All language subtitles for Тактика любви 2 (2023).1080p.NF.WEB-DL.DDP5.1.ENGLISHА

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian Download
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

[huzurlu müzik çalar]

[kadın dış ses] Tıpkı peri masallarındaki gibi

yakışıklı prensine, sevdiğin adama evet demek,

hayatın boyunca ona sadakat ve bağlılık yemini etmek,

muradına erip sevdiğin adamla ömrünün sonuna kadar

mutlu bir hayat yaşamak

her genç kızın hayali, değil mi?

-[eğlenceli müzik çalar] -[kadın] Tüm bunlar saçmalık!

Doğar doğmaz çocukların kucağına oyuncak bebek vermiyorlar mı!

Anneliğe hazırlıyorlar akıllarınca.

Bir de o çocukları düğüne götürüp gelinlik giydirmiyorlar mı!

O kız çocuğu evlilikten başka ne hayal kuracak, ha? Ne?

Atom parçalamanın hayalini mi kuracak? Mümkün mü?

Tut şunu. Bu gelinliğin daha çok işi var.

Birazcık büyüyüp serpildikten sonra ne oluyor, biliyor musunuz?

Konu komşu artık senin medeni hâlinle ilgileniyor.

"Ne zaman evleneceksin kızım?" "Aman kızım, geç kalma, evlen."

"Aman gözünü dört aç." "Aman gözünden hiçbir adam kaçmasın!"

Yahu, sana ne ya? Sana ne? Ha? Seni ne ilgilendirir ya?

Neyse. Ha, bir de şöyle bir şey var.

Ya evleneceksin ya da ne yapacaksın, biliyor musun,

11 kedili evde tek başına öleceksin.

Bunun başka bir alternatifi yok mu, ha?

Mesela bir kadın kendi hür iradesiyle evlenmemeyi seçemez mi?

[muzip müzik çalar]

Bir erkek kendi hür iradesiyle nasıl evlenmeye karar verebilir ya?

Böyle bir şey nasıl mümkün olabilir? Düşünüyorum, bir tane mantıklı sebep yok.

Oğlum, biz daha düne kadar bu salakla dalga geç…

-[kuş cıvıltıları] -[muzip müzik devam eder]

[nefes alır] Buna da bir haller oldu ha. Bir tipi mipi değişti… Neyse.

Oğlum, biz daha düne kadar bu salakla dalga geçmiyor muyduk evli diye?

-Geçiyorduk, ama… -Ne ama?

Yemeden içmeden, bir sene olmuş ilişkin, evlilikler, düğün hazırlıkları falan Tuna!

Sen ne olacak sanıyorsun?

Göz açıp kapayıncaya kadar geçen cicim ayları sonrasında

heyecanını yitirmiş, monotonlaşan

15'er kilo fazlalıklarınızla, zaten yeterince yokmuş gibi,

birbirinizi yemeye başlayacaksınız.

Evlilik denen şey aşkın, heyecanın, tutkunun sonu demek.

Evlendikten sonra bir insan ne olmasını bekliyor ki?

Aşkı çekici yapan şey sonunun ne olacağını bilmemektir.

Ayrıca ilişkide kadın seninle ne kadar uğraşırsa

o kadar âşık kalır.

Aşkın uzun sürmesinin temel sebebidir beklenti.

[muzip müzik devam eder]

O yüzden kızların avucundaki kuş değil de daldaki kuş daha cazip gelir.

Bu da, beyler, bir prangadır.

Neymiş efendim,

sol elin yüzük parmağındaki damarlar direkt kalbe bağlanırmış.

Bütün damarlar kalbe bağlanıyor.

Bir erkeğe zincir vurmak için böyle romantik bir hikâye uydurmuşlar.

Siz de yemişsiniz, bravo.

[müzik dramatik tonlarla biter]

[huzurlu duygusal piyano müziği çalar]

[ağlamaklı] Çok güzel oldun.

[hafifçe güler]

[ağlamaklı derin nefes alır] Çok mutlu ol, tamam mı?

[ağlamaklı iç çeker]

[etkileyici tonlar çalar]

[Enrico Vergo'dan tempolu pop şarkısı "Move of Love" çalar]

[sadece müzik duyulur]

[şarkı biter]

Ben nasıl böyle bir hata yaptım ya?

-[tedirgin müzik çalar] -[arkada sokak gürültüsü]

Sonunda anladın.

[tedirgin müzik muzip tonlarla devam eder]

Neyi anladığımı anlamadım.

Tamam, öncelikle sakin ol.

Daha davetiyeler dağıtılmadı. Hiçbir şey için geç değil.

-[kadın] Şimdi Tuna'yı arıyorsun. -Tamam.

Evlenmekten vazgeçtiğini ve onu çok sevdiğini söylüyorsun.

[kadın] Tamam mı?

Aslı, sen ne diyorsun? Ne vazgeçmesi?

"Ben çok büyük bir hata yaptım" dedin ya?

[hafifçe kıkırdar] Haa, o mu?

Ya, aynı gün aynı saatte ben hem saç provası

hem de pasta tadım randevusu aldım ya, onu diyorum.

Ama Tuna o kadar tatlı ki söyleyince "Tadıma ben giderim" dedi.

-[Aslı kıkırdar] -[müzik tempolu devam eder]

Keşke Tuna saç provasına, biz de pasta tadımına gitseydik.

Şu an çikolatanın bana vereceği hazza o kadar ihtiyacım var ki!

Ay, gerçekten öyle mi yapsaydık acaba?

Gelin sensin ya!

-[kadınlar aralarında konuşur] -[tempolu müzik devam eder]

[tempolu müzik muzip tonlarla devam eder]

-[kadın] Anne, bunun tadı nasıl? -[kadın 2] Mm, çok lezzetli!

[adam] Anneciğim, çikolatalı olanı denesek mi?

[kadın 2] Olur, ver bakayım.

[kuş cıvıltıları]

Millet nişanlısını, kaynanasını falan getirmiş,

sen üç sap bizi buraya topladın.

Düğün pastası bu ya, ben nasıl karar vereyim tek başıma abi?

[muzip müzik devam eder]

Allah'ın hakkı üçmüş gerçekten. Şahane oldu! [kıkırdar]

Vallaha ya, bayıldım! Müthiş!

[derin nefes alır, oflar]

Ben pek emin olamadım ya.

Bu daha güzelmiş, bu olsun.

Tamam. O zaman ikisini karıştırsınlar, bize özel bir şey yapsınlar.

Bakar mısınız? Tamamız.

[adam keyifle inler]

[keyifle inler]

-[Tuna] Hı? -[adam] Hı hı.

-[adam keyifle inler] -[muzip müzik devam eder]

[Tuna] Hah!

İşte bu!

[muzip müzik hareketli tonlarla devam eder]

Oğlum, ben hayatımda bu kadar iyi bir pasta yemedim. Bir bak.

-Yemin iç. -Bak buna, hemen.

[hareketli muzip müzik devam eder]

[Tuna keyifle inler]

Siz ne kullandınız sabah? Kafayı mı yediniz siz?

-Ne olur bir parça yesen? -[adam 2] Lan!

[Tuna] Saygısız!

Gerçekten, bu seferki, işte bu yani, bu!

[kuaför] Peki, yapalım.

[gelin] Bak çok yakışacak.

[hareketli muzip müzik devam eder]

-Ne yapıyorsun? -Şuradan gireyim.

-Oradan… -Yapacağım.

-[telefon titrer] -[kadın hevesle nefes alır]

Alo?

-[telefon titrer] -[oflar]

Alo, Kerem? Çok güzel bir zamanda aradın.

Eğer aramasaydın ben seni kefalet işlemleri için arayacaktım zaten.

Ben de en yakın arkadaşlarımla ilgili ürkütücü hayaller kurmaya başladım.

Çok kötü durumdayım. Ben bir de dans hocamla tanıştıracağım onları.

Benim biraz daha işim var. Sonra gelip seni alayım mı?

[ağlamaklı] Al, al. Al beni. Hemen gel. Ne olursun, acele et ama.

[dans hocası] Tekrar yaklaşıyoruz. Uzaklaştık ve döndük.

[tempolu elektronik müzik çalar]

Oo.

[sadece müzik duyulur]

[tempolu elektronik müzik devam eder]

Seni çok özledim.

Ben de.

Ne kadar özledin beni mesela?

İstersen kuytu köşe bir yere geçelim de ne kadar özlediğimi göstereyim.

-[gelin] Oluyor, değil mi? -[Tuna] Oluyor. Şöyle biraz daha.

Bak, şu. Şöyle omuzla beraber…

[tempolu elektronik müzik devam eder]

Tuna nöbet falan mı geçiriyor?

Aslında ben zehirlendiklerini düşünmüştüm ama bu da çok mantıklı.

Beyoncé. Aldı, indirdi. Tıs… [keyifle inler]

Döndüm hocam. Geldim, aldım.

[Tuna] Kaldır! Hoppa!

[gelin inler]

Cansu!

-[kadın] Ay, aman aman! -Öldü galiba! Öldü!

-Tuna? -İyiyim, iyiyim. Gelmeyin, gelmeyin.

Bacak bacak üstüne bindi… [inler]

[Aslı] Ah, çok kötü. Çok kötü düştü.

Ayağı kopsa anlamaz o şu an heyecandan.

Ya, tamam, erkekler dans edemiyor, tamam da

bu da değil yani artık!

-[Aslı cıklar] -Neyse ki senin sevgilin iyi bir dansçı.

Ha, sen dans dersi aldın.

Kızları etkilemek için.

[Aslı derin nefes alır] Ay, çok klişe bu.

[hafifçe güler] Yalnızca bir kızı.

Damla.

[tempolu elektronik müzik devam eder]

Mezuniyetine benimle gitmek istedi, o sıralar Fransa'da yanlarındaydım.

Şimdi, kız da rezil olmasın, değil mi? Ben de birkaç dans dersi aldım.

-Sonra sevdim bu dans işini. -Sevdin?

[adam] Hı hı.

Damla, bu arada, beni büyüten halamın kızı.

[Aslı iç ses] Bir sene geçti, beni hâlâ şaşırtmayı başarıyorsun.

Bir sene geçti ve hâlâ gözlerimi senden alamıyorum.

