şeyi aldım...

Baba.

Hey.

Baba.

Beni korkutuyorsun.

Ne oluyor? Sorun ne?

Çocuk...

Of, özür dilerim. Bu şekilde söylemek istemezdim.

Ne söyleyeceksin?

Bir planım vardı.

Planım vardı.

Konuşma hazırladım.

Şey istedim...

Hafta sonu kalıp güzel anılar biriktirmek.

Baba, baba... Ne söyleyeceksin?

Ne söylemek istiyorsun?

Alzheimer oldum.

Hayır, daha ilk aşamalarda.

Yani, işte... Arada sırada bir şeyler unutuyorum,

ama benim yaşımda herkes gözlüğünü kaybeder.

Teşhis ne zaman koyuldu?

Yaklaşık...

Herhalde... - Baba, önemli değil.

Doktoru arayabilirim.

Hayır, hayır, hayır. Hatırlıyorum.

Hatırlamam için fırsat ver.

Herhalde üç ay önceydi.

Tamam. Üç ay mı? Üç ay uzun bir süre mi?

Bu konuda bilgim yok.

Nasıl ilerliyor?

Fena değil. İdare ediyorum.

Kopya kağıtlarım var. Rutinlerim var.

Bunu gayet iyi idare ediyorum.

Buna çok sevindim. Peki ya...

Sonra?

Florida'da bir tesis var, ben seçtim.

Zamanı gelince oraya gideceğim.

- Baba... - Ama Adam, ona daha çok var.

Daha çok var.

- Merhaba. - Merhaba.

- Her şey yolunda mı? - Evet. Evet. Çene çalıyoruz.

Bir haber geldi.

Git.

Kalabilirsin.

Çıkacağımı haber vermek için geldim.

Hayır, hayır, hayır. Git.

Adam, bu küçük bir çocuk, sen yapmalısın.

- Ben idare ederim. Burada takılırım. - Evet. Adam, git.

Zaten Florida hakkında soracaklarım var. Ama sadece kötü şeyler.

Randall oradan devremülk almak istiyor. Ben hiç istemiyorum.

Git. Git. - Tamam.

Ne oluyor?

Ne haberi geldi?

Evet, tamam.

Peter Cassidy'nin tanıdığı Jack Weiland'ı bulduk. Weiland'ın fotoğrafı

kayıp kadınlardan ikisinin sosyal medya hesabında çıktı.

Peter'ın çoklu kimliklerini biliyor mudur?

Evet. Ve Weiland'ın sabıkası var.

Çek sahteciliği, saldırı,

daha da önemlisi, sahte ruhsat ve sosyal güvenlik numarası satarken yakalanmış.

- Yani Peter'ın belgelerini hazırlıyor. - Evet, tahminimiz öyle,

umarım Peter'ın gerçek adını biliyordur. Ve Chicago'da sahtekarlıktan aranıyor.

- Weiland'ın bilinen son adresi belli mi? - Neredeyse. Trafik kameralarında bulduk.

Weiland'ın adına olan araç bu hafta dört kere

Gage Park'ta bilinen bir oto kasabında görülmüş.

Dedektifler orayı sahte plaka ve ruhsat hazırladığı için mimlemiş.

Güzel.

- Weiland'ın arabası. - Evet, plaka uyuyor.

Tamam, ben Weiland'ın arabasını izleyeceğim.

Ocean, sen arkaya git. Sen de öne gitmek ister misin?

- Evet. - Tamam.

Merhaba. Memur Ruzek, Chicago Polisi.

Bir çalışanı arıyorum. Jack Weiland.

Hiç duymadım.

Öyle mi? Arabası dışarıda.

Burası otomobil atölyesi canım. Bir sürü araba var.

Tamam.

Hey, oraya giremezsin.

Kibarca denedik canım.

Hey! Chicago Polisi!

Birini arıyoruz, Jack Weiland.

Jack Weiland'ı gördün mü? - Hayır.

Weiland?

Hey, mavi tulumlu, in arabadan.

