All language subtitles for Chicago.PD.S12E05.1080p WEB H264-NHTFS.tr

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

Kötüye gidiyor.

Evet, hava durumu uygulaması güncelleme yaptı. Şimdi dinmesi iki gün sürer diyor.

Annenin pencerelerini kapatabildin mi?

Evet, bir şey olmaz.

Evraklara yardım istemediğine emin misin? Kalabilirim. Mak'in yanında Adam var.

Herhalde fırtınayı izlesin diye geç yatmasına izin vermiştir.

Hayır, sokaklar kötü olmadan evine git, tamam mı?

Peki. Ama bir şeye ihtiyacın olursa ara, tamam mı?

- Olur, ararım. - Tamam.

- Tamam kanka. - İyi geceler.

Evet.

- Bakar mısın? - Evet.

Kapıdaki görevli beni gönderdi.

Memur Ruzek burada mı?

Hayır, o... Yok.

Peki.

Tamam.

- Aramamı ister misin? - Hayır, gerek yok.

Ben hallederim.

Hey, ben varım.

Ben Memur Torres, Dante.

Hiç tanışmadık, ama Martel davasında bizimle çalışmıştın.

Yardımcı olabilir miyim?

Tamam, peki.

Yanılıyor olabilirim.

Bir şey çıkmayabilir, ama bir konuda yardım isteyecektim.

Bir 911 çağrısı. 20:15'te geldi.

Arayan kişi, tehlike altında bir kadındı,

yardım istediğini, yaya olarak takip edildiğini söyledi.

Sonra hat düştü.

Sonra yeniden bağladılar mı?

Hayır, telefonu kapalıydı.

Ya o kapattı, ya şarjı bitti, veya çekmeyen bir yere girdi.

Ve partnerimle beni son bulunduğu yere gönderdiler.

Bir saat aradık, sonra partnerim "diğer" kategorisinde bildirdi.

Ve sana öyle gelmedi mi?

Evet.

Ayakkabı izleri, kırık camlar vardı.

Biri kaçıyormuş gibi geldi.

Partnerim teyit edene kadar yağmur izleri sildi.

Ne, sana inanmadı mı?

Hayır.

Hayır, inanmadı.

Ayak izlerini bu evlerin arkasında gördüm.

Güneye doğru gidiyordu.

Tamam. Gidelim.

Tamam. Kapıları çalıp, evde kimse var mıydı, bir şey gördüler mi diye sorabiliriz.

Hepsini ararız. Dağılalım.

Evet, iyi fikir.

Birkaç dakika daha?

Evet.

Chicago Polisi.

Suda biri var!

Nerede?

Hemen şurada, hızla ilerliyor!

Tamam.

Tamam. - Şimdi buradaydı.

- Nerede? - Orada!

Tamam, tamam. Işığın açık kalsın.

921 Ekip, suda bir kadın var, Güney Chicago'da nehrin güneyinde.

Hemen ambulans gönderin.

Tuttum!

Kiana, yakaladım! - Seni görüyorum. Gel.

Hey!

Tamam, tamam.

İşte oldu, işte oldu.

Onu yakaladım. Yakaladım. Oldu. Oldu.

Nabzına bak.

Nefes alıyor mu?

Hayır.

Hayır.

Ne?

Tanrım.

Biri onu öldürdü.

5021 Ocean, küçük yaşta bir ölü var, beyaz, kadın, 13 yaşlarında.

Güney Chicago'nun doğusundayız,

nehrin güney kıyısında. Hemen ambulans ve mobil suç laboratuvarı gönderin.

- Anlaşıldı 5021 Ocean. Destek ve suç laboratuvarı geliyor. - Al. Bunu kullan.

5021 Ocean, tam adres var mı?

Karşıdaki en yakın sokaklar Pershing ve Iron.

Anlaşıldı.

5021 Ocean, hemen araç yönlendiriyorum.

Ormanda biri var. Bir kız!

- Hey, cesedin yanında kal. - Tamam.

Chicago Polisi!

Polisler 35. Cadde'ye kadar baktı. Hiçbir insan izi yok.