[restoranda huzurlu müzik çalar]

[arkada restoran gürültüsü]

Ya, Kerem, neden herkes aşkın sonucunda evlilik olması gerektiğini düşünüyor?

[Aslı] Gerçekten anlamıyorum.

Evet. Bunu ben de anlamıyorum.

Ha, bir de çok matah bir şeymiş gibi onca tören, tantana…

İlla evleneceksen yap küçük bir tören, olsun bitsin, değil mi?

İlla evleneceksen, ne bileyim,

kumsalda en yakın arkadaşlarınla falan yaparsın. [cıklar]

-İlla evleneceksen. -İşte bence çok gereksiz.

Ben senin de evlilik hakkında böyle düşündüğünü bilmiyordum.

Nedenmiş o?

Sonuçta kendine güvenen, güçlü bir kadınım.

Niye şaşırdın ki, anlamadım.

Çünkü sen muhteşem bir detaysın.

Yapma ya! [kıkırdar]

Ben de işte günlerdir kızlara bunu anlatmaya çalışıyorum.

Ben de bizimkilere.

Düşünsene, evlenmişsin,

daha önce yapmak için can attığın her şey sıradanlaşmış.

Aşk yok, tutku yok.

[fısıldar] Bir de düşünülenin aksine…

…seks bile azalıyormuş işte.

-Azalır tabii! -Artmıyor, azalıyor.

Sürekli, 7/24, aynı evin içinde birbirini yemekten sıra mı gelir? Gelmez.

Nasıl gelsin, nasıl? [kıkırdar]

-[Kerem iç çeker] -[kıkırdar]

Ben seninle evlenmeyeceğim ve bu harika.

[tedirgin müzik çalar]

[tedirgin müzik yükselir]

[tedirgin müzik zirve yaparak biter]

Ben yine anlamadım. Yani sen zaten evlenmek istemiyordun.

Neye bu kadar sinirlendin?

Bu sefer ben de anlamadım.

Evlenmek istememek tamam da benimle evlenmek istememek ne demek?

-Bunu ancak ben istemeyebilirim. -[dışarıda köpek havlar]

[muzip rock müzik çalar]

Tuna, sen ayağının sadece burkulduğuna emin misin kardeşim?

Doktor öyle söyledi.

Daha kaç kere söyleyeceğim Kerem, ha? Sen tıp bilimine güvenmiyor musun?

Doktor sana ayağın sadece burkuldu dedi ve onu mu taktı? İlginç.

Kesin kırdı ayağını, bize söylemiyor.

[kıkırdar] "Düğünü ertele" deriz falan diye ödü kopuyor şu an.

[muzip rock müzik devam eder]

-[tedirgin tonlar çalar] -[üfler]

[Kerem] Oo. [kıkırdar]

Çok şanslı bir adamım ben.

Aslı var ya, tam hayallerimdeki kadın.

Bunu bugün bir kere daha anladım.

O da evliliği çok saçma buluyor, evlenmek istemiyor.

Ayrıca sen kimsin, benimle evlenmek istemiyorsun?

Ben seninle evlenmek istiyor muyum?

Ben zaten istemiyorum, sen istesen ne olacak?

Evlenmek istemiyormuş paşam!

Görürsün bakalım, istiyor musun istemiyor musun!

Bir saattir aynı şeyi tekrar ediyor. Endişelenmeli miyiz?

[muzip müzik devam eder]

Evlenmek istememek tamam da benimle evlenmek istememek ne demek, ha?

Ancak bunu ben istemeyebilirim. Ben! [kıkırdar]

Kesinlikle endişelenmeliyiz.

Ayrıca sen kimsin, benimle evlenmek istemiyorsun?

Çok şanslı bir adamım ben.

[kıkırdar]

-[muzip rock müzik devam eder] -[Tuna ve Kerem kıkırdar]

[sessiz kahkahalar atar]

Aslı… [kıkırdar] Aslı yine bunu kafalamış.

[kıkırdarlar]

Ne kafalaması oğlum? Ne konuştuysak onu söylüyorum.

Kardeşim, senin biyolojik saat diye bir şeyden haberin var mı?

Haa. En fazla bir yıl veriyorum ben.

Aslı düşündüğünüz gibi bir kadın değil.

Hem kendi ağzıyla söyledi diyorum. Siz nesine inanmıyorsunuz bunun?

Eskilerin bir lafı vardır yeğen,

"Kadınların her söylediğine inanmayacaksın."

[muzip rock müzik yükselir]

[Tuna sessiz kahkahalar atar]

[Tuna kahkaha atar]

Al, taksi parası olsun.

[Tuna alaycı kahkahalar atar]

[sesler boğuklaşır]

-[Tuna] Kadınların her söylediğine inanma. -[Aslı] Kadınların her söylediğine inanma.

[Kerem] Sürekli 7/24 aynı evin içinde birbirini yemekten sıra mı gelir?

Seninle evlenmeyeceğim ve bu…

[hareketli esrarengiz müzik çalar]

[sadece müzik duyulur]

[esrarengiz müzik yükselir]

[eğlenceli pop müzik çalar]

[tıkırtılar]

[asistan] Günaydın. Hoş geldiniz Aslı Hanım.

[Aslı] Selam.

-Bunu mankende görebilir miyim? -Tabii Aslı Hanım.

[müzik biter]

[arkada ofis gürültüsü]

Yeni oyuna başlıyoruz kızlar.

-Yeni bir savaşa giriyoruz beyler. -[muzip müzik çalar]

Kerem'i benimle evlenmeye ikna edeceğim.

Aslı'nın içinde evlenmeye dair en ufak bir istek varsa onu yok edeceğim.

Sizce bir erkek neden evlenmek istemez?

[muzip müzik devam eder]

Çünkü eğer evlenirse özgürlüğünün kısıtlanacağını düşünür ve korkar.

Kadınlar neden evlenmek ister beyler?

İlk ve en önemli etken genetik yatkınlıklarıdır.

Bizler silahlarla, arabalarla oynarken

onlar Barbie'yle Ken'i evlendirmeye çalışırlar mesela.

Ben de yapıyordum çocukken.

Hatırlat, bir ara senin çocukluğuna ineceğiz.

Bir aileleri olduğunda

onları geçindirmek zorunda kalacaklarını bilirler ve istemezler.

Sorumluluk yani.

Kesinlikle doğru. Bunu da yaz Cansu. Hatta en başa yaz.

Sevgi ve ilgi ihtiyaçlarını karşılamayı garanti etmek için evlenmek isterler.

Haa… Bak bu hiç benim aklıma gelmemişti ha.

Belli zaten, söylemene gerek yok.

[arkada ofis gürültüsü]

Ne yazıyorsun sen?

İlk olarak, onunla evlendiğimde düzenli bir hayatı olacağını

ve özgürlüğünün asla kısıtlanmayacağını ona göstereceğim.

İlk olarak eğer evlenirsek

ne kadar sıkıcı ve monoton bir ev hayatımız olacağını

ona göstereceğim.

[Kerem] Bunun için yardımınıza ihtiyacım var.

Ne gerekirse.

[muzip müzik devam eder]

[telefon titrer]

[telefon titrer]

[müzik tedirgin tonlarla biter]

-[telefon titrer] -[kıkırdar]

-Aşkım. -[Kerem] Aşkım.

Ee… Akşam bir planın var mı?

Yoo, bir programım yok.

Sen program mı yaptın?

Aslında yapmıştım ama şimdi Emir oradan bana kaş göz yapıyor.

Bizim yeni projenin sunumu için birkaç saat bizim evde çalışmamız lazım.

[derin nefes alır] İşin yoksa sen de gelsene, sıkılmazsan.

[Kerem] Hem sonra belki bir şeyler yaparız.

Olur, gelirim.

Tamam. O zaman saat yedide bekliyorum.

Tamam.

Bu akşam olabildiğince çok şey isteyeceksiniz Aslı'dan, tamam mı?

Onu boğun.

Bu çok daha iyi oldu.

Bu gece ona aslında nasıl

geyşa ruhlu bir kadın olabildiğimi göstereceğim.

Dikkat ederseniz "olduğumu" demedim, "olabildiğimi".

[muzip müzik çalar]

[tedirgin tonlar çalar]

[muzip müzik devam eder]

-Aşkım. -Canım.

-Bize kahve yapar mısın? -[hafifçe güler] Yapmıştım zaten.

Ee… Türk kahvesi ama, değil mi?

-Ya, aslında mırra mı içsek? -[fısıldar] Mırra ne lan?

Sen söyledin çok şey iste diye.

[bastırarak] Mırra var mı aşkım evde?

Yok, yok, mırra yok.

-Ee… Türk kahvesi alalım. -Türk kahvesi olsun.

Nasıl içersiniz?

-Ee… Ben sade alırım. -Ben orta.

Madem sen orta içiyorsun, ben de şekerli alayım.

[muzip müzik devam eder]

Güzel. Sade, orta, şekerli şeklinde.

[Kerem] Aşkım, ama makine bozuk. Cezvede yapman lazım.

Türk kahvesinin hakkını zaten cezve verir. Hallediyorum hemen. [kıkırdar]

[tempolu eğlenceli müzik çalar]

-Birer çay? -Çay içer misiniz?

Aklımı okudun.

-[neşeyle nefes alır] Getireyim. -[Emir boğazını temizler]

Aşkım, ama şey, sallama olmasın. Demleme olsun.

[eğlenceli müzik devam eder]

Sallar mıyım ben hiç aşkım?

Koymuştum zaten, demlenmiştir. Hemen getiriyorum.

Aşkım, şunları da götürür müsün giderken?

Ha, onları götürecektim şimdi. İyi hatırlattın.

[Aslı mırıldanır]

-Onları… -[bardaklar tıkırdar]

-Uzatayım şöyle. -[Aslı] Hah.

Onları da şöyle götüreyim. Bu da benim meziyetim olsun, değil mi?

Oğlum, bu kız hiç Aslı gibi davranmıyor.

İçine üç dört harfli bir şey kaçmış olmasın?

-Üç dört ne lan? -Bit, pire. Ne? Söyletme beni şimdi.

[öpücük sesi yapar]

[Tuna fısıldar] Tövbe tövbe. Tahta da yok ki.

[eğlenceli müzik devam eder]

[Aslı] Aşkım, çocuklar da geliyor deyince ben de işten erken çıktım.

