Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
Bak Vero...
Zarif adam geldi.
Merhaba.
Frankfurt'taydım.
Hemen geri döndüm.
Valensiya'ya uçak yoktu...
...sadece Madrid'e gece uçuşu vardı...
...ben de Paris'e uçtum.
Trenle başka havaalanına gidip Barselona'ya uçtum...
...oradan taksiye atlayıp nihayet arabamla buraya geldim.
Phileas Fogg gibi dünyayı turlamışsın.
Niye bu kadar uğraştın?
Çünkü sana bir şey demem gerek.
Karımı çok seviyorum...
...ama seni de seviyorum.
Yedi yıl inşaat mühendisliği okudum.
Her şeyi en ince detayına kadar planlamak isterim.
O yüzden yüksek binalarda uzmanlaştım, en mantıklı...
...ve en kesin planlı binalar.
Yani kontrolü kaybettim dersem ciddiyimdir...
...bar tuvaletinde bir yabancıyla seviştim.
Mücadele sürüyor! Sol, defansta!
Önce sağ sonra sol yapıyor! Basket atmak üzere!
Aferin!
Hadi Sol, okul vakti.
Şunu tutar mısın?
Buraya gel.
En sonunda çikolataya başvurdum.
İstemez misin? Öpücük vermiyor musun?
Tamam, hadi gidelim.
Alabilir miyim?
Sağ ol. - Martina!
Görüşürüz.
Ee? Beğendin mi?
- Neyi? - Odayı.
- Evet. Çok beğendim. - Sevindim.
Hep Sol'la Oscar'ın fotoğrafları var.
Aileden kimse yok, büyükanne büyükbaba falan...
Ailesini ziyarete nasıl götürecekti?
Ya senin ailene?
Annenle babana?
Erkek kardeşin var mı?
Hayır, erkek kardeşim yok.
- İyi misin? - Evet, evet.
Onun eşyalarını atayım mı yoksa kalsın mı?
Benim için fark etmez. - Yok.
Herhalde kendime başka yer bakarım, böyle...
İyi bir fikir değil. - Hayır, dinle Martina...
Kalmanı istiyorum.
Yanımda olman bana iyi gelir.
Hem Sol da seni seviyor.
Erkek arkadaşın da bazen kalmak isterse sorun değil.
Erkek arkadaşım yok.
Neden taktığımı bilmiyorum.
Beni terk etti.
Sigara almaya çıktı bir daha gelmedi. Her zamanki hikaye.
Niye gitti ki?
Başka bir kadının cazibesine kapılmış.
Bağımlılık gibi bir şey.
Neden? Seks hayatınız iyi değil miydi?
İyiydi.
En azından bence iyiydi.
Böyle konularda objektif olmak zor.
Aynı insanla sekiz yıl aynı şekilde sevişince...
Yani rutin oldu demiyorum, tutku hep vardı ama...
- Anlıyorum. - Ben ne anlarım ki?
Belki başkasıyla yatmalıydın. Değil mi?
Hayır. Ona âşıktım.
Ee?
Seksten bahsediyorum, kaçamak yani.
Senden başkasını ilgilendirmez.
Nefes almak kadar doğal bir şey.
Sadece tensel bir şey, bedensel yakınlaşma.
Seks tamamen içgüdüseldir. - Bilemiyorum...
Ne? Tabii ki içgüdüseldir.
Hem bir şey daha diyeyim...
...iyi bir sikiş, kötü bir günü iyi bir gün yapar.
Orası doğru.
Benim çok kaçamağım oldu.
Ama sabah yanında uyanmak istediğim tek kişi vardı...
...Oscar.
Odayı boyamaya ne dersin?
Bu odayı mı?
İyi bir kaçamak gibi olmaz ama gününü değiştirebilir.
- Bence olur. - Tamam.
Hadi bakalım.
Pirinç toplayan kadın!
Birlikte takılalım!
İkinizin işi bitince sırada ben varım!
Bu gece pirincin yanında sosis var!
Ne yapıyorsun?
Nereye gidiyorsun?
Merhaba.
Gelsene tatlım.
Tatlı mı istiyorsun?
Sıraya girelim mi dediniz?
Kapında herkesi sıraya dizmedin mi?
Kasaba panayırında bilet kessen alırız!
Panayırı niye bekleyelim ki? Niye şimdi yapmayalım?