41. Cadde'ye kadar baktım, bir şey yok.

Ama birini gördüm.

Genç bir kadındı. Belki bir tanık, suçlu, bilmiyorum, ama oradaydı.

- Biliyorum. Sana inanıyorum. - Ne yapacağımı bilmiyorum.

Lütfen, lütfen.

Yapamam. Yardıma ihtiyacım var.

Peşimde... Tanrım. Peşimde. Lütfen.

Koşmaya devam edemem.

Yapamam.

911 çağrısı bu mu?

Evet, tamamı bu.

Ormanda bir şey bulunamadı mı?

Daha değil.

Kimliği tespit edildi.

Adı Lucy Talsman. 14 yaşında. Henüz kayıp bildirilmemiş.

Cebinde cep telefonu vardı, ama suya düştüğü için bozuk.

911'in bundan arandığını teyit etmeye çalışıyoruz.

Seni gönderdiler.

İçindeki ses dönmeni mi söyledi?

Evet amirim.

Aferin sana.

Komiser Voight.

Aramada yardım gerekiyor mu?

Bu yağmur bizi bitirdi.

Yağmur yüzünden deliller silinmeden önce her türlü yardıma açığız.

Sert bir nesne arıyoruz, herhangi bir boğuşma izi veya kan izi.

Henüz bir olay yeri yok.

Anlaşıldı.

Ekibim halleder.

Teşekkürler.

Tamam, dinleyin.

Lucy'nin cesedini morga götürelim.

Onu incelemeye başlayalım.

Bu duruma ne zaman geldiğini anlamaya çalışalım.

Tamam, siz ikiniz haber verin.

Geliyor musun?

Ben burada kalayım, devriyenin olay yerini kontrol etmesine yardım edeyim.

Voight seni bu davaya atadı.

Sen buldun.

Buna sen bakacaksın.

Tamam.

Evet, haklısın.

Gidelim.

Böyle olacağını ona söyledim.

Beni dinledi mi?

Yok.

O kız, içimden çıktığı andan itibaren tam bir belaydı.

Bunun olacağını biliyor muydun?

Belaya bulaşırsan kötü şeyler olur.

Bu kız geceleri evden kaçıyor.

Bu eve getirdiğim tüm erkeklere kaba davranıyor.

Nankör, hiç söz dinlemiyor.

Kızın bu akşam kiminle birlikteydi, biliyor musun?

Hayır.

Nerede olduğunu?

Hayır.

Burada uyuyor olması gerekiyordu.

Onu Güney Chicago'da bulduk.

Neden orada olduğunu biliyor musun?

Sen de mi dinlemiyorsun?

Lucy her akşam evden kaçıp arkadaşlarıyla buluşuyor.

Nereye gittiklerini veya ne yaptıklarını bilmiyorum. Ona engel olamadım.

Anlıyor musun?

Islahevi onu durduramadı.

Kimse durduramadı.

Hangi arkadaşlar?

Bilmiyorum.

Kendi gibi merhametsiz çılgın kızlar.

Bir tanesi şeytanın sevgilisi gibi görünüyor.

O kız hayalete benziyor.

Lucy'nin annesi eşkali teyit etti, soluk benizli,

açık sarı saçlı.

Ormandaki kız oydu.

Evet, ama annesi adını bilmiyor. Ve Lucy'nin odasında hiçbir şey yoktu.

Tamam. Kızı şeyden teşhis etmeye çalışabiliriz...

Kiana. Buraya geçebilirsin. Boş.

Hayır, burada takılırım.

Hayır, hayır. Bir masa al. Bu senin.

Kuru kıyafet istersen, dolabımda fazladan var. Dolap açık.

Teşekkürler.

Hâlâ Lucy'nin sosyal medyasına bakamadık.

Kendi adına hesabı yok.

Herhalde annesinden saklamak için Finsta gibi bir şey kullanıyordu.

Lucy'yi sudan çıkardığınız bölgenin yakınlarında hiç kamera yok.

Ayrıca Lucy'nin oraya nasıl gittiğini de bilmiyoruz.

