All language subtitles for 214.tr

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal) Download
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

Işin oldu karım. Benim seninle konuşmak istediğim bir şey var

da müsait miydin diye sormadan da girdim kusura bakma.

Sana hep müsaitim ben. Olur mu öyle şey? Ne sıçıyorduk zaten?

Bu iş bende.

Neyin var Ayışığım senin? Hani ben kendimi hiç iyi hissetmiyorum.

Ama hemen geç otur ben bir doktoru arayayım.

Yok dur dur. Öyle doktorluk bir şey değil bu. Ya.

Ben yemek yiyemiyorum. Yani insanın canı hiç mi bir şey çekmez?

Yaban bebeğimizi yeterince besleyemezsem ben iyi bir anne

olamayacak mıyım acaba? O ne demek? Sen var ya dünyanın en

güzel annesi olacaksın. Iştahsızlığın normal karım.

Doktor söylemedi mi sana? Sen de duydun. Bunlar çok normal

şeylermiş. Ayakta çok kaldığın. Üzme böyle kendini bak. Ayrıca

üstüne işte stres, bu düşünceler falan normal bunlar.

Güven bana aşermeye başlayacaksın en kısa sürede. O

zaman ben de can atacağım senin istediğin şeyleri sana getirmek

için. Inşallah bulunması zor şeyler istemem. Sen de ki

Hindistan cevizi Hindistan'dan getir Hindistan'ı. Sen oradan

ceviz alır getiririm. Ben de onu diyorum ya işte. Inşallah

uzaktaki bir şeyi istemem de, sen de benden uzağa gitmezsin.

Çok özlerim ben seni.

Ben senin için bu hayatta her şeyi yaparım.

Alo Hakan. Evet evet. Ben itfaiye şefiyle görüştüm bugün.

Gereksiz tutanaklar tutulmuş. Evet. Yarın da rapor çıkınca

görürüz ne olduğunu. Oldu hadi görüşürüz. Hadi. Hadi. Canım.

Nereye gittin öyle apar topar? Canımın içi. Hamilesin.

Stresten uzak durman lazım. Ben sana şimdi nasıl fabrika yandı?

Halil her şeyini kaybetmek üzere diyeyim. Halil'le

konuşmaya mı gittin? Ne dedi Halil oğlum? Durumu

anlatabildim mi? E bize borç verecek mi? Eee yok. Halil'le

konuşamadım. Fabrikada çok acil bir iş çıktı. Ona gitmek

zorunda kaldım. O Halil çok koçak biri. Arkadaşını zor

durumda bırakmaz. Bence de. Halil bize yardım eder.

Öyledir. Keşke bu başına gelen dertlerin bir sonu olsa artık.

Bu arada yine ev sahibi aradı. Bir an önce karar verin dedi.

Acil paraya ihtiyacı varmış. Tamam ııı sen merak etme. Ben

adamla konuştum. Bize söylemeden satmayacak evi. Söz

verdi. Canımı yorma gelen kızım. Başımızın boyrasını

bulacağız. Nasipse bu eve alacağız. Inşallah Kıymet

Hanım. Inşallah. Ben bir yukarı çıkayım. Tamam. Geliyorum birazdan.

Bakarım asla reddedemeyeceğim bir menüyle geliyor.

Karnıyarık, pilav, yanına da mis gibi naneli cacık. Nasıl?

Tamam bir tane daha var. Bunu reddedemeyeceksin karım. Bak

seni şöyle serçe parmağın gibi ha. Böyle sarılmış zeytinyağlı

sarma. Üstüne yoğurt. Bir de böyle. Salçalı acı sos. Ay yok

Halil ya. Bizi acaba boşuna mı çabalıyoruz canım? Çekmiyor

hiçbirini. Hatta isimlerini duyunca bile miden bir tuhaf

oluyor böyle. Zeynep tamam sakin ol. Öyle hemen pes etmek

vazgeçmek yok. Bulucaz. Canının çekeceği bir şey bulacağım ben sana.

Çıplaklık Hadi sen bir şey öner. Bak annenin canının

çektiği bir şey söyle bana. Sen yardımcı ol. Öyle durmak

olmuyor bu işler. Patates kızartması mı?

Mesafe. Afiyet olsun.

Yani kendi gelmeden kokusunu da sardım. Işte burnum iyice

hassaslaştı benim. Çok uzaktaki kokuları bile alabiliyorum.

Patates kızartmasını seviyorsun diye yaptırdım. Gerçekten hiç

canım istemiyor. Şımarıklık olsun diye de yapmıyorum

gerçekten. Kokuları çok rahatsız ediyor beni. Mesela şu

an bu patatesin piştiği yan kokusu böyle böyle burnuma

çarpıyor sanki. Hayır yok

Bir denesen yemeği. Yok Halil, istemiyorum.

Nasıl oluyor yani? Şimdi onu anlamaya çalışıyorum karım.

Patates kapının arkasında sen kokusunu alıyorsun. Şöyle

anlatayım ben sana. Parfüm sıktın mı bugün? Hı.

Turunçgil bazı adaçayı sedir ağacı Biraz da sandal ağacı.

Içindekiler. Hı hı. Bakayım.

Bir daha söylesene. Turuncu kedi benziyor adaçayı. Evet.

Sedir ağacı. Evet. Hafif de sandal ağacı. Vallahi var.

Içeriğini bildin de alamadığın bazı kokular var. Allah Allah.

Buldum.

Ama yine de eksik bir şey var.

Senin koku ne?

Tanıştığımız günden beri hep aynı kokuyo. Ve bebek gibi. Her

kokladığımda içime siniyor. Öyle Tarif edemiyorum bunu

sana. Mükemmel bir his.