- Geri çekilin. - Bozuldun mu?
Ama bir şartım var.
Tatlımı kendim seçerim.
Yapma, bırak beni!
Kes sesini yoksa koparırım.
Dur, dur!
Bana kaltak demeye devam edecek misin?
Duyamadım. - Hayır, demeyeceğim, hayır!
Veronica, galiba bu akşam kalmayacağım.
- Bir sorun mu var? - Hayır, kalamam işte.
- Sonra yine gel o zaman. - Tabii.
Deli misin sen Alex?
Oscar'ın çocuğu var mı diye bakmanın neresi delilik?
Ne çocuğu?
Kaç yaşında?
Altı yaşında bir kız.
Altı yaşında bir kız mı?
Ne güzel.
Yani sana çocuğu aldır dediğinde...
...o kadından kızı vardı.
Anne, Oscar demedi, ikimiz de...
...doğru zaman olmadığına karar vermiştik.
Seninle doğru zaman değildi ama onunla doğru zamanmış.
Blanca lütfen...
Bir şey bilmek istiyorum. Veronica bu konuda ne düşünüyor?
Hangi konuda?
Mesela Oscar'ın evli olması konusunda?
Sorun değildi.
Ya senin kürtajın, çektiğin acı?
Bilmiyorum.
- Bilmiyor musun? - Bilmiyorum.
Ona kim olduğumu söylemedim.
Anlamadım?
Çünkü bazı yanıtlar istiyorum!
Ne gibi?
Kaç kere yaptılar, orgazm oldular mı...
...bebek yapmaya nasıl karar verdiler gibi mi?
Blanca, onu rahat bırak.
Kötü bir durum zaten. - Hayır, hayır.
O zaman kendini kandırmayı bıraksın.
Pisliğin tekiyle evli olmak başka bir şey...
...ki ben bu konuda uzmanımdır...
...gözünü açmayı reddetmek bambaşka bir şey.
Albufera'ya gittiğini ve bir kızı olduğunu bilmiyordu.
Kovulduğunu da...
- Ne demek "kovuldu"? - Darmadağınık evindeki...
...kutulardan birinden bildirim mektubu çıktı.
Temizlik yaparken gördüm, beş yıl önce gelmiş.
Beş yıl mı?
Olamaz.
Oscar, her gün işe giderdi.
Tatlım, o kadını unut.
Oscar'ı da unut. İşi olup olmaması önemli değil.
Hepsini unut gitsin, artık hayatından çıktı bunlar.
Ne yapacaksın? - Hiç bilmiyorum.
- Bu kızı ne yapacaksın? - Hiç bilmiyorum.
Teyzesi mi olacaksın, arkadaşı mı, dadısı mı?
Ya o kadın? Kadına tokadı patlatmak mı istiyorsun?
Yoksa dava mı açacaksın? - Hayır, hiçbirini istemiyorum.
Ee?
Şey...
Şey...
Oraya geri dönmem.
Aynen.
Burada kalacağım. Kendi hayatımı yaşayacağım.
Bağımsız bir kadın olacağım, harika şeyler yaşayacağım.
Hem de çok. Ne de olsa Valensiya'nın...
...en yüksek binasını sattık kızım!
Tamam mı? - Tamam.
Kadeh kaldıralım.
Kadeh kaldıralım mı? - Kaldıralım.
Alex'in hayatına.
Hadi bakalım.
Ada, güneşlenmek istemez misin?
Bikini izi kadar rahatsız edici bir şey yok.
Kızının hayatı hakkında bir kitap yazıyorsun.
Yazmıyorum tabii. Kafan karışmasın lütfen.
Kızım hakkında değil.
Bir kadın hakkında bir kurgu. - Kurgu?
Çifte yaşam süren bir koca ölüyor.
Ya sonra?
Dur tahmin edeyim.
Öteki kadından bir kızı var. - Henüz belli değil.
Daha karar vermedim.
Ona yaptığın onca saçmalıktan sonra...
...ona bunu anlatmayı nasıl unutursun?
Aslında...
...geçen yıllar bana gençlerin fikirlerini...
...nasıl tutkuyla savunduğunu unutturmuş.
Lafı nereye getireceksin?
Çok yıkıcı bir şey, bir bakirenin ilk orgazmı gibi.
