All language subtitles for Ljosbrot.2024.NORDiC.1080p.WEB-DL.H.264.DD5.1-TWA.TR

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
en English Download
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew Download
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin Download
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish Download
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

2024 Cannes Film Festivali Resmî Seçkisi Belirli Bir Bakış Açılış Filmi

Una.

Una.

Una...

Merhaba.

“Kafam güzel değil,” dememiş miydin?

Siktir lan.

En azından, sadece benimki değil.

Şarjım bitmiş.

Benimkiyle çekelim.

Sana gönderirim.

Gizli saklı görüşmekten bıktım.

Yarın gece döndüğümde...

...artık gizlenmemize gerek kalmayacak.

Klara'dan ayrılmış olacağım.

İlişkimizi artık gizli yaşamayacağız.

- Gunni, barda öpüştüğü adamla gitti. - Hadi ya.

- Bazen tam bir kaşar oluyor. - Aynen.

Sabah, aynı uçakla uçacağız.

Yani, evde kimse olmayacak.

- Geç saate kadar uyuyabilirsin. - Sen gitmesen bile ben okula gidiyorum.

- Ayrıca, iPhone şarj aletin de yok. - Yok, ama alarmım var.

Hadi ama!

Lütfen?

- Azdın mı? - Hayır, ben sadece...

- Azmadın mı? - Hayır, ben sadece...

- Tamam, yani beni sikmek istemiyor musun? - Evet, istiyorum, sadece...

Takılıyorum.

Seninle sikişmek istiyorum, tabii ki. Arkanı dön.

Teşekkür ederim, minnettârım!

Hoppala!

Diş fırçanı mı değiştirdin?

Evet, yeşil-turuncu olan.

- Ee, ben ne kullanacağım? - Gunni'ninkini kullanabilirsin.

He, oldu!

Sen başla.

Nereye gidelim?

Hep, Faroe Adaları'na gitmek istemişimdir.

Faroe Adaları'na mı?

Bu çok ezikçe.

Neredeyse İzlanda gibi. Kırsal kesime gitmek gibi.

Benim tercihim orası.

Sıra sende.

Japonya.

Japonya harika bir ülke.

Hiç gittin mi?

Oha!

Gitmediğin yer kalmamış.

Ben sadece Tenerife'ye gittim.

- Hadi ya, bunu değiştireceğiz. - Evet, lütfen.

Beş yıl boyunca, sadece bir bavulla yaşadım.

Dünyayı görmek harikaydı.

Ama annemle babamdan nefret ediyordum.

Taşındığımızda 14 yaşındaydım.

Ben olsam, asla çocuklarla birlikte yurt dışına taşınmazdım.

Kimse için iyi bir şey değil.

Peki...

...bebek yapmalı mıyız?

Şimdi fazla ileri gittin.

Biraz uyumalıyız.

Okula geç kalmak istemiyorum.

Ayrıca, Klara'dan ayrılmak zorundasın.

Evet.

İyi geceler, aşkım.

İyi geceler.

WHEN THE LIGHT BREAKS

Sokayım!

- Hangi okuldan mezundun? - Suðurnes Lisesi.

- Ya sen? - Reykjavík Lisesi.

Şehir merkezine mi gidiyorsun?

Evet, herkes şehir merkezinde, partide.

Güzel.

- Ne içiyorsun? - Beyaz şarap.

- Anlamadım? - Beyaz şarap.

Anladım...

İzlanda Sanat Üniversitesi

Varlığınla bizi onurlandırmaya mı karar verdin?

Üzgünüm.

Ayakkabıların güzelmiş.

Bu sürpriz performans için Una'ya teşekkür edelim.

- Tekrar sizdeyiz arkadaşlar. - Bu, insanların birbirleriyle...

...nasıl ilişki kurdukları...

...ve birbirlerini nasıl etkiledikleri hakkında sosyal bir çalışma.

Skt'si geçmiş çift bantla çalıştık...

...yani bu çevreci bir çalışma, malzeme israfı değil.

