All language subtitles for Chicago.PD.S12E06.1080p.AMZN WEB-DL DDP5 1 H 264-FLUX.tr

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

Tamam.

Al bakalım.

- Bu. - Hayır, hayır.

Kopya yok. - Kopya vermiyorum.

Yardım ediyorum. - Yardım mı?

Sen yardım edersen hiçbir şey öğrenemez.

Senin nasıl gidiyor?

Tamam.

Sen çocuğa yardım edebiliyorsan, ben de sana ederim.

- Nasıl? - Yani...

Ver.

Bu yıl dedektiflik sınavına bir tek sen gireceksin diye

bunu yapmayı düşünen sadece sen değilsin.

Yıllarca bir sürü çalışma grubuna katıldım, çok teşekkürler. Hazır mısın?

Evet. Bir soru sor.

Tamam.

Soruşturmanın devam etmesi için suçlamalar

düşürüldüğünde hangi form gerekir?

STF, Suçlamasız Tahliye Formu,

teslim edilmeden önce devriye amiri tarafından

onaylanıp imzalanması gerekir.

Güzel.

Daha zor şeyler sorman lazım.

Tamam, öyle olsun.

Tamam, çağrı geliyor, gidiyorsun,

olay yerindesin, bant çekilmiş.

Sorumlu kim?

Benim.

Tamam, hadi gidiyoruz.

Olay yerinin kontrolünü elime aldığım anda orası benim.

İlk işin ne olur?

Devriyeye kameralara bakıp insanlarla konuşmasını söylerim,

ayrıntılı sormalarını isterim. Biri mutlaka bir şey görmüştür.

Benim işim görev dağıtmak, emir vermek,

olay yerini verimli incelemek için ne gerekirse.

Tüm deliller toplanana ve tüm ifadeler

belgelenene kadar kalırım.

Delil bulduğun zaman, olay yerinden duruşmaya kadar

gözetim zinciri nasıl olur?

Doğrudan onu inceleyecek olan adli tabip teknisyenine veririm.

Mahkemede lazım olursa onu götürür

ve iade edilene kadar kontrol ederim.

Geç kalacaksın.

Sen de toparlan çocuk. Çıkmamız lazım.

- Bana şans dile. - İhtiyacın yok.

Evet, umarım haklısındır.

Ben alırım, ben alırım.

- Nefes al, nefes al. - Tamam.

Çok rahat geçeceksin.

Teşekkürler.

İyi şanslar anne.

Güle güle.

Hoşça kal.

Bu sınavların eskiden nasıl yapıldığını anlıyorum ama ben farklı şekilde yapacağım.

Amirim, dedektif sınavı her yıl aynı şekilde yapılır.

Denetlenecek çok şey yok.

Dediğim gibi, ben farklı şekilde yapacağım.

Lütfen tüm aday ve denetmenlerin adını ver.

- Komiserim. - Memur.

Sen Komiser Voight'ın birimindesin, değil mi?

Evet.

Bugün iyi şanslar.

Partnerinle birlikte yaya olarak takipteyken

protokol nedir?

Polis güvenliği nedeniyle partnerim sürekli

görebileceğim yerde olmalı,

ve ikimizden biri yaya takibinde telsizi kaybederse,

emniyet mevzuatına göre takip sona erdirilmeli.

Ama istisnaları var, değil mi?

Hatırladığım kadarıyla yok.

Aferin.

Çok iyiydin. Şimdi dedektifle çalışacaksın.

Seni izlemek üzere bir dedektif atanacak.

Yarın sabah yedide burada ol.

Bu kadar mı? Bu son adım mı?

Evet.

Eğer geçersen, sana rozetin verilecek,

yepyeni bir dedektif olarak biriminde görev yapacaksın.

- Merhaba. - Merhaba.

Sen sür. Ben yan koltuktayım.

Beni sen mi izleyeceksin?

Normalde bunu yapmam, ama komiser yardımcısı Reid bizzat rica etti. Gidelim.

Ne kadar zamandır dedektifsin?

Yedi yıl.

Ondan önce batı tarafında çalıştım.

Çete birimindeydim.

Peki ya sen?

Neden dedektifliği deniyorsun?

Ekibimde bir pozisyon açıldı.

Vakti geldi diye düşündüm, denemeyi hak ettim.

Ve açıkçası, başka isteyen çıkmadı.

Tabii istemezler.

Daha çok para, daha çok sorun demek.

