All language subtitles for Chicago.PD.S12E04.1080p.WEB.h264-ETHEL.tr

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
en English
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian Download
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

Ve birçok taraftar hâlâ bu tarihi kötü sezonun şaşkınlığını yaşıyor.

Chicago White Sox taraftarı olmak için çok kötü bir dönem, ama neyse ki

bundan daha kötüye gidemez.

Sezon dışı olduğu için takımın sahibi sorunun farkındaysa,

önemli değişiklikler yapmaları gerek.

Ve evet, yeniden toparlanma yılı takım için

şüphesiz zor olacak, ama buna değer.

Hayır.

"Camille'in Kitapları" - Kahretsin.

Camille'in Kıyafetleri

Camille'in Kıyafetleri

Cook County Ceza Mahkemeleri

Merhaba. - Merhaba, ben de seni arıyordum.

Evet, geciktim, biliyorum. Nereye gidiyorsun?

Savunma biraz erteleme istedi.

Bize gerek yok.

İyi misin?

Bodrumumda sızıntı var.

Tamam.

Birkaç ay sonra olacak, ama hazır tazeyken, bir gözden geçirmeliyiz.

Kahvaltıya gelir misin? - Evet, olur.

Benim arabamla gideriz.

Boru mu sızdırıyor? O kadar mı?

Bu arada, yakınlarda arama izni için

onay gerekirse, başka birinden istemen gerekecek.

Denver'daki federal RICO davasına atandım.

Haftaya başlıyor. - Kartel meselesi mi?

Çocuğu, ruhsatın süresi dolduğu için durdurmuşlar.

Arabasında uyuşturucuyla yakalanmış.

Daha 18 yaşında, ama çeteye bağlı gibi.

Uzun bir dava olacak.

5021, ekip, eşkali tekrar et.

Beyaz, kadın, boynuna kar maskesi

bantla yapıştırılmış, kolları bağlı.

5021, ben gidebilirim.

Merhaba. Voight, İstihbarat.

Kurban nerede? - İçeride.

Yaklaşmaya kalktığımız zaman paniğe kapılıyor. Kendine zarar verecek.

Ambulans çağırdım. - İyi, iyi.

Merhaba. Beni daha fazla yaklaştırmıyor.

Ne yapacağımı bilmiyorum. - Tamam.

Buradan mı? - Evet, buradan.

- Sen dışarıda bekle. - Tamam.

Hanımefendi? Ben polisim.

- Hayır, hayır, hayır. - Bir şey yok.

- Hayır, uzak dur benden. - Peki.

- Hayır. - Daha fazla yaklaşmayacağım.

Hayır, hayır.

Sana zarar vermeyeceğim.

Yardım etmeye geldim.

Sakin ol.

Hanımefendi, ben Nina.

Bu polisi tanıyorum.

Polislere güveniyorum. Sana zarar vermeyecekler.

Sadece yardıma geldik.

Olur mu? Yardım edebilir miyiz?

Tamam, biraz yaklaşacağım, ama senin için sakıncası yoksa.

Tamam, tamam.

Tamam. Yanındayım.

Güvendesin. Tamam.

Maskeni çıkarabilirim ama, sana dokunmam gerekir. Olur mu?

Olur diyebilir misin?

Çünkü sen olur demeden sana dokunmayacağım.

- Olur. - Tamam.

Peki, şimdi maskeyi çıkarıyorum.

Bandı çıkarabilmek için boynuna dokunacağım.

Tamam. Sadece benim.

Güvendesin.

Tamam, tamam, tamam.

Bandı çıkarıyorum.

Evet.

Evet, tamam.

Tamam.

Hayır, hayır, lütfen bana dokunmayın. Lütfen dur, daha fazla dokunmanı istemiyorum.

Biliyorum, ama seni muayene etmek zorundayız.

Jamie, sana bir soru daha soracağım. Sana zarar veren adamı tanıyor musun?

- Hayır, tanımıyorum dedim. - Tamam.

Lütfen söyle, bana dokunmasınlar.

Tamam, biliyorum. Biliyorlar.

Orası mı acıyor?