Yüzünü göster.

Şimdi herkes maskeleri indirsin.

Bandananı çıkarır mısın?

Maskeni açar mısın?

Weiland'ı gördünüz mü? Jack Weiland?

Hayır mı?

Dostum.

Pardon.

Weiland'ı bulduk, kaçıyor, ön tarafa geliyor.

Çekil, çekil, çekil!

Polis!

Jack Weiland, motoru kapat ve hemen aşağı in!

Chicago Polisi! Araçtan in!

Araçtan in!

Araçtan in! Hemen! Motoru durdur!

- Ellerini kaldır! - Eller!

- Eller! - Eller!

Ellerini kaldır!

İn arabadan.

Ellerini arkaya uzat. Eller arkaya.

İşte böyle.

O dükkanda çalışıyorum. Soru sormuyorum.

Arabaların nereden geldiğini, nereye gittiğini bilmem.

- Sence çalıntı arabalar için mi geldik? - O zaman ne işimiz var burada?

Peter Cassidy'yi soracağız.

O kim?

Yapma bunu.

Bunu hatırlamıyorum.

Pardon, hatırlamadın mı?

Bu insanlar kim bilmiyorum.

Bilmiyor musun, bilmek mi istemiyorsun?

Bu Judith Hill'in Facebook sayfasından.

Eskiden çok içerdim. Tamam mı?

İçim geçerdi. Hafızam çok kötü.

Tamam, Judith öldü.

İki yaşındaki kızı Sara da.

O konuda bir şey bilmiyorum.

Tamam, bildiklerini konuşalım.

Ethan Spivey. Peter bu ikisini öldürürken kendini böyle tanıtıyordu.

Ne dediğini anlamıyorum.

Bu fotoğrafa bir bak.

Arka plana bak.

Şuradaki adamı gördün mü? Tanıdın mı?

Çünkü o sensin.

- Öyle diyorsan öyledir. - Öyle diyorum. Yüz tanıma yazılımımız da öyle diyor.

Özür dilerim. Hiçbirini hatırlamıyorum.

Bu bahaneye mi sarılacaksın?

Hatırlamıyor musun? İki fotoğraf var, iki farklı zaman.

Bu insanları hiç hatırlamadığına inanmamı mı istiyorsun?

Bu kadınları hatırlamıyor musun? Çocuklarını hatırlamıyor musun?

Peki Peter'ın kızım dediği küçük kız? Zoe?

Onu hatırladın mı?

Fotoğraflarda sen varsın, ona sahte kimlik verdiğini biliyoruz.

Ve sen burada oturup hiçbirini hatırlamadığını mı söyleyeceksin?

- Adam. - Planın bu mu?

Bana bununla mı geleceksin?

Ölmüş çocuklar varken hatırlamıyorum mu diyeceksin?

- Adam. - Fikrin bu yani!

Adam, hey.

- Sakin ol. - Ben iyiyim.

Onu yanlış yorumladım.

Ben iyiyim. - Öyle mi?

O şerefsizi teşhis edebilecek tek insan bu.

Ama o da korkaklık ediyor.

Peter'dan korkuyor.

Ona bizden daha çok korkması için sebep verelim.

Bize bir koz lazım.

Evet.

Git bul.

Peki amirim.

- Bu benim olabilir mi? - Evet, tabii ki. Evet. Sana aldım.

Kızım seçmeme yardım etti. Onda da benzeri var.

Peluş köpeğiyle uyumayı seviyor, onu koruyormuş.

Sana birkaç soru daha sorabilir miyim?

Üzgün müsün?

Ben mi?

Evet, üzgün görünüyorsun.

Hayır.

Galiba biraz üzgünüm.

Biraz da endişeliyim.

Babam hasta olmuş.

Üzüldüm. İyileşecek, değil mi?

Eminim iyileşir. Evet.

Sorduğun için sağ ol.

Şimdi ben sorabilir miyim?

Benim için şuna bakar mısın?

Buradaki adamı tanıdın mı?