Bu romanda yardımına ihtiyacım var.
Alex'in hayatı hakkında kitap yazmana yardım etmeyeceğim.
- Bakire misin? - Konu ne şimdi?
Seks.
Konu seks.
Oscar?
Alo, Krueger, nasılsın? Yola çıkamadım.
- Alo? - Bir dakika bekle Krueger.
Sesin kesiliyor. - Ne zaman toplantı yapabiliriz?
- Evet, haftaya yapabiliriz. - Orada mısın?
Krueger?
Duyuyor musun? - Toplantı... Ne zaman?
Fiber hattın yok değil mi?
Krueger, sesim geliyor mu?
Veronica, burada hiç çekmiyor.
Krueger.
- Fran. - Yolculuk nasıldı?
Baksana bir iyiliğe ihtiyacım var.
Tabii, konu ne?
Biraz karışık bir mesele, aramızda kalsın.
Ee?
Almanlarla temasa geçmen gerek.
Frankfurt'ta değilim.
Frankfurt'ta değilsen hangi cehennemdesin?
Albufera'dayım.
Albufera...
Yine mi?
Biliyorum, biliyorum.
Onları arayıp Brezilya'da orman almalarını söyle.
Brezilya, Norveç ve Gabon, unutma Fran.
Gabon.
Yarın New York borsası kapanmadan sat ve...
Bir de pirinç. Şikago açılır açılmaz yükselt.
- Oscar? Oscar? - Tamamdır.
Tamamdır, sonra ararım. - Oscar senin neyin var?
Sonra anlatırım.
Ne iş yapıyorsun?
Alım satım işte.
Ama sinyal çekmeyen bu güzel yere...
...çalışmak için gelmedin, değil mi?
Aslına bakarsan hayır.
Wifi olmayan bir yerde ne yapıyorsun?
Nasılsın?
Kusura bakma aramadım, ne diyeceğimi bilemedim.
Hâlâ şoktayım. - Ben de.
Lizbon rehberini getirdim.
Senin ve Oscar'ın işaretlediği her yere gittik.
Fran, onda bir terslik hissettin mi?
Hiçbir gariplik hissetmedin mi?
Seninle uzun zamandır arkadaşız.
Birlikte çok yere gittik.
Noel'de ve Noel arifesinde...
Beş yıl boyunca kocamın kovulduğunu bana söylemek...
...hiç mi aklına gelmedi?
Özür dilerim.
Ne oldu?
Büyük bir hata yaptı...
...büyük bir yatırımda sorun çıktı...
...her şey çöpe gitti.
Düzeltebileceğini sandı. Belki o yüzden sana söylemedi.
Benzer bir iş bulmak istemiştir veya...
...seni endişelendirmek istememiştir.
Ne düşündüğümü bilmek ister misin?
İnsanı bir tek hata yüzünden kovmazlar.
Beş yıldır işe bir gün bile gitmediği için kovmuşlardır.
Çünkü hep sevgilisinin yanındaydı.
Sen de biliyordun, ona yardım ettin ve bana yalan söyledin!
Doğru mu değil mi Fran?
Albufera'da sevgilisi olduğunu biliyor muydun?
Sence Oscar beni sevdi mi?
Evet.
Seni sevdi. - Ya o kadını?
Onu sevdi mi?
Onu da sevdi.
Arkadaşım olduğunu sanıyordum.
Ama piçin tekiymişsin.
Alex, sana o yalan söyledi ben değil!
Ben sana hiç yalan söylemedim!
Arabamla o kadının arabasına çarptım.
Öylece karşısına çıksaydım beni deli sanırdı.
Ben de kaza numarası yaptım.
Yerel kuşları araştıran bir biyolog olduğumu söyledim.
Bana oda kiralamasını istedim.
Oscar'dan başkalarıyla da yatmam gerektiğini söyledi.
Bilmiyorum... Tanrım, ne yapıyorum ben?
Kafam yaralandı ve boynum zedelendi.
Muhtemelen ilaca ihtiyacım var.
Kendini kandırmayı bırakmalı.
...bir kızı olduğunu...
...Albufera'ya gittiğini...
Ortam güzel.
- Küçük kasaba panayırı. - Özür dilerim.
Merhaba'
Tanıştırayım, bu Oscar. Oscar, Conrado.
Ne içiyorsunuz? Ben ısmarlıyorum.
