Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
...jenerik müziği...
...jenerik müziği...
...jenerik müziği...
...jenerik müziği...
Bu ne cüret?
Haddini aşma!
Burada haddini aşan biri varsa o da sensin!
Hiç utanmadan bana iftira atıyorsun ya!
Bu saatten sonra gerekirse sokakta yatarım.
Ama o evde bir saniye bile kalmam.
Yazık.
Niye bu kadar gecikti benim papatya çayım?
Vakti geçince başım tutuyor. Bu bilinmiyor mu bu evde?
Kusura bakmayın Tülay'ım.
Bu evde bir saniye bile kalmıyor.
Bu evde bir saniye bile kalmıyor.
Bu evde bir saniye bile kalmıyor.
Bu evde bir saniye bile kalmıyor.
Ama o vigilere s мо태】
Bugün hangi meraklı?
Dedim ben sana.
Feraye Hanım arıyorum.
Açsana anne! Hadi!
Alo, Feraye hanım?
Tülay hanım? müsaitsiniz eğer sizi ziyaret etmek isteriz.
Bir planım vardı ama...
Ee, onu erteleyelim o zaman.
Bekliyoruz, buyurun gelin çiftliğe.
İyi günler.
Heyyaz da gelir mi sence?
Gelir tabii.
Bizi yüzüstü bırakamazlar.
Ne yaşarsak yaşayalım, soyadımız hâlâ aslan mı?
Canan!
Canan, günürler geliyor.
Hadi hazırla.
Açsız, terbiyesiz, küstü adam.
Her şeyin farkındayım.
Sırf para.
Maulik için onurunu, haysiyetini pazarlıyorsun.
Hiç tanımadığım bir adama yanaşmaya çalışıyorsun.
Mehmet Bey, merhaba.
Siz eve tadilat yapacaksınız, biliyorum ama benim bekleyecek hiç vaktim yok.
Ufak tefek aksaklıklar halledilsin yeterli.
Bizim hemen eve yerleşmemiz gerekiyor.
Teşekkür ederim.
Sana muhtaç olacağım mı?
Herkes işinin başına.
İlaçlayın şu tarlaları.
Burası benim arazim.
Ve ben bu tarlalar ilaçlanacak diyorum.
Zeynep Aslanlı artık yok.
Buna itiraz olan varsa hemen işi bıraksın.
Güzel.
Şimdi herkes işinin başına.
Anne, o kadar korkmuştum ki nişanı atacaklar sandım.
Yanıldığını söylemiştim.
Dik dur.
Kendinden emin.
Toparlanın. Hemen bugün taşınıyoruz.
Hemen.
Hemen.
Hemen.
Hemen.
Hemen.
Hemen.
Hemen.
Hemen.
Hayır taşınmıyoruz.
Annem, inan bana ben de ne bu evden ne anılarımızdan ayrılmak istemiyorum.
Ama mecburuz.
Hemen şimdi taşınmamız lazım.
Hiç kusura bakma.
Bir yere gitmiyoruz.
Misafirlerimiz geliyor.
Ne misafiri?
Anne sen beni dinlemiyor musun?
Bir an önce evden çıkmamız lazım.
Feyyaz'ın annesi aradı.
Birazdan buraya gelecekler.
Belki onlar bir çare bulur.
Halil Fırat denen adam seni arıyordu.
Belli ki bulmuş.
Sana bir şeyler demiş.
Buraya mı geldi o?
Sakın bana babaannemle konuştuğunu söyleme.
Yok biz görmedik.
Benim de haberim yok.
Neden soruyorsun?
Ne konuştunuz?
Önemli bir şey değil.
Ama şimdi hemen toparlanıp çıkmamız lazım buradan.
Geldiler.
Hadi güzel kızım.
Git kayınvalidene kapıyı aç.
Hoş geldiniz.
Elçiye zeval olmaz.
Dün akşamki skandaldan sonra bu işin devam edemeyeceğini anladılar.
Nişan bozuldu.
Mesele bizim için tamamen kapanmıştır diyorlar.
Her iki taraf hakkında hayırlısı olsun.
Pr readily.
Az önce itirazı olan varsa çeşsin gitsin dedin ya.