Bölgeye giden otobüs yok, onun adına araç çağırılmamış.

Yürüyerek veya arabayla gitmiş olabilir ama bunu teyit edemiyoruz.

Ormanda?

Ormanda bir şey yoktu.

Cinayet silahına veya

bölgede birinin olduğuna dair kanıt yoktu.

İşimiz biraz zor olabilir.

O tarafa mı dönüktüm, hatırlamıyorum.

Bak. Kameradan kaçmış olabilir.

Torres. - Ne?

Ormanda biri var.

İşte, orada.

Bu yüz tanıma için yeterli mi?

Bilmiyorum.

Bakalım.

Sadece yüz eşleşmeleri

Jess Marks, 14 yaşında.

Bu o.

Jess'in sabıkası var, mükerrer suçlu.

Üç ay ıslahevinde kalmış.

Lucy'yle aynı yer.

- Aynı dönemde mi? - Evet, tamamı örtüşüyor.

Orada tanışmışlardır.

Jess'in esas velisi amcası.

On yaşından beri onun velayetinde.

Ebeveynleri hapse girip çıkıyor.

Uyuşturucuya benziyor, ortada yok.

Şiddet eğilimi?

Hayır.

Eski sabıkaları geç kalmak,

grafiti, haneye tecavüz, reşit olmadan içki içmek,

şiddet suçu yok, kavga kaydı yok.

Bu hiç olmayacağı anlamına gelmez ama.

Söyle Burgess.

Morgdan aradılar.

Yağmur yüzünden Lucy'den düzgün numune almak

imkansıza yakınmış, ama bir kısmi numune almayı başarmışlar.

Jess'le uyuyor.

Kan numunesi mi?

Hayır, Lucy'nin gömleğinin içinde bir saç folikülü.

Bunlar genç kız. Kıyafet paylaşıyor olabilirler.

Evet, veya suçlu Jess.

Şimdi Jess'in evine geldik.

Tamam, sessizce etrafı dolaşın, onu görmeye çalışın. Ben de geliyorum.

Evin önünde araba yok.

Işıklar kapalı.

Kiana, açık kapı var, doğu tarafı.

Anlaşıldı.

5021 Ocean, bilginize,

Güney Elmwood 4203 numarada açık kapı var.

Partnerimle birlikte eve girip

kontrol edeceğiz.

Kokuyu aldın mı? - Evet.

Anlaşıldı 5021 Ocean.

Seni o adreste bildiriyoruz.

Chicago Polisi!

Kontrole geldik!

Kimse var mı?

Chicago Polisi! Ses ver!

Ellerini kaldır!

Kaskatı olmuş.

Bu Jess'in amcası mı?

Olabilir.

5021 Ocean, suç laboratuvarını Güney Elmwood 4203 numaraya gönder.

Bir ölü var, erkek.

Altında bir şey var.

Ne?

Bala benziyor.

Sanki balla işkence görmüş gibi.

İlk görüşüm, birinin burnunu kapattığı yönünde.

Burada morluklar var.

Buradan ve buradan tutulmuş.

Bunlar parmak uçlarından.

Küçük parmaklar.

Evet.

Kimlik teşhis edildi mi?

Bu Jess'in amcası, Liam Marks.

Bu onun evi. Eve zorla girilmemiş.

Kızın yeri hakkında bir bilgi edindiniz mi?

Hayır, yok.

Komşularla konuştuk, ama günlerdir onu gören olmamış.

Cep telefonu da yok.

Tamam, duyuru yapın.

Bu evi arayalım.

Jess'in bulunduğu yeri gösteren bir şey arayın.

Ne diyoruz yani? Jess mi yaptı?

14 yaşında bir kız amcasını

balla öldürdü, sonra da Lucy'i mi öldürdü?

Ne diye... - Bilmiyorum.

Tamam, öğrenelim.

Polaroid fotoğraf makinesi buldun mu?

Hayır.

Onlar pahalı, değil mi?

Evet, galiba.

Bu yaştayken arkadaşlarını hatırlıyor musun?

13 yaşındayken babamın sokağında üç arkadaşım vardı.

Aramızdan su sızmazdı.