2 miligram lorazepam ver. - 2 miligram lorazepam.

Hayır, hayır! Lütfen! Lütfen!

Eve gitmek istiyorum! Lütfen!

Beni duyan var mı?

Neden o telsiz çağrısına cevap verdin?

Bu davanın başka bir versiyonuna bakmıştım, 15 yıl önce.

Mahkemeye bırakmamı ister misin?

Hayır, yalnız kalmasın diye burada duracağım.

Duyuyorum komiserim, ben buradayım.

Dinle, bana Jamie Mackinson hakkında bulabildiğin her şeyi getir.

30'lu yaşlarda, kadın, beyaz, kahverengi saçlı, kahverengi gözlü. Ben gidiyorum.

Trudy.

Hey, 2009'daki dava dosyalarını alıyoruz.

Sence aynısı mı? - Henüz bilmiyorum.

İncelememiz gerek. - Tamam.

Çıktıları birazdan burada olur. - Teşekkürler.

Tamam. Ne bulduk?

Devriye arama yapıyor, Jamie'yi bulduğun alanı tarıyor. Daha bir şey yok.

Kurban Jamie Danielle Mackinson, 35 yaşında.

Geceleri kokteyl garsonu olarak çalışan bir sanatçı adayı, yalnız yaşıyor,

Ravenswood'da kirada oturuyor.

911 aranmamış, komşulardan bir şikayet yok.

Ona ne olduğuna dair hiçbir ipucu yok.

Başka bir şey söylemedi mi?

Hayır, sadece adını.

Dayak yemiş, büyük ihtimalle tecavüze uğramış.

Tamam, biraz delil bulalım. Jamie'nin evine gidin, kameralara bakın.

Arkadaşlarıyla, komşularıyla, iş arkadaşlarıyla konuşun. - Hey. Al.

- Teşekkürler. - Devamı geliyor.

Dinle, Jamie'nin bağlanma şekli,

15 yıl önce baktığım çözülmeyen tecavüz davalarına benziyor.

Şüpheli çıkmadı.

Tamam, hemen sonuca varmayalım. Delillerin götürdüğü yere gidelim.

- Anlaşıldı. - Tamam.

Jamie'nin sosyal medyasına baktım. Mikey Gonzalez diye biriyle yazışmış.

Adam 40 yaşında. Jamie'nin eski sevgilisi.

Galiba bir hafta önce ayrılmışlar.

Adam buna pek memnun olmamış. "Büyük bir hata yapıyorsun. Bana güven."

"Aptal sürtük, bundan sonra olacakları hak ettin."

"Senin gibi insanların başına kötü şeyler gelir."

Son ikisi dün gönderilmiş.

- Mikey'nin sabıkası var mı? - Evet.

Cinsel saldırı yüzünden tutuklanmış.

Jamie'yle aynı barda çalışıyor.

Barın müdürüyle konuştum. Şimdi de orada.

Tamam, seninle oraya gidelim Torres.

Diğerleri, Jamie'nin evini inceleyin.

Telefon kayıtlarına bakın, bir şeyler bulun.

Yapma! Defol barımdan!

Bırak beni! Bunu istemezsin.

İşte Mikey.

Bir daha denemek ister misin?

Hey! Hey! Hey! Durun! Polis.

Durun! Kavga etmeyin! Durun.

Hadi.

Çekil.

Bırak beni.

Götür onu buradan!

Beni polise mi şikayet ettin şişko palyaço?

Dalga mı geçiyorsun? - Götürün onu buradan.

Onun için gelmedik.

Öyle mi? Neden geldiniz?

Jamie yüzünden geldik.

Ne? Jamie mi?

Ne diyorsun sen?

Jamie'yi en son ne zaman gördün?

Ben...

- Ne zaman? - İki gece önce. Yeni sevgilisiyle birlikteydi, ben de gittim.

Nerede? Sen neredeydin?

Evinin önünde.

Minibüslü bir adam geldi, ben de gittim.

Minibüslü bir adam mı? Elinden gelen bu mu?

Evet, elimden gelen bu. Senin ne geliyor?

Evet.

Sus.

Ayağa kalk.

