All language subtitles for Chicago.PD.S12E09.1080p.AMZN WEB-DL DDP5 1 H 264-FLUX.tr

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian Download
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish
es-419 Spanish (Latin American) Download
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

Memur Torres'in muhbiriyle yasak cinsel ilişkisi oldu.

Dedektif Burgess biliyordu.

Ekibin iki gündür bu olayı örtbas etmeye uğraşıyor.

Gizli göreve gitmeden önce bu önemli bilgiyi söyleme ihtiyacı duymadın mı?

Söyleyecek bir şeyin yok mu Komiserim?

Hayır, bence sen İç İşleri'nin neden Memur Torres'i

tutuklamaya gelmediğini açıkla.

Neden buradasın?

Seninle arkadaş olmak istiyorum.

Gönderdiğim özgeçmişlere baktın mı?

Hayır.

Baba. Ne demek hayır?

Dört hafta oldu.

Öğleden sonra ve cumaları Annie geliyor.

Gerisini sen yaparsın.

Bunu konuştuk.

Yapma, bu yeni iş yüzünden eskisi kadar sık gelemem.

ISU'dayken de hiç gelemezdin.

İdare ettim.

- Evet, üç çalışanın daha vardı. - Evet.

Bir elemana verecek paramız var mı?

Evet, var.

Hep ikimiz vardık, tamam mı?

İdare ederiz.

Tamam.

Bugün işe gitmem gerek. Ben artık çıkayım.

- Bugün cumartesi. - Biliyorum, ama yeniyim.

Ekstra mesai yapmaya çalışıyorum.

Bir şey mi diyeceksin?

Hayır kızım.

Dikkatli ol.

Seni seviyorum. - Ben seni daha çok seviyorum.

Şu özgeçmişlere bak.

Ne yapıyor bu salak?

Hey! Hey! Arabadan çıkma!

Şimdi arabadan çıkma. İçeri gir.

Ben polisim. İçeri gir.

50-21, LaSalle ve Pope köşesinde çok araçlı kaza var. İyi misin?

Aracınızdan çıkmayın lütfen.

Hemen ambulans ve itfaiye gönderin. Çok yardıma ihtiyaç var.

- Anlaşıldı 50-21. Ambulans geliyor. - Hanımefendi, ben polisim. İyi misin?

O cip. Gördün mü?

- Gördüm. Gördüm. - Nereden çıktı hiç...

- Yaralı mısın? - Ne yapacağımı bilemedim.

Ben hiç... - İyisin.

- Ben... İyiyim. - Biliyorum.

Biliyorum. Bir bakayım, olur mu? Ben bir bakayım. Ben bir bakayım.

Tamam, burada durman gerek.

Sağlık ekipleri geliyor. Hey! Geri dön!

Ben polisim! Arabaya bin.

Yardım geliyor. Hemen!

- Ona bakıyordum. - Hemen arabana bin.

Hey, ben polisim. Ben polisim.

Hareket etme, tamam mı? Hareket etme dedim!

Sabit durman lazım. Hayır, hayır, hayır.

Olduğun yerde kal. Sabit durman gerek, tamam mı?

Oldu mu? Hey, aracında sıkışan bir sivil var.

Ciddi yaralı. İtfaiyeye bildirin lütfen.

Gitmem gerek.

Hayır, hayır, yanındayım. Yanındayım.

Bir bakayım. - Hayır, zamanım kalmadı.

Hey, hey. Sabit durman gerek. Vaktin var.

Sabit durmazsan sana yardım edemem.

- Anlamıyorsun. Ailem için. - Sabit dur. Ben...

- Ailem için. - Biliyorum, biliyorum.

Tamam, tamam, tamam. Geçecek, geçecek. Tamam.

Lütfen sabit dur, tamam mı? Lütfen.

Hey. Gelin!

Yardıma ihtiyacım var. Ben polisim.

Arabasına sıkıştı. Hareket etmeye çalışıyor. Engel olamıyorum.

Tamam, biz hallederiz. Kenara çekil.

