Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
Çok güzel.
- Çok lezzetli. - Evet, çok lezzetli.
Ciddi misiniz? Bence bugün biraz tatsız.
Çünkü sen her zaman çok yoğun aromalı şeyler yiyorsun.
- Öyle mi? - Evet.
Birlikte yediğimiz yemekler çok daha lezzetli oluyor.
- Çok mutluyum. - Gerçekten çok lezzetli.
Biraz abartılı değil mi?
Evet.
Öyle.
Peki ya sen? Mutlu musun?
Çok mutlusun, değil mi?
Harika.
Çok güzel.
Parmaklarına dikkat et.
Aferin, dikişler gerçekten çok iyi.
Bir kez daha yapalım. Pekâlâ.
Anne?
- Anne? - N'oldu?
Tuvalete tek başına gidebilirsin, değil mi?
Best Wishes to All
Ne? Ateşin mi var?
İyi misin?
Anladım.
Ama tren biletleri çoktan alındı.
Tek başıma mı?
Pek gitmek istemiyorum aslında.
Ne?
Evet.
Anlıyorum.
Tamam.
Yardım edeyim.
- Teşekkürler. - Şunu ben alayım.
- İyi misin? - İyiyim.
Kusura bakmayın.
Gidelim.
Tertemiz beyaz bavulun geldiği hâle bak!
Sorun değil.
Çizikler aslında ona daha fazla çekicilik katıyor.
Kusura bakma.
Biz yaşlılar yüzünden gençler fedakârlık yapmak zorunda kaldı.
Anlamadım?
Herkes senin kadar nazik olsaydı, bu harika olurdu.
Teşekkürler.
Yolculuğunuzda bizi tercih ettiğiniz için teşekkür ederiz.
- Merhaba. - Merhaba.
Büyümüşsün.
Kapı kilitli değil.
- Merhaba. - Merhaba.
Görüşmeyeli uzun zaman oldu.
- Büyümüşsün. - Gelmişsin.
- Dede! - Gir, gir.
- Amma da ağırmış. - Ağır, değil mi? Teşekkürler.
Büyümüşsün.
Ne kadar nostaljik, hiçbir şey değişmemiş.
Kokusu çok tanıdık.
Koku mu var? Kötü mü kokuyor?
- Hiç de kötü değil. - Öyle mi?
- Sadece nostaljik. - İyi bâri.
- Çay iç. - Teşekkürler.
Hemşire olduğunu duydum.
Harika bir meslek!
Bu günlerde bakıcı deniyor, değil mi?
Hayır, henüz olmadım.
Olabilmem için şubattaki kamu sınavını geçmem gerekiyor.
Anladım.
Belki o zamana kadar doktor bir sevgili yaparsın.
Ne!?
Acelen ne?
- Tokyo nasıl? Beğendin mi? - Beğendim.
- Çok mutluyum. - Anladım.
- Bu harika. - Evet.
Artık mutlu musun?
Mutluyum.
- Anladım. - Bu harika.
Nine.
- Miso nerede? - Miso'yu evde kendimiz yapıyoruz.
- Ev yapımı mı? - Evet, evet.
Vay canına, bu harika.
- Dur, ben alayım. - Ağır, dikkatli ol.
Tamam.
Tamamdır.
Çok ağırmış...
Vay canına. Çok güzel kokuyor.
Lezzetli görünüyor, değil mi? Daha sonra nasıl yapıldığını sana öğretirim.
- Çok güzel görünüyor. - Evet.
Bu arada, ikinci katın en ucundaki odayı kullanan var mı?
- Evet, orada biri yaşıyor. - Ne!?
Şaka yapıyorum.
İhtiyacımız olmayan eşyaları depolamak için kullanıyoruz.
Anladım.
Niye soruyorsun?
Hiç, öylesine sordum.
Bugünkü çorbanın tadı harika! Bayıldım!
Yardımı sayesinde.
- Tadı biraz fazla yoğun değil mi? - Hayır, çok lezzetli.
Harika.
