Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
English
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
Işin oldu karım. Benim seninle konuşmak istediğim bir şey var
da müsait miydin diye sormadan da girdim kusura bakma.
Sana hep müsaitim ben. Olur mu öyle şey? Ne sıçıyorduk zaten?
Bu iş bende.
Neyin var Ayışığım senin? Hani ben kendimi hiç iyi hissetmiyorum.
Ama hemen geç otur ben bir doktoru arayayım.
Yok dur dur. Öyle doktorluk bir şey değil bu. Ya.
Ben yemek yiyemiyorum. Yani insanın canı hiç mi bir şey çekmez?
Yaban bebeğimizi yeterince besleyemezsem ben iyi bir anne
olamayacak mıyım acaba? O ne demek? Sen var ya dünyanın en
güzel annesi olacaksın. Iştahsızlığın normal karım.
Doktor söylemedi mi sana? Sen de duydun. Bunlar çok normal
şeylermiş. Ayakta çok kaldığın. Üzme böyle kendini bak. Ayrıca
üstüne işte stres, bu düşünceler falan normal bunlar.
Güven bana aşermeye başlayacaksın en kısa sürede. O
zaman ben de can atacağım senin istediğin şeyleri sana getirmek
için. Inşallah bulunması zor şeyler istemem. Sen de ki
Hindistan cevizi Hindistan'dan getir Hindistan'ı. Sen oradan
ceviz alır getiririm. Ben de onu diyorum ya işte. Inşallah
uzaktaki bir şeyi istemem de, sen de benden uzağa gitmezsin.
Çok özlerim ben seni.
Ben senin için bu hayatta her şeyi yaparım.
Alo Hakan. Evet evet. Ben itfaiye şefiyle görüştüm bugün.
Gereksiz tutanaklar tutulmuş. Evet. Yarın da rapor çıkınca
görürüz ne olduğunu. Oldu hadi görüşürüz. Hadi. Hadi. Canım.
Nereye gittin öyle apar topar? Canımın içi. Hamilesin.
Stresten uzak durman lazım. Ben sana şimdi nasıl fabrika yandı?
Halil her şeyini kaybetmek üzere diyeyim. Halil'le
konuşmaya mı gittin? Ne dedi Halil oğlum? Durumu
anlatabildim mi? E bize borç verecek mi? Eee yok. Halil'le
konuşamadım. Fabrikada çok acil bir iş çıktı. Ona gitmek
zorunda kaldım. O Halil çok koçak biri. Arkadaşını zor
durumda bırakmaz. Bence de. Halil bize yardım eder.
Öyledir. Keşke bu başına gelen dertlerin bir sonu olsa artık.
Bu arada yine ev sahibi aradı. Bir an önce karar verin dedi.
Acil paraya ihtiyacı varmış. Tamam ııı sen merak etme. Ben
adamla konuştum. Bize söylemeden satmayacak evi. Söz
verdi. Canımı yorma gelen kızım. Başımızın boyrasını
bulacağız. Nasipse bu eve alacağız. Inşallah Kıymet
Hanım. Inşallah. Ben bir yukarı çıkayım. Tamam. Geliyorum birazdan.
Bakarım asla reddedemeyeceğim bir menüyle geliyor.
Karnıyarık, pilav, yanına da mis gibi naneli cacık. Nasıl?
Tamam bir tane daha var. Bunu reddedemeyeceksin karım. Bak
seni şöyle serçe parmağın gibi ha. Böyle sarılmış zeytinyağlı
sarma. Üstüne yoğurt. Bir de böyle. Salçalı acı sos. Ay yok
Halil ya. Bizi acaba boşuna mı çabalıyoruz canım? Çekmiyor
hiçbirini. Hatta isimlerini duyunca bile miden bir tuhaf
oluyor böyle. Zeynep tamam sakin ol. Öyle hemen pes etmek
vazgeçmek yok. Bulucaz. Canının çekeceği bir şey bulacağım ben sana.
Çıplaklık Hadi sen bir şey öner. Bak annenin canının
çektiği bir şey söyle bana. Sen yardımcı ol. Öyle durmak
olmuyor bu işler. Patates kızartması mı?
Mesafe. Afiyet olsun.
Yani kendi gelmeden kokusunu da sardım. Işte burnum iyice
hassaslaştı benim. Çok uzaktaki kokuları bile alabiliyorum.
Patates kızartmasını seviyorsun diye yaptırdım. Gerçekten hiç
canım istemiyor. Şımarıklık olsun diye de yapmıyorum
gerçekten. Kokuları çok rahatsız ediyor beni. Mesela şu
an bu patatesin piştiği yan kokusu böyle böyle burnuma
çarpıyor sanki. Hayır yok
Bir denesen yemeği. Yok Halil, istemiyorum.
Nasıl oluyor yani? Şimdi onu anlamaya çalışıyorum karım.
Patates kapının arkasında sen kokusunu alıyorsun. Şöyle
anlatayım ben sana. Parfüm sıktın mı bugün? Hı.
Turunçgil bazı adaçayı sedir ağacı Biraz da sandal ağacı.
Içindekiler. Hı hı. Bakayım.
Bir daha söylesene. Turuncu kedi benziyor adaçayı. Evet.
Sedir ağacı. Evet. Hafif de sandal ağacı. Vallahi var.
Içeriğini bildin de alamadığın bazı kokular var. Allah Allah.
Buldum.
Ama yine de eksik bir şey var.
Senin koku ne?
Tanıştığımız günden beri hep aynı kokuyo. Ve bebek gibi. Her
kokladığımda içime siniyor. Öyle Tarif edemiyorum bunu
sana. Mükemmel bir his.
