All language subtitles for 2008-King.Lear.2008.1080p.BluRay.x264.AAC5.1-[YTS.MX]

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English Download
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean Download
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian Download
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

Çeviri: Turgay Alparslan

Kralın, Albany Dükü'ne, Cornwall dükünden, daha fazla itibar ettiğini düşünüyorum.

Her zaman bize de öyle geldi. Ama şimdi, krallığın bölünmesinde...

...en çok hangisine değer verdiği anlaşılmıyor.

Bu senin oğlun değil mi, lordum?

Onun doğması, benim suçumdu efendim.

Oğlum demekten yüzüm kızarıyor, artık utanmaz oldum.

- Seni anlayamıyorum. - Efendim, bu genç adamın annesiyle çok iyi anlaşmıştık.

Öyle ki, kısa zamanda karnı büyüdü...

...ve koynuna koca olarak girmeden efendim, beşiğe bir oğlan çocuğu giriverdi.

Yaptığım hatayı anlıyorsunuz, değil mi?

Neticesi o kadar sevimli ki, keşke yapmasaydınız diyemiyorum.

Ama benim meşru bir oğlum da var efendim, Ondan bir yaş büyük.

Ancak meşrudur diye onu daha fazla seviyor değilim .

Gerçi bu delikanlı, bu dünyaya çağrılmadan, pek küstahca geldi.

Annesi çok güzeldi, ona can vermekte epey tatlı oldu...

...ve tabii veledi kabullenmek gerekti. Edmund, oğlum, bu soylu beyi tanıyor musun?

Hayır, lordum.

Kent kontu. Şerefli bir dostumdur bilmeni isterim.

Hizmetinize hazırım, Lordum.

- Sizinle dost olmak ve yakından tanımak isterim. - Layık olmaya çalışacağım, Lordum.

Dokuz yıl yabancı diyarlarda dolaştı, ve yine gidecek.

Kral geliyor.

Fransa ve Burgonya lordları da katılsınlar.

- Gloucester. - Evet, efendimiz.

Bizde, gizli tuttuğumuz düşüncelerimizi açıklayalım.

Bana haritayı ver... orada.

Biz krallığımızı, üç parçaya böldük.

Ve ' niyetimiz hızla ''

Tüm devlet işlerini, bu yaşlı günlerimizde üzerimizden silkelemek...

...onları daha genç omuzlara aktarmak.

Biz ölüme doğru yol alırken.

Damadımız Cornwall, ve siz onun kadar sevdiğimiz damadımız, Albany.

İleride çıkabilecek anlaşmazlıkları önlemek maksadı ile...

...kızlarımızın herbirine düşecek mirası...

...bugün burada, açıklamak arzusundayız.

İki büyük prens, Fransa ve Burgonya beyleri,

En küçük kızımızın sevgisini elde etmeye çalışan bu büyük rakipleri,

...çok uzun süre mahkeme ettik.

Ve burada cevaplanacaklar.

Söyleyin bana, kızlarım,

...madem ki iktidardan, mal , mülk ve topraktan feragat ediyoruz...

...söyleyin bakalım bizi en çok hanginiz seviyor ?

Böylece doğuştan olan hakkına, değeriyle, yeni haklar katan hanginizse...

...bağışımızda ona daha cömert davranalım.

Goneril, en büyük kızımız.

Önce sen konuş.

Efendim, size olan sevgim , öyle sözcüklerle anlatılamaz.

Ben sizi göz nurundan, uçsuz bucaksız özgürlükten, nadir olan herşeyden daha çok...

...hiçbir evladın babasını sevemeyeceği kadar çok seviyorum.

Öyle bir sevgi ki, belirtmek isteyince nefes zavallı kalıyor.

Herşeyden öte, seni çok seviyorum.

Bütün bu sınırların içindeki, hatta bu çizgiden itibaren...

...bütün bu parçayı ebediyyen, sana bağışlıyoruz.

Sizin, Albany'nin ve soyunuzun olsun.

İkinci kızımız, Cornwall'in karısı sevgili Regan ne diyor?

Konuş.

Kızkardeşim ile ben aynı fikirdeyiz, efendim.

Size olan sevgimin ölçüsüde aynı.

Bütün kalbimle söylüyorum ki kardeşim...

...benim de sevgimi bütün gerçekliğiyle ifade etti.

Ama, belitmediği birşey var. Ben bütün başka zevkleri reddediyor...

...mutluluğumu, siz aziz efendimizin...

...ve yalnız sizin sevginizde buluyorum.

Sana ve her zamanki kalıtsallığa.

Adil krallığımızın bu, 3 te 1 parçası da, ebediyen senin ve soyunuzun olsun.

Bu da Goneril'e bağışladığımız parça kadar engin ve kıymetli.

Ve geldik, mutluluğumun neşesi,

Sevgi dolu benim küçücük yavruma.

Fransa bağlarının, Burgonya otlaklarının sevgisini kendine çekmek için...

...ne diyeceksin...

Kardeşlerinden, daha değerli bir parça elde etmek için.

Konuş.

- Hiçbir şey, efendim. - Hiçbir şey mi ?

- Hiçbir şey. - Hiçbir şey, sana hiçbir şey getirmeyecek.

Birşey söyle.

Mutsuzum.

Ağlayamıyorum, kalbimi dile getiremiyorum.

Majestelerini evlatlık bağının gerektirdiği kadar seviyorum.

Nasıl, nasıl, Cordelia!

Konuşmana dikkat et, şansını kaybedebilirsin.

İyi efendim,

Bana hayat verdiniz, yetiştirdiniz, sevdiniz beni.

Bende bütün görevlerimi, yerine getiriyorum.

Size itaat ediyorum, sevgi gösteriyorum, ve çok minnettarım.

Kardeşlerim bütün sevgilerini size bağışlamışlarsa, neden evlendiler?

Bende birgün evlenirim belki.

Sevgiminde, bağlılığımında, vazifelerimin de yarısı, yeminle bağlanacağım kocamın olacak.

Ben hiçbir zaman kardeşlerim gibi, bütün sevgimi babama bırakarak evlenecek değilim.

Bütün bunları yürekten mi söylüyorsun?

- Evet, efendim. - Hem bu kadar genç, hem duygusuz, ha ?

Hem bu kadar genç efendimiz, hem de dürüst.

Peki öyleyse! Dürüstlük çeyizin olsun senin.

Güneşin kutsal ışığı üzerine, hayata, ölüme hükmeden yıldızlar üzerine yemin ediyorum ki...

Bugün burada, bütün babalık vazifelerimden, akrabalık ve kan bağlarından sıyrılıyorum...

...ve seni şu andan itibaren, bana ve kalbime yabancı sayıyorum.

- Efendim! - Sus Kent.

Ejderle gazabı arasına girme! Herşeyden çok onu severdim ben.

Defol! Görünme gözüme!

Fransa kralını çağırın.

Burgundy'yi ara. Cornwall, Albany.

İki kızımın payalarına, üçüncüyü de katın.

Varsın açık sözcülük dediği o gururu, koca bulsun ona.

Bütün nufus ve kudretimi, krallığa ortak bütün nimetleri siz ikinize bırakıyorum.

Bize gelince; Kendimize, bakımını sizin temin edeceğiniz...

...yüz atlı ayırıp, her ay sırayla birinizde kalacağız.

Yalnız kral adını, krallığın türlü ünvan...

...ve şereflerini bırakmıyoruz.

İktidat, devlet gelirleri, devlet yönetimi hepsi sizindir damatlarım.

Sözlerimi desteklemek için...

...işte tacı bölüşün.

Haşmetli Lear, kralım olarak yücelttiğim...

...babam gibi sevdiğim.

Sözlerine dikkat et!

İsterse çatalın ucu kalbimi delsin.

Lear çıldırdıktan sonra, Kent saygısızlık etmiş ne çıkar.

İhtiyar, ihtiyar ne yapıyorsun?

İyi düşün, bırakma iktidarı. Bu tehlikeli aceleye bir gem vur.

Hayatına değer veriyorsan sus!

Hayatımı senin uğruna tehlikeye atmaktan çekinmedim.

- Çekil gözümün önünden. - Daha iyi görmen gerek, Lear.

Tanrılar hakkı için şimdi seni...

Tanrıları boş yere anıyorsun, Kral.

Ne, seni köle!

- Vur, vur! Hekimini öldür.

Kararını geri al yoksa, gırtlağımda nefesim tükeninceye kadar, günah işliyorsun diye bağırırım.

Beni dinle, hain. Sadakatinle beni dinle!

Bizden, yeminimizi bozmamızı sağlayacak bir şey istediniz,

...ki henüz hiç durmadık, Sende ödülünü al.

Sana beş gün veriyoruz.

Altıncı gün, iğrenç sırtını krallığımıza çevirmiş olman gerek.

Eğer ertesi gün sürgün edilmiş gövden hala burada bulunursa...

...kendini ölmüş bil!

Uzak dur!

Jüpiter'e göre, bu hüküm kaldırılamaz.

Peki, Kralım.

Sen böyle davrandıktan sonra benim için sürgün burasıdır. Özgürlükte göçüp gitmiş demektir.

Özü sözü bir kızım. Tanrılar korusun seni.

O sadece düşündüklerini söylüyor.

Sizlerde dilerim o büyük büyük sözlerinizi, davranışlarınızla doğru çıkarırsınız.

Sevgi gösterileriniz hayırlı sonuçlar doğurur.

İşte asil efendiler Kent, yola çıkıyor.

Eski hayat tarzına yeni bir ülkede devam edecek.

Haşmetli efendimiz, Fransa kralı ile Burgonya dükü.

Burgonya dükü, önce size hitap ediyoruz.

Önce, kızımızın sevgisinde Fransa kralına rakip olan size hitap edeceğim.

İsteğinizden vazgeçmemek için kabul edeceğiniz en az çeyiz nedir?

Siz kral hazretlerinin, vaadettiklerinden fazlasında gözümüz yok.

Zaten eminim sizde daha azını vermek istemezsiniz.

Kızımızı sevdiğimiz zamanlar bu kıymeti biçmiştik ona.

Ama o kıymetten düştü artık.

İşte orada, önünüzde.

Cevabını bilmiyorum.

Size gelince yüce kral. Nefret ettiğim biriyle sizi birleştirerek, dostluğunuzdan uzaklaşmak istemem.

Sevginizi, sahipsiz, evlat edinilmiş, küfürümüze küfrederek, yeminimizle boğuşan...

...nefretimizi kazanmış biri için , bu tazminatlara sahip olacak mısınız?

Affedersiniz, efendim, bu şartlarda seçim yapılmaz.

Sonra onu bana karşı gelişinden dolayı bırakın.

Onun bütün servetini söyledim.

Senin için, büyük kral.

Sevginizi daha değerli bir şekilde gözden geçirin.

Doğanın bile ben yarattım demeye utandığı biri yerine, daha değerli kişilere çevirin.

Şaşılacak şey, daha biraz önce en çok sevdiğiniz kızınız...

...nasıl olurda, bir an içinde teveccühünüzün bütün belirtilerinden mahrum kalacak derecede...

...iğrenç bir suç işleyebilir?

Yalvarırım size, söyleyin efendimiz.

Lütuf ve teveccühünüzden mahrum kalmama sebep. ..

...namusuma sürülen bir leke, işlediğim bir cinayet, şerefesizlik yolunda...

...attığım bir adım iffetsizlik, alçaklık değildir.

Bu yüzden, gönlüm oldukça ferah.

Gönlümü hoş etmedikten sonra, keşke dünyaya gelmeseydin.

Demek bütün mesele bu?

Duyduklarını dile getiremeyen çekingen bir tabiat.

Dük hazretleri, Cordelia'ya bir diyeceğiniz var mı?

Onu eş olarak veriyor musunuz? Çeyizini istiyor musunuz?

Kral Lear, sadece vaadettiğiniz payı verin...

...hemen burada elinden tutar Cordelia'yı, Burgundy düşesi yaparım.

Burgundy'nin, Düşesi.

Hiçbir şey vermem! Yemin ettim.

Üzgünüm ki bir babayı kaybettiğiniz için, bir kocadan oluyorsunuz.

Burgundy ile barış içinde olun!

Sevgisi, mal, mülk düşüncelerinden ileri gidemeyen birisinin karısı olmam ben.

Güzel Cordelia, sen böyle fakir halinle de zenginsin.

Bir köşeye atıldığın halde ne kadar değerli...

...hor görüldüğün halde ne kadar sevimlisin.

Terk edileni almak meşru olduğuna göre...

Tanrılar, tanrılar! Bütün varlığın...

...bütün faziletlerinle, benimsin sen.

Kral! Şansımın bana bağışladığı bu çırılçıplak kızınız...

...benim, milletimin ve canım Fransa'nın, kraliçesidir artık.

Al Fransa kralı, al senin olsun. Çünki bizim böyle bir kızımız yok artık.

Yüzünü ömrümüz boyunca görecek değiliz.

Hadi git, teveccühümüzden, sevgimizden mahrum olarak...

...hayır duamızı almadan.

Gelin, soylu Burgundy.

Kız kardeşlerinize veda edin, Cordelia.

Babamın kıymetli kızları. Cordelia, yaşlı gözlerle ayrılıyor sizden.

Sizin ne olduğunuzu biliyorum, ama kardeşinizim. Kusurlarınızın adını koymak istemiyorum.

Bize vazifemizi öğretecek değilsin.

Sen, seni bir sadaka gibi alan, kocanı memnun etmeye bak.

Gerçi teveccühünü, kaybetmemiş olsaydın...

...daha iyi bir yerlerde görmek isterdim.

Ve istediğin, arzuladığın şeylere değecek.

Zaman, hilenin gizlediğini, nasıl olsa bir gün ortaya çıkartır.

Gelin, adil Cordelia.

Kardeşim...

İkimizi de yakından ilgilendiren bazı meseleler hakkında sana söyleyeceklerim var.

Babamız, hemen bu akşam seninle...

...yola çıkarsa, gelecek ay da, sıra benim.

Bu yaşlı halinde görüyorsun günü, gününe uymuyor.

En çok kardeşimizi severdi. Kolundan tutup atıverdi.

Aklının bir kısır hale geldiği gün gibi aşikar, öyle değil mi?

İhtiyarlığın zaafı diyelim ama, zaten ne yaptığını bilen bir adam değildi.

Kent kontunun başına gelenlere bak. Böyle ani, keyfi hareketlere bizim de hedef olmayacağımız, ne malum.

Birlikte hareket edelim.

Eğer, babamızın elindeki yetkileri kalacak olursa...

...zarardan başka birşey getirmez bize.

Daha fazla düşünelim.

Bir şeyler yapmalıyız ve hemde sıcağı sıcağına.

Ey, tabiat.

Benim tanrım sensin.

Ben senin kanunlarına kul köleyim.

Bu baş belası göreneklerin içinde benim yerim neresi?

Niçin, toplumların o titiz hassasiyeti beni haklarımdan mahrum etsin?

Kardeşimden on iki veya on dört ay sonra dünyaya geldim diye, niçin o baş belası görenekler zulmüne uğrayayım?

Piç, mişim?

Sınır neresi?

Boyutlarım oldukça kompakt olduğunda,

Benim de namuslu ve şerefli bir kadının evladı kadar hatlarım düzgün, ruhum asil değil mi?

Öyleyse neden piçlik, alçaklık damgası vuruluyor bize?

Piçlik? Piç.

Doğanın gizli ve şehvetlisi kim?

Daha fazla kompozisyon ve yüksek kalite.

Evliliğin o soğuk, yavan ve bıkkın döşeğinde...

...uykuyla, uyanıklık arasında vucut bulan o ahmaklar sürüsünden, daha özgür, daha ateşli, unsurlarla yoğrulmadık mı?

Peki, o zaman.

Meşru kardeşim, Edgar.

Senin topraklarına sahip olmalıyım.

Babamız, piç Edmund'u da meşru oğlu kadar seviyor.

Meşru, ince kelime. Öyleyse, meşru!

O zaman piç Edmund'un, meşru Edgar'ı nasıl alt edeceğini görürüz.

Eğer mektubum bir tesirini göstersin, yalanım başarılı olsun...

...Edmund, en meşru üst olacaktır.

Büyüyorum artık, gelişiyorum.

Haydi, tanrılar, koruyun piçleri!

Kent, bu şekilde sürülüyor. Kral, tacını tahtını bırakıp akşam, akşam yola çıkıyor.

Bütün bunlar bir an içinde oluyor.

- Edmund, nasılsın bakalım? - Bir şey yok efendimiz.

O kağıdı neden saklamaya çalışıyorsun?

- Bir haber yok efendim. - Bir şey okuyordun, neydi o?

- Hiçbir şey, efendim. - Hiç mi?

Peki saklamak için o telaşın neydi öyle?

Hiçbirşey yoksa, gözlüğe de ihtiyacım olmaz.

Affınızı dilerim, efendimiz.

Bu mektubu kardeşim Edgar yazmış, ama daha hepsini okumadım.

Okuduğum kadarıyla görmeniz doğru olmayacak.

Bana mektubu ver.

