Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
English
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
Bir şey mi oldu karım?
Benim seninle konuşmak istediğim bir şey var da.
Müsait miydin diye sormadan da girdim kusura bakma.
Sana hep müsaitim ben.
Olur mu öyle şey?
Biz çıkıyorduk zaten.
Bu iş bende.
Neyim arayışım senin?
Halil ben kendimi hiç iyi hissetmiyorum.
Hemen geç otur ben bir doktoru arayayım.
Yok dur dur.
Öyle doktorluk bir şey değil bu.
Ya?
Ben yemek yiyemiyorum.
Yani insanın canı hiç mi bir şey çekmez?
Ya ben bebeğimizi yeterince besleyemezsem?
Ben iyi bir anne olamayacak mıyım acaba?
Şşşş.
O ne demek?
Sen var ya dünyanın en güzel annesi olacaksın.
İştahsızlığın normal karım.
Doktor söylemedi mi sana?
Sen de duydun.
Hamilelikte bunlar çok normal şeylermiş.
Ayakta çok kaldın.
Üzme böyle kendini bak.
Ayrıca üstüne işte stres, bu düşünceler falan normal bunlar.
Güven bana aşermeye başlayacaksın en kısa sürede.
O zaman ben de can atacağım senin istediğin şeyleri sana getirmek için.
İnşallah bulunması zor şeyler istemem.
Sen de ki Hindistan cevizini Hindistan'dan getir.
Giderim Hindistan'a.
Sen oradan ceviz alır getir.
Ben de onu diyorum ya işte.
İnşallah uzaktaki bir şey istemem de sen de benden uzağa gitmezsin.
Çok özlerim ben seni.
Ben senin için böyle terşeyi yaparım.
Alo Hakan.
Evet evet.
Ben itfaiye şefiyle görüştüm bugün.
Gerekli sunaklar tutulmuş.
Evet.
Yarın da rapor çıkınca görürüz ne olduğunu.
Oldu hadi görüşürüz hadi.
Hadi.
Canım.
Nereye gittin öyle apar topar?
Canımın içi.
Hamilesin.
Stresten uzak durman lazım.
Ben sana şimdi nasıl fabrika yandı?
Halil her şeyini kaybetmek üzere değil mi?
Halil'le konuşmaya mı gittin?
Ne dedi Halil oğlum?
Durumu anlatabildin mi?
Bize borç verecek mi?
Yok Halil'le konuşamadım.
Fabrikada çok acil bir iş çıktı.
Ona gitmek zorunda kaldım.
O Halil çok koçak biri.
Arkadaşını zor durumda bırakmaz.
Bence de.
Halil bize yardım eder.
Öyledir.
Keşke bu başına gelen dertlerin bir sonu olsa artık.
Bu arada yine ev sahibi aradı.
Bir an önce karar verin dedi.
Acil paraya ihtiyacı varmış.
Tamam.
Sen merak etme.
Ben adamla konuştum.
Bize söylemeden satmayacak evi.
Söz verdi.
Canımı yorma gelen kızım.
Başımızın borasını bulacak.
Nasılsa bu ev alacak?
İnşallah kıymetenden.
İnşallah.
Ben bir yukarı çıkayım.
Tamam mı?
Geliyorum birazdan.
Hepize mutfaat edelim.
Tamam.
Bak karım.
Asla reddedemeyeceğim bir menüyle geliyorum.
Karnıyarık.
Pilav.
Yanına da mis gibi naneli cacık.
Nasıl?
Tamam bir tane daha var.
Bunu reddedemeyeceksin karım.
Bak seni şöyle serçe parmağın gibi alın.
Böyle sarılmış zeytinyağını sarma.
Üstüne yoğurt.
Bir de böyle salçalı acı sos.
Yok Halil ya.
Biz acaba boşuna mı çabalıyoruz canım?
Çekmiyor hiçbirini.
Hatta isimlerini duyunca bile midem bir çuhaf oluyor böyle.
Zeynep tamam sakin ol.
Öyle hemen pes etmek vazgeçmek yok.
Bulacağız.
Canının çekeceği bir şey bulacağım ben sana.
Şimdi ufaklık.
Hadi sen bir şey öner.
Bak annenin canının çektiği bir şey söyle bana.
Sen yardımcı ol.
Böyle durmak olmuyor bu işler.
Patates kızartması mı o?
Güzel abi.
Afiyet olsun.
Yani kendi gelmeden kokusunu nasıl aldın?
İşte burnum iyice hassaslaştı benim.
Çok uzaktaki kokuları bile alabiliyorum.
Patates kızartmasını seviyorsun diye yaptırdım.
Gerçekten hiç canım istemiyor.
Şımarıklık olsun diye de yapmıyorum.
Gerçekten kokuları çok rahatsız ediyor beni.
Mesela şu an bu patatesin piştiği yiyen kokusu böyle böyle burnuma çarpıyor sanki.
Halil yok.
Bir denesen yemeği.
Yok Halil istemiyorum.
Nasıl oluyor yani?
Şimdi onu anlamaya çalışıyorum karım.
Patates kapının arkasında sen kokusunu alıyorsun.
Şöyle anlatayım ben sana.
Perfüm sıktın mı bugün?
Turunç kilbazlı ada çayı.
Sedir ağacı.
Biraz da sandal ağacı.
İçindekiler mi?
Hı.
Bir bakayım.
Bir daha söylesene.
Turunç kilbazlı ada çayı.
Evet.
Sedir ağacı.
Evet.
Hafif de sandal ağacı.
Vallahi var.
İçeriğini bildin de.
Alamadığın bazı kokular var.
Allah Allah.
Buldum.
Açılıyor sen.
Hı.
Doğru.
Ama yine de eksik bir şey var.
senin koku.
Ne?
Bu koku.
Tanıştığımız günden beri hep aynı kokuyor.
Ve bebek gibi.