Ayrıca senin bu yeme mevzunu çözeceğiz. Yarın doktora
gideceğiz. Randevumuz var. Ona sorarız. Bize bir öneride
bulunur. Emeğinizden şu patatesten bir deneyin. Hı?
Tamam.
Ne oldu?
Mantar kavurması. Abla. Halil. Halil. Ha. Uyan uyan. Mantar
kavurması. Ne oldu? En sonunda canımın çektiği bir şey buldum.
Mantar kavurması. Ay düşündükçe bile ağzım sulanıyor. Sonunda
yavrumuzu besleyebileceğim. Dur. Allah'ım. Sana var ya en
güzel mantar kavurmasını yedireceğim.
Ya Cemil, Yeşilpınar'daki en iyi mantarları topla. Çiftliğe getir.
Ay içim rahatladı resmen. Siz rahatladıysanız ben de
rahatlarım. Gel buraya.
Günaydın benim güzel karım. Günaydın.
Eren Hanım nerede kaldı acaba? Kahvaltıya inmeyeceğiz mi? Çayı
gusti mi oldu? Erene erkenden kalkıp çiftliğe gitti. Hayliyle
konuşmaya. Bu borç konusunu. Inşallah bir an önce alırız bu
evi. Inşallah.
Ev sahibi arıyor yine. Alo. Merhaba Selman. Eve bir alıcı
çıktı. Eğer müsaitseniz evi gezip görmek isterler. Siz niye
şu anda başkalarını gösteriyorsunuz ki? Belki biz
de alabilirdik. Zaman istemiştik sizden. Bu
yaptığınız çok yanlış. Eren Bey parayı toparlayamamış. Ev
boşaltmak yeni bir yere taşınmak için zaman istedi
benden. Ben de anlayışla karşıladım. Ama alıcılarda evi
görmek istiyor tabii şimdi. Siz de beni anlarsanız sevinirim.
Tamam. Kusura bakmayın. O zaman biz müsaitiz. Istediğiniz zaman gelin görün.
Takdirin şaştı gelin kız. Hayırdır? Eren ev sahibini eve
alamayacağımızı söylemiş. Taşınmak için zaman istemiş
sadece. Şimdi bir alıcı çıkmış. Evi görmek istiyor. **** ne
diyor sana kızım? Olmaz öyle şey. Acep bizimki para istedi
de Halil vermedi mi? Halil'in böyle bir şey yapacağını hiç
zannetmiyorum. Neyse Eren gelsin de öğreniriz işte aslına astarını.
Günaydın herkese. Eee Halil oğlum nerede? Gelmeyecek mi?
Eren geldi çalışma odasına geçti onlar. Ooo uzun sürer
onların işi. Yeni sevkiyatlar falan var. Onları
ayarlayacaklar. Biz başlayalım. Kızım Cemil'in getirdiği
mantarlardan sana kavurma yaptım. Biraz sonra Merve
getirecek. Ay. Ben Ömer'e gebeyken canım gey bay bası
istedi. Bul bulabilirsen. Ben Zeynep'e hamileyken turşu
yiyordum. Hatırlıyor musunuz yumurta? Ah! Ah! Sorma. Ya Ömer
diyordu ki Sana tezgahı getirsem kurtulamayacağım. Bu
kadar yiyordum yani. Konu bir şekilde bebeğe geliyor. Doktoru
arayalım bepemiz olabilecek mi öğrenelim ne dersin? Tabii ki
öğrenelim canım. Ben o doktoru herkesten duydum biliyor musun?
Bayağı işin ehli biriymiş. Hemen kliniği arayıp bugün için
randevu isteyeceğim. Tamam
Nasıl güzel bir şey oldu bu kavurma. Tam ağzına like. Anne
eli değdi ya ondan. Hadi ye. Anneciğim ellerin dert
görmesin. Merve sen de çok sağ ol ablacığım ama Eee niye
kızım? Içinde beğenmediğini, istemediğin bir şey varsa söyle
bana ben tekrar yaparım. Yok yok öyle değil. Ben hepinize
çok zahmet verdim ya. Özür dilerim ama bu kültür mantarı.
Evet. Benim canım kanlıca mantarı çekmiş aslında. Ben şimdi anladım.
Ha sen babanın topladığı mantarlardan istiyorsun. Ömer
onu ta nerelerden gidip toplardı. Hah o işte. Hani
böyle turuncu renkli, etli etli. Babam çok özel bir mantar
derdi. Ay. Ay be kızım. Bu mevsimde bulunmaz ki o.
Ama imparator mantarının mevsimiymiş, hem de kuzu
göbeğiyle tirmit de var. Ay yok kuzum sağ ol. Canım Kanlıca
mantarından başka bir şey çekmiyor. Ama olmaz ki Zeynep
böyle açışına senin bir şeyler yemen lazım. Hem kendin için
bebek aç kalmasın sen güçsüz kalma. Şuradan zeytin de çok
seversin. O zaman zeytin ye biraz. Şuradan böreği
uzatabilir misin peki? Zeynep bak peynirli. Seversin yavrum
sen. Al bakayım. Ay anneciğim yok. Ben canım istemiyor.
Yumurta verseydin yok anne. Ben bir yürüyüş yapayım en iyisi.
Bak kızım öyle aç aç olmaz ki. Ah be hiç mi canım bir şey
çekmedi? Belki temiz hava iştahımı açar.
Kanlıcıydı nereden buluruz ki şimdi? Kanlıca. Tamam Serdar.
Görüşürüz. Tamam teşekkürler. Yapacak bir şey yok.