-Böyle bir şeyler hazırladım size. -[tepsi tıkırdar]

[keyifle inler] Aslı, ellerine sağlık. Bu inanılmaz olmuş ya!

Afiyet olsun. Afiyet olsun.

Aşkım, bunu kendi ellerinle mi hazırladın?

[eğlenceli müzik devam eder]

Hadi siz yiyin. Ben meyve hazırlayayım size.

[müzik biter]

[Tuna] İyi kız, iyi.

[araba bipler]

-[Emir] Teşekkür ederiz her şey için. -Tarifi bekliyorum bak.

[arkada cırcır böceği sesleri]

Deli çocuklar ya. [hafifçe güler, derin nefes alır]

[kapı kapanır]

[muzip müzik çalar]

[Aslı] Bu gece bir bahane bulup evime döneceğim.

Kerem'de kalmak falan artık yok.

Eğer her gece benimle uyumak istiyorsa evlenmesi gerektiğini anlayacak.

[muzip müzik devam eder]

Geç oldu.

Tamam, yatalım o zaman.

[Aslı] Ee…

[ani nefes alır] Ben yeni bir koleksiyon hazırlıyorum, biliyorsun.

Yarın da çok önemli bir toplantım var. Evde uyusam çok iyi olur.

[fısıldar] Rüyanda beni gör.

[müzik dramatik tonlarla biter]

Plan işe yaramadı.

Sanki ne yapmaya çalıştığımı biliyormuş gibiydi.

[gergin nefes verir] Acaba gerçekten ne yapmaya çalıştığımı biliyor mu?

[esrarengiz müzik çalar]

Birileri ona bir şey söylemiş olabilir mi?

[esrarengiz müzik oynak tonlarla devam eder]

-[müzik devam eder] -Niye öyle bakıyorsunuz?

Cansu'ya planlarımızdan bahsetmiş olabilir misin?

Ben bir şey söylemedim diyorum. Niye inanmıyorsunuz?

Aslı bilmese bugün en azından birimizin helvasını kavuruyorduk!

Ya, yemin ettim, daha ne diyeyim? Söylemedim diyorum!

Ya, hepinizin ismi sığar mı ki buna?

Aşkım, özgeçmişlerimiz bile sığar.

[Cansu kıkırdar]

[kadın] Babası, Leyla seni istiyor.

[esrarengiz oynak müzik devam eder]

Ah, benim prensesim! Fıstığım. Gel bakayım, gel.

Benim ödünç bebek bulmam lazım.

-Ödünç bebek? Canlı olanından? -Evet. Bir taşla iki kuş vuracağız.

Hem Kerem'e ne iyi bir anne olabileceğimi göstereceğim

hem de içinde baba olmaya dair en ufak bir istek varsa onu ortaya çıkaracağım.

İyi de sen bebek sevmezsin ki.

Seviyorum demedim ki.

Ya, sana kim bebeğini ödünç verir?

Benim kendi öz ablam bile

çocuğunu kucağıma verirken elli kere falan düşünüyor.

[esrarengiz oynak müzik devam eder]

Senin ablanın bebeği var.

-Yoo. -Var.

Çok teşekkür ederim.

O zaman böyle saat yedi gibi desek sana uyar mı?

Tamam.

[tempolu etkileyici müzik çalar]

[sadece müzik duyulur]

[tedirgin ton çalar]

[Aslı bebeği öper]

[Kerem] Aslı?

[Aslı] Al bakalım.

[nefes verir, öpücük atar]

-[müzik biter] -[ördek öter]

Durumla ilgili bir açıklama yapacak mısın aşkım?

Ee… Şöyle, Ezgi'nin ablasının bebeği. Beraber işleri varmış,

"Birkaç saat bakabilir misin?" dedi. "Ne olacak, bakarız" dedim.

-Birkaç saat? -[ördek öter]

[kadınlar şaşkın nefes alır]

[herkes gülüşür]

[Aslı] Ay… Huzursuz bacak.

Arada yapıyor böyle.

-[fısıldar] Ofisimde konuşabilir miyiz? -Tabii.

[neşeyle nefes alır] ♪ Çok yakıştı eline, çok yakıştı eline ♪

[muzip müzik çalar]

Aşkım, biz bununla bir saat ne yapacağız?

Ha, bir saat… Şey… Ee… Ne bileyim ya?

Besleriz.

Altını falan değiştiririz. Uyuturuz falan. Yani öyle şeyler yapacağız.

Alt tarafı bebek ya, ne kadar zor olabilir ki?

[bebek mırıldanır]

[muzip müzik devam eder]

Kerem? Çok yakıştı. Eline.

Ne? Ben bunun nasıl taşınacağını bilmem ya.

[Kerem mırıldanır, cıklar]

-[ağlar] -[Aslı] A aa…

Ne kadar tatlı bir şeysin sen böyle!

[bebek gaz çıkarır]

[muzip müzik devam eder]

[Aslı öğürür]

[inler] Hiç iyi değilim. [derin nefes alır] Hiç iyi değilim.

Bu kadar küçük bir bebek ne yemiş olabilir böyle kokmak için?

[Aslı inler, öksürür]

[muzip müzik eğlenceli tonlarla devam eder]

[Aslı tiksinerek nefes alır]

Aslı, hadi, bayılacağım şimdi kokudan.

Yapamayacağım. [hafifçe öğürür]

[Aslı] Kerem'e ne iyi bir anne olabileceğimi göstereceğim.

Tabii ki yapacağım.

-Hadi. -Yapacağım.

[eğlenceli müzik devam eder]

Aa. [kıkırdar] Erkekmiş.

-Sen bunu bilmiyor muydun? -[Aslı] Yoo.

Ee, sizin yardıma ihtiyacınız var mı?

[Kerem] Buyur.

-Saçımı tut, kusacağım. -[Emir öğürür]

-[Tuna] Yardım edin! -[hafif gülüşmeler]

-[Aslı ani nefes alır] -Bir dakika!

[fısıldar] Ay, süper fikir!

[eğlenceli müzik devam eder]

[fısıldar] Süper oldu bu.

[bebek mırıldanır]

-Artık kapatabiliriz sanki, ha? -Aa!

-[Aslı] Aa! -[Kerem homurdanır]

-[bebek kıkırdar] -[Aslı şok nidası]

[eğlenceli müzik devam eder]

[eğlenceli müzik biter]

[uzaklaşan ayak sesleri]

Çok yoruldum. [nefes verir]

Ben de.

[Cansu] Halamla yengemleri yan yana asla oturtamam.

En son Mete'nin sünnet düğününde saç saça baş başa girmişlerdi.

[Cansu] Tamam, şöyle yapacağız.

Halamla teyzemleri, yengemle dayımları aynı masaya oturtsam?

[cıklar] Onun da imkânı yok.

Kaan'ın düğününde halay başı olacağız diye büyük olay…

[Aslı] Bir tanem.

Sence onları ayrı masalara oturtmak bir çözüm mü?

[oflar] Aslı, değil ama ne yapayım?

Ben ne yapayım? Kerem kesinlikle bir işler çeviriyor.

Aslı'da anlam veremediğim bir tuhaflık var.

[muzip müzik çalar]

-Ne olabilir ki? -[Aslı] Bilmem.

Sanki ne yapmaya çalıştığımın farkında gibi.

Sen de iyice paranoyaklaştın. Ne yapmaya çalışıyor olabilir?

Evlenmek istiyor ve beni buna ikna etmeye çalışıyor olabilir mesela.

Oğlum, bu kız seni kafalamış dediğimde

sen bana ısrarla kesinlikle evlenmek istemiyor demedin mi?

-Evet, dedim. -E, tamam o zaman.

Ya, nereden anlayacak ki senin fikrinin değiştiğini?

Doğru. Hem neden fikri değişsin ki?

-Nereden anlayacak ki? -[muzip müzik devam eder]

Neyse, bunlar hiç önemli değil.

Kızlar, fırsat ayağıma geldi.

Bu planın işe yaramaması mümkün değil.

İhtimal vermiyorum.

Sıradaki planımız için mutsuz bir çifte ihtiyacımız var beyler.

[isteka sertçe tıkırdar]

[fısıldar] Kim olur ya mutsuz bir çift?

[muzip müzik devam eder]

Tuna?

[bilardo topu tıkırdar]

Sen hiç Emir'in karısını gördün mü?

Yoo. Sen gördün mü?

Çok ilginçtir ki ben de görmedim. Biz tanıştığımızda çoktan evliydi.

Fiziksel bir delil yok yani ortada.

Sen bizi mi yiyorsun lan yıllardır evliyim ayağına?

[Emir] Bak, ne yazıyor medeni hâli.

-[Emir] Al. -Evet. Evliymiş.

[muzip müzik devam eder]

Sen sosyopat falan mısın?

Kızı kilitli odada mı tutuyorsun? Niye tanıştırmadın bu zamana kadar?

Ne bileyim, denk gelmedi herhâlde.

İki yıldır?

Bence öyle biri yok.

"I see dead people."

[Emir] Abuk subuk konuşmayın.

Zaten aramız çok kötü, bir de sizinle uğraşamam.

-Aranız mı kötü? -Kötü değil abi, çok kötü.

Hatta şöyle söyleyeyim, kavga etmeden bir dakika bile duramıyor…

[muzip müzik devam eder]

Hayır, olmaz.

Vallaha olmaz.

-[Emir] Tuna. -Oldu bile.

[Ezgi] Oha! Çok iyi plan.

Annenle baban hayatımda gördüğüm en mükemmel, en uyumlu çift.

Ve birbirlerine hâlâ ilk günkü gibi âşıklar.

Yaa, çok tatlı.

E, senin annenler İzmir'de değil mi?

O yüzden diyorum ya fırsat ayağıma geldi diye.

Bu akşam geliyorlar ve onları Kerem'le tanıştıracağım.

Zaten iki aydır görmüyordum, çok özlemiştim.

[Kerem] Yarın akşam bana geliyorsunuz Emir. Anlaşıldı mı?

Tuna, hatta siz de gelin ha.

Aslı şüphelenmesin, nereden çıktı bu tanışmak falan diye.

Oğlum, aramız çok kötü diyorum.

-Anlamıyor musun sen? -Tamam, işte ben de o yüzden söylüyorum.

Kavgalarınızı Aslı'nın görebileceği şekilde edeceksiniz. Bu kadar.

Abi, ne diyor bu ya?