Dedektif olunca tüm gözler üzerine çevrilir.

Sıradan bir polis olarak kalmak daha rahat.

Sen neden dedektif oldun?

Ben istisna olur, tüm sistemi

değiştiririm diye düşündüm tabii.

Sekizinci bölgedeki birimler,

11400 bloğunda bir maktul var,

Güney Ridgewood'da.

Katalizör soygununda sorun çıkmış.

Son zamanlarda çok oluyor.

Çekirdekten yetişmen için iyi bir dava.

5021 Eddie.

Dedektifle birlikteyim. Oraya gidiyoruz.

Anlaşıldı. 5021 Eddie gidiyor.

Nerede duralım dedektif?

Saldırganın eşkali var mı?

Dedektif? Ben etrafı çevirmeye başlayayım.

Olur mu? - Ona sor.

Sorumlu olan o, ben değilim.

Kontrol sende.

Üç sokak etrafı çevirin.

Saldırganlar hâlâ bölgede olabilir.

Ve olay yerini bantlayın. İşi olmayan kimse girmesin.

- Peki amirim. - Rodriguez.

Kamera görüntülerini sonra al.

Şimdilik adamların mahallede

tanık var mı diye arasın. Biri mutlaka bir şey görmüştür.

- Anlaşıldı. - Dedektif.

Cinayet silahı bu mu?

Negatif. Bu maktule aitmiş.

Kadavra spazmı olabilir diye eldivenimi takıp silahı elinden aldım.

- Kimliğini tespit ettiniz mi? - Raul Tobias.

Burada yaşıyor. - Tamam.

Başka ne bilmem gerekiyor?

Karısına göre, o tabancayı almış, sonra katalizörünü çalan

üç çete üyesiyle yüzleşmeye gitmiş. - Çete üyesi mi?

Öyle dedi. Kar maskesi takıyorlarmış.

Ateş edenin diğer ikisinden daha uzun olduğunu söyledi.

Saldırganların arabası var mı?

Varsa da, görünmeyen bir yere park etmişler.

Bunu kaça satar, 500 mü?

Tamam, olay yerine ilk sen geldiğine göre, evrak işleri sende.

Ön raporu yaz. Gerisini ben yazarım.

Bir de arama bülteni çıkar. - Tamam.

Karısı nerede?

Tamam.

Öldüğüne inanamıyorum.

Ne yapacağım ben?

Çocuklar birkaç saat sonra okuldan gelecek.

Başın sağ olsun. Çok zor olduğunu biliyorum,

ama şimdi bazı sorular sormak zorundayım.

Julia, polis memuruna üç saldırgan olduğunu,

maske taktıklarını ve ateş edenin

uzun boylu olduğunu söylemişsin.

Hatırlayabildiğin başka bir şey var mı?

Deri rengi? Yapısı? Giyimi? Dövmesi?

Her şey bir anda oldu. Ben...

Ben böyle şeyleri hiç aklımda tutamam.

Olsun. Acele etme. Nefes al.

Yapmasın diye yalvardım.

Ama dinlemedi.

Silahını aldı ve

mağdur olmayacağını söyledi.

Julia, saldırganları arabaya binerken gördün mü?

Hayır. Hayır.

Silah sesleri başladığı anda

yaya olarak kaçtılar.

- Peki ne tarafa kaçtılar? - Dağıldılar.

Ve vurulan adam

diğerlerine yetişemedi.

O yüzden diğer yöne koştu.

Vurulan mı?

Kocan silahı ateşledi mi?

Evet.

Stratton, sınırı genişlet.

Saldırganlardan biri vurulmuş. Kan izi arayın.

Tüm yerel hastanelere arama bülteni gönderin.

Kurşun yarası için tedaviye gelen herkesi bilmek istiyorum. - Anlaşıldı.

- Hey. - Evet.

Bunu komşusundan aldım.

Sesleri duyunca dışarı çıkmış, telefon kamerasıyla çekmiş.

Biraz titriyor, saldırgan görünmüyor,

ama diğer saldırganlardan biri saklanırken görünüyor.

Evet, saklanıyor ve silahı yok.

Saldırgan o değil.

İşte, gördün mü?

Arabaya dokundu.

Ve eldiveni yok.

Bunu adli tıp teknisyeni incelesin.

Arabadan parmak izi alalım.

Oğlum arıyor. Bugün evde, hasta. Buna bakmam lazım.