Sigorta şirketine geri adım attıramadım Halil. Dosyada
fabrikayı senin yaptırdığına dair bir ifade olunca bir şey
yapamıyorlarmış. Ne yapacağız bilmiyorum Halit. Bu durumda
para falan alamayız biz. Serdar nerede? Serdar da tetikte yani
haklı adam. Bu anlaşmalardaki tazminat bedelleri öyle böyle
değil yani. Ve çok açık. Eğer bu yangın meselesine senin
dahilin olmadığını ispatlayabilirsek o zaman
sigorta zararı da karşılar, paramızı da geri alabiliriz.
Ama ispatlayamazsak Işte o zaman ikimizin de serveti bunu
ödemeye yetmeyebilir dede. Muzaffer amcanın. Saplantılı
kıza uğruna elimizi iki tarafı keskin bıçağa tutuşturdu.
Anlayacağın durum bu.
Gel.
Halil. Ya bu Koray'ı aramaya devam ediyoruz ama adam sırra
kadem bastı.
Zaten bir tane hayırlı haber gelmez. Yani büyük ihtimal
İstanbul'a kaçtı. Polis peşinde. Bizim çocuklar da
arıyor.
Bana bakın. Bu oğlandan kimsenin haberi olmayacak.
Özellikle Selma'yla Zeynep. Onları iki can taşıyorlar.
Kestirin sıkıntı onlardan uzak kalacak bu dönem. Biz bu
meseleyi kendi içimizde bir şekilde halledeceğiz. Ahlaksız.
Kore'yi bulup ifadesini değiştirmeye ikna edemezsek çok
büyük borca gireceğiz ben sana söyleyeyim.
Çiftliği kotek ettirmiştin Halil.
Banka ilk onu alır elinden.
Hakan
o Koray denilen herif. Iğne deliğine de girmiş olsa.
Çıkar oradan getirme.
Birazcık yiyebilsem keşke. Ya bebeğime bir şey olursa?
Oy. Korktun mu? Yok. Uzaklara dalıp gitmişsin güzel karım.
Üşüme diye montunu getirdim. Teşekkür ederim. Çok
düşüncelisin. Sen mantar kavurmasını yemedin mi? Kültür
mantarıydı o. Yiyemedim. Insanları da uğraştırdım boş
şeyle. E tamam söyle. Hangi mantarı istiyorsun? Hemen
buldurayım sana.
Çocukken biz babamla ormanda toplardık. Bulduğumuzda çok
sevinirdim ben. Böyle yağmur yağdığında altında turuncu
turuncu parlarlardı. Ağaçların altında oluyor. Hani ııı
Kanlıca mantarı diyorlar ya. Hı. O işte. E tamam buluruz.
Kanlıca mantarı. Iıı yok. Son zamanlarda yağmur yağmadı.
Babaannem mevsimi değil dedi bir de. Zor yani. Imkansız
hatta. Hemen seni Uzaklara da gitmeni istemiyorum. Ben tek
başıma gitmeyeceğim. Birlikte gideceğiz. Nereye? Ormana.
Tanrıca mantarı bulacağız. Hadi hadi. Ay iyi de babaannem zor
bulunur dedi. Biz de zoru başarırız.
Ali Bey nereye? Ihtiyaç varsa ben halledeyim. Kanlıca mantarı
bulmaya gideceğiz ormana. E ben toplardım niye sen mesut deriz
ki? Ben artık kimseyi uğraştırmak istemiyorum. Biz
arayalım. Hem yürüyüş yaparım. Iyi gelir bana. Hadi.
Bir tanem. Buldum mantar. Hem de iki tür hangisi? Oluyor mu
bunlar? Yok Halil, bunlar değil. Hadi ya. Yani. Zaten biz
genelde fidanlığın arkasına giderdik babamla. Orada daha
çok biterdi. Fidanlık. Hı hı. E tamam o zaman.
Dikkat et oralara.
Mayta
Ne yapıyorsun ya? Dur. Geçireceğim seni karşıya. Yok
ben kendim geçerim. Ayrıca ben tarlalara alışığım biliyorsun.
Öyle her engelde senden yardım isteyecek değilim. Zeynep
inadın sırası değil. Geçelim işte. Yok. Kendim geçerim dedim indir.
Aynı şeyi mi düşündük? Galiba aynı şeyi düşündük. Ama ben bu
sefer inat etmeyeceğim. Çünkü ben artık bir anneyim. Kendime
dikkat etmem lazım. Hazırım. Gel o zaman kocanın kollarına.
Yavrum sen tabii daha anneni tanımıyorsun bilmiyorsun ama o
dünyanın en keçi en inatçı insanlarından biri. A aaa
dinleme sen evladın babayı annen gerekmedikçe hiçbir zaman
inat etmez. Gerekmedikçe. Evet. Göreceğiz. Karara versin.
Ben gözlerimi sürekli cimri arıyor. Gerçekten hoşlanıyor
muyum acaba?
Cemil ablamı gördün mü? Atölyede mi acaba? Onlar biraz
önce Halil Bey'le Kanlıca mantar toplamaya gittiler. Anam
eee ben de gideyim o zaman. Ben nerede görsem tanırım o
mantarı. Hem faydam dokunur. Eee Merve. Tek başına gitme.
Ben de geleyim seninle. Orman yolu pek çekim değildir. Yoksan
gözüm seni arıyor. Ama yanındayken de kaçmak
istiyorum. Ne oluyor bana? Yok ben tek gideceğim. Gerek yok
sağ ol. Orman yolu pektekin değil Meryem. Seni tek başına
gönderemem. Ben de geleceğim. Neden kaçıyor benden?