Her kokladığımda içime siniyor.
Öyle.
tarif edemiyorum onu sana.
Mükemmel beyiz.
Ayrıca senin bu
yeme mevzunu çözeceğiz.
Yarın doktora gidişe.
Sandövümüz var.
Ona sorarız.
Bize bir öneri de bulunur.
Tamam.
Ama en azından şu patatesten bir deneyelim.
Hı?
Tamam.
Gel.
Tamam.
Allah Allah! Halil!
Halil! Uyan uyan!
Mantar kavurması!
Ne oluyor?
Ben sonunda canımın çektiği bir şey buldum.
Mantar kavurması.
Ay düşündükçe bile ağzım sulanıyor.
Sonunda yavrumuzu besleyebileceğim.
Dur! Allah!
Sana var ya en güzel mantar kavurmasını yedireceğim.
Ya Cemil, Yeşilpınar'daki en iyi mantarları topla, çiftliğe getir.
Hadi.
Ay içim rahatladı resmen.
Siz rahatladıysanız, ben de rahatlarım.
Gel buraya.
Günaydın benim güzel karım.
Günaydın.
Eren'im nerede kaldı acaba?
Kayfat diye inmeyecek mi?
Çay buz kimin oldu?
Eren erkenden kalkıp çiftliğe gitti.
Halil'le konuşmaya, bu borç konusunu.
İnşallah bir an önce alırız bu evi.
İnşallah.
Ev sahibi arıyor yine.
Alo?
Merhaba Sermi Hanım.
Eve bir alıcı çıktı.
Eğer müsaitseniz evi gezip görmek isterler.
Siz niye evi şu anda başkalarına gösteriyorsunuz ki?
Belki biz de alabilirdik.
Zaman istemiştik sizden.
Bu yaptığınız çok yanlış.
Eren Bey, parayı toparlayamamış.
Ev boşaltmak, yeni bir yere taşınmak için zaman istedi benden.
Ben de anlayışla karşıladım.
Ama alıcılar da evi görmek istiyor tabii şimdi.
Siz de beni anlarsanız sevinirim.
Tamam.
Haklısınız, kusura bakmayın.
O zaman biz müsaitiz.
İstediğiniz zaman gelin görün.
Tepdül'ün şaştı gelin kız.
Hayırdır?
Eren ev sahibinin ev alamayacağımızı söylemiş.
Taşınmak için zaman istemiş sadece.
Şimdi de bir alıcı çıkmış.
Evi görmek istiyor.
Ben al.
Ne diyorsun sana kızım?
Olmaz öyle şey.
Acaba bizimki parayı istedi de Halil'i vermedi mi?
Halil'in böyle bir şey yapacağını hiç zannetmiyorum.
Neyse Eren gelsin de öğreniriz işin aslına aslarına.
Günaydın herkese.
Günaydın.
Günaydın.
Eee?
Halil'i oğlum nerede gelmeyecek mi?
Eren geldi.
Çalışma odasına geçti onlar.
Oo uzun sürer onların işi.
Yeni sevki hatlar falan var.
Onları ayarlayacaklar.
Biz başlayalım.
Kızım Cemil'in getirdiği mantarlardan sana kavurma yaptım.
Biraz sonra Merve getirecek.
Ay.
Ben Ömer'e gebe iken.
Canım gay bayması istedim.
Bul bulabilirsen.
Ben Zeynep'e hamileyken turşu yiyordum.
Hatırlıyor musunuz Yürüteş'im?
Sorma.
Ya Ömer diyordu ki sana tezgahı getirsem kurtulamayacağım.
O kadar yiyordum yani.
Konu bir şekilde bebeğe geliyor.
Doktoru arayalım.
Bebeğimiz olabilecek mi öğrenelim ne dersin?
Tabii ki öğrenelim canım.
Ben o doktoru herkesten duydum biliyor musun?
Baya işin ehli biriymiş.
Hemen kliniği arayıp bugün için randevu isteyeceğim.
Tamam.
Nasıl güzel bir şey oldu bu kavurma.
Tam ağzına like.
Anne elindeydi ya ondan.
Hadi ye.
Anneciğim ellerin derti görmesin.
Merve sen de çok sağ ol ablacığım ama.
Aa.
Niye kızım içinde beğenmediğin istemediğin bir şey varsa söyle bana ben tekrar yaparım.
Yok yok öyle değil.
Ben de hepinize çok zahmet verdim ya özür dilerim ama.
Ama bu kültür mantarı.
Evet.
Benim canım kanlıca mantarı çekmiş aslında.
Ben şimdi anladım.
Aa.
Ha sen babanın topladığı mantarlardan istiyorsun.
Ömer onu ta nerelerden gidip toplardı.
Ha o işte.
Hani böyle sürüncü renkli etli etli.
Babam çok özel bir mantar derdi.
Ay.
Ay be kızım.
Bu mevsimde bulunmaz ki o.
Ama.
İmparator mantarının mevsimiymiş.
Hem de kuzu göbeğiyle tirmit de var.
Ay yok kuzum sağ ol.
Canım kanlıca mantarından başka bir şey çekmiyor.
Ama olmaz ki Zeynep böyle aç açına.
Senin bir şeyler yemen lazım.
Hem kendin için.
Bebek aç kalmasın sen güçsüz kalma.
Şuradan peynir göreyim.
Zeytin de çok seversin.
O zaman zeytin ye biraz.
Şuradan böreği uzatabilir misin?
Zeynep bak peynirli.
Seversin yavrum sen.
Al bakayım.
Ay anneciğim yok.
Ben canım istemiyor.
Yumurta verseydim.
Yok anne.
Ben bir yürüyüş yapayım en iyisi.
Kızım öyle aç aç olmaz ki.
Ferhat Bey.
Hiç mi canım bir şey çekmedi?
Belki temiz hava iştah mı açar?
Kanlıca'yı da nereden buluruz ki şimdi?
