Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
English
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
CU LI NEVER CRIES
Uzun bir yolculuğun ardından...
...kırık bir vazo...
...ve küçük bir hayvanla geri döndüm.
Eski kocamdan kalan yegâne miraslar.
Uzun zamandır birbirimizi görmemiştik.
Bu nedenle...
...cenaze töreni, uzun zamandır gömülü olan anıları ortaya çıkardı.
Bugünden çok uzak bir zamandan.
Sadece benim yaşımdaki insanların hafızasında var olan bir zamandan.
Kişisel ve tarihsel anılar.
Yabancılaşma hissi.
Eve döndüm.
Hiçbir yere varmayan bir yolculuğa çıkmış gibiydim.
Yaşadığım yeri tanıyamıyordum.
Sokaklar pek tanıdık gelmiyordu.
Evim, gerçek evim değil gibiydi.
Unutulmuş olan tanıdık...
...tanıdık olansa yabancı gelmeye başlamıştı.
Dönmüşsün.
Vân, bak kim geldi.
Öğrencileri uyandır.
Uyanın. Uyanın!
Çocuklar.
Bakın kim geldi.
Çocuklar.
Hadi.
Uyanın.
Niye bu kadar geç saatlere kadar kalıyorlar?
- Geç mi? - Aileleri onları almaya gelmedi mi?
- Oha, saat 21:30 olmuş. - 21:30 mu?
Alarmı kurduğunu sanıyordum!
Teyze, 20:30'da döneceğini sanıyordum.
Gitmeliyiz.
Lütfen onlara göz kulak ol, teyze.
Bu gece burada kalacaklar.
Peri masalı gibi; ama lânet yer kapalı!
- Sana da hiç güven olmuyor! - Gelinliği kendim deneyemezdim ya!
Bunu beğendin, değil mi?
Yarın sabah sipariş ederim.
Diğer insanlar bir yıl boyunca hazırlanıyor.
Sense, her zaman son saniyeye bırakıyorsun.
- Ya yağmur yağarsa, erteleyecek miyiz? - Sadece fotoğraf çekimini, düğünü değil.
Düğüne daha haftalar var.
Kes şunu.
Annene bile söyleyemedin.
Karnım büyüdüğünde ne yapacağız?
Ya sen?
Sen de teyzene söylemedin.
Teyze, haftaya cumartesi boş musun?
Quang'ın ailesi nişan töreni yapmak istiyor.
Ne?
O gün evde olabilir misin?
Neden bu kadar âni oldu?
İki aile de yıl sonu konusunda anlaşmıştı.
Fikirlerini değiştirdiler.
Hadi ya?
Belki de uğurlu tarihleri kontrol etmişlerdir.
Bilmiyorum.
Hamile olduğunu söyleme sakın.
Yok canım.
Öyle bir şey yok.
Neden böyle düşündün ki?
Sadece sordum.
Çocuklara şeker yok demiştin, değil mi?
Tütsü yandı ve bitti. Adakları indireyim.
Hayır!
Dokunma ona, o senin amcan.
Hayvan vazoyu kırdı, ben de külleri ona koydum.
Bunları yiyeceğinden emin misin?
Veterinerlik lisansım üzerine bahse girerim.
Günde iki çekirge verin.
Taze meyveyle birlikte.
Vahşi hayvanları beslemek istiyorsanız...
...kendilerini doğada gibi hissetmelerini sağlamalısınız.
Benim dükkânım, tüm o süslü vitrinleri olan büyük dükkanlar gibi değil.
Doğru.
Hayvanat bahçelerinde hayvanların bakması için doğal manzaralar çiziyorlar.
Evet, hanımefendi.
Bende de küçükken sizinki gibi bir tane vardı.
Ama o zamanlar henüz acemiydim, o yüzden sadece bir hafta yaşadı.
Şehir artık çok kirli ve cu li de hassas bir hayvan.
Ormanlarda asla rastlamayacakları hastalıkları şehirde kaparlar.
- N'oldu? - Dizim...
Yaşlanıyorum işte.