Hoşlanıyor mu? Hoşlanmıyor mu? Anlamadım gitti. Iyi tamam gel.
Seni ikna etmekle uğraşamam. Tamam.
Hadi gidelim.
Güzel karım. Bence kuzey tarafına gidelim. Bak mantar
dediğin şey nemli yerlerde büyür. Kuzey tarafında kesin
vardır hadi gidelim oraya. Yok soldan gitmemiz lazım Halil.
Hem biz babamla hep o taraftan toplardık mantarları.
Dünyanın hırkası bu.
Hele ki güvenliği atlatıp bu taraftan gitti. Dur. Bu ırkı
üzerindeydi. Üstündeki ırkı koşarken düşmez. Imkansız.
Belli ki bizi yanıltmak için yaptı.
Tam tahmin ettiğim gibi. Çamurda ayak izi var. O tarafa
değil, bu tarafa gitti. Iyi de hırkasını burada düşünmüş kız.
Belli ki buradan gitti işte. Hem belki o da güvenliğin ayak
izleri. Nereden biliyorsun ki? Beni yanıltmana izin
vermeyeceğim. Belli ki bunu da planladınız. Bu da planın bir
parçasıydı. Yürü, bu taraftan gidiyoruz. Seninle tartışıp
vakit kaybedemeyeceğim ben. Ben bu taraftan gidiyorum.
Tamam. Sağdan gidelim. Benim kocam öngörülüdür. Hem onun
lafından çıkmak olmaz. Maşallah karım benim. Hamilelik sana çok
yaradı biliyor musun? Ama bak bu sefer durum farklı. Hem
benim karımın canı çok istiyor mantarı. Hem de babasıyla
tecrübesi varmış. O yüzden senin öngörün bizim kılavuzumuz
olsun.
Biliyor musun? Baba olmak sana bayağı yaradı. Hem de çok.
Vallahi? Vallahi. Bir de şu mantarı bulalım. Daha çok
yarayacak babalık bana.
Selma
Hoş geldin. Hoş buldum da sen iyi misin? Ev sahibi aradı. Eve
bakmak için bir alıcı gelecekmiş. Müsait misiniz?
Diye sordu.
Sen ev sahibine ev alamayacağımızı söylemişsin
Eren. Ne oldu? Halil'i boş vermeyi kabul etmedi mi? Yok.
Tam öyle değil. Şimdi sakin ol. Panik yapma. Ama fabrikada
yangın çıktı. Ne? Birine bir şey oldu mu? Yok. Can kaybı yok
çok şükür. Herkes iyi. Hasar çok büyük. Çok. Sigortadan para
da alamıyoruz. Alıcılara paralarını geri ödememiz lazım
bir şekilde. Aziz çok zor durumda olmayacağım. Biliyorum
burası bizim için çok önemli. Anlıyorum da ama Halil bu
durumdayken ondan para isteyemem. Çok üzüldüm ya. O
kadar emek çaba. Hepsi boşa mı gitti? Ben Zeynep'i arayayım da
bir geçmiş olsun diyeyim o zaman. Aşkım eee
çiftliktekilerin haberi yok. Zeynep hamile ya. Hani
üzülmesini istemiyor. Doğru ya. O haldeyken gülmemesi daha iyi
tabii. Sen de bana bu yüzden mi söylememiştin?
Öyle. Merak etme. Yani bütçemize uygun bir yer
bulacağız biz. Belki bu kadar büyük olmaz, vahdeti de olmaz
belki. Ama yolunuz olacağı kesin. Yani büyüklüğü bahçesi
hiç önemli değil. Biz hep beraber olalım da o bana yeter.
Bana güven. Her şey yoluna girecek. Sana söz veriyorum.
Zeynep. Bırak beni. Ne yapıyorsun? In şuradan.
Bırakmayanı getireceğim. Ispatlayacağım sana işbirlikçi
olmadığımı. Ver şuna direnme gel. Bırak.
Biz geçmişte ne çok yetiştik seninle. Böyle Bazen didişirken
kırdık da birbirimizi. Neyse ki bunların hepsi geçmişte kaldı.
Evet. Hem biz de çok değiştik. Mesela artık senden kaçmamı
gerektirecek hiçbir şey yok. Benden hiçbir zaman kaçmana
gerek yoktu ki zaten. Ama bu sefer duvarın arkasına ben
atlayacağım. Dur Halil. Atlama. Yamantar bunun arkasındaysa?
Bakacağım. Halil atlama sakın. Istemiyorum ben. Arkasındaysa
da orada kalsın. Istemiyorum ben artık. Hem doktor
kontrolüne de çok az kaldı. Harbiden saat yaklaşmış.
Gecikmeyelim hadi gidelim. Ama
Ne oldu? Kimi arıyorsun? Okan'ı arayacağım. Çocuklardan birini
göndersin. Ben atlayamıyorum madem. Onlardan biri baksın.
Içim rahat etmeyecek.
Okan müsait olanlardan biri ya da sen. Gelin şu fidanlığın
oraya. Duvarın arkasında mantar varsa onları toplayıp mutfağa
götürsünler. Hadi aslanım kapat. Oldu. Ha bir de
unutmadan şu İstanbul'dakileri bir arayayım. Belki orada
hallerde falan vardır.
Bahtiyar hala İstanbul'dasın değil mi kardeşim? Hah devrem
bak benim karımın canı kanlıca mantarı çekmiş. Sizin oradaki
haller de vardır.
Selma ablanla Zeynep ablam da hamile. Çok şanslıyım. Kiem
birden. Çok güzel bir teyze olacaksın. Teşekkürler. Dur.