Kardeşime karşı haksızlık etmiş olmayayım, efendimiz.

Bu mektubu size olan bağlılığımı denemek için yazdığını sanıyorum.

" Yaşlı tiranlık, baskısında hayatımızın en güzel yıllarında bize dünyayı zehir ediyor.''

" Kardeşim beni muhakkar gör, bu konu hakkında sana daha söyleyeceklerim var.''

'' Eğer babamız, ben uyandırıncaya kadar uyursa...''

''...servetinin yarısı senin olacak, sende benim sevgili kardeşim olarak kalacaksın, Edgar.''

Komplo! '' Eğer babamız sen uyandırıncaya kadar uyursa, servetinin yarısı senin olacak. ''

- Mektubu ne zaman aldın? Kim getirdi? - Kimse getirmedi, efendimiz.

Kurnazlıkta burda zaten. Odamın penceresinde atmışlar.

Bu kardeşinin el yazısı, degil mi?

- Onun olmadığını düşünüyorum. - Onun yazısı bu!

Onun elinden çıkmış efendimiz, ama umarım kalbinden değildir.

Alçak! Alçak! Onu yakalayacağım. Hain! Nerede şimdi, biliyor musun?

Bilmiyorum, efendim.

Ama sizi hayatımla temin edebilirim ki...

...bu mektubu siz muhterem efendime olan, sevgimi denemek için yazmıştır.

Kötü bir niyetle değil.

- Öyle mi düşünüyorsun? - Eğer şerefi varsa yargıcla tanışır.

Sizi, duyacağınız bir yere yerleştireceğim.

- Edgar, öyle bir canavar olamaz. - Elbette efendimiz.

Babasına, hemde onu canı gibi seven babasına böyle bir şey yapsın.

Edmund, ara onu.

İşi kendi bilgeliğinle hallet.

Onu arayacağım efendim, hemen.

Güneşin ve ayın bu tutulmaları hiçte hayra alamet değil.

Sevgi soğuyor, dostluklar yok oluyor, kardeşler bozuşuyor..

"Şehirlerde, isyanlar, memlekette ayrılıklar baş gösteriyor. Saraylarda ihanet..."

" Baba ile evlat arasındaki bağlar kopuyor.''

Bu kötülük benim için tahminimin altında: babaya karşı bir oğul var.

Kral, doğanın yanlılığından düşüyor, çocuğa karşı baba var.

Hayatımızın o güzel günleri geçti artık: Entrika, yalan, ihanet...

...ve türlü yıkıcı düzensizlikler, bizi rahat bırakmayacak.

O sefil adamı bul, Edmund.

Hiçbir şey kaybedecek değilsin. Yalnız; dikkatli davran.

Bu, dünyanın mükemmel züppeliği.

Servet hastası olduğumuzda, genellikle kendi davranışımızın çirkinliklerini...

...başımıza gelen felaketlerin sorumluluğunu, güneş'e, ay'a, yıldızlar'a yüklüyoruz.

Sanki kaderin zorlamasıyla alçaklık ediyoruz.

Sanki göklerin zoruyla ahmak, yıldızların etkisine boyun eğmek gerektiği için...

...sarhoş, yalancı oluyoruz, zina ediyoruz.

Gezegen etkisinin zorunlu bir itaatiyle.

Ne kötülük edersek edelim, Tanrıların zorlamasıyla oluyor.

Orospu peşinde koşan bir zamparanın...

...hayvanlığını bir yıldıza yüklemesi, çok güzel bir kaçamak doğrusu!

Edgar. Çıkıverdi birden karşıma.

Bu tutulmaların, bu felaketlere sebep olacağı belliydi.

Kardeşim Edmund! Ciddi ciddi, ne düşünüyorsun?

Kardeşim, geçen gün, bu güneş ve ay tutulmalarından sonra, neler olacağını...

...bildiren bir yazı okumuştum, onu düşünüyorum.

Böyle şeylere kafa yoruyorsun.

İnan bana kardeşim, bildirdikleri çok kötü.

Baba ile evlat arasında tabiat dışı haller.

Ölüm, kıtlık ve daha neler neler.

Kral ve asillere karşı olan tehditler ve hakaretler, ve ne olduğunu bilmiyorum.

Yıldızcılığa ne zamandan beri merak sardın?

- Babamı en son ne zaman gördün? - Dün akşam.

- Konuştunuz mu? - Evet, birlikte tam iki saat.

Dostça mı ayrıldınız birbirinizden?

Halinde, sözlerinde bir memnuniyetsizlik sezmedin mi?

Kesinlikle, hayır.

Babamı kızdıracak ne yapmış olabilirsin iyice bir düşün.

Sana öyle kızgın ki, sana ne yaparsa yapsın hiddeti pek yatışacağa benzemiyor.

- Alçağın biri bana iftira etmiş olmalı. - Ben de ondan korkuyorum ya, kardeşim.

Gel, benim odamda kal.

Ben seni sonra uygun bir yere götürür, efendimizin sözlerini işitmeni sağlarım.

Al işte anahtar.

Eğer, dışarı çıkarsan sakın yanına silah almayı unutma.

- Silahlı mı kardeşim? - Kardeşim, dinle sözümü.

Şerefsizim burada seni seven tek kişi yok. Dua et, uzaklaş.

- Senden ne zaman haber alırım? - Bu işte sana hizmet ediyorum.

Saf bir baba, asil bir kardeş.

Doğası gereği hiçbirşeyden şüphelenmiyor.

Yolumu açıkça görüyorum artık: Doğuşumla alamayacağıma göre istediklerimi...

...zekam sayesinde elde edeceğim.

Babam, adamlarıma baskı mı yaptı?

Evet, hanımefendi.

Gündüz ve gece, hakaret ediyor bana.

Her an parlıyor, türlü rezaletler çıkarıp hepimizi birbirimize katıyor.

Buna katlanmayacağım!

Şövalyeleri de azıttıkça azıttı. O da söylemediğini bırakmıyor.

Avdan dönünce, ben onunla konuşmayacağım. Hasta olduğumu söyle.

Siz de hizmette gevşek davranırsanız iyi edersiniz. Bütün sorumluluğu ben alıyorum üzerime.

O geliyor, efendim, onu duyuyorum.

Siz de, arkadaşlarınızda, artık bıkmış gibi durun.

Sebebini sorsun istiyorum.

Eğer beğenmezse, kız kardeşimin yanına gitsin. O da zaten benimle beraber.

Başımıza buyruk istemiyoruz artık.

İhtiyar bunak.

Elden çıkardığı yetkileri bırakmaya yanaşmıyor!

Doğrusu, insanlar yaşlanıp bunadımı, tekrar çocuk oluveriyorlar.

Söylediklerimi unutma.

Ben de şimdi hemen kız kardeşime mektup yazacağım.

Akşam yemeği için hazırlanın.

Eğer, sesimi de değiştirebilirsem.

Beni bu kılığa girmeyi zorlayan..

..iyi niyetim gerçekleşir belki.

Bu yüzden hoşuma gitti.

Sürgün, Kent.

Hüküm yiyip kovulduğu şu yerde hizmet edebilirsem eğer...

...belki de efendin, uğrunda ne fedakarlıklara katlandığını anlar.

Akşam yemeğimi, bir dakika bile bekleyemem, Çabuk, hazırlayın!

- Sen de, kimsin? - Bir adam, efendimiz.

- Ne iş yapıyorsun? - İşim, gücüm görünüşüme uygundur, efendimiz.

Bana güvenene sadakat ile hizmet etmek...

...yargıdan korkmak, seçemediğim zaman savaşmak ve balık yememek.

- Sen ne yaparsın? - Hizmet.

- Kime hizmet edeceksin? - Size.

- Beni tanıyor musun, dostum? - Hayır, efendim.

Ama hizmetinize girip sizden öğreneceğim bir şey var.

- Neymiş o? - Yetki.

Ne iş gelir elinden?

Ata binebilirim, koşabilirim, en komik fıkraları anlatamaz, berbat ederim,

...ve bir haberi hiç süslemeden olduğu gibi veririm.

Kaç yaşındasın?

Ne güzel sesine vurulup bir kadının peşine düşecek kadar genç ,

Ne de bir kadının üstüne düşüp kalacak kadar, yaşlıyım efendim.

Sırtımda, kırk sekiz yılın yükünü taşıyorum.

Peki öyleyse kal benimle, yemekten sonra da hoşuma gidersen yanımda kalırsın.

Soytarım nerede, aptalım? Git, aptalımı ara.

Sen! Sen bayım! Kızım Nerede?

Affedersiniz, lütfen siz..

Ne diyor bu herif? Çağırın şu keratayı.

Soytarım nerede? Ne oldu! Uyuyor musunuz hepiniz?

Hani o, soysuz herif?

Kızınız rahatsız olduğunu söylüyor, efendimiz.

Peki, ben çağırdığım halde neden gelmedi?

Efendim, bana gelmem diye cevap verdi.

- Gelmez miymiş! - Lordum, sorunun ne olduğunu bilmiyorum.

Ama benim kanaatime göre, senin yüceliğine gösterilen...

...o sevgi ve saygı pek gösterilmiyor artık.

Ne diyorsun? Daha yakından ilgileneceğim.

Soytarım nerede? İki gündür onu görmedim.

Küçük kızınız Fransa'ya gittiğinden beri, kederler içinde, efendim.

Yeter!

Bende farkındayım zaten.

Biriniz gidin, kızıma kendisiyle konuşmak istediğimi söyleyin.

Biriniz de gidip soytarımı çağırın.

Hey, efendi, gelin bakalım şöyle.

Kimim ben?

Hanımım'ın babası.

Hanımın'ın babasıyım ha!

Seni kahpe köpek! Soysuz köle! Seni lanet!

Affedersiniz efendim, bu sözlerinizi reddediyorum.

- Bu ne küstahlık? - Ben dayak yemem efendim.

Tekme de mi yemezsin?

- Aferin oğlum, iyi hizmet ediyorsun bana. - Uzaklaş! Defol!

Sana aradaki farkı öğreteceğim, defol!

Yağlayıcının uzunluğunu tekrar ölçeceksin, pislik!

Git!

Sen de bilgelik mi var? Yani.

Şimdi, dostum soytarı. Hizmetinizle güven verdiniz.

- Onu da işe alalım. - Seni maskara seni!

İşte, bu benim külahım.

- Sirrah, benim en iyi külahımı kullan. - Neden, aptal?

Neden mi, gözden düşmüş bir adamın hizmetine giriyorsun da ondan.

Rüzgârın estiği yöne güleryüz göstermezsen, şıp diye nezle olursun.

Onun için al şu külahı!

Bak, bu adam kızlarından ikisini uzaklaştırdı kendisinden,

...üçüncü'ye de istemiye, istemiye iyilik etmiş oldu.

Peşinden gidersen, külahımı giymen gerekir.

Sen nasılsın bakalım, amca!

Keşke benim de iki kızım ve, iki külahım olsaydı.

Niçin, oğlum?

Varımı, yoğumu onlara verince külahlarım bana kalırdı.

Benimkini al, ötekini de yalvar kızların versin.

Dikkat et sirrah, kırbaçı unutuyorsun galiba!

Hakikat, kulübesine tıkılan bir köpektir, kırbaçlaya kırbaçlaya kovarlar onu.

Halbuki dişi tazı, geçer ateşin karşısına, kokularını da etrafa saçar.

- Bana zararlı safra! - Sirrah, sana konuşmayı öğreteceğim.

Yaparım.

İşaretle, amca.

Daha çok şovunuz var, bildiğinden daha az konuş.

Borcundan daha az ödünç ver, sen benden daha iyi sür.

Daha fazla bilgi edinin, Koyduğundan daha azını koyma.

İçkini ve fahişeni kapıya bırak.

Ve sen bir skor için iki kat daha fazla çaba harcayacaksın!

Bu bir şey değil, aptal.

O zaman hoş olmayan bir avukatın nefesi gibi, Bana hiçbir şey vermedin.

Hiçbir şey yapılamaz mı, amca?

Neden, hayır, oğlum. Hiçbir şey, hiçbir şeyden yapılamaz.

Prithee söyle ona; onun topraklarının rantı o kadar çok getiriyor. Bir aptal olduğuna inanmayacak.

Acı bir aptal!

Sende farkı biliyorsun, oğlum,

Acılık ve tatlılk arasında?

Hayır, delikanlı. Bana öğret.

♪ Bu efendi, sana kendi topraklarını vermen için tavsiye de bulundu.♪

♪Onu buraya getir, yanıma koy, sen onun için dur.♪

♪Tatlı ve acı aptal o ​​anda görünecektir.♪

♪Biri burada rengarenk, diğeri orada bulundu.♪

Yani bana deli mi diyorsun sen?

Öteki ünvanlarınn hepsini elden çıkardın ..

Doğuştan bir bu kaldı sana.

Bunlar, tamamiyle deli sözleri değil efendimiz.

Tabii, değil. Lordlar o büyük büyük kişiler deliliği bırakırlar mı bana hiç.

Amca, sen bana bir yumurta ver,

- Ben sana iki taç vereyim. - Ne biçim taç onlar öyle?

Bak, yumurtayı tam ortasından kestikten sonra sarısını da, beyazını da yedinmi...

...geriye taç gibi iki kabuk kalır.

Sen de tacını tam ortasından bölüp...

...her iki parçayı da elden çıkarınca...

...altın tacını bağışladığın zaman, çıplak kafanda, pek akıl vardı denemez ki.

Hey!

♪ Aptallar, bu yılda daha az zekâya sahip.♪ ♪Züppelik, bilge adamlar için vardır.♪

♪ve fikirlerinin nasıl olacağını bilmiyorum.♪ ♪ tavırları çok acımasız.♪

Ne zamandır şarkılarla dolu olmak istiyordun, sirrah.

Anneni, kızlarına en kızdırdığın günden beri amcayı kullandım.

Çünkü onlara yol verirsin ve kendi pantolonunu yıkarsın.

♪Sonra sevinçle ağladı.♪

♪ve ben üzüntü şarkısı için..♪

♪ Böyle bir kral oyun oynamalı♪

♪ Ve aptallar arasın gidin. ♪

Ne olur amca, bana bir hoca tutta , soytarına yalan söylemeyi öğretsin.

- Yalan nasıl söylenir, öğrenirdim. - Yalan söylemek yok ha, sonra kırbaçı yersin.

Nasıl oluyor da kızlarınla aynı soydansın anlayamadım gitti.

Doğruyu söyleyince onlar dövüyor, yalan söylersem sen kırbaçlarım diyorsun.

Bazen ağzımı bile açmıyorum, yine kötek.

Keşke soytarı olmasaydım da ne olursam olsaydım.

Ama amca, senin yerinde de olmak istemezdim.

Aklını iki yanından yontup, ortada hiçbir şey bırakmadın.

- İşte bir tane geliyor. - Ne var kızım?

Kaşların neden çatık?

Bakıyorum, son günlerde hep somurtuyorsun.

O kaş çatmalara aldırmadığın zamananlar yaman bir adamdın sen.

Evet, dilimi tutacağım.

Hiç birşey söylemiyorsunuz ama, yüzünüz dilini tut diye emrediyor.

Anne, anne.

Bakın içi boş bezelye kabuğuna.

Efendim, sadece her sözüne müsaade edillen bu soytarınız değil...

...bütün bu küstah adamlarınız da herşeye bir kusur buluyor, her saat bir kavga çıkarıyorlar.

O kaba, o gürültülü alemleri, o taşkınlıkları artk tahammül edilmez bir hal aldı.

Efendim, olup bitenleri size anlatacak olursam...

...bu hale muhakkak bir bu çare bulursunuz diye düşünmüştüm.

Çok geç olmadan bu korkunun büyümesini önleyin.

Bu hale bir çare bulun ve gözden geçirin.

Endişelerim yerindeyse bu hatayı hoşgörmek mümkün olmayacak, gerekli tedbirler alınacaktır.

Görüyorsun ya, amca.

Besle kargayı oysun gözünü derler hani, derken efendim, mum söndü biz de karanlıkta kaldık.

- Siz, bizim, kızımız mısın? - Rica ederim efendim.

Her zaman belirtilerini gördüğümüz o sağ duyunuzu elden bırakmayın,

...ve sizi gerçek tabiatınızdan tamamiyle uzaklaştıran bu garip hallarinizden vazgeçin.

Beni tanıyan kimse var mı, burada?

Lear, değilim herhalde. Lear böyle mi yürür, konuşur?

Aklı nerde? Lear bunadı mı? Uyuyor mu?

Uyanıkmıyım ben. Biriniz söyleyemez mi bana ? Ben kimim?

Lear'ın gölgesi.

Egemenlik, bilgi ve aklın izleri gereği, kızlarım olduğu konusunda, yanlış ikna edildiğimi öğrendim.

İtaatkar bir baba olmamı istiyorlar.

- İşte bu sahte şaşkınlığınız da, yeni yeni beliren o garip halleriniz gibi. - Adınız nedir, hanımefendi?

Bu hayranlık efendim, yeni şakalarınızdan çok daha zevkli!

Yalvarırım efendim amaçlarımı yanlış anlamayın.