Geçen hafta dizimi çarptım ve hâlâ mosmor.
Buyurun.
- Bitkisel losyon mu? - Evet, ama içmeyin.
Tapınaklarda kullanılan pirinç şarabı ile karıştırın.
Sonra morarmış bölgeye masaj yapın.
Çok iyi gelir.
50,000 dong tuttu.
- Losyon benden. - Yok, olur mu öyle şey...
Kendinizi kötü hissederseniz, tekrar gelin.
Çok naziksiniz.
O mu o kocaman dev?
Merhaba Bay Kırmızı.
Merhaba Bay Mavi.
Kurt, git buradan.
Bayan Vân evde değil.
Ne kurdu?
Onu aradığımı nereden biliyorsun?
Sen kötü kurtsun, içeri giremezsin.
Dinle, o masalı unut gitsin.
Dışarısı çok sıcak, ya hastalanırsam?
Sıcaktan korkuyorsan erkek değilsin demektir.
Korkmuyorum.
Bayan Vân'a, ona bir hediyem olduğunu söyle.
Hediye nerede?
Delirdin mi sen? Çok sıcaksa evine git.
Niye telefonlarımı açmadın?
İçeri girme.
Mumu üfle.
Ne diledin?
Yüzük çok sıktı, çıkaramıyorum.
Ne dilediğini sordum?
Bakayım.
Bu bir nişan yüzüğü, neden çıkarıyorsun?
Doktor, ellerimin daha da şişeceğini söyledi.
Düğüne kadar takılı kalabilir mi?
Değiştirebilir miyiz diye sormayı unuttum.
Bay Quang damat, Bayan Vân gelin.
- Değiştirebilirsiniz - Öyle mi?
Size zaten söylemiştim...
“...evlilik iptal olursa iade edebilirsiniz” demiştim ya.
Ona daha büyük numara bir yüzük almasını söylemiştim.
Parmağınızın ölçüsünü alalım.
Elinizi verin.
Bu boyutta İmparatoriçe Xiaozhaoren yüzüğümüz yok.
Yüzüklerin isimleri mi var?
Tekrar kontrol edebilir misiniz, lütfen?
Peki ya bu mor olan nasıl?
Zevklisiniz.
Bu lavanta mavisi bu yıl çok moda.
Çabuk tükeniyor.
Nasıl buldun?
Bir daha yapsana.
Burada ne arıyorsun lan yavşak?
Üniformamı görmüyor musun, iki aydır burada çalışıyorum.
Çok şanslısın.
Ne şansı lan, başka seçeneğim mi var sanki.
Hiçbir avantajı yok, sadece bedava bilet var.
Bu o mu ve onlar da anaokulu çocukları mı?
Merhaba tatlım!
Ne “tatlım”ı lan!
O bizden daha büyük.
- Merhaba, hanımefendi. - Merhaba.
Bize bir yemek borcu var.
Ona koltuk çıkar mısınız?
Saçma sapan konuşma.
Baba çulsuz değil, oğlum.
