All language subtitles for ElTurco S01E06

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish Download
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

Ne cürretle?

Ne cürretle bana yalan söylersin?

Ne cürretle kızımı kaçırırsın?

-Baba! -Sen sus! Seninle sonra ilgileneceğim.

Hayır.

Ne?

Şimdi konuşalım babacığım.

Beni kimse kaçırmadı.

Ben erkeğimle olmaya gittim.

Bu cesur şövalye bizi felaketten kurtardı.

Bize inanmayacağını biliyorduk

ama tehdit sandığından çok daha büyüktü.

Ne tehdidi?

Moena.

Türkler güzelim köyü istila etti babacığım.

Barbarlar, Viyana artıkları...

İnsanları yakıp, başlarını mızraklara taktılar.

Sana ait olanı çaldılar.

Burnumuzun dibinde dinsizlerin ittifak yaparak

şeytani bir isyan başlattıkları duyulursa

sizin için ne kadar utanç verici olacağını biliyorduk.

Türkler ve cadılar.

Komutanları.

Göğsünden bizzat kendim kestim.

Cadı da ait olduğu yerde.

Zindanda.

İyi iş çıkardık baba.

Köyünü ve itibarını kurtardık.

Cadı yakmak düğünümüz için güzel bir eğlence olur.

Yarına.

Ne de olsa

bana söz vermiştiniz.

Moena'nın kahramanı! Moena'nın kahramanı!

Her şey yolunda.

Prensiniz iyi, merak etmeyin.

Benim hükümdarlığımda…

Moena'nın kahramanı! Moena'nın kahramanı!

Moena'nın kahramanı! Kurtarıcıya selam olsun!

Moena'nın kahramanı! Moena'nın kahramanı!

Moena'nın kahramanı! Kurtarıcıya selam olsun!

Kurtarıcıya selam olsun. Moena kahramanı!

Teşekkürler.

Halkım!

Bugün mutlu bir gün

çünkü bu garip, yetim Marco,

Trento'nun güçlü prensi

Kutsal Roma İmparatorluğu'nun piskoposu

Francesco di Paullo'dan, yarın evlenmek için kızını

istedi.

Moena kahramanı! Kurtarıcıya selam olsun!

Karşısında kahraman bir şövalye, Viyana Ejderi.

İkisi tam ölümüne savaşmak üzereyken

araya bir cadı girer.

Unutmayın çocuklar.

Sevgi düşmanlarınızı besler.

Unutmayın.

Bu onun planı.

Biz de plana sadık kalacağız.

Tanrı kötülüğü kutsar ve en ağır cezaları birbirine kardeşler verir.

Seni birazcık kandırmış olabilirim.

Ama canım ben senin kapı komşun değilim ki.

Tanrı'nın elçisiyim.

Bunun ne kadar ağır bir sorumluluk olduğunu bilemezsin.

Öte yandan sen,

yukarıdakiyle pek iyi anlaşamıyorsun.

Az önce büyü mü yaptın sen?

Keşke Latince hocamın dilini kestirtmeseydim.

Ama o dersi hiç sevemedim.

Büyü değil.

Bir söz.

Tanrıları dize getiremezsem, Acheron'u harekete geçireceğim.

Seninle ortak noktamız ne, biliyor musun?

-Bildiğim kadarıyla hiçbir şey. -Bir tane var. Bunları her yere asmışlar.

Anasını avradını düzdüğüm kansız köpekler. Başka?

Beni vaat edilmiş topraklar ve cennetin kapıları saçmalığıyla kandırdılar.

Sana da aynı şeyi mi vaat ettiler?

Hayat bizi öteki tarafa götüren bir yoldur sadece.

Yemişim öteki hayatı.

Her şey burada, şimdi oluyor.

Birini seversin, hayatını birleştirirsin, çocukların olur, onlara sarılırsın.

Bu hikâyede onurun için öldürmen, mutlu olmak için ölmen gerekmez.

Güzel hikâyeymiş.

Belki bir gün bu hikâyede kendime bir yer bulurum.

Köprüden önceki son çıkışı geçeli çok oldu.

Birini sevdim.

Bir kızım vardı.

-Ama… -Bir kızın mı var?

Vardı.

Başka bir hayatta.

Öyleyse…

Ne zaman savaşıyoruz?