Bu da güzel bir tezat oluşturuyor.

Belli bir derinlik katıyor.

Tamam. Sahne sizin.

“O”, “O”, “O”, “O”, “O”...

“O”, “O”, “O”, “O”, “O”...

“O”, “O”, “O”, “O”, “O”...

- Selam - Selam.

- Haberleri duydun mu? - Hayır.

- Tünelde büyük bir kaza olmuş. - Ne?

Telefonumun şarjı yok.

- iPhone şarj aletin var mı? - Maalesef, Samsung kullanıyorum.

Sorun değil.

- Jane. - Efendim?

- iPhone şarj aletin var mı? - Yok.

Ama Gloria'nın stüdyosunda powerbank ve şarj kablosu vardı.

- İstersen ödünç alabilirsin. - Tamam, harika olur.

Çok saçma.

Harçlar her yıl daha da artıyor.

- Hem de sömestr aralarında. - Aynen.

- Neyse ki bu, artık senin sorunun değil. - Aynen. Çok şükür.

- Ee, şimdi ne yapacaksın? - Mezun olduğumda mı?

Yani...

- Seyahat edeceğim. - Ne güzel. Nereye gideceksin?

- Japonya'ya. - Harika.

- Şunu gördünüz mü? - Hayır, ne ki o?

- Kahretsin, bu o kaza mı? - Evet.

Acil müdahâle ekipleri...

...10'dan fazla ölü olduğunu doğruladı.

Durumu kritik...

...ve tünelde hâlâ kayıp olan insanlar da var.

Reykjavik'teki tüm hastaneler doldu...

...olağanüstü hâl ilan edildi...

...ve yaralılar hava yoluyla başka yerlere naklediliyor...

- Selam. - Selam.

- Bir sorun mu var? - Diddi'yle konuştun mu?

Batıya uçacaktı. İkinizin de aynı uçakta olduğunu sanıyordum.

- Uçuş iptal oldu. - Anladım.

O da...

...arabamı ödünç aldı...

Nasıl yani?

Arabanı ödünç mü aldı?

Az önce polis aradı.

Patlama sırasında arabam tünelde olabilirmiş...

Yani, belki de Diddi...

- Hayır, hayır. - Evet.

- Bu hiç de mantıklı değil. - Polis öyle söyledi.

Bu, illâ bir şey olduğu anlamına gelmez. Derin nefes al.

Merhaba, ben Diddi. Lütfen, mesajınızı bırakın.

Niye açmıyorsun şu soktuğumun telefonunu?

Arayıp duruyorum.

Lütfen, ara beni.

Kaza yüzünden herkes çok endişeli.

Acil ara, tamam mı?

Sikeyim!

Bassi. Gunni ve Diddi'nin çocukluk arkadaşı.

- Una. Onlarla aynı gruptayım. - Biliyorum. Seni izlemiştim.

Merhaba.

Merhaba, travma merkezindeyim. Sen neredesin?

Hemen geliyorum.

Rikki'nin Diddi'yle gittiğini duydum.

İkisi de telefonuna cevap vermiyor.

Kaza yüzünden her şey berbat oldu.

Mevcut tüm itfaiye, polis ve kurtarma ekipleri olay yerine intikâl etti.

Yangın dalgıçları müdahâle ediyor...

...ama ortam elverişsiz.

Tünel hâlâ yanıyor ve çok fazla duman ve ısı var.

Ölü sayısı artmaya devam ediyor...

...ve bu, ülke tarihindeki en ölümcül trafik kazası.

Acil çağrı hatları neredeyse kilitlenmiş durumda.

Kurtarma çalışmalarını engelleyebileceği için...

...insanlar, birbirlerini aramaktan kaçınmalı.

Kızıl Haç, bilgi ve travma desteği sağlamakta.

Sâkin olmaya çalış. Henüz hiçbir şey bilmiyoruz.

- Günaydın. - Günaydın.

Koridorun sonunda sağda bir meslektaşımı bulabilirsiniz.

Tamam, teşekkürler.

Kayıt yaptıracağım. Belki bir yardımım dokunur.