♪ Peri şarkıları çağırır, ♪ ♪ unutturur insan diyarını ♪
♪ Büyülü genç teller, ♪ ♪ inler aşkın nağmesiyle ♪
♪ Cennet! ♪
♪ Hayâl mehtabı ♪ ♪ karışır topraktaki ırmaklara ♪
♪ Göksel aşk, nâdir bulunur mavi dolunayda ♪
♪ Rüzgâr sâkinleşir ♪
♪ Geçmişi yâd etmenin ne anlamı var, ♪ ♪ ruhu hüzünlendiriyorsa? ♪
♪ Dönüşü mümkün olmayan bir vatanın özlemi ♪
♪ Dünyevî ruhlar döner cennet bahçesine ♪
♪ Peri diyarı nerede saklı ki? ♪
♪ Akşam karanlığında dalgaların arasında ♪ ♪ kimin sesi yankılanıyor? ♪
♪ Yitip gidenleri anımsatıyor bana. ♪
♪ Burası cennete giden yol, ♪ ♪ aşkın doğduğu yer. ♪
♪ Rüzgâr, hüzünlü bir ezgiyle esiyor ♪
♪ Kimi notalar özlemle dolu ♪
♪ Kimileri de karanlık ♪
♪ Nazikçe, usulca… ♪
♪ Tıpkı suyun sesi gibi ♪
♪ Şeftali çiçeklerini nazikçe döküyorlar ♪
♪ Sis gökyüzünü kaplıyor ♪
♪ Çiçeklerin altında bir kayık süzülüyor ♪
♪ Memleket, ♪ ♪ yavaşça dağların arkasında kayboluyor ♪
♪ Melankoliyle süzülüyor inci nehrinde ♪
♪ Bu cennetin kıyılarında ♪ ♪ şarkı söyleyen de kim? ♪
♪ Cennet! ♪
♪ Çiçekler artık kelebekleri beklemiyor ♪
♪ Ve yitip gitmiş huzurlu ruhlar, ♪ ♪ perilerle dans ediyor ♪
♪ Uzaklarda, güneşin doğduğu yerde ♪
♪ Çin Denizi kıyılarında ♪
♪ Bir adam vardı ki, ♪ ♪ bütün bir halk onu baba gibi sayardı ♪
♪ Adı Hô Chi Minh'ti ♪
♪ Hồ, Hồ, Hồ Chí Minh ♪
♪ Hồ Chí Minh'imiz ♪ ♪ derin deniz denizcisiydi ♪
♪ Donanmada 3 yıl görev yaptı ♪
♪ Orada yoksunluk, aşağılanma ve sömürü... ♪
♪ ...onun günlük hayatının bir parçasıydı ♪
♪ Hồ, Hồ, Hồ Chí Minh ♪
- Harika, bu şarkının adı ne? - Bu şarkıyı bilmiyorum.
- Daha önce duymadın mı? - Hayır.
- Öyle mi? Kaç yaşındasın? - 21 yaşındayım.
- Yüzüğü aldınız demek? - Beğendiniz mi, hanımefendi?
Çok güzel.
Bundan sonra lütfen bana anne de.
Kusurumuza bakmayın.
Sadece ikimiz varız, bu yüzden daha iyisini hazırlayamadık.
- Gayet güzel. - Büyüklerin sözünü kesme.
Kendimi tanıtayım.
Adım Ma Văn Minh, ailenin reisiyim.
Bu nişan töreninin başkanlığını yapmaktan onur duyuyorum.
Sevgili nişanlı aileleri...
...bugün damat tarafı yedi hediyelik tepsi getirdi.
Bununla birlikte, cüzi bir miktar para katkısı da sundular.
İki anne, lütfen tepsileri açın ki nişanlıların ailesi de görebilsin.
Buyurun, lütfen.
Ve son bir şey daha var.
Düğünden sonra...
...gelini hemen götürmek istiyoruz.
Kırsala mı?
Şehirde kalacaklarını sanıyordum?
Sana bunu yapmamanı söylemiştim.
Müjdeyi aldığımızda, ailelerimiz bu konuyu konuşabilir.
Doğurmasına, sadece 6 ay kaldı.
Neden böyle şeyler söylüyorsun?
Keşke evde kalsaydın.
Müsaadenizle.
Teyze, özür dilerim.
- Bir dahaki sefere yapmayacağım. - Bir dahaki sefer de mi var?
Niye hamileliğini benden gizledin?
Aynı evde yaşamıyor muyuz?
Yardım et bana, teyze. Kırsala taşınmak istemiyorum.
Kocan nereye derse oraya gidersin, böyledir!
Ağzını bile açma.
Sâkin ol biraz, teyze!
Büyükten küçüğe, her şey mahvoldu.
Kaç kişinin geleceğini bile söylemekten âcizsin!
Hiçbir şeyi beceremiyorsun!
Tek yaptığın beni utandırmak!
Neden ağlıyorsun?
Her şey silinip gidecek zaten.
