Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
English
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
çeviri: öFT tw: @mrendirsin
- Yok artık! - Delilik bu!
- Snapchat'in var mı senin? - Ben orada yokum.
- Tanrım. Şuna bakın. - Sen var mısın? - Hayır.
- Ne? - Baksana.
- Olamaz. Kıskandığına eminim. - Bunu paylaşmasına şaşırdım.
- Evet. - Çok utanmış olmalı.
Senin gibi olmaya çalışıyor ama...
...daha yeni yetme işte. - Evet. Şuna bir baksan...
Hey, siz de şehre mi gidiyorsunuz?
- Evet. - Orada arkadaşlarınızla mı buluşacaksınız?
Evet? Neden?
Piper!
Beni beklemen gerekiyordu.
Bu kim bilmiyorum.
- Pedofili midir nedir artık. - Ne? Ben abisiyim.
- Üvey abi. - Kimmy, biz gidelim hadi.
Tanrı'ya şükür...
Hadi.
Beni sevmediler, değil mi?
Yok, yok... sevdiler seni.
- Hayır, sevmediler. - Yok, yok, sevdiler. Sevdiler.
Üç kızdılar ve hepsinin saçı siyah gibiydi...
...ve hoşlardı.
Pek güzel giyinmemişlerdi ama.
- Bastonun nerede,Piper? - Çantamda. Sus.
- Ne var be? Tanrım... - Hep aynı şeyi soruyorsun!
- Maç nasıldı? - Kaybettik.
- Andy? Andy? - Evet?
- Andy? - Ne var?!
Baba?
Baba!
Baba cevap verir misin, lütfen?
- Andy! - İşte, işte, işte.
- Baba, içeri giriyorum tamam mı? - Hep cevap verirdi.
Tamam, içeri giriyoruz baba.
Cevap vermiyor!
Baba?
Baba?
Ne oluyor?
Andy?
Andy?!
Neler oluyor?
Baba? Baba! Baba!
Kemoterapisi yeni bitmişti.
Daha iyi olması lazımdı.
Abin sana yardım etmeye çalıştı mı, Piper? Hayır mı?
- İçeri girmemi istemedi. - Tamam.
Babamın iyi olacağını söyledi.
Tamam, geçti artık.
Geçti. Çok cesurdun, Piper.
Gözlerinin kısmen görmediği yayor burada.
Doğru mu, Piper?
Sadece şekilleri ve ışığı görebiliyorum.
Hepsi bu.
Laura adında harika bir koruyucu anneyle konuştum.
Ona bayılacaksın.
Andy, seni de kendi denetimli birimine yerleştireceğiz.
- Ne? - Durun biraz...
Bizi ayırıyor musunuz?
Ama ona ben bakıyorum.
18 olduğunda velayeti için başvurabilirsin.
Pekala. Onun bir yabancıyla yaşamasını istemiyorum.
- Bana ihtiyacı var. - Neden benimle gelemiyor ki?
Laura'nın geçmişte sorunlu çocuklarla problemleri olmuş ve...
Ne?
Yok bir şey.
Greryfurt?
Küçükken başım belaya girmişti.
Ama çok uzun zaman önceydi. 8 yaşında falandım.
Acaba...
…..onunla konuşup...
...ona ayrılmayacağımızı söyler misiniz?
Kabul ederse üç ay boyunca uslu durabilir misin?
Selam.
Şunu duyuyor musun?
Babamın cennete gidiş sesi.
Kapa çeneni.
Hayır, ciddiyim...
...olan bu.
Yakılmıyor ve gömülmüyorsun, sadece...
…..bir uçağa biniyorsun.
Biliyorsun, benim için her şeyi güzelleştirmek zorunda değilsin.
Evet, biliyorum.
Odada hala onun kokusu var.
Pipe...
Birkaç kıyafetini alabilirsin.
Yıkandı onlar. Onun gibi kokmazlar.
Yastık al o zaman. O daha yıkanmamış.
İşte... geldik.
Siktir be...
- Kendimi kör sanırdım ben de. - Kes sesini, Piper.
Annemin eski bahçesi gibi kokuyor.
Uzun süre kalmayacağız, Pipe.
Hadi.
Merhaba?
İçeri girin!
Ne?
Kapı açık!
Giriverin kendiniz!
Müzik için kusura bakmayın!
İşte buradasınız!
Tanrım! Şu hale bir bak!
- Haline bak! - Selam ver.
Güzelim benim. Gel içeri!
Yeni evine hoş geldin.
Benim evim senin evindir.
- Ben Laura ve sen... Piper? - Evet.