Bu domuz eti de çok lezzetli. Komşumuz vermişti.
- Anladım. - Evet.
Tadına baksana.
- Evet, çok lezzetli. - Lezzetli, değil mi?
N'oluyor?
Şey, bu...
Öyle lezzetli ki, domuz bile “Afiyet olsun” diyor!
Doğru. Sonuçta, bu amaçla doğdu.
Bu doğru değil.
Dar bir kafeste tutuldu...
...dolaşmasına izin verilmedi, sadece bol miktarda yemle şişmanlatıldı...
...sonra da öldürüldü.
Şimdi de burada.
Görünüşe göre pek bir şey bilmiyorsun.
Öyleyse, minnetle yemeliyiz.
Dede, duşumu aldım.
Dede?
Dede? İyi misin?
Duşunu almışsın.
- Suyun sıcaklığı iyi miydi? - İyiydi.
- İyi geceler. - İyi geceler.
İyi geceler.
Biraz garip davranıyorlar.
Belki de bunamışlardır.
Evet.
Ne zaman geleceksin?
Umarım yakında gelirsin.
Evet.
Ne?
Hayır, bu konuda hiçbir şey duymadım.
Aile meselelerini falan konuştuk işte.
Anlıyorum.
Lütfen çabuk gel.
Tamam, hoşça kal.
- İyi misin? - Düştü.
Tam tersine, yükseldi.
İyiyim.
Kusura bakma.
N'oldu?
İyi misin?
Görüşmeyeli uzun zaman oldu.
Görüşmeyeli uzun zaman oldu.
Çok özür dilerim.
Özür dilemene gerek yok.
Yanlış bir şey yapmadın.
Tamam, kusura bakma...
Tüh, kötü oldu bu.
Seni okula ben bırakayım.
Kamyonete bin.
Kusura bakma.
Demek senin ailen de böyle!
Bin hadi.
- Öne sen otur. - Sorun değil.
- Orada oturman sorun olmaz mı? - Yo, iyi bura.
- Döndün demek. - Evet.
Stajım bittiği için, birkaç günlüğüne geri döndüm.
Staj mı?
Hemşirelik okulunda okuyorum.
Tokyo'da mı?
Evet, ben de...
- Aile çiftliğini devraldım. - Anladım.
Babam hastalandı, o yüzden devralmak zorunda kaldım.
- İyi mi şu an? - Evet.
Sanırım iyi.
Anladım.
Bisikletini evine bırakırım.
- Gerçekten ehliyetin var mı? - Var.
Ama bu, ehliyeti aldığımdan beri ilk araç kullanışım.
Yapma ya, bu kadar da kötü olamaz!
Sizi nereye götüreyim, bayım?
Lütfen, beni hemen arabadan indirin.
Korkunç kullanıyorsun, korkunç...
- İstersen ben süreyim. Böyle... - Biraz daha bekle.
Evet, şu köşeyi döndükten sonra...
Ne yetiştiriyorsunuz?
Lezzetli pirinç.
Lezzetli pirinç demek?
Zor mu peki?
Evet.
Zor sayılır, sanırım.
Ama artık hasat bittiğine göre, yapacak pek bir şey kalmadı.
Neden hemşire olmak istiyorsun?
Ne?
Şey... annem hemşire olduğundan.
Sadece... başkalarını kurtarmak istiyorum...
...ya da öyle bir şey işte.
O zaman lütfen, beni de kurtar.
Ne?
Şaka yapıyorum.
- Dönelim. - Tamam.
Sanırım birkaç gün burada kalacağım.
Bir dahaki sefere yine birlikte takılalım.
Tamam.
Vaktin olursa...
Tamam.
Döndüm ben.
Bonzai mi o?
O çocukla mı takıldınız?
Evet.
Dışarıda tesadüfen karşılaştık.
Bir daha onunla görüşme!
Ne?
Niye?
Görüşme işte!
Nine?
Bu da neydi?
- Gel, otur. - Tamam.
Bizi dikkatlice dinle.
Hepimiz seni çok seviyoruz.