Susun bana, iyi misin?
Iyiyim tamam. Ay hadi mantar bulalım.
Geçen gün sosyal medyadan bir arkadaşın beni eklemek istemiş.
Adı Tuğçe. E sakın kabul edeyim deme. Yani Gıcık yanları
çoktur. Senin iyiliğin için diyorum. Ama istiyorsan kabul
et tabii. Eee ayıp olur ama kabul etmezsem. Ya ne sayıp
olacakmış. Asıl onun yaptığı ayıp.
Utanımıyo bile daha seni.
Başına bela almak istiyorsan git kabul et. Bilmem. Bana o
kadar gıcık gelmedi. Üstelik tanımıyoruz da daha birbirimizi
ama o da zamanlı olur.
Kesin kıskanıyor beni. Yoksa niye böyle şeyler söylesin?
Kabul edemem zaten.
Çünkü ben seni seviyorum.
Bu ormanda mantar falan yok. Ben geri dönüyorum. Sen de dön.
Ya da dönme. Ben kaçtım.
Artık senin de bana karşı bir şeyler hissettiğine eminim
Berra.
Eğer o gün şu kapıyı açmış olsaydın beni yakalayacaktın.
Hangi günden bahsediyorsun? Hani çiftliğin her yerinde beni
aramıştın ya.
Depo kapısının dibine kadar geldin hatta ama içeridekini
kedi sesi sanıp gittin. E tabii benim güzeller güzeli karım. O
dönemler benden sürekli kaçtığı için. Hatta kaçarken yeni yeni
stratejiler üretip yeni formüller bulduğu için e tabii
başımızda beladan kurtulmuyordu. Sen ne olursa
olsun o beladan beni kurtarıyordun ama. Biliyor
musun ufaklık? Senin baban benim kahraman. Bundan sonraki
hayatımın geri kalanı da hem annenin, hem de senin
kahramanın olarak yaşayacağım.
Sıkma canını canını hiç. Nasıl sıkmayayım Tekin? Küçük de olsa
anne olma umudum vardı.
Ama o da sönüp gitti işte. Sönmesin. Sönmesin bak
Allah'tan ümit kesilmez. Bizi tedavi edecek doktor illa ki
çıkacak. Ben istemiyorum. Umutlarının tükenmesinden
kalbimin kırılmasından bıktım. Tedavi falan istemiyorum.
Lütfen kapatalım artık bu konuyu tamam.
Buyur Zümrüt Hanım. Sağ ol eline sağlık yavrum. Portakalın
tadı çok güzel.
Mavişimle damat da geldi. Bulabildiniz mi mantar
çocuklar? Ne yaptınız? Yok. Henüz bulamadık. Ama
Yeşilpınar'ın dört bir yanına haber saldım. Özellikle
İstanbul'a gidip gelenler, bulurlarsa haber verecekler. Ay
vardır, çocuğum vardır bilemezsiniz siz. Ben size
bulup getireceğim. Şimdi sen dedin ya mevsimi değildir
nereden bulunur diye. Şimdi sen nereden bulacaksınız Ümit
Hanım? Ah! Eee geçen Ömer toplamıştı. Ay bilirsin Ömer
mantarı çok sever. Ay Tülay kızım da bir yapar yani. Böyle
öldürmeden. Tam kıvamında. Buzlukta vardır. Ben gidip
getireceğim. Çok buzlukta da kalmadı. Hepsini tükettik. Yani
bir işten anlayan çalışanımız olmuş olsaydı şimdi mevsiminde
toplar buzluğa koymuş olurduk. Haklısınız. O çalışan
meselesini bir an önce çözeceğim ben. Böyle sizi. Ya
yorulmakla ilgisi yok Aliciğim. O sebeple söylemiyorum. Ama
ihtiyaç oluyor yine de. Ben güvenilir bir firmayı aradım.
Birini gönderecekler. Size Danışmadım ama Iyi düşünmüşsün
anneciğim. Sağ ol. Eee ne demişler? Kısmet de varsa gelir
Hint'ten Yemen'den. Kısmet de yoksa ne gelir elden? Eğer o
mantarı yemek senin kısmetinde varsa kızım senin ayağına kadar
gelir. Sen içini rahat tut. Doğru dedin Sultan. Öyle veya
böyle sultanım. O mantar bu eve gelecek. Bol şans enişte. Bizde
mantar aradık ama bulamadık. Cemil şimdi hemen gidiyorsun
meyve sebze haline. Orada A'dan Z'ye kimi bulursan soruyorsun.
Kanlıca mantara. Bulup getiriyorsun bak bulmadan
gelme. Baş üstüne Ali Bey. E hadi bakalım asla.
Biz de o zaman randevu için hazırlıklarımızı yapalım. Iyi
hadi bakalım.
Merve Sen niye kızardın böyle? Ben mi? Yok.
Evet Zeynep Hanım. Altı haftalık hamilesiniz.
Bebeğin kalp atışlarını dinlemek ister misiniz?
Duyabiliyor muyuz öyle? Kalp atışlarını. Çok isteriz.
Bu dünyadaki en güzel ses. Çok güzeldi.
Bunun tarifi yok.
Peki Benim karımın bu dönem iştahsızlığı var. Yani bir şey
yiyemiyorum. Bu durumda endişe etmemizi gerektiren bir şey var
mı? Hiç endişelenecek bir durum yok. Ilk üç ay için çok normal
bir süreç. Zaten ben bugün kullanacağım vitaminleri de
yazacağım. Çok sağ olun doktor hanım. Bu da bebeğimizin ip
fotoğrafı.