♪ Yarın için söz veremem belki ♪
♪ Ya da uzun yolların sonuna... ♪
♪ Ama bugün yanındayım ♪ ♪ ve hep böyle kalacağız ♪
♪ Bu da bana yeter ♪
♪ Kızsak bile birbirimize, ♪ ♪ ya da aşkımız eskisi gibi olmasa da ♪
♪ Yine de inan bana ve şunu hatırla ♪
♪ Asla ağlatmayacağım seni ♪
♪ Asla üzülmene izin vermeyeceğim ♪
♪ Sonsuza dek, sonsuza dek... ♪
Üçümüz burada oturmuşuz.
Bir sürü seksi hatunla...
...yuva kurmaya çalışıyoruz.
Bizi bir kadın için terk ettiğine inanamıyorum amına koyayım.
Evlilik en iyi seçenek.
Dünyada sonsuza kadar aylaklık etmenin ne anlamı var ki?
Güneyliler nasıl küfreder?
Güneyliler nasıl küfreder?
“Siktir git!”
Siktir git, o tişörtü giyince suratın amcık gibi görünüyor.
Kuzey aksanıyla dene.
Siktir git!
Kuzeyli amcık!
Onunla evlenmeli miyim sence?
Vân'la mı?
Niye soruyorsun bunu?
Birden emin olamadım.
Nasıl emin olamıyorsun?
Ne bileyim...
Çocuğun sana mı yoksa Vân'a mı çekmesini istersin?
- Doktor “oğlan” dedi, benim gibi! - Cinsiyetini sormuyorum.
Sarhoşken aklım hep başka yere kayıyor!
Gözleri de kulakları da tamamen normâl.
Kürkü çok güzel.
Sağlığı yerinde.
Diziniz nasıl oldu?
Tüh! Şişmiş!
Gençliğimden beri artritim var.
O zamanlar yoksulluk vardı, sağlığımıza dikkat etmezdik.
Rahatladım.
Losyonuma alerjiniz olduğunu sanmıştım.
Bazen düşününce üzücü oluyor.
Yaşlandım, artık kronikleşti.
Çok yazık.
Dedem hayatta olsaydı, sizi iyileştirirdi.
Tıp bilgisi var mıydı?
Evet, size bahsetmemiş miydim?
Ailem, Doğu tıbbı ile uğraşıyordu.
1946'da Hồ Amca'yı tedavi eden ünlü Từ Lan eczanesini biz işletiyorduk.
O losyon, dedemin tarifiydi.
Bu kadar etkili olmasına şaşmamalı.
Birkaç uygulama sonunda morluklar geçti.
Cilt hastalıklarını bile tedavi edebilir.
Cildinize sürmeniz yeterli, iyileştirir.
Ne kadar uslu bir bebek.
Tıslıyor.
Kameraya bakın ve gülümseyin.
Karına arkadan sarıl.
Gülümsemeyi unutmayın.
Damat, lütfen geline bak.
Şimdi, damat, sen bana bak; gelin, sen de damada bak.
Geline sırtını dön.
Şimdi, gelin, kocanı arkadan kucakla.
Annem, sanki hâlâ çocukmuşum gibi ıslandım mı diye soruyor.
Keşke, senin sahip olduklarına sahip olsaydım.
Teyzem beni asla anlamaya çalışmıyor.
Gerçekten öyle mi düşünüyorsun?
Biraz tuhaf biridir.
Birbirimizle konuşamıyoruz bile.
Doğru olmadığını biliyorum, ama bazen...
...bunun sebebinin, onun gerçek annem olmaması olduğunu düşünüyorum.
Romantik filmleri severim.
Bir cevabınız olduğunu görüyorum.
Lütfen, arkanızı dönün.
En sevdiğiniz türler hangileri?
Marvel süper kahraman filmleri, drama, romantik.
- Peki sizin en sevdiğiniz türler neler? - Aksiyon ve komedi, evet.
Lütfen beni izle, şu tarafta bir masa var.
Ne kadar sevimli bir maymun.
Maymun değil.
Cu Li.
“Cu-Ni” mi? Hiç duymadım.
Hiç şaşırmadım.
Quảng Bình yağmur ormanlarının derinliklerinde yaşarlar.