İdare eder misin? - Ben hallediyorum, sen git.

- Hey. - Teşekkürler.

Hayır, soruları cevaplamak istemiyorum. Anlatacak bir şeyim yok.

- Hanımefendi. - Gitmeni istiyorum.

Hanımefendi, sadece işimi yapıyorum.

Ne kadar çabuk cevap alırsam, o kadar çabuk giderim.

Hayır, konuşmayacağım. Ciddiyim.

Beni rahatsız etmeye hakkın yok. - Sorun ne hanımefendi?

Sorun, sizin bahçemden

gitmenizi istemem. Burada olmanız için sebep yok.

Tamam, seni rahatsız etmeye çalışmıyoruz ama yardımına ihtiyacımız var.

Komşularından biri, Raul vuruldu.

Tanıyor musun? - Lütfen beni rahat bırak.

Rahat bırakacağım ama önce sorularımı cevaplaman gerek.

Raul'u tanıyor musun? - Hayır.

Şimdi git başımdan.

Evime yaklaşmanı istemiyorum.

Stratton, benimle gel.

Chicago Polisi!

Dur!

Stratton, haber ver.

- Tüm birimler, yaya takipteyiz. Erkek, gri kapüşonlu. - Batıya gidiyor.

Arka bahçeden! - Batıya gidiyoruz.

Anlaşıldı. Birimlere bildiriyoruz.

Polis! Dur!

Polis! Dur!

Gidecek yer yok.

Ellerini yukarı kaldır.

Eller! Eller yukarı.

Hemen. - Arkandayım.

Onu alıyoruz. - Ben vurmadım.

Yemin ederim. - Tamam.

Bunları sonra konuşuruz. Şimdilik ellerin görebileceğim yerde olsun.

Tamam mı? Beni koru.

Ellerini yukarı kaldır.

Hayır!

Dur, dur, dur, dur! 5021 Eddie.

54. Cadde'yle Cornell'in kavşağına ambulans gönderin.

Saldırgana araç çarptı.

Anlaşıldı 5021 Eddie. Ambulans geliyor.

Aramayı çabuk genişlettik.

Herhalde içinde kaldı, çıkmamızı beklemeye çalıştı.

Üzerinde cüzdanı vardı. Adı Carlos Garza, 21 yaşında.

Sabıkası var mı?

Küçükken iki küçük hırsızlık, sonra soygundan yakalanmış.

Cook County'de bir yıl yatmış. - Tamam.

- Saldırganlardan birinin kimliğini tespit ettik, ikisi kaldı. - Evet.

Peki arabanın üzerindeki parmak izi?

Ne?

Her şey hızla gelişti.

Parmak izini aldırmadan onu kovaladım.

Tamam, şimdi halledelim.

Sana fırça çekmeme gerek yok,

ama şunu anla, artık takip senin işin değil.

Bırak yaya kovalamaları devriye yapsın.

İş bölümü.

Senin işin, olay yerine bakmak.

Walton, burada bir araç vardı. Nereye gitti?

Sahibi yaklaşık 10 dakika önce çıkardı.

- Şaka herhalde. - Götürmesine izin mi verdin?

Evet, neden? Ne oldu?

Hey, Walton.

Plakasını aldım.

Sahibini bulup parmak izini alabiliriz.

Araç olay yerinden gitmiş.

Yani onu bulabilsek bile,

gözetim zinciri bozuldu. Saldırgan arabaya başka bir yerde dokunduğunu iddia edebilir.

Evet. Tamam.

Geçersiz olsa da yine de kimliğini tespit edebiliriz.

5021 Eddie, bir plaka soracağım.

J-58-1-S-91.

Burgess, bu dedektiflik işinin kaderinde olmayabileceği

hiç aklına geldi mi? - Ortamı kokla Macabee.

- Bir şey buldun mu? - Evet, arka panelden birkaç kısmi parmak izi aldım.

Adamlarımdan biri sisteme girmek için karakola gitti,

ama ben hâlâ bekliyorum. - Tamam.

Polisler gelince ödüm koptu. Bilseydim, arabamı orada bırakırdım.

Özür dilerim. - Dileme.

Senin suçun değil. - Tamam.

Eşleşme var. - Eşleşme oldu.

Jorge Reyes'a ait.

- Sabıka? - Evet.

Satma niyetiyle mal bulundurmaktan yakalanmış, bir de soruşturma notu var.

İstihbarata göre Rafael Perez'in ortağı

olduğu ortaya çıkmış. - Perez kim?