Kanlıca.
Tamam Serdar.
Görüşürüz.
Tamam teşekkürler.
Yapacak bir şey yok.
Sigorta şirketine geri adım attıramadım Halil.
Dosyada fabrikayı senin yaptırdığına dair bir ifade olunca bir şey yapamıyorlarmış.
Ne yapacağız bilmiyorum Halil.
Bu durumda para falan alamayız biz.
Serdar ne dedi?
Serdar da tetikte yani haklı adam.
Bu anlaşmalardaki tazminat bedelleri öyle böyle değil yani.
Ve çok açık.
Eğer bu yangın meselesine senin dahilin olmadığını ispatlayabilirsek
o zaman sigorta zararı da karşılar paramızı da geri alabiliriz.
Ama ispatlayamazsak
İşte o zaman ikimizin de serveti bunu ödemeye yetmeyebilir dede.
Muzaffer amcanın
saplantılı kızı uğruna elimizi bir iki tarafı keskin bıçağa tutuşturdu.
Anlayacağın durum bu.
Gel.
Halil.
Ya bu Koray'ı aramaya devam ediyoruz ama
adam sırra kadem bastı.
Zaten bir tane hayırlı haber gelmez.
Yani büyük ihtimal İstanbul'a kaçtı.
Polis peşinde.
Bizim çocuklar da arıyor.
Bana bakın.
Bu oğlandan kimsenin haberi olmayacak.
Özellikle Selma ile Zeynep.
Onlar iki can taşıyorlar.
Stres sıkıntı onlardan uzak kalacak bu dönem.
Biz bu meseleyi kendi içimizde bir şekilde halledeceğiz.
Tarık haklısın.
Koray'ı bulup
ifadesini değiştirmeyi ikna edemezsek
çok büyük hoca gireceğiz.
Ben sana söyleyeyim.
Çiftliği ipotek ettirmiştin Halil.
banka ilk onu alır elinden.
Hakan.
O Koray denilen herif
iğne de iğne de girmiş olsa
çıkar oradan getir bana.
birazcık yiyebilsem keşke.
Ya bebeğimle bir şey olursa.
Korktun mu?
Yok.
Uzaklara dalıp gitmişsin güzel karım.
Düşünme diye montunu getirdim.
Teşekkür ederim.
Çok düşüncelisin.
Sen
mantar kavurmasını yemedin mi?
Kültür mantarıydı o.
Yiyemedim.
İnsanları da uğraştırdım
boş şeyle.
E tamam söyle.
Hangi mantarı istiyorsun?
Hemen bulurayım sana.
Çocukken biz babamla
ormanda toplardık.
Bulduğumuzda çok sevinirdim ben.
Böyle yağmur yağdığında
altında turuncu turuncu
parlarlardı.
Ağaçların altında oluyor.
Hani
kanlıca mantarı diyorlar ya.
O işte.
E tamam buluruz.
Kanlıca mantarı.
Yok.
Son zamanlarda yağmur yağmadı.
Babaannem mevsimi değil dedi bir de.
Zor yani.
İmkansız hatta.
Hemen senin uzaklara da
gitmeni istemiyorum.
Ben tek başıma gitmeyeceğim.
Birlikte gideceğiz.
Nereye?
Ormana.
Kanlıca mantarı bulacağız.
Hadi hadi.
İyi de babaannem zor bulmuyor dedi.
Biz de soru başarırız.
Biz de soru başarırız.
Alo ben nereye?
İhtiyaç varsa ben halleneyim.
Kanlıca mantarı bulmaya gideceğiz ormana.
Ben toplardım.
Niye sahmet ettiniz ki?
Ben artık kimseyi uğraştırmak istemiyorum.
Biz arayalım.
Hem yürüyüş yaparım.
İyi gelir bana.
Hadi.
Bir tanem buldum mantar.
Hem de iki tür hangisi oluyor mu bunlar?
Yok Halil bunlar değil.
Hadi ya.
Yani.
Zaten biz genelde fidanlığın arkasına giderdik babamla.
Orada daha çok biterdi.
Fidanlık.
Hı hı.
İyi tamam o zaman.
Dikkat et orulara.
Hayda.
Gel.
Ne yapıyorsun ya?
Dur.
Geçireceğim seni karşıya.
Yok ben kendim geçerim.
Ayrıca ben tarlalara alışığım biliyorsun.
Öyle her engelde senden yardım isteyecek değilim.
Zeynep.
İnadın sırası değil.
Geçelim işte.
Yok.
Kendim geçerim dedim indir.
Aynı şeyimi düşündük.
Galiba aynı şeyi düşündük.
Ama ben bu sefer inat etmeyeceğim.
Çünkü ben artık bir anneyim.
Kendime dikkat etmem lazım.
Hazırım.
Gel o zaman kocanın kollarına.
Sen tabii de anneni tanımıyorsun.
Bilmiyorsun ama.
O dünyanın en keçi, en inatçı insanlarından biri.
Şşş.
Aa.
Dinleme sen evladım babayı.
Annen gerekmedikçe hiçbir zaman inat etmez.
Gerekmedikçe.
Evet.
Göreceğiz.
Karar o versin.
Ben gözlerim sürekli Cemil arıyor.
Gerçekten hoşlanıyor muyum acaba?
Cemil.
Ablamı gördün mü?
Atölyede mi acaba?
Onlar biraz önce Halil Bey'le kalınca mantarı toplamaya gittiler.
Ben de gideyim o zaman.
Ben nerede görsem tanırım o mantarı.
Hem faydam dokunuş.
Eee Merve.
Tek başına gitme.
Ben de geleyim seninle.
Orman yolu pek tekim değildir.
Yoksan gözüm seni örüyor.
Ama yanındayken de kaçmak istiyorum.
Ne oluyor bana?
Yok ben tek gideceğim.
Gerek yok sağ ol.