Elime alabilir miyim?
İlginç, senden çekinmiyor!
Kokuyor.
Alışılmadık bir kokusu var.
Avrupa'dan getirdim.
Ama onun Quảng Bình ormanında yaşadığını söylemiştin?
Uzun hikâye.
Dinlemek istemezsin.
Sorun değil.
Kulüp, hikâyeleri dinlemem için bana para ödüyor.
Avrupa'dan buraya döndün demek?
Ne güzel.
Ben buradan hiç ayrılmadım.
Hikâye dinleme havasında değilsen...
...dans etmeye ne dersin?
Şimdi mi?
“Cu-Ni” seni dansa davet ediyor.
Bana, gençlik günlerimi hatırlatıyorsun.
Hangi günleri?
Ne zaman yaşlandın ki?
Beni uzun zamandır tanıyormuş gibi davranıyorsun.
Gerçekten öyle mi düşünüyorsun?
Buradaki herkes gibi...
...bana kardeşim diyebilirsin.
Benimle uzaklara gitmek ister misin?
Müziği durdur!
Anne! Baba!
Sus.
Hoparlörler hâlâ açık, kısık ses müzikle devam.
Kaşınmayın, teyzeye kaşındığınızı belli etmeyin.
Herhangi bir ödül kazandınız mı?
Alerji mi oldunuz? Gidip krem alayım.
Bu saatte açık olan dükkân yok.
Doğru.
- Yarın o zaman. - Yarın mı?
Bunu gördüklerinde aileleri çok kızacak.
Hepsinin cildi döküntülerle kaplı.
Parfümü fark etmeyeceklerini mi sanıyorsun?
Bu kokuyu almamaları imkânsız!
Daha iyi bir fikrin var mı?
Bu losyonu bir dene.
Cu Li'yi götürdüğümde veteriner vermişti.
Neyin var senin?
Onlara maymun ilacı sürmemi mi istiyorsun?
Kes sesini!
Sızlanmayı kes!
Kimse ölmeyecek.
Sana defalarca söyledim...
...Cu Li, bir yavaş lori. Maymun değil.
Aynı şey işte.
Hamileyken evde bulundurmak uğursuzluk getirir.
Uğursuzluk getirsin ya da getirmesin, o, benim sorumluluğumda.
- Sen onunla hiç ilgilenmiyorsun. - Ama yine de onunla yaşamak zorundayım.
Belki de çocuklara uyuz bulaştırmıştır.
- Sen de kapacaksın, teyze. - Seni şımarık velet!
Bana nazar değdirmeye mi çalışıyorsun?
Yeterince konuştuk.
Kurtul şu şeyden!
Çocuklara eğitim veriyorsun...
...ama nasıl bir rol model olduğuna bir bak!
Dağınık, pasaklı, ahlâksızsın.
- Kes şunu. - Kapa çeneni ve beni dinle.
Bu hastalığın sebebini mi arıyorsun? Bu senin ve sevgilinin suçu.
Sağlıksız yaşam tarzınızdan kaynaklanıyor.
Kimse, yeğeniyle bu şekilde konuşmaz.
Kimse de senin gibi büyüklerine saygısızlık etmez!
Ben 18 yaşındayım, ne istersem onu yaparım.
Seni ben büyüttüm, ne istersem onu söylemeye hakkım var.
Bu kadar toksik olma.
Hiçbir ebeveyn, çocuğuyla böyle konuşmaz.
Karşılaştırmak mı istiyorsun?
Ben onlardan bin kat daha iyiyim.
Annen, sen iki yaşındayken öldü.
Babansa, hiçbir iz bırakmadan gitti.
Seni büyütmek için her şeyini kim feda etti?
Bana böyle mi teşekkür ediyorsun?
Ee, beni mi seçiyorsun, yoksa maymununu mu?
Artık büyüdün. Ve yakında evleneceksin.
Burada yaşamak isteyip istememek senin seçimin.
Artık birlikte yaşamayacağız.
Sürekli kavga etmenin ne anlamı var?
Geçmiş gelir, yapışır peşime...