Hey, hey.

Karşı koyma. - Hank?

Yapma.

Orada görüşürüz.

Ne oldu?

Jamie Mackinson hastanede öldü.

Ne?

Doktor 24 saattir iç kanaması olduğunu düşünüyor.

Dalağındaki travma yüzünden kan kaybediyordu, demek ki dayak yemiş.

Otopside doktorlar tecavüze uğradığını tespit etti ve vücuduna

şey dökülmüş... - Kimyasal tüy dökücü mü?

Ağartıcı madde, içeriden ve dışarıdan?

Evet, aynen öyle.

Aynısı.

Tamamen aynı.

Geri döndü.

Size her şeyi anlattım. Ona neden zarar vereyim? O benim hayatımın aşkı.

Hayatının aşkına sürtük mü diyordun? Tehdit mi ediyordun?

Çünkü kalbimi kırdı.

- Peki diğer kadınlar? - Hangi diğer kadınlar?

Cathy Ward, Megan Cobb, Alexis Fogerty, Suzanne Hall...

Onlar da kim?

Claire Ballard, Sara Marie Larsen.

Diğer kadınları tanımıyorum!

Doğru söylemiş. Cep telefonu kayıtlarına göre Mikey

bütün hafta sonu Kenosha'da partideymiş.

48 saat boyunca mı?

Evet, tanıklar ve yarım düzine bar kamerası var.

Peki önceki tecavüzler?

Mikey 15 yıl önce Tampa'da yaşıyordu, Chicago'ya 2020'de döndü.

- Bunu yapmış gibi görünmüyor. - Tamam. Jamie'nin evinde bir şey bulduk mu?

Hayır. Boğuşma izi yok.

Komşular bir şey görmemiş.

Kim adli tabipliğe tüm evi inceletiyor.

Tamam, peki Mikey'nin gördüm dediği minibüs?

Teyit edemiyorum. Jamie'nin sokağında kamera yok.

Gördüğü adamı da teyit edemiyorum.

Çünkü "İri ve kapüşonlu giymişti" pek iyi bir tarif değil.

Teyit edebildiğimiz tek şey komiserim,

Jamie'nin iki gün önce gece birde işten çıktığı.

Eve dönmüş. Telefonu tamamen kapatmıştı.

Sen onu bulana kadar kimse görmemişti.

Tamam.

2009'da altı tane tecavüz olayı oldu, iki ayda bir.

Maktullerin hepsi kahverengi saçlıydı, 30'lu yaşlardaydı.

Gece geç saatte evlerinden kaçırılmış, 48 saat alıkoyulmuş,

sonra ortaya çıktıklarında koli bandıyla

kafalarına kar maskesi takılmış. Kolları bağlıydı.

Çamaşır suyuna, kimyasallara bulanmışlardı.

Tecavüz tespit edilemesin diye.

Evet, hiç DNA örneği alamadık.

Kurbanlar saldırganı görmemişti.

Ses değiştirici kullanmıştı.

Bir yılın ardından tecavüzler sona erdi.

Teorin neydi?

Saldırgan öldü, başka şehre taşındı, veya başka bir suçtan hapse girdi.

Yani şimdi yeniden aktifleşti, veya bu taklitçisi.

Evet, ama bu bilgilerin hiçbiri halka duyurulmadı.

15 yıl uzun bir ara.

Bak, Mikey'yi minibüste gördüğü adamı daha iyi tarif etmesi için sıkıştıracağım.

Diğerleri bir kutu alsın.

Bir ipucu çıkana kadar geçmişi inceleyelim.

Bir şey buldun mu?

Hayır, daha değil.

Tüm eski davalarını hatırlıyor musun?

Çözülmemiş olanları, evet.

Bunu en başından oluşturmana yardım ederim diye düşündüm. Burada çalışırız.

Çok sağ ol.

- Patron. - Efendim.

- Tuhaf bir şey buldum. - Peki.

Dört yıl önce, ilk kurbanlardan biri,

Suzanne Hall, 911'i aramış ve görevliye bir tane daha gönderdiğini söylemiş.