Benim itirazım var beyim.
Zeynep Hanım'ın karşısına kimi koyarlarsa koysunlar ben yine ondan yana olurum.
Et değilliklerini unutup da nankörlük edemem.
Toprağında mahsunun da senin olsun.
Seçiminizi yapacaksınız kardeşim.
Ya burada çalışıp adamın dediklerini yapacaksın ya da ekmeğinden olacaksın.
Allah sonumuzu hayra çıkartsın.
Ne yapacağız şimdi?
Yapılacak bir şey yok yapmayacağız şimdi.
Zeynep Hanım'ın önündeyiz.
Yapma böyle ablam üzme kendini.
Her şerde bir hayır vardır demişler.
Hem zor zamanda yanında olmayan adam seni hak etmiyordur zaten.
Hala aklım almıyor.
Aracıyla bohça göndermek ne demek?
Yazık çok yazık.
Anne kabul edelim artık.
Etrafımızda kimse kalmadı.
Sadece biz varız.
Bizim de buradan çıkmamız gerekiyor.
Ya sen niye tatile gidiyormuşuz gibi davranıyorsun ya?
Hani hiçbir şeyden vazgeçmiyordun?
Hani pes etmiyordun?
Ne oldu şimdi?
Her şey o Halil denen adam yüzünden oluyor.
Nişan gecesi insanların içinde bizi rezil etmeseydi bu durumlara düşmezdik.
Karabasan gibi ya resmen adamın biri geldi evimizde dahil her şeyimizi aldı.
Ne?
Kim kovuyor bizi?
Her şeyimizi elimizden alan kim?
Ömer nerede?
Ömer'i çağırın.
Burası benim evim.
Ben hiçbir yere gitmiyorum.
Babaannem.
Zeynep sen söyle gidecek miyiz?
Babaanne evet ama.
Olmaz.
Ömer ne der sonra?
Olmaz.
Benim evim burası.
Gitmem.
Gitmem.
Gitmem.
Gitmem.
Ömer neredesin?
Oğlum Ömer.
Ömer! Ömer! Ömer neredesin? Ömer! Ömer gitmem!
Babaanne aç lütfen, korkutma beni lütfen!
Hiçbir yere gitmem! Bu halılarda oğlumun ayak izleri var!
Babaanne!
Ömer'im!
Babaanne lütfen!
Gitmem! Bu koltuklarda nefesin kokusu var duvarlarda!
Bırak beni! Burası benim ailem! Canım bırak beni! Bırak bırak!
Ömer'i çağır bana! Ömer'i çağır! Bırak beni!
Kalma burada, kalma burada öleceğim hanım!
Ömer'i çağırın bana! Ömer'i çağırın bana Ömer!
Git başımdan git! Burada kalma! Burada kalma!
Ömer'im! Ömer'im hayır! Hayır! Nereden?
Ömer! Gitme! Ömer! Ömer gel!
Gitme! Gitme! Ömer! Ömer gel! Ömer'im gel buraya!
Ömer benden ayrı kalma! Ömer!
İstemem! İstemem! İstemiyorum! İlacını istemiyorum!
Ömer'i çağır bana! Ömer'i... Ömer'i...
İstemiyorum!
Ömer! Ömer! Ömer!
Babaanne! Babaanne! Babaanne!
Babaanne! Babaanne! Babaanne!
Yardım edin ne olur? Ne olur? Anne!
Yardım edin anne! Anne!
Ambulans çağırın anne lütfen yardım edin! Anne yardım edin anne!
Anne! Ambulans çağırın yardım edin anne! Anne!
Anne yardım edin! Anne!
Babaanne uyan! Uyan babaanne ne olur!
Ne olur! Ne olur babaanne! Babaanne!
Keşke böyle duymasaydı. Çok kötü oldu.
Buyurun Zeynep hanım.
Sağ ol, içmeyeceğim.
Doktor nerede? Ne zaman göreceğiz babaannemi?
Sakinleştirici yapmışlardı. Odaya almışlardır, uyuyordun işte.
Zümrüt Hanım da Ömer Bey'in vefatından sonra başlayan demans maalesef ilerlemiş.
Ne yapacağız?