Orman yolu pek tekim değil Merve.
Seni tek başına gönderemem.
Ben de geleceğim.
Neden kaçıyor benden?
Hoşlanıyor mu hoşlanmıyor mu anlamadım gitti.
İyi tamam gel.
Seni ikna etmekle uğraşamam.
Tamam.
Hadi ile.
Güzel karım.
Bence kuzey tarafına gidelim.
Bak mantar dediğin şey nemli yerlerde büyür.
Kuzey tarafında kesin vardır.
Hadi gidelim oraya.
Yok soldan gitmemiz lazım Halil.
Hem biz babamla hep o taraftan toplardık mantarları.
Niyan'ın hırkası bu.
Belli ki güvenliği atlatıp bu taraftan gitti.
Dur.
Bu hırka üzerindeydi.
Üstündeki hırka koşarken düşmez.
İmkansız.
Belli ki bizi yanıtmak için yaptı.
Tam tahmin ettiğim gibi.
Çamur'da ayak izi var.
Bu tarafa değil bu tarafa gitti.
İyi de hırkasını burada düşünmüş kız.
Belli ki buradan gitti işte.
Hem belki o da güvenliğin ayak izleri.
Nereden biliyorsun ki?
Beni yanıltmana izin vermeyeceğim.
Belli ki bunu da planladınız.
Bu da planın bir parçasıydı.
Yürü bu taraftan gidiyoruz.
Seninle tartışıp vakit kaybedemeyeceğim ben.
Ben bu taraftan gidiyorum.
Tamam.
Sağdan gidelim.
Benim kocam öngörülüdür.
Hem onun lafından çıkmak olmaz.
Maşallah karım benim.
Hamilelik sana çok yaradı biliyor musun?
Ama bak bu sefer durum farklı.
Hem benim karımın canı çok istiyor mantarı.
Hem de babasıyla tecrübesi varmış.
O yüzden senin öngörün bizim kılavuzumuz olsun.
Biliyor musun?
Baba olmak sana bayağı yaradı.
Hem de çok.
Valla?
Valla.
Bir de şu mantarı bulalım.
Daha çok yarayacak babalık bana.
Selma.
Selma.
Hoş geldin.
Hoş buldum da.
Sen iyi misin?
Ev sahibi aradı.
Eve bakmak için bir alıcı gelecekmiş.
Müsait misiniz diye sordu.
Sen ev sahibine eve alamayacağımızı söylemişsin Nerem.
Ne oldu?
Halil borç vermeye kabul etmedi mi?
Yok.
Tam öyle değil.
Bak.
Şimdi sakin ol.
Panik yapma.
Ama fabrikada yangın çıktı.
Ne?
Birine bir şey oldu mu?
Yok.
Can kaybı yok çok şükür.
Herkes iyi.
Ama...
Hasar çok büyük.
Çok.
Sigortadan para da alamıyoruz.
Alıcılarla paralarını geri ödememiz lazım bir şekilde.
Halil...
Çok zor durumda anlayacağım.
Biliyorum burası bizim için çok önemli.
Anlıyorum da.
Ama...
Halil bu durumdayken ondan para isteyemem.
Çok üzüldüm ya.
O kadar emek çaba.
Hepsi boşa mı gitti?
Ben Zeynep'i barıyım da bir geçmiş olsun diyeyim o zaman.
Aşkım...
Çiftliktekilerin haberi yok.
Zeynep hamile ya...
Halil...
Üzülmesini istemiyor.
Doğru ya...
Bu haldeyken bilmemesi daha iyi tabii.
Sen de bana bu yüzden mi söylememiştin?
Öyle.
Merak etme.
Yani...
Bütçemizle uygun bir yer bulacağız biz.
Belki...
Bu kadar büyük olmaz.
Bahçesi de olmaz belki.
Ama...
Yolumuz olacağı kesin.
Yani büyüklüğü bahçesi hiç önemli değil.
Biz hep beraber olalım da...
O bana yeter.
Bana güven.
Her şey yoluna girecek.
Sana söz veriyorum.
Hacı Enek.
Bırak beni.
Ne yapıyorsun?
İyi şuradan.
Bırak Niyan'ı getireceğim.
İspatlayacağım sana işbirlikçi olmadığımı.
Bre şuna direnme.
Gel.
Bırak.
Biz geçmişte ne çok didiştik seninle.
Öyle.
Bazen didişirken kırdık da birbirimizi.
Neyse ki bunların hepsi geçmişte kaldı.
Evet.
Hem biz de çok değiştik.
Mesela artık senden kaçmamı gerektirecek hiçbir şey yok.
Benden hiçbir zaman kaçmana gerek yoktu ki zaten.
Ama bu sefer Doğan'ın arkasına ben atlayacağım.
Dur Halil.
Atlama.
Ya mantar bunun arkasındaysa?
Bakacağım.
Halil atlama sakın.
İstemiyorum ben.
Arkasındaysa da orada kalsın.
İstemiyorum ben artık.
Hem doktor kontrolüne de çok az kaldı.
Aa.
Harbiden saati yaklaşmış.
Gecikmeyin hadi gidelim.
Ama.
Ne oldu kimi arıyorsun?
Okan'ı arayacağım.
Çocuklardan birini göndersin.
Ben atlayamıyorum madem.
Onlardan biri baksın.
İçim rahat etmeyecek.
Okan.
Müsait olanlardan biri.
Ya da sen gelin şu fidanlığın oraya.
Doğanın arkasında mantar varsa onları toplayıp mutfağa götürsünler.
Hadi aslanım kapat.
Oldu.
Bir de unutmadan.
Şu İstanbul'dakileri bir arayayım.
Belki orada hallerde falan vardır.
Bahtiyar.
Hala İstanbul'dasın değil mi kardeşim?
Devrem bak.
Benim karımın canı kanlıca mantarı çekmiş.