Yani şimdi senin kız mı yaptı bu planı?

Akıl dışı bir plan.

Sevdim.

İşlemezse hepimizin kesin öleceği bir plan.

Dönünce fidye ödemekten anam ağlayacak.

Yemin olsun camiye bu kadar gitmedim.

Üç kişi koca şehre kafa tutacağız ha?

Üç kişi değil, koca bir köyüz.

Her biriniz.

Hristiyan, Müslüman,

pagan, çocuk, kadın, Haçlı,

cadı, rahip fark etmez, hepiniz ailemsiniz.

Hepiniz ne yapmanız gerektiğini biliyorsunuz.

Marco'nun gerçek yüzünü

bütün prensliğe göstereceğiz.

Yarın bu işe hep birlikte son vereceğiz.

Bu akşam kilisenin yanındaki sokakta yalnız olacağım.

Dilenci kılığına gireceğim.

Acil bir durum olursa beni orada bulursunuz.

Tuzak kuruldu.

O aşağılık şerefsizin kim olduğunu öğrenmek için sabırsızlanıyorum.

Önce bizim için çalıştığını görelim.

Poppea'nın Taç Giyme Töreni.

Monteverdi'nin son operasını biliyor musun, Peder?

Sevgili değiştiren bir kadının hikâyesi.

Kendi pisliğini örtmek için sevdiklerine ihanet etmek zorunda kalıyor.

Efendimiz.

Anlaşılan sen de taraf değiştirmeye karar vermişsin.

Sadakatleri bölünmüş insanlardaki problem şu ki:

Kendilerini ispat etmek için…

yeni efendisine…

emsalsiz bir hediye vermesi gerekir.

Memnuniyetle efendimiz.

Marco size onun öldüğünü söylemiştir.

-Kimin? -Şimdiye kadar kimsenin öldüremediği biri.

El Turco.

Marco'nun can düşmanı.

Devam et.

Size hediyem o olacak.

Yalnızlık mı çekiyorsun?

Buraya bana arkadaşlık etmeye gelmedin herhalde.

Haklı olduğunu söylemeye geldim.

Haininiz az önce buradaydı.

Ve sana yeniçeriyi vaat etti.

Şimdi bana inanıyor musun?

Orada!

Yakalayın.

Tutun.

Vurun! Öldürün!

Teşekkürler Rahip.

Bir şey yapın.

Decebal'i kimin öldürdüğünü söylediğin için.

Vay, vay, vay.

Kimsenin öldüremediği Türk buymuş demek.

Gidin.

Sen değil Rahip. Sen kal.

Ben hariç herkesten kaçabildin.

Çok bilgesiniz, efendimiz.

Benim katkılarımı da unutmayalım.

Bu adamı size getirmek için büyük riske girdim.

-Bildiğiniz üzere… -Prens Piskopos Francesco di Paullo.

Geldiğim yerde cesaretiyle değil, kurnazlığıyla bilinir.

İşi enine boyuna araştırıp da

kendi çıkarına bir şey görmeden Korkunç Türk'ün karşısına asla yalnız çıkmaz.

Ne çıkarı?

O piç Marco ve kızımın bir şeyler çevirdiğini hep biliyordum.

Cadınızla konuştuğumda da şüphelerim doğrulandı.

Doğru zamanı bekliyordun.

Elinde bir koz olsun istedin.

O koz da sensin.

Efendimiz, izninizle ben gideyim.

Olduğun yerde kal, köpek.

Marco'ya açıkça karşı çıkmak için artık çok geç.

Askerler ondan yana.

Öz kızın da işin içinde.

Açık açık konuşamazsın. Başkasının yapması lazım.

-Teklifin nedir? -Basit.

Herkesin önünde sesimizi duyuralım.

-Herkes derken… -Herkes.

Ama son kararı veren ben olmalıyım.

Güç bende olmalı.

Güç senin olsun. Gloria'yı bırak yeter.

Cadı da cadı.

Etrafında ne garip bir sürü var. Cadılar, piçler, köylüler...

Marco'ya bir yurt verdim, güç verdim, asker verdim.

Geldiğimiz noktaya bak.

Adam tahtımın peşindeymiş.

Seninle de bu yüzden konuşuyorum, Türk.