Zümrüt Hanım'a çok iyi bakılması gerekiyor.
Dramalardan, ani yer ve mekân değişikliklerinden uzak tutulmalı.
Yani düzelmesi için olabildiğince stabil hayat şartları sağlamak çok önemli.
Yer değiştirmeyin.
Beslenmesine dikkat edin. Hayat kalitesini arttırmaya çalışın.
Şimdi evine götürebilirsiniz. Orada daha rahat edecektir.
Geçmiş olsun.
Ne yapacağız şimdi? Doktor evine götürün, düzeni değişmesin diyor.
Artık o eve dönemeyiz.
Ben babaannemle konuşup ikna edeceğim. Başka çaremiz yok.
O ev artık bizim değil.
O adamdan medet olunmaz.
Ne yapacağız?
Biz bu kadınla nasıl başa çıkacağız?
Ben uğraşamam, baştan söyleyeyim.
Yok mu evi geri almanın bir yolu?
Yok. Şu an yok.
Ayrıca kimsenin uğraşmasına da gerek yok.
Her şeyle ben ilgilenirim. Merak etmeyin.
Her şeyin üstesinden geleceğiz.
Siz merak etmeyin.
Bu kadar şeyi de aldık da kim yiyecekse?
Daha çiftlikte kalıp kalmayacağımız belli değil.
Hoş geldin. Herkes nerede? Ne oldu?
Öyle şeyler oldu ki.
Büyük Hanım'a asla bir şey yapmadım.
Ne yapacaksın?
Ne yapacaksın?
Ne yapacaksın?
Ne yapacaksın?
Ne yapacaksın?
Ne yapacaksın?
Büyük Hanım'a hastaneye zor yetiştirdik.
Evden gideceklerini öğrenince etkilendi tabii.
Krise gelir, zavallı kalırdı.
Bu yaştan sonra kapının önüne konmayı hazmedemedi tabii kadın.
Şimdi neredeler?
Zeynep Hanım'ın kiraladığı, daha evine bıraktığının...
...Doktor Zümrüt Hanım'ın evine dönmesinin daha iyi olduğunu söyledi ama...
...Zeynep Hanım kararlıydı.
Bir daha buraya dönmeyeceklerini söylediler.
Kesin gittiler mi yani çiftlikten?
Öyle görünüyor.
Halil Bey inşallah bizim de düzenimizi bozmaz.
Burada çalışmaya devam ederiz.
Zeynep Hanım bir çare bulacağını söyledi ya.
Merak etmeyin, o kimseyi darda bırakmaz.
Cemil, sen bu ustanın işini bitirmiş miydin?
O az bir işi kaldı, ben onu halledeyim.
Öf ya!
Bunun da Zeynep hayranlığı baydı artık içime.
Sen şimdi Cemil'i boş ver de...
...Halil Beyler gelince hastaneye falan hiç karıştırma.
Gittiler de kapat konuyu.
Bizim bir gönül bağımız olduğunu düşünmesin.
Gönül bağımız olduğunu düşünmesin.
Belki bu sayede çalışmaya devam ederiz.
Doğru söylüyorsun.
Hem şimdi de durduk yere acımasın bunlara.
Gerek yok.
Tabi essin.
Aslanlı ailesi nerede?
Biz alışverişe çıkmıştık, geldiğimizde gitmişlerdi.
Bu vıvır zıvırlar niye hâlâ burada?
Eşyalarını henüz toplamamışlardı.
Daha sonra gelip alacaklar herhalde.
Ben onların keyfini beklemek zorundamıyım.
Siz toparlayın.
Neye bakıyorsun?
Biz hâlâ burada çalışmaya devam ediyor muyuz?
Bilemedim. Ondan.
Kimse işinden olmayacak. Herkes rahat olsun.
Sağ olun Halil Bey.
Sayenizde düzenimiz bozulmayacak.
Topladığımız eşyaları nereye koyayım?
Kapının önüne koyun. Oradan alıp gitsinler.
O aileden kimseyi görmek istemiyorum.
Burada filtre kahve makinesi bile yok.
Rütubet kokuyor. İnsan nefes alamıyor.
Sıcak su da yok. Wi-Fi da yok. Ev ev değil resmen.