Babanın arkadaşı mıydı?

Bu Kaptan Jack.

O da astronot.

Süper. Yani babanla birlikte mi çalışıyordu?

Onları hiç iş konuşurken duydun mu?

Ben ve Jack'in kız arkadaşının yanında konuşmazlardı,

çünkü işleri çok gizliydi.

Anladım.

Yani Jack'in kız arkadaşı mı vardı?

Kız arkadaşı bu mu?

Evet. Rita.

Rita da astronot muydu?

Rita zengin ve ünlü bir dansçı.

Tamam. Dans etmek için para mı alıyordu?

Erkekler para veriyordu.

Onların malikane ve şatolarında pijama partisine gidiyordu.

Rita kaç yaşında?

Yaşlıydı. 23 yaşında.

23.

Veya 40.

- Başka bir şey hatırlıyor musun? - Çok şikayet ederdi.

Liseye gitmekten nefret ediyordu.

Tamam.

Belli ki reşit değilmiş,

yani kimliğini gösteren bir şey olursa,

Weiland'ı konuşturmak için koz olabilir.

Adam.

Bıçağını ver.

Suç laboratuvarındaki analistler hard diskini kopyaladı.

Bunlar sahte ehliyet,

doğum belgesi, kimlikler için şablonlar.

Genelde reşit olmayan kızlar için.

Evet, sahte kimlik sattım.

Bira almak isteyen çiftlik kızlarına.

Onu tanıdın mı?

Hayır.

Bu Rita Cortese.

Ohio'daki polisler, onu reşit olmayan 30 kızla birlikte

bir striptiz kulübünde bulduğunda

16 yaşında olduğunu söyledi. Striptiz ve fuhuş yapmaya zorlanmış.

Şimdi tahmin et, üzerinde hangi kimlik vardı?

Hangi kimlikle eyalet sınırını geçti?

Senin verdiğin sahte kimlikle.

Bu, eyalet dışında reşit olmayan biriyle

seks kaçakçılığıdır, federal suçtur.

Rita artık bu işleri bıraktı.

Bizimle konuşmak istiyor.

Şu anda federaller seni gözaltına almak üzere geliyor.

Ne? Hayır, hayır, hayır.

Sahte kimlik yapmış olabilirim.

Ama onu ne için kullandığından haberim yok.

Yalan söylüyorsun.

Şu anda, burada, arkadaşın

Peter Cassidy'yi hatırla.

Ve çabuk ol, çünkü olmazsan yemin ederim,

sahte kimlik verdiğin tüm küçük kızlar için

seks kaçakçılığıyla

suçlanmanı sağlarım.

30 yıl yatarsın.

Neyi bilmek istiyorsun?

Jack Weiland bize Peter'ın gerçek ismini söyledi.

Thomas Cronin, C-R-O-N-I-N.

Doğma büyüme Güney Illinois'li.

Weiland'la aynı sokakta büyümüş.

Liseden sonra yolları ayrılmış. Birkaç yıl sonra Cronin Weiland'ı Indiana'da bulmuş,

yardım istemiş, yeni biri olmak istiyormuş.

O zaman Weiland ona yeni bir kimlik vermiş. Ethan Spivey.

Weiland'a göre Cronin için bekâr anneler

evcilik oyununda idealmiş. Yalnız ve savunmasız.

Aile yaratmayı seviyor gibi.

Ama çok sürmüyor.

Tamam. Peki ya Zoey?

Weiland, Indiana'da Cronin'in yanında olduğunu söyledi.

Zoe'yi kızı olarak tanıtmış,

ama nereden geldiğini, kim olduğunu bilmiyor.

Cronin'in onu gerçekten sevdiğini söyledi.

Bir şey buldum.

Cronin'in annesi Peggy Chicago dışında, Oakmond'da yaşıyormuş.

On yıl önce ölmüş,

ama ev Thomas Cronin adına bir fona kalmış.

Ve daha geçen hafta tüm faturalar tamamen ödenmiş.