Bana bak, bana bir iyilik borcun vardı, şu an ödeme zamanı.

-Yoo, yoktu borcum falan. -Vardı, vardı.

[telefon çalar]

Aşkım? Ya, ben de seni arayacaktım.

Ee… Yarın akşam Emir ve sevgili karısı bana geliyorlar.

Emir çok ısrar etti düğün öncesi tanışmamız için.

Ee… Cansu'yla Tuna da geliyor.

İstersen sen de Ezgi'ye haber ver, hep beraber…

-[lastikler cıyırdar] -[araba korna çalar]

Ne? Annenler mi?

[Kerem kekeler] Bu gece mi?

Yoo, hayır aşkım, kekelemiyorum. Niye kekeleyeyim? Ee…

De şey… Ee… Benim bu akşam gerçekten çok önemli bir işim var.

Yok, tabii ki aşkım, senin annenlerle tanışmaktan daha önemli değil.

[Emir kıkırdar]

Tamam. Peki.

-Geçmiş olsun kardeşim. -Ee… Yüzük is loading kardeşim. [kıkırdar]

[hareketli tango müziği çalar]

Açma yakanı aşkım.

Ya, sevmiyorum kravat takmayı, biliyorsun. Niye bu kadar ısrar ediyorsun kravat diye?

Sonuçta ailemle tanışacaksın.

Babamın, kızının bir serseriyle birlikte olduğunu

düşünmesini istemeyiz, değil mi?

Biz kravat takmayanlar serseri mi olduk şimdi? Bu mu?

-Sen gergin misin biraz? -Hayır, değilim. Rahatım aksine tam tersi.

-Sen mi gerginsin biraz? -Yoo, ben gayet rahatım.

-Aşkım, korkmana gerek yok. -Yo, korkmuyorum ya.

Babam serttir, kuralcıdır, disiplinli bir adamdır

ama çok iyi biridir.

Ayrıca annemle birbirlerine ilk günkü gibi âşıklar.

Bir kere bile onların kavga ettiğine şahit olmadım.

O kadar seviyorlar birbirlerini!

-Gelince göreceksin zaten. [güler] -[korna çalar]

Geldiler. [hafifçe güler]

[muzip tonlar çalar]

Hayatım?

Sen gergin misin biraz?

Sen gerginsin biraz. [kıkırdar]

Geldiler!

-[lamba tıngırdar] -[Aslı] Ay!

[Aslı heyecanla nefes alır]

Gel aşkım, gel. Gel, gel, utanma ya, gel.

[yaklaşan araba gürültüsü]

[müzik biter]

-[kapı açılır] -[anne] Ay.

-[hafifçe güler] Anneciğim. -Canım.

-[Aslı] Hoş geldin. -Hoş buldum.

[Aslı] Çok özledim seni.

Tanıştırayım sizi. Kerem, annem Canan.

-[Kerem] Merhabalar, çok memnun oldum. -Merhaba canım, ben de.

-[anne] Evet… -Babam nerede?

[endişeyle nefes alır] Ee… Geliyor.

[motosiklet gürler]

[eğlenceli rock müzik çalar]

[motosiklet kapanır]

Servet Bey?

[müzik yavaşça biter]

-Sarılmak yok mu babişe? -Babiş mi?

Oh! Oy, zeytin tanem.

[cırcır böceği sesleri]

-[babası] N'aber? -Baba?

Kerem.

-Hoş geldiniz Ercüment Bey. -Bey mi?

Ercüment Bey ne? En sevmediğim şeyler. Ercü de bana.

Sen bankacı mısın?

Bankacı mı bu?

-Reklamcı demişti annen. -[kekeler] Reklamcıyım.

Ee, bu kıyafet ne?

Bir toplantım vardı.

Tamam, bitti artık toplantı. Tut bakayım şunu.

Aç şunu bir. Aç, aç, aç, aç. Bir rahatla, bir relax. Hah!

Of, amma uzunmuş. Hadi gel, yürü.

[Aslı mırıldanır]

-[Ercü] Senin boyun kaç kanka? -Kanka mı?

-[Kerem] Doksan bir. -Yapma ya, üç santim mi uzunsun benden?

Anne, babama ne oldu?

-Andropoz oldu. -Ne?

Azdı, azdı!

[oflar]

[ağlamaklı nefes alır, hafifçe güler]

Bugün mü?

Yoksun be, sen benden uzun musun? Değilsindir.

-[kekeler] Değilim. Aynı gibidir, ama… -Değilsindir.

Ben 87'yim çünkü.

-[Ercü] Bana bak. -[Kerem] Efendim?

-Selfie yapalım mı? -[muzip müzik çalar]

-[hafifçe güler] Olur. -[Ercü] Gel.

[gergin nefes alır] Yok, ben fenalık geçireceğim. Vallaha!

Tut şunu. Tut, tut. [iç çeker]

İçki var mı?

-[Aslı] Var da bir yemek mi yeseydik önce? -[Ercü] Ha, ben iyi…

[ağlamaklı] Aslıcığım, bak, ben aylardır bu adama içki içmeden katlanamıyorum.

[anne] Anladın?

-[Ercü] Güzel çıkmışım, sen olmamışsın. -O yüzden yemeği falan boş ver.

[deklanşör sesi]

Instagram'dan takipleşelim mi?

[kekeler]

Babamın Instagram'ı mı var?

Var. Takipçi bile satın aldı.

Ne?

Ay… Aslı, hadi. İçki. İçki anneciğim. Hadi.

-Hadi, sert. Sert bir şeyler olsun. -Kusacağım.

-Nasıl profil? -[hafifçe güler]

-Ateş ediyor, değil mi? -Evet.

-[kekeler] Çok güzel Ercüment Bey. -Ama Ercü'de anlaşmıştık.

[hafifçe güler] Peki, tamam. Ercü Bey… Şey… Ercü.

[homurdanır] Koy. Koy, doldur. Doldur.

-[müzik biter] -[anne iç çeker]

Ya, anne, babam nasıl bir anda böyle bir adama dönüştü ya?

Nasıl? Bir anlatır mısın?

Anlatıyorum.

Önce ufak ufak böyle kıyafetleri değişmeye başladı.

Hayır, ben bir huylandım ama fazla üstüne gitmedim.

[anne yutkunur, homurdanır]

-Sonra arabasını değiştirdi. Ya! -[bıkkın nefes verir]

-Üstü açık, spor bir araba aldı. -[öfkeli nefes verir]

[ağlamaklı] Ay Aslı… Aslı, görmen gerek.

İçinde nasıl sakil duruyor, nasıl sakil duruyor!

Ay, motoru gördün zaten. [iç çeker]

İşte, sonra hareketler, tavırlar,

ay, böyle konuşmalar filan… [ağlamaklı mırıldanır]

-Gitti, gitti! -[oflar]

Nasıl triseps?

Maşallah, sizin yaşınıza göre çok iyi.

Anlamadım?

-[kekeler] Çok iyi, maşallah. -Tabii, bak. Kato yapıyor musun sen?

-[muzip müzik çalar] -Ben çok ketocu değilim.

-Aa, kato şart. Çok hamlarsın. -Bilemedim.

-Benden örnek alacaksın biraz ya. -Doğru söylüyorsunuz.

Ha? Sen de iyisin. Göstersene sen de.

-[kekeler] Hiç şey yapmayayım. -Ben gösterdim ama.

-[Kerem] Ercüment Bey… Ercü Bey… Ercü. -Lütfen.

-Hiç şey yapmayayım ben. -Hadi.

♪ Kerem! Kerem! Kerem! Kerem! ♪

Ben boşanmak istiyorum.

[oynak blues müzik çalar]

Vallaha mı?

Gezeriz seninle. Motor var bende.

[müzik biter]

-Bekliyorum bir an önce. Kolay gelsin. -[adam] Tamam Aslı Hanım. Teşekkürler.

[arkada ofis gürültüsü]

[aralarında sessizce konuşurlar]

A aa, siz niye hâlâ oturuyorsunuz? Akşam beraberiz zaten.

[Aslı] E, koleksiyonu yetiştirmeye çalışıyorum.

Hani senin düğün, benim oyun derken işi boşladım.

Sana çok sevineceğin bir sürprizimiz var.

Ne sürpriziymiş o?

Birazdan görürsün.

[neşeli müzik çalar]

-Selam hanımlar! -[çığlık atar] İşte geldi!

A aa! Bulut?

-[Bulut kıkırdar] -A aa! Nasıl ya?

-[Aslı] Nereden çıktın sen? -Ya…

-Siz var ya siz! -[kıkırdarlar]

-[Aslı] A aa! -[kıkırdarlar]

-[Bulut] Nasıl özlemişim! -Hoş geldin.

-Hoş bulduk. -[Ezgi güler]

Hiç değişmemişsin.

Vallaha sen… Yani daha da güzel olmuşsun.

-Ay, çok teşekkür ederim. [güler] -[Bulut kıkırdar]

-Çok özlemişim hepinizi. -Ya! Biz de seni çok özledik.

Çağırdım ama hiç gelmenden umudum yoktu. Gelmene o kadar çok sevindim ki!

Benim güzel kalpli Cansu'm evlenir de ben gelmez miyim ya?

-Bana diyor. -[Aslı] Evet, evleniyorsun.

[gülerler]

Yalnız burası da bayağı güzelmiş ha.

Sonunda kendi markanı çıkarmaya cesaret ettin, ha?

Vakti gelmişti artık.

-Tebrik ederim. -Teşekkürler.

-Aslı? Bunlar çok güzel. -[huzurlu müzik çalar]

Senin gibi dünyaca ünlü bir marka sahibinden bunları duymak

bana çok iyi geldi.

İnşallah ben mutlu olayım diye söylememişsindir.

İş konusunda nasıl olduğumu biliyorsun.

Ayrıca seni mutlu etmek için asla söylemedim.

Gel, gel. Daha konuşacak çok şeyimiz var. Geç. Bir şeyler içelim.

[müzik biter]

Ee, anlat. Ne yapıyorsun, nasıl gidiyor?

[iç çeker] Yorucu. İşte altı ay Dubai, altı ay New York. Arada seyahatler.

Ah Bulut ya, kıyamam! Ne çileli bir hayat! [güler]

-Sorma ya, vallaha şimdi ağlayacağım ha. -[kıkırdarlar]

Bir yemeğe gidelim.