Siz de Siggi'yi bulun.

Ne boktan bir durum!

- Merhaba. Ben, Siggi. - Una.

- Bir gelişme var mı? - Net bir şey yok.

Görünüşe göre insanlarla konuşmaya yeni başlamışlar.

Hâlâ tüneldeki insanları kurtarıyorlar.

Ama ölü sayısı gittikçe artıyor.

Ah be dostum!

Merhaba, çocuklar.

Ben hastaneye gidiyorum.

Rikki orada.

Yaşıyor.

Duyduğum tek şey bu.

Haberiniz olsun dedim.

Peki, ben gidiyorum.

- Anlayamadım. - Kardeşi, Diddi'yle arabadaydı.

Yani, bu iyi haber.

Çok iyi haber.

Çok üzgünüm, tatlım.

Canım.

Şu an doğru zaman değil belki, ama...

...ne zamandır sigara içiyorsun?

Ciddi misin?

Arkadaşım yeni öldü ve sen bana sigarayı mı soruyorsun?

Durdur arabayı.

- Dur, ineceğim! - Üzgünüm, haklısın. Eve gidelim.

Özür dilerim.

Patavatsızlık ettim.

Çok üzgünüm, canım.

Gerçekten, çok üzgünüm, canım.

Acıkmadın mı?

- Bir şeyler atıştıralım mı? - Aç değilim.

Emin misin?

Bir şeyler yemelisin.

Birer sosisli sandviç yiyebiliriz.

Of be, çok iyiydi!

Dinle.

Burada durduğumuzu annene söyleme.

Onunla birlikte çiğ besin diyeti yapmam gerekiyor.

Anlaştık mı?

Sen sigaradan bahsetmezsen ben de sosislilerden bahsetmem.

Ben hâlâ senin babanım, bu yüzden ikisini kıyaslayamazsın.

Sonuçta ikimiz de yetişkiniz, değil mi?

Öyleyiz.

- Bir sosisli daha alacağım! - Öyle mi?

Evet. Sen de ister misin?

Bir sosisli daha alayım.

- Merhaba. - Seni arayıp durdum.

- Biliyorum. Özür dilerim. - Ortadan kayboldun.

Üstesinden gelemedim işte.

- Neredesin? - Babamlayım.

O, beni aldı.

Mesajımı aldın mı?

Aldım.

- Buluşabilir miyiz, lütfen? - Olur.

- Lütfen! - Tabii ki. Neredesin?

Selam.

- Başın sağ olsun. - Sağ ol.

- Bir şey içer misin? - Bir bira alayım, lütfen.

- Gunni nerede? - Dışarıda sigara içiyor.

Akşam vardiyam olduğunu daha yeni hatırladım...

Tatlım, ben hallederim.

- Sağ ol. - Sorun değil.

Merhaba.

Merhaba.

Stoli, Diddi'nin favorisiydi.

Müesseseden.

- Diddi'ye. - Diddi'ye.

“Gluten alerjisi” yüzünden bira içmeyi bırakmıştı.

Ama bırakmadığı bir şey vardı...

...pizza.

Daha önce hiç kimseyi kaybetmemiştim.

Ya sen?

Yani, sadece büyükannem ve büyükbabamı...

Ama onlar yaşlıydı, yani...

Bu tamamen farklı.

Zavallı Klara, mahvolmuştur.

Mükemmel bir çifttiler.

Birbirleri için yaratılmışlardı.

Sence de öyle değil mi?

Zavallı Klara'ya ne diyeceğimi bilemiyorum.

Ne diyebilirim ki sence?

Yani...

Bilmiyorum.

Kahretsin! İşte geldi.

- Kim? - Klara.

Diddi hâlâ kayıpken, Reykjavik'e uçmuş.

Gidip ona sarılmalıyım.

- Bir bira verir misin? - Tabii, al bakalım.

Bir shot da votka.

- Teşekkürler. - Ben teşekkür ederim.

Ağırdan al. Bu gece yerime bakacaksın.