Sizin oradaki hallerde vardır.
Selma ablam da Zeynep ablam da hamile.
Çok şanslıyım.
İki hem birden.
Çok güzel bir teyze olacaksın.
Teşekkürler.
Sus bana iyi misin?
İyiyim.
Tamam.
Hadi mantar bulalım.
Geçen gün sosyal medyadan bir arkadaşın beni eklemek istemiş.
Adı Tuğçe.
Sakın kabul edeyim deme.
Yani.
Gıcık yanları çoktur.
Senin iyiliğin için diyorum.
Ama istiyorsan kabul et tabi.
Eee ayıp olur ama kabul etmezsen.
Ya nesi ayıp olacakmış.
Asıl onun yaptığı ayıp.
Tanımıyor bile daha seni.
Ve başına bela almak istiyorsan git kabul et.
Bilmem.
Bilmem.
Bana o kadar gizik gelmedi.
Üstelik tanımıyoruz o daha birbirimizi ama o da zamanlı olur.
Kesin kıskanıyor beni.
Yoksa niye böyle şeyler söylesin?
Kabul edemem zaten.
Çünkü ben seni seviyorum.
Bu ormanda mantar falan yok.
Ben geri dönüyorum.
Sen de dön.
Ya da dönme.
Ben kaçtım.
Artık senin de bana karşı bir şeyler hissettiğine eminim Merve.
Eğer o gün şu kapıyı açmış olsaydın beni yakalayacaktın.
Hangi günden bahsediyorsun?
Hani çiftliğin her yerinde beni aramıştın ya.
Depo kapısının dibine kadar geldin attı ama
içeridekini kedi sesi tanıp gittin.
E tabii benim güzeller güceli karım.
O dönemler benden sürekli kaçtığı için.
Hatta kaçarken yeni yeni stratejiler üretip yeni formüller bulduğu için.
E tabii başımızda beladan kurtulmuyordu.
Sen ne olursa olsun o beladan beni kurtarıyordun ama.
Biliyor musun ufaklık?
Senin baban benim kahraman.
Bundan sonraki hayatımın geri kalan da
hem annenin hem de senin kahraman olarak yaşayacağım.
Sıkma canını, canını iç.
Nasıl sıkmayayım Tekin?
Küçük de olsa anne olma umudum vardı.
Ama o da sönüp gitti işte.
Sönmesin.
Sönmesin bak Allah'tan ümit kesilmez.
Bizi tedavi edecek doktor illa ki çıkacak.
Yok ben de istemiyorum.
Umutlarının tükenmesinden, kalbimin kırılmasından bıktım.
Tedavi falan istemiyorum.
Lütfen kapatalım artık bu konuyu tamam.
Buyurun Zümrüt Hanım.
Sağ ol, elinden sağlık yavrum.
Portakalın tadı çok güzel.
Mavişimle damat da geldi.
Bulabildiniz mi mantar çocuklar?
Ne yaptınız?
Yok.
Henüz bulamadık.
Ama Yeşilpınar'ın dört bir yanına haber saldım.
Özellikle İstanbul'a gidip gelenler.
Bulurlarsa haber verecekler.
Ay vardır çocuğum vardır.
Bilemezsiniz siz.
Ben size bulup getireceğim şimdi.
Ya sen dedin ya mevsimi değildir nereden bulunur diye.
Şimdi sen nereden bulacaksın Zümrüt Hanım?
Geçen Ömer toplamıştı.
Ay bilirsin Ömer mantarı çok sever.
Ay Tülay kızım da bir yapar yani.
Böyle öldürmeden tam kıvamında.
Buzlukta vardır.
Ben gidip getireceğim.
Buzlukta da kalmadı.
Hepsini tükettik.
Yani bir işten anlayan çalışanımız olmuş olsaydı
şimdi mevsiminde toplar buzluğa koymuş olurduk.
Haklısınız.
O çalışan meselesini bir an önce çözeceğim ben.
Böylesi yoruyor sizi.
Ya yorulmakla ilgisi yok Alecim.
O sebeple söylemiyorum.
Ama ihtiyaç oluyor yine de.
Ben güvenilir bir firmayı aradım.
Birini gönderecekler.
Size danışmadım ama.
İyi düşünmüşsün anneciğim.
Sağ olun.
E ne demişler?
Kısmette varsa gelir Hint'ten Yemen'den.
Kısmet de yoksa ne gelir elden?
Eğer o mantarı yemek senin kısmetinde varsa kızım.
Senin ayağına kadar gelir.
Sen içini rahat tut.
Doğru dedin sultan.
Öyle veya böyle sultanım.
O mantar bu eve gelecek.
Bolşan sen işte.
Biz de mantar aradık ama bulamadık.
Cemil.
Şimdi hemen gidiyorsun meyve sebze haline.
Orada A'dan Z'ye kimi bulursan soruyorsun.
Kanlıca mantarı.
Bulup getiriyorsun bak bulmadan gelme.
Başsana iyi bir.
Hadi bakalım aslanım.
Biz de o zaman randevu için hazırlıklarımızı yapalım.
Hadi bakalım.
Merve.
Sen niye kızardın böyle?
Ben mi?
Yok.
Evet Zeynep Hanım.
Altı haftalık hamilesiniz.
Bebeğin kalp atışlarını dinlemek ister misiniz?
Duyabiliyor muyuz öyle?
Kalp atışlarını.
Çok isteriz.
Bu dünyadaki en güzel sensin.
Çok güzel değil.
Bunun tarifi yok.
Peki...
Benim karımın bu dönem iştahsızlığı var.
Yani bir şey yiyemiyor.
Bu durumda endişe etmemizi gerektiren bir şey var mı?
Hiç endişelenecek bir durum yok.
İlk üç ay için çok normal bir süreç.
Zaten ben bugün kullanacağı vitaminleri de yazacağım.
Çok sağ olun doktor hanım.