Hey, Macabee.

Birkaç ay önce antiterör davasında onu inceledik.

Şimdi öldü, ama batı tarafındaki eroinlerin büyük bölümünden o sorumlu.

Komiser yardımcısı Reid, son gelişmeleri soruyor,

basın çok ilgileniyormuş.

Adamlarımızdan biri Perez'in operasyonuna gizli olarak girdi,

ve yanındakilerin çoğunu ihbar etti. Benim karakoluma gidelim, benim birimimi alalım,

sonra Carlos ve Jorge'yi araştırırız.

Jorge haftada bir dükkana uğrardı.

Rafael Perez'in orta düzey adamıydı,

birkaç torbacı ona bağlıydı.

Tamam, şimdi katalizör hırsızlığı dünyasında ne işi var?

Evet, muhbiriyle konuştum.

Perez öldükten sonra çetenin

Los Arucos'u ele geçirdiğini, onların da Perez'in adamlarıyla çalışmadığını söyledi.

Liderlerinin adı Zibata.

Tüm bildikleri bu kadar. - Tamam.

Peki Jorges'in sosyal medyası, telefonları, maddi durumu?

Sosyal medyası, banka hesabı, üzerine kayıtlı bir aracı, hiçbir şeyi yok.

Carlos'ta da hiçbir şey yok.

İki adam da nakit taşıyan tipler.

Tamam, Jorges'in adresini bulduk mu?

Resmi olarak değil, ama Güney Lawndale'de

bir evde görülmüş. Çocuğu olan bir kadın onu eve almış.

Karısı Maria diye yazmışım.

Onu getirin.

Olmaz.

Parmak izi olan araç hareket etti, delil geçerli değil.

Blöf yapabilirim, ama riskli.

Saldırganın adını vermeyebilir.

Ne diyorsun?

Evinde onu bekleyelim. Elini göstermesini veya bizi doğrudan

saldırgana götürmesini umalım.

Ekip desteği alabilir miyim? - Ne gerekirse.

Adam, sen bizimlesin. Dante, Kiana, siz araştırmaya devam edin.

Bakalım Carlos ve Jorge'nin bilinen arkadaşları sayesinde

saldırganı bulabilecek miyiz.

Bunu yapmayalı uzun zaman oldu.

İtiraf edeyim, hiç özlememişim.

Ben alışkınım.

Bir saldırganı en uzun ne kadar bekledin?

İki gün, en sıcak günlerde, klimasız bir araçta.

Benimki daha kötü.

Tipide kalorifersiz üç gün,

ve üç aylık hamile olmama rağmen

sürekli bana asılan bir partnerle.

- Haberi var mıydı? - Evet.

Ona seksi geliyormuş.

Sen kazandın.

Komiser yardımcısı Reid, son durumu soruyor.

Ne çok kontrol etti.

Hep böyle midir?

Bilmem.

Onunla sadece birkaç kere çalıştım.

Onu iyi tanır mısın?

Hayır. Neden?

Seninle çok ilgili,

seni takip etmemi rica etti.

Daha önce bunu hiç yapmamıştı.

Hiçbir amirim yapmadı.

İlgilendiği sen olabilirsin.

- Nereye gidiyorsun? - Bazı cevaplar almam gerek.

Merhaba!

Merhaba!

Ben Jorge'nin kuzeni Olivia.

Evet?

Onu tanıyorsun, değil mi? Orada yaşıyor.

Tanıyorum. Ne oldu?

Burada buluşalım demişti. Ama şimdi kapıyı açmıyor.

Biraz önce çıktı da ondan.

Karısıyla birlikte mi?

Hayır, Karısı işe gitti. Jorge'yi bir adam gelip aldı.

Beni o adamla tanıştıracaktı. Kısa boylu, arabası beyaz, değil mi?

Hayır, kırmızı bir kamyonetti.

Teşekkürler.

Komşusu Jorge'nin bir saat önce başka bir adamla gittiğini söyledi.

Kırmızı kamyonet, markası yok. - Bir Nissan. Hadi, gitmemiz lazım.

Ne? Ne oldu?

Şimdi telsizden haber geldi. Bir hırsızlık daha olmuş.

Saldırganların eşkaline uygun iki adam, kırmızı Nissan kamyonetle.

- Adam, sen evde kal. Biz alakalı olabilecek bir işe gidiyoruz. - Tamam, olur.