Ayrıca senin bu yeme mevzunu çözeceğiz. Yarın doktora

gideceğiz. Randevumuz var. Ona sorarız. Bize bir öneride

bulunur. Emeğinizden şu patatesten bir deneyin. Hı?

Tamam.

Ne oldu?

Mantar kavurması. Abla. Halil. Halil. Ha. Uyan uyan. Mantar

kavurması. Ne oldu? En sonunda canımın çektiği bir şey buldum.

Mantar kavurması. Ay düşündükçe bile ağzım sulanıyor. Sonunda

yavrumuzu besleyebileceğim. Dur. Allah'ım. Sana var ya en

güzel mantar kavurmasını yedireceğim.

Ya Cemil, Yeşilpınar'daki en iyi mantarları topla. Çiftliğe getir.

Ay içim rahatladı resmen. Siz rahatladıysanız ben de

rahatlarım. Gel buraya.

Günaydın benim güzel karım. Günaydın.

Eren Hanım nerede kaldı acaba? Kahvaltıya inmeyeceğiz mi? Çayı

gusti mi oldu? Erene erkenden kalkıp çiftliğe gitti. Hayliyle

konuşmaya. Bu borç konusunu. Inşallah bir an önce alırız bu

evi. Inşallah.

Ev sahibi arıyor yine. Alo. Merhaba Selman. Eve bir alıcı

çıktı. Eğer müsaitseniz evi gezip görmek isterler. Siz niye

şu anda başkalarını gösteriyorsunuz ki? Belki biz

de alabilirdik. Zaman istemiştik sizden. Bu

yaptığınız çok yanlış. Eren Bey parayı toparlayamamış. Ev

boşaltmak yeni bir yere taşınmak için zaman istedi

benden. Ben de anlayışla karşıladım. Ama alıcılarda evi

görmek istiyor tabii şimdi. Siz de beni anlarsanız sevinirim.

Tamam. Kusura bakmayın. O zaman biz müsaitiz. Istediğiniz zaman gelin görün.

Takdirin şaştı gelin kız. Hayırdır? Eren ev sahibini eve

alamayacağımızı söylemiş. Taşınmak için zaman istemiş

sadece. Şimdi bir alıcı çıkmış. Evi görmek istiyor. **** ne

diyor sana kızım? Olmaz öyle şey. Acep bizimki para istedi

de Halil vermedi mi? Halil'in böyle bir şey yapacağını hiç

zannetmiyorum. Neyse Eren gelsin de öğreniriz işte aslına astarını.

Günaydın herkese. Eee Halil oğlum nerede? Gelmeyecek mi?

Eren geldi çalışma odasına geçti onlar. Ooo uzun sürer

onların işi. Yeni sevkiyatlar falan var. Onları

ayarlayacaklar. Biz başlayalım. Kızım Cemil'in getirdiği

mantarlardan sana kavurma yaptım. Biraz sonra Merve

getirecek. Ay. Ben Ömer'e gebeyken canım gey bay bası

istedi. Bul bulabilirsen. Ben Zeynep'e hamileyken turşu

yiyordum. Hatırlıyor musunuz yumurta? Ah! Ah! Sorma. Ya Ömer

diyordu ki Sana tezgahı getirsem kurtulamayacağım. Bu

kadar yiyordum yani. Konu bir şekilde bebeğe geliyor. Doktoru

arayalım bepemiz olabilecek mi öğrenelim ne dersin? Tabii ki

öğrenelim canım. Ben o doktoru herkesten duydum biliyor musun?

Bayağı işin ehli biriymiş. Hemen kliniği arayıp bugün için

randevu isteyeceğim. Tamam

Nasıl güzel bir şey oldu bu kavurma. Tam ağzına like. Anne

eli değdi ya ondan. Hadi ye. Anneciğim ellerin dert

görmesin. Merve sen de çok sağ ol ablacığım ama Eee niye

kızım? Içinde beğenmediğini, istemediğin bir şey varsa söyle

bana ben tekrar yaparım. Yok yok öyle değil. Ben hepinize

çok zahmet verdim ya. Özür dilerim ama bu kültür mantarı.

Evet. Benim canım kanlıca mantarı çekmiş aslında. Ben şimdi anladım.

Ha sen babanın topladığı mantarlardan istiyorsun. Ömer

onu ta nerelerden gidip toplardı. Hah o işte. Hani

böyle turuncu renkli, etli etli. Babam çok özel bir mantar

derdi. Ay. Ay be kızım. Bu mevsimde bulunmaz ki o.

Ama imparator mantarının mevsimiymiş, hem de kuzu

göbeğiyle tirmit de var. Ay yok kuzum sağ ol. Canım Kanlıca

mantarından başka bir şey çekmiyor. Ama olmaz ki Zeynep

böyle açışına senin bir şeyler yemen lazım. Hem kendin için

bebek aç kalmasın sen güçsüz kalma. Şuradan zeytin de çok

seversin. O zaman zeytin ye biraz. Şuradan böreği

uzatabilir misin peki? Zeynep bak peynirli. Seversin yavrum

sen. Al bakayım. Ay anneciğim yok. Ben canım istemiyor.

Yumurta verseydin yok anne. Ben bir yürüyüş yapayım en iyisi.

Bak kızım öyle aç aç olmaz ki. Ah be hiç mi canım bir şey

çekmedi? Belki temiz hava iştahımı açar.

Kanlıcıydı nereden buluruz ki şimdi? Kanlıca. Tamam Serdar.

Görüşürüz. Tamam teşekkürler. Yapacak bir şey yok.