Evet, teşekkür ederim.
Hayır, anlamıyorsun.
Gerçekten, hepimiz seni seviyoruz.
Teşekkür ederim.
Bize sıkıntı olsan bile umurumuzda olmazdı.
Durun, n'apıyorsunuz?
Durun... n'oluyor?
Hayır, yapmayın! Kesin şunu!
Nine?
Nine!
Biraz daha pilav ister misin?
Hayır, teşekkür ederim.
- İstemiyor musun? - Sağ ol.
Baban ve diğerleri öğleden sonra burada olur.
Evet. Anladım.
Pekâlâ.
Bu bacağı ben tutayım.
Hazır mısın... çek.
Çek..
Çek...
Tamamdır.
Ne yapıyorsunuz?
Ne yaptığınızı sordum!?
Yaklaş, gel.
Neler oluyor?
Bu da kim?
Mutluluğumuzu tamamen bu kişiye borçluyuz.
Anlamadım?
Sus!
Sus!
- Hayır, yapmayın! - Sus!
Belki de ona daha erken söylemeliyiz.
Sorun değil. Eninde sonunda anlayacaktır.
N'oldu? Böyle bir yerde… Hem de âniden?
Hayır.
Şey...
Görüşmeyeli uzun zaman oldu. Güzelleşmişsin.
Görüşmeyeli uzun zaman oldu.
Hurmalar olgunlaştı. Gelip birkaç tane yemek ister misin?
- Baba! - Sorun değil, yakınız zaten.
Bin, hadi.
İşte geldik.
- Girsene. - Rahatsız ettiğim için özür dilerim.
Tokyo, ha?
- Büyük bir şehir, değil mi? - Öyle, evet.
Peki, bir sevgili buldun mu kendine?
Yanlış anlama, oğlumuz oldukça hoş bir çocuktur.
Soğuk görünebilir, ama nazik ve kibardır.
Baba.
Çok sinir bozucusun.
Tamam, tamam.
Sağ ol.
Çok tatlıdır. Tadına baksana.
- Yiyelim. - Pekâlâ.
Bu arada...
Sana bir şey göstermek istiyorum. Dur.
Baba.
- Kes şunu. - Vay canına, çok güzelmiş.
Bir tane daha var. Dur.
Kes şunu.
Büyük şehre kadar gittin demek!
Sadece sevdiğin şeyi yap.
Bu çocuk gibi olma.
Resme yeteneği var, görüyorsun.
Yeter. Şimdi bunu konuşmanın sırası değil.
Şimdi konuşmayalım da ne zaman konuşalım?
Herkes sadece kendi hayallerinin peşinden koşsaydı, dünya düzeni çökerdi.
Eh, bu da doğru.
Ama bence, herkesin mutlu olabileceği bir yol var.
- Doydun mu? - Evet.
Ben de doydum.
Pekâlâ.
Şunu yıkayayım.
Dinle...
Başka kimseye söyledin mi?
Bu konuda...
...bundan sonra ne olursa olsun...
...umarım bana güvenebilirsin.
Evet, anlıyorum.
Biraz bekler misin?
Baksana, iyi misin?
İyi misin?
Daha iyi misin?
Pekâlâ.
Belki de hastaneye gitmeliyiz.
- Sorun yok. Birazdan geçer. - Tamam.
Kes şunu.
Yoksa geri mi döndü?
Pekâlâ.
İyi misin?
Makası versene.
Lütfen. Sessiz ol, sessiz ol.
Lütfen, sessiz ol.
Endişelenme. Birazdan seni buradan çıkaracağız.
Hazır mısın... hadi.
Ne yapıyorsun?
Ne yapıyorsun?
Lütfen, başkalarının işlerine karışma.
Bu yanlış. Yaptığınız şey yanlış!
Bu çocuğa henüz söylemedik.
Ne?
- Gidelim. - Hayır, derhâl buraya gelin.
Buraya gelin, buraya gelin.
- Neler oluyor? - Şimdi sırası değil.