Hey, Chicago Polisi.

Adın ne? - Henry.

Henry, bunu kim yaptı?

Maskeli iki adam kafama vurdu.

Kırmızı kamyonetli mi?

Evet, arkası kapalıydı, plakası yoktu.

Tamam, onu götürüyorum.

- Tamam. - Başka bir şey?

- Yok. - Tamam.

Adam, lütfen hareket var de.

Hayır, henüz yok.

Evet, kırmızı kamyonetten de iz yok. Peki ya orada? Görüntü bulabildiniz mi?

Saldırganların kaçarken görüntüsü var mı? - Hayır, sokak görünmüyor,

konuştuğumuz kişiler bilmiyor ve Henry'ye yatıştırıcı verildi.

Tamam, peki.

Kırmızı kamyoneti duyurduk. Jorge için tutuklama emri çıkarmaya yetecek

ikincil delil olur, yani iyi. Bu iyi. Bunun faydası olur.

Ama parmak izi konusunda hata yapmasaydım bunları önleyebilirdik.

Hey, bunu bilemezsin.

Kendine yüklenmeyi bırak.

Kendini yiyip bitirme.

Kim.

Sen iyisin.

İşinde çok iyisin. Bunu biliyorsun.

Bunu yaparsın.

Tamam mı? Duydun mu beni?

Evet.

Bir hareket olursa haber ver.

Gidelim.

Tamam, Jorge'nin tüm mesajları, e-postaları ve hesapları geliyor.

Telefonu kapalı, karısınınki de.

Jorge'nin mesajlarını buldum.

Son 24 saatte Jorge sadece karısına mesaj atmış.

- Takip edebileceğimiz bir şey mi? - Evet, evet. Dünkü mesajı, "Bebeğim O hata yaptı.

Carm'a gidiyorum. Seni seviyorum."

"O hata yaptı," herhalde saldırganın lakabı.

Mantıklı. Raul vurulduktan yaklaşık bir saat sonra gönderilmiş.

- Ama Carm kim? - Bilmiyorum.

Bilinen tanıdıklarıyla pek uyuşmuyor.

Kim, hareket var.

Söyle.

Jorge'nin karısı geldi, yanında çocuğu var.

Şimdi içeri girdi. - Tamam, orada kal.

Sakın yaklaşma.

Kiana, karısı hakkında ne buldun?

Maria.

Bir ay önce bebek maması çaldığı için küçük hırsızlıktan yakalanmış.

Duruşmaya gitmemiş, o yüzden aranıyor.

Mükemmel. Bunu kullanırız.

Koz olarak kullanırız.

Ya iş birliği yapar, ya da çocuğunu alırız.

Hey, dur.

Daha iyi bir yolu olmalı. Çocuğuna yedirmek için bebek maması çalmış.

Bununla baskı yaparsak, işe yaramaz. - Bence yarar.

Senin çocuğunda işe yarar mıydı?

Kim, ne kadar zamandır polissin?

13 yıl.

O zaman rozetin arkasında siyaset görünce tanıman lazım. Burada olan da bu.

Bilmediğim bir sebeple,

komiser yardımcısı Reid çok ilgileniyor, senin, benim tepemde.

O yüzden bu davayı bir an önce kapatmalıyız.

Tamam, yine de daha iyi bir yol bulabiliriz.

Evet. Şimdi aklına geliyor mu?

Tabii gelmiyorsa, gözümüzün önündeki

stratejiyi kullanırız.

Chicago polisi. Kapıyı aç.

Maria, Chicago Polisi.

- Ne oluyor? - Jorge'yi arıyoruz.

Burada değil.

Birkaç gün önce Meksika'ya gitti.

Annesini ziyarete gitti. - Lütfen bunu yapma.

Lütfen bir yalanla başlama.

Nerede o? - Söyledim ya.

Meksika'da. - Tamam, al.

Senin için bir tutuklama emrimiz var.

Ne?

Bu durumda seni tutuklayabiliriz.

- Orada kal. - Ne oluyor?

Hayır, mahkemeyi aradım.

Çocuğum hasta olduğu için mahkemeye gelemediğimi söyledim. Ne diyorsunuz siz?

- Hey, geride kal... - Çek ellerini üstümden!

Tamam, temiz. Burada değil.

- Onu söylemiştim. - Evet.

Meksika'da değil mi? - Mesajını okuduk.

O'nun hata yaptığını söylemiş, Carm'da saklanıyormuş. O kim? Carm kim?