Birbirimize her şeyimizi anlatırdık.

Grubumuzun bir adı vardı.

Kan kardeşi olmuştuk.

Ve tuhaftık.

Böyle arkadaşların var mıydı?

Hayır.

Ama ıslahevine girdim.

Orası farklıydı, tamam mı?

Biz...

Bütün dünya mı kötü?

Hayatta kalıyorduk.

Evet.

Balım, hani süt? Süt al. Eve geldiğimde almış ol.

Ona balım diyormuş.

Not görsel olarak Liam'ın el yazısına uyuyor. Uzmanlara verdik.

Bize teyit gönderirler.

Liam ve Jess arasında tartışmalı bir ilişki mi varmış?

Belgelenen bir şey yok, ama bunun bir anlamı yok.

Evet, güçlü bir cinayet sebebi. Eğer bu evde istismar varsa, bu da balı açıklar.

Morgun ön raporunu aldım.

Liam'ın vücudunda uyuşturucu ve alkol yok, nefessiz kalarak ölmüş.

Adli tabip haklıymış.

Kolundan tutmuşlar.

Birkaç kişi onu tutmuş.

Kavramaları görünüyor, ama üst üste gelenler var.

Yani hepsi küçük parmaklar, ama farklı ellerden.

Adli tabip beş farklı el olduğuna inanıyor.

Dur, yani üç kişinin onu tuttuğunu tespit edebilirler mi?

Edebilirler, evet.

Lucy'nin annesi arkadaşlar dedi, çoğul, başka merhametsiz çılgın kızlar.

Jesse'nin odasındaki fotoğraflarda üç genç kız vardı...

Lucy, Jess ve biri daha.

Tüm fotoğraflarda üç kız görülüyor

Her zaman üçü birlikte.

Tamam, üçüncü kızın kimliğini tespit ettik mi?

Hayır.

Yüz tanımada çıkmadı, ıslahevine girmemiş,

ve bulduğum okul kayıtlarında eşleşme çıkmadı ama aramaya devam edeceğim.

Komiser Montgomery arıyor. Bir şey bulmuş.

Şu anda Jess'i Van Buren ve Aşağı Wacker'daki viyadük civarında görmüşler.

Gidin.

Tamam, orada buluşuruz. Teşekkürler.

Adamlarımdan biri onu tanıdı.

- Kimse yaklaşmadı mı? - Hayır, onu size bıraktık.

Sağdaki sarı çadırda.

14 yaşında, sarı saçlı, soluk benizli.

Biz uzaktaki alana geçip orada bekleyeceğiz. Siz yaklaşın.

- Tamam, biz doğu tarafındayız. - Yavaş yavaş.

- Jess! - Hadi!

Kaç!

- Hey! - Hey!

Kahretsin.

Torres, git. Biz hallederiz.

Karşı koyma.

Polis!

Hey! Dur!

Hadi!

- Çöz elimi! - Sen bu haldeyken olmaz.

Jess, sakin olman gerek.

Kendine zarar veriyorsun.

Bak, ne kadar çabuk konuşursan, bu odadan o kadar çabuk çıkarsın.

Tamam, peki. Buna son veriyoruz.

Karşı koyduğun için sorguya son verirse,

seni 14. seviyeye götürürler. Anladın mı?

Yani sana ilaç verirler, seni bağlayıp tükürük maskesi takarlar.

Doğru mu?

Evet, böyle bir seçenek var.

Jess, sadece birkaç soruya cevap vermeni istiyoruz.

Tamam mı?

Birincisi, çadırda yanındaki kimdi?

Polisten kaçan kim?

Bana bak.

Buydu.

Kim bu?

Tamam.

Tamam, dün geceyi konuşalım.

Lucy öldürüldüğü sırada

ormanda olduğunu biliyorum.

Onun adını söyleme.

Neden?

Bunu hak etmiyorsun.

Onu ölüme terk ettin.

Ben onu asla ölüme terk etmezdim.

Onu nehirden çıkardığımızda zaten ölmüştü.

Tamam mı?

Ona ne oldu?

Liam'a ne oldu?