Bana bak, gözlerine çok yakın tutma! Kaç kez söylemem gerekiyor anlaman için?
Bu arada, ateşimin düşmediğini söyleyip aynı gün geri dönebilir miyiz?
Ne? Çoktan, gece kalacağımızı söyledik.
Bu arada, annem bana yeni pijama aldığını söyledi.
Gerçekten mi?
Kaç yaşında olduğumu bilmiyor mu?
Ebeveynler için, çocukları ne kadar yaşlanırsa yaşlansın...
...her zaman çocuk kalır.
- Evet, doğru. - Öyle işte.
Çok zahmetli.
- Bu da ne? - Ne?
Hey! Hey!
- İyi misin? - Bir şeye çarptın.
Ne duruyorsunuz...
Ambulans...
Buna siz mi bakıyorsunuz?
Sanırım olmayacak bu iş. Fazla dert etme.
İyi misin?
- Kötü bir şey yaptım. - Anne.
- Görüşmeyeli uzun zaman oldu. - Ateşin düştü mü?
Hâlâ hafif ateşim var ama sorun değil.
Anne, sonunda geldin.
Anlamıyorum?
Bundan haberin yok muydu?
Neyse, bana müsaade. Üzgünüm.
Tamam, hoşça kalın. Üzgünüm.
Bekle, dur...
Dur!
Dur!
Ne yapıyorsun? Kes şunu!
- Tekmeleyip aşağı atacağım! - Takma kafana!
Dikkatlice izle.
Dikkatlice izle.
Ne yaptığınızı sanıyorsunuz siz?
Biri bunu durdursun!
Hayır, durdurun!
Dünyadaki mutluluk sınırlıdır.
Hangi çağda olursa olsun...
...insanlar her zaman bu sınırlı mutluluk için birbirleriyle savaşır.
Neden bahsediyorsun? Neler oluyor?
Diyorum ki, başkalarının işlerine karışma.
Başkalarına, kendi fikirlerini kabul ettirmeye çalışma.
- Anladın mı? - Bu yanlış.
Kesinlikle yanlış!
Sözde ideallerinle tek başına hayatta kalabilir misin?
Bak, gerçeklerle yüzleş!
Senin ailen de zor durumda, değil mi?
Bu çok saçma. Üzgünüm.
Bu çok garip. Baksana, anne!
- Tamam. Tamam. - Baba!
Bu kesinlikle çok garip!
Önce biraz sâkin ol, tamam mı?
Bu çok garip.
Uyanın artık!
Uyanması gereken sensin asıl.
Bundan sonra ne yapacağımızı düşünmemiz gerekiyor.
- Acıktın mı? - Evet.
- Yiyelim o zaman. - Tamam.
- Yiyelim. - Açlıktan ölüyorum. Tamam, yumulun.
- Evet, afiyet olsun. - Afiyet olsun.
Afiyet olsun.
Vay canına, kızarmış tavuk, harika.
Sevdiğini söylediğin için çok yaptım. Afiyet olsun.
- Okulda keyifli vakit geçiriyor musun? - Evet, çok keyifli.
Arkadaşlar edindin mi?
- Bir sürü arkadaş edindim. - Bu harika.
Arkadaşlarınla ne oyunlar oynuyorsunuz?
- Yakan top. - Yakan top oynuyorsunuz demek.
- Yakan topta çok iyiyimdir. - Öyle mi?
Ama topun çarpması acıtıyordur, değil mi?
- Bana çarpmaz. - Çarpmaz mı?
Çünkü kaçarım.
- Topu yakalayabilirim. - Bu harika.
Çok hızlı koşuyorsun galiba.
Çok atletik görünüyorsun.
Susun! Delirmişsiniz siz!
Birisi öldü, biliyorsunuz!
Senin gözünde o şey, bir insandı demek?
Ne?
Vay canına, başlıyor.
Bu kötü, onu hemen bulmalıyız.
Dede, iyi misin?
Bir şeyi yok, sadece kendini iyi hissetmiyor.
- Ablan kısa sürede hâlleder! - Evet, kesinlikle.