Şimdi'nin camından süzülürcesine...
Ân'ın kısalığına inat, “ânı yaşa” derler.
Ama geçmiş, yine de gelir bulur beni.
Bölük pörçük...
Paramparça...
İnsanlar, geçmişten çok bugünü yeğler...
Deneyim parçalarında var olmayı...
Çünkü anılar bugünde oluşur.
Bazen tamamen gelip geçici olurlar.
Peki, şu anki deneyimin özü nedir?
Bilinmemesidir.
Güneş ışığının kaldırıma vuruşu gibi.
Çıplak ayağa değdiği an gibi.
Oğlun mu? Epey büyümüş.
Hiç değişmemişsin.
Çok uzun zaman oldu.
O kadar çok şey oldu ki.
Burada hiçbir şey değişmedi; herkes tıpkı eskisi gibi.
Sen yurt dışına gittikten sonra bile...
...ekonomik reformlardan sonra bile.
Hans'la aranız nasıl?
Kocamla mı?
Tüm bu değişikliklerden sonra, kimse aynı işi yapmıyor artık.
Şimdi ne iş yapıyorsun?
Önemli bir şey yapmıyorum.
Bu yaşta ne yapabiliriz ki?
En azından sağlığın yerinde.
Bu daha da imkânsız.
Dizime baksana.
Bana teşekkür etmeliydin.
Doğu Alman uzmanları getirmeseydim, onunla tanışamazdın.
Evet, o günler çok güzeldi.
Her şeyimiz eksik olsa bile.
Gençtik ve hiçbir şey için endişelenmiyorduk.
O zaman, gençliğine geri döndüğünü hayal et.
Fabrikanın yıl dönümü kutlaması yaklaşıyor.
Her yıl aynı tören yapılıyor; ama herkes yine de çok neşeli.
Geçmişe geri dönemezsin.
Şu an, geçmişte yaşıyorsun.
Etrafına bir bak, eski günlerinden farklı mı?
Demek istediğim, geçmişe dönebilseydik...
...o zaman artık bizim geçmişimiz olmazdı.
“Aynı nehirde iki kez yıkanılamaz” gibi mi?
Hidroelektrik mühendisi olduğunu unuttun mu? O nehre eskiden yaptığımız gibi set çekelim.
Tıpkı benim şimdi yaptığım gibi.
♪ Ey vatanım! ♪
♪ Düşman yıkmaya çalışsa da ♪ ♪ dimdik ayaktasın ♪
♪ Nihai zafer günü için ♪
♪ Ne kadar da güzelsin ♪
♪ Işıldayan gözlerle ♪ ♪ hayatımızı aydınlatırsın ♪
♪ Dilerim ki ♪ ♪ sarayım vatanımın her karışını ♪
♪ Dilerim ki yankılansın ayak seslerimiz ♪
♪ Direnişçi kurtuluş askerlerimizin izinde ♪
♪ Fener Bayramı'nda ♪
♪ Her tebessüm, ♪ ♪ hayatın coşkulu bir çiçeğine dönüşür ♪
♪ Vatan inancımız ebediyen sürecek ♪
♪ Dağlar ve nehirler artık bir bütün ♪
♪ Şanlı Vietnam! ♪
Şimdiki zaman bazen...
...bizi sürekli geçmişe geri götürür.
Tuhaf bir şekilde gerçek gibi görünür.
Kocamla olan anılarımı düşündüm.
O zamanlar, 2. Motor Ünitesi'nde mühendis olarak çalışıyordum.
O ise 1. Fabrikada şefti.
Kuraklık sırasında kurumuş nehrin kenarında...
...bana aşkını itiraf etmişti.
O dönemde aynı eski hikâyeyi tekrar tekrar anlatıp duruyorlardı.
1960 yılında Başkan Hồ Chí Minh Kara Nehir'i ziyaret ettiğinde.
Hồ Amca şöyle demiş...
“Suyu düşmandan müttefike dönüştürmeliyiz...
...nihai amacımız, nehri evcilleştirmektir.”
Orijinal eskizde çok ciddiydi.