- Ve...? - Andy. - Doğru.
Hey, bize ne lazım biliyor musunuz?
Bir resim. Olur mu?
- Bir resim çekinmeliyiz. - Öyle mi?
Çok heyecanlıyım. Çok isterim.
- Tamam o zaman. - Evet.
Harika çıktı. Çok hoş.
Şuna baksanıza.
Birilerinin Pompom ile tanışması gerek.
Pompom kim?
Benim köpeğim. Evet, gel böyle.
Biraz utangaçtır.
Doldurulmuş hayvan, Pipe.
Evet, o öldü ve ben manyağım.
- Merhaba, Piper. Merhaba, Andy. - Merhaba, Ponpon.
Bir ev kedisi de olacaktı buralarda. Çöpçü adı.
Onu daha doldurmadım ama dolduracağım.
Bastonun nerede, canım?
Kullanmayı sevmiyorum.
Niye ki?
İnsanların bana farklı davranmasını istemiyorum.
Sana nasıl farklı davranıyorlar?
Bana bebek muamelesi yapıyorlar, ondan...
Evet, anlıyorum.
İnsanlar önyargılı olabiliyor.
Ama ninem eskiden ne derdi biliyor musun?
Siktirin gidin amına kodumun tombalakları.
Ağzından küfür düşmezdi.
- Ben hiç küfretmem ama onu severdim. - Bu Piper için mi?
Hayır. Benim kızım kör.
Kendisi burada mı?
Hayır. Vefat etti.
Özür dilerim.
Dilemene gerek yok. Bilmiyordun.
- Senin suçun yok. - Nasıl öldü?
- Piper! - Sorun değil.
Boğuldu.
Kim bu arayan? Wendy.
Hep bir şeyler istiyor.
Merhaba, Wendy.
Evet. Hayır, yeni geldiler.
Evet, her şey yolunda.
Evet?
Rahatınıza bakın. Wendy'nin selamı var.
- Merhaba, Wendy. - Evet?
Arka bahçesi var mı?
Evet, arka bahçesi var. Görmek ister misin?
Sorun değil. Lanet olsun!
Dışarı çıkıyorsanız kediyi salmayın.
Hassiktir...
- Gerzek! - Piper!
Tamam, bekle burada.
Oliver? Affedersin.
- Oliver? "Cathy buradaydı."
Hayır. Kediyi bana ver.
Kediyi ver bana. Bırak onu.
Tuttum seni. Tuttum.
Bırak onu, Ollie!
Andy? Dikkat et.
Ne oluyor?
Kedi havuza girdi.
Laura hallediyor ama.
Sanırım onun çocuğu... tutuyor.
Evet.
Evet.
Yeni kız kardeşin ve abin, Oliver.
Piper ve Anthony.
Andy.
Becerikli Andy.
Oliver da sizin gibi ailesini kaybetmiş.
Ona özel bakım sağlayabilecek birine ihtiyacı vardı.
Sen tamamsın, canım.
Oliver?
Oliver?
Evet, çabucak gel tatlım.
Aferin sana. Gel böyle.
Oliver, Cathy'yi kaybettiğimizden beri kendi isteğiyle konuşmuyor.
Onu bunaltmamaya çalışıyorum.
Öyle değil mi, canım?
Adım adım ilerlemeye çalışıyoruz, değil mi?
Pekala, sen de tamamsın.
Sıra sende.
- Uzunsun bayağı, değil mi? - Neye benziyor, Andy?
Sevimli.
Sana gülümsüyor.
- Saçı ne renk? - Kızıl.
Evet. Hem de kıvırcık.
Güzel bir çocuk.
İşte oldu.
Aferim kızıma. Sonra da sağa döneceksin.
Doğruca yatak odana çıkacağız.
Bu basamağa dikkat et, tamam mı?
Evet, biliyor zaten Andy.
- Tamam. - Dümdüz ileriye, canım.
Evet. Burası Cathy'nin odası.
Sen iyi misin, Pipe?
Evet, iyiyim.
- Greyfurt? - İyiyim ben, Andy!
Evet, pardon...
Senin odan şurası.
- Hemen şurası. - Tamam.
- Tamam mı? - Tamam.
"- Rastgele bir kardeşimiz oldu. - Büyük mü, küçük mü?"
"- Küçük. - Şirinmiş."
"Yok be, manyağı teki."
Pek odaya benzemiyor ama...
Hayır... Hayır, sorun değil.
Wendy, bana...
...velayet için başvuracağını söyledi. Doğru mu?
Evet….. Evet, şey…..