- Casalla içeriz. - Tamam yedi tane Casalla.
Onunla oynamalısın.
Ama dikkat et çok iyiyimdir.
Evet efendim, işte böyle!
Zararı yok.
Bu Vicent.
Bana sarılsana dostum.
Merhaba Llum, bana da sarıl.
Nasılsın?
Herkese iyi akşamlar.
Oscar ne yaptı?
Başlarda her hafta Frankfurt'a gidiyordu.
Sonra burada internetten çalışmayı denedi.
Ama yürümedi. Sonunda işi bıraktı.
İşi bıraktı. Neden bıraktı peki?
Bunlar varken sen her hafta Frankfurt'a gider miydin?
İşi bırakıp komşulara muhasebecilik yapmaya başladı.
Ne güzel işin var.
Hoşuma gitti.
Gidip kim olduğuna bakayım.
Seni rahatsız ediyorsa bunları alabilirim.
Ne güzel sürpriz. Bunu neye borçluyuz?
Hiç, buralardaydım. Biri cep telefonuma...
...video yolladı ben de sana göstereyim dedim.
Girebilir miyim? - Tabii.
Tatlımı ben seçerim.
Bunun için gelmene gerek yoktu.
- Sana iyilik ediyorum. - Sağ ol.
Bu çocuğun ailesi dava açmak istiyor.
Bana karşı mı? Neden?
Adam yaralama.
Çocuk kan kaybediyor. Sikinden.
Çocuk mu?
Bana hakaret eden herif çocuk falan değildi.
Bana orospu dedi.
Reşit değil, biliyorsun. - Şimdi de çocuk oldu!
Çıkarıp sikini sallayan...
...tatlı ye diyen herif, çocuk mu yani?
Sorun bu değil. Sorun şu...
Sorun insanların kafalarındaki kalıplara uymayan herkesi...
...yargılayıp aşağılayabileceğini sanmaları.
Bir de sikini sallayıp sana orospu demeleri.
Neden? Çünkü kendilerini senden iyi sanırlar.
Onlara ne lazım biliyor musun?
Boktan ahlakları yüzünden kendilerini üstün sanıyorlar...
...taşaklarından asacaksın ki kendilerine gelecekler.
Haksız mıyım? - Her şeyini kaybedersin!
- Öyle mi? - Gidip özür dilemen lazım.
- Dilemem. - Özür dilemen gerek.
Veronica, hakkında yedi tane suç duyurusu var.
Sence hakim buna ne der?
Sen hapse girersen Sol'a ne olacak?
Ona söyledin mi?
Yani Oscar'ın...
Ona söyledin mi?
Daha söyleyemedim.
Vero, anlamadığımı sanıyorsun.
Ama ben de aynı şeyleri yaşadım.
Dinle, her şey yoluna girecek.
Duydun mu?
Sen ve ben iyi olacağız.
İyiden de öte hatta.
Artık bir ev arkadaşım var.
Adı Martina.
Ördekleri araştırıyor.
Cidden mi?
Sizi tanıştırayım.
Martina!
Martina, biraz gelsene! - Geliyorum.
Martina.
Bu Conrado, Albufera Şerifi.
Martina da bir biyolog.
Biyolog öyle mi?
Kuş araştırmaları için burada benimle kalıyor.
Evet.
Memnun oldum Martina.
Tamam. Bir şey lazım olursa karakola gel.
Teşekkürler.
Ben seni geçireyim.
Güzel bir gün.
Evet.
- Ben fotoğraf çekeceğim. - Tamam.
Ne düşündüğünü biliyorum.
Cumartesi akşam filmi gibi...
...ama emin ol deli değilim.
Sırrını saklamamı istiyorsun.
Bunu neden yapıyorsun?
Çünkü senden alamadığım bazı yanıtlara ihtiyacım var.
Sor o zaman.
Veronica'yla kocam arasında uzun zamandır bir ilişki olduğunu...
...ve uzun zamandır burada kaldığını biliyor muydun?
Evet, biliyordum.
Sana önemli gelmedi mi?
Bana baştan söylemen gerekmez miydi?
İlgisiz göründü.
Acı çekmeni istemedim.
Ne?
Cep telefonundaki fotoğrafları göreceğimi bilmeliydin.
Şimdi kuşlar hakkında kitaplar alıp numara yapıyorum.