Anlamıyorsunuz. Ailemi kaçırdılar.

- Evet, ben... - Ne?

Hanımefendi. Çekilin önümüzden.

- Aileni kim kaçırdı? - Karım ve çocuklarım.

Önümüzden çekilin.

Durun. Bir dakika.

Sana boyunluk takacağım, tamam mı?

Lütfen hareket etme. Bir şey yok.

Hey! Hey, hey, hey, hey.

Karını kim kaçırdı? Adı ne?

Hadi, benimle kal. Hey!

Neden karının tehlikede olduğunu düşünüyorsun?

Karını ve çocuklarını en son ne zaman gördün?

Bu çanta ne için?

- Karım... - Ne oldu karına?

Çocuklarım.

- Karın ve çocuklarına ne oldu? - Fidye.

Kaçırma ve fidye mi?

Bu para onun için mi? Fidye mi? Tamam. Çocuklarını kim kaçırdı? Hadi ama.

Çekil, götürüyoruz onu.

Yardım et. Cevap ver.

Kim kaçırdı? Hadi, söyle! Çocuklarını kim kaçırdı? - Götürün onu!

- Kim kaçırdı? - Yavaş, yavaş.

Bir, iki, üç.

Hey, aileni kim kaçırdı, biliyor musun?

- Para istiyor. - Anladım.

Fidye istediler. Onu anladım. Kim olduklarını biliyor musun diye sordum.

Hayır, bilmiyorum.

Tamam, tamam.

Aileni kaçıranı tanımıyorsun.

Ne talep ettiler peki?

Ne istiyorlar? - Tansiyonu düşüyor.

- Onlar... - Onlar ne? Onlar ne?

Hadi, benimle kal. Benimle kal.

Benimle kal.

Söylediklerin yeterli. Onları bulacağım. Duydun mu beni?

Onları bulacağım. Söz.

Söz.

Erkek kurban, trafik kazasında şiddetli baş ve beden yaralanması.

Yolda fenalaştı. - Ne zamandır bilinci kapalı?

Dört dakika.

İki kere şok verdik, hâlâ bir şey yok.

Hemen acil destek arabası getir, epi hazırla.

Bana hemen bir...

Hey.

Başka bir şey dedi mi? - Yeni bir şey yok.

Bilinci bir daha açılmadı.

Sonra öldü.

Fidyeyi teyit etti mi?

Kiana?

Hey, al.

Bunu al.

Al bakalım.

Hey.

Fidye istendiğini teyit etti mi?

Evet.

Ama başka bir şey söyleyemedi.

Kimliğini cüzdanından buldum. Adı Gregory Miller. Şehir merkezinde yaşıyor.

Karısı ve iki çocuğu var. - Tamam, iyi.

Hadi.

Şimdi sen bilgi merkezini ara, karısının numarasını al, belki telefonu hâlâ açıktır.

Sonra araçları için anons yaptırırız.

Adam, olay yerinde misin?

Evet. Evet, buradayız.

Spor çantasının içinde nakit 22 bin dolar var.

Çok pahalı görünen mücevherler de var.

Arabada silah yok.

Fidye yeri hakkında ayrıntı yok.

- Telefonunu buldunuz mu? - Evet, bulduk.

Kilitli. Laboratuvardan hemen açmasını isteyeceğiz.

Peki arabanın GPS'i?

Tamamen kırılmış.

Şu anda verileri alıyoruz.

Arabada açılmış harita yok.

Tamam patron, araba verileri gelince daha çok bilgi vereceğiz.

Anlaşıldı. Şimdi evine gidiyoruz.

Telefonu açtırın, kiminle konuştuğunu bilmemiz lazım.

Evet, hallediyoruz.

- Kevin, orada mısın? - Evet amirim.

Buradayım komiserim.

Aile Gregory ve Cara Miller. 15 yıldır evli bir çift.

İki küçük çocukları var, Courtney ve Maya, yaşları yedi ve beş.

Şimdi sosyal medya ve telefonlarına bakıyorum.

