All language subtitles for Chicago PD S12E22 Vows 720p AMZN WEB-DL DDP5 1 H 264-NTb.tr

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian Download
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

Hakkındaki tüm raporları okudum. Sen ve ben, aynıyız.

Reid'i ortadan kaldıracağız, ama sınır koymalıyız, değil mi?

Bir şeyi kafama koyarsam, sınır falan tanımam.

Bu Otero'nun oğlu Reinero. Rennie diyorlar.

Harbi mal.

Chicago Polisi! Eller yukarı!

Oğlun 30 yıl ceza alabilir. İş birliği yaparsan çıkar.

Reid, Jessa Clark adlı bağımlının öldürülmesini emretti mi?

Evet.

Reid, birini Otero'yu yakalaması için göndermiştir.

Ne kadar ilerlediğimizi görmek istiyorlar.

Memur Torres, muhbirinle cinsel ilişkiye girdiğin için tutuklusun.

Dedektif Burgess, beyefendiye rozetini ver.

Bu İstihbarat birimi dağıtıldı.

Hank, orada mısın? Hank, cevap ver.

Buna karşı koyabiliriz!

Takılmayın

Telsiz kodları

Dedektif Alvin Olinsky

Bakar mısın? Amirim?

Buraya giremezsin.

Komiserim.

Soruşturma sırasında buraya girmen yasak.

Gerekirse sana dışarıya kadar eşlik ederiz.

Lütfen.

Chicago'ya geldiğimden beri, bir tek şey istedim,

bu şehri daha güvenli yapmak. Sadece bu vardı.

Her zaman kolay olmayacağını biliyordum.

Her zaman popüler olmayacağını biliyordum

ama hep aklımda bir tek şey olacaktı,

şehri daha güvenli hale getirmek.

Ve bugün bu anlayışla, sizi de bilgilendirmek isterim,

İç İşleri tarafından başlatılan soruşturma

Chicago Emniyeti'nin İstihbarat birimini inceliyor.

Bugünden itibaren bu birimin tüm özel operasyonları

askıya alınmıştır.

Bu birimin tüm polislerinin ya tüm yetkilerini elinden aldık,

ya da ikinci bir emre kadar denetimli olarak

devriye birimlerine aktardık.

Chicago Emniyeti görevi suistimal, yolsuzluk veya

Chicago veya emniyet içinde suç iddialarını

çok ciddiye alarak araştırıyor.

Chicago Emniyeti bu taahhütte bulunuyor, ben de öyle.

Buraya getirdiğim hedefimi unutmayacağım.

Bu şehri daha güvenli yapmak. Size söz veriyorum, bu yoldan sapmayacağım.

Evet baba, geliyorum!

Teşekkür ederim.

Hank.

Neden bunu izliyorsun? Hadi, konuşmamız lazım.

- Konuşabiliriz. - Burada olmaz. Aşağı inelim.

- Birim odasına giremiyorum. - Tamam, dışarıda o zaman.

Bir şey olursa ben seni ararım.

Ne oldu Hank? Ne yapıyorsun?

Telefonlarımı açamıyor musun? Dün gece bana kapıyı açamadın mı?

Birimimi kurtarmaya çalışmakla meşguldüm.

Evet, biliyorum. Şimdi daha kararlı olmamız gerek.

Hayır, bunu yapma, beni yarım yamalak dinleme.

Hank, şimdi normal bir insan gibi davranıp

sana yardım edebilecek insanlardan destek almalısın.

Benden. Ekibinden.

Sence gerçekten bunu tek başına yapman daha mı iyi olacak?

- Daha güvenli. - Hayır, hiç güvenli değil.

Hiçbiri senin tercihin değil.

Reid burada Chicago'ya kendi oyun parkı muamelesi yapıyor.

Kendini Tanrı sanıyor,

kimin yaşayıp kimin öleceğine karar veriyor.

Buna karşı koymak isteyen tek kişi sen misin?

Değilsin. Yalnız değilsin.

Kimse bir yere gitmiyor.

Plan ne? Söyle.

Dante'nin tutuklama raporuna göre Reid'in elinde

aleyhimizde geçerli sebep var. Ama makul şüphenin ötesine geçmiyor.