Bilmiyorum. Dedim ya, Meksika'da.

Bebeği bana ver.

Maria.

- Tamam, tamam. - Arkanı dön.

Tutuklusun. - Anne!

Anneciğim! - Biliyorum.

Tamam bebeğim. Bir şey olmayacak.

Bir şey olmayacak.

- Anneciğim! - Tamam.

Çocuğumu görmek istiyorum.

Çocuğunu görmeyeceksin.

- Gösterin... - O zaman konuş.

Jorge nerede? "O" kim?

Carm kim? Hadi Maria.

Daha açık mı söyleyeyim?

Hemen konuşman lazım. Konuşursan her şey daha iyi olacak.

Sürtük, sana tek kelime bile etmem.

Evet, edersin.

Çünkü tam olarak suçlanıp aylarca hapse girmeni,

çocuğunun Çocuk Esirgeme'ye gitmesini

engelleyebilecek olan sadece biziz.

- Avukat. - Maria.

Burada Jorge'yi koruma. Tamam mı?

Oğlunu koru. Çünkü çok küçük bir şeye ihtiyacımız var, tamam mı? O kim?

- Hadi oradan. - Sana teklifte bulunabiliriz.

Tamam mı?

- Beni kullanamazsınız. - Seni kullanmıyoruz.

Oğlunu düşünmeni istiyorum.

Düşünüyorum.

Ama olmadığım biri olmamı istiyorsunuz.

Bu olmaz.

Kocam bana ve oğluma bakmak için

elinden gelen ne varsa yaptı.

Sizinle asla anlaşma yapmam.

Çocuk Esirgeme'ye gidecek. Pişman olacağın bir karar verme.

Avukat.

Maria, bu senin tek şansın.

Çocuğunun tek şansı. - Bana bir avukat bulun.

Haklarımı biliyorum.

Avukat istiyorum. Hemen.

Suarez.

Tamam, tabii ki istediğimiz gibi geçmedi.

Seçeneklerimiz ne?

Hâlâ Jorge'nin evinde bekleyen bir ekip var.

Belki Maria'dan haber alamazsa eve gelir.

Hey, bir şey bulmuş olabilirim. Carm ismini aratıp durdum, Jorge'nin evine

800 metre mesafede Carmelita's diye bir otel var.

- Bu biraz zorlama gibi. - Ben de öyle düşündüm.

Ama sonra Maria'nın mali kayıtlarına baktım, ve iki yıl önce Jorge'yle birlikte

Güney Lawndale'deki evi kiralamadan önce beş hafta orada kalmışlar. - Evet.

Görevli Jorge'nin resmini tanıdı,

odayı başkasının tuttuğunu, ama Jorge'nin orada olduğunu söyledi.

İyi. Bu iyi. Herhalde saldırgan o. Adı var mı?

Hayır, adam nakit ödemiş. Para hazır olunca görevli soru sormuyor.

17 numara, ikinci kat.

- Kırmızı kamyonet ortada yok. - Hayır.

Görevli 20 dakika önce adamın çıktığını söyledi, ama Jorge kesin odadaymış.

Sen kapıyı çal. Ben arkandayım.

Kim o?

Teknik servis.

Ne istiyorsun?

Resepsiyondan karbondioksit sensörü bozuk dediler.

Herhalde pili bitti.

Değiştirmek sadece birkaç dakika sürer.

Gerek yok. Ben çıkış yapınca değiştirirsin.

Sensör itfaiyenin sistemine bağlı. Alarm verirse, birini gönderirler.

Tamam, ama çabuk ol.

Chicago Polisi!

Hey, ellerini yukarı kaldır.

- Kaldır! - Hey, hadi ama.

Hey! Eller! Ellerini hemen arkana uzat!

Hey! Eller arkaya!

Orada dur. Kımıldama.

Tamam, bence olmuş.

Teşekkürler.

Sakin ol. Sakin ol.

Tüm denetmenleri kontrol ediyorum.

Saldırganı bulmuşsunuz.

Hayır amirim. Suçlulardan birini bulduk.

Saldırgan hâlâ kayıplarda.

Yaklaştık patron.

Tamam.

Nasıl yardım edebilirim?

Bu tuzak soru değil.

Ancak amirinin seni eğittiği ve izin verdiği kadar iyi olabilirsin.

Bu işi kapatmak için ne lazım?

Biz idare ediyoruz amirim.