Bu şekilde olması senin suçun. Çabuk bir sonrakiyi bul.
İlk başta kanama olacak, sonra kasılmalar.
Gülmeye başlarsan, her şey biter.
Yarına kadar onu bulmalısın.
- Bunun benimle ne ilgisi var? - Kaçarak kurtulamazsın.
Dünyanın öbür ucuna da gitsen fark etmez.
Seni böyle bir yetişkin olarak yetiştirdim.
Bunu çok iyi biliyorsun.
Gerçeklerle yüzleşmelisin.
Hadi bakalım, gitmeliyiz.
- Tamam. - Sırt çantanı kapatsana. Neden açık?
Tamam. Yolda dikkatli olun.
- Gidiyoruz. - Kendinize iyi bakın.
Burada ne işin var?
Görüşmeyeli uzun zaman oldu.
Durumların pek iyi olmadığını duydum.
Evet.
- Kim o? - Eski bir sınıf arkadaşım.
Ne yapmayı planlıyorsun?
Ne yapmalıyım?
Yardım etmemi ister misin?
Ne?
Bilmiyordun demek?
Dur, ne yapıyorsun?
Hâlâ Noel Baba'ya mı inanıyorsun?
Çekme.
Neyse, sana kolay gelsin.
Merhaba.
Durum oldukça kötü görünüyor.
Evimizdeki herkes yaşlı, o yüzden bize bulaşma, tamam mı?
Anlamadım?
Çok tatlısın.
Neden şehre gidip bir tane bulmuyorsun?
Senin gibi bir çocuğun burada olması gerçekten sıkıntı.
Sıkıntı mı?
Evet.
Kafan naif düşüncelerle dolu, değil mi?
Dünyayı hiç anlamıyorsun, değil mi?
Bu arada, o da o zamanlar oldukça sıkıntılıydı.
Hatırladığım kadarıyla...
...halandı, değil mi?
Bilmiyor muydun?
Kim bu?
Çabuk söyle. Kim bu?
Kardeşim.
Halan yani.
Ne oldu ona?
Senin yaşlarındayken...
...o da senin gibi şeyler söyledi sonra da evden kaçtı.
Şimdi nerede?
Çoktan ölmüş olmalı.
Bazıları, onu dağlarda gördüğünü söylüyor.
Dinle.
Sonunun onun gibi olmasını istemiyorum...
- Affedersiniz, bu kadını tanıyor musunuz? - Hayır, tanımıyorum.
Anladım. Kusura bakmayın. Teşekkürler.
Pardon.
Affedersiniz, bu fotoğraftaki kadını gördünüz mü?
Bu fotoğraftan bir şey anlaşılmıyor ki?
Peki ailesini tanıyor musunuz ya da onun hakkında bir şey biliyor musunuz?
- Bilmiyorum dedim ya. - Ama eskiden burada yaşamıyor muydu?
Bilmiyorum dedim ya. Kaç kez söylemem gerekiyor?
Kusura bakmayın.
Çattık ya.
Muhtemelen oradadır.
Orada mı?
- Evet. - Kusura bakmayın, çok teşekkür ederim.
Merhaba.
Merhaba.
Zor, değil mi? Buraya, dağlara gelmek.
Rahatsız ettim, kusura bakma.
Dikkatli bakarsan, gözlerimiz birbirine çok benziyor.
Dedem ve ninem...
Endişelenmene gerek yok.
Hiçbir şeyi feda etmene gerek yok.
Her şeyin yoluna gireceğinden emin misin?
Her şey yoluna girecek. Bunların hepsi sadece bir yanılsama.
Nasıl yani?
Konu açılmışken, Afrika'daki çocuklar talihsiz mi sence?
Biraz talihsiz görünüyorlar.
Evet, aynen öyle. Anlıyor musun?
Ne düşünüyorsun?
Başkalarının bakış açısına göre mutlu görünmeye çalışırsak...
...asla gerçekten mutlu olamayız. Anladın mı?