İç İşleri tam soruşturma yapmak zorunda.

- Demek ki 48 ila 72 saatimiz var. - Ne yapmak için?

Bundan bir çıkış yolu bulmak için.

Bakın, zaten Reid aleyhinde elimizde ikinci dereceden deliller var.

Yolsuzluk yapıyor, çete liderleriyle iş yapıyor.

Cinayet emri verdi. Daha sağlam deliller lazım.

Öyle somut deliller olmalı ki, siyasetle kurtulamasın.

Yeterince güçlü bir iddia sunar, itibarını sarsarsak,

aleyhimizdeki iddialarının geçerliliği ortadan kalkar.

- Nasıl geçti? - Kefaleti ödedim, kimse sorun çıkarmadı.

İyi misin? Bir kutu al.

Reid'i alt edeceğiz. En büyük şansımız Otero cinayeti.

Onu diri diri gömmüş.

Bak, bu cinayeti kanıtlarsak, onu yakalarız.

Reid cinayeti kendi işlememiştir.

Hayır. Güvendiği birine yaptırmıştır.

- Silva? - Muhbirimiz artık Otero'nun işlerini Silva'nın yürüttüğünü doğruladı.

Her şey halledildi. Reid ona dikkat çekme demiştir.

Peki 17. karakoldaki polis, Weston?

Weston'ı araştırdım, Otero'nun öldürüldüğü gece çalışıyormuş.

Masa başında. Tanıkları var.

Tetikçi o değil. - Tamam, kim olduğunu bulalım.

Bakın, buradan çalışmak için ne lazımsa alın.

Kim, Adam, Rennie'yle konuşun, başka neler bildiğini öğrenin.

Babası ve Reid'in yanında başka kim varmış?

Otero'nun cinayet dosyası da lazım.

- Darien'da birini bulabilirim. - Tamam. İyi. Dikkat çekme.

Tamam, hadi.

- Sürekli bunu yapıyorsun. - Biliyorum.

Rozetimin olmaması içime sinmiyor. - Geri alacaksın.

Bunun olduğuna inanamıyorum. Nasıl olur, aklım almıyor.

Bir hafta içinde nasıl evleneceğiz biz? - Evet. Biliyorum.

Bu şekilde olmaması gerekiyordu. Bu bizim düğünümüz.

Kendimde olmam gerekiyordu.

Rozetimin olması gerekiyordu. Polis olmam gerekiyordu.

İşim, birimim olacaktı, mutlu olacaktım.

Tamam.

- Bir şey yok. Ama... - Hayır, hayır.

Kim.

Bu şekilde olmak zorunda değil. - Evet, tabii.

Beklemek istersen bekleriz.

Erteleyebiliriz.

Bak, zaten evleneceğiz. Bu konuda hiç şüphem yok.

Tarihini önemi yok.

Bu hislerin geçmesini beklemek istersen, bekleriz.

- Öyle mi? - Evet. Evet.

Kusursuz olsun. Tam istediğin gibi olsun.

O zaman bekleyelim.

Bekleyip doğru düzgün yapalım.

Platt yolda olduğunuzu söyledi. Çocuk yukarıda.

Hâlâ çok üzgün. Sürekli sorular soruyor.

Cevapları bilmediğimi söyledim. - Tamam.

Bunu yaptığın için teşekkürler. - Ne demek.

Komiser Platt için her şeyi yaparım. Kalmamı gerçekten istemez misiniz?

- Hayır. - Sonunda, geri geldiniz.

Hayır, bundan sonrası bizde. Teşekkürler.

Babamın vurulduğunu söyleyip sonra gidiyor musun?

- Özür dileriz Rennie. - Özür mü? Özür mü diliyorsun?

Evet, özür dilerim Rennie. Ama başka sorularımız var.

Bende cevap yok.

Babam beni bundan kurtaracağını söyledi, ama şimdi öldü.

- Tek bildiğim bu! - Rennie, zannettiğinden fazlasını biliyor olabilirsin.

Bilmiyorum! Reid'le tanışmadım! Bir kere onu babamın yanında gördüm, tamam mı?

Bir kere, babam onlarla iki dakika konuştu.

- Onlarla mı? - Babamı görmeye hakkım var!