Sizin gibi yaşlı, saygı duyduğumuz bir insan anlayışlı olmalıdır.

Burada, mahiyetinizde yüz şövalyeniz var, öyle başıboş, öyle uçarı, öyle küstah şeyler ki.

Sarayımızı, azgın hareketleriyle kirletip adı çıkmış bir han'a çevirdiler.

Zevk ve sefa alemleri, bu sarayı meyhane'ye, fuhuş yatağına döndürdü.

Elbette utanç, bu halin derhal giderilmesini gerektiriyor.

Onun için sizden istediğim, emirle de sizden almasını bildiğim halde...

...hizmetinizde kalacak olanlar, yaşınıza , başınıza uygun, sizi sayan kimseler olmalıdır.

Lanet olsun! Karanlık şeytanlar!

Atlarımı hazırlayın! Adamlarımı toplayın!

Soysuz piç, seni rahatsız etmeyeceğim artık. Benim bir kızım daha var.

Adamlarımı dövüyorsunuz, ve senin düzensiz mahiyetin bile, onları kendilerine uşak sayıyor.

Çok geç, pişman olanın vay haline! Geldiniz mi efendim?

Senin isteğin mi? Konuşun. Atlarımı hazırlayın.

Kötü senaryo! Adamlarımdan benim en çok tercih edeceğim kişileri..

..ve en nadir olanları seçiyorsunuz, en önemlisi isimlerinin sözlerimi destekliyorlar.

Oh Lear, Lear, Lear!

Burnunu kapıya vur! Kanatlarını ardına kadar açıp deliliği buyur ettin.

Git, adamlarımı çağırın.

Lordum, sizi böyle üzüntü ve heyecana sürükleyen nedir bilmiyorum.

Belki de öyledir, efendim,

Dinle beni ey tabiat, duy! Sevgili tanrı, dinle beni!

Bu yaratığı verimli kılmak niyetindeysen eğer, tasarından vazgeç.

Rahmine, kısırlığın damgasını vur.

Döl alacak uzuvlarını kurut da...

...lanet vucudun dan ona şeref getirecek, bir evlat çıkmasın.

Kaderinde doğurmak varsa bile, çocuğunun hamurunu öyle bir kin ve garez mayası ile yoğur ki...

...evladı onu kahrı ile, kan tanımazlığıyla, inim inim inletsin.

Genç alnını kırış kırış, buruştursun.

Döktüreceği gözyaşları yanaklarında derin izler açsın da.

Bu kadın, evlat nankörlüğünün bir yılanın dişinden de beter olduğunu anlasın.

Uzaklaş!

Şimdi tanık olduğumuz tanrılar.

Neden burada değil?

Asla daha fazlasını anlayım diye kendini zahmete sokma.

Bırak bunaklığının verdiği hızla...

...istediği gibi davransın.

Elli adamıma birden yol vermek!

- Daha onbeş gün olmadı? - Sorun nedir efendim?

Dinle, sana söyleyeceğim...

Utanıyorum kendimden, bir erkek olarak karşında bu hale düştüğüm için.

Bir damlasına bile değmediğim halde!

Peki öyle olsun.

Benim bir kızım daha var.

Bu yaptıklarını bir duysa, senin o kurt yüzünü tırnaklarıyla paralar.

Ebediyen kaybettiğimi zannettiğin kudret ve iktidarımı...

...nasıl geri alırım, görürsün sen.

Duydun değil mi söylediğini, duydun?

Çok tarafsız olamam, Goneril, Sana büyük bir aşkla bağlı olsamda...

...dua et o zaman, içerik. Hey, Oswald!

Sen de efendinin gittiği yere, defol!

Lear amca, Lear amca! Soytarını da al.

Evet, o adamın hakkı vardı! Yüz atlı!

Mahiyetinde silahlı yüz atlı bırakmak, doğrusu çok ihtiyatlı bir hareket olurdu.

Bu ihtiyar bunak, hayal ettiği bir şey, duyduğu bir söz, saygısızlık sandığı bir davranış üzerine...

...bu yüz atlıdan destek alıp, kendini koruyabilir.

Ve hayatlarımızı tehlike altında tutabilir. Oswald, diyorum!

Luzumundan fazla korkuyorsunuz.

Bu yol, luzumundan fazla güvenmekten çok daha emin bir yoldur.

Kalbini biliyorum ve ablama yazıyorum.

Eğer, uyumsuzluğunu sebep gösterip onu ve yüz şövalyelerini sürdürürsem...

Hey, Oswald!

- Kız kardeşime o mektubu yazdın değil mi, Oswald? - Evet, hanımefendi.

Şimdi hemen atlara atlayın ve yola çıkın. Bilhassa nelerden korktuğumu ayrıntılarıyla anlat ona.

Ve çabuk dönmeye gayret et.

Hayır, efendim hayır.

Sizin bu yumuşak başlılığınızı ayıplıyor değilim.

Sizin bu zararlı yumuşaklığınızı övmekten ziyade, ihtiyatsızlığınızı yermek gerekir.

Ne düşündüğünü pek bilmiyorum ama.

Çok kere daha iyisini yapayım derken, iyininde elden gittiği olur.

Rica ederim, tamam.

Regan'a önce git.

Uyumayacağım, lordum, mektubu verene kadar.

Bak göreceksin...öteki kızın sana ne iyi muamele edecek.

Çünkü buradaki kızına, ekşi elmanın tatlısına benzediği kadar benzemekle beraber, ben genede bildiğimi bilirim.

Neymiş bildiğin?

Tattan yana ekşi elmayla, buruk elma arasında ne fark varsa...

...ikisinin arasında da o fark vardır, onu bilirim.

Hayır.

Neden, gözlerini burnunun her iki tarafında tutuyorsun?

Bir insanın koklayamadığı şeyleri, o casusluk yapabilir.

Haksızlık ettim ben küçük kzıma.

İstiridye kabuğunu nasıl yapar biliyor musun?

- Bilmiyorum. - Ben de bilmiyorum.

Yedili takım yıldızda niçin yedi yıldız var? İnce bir sebep olsa gerek, ha?

- Sekizinci olmadığı için mi? - Evet kesinlikle.

Sen yaman bir soytarı olurdun, ha!

Verdiklerimi ellerinden zorla mı alayım?

Bu ne korkunç, nankörlük!

Eğer sen benim soytarım olsaydın, vaktinden evvel yaşlandın diye dövdürürdüm seni.

Nasıl?

Akıllanmadan yaşlanmamalıydın.

Sinirlenmeme izin ver...

...kızgın değil, tatlı cennet!

Beni sinirlendir.

Kızgın olmazdım!

- Atlar hazır mı? - Hazır, lordum.

Hadi gel oğlum.

Duacınızım, Curan.

Ve siz efendim.

Babanla beraberdim.

Ona haber ver, Cornwall dükü ve düşes Regan, bu gece buraya geliyorlar.

Nasıl geliyorlar?

Hayır, bilmiyorum.

Yurt dışındaki haberleri duydunuz mu?

Fısıltıları kastediyorum.

Hayır. Nedir onlar?

Muhtemelen savaş hakkında bir şey duymadınız. 'Cornwall ve Albany Dükü'lerini de mi?

Tek kelime bile.

Zaman içinde duyarsın. İyi şanslar efendim.

Duke, bu gece burada mı?

Daha iyi! En iyisi!

Bu, benim performansımı işin içine alır.

Babam kardeşimi almak için nöbet tuttu, ve acele hareket etmem gereken bir sorunum var.

Kısalık ve servet, çalış!

Kardeşim, bir şey söyliyeceğim.

Edgar, beni duymuyor musun?

Babam geliyor.

Aman buradan kaç çabuk!

Hazır gece oldu, yararlan bundan.

'' Cornwall Dükü' aleyhine hiç birşey söyledin mi?

Bu gece buraya geliyorlar, Regan'la beraber, hemde acele.

İyi düşün bir şey söyledin mi?

- Kendinizi kontrol edin. - Bir kelime etmedim, inan ki.

Babamın geldiğini duyuyorum.

Kurnazca kılıcımı çekip, seninle dövüşür gibi yapmalıyım.

Teslim ol! Babamın önüne çıkmalısın! Işık getirin, ışık!

Haydi, kaç kardeşim.

Meşaleler, meşaleler!

Hadi, uğurlar olsun.

Bir yerimi kanattım mı, burada çetin bir mücadele geçtiğini sanırlar.

Sarhoş delikanlılar, eğlence yollu bundan daha fazlasını yapıyorlar.

Dur, yapma! Baba baba! Yardım eden yok mu?

Edmund, o alçak nerede?

- Burada karanlıkta duruyordu. - Şimdi nerede?

- Bakın efendimiz, nasıl kanıyor. - Edmund nerede diyorum?

Bu taraftan kaçtı. Ah efendim, baktı ki kandıramıyor...

Onu takip edin! Gidin..

Neye kandıramıyor Edmund?

Sizi öldürmeye efendimiz.

Bu tabiat dışı niyetine karşı, nasıl nefretle ayak dirediğimi görünce...

...birdenbire, ansızın yalın kılıç üzerime saldırdı.

Davranıp kendimi korumaya vakit bırakmadan, beni kolumdan yaraladı...

...aniden kaçtı.

İstediği yere kaçsın.

Bu ülke içinde olduktan sonra, yakalanmamasına imkan yoktur.

Yakalanınca da, ölüm demektir.

Onu amacından vazgeçirmek için çok uğraştım.

Kararından dönmeyince, seni ele veririm dedim. Yoksul piç! diye cevap verdi bana.

Sanırmısın ki senin sözlerine inanırlar, inkar ederim, sana yüklerim dedi.

Mektubunu inkar ederim dedi ha?

Duke'ün trompetleri! Niçin geliyor acaba?

Bütün liman ve geçitleri tutacağım, kaçamayacak o hain.

Dük bana bu yetkiyi vermeli.

Ayrıca, resmini uzak veya yakın her yere göndereceğim...

...bu ona, tüm krallığın notu olsun.

Sana gelince, benim toprağımın, sadık ve gerçek sahibi evladım...

...bir yolunu bulup mirasımı sana bırakacağım.

Ne oluyor soylu dostum? Tuhaf haberler duydum.

Eğer duyduklarımız doğruysa, o caniye ne ceza verilse azdır.

Ah, hanımefendim, ihtiyar yüreğim paralandı, parça parça oldu.

Ne, sizi öldürmeye mi kalktı?

Adını babamın taktığı oğlunuz Edgar, sizi öldürmeye mi kalktı?

Öyle utanıyorum ki, söylemeye gönlüm elvermiyor!

Babamın, mahiyetindeki o azgın şövalyelerle düşüp kalkıyor, değil mi?

Bilmiyorum efendim. Çok kötü, çok kötü!

Evet hanımefendi, onlarla düşüp kalkardı.

Kötü niyetler beslemesine şaşmamalı o halde.

Eminim yaşlı babasını öldürmeye o herifler teşvik etmiştir onu.

Malı, mülkü eline geçince har vurup harman savuralım diye.

Biraz önce ablamdan bir haber aldım. Ne kötü kişiler olduklarını apaçık anlatıyor .

Uyarısı gözümü öyle bir açtı ki...

...bizde kalmaya geldikleri vakit, beni evde bulamayacaklardır.

Beni de Regan. Emin ol.

Edmund, babanıza karşı gerçek evlada yakışır bir şekilde hareket etmişsiniz.

Benim görevim efendim.

Kurduğu planı o ortaya çıkardı, alçağı yakalamaya çalışırken de o yarayı aldı.

- Peşine adam saldınız mı? - Evet, lordum.

Yakalanınca artık zarar veremez bir hale sokulacaktır.

Size gelince, Edmund.

Fazilet ve sadakatiniz övülmeye değer.

Sizi bizden sayıyorum.

Sizin gibi tam güvene değer kimselere, çok ihtiyacımız olacak. İlk olarak, sizi hizmetime alıyorum.

Size hizmet edeceğim efendim.

- Oğlum adına bende teşekkür ederim. - Buraya niçin geldiğimizi bilmiyorsunuz sanırım?

Hemde böyle beklenmedik bir zamanda karanlıklar içinde, binbir zahmete katlanarak.

Asil Gloucester.

Çok önemli bir mesele hakkında size danışmak istiyorum.

Babamdan ve kardeşimden birer mektup aldım. Aralarındaki bazı anlaşmazlıklardan söz ediyorlar.

Cevabımı evimden uzak bir yerde, burada vermeyi uygun buldum.

Hizmetinizdeyim madam. Zerafetinizle haklısınız.

İyi akşamlar arkadaş. Bu evin adamı mısın?

- A, evet. - Atlarımızı nereye çekelim.?

Bataklığa.

- Beni seversen, söyle. - Seni sevmiyorum ki.

Bu ne biçim sözler böyle? Ne biçim muamele.

- Ben seni tanımıyorum ki. - Ama ben seni tanıyorum.

Sen, rezil, ahmak, edepsizin birisin.

Çanak yalayıcı, sığ, dilenci herif.

Meteliksiz, kokmuş, yün çoraplı bir fırlamasın.

Bir fahişe, süper servis yapabilen, resmi bir haydut.

Göze gireyim diye pezevenklik bile edebilecek sen...

...alçaklığı da, manussuzluğu da, hayasızlığı da nefsinde toplamış bir hergelesin.

Ve bir melez kaltağın oğlu ve varisi.

Ne yabani adamsın sen?

Tanımadığın bir kimseye nasıl böyle küfürler savurabilirsin.?

Bu sıfatlardan bir tekini bile inkar edersen...

...seni şurada ayaklarımın altına alır, hayvan gibi böğürtürüm.

- Çek kılıcını alçak herif, çek! - Git işine, seninle hiçbir ilgim yok benim.

Daha iki gün, önce kralın huzurunda dövmemişmiydim seni, ha.?

Seni korkak! Buraya efendimin aleyhine mektuplarla gelirsin ha!

Seni haydut! İnciklerine saplayacağım!

Yardım edin. Cinayet! Cinayet!

Seni köle! Kaçma haydut! Dur köle!

- Ne oluyor! Sorun nedir? - Sen, iyi bir adamın oğlusun, lütfen.

Gel, senin etini keseceğim! Hadi, genç usta.

Silahlar? Silâh? Burada sorun nedir?

Hayatınız üzerine barışın!

Devam eden ölür.

Sorun nedir?

Kız kardeşimin ve kralın habercileri bunlar.

- Neden kavga ediyorsunuz? Konuşun. - Söyleyecek nefesim kalmadı, Lordum.

Tabi kalmaz. Yiğitliğini öyle bir zorladın ki...

...tabiat bile reddediyor seni. Terzi bozması herif.

Ne garip adamsın sen be! Terzi yapması insan olur mu hiç?

Terzi, efendim. Bir taş kesici veya ressam onu çok hasta edemezdi.

Konuşun. Neden dövüştünüz?

Efendim, bu ihtiyar zorba, ak sakalının hatırı için hayatını bağışladığım bu...

Seni fahişe, piç oğlu piç, seni solda sıfır herif!

Efendim, izin verin şu herifi ayaklarımın altına alayım çiğneye çiğneye...

...harç yapıp, kenef duvarlarını sıvayım.

Barış, sirrah!

Saygı nedir bilmez misin sen?

Epileptik görüntüsünde, bir veba!

Kaz suratlı, eğer sarum ovası açık olsaydı, evini Camelot'a sürerdim.

- İhtiyar, çıldırdın mı? - Neden kavga ettiniz? Sen onu söyle.

Zıtlar birbirinden nasıl nefret ederse öyle nefret ediyorum şu alçaktan.

Niçin alçak diyorsun ona? Kabahati ne?

Suratından hoşlanmıyorum.

Benim yüzümden de hoşlanmayabilirsin, bununkinden de, onunkinden de.

Efendim, bu benim mesleğim, planlı olmak.

Zamanımda, önümde gördüğüm omuzların üstündeki yüzlerden...

...çok daha sevimlilerini görmüşümdür.

Bu adam, açık sözlülüğü övülünce, küstahça kabalık taslayan kimselerden.

Şımarıklık, pürüzlüğünü etkiler, yiyip bitirir.

O nabza göre şerbet vermez!

Dürüsttür, tok sözlüdür!

Gerçeği söylemesi gerekir.

Efendim, en içten gelen duygularla ve yüce varlığınızın...

...müsaadesiyle, o varlık güneşin etrafını çeviren bir hare gibi..

Ne demek istiyorsun?

Hoşlanmadığınızı görüyorum da, ağız değiştiriyorum.

- Dalkavuk olmadığımı biliyorum, efendim. - Ne yaptın ona?

Hiç bir şey efendim, hiç bir şey.

Geçen gün sırf bir anlaşmazlık yüzünden efendimiz kralın bana vuracağı tuttu.

Bu adam, efendisinin öfkesinden yararlanmak için onunla birlik oldu,

...beni arkamdan çelmeleyerek yere yuvarladı, kralın övgülerini aldı.

Kendine boyun eğdirme girişiminde bulundu...

...ve bu korku istismarının neticesinde, yararlılık göstermiş oldu.