Sırf evliliğim yalan mıydı...
...o kadınla daha mı mutluydu öğrenmek için.
Beni dinle lütfen.
Bak, şöyle yapacağız...
Cevapları bulmana...
...yardım edeceğim.
Ama benimle bir yere gelmen gerek.
Yas terapisine.
Ama...
Böyle şeyler herkesin başına geliyor.
Kuş kitaplarına 500 avro harcadım.
Onları okuyorum.
Kuşları sevmem bile.
Ama okudukça sevmeye başladım.
Kendime şunu soruyorum acaba sevişmeyi de...
...hiç sevmemiş olabilir miyim?
Belki Oscar sevdiği için yapıyordum.
Belki de seviyordum ama hep onun istediği gibi yaptım...
...belki de hiç istemedim.
Kendime böyle saçma sapan sorular soruyorum...
...ve kendime katlanamıyorum.
Bence Oscar da bunları yaşamıştır.
O da bu duruma gelmiş olmalı.
Hangi duruma?
Kontrolünü kaybettiğin duruma.
En iyisi de senin onlara...
...hiçbir dediklerini anlamadığını söyleyince...
...yüzlerinin haliydi.
Bir de dartta beni üç kere yenince benim yüzümün hali.
- Şuna bak. - Evet, neyse boş ver.
Sana yenisini vereyim.
Bu nasıl?
Teşekkürler.
Birbirinizi uzun zamandır mı tanıyorsunuz?
Kimi?
- O iri yarı taşralıyı. - Vicent mi?
Vicent, evet.
Seni öperek teşekkür eden adam.
Bu arada çok hoştu. - Çocukluktan beri tanıyorum.
Bir ara birlikteydik.
Sahiden mi?
Anlamıştım. - Conrado'yla da birlikte olmuştuk.
Ama Conrado'yla çok uzun zaman önce birlikteydik.
Şerifle mi?
Fena değil.
Neden?
- Yok bir şey. Onu sevdim. - Gerçekten mi?
- İyi adam. - Öyle mi?
Yanında olmasını isteyeceğin tiplerden.
Su?
Hayır.
Sormamam gerek biliyorum ama...
Doğru olur mu bilmiyorum ama bir şey sormam gerek.
Ne soracaksın?
Hâlâ balıkçıyla, şerifle, ötekilerle yatıyor musun?
Şey, evet.
Arada oluyor.
Çok adam var mı?
Biraz.
İleri gidiyorum ama biraz garip.
Tamam. Biraz acayip gelebilir.
Ama sence de Avrupa'nın bir ucundan kalkıp...
...uçakla, trenle, arabayla...
...buraya gelmek garip değil mi? Bana bak.
Bir tek şey soracağım.
Âşık mısın?
Balıkçıya, şerife, bana?
Hayır.
Biraz dışarı çıkacağım.
Düşünmem lazım.
Tamam.
Belki de ne yaptığımı bilmiyorumdur.
Hayır, ne yaptığımı bilmiyorum.
Sahiplenmek bana göre değildir.
Âşık olursam...
...her şeyi ardında bırakıp benimle yaşaman için olmam.
Yanımda olmanı seviyorum.
Sen de burada kalmak istiyorsan tabii.
Hepsi bu.
Ama eğer seni üzüyorsa...
Eğer...
Eğer bunu kaldıramayacaksan...
Böyle olmasını istemem.
Affedersin, kötü bir zamanda geldin, toplantım var.
Öyle mi?
Kiminle?
İnanmayacaksın ama çok özel, seksi...
...zeki ve heyecan verici bir kadınla.
Öylelerinden çok var.
Onu nasıl tanıyacaksın?
Menekşe rengi, ipek külot giyeceğini söyledi.
Sen öyle giyinmiş olabilir misin?
Hayır, aslında şimdi hatırlayamadım...
...külot giymiş miydim acaba?
İyi etmişsin.
10 dermatologdan dokuzu...
...iç çamaşırı giymemeyi öneriyor, biliyor muydun?
Kan dolaşımını bozduğunu söylüyorlar.
Devam et, gider o.
Katia, biraz dışarı gelebilir misin?
Sorun ne tatlım?
Fran'la konuştum, her şeyi biliyormuş.
- Neyi? - Oscar'la Veronica'yı.