Ne, oraya da mı gittin?

Onu mu kurtarmaya çalıştın?

Hayır, ölmüştü.

Sana ne yaptı bilmiyorum,

ama herhalde üç kız olarak

onu öldürmenizin bir sebebi vardır.

Evet.

Kendini akıllı sanıyorsun.

"Üç kız olarak."

Beni tuzağa düşürebileceğini mi sandın?

Onu ben öldürdüm.

Kimse yardım etmedi.

Bu doğru değil.

Doğru!

Ben öldürdüm, sadece ben.

Ben onu öldürdüm!

Sadece ben!

Bana ne istersen yap!

Tüm suçlamaları tek başına üstlenmek istemezsin.

- İsterim. Hadi yap. - Seni yetişkin olarak yargılarlar.

Beni korkutamazsın!

Anladın mı? Beni korkutamazsın!

Korkmayı reddediyorum!

Senden korkmayacağım!

Çıkar beni buradan!

Sakin olursan, biri gelip...

Çöz ellerimi!

Korkuyor. Ödü kopuyor.

O kızı koruyor.

Liam'ı öldürdüğüne şüphe yok ama Lucy'ye verdiği tepki?

Onu seviyor.

Ama onu sevse de öldürmüş olabilir.

Hiçbir fikirim yok.

Ne olduğunu anlamadım.

Tek bildiğimiz, Jess'in yalan söylediği.

Yani, üç kişi Liam'ı tuttu,

boğazına bal döktü ve o ölürken seyretti.

Neden?

Ve orada kim vardı? Jess, çadırdaki kız, fotoğraftaki kız mı?

Yani, Lucy bir şekilde bu işe karıştı mı? Bilmiyorum.

Daha fazlasına ihtiyacımız var.

Bunlar reşit değil. Koruma altındalar.

Sistemimize bakmana izin veremem.

Sisteminize bakmama gerek yok.

Kızın ıslahevine girmediğini biliyoruz.

Zaten araştırdık.

O zaman ne istiyorsun?

Başka bir çalışanla konuşmak,

bu kızları tanıyan biri, bir gözetmen.

O da aynı şeyi söyleyecek.

Arama izni soracak.

Bırak da bunu o söylesin, olur mu?

Hangi ıslahevine gittin?

Marin Hall.

Burası kadar güzeldir.

Komiser Montgomery'yle olayın ne?

Olay yok.

Taktik ekibinin patronu mu?

Seni yeniden devriyeye gönderen?

Neden?

Az konuşan bir adam olarak, sessizliği yorumlamayı beceremiyorsun.

Olay yerinde ona işaret yaptın.

Ve seni görmezden geldi.

Bir sebebi var.

Bunu senin bilmene gerek yok.

Bilmek istiyorum.

Neden?

Beni daha iyi tanımak için bulduğun yol bu mu?

Bak, olay yerinde beni dinlememesi onun suçu.

Beni kovması onun suçu.

Hiçbiri benim suçum değil.

Memurlar, ne oluyor?

Yardımcı olayım?

Genç bir kızın kimliğini tespit etmeye çalışıyoruz.

Daha önce burada kalan iki kızla arkadaş.

İkisi de altı ay kaldı.

İşte buradaki.

Onu tanıdın mı?

Tanıyor musun?

Ben gece personeliyim.

Bunu size anlatmaya iznim var mı bilmem.

Sorun çıkarmak istemiyoruz.

Gizliliğin farkındayız.

Ama burada kalmıyordu, değil mi?

Buraya girenlerden biri değil,

ve kayıtlarını gizli tutacak yaşta değil.

Başının dertte olduğunu düşünüyoruz.

Hayır, buraya girmedi.

Gündüz müdürünün kızı.

Onu sürekli buraya getirirdi.

Eskiden mi?

Evet, eskiden.

Adı Willow.

Willow Hughes, 13 yaşında.

Wilmette'te bir okula gidiyor.

Babası Raymond Hughes, Kirkman Islahevinde gündüz müdürüydü.

İki hafta önce Raymond'ı sessizce kovdular.