Onlar dedin? Kim onlar?

- Babamın buluştuğu polisler. - Baban birden fazla polisle mi buluştu?

- Evet, iki tane vardı. - Tamam, biri Reid, diğeri kim?

Bilmiyorum, onunla konuşmadım. Adını bilmiyorum.

- Düşün. Nasıl bir tipti? - Latin. Belki 30'larında.

Babamdan nefret eder gibi bakıyordu. - Polis olduğunu nereden anladın?

Rozeti vardı. Artık gidebilir miyim?

Hayır. Hayır, gidemezsin. Dur. Bekle. Başka...

- Telefonun çekiyor mu? - Ne...

Başka nasıl bir tipti? Hatırlıyor musun?

- Gidebilir miyim? - Beni dinle.

- Hemen dönerim. - Boyu uzun muydu, kısa mıydı?

Kaç kiloydu? - Bilmiyorum. Gidebilir miyim?

- Gidemezsin. Sana soruyorum. - Hadi.

- Babam şu anda morgda. - Sesini yükseltme!

- Ve ben buradayım. - Senden sadece...

- Sessiz ol! - Tamam, peki. Tamam.

- Bir dakika. - Yalan söylüyorsun!

Hepiniz yalancısınız! Yalan söylediniz! Bana gitmemi söyledin, şimdi burada kalıyorum...

Kim, eğil! Saldırgan var! Ateş etti!

Yere yat!

Yerde kal! İyi misin? Vuruldun mu?

Chicago Polisi!

Kim, iyi misin? Kim?

Hey, Kim! Cevap ver!

İyiyim!

Kim, yukarı geliyorum.

Gidelim. Hadi yürü. Çabuk!

Adam kaçtı. Plakasını görmedim. Gitmemiz gerek.

- Adam'ın arkasından git. - Başkaları da gelebilir.

Bizi nasıl buldular? - Bilmiyorum.

- Evet, bir saldırgan, eğitimliydi. - O kimdi, neden ateş etti?

Nereye gidiyoruz? - Sakin ol, nefes al.

Hayır, nereye gittiğimizi söyle.

Susturucusu vardı, cep telefonu sinyal boğucusu vardı.

- Nereye gittiğimizi söyle! - İkimizin de telefonu çekmedi.

- Hey, sana diyorum... - Polis gibi hareket ediyordu.

Rennie'yi öldürmeye mi gelmiş?

Evet, doğrudan ona saldırdı.

Rennie konuşma! Hiçbir şey duyamıyorum.

Nöbetçi polise çaktırmadan girip çıkacağını sandı.

Rennie, Reid ve bir polisin daha babasıyla görüştüğünü söyledi.

Bu polis Latin'miş, 30'larındaymış. Ama Rennie adını bilmiyor.

Bu yüzden mi bana ateş ettiler?

Rennie, yerde kal, sessiz ol. Biz halledeceğiz.

- Ne? Bunu halledemeyeceksiniz. - Hey! Eğil! Seni duyabiliyorum. Söyle.

Onu güvenli bir yere götürün. Yeni telefon alın. Arabanda takip cihazı var mı bak.

Bunu Reid yaptı, yarım kalan işlerini tamamlıyor.

Komiserim. Komiserim, olay yeri ne olacak?

Ben hallederim.

Siz onu güvenli bir yere götürün.

Reid o evi nasıl buldu bilmiyorum.

Polis gelmeden önce çıktım. - Peki amirler?

Güvenilir bir balistik teknisyeni var, şimdi araştırıyor.

Tamam, Rennie, Reid'in yanında bunu gördü,

rozeti vardı. Otero'yla bizzat buluşmuş.

Kesin Reid'in tetikçisi bu. - Onu tanımadım.

Ben araştırırım.

İstihbarat diye belirt.

Bak, bu Reid'in güvendiği biri. Herhalde en yakınlarından.

Eğer bir şey çıkmazsa, yeni terfi almış kişileri araştırırım,

Reid'in sildirdiği şikayetlere bakarım.

Reid: Buluşalım

- Ve Detroit'ten eski tanıdıkları. - Evet, güzel. Hepsini araştırın.

Tamam, balistik sonucu çıkınca haber verin.