Şerif de biliyormuş. Ben hariç herkes biliyormuş.
Onun arkadaşıydı.
Sana nasıl söylerdi?
Sen de arkadaşısın, sen de mi biliyordun?
Doğruyu söyle Katia çünkü eninde sonunda öğrenirim.
Bak Alex...
Onları bir kez görmüştüm.
Ama beş altı yıl önceydi, sahilde köpek gezdiriyorlardı.
İş arkadaşım demişti.
Sen de inandın mı?
Kim iş arkadaşı ve köpekle sahilde gezer ki?
Aptal değilim, inanmadım.
Sonra sorduğumda önemsiz bir şey dedi.
Kontrol altında dedi. Bir gecelik bir şey sandım.
- Tabii canım. - İnsanlar düzüşür Alex.
Çok mu önemli? Sen de rahatlamak için sikişiyorsun.
- Senin fikrin ne patron? - Ne?
Senin fikrin ne dedim!
Bilmiyorum, belki...
Bence evli insanların ufak tefek kaçamakları olur.
- Karına soralım o zaman! - Beni karıştırma.
Benim ilgim yok. - Sen de mi biliyordun?
Bu ne ya, iki yüzlüler kulübü mü?
Önüne gelenle yatmayan tek salak ben miyim?
Saçmalamayı kes!
Böyle işlere karışmamak da evlilikleri kurtarır.
Aranızda böyle bir anlaşma olmadığını ne bileyim?
Bilip bilmediğini ne bileyim? Ne yapabilirdim?
Benimle konuşabilirdin Katia.
Onunla değil.
Benimle.
Bunu altı yıl önce bitirebilirdin.
Onun intihar etmesine engel olabilirdik belki.
Alex.
Alex!
Alex!
Tatlım, sorun ne?
Sol?
Ne oldu Sol? Sol, ne oldu?
Sorun ne tatlım? Geçti, geçti.
Çocuğun biri babamın öldüğünü söyledi.
Kim dedi bunu?
Büyük çocuklardan biri.
Okul bahçesinde.
Sarışındı, saçları kızlarınki gibiydi.
Babamın intihar ettiğini söyledi.
Yok bir şey canım.
Yok bir şey hayatım.
Bazen insanlar...
...her şeyden yorulurlar.
Neden yorulurlar?
Şey...
...yürüyüşe çıkmaktan...
...şeyden...
...güneşin batmasından...
...hatta nefes almaktan.
Yani her şeyden yorulurlar işte.
Belki babana da böyle olmuştur.
Yorulduysa neden yatmamış?
Haklısın tatlım.
Öyle yapmalıydı.
Ama...
Ben yorulmayacağım, sen de yorulmayacaksın, tamam mı?
Hayır. Bize böyle olmayacak.
Ne kadar koşsak da ne kadar çalışsak da yorulmayacağız.
Gülümseyeceğiz.
Sorunlar karşısında güleceğiz.
Gülümse bakayım.
İstediğin gibi gülümse. İşte böyle.
Merak etme canım.
Çünkü hep yanında olacağım.
Tamam mı?
Babamı cennetten çıkarabilir miyiz?
Hayır canım.
Çıkaramayız.
Buraya gel.
Ben hep yanında olacağım.
Hep yanında olacağım.
Akıl her şeyi kontrol etmek ister.
Açıklama ister.
Ama bazı şeyler akılla olmaz...
...yürekle olur.
Acının üstesinden gelmek için acı çekersin.
Yani kontrolü kaybedersin.
Kontrol bir tuzaktır.
Kontrol, korkudan başka bir şey değildir.
Ama korku içindeysen hayatını yarım yaşarsın.
Hayatını yarım hissedersin...
...yarım seversin...
...yarım acı çekersin...
Acı, sevgi, mutluluk, perişanlık ve trajedi...
...hepsi hayatın parçasıdır.
Hissetmek yaşamaktır.
O küçük bir kız.
Daha altı yaşında.
Babasının intihar ettiğini söyledin ona!
Hislere izin vermeliyiz, iyi de olsa kötü de olsa.
Hisler açığa çıkmalı, bizi tetiklemeli...
...ama bize hükmetmemeli.
Akışına bırakırsak...
...geçer giderler.
Sonra yine özgür oluruz.
Özür dilerim.
Hiçbiri senin suçun değil.
Özür dilerim.
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.