Orada saklanıyor olabilir.

Bu fazlasıyla yeterli. Gidelim.

Hadi.

Yukarı çık.

- Hazır mısın? - Evet.

Gel.

Boş.

Üst kat boş.

Ahır boş.

Tamam, kimse yok.

Tamam, bu evi tepeden tırnağa arayacağız.

Bizi Cronin'in yerine veya şu anki kimliğine götürecek her şeyi arıyoruz.

Fatura, fiş, bilet koçanı, ne olursa.

Bir şey bulamazsak, saklanacağız ve geri dönmesini umut edeceğiz.

Hadi.

Ben Komiser Hank Voight,

rozet numarası 32419, İstihbarat.

Şehir sınırları dışındayım,

County Yolu, 3489 numara.

Kadavra köpeği, mobil suç laboratuvarı ve kazı ekibi lazım.

Mezarlar bulduk.

Delil

Memur Ruzek?

Meg Scanlon, dört yaşında. Annesi Sherry Scanlon.

Sağ ol Donny.

Sağ ol.

Evet, teşekkür ederim.

Evet, son kalıntıların DNA'sı Blair Gladsky'yle eşleşti.

Diş kayıtları da tutuyor.

Adli tabip, maktullerden birinin adem elmasına bağlı bir lif izi buldu.

Yastıklarda bulunan bir lif.

Kumaş, Kelebek diye bir şirketinkiyle eşleşiyor.

Galiba Zoe kelebek bulutu derken bunu kastediyordu.

Onları boğuyordu.

Galiba bunu gördü.

Cesetlerin hiçbirinin DNA'sı Zoe'yle uymuyor.

Annesi orada değil.

Peki kim bu kız?

Cronin neden onu öldürmedi?

Herhalde Judith ve Sara'yı da böyle öldürmek istememişti.

Değil mi? Kavga ederlerken oldu.

Ama neden Zoe'yi bıraktı?

Onun için ne ifade ediyor? Kim bu kız?

Kendi adını bile bilmiyor. Gerçek adını.

Kim bu kız?

Bilmiyorum.

Öğreneceğiz.

Ama bugün değil.

Bak, adam akıllı,

herhalde başka şehirdedir, yeni belgeler.

Tüm kurumlara haber vereceğim, aramaya devam edeceğiz ama uzun sürecek.

Biraz zaman alacak.

- Acil arama duyurusu yapacağım. - Hayır, hayır. Ben yaparım. Sen eve git.

- Ben... - Git babanla görüş.

İnan bana, bu yarın da burada olacak. Git.

Sağ ol patron.

Kahretsin!

Baba?

İyi misin?

Dandik şey.

Baba. Merhaba.

Merhaba. Evet, gelsene.

Bu aptal ucuz jiletler. Bunları sattıklarına inanabiliyor musun?

Şuna bak. Bak. Kesmiyor.

- Baba. - Kesmiyor.

- Güvenlik kapağı kapalı. Ben yapayım. - Tamam, ben hallederim.

Ben yaparım.

Baba, bana bırak inatçı keçi.

Bırak.

İlk aşamaları değil, değil mi?

Önümüzdeki ay o tesise gideceğim.

Hayır. Buraya taşınacaksın.

- Hayır. - Evet.

Hayır, hayır, hayır. Bak, çok naziksin.

Gerçekten. Ama ben hiç...

Kim'le konuştum. Bitti.

Adam, giderek kötüleşecek.

Çok kötü olacak.

Ne yapacağımı hatırlamayacağım.

Seni bile tanımayacağım.

Beni öyle görmeni istemiyorum. - Umurumda değil.

Hayır deme.

Eve gelecek,

ailenle olacaksın.

O kadar.

Bunu sonra

söylemeyi unutabilirim, o yüzden şimdi söylüyorum, tamam mı?

Seni seviyorum.

Seninle gurur duyuyorum.

Teşekkürler baba.

Bu hikaye kurgudur. Gerçek insan, varlık veya olaylar anlatılmamaktadır.

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.