Görüyor musun şunun tatlılığını babası? Böyle bakınca çok
okunamıyor ama yine de hissettirdiği duygu tarif
edilemez. Daha aklımdan çıkmadan ben senin
vitaminlerini alayım. Doktorun söylediğin. Hemen geleceğim.
Sen şurada ben burada oturuyorum. Tamam ama
kıpırdama. Kendim hiç yormuyorum ve seni bekliyorum.
Evet güzel karım. Aynen öyle.
Neredesin be adam? Geleceğim dedim. Yoksun ortada. Meşgulüm
gelemem şimdi. Ne meşgulü? Ne meşguliyeti? Ya çocuğumuz
ölüyor. Gelmen lazım. Dur dur lanma be. Asıl senin haberin
yok. Ocağın voleyi vurdu voleyi. Kız da ne gerekiyorsa
ameliyat falan. Bekle sen. Ya ne beklemesinden bahsediyorsun?
Ölecek diyorum. Anlamıyor musun? Hadi gel. Vakit yok.
Kapattı. Senin gibi koca olmaz olsun.
Pardon ben size bir su getireyim mi? Ister misiniz? Ya
sarmama gerek yok.
Isterseniz anlatabilirsiniz bana. Belki yardım edebileceğim
bir şey vardır. Problem ne? Ne anlatayım ki? Çocuğum çok
hasta. Kalbi delik. Acilen ameliyat olması gerekiyor. Ama
babası yok ortada. Hayırsızım teki. Ben ilgileniyorum ama
ameliyat olmazsa.
Kusura bakmayın başınız ağrıdı. Yok estağfurullah olur mu öyle
şey? Çok geçmiş olsun.
Mahalle var. Ne halde çocuk?
Ne oldu kızım?
Anneciğim kalbim çok ağrıyor. Tamam canım. Tamam güzel kızım.
Eee ben şimdi hemşire ablaları çağırayım. Senin ağrılarını
geçirsinler. Tamam mı? Siz burada bir iki dakika bekler
misiniz? Tabii ki.
Merhaba güzellik. Benim adım Zeynep. Senin adın ne? Büşra.
Gözlerin çok düzelt. Teşekkür ederim seni ilgiler daha güzel.
Eee su içmek ister misin?
Gel bakalım. Yavaş.
Rahat mısın? Başka bir şey ister misin benden?
Annem hep hasta olunca yatar. Tabii.
Ne demek bulamadın Cemil? Bir soru soruştur bul. Gerekirse
yurt dışına çık. Bak karımın benim kanlıca mantarı istiyor
Caner. Hadi oğlum yaparsın.
Teşekkür ederim. Ne demek?
Niye ayaktasın? Niye içeridesin sen ne oldu? Anlatacağım.
Çok sağ olun. Ne demek? Eşim Halil. Merhaba. Ben de Sinem.
Bu da kızım Büşra.
Geçmiş olsun. Elimizden bir şey gelirse mutlaka yardım edelim.
Sağ olun. Doktorlar ilgilenecekmiş.
Kızımı acil ameliyata alınması gerekiyomuş. Anladığım
kadarıyla durumları da yok. Acaba diyorum, ameliyatı biz
yaptırabilir miyiz? Sana güzel canını hiçbi şeye sıkma.
Elimizden ne geliyosa yaparız tabii ki. Sen al bunları. Ben
önce gidip şu ufaklığın doktoruyla bir konuşayım. Durum
neymiş bu öğrenelim. Sağ ol kocam.
Ben mi kiralayayım? Saray mı? Bilal de ona göre kurumlanalım.
Ha bu ev sahiplerinin de kanı kurumuş zaar. Bu insancıklar bu
paraları nasıl ödeyecek? Herkes fırsatçılık yapma peşinde. Yok
işte kıymet anne. Görüyorsun fiyatları. Biz ev falan
bulamayız bu gidişle. Size şahane haberlerim var
canikolar. Umut benim için İstanbul'dan geldi. Oturduk
uzun uzun konuştuk. Eee beni affetti vallahi. Anladı artık
onu. Paranın pulun değil, aşkın peşinde olduğuna. Çok sevindim
teyzeciğim senin adına. Helal olsun sana kumru kuşum.
Sizin bir şey canınız sıkılmış. Benden kaçmaz. Dökülün bakalım.
Ev sahibi ev satışa çıkardı. Eren'de almak için Hali'den
borç isteyecekti. Ama onların da yeni açtığı fabrikada yangın
çıkmış. Yani hal böyle olunca doğru olmaz diye isteyemedi
tabii. O yüzden şimdi kiralık ev bakıyoruz. Sen ne diyorsun
Saymoş? Üzüldüm şimdi. Ama sen böyle yüzünü asma lütfen. Ya
teyzoşum biz nelere çözüm bulmadık ki? Değil mi?
Ne oldu? Kızın doktoruyla konuştum. Bir an önce ameliyata
alınması gerekiyor dedi. Öyle hafife alınacak bir durum
değilmiş. Ben de dedim o zaman gereğini yapalım. Yarın sabah
ameliyata alacaklar. Ben bu dünyadaki en güzel yürekli
adamla evliyim. Yani böyle bir durumda kayıtsız kalsaydık eğer
kendi insanlığımızı sorgulamamız gerekir. E o zaman
gidip annesine de haber verelim. Kadının canı yanmasın
daha fazla. Geç.
Sinem Müjdemi isterim. Büşra yarın sabah ameliyat olacak.
Doktor ameliyattan sonra düzeleceğini söyledi. Allah
razı olsun. Yok önemli değil. Önemli değil. Allah ne
muradınız varsa versin. Iıı ben size nasıl teşekkür edebilirim?