Yirmi yıl sonra sıra Afrika'ya gelecek. İnanabiliyor musun?
O zamanlar bizden daha zengin olacaklar.
Bu dünya 0'lardan ve 1'lerden oluşuyor.
Sanal gerçeklikte...
...birisi ölürse, VR gözlüğünü çıkarmalıdır.
“İyi iş çıkardık,” diye düşünürler.
Sanal dünyada bir erkek...
...ya da on yaşındaki bir çocuk olabilirsin.
Evet, o dünyaya ulaşmak...
...tek umudum şu an.
Dikkatsizce etrafa bakınca, bu dünya oldukça garip bir hâl almaya başlıyor.
Kusuruma bakma.
Çok mu konuştum?
Hâlâ vaktin var mı?
- Kesemedim. - Sorun değil.
Tekrar deneyelim.
- Bir kez daha deneyeceğim. - Evet.
- Belini daha fazla kullan. - Tamam.
- Tamam, dik dur. - Dik duruyorum...
Devam et.
Tamam.
Neredeyse kırıyordun.
- Biraz daha güç kullan. - Anladım.
Tamam, devam edelim. Tamam mı?
Tamam. Hiç fena değil.
Neden...
- ...baştan başlamıyoruz? - Üzgünüm.
- Günaydın. - Günaydın.
Bana bak, çabuk buraya gel.
Biraz daha oynayayım.
Çabuk kahvaltını yap. Hazır.
Yemek soğuyacak.
- O hep böyledir. - Hep oyun oynar, evde bile...
Döndün demek.
Çabuk buraya gel.
Biraz daha oynayayım.
Bugün çorba biraz tatsız.
Bilerek tatsız yaptım.
- Ne de olsa artık miso bulamıyoruz. - Üzücü.
Evet, çok üzücü hem de.
Kıpkırmızı!
Kıpkırmızı! Kıpkırmızı!
- Kıpkırmızı! Kıpkırmızı! - N'oldu? Çok gürültü yapıyorsun.
Kıpkırmızı! Kıpkırmızı!
Kıpkırmızı! Kıpkırmızı!
N'oldu?
Çok gürültü yapıyorsun.
Kıpkırmızı!
Kıpkırmızı! Kıpkırmızı!
- Başladı. - Kıpkırmızı!
Sürekli oyun oynadığından işte.
Kıpkırmızı! Kıpkırmızı!
- Vakit kalmadı. - Ee, n'apıyoruz? Bulabildin mi...
Kıpkırmızı! Kıpkırmızı!
- Annemin karnı çok büyümüş. - Evet.
- Kıpkırmızı! Kıpkırmızı! - Gerçekten çok heyecanlı.
Evet.
- Kıpkırmızı! Kıpkırmızı! - Vakit dolmak üzere.
Evet.
Kıpkırmızı! Kıpkırmızı!
Bu kesinlikle çok lezzetli.
Yakalanacağız!
Bu kesinlikle çok lezzetli.
Ama ben yiyeceğim, tamam mı...
Hop, hop, bu çok kötü. Bu çok kötü.
Bu ne böyle!?
Acıyor mu?
Bu kız ne ayak?
Merhaba.
Bunu götür sen.
İyi misin?
Auran değişmiş.
Onlarla ilişkin düzeldi mi?
Evet, onlara direnmenin...
...çok aptalca olduğunu hissettim.
Bu yüzden... kabullendim.
Sonuçta, yetişkinler de aynı şeyi yapıyor, böyle düşünüyorum.
Her neyse, bu sadece... nazik olmak ve iyi geçinmekle ilgili...
Anlıyorum.
Mutlu musun peki?
Evet, eskiye kıyasla çok mutluyum.
Pekâlâ, ben okula gidiyorum.
İyiyim ben.
Değişmek sorun değil...
Ne?
- Ye, lütfen. - Ye, lütfen.
- Çok lezzetli. - Çekinme, afiyetle ye.
- Lütfen ye, çok lezzetlidir. - Nadir bulunur.
Evet, oldukça nadir bulunur.