Asıl sen ağırdan al. Ben asla ayık çalışmam.

Daha önce tanışmıştınız, değil mi?

- Merhaba. - Merhaba.

- Başın sağ olsun. - Teşekkür ederim.

Diddi'ye kadeh kaldıralım mı?

Evet, sağ ol.

Kadeh kaldırmadan önce...

...Una, bize Diddi'nin sanat performansından bahsetmek ister misin?

- Hayır. - Hadi ama!

- Olay ne? - Çok komik.

Nasıldı?

- Duymamış mıydın? - Hayır.

Diddi ve ben sanat okulunda performans dersleri alıyorduk.

Herkes bir performans sergilemek zorundaydı.

Diddi'nin ne yapacağına dair bir fikri yoktu ama herkes bir şeyler yapmak zorundaydı.

Sınıfın önüne bir masa ve sandalye koydu.

Bir şişe de votka.

- Stoli mi? - Evet, bir şişe Stolichnaya.

Ve votkayı içmeye başladı.

Shot üstüne shot attı...

...ve hiç durmadı.

Kustu. Sonra içmeye devam etti.

Sonra yine kustu.

Ve bayılana kadar da durmadı.

Günün ilk performansıydı.

Salı sabahı saat 9'du.

- Diddi'ye kadeh kaldıralım. - Diddi'ye.

Diddi'ye...

Sana söylemek istediğim bir şey var.

Diddi'nin batıya gitmek için neden acele ettiğini biliyorum.

Ona arabayı ödünç verdiğimde söyledi.

- Yani... - Sokayım.

Ne diyeceğimi bilemiyorum.

Ne yapacağımı bilmiyorum işte.

Ne yapıyorum ki burada?

Ne demek istiyorsun?

- Sevgilisini kaybeden benim, o değil. - Evet.

İnsanların bana değil de ona acımasını kıskandığım için...

...kendimi aptal gibi hissediyorum.

Ne demek istediğini çok iyi anlıyorum.

Ama hepimiz onu kaybettik.

Klara hiçbir şey bilmiyor ve bu berbat bir durum.

Ona bir şey söyleme. Bu sadece işleri daha da kötüleştirir.

Demek istediğimi anladın mı?

- Una. - Bununla başa çıkamam.

Gitsem iyi olacak.

Sen de benimle gel.

Bu aptal insanlardan kurtulup başka bir yere gidebiliriz.

Öyle ama.

Cenazeye gel.

Lütfen.

Benim için.

Benim için gel.

- Merhaba. - Merhaba.

Ne yaptığını hiç bilmiyordum.

Performansını diyorum.

Bu konuda oldukça endişeliydi.

Yani, onun en gurur duyduğu anlardan biri olduğunu sanmıyorum.

Mezun olup eve dönmesini dört gözle bekliyordum.

Bu uzak mesafe ilişkisi bizim için zor oldu.

Sadece, eve dönmesini istemiştim.

Diddi'nin grubuna bir kız katıldığında biraz kıskandığımı itiraf etmeliyim.

Özellikle de bu kadar güzel olduğun için.

Sonra bana senin lezbiyen olduğunu söyledi, ben de sâkinleştim.

Lezbiyen değilim.

Panseksüelim.

Son sevgilim bir erkekti.

Sigara içmeye çıkıyorum. Geri geleceğim.

- Beraber olalım. - Birazdan görüşürüz.

Bir sigaran var mı?

Endişelenme.

Ben de görsel sanatlarla biraz uğraşmıştım.

Ama konsept sanat...

Bence saçmalık.

Sana göre öyle.

Performans sanatlarıysa, en beteri.

Bazen eğlenceli olabiliyor; ama çoğunlukla utanç verici.

Buna sanat demek...

Bilemiyorum.

Yani, “saçmalık diploması” mı alacağım?

Diddi'nin içkiden bayılmasının neresi sanat?

Yani, deneyimlerin sanat olamayacağını mı düşünüyorsun?

Diddi'yle konuşuyordum...

Bu kilisenin önünde yaptığın bir performansı açıklamaya çalışmıştı.