Bu minik boncuk gözlü kızınız iyileşsin. Bu bize yeter.
Sen kimsin? Ben bu ablanın eşiyim. Adım Halil.
Senin açacağınız var mı?
Olacak.
Allah'ım sen şifa ver.
Zeynep Hanım'a ve Halil Bey'e teşekkür etmek istiyorum ama
elimden gelen anca bu.
Iyi ki koymuşum Kanlıca mantarlarını buzluğa. Duyunca
hemen çıkartıp getirdim. Inşallah beğenirler.
Ne oldu Koray? Ne diye arıyorsun? Iıı koca oldun, baba
oldun mu geldi aklına? At bırakmıyorsun insanda. Akşam
yedi eve uğrayıp birkaç parça eşya alacağım. Çocuğun ameliyat
parasına bırakacağım sana. Gene kimin canını yaktın? Gerek yok.
Ne olduğu belli olmayan, haram paranla ameliyat ettirmem ben
kızımı. Kadın, Büşra Ölecek diye alarmsız olan sen değil
miydin? Anlamıyorum ki. Hem de ölen var kimin parası olduğunu.
Çocuk iyi de sonuçta. Gerek yok senin parana. Halil Fırat
ameliyat ettirecek kızımızı. Öğrendim ben senin patronunmuş.
Ben de kız kardeşime Büşra'yı emanet edip çam sakızı çoban
armağanı hediyemi alıp geldim. Sen de sonra teşekkür etmeye
gelirsin. Ne yaptın sen Sinem? Sakın gitme oraya yakarsın
başımızı. Senin benim karım olduğunu bir anlar varsa
biterim ben. Ameliyat için bulduğum parayı o adamdan
vurdum. Büyük zarar verdim ona. Sakın o konağa gideyim deme.
Hemen eve dön. Hemen Ne yaptın sen bu insanlara? Fabrikalarını
yaktım. Oldu mu? Ne? Bak gidersen çocuğumuz babasız
kalır. Yıllarca hapis yatarım.
Koray hiçbir yerde yok Haliç. Ama çocuğu Büşra gerçekten
hastaymış. Harbi deli etmiş ufaklığın. Bu şerefsizle beş
yaşındaki kızını oyununa alet etmiş. Yarısının ismi Sinem.
Karısını da, kızını da hastanede bırakıp kaçmış.
Sinem Müjdemi isterim. Büşra yarın sabah ameliyat olacak.
Ben bugün hastanede ikisiyle de tanıştım. Hem küçük kızı hem de
annesiyle. Hakan eğer Koray'a ulaşmak için bu yoldan gitmeyi
tercih ediyorsanız şimdiden söylüyorum rafa kaldırın onu.
Kız ameliyata girecek. En ufak bir stres sıkıntıya girsinler
istemiyorum. Allah yardımcıları olsun. Rahatsız etmeyin yani
onları. Doğru söylüyorsun. Halil. Yarın öbür gün çiftliğe
haciz memurları buluşmaya başlayacak. Gerçekleri
Zeynep'ten de çiftliktekilerden de daha fazla saklayamayız.
Tülay Hanım yeni bir hizmetçi çaldığını söylüyordu. Zavallı
kadın bilmiyor ki. Her an elimizde çiftlikte olmayabilir.
Bundan sonra kendinize çok dikkat etmelisiniz. Gebeliğin
ilk aylarını biliyorsunuz ki çok önemlidir. Ama sizin iki
katı dikkatli olmanız gerekli. Yoksa Allah korusun. Bebeğinizi
kaybetme riskiyle karşı karşıya kalabilirsiniz. Ben bu meseleyi
açacağım millete. Ama önce Zeynep'i duruma alıştırmam
lazım.
Şeylerin fiyatlarına bak. Bizim ailece sığabileceğimiz evlerin
fiyatı da uçmuş gitmiş. Bence dışarda var işte.
Çık işin içinden çıkabiliyorsan Eren. Çık. Çık.
Erenciğim.
Sen de galiba ev baktın. Ev bulamadın. Değil mi? Sıkma
canını. Açıkta kalacak halimiz yok ya. Mutlaka bizim de
kısmetimiz vardır bir yerlerde. Iyi düşünelim iyi olsun. Doğru
söylüyorsun Selma Ana. Son günlerde her şey üstüme üstüme
geliyor. Kendi derdime mi yanayım? Halil için mi
üzüleyim? Daralıyorum artık. Üstüme geliyor her şey. Biz
başımızı sokacak bir yer buluruz da Halil'in derdi
gerçekten çok büyük. Bir de onlar da bebek bekliyorlar. Çok
zor bir dönem hepimiz için.
Allah Allah. Bu kim acaba?
Alo. Merhaba Selman. Ben Murat Taner. Kendime ait bir firmam
var. Mücevher tasarlıyorum. Buyurun. Konu neydi? Işle
ilgili bir araştırma yaparken sosyal medya hesabınıza denk
geldi. Telefon numaranızı da oradan al. Evet. Bir dönem takı
işine girmiştim. Merak ettim şimdi. Ne istiyorsunuz?
Tasarladığınız parçaları görür görmez etkilendim. Onları yeni
koleksiyonumuza katmayı çok isterim. Koleksiyon mu dediniz?
Lafın kısası bu bir iş teklifi. Üç ay sonra satışa çıkacak
koleksiyonumuz için takı tasarımı yapmanızı istiyorum.