- Bir tane daha mı göndermiş? - Evet. Kadın telaşlanıp telefonu kapatmış.

Ekip göndermişler, ama polisler iletişim kuramamış.

İşin kodu 19-Paul.

Önemsiz olabilir ama...

Hayır, bu tuhafmış.

Evet, ben bir bakarım. Sağ ol.

Yardım ister misin?

Jamie'de yardım ettim. İyi olabilir.

Evet, olur. Gel.

Kim o?

Chicago Polisi. Ben Komiser Voight.

Voight.

Buyurun.

Teşekkürler.

Daha farklı, daha iyi görünüyorsun.

Galiba şeyi atlatmanın yolunu bulmuşsun...

Buna ne desek bilemedim.

Acı?

En azından benden daha iyisin.

Bu ikinci köpeğim.

Bu işte hâlâ yeniyim.

Ama başarılı görünüyor.

Suzanne, birkaç yıl önce yaptığın bir

telefon görüşmesi için geldik.

911'i aradığını hatırlıyor musun?

O mu? Evet.

Önemsiz bir şeydi.

Paranoya, öyle bir şey.

Sadece bir hata.

"Bir tane daha gönderdi" demişsin.

Öyle mi?

O ne demek bilmiyorum.

Yani... Özür dilerim.

Geçmişi deşmek istemiyorum,

eğer onun için geldiysen.

Bir kadın daha kaçırıldı.

Alıkoyuldu, istismar edildi, eskisi gibi.

Ama bu sefer kadın öldü.

Faydalı olabilecek bir bilgin varsa...

Hayır.

Suzanne, "Bir tane daha

gönderdi" derken neyi kastettin?

Ben son kurbanıydım.

Ve bıraktı.

Faydası olacağını düşünmedim.

Neyin faydası olacak?

Burada kalın.

Özür dilerim.

Konuşursan geri dönerim

Yazdığı şeye inandım, o yüzden bir şey söylemedim...

KEDER

Evet, her yıl fotoğraflar.

Jamie'nin telefonuna konum kaydedici koy, taktik ekibi evine gönder.

Saldırgan onun öldüğünü bilmiyor.

Ona fotoğraf gönderebilir.

Suzanne Hall'un evine koruma gönder.

Peki patron.

"Acın" derken neyi kastetti? Acını atlatmanın yolunu bulduğunu söyledi.

Evet, ne dediğini biliyorum.

Ben... Bu karımdan sonra baktığım ilk davaydı.

Karım Camille öldükten sonra ve ben...

İyi değildim.

Gel.

Haklı çıktın. Saldırgan 20 dakika önce Jamie'nin telefonuna fotoğraf gönderdi.

Ön ödemeli tek kullanımlık telefonu takip ediyoruz,

tek kelime yazmış...

"Acı kekmek."

Kelimeyi yanlış mı yazmış?

- Evet. - Aramaları genişletiyoruz

ve tüm sistemlerde aratıyoruz.

CPIC de ilgileniyor. - Önceki kurbanlar?

Hâlâ onları arıyoruz. Onlara da fotoğraf gönderildi mi diye teyit edeceğim.

Bir dakika. Bir şey buldum.

Jamie'ye fotoğraf gönderen telefon hâlâ açık.

Batı Englewood'a doğru gidiyor.

Gidelim. Nina.

Ben buradayım.

Tamam Kev, saldırgan döndü. Essex'ten kuzeye gidiyor.

Essex'te 3800. bloğa döndü.

Şimdi Essex'ten döndü, batıya, Caro'ya gidiyor.

Dur. Onu kaçırdım.

- Ne? - Telefon kapandı.

En son Caro'nun 8200. bloğunda görüldü.

Tamam. Dikkat çekmeyin.

Kev, Adam, sokakta kan var.

Hemen etrafını çevirin!

Chicago polisi! - Burada çalışmıyorum.

- Chicago polisi! - Sadece o var.

Hey, derhal yan girişin güvenlik kamerası görüntülerini göster.

- Burada. - Tamam, hadi.

- Ne oluyor? - Son 10 dakikayı göster.

Hadi. Hadi!

İşte. Geri sar.

Orada dur.