- Çabuk olun. - Olur.

Komiserim, bölgede kaçırılma olayıyla bağlantılı

polis aranmamış, ama Gregory şehir merkezinde

bir hukuk şirketinde yönetici, çok para kazanıyor. Çok para.

Gideceğin çatı katı 1,4 milyon dolar değerinde.

Mükemmel bir aileye benziyor.

İlgili, sevgi dolu, mutlu.

Tamam, araştır, her şeyi bilmek istiyorum.

Anlaşıldı.

- Ne durumdasın? - Karısının telefonu telesekretere düşüyor.

Ya kapalı, ya şarjı bitmiş. Sabit hatları da aynı şekilde.

Tamam, şimdi duyuru yaptır.

Merhaba, ben İstihbarat'tan Memur Cook, rozet numaram 51339.

Bir duyuru yaptırmak istiyorum.

Pardon beyefendi.

Beni Cara ve Gregory Miller'ın dairesine götürmen gerek.

Evde yoklar.

Yine de bakmamız lazım.

Kiracılar mahremiyet için para veriyor.

Arama emriniz yoksa... - Arama emrine gerek yok. Bu ölüm kalım meselesi,

yani şimdi bizi yukarı çıkaracaksın, olay çıkarmayacaksın, anladın mı?

Ne zaman çıktılar?

Bay Miller bir saat önce çıktı. Bayan Miller ve çocuklar jimnastik için erken çıktı.

- Saat kaçta, biliyor musun? - Sabah sekiz gibi.

- Yürüyerek mi gittiler? - Hayır, arabayı aldılar.

Gidişlerini gördün mü?

Hayır Ama garaja gittiklerini gördüm.

- Garajda güvenlik kamerası var mı? - Tabii ki.

Tamam, aşağı in, elindeki tüm kamera kayıtlarını ver.

Lütfen kimseye bir şey söyleme.

Çatı Katı

Sen o tarafa bak.

Komiserim.

Cara Miller'ın kesik parmağı ve alyansı sabah onda kuryeyle gelmiş.

Kuryeyi buldunuz mu?

Evet. Kurye gönderen kişiyi görmemiş, konuşmamış,

yakınlarda kamera olmayan terk edilmiş bir evin verandasından almış.

Görüntüler ne durumda?

Şimdi aldık. Kev inceliyor.

Fidye konusunda haber var mı?

Henüz yok. Arabanın GPS'inde bir şey çıkmadı, ama arkadaşlar

Gregory'nin telefonunu açabildi.

Bu sabah 10:04'te tek kullanımlık telefondan bir çağrı almış.

Üç dakika sürmüş.

Tamam. Takip ettik mi?

Back of the Yards'ta bir baz istasyonu. Hiç kamera yok.

Ondan sonra Gregory iki bankayı,

sonra kardeşi Travis'i aramış. Şimdi Travis'i buraya getiriyorlar.

Gregory telefonunu kazadan önce en son kardeşini ararken kullanmış.

Yani mesaj, video veya fidye konusunda ayrıntı yok mu?

Hayır. Saldırgan tek kullanımlık telefon kullanıyor.

Üç dakikalık görüşme. Gerekli adresi vermeye yeter de artar bile.

- Adresi duyan tek kişi Gregory ve o da öldü. - Hey.

Miller'ların garajındaki görüntülerde bir şey buldum.

Sabah 8:06. Çocukları arabaya bindiriyor, sürücü tarafına geliyor.

İşte burada.

Saldırgan araca biniyor, garajdan çıkmaya zorluyor.

8:08'de gidiyorlar. Yüz tanıma için yeterli görüntü yok.

Kameralar geldiği yeri gösteriyor mu?

Hayır, hâlâ araçların kameralarına bakıyorum. Teknik ekibe de haber verdim.

Tamam.

Tamam. Saldırgan her kimse, Gregory'nin öldüğünü bilmiyor.

Fidyeyi bir yere getirmesini bekliyor.