Gloria yoksa

anlaşma da yok.

Aşık olmuşsun.

Haklıymışım.

Aman ne şahane.

Her şey yolunda giderse Moena'yı rahat bırakırım.

Cadın da öyle istedi.

Ama benim bile bozamayacağım bazı dengeler var.

Adil şartlar ve hilesiz oyun alanını garanti ederim.

Ama o kadını istiyorsan onun için savaşman lazım.

Beni anlıyor musun Yeniçeri?

Bu sefil bizim bilmediğimiz bir şey biliyor olabilir.

Hayır, hayır, ben…

Onu bana bırak.

Senindir.

Sen.

Decebal'i öldürdün.

Kardeşimi öldürdün.

Anlamıyorsun.

Onu ben öldürmedim.

Marco öldürdü.

Emri o verdi. Ama cinayeti sen işledin.

O günden beri de vicdanım hiç rahat değil.

-İnan bana. Ben… -Sana inanıyorum.

Garip olan da bu. Marco'nun sana karşı ne kozu vardı?

Bir rahibi katil yapacak gücü nereden buldu?

Marco, Moena'da doğmuştu.

Babası onu tüccar gemilerine verdiğinde daha çok küçüktü.

Sizinkiler onu böyle buldu.

Marco'yu Moena'daki çocukluğundan mı tanıyorsun?

"Seni yalnız ben tanırım demedim mi?

Demedim mi bu yokluk yurdunda

hayat çeşmesi benim.

Bir gün kızsan bana, alsan başını, yüz bin yıllık mesafelere gitsen.

Dönüp kavuşacağın yer

benim demedim mi?"

Düğün günüm için biraz daha neşeli bir şeyler beklerdim açıkçası.

Mevlana Rumi.

O kim?

Parlayan güneşini kaybetmiş biri.

Ya sen kimi kaybettin aşkım?

Baksana. Her şeyin var.

Kızı kaptın.

Yarın onunla evleniyorsun.

Moena'ya diz çöktürdün.

Babamı alt ettin ve şu…

barbardan da kurtuldun.

Hasan.

Evet. Hasan, tabii ki.

Adeta içini okuyabiliyorum.

Burada…

müstakbel karından çok o var.

Bazı geceler onun adını sayıklıyorsun.

Bazen sesinde nefret var ama bazen de…

Nasıl desem?

Sevgi var.

Sen onun adını sayıklarken, ne yalan söyleyeyim,

ben de onunla ilgili kabuslar görüyorum.

Rüyalarında benim yerime onu gördüğün için

en ıslak rüyalarımda ben de ona uzanıyorum.

Diana, ne diyorsun?

Diyorum ki

Doğulu şairlerden anlamıyor olabilirim.

Ama benim de çok iyi bildiğim oyunlar var.

"Neler doğuyor nefretten, ama daha çoktur sevgiden doğan.

Ey kavgacı sevgi! Sevilen nefret! Bu sevgiyi duyarım."

Burada yazar diyor ki

böylesine büyük bir nefret ancak ondan daha büyük bir aşktan doğabilir.

O kadar basit değil.

-Sana bunu söylememem gerekir. -Bana her şeyi söylemelisin.

Onu özlüyorum.

Ah canım.

Ne yapman gerektiğini biliyorsun değil mi?

Söyle bana.

Sevdiklerimizi bir kere öldürmek…

-yeterli değil. -Pısırık pısırık değil.

Erkek gibi söyle.

Adını söyle.

Bir zamanlar olduğum kişiyi hatırlatan herkes.

Beni aciz bir yetim olarak...

Beni Mete olarak bilen herkes.

Söyle.

Geleceğimizi garantiye almak için kimi yok etmelisin?

Söyle.

Söyle.

Söyle.

-Söyle. -Prens! Prens!

-Marco, canımı acıtıyorsun. -Hiç kimse beni yeniden köleleştiremez.

Yapma.

Ne Hasan, ne Prens.

-Yapma. -Ne de sen.

Merak etme aşkım.

Adını söyleyeceğim.

Onu adı…

Marco Benedetti di Vicenza.

Viyana Ejderi.

Moena'nın kurtarıcısı ve Trento'nun hakimi.

İşte!

İşte, işte! Geliyorlar.