Bu da bebeğimizin ilk fotoğrafı.
Bebeğimizin ilk fotoğrafı.
Bebeğimiz.
Görüyor musun şunu tatladığını babasın?
Diyen bölüye bakınca çok okunamıyor ama...
Yine de hissettirdiği duygu tarif edilemez.
Daha aklımdan çıkmadan ben senin vitaminlerini alayım.
Doktorun söylediği.
Hemen geleceğim.
Sen şurada...
Ben burada oturuyorum.
Tamam ama kıpırdam.
Kendimi hiç yormuyorum ve seni bekliyorum.
Evet güzel karım.
Aynen öyle.
Neredesin be adam?
Geleceğim dedim yoksun ortada.
Meşgulüm geremem şimdi.
Ne meşgulü?
Ne meşguliyeti?
Çocuğumuz ölüyor.
Gelmen lazım.
Dırdırlanma be.
Asıl senin haberin yok.
Kocan voleyi vurdu voleyi.
Kıda ne gerekiyorsa ettirir ameliyat falan.
Beklesen.
Ne beklemesinden bahsediyorsun?
Ölecek diyorum anlamıyor musun?
Hadi gel.
Vakit yok.
Kapattı.
Senin gibi koca olmaz olsun.
Pardon.
Ben size bir su getireyim mi?
İster misiniz?
Yok sanmıyorum.
Gerek yok.
İsterseniz anlatabilirsiniz bana.
Belki yardım edebileceğim bir şey vardır.
Problem mi?
Ne anlatayım ki?
Çocuğum çok hasta.
Kalbi delik.
Acilen ameliyat olması gerekiyor.
Ama babası yok ortada.
Hayırsızım teki.
Ben ilgileniyorum ama ameliyat olmazsa.
Kusura bakmayın başınızı ağrıttım.
Yok estağfurullah olur mu öyle şey?
Çok geçmiş olsun.
Ah yavrum.
Ne halde çocuk.
Anne.
Ne oldu kızım?
Anneciğim kalbim çok ağrıyor.
Tamam canım.
Tamam güzel kızım.
Ben şimdi hemşire ablaları çağırayım.
Senin ağrılarını geçirsinler.
Tamam mı?
Siz burada bir iki dakika bekler misiniz?
Tabii ki.
Merhaba güzellik.
Benim adım Zeynep.
Senin adın ne?
Üçre.
Gözlerim çok güzel.
Teşekkür ederim.
Seninkiler daha güzel.
Su içmek ister misin?
Gel bakalım.
Yavaş.
Rahat mısın?
Başka bir şey ister misin benden?
Zaten mi almışlar mısın?
Gönlüm hep hasta olunca yeter.
Tabii.
Ne demek bulamadın Cemil?
Sor soruştur bul.
Gerekirse yurt dışına çık.
Bak karımın benim kalınca mantarı istiyor canım.
Hadi oğlum yaparsın.
Teşekkür ederim.
Ne demek.
Ne ayaktasın?
Ne içeridesin sen?
Ne oldu?
Anlatacağım.
Çok sağ olun.
Ne demek.
Eşim Halil.
Merhaba.
Ben de Sinem.
Bu da kızım Büşra.
Geçmiş olsun.
Elimizden bir şey gelirse mutlaka yardım edelim.
Sağ olun.
Doktorlar ilgilenecekmiş.
Kızın acil ameliyata alınması gerekiyormuş.
Anladığım kadarıyla durumları da yok.
Acaba diyorum ameliyatı biz yaptırabilir miyiz?
Sen o güzel canını hiçbir şeye sıkma.
Elimizden ne geliyorsa yaparız tabii ki.
Sen al bunları.
Ben önce gidip şu ufaklığın doktoruyla bir konuşayım.
Durum neymiş böyle ne?
Sağol kocuğum.
Sağol kocuğum.
Kele ev mi kiralıyız?
Saray mı?
Bile de ona göre kurumlanak.
Bu ev sahiplerine de kanı kurmuşlar.
Bu insancıklar bu paralar nasıl ödeyecek?
Herkes fırsatçılık yapma peşinde.
Yok işte kıymet anne.
Görüyorsun fiyatları.
Biz ev falan bulamayız bu gidişle.
Size şahane haberlerim var Celikolar.
Umut benim için İstanbul'dan geldi.
Oturduk uzun uzun konuştuk.
Beni affetti valla.
Anladı artık o da paranın pulun değil aşkın peşinde olduğunu.
Çok sevindim teyzeciğim senin adına.
Helal olsun sana kumruk uşu.
Sizin bir şey canınız sıkılmış.
Benden kaçmadı dökülün bakalım.
Ev sahibi ev satıcıya çıkardı.
Eren de almak için Halil'den borç isteyecekti.
Ama onların da yeni açtığı fabrikada yangın çıkmış.
Yani Halil böyle olunca doğru olmaz diye isteyemedi tabii.
O yüzden şimdi kiralakaya bakıyoruz.
Sen ne diyorsun Selmoş?
Üzüldüm şimdi.
Ama sen böyle üzülü asma lütfen.
Ya teyze oşu biz nelere çözüm bulmadık ki?
Değil mi?
Ne oldu?
Kızın doktoruyla konuştum.
Bir an önce ameliyat alınması gerekiyor dedi.
Öyle hafif alınacak bir durum değilmiş.
Ben de dedim o zaman gereğini yapalım.
Yarın sabah ameliyat alacak der.
Ben bu dünyadaki en güzel yürekli adamla evdeyim.
Yani böyle bir durumda kayıtsız kalsaydık eğer...
...kendi insanlığımızı sorugulamamız gerekir.
E o zaman gidip annesine de haber verelim.
Kadının canı yanmasın daha fazla.
Hadi.
Sinem.
Müjdemi isterim.
Üzüra yarın sabah ameliyat olacak.