Sigorta şirketine geri adım attıramadım Halil. Dosyada

fabrikayı senin yaptırdığına dair bir ifade olunca bir şey

yapamıyorlarmış. Ne yapacağız bilmiyorum Halit. Bu durumda

para falan alamayız biz. Serdar nerede? Serdar da tetikte yani

haklı adam. Bu anlaşmalardaki tazminat bedelleri öyle böyle

değil yani. Ve çok açık. Eğer bu yangın meselesine senin

dahilin olmadığını ispatlayabilirsek o zaman

sigorta zararı da karşılar, paramızı da geri alabiliriz.

Ama ispatlayamazsak Işte o zaman ikimizin de serveti bunu

ödemeye yetmeyebilir dede. Muzaffer amcanın. Saplantılı

kıza uğruna elimizi iki tarafı keskin bıçağa tutuşturdu.

Anlayacağın durum bu.

Gel.

Halil. Ya bu Koray'ı aramaya devam ediyoruz ama adam sırra

kadem bastı.

Zaten bir tane hayırlı haber gelmez. Yani büyük ihtimal

İstanbul'a kaçtı. Polis peşinde. Bizim çocuklar da

arıyor.

Bana bakın. Bu oğlandan kimsenin haberi olmayacak.

Özellikle Selma'yla Zeynep. Onları iki can taşıyorlar.

Kestirin sıkıntı onlardan uzak kalacak bu dönem. Biz bu

meseleyi kendi içimizde bir şekilde halledeceğiz. Ahlaksız.

Kore'yi bulup ifadesini değiştirmeye ikna edemezsek çok

büyük borca gireceğiz ben sana söyleyeyim.

Çiftliği kotek ettirmiştin Halil.

Banka ilk onu alır elinden.

Hakan

o Koray denilen herif. Iğne deliğine de girmiş olsa.

Çıkar oradan getirme.

Birazcık yiyebilsem keşke. Ya bebeğime bir şey olursa?

Oy. Korktun mu? Yok. Uzaklara dalıp gitmişsin güzel karım.

Üşüme diye montunu getirdim. Teşekkür ederim. Çok

düşüncelisin. Sen mantar kavurmasını yemedin mi? Kültür

mantarıydı o. Yiyemedim. Insanları da uğraştırdım boş

şeyle. E tamam söyle. Hangi mantarı istiyorsun? Hemen

buldurayım sana.

Çocukken biz babamla ormanda toplardık. Bulduğumuzda çok

sevinirdim ben. Böyle yağmur yağdığında altında turuncu

turuncu parlarlardı. Ağaçların altında oluyor. Hani ııı

Kanlıca mantarı diyorlar ya. Hı. O işte. E tamam buluruz.

Kanlıca mantarı. Iıı yok. Son zamanlarda yağmur yağmadı.

Babaannem mevsimi değil dedi bir de. Zor yani. Imkansız

hatta. Hemen seni Uzaklara da gitmeni istemiyorum. Ben tek

başıma gitmeyeceğim. Birlikte gideceğiz. Nereye? Ormana.

Tanrıca mantarı bulacağız. Hadi hadi. Ay iyi de babaannem zor

bulunur dedi. Biz de zoru başarırız.

Ali Bey nereye? Ihtiyaç varsa ben halledeyim. Kanlıca mantarı

bulmaya gideceğiz ormana. E ben toplardım niye sen mesut deriz

ki? Ben artık kimseyi uğraştırmak istemiyorum. Biz

arayalım. Hem yürüyüş yaparım. Iyi gelir bana. Hadi.

Bir tanem. Buldum mantar. Hem de iki tür hangisi? Oluyor mu

bunlar? Yok Halil, bunlar değil. Hadi ya. Yani. Zaten biz

genelde fidanlığın arkasına giderdik babamla. Orada daha

çok biterdi. Fidanlık. Hı hı. E tamam o zaman.

Dikkat et oralara.

Mayta

Ne yapıyorsun ya? Dur. Geçireceğim seni karşıya. Yok

ben kendim geçerim. Ayrıca ben tarlalara alışığım biliyorsun.

Öyle her engelde senden yardım isteyecek değilim. Zeynep

inadın sırası değil. Geçelim işte. Yok. Kendim geçerim dedim indir.

Aynı şeyi mi düşündük? Galiba aynı şeyi düşündük. Ama ben bu

sefer inat etmeyeceğim. Çünkü ben artık bir anneyim. Kendime

dikkat etmem lazım. Hazırım. Gel o zaman kocanın kollarına.

Yavrum sen tabii daha anneni tanımıyorsun bilmiyorsun ama o

dünyanın en keçi en inatçı insanlarından biri. A aaa

dinleme sen evladın babayı annen gerekmedikçe hiçbir zaman

inat etmez. Gerekmedikçe. Evet. Göreceğiz. Karara versin.

Ben gözlerimi sürekli cimri arıyor. Gerçekten hoşlanıyor

muyum acaba?

Cemil ablamı gördün mü? Atölyede mi acaba? Onlar biraz

önce Halil Bey'le Kanlıca mantar toplamaya gittiler. Anam

eee ben de gideyim o zaman. Ben nerede görsem tanırım o

mantarı. Hem faydam dokunur. Eee Merve. Tek başına gitme.

Ben de geleyim seninle. Orman yolu pek çekim değildir. Yoksan

gözüm seni arıyor. Ama yanındayken de kaçmak

istiyorum. Ne oluyor bana? Yok ben tek gideceğim. Gerek yok

sağ ol. Orman yolu pektekin değil Meryem. Seni tek başına

gönderemem. Ben de geleceğim. Neden kaçıyor benden?