...üç ay sonra. 18 yaşıma girince.
Ne kadar güvenli ve güvenilir olduğunu rapor etmem gerekiyor.
O yüzden güvenli ve güvenilir kal, tamam mı?
Kız arkadaşın mı?
Hayır.
Erkek arkadaş mı?
Sadece bir arkadaş.
Peki ne konuda konuşuyorsunuz?
- Hiç. - Babanı mı?
Hayır.
Hey, ben bir danışmanım.
İnsanlar benimle konuşmak için para ödüyor, biliyor musun?
Ne güzel.
Yani bu kadar savunmada olman gerekmiyor, Andy.
Savunmacı mı davranıyorum?
Hadi ama, haline bir bak.
Kollarını bağlamışsın.
Gitmemi istediğini söylemek için telefonuna dokunuyorsun.
Galiba sizi duyabiliyorum.
Siz beni duyabiliyor musunuz?
Evet. Evet...
Evet, evet. Sen iyi misin?
- Evet. - İyi mi o?
- Bir şey lazım mı? - Evet, daha iyi bir abi.
Tamam.
Hey! Laura...
- Bırak telefonumu. Ne yapıyorsun? - Üzgünüm.
- Çok üzgünüm. - Hayır, hayır... ben üzgünüm.
Hayır, haklısın. Benim hatamdı.
Sadece eşyalarımın karıştırılmasından hoşlanmıyorum.
Elbette. Sadece bir mesaj geldi de.
İsteyerek bağırmadım.
Güzel.
Oliver manyağın teki demek?
Hayır.
Müsaadenle.
Hassiktir.
Odanda bekle.
Günaydın!
Hey, Ollie.
Biz biraz dışarı çıkıyoruz. Sen iyi olacak mısın?
Güzel.
Nasıl görünüyor?
İyi görünüyor.
Greyfurt.
İyi görünüyor, Pipe.
Hoşça kal, baba.
- Başınız sağ olsun. - Teşekkürler.
Andy? Pardon.
- Andy, bunu yapmana izin veremem. - Neye?
Veda etmeden gitmene.
Onu son kez görebileceğin an bu.
Ona bakmadın mı?
İyi göründüğünü söylemiştin.
Pipe...
- Greyfurt demiştim. - Onu öyle görmek istemedim, Pipe.
Onu son görüşünden daha iyi.
Bazı insanlar ruhun...
...ölümden sonra aylarca bedende kaldığına inanır.
Eğer bu doğruysa o hâlâ orada.
Gördün mü?
Çok huzurlu.
Evet.
Ona veda öpücüğü vermelisin.
Hayır.
Hayır.
Babanı öp, Andy.
Adettendir.
işte böyle.
Dudağından.
- Adet böyle. - Değil.
Öyle, canım.
Öyle. Dur sana yardım edeyim.
Hadi.
Sorun yok, sorun yok.
- Yapamam bunu. - Geçti, yanındayım. Yanındayım.
Tamam mı?
Endişelenme. Emin ellerdesin.
Hadi ama, böyle olması gerekmiyor.
Ciddiyim, cenaze sefillik gösterisi olmamalı.
Kutlama olmalı.
Biraz eğlenelim mi?
Piper, sen eğlenmek için ne yaparsın?
Andy'nin taşaklarına tekme atarım.
Evet.
Ya sen, Andy?
Ne yapmayı seversin?
Bilmem. Kafayı bulmayı?
Kafayı bulmayı mı? Tamam.
Hadi kafayı bulalım madem.
Oyunun adı, "Bahisler Açıldı".
1 ila 10 arasında bir rakam seçmelisiniz.
- Tamam. - Tuttun mu? - Yedi.
Hemen yüksek sesle söylemeyeceksin.
Evet, şimdilik aklında tut.
Üç deyince yüksek sesle söyleyeceksiniz...
...ve sonra sayınızı tahmin edersem...
...içmeniz gerek. - Anladım.
Piper geri sayıma başlar mısın?
3, 2, 1.
- Yedi. - Yedi.
Niye aynını söyledin yine? ☐ Hilekarsın.
- Bu çok aptalcaydı. - Sorun değil. Fark etmez.
- Bir shot işime gelir. - Tamam.
- Hazır mısınız? - Evet.
Eyvah...
Tamam. Tamam, üzgünüm.
Pekala, Piper. Bahisler açıldı.
- Ciddi misin? - Viskiyle mi?
Dört de.
3, 2, 1.
- Dört. - Dört.
Sakin ol, kaslı çocuk. Sadece bir içki.
Sadece bir içki.