Oynat.

Aman Tanrım.

Etrafı çevirin.

Kimse olay yerime girmesin. Kev?

Evet, çantasındaki kimlik teyit edildi.

Görüntülerdeki kadın Ellie Miller, yaş 22.

Telefonu çantadaydı.

Şimdi o aracı takip ettirmek için duyuru yaptıracağım.

Tamam, acele etsinler.

Kan, sigara, anahtar, çanta.

O videoda saldırganın bilgilerini aldık.

Tamam. Bakıyorum komiserim.

- Patron. - Plakasını aldın mı?

Hayır, aracın önünde bir şey yoktu. Yüz tanıma imkanı yok, ama dikiz aynasında

engelli etiketi var. - Tamam.

Şehirde engelli etiketi verilen sadece dokuz tane kırmızı Dodge var.

Altı tanesinin sahibi bir şirket, Evde Sağlık Yardımı.

Şirket sitesinde çalışanların hepsinin kırmızı polo tişörtlü

fotoğrafı var, saldırgan gibi. - Güzel. Şimdi bakalım.

Hey, olay yerine git. O aracı bana bul.

Patron.

Tek sorun şu, orijinal kurbanlar

gece geç saatte evlerinden alınmıştı.

Organize, özenli. Bu...

Bu pek ona uymuyor. Fark etmez.

Bir kız kaçırıldı.

Onu bulalım. - Tamam.

Hayır, bu bilgiyi veremem.

Arama emriniz var mı?

37 dakika önce kırmızı polo tişörtlü bir adam

sokakta bir kadını kaçırdı.

Onu sizin araçlarınızdan birine sürükledi.

Beyaz, erkek, kahverengi saçlı, 1,95, 130 kilo.

Bu kim olabilir? - Aman Tanrım.

Bu Kyle. - Kyle kim?

Kyle Hogan.

- Kim, orada mısın? - Ben Kim.

Adı Kyle Hogan.

Araçları izliyor musunuz? - Evet.

Evet. - Tamam.

Adresini buldum.

Boardman Bulvarı 3277 numara.

Hemen oraya bir ekip gönder.

Plakasını söylüyorum... 9, Frank, 14, X-ray, 5.

- Anlaşıldı, duyuruyorum. - Hayır.

"Hayır" ne?

Normalde onları takip ederiz, ama Kyle'ın GPS'i görünmüyor.

Acaba kapattı mı? Beş dakika sonra bir müşteride olacaktı.

Tamam, nerede?

Aracı bulduk komiserim. Boş.

Kapıda taze kan var.

Tamam Torres, sen arkaya bak.

Kev, sen benimlesin. Bir alet al.

Tamam, sessiz başlıyoruz.

Yerimdeyim.

Hey, tünaydın, Chicago Polisi.

Ne oldu?

Bölgede gürültü yüzünden şikayet aldık.

Bir şey duydun mu? - Hayır.

Küveti dolduruyordum. - Burası senin evin mi?

- Hayır, sağlık görevlisiyim. - Ne güzel.

Bugün ne zamandır buradasın?

Daha yeni başladım, 10 dakika önce.

İçeri gelip etrafa bakabilir miyim?

Burası benim evim değil.

Bir dakika sürer. Adın ne?

Önden giriyoruz.

Chicago polisi! Tamam.

Sol boş! Yukarı bakıyorum.

Ellie nerede? Hogan nerede?

Yavaş ol.

Kev?

Kev, cevap ver!

Hayır, hayır, hayır.

Torres!

Gir!

Atwater!

Git! Git, git!

Hey!

Ocean!

Hey, yeter!

Kavga etmeyin.

Hogan'ın minibüsünde Ellie'nin kanını bulduk, saç ve parmak izi de var.

Peki müşterinin evi?

Ellie'den iz yok. Gözle görünür kan yok.

Adli tabiplik hâlâ arıyor, ama oraya hiç

gelmemiş gibi.

Yani Ellie'nin kaybolmasıyla

Hogan'ın müşterinin evine gitmesi arasında

bir saatlik boşluk var.

Onu bir yere bırakmış olmalı.

Evet, Hogan kaç yaşında?