Bu haydut'a ve korkak'a inanan, onların aptaldır.

Tomruğu getirin!

Dikkafalı ahlaksız herif, ak sakalllı kabadayı.

- Sana öyle bir ders vereceğim ki. - Ders alacak yaşı çoktan geçtim efendim.

Getirmesinler tomruğu. Ben kralın hizmetindeyim.

Getirin tomruğu! Hayatım ve şerefim hakkı için, öğleye kadar bağlı kalacak orada.

Öğlene kadar mı efendim? Akşama kadar olsun, hatta bütün gece.

Neden, hanımefendi, babanızın köpeği bile olsam, bana böyle davranmamalısınız.

Onun edepsiz uşağı olduğun için böyle davranıyorum sana.

Bu adam baldızımızın bahsettiği o güruftan olmalı.

Hadi, çabuk, tomruğu getir!

Rica ederim yapmayın efendimiz.

Onun hatası çok büyük, ancak efendisi Kral, ona gereken cezayı verecektir.

Sizin cezanız ise çok alçaltıcı.

Kral, elçisinin tomruğa vurulmasını hakaret sayacak ve hoş karşılamayacaktır.

- Kral hastalanmalı. - Bunu cevaplayacağım.

Ya kız kardeşim daha da kötüye gidebilir,

Beyefendisinin hakarete,, saldırıya uğramasını daha da kötü karşılamaz mı?

Hadi geçirin bacaklarını.

Gelin, lordum, gidelim.

Senin için üzgünüm dostum.

Duke'ün buyruğu bu.

Tabiatını herkes bilir, araya girmek olmaz. Ama ben yine rica edeceğim.

Hayır efendim, bir şey söylemeyin. Zaten bütün gece uyumadım ve yolda epey yordu.

Şimdi biraz uyur, sonrada kendi kendime şarkı söylerim.

İyi kişinin bahtı, böyle kazalara uğrar bazen.

Dük hiç iyi yapmadı. Kral bağışlamayacaktır bunu.

Ey, dünyamızın feneri, yaklaşta...

...ışığının yardımıyla şu mektubu okuyayım.

'Cordelia'dan

İyi bir tesadüfle kılık değiştirdiğimi öğrenmiş olacak.

ve bu devasa devlet işlerinden zaman bularak...

...zararlarını telafi etmek için uğraşacaktır.

Yorgunlıktan, uykusuzluktan, ağırlaşan gözlerim...

...kapanın da bu utanç verici durumu görmeyin.

İyi geceler ey talih.

Bir kere daha gülsene yüzüme.

Döndürsene çarkını.

Hakkımda verilen kararı ilan ettiler, işittim.

ve ancak bir ağaç kovuğu sayesinde peşimdekilerden kurtulabildim.

Bütün yollar kapalı bana artık.

Her yerde, gördükleri anda yakama yapışacak uyanık nöbetçiler var.

Kaçabildiğim sürece canımı kurtarabilirim.

Ve bundan şüpheliyim.

En iyi, en fakir şekli almak için.

İnsanlara saygısızlık yapanlar canavarın karşısına getirilir.

Yüzümü çamura bularım.

Battaniyem benim aşkım.

ve saçlarımı karmakarışık eder,

ve sunulan çıplak dış görünüşle..

..göklerin saldığı bütün rüzgarlar ve zulümlere ulu orta göğüs gererim.

Ülkemizde tımarhane kaçkını dilenciler öncede vardı, şimdi de var.

Acı, acı bağırırlar.

Uyuşmuş, acı duymaz olmuş çıplak kollarına...

...iğneler, kıymıklar, çivi, ve dikenli dallar saplarlar.

Ve bu korkunç görünüşleriyle..

...fakir çiftlikleri, sefil köyleri ağıl ve değirmenleri dolaşır...

...kah delice lanetlerle, kah dualarla,

Merhameti zorlarlar. Bende böyle bir dilenci oldum.

Zavallı Tom derler bana! Zavallı Tom!.

Ancak bu yolla bir kurtuluş ümidi var.

Edgar olarak kalmak, yok olmak demektir.

Evlerinden böyle ayrılmaları, habercimi de geri göndermemeleri çok garip doğrusu.

Selam sana, asil efendim!

- Vakit geçirmek için, bu utanılacak şeyi mi buldun? - Hayır, efendim.

Zalim jartiyer giyiyor.

Atları başlarından, maymunları bellerinden, demek, insanları da bacaklarından bağlıyorlar.

Kim olduğunu bilmiyorlarmıydı? Kim soktu seni oraya?

Her ikisi de efendim, damadınızla kızınız.

- Olamaz. - Oldu.

- Olamaz, diyorum. - Bende oldu diyorum.

- Hayır, hayır, yapamazlar. - Evet, yaptılar.

- Jüpiter adına yemin ederim ki yapamazlar! - Bende yemin ederim yaptılar!

Cesaret edemezler, yapamazlar.

Lordum, evlerine varınca, mektubunuzu ellerine teslim ettim.

Dize geldiğim yerden daha kalkmamıştım ki, bir haberci geldi.

Soluk soluğaydı, ter kokuyordu.

Goneril'den selam getirdiğini söyleyerek...

...bir mektup uzattı.

Bana da soğuk bir bakış attı.

Sonra da arkalarından gelmemi, zamanı gelince cevap vereceklerini söylediler.

Vereceğim bilgiye engel olduğunu sandığım o haberciyle burada karşılaşınca...

...hele hele geçenlerde efendimize terbiyesizlik eden o küstah olduğunu anlayınca...

...erkek ruhum basiretimi bağladı kılıcımı çekiverdim.

Alçak, yüksek sesle ve korkak çığlıklarla bağırarak, ev halkını ayağa kaldırdı.

Damadınız da , kızınız da kabahatimi böyle bir şerefsizliğe layık gördüler.

Yaban kazları bu tarafa geliyorsa kış daha gitmedi demektir.

Acılar yüreğimi sarıyor, boğulacağım sanki!

Nerede bu kız?

- İçerde efendim, kontun yanında. - Siz burada kalın, gelmeyin.

Bu anlattığından başka bir şey yapmadın mı?

Yoo , hayır. Ama nasıl oluyorda Kral böyle, birkaç kişiyle yola çıkabiliyor?

Sadece bu soru için seni tomruğa vursalar da, bunu hakettin derdim.

Neden, aptal?

Burunlarını takip eden her şey, kör adamlar dışında gözleriyle yönetilir,

...ve arasında bir burun yoktur ama kokuşmuş kokusunu alır.

Benimle konuşmayı istemiyorlar ha? Hastaymışlar.

Yorgunmuşlar.

Bütün gece seyahat etmişler, öyle mi? Git bana daha iyi bir cevap getir.

Sevgili efendim, Dük'ün ne ateşli bir tabiatı olduğunu bilirsiniz.

Tanrım! Kahrolacağım! Dük ateşli bir adammış.

Gloucester, Gloucester. Ben Cornwall Dükü ve karısı ile görüşmek istiyorum o kadar.

Evet efendim, bende bunu söyledim kendilerine.

Söyledin mi? Ne dediğimi anlamıyor musun, be adam?

- Anlıyorum efendim. - Kral Cornwall dükü ile konuşmak...

...sevgili baba kızı ile görüşmek istiyor. Kızının itaat etmesini istiyor.

Bunu söyledin mi onlara?

Dük ateşli bir adammış!

Git! Dük ve karısına söyle!

Buraya gelsinler. Derhal!

Yoksa elimde davul, kapılarının önüne dikilir çalar çalar uykularını yok ederim!

Aranızın açılmamasını ne kadar isterdim.

O... ben...

Kalbim...

Oh, kalbim hızlanıyor! Duracak!

Amca.

Kadın, yılan balıklarını canlı canlı hamurun içine koymamış mı?

Balıklar yufkayı parçalayıp kafalarını çıkardıkça elinde sopayla, ''aşağı aşağı'' diye başlarına vururmuş.

İkinize de iyi günler.

- Hoşgeldiniz efendim! - Sizi gördüğüme çok sevindim, baba.

Bende öyle sanıyorum, Regan.

Demek serbestsin? Bunu sonra konuşuruz.

Sevgili Regan, kız kardeşin çok kötü bir kadın.

Nankörlüğün sivri dişini şurama sokuverdi.

Sana nasıl anlatayım, bilmiyorum.

Olmazsa, nasıl bir kaliteye sahip olmaktan hoşlanmazsın... O Regan!

Sana dua ediyorum efendim, sabırlı ol.

Öyle Sanıyorum ki kardeşim vazifesini ihmalden ziyade, siz onun değerini takdir etmiyorsunuz.

Ne demek istiyorsun?

Kızkardeşimin vazifelerini...

...azıcık olsun ihmal edeceğine ihtimal veremem.

- Lanet olsun ona. - Baba, ihtiyarladınız artık.

Hmm?

Durumunuzu siz kendinizden daha iyi anlayan...

...gerçekleri yanılmadan gören bir kimsenin sizi idare etmesi..

...size yol göstermesi gerekiyor.

Bu yüzden kız kardeşime geri dönün, ve ona haksızlık ettiğinizi söyleyin.

Yani, ondan af mı diliyim istiyorsun? Ha ha ha!

Böyle bir hareket bir Kral'a, bir Baba'ya nasıl yaraşıyor bir bak.

Sevgili kızım, ihtiyarladım artık. Yaşlılıkta hiç bir işe yaramıyorum.

Onun için önünde dize gelip yalvarıyorum. Bana; giysi, yiyecek, yatacak bir yer ver.

Yeter baba, yeter! Hoş oyun değil bunlar. Kardeşimin evine dönün.

Asla! Regan, adamlarımın yarısını elimden aldı...

...karanlık bakışlarla baktı bana.

Göklerin bütün lanet ve yıldırımları yağsın o nankör başına!

Dili zehirli bir yılan gibi ta kalbimden soktu beni.

- Efendim, efendim! - Yıldırımlar çarpsın seni,.

Kör edici alevlerinizi, kıpkırmızı gözlerinin içine sok!

Aman tanrım! Böyle öfke nöbetlerine tutulunca, benim için de aynı şeyi dileyeceksiniz demek.

Hayır, Regan...

Sana lanet etmem ben.

Senin o zarif yaradılışın, katı yürekliliğe sürükleyemez seni.

Onun gözleri sert,

..ama sizinki rahatlık verir, yanmaz.

Sen, krallığın yarısını sana bağışladığımı unutmadın daha.

Lütfen sadede gelin, baba.

Adamımı kim tomruğa vurdu?

- Bu trompet sesi de ne? - Kardeşimin borusu.

Mektup'unda çok geçmeden burada olacağını yazıyordu.

Hizmetçimi kim stokladı?

Regan, umarım ki, senin bundan haberin yoktu.

Bu da kim?

Ey tanrım, yaşlı erkekleri seviyorsan,

...eğer sizde yaşlanırsanız benden yana olun!

Benim davam, sizin de davanız olsun.

Şu ak sakalıma utanmadan nasıl bakabiliyorsun?

Regan!

Regan...sen de bu kadının elini nasıl tutabiliyorsun?

Neden tutmasın? Ne şuç işledim ki?

Bunaklığın, düşüncesizliğin suç saydığı herşey suç değildir ki.

...ve takas şartları yani.

Oh kalbim. Ne sağlammışsın! Hala çatlamayacak mısın?

Adamımı kim tomruğa vurdu?

Ben emrettim efendim. Gerçi yaptıkları böyle şerefe bile layık değil!

Siz mi? Sen mi emrettin?

Rica ediyorum baba...

Zaafınızı bilin de, ona göre hareket edin.

Bakın, şimdi hemen kardeşimin evine döner, ilk ay tamamlanıncaya kadar orada kalır..

..adamlarınızın da yarısına yol verirseniz, o zaman bana gelirsiniz.

Ona dönmek, ve adamlarımın yarısına yol vermek ha? Hayır!

Her türlü barınağa yüz çevirip, rüzgarlarla boğuşurum.

Kurtlarla, baykuşlarla arkadaş olurum daha iyi.

- Siz bilirsiniz, efendim. - Rica ederim kızım, seni rahatsız etmeyeceğim artık.

Seni rahatsız etmeyeceğim.

Elveda. Artık ne görüşeceğiz, ne de bir daha buluşacağız.

Yine de sen benim, bedenim, kanım, kızımsın..

Ya da benim bedenime musallat olmuş bir hastalıksın sen!

Bozulmuş kanımın dışa vurmuş yarası!

Ama bak seni azarlayacak değilim. Utan da demeyeceğim. Ben sabretmesini bilirim.

Yüz atlımla beraber gider, Regan'da kalırım.

Tamamen öyle değil baba. Tabii, sizi bu kadar erken beklemiyordum.

Gerektiği gibi ağırlanmanız için hazırlıklı değilim. Kardeşimi dinleyin baba.

Hırslı, heyecanlı sözlerinizi soğukkanlılıkla dinleyenler,

...artık gerçekten yaşlandığınızı kabul etmek zorundalar.

- Bu sebepten de kardeşim ne yaptığını bilir, baba. - Ne demek istiyorsun, Regan?

Öyle ya! Elli atlı yetmez mi? efendim.

Hatta bu adamların masrafı düşünülecek olursa, bu kadarına ne gerek var?

Nasıl olur da, bir evde, iki emir altında birçok kişi dost olabilir.?

- Bu zor, neredeyse imkansız. - Neden olmasın, lordum.

Kardeşimin veya benim adamlarım hizmetinizi göremezler mi?

Neden olmasın, efendim? Hatta hizmette kusur ederlerse onları biz yola getiririz.

Bakın! Eğer bana gelecekseniz, tehlikeyi sezdiğim için...

...yirmi beş kişiden fazla getirmemenizi rica ederim. Fazlasına ne yer veririm, ne de bakarım.

- Varımı, yoğumu size verdim ben! - Evet, hem de tam zamanınıda verdiniz, baba.

Herşeyimi elinize teslim etttim.

Yalnız bir şart koştum! Mahiyetimde yüz atlı olacaktı.

Şimdi yirmi beş kişiyle mi gel diyorsun?

- Regan, sahi böyle mi dedin? - Tekrar söylüyorum, Lordum.

Fazlasını kabul etmem.

Kötü insanlar, daha da kötülerin yanında iyi görünürler.

Seninle geleceğim. Hiç olmazsa elli kişi bırakıyorsun bana.

Elli, yirmi beşin iki katı. Demek ki sevginde iki katı.

Beni dinleyin, lordum.

Yirmi beş kişiye ne ihtiyacınız olabilir?

Kat kat daha fazlasının size hizmet için emir aldığı bir evde.?

En sefil dilencinin çıkınında bile ihtiyacından fazlası bulunur.

İnsanın yalnızca zorunlu ihtiyaclarını tanıyacak olursanız,

Hayatının hayvanınkin den farkı kalmaz ki.

Sen bir kadınsın. Sadece ısınmak harika olsaydı,

Neden, doğanın ihtiyacı olmadığı halde güzel giyiniyorsun?

Hangi kıtlık seni sıcak tutacak. Gerçekten ihtiyacın olduğunda.

Ey gökler,

Bana sabır verin, sabra ihtiyacım var!

Beni görüyorsunuz tanrılar, zavallı yaşlı bir adamım.

Gözleri yaş ve keder dolu, sefil.

Bu kızların yüreklerini babalarına karşı ayaklandıran sizseniz.

Bunu sükunetle karşılayacak kadar aptal etmeyin beni.

Asil bir öfkeyle çoşturun benliğimi. Bırakmayın kadınların silahı olan gözyaşları yanaklarımı kirletmesin.

Canavarlar, cadılar sizi.

İkinizden de öyle bir intikam alacağım ki..

Bütün dünya...

Öyle şeyler yapacağım ki!

Henüz ne olduklarını bilmiyorum, ama bütün dünya dehşetten bunalacak.

Ağlayacak mıyım sanıyorsunuz? Hayır, ağlamayacağım.

Ağlamak için sebebim var ama..

... bu kalp'im, yüz bin parçaya bölününceye kadar..

...gözyaşı dökmeyeceğim!

Gel soytarı, gel. Çıldıracağım!

İçeri girin. Fırtına yaklaşıyor.

Bu ev küçük. İhtiyar ve adamlarını barındıramaz.

Kabahat kendisinde. Kendi rahatını kendi bozdu. Bırakalım çılgınlığının tadını tadsın.

Yalnız o olsaydı seve seve kabul ederdim.

Bende öyle.

- Kral öfke dolu. - Nereye gidiyor?

Atlarını istedi. Nereye gittiğini bilmiyorum.

Sakın karışmayın. Bilirsiniz kafasına eseni yapar.

Lordum, sakın kal diye israr etmeyin.

Yazıklar olsun! Neredeyse gece başlayacak. Buz gibi bir rüzgar esiyor.

Civarda'da kilometrelerce bir tek çalı bile yoktur.

Aman efendim, inatçı kişiler kendi yüzlerinden başlarına gelen belalardan...

... ders almalıdır. Kapıyın kapılarınızı.