Yerini ve zamanını öğrenmemiz lazım, hemen.

Tamam Kev, görüntülerin geri kalanını da tara.

Siz ikiniz Miller'ları araştırın. Bunu kim yapar?

Kimin imkanı vardı? Siz kardeşini sorgulayın.

Umarım Gregory ona bir şey söylemiştir.

Hadi.

Önce öldüğünü söylediniz.

Sonra tanık sordunuz. Şimdi de Cara ve kızlar.

Biliyorum. Bu çok fazla. Ama yardımın gerek.

Ağabeyin bu sabah seni aradı.

Ne? Evet. Nereden biliyorsunuz?

Arama iznimiz var.

Tanrım.

Bir dakika, para onun için mi lazımmış? Cara ve kızlar kaçırıldığı için mi? - Evet.

Para istemek için mi aradı? - Evet, evet.

- Nedenini sormadın mı? - Hayır.

O kadar konuşmadım.

Greg sürekli para ister. - Neden?

Parası yok.

Bunu saklıyordu. Cara'ya bile söylemedi.

Hiç parası yok. - Nasıl yani? Nasıl?

Kötü yatırımlar. Kumar da oynuyor.

Tamam. Gregory'nin şu an kimseye borcu var mı?

Yani bunu yapabilecek biri mi?

Evet.

Bilmiyorum. - Tamam, telefonda başka ne dedi?

Ne kadar para lazım olduğunu söyledi mi? Ne zamana kadar?

- Hayır, hayır. - Kime borcu olduğunu söyledi mi?

Hayır. Onu konuşturmadım. Özür dilerim.

Ne istiyorlarmış?

Ne istiyorlar?

Yani, Gregory'nin sana borcu olduğu için aranızda düşmanlık vardı.

Hayır, bana borcu yoktu. Bu doğru bile değil.

- O zaman seni neden buraya getirdim? - Bilmiyorum. Bana kızacağına, anlatsana.

- Gregory seninle bahis oynadı. - Ve hepsini ödedi.

Adam saftı, ama aptal değildi.

Tamam mı? Borcunu ödedi.

Nasıl? Kardeşi parası yoktu dedi.

Adam satın aldığı her şeyi sattı.

Geçen hafta evi üzerinden yine kredi çektiğini söyledi.

Borcunu ödedi. Bir daha bahis oynamayacağını söyledi ama...

Onu her hafta söylüyor.

Ee, başka kiminle bahis oynadı?

- Bilmiyorum. - Düşün.

Düşünüyorum. Bilmiyorum.

Neden? Ona ne oldu?

Öldü.

Ne?

Gregory'ye zarar vermeyi kim ister?

Kim karısına, çocuklarına zarar verebilir?

Kimse.

Greg zararsızdır.

Öyle.

Canaryville'li normal bir adam.

Sadece çok para kazandı, bu da onu bitirdi.

Bak, ne diyeceğimi bilmiyorum.

Görüntüyü kurtarmak istedi.

Aslında hiç böyle biri değildi.

Hepsi sahteydi.

Gregory'nin kardeşi Travis parayı götüreceği yeri ve ayrıntıları bilmiyor.

Sadece Gregory'nin paraya ihtiyaç duyduğunu biliyor. Onda olmayan bir para.

Maddi durumu kötü. Son iki aydır Gregory hesaplardan para çekmiş.

Kredi kartlarını ödememiş, borcu birikmiş.

Kumar oynayıp bunu Cara'dan saklamış.

Herkesten saklamış.

Hiçbir tanıdığı bundan söz etmedi.

Sevilen, sayılan birine benziyor.

- Peki bahisçiler? - Hayır. Cook'un konuştuğu, bulduğumuz tek bahisçi.

Gregory'nin borcunu kapattığını söyledi. - Tamam, başka? Tehdit? Velayet sorunları.

- Öyle bir şey bulamadık. - Bir dakika.

Gregory'nin telefonuna mesaj geldi.

O tek kullanımlık hattan.

- Yerini tespit et, hemen. - Bakıyorum.