Hem daha ne çilelerim var, hepsini anlatayım size, ha?

Şey, aslında bizim akşam bir programımız var Bulut Bey.

-Kerem'e gidiyoruz. -Kerem?

-[eğlenceli müzik çalar] -[fısıldar] Erkek arkadaşım.

-Senin? -[kıkırdayarak] Benim!

Ve adı da Kerem, öyle mi?

[kahkaha atar] Abi, bir dakika. Buna gülmüş olmanız lazım daha önce.

Hayır, yani bir kişi de şu espriyi yapmayayım demedi ki zaten. [güler]

Vay be, sonunda biri sevgilin olma şerefine nail oldu, ha?

Şimdi gerçekten merak ettim bu Kerem'i.

-Aslında hiç kolay olmadı, biliyor musun? -Tahmin ediyorum.

[Aslı gülerek] Bulut, yapma şunu!

Bu sefer de getirmesin karısını var ya, manyak ederim onu ajansta.

Oğlum, onun karısı yok, yok!

-[Aslı] Kerem! -[Kerem güler]

-[Ezgi] Hey! -[Kerem] Hoş geldiniz.

Bu kim lan? Bölgemize yabancı bir aslan girmiş?

Tanımıyorum.

[hoparlörden tekno müzik çalar]

-[Kerem] Aşkım. -[Aslı] Canım.

Tanıştırayım sizi.

Bulut, benim çocukluk arkadaşım. Düğün için Dubai'den geldi.

-Hoş geldin. Kerem ben de. -Hoş bulduk.

Kusura bakma ne olur, davetsiz geldim.

-Ne demek? Geçin, buyurun. -Eyvallah.

[çığlık atar] Gerçekten inanamıyorum! Geldin!

[Cansu kıkırdar]

-Geçelim mi? Hadi. -Geçelim. Gel.

Bu niye bulutlara yükseldiyse? Allah Allah…

[tempolu çarpıcı müzik çalar]

[sadece müzik duyulur]

[etkileyici tonlar çalar]

[büyüleyici tonlar çalar]

Nasıl?

[tempolu çarpıcı müzik devam eder]

Oğlum, kızı Photoshop'la Emir'in yanına koymuşlar.

[çarpıcı müzik arkada devam eder]

Evet beyler, tanıştırayım, eşim Feride.

Hoş geldin, Kerem ben.

-Memnun oldum. -Ben de.

Feride mi? Böyle Feride mi olur lan?

Bundan olsa olsa Bella olur, Kendall olur, Gigi olur.

Memnun oldum, Tuna ben.

-Ben de memnun oldum. -Ben daha çok.

[Feride kıkırdar]

A aa, Feride?

-Aslı! [çığlık atar] -[Aslı] Nasıl ya?

-[Emir] Ne oluyor? -[Aslı] Ne yapıyorsun burada?

Karın mı lan gerçekten? Ajanstan değil, değil mi?

-Oğlum, öldürürüm seni! Ne diyor bu? -Çok haklı bir soru. Konuşacağız sonra.

[Aslı] Ne kadar uzun zaman oldu!

-Evet. Ve ben evlendim. -Kiminle?

-Emir'le? -[kıkırdar] Evet.

-Bulut? -Feride?

-[Feride] N'aber? -Bu kim ya?

-Kerem? -Emir?

-Tuna? -Bizlik bir şey yok bebeğim, devam et.

[Aslı] Ee… İnanılmaz bir tesadüf oldu şu an.

Biz liseyi Feride'yle beraber okuduk.

Uzun zamandır görüşmüyorduk, burada denk geldik.

Ne güzel ya. Vallaha ne kadar değişik. E, bu arkadaş kim?

-Kim kim? -[Emir] İşte önünde duran arkadaş.

Yunan heykeli gibi. Adonis'e benzettim. Kim bu abi? Bu kim ya?

[kekeler] Bulut? O da şey…

Biz lisedeyken kısa bir süre çıktık Bulut'la.

-[gergin ton çalar] -Bununla?

[müzik biter]

[oynak müzik çalar]

Ee… Geçelim de…

Kızlarla tanışayım ben.

[Kerem mırıldanır]

-Felç geçiriyor. -Sen bırak, o düşer.

Yenge, açlığın var mı? Tabak yaptırayım mı?

Tok yengen, tok.

Ağzım kilitlendi gibi oldu.

[oynak müzik devam eder]

[Tuna] Kanka, iyi misin?

Dövelim mi?

[oynak müzik biter]

-[gemi düdüğü] -[Aslı] Resmen şaka gibi!

Yani benim sevgilimin en yakın arkadaşının gizemli karısı

çocukluk arkadaşım çıkıyor ve biz yıllar sonra tekrar bir aradayız.

Emir sürekli bir Aslı'dan bahsediyordu

ama onun sen olabileceğin aklımın ucundan bile geçmezdi.

E, hadi bakalım, o zaman tekrar buluşmamızın şerefine, ha?

[Aslı] Afiyet olsun.

-[kadehler tıkırdar] -[kıkırdarlar]

[martı sesleri]

Bu arada sen neden Emir'e "Biz bir süre birlikteydik" falan dedin?

[Bulut] Kızım, alt tarafı bir hafta çıktık. Elini bile tutmadım.

Çocuğun neredeyse kalbine inecekti.

Emir'le aramız çok bozuk bu aralar. Sürekli kavga ediyoruz.

Birazcık kıskansın istedim.

[parmak şıklatır] İyi taktik. Çok iyi taktik.

[kıkırdarlar]

Biz ne yapıyoruz yarın akşam?

Aşkım, şimdi bu sohbetin arasında konuşulacak şey mi?

Her şey kontrolüm altında, merak etme.

Yarın akşam ne var?

Cansu'nun bekârlığa veda partisi var da. Ben organize ediyorum.

Yani iyi de ne yapıyoruz, nereye gidiyoruz?

Günlerdir soruyorum, "Bende o iş" deyip duruyorsun.

Aşkım, gideceğiz illa bir yere. Zaten böyle geceler için kaç mekân var ki?

Girer bir yere eğleniriz.

Ha, herkes ne yapıyorsa biz de onu yapacağız yani.

-Öyle mi? -Evet. Başka ne yapabiliriz ki?

-Pes ya Aslı, vallaha. -[hüzünlü müzik çalar]

Yani düğün hazırlıkları, işte bekârlığa veda partileri

senin için bir şey ifade etmiyor, tamam, anladık.

Saygı da duyuyoruz buna.

Ama Cansu için ne kadar önemli olduğunu biliyorsun.

Ve sen ona aynı saygıyı göstermiyorsun.

Başından beri bu düğünü ne kadar küçümsediğinin farkında mısın?

Haberin olsun,

Cansu senden özenilmiş

ve birazcık da olsa üzerine düşünülmüş bir şeyler bekliyordu.

[cıklar, ağlamaklı] Evet, haklısın.

-Çok haklı. [burnunu çeker] -[neşeli müzik çalar]

Ne yapacağım şimdi? Gitmem lazım. Gideceğim!

-[Aslı] Gitmem lazım! -Dur! Nereye? Gel buraya.

-[Aslı] Gideceğim! -[Feride] Nereye gidiyorsun?

[Aslı] Nereye gideyim? Denizdeyim. [oflar] Ne yapacağım ben şimdi?

Hiçbir şey yapmadım ki bunun için.

-Sakin ol. Bir şeyler düşünelim hemen. -Hiçbir şey bulamayacağız şu an.

Tamam, sakin ol sen.

Benim bir fikrim var ama size uyar mı bilmiyorum.

-Benim adaya gidelim. -Senin ada da…

-Senin adan mı var? -[Bulut] Evet. Ve üstünde de otelim var.

-Ne? -[Aslı] Otelin!

Ay, sen bir tanesin ya sen! Gerçekten inanılmaz! Hem de adası var!

Arkadaşlar, adamız var. Şu an hemen liste yapmamız lazım.

Ee… Ondan sonra bir şeyler düşünelim. Nasıl bir organizasyon? Kimleri çağıralım?

-Tamam. -Cansu'nun arkadaşları… Ne bileyim…

[Aslı] Adan var, şaka gibisin ya!

[gülüşmeler ve sevinç nidaları]

[neşeli müzik biter]

[televizyondan basketbol maçı gürültüsü]

[Emir oflar]

Ne oluyor? Ne bu hâliniz?

[iç çeker]

-Kerem'in bir şeyden haberi yok, değil mi? -Yok.

Kızların adaya gideceğinden mi?

[Kerem kıkırdar]

Abi, adamın rahatlığına bak ya. Adamın rahatlığına bak ya!

Oğlum, ben bugün bir sürü toplantıya girdim.

Sor bakalım, bugün anlatılan şeylerden bir şey anlamış mıyım.

-Anladın mı? -Anlamadım. Anlamadım.

-Ama sor, niye anlamadım. -Neden anla… [homurdanır]

-Tuna, bir şey söyle. -Neden anlamadın?

Ne bu, soru cevap mı ilerleyeceğiz? Allah Allah! Söyle şunu, içim şişti!

Abi, çünkü bu herif benim karımın eski sevgilisiymiş ya!

Bu da yetmezmiş gibi Kerem'den bile yakışıklı!

[gergin tango müziği çalar]

Öyle mi lan harbiden?

Ya… Oğlum, bir kendinize gelin be.

[Kerem kekeler]

-Birincisi, herif benden yakışıklı değil. -Bence yakışıklı.

-İkincisi… -[Tuna çekirdek çitler]

Olay yıllar önce olmuş bitmiş. Karına güvenmiyor musun?

-Güveniyorum tabii de… -[Kerem] Ee?

Üçüncüsü ve en önemlisi…

[muzip müzik çalar]

Oğlum, sen öyle bir kadınla nasıl evlendin?

He ya! O iş nasıl oldu hakikaten?

Hani bir kadına bak, bir yanındaki tipe bak derler ya?

Al, o yanındaki tip bu işte.

Şş, senin sırrın ne?

-[Tuna çekirdek çitler] -Tabii ya. Geçin dalganızı. Tabii.

[Kerem] Ciddi soruyorum.

Çünkü belli ki bizim de senden öğrenecek şeylerimiz var.

Ayrıca sen niye kıskanıyorsun Bulut'u? Onu Kerem düşünsün. Allah Allah.