Tamam ama hoşuna gitmeyecek, söylüyorum şimdiden Piper.
Göreceğiz.
Beğendin mi? İyi mi?
İyi, değil mi?
İğrenç bu! Bunu mu içiyorsunuz?
Ben daha çok vodkacıyım.
Sen durma iç. Vodkadan nefret ederim.
Baban için bir tane?
Evet. Tamam.
- Piper? - Evet.
- Tamam ama bu son. - Bu ilk.
Şerefe. Şerefe.
Piper, hadi! Bana destek lazım!
Destek lazım, Piper! Hadi!
- Yatma vakti, küçük hanım. Evet! - Hayır!
- Sırada ne var? - Andy, babamın şarkısını çal!
Evet, babanın şarkısını çal!
Piper, söyle!
Düzgün söyle!
Söyle! Söyle, Piper!
- Bir tane kalmış geriye. - Evet.
- Bugün için teşekkürler, Laura. - Ne demek, Andy.
Ben de yaşadım bunları.
Konuşmak ister misin onun hakkında?
Evet ama... bilemiyorum, zor bu.
Birbirimize bakmamıza gerek yok.
Pekala.
Şimdi bana bir şey sor.
Herhangi bir şey sor.
Bununla... nasıl başa çıktın?
Cathy'nin vefatıyla?
Başa çıkmadım.
Onu gömdüğümüzde ben...
...ayrılmak istemedim.
Çünkü onu terkediyormuş gibi hissettim.
Anlıyor musun?
Kızım olmadan nasıl eve gidebilirdim ki?
O yerin altındayken nasıl yatakta uyuyabilirdim?
Eskiden günlerce mezarlıkta kalırdım.
Ona yakın hissedebilmek için.
Evet...
Bir kez daha "anne" dediğini duymak için her şeyimi verirdim.
Sadece bir kez daha.
Hepsi bu.
Biliyor musun, biz...
...sadece konu Piper ise konuşurduk.
Çünkü gözde çocuk oydu, değil mi?
Evet, nasıl olmasın?
Ona bu yüzden mi vurdun?
Bunu sana kim söyledi?
Wendy.
Onu kıskanıyor muydun?
Babam onun annesiyle evlendiğinde...
...nihayet gerçekten istediği aileyi...
...bulmuş gibi gelmişti.
Eskiden sırf beni farketsin diye...
...okulda başımı belaya sokardım.
Ve o da bu yüzden benden nefret ederdi.
Piper bir şey duymasın diye duşu açardı.
Bana o kadar sert vururdu ki...
…..uyanırdım ve...
...nerede olduğumu bile bilmezdim.
Bu korkunç, Andy.
Ve ne var biliyor musun?
Ona hiç elini sürmedi.
Bir kez bile.
Uyanık mısın?
Andy?
Aç olduğunu biliyorum.
Sadece biraz daha beklemek zorundasın, tamam mı?
Orada mısın?
Bu da bir parçası mı?
Doğru mu yaptım?
Seni göremezsem içeride olduğuna nasıl inanabilirim?
Hassiktir...
Andy?
- Kirli mi o? - Günaydın, Andy.
- Çıkmadan önce atalım makineye. - Yok, ben sonra gelirim.
- Su israfı yok, Andy. - Andy akşamdan kalma!
- Dışarı mı çıkıyorsunuz? - Evet, kız alışverişine.
- Kusura bakma, sadece ikimiz. - Evet, erkeklere yasak.
Ollie'yi odasında tutar mısın?
Etrafta gezindikçe beynim zonkluyor.
Sidik bu.
- Ne olduğunu bilmiyorum. - Andy, ciddi misin?
Neden duş almayı denemiyorsun?
Tamam.
- Üzgünüm. - İyi misin sen?
Abin pek iyi değil sanırım.
Çok endişeliyim.
Dün gece çok agresifleşti.
Arabada anlatırım sana.
Seni içeri mi kilitledi, Ollie?
Aç mısın?
Ne zamandır böylesin?
Konuşmuyorsun yani?
Yazmak ister misin?
Bence yazmalısın cidden.
Sonra seninle... konuşabilirim.
Sen de benimle konuşabilirsin.
Pekala...
...ama bu meyve beleş değil.
Sana biraz yazıya mâl olacak.
Hədi bakalım.
İşte.
Dikkatli ol. Sadece meyveyi al, Oli.
Tamam, tabak vereyim sana.
Sonra Laura bana bağırır...
…..etrafı dağıttığım için.
Ollie! Ollie!
Ollie! Ollie, dur!
Dur! Dur!