Anlaşıldı.

Planın neydi? Polislerimi öldürmek mi?

- Dinleme cihazı taktın mı? - Hayır.

Evet. Keşke buna güvenebilsem.

Gelir gelmez seni fark ettim.

Eski kafalı polis, kanunların özünü anlıyor,

beni de anlar.

İki polisimi öldürme girişiminde bulundun.

Bunu anlamamı mı bekliyorsun? - Tamam.

Rozetini teslim et. Sen, Burgess, Dante.

Ekibinin geri kalanı devriyede çalışmaya devam eder.

Dikkat çekmeyip benden uzak durdukları sürece

emeklilik hakları devam eder. - Peki sen?

Şehri koruyacağım.

Beni yanlış tanımışsın.

Balistik sonucu geldi, eşleşiyor.

Evdeki mermi ve mermi kovanları

Otero ve Lawndale'deki ilk davadaki bağımlı Jessa Clark'ı öldürenle aynı.

Tamam, silah hakkında ne biliyoruz?

Bilinen bir sokak silahı, çok el değiştirmiş.

Silah en son Homan Meydanı'ndaki bir torbacıyla bağlantılı.

Juan Tarlo. Adresi yok.

Şartlı tahliye memuru iki ay önce ortadan kaybolduğunu bildirmiş.

Homan Meydanı mı? Tamam, neresinde satış yapıyor?

- Tavşan. - Hayır.

- Yardım etmen gerek. - Hayır, hayır.

- Yardım etmen gerek. - Hadi ama, şaka herhalde.

Artık bıraktım, tamam mı? Bana bak.

Beni son gördüğünde ölüyordum. Hatırlıyor musun?

Artık benden yardım isteme. - İstiyorum.

Tamam, hayatıma çekidüzen verdim. Ben artık değiştim.

İyi. İyi. Ben sadece birini arıyorum.

Juan Turlo.

Juan...Juan...

Kusura bakma, hiç tanımıyorum. - Ayıkken hiç yalan söyleyemiyorsun.

Juan Turlo.

Benden ne istiyorsun?

Tanrım, beni geriyorsun.

Bari sakinleşeyim diye bir içki ısmarlar mısın?

O kapıdan girecek kişiyi yiyecekmiş gibi bakıyorsun.

- Gelecek mi? - Bilmiyorum.

Bak, eskiden burada satış yapardı, programını bilmiyorum.

Seni en son gördüğümden daha kötü durumdasın.

Ve son gördüğümde ceset gibiydin.

Hey, belki de artık iş değiştirme zamanın gelmiştir.

Ne var? Tamam, peki.

Burada rehin tutulurken ağzımı bile açmayayım mı?

Ayaklı hayalet çamaşır odama geldi, resmen musallat oldu.

Bırakalı ne kadar oldu?

Dört ay. Dört ay.

Dört ay.

- Tek başına mı yaptın? - Baksana, bir de merak ediyor.

Ayık kalmama yardım etti, yine de beni barlara getirip

torbacılarla buluşturuyor.

Hayır, tek başıma yapmadım.

Değdi mi?

Ne biçim bir soru bu?

Arka kapıdan çık, ortalıkta görünme.

Ben polisim. - Ne yaptığını sanıyorsun sen?

Sorularıma cevap vereceksin, hem de hemen.

Hiç de bile.

Altı ay önce Sig Sauer P23AXGX serisi silahın vardı.

- Ne diyorsun sen? - Şimdi o silah kimde?

- Ne dediğini bilmiyorum. - Hemen cevap vermezsen,

burada durur, sana defalarca soru sorarım,

sonra bu bardaki, bu sokaktaki herkes cumartesi gecesi

polisle saatlerce konuştuğunu anlar.

Sonra ceplerini karıştırırım.

Silah kimde? Kimde?

Sizde. Silah sizde.

Polis beni durdurdu, mallarımı, paramı, silahımı aldı. Polisin elinde.

Polisin adı ne?

- Evet. Evet, bu o. - Emin misin?

- Evet. - Net görebildin mi?

Gördüm. Bu o.

Artık gidebilir miyim? Beni burada tutamazsınız.