Kolu daha da yukarı kalkmış şekilde, nehri işaret ediyordu.
Ama baş mühendis bunun çok ağır olacağını söyledi.
Bu yüzden kolu indirdiler.
Böyle daha iyi.
Daha samimi ve sıcak.
Senin gibi düşünen çok az insan var.
Biz sadece bunu daha az etkileyici buluyoruz.
Nehirler kurur, dağlar aşınır. Ama senin gibi insanlar asla değişmez.
Böylesi daha iyi değil mi?
Belki de öyledir.
Seni her zaman nerede bulacağımı biliyorum.
Bir sonraki dolunayda yeğenimin düğünü var.
Kader işte.
Muhasebeci Sinh ve karısıyla hiç anlaşamıyordunuz.
Ama artık akraba olacaksınız!
İşte.
Hâlâ cebimde duruyor.
Değil mi?
Niye önceden konuşmadınız?
Aynı düğüne iki kez gidemem.
Nasıl unuttum ya?
Benim de sana bir hediyem var.
Teşekkür ederim.
Tüh!
Bir çubuğu kırılmış.
İlginç, hiç kullanılmadı.
Tüh.
- Fotoğrafımızı çekebilir misin? - Tabii.
Ana-oğul, gülümseyin.
Çekiyorum.
Çok güzel.
Uyuzu var. Yanında taşımamalısın.
Benimle düğüne gelmeni istiyorum.
Neden?
Kimseyi tanımıyorum ki.
Benim misafirim olursun, bu yeterli.
Annem, “Düğüne gitmek seni bekar bırakıyor” dedi.
Bu doğru değil.
Tepsi taşımak veya sağdıç olmak zorunda kalmayacaksın.
Düğünleri sevmiyorum.
Sevgilimin düğününden sonra...
...artık bir daha düğüne gitmek istemiyorum.
Demek bir sevgilin var?
Hayır. Eski sevgilimden bahsediyorum.
Al şunu.
Benimle gelirsen, daha fazlası da olacak.
Beni hiç anlamıyorsun.
Jigolon olmak istemiyorum.
Olsaydım da bu yeterli olmazdı!
Seni bir arkadaş olarak görüyorum.
Nereye gidiyorsun?
Oraya yalnız git.
Benden bu kadar.
Benimle birlikte gelecek birine ihtiyacım var.
Kızdın mı?
Hâlâ kızgın mısın?
Hep böyle tek başına oturuyorsun.
Neden benimle buraya gelmeyi kabûl ettin?
Yaşlılar kulübünde neden çalıştığımı biliyor musun?
O şarkıyı hatırlıyor musun?
“Cennet”i?
Ninem ben küçükken bana söylerdi.
Orayı, vaat edilmiş topraklar olarak görürdük.
Ama kimse bu dünyada orayı bulamadı.
Ama gençliğinin nostaljik anılarında...
...bir zamanlar onu bulduğunu hatırlıyordu.
Gözlerin sürekli bir şey arıyor.
Tıpkı nineminkiler gibi.
Bence, düğüne yalnız gitmelisin.
Siz ikiniz, yakınlaşın.
Tamam, sonuncuyu çekiyorum.
Tamamdır, teşekkürler.
Onun da bir vesikalığını çek.
Yakında ihtiyacımız olacak gibi görünüyor.
Müsaade eder misin?
Pardon.
- Bizi bir çekebilir misin? - Tabii.
Neşelen biraz.
Kusura bakma.
O gün evimde seni tanıyamadım.
Bana hatırlatabilirdin.
Ama o gelemedi.
Bu hâlde görülmek istemiyordu.
Biraz gülümse, neredeyse bitti.
Doktor...
...bana sadece iki ay ömür biçti.
Bazı şeyleri...
...kimse öngöremez.
Bu tür hastalıkların...
...sadece Kore dizilerinde olduğunu sanırdım.
Ama aynısı benim başıma da geldi.
Evet.
Bu dünya giderek daha da öngörülemez hâle geliyor.
Ama yine de torununu görebileceksin.