Sen niye ağlıyorsun ki?
Adamı kendine aşık edebilseydin vazgeçmezdi senden.
Beceremedin. İlk fırsatta kaçtı gitti.
Evet anne. Benim hatam.
Ben ömrümde böyle ev görmedim. Nasıl yaşamış insanlar burada?
Şimdi de nefes alamadılar.
Zeynep Hanım'ın çözümleri.
Merve, odun varmış. Emine'yi yakalım.
Zeynep.
Neresi burası? Nereye geldik biz?
Tatile geldik sultanım.
Baban bir kere bizi getirmişti ya.
Çok güzel üzüm bağları vardı. Yürümüştük.
Böyle gitmiştik. Onun gibi işte.
Baban nerede?
Yok. Gecikecekse biz beklemeyelim. Gidelim eve.
Ben çiftliği çok özledim.
Hem benim odam daha hava dağ, daha ferah.
Senin olduğun her yer çok güzel sultanım.
Sarayda olsa istemem.
Sıcak su da yok.
Senin olduğun her yer çok güzel sultanım.
Sarayda olsa istemem. Ben evimi hiçbir yere değişmem.
O da gelecek mi?
Kim?
Hani Selman'ın nişanına gelen delikanlı.
Yavrum, uzatmayın bu işi. Hemen yuvanızı korun. Olur mu?
Hem ben zaten ona da söyledim.
Evledirseniz çok mutlu bir yuvanız olur sizin dedim.
Ne?
Ne zaman söyledin? Hem sen nerede gördün onu?
Çiftliğe seni görmeye geldiğinde söyledim.
Ay çok beyefendi bir çocuk.
Sırf para, mağluluk için onurunu, halsiyetini pazarlıyorsun.
Hiç tanımadığım bir adama yanaşmaya çalışıyorsun.
Yavrum, sana söylüyorum. Duymuyor musun?
Babana da haber ver. Hemen tanışsınlar.
Ömer'im de çok beğenecek.
Ama önemli olan sizin mutlu olmanız. Öyle değil mi?
Ömer'im de çok beğenecek.
Ama önemli olan sizin mutlu olmanız. Öyle değil mi?
Tamam.
Babaannem.
Babaannem ah, ne yaptın sen?
Babaannem ah, ne yaptın sen?
Babaannem ah, ne yaptın sen?
Babaannem ah, ne yaptın sen?
Babaannem ah, ne yaptın sen?
Babaannem ah, ne yaptın sen?
Babaannem ah, ne yaptın sen?
Babaannem ah, ne yaptın sen?
Babaannem ah, ne yaptın sen?
İnsan Fırat suçlu bulunmuştur.
Ben hiçbir şey yapmadım oğlum.
Ben hiçbir şey yapmadım oğlum.
Hırsız değil o.
Bırakın babam öyle bir şey yapmaz.
Bırakın babalar.
Ne kadar kurduysanız o kadar ağlayacaksınız, parçalanacaksınız.
Ne kadar kırdıysanız, o kadar ağlayacaksınız, parçalanacaksınız, üzüleceksiniz, Aslanlı ailesi.
Birim canım yandıkça, sizin mutluluğunuz olmayacak.
Ben bu evde kimseyi ağırlayamam.
Tülay Aslanlı buralara kadar düştü dedirtemem kimseye.
Ya ben?
Asıl ben ne diyeceğim arkadaşlarıma?
Rezil olacağım sizin yüzünüzden.
Niye bunu yaşıyoruz biz ya?
Merak etmeyin, burası geçici.
Daha iyi bir yer bulacağım.
Ama şimdi düşünmemiz gereken tek şey babaannem.
Onun iyi olması için elimizden geleni yapmak zorundayız.
Ben çiftliğe babaannemin ilaçlarını almaya gidiyorum.
Siz de sakın unutmayın, yemeğini yedirin.
Eşyalar? Eşyalarımız ne olacak?
Her şey orada kaldı.
Onları da alırız bir ara Merve.
Dikkatli toplasınlar. Hepsi çok kıymetli, çok değerli eşyalar.
Hepsini dışarı atın.
Hiçbir şey kalmayacak.