Umutsuz bir trene katıldı,

...ve ona sahip olma eğilimindeki fısıltılar, işte böyle bir bilgelik korku verir.

Kapayın kapılarınızı, Lordum.

Bu zorlu bir gece. Regan, doğru söylüyor.

Fırtınadan çıkalım.

Kim var orada? Kötü havadan gayrı?

Hava gibi muzdarip bir kişi.

- Seni tanıyorum. Kral nerede? - Tabiat'ın gazaba gelmiş unsurlarıyla mücadele ediyor.

- Yanında kim var? - Soytarısından başka kimse yok.

Efendisinin kalbine sinen acıları dindirmeye uğraşıyor.

Lordum. Sizi çok iyi tanırım ben. Kim olduğunuzu bildiğim için...

...size önemli bir haber vereceğim.

Onların yüzleri kurnazlıkla kaplı. Albany ve Cornwall, görünen hizmetkârları var.

Fransa'ya ait casuslar devletimizin zekasıyla ilgili spekülasyonlar yapıyorlar..

Fransa Kralı, bu birliği parçalanmış ülkeye bir ordu göndermiş.

Eğer bana dediklerime inanıyor ve bana güveniyorsanız derhal Dover'e gidin.

Kralın, ne kadar büyük bir üzüntü içinde olduğunu adil bir şekilde rapor ettiğiniz için, size teşekkür edecekler.

- Tekrar görüşelim sizinle. - Gerek yok.

Bu yüzüğü Cordelia'ya gösterin. Tanımadığınız arkadaşınızın, kim olduğunu söyler size.

- Elinizi verin! - Kralı aramaya gideceğim.

Fırtına, yakın canımı.

Esin, rüzgarlar...

Kudurun! Esin!

Katarakt ve kasırgalar,

Ciğerleriniz parçalanıncaya kadar esin.

Seller boşanın.!

Düşünce hızıyla bir anda çakıp sönen kükürtlü ateşler.

Meşeleri yanan yıldırımların öncüleri.

Ve siz ey gökler!

Kainatı sarsan o korkunç gürlemelerinizle...

...yamyassı edin şu yuvarlak dünyayı.

Nankör insan üreten tohumları silip süpürün.

Hadi, Amca.

Dön kızlarına hayır dualarını iste.

Merhameti yoktur böyle bir gecenin, ne akıllıya ne deliye.

Gökler! Gürleyin son kuvvetinizle. Tükürün, Yakın! Fışkırtın, Yağın!

Yağmur, rüzgar, şimşek, ateş, siz, siz benim kızlarım değilsiniz ki.

Ben sizi nankörlük ediyorsunuz diye, yerebilir miyim?

Koca bir ülkeyi vermedim ki size. Evlatlarım demedim ki, size.

Bana hiç bir itaat borcunuz yok sizin. Onun için keyfinize bakın.

Görüyorsunuz. Kölenizim artık.

...zayıf, zavallı, güçsüz...

...ve çaresiz bir ihtiyarım.

Ancak o habis kızlarıma yardakçılık ediyorsunuz...

...demekten de kendimi alamıyorum.

Böyle yaşlı ve ağırmış bir başa göklerden savaş açıyorsunuz.

Yine de bu yaşlı kafa kazanacak. Alçaklıktır bu!

Başını sokacak bir evi olanın bir başlığı var demektir.

♪ Kafanın önünde, çalıştıracak olan kod parçası var.

♪ Kafa ve o, kaybedecek, böylece dilencilerin pek çoğu evlenecek. ♪

Çünkü, henüz adil bir kadın olmadığı konusunda herkes aynı fikirde.

Hayır...

Aklın timsali olacağım.

Ağzımı açmayacağım.

- Kim var orda? - Kral ve Soytarısı.

...bilge bir adam ve bir deli.

Ah, efendimiz, burada mısın? Karanlığa düşkün mahluklar dahi, böyle gecelerden kaçarlar.

Öyleyse Yüce tanrılar, kim korkuyor meydana çıkarsınlar.

Suçun gizli kaldığı için adaletin şamarından kurtulan sefil, titre!

Kanlı eller sizde gizlenin. Türlü hilelerle , oyunlarla insan canına kıyan habis...

... sende korkudan bunal. Seni hesap vermeye çağıran...

...bu yüce hakimlerden af dile!

Ve bu korkunç çağırıcıların lütfu için ağla.

Bana gelince. Ben suçlu değilim, davacıyım.

Ne yazık böyle saç, baş bir yanda. Muhterem efendim, şurada bir kulübe var.

Size fırtınayı atlatmanızı sağlar, orada biraz istirahat edin.

Aklımı kaçırıyorum galiba. Gel yavrum?

Nasılsın oğlum? Üşüyor musun?

Zavallı soytarım, benim. Nerede bu saman dostum?

İhtiyaçlarımız, tuhaf ve aşağılık şeyleri değerli kılabilir.

Kulübeye gelin. Zavallı ve aptal.

Sana acıyacak bir köşe daha, var kalbimde.

♪ Bir dirhemcik aklı olan, varsın essin rüzgarlar.

Kaderine boyun eğen,♪

...varsın yağsın yağmurlar. ♪

Edmund.. Bu insanlık dışı hareketlerden hiç hoşlanmıyorum.

Kral'a şevkat ve merhamet göstereyim dedim...

...kendi evimi dilediğim gibi kullanmayı yasak ettiler.

Ona hiçbir suretle yardım etmeyeceksin, onun için rica da bulunmayacaksın...

... yoksa yüz çeviririz senden dediler.

- Gerçekten insanlık dışı, zalimce bir davranış! - Git. Sen şimdi dilini tut.

Duk'lerin arasında bölünme var.

Bu gece bir mektup aldım.

Konuşulmak bile tehlikeli.

Mektubu, çekmecem'e kilitledim.

Kral'ın uğradığı haksızlıkların intikamı bir bir alınacak.

Fransız ordusu'nun bir kısmı karaya ayak bastı bile.

Kral'dan yana olmalıyız, Edmund.

Onu arar bulurum, gizlice yardım ederim.

Sen de git, Dük'ü oyala da, bu merhametli hareketimin farkına varmasın.

Bunun için ölürsem, daha az beni tehdit etmediğinden.

Kral benim eski ustam, rahatlatılmalıdır.

Çok önemli şeyler olacak, Edmund.

Dua et... dikkatli ol.

Kral'a yardım, yasak edilmemiş miydi sana. Gider bunu Dük'e bildiririm.

Mektubu da söylerim. Mükafatımı da görürüm.

Babamın elinden alınacak malı, mülkü benim olur.

Gençler, ihtiyarlar yıkılınca yükselir.

İşte efendim geldik, burası. Hadi girin.

İnsanoğlu, böyle bir gecenin şiddetine katlanamaz efendim.

- Rahat bırak beni. - Rica ederim, girin efendim.

- Yüreğimi parçalamak mı istiyorsun? - Kendi yüreğimi parçalarım daha iyi. Hadi girin.

Hayır, içeri alın. Ben dua edeceğim ve sonra uyuyacağım.

Zavallı çıplak serseriler,

...neredesiniz.

Bu amansız fırtınanın saldırılarına göğüs geren zavallılar.

Başınızı sokacak bir dam olmadan, o lime lime paçavralarınız bu havalarda nasıl koruyor sizi?

Bakın, şimdiye kadar bunları hiç düşünmemiştim ben.

Ey, debdebe, ihtişam.

Bu sefillerin çektiğini sen de çek ki...

...sana fazla geleni onlara verip,

...tanrıların daha da adil olabileceğini gösteresin.

Su bir buçuk kulaç! Su bir buçuk kulaç!

- Yardım et bana, yardım et! - Bana elini ver. Orada kim var?

Bir ruh, bir ruh!

Zavallı, adının Tom olduğunu söylüyor.

Orada homurdanarak ne yapıyorsun? Öne çık.

Kaçın!

Kara şeytan, peşimde!

Dikenli kara çalıdan soğuk rüzgarlar esiyor.

Hadi, yat buz gibi yatağına kemiklerin ısınsın.

Sende mi, herşeyini kızlarına verdin de bu hale düştün?

Zavallı Tom'a kim ne verir ki?

O kara şeytan neler etti ona. Alevlerden, ateşlerden, sığ derelerden, bataklardan geçirdi onu.

Yastığının altına bıçak koydu,

...ve onu yürekten gururlandırdı. Dört inçlik bir köprüde koşan ata binmek için mi?

Tanrı beş duygunu korusun senin. Tom donuyor.

Kasırgadan korusun,

...yıldızlar patlıyor ve alıyor!

Zavallı Tom'a biraz sadaka, kara şeytan aziyet ediyor bi çareye.

Şimdi yakalarım onu, işte orada, şimdi de oraya gitti!

Onu da mı kızları bu hale getirmiş?

Hiçbir şey kurtaramadın mı ellerinden?

Hayır, baksana bir battaniyesi var. Yoksa hepimiz, rezil olurduk bu havada.

Şimdi kötü havadaki bütün bu belalar...

...nankör kızları olmadıkça, hiçbir şey böylesine insanı alçaltamaz.

- Kızlarım değil, efendim. - Barış, hainlik!

Hiçbir şey, onun kaba kızlarından başka doğayı, böylesine alçaklığa mahkum edemezdi.

kızlarının yaptıklarına boyun eğdiremezdi.

Babaların atılması mı gerekir?

...küçük bir merhamet'e sahip olmaları için?

Şüpheli bir ceza! Bu pelikan o kızları doğurdu diye.

Bu soğuk geceler hepimiz oynatacağız galiba.

Arkadaşına kulak ver! Ebeveynlerinize itaat edin! Yemin etmeyin!

Kelimenin adaletini koru!

Erkeğin yeminli eşine taahhütte bulunmayın. Tom üşüyor.

Sen neydin?

Bir hizmetçi,

...kalp ve aklıyla gurur duyan,

Metresimin, şehvetine kalpten hizmet ettim.

...ve o bana karanlık yüzünü gösterdi.

Kerhaneye adım atma, eteklere musallat olma.

Faizcinin adını defterine sokma. Ve iğrenç şeytana, meydan oku.

Dikenli karaçalı'lar arasından buz gibi rüzgar hala esiyor.

Çıplak vucudunla cevap vermektense. Mezara girsen daha iyi olurdun.

Gökyüzü'nün bu aşırılığında.

İnsan, acaba bundan başka bir şey değil mi? Bunu iyi düşünün.

Sen, ne böceğe ipek borçlusun, ne koyun'a yün...

...ne kediye, mis kokusu.

Biz ikimiz su katılmış kişileriz!

Sen tabiat'ın ta kendisisin!

Medeniyet süsleriyle bezenmemiş olan insan...

...tıpkı senin gibi zavallı, çırılplak, iki ayaklı...

...yaratıktan başka bir şey değildir.

Parça, parça edeceğim bu iğretici şeyleri!

Şu düğmeleri açın.

Aman, amcacığım!

Bu buz gibi gecede yüzmeye mi kalktın yoksa, ha?

Bak! Bir ateş böceği.

Kim var orada?

Bu iğrenç şeytan Flibbertigibbet. Arındırın cadı'yı, arındırın!

- Siz ne arıyorsunuz? - Kimsiniz? Adınız, sanınız ne?

Ben zavallı Tom. Yeşil kurbağa,

...duvar semenderi, kertenkele yerim ben.

Ne, senin lütfundan daha iyi bir arkadaş yok mu aranızda?

Karanlığın prensi bir beyefendi dir.

Etimiz ve kanımız, lordum, o kadar alçak bir şekilde büyür ki, bizden nefret eder.

Zavallı Tom, donuyor.

Benimle gelin. Efendimize bağlılığım, kızlarınızın emirlerine boyun eğmeyecektir.

Onların emri kapılarımı kapatmak olsa da, yine de gelip sizi aramaya cüret ettim,

...ve sizi ateşin ve yemeğin hazır olduğu yere götüreceğim.

Öncelikle bu filozofla bir kelime konuşmama izin verin.

Gök gürültüsü'nün nedeni nedir?

İyi efendim, onun teklifini kabul et, eve git.

Tebam'la birkaç kelime konuşacağım. Derdin ne senin?

Şeytan nasıl engellenir, haşarat öldürülür.

Tek bir soru sormama izin ver...

...özel olarak.

Onun aklını bulandırmaya başladı.

Kabahat onda değil ki? Kızları canına kasdettiler.

Sana söylüyorum dostum, nedense kendime kızgınım.

Bir oğlum vardı, kanımdandı, onu reddettim.

Son zamanlarda beni aradı, ama artık, çok geçti.

Onu sevdim, arkadaşımdı, babası değil, canım oğlumdu.

Gerçek şu ki, kederden deliye döndüm.

Bu ne gece! size yalvarıyorum!

Size merhametle ağlıyorum, efendim. Bizim iyi filozof'umuz.

Tom donuyor.

İçeriye, arkadaş, orası sizi sıcak tutar.

Hadi gidelim. - Bu taraftan efendim.

Onunla! filozofumla gideceğim.

- Efendim, yatıştırın onu. - Onu yanınıza alın.

Sirrah, hadi. Bize eşlik et.

Gelin, iyi Atinalılar.

Sözcük yok, kelime yok! Sus!

Küçük Rowland, karanlık kuleye geldi.

Onun sözleri hala "Fie, foh, fum, İngiliz bir adamın kanını kokluyorum."

İntikamımı alacağım, evinden ayrılıyorum.

Bu onun yazdırdığı kağıt, bu onu onaylıyor.

Fransa'nın avantajları için akıllı bir seçim.

Ey gökler! Bu vatana ihanet değil, dedektör değil!

Nasıl olur da efendim, sadakarsizliğe uğrayabilirim,

...düşünmeye bile korkuyorum.

Bu yazının konusu kesinse, elinizde güçlü bir delil var.

Doğru ya da yanlış, Gloucester seni Kont'u yaptı.

Babanın nerede olduğunu araştır, endişemiz doğru olabilir.

Sadakatimde sebat edeceğim,

...benim ve kanım arasındaki çatışma acımasızca olsa da.

Sana güveneceğim.

Sevebileceğin, daha sevgi dolu bir baba bulacaksın.

Burası dışarıdan daha iyi. Şükürler olsun.

Frateretto beni çağırıyor ve bana Nero'nun, karanlık gölde bir fener olduğunu söylüyor.

Daha da rahat etmeniz için gerekeni yapacağım.

- Senden uzak olmayacağım. - Tanrı sizden razı olsun!

Amca, amca...

Söyle bakalım deli, asillerden mi olur, ağalardan mı?

Kral'dan olur, kraldan!

Bilemedin! Bence oğullarına soyluluk verilen ağalardan olur.

Çünki kendi varken soyluluğu oğluna kaptıran deli değil...

... onlara tıslama gel!

Yapılmalıdır. Onları mahkemeye vereceğim.

Gelin, oturun buraya. Sende hakem ol.

- Şimdi, o tilkiler! - Bak, kara şeytan kalbime girmiş gurluyor!

Duruşmada göz kulak ol, hanımefendi?

Yanık gel, bana gel, benim için

Hadi gel bana yanlız Bessy, bana ♪

♪ Ve konuşmamalı,

♪ ...neden yanmaya gelmeye cesaret edemiyorsun ♪

İki beyaz ringa balığı için Hoppendance, Tom'ın karnında ağlıyor.

Viyaklama değil, kara melek! Senin için yiyecek yok.

- Nasılsınız efendim? - Ayaktasınız, şaşırmadım.

Minderlere uzanıp dinlenecek misiniz?

İlk önce davalarını göreceğim.

Sen komisyonsun. Sizde de oturun.

Bizde adil davranalım.

Uykuda ya da uyanık mısın, neşeli çoban?

- Kül kedisi bu. - Evvela şunu sorguya çekin, Goneril'i!

Burada, onurlu meclisinizde yemin ederim ki.

Zavallı kralı, babasını tekmeledi.

Buraya gelin bayan, Adınız Goneril mi?

İnkar edemez.

Ben sizi ortak dışkı sanmıştım.

İşte, biri daha var orada, karanlık bakışları, ruhunun hangi mayayla yoğrulduğunu göstermiyor mu?

Onu durdurun! Yakalayın!

Çekin Kılıçlarınızı, vurun! Yolsuzluk yerlerde!

Neden kaçmasına izin verdiniz?

Tanrı aklını korusun senin!

Yazık! Efendim, sabırlı olacağım demiştiniz ne oldu?

Küçük köpekler, hepiniz gelin?

Tepsi, ağartma ve tatlım?

- Bak, bana havlıyorlar. - Tom kafasını atar onlara.

Lanet olasıcalar!

Zavallı Tom, boynuzun kuru.

Sonra Regan'ın yüreğini neler sarmış,

...kalbine bir baksınlar.

Doğada herhangi bir sebep var mı,

...bunları kötü kalp yapan?

Siz efendim, yüzümden biri için eğlendiriyorum.

Giysilerinizin modasını sevmiyorum.

Farsça kıyafetleri olduklarını söyleyeceksiniz, ama değiştirilmelerine izin verin.

Şimdi, lordum, yatıp biraz dinlenin.

Ses çıkarmayın.