- Lütfen, lütfen. - Ayrıca, çay da iç.
Ye, lütfen.
Tam zamanında geldin.
Bu da kızım.
Onlara da “merhaba” de.
Hemen geri dön.
Hemen geri dönmeni söyledim!
- O yüzden acele et ve geri dön! - Neden bahsediyorsun?
Geri dön! Geri dön!
- Hemen geri dön. - Yapma!
- Hemen geri dön, çabuk! - Bir dakika bekle! O...
Kes şunu! Hop!
Kıpkırmızı, kıpkırmızı, neden?
Vakit kalmadı.
Kıpkırmızı...
Bu bir yanılsama, hepsi bir yanılsama!
Vakit kalmadı!
- Senin yüzünden herkes ölecek! - Peki ne yapmamı istiyorsun!?
Kapa çeneni!
Bir çocuk, çocuk gibi davranmalıdır.
Çocuk rolünü düzgün bir şekilde oyna, yeter.
Ne?
Başından beri biliyordun, değil mi?
Sadece kabullenemedin, değil mi?
Sadece görmezden geliyordun, değil mi?
Sonuçta, sadece kendini düşünüyordun.
Kapa çeneni!
Böyle bir zamanda ne yapıyorsun?
- Ne yapacaksın? - Hop!
Kes şunu!
Kes şunu!
Dur...
Yapma! Tamam, tamam!
Yapamam.
Yapamaz mısın?
- Yapamaz mısın? - Yapamayacağını söyledi.
Yapamaz mısın?
Gerçekten de hâlâ... işe yaramıyor.
Bu evde hiçbir şey değişmiyor.
Her nesil sanki hiç var olmamış gibi...
...bu yüzden de hiçbirimiz mutlu olamıyoruz.
Bu doğru değil.
Kesinlikle mutlu olabiliriz.
- Olamayız. - Bu doğru değil!
- Doğru olmadığını söyle! - Hâlâ vakit var, geri dönmelisin.
- İstemiyorum. - Hemen geri dön.
İstemiyorum.
- Geri dön. - İstemiyorum.
Geri dönmeni söyledim sana!
- Anne. - İyi misin?
Tamam.
Tamam, içeri girelim, hadi.
Hey.
Hey, iyi misin?
Beni duyabiliyor musun?
Yeter.
Bu çürümüş dünyadan bıktım.
Vazgeçtim artık.
Kes şunu!
Kes şunu!
Hayır!
Başlıyor, hazır olun...
Daha sert ıkınıyoruz!
Lütfen, kes şunu.
Lütfen.
Hayır.
Hayır...
Lütfen.
Kes şunu.
Lütfen.
Tamam, tamam...
Tamam, tamam...
Tamam, çok güzel, çok güzel...
Beklettiğim için özür dilerim.
- Çok geciktin. - Geciktim.
- Bir daha olmayacağına söz veriyorum. - Bunu kaç kez söyledin?
Üzgünüm, affet. Bir daha olmayacağına söz veriyorum.
- Tamam, bu sefer ben ısmarlıyorum. - Tamam.
Beklettiğim için özür dilerim.
Sorun değil.
Bu arada, kıyafetim uygun mu? Çok mu parlak?
Hayır, bence harika.
- Gidelim. - Tamam.
- Önümüzdeki haftaki ameliyat ne oldu? - Ertelendi o.
- Anlıyorum. Sonunda biraz dinlenebilirsin. - Evet, biraz.
Ne güzel denk geldi, beraber bir seyahate çıkalım mı?
Seyahat iyi olur, evet. Uzun zamandır seyahat etmedim.
- Nereye gidelim? - Nere iyi olur?
Nine.
Sana yardım edelim...
- Teşekkür ederim. - ...şunları biz alalım.
- İyi misin?! - İyiyim.
Gergin misin?
Evet, biraz.
Anlıyorum.
Neden bu kadar mutlu görünüyorsun?
Çünkü...
...çok mutluyum.
Çeviri: dikistutmaz X: iapetos Letterboxd: moandor
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.