Cemil, sen şunları çıkarıver. Kızım biz de çıkalım da yukarıda kalanları toparlayalım hadi.
Ne yapıyorsun sen? Kör müsün?
Sen kör müsün?
Bu yolda o kadar yapılır mı?
Hakan delirdin mi sen?
Demek ki benim odam burası.
Tüm皮 느낌이 ERKç80'nin barkingi olarak
belongs to assembly.
O不ng Tree soldatları
Her şeyin farkı değil
Sırf para
Mamülk için onurunu, haysiyetini pazarlıyorsun.
Hiç tanımadığın bir adama yanaşmaya çalışıyorsun.
Terbiyesiz.
İnşallah çiftlikte karşılaşmayız.
Ailemi sürdükleri lekenin bedelini övdettim onlara.
Bundan sonra bu çiftliğin önüne bile gelemeyecekler.
Bundan sonra bu çiftliğin önüne bile gelemeyecekler.
Senin ne işin var burada?
Babaannemin ilaçlarıyla birkaç parça eşya almaya geldim.
Eşyalarım burada.
Hadsiz, kaba, saygısız, ne haklı dokunursun eşyalarımıza?
Sizin keyfinizi bekleyecek değildim.
Şimdi çık dışarı, eşyalarınızı getirecekler.
Daha fazla kimse elini sürmesin eşyalarımıza.
Ben alırım.
Ee, ne oldum değil, ne olacağım diyeceksin bu hayatta.
Burunlarından kıl aldırmıyorlardı.
Bak, ne hale düştüler.
Ne yapıyorsunuz siz burada?
Çıkın dışarı.
Duymuyor musunuz beni? Çıkın.
Senin ne işin var burada?
Burası benim evim. Bunu ne zaman anlayacaksın?
Senin evin ne?
Senin evin ne?
Senin evin ne?
Senin evin ne?
Paran olunca senin ne oluyor öyle hemen?
O iş o kadar kolay değil.
Bu evin her köşesinde, her taşında, her toprağında benim babamın dedelerim emeği alın teri var.
Ve sen ne yaparsan yap.
Buraya onlardan fazla sahip olamayacaksın.
Yanlış.
Söylediğin her kelime baştan sona yanlış.
Sen nerede yaşıyorsun?
Ha?
Nasıl bir dünyan var senin?
Seninkinden güzel bir dünya olduğu kesin.
Asıl sen kendine sorsana.
Niye bu kadar karanlıklısın sen?
Ben gerçek dünyadan geliyorum.
O dünyada güçlü kimseye onun lafı geçer.
Herkes onun önünde eğilir.
Ben eğilmem.
Hele senin önünde.
O dünyada güçlü kimseye onun lafı geçer.
Herkes onun önünde eğilir.
Ben eğilmem.
Hiç eğilmem.
Başka seçeneğin var mı sence?
Bence yok.
Gerçek dünyadan haberi olmayan, gerçek bir prenses.
Şimdi beni dinle.
Aslanlı çiftliği artık yok.
Burası kimin?
Benim.
Ben kimim?
Halil Fırat.
Halil Fırat'ın mülkünü ondan izinsiz kimse adım dahi atamaz.
Onun lafının üstüne kimse bir şey söyleyemez.
Yeni kural.
Yeni düzen bu.
Sen...
...bu ev için artık sadece bir yabancısın.
Bunu alışsan iyi edersin.
Sadece sen de değil.
Sana dair her şey.
Bunu hatalarında dahil.
Anladın mı?
Anladın mı?
Anladın mı?
Anlamadım.
Bir gün...
...bir gün bana ve aileme ait olan her şeyi senden geri alacağım.
Ardımda en ufak bir çakıltaçı bile bırakmadan...
...her şeyi tek tek geri alacağım.
Bu dizinin betimlemesi TRT tarafından Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.
Erişim www.seslibetimlemedernegi.com
Erişim www.seslibetimlemedernegi.com
Hayırdır, ne oluyor?
Git yardım et.
Gerekirse evine kadar bırak.
Yardıma ihtiyacı olan düşmanın da olsa...
...kayıtsız kalamıyorsun değil mi?
Peki, ihtiyacı yok bence.