Hoşlanıyor mu? Hoşlanmıyor mu? Anlamadım gitti. Iyi tamam gel.

Seni ikna etmekle uğraşamam. Tamam.

Hadi gidelim.

Güzel karım. Bence kuzey tarafına gidelim. Bak mantar

dediğin şey nemli yerlerde büyür. Kuzey tarafında kesin

vardır hadi gidelim oraya. Yok soldan gitmemiz lazım Halil.

Hem biz babamla hep o taraftan toplardık mantarları.

Dünyanın hırkası bu.

Hele ki güvenliği atlatıp bu taraftan gitti. Dur. Bu ırkı

üzerindeydi. Üstündeki ırkı koşarken düşmez. Imkansız.

Belli ki bizi yanıltmak için yaptı.

Tam tahmin ettiğim gibi. Çamurda ayak izi var. O tarafa

değil, bu tarafa gitti. Iyi de hırkasını burada düşünmüş kız.

Belli ki buradan gitti işte. Hem belki o da güvenliğin ayak

izleri. Nereden biliyorsun ki? Beni yanıltmana izin

vermeyeceğim. Belli ki bunu da planladınız. Bu da planın bir

parçasıydı. Yürü, bu taraftan gidiyoruz. Seninle tartışıp

vakit kaybedemeyeceğim ben. Ben bu taraftan gidiyorum.

Tamam. Sağdan gidelim. Benim kocam öngörülüdür. Hem onun

lafından çıkmak olmaz. Maşallah karım benim. Hamilelik sana çok

yaradı biliyor musun? Ama bak bu sefer durum farklı. Hem

benim karımın canı çok istiyor mantarı. Hem de babasıyla

tecrübesi varmış. O yüzden senin öngörün bizim kılavuzumuz

olsun.

Biliyor musun? Baba olmak sana bayağı yaradı. Hem de çok.

Vallahi? Vallahi. Bir de şu mantarı bulalım. Daha çok

yarayacak babalık bana.

Selma

Hoş geldin. Hoş buldum da sen iyi misin? Ev sahibi aradı. Eve

bakmak için bir alıcı gelecekmiş. Müsait misiniz?

Diye sordu.

Sen ev sahibine ev alamayacağımızı söylemişsin

Eren. Ne oldu? Halil'i boş vermeyi kabul etmedi mi? Yok.

Tam öyle değil. Şimdi sakin ol. Panik yapma. Ama fabrikada

yangın çıktı. Ne? Birine bir şey oldu mu? Yok. Can kaybı yok

çok şükür. Herkes iyi. Hasar çok büyük. Çok. Sigortadan para

da alamıyoruz. Alıcılara paralarını geri ödememiz lazım

bir şekilde. Aziz çok zor durumda olmayacağım. Biliyorum

burası bizim için çok önemli. Anlıyorum da ama Halil bu

durumdayken ondan para isteyemem. Çok üzüldüm ya. O

kadar emek çaba. Hepsi boşa mı gitti? Ben Zeynep'i arayayım da

bir geçmiş olsun diyeyim o zaman. Aşkım eee

çiftliktekilerin haberi yok. Zeynep hamile ya. Hani

üzülmesini istemiyor. Doğru ya. O haldeyken gülmemesi daha iyi

tabii. Sen de bana bu yüzden mi söylememiştin?

Öyle. Merak etme. Yani bütçemize uygun bir yer

bulacağız biz. Belki bu kadar büyük olmaz, vahdeti de olmaz

belki. Ama yolunuz olacağı kesin. Yani büyüklüğü bahçesi

hiç önemli değil. Biz hep beraber olalım da o bana yeter.

Bana güven. Her şey yoluna girecek. Sana söz veriyorum.

Zeynep. Bırak beni. Ne yapıyorsun? In şuradan.

Bırakmayanı getireceğim. Ispatlayacağım sana işbirlikçi

olmadığımı. Ver şuna direnme gel. Bırak.

Biz geçmişte ne çok yetiştik seninle. Böyle Bazen didişirken

kırdık da birbirimizi. Neyse ki bunların hepsi geçmişte kaldı.

Evet. Hem biz de çok değiştik. Mesela artık senden kaçmamı

gerektirecek hiçbir şey yok. Benden hiçbir zaman kaçmana

gerek yoktu ki zaten. Ama bu sefer duvarın arkasına ben

atlayacağım. Dur Halil. Atlama. Yamantar bunun arkasındaysa?

Bakacağım. Halil atlama sakın. Istemiyorum ben. Arkasındaysa

da orada kalsın. Istemiyorum ben artık. Hem doktor

kontrolüne de çok az kaldı. Harbiden saat yaklaşmış.

Gecikmeyelim hadi gidelim. Ama

Ne oldu? Kimi arıyorsun? Okan'ı arayacağım. Çocuklardan birini

göndersin. Ben atlayamıyorum madem. Onlardan biri baksın.

Içim rahat etmeyecek.

Okan müsait olanlardan biri ya da sen. Gelin şu fidanlığın

oraya. Duvarın arkasında mantar varsa onları toplayıp mutfağa

götürsünler. Hadi aslanım kapat. Oldu. Ha bir de

unutmadan şu İstanbul'dakileri bir arayayım. Belki orada

hallerde falan vardır.

Bahtiyar hala İstanbul'dasın değil mi kardeşim? Hah devrem

bak benim karımın canı kanlıca mantarı çekmiş. Sizin oradaki

haller de vardır.

Selma ablanla Zeynep ablam da hamile. Çok şanslıyım. Kiem

birden. Çok güzel bir teyze olacaksın. Teşekkürler. Dur.