Gelmedin.

Sonuçları olur demiştim.

Artık fiyat 300 bin oldu.

Parayı al ve beş saat sonra Breezewood Parkı'na takasa hazır olarak gel.

O zaman seni yine arayacağız.

Bu sefer de gelmezsen, sırada çocukların var.

Burası ev değil.

Sinyali buldum.

Sekiz kilometre uzakta.

Gidelim.

Sinyal kesildi. Kapattı.

En son Austin'deki baz istasyonundaydı.

Alanı daralt. O bölgede ne var?

Genelde eski evler.

Austin ve Dickens'ta hacizli bir depo var.

Terk edilmiş tek yer.

50-21, Austin ve Dickens'ın köşesine bir ambulans gönderin.

Kadın kurban karnından vuruldu.

Biz güvenliği sağlayana kadar bir sokak uzakta beklesinler.

Saldırganlar hâlâ olay yerinde olabilir.

Biz arka taraftayız.

Burada.

Yaşıyor mu?

Ölmüş.

Adama söz verdim.

Aileni bulacağım dedim.

Komiserim, kadın ölmüş.

Tamam. Memurlar buraya bakar.

İçeride iki adli tabip var. Onlar varlığımızı belli etmez.

Tamam, iyi.

Kamera bulduğunu söyle. - Hayır amirim. İçeride yok,

dışarıda yok, polis kamerası da yok.

En yakın trafik kamerası altı sokak ileride.

- Polisi arayan? - Hayır, hayır.

Ama mesajda "biz" diyor. Yani birden fazla kişi var. Baz istasyonuna bakayım mı?

Bak.

Tamam, tek kullanımlık telefon ne oldu?

Yine kapalı. IMEI'sini araştırdık.

Telefon Randolph Sokak Fuarı'nda bir satıcıdan alınmış.

Kimin aldığını bulmak imkansız.

Tamam. Cara'nın aracı evlerinin 3-4 kilometre ötesinde terk edilmiş halde bulundu.

Devriye polisi çevredeki tanıkları araştırıyor, teknik ekip aracı inceliyor.

Ama temizlenmiş.

Tamam, burası... Bunun hakkında ne biliyoruz?

20 yıl önce terk edilmiş. Ondan önce 500 çalışanı varmış.

Araştırmak zaman alacak.

Sadece üç saatimiz var.

Tamam, fidye bırakma konusunda ayrıntı verdiler, tek seçeneğimiz bu.

Parayı bulacağız, takas edeceğiz, kızları sağ salim kurtaracağız.

Hadi yürüyün.

Cumartesi günü 278 bin dolar mı istiyorsun?

Evet, istiyorum. İki buçuk saat içinde.

- Hayır, sahte para kullanmak zorundasın. - Hayır, hayır.

Sahte para olmaz.

İki küçük kızın hayatı tehlikede.

Bak, bu suçlular annelerini öldürdü zaten.

Bunu anlıyorum, ama...

Arkadaşım olmak istiyor musun?

Bana bunu göster.

16 dönüm arazi, üç farklı park yeri var.

Bugün üç futbol maçı, bir tenis kulübü var.

Bir buçuk saat içinde çaktırmadan tüm parkı boşaltmamız mümkün değil.

- Her yeri görmemiz gerek. - Taktik'ten destek alalım mı?

Çok fazla insan, terslik olması için çok fazla ihtimal var.

Tamam, taktik olarak bölünelim, yarısı sivil, yarısı gizlensin.

Eğer izliyorsa, Gregory olmadığımızı nasıl saklayacağız?

Adam, tek şansımız sensin.

Bu suçlular akıllı.

Uzaktan bakacaklar, hemen bırakıp kaçacaklar.

- Tamam. - Seni aradıklarında, mümkün olduğunca az konuş.

Onlara blöf yap.

Anlaşıldı.

Tamam, sana Gregory'nin kullandığı aracın aynısından bulmamız gerek.

Amirim, 60 bin dolar buldum.