Merkez Raymond'ın başka fırsatları

değerlendirdiğini söyledi, ama bir çalışana göre, hakkında birden fazla iddia var.

Orada kalanlar zihinsel ve fiziksel istismar iddiasında bulundu.

Tamam, Lucy ve Jess'in ne alakası var?

Willow'la bağlantıları var.

Lucy, Jess ve Willow merkezde tanıştı,

arkadaş oldu, samimi oldular, birbirlerine her şeyi anlattılar.

Mesela Jess'in amcasının fiziksel istismarda bulunduğunu,

Lucy'nin annesinin erkek arkadaşının onu taciz ettiğini,

ve Willow'un babasının evde çok içtiğini.

Willow'u dövüyordu.

Kovulunca daha kötü oldu. Hepsi var.

Hepsini yazmışlar. - Jess ve Lucy'nin Finsta'sını

Willow'un Finsta'sından bulduk. Her şeyi anlatmışlar, ona yapacakları her şeyi.

Ben çalışıyorum bile. Aynısını hissetmesini istiyorum.

Onlar üç ergen kızdı,

hepsinin hayatında istismarcı erkekler vardı, ve birlikte harekete geçmeye karar verdiler.

Onları tek tek öldürmeye karar verdiler.

Öldürmek mi?

Liam, sonra Raymond, sonra da erkek arkadaş.

Kızların önce Liam'ı öldürdüğünü düşünüyoruz,

sonra Raymond'ı ormana çağırdılar, saldırmaya kalktılar ama bu sefer olmadı.

Onun yerine Raymond Lucy'yi öldürdü.

Lucy ölmeden önce Willow ve Raymond'ın telefonları

ormanda görünüyor.

Raymond Hughes'ün evi boş.

Raymond yok, Willow yok.

Ekip orada bekliyor.

- Telefonları? - Artık kapalı.

Evin önünde araç yok. Raymond'ın Nissan Altima'sı var. Orada değil. Duyuru yapıldı.

Tamam.

Ama Willow hâlâ kaçıyor ve saklanıyor olabilir.

Babası onu arıyor olabilir.

Sorun şu, eğer onu bulursa ne yapar?

Tamam, bunları Jess'le konuşalım.

Umarım bir şey söyler.

Komiserim, ben deneyebilir miyim?

Yani Liam'ı birlikte öldürdünüz.

Sıra Raymond'daydı.

Onu ormana çektiniz, öldürmeye çalıştınız,

ama ters gitti.

Vazgeçtiniz.

Çok güçlüydü.

Jess, Raymond ve Willow şimdi nerede?

Yardım etmek için buradayım. - Yardımını istemiyorum.

Zaten söyledim, Liam'ı tek başıma öldürdüm.

Yalan söyledin.

Seni tanıyorum. - Beni tanımıyorsun.

Hakkımda hiçbir şey bilmiyorsun.

Konuşacağımı, kucağında ağlayıp

senden yardım dilenen tatlı,

masum bir kıza dönüşeceğimi sanıyorsun.

Yapmayacağım.

Senden korkmuyorum.

Sen benden kork.

Sen de beni tanımıyorsun.

Tanımak da istemiyorum.

Kadın ve siyahi bir Chicago polisiyim.

Dünyanın gücü adaletsiz dağıttığını biliyorum.

Ne kadar bilinçlisin.

Bir adamı öldürdün.

Bunu tasvip etmiyorum, ama neden yaptığını

çok iyi anlıyorum.

Yani hayır, senden korkmuyorum.

Senden etkilenmeyeceğim ve beni şaşırtamazsın.

Ama beni şaşırtan şu anda arkadaşın Willow'un Raymond'la baş başa olmasına izin vermen.

Onu bizden önce bulursa tam olarak ne olacağını sanıyorsun?

- Bulmayacak. - Öyle mi?

Bu konuda iddiaya var mısın?

Sence onu ne kadar hızlı öldürebilir?

Boynunu mu kırar, kafasını mı ezer?

Sus.

Lucy için ne kadar kısa sürdü?

Kafasını kırması ne kadar sürdü?