Susun bana, iyi misin?

Iyiyim tamam. Ay hadi mantar bulalım.

Geçen gün sosyal medyadan bir arkadaşın beni eklemek istemiş.

Adı Tuğçe. E sakın kabul edeyim deme. Yani Gıcık yanları

çoktur. Senin iyiliğin için diyorum. Ama istiyorsan kabul

et tabii. Eee ayıp olur ama kabul etmezsem. Ya ne sayıp

olacakmış. Asıl onun yaptığı ayıp.

Utanımıyo bile daha seni.

Başına bela almak istiyorsan git kabul et. Bilmem. Bana o

kadar gıcık gelmedi. Üstelik tanımıyoruz da daha birbirimizi

ama o da zamanlı olur.

Kesin kıskanıyor beni. Yoksa niye böyle şeyler söylesin?

Kabul edemem zaten.

Çünkü ben seni seviyorum.

Bu ormanda mantar falan yok. Ben geri dönüyorum. Sen de dön.

Ya da dönme. Ben kaçtım.

Artık senin de bana karşı bir şeyler hissettiğine eminim

Berra.

Eğer o gün şu kapıyı açmış olsaydın beni yakalayacaktın.

Hangi günden bahsediyorsun? Hani çiftliğin her yerinde beni

aramıştın ya.

Depo kapısının dibine kadar geldin hatta ama içeridekini

kedi sesi sanıp gittin. E tabii benim güzeller güzeli karım. O

dönemler benden sürekli kaçtığı için. Hatta kaçarken yeni yeni

stratejiler üretip yeni formüller bulduğu için e tabii

başımızda beladan kurtulmuyordu. Sen ne olursa

olsun o beladan beni kurtarıyordun ama. Biliyor

musun ufaklık? Senin baban benim kahraman. Bundan sonraki

hayatımın geri kalanı da hem annenin, hem de senin

kahramanın olarak yaşayacağım.

Sıkma canını canını hiç. Nasıl sıkmayayım Tekin? Küçük de olsa

anne olma umudum vardı.

Ama o da sönüp gitti işte. Sönmesin. Sönmesin bak

Allah'tan ümit kesilmez. Bizi tedavi edecek doktor illa ki

çıkacak. Ben istemiyorum. Umutlarının tükenmesinden

kalbimin kırılmasından bıktım. Tedavi falan istemiyorum.

Lütfen kapatalım artık bu konuyu tamam.

Buyur Zümrüt Hanım. Sağ ol eline sağlık yavrum. Portakalın

tadı çok güzel.

Mavişimle damat da geldi. Bulabildiniz mi mantar

çocuklar? Ne yaptınız? Yok. Henüz bulamadık. Ama

Yeşilpınar'ın dört bir yanına haber saldım. Özellikle

İstanbul'a gidip gelenler, bulurlarsa haber verecekler. Ay

vardır, çocuğum vardır bilemezsiniz siz. Ben size

bulup getireceğim. Şimdi sen dedin ya mevsimi değildir

nereden bulunur diye. Şimdi sen nereden bulacaksınız Ümit

Hanım? Ah! Eee geçen Ömer toplamıştı. Ay bilirsin Ömer

mantarı çok sever. Ay Tülay kızım da bir yapar yani. Böyle

öldürmeden. Tam kıvamında. Buzlukta vardır. Ben gidip

getireceğim. Çok buzlukta da kalmadı. Hepsini tükettik. Yani

bir işten anlayan çalışanımız olmuş olsaydı şimdi mevsiminde

toplar buzluğa koymuş olurduk. Haklısınız. O çalışan

meselesini bir an önce çözeceğim ben. Böyle sizi. Ya

yorulmakla ilgisi yok Aliciğim. O sebeple söylemiyorum. Ama

ihtiyaç oluyor yine de. Ben güvenilir bir firmayı aradım.

Birini gönderecekler. Size Danışmadım ama Iyi düşünmüşsün

anneciğim. Sağ ol. Eee ne demişler? Kısmet de varsa gelir

Hint'ten Yemen'den. Kısmet de yoksa ne gelir elden? Eğer o

mantarı yemek senin kısmetinde varsa kızım senin ayağına kadar

gelir. Sen içini rahat tut. Doğru dedin Sultan. Öyle veya

böyle sultanım. O mantar bu eve gelecek. Bol şans enişte. Bizde

mantar aradık ama bulamadık. Cemil şimdi hemen gidiyorsun

meyve sebze haline. Orada A'dan Z'ye kimi bulursan soruyorsun.

Kanlıca mantara. Bulup getiriyorsun bak bulmadan

gelme. Baş üstüne Ali Bey. E hadi bakalım asla.

Biz de o zaman randevu için hazırlıklarımızı yapalım. Iyi

hadi bakalım.

Merve Sen niye kızardın böyle? Ben mi? Yok.

Evet Zeynep Hanım. Altı haftalık hamilesiniz.

Bebeğin kalp atışlarını dinlemek ister misiniz?

Duyabiliyor muyuz öyle? Kalp atışlarını. Çok isteriz.

Bu dünyadaki en güzel ses. Çok güzeldi.

Bunun tarifi yok.

Peki Benim karımın bu dönem iştahsızlığı var. Yani bir şey

yiyemiyorum. Bu durumda endişe etmemizi gerektiren bir şey var

mı? Hiç endişelenecek bir durum yok. Ilk üç ay için çok normal

bir süreç. Zaten ben bugün kullanacağım vitaminleri de

yazacağım. Çok sağ olun doktor hanım. Bu da bebeğimizin ip

fotoğrafı.