Geri kalanı sahte para.

Efendim?

Cumartesi öğleden sonra, tüm bankalar kapalı. Emniyette 200 bin dolar yok.

En fazla 60 bin bulabildim, bunun için de canla başla mücadele ettim.

Elimden gelen bu.

Peki el koyulan paralar?

Bu kadar. Elimizdeki bu.

Amirim, saldırganlar parayı kontrol ederse, ki edecekler bu çocuklar ölür, anlıyor musun?

O zaman çocukları onlar paraya bakmadan önce almamız gerek.

Peki bunu nasıl garanti edebiliriz?

- Parayı ben bulabilirim. - Ne?

Ben bulurum, ama birinin parası.

Emniyet başkasının parasını kullanmamıza izin vermiyor.

Yap.

Operasyon planını ben yaparım.

Evrak işini ben hallederim.

Tamam.

Kiana, iki saatten kısa sürede 200 bin doları nasıl bulacaksın?

Bir dakika. Oraya mı gidiyoruz? Gerçekten mi?

Yüksek mevkilerde dostların var galiba ha?

Akraba.

Sen Garfield Park'ta büyümedin mi?

Evet.

Annem burada yaşıyor.

Biraz kötü giyinmişim.

Gel.

218 bin dolar mı?

Ben banka değilim.

Dediğim gibi, kısa vadeli bir borç.

Kendim için değil.

Chicago Emniyeti için.

Evet.

Acil para lazım oldu, şimdi ayrıntılara giremem

ama bu para, iki küçük çocuğun hayatını kurtaracak.

Peki bu resmi polis prosedürü mü?

Bayan Dixon, bu birim on küsur yıldır birlikte.

Yaptığımız işte çok başarılıyız.

Paranızı geri getireceğiz.

Tamamını size geri ödeyeceğiz.

Devriyeden terfi etmişsin.

Bize yardım edebilirsin diye düşündüm.

Bir cevap istiyoruz.

Saç modelini değiştirmişsin.

Herhalde üç yıl oldu.

Evet, mi, hayır mı?

Çarşamba gecesi burada MOCA adına bağış gecesi var.

Eş başkan benim.

Tüm ailen orada olacak.

Ailenin imkanlarını kullanıyorsan, bu ailenin bireyi ol.

Partiye gelmemi mi istiyorsun?

Partine gelirim.

Evet diyor musun?

Tamam patron. Parayı aldık.

Kiana, çarşamba günü sana bir elbise gönderirim,

kuaför ve makyözüm de o gün gelebilir.

Kendi saçımı yapabilirim.

Ödeme için memnun olacaklar.

Ayrıca, söylememe bile gerek yok tabii,

etkinlikte mümkünse işinden hiç söz etme.

Babandan söz etmemize de gerek yok.

Artık baban söyleyeceklerini de mi ezberletiyor?

Efendim?

Beyazlardan oluşan bir emniyet için

oturma odamda benden para dilenirken bunu söylemen çok komik.

Kiana, biz artık gidelim.

Git.

Çarşamba görüşürüz.

Gidelim.

20 dakikamız var.

Bir şey var mı? - Hayır, daha yok.

Gregory'nin telefonu sessiz.

Saldırgan hâlâ telefonunu açmadı.

- Orada mı? - Evet, hepsi burada.

Haber var mı? - Hayır.

Torres ve Atwater yerinde.

Henüz görmüyorlar.

Al, parayı buna koy.

Takip cihazı astarında.

Sinyal alıyor musun?

Çok net geliyor.

Annenin parasını kimse alamayacak.

O çocukları kurtaralım da, isterse parayı yaksınlar.

Tamam, hadi bakalım.

Telefonu açtılar.

Onlar. Saldırganlar arıyor.

Alo.

Parayı hazırladın mı?

Doğu geçiş yolunun üzerinde kırmızı sprey boyayla

boyanmış çöp kutusuna at.

Yaşadıklarını bilmem lazım.

Polis görürsem, çocukların ölür.

Parayı alınca, konumlarını göndereceğim.