Dur!
Hassiktir!
Hadi!
Hadi, hadi...
Hadi! Ollie! Ollie, ne yapıyorsun?
Hastaneye gitmemiz lazım, tamam mı?
Hadi, peşimden gel sadece.
Sorun yok, hadi!
Hassiktir...
Ollie, bana bak. Sorun ne? Neyin var?!
Hassiktir! Ollie! Ollie?
Hey, hey! Nefes al, nefes al!
Bana yardım et.
Neler oluyor? O neden dışarıda?!
Hayır, hayır, hayır!
Uzak dur! Uzak dur!
O neden dışarıda?
- Kız kardeşini içeri götür! - Pipe, hadi içeri giriyoruz.
Andy? Andy, neler oluyor böyle?
Hemen içeri götür onu!
O neden dışarıda?!
Andy, ne oldu? Sen ne...? Andy!
Laura neden bağırıyor?
Ambulans çağırayım mı?
Piper, hayır! Bunu düzeltebilirim!
Geçti artık, tamam.
Geçti artık.
İyisin, iyisin.
Andy, sana yardım edebiliriz.
Laura sana yardım etmek istiyor.
Ne?
İyisin.
Neredeyim ben?
- Kimsin sen? - Ne?
Ne istiyorsun? Lütfen...
Sorun yok, canım. Sorun yok.
İmdat!
Hayır! Hayır! Hayır!
Dur orada! Dur!
İyisin, canım. İyisin.
Hayır! Hayır! Hayır!
İyisin. İyisin. Bir şeyin yok artık.
İyisin.
İşte böyle...
Oliver iyi mi?
İyisin.
Laura?
Yardıma ihtiyacı olduğunu söyledi.
Onu bir hastaneye falan götürmemiz gerekm...?
Odama gizlice girdin demek?
Mahremiyetime saygı duy biraz.
- Hadi, canım. İyisin sen. - Lütfen ona kızma.
- O iyi olacak mı? - Evet, iyi olacak.
Tam vaktinde yakaladık onu.
- Hasta mı? - Artık iyileşecek.
Benim endişelendiğim Çöpçü.
Kardeşin onu saldı sanırım.
Çöpçü!
Çöpçü!
Çöpçü!
Çöpçü!
Yağmurda ölecek.
Baba?
Derin nefes al.
Işığa odaklan. İşte böyle.
Normal nefes al sadece. İşte böyle.
Bu ses de ne?
Eve gitmem lazım.
- Eve gitmem lazım. - Hey... Tutun onu. Tutun!
O ölecek!
Anlamıyor musunuz? Kardeşim ölecek!
Bırakın beni!
Hayır! Bırakın beni! Bırakın!
Laura ziyaretçi istemediğini söyledi.
Umarım iyisindir. Seni özledim.
Üçten az özledim...
Laura?
Andy için endişeliyim. Uyuyamadım.
Ben de öyle.
Gelsene, canım.
Sesimi takip et. Doğruca gel.
Tuttum seni.
Otur böyle.
İyi misin sen?
Üzgünsün.
Evet, yağmurdan.
Cathy çok severdi yağmuru. Sesini, kokusunu...
TV'deki o mu?
Evet, o.
- İzlemeye devam edebilir miyiz? - Evet, tabii ki.
Onu tarif edebilir misin?
Burada 12 yaşında.
Uzun kahverengi saçlı.
Çilleri var.
Tanrım, çok güzel.
Üzgünüm.
Sorun değil.
- Ollie? Ollie? - Evet?
Bastonunu getirir misin?
- Tamam, Laura teyze. - Teşekkürler.
Andy?
Becerikli Andy?
- Hey. - Piper nerede?
Evde Ollie ile birlikte. Sorun yok.
Bak, seni bir gün daha burada tutacaklar.
- Sarsıntı geçirdin. Dinlenmelisin. - Ne?
Evet, beyninde sızıntı falan var mı diye bakmaları gerekiyormuş.
Piper nerede?
Nerede o?
Sorun yok.
Evet.
Sana bir hediye getirdim.
Piper sana bu vücut spreyini aldı.
Çıkmasına izin vermemelisin, Laura.
Ne dedin, canım?
Piper'ın çıkmasına izin verme. Yağmur yağarken olmaz.
- Bir şey olabilir. - Ne gibi?
Duşta babamı gördüm.
Bir şey söyledi.
Ne dedi? Andy?
Yağmurda öleceğini söyledi.
Onu öldürdüğümde baban duşta olduğu için değildir, değil mi?
Ne?
Baban duşta öldü.