Viyana Ejderi

ve meleklerin meleği

Prenses Diana

Tanrı'nın evinde evleniyor.

Neden itaat etmeye devam ediyorsun?

Bir asker geliyor.

Yaklaşın çocuklar.

Yaklaşın, korkmayın.

Korkmayın.

Benden duymuş olmayın.

Türkler geliyor!

Şimdi ne olacak?

Şimdi o pisliklerin evlenmesini bekleyeceğiz.

Korkunç Türk'ün hikâyesini dinleyin.

Geliyorlar.

Geliyorlar!

Viyana Ejderi!

Kılıçlar!

Sana teşekkür etmek istedim.

Evliliğimi sana borçluyum.

Elinde değil, değil mi?

Ne elimde değil?

Bende olup da sende olmayan şeyi merak ediyorsun.

Söyleyeyim.

Ben özgürüm.

Sen değilsin. Neden biliyor musun?

Nedenmiş?

Etrafına bak Prenses.

Bu adamlar, müstakbel kocan,

baban…

Erkeklerin farklı yüzleri olur ama tek bir sesleri vardır.

Sütünü emerler, kollarında büyürler.

Onlara yiyecek, içecek verirsin. Tüm bedenini verirsin.

Nezaketle ya da zorla,

gece koynuna girerler.

Hepsi tek ağızdan aynı şeyi söyler:

"Bana hizmet et, benim sevgili küçük kaltağım."

Bana hizmet etmekten zevk al.

Bana şimdi ve sonsuza dek hizmet et kadın çünkü ancak bu işe yararsın.

-Bu ne cüret? -Cüret ediyorum

çünkü ister aşktan öleyim, ister alevlerin içinde.

Diana, ben özgür bir kadınım.

Öyle mi? Türk ne olacak?

Onu prensine soracaksın, tatlım.

Çünkü seninle evlense de

kalbinin kimde olduğunu ikimiz de biliyoruz.

Hadi.

Bitirelim şu işi.

Gelin ve damat

bu evliliğe

rızalarını veriyor mu?

-Evet. -Evet.

Aranızda bu evliliğe itiraz eden var mı?

Onları korkunç bir son bekliyor.

Bu denli karanlık güçlere kim karşı koyabilir ki?

Al.

Al.

Prens damadına kendi damızlık çiftliğinden dört aygır,

ve Chianina sığırı hediye ediyor.

Ve son olarak,

yetim Marco'ya henüz genç ve yalnızken

cömertçe kol kanat geren Prensimiz

ona yeni bir yurt olarak

Moena köyünü veriyor.

Kim bu?

Tanrı huzurunda yemin ederim ki

sana hastalıkta ve sağlıkta, iyi günde ve kötü günde…

sadık kalacağım.

Bana Tanrı'nın…

ve Papa Hazretleri'nin

verdiği yetkiyle

sizleri...

Herkes silahını indirsin!

Sen hayattasın.

Benim huzurumdasın.

Adını söyle.

Delirdin mi?

Birkaç köylüye ne yapabileceğini sanıyorsun?

Ben Hasan Balaban.

Ama buralarda bana El Turco derler.

El Turco.

Bana pek de deliymişsin gibi gelmedi.

Bir de öldüğünü söylemişlerdi.

-Lordum, ben… -Sus, şövalye.

Söz hakkın olacak.

Buraya neden geldin?

Bu adam… size yalan söyledi.

Söylediği her şey yalandı.

Moena düşmedi.

Bu köylüler…

bütün askerlerini bir bir öldürdüler.

Doğru mu bu Marco?

Prensine yalan mı söyledin?

Konuş. Konuş ejderim.

Burada ve dışarıda bin asker

benim emrimi bekliyor.

Ben tek başına Viyana'yı Osmanlılara dar eden şövalyeyim.

Hiç kimse, Prens bile bana yalancı diyemez.

Bileğindeki damgayı biliyorum.

Ne?

Kâfir damgası.

Nereden öğrendin?

İtiraf etti.

Marco, Marco!

Marco, gel buraya!

Korodaydı.

Çok güzel bir sesi vardı.

Çok sevimli bir çocuktu.

Çok saftı.

O saf çocuğa ne oldu Peder?

Daha fazla yaklaşma.

Yeter. Benden uzak dur.