-[Tuna çekirdek çitler] -[tedirgin tonlar çalar]

-[Emir] Hı? -Ne?

-[muzip müzik çalar] -Yoo.

[Kerem] Ne "yoo"?

Ha, yoo, ben iyiyim böyle kanka. Çerez falan… [kekeler]

Az önce ne dedin?

-Ne söyledim ki? -Ya, Tuna! Söyle.

Ya, tamam ya.

Bulut aslında…

…Aslı'ya âşıkmış.

[şaşkın nefes alır]

Ama işte sonra Aslı ona yüz vermeyince o da Feride'yle işte…

Biliyorsunuz.

Cansu söyledi.

[muzip müzik gergin tonlarla yükselerek biter]

[Aslı] Hım…

Aslında bir önceki kıyafetin çok daha iyiydi.

Çünkü bekârlığa veda ya, bence beyaz giy.

Ya? Tamam, o zaman hepimiz beyaz giyinelim.

[Ezgi güler]

-[Cansu] Olur mu? -Olur, giyeriz.

Ya, hâlâ inanamıyorum Aslı.

Yani tamam, bir sürpriz yapacağını tahmin ediyordum

ama bu kadarını beklemiyordum.

Çok teşekkür ederim.

[duygusal müzik çalar]

-Aslında ben… -[Ezgi] Sen var ya…

Kadının dibisin.

-[Cansu çığlık atar] -[Ezgi oflar]

-[güler, ellerini bacaklarına vurur] -[Aslı oflar]

-Bu çığlık da yeni moda. -Korktuk ama…

Ya, evet ama ne yapayım, çok mutluyum!

-Gelin buraya. İyi ki varsınız. -[Aslı güler]

[Ezgi] E, korktuk ya.

[kıkırdarlar]

-[müzik biter] -[Tuna yavaşça çekirdek çitler]

[Emir] Ee?

Sence ne yapmalıyız?

Yemek mi söylesek? İçim ezildi biraz.

[Emir iç çeker] Sen bu duruma biraz bozuldun, ha?

Yoo.

[dışarıda kuş cıvıltıları]

Ben Aslı'ya güveniyorum. Hem…

Yani siz… Siz kendiniz söylediniz. Yıllar önce olmuş, Aslı yüz vermemiş.

-Daha ne? -[Emir] İyi.

Ne diyeyim, tamam.

O zaman kızlar bu çok yakışıklı, zengin,

Dubai'de lüks bir hayat süren bu adamla ıssız bir adada baş başa kalsınlar, okey.

-Bence okey, ben tamamım. -[Kerem] Lüks hayatmış!

Duyan da Dubai'nin şeyhi falan zannedecek.

Doğru. Doğru, Dubai şeyhi değil,

şeyhin en yakın arkadaşı ve aynı zamanda ortağı oğlum.

Şuna bir bakın ya, böyle bir lüks yok ya!

-[Tuna] Göster bakayım. -Al.

[Tuna] Ana! Adamın kaplanı var lan.

Hem de canlı.

[Tuna çekirdek çitler]

[derinden darbuka sesleri gelir]

[şehvetli oryantal müzik çalar]

[sadece müzik duyulur]

[rüzgâr uğultusu]

-[müzik aniden biter] -[nefes nefese]

[oflar]

[hareketli club müziği çalar]

[sadece müzik duyulur]

[Cansu çığlık atar]

-[adam] Hoş geldiniz. -Ay, çok romantik!

[kadın] Hoş geldiniz.

[hareketli club müziği devam eder]

[müzik biter]

[yol gürültüsü]

[hırslı nefes verir] Sabaha kadar uyumadım zaten!

Vallaha ben de dün bütün gece uyuyamadım ya.

Hep Feride'yi izledim.

Bir ara göz göze geldik, kızın ödü patladı, korkudan kekeme oldu.

Sabah uçağa bindireceğim, "Gö-gö-gö…"

"Görüşürüz" diyemiyor, canım benim ya.

Susurluk'ta duracak mıyız?

Tost yeriz.

Sana bir şey derdim ama demeyeceğim.

[lastik ve motor gürültüsü]

[eğlenceli pop rock müzik çalar]

[beğeni ve şaşkınlık nidaları]

-[Aslı] Eğlence başlasın o zaman! -[Cansu çığlık atar]

[eğlenceli pop rock müzik devam eder]

[tekne motoru gürültüsü]

-[müzik biter] -[kuş ve cırcır böceği sesleri]

[Emir] Ee? Bu ada o ada mı?

-Adamın adası? -[Kerem] Evet.

Sorduk ya. Bir de heriften izin bekliyoruz geçebilmek için.

[halat ve tekne gıcırtıları]

O zaman milyonların aklındaki soruyu soruyorum.

Adaya nasıl geçiyoruz?

Heriften izin gelsin geçebilirsiniz diye, şunlardan bir tanesini ayarlarız işte, ne?

Şu falan da olur. Ya, böyle şekil bir şeyle gidelim.

Şu konuştuklarımızın üzerinden bir kere daha geçelim.

Kesinlikle ve kesinlikle kızların peşinden gelmedik.

Anlaştık mı burada? Okey miyiz?

Aslında sekizinci kez söylediğinde biz anlamıştık kanka

fakat bu dokuza girince benim bir kafam karıştı yani.

Tekrar edebilir misin?

Kerem, kızlar bunu yemez. Özellikle de Aslı.

Tamam, biz plana sadık kalacağız.

Reklamcı değil miyiz oğlum biz? Satın işte fikri.

Zaten senin yüzünden geldik.

Benim yüzümden mi? Benimle ne ilgisi var? Ben mi aradım gece yarısı gidelim diye?

Oğlum, ben oyun bozulmasın diye öyle söyledim.

Hee, oyun. Aynen kanka, oyun, he.

-Aynen, oyun. -[Tuna] He.

-Oyun, oyun. -[hareketli gitar tonları çalar]

[konuşup gülüşürler]

[kahkaha atarlar]

[kıkırdar] Ya, akşamki parti için çok heyecanlıyım. [güler]

Güzel olacak, güzel geçecek, eminim.

[uzakta tekne gürültüsü]

[tedirgin tonlar çalar]

[neşeli müzik çalar]

Kızlar?

Serap sadece çölde görülen bir şeydi, değil mi?

Serap kim tatlım?

[Cansu] Aa, şu takadakiler ne kadar çok Tuna, Emir, Kerem'e benziyor!

[Aslı] Değil mi?

Peki bir şey soracağım,

o teknedekilerin gerçekten onlar olma ihtimali

hiç aklından geçmedi mi?

Çünkü benzemelerinden daha mantıklı oluyor ya?

-Evet, geçti. -İyi bari.

Resmen peşimizden gelmişler ya. Partilediğimiz yere gel.

[kızlar konuşup gülüşür]

[neşeli müzik devam eder]

[Kerem] Konuştuğumuz gibi.

[müzik yavaşça biter]

[Feride] Takanın prensi!

[Emir] Aşkım, senin için geldim.

-Ben de senin için geldim aşkım! -[Cansu] İyi ki geldin. Çok özledim seni.

-[Kerem] Geri zekâlılar. -[Tuna Cansu'yu öper]

-Bir tanem. -Hoş geldin.

[Kerem] Hoş bulduk.

Ha yok, biz zaten Tuna'nın bekârlığa vedası için Marmaris'teydik.

Gelmişken sürpriz yapalım dedik. Nasıl geçiyor zaman?

Hı hı, eminim öyledir.

Sana dedim Aslı yemez diye.

Senin bir bacağını ben kıracağım. Yapacağım bunu.

Ee… Peki taka? [gülerek] Yani çok düşündünüz mü bunu?

-Çok iyi değil mi? Havalı ama. -Çok cool.

Hoş geldiniz. Ne güzel sürpriz bu böyle.

-Hoş bulduk. Nasılsın? -İyi, sen? Sağ ol.

[cırcır böceği sesleri]

Benim hatırım için iki düğme aç, ne yani?

Akşam parti yapacağız.

Madem buralara kadar geldiniz, katılmak ister misiniz?

Yani… Olabilir aslında, ha?

-Yani, olabilir. -Olur bence, çok iyi olur.

-E, hadi o zaman. -[Aslı] Hadi geçelim, bir şeyler içelim.

[neşeli müzik çalar]

[büyüleyici tonlar çalar]

[müzik biter]

[cırcır böceği sesleri]

-Bu şekilde düşündük. -[Cansu] Aa…

Mükemmel.

Aslı, inanmıyorum sana. Burası çok güzel olmuş!

O zaman asıl sürprize hazır mısın?

Ne?

[oynak Flamenko müzik çalar]

[kadınlar sevinç çığlıkları atar]

[hep bir ağızdan] Cansu! Biz geldik!

[hep bir ağızdan] Cansu! Cansu!

[kadınlar sevinç çığlıkları atar]

Demek ki bu şekilde anlaşıyorlar.

[oynak Flamenko müzik partide devam eder]

[arka planda konuşma, gülüşme ve eğlence nidaları]

Çok ısrar ettikleri için geldin, öyle mi?

Öyle.

Peki.

Öyle olsun bakalım.

Bir şey söyleyeceğim.

Hemen geliyorum.

[oynak Flamenko müzik devam eder]

Sarhoş musun sen?

-[Cansu] Şşt! -[Aslı cıklar]

Şişede durduğu gibi durmuyor tabii.

[sarhoş] Bardakta oğlum zaten. [kıkırdar]

Öyle bir şey öğrendim ki duyunca kafayı yiyeceksin.

Aslı var ya, Aslı?

Kerem var ya?

Bu sefer de seni evliliğe ikna etmeye çalışıyormuş.

Seni evlilikten vazgeçirmeye çalışıyormuş.

Tuna söyledi.

Cansu söyledi.

-[partide hareketli disko müziği çalar] -[arkada konuşma ve eğlence nidaları]

Biliyordum. Kerem'de bir tuhaflık olduğunu biliyordum.

Bu yüzden o tuhaf hâllerinin sebebi.

Cansu, Tuna'ya bir şey söylemedin, değil mi?

[bağırarak] Sen bizim planlardan

Cansu'ya bahsetmiş olabilir misin?

Söylemedim Aslı.

Aşk olsun Kerem.

Cansu.

Nasıl böyle bir şey yapabileceğimi düşünürsün ya?

Sinirlendim şu an!