- Seni korumaya çalışıyoruz. - Kendimi güvende hissetmiyorum.

Bana ateş eden polisin fotoğrafını gösterdiniz.

Polislerin yanında olmak istemiyorum. Kuzenimin evine gitmek istiyorum.

- Komiserim, benim. Teyit aldık. - Ortalarda görünmem.

Joseph Caldera'nın uyuşturucu parası alan

ahlaksız Chicago polisi olduğunu iki ayrı kişi teyit etti.

Bir tanesi doğrudan Reid'le bağlantılı olduğunu söyledi.

Balistik raporuna göre iki cinayetle bağlantılı.

İyi bir delil. Bunu inkar etmiyorum. Ama Caldera aleyhinde bir delil.

Reid'e suçlama yapmak için yeterli olmayabilir.

Reid'in Caldera'ya cinayet emri verdiğini kanıtlamalıyız.

Yani Reid'i ihbar etmesi gerek.

Emredildiğinin kanıtı olmadan, dolaylı bir kanıt.

Bu riskli olur.

Tamam, Caldera hakkında başka ne biliyoruz?

On yıldır polis. İki yıl Narkotik'te çalışmış.

Ama çok fazla şikayet aldığı için kovulmuş.

Ve hepsi de güç kullanma şikayeti.

Birkaç dava açılması şaşırtıcı değil. Borçları birikiyor.

Ve karısı üçüncü evre lenf kanseri. Elindeki avucundakini bunun için harcamış.

- Reid için mükemmel hedef. - Ve yeterince çaresiz.

- Bu ne böyle? - Kim olduğumu biliyor musun?

Muhbirim mesaj atmış, burada buluşmak istemiş.

- O bendim. - Ne yapıyorsun?

Reid hakkında konuşmak istiyorum. Bence yapma.

Bu her şeyi daha da zorlaştırır.

Tamam. Söyle.

Delili kendin görmek ister misin?

İşlediğin iki cinayetin delili.

Ömür boyu hapisten çıkamazsın.

Peki neden buradayım? Neden kelepçe takmadın?

- Sana anlaşma teklif ediyorum. - Böyle mi teklif ediyorsun?

Sen bana Reid'i ver.

Sana verdiği tüm emirleri ayrıntılı anlat,

seni maksimum güvenlikli bir hapishanede

koruyucu gözaltına alırım. Karının gelebileceği bir yerde.

- Ya kabul etmezsem? - O hikayenin sonunu biliyorsun.

Diğer mahkumlar seni öldürür, karın da tek başına ölür.

Neyin var senin?

Reid'in nesini anlamadın?

Bu şehir, bu iş, şaka gibi.

Tam bir komedi.

Artık kontrol bizde değil. Rozetlerimiz oyuncak gibi.

İnsanlar durduk yere cinayet işliyor.

İnsan hayatı bir Instagram paylaşımı kadar değerli.

20 dolara gidiyor.

İnsan hayatı hiç olmadığı kadar ucuz ve hiçbir şey yapamıyoruz.

Cinayetlerin dörtte birini çözüyoruz.

Tutukluyoruz, hapse atıyoruz, altı saat olmadan çıkıyorlar.

Medya peşimize düşüyor, kellemizi istiyor,

sonra da çok yavaşız, bürokrasiye boğuluyoruz,

kapıyı zamanında kıramayacak kadar yorgunuz diye

bizi korkaklıkla suçluyor.

Hiçbir şeyi kontrol edemiyoruz.

Kanun ve nizam yok. Kanunsuzluk kazandı.

Karşı koyan adamları anlamadığını söyleme.

Bu karanlığa bakıp onunla tanışanları.

Anlaşmayı istiyor musun?

Nina, Caldera anlaşmayı kabul etti.

Oraya geliyoruz. Biz gelene kadar sessiz olun.

Kim'i ara.

Rennie'yi hazırlamasını söyle, oraya geliyoruz.

Patron, iyi misin? Bir şey oldu mu?

Sana yardım edeyim.

O ölemez.

Sana yardım edeyim. Sana bir bakayım.

Bir... Bırak...

Hayır. O ölemez.

- Komiserim! - Ölemez. Ambulans çağır!

- Komiserim. - Hey!