Gürültü etmeyin.

Çekin şu perdeleri.

İşte...

Böyle.

Akşam yemeğimi, sabahleyin yeriz.

Ben de, öğlen uyurum.

- Efendim Kral nerede? - Burada efendim.

İyi dostum, ben Prithee, onu kollarına al.

Sorun değil. O aklını yitirdi.

Bir suikast yapılacağı haberini aldım.

Onu sedye 'ye yatırın ve hemen Dover'e yollanın.

Orada kabul ve Himaye göreceksiniz. Efendini götür.

Izdırabın çökerttiği tabiat uyuyor.

Bu uyku, harab olan sinirlerine melhem olabilirdi ama,

... şartlar devamına elvermezse şifa bulman imkansız.

Hadi, gel! Efendini taşımaya yardım et, kalma burada.

Kim acı çeker? En çok acı çeken aklım.

Işık ve taşınabilir ağrım şimdi görünüyor,

...beni büktüğü zaman bu, Kral'ı eğdiriyor.

Bu gece daha neler olacak,

...kral, güvenle kaçabilecek mi?

Lurk, lurk.

Gel! Uzaklaşalım.

Agh!

Bu, bir mahkemeyi soğutmak için cesur bir gece.

Bir kehanette bulunacağım ve gideceğim.

Rahipler maddeden daha çok olduğunda,

...bira üreticileri maltlarına su karıştırdıklarında,

...soylular terzilerinin öğretmenleri olduğunda, hiçbir kafir yanmadı ama, fahişelere talep arttığında,

...o zaman Albion'un alemi büyük bir karışıklığa dönüşecek.

Yasadaki her dava haklıysa, borc yok veya fakir şövalye yok.

Tefeciler altınlarını paylaştıklarında, fahişeler kilise inşa ederler,

...sonra zamanla, kim ölür kim yaşar,

...ayaklar kullanılmış olacak.

Fransız ordusu karaya ayak bastı, kral nerde?

Gloucester onu uzaklaştırmış, efendim.

Yaklaşık, beş ya da altı şövalye ile Dover'a doğru gitmişler,

...orada silahlı dostlar bulacaklarmış.

Bu hain Gloucester nerede? Götürün bu hırsız yandaşı.

Onu da asın!

Hemen kocanızın yanına dönün ve bu mektubu verin kendisine.

Edmud, seni bizim kardeşimiz olarak görüyor..

İhanet eden babanızdan intikam almak zorundayız.

Elveda, sevgili kızkardeşim. Elveda, Gloucester’in efendisi.

- Elveda tatlı lord ve kızkardeş. - Atları getirin.

Edmund, elveda.

Kim var orada? Hain!

Nankör köpek!

- 'O o! - Hemen kollarını bağlayın.

Ne istiyorsunuz benden efendimiz? Dostlarım, benim misafirlerimsiniz.

- Onu bağlayın, dedim. - Sıkı.

Daha sıkı!

Alçak hain seni.!

İnsafsız kadın, hain diyemezsin bana.

Sandalye'ye bağlayın.

Villain, sen bulacaksın.

Tanrılar aşkına büyük hakaretttir bu bana.

Çok beyaz... ve böyle bir hain!

İğrenç mahluk, çenemden yolduğun bu kıllar bir gün can bulacaklar,

...senden hesap sorarlar elbet.

- Ne istiyorsunuz benden? - Gel efendim,

Fransa'dan ne gibi mektuplar aldın?

Basit cevap verin, doğruyu biliyoruz.

Ve yurdumuza ayak basan o hainlerle ne tertip kurdun?

Deli kralı nereye gönderdin? Konuş!

Evet, bir mektup aldım,

Ama, içinde gelişi güzel tahminerden başka bir şey yoktu.

Kurnaz.

Ve yalan.

- Kral'ı nereye gönderdin? - Dover'e.

Dover'e mi, neden? Emri, bilmiyor muydun?

- Neden Dover? Cevap ver ona. - Bağlıyken. Ben durmalıyım...

Neden Dover'e gönderdin söylesene?

Çünkü, zavallı ihtiyarın gözlerini o zalim tırnaklarınla oyduğunu görmek istemedim.

Çünki, o mubarek vucudu kız kardeşinin kurt dişleriyle dişlediğini görmek istemedim.

Ama göreceğim.

İntikam tanrılarının sizin gibi evlatları cezalandıracağı günü görceğim elbet.

Asla göremeyeceksin.

Tutun şu iskemleyi.

Gözlerini, parmaklarımla oyacağım.

- Öbür gözünü de çıkar, biri diğeriyle alay eder sonra. - Gör bakalım intikam tanrılarını şimdi...

Yeter artık durun! Çocukluğumdan beri hizmetinizdeyim efendim,

...bu hizmeti şimdi size durun diyerek yapıyorum.

Sana ne oluyor, köpek!

Çenenizde sakalınız olsaydı yolardım, bu yaptıklarınızdan sonra.

- Ne demek istiyorsun? - Gel öyleyse!

Kızgın, kızgın dövüşmenin ne demek olduğunu gör.

Bir köylü ayaklanıyor!

Efendimiz, başlarına gelecek belaları görmeniz için bir gözünüz kaldı hiç olmazsa.

Asla göremeyeceksin, alçak!

Dışarı, aşağılık jöle!

- Şimdi nerede ışık var? - Hepsi karanlık, karanlık.

Edmund, oğlum benim.

Edmund, evlat yüreğindeki alevler, kıvılcımlar kızsın da...

...bu vahşetin intikamını al.

Hadi oradan, alçak hain!

Senden nefret eden birinden medet umuyorsun, ha?

İhanetini o meydana çıkardı, o söyledi bize.

Onun gibi iyi insanlar sana merhamet etmez.

Atın şu herifi dışarı, koklaya koklaya bulsun, Dover yolunu.

- Ne oldu, efendim? Sararmış sınız? - Yaralandım.

Kapı dışarı edin bu kör herifi! Bu iskemleyi de atın.

Ben aptalım.

Bu yara da, öyle vakitsiz oldu ki.

Yardım et bana.

İhtiyar'ın peşinden gidelim, deli dilenciyi buluruz yol gösterir ona.

Sen git. Ben biraz yumurta akı ile sargı bulayım, kan içinde kalan yüzünü saralım.

Tanrı, yardımcısı olsun!

Lamine edilebilir değişim en iyisidir.

Kahkaha için en kötü dönüşler.

- Ama kim buraya geliyor? - Ah, efendimiz.

Babanızın zamanından beri çiftliğinizde çalışıyorum.

Uzaklaş! Git! Bırak beni.

Yardımının bana bir yararı yok san azarar getirebilir.

Yolunuzu göremiyorsunuz ama.

Benim artık yolum yok ki göze ihtiyacım olsun.

Gördüğüm zamanlarda bile, tökezledim.

Edgar, yavrum benim.

...aldatılan baban öfkesini seninle besledi.

Ölmeden önce seni dokunarak görebilseydim..

Ah dünya, dünya!

Kim başımıza gelenler için bundan beteri olmaz diyebilir !

Kim var orada?

Zavallı deli Tom. Nereye gidiyorsun arkadaş?

- Bir dilenci mi? - Evet efendim. Dilenci ve kaçık.

Haklı olsa gerek, yoksa beceremezdi dilenmeyi.

Ben dün geceki fırtınada böyle bir adam gördüm de...

...insan toprak kurdundan başka bir şey değilmiş diye düşündüm.

Sonra, oğlum Edgar geldi aklıma.

O zamanlar pek dost değildim onunla.

Sonra neler öğrendim.

- Tanrı korusun sizi efendim! - Çıplak adam mı?

- Evet, efendim. - Bundan böyle, bana o yol gösterecek.

Zmanımızın yarası bu, körlere deliler yol gösteriyor.

Dover'a yolunu biliyor musun?

Hem de nasıl. Geçitlerini, yaya yollarını hep bilirim.

Alack, efendim, o delidir.

'Zaman çılgınlık, çılgınların körlüğe yol açtığı zaman.

Ona sahip olduğum en iyi pareleyi getireceğim. Gelmeyecek.

Sirrah!

- Çıplak adam! - Zavallı Tom donuyor.

Tanrıı gözlerinizi korusun, kan içindeler.

Dover'a giden yolu biliyor musun?

Hemde nasıl, geçitleri, kapıları,

...at ve yaya yollarını hep bilirim.

- İşte... - Tanrılar seni korusun, efendim!

Al şu keseyi.

Göklerin, saldığı vedalar,

...seni öylesine ezmiş ki, bahtın her zillesini...

...sineye çekiyorsun.

Tanrılar sizde öyle yapın!

Bu ölçüsüzlük ortadan kalksın,

...herkes gerektiği kadarını elde edebilsin.

- Dover'i biliyor musun? - Evet, efendimiz.

Orada bir kayalık vardır. Yüksek ve sarkık tepesi sınırladığı denize dehşetle bakar.

Beni onun tam tepesine götürsen, yoksulluğumu üzerimdeki çok değerli bir şeyle gidermeye çalışırım.

Ondan sonra da bana yol göstermene gerek kalmayacak.

Ver elini.

Zavallı Tom seni yönetecek.

Zavallı Tom. Zavallı Tom.

Evime hoşgeldiniz, efendim.

Doğrusu, uysal kocamın bizi yolda karşılamamasına hayret ettim.

- Efendiniz, nerede? - İçerde efendim, ama kendilerini çok değişmiş buldum.

Karaya çıkan ordulardan bahsettim güldü, sizin yolda olduğunuz söyledim, ne yapalım dedi.

Cevabının ''Daha kötüsü."

Gloucester'ın ihanetinden, oğlunun sadakat ve hizmetinden...

...bahsettiğimde, bana budala dedi. Herşeyi alt üst ettiğimi söyledi.

Öyleyse yapılacak bir şey yok.

Ruhuna sinen korkaklık elini kolunu bağlamış.

Karşı koyması gereken hareketleri anlamazlıktan geliyor.

Yolda konuştuklarımız gerçekleşebilir, Edmund.

Siz şimdi hemen kardeşimin yanına dönün. Adamlarını toplayıp, kuvvetlerinin başına geçin.

Bu sadık adamım aramızda postalık eder.

Sizde kendi yararınıza her fedakarlığı göze alırsanız eğer, sevgili hanımınızdan haber gelir belki.

Alın bunu. Söz istemem. Eğin başınızı.

Bu öpücük, eğer dili olsa,

...bütün cesaretini çoşturup göklere şahlandırır.

- Hadi yolun açık olsun. - Ölüm saflarında bile kalbim sizinledir.

Güle, güle benim sevgili Gloucester'im!

Ne erkek. Tanrım, erkekten erkeğe ne kadar fark var.

Kadınlık, bütün nimetleriyle kulun kölen olsun senin.

- Hanımefendi, dük hazretleri. - Bir zamanlar değer verirdin bana.

Ah Goneril, sert rüzgarların yüzünüze savurduğu toz toprak kadar bile değerin yok senin.

- Senin düzeninden korkuyorum. - Bırak bu saçma sapan lafları.

Hele yaptıklarınız? Evlat gibi değil de kudurmuş kaplanlar gibi davrandınız.

Bir baba, zarif yaşlı bir adamı,

...vahşice, alçakça deli ettiniz.

Eğer gökler, görünür ruhları adaletli ise,

...bu aşağılık suçları evcilleştirmek için hızla aşağı gönder, gelin.

İnsanlık, kendi başına, derinin canavarları gibi avı icra etmelidir.

Süt-karaciğerli adam, bu bir yanak darbeler için yanıyor, yanlışlar içinde bir kafa!

Nerede davullar? Fransa kralı ülkemizde at oynatıyor,

...sen fazilet budalası ukala,

...kılını bile kıpırdatmıyorsun. Niçin böyle yapıyor diye yakınıp duruyorsun.

Kendine bir bak, şeytan!

İblise öz olan bu çarpıklık, kadında böyle iğrenç oluyor.

- Boş kafalı aptal! - Sen değişti, kendine kaplanmış şey!

Şu ellerim, damarlarında kaynayan kanı alet etmek yakışsaydı bana...

...kemiklerini çatır, çatır kırar, onları parça parça ederdim.

Birde, erkekleştin böyle birdenbire!

Haber var, efendimiz. Cornwall Dükü öldü, efendimiz.

Gloucester'ın diğer gözünü çıkaracağı sırada, uşağı tarafından öldürüldü.

- Gloucester'ın, gözleri mi? - Yetiştirdiği bir hizmetçi,

...merhamet ederek efendisinin bu hareketine karşı gelmek istedi...

...kılıcını çekti, Dük'te gazab gelerek üzerine saldırdı,

...ama bu arada aldığı yarayla öldü efendim.

Ey adil tanrılar, yeryüzünde işlenen cinayetlerin,

...hemen intikamını almanız varlığınızın şaşmaz kanıtıdır.

Zavallı Gloucester! İki gözünüde mi kaybetti?

İkisini de efendim.

Bu mektup kardeşinizden madam, hemen cevap istiyor.

Bu hiçte fena bir haber sayılmaz.

Ama şimdi kardeşim, dul kaldı. Benim sevgili Gloucester'ım da onun yanında.

Hayalimde kurduğum o yapı bir anda üstüme yıkılabilir.

Haber o kadar da acı sayılmaz.

Okuyup, cevaplayacağım.

Gözlerini çıkarırlarken oğlu neredeydi?

- Hanımımla buraya geliyor. - Ama, şimdi burada değil.

- Evet efendim dönüyor, yolda rastladım. - Haberi var mı bu vahşetten?

Var efendim. Zaten babasını o ele verdi.

Verecekleri cezadan rahat hareket edebilmeleri için de evden ayrıldı.

Hadi gel dostum. Daha bildiğin ne varsa anlat.

İşte..eksikliği!

Neden, şu anda bile kızgın deniz gibi çılgınca karşılandı, yüksek sesle.

...şarkılar söylendi,

Rütbe, tütsü ve yabani otlarla taçlandırıldı,

...baldıran otu, ısırgan, guguklu-çiçek, darnel ve mısırımızda yetişen tüm yabani otlar.

İnsanın yaslı duyusunu geri kazanmada bilgeliği, ne olabilir?

Söylentiler var madam. Bizim doğal olarak bilemediğimiz.

Yüzyıl geçse de.

Yüksek büyümüş alanın her dönümünü araştır, ve onu gözümün önüne getir.

- Kardeşimin kuvvetleri harekete geçti mi? - Geçti, efendim.

- Kendisi başlarında mı? - Evet efendim ama epey güç oldu bu.

Kız kardeşiniz muhakkak daha iyi bir asker.

- Lord Edmund, efendinle görüşmedi mi evde? - Görüşmedi, efendim.

Kardeşim neden mektup yazdı ona acaba?

- Bilmiyorum, efendim. - Edmund'un acele gidişi önemli olsa gerek.

Gloucester, gözleri oyulduktan sonra bırakılmamalı öldürülmeliydi, hata oldu bu.

Nereye gitse herkesi bizim aleyhimize çeviriyor.

Edmund, babasının ızdırabına acıyarak...

...onun karanlık içindeki dünyasına son vermeye gitti.

Gidip onu bulmam mektubu vermem gerek, efendim.

Edmund'a neden mektup yazıyor acaba? İstediğini sen söyleyemez miydin ona?

Bilmediğim bazı şeyler var, ver mektubu açayım.

Sevgimi kazanırsın...

- Çok fazla...mektubu. - Aman efendim, bunu yapmak nasıl..

Hanımın, kocasını sevmiyor, biliyorum.

Geçen gün Edmun'a sevgi dolu bakıyordu.

- Hanımın her sırrını sana açar değil mi? - Bana mı, efendim?

Ne dediğimi biliyorum ben. Senden sır saklamaz, eminim.

Onun için sana tavsiyem, bu mektubu al. Kocam öldü benim.

Edmund ve ben... anlaştık.

Hanımından ziyade bana uygun o. Artık gerisini sen çıkar.

Öyleyse, bana iyi davran.

O hain körden haber alırsan, unutma, onu gebertecek olan lutuf ve teveccühlerimizi kazanacaktır.

Bir rastlarsam ona efendim!

- Hangi tarafa hizmet ettiğimi görürsünüz o zaman. - Size iyi şanslar.

O kayalığın tepesine ne zaman varacağız?

İşte tırmanıyoruz ya, bakın. Ne kadar zorluk çekiyoruz.

- Yer bana düz gibi geliyor. - Son derece dik.

- Denizin uğultusunu işitiyor musunuz? - Hayır, gerçekten.

Demek gözlerinizin acısı, öteki duygularınızı da zayıflatıyor.

- Yani, herhalde öyle olacak. - Haydi efendim.

İşte geldik efendim.

Hala ayaktayız.

Ne kadar korkutucu ve baş döndürücü.

...gözlerini bu kadar alçaltmak!

Uçurumun yarı yerine uçuşan kargalar,

...mayıs böcekleri kadar ufalmış.

Kayaların ortasında bir adam sarkmış rezine topluyor...

...ancak bir insan başı kadar büyük, korkunç zenaat!

Sahilde dolaşan balıkçılar farelere benziyor.