Doktor ameliyattan sonra düzeleceğini söyledi.
Allah razı olsun.
Yok önemli değil, önemli değil.
Allah ne muradınız varsa versin.
Ben size nasıl teşekkür edebilirim?
Bu minik, boncuk gözlü kızımız iyileşsin.
Bu bize yeter.
Sen kimsin?
Ben bu ablanın eşiyim.
Adım Halil.
Seninle çocuğunuz var mı?
Olacak.
Allah'ım sen şifa ver.
Zeynep Hanım'a ve Halil Bey'e teşekkür etmek istiyorum ama elimden gelen anca bu.
İyi ki koymuşum kanlıca mantarlarını buzluğa.
Duyunca hemen çıkartıp getirdim.
İnşallah beğenirler.
Ne oldu Koray?
Ne diye arıyorsun?
Koca oldun, baba oldun mu geldi aklına?
Tat bırakmıyorsun insanda.
Akşam yedi eve uğrayıp birkaç parça eşeği alacağım.
Çocuğun ameliyat parası da bırakacağım sana.
Yine kimin canını yaktın?
Gerek yok.
Ne olduğu belli olmayan haram paranla ameliyat ettirmem ben kızımı.
Kadın, Büşra'cık diye ağlanıp sızalan sen değil miydin?
Anlamıyorum ki.
Hem ne önemi var kimin parası olduğunu.
Çocuk iyileşecek sonuçta.
Gerek yok senin parana.
Halil Fırat ameliyat ettirecek kızımızı.
Öğrendim ben, senin patronunmuş.
Ben de kız kardeşime Büşra'yı emanet edip,
çam sakızı çoban armağanı hediyeme alıp geldim.
Sen de sonra teşekkür etmeye gelirsin.
Ne yaptın sen Sinem?
Sakın gitme oraya, yakarsın başımızı.
Senin benim karıma olduğunu bir anlarlarsa biterim ben.
Ameliyat için bulduğum parayı o adamdan vurdum.
Büyük zarar verdim ona.
Sakın o konağa gireyim deme.
Hemen eve dön, hemen.
Ne yaptın sen bu insanlara?
Fabrikalarını yaktım, oldu mu?
Ne?
Bak gidersen çocuğumuz babasız kalır.
Yıllarca hapis yatarım.
Koray hiçbir yerde yok Halil.
Ama çocuğu Büşra gerçekten hastaymış.
Kalbi delikmiş ufaklığın.
Bu şerefsizle beş yaşındaki kızını oyununa alet etmiş.
Karısının ismi Sinem.
Karısını da, kızını da hastanede bırakıp kaçmış.
Sinem, müjdemi isterim.
Büşra yarın sabah ameliyat olacak.
Ben bugün hastanede ikisiyle de tanıştım.
Hem o küçük kızla hem de annesiyle.
Hakan, eğer Koray'a ulaşmak için bu yoldan gitmeyi tercih ediyorsanız, şimdiden söylüyorum rafa kaldırın onu.
Kız ameliyata girecek.
En ufak bir stres sıkıntıya girsinler istemiyorum.
Allah yardımcıları olsun.
Amin.
Rahatsız etmeyin gönlü onları.
Doğru söylüyorsun.
Halil, yarın öbür gün çiftliği haciz memurları doluşmaya başlayacak.
Gerçekleri Zeynep'ten de, çiftliktekilerden de daha fazla saklayamayız.
Tüleyhan'ın yeni bir hizmetçi aldığını söylüyordu.
Zavallı kadın bilmiyor ki, yarın elimizde çiftlik dolmayabilir.
Bundan sonra kendinize çok dikkat etmelisiniz.
Gebeliğin ilk ayları biliyorsunuz ki çok önemlidir.
Ama sizin iki katı dikkatli olmamız gerekli.
Yoksa Allah korusun, bebeğinizi kaybetme riskiyle karşı karşıya kalabilirsiniz.
Ben bu meseleyi açacağım millete.
Ama önce Zeynep'i duruma alıştırmam lazım.
Çöğülerin fiyatlarına bak.
Bizim ayrıca sığabileceğimiz evlerin fiyatı da uçmuş gitmiş.
Anca dışarıda var işte.
Çık işin içinden çıkabiliyorsan Eren.
Çık!
Erhan'cığım.
Sen de galiba ev baktın, ev bulamadın değil mi?
Sıkma canını.
Açıkta kalacak halimiz yok ya.
Mutlaka bizim de kısmetimiz vardır bir yerlerde.
İyi düşünelim, iyi olsun.
Orası söylüyorsun Selma da...
...son günlerde her şey üstüme üstüme geliyor.
Kendi derdime mi yanayım, Halil için mi üzüleyim?
Daralıyorum artık.
Üstüme geliyor her şey.
Biz başımızı sokacak bir yer buluruz da...
...Halil'in derdi gerçekten çok büyük.
Bir de onlar da bebek bekliyorlar.
Çok zor bir dönem hepimiz için.
Allah Allah.
Bu kim acaba?
Alo?
Merhaba Selma Hanım.
Ben Murat Taner.
Kendime ait bir firmam var.
Mücevher tasarlıyorum.
Buyurun, konu neydi?
İşle ilgili bir araştırma yaparken...
...sosyal medya hesabınıza denk geldim.
Telefon numaranızı da oradan aldım.
Evet, bir dönem takışına girmiştim.
Merak ettim şimdi.
Ne istiyorsunuz?
Tasarladığınız parçaları görür görmez etkilendim.
Onları yeni koleksiyonumuza katmayı çok isterim.
Koleksiyon mu dediniz?
Lafın kısası bu bir iş teklifi.
Üç ay sonra satışa çıkacak koleksiyonumuz için...
...takı tasarımı yapmanızı istiyorum.
Tasarımların tüm haklarını...
...telifi karşılığında sizden alacağım.
Dört buçuk milyon gibi bir bütçe düşündüm.