- Ambulans çağırın! - Komiserim!

- Ama görevli değiliz, ne diyeceğim? - Bir şeyler uydur! Hemen buraya gelsinler!

Ben yanındayım. Hadi.

Hey, telefonunu çıkar Kev. - Evet, tamam.

- Videoya çek. - Tamam.

İyi misin?

Amir yardımcısı Reid'le ilişkin nedir?

Benimle kal. Bir şeyin yok.

Söyle. - Güney 46. Cadde ve Carmel.

Hadi, anlat. Benimle kal. Hadi.

Amir yardımcısı Reid'le ilişkin ne? Hadi.

Bir şeyin yok. Benimle kal.

Benimle kal. Hadi.

Hayır! Hayır, hayır, hayır!

- Hayır, bilmiyorum. - Hayır, hayır!

- Engel olamadım. - Benimle kal! Benimle kal!

Hayır! Bir şeyin yok! Benimle kal! Hayır!

- Patron. - Hayır! Hadi, hadi!

Benimle kal! Hadi! Hadi!

Patron.

Hadi! Hadi! Ambulans nerede kaldı?

- Geliyor. - Hadi!

Patron, öldü artık.

Öldü.

Tamam, beni dinleyin. Çabuk olmalıyız.

Şu kelepçeleri çıkar.

Araba temiz. Direksiyondaymış gibi görünecek.

O silahı da at! Kiana, telefonu da yok et.

Bu Reid'e suçlama yapmaya yeter. Bu yeterli.

Yetmez. Caldera tek kelime etmedi.

Hiçbir şeyi kabul etmedi.

Bakın, hepiniz karakola dönün. Duydunuz mu?

Geri kalanını ben hallederim.

Dur Dante! Araban bana lazım.

Hemen karakola gidin! Hadi! Hadi!

Dedektif Alvin Olinsky

Her şey ortaya çıkacak.

Tek bildiğim, bir polisin karıştığı bir trafik kazasına çağırıldığım.

Polislerimizden biri gizli, belki de kayıt dışı bir takip görevindeydi,

ama gerçeği hiç öğrenemeyebiliriz.

Bunu ayrıntılarıyla inceleyecek bir ekip göndereceğim.

Ama tahminlerime göre, hakkında hiçbir şey bulamayacaklar.

Kesinlikle hiçbir şey.

Kendin teslim olursan, haysiyetini korumanı sağlarım.

İstiyorsan beni alabilirsin.

Anlaşma artık geçersiz.

Galiba sen de beni tanıyamadın Hank.

Rozetini, ekibinin rozetlerini alacağım.

Onlar zaten bende. Ama sen hâlâ kabul etmedin.

Pes et artık.

Pes et.

Sana da iyi gelecek.

Ama Caldera'nın evine yasal yoldan giremeyiz,

elektronik aletleri için arama emri çıkaramıyoruz.

Bize sadık olan polisler delilleri paylaşır.

Telefon verileri var.

GPS verileri Reid'le Caldera'nın ilişkisini gösteriyor.

Kayıt dışı görüştüklerini gösteren bir şey.

Bir dakika, Reid'in tek kullanımlık telefonlarına baksak.

Onları bir yerden alıyordur.

Mali durumu için yaratıcı olmaya çalışabiliriz.

Bir şey mutlaka olmalı. Reid kusursuz değil.

Delil olacak. - Ne bulursak kâr.

Dolaylı delillerle ilerlemek gerekirse, öyle yaparız.

Ve mahkemede elimden geleni yaparım.

İç İşleri 8379 numaralı dava soruşturması yarın sabah 10'da

Araştırmaya devam edin.

- Nereye gidiyorsun? - Araştırmaya devam et.

- Nereye? - Önemi yok.

O zaman neden bana bakamıyorsun?

Birazdan dönerim.

- Lütfen nereye gittiğini söyle. - Söylemek zorunda değilim.

Ben çocuk değilim. Söylemek zorunda olmadığını biliyorum.

Söylemeni istiyorum. - Neden?

Sana yardım edebilmek için. Sana engel olabilmek için.

Nina, gitmem gerek.

Hank, bunları aştığımızı biliyorsun, değil mi?

Sen ve ben, bunu aştık. Bunu bildiğini biliyorum.