Kumsaldaki balıkçılar,

...fareler gibi görünüyor.

Uzaklarda demirli büyük gemi sandalı kadar,

...sandal da ancak zorla seçilebilen bir şamandra kadar küçük.

Boğuk gürültüler nerde,

...sahildeki çakılları döven dalgaların sesi...

...bu kadar yüksekten duyulmuyor.

Beni durduğun yere götür.

Elinizi verin bana.

Şimdi tam uçurumun kenarındasın.

Al dostum, fakir bir adamın almasına değer bir mücevher.

Sen uzaklaş buradan. Bana veda et. Uzaklaştığını duyayım.

- Tanrı'ya emanet olun, efendim. - Tüm kalbimle.

Neden böyle önemsemiyorum ki, onun çaresizliği onu iyileştirmek için yapılıyor.

Ey güçlü tanrılar!

Bu dünyadan vazgeçiyorum artık,

...ve huzurunuzda tevekkülle ızdırabımı üzerimden silkip atıyorum.

Daha uzun süre dayanabilseydim,

...ve karşı konmaz iradenize isyan etmeyip bu acılara katlansaydım...

...şu hayat mantığının titrek ışığı kendi kendine sönünceye kadar beklerdim.

Oğlum Edgar yaşıyorsa, onu koruyun!

Haydi arkadaş, elveda.

Gittim, efendim. Veda.

Hey, siz bayım! Arkadaş! İşitmiyor musun, konuşsana!

Konuş! Yine de canlanıyor.

- Neyin var efendim? - Uzaklaş ve ölmeme izin ver.

Tüyden, kıldan başka herhangi bir şey,

...bu kadar yüksekten düşünce yumurta gibi paramparça olurdu.

Dikine düştüğün yerin yükseklik, uc uca ekle on gemi direğinden daha fazladır.

Yaşaman bir mucize.

- Konuşsana. - Ben, düştüm mü?

Hemde bu tebeşir kayaların korkunç tepesinden düştün.

- Başını kaldır da bir bak. - Gözüm yok ki bakayım.

Zavallılık, kendini ortadan kaldırmaktan da mı mahrum?

Hadi, kalk bakayım.

Bacaklarını hissediyor musun? Ayakta durabiliyorsun, işte.

- Çok iyi, çok iyi. - Harikulade bir şey bu.

Uçurumun tepesinde,

...seni hayattan ayıran şey neydi?

- Zavallı talihsiz bir dilenci. - Aşağıdan baktığımda,

...gözlerinin iki dolunay olduğunu sandım.

Bin tane burnu vardı,

...boynuzlar sanki engin deniz gibi kaynadı ve el salladı.

Şeytan gibiydi.

Bu yüzden, senin mutlu bir baba,

...en seçkin tanrılardan olduğunu düşünüyorum.

Burada senin varlığını korudum.

Şimdi hatırlıyorum.

Bundan sonra endişeleneceğim...

...haykıracağım, "Yeterli, Yeterli" ve öl.

Kimse kılıma dokunamaz benim, dokunamaz.

Kralım ben. Tabiyat sanattan üstündür.

Al paranı asker.

Şu adam yayını postan korkuluğu gibi tutuyor.

Bana bir çamaşırcının bahçesini çiz!

Hayır... hayır...İşte bir fare!

Barış...

Barış.

Bu kızartılmış peynir parçası işini görür senin.

Eldivenim orada!

Dev'e meydan okuyorum.

Nede güzel uçtu, tam da hedefe!

- Parolayı ver! - Tatlı kekik.

- Geç. - Bu ses yabancı gelmiyor bana.

Goneril, ak sakallı!

Bana köpekler gibi yaltaklandılar.

Evet dediğime evet, hayır dediğime hayır derlerdi.

Yağmurlar bana işleyip, rüzgarlar bana çene attırdığı gün,

...gökgürültüleri emirlerime uyup susmayınca, kokularını aldım.

Sözünün eri değiller.

Bana her şeyimsin dediler.

Bu bir yalan!

Yaşlanmaya uygun değilim.

Bu sesi tanıyorum ben, Kral değil mi bu!

Kral ya, tepeden tırnağa kral.

Bu adamın hayatını bağışlıyorum.

Suçun neydi senin, zina mı?

Ölmeyeceksin. Zina'dan ölünür mü, hayır.

Çalıkuşu vermiş kendini buna, küçük yaldızlı kelebekler de çiftleşip duruyorlar.

Çiftleşme alsın yürüsün, Gloucester'ın piç oğlu...

...babasına, kızlarından daha fazla sevgi göstermedi mi?

Hadi şehvet iş başına, bana asker lazım.

Şu gülümseyen kız...

...herşeyi yapmacık, o kıymetli erdem, zevklerin ismini işiterek kafayı sallar.

Ama azmış aygırlar bile,

...zevk'e onun kadar iştahla koşmazlar.

Bellerinden yukarısı tanrılarındır,

...ama aşağısı şeytanın malıdır.

Cehennem ondadır, zulmet ondadır, kükürt kuyuları ondadır

...alev alev, kaynar sular pis kokular...

Hepsi, hepsi,

Pah... Pah!

Eczacıbaşı, bana biraz mis kokusu ver.

Düşüncelerimi temizleyim, al paranı.

- Müsaade edin de şu eli öpeyim! - Dur, önce sileyim.

Elim, mezar kokuyor.

O, tabiatın harap olmuş şaheseri!

Bu harika dünya, günün birinde yok olacak.

- Beni tanıyor musun? - Gözlerini çok iyi hatırlıyorum.

Dostum benimle dalga mı geçiyorsun? Bu mektuba bir bak. Bana nasıl meydan okuyorlar,bir gör.

Bütün harfler güneş olsa, bir tanesini bile göremem.

- Okusana. - Neyle, göz çukurlarımla mı?

Öyle ya. Başında göz yok, çantanda hiç para var mı?

Gözlerin kötü durumda, ışık cüzdanında.

- Yine de dünya da işlerin nasıl yürüdüğünü görüyorsun. - Duygularımla görüyorum.

Çılgın sanatçı gibi mi?

Bir insa, gözleriyle bu dünyanın halini görebilir.

Sen de kulaklarınla gör.

Basit bir hırsızlıktan sonra adaletin nasıl yürüdüğünü görün.

Gel kulağına bir şey söyleyeyim. Şunların yerleri değiştiriver,

...hangisi hakim...

...hangisi hırsız?

Bir çiftlik köpeğini, bir dilenciye havlarken gördün mü hiç?

- Evet, efendim. - Zavallı dilencinin kaçtığını da görmüşündür?

İktidarın heybetli bir timsalini göreceksin.

Makamında, köpeğe itaat gerek.

Lime lime paçavralar her kusuru örter.

Elbiseler ve kürklü mantolar her ayıbı ortaya kor.

Hiç biri rahatsız etmez.

Yok, dedim ya!

Bunu benden al, arkadaşım,

Suçlayanların dudaklarını mühürleyecek güce sahip olan...

...kendine bir cam göz al, dostum.

Ve adi bir politikacı gibi, görmediğin şeyleri görür gibi yap.

Şimdi, şimdi! Şimdi şimdi!

Ayağım, çekin şu çizmelerimi. Daha sert, daha kuvvetli! Yani.

Ben seni çok iyi hatırlıyorum. Adın Gloucester değil mi?.

Hasta olmalısın.

Dünya'ya ağlayarak geliyoruz, biliyorsun.

Havayı ilk kez ciğerlerimize çektiğimiz zaman, ciyak ciyak bağırırız.

Bak sana bir şey söyliyeyim. İşaret!

Tanrım, tanrım!

Doğduğumuz zaman...

ağlarız...

...bu deliler sahnesine çıktığımız için ağlarız.

Doğrusu, güzel bir şaka.

Süvari atlarının ayaklarına çuha sarmak ustalıklı bir at hilesi olur, deniyelim şunu.

O damatlarımı bir bastırdım mı... işte o zaman,

Öldür! Parçala!

Öldür! Öldür!

- Öldür! - Ah, işte burada. Elini tut onun.

Efendim, en sevgili kızınız Cordelia...

Kurtaran yok mu? Ben bir mahkum muyum?

Esir mi düştüm. Fidye mi istenecek?

Bir hekim verin bana, beynimden yaralıyım.

- Her isteğiniz yerine getirilecektir, efendim. - Yardım yok mu? Tek başıma mı kaldım?

Cesurca öleceğim.

Yabanlığını giymiş bir damat gibi.

Neşeli olacağım.

Kralım ben, bunu biliyorsunuz herhalde.?

Siz büyük bir kralsınız. Size itaat ediyoruz.

Demek daha iş işten geçmiş, değil.

Hadi öyleyse, kovalayın yakalayın beni!

- Yakında bir savaş olacakmış, işittiniz mi? - Tabii, herkesin bildiği bir şey.

Müsaadenizle bir şey daha, ötekilerin ordusu yakınlarda mı?

- Çok yakında ve hızla yol alıyor.. - Teşekkür ederim efendim. Hepsi bu.

Ey merhametli Tanrılar, canımı bir an önce alın da...

...o habis ruh beni yeniden ayartıp takdirinizden önce...

...ölüme sürüklemesin, lütfen!

İyi dua ettin Baba. Başınızı sokacak bir yere götüreyim sizi.

Eksik olma evladım!

Tanrılarda bütün nimetlerini bu teşekkürüme katsın.

İşte bu! Başına para konan adam.

Ne talih!

Senin o gözsüz başın, beni mutluluğa...

...kavuşturmak için yaradılmış meğer.

Çekiyorum kılıcımı, seni yok edeceğim.

Hadi vur, o dost kolunu indir bütün gücünle.

Küstah herif,

...kanun dışı edilmiş bir haini nasıl korursun?

- Çekil oradan! Bırak kolunu. - Sakin ol, daha fazla sebep olma.

Bırak köle...

...yoksa gebertirim!

Hayır! Yaşlı adamın yanına yaklaşma.

Uzakta dur, dene istersen hangimiz daha güçlüyüz.

- Seni dümdüz edeceğim. - Defol, pislik!

Dişlerini titret bayım, kötülükler bana sökmez!

Köle, beni öldürdün.

Villain...

Çantamı al.

İstersen bedenimi buraya göm.

Bu mektubu, Gloucester Kontu Edmund'a götür.

Ne zamansız, ölüm...

- Villain öldü. - Ne, o öldü mü?

O öldü. Çok üzgünüm başka çarem yoktu.

Hadi göreliim.

'' Edmund,''

" Birbirimize ettiğimiz yemini unutmayın. Vücudunu ortadan kaldırmak için bol imkan var elinizde.''

" Düşmanların yenik dönerse yapılacak bir şey kalmaz. Çünki o zaman esiri olurum, yatağı da zindanım olur.''

"Emeklerinizin karşılığı olarak onun yerini siz alın."

"Karınız, demeye can atan hürmetkar sevgiliniz, Goneril."

Erdemli kocasının hayatına kastetmiş demek...

...ve onun yerini alacak kişi de, kardeşim Edmund!!

Kral çıldırmış.

Benim aşağılık duygularım ne kadar sert,

...ve büyük üzüntülerimin ustaca duyguları var!

Dikkatim iyice dağıldı.

Öyleyse düşüncelerim kederimden ayrılmalı.

Ver elini, benimle gel baba.

Asil yürekli Kent, iyiliklerinize layik olabilmek için ne yapabilirim?

Hizmetimi bu sözlerle değerlendirmeniz yeter bana.

- Bu yabani otlar, daha kötü saatlerin anılarıdır. - Ama bilinmek için yapılan niyetimi kısaltır.

Yaptığım lütuf, beni bildiğim zaman içinde haklı çıkarsın.

Peki öyle olsun, Lordum.

Majesteleri, kralı uyandıralım mı? Uzun zamandır uyuyor.

Bilginiz neyi gerektiriyorsa yapın.

Hanımefendi. Uyurken ona yeni giysiler giydirdik.

Merak etmeyin hanımefendi, biz onu uyandırırız.

Lütfen, yaklaşın.

Müziği buraya gelsin!

Sevgili babacığım!

Hastalığının merhemi dudaklarımdadır inşallah.

İki kızkardeşim verdiği acı belki biraz yatışır.

Nazik ve Sevgili Prenses!

Babaları bile olmasaydın,

...bu kar beyazı saçların, onları merhamete getirmeliydi.

Bu yüz, sarsıcı rüzgarlara karşı uğrayacak bir yüz müydü?

Düşmanımın köpeği beni ısırmış olsaydı bile,

...ateşimin yanında ona yer verirdim.

Uyanıyor! Konuşun onunla.

Siz konuşun Madam, bu daha uygun olur.

Efendimiz nasıllar? Majesteleri nasıl hissediyorlar?

Beni mezarımdan çıkarmak çok yanlış.

Sen mutlu bir ruhsun, ama ben ateşten bir tekerleğe bağlıyım,

...gözyaşlarım erimiş bir kurşun gibi yakıyor beni.

- Efendim... - Hmm?

Beni tanıyor musunuz?

Ruhsun sen. Ne zaman öldün?

Hala kendinde değil. - Yarı uyanık, biraz rahat bırakalım.

Neredeyim ben? Neredeyim?

Gün ışığı.

Fena halde yanılıyorum herhalde.

Ne diyeceğimi biliyorum. Şu ellerin bile benim olduğunu söyleyemem.

Bakalım.

İğneyi hissediyorum.

Biri bana kim olduğumu söylese, Durumumdan emin olurdum.

Bana bakın efendim,

...ve ellerinizi kaldırıp beni kutsayın.

Hayır efendim, diz çökmemelisiniz.

Alay etmeyin benimle İhtiyar bunağın biriyim ben.

Yaşım da üç aşağı beş yukarı, seksen'i geçmiş,

...ve açıkçası, korkarım aklımda pek başımda değil.

Sizi, bu adamı tanıyacak gibi oluyorum,

...ama emin değilim, aslında bu yerin neresi olduğunu bilmiyorum.

Ve sahip olduğum tüm yetenekler bu giysiler değil.

Alay etmeyin benimle,

için, bir erkek olduğum gibi,

Bence bu bayan kızım, Cordelia.

Evet benim, baba.

Ağlama, ağlama. Zehrin varsa ver içeyim!

Ağlama, sana dua ediyorum.

Biliyorum beni sevmezsin, hatırladığım kadarıyla...

...kız kardeşlerin bana kötülük etti.

Sen olsaydın ortada bir sebep var derdim. Onların hiçbir sebebi yok.

Hiç bir sebep yok baba, sebebi yok.

- Fransa'da mıyım ben? - Kendi krallığınızda, efendim.

- Eğlenmeyin benimle. - İçiniz rahat olsun, efendim.

Sayıklamalarınızın şiddeti pek kalmadı, ancak hafızasından silinen o zaman boşluğu üzerinde durması tehlikelidir.

Majesteleri, birkaç adım atmaz mısınız acaba.

Rica ediyorum sizden,

...unutun...bağışlayın.

Ben yaşlandım artık, bunadım.

Bakıldığı zaman, krallığın güçleri yaklaşıyor.

Anlaşma kanlı olacak gibi.

İyi şanslar efendim.

Bu günkü savaşla birlikte, iyi ya da kötü benim de dönemim iyice belli olacak.

Dük'ün amacının ne olduğunu öğrendiniz mi?

Tereddütler içinde bocalıyor, içi rahat değil.

Bana kesin kararını getir, sevindir.

- Kardeşimin adamının başına muhakkak, bir şey gelmiş olmalı. - Öyle olacak, efendim.

Şimdi... sevgili Lordum,

...daima iyiliğinizi istediğimi bilirsiniz.

Onun için söyleyin bana, ama hiçbir şeyi gizlemeden.

- Kızkardeşimi seviyorsunuz değil mi? - Şerefli bir sevgiyle, efendim.

Yasak olan hiç bir yerini almadınız değil mi?

Bunlar kuruntu efendim, kuruntu.

Bilmem, korkuyorum, sakın koynuna falan,

...girmiş olmayın.

Asla, şerefimle temin ederim sizi.

Buna asla tahammül edemem, Sevgili lordum...

...ona asla yaklaşma.

Korkmayın, şüphe etmeyin.

Muharebeyi bille kaybetmeye razıyım, yeter ki kardeşim onu benden ayırmasın.

Çok sevgili kız kardeşimiz, iyi ki varsınız, efendim.

Duyduğuma göre...

...Kral, kızının yanındaymış. Sert idaremizin isyana sürüklediği kimseler de onlara katılmış.

Ortada şerefli bir dava olmadıkça, canla, başla dövüşemem ben.

Bu yüzden, Fransa'nın topraklarımızı işgal etmesi bize dokunuyor,

Kral'ı, cesaretlendirmeyelim. En korktuğum, insanların haklı ve ağır davalarla karşı karşıya gelmesi.

Efendim, asil konuşuyorsunuz.

- Sebep nedir? - Düşmana karşı tekrar, bir araya gelmek.

Ülke içindeki özel davranışlar, burada söz konusu değil.

O zaman, toplanalım da savaşta ne yapacağımızı kararlaştıralım.