Görüyor musun şunun tatlılığını babası? Böyle bakınca çok

okunamıyor ama yine de hissettirdiği duygu tarif

edilemez. Daha aklımdan çıkmadan ben senin

vitaminlerini alayım. Doktorun söylediğin. Hemen geleceğim.

Sen şurada ben burada oturuyorum. Tamam ama

kıpırdama. Kendim hiç yormuyorum ve seni bekliyorum.

Evet güzel karım. Aynen öyle.

Neredesin be adam? Geleceğim dedim. Yoksun ortada. Meşgulüm

gelemem şimdi. Ne meşgulü? Ne meşguliyeti? Ya çocuğumuz

ölüyor. Gelmen lazım. Dur dur lanma be. Asıl senin haberin

yok. Ocağın voleyi vurdu voleyi. Kız da ne gerekiyorsa

ameliyat falan. Bekle sen. Ya ne beklemesinden bahsediyorsun?

Ölecek diyorum. Anlamıyor musun? Hadi gel. Vakit yok.

Kapattı. Senin gibi koca olmaz olsun.

Pardon ben size bir su getireyim mi? Ister misiniz? Ya

sarmama gerek yok.

Isterseniz anlatabilirsiniz bana. Belki yardım edebileceğim

bir şey vardır. Problem ne? Ne anlatayım ki? Çocuğum çok

hasta. Kalbi delik. Acilen ameliyat olması gerekiyor. Ama

babası yok ortada. Hayırsızım teki. Ben ilgileniyorum ama

ameliyat olmazsa.

Kusura bakmayın başınız ağrıdı. Yok estağfurullah olur mu öyle

şey? Çok geçmiş olsun.

Mahalle var. Ne halde çocuk?

Ne oldu kızım?

Anneciğim kalbim çok ağrıyor. Tamam canım. Tamam güzel kızım.

Eee ben şimdi hemşire ablaları çağırayım. Senin ağrılarını

geçirsinler. Tamam mı? Siz burada bir iki dakika bekler

misiniz? Tabii ki.

Merhaba güzellik. Benim adım Zeynep. Senin adın ne? Büşra.

Gözlerin çok düzelt. Teşekkür ederim seni ilgiler daha güzel.

Eee su içmek ister misin?

Gel bakalım. Yavaş.

Rahat mısın? Başka bir şey ister misin benden?

Annem hep hasta olunca yatar. Tabii.

Ne demek bulamadın Cemil? Bir soru soruştur bul. Gerekirse

yurt dışına çık. Bak karımın benim kanlıca mantarı istiyor

Caner. Hadi oğlum yaparsın.

Teşekkür ederim. Ne demek?

Niye ayaktasın? Niye içeridesin sen ne oldu? Anlatacağım.

Çok sağ olun. Ne demek? Eşim Halil. Merhaba. Ben de Sinem.

Bu da kızım Büşra.

Geçmiş olsun. Elimizden bir şey gelirse mutlaka yardım edelim.

Sağ olun. Doktorlar ilgilenecekmiş.

Kızımı acil ameliyata alınması gerekiyomuş. Anladığım

kadarıyla durumları da yok. Acaba diyorum, ameliyatı biz

yaptırabilir miyiz? Sana güzel canını hiçbi şeye sıkma.

Elimizden ne geliyosa yaparız tabii ki. Sen al bunları. Ben

önce gidip şu ufaklığın doktoruyla bir konuşayım. Durum

neymiş bu öğrenelim. Sağ ol kocam.

Ben mi kiralayayım? Saray mı? Bilal de ona göre kurumlanalım.

Ha bu ev sahiplerinin de kanı kurumuş zaar. Bu insancıklar bu

paraları nasıl ödeyecek? Herkes fırsatçılık yapma peşinde. Yok

işte kıymet anne. Görüyorsun fiyatları. Biz ev falan

bulamayız bu gidişle. Size şahane haberlerim var

canikolar. Umut benim için İstanbul'dan geldi. Oturduk

uzun uzun konuştuk. Eee beni affetti vallahi. Anladı artık

onu. Paranın pulun değil, aşkın peşinde olduğuna. Çok sevindim

teyzeciğim senin adına. Helal olsun sana kumru kuşum.

Sizin bir şey canınız sıkılmış. Benden kaçmaz. Dökülün bakalım.

Ev sahibi ev satışa çıkardı. Eren'de almak için Hali'den

borç isteyecekti. Ama onların da yeni açtığı fabrikada yangın

çıkmış. Yani hal böyle olunca doğru olmaz diye isteyemedi

tabii. O yüzden şimdi kiralık ev bakıyoruz. Sen ne diyorsun

Saymoş? Üzüldüm şimdi. Ama sen böyle yüzünü asma lütfen. Ya

teyzoşum biz nelere çözüm bulmadık ki? Değil mi?

Ne oldu? Kızın doktoruyla konuştum. Bir an önce ameliyata

alınması gerekiyor dedi. Öyle hafife alınacak bir durum

değilmiş. Ben de dedim o zaman gereğini yapalım. Yarın sabah

ameliyata alacaklar. Ben bu dünyadaki en güzel yürekli

adamla evliyim. Yani böyle bir durumda kayıtsız kalsaydık eğer

kendi insanlığımızı sorgulamamız gerekir. E o zaman

gidip annesine de haber verelim. Kadının canı yanmasın

daha fazla. Geç.

Sinem Müjdemi isterim. Büşra yarın sabah ameliyat olacak.

Doktor ameliyattan sonra düzeleceğini söyledi. Allah

razı olsun. Yok önemli değil. Önemli değil. Allah ne

muradınız varsa versin. Iıı ben size nasıl teşekkür edebilirim?