Parayı şimdi bırak.

Kahretsin. Yerini tespit edemeden telefonu kapattı.

Tamam, gidelim. Sakin ol.

Hadi Adam.

Çanta bırakıldı.

İyi misin? - Gerginim.

Evet.

Bu iş böyle,

sindirecek vakit olmuyor, hiç.

Bu en sevdiğim özelliklerinden biri.

Tamam, telefon tekrar açıldı. Şimdi sinyal veriyor.

Tamam, 1,5 kilometre uzakta.

Peş peşe değil. - Hareket ediyorlar.

Herhalde bu tarafa geliyor.

Dikkatli olun.

Evet, buraya doğru gelen bir minibüs görüyorum.

Plakasını alan var mı?

TH12 D82.

Plaka çalıntı çıktı. Kesin onlar.

Herkes dursun.

Saldırganlar çantayı aldı.

Çantayı attılar. Takip cihazını kaybettik.

Çantayı attılar.

Tamam Burgess, Cook'la siz önden gidin.

Minibüsü gözden kaçırmayın.

Tamam, telsizde konuşmayın.

Biri arıyor.

48. Cadde 355 numara.

Adres geldi, 48. Cadde, 355 numara.

Anladım. Oraya gidiyorum.

Adam, sen Burgess ve Cook'a destek ol.

Tamam, olay yerindeyim. Çocuklar burada değil.

Videonun çekildiği yer burası değil.

Bu bir tuzak.

Polisin takip ettiğini biliyorlar.

Minibüsü durdurun. Hemen minibüsü durdurun!

Adam, neredesin? Onu görüyoruz. Lake'teler, 94 girişine 800 metre var.

Evet, Madison'dayım, paralelden size doğru geliyorum.

Kızlar içinde olabilir.

- Oyalamak için önlerini keserim. Olur mu? - Git.

Ne oluyor? Bana çarptın!

Önüne bakmıyor musun?

Gözün yok mu? Ne oluyor!

- Arabanı çek! - Hayır, hayır.

Sinyal verdi. Sen arabadan insene!

Beni dinlemiyor musun? Bana çarptın!

- Hayır! - Çek arabanı!

Sen şu arabadan insene!

Polis, silahı at!

İn şu arabadan.

- Burası boş. - Kim!

- Burada değiller. - Yerlerini söyle!

Çocuklar nerede? Nerede?

Hey, söyle.

Kızlardan haber yok.

Cook şimdi sorgu odasında.

- Saldırganlar kim? - Bir tanesi aileyi tanıyordu, John Knight.

Sabıkası çok, genelde küçük. Hırsızlık, uyuşturucu taşıma.

John Knight, geçen sonbaharda iki ay Cara Miller'ın kişisel antrenörüydü.

Sosyal medya ve telefon kayıtlarına göre yatıyorlarmış.

Kocasını mı aldatıyormuş?

- Bunu nasıl bilmiyorduk? - Kadın akıllı. Kimsenin bilmediği ikinci bir telefonu vardı.

Çalıştığı spor salonuna tam üyeliği bile yokmuş. Gizliydi.

Ve kötü gitti.

Adam onun için kocasını terk edeceğini ve nafaka alacağını, iyi yaşayacağını sanmış.

- Peki ne olmuş? - Kocasını bırakmamış.

Suç ortağı Ed Lucas. Mesajlardan anlaşılıyor,

Ed kaçırma ve fidye işini planlamasına yardım etmiş. Sabıkası çok fazla,

saldırı, darp, aile içi şiddet.

Ed Lucas, John Knight'ın ev arkadaşı.

Aklına girmiş, gaz vermiş, Cara ona borçluymuş gibi hissettirmiş.

Tamam, iyi. Araştırmaya devam et.

Peki amirim.

Onu bu halde bulduk.

Hadi, ona bak.

"Lütfen kaldır şunu" dedim.

Onun hayatını istedin.

- Hayır. - Evet, istedin.