Hemen çadırınıza geliyorum, efendim.

Bizimle gelmiyor musun, kardeşim?

Hayır.

Gelsen iyi olur. Bizimle gel dua et.

Kafanda ne tasarladığını çok iyi biliyorum.

Geleceğim.

Eğer, zavallı biriyle konuşursanız, bir kelime söylememe müsaade buyurun.

Ne istiyorsun? Konuşun.

Muharebeye girmeden önce şu mektubu okuyun.

Muzaffer dönerseniz, mektubu getireni borular çaldırarak, çağırtın er meydanına.

Kılığım, kıyafetim göstermiyorsa da...

...yazılı olanları ispat edecek, bir Cenk'çi çıkartabilirim ortaya.

Dur gitme!. Mektubu okuyana kadar kal.

Yasak ettiler bunu bana, sonra gelirim,

...çağırtın beni gene çıkarım ortaya.

Neden, gidiyorsun. Okuyacağım mektubunu.

- Acele etmek gerek. - Gereğini yerine getiririz elbet.

İki kardeşe de yeminle bağlandım.

Her biri, diğerini kıskanıyor.

Hangisini alsam acaba?

İkisini de mi?

Yoksa, yalnız birini mi?

Yoksa ikisinden de mi vazgeçeyim?

İkisi de sağ kaldıkça, hiçbiri benim olamaz.

Şimdilik kocasının saygınlığından yararlanalım da...

...savaş bitince ondan kurtulmak isterse, onu ortadan kaldıracak çareyi de o bulsun.

Lear ve Cordelia'yı affetmek niyetine gelince,

Hele savaş bir bitsin, elime bir geçsinler,

...affedilmek nasıl olurmuş görürüz o zaman.

İşte, baba,

Bu ağacın gölgesinde durun.

Eğer tekrar yanynıza dönersem, size rahatlık getireceğim.

Lütuf, seninle efendim!

Doğru olanın gelişebilmesi için, dua et.

Kaçalım ihtiyar! Ver elini bana. Uzaklaşalım!

Kral Lear yenildi, kızıyla beraber esir düştü.

- Bana elini ver. Haydi. - Hiç bir yere kımıldamam, insan pekala burada da çürüyebilir.

Ne, yine mi kara düşüncelere saptın?

İnsanlar bu dünyadan göçüp gitmeye de katlanmalıdır.

Tıpkı bu diyara gelişlerine katlandıkları gibi.

Olgunluk her şeydir.

Bana elini ver, hadi!

Bu çok doğru.

Birkaç subay götürsün bunları, haklarında bir hüküm verilinceye kadar hapsedilsinler.

İyilik yolunda haksızlığa uğrayan ilk insan biz değiliz tabi.

Ama beni ezen, sana edilen zulümdür, baba.

Yoksa, talihimin acı cilvesine karşı koymayı bilirim ben.

O kızları, o kardeşleri görmeyecek miyiz?

Hayır, hayır, hayır, hayır!

Gel Cordelia, hapse gidelim.

Orada, başbaşa verir kafesteki kuşlar gibi şarkılar söyleriz.

Sen hayır duamı istediğin zaman...

...ben dize gelir, af dilerim, Böylece yaşar gideriz.

Şarkılar söyler, birbirimize ...

...geçmiş günlerin masallarını anlatırız.

Yaldızlı kelebekleri seyredip gönül eğlendiririz.

Zavallı haydutlar mahkeme haberlerinden bahsediyor,

...onlarla konuşacağım.

Kim kaybeder ve kim kazanır, kim içerde, kim dışarıda,

...bazı şeylerin gizemini üstleniriz,

...sanki biz Tanrı'nın casusuymuşuz gibi.

Götürün onları.

Böyle kurbanlar için Cordelia'cığım...

...tanrılar bile tütsü yakar.

Kavuştuk artık değil mi?

Bizi ayırmak isteyenler,

..göklerden meşaleler alsınlar da, zindanımızı dumana boğup tilkiler gibi çıkarsınlar bizi.

Sil gözlerinin yaşını.

Gel.

Buraya bak Yüzbaşı.

Dinle. Al bu notu.

Onlarla birlikte hapishaneye git. Bir üst rütbeye çıkarıyorum, seni.

O kağıtta yazılanları yerine getirirsen, geleceğin parlaktır.

Tartışma götürmez, ya yapacağım dersin, ya da bahtını başka kapılarda ararsın.

Yapacağım, efendim.

Ben bir araba çizemem, ya da kuru yulaf yiyemem.

Bu benim işim, yapacağım.

Efendim, yiğit bir soydan geldiğinizi gösterdiniz bugün.

Talihte yardımını esirgemedi.

Bu günkü çarpışmada rakibimiz olanları esir ettiniz.

Onları bize teslim etmenizi istiyoruz.

İhtiyar ve zavallı kral'ı,

...muhafızlarımın nezaretinde bir yere kapamayı uygun buldum.

Kraliçe'yi de beraber gönderdim aynı sebeplerden...

...mahkemede göreceksiniz.

İzin verin, efendim.

Bu savaşta biz sizi buyruğumuz olarak tanıyoruz, kardeşimiz olarak değil.

Ya o şerefi ona biz verirsek.

Böyle ileri geri sözler etmeden önce bizim de fikrimizi almanız gerektiğini sanıyorum.

Ordularımıza o kumanda etti. Benim adıma hareket eden,

...mevkilerimi kullanan kişi, elbette kardeşlik mertebesine yükselebilir.

Dur biraz, o kadar ateşlenme!

Onu yücelten kendi değeridir, senin bahşettiğin ünvanlar yetkiler değil.

Bütün haklarımı eline verince, en yüksek kişilerle bile boy ölçüşebilir.

Hele bir de kocanız olursa, başı göklere değer.

Latife yollu sözler çoğu kez doğru çıkar.

Holla, holla! Sana küstah göründüğünü söyledim.

Bayan...

Kendimi pek iyi hissetmiyorum, yoksa kinle taşan kabimi boşaltır, hakettiğin cevabı verirdim sana.

Kumandanım, bütün askerlerim,

...esirlerim, malım mülküm senin olsun.

Dilediğin gibi kullan onları, beni de.

Dünya şahidim olsun ki...

...seni burada...

...efendim ve kocam olarak ilan ediyorum.

- Onu elde ettiğini mi sanıyorsun? - Olmaz demek, senin elinde değil.

- Senin de elinde değil, efendim. - Elimde kanı bozuk herif, elimde.

Söyle davulları çalsınlar, bütün hak ve imanlarımın senin olduğunu ilan etsinler.

Acele etmeyin, dinleyin beni.

Edmund, seni devlete ihanet suçuyla tutukluyorum.

...bu yaldızlı yılanı da aynı suçla itham ediyorum.

Sana gelince sevgili baldızım,

Davanı, karımın menfaatini gözeterek reddediyorum.

Çünki, bu bey'e nişanlıdır o.

Bende kocası sıfatıyla, senin evlenmene itiraz ediyorum.

Birinci Perde!

Dövüşe hazırsın Gloucester, borular çalsın.

Bu iğrenç, cinayetlerini, ihanetini, yüzüne çarpacak kimse çıkmazsa ortaya,

...kendim yapacağım.

- Fena oluyorum... - Olmasaydın, zehre güvenim kalmazdı.

Bana hain diyecek bir varsa bu eğer dünyada alçakça yalan söylüyor demektir.

Çaldırın boruları. Karşıma kim çıkacak olursa olsun...

...şerefli biri olduğumu sonuna kadar ispata hazırım. - Bir tellal çağırın!

- Büsbütün fenalaşıyorum. - O iyi değil. Onu çadırıma götürün.

Haber verin, borular çalsın. Şunu ilan et.

" Ordu saflarında, Gloucester adıyla anılan Edmund'un, türlü ihanetleri olduğunu ispat edecek...''

''...doğuştan asil, veya mevki sahibi bir kimse varsa, üçüncü boruda çıksın ortaya.''

" Edmund, kendini müdafaa'ya hazır.''

Çal, trompetin üçüncü sesi herkes tarafından duyulsun.

Tekrar çal!

Tekrar!

Sor bakalım ne istiyor, niçin ortaya çıkıyor.

Sen kimsin?

Adın, sanın nedir, bu daveti niçin kabul ediyorsun?

Adım, sanım yok benim.

İhanet içimi kemirip, kuruttu.

Ama karşısına çıktığım rakip kadar soyluyum.

Kimdir bu rakip?

Gloucester Kontu, Edmund adına kim konuşacak?

Kendisi. Söyle ne istiyorsun?

Bir alçak bir hainsin sen...

...tanrılarına ihanet ettin,

...kardeşine, babana ihanet ettin.

Hayır yalan dersen eğer,

Geri dön ve bu sebepleri at kafandan.

Bu kılıcım, bu yalanlara anında cevap verecek.

Seni sonsuza dek dinlendirecek. Çalsın borular!

Dur, yapma!

Bu bir tertiptir, Gloucester.

Savaş yasalarına göre, adı sanı bilinmeyen bir rakibin davetini kabul etmen gerekmezdi.

Sen yenilmedin, aldattılar seni tuzağa düşürdüler.

Sen, herhangi birinden daha kötüsün oku yaptığın kötülükleri.

Şirret kadın! Oku yırtma.

Okusam ne çıkar? Kanun ferman benimdir, senin değil ki.

Kim hesap sorabilir benden?

Canavar! Biliyorsun kimin yazdığını değil mi?

Ne bildiğimi sorma bana.

Peşini bırakmayın, yalnız kalmasın.

Bana yüklediğin suçların hepsini işledim,

...hepsini, hatta fazlasını da.

Ama zaman çıkarır bunları ortaya. Yalnız, olmuş, bitmiş şeyler bunlar. Tıpkı benim gibi.

Sana kan olarak yakınım, Edmund.

Adım Edgar...

...babanın oğlu, Edgar.

Tanrılar adildir,

...zevk yolunda işlediğimiz günahları başımıza bela ederler.

Bu doğru.

İşte bak, çark devrini tamamladı, ve beni olduğum yere getirdi.

Nerede saklandınız? Babanın sefil olduğunu, nasıl anladın?

Ona bakıcı olarak, efendim.

Kısaca anlat yaptıklarını

Başıma konan bu kanlı kaçış suçlaması...

...bana bir deli'nin paçavrasına dönüşmeyi öğretti,

...ve bu alışkanlık içinde, babamla tanıştım.

Onun kanayan yaralarıyla, değerli taşları kayboldu.

Onun rehberi oldum, onu yönlendirdim, ona yalvardım, onu umutsuzluktan kurtardım.

Asla...suçlu değildi!

Silahlandım, kısa süre içinde kendimi ona açıkladım.

Onun nimetini rica ettim, ve inancımı ilk önce ona anlattım,

...ama yumuşak kalbi,

...ne yazık ki çatışmayı desteklemek için çok zayıftı.

Sevinç ve keder,

...patlama,

...gülümseyerek.

Bu hikayen beni etkiledi, ve muhtemelen bana iyi geldi.

Daha fazlası varsa, daha da acıklısı, varsa içinde tut.

Büyük yaygara koparken, oraya bir adam geldi.

Bir zamanlar benim mülkümde kem gözü olanların,

...kim olduğunu bulmak boynumun borcu oldu,

...ve cenneti patlatırken haykırdı, onu babamın üstüne attı.

Lear'ın en acıklı hikâyesini ve kulağın duyabileceği herşeyi anlattı.

- Ama bu kimdi? - Kent, efendim, sürgündeki Kent.

- Yardım, yardım! Yardım edin! - O kanlı bıçak ne anlama geliyor?

Bu kanlı bıçağı, kalbinden çıkardım, efendim!

O öldü!

- Kim öldü? Konuş dostum. - Karınız efendim, hanımefendi!

Kızkardeşini de zehirlemiş, kendi söyledi.

İkisiyle de sözlüydüm.. Şimdi üçümüz de birdenbire evleniverdik.

İşte, Kent geliyor efendim.

Ölü olsun canlı olsun, bedenleri üretir.

Bu o mu?

Efendim kral'a iyi geceler demeye geldim. Burada değil mi?

Söyle, Edmund. Kral ve Cordelia nerede?

Bunları görüyor musun, Kent?

Neden böyle oldu?

Yine de Edmund, seviliyordu.

Hayatım boyu eleştirildim.

Tabiyatıma aykırı da gelse, ölmeden önce bir iyilikte bulunmak istiyorum.

Hemen, şatoya bir adam gönderin!

Lear ve Cordelia'yı öldürmeleri için yazılı emir verdim.

- Hadi durmayın! - Koş koş! Çabuk!

- Kim gidecek efendim? - Emri geri aldığına dair bir belge ver!

Yüzbaşıya gidip, kılıcımı verin.

Tanrılar, onları korusun.

Howl!

Howl!

Howl!

Howl...

Taş yürekli insanlarsınız, hepiniz!

Sizin dilleriniz, sizin gözleriniz bende olsaydı,

Öyle ağlar, öyle inlerdin ki göklerin kubbesi çatır çatır çatlardı.

Gitti, kızım sonsuza dek gitti.

Ben, bir kimsenin yaşayıp, yaşamadığını anlarım.

Öldü diyorum size, toprak gibi.

Bir ayna verin bana.

Eğer nefesi aynayı buğularsa yaşıyor demektir.

- Kıyamet günü mü bu? - Yoksa o korkunç günün bir öncesi mi?

- Düş ve dur! - Tüy kımıldıyor, öyleyse yaşıyor!

Eğer gerçekse bu,

...bütün çektiklerim karşılanmış olur.

- İyi yürekli, efendim! - Rica ederim, çekilin.

- Asil yürekli efendimiz, Kent doğru söylüyor. - Tanrılar cezanızı versin katiller, hainler sizi!

Onu kurtarabilirdim ben.

Ama sonsuza dek kaybettim.

Cordelia...

Cordelia...

Biraz daha kal... Bir şey mi dedin?

Ne güzel bir sesi vardı, okşayıcı, tatlı, yumuşak,

...kadında mükemmel bir şey.

Seni asan o köleyi geberttim ben.

- 'Bu doğru, öldürdü onu'. - Yapmadım mı dostum?

Bir zamanlar kılıcımı çektim mi,

...karşımdakini tir tir titretirdim.

Ama yaşlandım artık, acılar bitirdi beni.

Sen kimsin? Gözlerim iyi görmüyor. Birazdan söyle bana.

Kader sevdiği ve nefret ettiği iki kişiyi bir arada görmek isterse eğer, işte burada.

Bu çok sıkıcı bir manzara.

Sen, Kent değil misin?

Evet efendimiz, hizmetkarınız Kent. Hizmetkarın Caius nerede?

Oh, o iyi bir adam, sana diyorum.

O hızlıca vuracak.

O öldü ve çürüdü.

- Hayır, iyi lordum. Ben iyi adamım... - Bunu göreceğim.

İlk farkınızdan ve çürüme yüzünden hüzünlü adımları izlediniz.

- Rica ederim. - Başka adam yok.

Hepsi neşesiz, karanlık ve ölümcül.

Büyük kızlarınız, kendilerinden vazgeçtiler,

...ve umutsuzca öldüler.

Bence de öyle.

Onun ne dediğini bilmiyoruz, ama sunumumuz boşuna.

Faydasız.

Edmund, lordum, öldü.

Bu ne rahatlık...

...büyük çürüme gelebilir.

Biz bütün iktidarı yaşadığı müddetçe yaşlı kralımızın eline bırakıyoruz.

Mutlak gücümüzdür.

Bütün dostlarımız erdemlerinin mükafatını görecek,

..ve tüm düşmanlarımız hak ettiği cezayı çekecektir. Bakın, bunu yapalım!

Soytarımı astılar!

Hayır... hayır... hayat yok!

Neden bir köpek, bir at,

...bir sıçan, yaşasında...

...sende bir nefescik bile olmasın?

Seni görmeyeceğim artık.

Asla...

Asla...

Asla...

Asla...

Asla...

Rica ederim, şu düğmeyi çözün.

Teşekkürler efendim. Bunu görüyor musun? Ona bakın.

Dudaklarına, bakın!

Bakın!

Bakın...

- Kendini kaybetti! Lordum, lordum! - Parçalan yüreğim, ne olur parçalan!

- Bakın, lordum. - Ruhuna eziyet etmeyin, bırakın göçsün.

Bu taş yürekli dünyanın azap döşeğinde onu daha da kıvrandırmak, ruhuna eziyettir.

Gerçekten gitti.

Ruh arkadaslarım, bu aleme sizler hükmediyorsunuz,

...ve kanlı devlet sürüyor.

Pek yakında, uzun bir yolculuğa çıkacağım efendim.

Efendim çağırıyor, hayır diyemem.

Bu kederli günlerin yüküne...

...katlanmak gerek.

Konuşacaksak eğer, hiisettiklerimizi söyleyelim...

...gerekenleri değil.

En fazla çekenimiz, en yaşlımız o.

Biz gençler,

...ne böyle acılar göreceğiz,

...ne de böyle uzun bir ömür.

Çeviri: Turgay Alparslan

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.