- Sen ne...? - Bunu yağmurla ilişkilendiriyorsun.
Ne oluyor bana?
Hey, endişelenme.
Onu içeride tutacağım.
Onu içeride tutacağım. Söz veriyorum.
Söz veriyorum.
Sadece su!
Cathy? Cathy? Seni çekiyorum.
Piper!
Sana bir şey göstermek istiyorum.
Bu Cathy'nin en sevdiğiydi.
Beğendin mi?
Teşekkürler, Laura.
İstersen bana anne diyebilirsin.
Olabilir.
Hey...
Saçını eskiden hep böyle arkada toplardı.
Saçının yüzüne yapışmasını ya da...
...ağzına girmesini istemezdi.
İşte oldu.
Benimle burada yaşamayı seviyor musun?
Evet.
Evet, çok naziksin.
Andy 18 yaşına girdiğinde de kalacak kadar..
...seviyor musun sence?
Andy gidince burada kalmak mı?
Evet.
Ben...
...kendi yerimizin olmasını dört gözle bekliyordum.
Ama hafta sonları yine seni ziyarete geliriz.
Tamam.
Kim bu?
Ollie sadece.
Daha değil, canım.
Sana başka bir şey göstermek istiyorum.
- Olur mu? - Evet.
Bu taraftan.
İşte böyle. Tam önünde.
Soğukmuş.
Evet, bu bir dondurucu.
Kabuklu gibi.
Ne bu?
Aman Tanrım, ne bu?
Sadece et.
Buna inanamıyorum.
Sinir krizi geçirdin ve öylece bıraktılar mı seni?
Piper da endişeli.
Orada ne yapıyorsun, Andy?
Biraz ürkütücü, değil mi?
Sadece yeni uyandığında.
Yeni beden de eski beden gibi ölmeli.
Eski bedeni yamamalı.
Ruhu tutacak kadar.
Ruhu başka bir bedene transfer etmeli.
İşte geldi.
Söylemek istediğin bir şey var mı?
Göster ona, canım.
Piper, ne oldu sana?
Ne oldu?
Biri bana vurdu.
- Sen mi vurdun? - Saçmalama.
Yani Ollie mi vurdu?
Onu yatağa yatırdım ve sonra sen onun odasına girdin.
Değil mi?
- Hatırlayamıyorsun bile. - Piper.
- Bunu kim yaptı? - Bilmiyorum...
Ama sen değildin.
Sen istismarcısın, Andy.
Tıpkı baban gibi.
sana vururdu, sen de ona vurdun.
Ne demek babam ona vururdu?
Andy'yi istismar ederdi. Bu yüzden babanı kurtarmadı.
- Bu doğru değil. - Sana vurur muydu?
- Hayır, vurmazdı. - Sana yardım etmeye çalıştım, Andy.
Ama yapamam.
Oliver'ın ağzını deşmişsin.
Ölü babanı görüp duruyorsun.
Çöpçü'ye ne yaptığını düşünmek bile istemiyorum.
Kes şunu, Laura.
Böyle bir iz bırakabilecek kadar güçlü bir sen varsın.
Laura, yapma.
O steroidleri, hormonları ya da her neyse alıp duruyorsun.
- Kreatin o. - Ama testosteronun kontrolden çıktı!
- Laura hemen dursan iyi edersin. - Yoksa ne olur?
- Bana da mı vuracaksın? - Lütfen, çocuklar.
Yeter bu kadar.
- Andy? - Ollie'ye ne halt oldu?
- Ona ne oldu? - Andy.
Hayır. Hayır, hayır, Andy.
- Bana bak. - Laura, neler oluyor?
- Hayır! - Laura!
- Ver şunu! - Hayır!
- Durun, neler oluyor? - Bırak beni!
Andy, ne yaptın?!
Bana saldırdı.
Yaralanmış, Andy!
Sokarım yarasına onun. Hadi, gidiyoruz hemen.
- Sen tehlikelisin. - Siktir git!
Ona tekrar zarar vermene izin vermeyeceğim.
- Onu korumak zorundayım. - Cathy'yi koruduğun gibi mi?
Bırak lan! Hadi o zaman!
Neyin peşindesin lan?!
Hayır!
Andy, dur!
Lütfen, Andy. Dur.
Lütfen.
Hadi, Piper. Gidiyoruz.
Greyfurt, Pipe.
Geçti.
Geçti artık.
Geçti.
İyisin, canım.
İyisin.
Bir şeyin yok.
Evet, yanındayım artık.
Wendy'yi görmem gerek. Hemen.
Acil bir mesele.