Marco, indir o bıçağı.

Gel buraya, dedim.

Yaklaşırsan seni bıçaklarım.

Geri çekil. Herkese söylerim.

Hiç durma.

Sana kimse inanmaz.

İmdat!

İmdat!

Çocuğun içine şeytan girmiş! Beni öldürmeye çalışıyor.

Korkmuştum.

Ona karşı hislerimin temiz olduğunu anlamalısın.

Köylülerin anlamayacağından korktum sadece.

Ne yaptın?

Küçücük çocukmuş.

Kardeşime ne yaptın?

Bir sürü şey söyledi.

Korkunç şeyler.

Tanrı'ya küfür ettiğini söyledim.

İçine şeytan girdiğini söyledim.

Hatta ona kâfir bile dedim.

Onlar da bileğine B harfi damgası bastı.

Babası artık onu istemediği için uzaklara gönderdi.

Harika bir çocuktu.

Onu gerçekten sevdim.

Onu çok özledim.

O adamın sana ne yaptığını biliyorum.

Sakın.

Sakın onlara söyleyeyim deme.

Daha fazla dayanamaz.

Zamanı geldi Giovanna.

-Annesine verdiğim sözü tutacağım. -Hayır!

Trento'nun güzel halkı.

Sadık adamlarım.

Bu Müslüman pislik bana hakaret etmeye cüret etti.

Ben Viyana Ejderiyim.

Ben Melek Diana'nın kocasıyım.

Kimse bizim adımızı karalayamaz.

Lordum.

Sizin uygun göreceğiniz şekilde

bu lekeyi temizlememize izin verin.

Karar size ait olacak.

Beni dinleyin, Trento halkı.

Lideriniz…

Prens Piskopos

konuşuyor.

Çok ağır suçlamalar yapıldı.

O kadar ağır ki

çok zor bir karar vermek zorunda kaldım.

Türkler

bizim azılı düşmanımızdır.

Onlardan daha kötü ne olabilir, diye soruyorsunuz.

Bunun cevabı içimizdeki hainlerdir.

Bugün Marco Benedetti di Vicenza

korkunç bir suçlamayla karşı karşıya.

O kadar ağır bir suç ki ben bile

kızım adına bu lekeyi temizleyemem.

O yüzden, atalarımın geleneğini devam ettireceğiz.

Bir şövalyenin ettiği yemin ve vazifeleri daimidir.

İki adam var.

Tanrı'nın ve İmparatorun bana verdiği yetkiyle…

bu iki adamın

ölümüne bir düelloda şerefleri için dövüşmelerine karar verdim.

Hasan!

Hayır.

Sen bu şerefsizi benden iyi tanıyorsun.

Bunun gibi herifler son anda

mutlaka bir hileye başvurur.

Asıl soru, ne zaman yapacak?

Yenilmeden hemen önce.

Sakın unutma.

Silahlarınızı alın.

Şerefinizle dövüşün.

İçine şeytan girmiş!

Beni öldürmeye çalıştı!

Öldü mü?

Şerefini kaybederek.

Güzel.

Dur Hasan.

Bana son bir şey söyle.

O kadın, Gloria.

Onu gerçekten bu kadar çok seviyor musun?

Kalbimi ateşe verecek kadar.

O kadın…

artık benim ailem.

Senin adına sevindim kardeşim.

Gel, kardeşim.

Birlikte yetim kalalım.

Hayır!

Hayır!

O benim kızım!

Gloria!

Baba, bir şey yap.

Biri galip gelene kadar

kimse bu meydandan ayrılamaz.

Gloria!

O benim kızım!

Gel.

Sarıl bana kardeşim.

Artık tek ailen benim.

Tarih kitapları El Turco gibilerine yer vermez.

O yüzden masalımız, başladığı gibi biter.

Fısıltılarla.

Ve sonunda herkes evine döner.

Köylüler, kötü adam...

Hatta Moena'nın cadısı bile sonunda ait olduğu yere gider.

El Turco ise

en son atını uzaklara sürerken görülür.

Şerefini geri kazanmıştır kazanmasına ama.

sevdiği kadın olmadan hep yurtsuz kalır.

Nerede o?

Oğlum nerede?

Orhan Yeniaras'ın El Turco adlı romanından esinlenilmiştir.

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.