[Aslı] Benimle evlenmemeye kararlısın, ha? Öyle mi Kerem Bey?

[Kerem] Demek benimle evlenmeye çalışıyorsun, ha Aslı Hanım?

Nikâh masasında görüşürüz.

Çok beklersin.

[tango müziği çalar]

Gel bakalım.

[Aslı] Becerebilir miyiz sence?

[Kerem] Kendini bana bırak. Tango, erkeğin yönettiği bir dans.

[tezahürat ve alkışlar]

Aslında erkeğin kurduğu tuzaklardan kaçan kadının dansıymış.

-[Aslı] Bir yerde okumuştum. -[tezahürat ve alkışlar]

[ıslıklar]

Neyse ki birbirimize karşı dürüstüz. Artık oyun falan yok, değil mi?

-[şaşkınlık nidaları] -[Aslı] Onu sen söyleyeceksin.

Seninle oyun oynamamı gerektirecek ne var ki?

Öyle diyorsan…

Peki ya sen?

Benim nasıl bir sebebim olabilir ki seninle oyun oynamak için?

[tezahürat ve ıslıklar]

Doğru, ne olabilir ki?

Bence biz tam birbirimize göreyiz.

Bence de.

[müzik biter]

[adam düdük çalar]

Hakkınızda şikâyet var. Sesiniz ta Yunanistan'a kadar geliyor.

Ee… Ya, arkadaşımızın bekârlığa vedası var, kusura bakmayın.

[cırcır böceği sesleri]

E, madem öyle, parti başlasın.

[sert elektronik club müziği çalar]

[ıslık, çığlık ve tezahüratlar]

[kadın çığlıkları]

[müzik biter]

-[muzip müzik çalar] -[cırcır böceği sesleri]

-[müzik biter] -[kuş cıvıltıları]

Günaydın.

Günaydın. Sabah mı oldu?

Gün çoktan aydı. Hadi, acele et.

Nereye gidiyoruz?

Bu saatte buralarda tek bir şey yapılır.

[gergin güler] Yok artık. Balona mı bineceğiz?

-Sürpriz diyelim. -[kıkırdar]

-Kerem. -Hı?

Tamam, korkmama rağmen çok güzel bir gün geçirdik.

Bence tadında bırakalım.

[gülerek] Yani sürekli balona binilmez ki.

Sen sakin ol ve bana güven. Ha, bir de şundan bir tane al.

-Ya, Kerem! -Al.

Kerem!

[oflar]

-Bak, eğer… -Hı?

…yamaç paraşütü, bungee jumping falan, aklından bunlar geçiyorsa elinde kalırım.

"Elinde kalırım" diyorum, "Elimde kalırsın" demiyorum.

Ölürüm korkudan ben.

-Çok güzel olacak, bana güven. -[gergin nefes verir]

Of! [ağlamaklı] Yine geldi.

[huzurlu müzik çalar]

-[büyüleyici tonlar çalar] -[su şırıltısı]

-Şurada basamak var, dikkat et. -Hıı…

-Hoppa. -[kıkırdar]

Dur bakalım burada.

-Burası? -Burası.

[huzurlu müzik gergin tonlarla bozularak biter]

Benim sana bungee jumping ya da yamaç paraşütü yaptıracağımı

nasıl düşünürsün?

[gülerek] Vallaha bunun olabileceği benim aklıma hiç gelmedi.

O kadar güzel bir manzara olacak ki.

Hazır mısınız Aslı Hanım?

[çocuksu] Kerem, sana bir şey sorabilir miyim?

[kıkırdayarak] Sen niye bana hiç karada sürpriz yapmıyorsun?

Belki ayaklarını yerden kesmek istiyorumdur, olamaz mı?

[Aslı nefes verir]

-Hazır mıyız çifte kumrular? -Ay!

[Kerem] Hazırız kaptan.

Yani deniz uçağını görünce içim rahatladı ama ilaç çok iyi fikirdi.

Hoş geldiniz. Ben kaptan pilotunuz Yavuz.

-Kerem ben de. -Merhabalar, Aslı ben. Çok memnun oldum.

Kerem ile Aslı!

[kahkaha atarlar]

-Hoş geldiniz. -[kıkırdarlar]

-Heyecanlı mıyız? -Ben çok heyecanlıyım!

Vallahi ben de. İlk uçuşum olacak. [kıkırdar]

[hareketli tedirgin müzik çalar]

-İlk derken? -Ya, bayağı ilk işte.

Ya, bir türlü yeterlilik sınavını geçemiyordum da. [kıkırdar]

[Aslı] Ya?

-Elimi alabilir miyim? -Vallahi bırakmam.

-Ver elimi! Bırak! -[pilot] Vallahi bırakmam.

[ağlamaklı] Ver, vallaha ver!

[Kerem] Ee… Kardeşim, sen…

Aşkım! Bundan iki tane içiliyor mu?

[yutkunur]

Sen dua et, kutunun içindekilerin hepsini kafamdan aşağı dikmedim.

Adam hiçbir şeyden geçemiyor. Yeterlilik sınavından da geçemiyor.

-Ben binmem buna. -Yo! Aslı Hanım!

-Aşkım! -[pilot] Durun!

-Binmem! -Aslı Hanım, iki gün önce geçtim.

-Yalan atma! -Geçmiş bir tanem.

Binmezseniz ilk uçuşumu yapamam. Buyurun, lütfen.

Yapma, bugün uçma!

-Yapalım. Buyurun. -Yapma!

-Çok esiyor! Fırtına var! -[pilot] Hayır, çok güzel.

Koyları gezeriz. Buyurun.

-Bugün uçmayalım, ne olur! -Uçalım aşkım. Gel bir tanem.

Sen var ya sen.

[hareketli tedirgin müzik devam eder]

-[Aslı gergin nefes alır] -[pilot nefes nefese]

Ya, siz öyle birden şey yapınca ben de panik oldum.

-[Aslı] Ne dedi o? -Kaptan.

[Aslı] Kaptan Bey!

-[motor çalışır] -[hareketli blues müzik çalar]

[motor gürler]

[müzik biter]

[motor gürültüsü]

[tıkırtılar]

Aslı.

Aşkım, iyi misin?

Harikayım.

[muzip müzik çalar]

[çocuksu tonla] Yani her şeyin farkındayım ama hiçbir şey hissetmiyorum.

Rica etsem ilaçtan bir tane de ben alabilir miyim?

-Laf aramızda, bende panikatak var da. -[Aslı] Aa?

Çok geçmiş olsun.

Aslı, ne yapıyorsun?

Adam hem yetersiz hem de panikatak!

[Aslı ve pilot kahkaha atar]

Kardeşim, panikatağın varsa nasıl pilot oldun? Önüne bak!

Ya, niye önüme bakayım? Önde trafik mi var?

[Aslı ve pilot kahkaha atar]

-[müzik biter] -[çok gergin tonlar çalar]

-[şiddetli gök gürültüsü] -[tıkırtılar]

[tedirgin müzik çalar]

Birazdan hepimiz öleceğiz.

[tedirgin müzik muzip tonlarla devam eder]

Ay…

"Ay" mı?

Kaptan? Kaptan!

[şiddetli gök gürültüsü]

-[Kerem] Kaptan! -[Aslı] Aşkım.

[tedirgin muzip müzik devam eder]

Aşkım, gerçekten bana müthiş bir sürpriz oldu.

Çok tebrik ediyorum.

Kaptan, kendine gel. Kendine gel!

[uzatarak] Pilot Bey, kalk. [kıkırdar]

Kumanda kolu.

Aşkım, yardım et, taşıyalım. Benim kumandaya geçmem lazım.

"Kumanda kolu" mu? Sanırsın bana 40 yıllık pilot!

[taklitle] "Kumanda kolu." [kıkırdar]

[Aslı] Ay!

Çok iyi oldu. Şu an ayılacağı varsa da ayılmaz.

-Aşkım, sen uçak kullanmayı biliyor musun? -Bilmiyorum tabii ki Aslı!

Tamam, niye bağırıyorsun ya bana?

-[Kerem] Ee… Mayday! Mayday, kule! -[kadın] Burası hava trafik kontrol.

Pilot bayıldı. Ben Kerem. Bu uçağı nasıl kullanacağımı bilmiyorum.

[telsiz hışırtıları]

-[ikaz sesleri] -Mayday!

[tıkırtılar]

Aslı, sıkı tutun.

-[şiddetli gök gürültüsü] -[Aslı çığlık atar]

[şiddetli motor gürültüsü]

[tedirgin muzip müzik devam eder]

-[sürekli gök gürültüsü] -[sürekli tıkırtılar]

[Kerem] Kule! Beni duyan var mı?

[düzenli bip sesleri]

[dokunaklı müzik çalar]

Aslı.

[sürekli tıkırtılar ve gök gürültüsü]

Seni çok seviyorum.

Yaa! Ben de seni çok seviyorum.

Şapşal.

Keşke evlenseydik.

Sensiz geçirdiğim her saniye için o kadar pişmanım ki!

[dokunaklı müzik yükselir]

Ben de.

Benim sana bir şeyi itiraf etmem lazım.

Ben seni evlilikten soğutmaya çalışıyordum günlerdir.

Gerçekten mi?

[müzik bozularak biter]

Ben biliyordum ki. Cansu bana söyledi, her şeyi anlattı.

Ben de seni ikna etmeye çalışıyordum.

Türlü dolaplar, türlü oyunlar, stratejiler. [kahkaha atar]

[Aslı el çırpar]

Ulan Tuna!

Aşkım, ama ben sana söylemiştim.

Biz tam birbirimize göreyiz.

[tedirgin muzip müzik çalar]

-[gümbürtüler] -[Aslı çığlık atar]

[motor gürültüsü]

[Aslı kıkırdar]

Çok iyi be!

-Aslı, kurtulduk! [kahkaha atar] -Kimse bilemez.

[Kerem kıkırdar, rahat nefes verir]

Kahramanım benim.

[Kerem güler]

Sen bu uçağı

uçurdun, ama…

…indirmeyi biliyor musun ki?

Şapşal.

[tedirgin muzip müzik devam eder]

[arkada sürekli motor gürültüsü]

Mayday! Duyuyor musun kule?

[homurdanır] Geldik mi?

Hayır, gelmedik. Sen yat. Ben kaldıracağım seni, yat.