Şöyle geçin, ben geldiğinizi haber vereyim.
KAYIP Connor Bird
Tamam, hadi gidelim.
Çantanı al.
Canım oynamak istemiyor.
Biraz rahatlamak iyi gelir.
Hadi, al çantanı. Yürü bakalım.
Birkaç saat sadece, canım.
Polisi ara.
Laura bana kız kardeşine vurduğunu ve ona saldırdığını söyledi.
Yalancının önde gideni! Hepsi yalan, Wendy. Yemin ederim!
Yatağı mı ıslatıyordun?
Baban için duyduğun acı iyiye gidiyor der miydin?
Mesele babam değil ulan!
Laura bir çocuk kaçırmış.
Bizi oraya göndermeden önce kadını...
...iyice araştırdınız mı?
Kim olduğunu nereden biliyorsunuz?!
Çünkü neredeyse 20 yıl burada çalıştı.
O elimizdeki en iyi danışmandı.
Ve inan bana, canım...
...bir çocuğa asla zarar vermez.
Ollie.
Daha değil.
Hayır, Ollie benim.
Benim...
Hayır! Dur!
Ollie! Bırak beni! Bırak!
Geri çekil! Geri çekil!
Hayır! Uzaklaş benden! Uzak dur!
Geri çekil! Uzak dur! Uzak dur!
Ona Oliver diyor.
Bu onun yeğeninin adı. Kızıl saçlı çocuk.
Ama kızıl saçlı değil o. Bu çocuk.
- Kimi arıyorsun? - Laura'yı.
Hayır. Wendy, hayır.
Piper'a zarar verebilir.
Bırak ben götüreyim seni oraya. Lütfen.
Sessiz olun, lütfen!
Oynayın!
Üzgünüm, Pipe.
Babamın harika olduğunu düşündüğünü biliyorum ama o...
...canımı fena yaktı.
Ama sadece sen uyuduğunda ya da evde olmadığında.
Benden ne kadar nefret ettiğini göremedin.
Ve yalan söyledim çünkü...
Çünkü dünyanın ne kadar çirkin bir yer olduğunu bilmeni istemedim.
Ve 8 yaşımdayken...
…..sana vurmuştum.
Ve bundan daha fazla pişman olduğum bir şey yok, Pipe.
Ve bir daha asla yapmayacağım.
Ama sadece anlamanı istiyorum ki...
…..şu an yüzünde olan o morluğu...
…..ben yapmadım.
O kadın yaptı.
O kötü, Pipe. Nefret dolu...
...ve aynı babam gibi bunu görmene izin vermeyecek.
O vakit söylemedim ama şimdi söylüyorum.
Laura'nın bir sorunu var, Pipe.
Oliver'ı o kaçırmış ve tehlikedesin.
Muhtemelen bunu dinlemiyorsun ama...
...seni seviyorum, Pipe.
Greyfurt.
Endişe etme, ben çözeceğim her şeyi.
- Topumun tadı nasıl? - Piper, sakin ol.
- Arabada bekle. - Neden?
Uzaklaştırma emri almana ramak kaldı.
- Laura? - Evet? Geliyorum.
Laura?
Geldim.
- Merhaba, canım. - Hey.
Seni getirdi demek, öyle mi? Evet, bir şeyler söyledi.
- Canım, kontrol etmem gerek. - Evet, biliyorum.
- Protokolü biliyorsun. - Evet.
Dağınıklığı mazur gör.
Boş ver, canım.
Orada kimse yok. Duştan yeni çıktım daha.
- Çocuk odası bu tarafta. - Tamam.
Ona istediği gibi düzenleyebileceğini söyledim...
...ama böyle seviyor.
İyi ki çocuk kör.
- Ne dedin? - Yok bir şey.
- Andy'nin odasını görmek ister misin? - Evet.
Sinirlenince hep burada çalışırdı. Yardımı olduğundan değil.
Çarşaflar kuru bu sefer.
Bir saniye şuna bakabilir misin?
Andy'nin bahsettiği çocuk bu.
Onu gördün mü?
Ollie?
Sanırım gitmesini istiyorsun?
Onları ayırmayı istemezdim ama Piper bende kalabilir.
Merak etme. Onunla ilgileneceğiz.
Tanrım, sadece iyileşmesini umuyorum.
Duşunu böldüysem özür dilerim.
Hayır, hayır, hayır.
Sıkıntı yok. Ne demek.
Kanaman var. İyi misin sen?
Wendy!
Yapma.
Lütfen, Wendy.
- Yapma. - Laura?
Yapma... gitme oraya.