Bu minik boncuk gözlü kızınız iyileşsin. Bu bize yeter.

Sen kimsin? Ben bu ablanın eşiyim. Adım Halil.

Senin açacağınız var mı?

Olacak.

Allah'ım sen şifa ver.

Zeynep Hanım'a ve Halil Bey'e teşekkür etmek istiyorum ama

elimden gelen anca bu.

Iyi ki koymuşum Kanlıca mantarlarını buzluğa. Duyunca

hemen çıkartıp getirdim. Inşallah beğenirler.

Ne oldu Koray? Ne diye arıyorsun? Iıı koca oldun, baba

oldun mu geldi aklına? At bırakmıyorsun insanda. Akşam

yedi eve uğrayıp birkaç parça eşya alacağım. Çocuğun ameliyat

parasına bırakacağım sana. Gene kimin canını yaktın? Gerek yok.

Ne olduğu belli olmayan, haram paranla ameliyat ettirmem ben

kızımı. Kadın, Büşra Ölecek diye alarmsız olan sen değil

miydin? Anlamıyorum ki. Hem de ölen var kimin parası olduğunu.

Çocuk iyi de sonuçta. Gerek yok senin parana. Halil Fırat

ameliyat ettirecek kızımızı. Öğrendim ben senin patronunmuş.

Ben de kız kardeşime Büşra'yı emanet edip çam sakızı çoban

armağanı hediyemi alıp geldim. Sen de sonra teşekkür etmeye

gelirsin. Ne yaptın sen Sinem? Sakın gitme oraya yakarsın

başımızı. Senin benim karım olduğunu bir anlar varsa

biterim ben. Ameliyat için bulduğum parayı o adamdan

vurdum. Büyük zarar verdim ona. Sakın o konağa gideyim deme.

Hemen eve dön. Hemen Ne yaptın sen bu insanlara? Fabrikalarını

yaktım. Oldu mu? Ne? Bak gidersen çocuğumuz babasız

kalır. Yıllarca hapis yatarım.

Koray hiçbir yerde yok Haliç. Ama çocuğu Büşra gerçekten

hastaymış. Harbi deli etmiş ufaklığın. Bu şerefsizle beş

yaşındaki kızını oyununa alet etmiş. Yarısının ismi Sinem.

Karısını da, kızını da hastanede bırakıp kaçmış.

Sinem Müjdemi isterim. Büşra yarın sabah ameliyat olacak.

Ben bugün hastanede ikisiyle de tanıştım. Hem küçük kızı hem de

annesiyle. Hakan eğer Koray'a ulaşmak için bu yoldan gitmeyi

tercih ediyorsanız şimdiden söylüyorum rafa kaldırın onu.

Kız ameliyata girecek. En ufak bir stres sıkıntıya girsinler

istemiyorum. Allah yardımcıları olsun. Rahatsız etmeyin yani

onları. Doğru söylüyorsun. Halil. Yarın öbür gün çiftliğe

haciz memurları buluşmaya başlayacak. Gerçekleri

Zeynep'ten de çiftliktekilerden de daha fazla saklayamayız.

Tülay Hanım yeni bir hizmetçi çaldığını söylüyordu. Zavallı

kadın bilmiyor ki. Her an elimizde çiftlikte olmayabilir.

Bundan sonra kendinize çok dikkat etmelisiniz. Gebeliğin

ilk aylarını biliyorsunuz ki çok önemlidir. Ama sizin iki

katı dikkatli olmanız gerekli. Yoksa Allah korusun. Bebeğinizi

kaybetme riskiyle karşı karşıya kalabilirsiniz. Ben bu meseleyi

açacağım millete. Ama önce Zeynep'i duruma alıştırmam

lazım.

Şeylerin fiyatlarına bak. Bizim ailece sığabileceğimiz evlerin

fiyatı da uçmuş gitmiş. Bence dışarda var işte.

Çık işin içinden çıkabiliyorsan Eren. Çık. Çık.

Erenciğim.

Sen de galiba ev baktın. Ev bulamadın. Değil mi? Sıkma

canını. Açıkta kalacak halimiz yok ya. Mutlaka bizim de

kısmetimiz vardır bir yerlerde. Iyi düşünelim iyi olsun. Doğru

söylüyorsun Selma Ana. Son günlerde her şey üstüme üstüme

geliyor. Kendi derdime mi yanayım? Halil için mi

üzüleyim? Daralıyorum artık. Üstüme geliyor her şey. Biz

başımızı sokacak bir yer buluruz da Halil'in derdi

gerçekten çok büyük. Bir de onlar da bebek bekliyorlar. Çok

zor bir dönem hepimiz için.

Allah Allah. Bu kim acaba?

Alo. Merhaba Selman. Ben Murat Taner. Kendime ait bir firmam

var. Mücevher tasarlıyorum. Buyurun. Konu neydi? Işle

ilgili bir araştırma yaparken sosyal medya hesabınıza denk

geldi. Telefon numaranızı da oradan al. Evet. Bir dönem takı

işine girmiştim. Merak ettim şimdi. Ne istiyorsunuz?

Tasarladığınız parçaları görür görmez etkilendim. Onları yeni

koleksiyonumuza katmayı çok isterim. Koleksiyon mu dediniz?

Lafın kısası bu bir iş teklifi. Üç ay sonra satışa çıkacak

koleksiyonumuz için takı tasarımı yapmanızı istiyorum.