Şimdi Jorge'ye baskı yapacağız. Saldırganın kimliğini tespit edip yakalayacağız.

Tamam.

Bir şeye ihtiyacınız olursa arayın.

Samimiyim.

Bakın, ne yaptığımı sandığınızı bilmem, ama yanılıyorsunuz.

Tamam, yalana devam etmeden önce, şunu da bil,

Maria ve oğlun gözaltında.

Ne için? Onlar bir şey yapmadı.

O senin fikrin.

İş birliği yaparsan bizim fikrimiz de değişir.

Bu O denen tip kim ve nerede?

Maria'ya gönderdiğin mesajı gördük.

Bu onu da iş birlikçi yapar. - Tamam.

O ne demek?

Maria'nın başı senin yaptığın şey yüzünden dertte demek Jorge.

Ailene bakmaya çalıştığını biliyorum, Perez öldürülünce işler azaldı,

sen de bir fırsat kullandın ama kötü bir fırsattı.

Sana teklif ettiğim, iyi bir fırsat.

Sana anlaşma teklif ediyorum.

- Ben ispiyoncu değilim. - Anlıyorum. Gerçekten.

Ama kötü bir koca ve kötü bir baba olmadığını da düşünüyorum.

Kabul edip iş birliği yaparsan sana daha hafif bir

ceza, karını ve

çocuğunu görebileceğin,

birlikte olabilecekleri bir anlaşma sunabiliriz.

Yazılı olarak isterim.

Jorge, Maria seni korudu.

Seni kolladı.

Sen de onu kolla.

"O" Octavio Lopez.

- Nerede o? - Bilmiyorum.

Bilmiyorum.

Nereye gittiğini biliyorum. Tamam mı? Sammy'yi kazıklayacak ve Sammy'nin parasıyla

yurt dışına kaçacak. - Sammy kim?

Sammy bizden katalizörleri alan adam.

Octavio yardım etmemi istedi,

ama Sammy hep bize iyi davrandı.

Adam, geldiğimizde ikiniz içeri girip mekana bakın.

Biz uzakta, mekanın doğusunda duracağız.

Peki amirim.

Kırmızı kamyonet, plakası yok.

Gördüm.

Adam, takipteyiz. Octavio'yu bulmuş olabiliriz.

Kim, destek çağırmamı ister misin?

Hayır, o olmayabilir. Sen tamirciye git.

Anlaşıldı.

Emisyon - Fren

- Cesetler. - Arkandayım.

Kimse yok.

Ölmüşler.

Chicago Polisi! Silahını at!

5021 Eddie.

Yardım, yardım. Polise ateş açıldı.

Köşeye sıkıştık, siviller yüzünden ateş edemiyoruz.

5021 Eddie.

Mermisi bitti! Yürü, yürü!

Kamyonete bak! Adam bende!

5021 Eddie, yaya olarak takipteyiz.

Monroe'dan güneye doğru. - Anlaşıldı.

Tüm birimler, 5021 Eddie silahlı saldırganı

yaya olarak takip ediyor.

Monroe'dan Karlov'a doğru güneye gidiyor.

- Bu geçitlerden birine girdi. - Tamam.

Ben buna bakarım. Sen diğerine bak.

- Hayır, ayrılmayalım. Bu çok riskli. - Sen o tarafa bak. Bu bir emir.

Hadi!

Chicago Polisi! Olduğun yerde dur! 5021 Eddie.

Güneydeki geçidin sonundaki tuğla binanın yangın merdivenine gidiyor.

Anlaşıldı 5021 Eddie.

Tüm birimler, acil durum yoksa hattı meşgul etmeyin.

Kim! Kim!

İyi misin?

Her şey yolunda mı?

Evet, çok yüzeysel yaralar.

Hey, Kim. İyi misin?

Ne oldu öyle?

Ben iyiyim.

Takipteydik.

Saldırganda silah vardı, ama Kim önce davrandı, göğsünden vurdu. Adam öldü.

Ne? Senin menzilinde değil miydi?

Ateş edemedin mi?

Fırsat olmadı.

Bizi yalnız bırakır mısın?

Gerçekten böyle mi oldu?

Neden seni kollamadı?

Yani, saldırgan kaçtı.

Gittiği yön belli değildi. Sonra biz

ayrılmaya karar verdik.

Başka şansımız yoktu.

Beni koruduğun için ne istiyorsun?

Seni dedektif mi yapayım?