Çünkü o sizden daha iri, daha yaşlı,

ve daha hızlı.

Canını alması ne kadar sürdü?

Sus.

Bence öyle çabuk oldu ki, ne olduğunu bile anlayamadınız, değil mi?

Kafatasını ezmek için iki kere vurması yetti.

- Sus. - Hayır, susmayacağım.

Çünkü haksız değilsin.

Sen tatlı değilsin. Sen masum değilsin.

Ve dünyanın adaletsiz olduğunu biliyorsun.

Peki kızı eline geçirirse ne olacağını sanıyorsun?

Yeterince öfkelenirse, onu öldürür.

Lütfen sus.

Hayır, susmayacağım.

Sana onu kurtarmak için güç teklif ediyorum Jess.

Anlıyor musun?

Bana onun yerini söyle.

Onu seviyorsan, söylersin.

Biz kaçacaktık.

Nereye?

Raymond'ın yerini bilmiyoruz Jess.

California'ya.

California otobüsüne binecektik.

Otobüse binecek.

Lütfen.

Bilet Ofisi

Çalışanlar Willow'u görmemiş.

Bu akşam batıya giden bir tek otobüs var.

Komiserim? - Buradayım.

Bir tek otobüs olabilir.

Şimdi aramaya gidiyoruz. - Anlaşıldı.

Depoda bir şey çıkmadı. Willow burada değil.

Etrafa bir kere daha bakalım.

Batı tarafındaki istasyon boş.

Bugün batıya giden iki otobüs vardı. Willow ikisinde de değildi.

Torres, Nissan, plaka aynı.

Raymond'ın aracını gördük, şimdi yaklaşıyoruz.

Raymond burada.

Lütfen dikkat.

120 numaralı otobüs yolcu alıyor.

Lütfen yerinize oturduktan sonra biletinizi hazırlayın.

Teşekkürler.

Araç boş.

Raymond'ı görmüyoruz, ama burada olması lazım.

Size doğru geliyorum.

Torres!

- Willow! - Willow!

Dur! Willow'u görüyoruz.

Doğuya doğru koşuyor.

Raymond da peşinde!

Kahretsin.

Doğuya doğru gidiyoruz!

Hey.

Tel örgünün içindeki evden çığlıklar geliyor.

İçeri giriyoruz.

Yukarı çıkıyorum.

Anlaşıldı.

Kiana!

Kiana!

Willow suyun içinde!

Buldum, buldum!

Hey.

- Buldun mu? - Evet!

Yaşıyor mu?

Evet!

İyi misin?

İyiyim.

Şimdi nefes al.

Nefes al, nefes al.

Tutuyorum seni, tutuyorum.

Bana ihtiyacınız var mı?

Hayır, olay yeri bitti sayılır.

Raymond 21'e gidiyor.

Willow hâlâ stabil.

İyi.

Kızlara suçlama yapılacak mı?

Evet.

Galiba benden bu kadar.

Bölgeme geri dönmeliyim.

Komiser Montgomery'yle olayın ne?

Senin neyin var?

Bilmek istiyorum.

İstediğini alır mısın?

Hayır, genelde almam ama...

Bence yardım edebilirim.

Beni bundan kurtaracak mısın?

Kendimi kurtarmak için yapmadığım şey kaldı mı sence?

Hayır.

Bana engel oldu.

Montgomery ağır çalışır, emekliliği yanacak diye korkar.

Arama ve garantili tutuklama için tam vaktinde gelir,

taktik biriminin olması gereken şeyin tam tersi.

Bunu söyledim. Hoşuna gitmedi.

Ertesi gün yeniden devriyeye gönderilmiştim.

Çok fazla dostu var demek.

Evet.

Görüşürüz Torres.

Burada bir yer var.

Voight birini bulmak zorunda.

Bizim birime katıl.

O şekilde olmadığından eminim.

Olabilir.

Bunun için beni onaylamaları imkansız.

Komiserin beni bunun için asla onaylamaz.

Evet dedi bile.

İstersen bu görev senin.

Neden?

Beni tanımıyorsun.

Yeterince tanıyorum.

Ne dersin?

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.