Tasarımların tüm hatlarının telifi karşılığını sizden
alacağım. Dört buçuk milyon gibi bir bütçe düşündüm. Sessiz
kalmakta çok haklısınız. Insan emek verdiği bir şeyin
karşılığını hakkıyla almak istiyor. Ama şirketin bütçesi
de belli. Ne yazık ki çıkabileceğim son fiyat beş
milyon olabilir. Ne dersiniz? Ne diyeceğim? Tabii ki evet
derim. Eee yani sizi zor durumda bırakmak istemem. Kabul
edebilirim. O zaman sözleşmenin detayları için sizi yarın
şirkete bekliyorum. Konumunu birazdan mesaj olarak atacağım.
Tamam. Bekliyorum o zaman. Görüşmek üzere.
Ne oldu? Kimdi o? Eren, Murat Taner diye biri aradı. Takı
tasarımcısıymış. Hani ben bir ara yaptım takıları internet
yok demiştim ya. Onları görmüş. Çok beğendim koleksiyonuma
katmak istiyorum diyor. Ve bunun karşılığı bana tam beş
milyon teklif etti. Hemen anlaşma yapalım yarın dedi.
Allah'ım inanamıyorum. Evimizden gitmek zorunda
değiliz. Sana beş milyon mu teklif etti? Evet. Eren Hani
hep derler ya bebek kısmetiyle gelir diye. Galiba doğru
söylüyorlar. Öyle oldu.
Halil. Yavrumuzun odası için internetten öyle güzel şeyler
buldum ki. Ama hepsi o kadar tatlı ki karar veremedim. Sen
de baksana bir.
Tak. Hangisi olsun sence? Yani hepsi de çok güzelmiş. E neyse
karar vermek için daha çok zaman var zaten. Ben düşündüm
ki koridorun sağındaki odayı bebeğimize oda yaparız. Hem
güneş alıyor hem de bizim odaya yakın. Ne dersin? Zeynep. Ben
şimdi sana bir şey söyleyeceğim ama üzülmek yok. Korkutma beni
Ali.
Annen söyledi. Yemek yemiyormuşsun. Ben buna
kızıyorum. Şimdi ben kızınca da sen üzüleceksin. Aşk olsun ama.
E sakin ol dediğin şey bu muydu? Hı. Korkuttun beni. Ya
iştahım kapalı hala. O yüzden yiyemiyorum. Kızma bana bundan
dolayı. Ben de yemek istiyorum inan bana ama olmuyor işte.
Olmuyor mu? Hı. O zaman bir de şöyle deneyelim. Nasıl?
Faziz
Afiyet olsun.
Ay kalmayacak mantarı bu. Aaa bulmuşsun inanamıyorum.
Bunu aslında ben bilmedim. Sen buldun. Ben mi? Nasıl yani?
Gel. Merhabalar Halil Bey. Ismim Kadriye. Çivi Hanım beni
bugün işe aldı. Konağın yeni hizmetlisiyim. Hayırlı olsun.
Bir durum mu var? Evet biri sizinle görüşmek istiyordu. Al
hemen içeri. Buyurun.
Bacım hoş geldin. Hayırdır diyor bir sorun yok inşallah.
Sayenizde hiçbir sorun kalmadı Halil Bey. Hastanedeyken
istemeden telefon konuşmanızı duydum. Zeynep Hanım'ın bu
mantarları aşer diye aklımda kalmış. Size teşekkür etmek
için. Size layık değil ama. Kanlıca mantarı mı? Evet. Bacım
sen şu an bana dünyaları verdin dünyaları. Karım senin sayende
bir şeyler yiyebilecek. Kadriye gel. Ilk görevin. Akşama hazır
olsun. En güzel şekilde hazırlansın. Sayenizde kızım
iyileşti. Allah sizden de, Zeynep Hanım'dan da gani gani
razı olsun. Senden de razı olsun bacım benim. Halil Bey,
bir konu daha vardı. Nedir? Eşimle konuştum. Koray'la.
Utanmaz herif. Fabrikanızı yaktığını söyledi. Benim buraya
geldiğimi bilmiyor. Akşam yedi gibi evde olur. Bilin istedim.
Siz bize iyilikten başka bir şey yapmadınız ki. Bunu size
söylememeye gönlüm razı olmadı. Madem o fabrikanızı yaktı
cezasını çeksin. Eyvallah bacım.
Bu Koray denilen herifi kıskıvrak yakaladık. Polise
teslim ettik. Sigorta şirketi de şirketi bizim yakmadığımızı,
bir kundaklama olduğunu kabul etti. Ayrıca alıcılara böyle
tazminat falan ödememize gerek kalmadı artık. Her şeye
karşılayacak sigorta. Harika bir haber bu Halil. Ya sen
benden habersiz nelerle uğraşmışsın? Ruhun bile
duymadı. Ne mantar mantar diye tutturdum sana. Oyaladım seni
boş işlerle. Özür dilerim. Boş iş falan değil o. Karımın
isteği. Yapacağım tabii.
Senin kalbin temiz ya. Temiz kalpli insanların da işleri
çabuk çözülür. Babam hep öyle derdi. Kısmette varsa gelir
Hint'ten Yemen'den kısmet de yoksa ne gelir elden? Babaannem
haklıymış galiba. Gerçekten de kısmetmiş böyle şeyler.
Tam da canımın çektiği gibi biliyor musun? Sulu sulu öyle
lezzetli ki hayallerim gerçek oldu resmen.
Sıradaki hayalini gerçekleştirmeye var mısın?
Fransızlar. Senin bu parfümün dünyanın her yerine
tanıtıcaklar. Transfer gidiyoruz. Sır mısın Zeynep
Murat? Gerçekten. Ay!
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.