Doğrudur.

İnsanlara uçmayı öğretmişsin.

Bir insan nasıl uçabilir ki?

Anlamadım.

Burada dur.

- Bu, tümüyle odaklanmayı gerektirir. - Tamam.

Tam merkeze.

Bana tamamen güvenmelisin.

Tamam.

- Kulenin küçük pencerelerini görüyor musun? - Evet.

Gözlerini, üstten üçüncüyle aynı hizada tut.

Bir meydana doğru baktığını hayal et.

Meydanın her iki yanından yukarı çıkan basamaklar var.

Şimdi, yavaşça...

...yukarı uçuyorsun.

Vay canına!

Bu çok garip!

Kestiler.

Sonra çıplak bedenime yapıştırdılar.

Hayır, şaka yapıyorum.

Çalışmalarını gördüğümde...

Vay anasını!

- Çok iddialıydılar. - Öyle mi?

Şerefsiz! Ne yaptığını sanıyorsun?

Sâkinim, sâkinim.

- Sâkin ol. - Kes şunu.

Biraz sâkinleşebilir miyiz?

Siggi, Siggi...

Boş ver.

- Şerefsiz! - Ne yapıyorsun, evlat?

Tam bir şerefsiz gibi sürüyordun!

Kaldırımda kalın çocuklar. Yollar arabalar içindir.

Kes sesini!

- Git hadi. - Geri zekâlı velet!

Siktir git banliyöye, kendini beğenmiş pislik.

Geri zekâlı velet!

Siktir git!

- Pislik! Şerefsiz! - Siggi!

Pislik sensin. Aklından ne geçiyordu?

Tanrı'm!

Bassi.

Çok agresifsin.

Kaldırımda kalmamız gerekmiyor mu?

Şimdi içmeyi bırakıyoruz...

...ve kendimizden geçme faslına giriyoruz.

- Ben bir şeyler atıştırmıştım. - Öyle mi? - Biraz daha yiyebilirim.

Hâlledebilirim, anne.

Benim için endişelenme.

Sadece, seninle biraz konuşmak istedim.

Gunni ve Diddi'nin bazı arkadaşlarıyla birlikteyim.

Onlardan birinin evine geldik.

Sadece yemek yiyor, sohbet ediyor...

...ve biraz içiyoruz.

Biliyorum.

Söz.

Sınıfta sadece yedi kişi miydiniz?

Evet, sonra Hoddi ve Lisa ayrıldı.

Yani, 10. sınıfta sadece beş öğrenciydik.

Kahretsin, sarhoştum!

Çok güzel.

En tatlı çift.

Hep de öyle kalacaklar.

Kahretsin, çok sarhoştum!

Diddi'nin ceketinin olayı neydi?

Gelmiş geçmiş en çirkin ceket.

Onu çok özlüyorum.

Canım Klara.

Biliyorum.

Una.

Hey!

Bırak beni!

Una, beni dinle.

Git başımdan.

Git başımdan!

- Devamlı seyahat ediyor. - Harbi mi?

Hep bu konuda paylaşım yapar.

Una, gel.

Una.

Gel, buraya gel...

- Yarın görüşürüz. Seni seviyorum. - Ben de seni seviyorum.

- Su içmeyi unutma. - Rüyanda görürsün.

- Her şey için teşekkürler. - Ben de sana teşekkür ederim.

- Görüşürüz. - Aynen, iletişimde kalalım.

Yarın uyandığımda, çok garip olacak.

Ne yapacağını biliyor musun?

Bir plânın var mı?

Yok.

Ne yapacağıma dair hiçbir fikrim yok.

Eve falan dönerim herhalde.

Bilmiyorum.

Ya sen?

Hiçbir fikrim yok.

Sanki...

Diddi güneş, ve biz de ona veda ediyoruz.

Çeviri: dikistutmaz X: iapetos Letterboxd: moandor

Porsteinn Sigurdsson (1977-1995) ve Aurni Olafur Ausgeirsson (1972-2021) anısına

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.