Seni İstihbarat'a geri mi göndereyim?

Sana bir iyilik borcum var.

Seni karşılık beklentisiyle mi koruduğumu sanıyorsun?

Seni korudum, çünkü bir polis arkadaşımı o ânın heyecanıyla yaptığı

bir hatadan dolayı suçlayamam.

O ânın heyecanıyla yapılmış bir hata değildi.

Reid ensemde olduğu için kötü bir karar verdim.

Biliyorum.

Dedektiflerini test ediyor.

Yaptığı şey buymuş.

İki tanesini kovdu bile.

Birinin emekliliğine iki yıldan az zaman kalmıştı.

Stres yüzünden hata yaptım. - Evet, biliyorum. Anlıyorum.

Yine de bu seni koruma nedenimi değiştirmez.

Tanrım.

Ben de senin gibiydim.

Seni yeniden İstihbarat'ta görevlendirdiğim için şanslısın.

Başka yere gidemeyecek kadar iyi ve asilsin. - Ne demek şanslıyım? Nasıl yani?

Beni İstihbarat'a geri göndermek istemiyor musun?

Söyledim ya, iyilik istemiyorum.

- Yani... - Hayır, bana bunu yapma.

Ben sana yalan söylemiyorum, sen de bana söyleme.

Gerçek fikrin ne?

Bak, senin birimin çok iyi.

Sen iyi bir polissin. Aktifsin.

Gerektiğinde agresif oluyorsun.

Bir kalbin olduğunu unutmuyorsun.

Sen iyisin.

Ama seni koruyan bir komiseri olan

devriye memurunun içgüdülerine sahipsin.

Voight sizi siyasetten, üstlerden,

temsilcilerden, kötü şeylerden koruyor.

Aslında, işin yarısı bu.

Tamam, peki kararın ne?

- Sana iyilik borcum var. - İyilik istemiyorum.

Peki.

Kararım İstihbarat'a geri dönmemen yönünde.

Bence buna hazır değilsin.

Merkez bölgede olmalısın.

Oyunu oynamanın ne demek olduğunu orada öğrenirsin.

Bu seni daha iyi bir dedektif yapar.

Hayır. Hayır.

Merkez bölgesinde altı ay, sonra buraya gelmen için şartları zorlarım.

Bunu yapamaz. Tüm sınavları geçtin. Tamam mı? Suarez'in ne dediğinden kime ne?

İyiliği kabul et. - Hayır.

Evet.

Kim, bu bir polisin fikri.

Oyunu oyna.

Hayır, bitti. Merkez bölgesine gitmemi tavsiye etti.

Oraya gideceğim.

Senin yerin burası ama. Senin yerin burası, benim yanım,

burada birbirimizi kolluyoruz. - Adam.

- Voight'la konuş. İyilik olmasına gerek yok. - Tercihimi yaptım.

Bir unvan için değişemem.

Tamam mı?

Tamam. Tamam.

Anlıyorum.

Geldi bile.

Bugün çok iyiydin.

Bu kararımı kolaylaştırdı.

Anlamadım. Ne kararı?

Dedektiflerin atamasına ben karar veriyorum.

Suarez'in değerlendirmesini takdir ediyorum,

ama seni dedektif olarak İstihbarat'a geri alıyorum.

Hayır Komiser Reid, özel muamele istemiyorum.

Dediğim gibi, dedektiflerimi ben atıyorum,

ve seni buraya atadım.

İstihbarat'a tekrar hoş geldin.

Tebrikler dedektif.

O neydi öyle?

Bunu yapmasını sen mi istedin?

Hayır.

- Bunu neden yaptı? - Bilmiyorum.

Ama hiçbir şey bedava olmaz.

Evraklar hazır.

- Başka bir şey lazım mı? - Hayır, gerek yok.

Yardım için sağ ol. - Evet, ne demek.

Hey, Jorge, Perez'i devralan çete hakkında

bir şey söyledi mi?

Arucos'tu, değil mi?

Evet.

Hayır, Ruzek'in muhbiriyle aynı şeyi söyledi.

Yeni birinin borusu ötüyormuş,

adı da Zibata. Neden?

Hiç. Sebebi yok.

İsim bir yerden tanıdık geldi.

Şüpheli Profili, Gloria Perez

Doğum yeri: Zibata, Meksika

Bu hikaye kurgudur. Gerçek insan, varlık veya olaylar anlatılmamaktadır.

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.