Büyük bir vedanın eşiğinde olduğumu fark ettim.
Bu, ruhumuzu kemiren bir yara gibi.
Vazgeçmeyi öğrendim.
Kim Vân ve Văn Quang'ın düğününe...
...icabet ettiğiniz için hepinize teşekkür ederiz.
Gelin'in anne ve babası buradaki sevincimizi paylaşamasa da...
Amcalar ve teyzeler de anne ve babalar kadar iyidir.
Vân eş olmaya hazır, bu yüzden teyzesi birkaç tavsiyede bulunuyor.
Yeni evinde itaatkâr bir gelin ol, büyüklerine saygılı ve terbiyeli davran.
Hayatını düzene sok ve her alanda kendini geliştirmeye bak!
Düğün Komitesine...
Omuz omuza, birlikte hayatın üstesinden geleceğiz.
Yüz yılı aşkın bir aşkın temsilcileriyiz.
Eşler arasında bir öpücükle...
...yeni yaşamlar filizlenir; gençliğin tazeliği bir ömür boyu sürer.
Sanki bir rüyanın içindeymişçesine, birbirlerini arayıp durdular.
Şu hâline bak, karnın ne kadar da büyümüş.
Bana artık kırgın değil misin?
Gel, otur.
Bu benim alyansım.
Hediyem olarak kabûl et.
Maymun nerede, onu getirmedin mi?
Onu sevmediğini sanıyordum.
Ama o yanındayken daha az üzgün oluyorsun.
Artık üzgün değilim.
Hayatımın aşkı!
Hayatımın aşkı nerede?
Bu şarkıyı sana adıyorum.
Adı “Seninim”.
♪ Yarın için söz veremem belki ♪
♪ Ya da uzun yolların sonuna... ♪
♪ Ama bugün yanındayım ♪ ♪ ve hep böyle kalacağız ♪
♪ Bu da bana yeter ♪
♪ Kızsak bile birbirimize, ♪ ♪ ya da aşkımız eskisi gibi olmasa da ♪
♪ Yine de inan bana ve şunu hatırla ♪
♪ Yarın için söz veremem belki ♪
♪ Ya da uzun yolların sonuna... ♪
♪ Ama bugün yanındayım ♪ ♪ ve hep böyle kalacağız ♪
♪ Bu da bana yeter ♪
♪ Kızsak bile birbirimize, ♪ ♪ ya da aşkımız eskisi gibi olmasa da ♪
♪ Yine de inan bana ve şunu hatırla ♪
♪ Asla üzülmene izin vermeyeceğim ♪
♪ Asla ağlatmayacağım seni ♪
♪ Asla, asla... ♪
♪ Bir saniyeliğine bile seni üzmeyeceğim ♪
♪ Sen üzgünken susacağım. ♪
♪ Seni kendimden daha çok seviyorum ♪
♪ Ve sonsuza kadar da seveceğim... ♪
♪ Evlen benimle, lütfen evlen... ♪
♪ Evlen benimle, lütfen evlen... ♪
♪ Evlen benimle, lütfen evlen... ♪
♪ Artık seninim ♪
♪ Biz birbirimize aidiz ♪
♪ Hastalıkta da sağlıkta da ♪ ♪ sonsuza dek birlikteyiz ♪
♪ Artık sen de benimsin ♪
♪ Sonsuza dek birbirimize aidiz. ♪
♪ Mutlulukta da üzüntüde de ♪ ♪ sakın kaygılanma ♪
Çeviri: dikistutmaz X: iapetos Letterboxd: moandor
♪ Akşam karanlığında dalgaların arasında ♪ ♪ kimin sesi yankılanıyor? ♪
♪ Yitip gidenleri anımsatıyor bana ♪
♪ Burası cennete giden yol, ♪ ♪ aşkın doğduğu yer ♪
♪ Rüzgâr, hüzünlü bir ezgiyle esiyor ♪
♪ Kimi notalar özlemle dolu ♪
♪ Kimileri de karanlık ♪
♪ Nazikçe, usulca… ♪ ♪ Tıpkı suyun sesi gibi ♪
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.