Sessiz kalmakta çok haklısınız.
İnsan emek verdiği bir şeyin karşılığını...
hakkıyla almak istiyorum.
Ama şirketin bütçesi de belli.
Ne yazık ki çıkabileceğim son fiyat...
...beş milyon alabilirim.
Ne dersiniz?
Ne diyeceğim?
Tabii ki evet derim.
Yani sizi zor durumda bırakmak istemem.
Kabul edebilirim.
O zaman sözleşmenin detayları için...
...sizi yarın şirkete bekliyorum.
Konumunu birazdan mesaj olarak atacağım.
Tamam.
Bekliyorum o zaman.
Görüşmek üzere.
Ne oldu?
Kimdi o?
Eren Murat Taner diye biri aradı.
Takı satarımcısıymış.
Hani ben bir ara yaptığım takıları...
...internete yüklemiştim ya...
...onları görmüş.
Çok beğendim, koleksiyonuma katmak istiyorum diyor.
Ve bunun karşılığında...
...bana tam beş milyon teklif etti.
Hemen anlaşma yapalım yarın dedi.
Allah'ım inanamıyorum.
Evimizden gitmek zorunda değiliz.
Sana...
...beş milyon mu teklif etti?
Evet.
Eren anne hep derler ya...
...bebek kısmetiyle gelir diye.
Galiba doğru söylüyorlar.
Öyle oldu.
Halil.
Yavrumuzun odası için internetten öyle güzel şeyler buldum ki.
Ama hepsi o kadar tatlı ki karar veremedim.
Sen de baksana bir.
Bak.
Hangisi olsun sence?
Yani hepsi de çok güzelmiş.
Neyse.
Karar vermek için daha çok zaman var zaten.
Ben düşündüm ki...
...koridorun sağındaki odayı...
...bebeğimize oda yaparız.
Hem güneş alıyor hem de bizim odaya yakın.
Ne dersin?
Zeynep.
Ben şimdi sana bir şey söyleyeceğim ama...
...üzülmek yok.
...korkutma beni Halil.
Annen söyledi.
Yemek yemiyormuşsun.
Ben buna kızıyorum.
Şimdi ben kızınca da sen üzüleceksin.
Aşk olsun ama.
Sakin ol dediğin şey bu muydu?
Hı.
Korkuttun beni.
Ya iştahım kapalı hala o yüzden yiyemiyorum.
Kızma bana bundan dolayı.
Ben de yemek istiyorum inan bana ama olmuyor işte.
Olmuyor mu?
Hı.
O zaman bir de şöyle deneyelim.
Nasıl?
Halil.
Afiyet olsun.
Halil.
Ay kanlıca mantarı bu.
Bulmuşsun inanamıyorum.
Onu aslında ben bulmadım.
Sen buldun.
Ben mi?
Hı.
Nasıl yani?
Gel.
Merhabalar Halil Bey.
İsmim Kadriyet Çilehan'ın beni bugün işe aldı.
Konağın yeni izin mutlisiyim.
Hayırlı olsun.
Bir durum mu var?
Evet.
Biri sizinle görüşmek istiyordu.
Al hemen içeri.
Buyurun.
Hacım hoş geldin.
Hayırlı bir sorun yok inşallah.
Sayenizde hiçbir sorun kalmadı Halil Bey.
Hastanedeyken istemeden telefon konuşmanızı duydum.
Zeynep Hanım'ın bu mantarları aşerdiği aklımda kalmış.
Size teşekkür etmek için.
Size layık değil ama.
Kanlıca mantarımı.
Evet.
Hacım sen şu an bana dünyaları verdin.
Dünyaları.
Karım senin sayende bir şeyler yiyebilecek.
Kadriye gel.
İlk görevin.
Akşama hazır olsun.
En güzel şekilde hazırlansın.
Sayenizde kızım iyileşti.
Allah sizden de Zeynep Hanım'dan da gani gani razı olsun.
Senden de razı olsun bacım benim.
Halil Bey.
Bir konu daha vardı.
Nedir?
Eşimle konuştum.
Koray'la.
Utanmaz herif.
Fabrikanızı yaktığını söyledi.
Benim buraya geldiğimi bilmiyor.
Akşam yedi gibi evde olur.
Bilim istedim.
Siz bize iyilikten başka bir şey yapmadınız ki.
Bunu size söylememeye gönlüm razı olmadı.
Madem o fabrikanızı yaktı.
Cezasını çeksin.
Eyvallah amacım.
Bu Koray denilen herifi kıskıvrak yakaladık.
Polise teslim ettik.
Sigorta şirketi de şirketi bizim yakmadığımızı bir kundaklama olduğunu kabul etti.
Ayrıca alıcılar adöle tazminat falan ödememize gerek kalmadı artık.
Her şeyi karşılayacak sigorta.
Harika bir haber bu Halil.
Ya sen benden habersiz nelerle uğraşmışsın.
Ruhum bile duymadı.
Bir de mantar mantar diye tutturdum sana.
Oyaladım seni boş işlerle özür dilerim.
Boş iş falan değil o.
Karımın isteği yapacağım tabii.
Senin kalbin temiz ya.
Temiz kalpli insanların da işleri çabuk çözülür.
Babam hep öyle derdi.
Kısmette varsa gelir Hint'ten, Yemen'den.
Kısmette yoksa ne gelir elden.
Babaannem haklıymış galiba.
Gerçekten de kısmetmiş böyle şeyler.
Tam da canımın çektiği gibi biliyor musun?
Sulu sulu öyle lezzetli ki hayallerim gerçek oldu resmen.
Sıradaki hayalini gerçekleştirmeye var mısın?
Fransızlar.
Senin bu parfümü
dünyanın her yerine tanıtacaklar.
Fransa'ya gidiyoruz.
Hazır mısın Zeynep Fırat?
Gerçekten mi?
Alice.
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.