29.

Yani 2009 tecavüzlerinde 14 yaşında mıydı?

Doğru.

Ellie nerede?

Jamie Mackinson.

Erkek arkadaşı, onu evinden kaçırdığını görmüş.

Ona verdiğin zarar yüzünden öldü.

Bu kasıtlı cinayet.

Hapiste bir hayat.

Ellie nerede?

Tamam.

Ellie'yi kaçıran sensin.

Elimizde görüntüler var.

Hey! Anlıyor musun?

Elimdesin.

Nerede o?

Bu, durumunu düzeltmek için tek şansın.

Konuşursan, yardım ederim.

Ellie nerede?

Tamam.

Şunu sorayım.

O diğerlerine benzemiyor.

Diğer tüm kadınlar esmer,

30'lu yaşlarda, gece geç saatte evlerinden kaçırılmış.

Ellie sarışın.

22 yaşında, güpegündüz kaçırıldı.

Cesur bir hareket. Neden?

Yani neden değiştin? Neden o?

Bunu o istedi.

Sana keder mi verdi?

Ne?

Kader vermek mi? Ne diyorsun sen?

Tarzını değiştirdin diyorum.

Akıllıca olmadı.

Sen hep kadınları gece kaçırırdın.

Bu planlı, zeki ve hatta özenliydi.

Ama Ellie'yi kaçırdığında

gündüz vaktiydi.

Nedenini soruyorum.

Neden? Neden değişti?

Çünkü ben de karar verebilirim.

Veremezsin demedim ki.

Başka biri dedi ama.

Senin sadece kas gücü olduğunu,

emir alan bir köpek olduğunu söyledi.

Partnerin öyle dedi.

Güzel, ha?

Senin için köpeğim dedi.

Sana yakala diyor. Sonra mama veriyor.

Beni kandırmaya mı çalışıyorsun?

İşe yaramayacak. Avukatımı istiyorum.

Yalan söylediğini biliyorum.

Bunların hiçbirini söylemez.

Öyle mi?

Hey, Hogan partneri olduğunu itiraf etti.

Bu orijinal suçlu olabilir.

Bu mantıklı, yöntemdeki değişikliğin sebebi olabilir.

- Hogan'ın yaşını da açıklar. - Evet!

Tamam, şimdi partnerin kimliğini teşhis edip Ellie'yi bulmak için

bir yol bulduğumuzu söyle.

Hogan'ın aracını çamaşırhaneden takip ettik, ama ölü bölgeye girdi.

Buradaki bölgede kameraları kaybettik.

Tamam, Hogan'ın bu bölgeye bağlantısı nedir?

Bilmiyorum. Orada akrabası

veya arkadaşı yok, telefonu ve sosyal medyası öyle gösteriyor.

Peki müşteriler?

Bakayım.

McKinley Yolu'ndan Franklin ve Boylston'a kadar,

bir müşterisi var.

Edgar Penn, 55 yaşında, emekli makine mühendisi.

Kardeşi Stuart Penn, savunma avukatı.

Stuart'ı tanırım. Utanmaz pislik.

90'larda fuhuştan tutuklandı.

Bir fahişeyi boğarak sert davrandı. Kadın polisi aradı. Kötü kurban.

Kardeşi her şeyi halletti.

Sağlık kurumuna göre 15 yıl önce

MS teşhisi koyulmuş.

Demek tecavüzler bu yüzden bitti.

Penn fiziksel olarak engelli oldu.

Ve Hogan altı aydır yardımcısı.

Şimdi her şey anlaşıldı. Penn onunla aynı şeyi isteyen birini buldu,

fiziksel olarak kadınları kaçırabilecek biri.

Penn'in evi o ölü bölgede.

Hogan Ellie'yi oraya bırakıp biz onu bulana kadar müşterinin evine gitmiş olabilir.

İşte bu.

Sence Ellie'yi

Edgar Penn'in evinde mi tutuyor? - Evet.

Bunun tutuklama emri için yeterli olmadığını biliyoruz Sayın Hakim. Acil koşullar altında

arama emri istiyoruz.