Erişim www.seslibetimlemedernegi.com
Zümrüt Hanım, içmemişsin çorbanı.
İçmeyeceğim.
Zeynep nerede kaldı?
Sen biraz çorbanı iç gelecek Zeynep.
İstemiyorum.
Ben çiftliğe dönmek istiyorum.
Sanki ben çok meraklıyım sana da, buraya da.
Zümrüt Hanım.
Zümrüt Hanım.
Zümrüt Hanım.
Zümrüt Hanım.
Ben çok meraklıyım sana da, buraya da.
Bayıldım o gözlüğe.
Anne!
Hemen sipariş vereceğim.
Merve! Yardımınız lazım.
Hangi sitede ne aldın?
Size sesleniyorum deminden beri.
Niye duymuyorsunuz?
Henüz rengine karar vermedim.
Merve!
Kapat şu telefonu da yardım et.
Eşyalarını getirdim.
Ben seni sonra arayacağım.
Anne!
Bu ne ya?
Eşyalarınızla resmen çok muamelesi yapmışlar.
Bu kadarı da olmaz artık.
Yazıklar olsun.
Ben bu kadar aşağılanmayı kabul edemem.
Abla, makyaj malzemelerimi aldın mı?
Gözlüklerim?
Hepsini bir taşıyalım da bakarsın neyin tam neyin eksik.
Anlamıyorum ki bu ne acele?
Biz neden doğru düzgün taşınamadık?
Karşımızdaki adam insan değil de o yüzden.
Şu halimize bak.
Kim ki bu adam bize bunları layık görüyor?
Kibirli, merhametsiz, kaba saba bir adam işte.
Neyse.
Ben o adamdan bahsetmek istemiyorum.
Babaannem nasıl?
Bir tek lokma yediremedim.
Çocuk gibi oldu.
Ne yapacağımı şaşırım artık.
Hadi yardım edin de toplayalım.
Getirelim kalanları.
Ay ne ağırsız bir şey bu Zeynep.
Şımarık işte.
Hâlâ her şeyini sahip zannediyor kendini.
Ama helal olsun Halil Bey'e.
Nasıl verdi ağzının payını?
E Zeynep Hanım şaşırdı tabi.
Hayatında ilk defa bir erkek onunla ilgilenmedi.
Oh olsun.
Halil Bey ona sıradan biri olduğunu gösterdi.
Bu Halil Bey kime nasıl davranması gerektiğini çok iyi biliyor.
İnsan sarrafı gibi adam.
Hem de çok yakışıklı.
Öyle sancağı filmlerde olur.
Sultanım.
Yememişsin yemeğini.
Birlikte yiyelim mi?
Anladım.
Sen sevmedin bunu.
Ben yenisini yaparım sana.
Sultanım.
Zümrüt'üm.
Sultanım.
Zümrüt'üm.
Beğenmezsen yine konuşmazsın.
Ama beğenirsen konuşacağız.
Anlaştık mı?
Şimdi ben gideyim de senin en sevdiğin yemeği yapayım.
Hem yoğurt çorbası mı asla hayır demezsin sen.
Ne hakla dokunursun eşyalarımıza?
Sizin keyfinizi bekleyecek değildim.
Şimdi çık dışarı.
Eşyalarınızı getirecekler.
Daha fazla kimse elini sürmesin eşyalarımıza.
Ben alırım.
Anlamadım.
Bir gün.
Bir gün bana ve aileme ait olan her şeyi senden geri alacağım.
Ardımda en ufak bir çakıltaçı bile bırakmadan her şeyi tek tek geri alacağım.
Bir isteğiniz var mı diye soracaktım.
Yok.
Yine arıyorlar.
Kasabalığın ağzına sakız olduk.
Sanırsın başka konu yok.
Yorma kendini.
Seninle bile konuşmuyor.
İyice içine kapandı.
Asla yorulmam.
Babaannemin yüzündeki bir tebessüm için her şeyi yaparım ben.
Sultanım.
Bak çorba yaptım sana.
Hafif acılı bol ekşili.
En sevdiğinden sonra da ilaçlarımızı içeriz olur mu?
İçmeyeceğim.
Babaannem sen de.