Tasarımların tüm hatlarının telifi karşılığını sizden

alacağım. Dört buçuk milyon gibi bir bütçe düşündüm. Sessiz

kalmakta çok haklısınız. Insan emek verdiği bir şeyin

karşılığını hakkıyla almak istiyor. Ama şirketin bütçesi

de belli. Ne yazık ki çıkabileceğim son fiyat beş

milyon olabilir. Ne dersiniz? Ne diyeceğim? Tabii ki evet

derim. Eee yani sizi zor durumda bırakmak istemem. Kabul

edebilirim. O zaman sözleşmenin detayları için sizi yarın

şirkete bekliyorum. Konumunu birazdan mesaj olarak atacağım.

Tamam. Bekliyorum o zaman. Görüşmek üzere.

Ne oldu? Kimdi o? Eren, Murat Taner diye biri aradı. Takı

tasarımcısıymış. Hani ben bir ara yaptım takıları internet

yok demiştim ya. Onları görmüş. Çok beğendim koleksiyonuma

katmak istiyorum diyor. Ve bunun karşılığı bana tam beş

milyon teklif etti. Hemen anlaşma yapalım yarın dedi.

Allah'ım inanamıyorum. Evimizden gitmek zorunda

değiliz. Sana beş milyon mu teklif etti? Evet. Eren Hani

hep derler ya bebek kısmetiyle gelir diye. Galiba doğru

söylüyorlar. Öyle oldu.

Halil. Yavrumuzun odası için internetten öyle güzel şeyler

buldum ki. Ama hepsi o kadar tatlı ki karar veremedim. Sen

de baksana bir.

Tak. Hangisi olsun sence? Yani hepsi de çok güzelmiş. E neyse

karar vermek için daha çok zaman var zaten. Ben düşündüm

ki koridorun sağındaki odayı bebeğimize oda yaparız. Hem

güneş alıyor hem de bizim odaya yakın. Ne dersin? Zeynep. Ben

şimdi sana bir şey söyleyeceğim ama üzülmek yok. Korkutma beni

Ali.

Annen söyledi. Yemek yemiyormuşsun. Ben buna

kızıyorum. Şimdi ben kızınca da sen üzüleceksin. Aşk olsun ama.

E sakin ol dediğin şey bu muydu? Hı. Korkuttun beni. Ya

iştahım kapalı hala. O yüzden yiyemiyorum. Kızma bana bundan

dolayı. Ben de yemek istiyorum inan bana ama olmuyor işte.

Olmuyor mu? Hı. O zaman bir de şöyle deneyelim. Nasıl?

Faziz

Afiyet olsun.

Ay kalmayacak mantarı bu. Aaa bulmuşsun inanamıyorum.

Bunu aslında ben bilmedim. Sen buldun. Ben mi? Nasıl yani?

Gel. Merhabalar Halil Bey. Ismim Kadriye. Çivi Hanım beni

bugün işe aldı. Konağın yeni hizmetlisiyim. Hayırlı olsun.

Bir durum mu var? Evet biri sizinle görüşmek istiyordu. Al

hemen içeri. Buyurun.

Bacım hoş geldin. Hayırdır diyor bir sorun yok inşallah.

Sayenizde hiçbir sorun kalmadı Halil Bey. Hastanedeyken

istemeden telefon konuşmanızı duydum. Zeynep Hanım'ın bu

mantarları aşer diye aklımda kalmış. Size teşekkür etmek

için. Size layık değil ama. Kanlıca mantarı mı? Evet. Bacım

sen şu an bana dünyaları verdin dünyaları. Karım senin sayende

bir şeyler yiyebilecek. Kadriye gel. Ilk görevin. Akşama hazır

olsun. En güzel şekilde hazırlansın. Sayenizde kızım

iyileşti. Allah sizden de, Zeynep Hanım'dan da gani gani

razı olsun. Senden de razı olsun bacım benim. Halil Bey,

bir konu daha vardı. Nedir? Eşimle konuştum. Koray'la.

Utanmaz herif. Fabrikanızı yaktığını söyledi. Benim buraya

geldiğimi bilmiyor. Akşam yedi gibi evde olur. Bilin istedim.

Siz bize iyilikten başka bir şey yapmadınız ki. Bunu size

söylememeye gönlüm razı olmadı. Madem o fabrikanızı yaktı

cezasını çeksin. Eyvallah bacım.

Bu Koray denilen herifi kıskıvrak yakaladık. Polise

teslim ettik. Sigorta şirketi de şirketi bizim yakmadığımızı,

bir kundaklama olduğunu kabul etti. Ayrıca alıcılara böyle

tazminat falan ödememize gerek kalmadı artık. Her şeye

karşılayacak sigorta. Harika bir haber bu Halil. Ya sen

benden habersiz nelerle uğraşmışsın? Ruhun bile

duymadı. Ne mantar mantar diye tutturdum sana. Oyaladım seni

boş işlerle. Özür dilerim. Boş iş falan değil o. Karımın

isteği. Yapacağım tabii.

Senin kalbin temiz ya. Temiz kalpli insanların da işleri

çabuk çözülür. Babam hep öyle derdi. Kısmette varsa gelir

Hint'ten Yemen'den kısmet de yoksa ne gelir elden? Babaannem

haklıymış galiba. Gerçekten de kısmetmiş böyle şeyler.

Tam da canımın çektiği gibi biliyor musun? Sulu sulu öyle

lezzetli ki hayallerim gerçek oldu resmen.

Sıradaki hayalini gerçekleştirmeye var mısın?

Fransızlar. Senin bu parfümün dünyanın her yerine

tanıtıcaklar. Transfer gidiyoruz. Sır mısın Zeynep

Murat? Gerçekten. Ay!

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.