Beni bunun için mi torunumun resitalinden çıkardınız?

Evet Sayın Hakim.

Bize göre bu bir ölüm kalım meselesi.

İstersen pembe tek boynuzlu atlara inanabilirsin Bayan Chapman,

ama eyalet savcısı yardımcısı olarak, ispat yükünü karşılamak senin görevin.

Bununla hiçbir şey yapamam. - Acil durum talebinde bulunuyoruz.

Bu yükü karşılıyoruz.

Karşılamıyorsun.

Penn'in belgeli cinsel saldırı geçmişi var.

15 yıl önce hastalandı.

Bu yüzden Hogan'la tanışana kadar yapmadı.

Penn, Hogan'a her şeyi öğretti.

Ama Hogan düzeni bozarak Ellie Miller'ı kaçırdı.

Sonra onu Penn'in evine bıraktı, şu anda orada tutuluyor.

Hangi delile dayanarak?

Bugün minibüsün Penn'in evine gittiğini tespit ettiniz mi?

Aralarında elektronik iletişim var mı? Hogan'dan bir ifade?

Bu Stuart Penn'in kardeşi.

Beni ihbar eder.

Burada endişen bu mu?

Endişem geçerli sebep.

Yani akşamına devam mı edeceksin?

Geçtiğimiz ay arama emirlerinin 26'sını imzaladım

Komiser Voight.

26, bu inanılmaz bir rakam. Ama imzaladım.

Bir kadın tecavüze uğruyor!

Bunu yapma. Ben işimi yapıyorum.

Bana öyle gelmiyor.

Daha işini yapmadın.

Git de yap.

Tamam, beni zapt etmek zorunda değilsin.

Ben evcil hayvan değilim. - Tanrım.

Gerçekten ona bağırmak işe yarar mı sandın?

O umurumda değil.

Onları yine yüzüstü bırakmak istemiyorum.

Yine mi?

İlk seferinde onları yüzüstü bırakmadın.

Hank, dosyaları okudum. Davaları okudum.

Delil yoktu. Polisliğin kusursuzdu.

Öyle mi?

O zaman Penn neden hapiste çürümüyor?

Neden orada bir kadını alıkoyuyorlar,

ve ben ona ulaşamıyorum?

Çünkü her davayı kazanamazsın.

O davayı karımı gömdükten beş gün sonra aldım,

çünkü çalışmaya ihtiyacım vardı.

İyi değildim.

Yani neyi gözden kaçırdığımı bilmiyorum,

ama bu sefer hiçbir şeyi gözden kaçırmayacağım.

Tamam o zaman, daha fazlasını bulalım.

Yerimizdeyiz.

Tamam, kes.

Ön taraftaki tüm perdeleri kapatmış.

Hiçbir şey göremiyoruz komiserim.

Bahçede hiçbir şey yok.

Çöplere bakıyorum.

Tüm arka pencereler karanlık. Burada da perdeler kapalı.

Nasıl biriydi?

Ne?

Karın, Camille.

Sıcak.

Seni o şekilde düşünmek zor.

Ne? Uysal mı?

Hayır, birine ait.

Çöpte bir şey yok. İlerliyorum.

Ev temiz.

Tamamen temiz, fazla temiz.

Gerçekten, çöpteki her şey çamaşır suyuyla silinmiş.

Burgess hâlâ kutulara bakıyor ama bulduğumuz her parça tertemiz yapılmış.

Hiçbir şeyde DNA, parmak izi yok. Ellie'nin orada olduğunu kanıtlayamayız.

Bu şüpheli bir davranış.

Bunu hakime bildirebiliriz.

Onu zaten denedik. Tamamen karşı çıktı.

Ve gizlice bakarak da bir şey bulamadık.

Baz istasyonundan da çıkmadı.

Tamam, eski kurbanlar o zaman. Jamie ve Penn arasındaki bağ ne,

Penn ve 2009 kurbanları arasında? - Henüz bilmiyoruz.

Bu adam akıllı görünüyor.

Görünüşe tüm kadınları rastgele seçmiş.

Hogan akıllı değil. Onun hakkında ne biliyoruz?