Gel lan buraya!

-Kullan şu uçağı! Kullan! -[pilot homurdanır]

[Aslı neşeyle nefes verir]

Yaa!

Biz çok güzel bir aile olduk.

-[deklanşör sesi] -[müzik biter]

-[kuş cıvıltıları] -[uzakta jet gürültüsü]

Kâbus gibiydi her şey.

[Tuna] Yine ucuz atlatmışsınız kanka.

Adam ayılmasa ikiniz de

konserve ton balığına dönerdiniz, yemin ediyorum.

[Kerem] Ömrümde bu kadar korktuğumu hatırlamıyorum.

Ama…

[buruk piyano müziği çalar]

[Kerem derin nefes alır]

İşin garip yanı ne, biliyor musunuz?

Kendim için korkmadım.

Sadece Aslı için korktum.

[Kerem] Yemin ederim. Aklıma o kadar kötü senaryolar geldi ki.

"Ona bir şey olsa ne yaparım? Nasıl yaşarım?"

Ve neyi anladım, biliyor musunuz?

Onu ne kadar çok sevdiğimi.

Onsuz olmak istemediğimi.

Bir saniye bile.

Geliyor. Vallaha geliyor.

Aslı'yla evlenmek istiyorum galiba.

[Emir güler]

[Aslı] İş teklifini kabul edersem altı ay Dubai'de mi yaşamam gerekiyor?

[Bulut] Evet.

[buruk müzik devam eder]

[Bulut] Aslı, bak biliyorum, bu çok büyük bir karar

ama aynı zamanda çok da büyük bir fırsat.

O yüzden çok iyi düşünmeni istiyorum senden.

-[buruk müzik devam eder] -[kuş cıvıltıları]

[Bulut iç çeker]

Tabii sen şu an Kerem'i düşünüyorsun.

[Bulut] Yani yoksa benim tanıdığım Aslı böyle bir fırsatı asla kaçırmaz.

[müzik biter]

[Cansu] Bu son.

Şu düzene bak be. Tam evlenilecek erkek, yemin ediyorum.

[Tuna] Ah Kerem, ah. Sen bekâr olacaktın ki…

Aa, bekârdı bu…

Aşkım ya, seninle bir hafta sonra bu evde yaşayacağıma

hâlâ inanamıyorum, biliyor musun?

Ben de. Ya, çok heyecanlıyım!

-Hayır, ben daha çok heyecanlıyım. -Hayır, ben daha çok heyecanlıyım.

-Hayır, o heyecan bana ait. -Hayır, bana ait.

Sana neler yapacağım var ya.

-[Cansu kıkırdar] -[Kerem] Hop, hop!

[Aslı] Oo…

Ne var oğlum? Karım o benim. Hıı?

[muzip müzik çalar]

[Cansu] Aşkım, şu içerideki odalara bakalım mı?

Saçmalama. Evlenmeden olmaz.

Hee.

Biz… Biz bir içeri bir bakalım.

Bakalım orada neler varmış. [fısıldar] Anlamasınlar diye öyle dedim.

[müzik biter]

-Aslı. -Kerem.

[güler] Sen söyle.

Söyle.

Bulut bana bir iş teklif etti.

Hem markama yatırım yapacaklar

hem de kendi markaları için koleksiyon hazırlamamı istiyorlar.

Aşkım, bu harika haber! Çok sevindim.

Ben biliyordum senin bu kadar başarılı olacağını.

-Ve bu daha başlangıç, görürsün. -Altı ay Dubai'de yaşamam gerekiyor.

[buruk piyano müziği çalar]

Altı ay mı?

[buruk müzik devam eder]

[buruk müzik devam eder]

[sadece müzik duyulur]

[müzik biter]

[Kerem duygusal tonlar çalar]

[Kerem duygusal tonlar çalar]

[umutlu duygusal müzik çalar]

[telefon titrer]

-Kerem? -Bu gece bana gelir misin?

-Olur, gelirim. -Tamam.

Sekizde. Bekliyorum, sakın geç kalma.

Kerem…

Sesin bir tuhaf geliyor. Bir şey mi oldu?

Yoo.

Özledim.

[umutlu duygusal müzik devam eder]

[sadece müzik duyulur]

[müzik biter]

[kapı çalar]

-Hoş geldin. -Hoş bulduk.

Gel.

Romantik bir yemek yiyeceğiz anlaşılan.

Bilmem, belki daha fazlası vardır.

[romantik piyano müziği çalar]

Yine çok güzelsin.

[hafifçe güler] Teşekkür ederim.

[Kerem derin nefes alır]

-Tüm gün ne düşündüm, biliyor musun? -Ne düşündün?

Sana ne zaman âşık olduğumu.

Seni ilk gördüğümde mi,

ilk konuştuğumuzda mı

yoksa güçlü duruşunun altına saklamaya çalıştığın

o masum kızı gördüğümde mi?

[ağlamaklı nefes alır] Bulabildin mi peki?

[cıklar]

Bulamadım.

[romantik müzik devam eder]

Çünkü sana âşık olmadığım anları hatırlayamadım Aslı.

Sanki sen hep vardın.

Ama… [derin nefes alır]

…sensiz yapamayacağımı anladığım anı buldum.

Gel.

O gece, burada. [hafifçe öper]

[ağlamaklı] Ben bu piyanonun tuşlarına ilk defa dokunduğumda…

[derin nefes alır]

…sen de benim kalbime dokundun Aslı.

Kerem.

[derin nefes alır]

Aslı.

[büyüleyici tonlar çalar]

[romantik müzik devam eder]

Kerem, ne yapıyorsun?

Benimle evlenir misin?

Hayır.

[müzik biter]

-[cırcır böceği sesleri] -[su sesi]

Benimle evlenmek istediğini sanıyordum.

Ben de evlenmek istemediğini.

Tüm bunları neden yaptığını biliyorum.

İş teklifini kabul etmeyeyim, Dubai'ye gitmeyeyim diye.

-Hayır. -Evet.

Hayır. Zamanlama yüzünden öyle düşünmekte haklı olabilirsin ama öyle değil.

Sen daha düne kadar beni evlilikten soğutmak için taktikler yapmıyor muydun?

Yapıyordun. Ne değişti?

Hiçbir şey değişmedi. Açıklama yapmak zorunda değilsin.

Hatırla.

Uçakta öleceğimizi düşünürken söylediğim şeyleri hatırla.

Tamam işte, kendin söylüyorsun.

Öleceğimizi düşündüğün için söyledin onları da.

Hayır. O yüzden anlamış olabilirim ama o yüzden söylemedim.

[Aslı ağlamaklı nefes verir]

Aslı, ben ne istediğimi biliyorum

ve kendimden eminim.

Ve bunun ne Dubai'yle ne iş teklifiyle

ne de başka hiçbir şeyle ilgisi yok Aslı, sadece sen!

Peki…

Peki evlilikle ilgili konuştuğumuz onca şey?

[duygusal müzik çalar]

Ben sana sonsuza kadar mutlu olacağımızın sözünü veremem

ama seni mutlu etmek için elimden ne geliyorsa yapacağıma dair

söz verebilirim ve veriyorum Aslı.

Peki ya sonunda birbirimizden nefret edersek,

adliye koridorlarında birbirimizin boğazına yapışırsak ne olacak?

Ben göze alıyorum.

Bir imzanın aramızı bozmasına izin vermeyeceğim.

Tamam işte. Ne gerek var ki o imzayı atmaya?

-Bana sahipsin zaten. -Ben sana sahip olmak değil…

…Aslı, ben sana ait olmak istiyorum, anlasana.

Ben korkuyorum Kerem.

Ben de korkuyorum. Hatta ödüm kopuyor.

Ama güzel olan da bu değil mi zaten?

Bu kadar korkuyor olmamıza rağmen bunu isteyecek kadar cesur olmamız.

Her şey bize bağlı.

Bak, biliyorum çok klişe.

Ama ben her gece seninle uyuyup her sabah gözlerimi sana açmak istiyorum.

Ben de.

[duygusal müzik devam eder]

[Aslı iç çeker]

Aslı.

Benimle evlenir misin?

Evet.

[romantik rock müzik çalar]

[Aslı kıkırdar]

[Kerem kıkırdar]

-Seni çok seviyorum. -Seni çok seviyorum.

[romantik rock müzik dramatik tonlarla yükselir]

[sadece müzik duyulur]

[dramatik tonlar çalar]

[kadeh kırılır]

[müzik biter]

[umutlu romantik tempolu şarkı çalar]

[alkışlar]

[Ezgi] Bravo!

[sürekli alkışlar]

Evet!

[tezahürat ve alkışlar]

[Tuna duyulmaz]

-Evet! -[Emir ve Ezgi] Bravo!

[nikâh memuru] Ben de sizleri karı koca ilan ediyorum.

[umutlu romantik şarkı devam eder]

[sürekli alkışlar]

[Aslı] Hepiniz Dubai'ye gidip gitmediğimi merak ediyorsunuz, değil mi?

Tabii ki gittim.

Çünkü bizimki birbirine zarar veren, kısıtlayan ve zorlayan bir evlilik olmadı.

Olmayacak da.

Aslında neyi nasıl yaşayacağımız sadece bizim elimizde.

[tempolu neşeli müzik çalar]

[sadece müzik duyulur]

Kerem her fırsatta yanıma geliyor.

Evliliğimiz, ilişki yaşarkenki hâlimizden bile

daha heyecanlı ve daha tutkulu.

[tempolu neşeli müzik gitar solosuyla yükselir]

[sadece müzik duyulur]

[tempolu neşeli müzik huzurlu tonlarla sakinleşir]

Birkaç gün önce harika bir haber aldık.

Emir baba olacak!

Tek duası var, kızlarının annesine benzemesi.

E, tabii kızları olursa.

Tuna ve Cansu bizden birkaç hafta önce evlendiler.

Ve çok mutlular.

[tempolu neşeli müzik tekrar yükselir]

Ezgi de aradığı mutluluğu bizim düğünde buldu.

Şimdi de onun düğün hazırlıklarını yapıyoruz.

[tempolu neşeli müzik devam eder]

[sadece müzik duyulur]

Dedim ya, her şey bizim elimizde.

Ve darısı

isteyen herkesin başına.

[müzik durur]

[tempolu neşeli müzik devam eder]

[müzik biter]

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.