Bunu mahvetme.

Geri dönüşü olmayan bir şey yapma. Geri döndüremeyeceğim bir şey.

Mecburum.

- Komiserim. - Günaydın.

Çok uzun sürmez. Bugün ön görüşme var.

Masa başı bir görüşme.

Amir yardımcısı. - Günaydın.

Galiba herkes içeri girmiş bile.

Komiser Voight.

Silah! İçeriye!

Kaçıyor! Orada!

Yere yat!

Hayır, hayır, kımıldama. Yardım etmeye geldim.

Tamam.

Tanrım.

Babamı vurdu! Babam Jesus Otero'yu vurdu!

Onu diri diri gömdü!

Ölmesi için onu mezara bıraktı!

Onu öldürdün! Babamı öldürdün!

Öldürülmesini o emretti!

Sen! Onu sen öldürdün! Onu diri diri mezara koydun!

- Kaldırın onu! - Onu ölmeden mezara koydun!

Hayır! Hayır! Sen! Onu sen öldürdün!

Babamı sen öldürdün! - Kaldırın onu!

Hey! Hareket etme. Sakin ol.

Sen...

Sen benden de betersin.

Babamı öldürdü, öldürülmesini emretti.

O ve devriye polisi Joseph Caldera.

Amir yardımcısı babamla birlikte Lawndale'deki uyuşturucu

satışını kontrol ediyordu.

Birkaç kez buluştuklarını gördüm.

Babamın adamları da gördü. Silva'ya sorun, istediğinize sorun.

- Silva mı? - Evet.

Anlaşma istiyorum, hem de yazılı olarak.

Bana tam dokunulmazlık verirseniz, amir yardımcısı hakkında

bilmek istediğiniz her şeyi anlatırım.

Elimdeki tüm belgeleri de veririm.

Evet, hepsi bu kadar. Tüm bildiğim bu.

İç İşleri bu akşam Reid aleyhinde tüm delilleri toplamaya gelecek.

Bakın, geceyi Rennie'yle geçirdim.

Sakindi, ama kuzeninin evine gitmek istiyordu.

Onu tutmak için yasal hakkım yoktu.

Güvenliği hakkında riskleri biliyordu.

Israrla ailesinin yanında kalmak istedi.

Yani, çocuk sakindi.

Peki Silva Rennie'nin ifadesini teyit etti mi?

Az önce. Otero'yla ellerinde Reid aleyhinde

delil olduğunu söyledi. Böyle bir delil gerçekten olabilir.

Sorgularını izledim, ikisi de ikna ediciydi.

Ama bekleyip göreceğiz.

Tamam, bu delilleri toplayalım. İç İşleri bir saat içinde gelir.

Birimimiz hakkındaki soruşturma devam ediyor,

ama Reid aleyhindeki iddiaların büyüklüğüne bakılırsa,

herhalde ortadan kalkar.

Yani bitti mi?

Galiba. Evet. Bitti.

Hadi, toparlanın.

- Yani bize bir şey olmayacak. - Evet.

Evet, hata ettik. - Ne? Hangi konuda?

Hayır, keşke ertelemeseydik. Ne olacağı, bizi neyin

beklediği belli olmaz. Keşke ertelemeseydik.

- Evet. Artık çok geç. - Hayır, bir dakika.

Geç mi gerçekten?

Merhaba.

Onunla anlaşma yaptın. Silva'yla.

Merhaba.

Düşmedim. Kesin düşerim sanıyordum.

Sen onunla konuştuktan iki gün sonra kardeşi iyi halden salındı.

Ona ne diyeceğini söyledin, dokunulmazlık sözü verdin,

kardeşini çıkardın.

Rennie'yi serbest bıraktın.

Babasının nasıl öldüğünü, nasıl acı çektiğini anlattın,

sonra Reid'in yerini söyledin.

Reid'in ölümüne onay verdin.

Sen böyle biri değilsin. Seni tanıyorum.

Daha fazlası olabileceğine inandığını söyledin.

Daha fazlası yok.

Lütfen ayağa kalkın.

Bu hikaye kurgudur. Gerçek insan, varlık veya olaylar anlatılmamaktadır.

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.