Aklıma gelen her şeyi teklif ettim. Oltaya gelmiyor, tek kelime etmiyor.

Tamam, Suzanne?

Penn'i teşhis edemiyor.

Maskesini hiç çıkarmamış, sesini değiştirmiş.

Fotoğraflarda veya notlarda da bir şey yok. Eski kurbanlarda da aynı.

El yazısı?

Penn'in MS hastalığı ilerlediği için, uzmanlar eşleştirme yapamadı.

- Penn'in komşuları? - Onları aradık. Sabah daha fazla cevap alabiliriz,

ama şimdilik bir şey yok. - Hadi ama. Biri mutlaka bir şey görmüş veya duymuştur.

Öyle olmalı.

Beni dinleyin.

Bir bağlantı olmalı. Bir şey olmalı. Tamam mı?

Penn bir hata yaptı, inanın.

Ya şimdi, ya da 15 yıl önce.

Hepsine baştan bakacağız.

Aldım!

Arama emri çıkarttım.

Başka bir hakim, Hakim Reyes.

Emsal buldum, acil yardım istisnaları.

- Ne? - Penn'in evine girebilirsin. İzin aldık.

Gidelim.

Arama Emri

İyi misin patron?

Evet, gidelim.

Chicago polisi!

Hayır!

Çıkar beni! - Bir şey yok.

Ben polisim.

Yanındayım. Seni çözeceğim.

Artık güvendesin.

Yanındayım. Yanındayım.

Geçti.

Geçti. Geçti.

Sana yaklaşmayacağım.

Bir şey yok. O öldü.

Geçti. Yardım edebilir miyim?

Ben... - Hayır!

Tamam. Peki.

Dur, yardım etmeme izin ver.

İyi olacaksın.

İyi olacaksın. Tamam mı? Güvendesin.

Bunu çıkaracağım. Bir şey yok.

Artık güvendesin. İyisin.

İyisin.

Biliyorum.

O öldü.

Sen iyisin.

Bitti. Bitti.

Tamam mı? Bitti.

Yanımdasın. Artık güvendesin.

Biliyorum.

Biliyorum.

Her şey yoluna girecek.

Öldü mü?

Emin misin?

Evet.

Aynı adam... Beni kaçıran, böyle...

Öldü mü?

Evet. Öldü Suzanne.

Ben...

Hep travma yüzünden hayatın öncesi ve sonrası olarak ikiye ayrılır derler.

Ve sonrasını hiç yaşayamadım.

Onca yıldır

hep içindeydim.

Öldü mü?

Bence sonrası şimdi başladı.

Olamaz.

Merhaba, içeri gel.

Çamaşır günü mü?

Sızıntı sonrası temizlik.

Beni buraya davet ettin.

Herhalde tartışmak için.

Hayali gizli muhbir mi?

Arama emrine hayali muhbir mi ekledin?

Kariyerini sona erdirebilir, belki benimkini de bitirirdin.

Kimse öğrenmeyecek. Öğrenirlerse de, izin vermem bunun...

Hayır, bu şekilde olmaz.

Benim için yalan söyleyemezsin. Beni koruyamazsın.

Neden?

Çünkü o şekilde olmaz!

Olmaz mı? Nasıl yani?

Sen ve ben?

Ben senin biriminde değilim Hank.

Tercihlerime karışamazsın.

Ellie'nin o evde olduğunu biliyordum.

Elimizde olmadığını biliyordum, bir tercih yaptım.

- Kariyerini tehlikeye mi attın? - Evet.

O kız için. Senin için. Evet.

Duyamıyorsun bile, değil mi?

- Neyi? - Sana önem verdiğimi.

Ama öyle. Sana önem veriyorum. Sana karşı hislerim var.

Ve sen bu hislere karışamazsın.

Bak, bir daha bundan söz etmemize gerek yok,

ve senden hiçbir beklentim yok, ama açık konuşacağım.

Sana değer vermek istersem, seni korumak istersem,

istediğimi riske atmak, kendi tercihlerimi yapmak istersem,

yaparım.

Yarın Denver'a gidiyorum.

İki ay sonra görüşürüz Hank.

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.