Bir şey yapıyorum.
- Ne yapıyorsun? - Cathy için bir şey yapıyorum.
Biz iyi dostuz, değil mi?
Ne zamandır birbirimizi tanıyoruz?
Sıkıntı yok. Bırak beni. Cathy bu.
- Onu geri getirebiliriz. - Ne?
- Evet, evet, evet... - Wendy!
- Biliyorum. - Neredesin?!
Dinle sadece, dinle, dinle...
- Ne yaptın sen? Ne yaptın? - Dinle. Dinle!
Piper'ın da Cathy gibi gitmesi gerekiyor.
Ne dedin sen? Eskiden boşluğu hep...
- Bırak beni. Bırak beni. - ...yağmurla doldururduk.
İşe yarayacağını düşünmemiştim...
...ama yarıyor.
- Ama yarıyor! - Bırak beni!
- Onu geri getirecek! - Bırak beni!
- Bıraksana beni! - Hiç kimsem yok!
Manyak karı! Bırak beni!
Dışarı çıkman gerek. Hemen!
Hassiktir...
Yürü!
Yürü hadi! Wendy, arabaya bin!
Binelim ve kapıları kilitleyelim!
Andy?
Geçecek. Geçecek.
Geçti artık.
Piper, gidelim hadi canım. Hazır mısın?
- Hadi. - Ne oldu?
Hadi, iyisin. Teşekkürler.
- Hoşça kal, Piper. - Güle güle.
Telefonumu evde mi bırakmışım?
- Farketmedim. - Pardon, sen Laura mısın?
- Evet. - Laura, telefonda konuşmuştuk sabah.
Piper'ın gözünü sormak istiyordum.
Evet. Ama şimdi olmaz, tamam mı?
- Andy'den haber aldın mı? - Bin hadi, çabuk.
Gir hadi, canım.
- Bu kimin telefonu? - Benim.
Zil sesini değiştirdim. Beğendin mi?
- Benimkini arar mısın? - Tamam.
Piper?
Andy?
Piper.
- Piper? - Andy?
Neden buradasın?
Kokuyu alabiliyor musun?
- Piper. - Andy?
Burada ne yapıyorsun, canım?
- Andy'yi duydum. - Hayır, aşağıda o.
Özür dilemeye gelmiş.
- Hadi. - Bu kim?
Sadece Ollie.
- Ama duydum... - Hadi, canım.
Seni Andy'ye götüreyim, hadi.
Tuttum seni.
İyi olacaksın.
Ollie de iyi olacak. Bu taraftan.
Bu taraftan.
Ollie'nin saçı ne renk?
Kızıl. Kalın ve kıvırcık.
Neden?
Sen iyi misin?
Nereye gidiyorsun, canım?
Piper?
Sorun ne? Hadi.
Aç kapıyı tatlım, hadi.
Aptallık etme, hadi.
Sorun ne?
Piper?
Piper, aç kapıyı.
Hadi, saçmalama. Aç şu kapıyı!
Hayır...
Hayır, Andy...
Andy, hadi. Greyfurt.
Lütfen, hadi Andy.
Kalk hadi.
Greyfurt.
Greyfurt! Andy!
Lütfen...
Üzgünüm.
Sorun ne, canım?
Andy'ye ne oldu?
Bir kaza geçirdi.
Dinle...
…..sana bir sır söylemem gerek.
Seni korkutmak istemediğim için...
...söylemekten çok korktuğum bir şey.
Bir melekle konuşuyordum.
Güzel bir melekle.
Güzel şeyler yapıyor.
Onu Ollie'nin içine koydum...
...ve şimdi...
...o Cathy'yi senin içine koyacak.
Çünkü tıpkı onun gibisin.
Onun gibi inanılmaz.
Onun gibi mükemmel.
Ne yapacaksın bana?
Şimdi havuzda boğacağım seni, canım.
- Lütfen, bırak yapayım bunu. - Yapma, Laura lütfen!
Lütfen, bırak yapayım.
Anne?
Anne.
Hayır.
Piper?
Piper!
Çok üzgünüm.
Piper!
Cathy? Cathy?
Tatlım?
Hey, güzellik.
İşte buradasın.
işte buradasın. İyi misin?
İşte oldu.
Dur!
Muhtemelen bunu dinlemeyeceksin ama...
...seni seviyorum, Pipe.
Greyfurt.
Hey, millet! Burada! Bir oğlan var!
Yardım edin.
117 durumu. Bir ambulans hemen!
Geçti artık. Bize adını söyler misin?
Ben... Connor.
Connor Bird.
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.