İstemiyorum.
Babaannem sen de.
Babaannem sen de.
Dinlen biraz.
Elinden gelenin fazlasını yapıyorsun zaten.
Çok ibrettin kendini.
Sen nasılsın bu ki daha iyisin değil mi?
Buyurun ne içersiniz?
Halil?
İyi ki geldin de gördüm seni.
Birkaç gün daha geç gelsen görüşemeyecektik.
Hayırdır?
Bir şey mi oldu?
Bir yere mi gidiyorsun?
Yemide çalışmak için başvurdum Halil'im.
Yusuf, sen öyle babanın ekmek teknesini bırakıp gitmezsin bir yere kolay kolay.
Bana bak.
Bir sorunun sıkıntın varsa ben buradayım.
Yanındayım biliyorsun değil mi?
Sağ olasın.
Kasabadan hiç çıkmadık.
Gerçekten böyle düşünüyorsan, her şey gönlününce olsun kardeşim.
Gerçekten böyle düşünüyorsan, her şey gönlününce olsun kardeşim.
Hadi en azından ilaçlarımızı içelim.
Ama annem lütfen, lütfen sana iyi olmana çok ihtiyacım var şu an.
İnan çok ihtiyacım var.
Annenin halini asla unutmadı.
Yaşadığı karın hiçbirini hak etmedi.
En kötüsü de babamın ölüm haberini aldığımız geceydi.
Annem o günden sonra çok acı çekti Yusuf.
Ama ona yapılanların hesabını sormamı da istemedi biliyor musun Yusuf?
Merhametli kadındı.
Doğru içinde yatsın.
Amin.
Ömer Aslanlı da günahlarıyla öldü gitti işte.
Ama yaptıklarını yanına bırakmadım.
Onlara ait ne varsa her şeyi yerinden aldım.
Artık hepsi benim.
Babaannem, sultanım.
Hadi söyle canım bir şey istiyor musun?
Babaannem ne olur yapma böyle.
Bir şey söyle bana.
Korkutma beni hadi.
Ne oldu?
Yemiyor, içmiyor.
Ne yaptıysam konuşturamadım.
Ben bir doktora arayayım.
Ara ara.
Öyle sabit tek bir noktaya bakıp duruyor.
Hiçbirimizle iletişim kurmuyor.
İlaçlarını almayı da fethediyor.
Anladım teşekkürler.
Ne diyor doktor?
Aynı şeyleri.
Yerinden yurdundan etmeyin.
Düzenini değiştirmeyin.
Doktorun yapmayın dediği ne varsa hepsini yaptık.
Belliydi böyle olacağı.
Gözlerimizin önünde eriyip gidiyor babaannem.
Gitti.
Gittikçe daha kötü olacak abla.
Bir şey yapmam lazım.
Babaannem kendince o Hali denen adama bizi yakıştırdığını söylemiş.
İnanırım.
Peki ne anlamış ki bu adam ondan?
Ne anlayacak?
Çiftlikte kalmak için beni ona yamamaya çalıştığınızı düşünmüş.
Böyle bir şey olmadığını söyleseydin ona.
Görmüyor mu? Kadın hem yaşlı hem hasta.
Bu adamla konuşuyorken karşında bir duvar var gibi.
Ona bir şey anlatmak mümkün değil.
Ne yapacağız peki şimdi?
Babaannemin iyiliği için ne yapılması gerekiyorsa onun.
Çiftliğe, evimize geri döneceğiz.
Nasıl olacak o?
Ben halledeceğim.
Merak etme babaannem.
Her şey yoluna girecek.
Ben hemen geliyorum tamam mı?
Nereye?
Yarınki misafirlerimiz için her şey ayarlandı mı?
Evet. Her şey tam istediğin gibi.
İyi tamam.
Tamam.
Geleceğiz.
Ben de Yılmam.
Hele senin önünde.
Başka seçeneğin var mı sence?
Tamam.
diversity
Senin ne işin var burada?
...bu çiftliğe gelmemeni söylemiştim.
Özür dilerim.
Her şey için çok özür dilerim.
...bu çiftliğe gelmemeni söylemiştim.
...bu çiftliğe gelmemeni söylemiştim.
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.