Lüks daire, pahalı arabalar, marka kıyafetler, rahat yaşamak istedin.

- Seninle konuşmak istemiyorum. - Ve bunu alamayacaksın.

Bu rahat hayata kavuşamayacaksın.

Hayatını bir hücrede geçireceksin.

Dört duvar, köşesinde bir klozet,

ömrünün sonuna kadar.

Merak ettiğim,

çocuk katili sabıkasıyla tecritte mi yaşarsın, yoksa genel hücrede mi?

Bunu seve seve yaparım.

Hayatını cehenneme çeviririm.

Bana inanıyor musun?

Bir dene.

- Cara'yı ben öldürmedim. - Çocuklar nerede?

Hepsi Ed'in fikriydi. Parmağını o kesti.

O öldürdü.

Böyle olacağını bilmiyordum.

Ne bildiğin umurumda değil.

Ne olacağını sandığın umurumda değil.

Tek bilmek istediğim şu, çocuklar nerede?

Ed yaptı. Hepsini Ed yaptı.

Hapisteki tüm mahkumlara ne yaptığını anlatacağım.

Mahkumlarda bir klişe vardır ya, çocuklara zarar veren adamlardan nefret ederler?

Kararları Ed veriyordu.

Klişe, çünkü doğru.

- Ben bir şey planlamadım. - Hayır. Ne planladığın umurumda değil.

Kararları kimin verdiği umurumda değil.

Hemen söyleyeceksin, nerede o çocuklar?

Nerede o beş ve yedi yaşındaki iki çocuk?

Zengin olmanın nasıl olduğunu anlayabilmek için kaçırdığın o iki çocuk nerede?

- Hiçbir şey olmayacaktı. - Bunun sana bir faydası yok.

O garanti istedi.

Bunun sana faydası olmaz.

- Hep o yaptı. O yaptı. - Neredeler?

Böyle olmaması gerekiyordu.

- Neredeler? - Kuzeninin evinde. Kuzeninin evindeler, tamam mı?

Hey. Hey, istediğin şeyi söylüyorum.

Alo? Sana yardım ettim, tamam mı?

Yardım ettim. Hey?

Hazır mısın? Chicago Polisi!

Chicago Polisi! Courtney, Maya?

Courtney, Maya?

Ses verin! Polis!

Buldum! Buldum.

Merhaba.

Merhaba, ben Kiana.

Ben polisim.

Size yardım etmeye geldim.

Sizi arıyordum.

İyi misiniz?

Benimle konuşabilir misiniz?

Hayır, olsun, tamam.

Hemen konuşmanıza gerek yok.

Evet, buradayım.

Sizi bulduk. Artık güvendesiniz.

Söz veriyorum.

- Merhaba. - Merhaba.

Kızlardan haber var mı?

Evet, muayenede sorun çıkmadı.

İyileşecekler.

Travis, Gregory'nin kardeşi velayeti alacak.

Buna çok sevindim.

Annenin parasını geri verdin mi?

İlginç biriydi.

Evet.

Öyle mi denir?

Sana yalan söylemeyeceğim,

bir şey anlatmana gerek yok, ama sana sormak istediğim bir sürü soru var.

Kesin vardır.

Annemle babam tek gecelik ilişki yaşadı.

Sonucu ben oldum. Annemin ailesi tasvip etmiyor.

Babam beni tek başına büyüttü.

- Annen artık tasvip ediyor mu? - Hayır.

Annem beni hiç tasvip etmiyor.

Ama dedem belediye meclisine girmeye çalışıyor,

ve artık parçalanmış aileyi tasvip etmiyor, o yüzden...

Bugün çok iyiydin.

Biliyorsun, değil mi?

Her zaman öyle gelmediğini biliyorum ama bu iyi bir gösterge değil.

Tamam mı?

Gerçekten çok iyiydin.

Sağ ol.

Belirtmek istedim.

İyi geceler Kiana. - İyi geceler.

Bu hikaye kurgudur. Gerçek insan, varlık veya olaylar anlatılmamaktadır.

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.